• Anasayfa
  • https://www.facebook.com/tarihtarihcemiyeti/
  • https://twitter.com/ttcemiyeti
TAVSİYE KİTAP

Anasayfa

Bu makalenin konusu, Macar özgürlük savaşından sonra Osmanlı Devleti'ne iltica eden Macar ve Polonyalı ihtilalcilerdir. Osmanlı diploması tarihinde son derece önemli olan böylesi bir konunun bu makalede geniş bir şekilde ele alınması tabiatıyla imkansızdır. Bu nedenle, konuyu ana hatlarıyla ortaya koymaya çalışacağız.1
Macar tarihinde ihmal edilen konulardan birisi de 1848-1849 Bağımsızlık Savaşı'ndan sonra Macar göçmenlerin Macaristan'ı terk etmelerini takiben Türkiye'deki yaşantılarıdır. Vali Lajos Kossuth ve onun seçkin maiyetinin hayatı, Vidin'de, Şumnu'da ve Kütahya'da ikametleri ve mültecilerle ilgili uluslararası çatışmalar ve ilişkilerle ilgili konular iyi bilinirken,1 Eylül 1851'de Kossuth'dan ayrılmalarından sonra Osmanlı İmparatorluğu'nda kalan yüzlerce Macar'ın hayatları hakkındaki bilgimiz -bunlardan bir çoğunun önemli mevkilere gelmiş olmasına karşın- çok azdır
Osmanlı tarihi boyunca görülen ıslahat hareketleri genel olarak iki ana özellik göstermektedir: İlk olarak şu ya da bu şekilde kurumlarda görülen zaafları gidermek maksadıyla yapılan ve kaynağını devletin kendi gelenek ve anlayışlarından alanlar, ikinci olarak da Batı karşısında düşülen acizlik yüzünden oradaki gelişmelerin doğurduğu hayranlık dolayısıyla benzer yeniliklerin ülkede yapılmasını öngören çalışmalar
İkinci Mahmud'un büyük oğlu, Sultan Abdülaziz'in büyük kardeşi ve Osmanlı padişahlarının otuz birinci Sultanı olan Abdülmecid, 25 Nisan 1823'te İstanbul'da dünyaya geldi. Annesi bezmialem Valide Sultan'dır.1
Eflak ve Boğdan, Osmanlı Devleti içinde yer alan ve halklarının tarihî ve kültürel bağları nedeniyle de genellikle birlikte anılan iki bölgedir. Bu bölge Osmanlı kaynaklarında çoğunlukla birlikte ve Memleketeyn adıyla zikredilmektedir. Eflak (Walachia) bugünkü Romanya topraklarında kalan bir bölge olup merkezi Bükreş idi
Osmanlı Devleti'nin güç ve sefer hareketinden, taarruz durumundan savunma durumuna geçmesiyle, yani Osmanlı'nın İslamlaştırma, Müslümanlaştırma hareketine karşılık Batı'nın, Osmanlı dünyasını Batılılaştırma ve kendi kültürlerine uygun çağdaşlaştırma, çıkarları doğrultusunda yönlendirilebilecek, kullanılabilecek çıkarcı çağdaş zümreler yetiştirme, dolayısıyla sömürge hareketine başlamasıyla, batı ile Doğu arasındaki, varlığını gösterme ve üstünlük mücadelesinin seyri de değişmişti
İlk Osmanlı-Rus ilişkileri II. Bayezid zamanında başlamıştır. Sonraları Rusya güçlenince yönünü güneye çevirmiş, dolayısıyla bu topraklar üzerinde bulunan Osmanlı Devleti ile devamlı bir çatışma halinde bulunmuş, iki devlet tarihte pek çok kez savaşmışlardır.
1828-1829 Türk-Rus Savaşı'nın başlangıcı, Osmanlılar tarafından sürgün edildikten sonra Rus ordusunda görev yapan Yunanlı General Alexander Ypsilantis'in liderliğindeki bir grup gönüllünün (Türk-Rus sınırını oluşturan) Prut nehrini geçerek Osmanlı toprağı olan Moldavya'ya girdiği 6 Mart 1821 tarihine kadar uzanır.
Osmanlı İmparatorluğu'nun genişlemesinde büyük rol oynamış olan Yeniçeri Ocağı, I. Murad zamanında daimi ücretli askerlerden kurulmuştu. Ocak, iki yüzyılı aşkın bir süre sorunsuz bir şekilde idare olunmuştur
1 789 Fransız İnkılâbı zamanında, Osmanlı pâdişahı olan III. Selîm'in saltanat devri Türk kültür ve medeniyet tarihinde bir dönüm noktası sayılır. Selîm'in hayatı, Doğu İslâm dünyası ile Batı Hıristiyan Avrupa dünyasının, birbirlerine yaklaştığı tarihin çeşitli kültür mücadeleleriyle doludur.
... 10 ...