• Anasayfa
  • https://www.facebook.com/tarihtarihcemiyeti/
  • https://twitter.com/ttcemiyeti
  • https://www.instagram.com/tarihtarihcemiyeti/
Kıbrıs Türk Milli Mücadelesi'nin Yılmaz Savunucusu Rauf Denktaş / Emre Atan

 

1.Rauf Denktaş’ın Ailesi ve Çocukluğu

            Rauf Raif Denktaş; 27 Ocak 1924’te, Kıbrıs’ın Baf kasabasında dünyaya gelmiştir.[1] Babası, Rauf Denktaş doğduğunda Baf’ta kaza hâkimliği yapan Hâkim Raif Bey, annesi Emine Hanımdır. Emine Hanım, oğlu Rauf iki yaşına gelmeden vefat etmiştir ve hakkında çok fazla bilgi mevcut değildir. Denktaş, anılarında annesi hakkında sadece ağabeyi ve ablasından duyduğu kadarıyla bilgi sahibi olduğundan söz etmiştir.

            Babası Hâkim Rauf Bey’den ise hatıratlarında ayrıntılı şekilde bahsetmiştir. Anlattığına göre babası, kendi kendini okumak suretiyle yenileyen bir kişiydi. Dostlarını seçerken onlardan bir şeyler öğrenebileceklerini seçerdi. Her yıl, yaz aylarında Türkiye’ye gider, yakın dostu Hüseyin Cahit Yalçın başta olmak üzere gazeteci dostlarını toplar ve ‘’Kıbrıs’’ konusunu konuşurdu.[2] Evine saatinde gelen, yemeğini saatinde yiyen, gazete ve kitap okuyan entelektüel olarak nitelendirilebilecek bir adamdır. Her daim milliyetçilerin safında yer almış, İstiklâl Savaşı’ndan sonra Atatürk İnkılâpları’nı harfiyen takip etmiş birisidir. Fesi çıkarıp şapka takan ilk Kıbrıs Türklerindendir Hâkim Raif Bey.[3] Hatta 1938’de kendisine İngiliz Yönetimi tarafından lâyık görülen ‘’Member of The British Empire’’  nişanının ödül töreninde fes giymesi söylenmiş, Raif Bey de bunu reddedip nişanını başı açık olarak İngiliz Valisinden almıştır. Özellikle Kıbrıs Türk toplumu tarafından tanınan ve saygı duyulan Hâkim Raif Bey, 13 Eylül 1941’de Lefkoşa’da hayatını kaybetmiştir. Öyle ki, vefatından bir yıl kadar sonra Halkın Sesi gazetesinde ondan minnetle bahsedilen bir yazı bile yayınlanmıştır.[4]

            Denktaş, çocukluğunun geçtiği köyü ve çevresini ‘’Karkot Deresi’’ kitabında uzun uzun betimlemiştir.’’Akşamları Aybifon tepesinin serininde toplanırdı köylüler birer birer ve Omorfo’nun parlak ışıklarına bakarak konuşurlardı hep! Ben onlara şiirler okurdum. Okulda öğretmenlerimizin bize gizlice öğrettiği millî şiirlerden… Coşarlar, ağlarlardı. Aferin çekerlerdi bana. Daha sonraki yıllarda ‘İstiklâl Savaşı Nasıl Oldu?’ kitabından hikâyeler aktarırdım onlara. Gazi Paşa sanki bir dağdı gözlerimde, Toroslar kadar(… )’’[5]

            Denktaş, hatıratında ilkokul yıllarında iken Türkiye’ye gidip tayyareci (pilot) olma hayalinden bahseder. Hatta o sırada Türkiye’de olan Ertuğrul ağabeyi vasıtasıyla Türk Kuşu’na giriş için gerekli olan belgeleri temin etmiştir.

            Bu belgeleri doldururken babasından hayatına yön verecek şu sözleri işitmiş ve pilotluk sadece hayalde kalmıştır.’’ Bunları yırt at… İngiliz okuluna yeni bir müdür geldi. Kendisi ile tanıştım. Çok disiplinli bir kişidir. Sen, İngiliz Okuluna gideceksin. İyi İngilizce öğrenip iyi bir avukat, güçlü bir gazeteci olacaksın. Kıbrıs’ı boşaltamayız. Kıbrıs’ta kalıp buraya hizmet edeceksin’’[6] demiştir. Rauf Denktaş da okula kabul sınavında birinci olmuş ve lise eğitimine burada başlamıştır.

