• Anasayfa
  • https://www.facebook.com/tarihtarihcemiyeti/
  • https://twitter.com/ttcemiyeti
  • https://www.instagram.com/tarihtarihcemiyeti/
Ioannes Prodromos Kilisesi’nden İmrahor İlyas Bey Camii’ne / Elif Sandalcı

İstanbul’un en eski dinî mimarisi olarak görülen ve günümüzde İmrahor İlyas Bey Camii olarak anılan yapı, Osmanlılar tarafından kiliseden camiye dönüştürülen mimari eserlerin nadide örneklerinden biridir. İmrahor İlyas Bey Camii, Bizans döneminde Yedikule yakınında bulunan Studios Manastırı’nın Vaftizci Yahya adına yaptırılmış Ioannes Prodromos Kilisesi idi.  Adı geçen kilise ve manastırın inşa tarihleri kesin olarak bilinmese de Doğu konsülü olan Bizans asilzadesi Studios tarafından 461’de yapıldığı düşünülmektedir. Tarihi M.S. 5. yüzyıla kadaar giden kilise sarnıç ve ayazması ile de İstanbul’daki en eski su yapılarına sahipti. Ioannes Prodromos Kilisesi mimari özellikleriyle dikkat çekmekle birlikte baş keşiş Theodoros zamanında ikonoklaşma hareketine verdiği sert tepkiler ile de Hristiyanlığın önemli bir merkezi olmuştur.

Studios Manastırı’nın kurulduğu alan oldukça geniş olmakla birlikte burada 700 keşişin yaşadığı bilinmektedir. Kilise ile manastır istila ve doğal afetler yüzünden pek çok tamir süreci geçirmiştir. İlk olarak Bizans dönemindeki tahribatlara değinmek gerekirse 1204-1261 yıllarındaki Latin İstilası sırasında Manastır’daki yapılar oldukça zarar görmüştür.  Kilisenin tamir edilmesi ve eski heybetine kavuşması 1282-1328 yılları arasında hükümdarlık yapan II. Andronikos Palaiologos’un kardeşi Konstantinos Palaiologos tarafından 1293 yılındaki tamiri ile olmuştur. Yine bu tamirat sırasında koruma amaçlı olarak arazinin etrafında duvar da örülmüştür.

İstanbul’un Osmanlıların egemenliğine geçmesinden sonra ise kilisenin kaderi de yeni gelen Müslüman devletin elinde değişmiştir. Osmanlı Devleti’nin yeni fethettiği gayrimüslim topraklar için bir dizi şehirleşme politikası uyguladığı bilinen bir gerçektir. İskân politikası da denilebilecek bu uygulamalarla yeni alınan şehre Türk ve Müslüman kimliği kazandırılmaya çalışılmıştır. İskân politikasının en büyük adımı yeni fethedilen şehre Müslüman Türklerin yerleştirilmesidir. Bunun haricinde şehrin adeta birer hüviyeti olan mimari eserler de yeni sahiplerinin dini inançlarını gösterecek şekilde değiştirilmiştir. Bu bağlamda İstanbul 1453 yılında fethedildiği zaman başta Ayasofya olmak üzere kiliseler camiye dönüştürülmüştür.

Yazımızın konusu olan Ioannes Prodromos Kilisesi'nin ise Sultan II. Bayezid’in saltanatı sırasında (1481-1512) İmrahor İlyas Bey tarafından takriben 1486 yılında camiye çevrildiği ve burada Tatar Devlet Han tarafından bir zaviye kurulduğu bilinmektedir. İmrahor, Mir-i Ahur ifadesinin zamanla değişiminden meydana gelmiş olup sarayda ahır işleri ile ilgilenen kimselere verilen bir unvandır. İlyas Bey de sarayın mirahur-ı evveli yani başındaki görevlisidir. Yapının zaviye kısmı ise İmrahor Tekkesi, Mirahur Tekkesi veya Sünbüli Tekkesi olarak anılmıştır. Sünbüli ismi zaviyenin Halvetiliğin bir kolu olmasından dolayıdır. Tekkenin zikir gününün Pazar günü olduğu bilinmektedir. Zikir camide yapılmakta olup tekkede şeyh ve müridler için odalar bulunmaktaydı. Tekkenin ilk postnişini yani şeyhi Menteşeli İbrahim Efendi olup 1925 yılına kadar burada 18 postnişin yer almıştır.

