• Anasayfa
  • https://www.facebook.com/tarihtarihcemiyeti/
  • https://twitter.com/ttcemiyeti
  • https://www.instagram.com/tarihtarihcemiyeti/

Anasayfa

İstanbul’u tüm yönleriyle, tarihsel süreç içerisinde geçirdiği değişimlerle birlikte öğrenmek istiyorsanız, yüzyıllar önce yazılmış kitaplara mutlaka başvurmak zorundasınız. Çünkü ne kadar değişse, ne kadar yozlaşsa da geçmişin izini tamamen silmek mümkün değildir. İmparatorluklar Şehri - İstanbul 1830, bu bağlamda okunacak kitaplar arasında sayılmalıdır. Dr. Erkan Serçe, çevirinin başında kitap ve yazarları hakkında bilgi veriyor. Tarihçi J.F. Michaud ve J.J.F. Poujoluat, iki ay İstanbul’da kalmış ve o günlerin gözlemlerini kitaplaştırmışlardır. İkilinin eksen mahalleri Pera’dır. O yılların İstanbul’unun nerelerini anlatıyor kitap?
Siyasi olayların başrol oyuncuları, kötü bir yönetim ile ülkenin kaderini çizenler, savaşanlar, zulüm edenler unutulabilir… Ancak müzik, her zaman ve her dönem kulaklarda, dillerde kalır, etkiler, büyüler… Avrupalı besteciler arasında ünü dünyaya yayılmış bir isim vardır; Wolfgang Amadeus Mozart… Onun, Alman milli opera sanatının temelini oluşturan, en önemli eserlerinden biri “Sihirli Flüt”te, kovalayanlar ve askerler, sihirli bir flütle durdurulur ve dans ettirilir. Eserin felsefi yoğunluğundan ötürü farklı yorumlara ya da yaklaşımlara açık olabilir. Peki bu eser politik midir?
Cumhuriyet tarihi aydın birikimin en önemli isimlerinden, ekonomist, araştırmacı, gazeteci ve yazar Doğan Avcıoğlu’nun (1926-1983) Türkiye’nin Düzeni: Dün, Bugün, Yarın adlı eseri, Kırmızı Kedi Yayınevi tarafından tek cilt olarak yeniden yayımlandı. Eser ilk olarak 1968 yılında yayımlanmış; Avcıoğlu, döneminin en çok satanı olmuş, 1968-69 Yunus Nadi Ödülü’nü de kazanmıştı. Eserin sonraki baskıları Tekin Yayınevi tarafından iki cilt olarak yapıldı. Şimdi, Kırmızı Kedi Yayınevi bu çok önemli çalışmayı yeniden 800 sayfalık tek cilt olarak okurlarla buluşturuluyor.
Bu yıl hatırladığımız insanlığın büyük belalarından biri de II. Dünya Savaşı’ydı. Savaşın bitişinin 60. yılı kutlanırken, hem kazananlara hem kaybedenlere nelere mal olduğu bir kez daha hatırlandı. Ateşkeslerin imzalandığı 1945 yılı mayısında, ölümle yaşam arasında gidip gelmiş, açlıkla, işkencelerle mücadele etmiş milyonlarca insan büyük bir sevinç içindeyken bazıları da insanlığın karşı karşıya olduğu büyük yıkımla nasıl baş edeceklerini düşünüyordu.