2.Gençlik Yılları

            Denktaş’ın İngiliz Lisesi hayatının hemen başında 1939 yılında okul tarafından bir Londra gezisi tertip edilmiş ve daha 15 yaşında iken Londra’yı gezme fırsatı bulmuştur.[7] Gazetede yayınlanan bu yazıda; Londra’dan, İngiliz gençleri ile kaynaştığından ve diğer izlenimlerinden bahsetmiştir. Bir haftalık gezileri bitip Kıbrıs’a döndüklerinde ise İkinci Cihan Harbi başlamıştır. Savaşın tüm dünyaya yayıldığı zamanda, 1941 yılında İngiliz Lisesi’nden mezun olmuştur.[8]

            Mezun olduktan sonra kısa bir süre işsiz kalan Denktaş, bir gün gazetede yer alan İngiliz Askerî Karargâhı’nda pratik İngilizce-Türkçe ve İngilizce-Rumca tercümanlık yapacak çavuş arandığını görmüş ve hemen müracaat etmiştir.[9] Bir müddet burada tercümanlık ve daktilo gerektiren işler yaptıktan sonra istifa etmiştir. Amcasının ve Mahkeme Reisi Tornatiris’in yardımı ile eleman aranan ‘’Kâtiplik’’ görevine başlamıştır. Memuriyetteki görevine devam ederken yasak olmasına rağmen Dr. Fazıl Küçük’e ait Halkın Sesi gazetesine ‘’Kıbrıs Türk Toplumunun Sorunları’’ ile ilgili yazılar yazmıştır.[10]

Memuriyetine devam ederken asıl hedefi olan hukuk eğitimi için araştırmalar yapmış ve İngiltere’deki Lincoln’s Inn Üniversitesi’ne başvurmuştur. Gerekli belgeleri yollamadan önce, mezunu olduğu İngiliz Lisesi’nin müdürü Mr.Sims’ten referans mektubu istemiştir. Mr.Sims ise Denktaş’a Londra’nın savaş sebebiyle eğitime uygun olmadığını ve isterse kendisine İngiliz okulunda iş bulabileceğini söylemiştir. Denktaş ise Mr.Sims’ten ileriki yıllarda eğitim için destek sözü aldığı ve memuriyetten bunaldığı için teklifi kabul etmiştir. İngiliz Lisesi’nde yurt öğretmeni olarak görev almıştır.[11]

1 yıl kadar yurt öğretmenliği yapan Denktaş, sene sonunda İngiltere eğitimi için British Council bursuna başvurmuş ve başarısına bakılmak şartıyla yıldan yıla uzatılabilecek bu eğitim bursunu kazanmıştır.[12] İngiliz Lisesi’nin müdürü Mr.Sims’e ek olarak birkaç önemli kişiden daha tavsiye mektubu almış ve İngiltere Lincoln’s Inn’de Hukuk eğitimi görme hakkı kazanmıştır.[13]

            1944-1947 yılları arasında İngiltere’de eğitim gören Denktaş, savaşın bitimine ve yeni dönemin başlangıcına da İngiltere’de şahit olmuştur. Okul haricinde kurs ve seminerlere katılmış, savaş devam ederken zorunlu olarak sivil savunmada görev almıştır. 1947 okulunu tamamlamış ve ‘’Barrister at-law‘’[14] unvanıyla avukat olarak Kıbrıs’a dönüş yapmıştır. Tam da babasının arzu ettiği gibi hukukçu olmuş ve hizmet için vatanına gelmiştir.

3.Genç Hukukçunun Mücadelesi Başlıyor

            İngiltere’deki hukuk tahsilini tamamlayan Denktaş, Kıbrıs’a döner dönmez işe koyulmuştur. Önce bir Rum avukatın, daha sonra da İbrahim Yahya isimli bir Türkün Lefkoşa’daki ofisinde serbest avukatlık yapmıştır.

Avukatlığının haricinde kalan zamanlarında Kıbrıs Türk toplumu lideri kabul edilen Dr. Fazıl Küçük’e yardımcı olmuştur. Fazıl Küçük; İngiliz boyunduruğunu kabul etmeyen, Türk toplumunun hukukunu savunan, anavatana bağlı milliyetçi bir şahsiyettir. İngilizler de Dr. Küçük’e muhalif olanları desteklemiş ve Türk toplumunun dışarıdan çok başlı bir yapıda görünmesine neden olmuştur. Bu duruma Kıbrıs Kültür Derneği müdahale edip Türk kurum ve kuruluşların tek çatı altında toplandığı Kıbrıs Türk Kurumları Federasyonu’nu kurmuştur.[15] Bu federasyon, adanın Yunanistan’a katılmasını engellemek haricinde Türkiye’den gelen yardımları Türk toplumuna aktarmak gibi birçok görev üstlenmiştir.[16]

            Rauf Denktaş’ın adadaki Türk toplumu adına ilk resmî görevi ise 1948 yılında başlayan Anayasa Komisyonu üyeliğidir. Bu komisyon, Kıbrıs’ta uygulanması düşünülen yeni yönetim şekli hakkında İngiliz Yönetimi ile müzakereler yürütmek ve tavsiyelerde bulunması için kurulmuştu. Rauf Denktaş da komisyonun sekreterliğini yapmıştır.[17] Bu komisyonun çalışmaları -Rumlar isteklerini alamadığı için- olumsuz sonuçlanmıştır. Bunun üzerine İngiliz Yönetiminin isteği üzerine Türk toplumunun sorunlarının saptanması ve çözümü öngören bir raporun hazırlanması maksadıyla 11 Haziran 1948’de 6 kişilik bir Türk İşleri Komisyonu kurulmuş ve Rauf Denktaş da bu komisyonda yer almıştır.[18]

