• Anasayfa
  • https://www.facebook.com/tarihtarihcemiyeti/
  • https://twitter.com/ttcemiyeti
  • https://www.instagram.com/tarihtarihcemiyeti/
Harf Devrimi / Emre Atan

1.Türklerin Alfabe Tarihi

            Türkler, tarih boyunca birçok yazı sistemini benimseyip kullanmışlardır. Bilinen ilk Türk alfabesi, Göktürk alfabesidir. M.S. 500’lü yıllarda oluşturulduğu tahmin edilen bu alfabe ile yazılı bilinen ilk anıt da Kültigin Anıtıdır.[1]

            Türklerin alfabe tarihine bakacak olursak; Göktürk alfabesi dışında Uygur Alfabesi, Mani Yazısı, Brahmi Yazısı, Soğd, Tibet ve Çin yazıları da belirli dönemlerde bazı Türk devletlerince kullanılmıştır.[2]

            İslamiyet’in Türkler tarafından benimsenmesinden sonra da Arap harfleri hızlıca yayılmış ve Türkçe’nin en yaygın alfabesi haline gelmiştir. Tarih olarak ise Karahanlıların İslamiyet’i benimsediği 10. Yüzyılı başlangıç olarak kabul edebiliriz.[3] (Arap alfabesi dışında sadece Uygur alfabesi birkaç yüzyıl daha varlığını koruyabilmiştir.)

2.Osmanlı’da Alfabe-Harf Tartışmaları

            Osmanlı’da mevcut alfabenin sorunlarıyla ilgili tartışmalar ilk olarak 1860 yılında başlamıştır. Bu tarihte başlamasının sebebi olarak ise Basın-Yayın hayatının başlaması ve aydınların basın aracılığı ile ülke sorunlarını gündeme almasından dolayıdır. Bu dönemde aydınlar, okuma-yazma, dil, eğitim ve kültür sorunlarını gündeme getirerek tartışılmalarını sağlamışlardır.[4]

            Bu dönemdeki tartışmalar yeni bir alfabenin kabulünden ziyade mevcut alfabenin iyileştirilmesi üzerinedir. Bu yöndeki ilk girişim de 1862 yılında Münif Paşa[5] tarafından yapılmıştır. Münif Paşa bir konferansta;

-          Hareke kullanılmadığı için bir kelimenin çeşitli biçimlerde okunabildiğini

-          Anlamları bilinmeyen bazı kelime ve özel isimlerin diğerlerinden ayırt edilemediğini

-          Büyük harf olmadığı için özel isimlerin diğerlerinden ayırt edilemediğini

-          Avrupalıların yazılarında böyle problemler olmadığı için 6-7 yaşından başlayarak her insanın okuma-yazma öğrenebildiğini

-          Bizde yazım sor olduğu için halkın okuma-yazma işinde sıkıntı çektiğini belirtmiştir.

Ayrıca Arap harflerinin kitap basımı için de uygun olmadığını diğer milletlerin 30-40 harfle istedikleri kitapları basarken bizde düz yazı ile kitap basabilmek için bile yüzlerce işarete ihtiyaç olduğunu savunmuştur.

MünifPaşa, bu eleştirilerinden sonra bir öneride bulunmuştur. Buna göre:

-          Alfabenin kolay okunabilmesi için harflere işaret koyulmalı, yeni sesli harfler türetilmeli ve harfler ayrı yazılmalıdır.[6]

Münif Paşa ile başlayan bu tartışmalar, 1876 yılına dek sürmüştür. Birçok aydın, harf değiştirmenin zor oalcağını, iyileştirme yapmanın daha makul olduğunu savunmuştur. 2. Abdülhamid döneminde bu tartışmalar devlet baskısı yüzünden azalmıştır. İkinci Meşrutiyet’in ilanından bir süre sonra tekrar gündeme gelmiştir.

Bu yıllarda Maarif Vekaleti tarafından harf ve yazım kurallarını düzeltmek ve düzenlemek için komisyonlar oluşturulmuştur. Yani alfabede sorun olduğu Osmanlı devletince de kabul edilmiş ve düzenlenmesi için resmi çalışma başlatılmıştır.

İkinci Meşrutiyet sonrası alfabe tartışmalarında iki görüş mevcuttur. Arap harflerinin ıslahını savunanlar ve Latin harflerine geçilmesini savunanlar. Latini savunanlar; Abdullah Cevdet, Kılıçzade Hakkı ve Hüseyin Cahit Yalçın gibi isimlerdir.

Osmanlı döneminde alfabe değişikliğine karşı çıkanların karşı çıkma sebepleri bugün ile benzerdir. Arap harflerinin Kur’an yazısı olduğu, eski bilim ve kültür birikiminin yok olacağı ve İslam’dan uzaklaşılacağı gibi sebeplerdir. Latin harflerini savunanlar ise alfabenin yetersizliğine dikkat çekmişler ve Arapça’nın herhangi bir kutsiyeti olmadığını savunmuşlardır. İki görüş arasında gazeteler üzerinden tartışmalar yapılmış ve yüzlerce makale yazılmıştır.[7]

Cumhuriyet Dönemi Harf Tartışmaları ( 1923- 1928)

            1928’e kadarki süreç, harf devriminin hazırlık safhası olarak kabul edilebilir. Henüz 1922 yılında iken Hüseyin Cahit Yalçın, Atatürk’e “Niçin Latin yazısını almıyoruz?” diye sormuş, Atatürk ise henüz zamanının gelmediğini söylemiştir. Çünkü harf değişikliğinde önce yapılması gereken birçok reform vardır. Bu reformlar yapılıp kamuoyu hazır hale geldiğinde harf devriminin yapılması daha makuldür.