Geçtiğimiz günlerde İletişim Yayınları tarafından yeni bir çalışma yayımlandı: Yakub Çelebi’nin Öyküsü. Metin on beşinci yüzyıla ait tek bir nüsha. Nüshanın sahibi Kristof Kolomb’un oğlu, kozmograf Hernando Colon. 1885 yılına dek Sevilla Colombina Kütüphanesi’nde bulunan nüsha o yıl gerçekleşen bir yağmalamada çalınmış ve yine aynı yıl Paris Devlet Kütüphanesi’ne satılmış. Kütüphanenin müdürü, satın alınan nüshayı, ödenen ücret karşısında geri vermeyi teklif etse de, bu teklifi karşılık bulmamış. Katalan ortaöğretim kurumlarının müfredatında yer alan ve hâlihazırda çeşitli Avrupa dillerine de çevrilmiş bulunan kitap, yayınevinin “tarih” dizisine dâhil, ama okuyunca göreceksiniz ki, kurgusuyla ve sürükleyiciliğiyle başlı başına bir edebiyat metni olarak da görülebilir. Şüphesiz, Kosova Savaşı sırasında I. Murat, Yakub Çelebi ve Bayezid arasında yaşandığı varsayılan olayların çekiciliği bahsettiğimiz bu sürükleyiciliği sağlayan önemli bir etken, fakat metnin içinde diyalogların sıklıkla kullanılması da metni t
Cevdet Paşa’nın “Acem basmacılar” diye tabir ettiği İranlı kitapçılar, matbaaları, kitap basma yöntemleri, bastıkları ve sattıkları kitaplarla XIX. ve XX. yüzyıl Osmanlı matbuat tarihinin en önemli aktörlerindendir. Matbuat tarihimizin vazgeçilmez unsurlarından biri olan Acem kitapçılar hakkında henüz kapsamlı bir çalışma yoktur. Filiz Dığıroğlu , İstanbul’daki İranlı kitapçıların bir prototipi olarak Hacı Hüseyin Efendi’nin portresi ile bu boşluğun bir kısmını doldurmuş görünüyor. Hacı Hüseyin Efendi’nin biyografisi ve faaliyetleri ile ilgili Başbakanlık Osmanlı arşivinde bulunan evraklar, kitap katalogları ve sınırlı da olsa matbuat tarihi literatürü değerlendirilerek ele alınan bu kitap sayesinde matbuat tarihimizin karanlık bir kısmı aydınlatılmaya çalışılmış.
Masamın üzerinde uzun süredir bekleyen kitaplardan biri, Hitler’in Ordusu. Kitap biçimi ve içeriğiyle popüler tarih kitaplarının göz alıcı örneklerinden. Ciltli, büyük boy, kuşe kâğıda basılı. Çok sayıda fotoğraf ve illüstrasyon yer alıyor. Tam da böyle, hem bakmalık hem okumalık kitapları sevenlerin bayılacağı türden. Nitekim, geçenlerde masamdan kaybolan kitabı kimin aşırdığını tespit etmekte hiç zorlanmadım. Neyse ki o da inkâr etmedi. Kitap geri geldi. Ama benim bu kitapla ilgili bir yazı yazasım bir türlü gelmedi. Nedeni kitabın kötü olması değil. Belki de tek kusuru çevirisinin biraz ağdalı olması, okurken dikkat çekecek kadar çok eski sözcük kullanılıyor. Bunun dışında, İkinci Dünya Savaşı’yla ilgilenenler için mükemmel bir kitap.
Bildiğimiz anlamda “modern Avrupa”nın başlangıç tarihi olarak Fransız Devrimi ve 1789’un kabulü yönünde tarihçiler arasında güçlü bir fikir birliği vardır. Britanya’nın yaşayan en önemli tarihçilerinden biri kabul edilen Simon Schama’nın (1945), bu konudaki iddialı çalışması Yurttaşlar Türkçeye çevrildi.
“Atamızın tabutu arkasından bütün İstanbul ağladı. Hazin ve yürekler paralayan alayın geçişi üç saatten fazla sürdü. İstanbul bugün derin bir ıstırabın, bir yetimliğin, bir yurt saran yoksulluğun elemiyle, Atasının tabutu önünde, onun son tesellisi olan milli ve medeni kemaline erişmiş bir bütünlükle, bir tek gözyaşı halindedir. (...) Eğik başlar hüngürtülü bir gözyaşı tufanıyla sarsılıyor, hıçkırıklar inlemeler, büyük ölünün manevi huzuru ile ürperen kalplerde baygınlık meydana getiriyordu.”
Prof. Dr. Hamiyet Sezer Feyzioğlu’nun Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih Bölümü’nden mezun olduktan sonra tarih cemiyetinde sivrilmesini sağlayan doktora tezi, bazı ilaveler ve düzeltmelerle birlikte ‘Bir Osmanlı Valisinin Hazin Sonu: Tepedelenli Ali Paşa İsyanı’ ismiyle Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından tarih meraklılarının beğenisine sunuldu. Bâb-ı Âli yönetiminin eyaletlerdeki etkinliğini büyük ölçüde yitirdiği XIX. yüzyılda çıkardığı isyanla, bilhassa Arnavutluk ve Yunanistan ülkelerini ateşe atan ve bölgedeki milli özgürlük hareketlerinin de önünü açan Tepedelenli Ali Paşa’nın siyasi kariyerine odaklanan bu çalışma, Batı’da dahi hayli ünlü bu meşhur Osmanlı yöneticisinin isyan günlerini konu alıyor daha çok.
 6  ...
Fotoğraf Arşivi           Gazete Arşivi           Tarihçilik Üzerine MakalelerDiğer Makaleler