Camiyi ve tekkesini kabaca betimlemek biraz da olsa hayalimizde canlandırmaya yardımcı olacaktır. Bu noktada betimlemeye caminin kilise işlevi gördüğü dönemden başlamak gerekmektedir. Mimari açıdan ele alındığında kilise sütunları ile birlikte Helenistik tipli bazilikanın oldukça etkileyici ve görkemli bir örneğidir.  Kilise camiye dönüştürüldükten sonra Bizans döneminden kalan avlusuna ahşap bir şeyh evi yapılmıştır.  Yine avluda ahşap çatılı şadırvan da bulunmaktadır.  Caminin son cemaat yeri ise araları camekânla kapatılmış dört mermer sütundan oluşmaktadır. Kilise çatılı yani bazilika şeklinde tasarlandığı için çatısı kiremitle döşeli ve ahşaptır. Yapının yukarıda bahsedilen sütunları haricinde mermerleri ve pencerelerdeki kemerleri 5. Yüzyıl taş işçiliğinin en güzel örneklerindendir. Yapıyı özel kılan ve onu bir sanat eseri haline getiren en büyük etken inşa edilirken devşirme taş değil de bu yapı için özel imal edilen taşların kullanılmasıdır.

Öte yandan yapının yüzyıllar boyunca karşılaştığı tahribatlar sonucu neredeyse hiç bir güzelliği günümüze ulaşamamıştır. Yapı yukarıda bahsedilen Latin İstilası döneminde gördüğü zararların haricinde Osmanlı döneminde de birçok tahribata uğramıştır. 1668’de caminin minaresinin tamir edildiği bilinmektedir. 1779 İstanbul depreminde İmrahor İlyas Bey Camii’nin zarar görmüş olması muhtemeldir. 1780 ve 1822’de meydana gelen Cibali yangınlarında ise cami oldukça zarar görmüş ve hatta birçok kısmı yıkılmıştır. Bu sebeple 1804’te Nazıperver isimli bir kişi tamir ettirilmiş olup aynı maksatla 1821’de de vakıf mütevellisi İsmail Bey bir dilekçe yazarak caminin tamir edilmesini talep etmiştir. Bu talep üzerine cami III. Selim döneminde baş mimar Mehmet Rasim tarafından 25.707 kuruş masrafla tamir edilmiştir.

Ioannes Prodromos Kilisesi -yeni adıyla İmrahor İlyas Bey Cami- fetihten sonra İstanbul’a getirilen Türkçe konuşan Hristiyan halkın ikamet ettiği bir bölgede bulunuyordu.  Osmanlı dönemindeki kaderi de aynı olmuş ve 1877-1878 Osmanlı-Rus Harbi zamanında buraya muhacirler yerleştirilmiştir. 1894 depreminde şadırvan zarar görmüş, caminin ahşap çatısı çürümeye başlamış ve 1908 yılındaki kar yağışı nedeniyle çökmüştür. Ayrıca tekkenin de 1849 yılında tamir edildiği ve abdesthane tarafına kahve ocağı eklendiği bilinmektedir. Cami vakfedilmiş olduğundan ihtiyaçları vakfının gelirinden tekkenin masrafları da Evkaf-ı Hümayun Hazinesi’nden sağlanmıştır.

1910 yılında Rus Arkeoloji Enstitüsü tarafından camide kazı çalışmaları başlatılmıştır. Evkaf Nezareti kazı sırasında çıkarılan ve tamir edilen eserlerin müzeye gönderilmesini ve bir dökümünün kaydını istemiştir. Kazı sırasında ayrıca bazı Bizans mezarları da gün yüzüne çıkarılmıştır. 20. yüzyılda ise yabancı bir kadın tarafından caminin tamiri için yardım yapılmıştır. 1970’lerde duvarların yıpranmasını önlemek amacıyla üst bölümleri düzeltilmiştir.

Bizans İmparatorluğu’nun Ioannes Prodromos Kilisesi Osmanlı Devleti’nin İmrahor İlyas Bey Camii’ne dönüşürken dini anlamda büyük bir başkalaşım yaşamasına rağmen özündeki heybeti ve sanatsal mimarisini her iki devletin egemenliğinde de korumuştur. Günümüzde her iki devlete ait neredeyse hiçbir iz kalmamasına rağmen kilisede erken Hristiyan dönemine ait değerli ikonalar ve minyatürlerin var olduğu bilinmektedir. Ayrıca yapı kilise döneminde el yazması ve tezhip atölyesi olarak kullanılmış olup Osmanlı Devleti zamanında devrin meşhur hattatlarının bir nevi okulu olarak görev yapmıştır.

Kaynakça

Dirimtekin, Feridun. “İmrahor Camii”. Kişisel Arşivlerde İstanbul Belleği Taha Toros Arşivi.

Eyice, Semavi, “İmrahor İlyas Bey Camii”, Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, XXII (2000).

Köse, Fatih, “İmrahor İlyas Bey Camii ve Osmanlı Döneminde Geçirdiği Tamirler”. Vakıf Restorasyon Yıllığı, Sayı: 4  (2012).

  
35 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın