• Anasayfa
  • https://www.facebook.com/tarihtarihcemiyeti/
  • https://twitter.com/ttcemiyeti
TAVSİYE KİTAP

Anasayfa

Atatürk’ün bir diktatör olup olmadığı, zaman zaman günümüzde bile tartışılan bir husustur. O dönemin ” Tek PartiYönetimi” olması, bu tarz görüşlerin ortaya atılmasına neden olmuştur ama, bir diktatörün yetkileri dikkate alınırsa, Atatürk’ün neden diktatör olamayacağı kolayca anlaşılır. Diktatörlüğün ne olduğunu bilmeyen, ne yazık ki, bilmediğini de bilmeyen Atatürkofobi hastası pek çok yazar-çizer tayfası, Atatürk’e “diktatör” derler. Adolf Hitler, Benito Mussolini, Josepf Stalin, Franco, Kaddafi, Saddam gibilerle Atatürk’ü, böylece utanmadan sıkılmadan aynı kategoriye sokarlar.
Ama bundan daha önemlisi bu hazretler Namık Kemal’in 1891’de Arap harfleriyle KİTAPLAŞTIRILAN “Vatan yahut Silistre” veya Ziya Gökalp’in 1918’de yine ARAP harfleriyle kitaplaştırılan “Türkleşmek Muasırlaşmak ve İslamlaşmak” kitaplarının bizim KÜLTÜRÜMÜZ olup olmadığını bir söylerlerse daha net konuşuruz. Zira bu ARAP HARFLERİYLE basılmış kitaplar Cumhuriyette hemen YENİ HARFLERLE basılmış ve günümüze kadar gelmiştir. Ve bizim KÜLTÜRÜMÜZÜN temelleridir. Tıpkı 1900’de basılan Aşk-ı Memnu, 1923’de basılan Ateşten Gömlek gibi… Yani yine anlayacağınız gibi bu kitaplar KÜLTÜRÜMÜZDÜR ve bugün de tüm kitapçılarda farklı farklı baskılarıyla raflarda yer almaktadır. Tühh yine mi boşa çıktı bir çarpıtmanız daha..
Çocukluğuma ilişkin ilk hatırladığım şey, okula gitmek meselesiyle ilgilidir. Bundan dolayı annemle babam arasında aşırı bir mücadele vardı. Annem ilahilerle okula başlamamı ve mahalle okuluna gitmemi istiyordu. Gümrük Dairesinde memur olan babam o zaman yeni açılan Şemsi Efendi Okuluna devam etmem ve yeni yöntem üzerine okumamdan yanaydı.
Günümüzde gerek iktidar sahipleri gerekse bazı basın yayın organları tarafından sıklıkla Cumhuriyete ve Atatürk'e saldırı aracı olarak kullanılmakta olan İstiklal Mahkemeleri'nin kuruluş amaçlarını, yapısını, faaliyetlerini ve yarattığı olumlu olumsuz sonuçları ele alalım. İstiklal Mahkemeleri'nin kuruluşunun sebebini anlamak için Mondros Mütarekesi'nden sonraki dönemde Anadolu'nun genel durumunu İstiklal Savaşı'nın başlamasını ve karşılaşılan güçlükleri bilmek gerekir.
Tarih boyunca Hacca gitmek için Orta Asya’dan yola çıkan hacılar, Mekke’den önce muhakkak İstanbul’a uğrar, bir kaç gün burada dinlenip, başta Eyüp Sultan olmak üzere cami ve tarihi âbideleri ziyaret eder ve sonra Mekke’ye doğru yola koyulurlardı. Türkistanlılar arasındaki bu gelenek bir atasözüne de yansımıştır: “İstanbul’nı körmegen, bu âlemge kelmegen” (ya’ni: İstanbul’u görmemiş bir kimse, henüz doğmamış sayılır!)