            İzmir İktisat Kongresi’nde de İzmirli Nazmi adında bir işçi Latin harflerinin kabulü ile ilgili önerge vermişler ancak bu önerge kongre başkanı Kazım Karabekir tarafından reddedilmiştir.

            Bu yıllarda alfabe tartışmaları aydınlar arasında devam etmiştir. Mevcut alfabenin devamını savunanlar arasında önemli isimler de vardır. Zeki Velidî Togan, Fuad Köprülü ve Halit Ziya gibi isimler harf değişikliğine karşı çıkmışlardır.[8]

            Harf devriminden önce gerçekleşen son mühim olay ise Şubat 1926’da toplanan Bakü Uluslararası Türkoloji Konferansıdır. Bu konferanstan sonra Azerbaycan Türkleri, Latin harflerine geçiş kararı almışlardır. [9]

 

Harf Devriminin Gerçekleşmesi

İlk olarak 20 Mayıs 1928’de Arap Harfli Rakamlar Yerine Latin Esaslı Uluslararası Rakamların Kabulü Hakkındaki Kanun ile rakamlar değiştirilmiştir. [10]

23 Mayıs 1928’de Bakanlar Kurulu kararı ile “Dil Encümeni Heyeti” oluşturulmuştur. Bu heyet yeni alfabenin hazırlanması ve eğitim öğretimin planlanması için görevlendirilmiştir. Bu heyette; Falih Rıfkı Atay, Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve Ruşen Eşref Ünaydın gibi isimler yer almıştır.

Bu heyetin hazırladığı rapora göre Harf Devrimi, 5 ila 10 yıl içinde gerçekleşebilir bir reformdur. Atatürk ise bu süreyi 3 aya indirmiş ve olabilecek en kısa sürede bu işin gerçekleşmesini istemiştir.

11 Ağustos 1928’de Dolmabahçe Sarayı’nda örnek alfabe dersleri açılmış ve eğitim-öğretime milletvekilleri ve devlet adamlarından başlanmıştır. Eylül ayından itibaren kurslar açılmış, konferanslar düzenlenmiş ve yeni harfli gazeteler basılmaya başlanmıştır. Ayrıca Atatürk, bu aylarda geniş çaplı bir yurt gezisine çıkmış ve gittiği her yerde tahtanın başına geçerek yeni harfleri tanıtmıştır.[11]

1 Kasım 1928’de “Türk harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkındaki Kanun” ile resmen kabul edilmiş ve 3 Kasım 1928’de yürürlüğe girmiştir. Kanunun bazı maddelerine bakacak olursak;

Madde-1: Şimdiye kadar Türkçeyi yazmak için kullanılan Arap harfleri yerine, Latin esasından alınan ve ilişik cetvelde gösterilen harfler, Türk harfleri adı ve hukuku ile kabul edilmiştir.

Madde-2: Bu kanunun yayım tarihinden itibaren devletin bütün daire ve kuruluşlarında, bütün şirket, devlet ve özel müesseslerde Türk harfleri ile yazılmış olan yazıların kabulü ve uygulamaya konulması zorunludur.

Madde-3: Devlet dairelerinin her birinde Türk harflerinin devlet muamelatına uygulanması tarihi 1 0cak 1929’u geçemez.

Madde-5: 1 Ocak 1929’dan itibaren basılacak kitapların Türk harfleriyle basılması zorunludur.

Madde-9: Bütün okulların Türkçe yapılan öğretiminde Türk harfleri kullanılır. Eski harflerle basılan kitaplarla öğretim yasaktır.

Bu kanunun yürürlüğe girmesi ile Türk fonetiğine uygun bazı değişiklikler yapılmış ve Ç-Ş-Ğ harfleri eklenmiştir. Ayrıca bütün yurtta eğitim seferberliği başlatılmış ve Millet mekteplerince 1 Ocak 1929’dan itibaren okuma- yazma kursları başlatılmıştır.[12]

16-45 yaş arasındaki vatandaşların devam ettiği ve varlıklarını 1936 yılına kadar sürdüren bu kurumlarda 1928-1935 yılları arasında ülkede, yeni harflerle yaklaşık 2.5 Milyon insana okuma-yazma öğretilmiştir.[13]



*Tarih Bölümü 4. Sınıf Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Semineri

[1] Neriman Tongul, Türk Harf İnkılâbı, Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, Ankara, 2004, s. 104.

[2]Durmuş Yalçın vd., Türkiye Cumhuriyeti Tarihi-2, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara, 2014, s. 110.

[3]Tongul, a. g. m., s. 104

[4]Tongul, a. g. m., S. 105

[5] 1830- 1910 yılları arasında yaşamış bir Osmanlı devlet adamı.

[6]Tongul, a. g. m., s 106.

[7]Tongul, a. g. m., s. 109-110.

[8]Tongul, a. g. m., s. 145.

[9]Tongul, a. g. m., s. 145.

[10] Seda Bayındır Uluskan, Atatürk’ün Sosyal ve Kültürel Politikaları, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara, 2010, s. 196.

[11] Durmuş Yalçın vd., Türkiye Cumhuriyeti Tarihi-2, s. 118.

[12]A.g.e. s. 119.

[13]Tongul, a. g. m. s. 128.

  
200 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın