• Anasayfa
  • https://www.facebook.com/tarihtarihcemiyeti/
  • https://twitter.com/ttcemiyeti
  • https://www.instagram.com/tarihtarihcemiyeti/

Anasayfa

Cumhuriyet'in ilk yıllarında, İstanbul'da yaşayan fakir Rum ailelerin kızlarının ismi, genelde, "Marika" olurmuş ve bunlar, çoğunlukla, evlerde hizmetçi olarak çalışırmış. İçinde "Marika" isminin geçtiği bu ve benzeri deyişler, halen İstanbul'da yaşayan Rumlar ya da Batı Trakya göçmenleri arasında kullanılmaktadır.
Yahudilerin para kazanmak konusunda hünerli, Bulgarların ise paralarını harcamaya kıyamacayak kadar tutumlu olduğunu belirten bu deyiş, aslında bu iki ulusal kimliği ötekileştirme amacı güder. Nitekim bu deyiş, 27 Mayıs 1951 tarihli Milliyet gazetesi haberinde Bulgarları aşağılama amacıyla kullanılmıştır.
Acemi nalbant Kürt eşeğinde dener kendini.Ağaçtan maşa, Kürt'ten paşa olmaz.Alavere dalavere, Kürt Memet nöbete.Ayıdan post olmaz, Kürt'ten dost olmaz.Çingen çalar, Kürt oynar.En iyi Kürt, ölü Kürt'tür.Eşeğe Kürt demişler, iki hafta saman yememiş.Gördün mü bir Kürt, iki sok bir dürt.Herkes sakız çiğner, ama Kürt kızı tadını çıkarır.Kapına iti, yakana Kürdü bulaştırma.Kürdün kocayanına keçi güttürürler ve benzeri birçok Kürtlere Karşı Ayrımcı Deyiş, Deyim ve Atasözleri'nin anlamları ve kökenleri.
Türklere ve Bosnalılara yönelik bu yaygın ayrımcı Sırpça deyiş, kendi başına düşünemeyen kişinin kalabalığı takip edeceği anlamında kullanılmaktadır. Bu deyişte kalabalık, Türkler üzerinden ifade edilirken aptal kimseyi betimleyen Mujo, Bosnalılarla ilgili şakalarda kullanılan yaygın bir isimdir.
Atatürk ve Cumhuriyet düşmanları her şeyi kullanır hale geldi. Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı yandaşlar için artık milli bayramlar, Cumhuriyet dönemine damga vurmuş önemli kişilerin doğum ve ölüm yıldönümleri Atatürk ve Cumhuriyet'e saldırmak için bulunmaz fırsat günleri!.. Örneğin, geçtiğimiz günlerde (27 Aralık) Cumhuriyet tarihine damga vurmuş isimlerden Mehmet Akif Ersoy'un 76. ölüm yıldönümüydü. Atatürk ve Cumhuriyet düşmanları, Mehmet Akif'in ölüm yıldönümünde Akif'e bir Fatiha okumak yerine Akif üzerinden Atatürk'e ve Cumhuriyet'e saldırmaya çalıştılar. Hep yaptıkları gibi "resmi tarih yalan söylüyor" iddiasıyla kendi günyüzü görmemiş yalanlarını sıraladılar tv ekranlarında gazete köşelerinde...Yine tarihi çarpıttılar arsızca... Yine gerçeği eğip büktüler fütursuzca... Yine din istismarı yaptılar Allah'tan korkmadan...
Rusya’dan gelen para yardımlarıyla ilgili olarak Buhara Cumhuriyeti Cumhurbaşkanının 1972 yılında yayınlanan açıklamaları Rus yardımının esas kaynağı hakkında bir fikir vermesi açısından oldukça önemlidir.1920 yılında Buhara Cumhuriyeti ilk ve son Cumhurbaşkanı Osman Kocaoğlu’nun açıklamasına göre Sovyet yardımının iç yüzü şöyledir....
Gerek sosyal medyada gerek Cumhuriyet düşmanı yazarların kitaplarında sıkça getirilen bu tamlamayı hepimiz ezberledik. Şapka Takmadığı İçin Asılan Alimlerimiz.....Fotoğraf var mı ? Yok. Belge var mı ? Yok. O zaman ne yapabilirler ? Her geçen gün yeni bir sahte belge üretmekle uğraşırlar. Şimdi son model alimimiz Şeyh Sait...
Dinin bir ruh ihtiyacı olduğunu bilim kabul etmiştir. Daha zekasının pek iptidaî olduğu zamanlardan beri, insanların din sahibi oldukları da bilinen gerçeklerdendir. Zekanın ve bilimin yükselmesiyle dinler de yükselmiş, tek Tanrılı dinlerle dinler çağı kapanmış, din uğruna yapılan korkunç savaşlar ve kırgınlıklardan sonra medeni dünyada din, fertlerin vicdanına sığınmış, bir kanaat olarak saygıdeğer bir yer kazanmıştır. Artık medeni insanlar arasında din tartışması yapılmıyor. Dinler hakkında avamî yazılar değil, ancak bilginlerin etüdleri yayınlanıyor. Medenî insan, başkalarının dini inancına saygı gösteriyor. Kimseyi propaganda ile kendi dinine çağırmıyor.
Burada, Necip Fazıl Kısakürek’in Mustafa Kemal Paşa’nın ölümü münasebetiyle kaleme aldığı yazısını dikkatlerinize sunmak istiyorum. Gazi hakkında ölümünden 15 gün sonra, 25 Kasım 1938’de yayınladığı bu yazısında Necip Fazıl'ın dikkat ettiği hususları, yaklaşımlarını, şahsiyetine dönük fikirlerini ve duygularını göreceksiniz.. Necip Fazıl Kısakürek’in, Gazi’nin vefatının dünya kamuoyunda yarattığı yankılara ve hemen her devletin akın akın taziyeye gelişlerine bakıp “Osmanlı İmparatorluğu’nun yarı dünyaya sahip olduğu devirlerde bile böyle bir ihtirama sahip olabilmiş hükümdar yoktur.”deyişine, olaya nasıl baktığına, gözlemciliğine ve muhakemesini yansıtan bu sözlere şahit olacaksınız.
Atatürk, gerçekten böyle bir konuşma yapmış olabilir mi? Konuşmanın yayınlandığı belirtilen gazete, The Bombay Chronicle. Alıntının da Hakimiyeti Milliye gazetesinden yapıldığı belirtiliyor. Gelelim değerlendirilmesine: Baştan söyleyelim. Atatürk böyle bir konuşma yapmadı. İlginç olan kendini Atatürkçü olarak niteleyenlerin bu konuşmayı övünme amaçlı paylaşmaları. Gerçekten Atatürk’ü iyi tanımış olsalar konuşmayı okuduklarında konuşmadan şüphelenmeleri gerekirdi.
... 177 ...
Fotoğraf Arşivi           Gazete Arşivi           Tarihçilik Üzerine MakalelerDiğer Makaleler