Anadolu’nun işgaline karşı ilk kurşun Hatay’ın Dörtyol ilçesinin Karakese köyünde, Fransız askerlerinin tacizlerine dayanamayan köylüler tarafından Fransızlara karşı atılmıştır. İzmir’in işgalinde de Hasan Tahsin Yunan bayrağını taşıyan askeri vurmuştur. Ayvalık’ta da Ali Çetinkaya Ayvalığın işgal edilmesine izin vermemiştir. Urla olaylarında da, Rum/Yunan çetelerine karşı, Osmanlı askerinin yanında Urla’lı gönüllüler savaşmıştır. Ancak, Ödemiş’in Hacı İlyas köyü sırtlarında Yunan ordusuna karşı Ali Orhan (İlk kurşun) komutasında gönüllü köylü, efe ve birkaç yedek subaydan oluşan ilk kuvayi milliye grubunun direnişi Milli Mücadelenin ilk kitlesel direnişidir.
Söylemediği DOĞRULARLA tarihi SİYASETE alet etmeyi çok seven Melih Gökçek, "İLK EROİN fabrikasını CHP 1926'da kurmuş" diyerek güya "CHP UYUŞTURUCU üretmiş" havasını vererek yine TARİHİ çarpıtma örneği vermiş. Açılan İLAÇ fabrikasıdır ve Sayın Gökçek bilmiyorsa öğrensin ki sadece UYUŞTURUCU değil KİMYA alanında İLAÇ sanayiinde de kullanılır. İlaç niyetine yasal satılan uyuşturucular dünya farmakoloji tarihinin bir parçasıdır. Devlet de (CHP değil) TEKEL olarak UYUŞTURUCU İNHİSARI isminde kurduğu kurum ile bu ÜRETİMİ Tekel'ine almıştır. Tıpkı OSMANLI döneminde olduğu gibi.
Fatih Sultan Mehmet'in saltanat döneminden beri İstanbul'da meyhanelerin bulunduğu ve bunların Bizans döneminden kalmış oldukları çeşitli kaynaklarda yer almaktadır. Bu kaynaklardan bazıları, o dönemde İstanbul meyhanelerinin dünyaca ünlü olduklarını yazar. Osmanlı döneminde de içki denilince akla gelen önce şaraptı, ancak giderek Rakı ağır basmaya başladı. Rakı’nın ilk kez nerede kimler tarafından üretildiği kesin olarak belgelerle belirlenememiştir. Ancak, Rakı’nın ilk kez Osmanlı topraklarında üretildiği neredeyse tüm dünya ülkelerince kabul edilmektedir.
Atatürk'ün yurt dışına çıkmadığını söylersek aslında yanlış olur. Düzeltmek gerekirse, 1918 yılından sonra yurt dışına çıkmadığıdır. Ülke toprakları dışına çıkmamış bir kişinin böylesi inkılapları yapabilmesi ve böylesi bir ufka sahip olabilmesi mümkün olabilir mi? Atatürk, Osmanlı subayı iken birçok kereler Avrupa'da bulunmuş ve batıyı gözlemleme şansına erişmiştir. Bu gözlemleri ve çıkarımları, onun sonraki yaşamında çok önemli yer tutacaktır.
Şimdilerde Lozan Antlaşması’nın yüz yıllık olduğuna ve içeriğinde gizli maddeler bulunduğuna dair birçok safsata Lozan’ı değersizleştirmek adına dillendirilmekte ve özellikle sosyal medyada bu yalanlar olabildiğince yer bulmaktadır. Tuhaf olan Lozan’ı hezimet olarak gören güruhun Lozan’ın 100 yıllık yani 2023’te süresi bitecek bir antlaşma olduğunu iddia ederken 2023’ten sonra ne olacağını bazı komik öngörüler dışında bilememeleridir. Neresinden tutarsanız tutun hiçbir dayanağı, belgesi olmayan bu düşünce Türkiye’den başka hiçbir memlekette de dile getirilmemektedir.
 6  ...