 

            Denktaş’ın Türk İşleri Komisyonu’ndaki görevi devam ederken Dr.Küçük’ün çabalarıyla ‘’Rumların adayı Yunanistan’a bağlama projesi Enosis’e karşı’’ Kasım 1948’de kalabalık bir miting düzenlenmiş ve Denktaş, ilk kez halka hitap etmiştir.[19]

Türk işleri Komisyonu, bütün Kaza merkezlerinde ve büyük köylerde miting yaparak gündemindeki konular hakkında görüş alışverişinde bulunmuş, bunları raporlar halinde değerlendirmiş ve İngiliz Yönetimine iletmiştir.[20] Rauf Denktaş da bu komisyon sayesinde ilçeleri ve köyleri gezme, halkını yakından tanıma fırsatı bulduğunu hatıratında belirtmiştir. İngiliz Yönetimi bu rapordan sonra komisyondan çözüm önerilerini hayata geçirmesini istemiştir. O günlerde; kanunları savcı hazırlamakta ve İngiliz Valisi onaylamaktaydı. Fakat savcılıkta görevli bir Türk yoktu.[21] Bu sebepten ‘’Junior Crown Counsel’’[22] makamı oluşturulmuştur. Türk İşleri Komisyonu Başkanı Hâkim Zekâ Bey ve Dr. Fazıl Küçük’ün de şiddetli ısrarlarıyla Rauf Denktaş bu görevi kabul etmiştir.[23]

 

 

4.Savcılık Yılları

Rauf Denktaş’ın savcılığa (müdde-i umumîlik) tayin edilmesi Kıbrıs Türk Toplumu’nda da memnuniyet yaratmıştır. Halkın Sesi gazetesinde bu olay ‘’Bir Türk Müdde-i Umumî Tayini Bize Büyük Ümit Veriyor’’ manşeti ile duyurulmuştur. Yazının bir kısma şöyledir:

‘’ Son gelen Kıbrıs gazetelerinden memnunlukla öğrendiğimize göre, genç ve kudretli hukukçularımızdan Rauf Raif Denktaş, Müddeiumumî Muavinliğine tayin edilmiş ve bu yeni vazifesine başlamıştır. Kıbrıs idarî mekanizmasında bu mevkiinin önemini takdir ettiğimiz içindir ki; genç hukukçumuzun serbest hayattan ayrılarak bu makama geçmesinden memnun kalıyoruz(…)’’[24]

Rauf Denktaş’ın savcılıkta görev alması Türk toplumunu ilgilendiren hususlar açısından mühimdir. Denktaş bu makama gelerek Kıbrıs Türklerini; sosyal, kültürel ve ekonomik alanlarda ellerine ve ayaklarına vurulmuş prangalardan kurtarma fırsatı elde etmiştir kendi ifadesiyle.[25] Göreve başlamasıyla da Türk İşleri Komisyonu’nun önerileri Savcı Denktaş tarafından işleme konulmuştur.

Denktaş, Mağusa Ağır Ceza Mahkemesi’nde görev almış ve sekiz yıl süren savcılık görevi sırasında Hapishane yönetmeliği ve mahkûmlara yapılan muamele konusunda İngiliz yönetimini uyarıcı çalışmaların içinde olmuştur. Rumların Akritas Planı[26] kapsamında gittikçe yoğunlaşan iç ve dış örgütlenmeleri karşısında resmi görevli olarak topluma yararlı olamayacağını anlaması üzerine, Dr. Küçük’ün de isteği üzere savcılıktan ayrılmıştır.[27]

5.Kıbrıs Türk Kurumları Federasyonu Başkanlığı Yılları  (1957-1960)

Kıbrıs Türk Kurumları Federasyonu, daha önce bahsedildiği üzere Türkiye’den gelen yardımları Türk toplumuna aktarmak ve tek çatı altında örgütlenmek üzere kurulmuştu. Kuruluşundan itibaren başkanlığını Faiz Kaymak yapmaktaydı. Kaymak’ın yerine, 27 Ekim 1957’de federasyon başkanlığına Denktaş seçildi.[28]

Denktaş, hatıratında başkan olduktan sonra kazaları ve büyük köyleri gezdiğinden sıkça söz etmiştir. Toplantılar yapılarak ana problemlere el atmış ve Kıbrıs Türk toplumu açısından önemli icraatlar gerçekleştirmiştir. Bu icraatlardan bir tanesi ‘‘Türk’ten Türk’e‘’ kampanyası olmuştur. Bu kampanya ile Kıbrıs Türklerinin alışverişini birbirinden yapması, Türk’ün sattığı bir ürünü özellikle Rumlardan alınmaması teşvik edilmiştir. Bu proje ile Türk toplumu arasındaki dayanışma bağlarının güçlenmesi hedeflenmiştir.[29] Denktaş; ‘’Atatürk’ün 1930’larda vatandaşları yerli malı almaya teşvik için söylediği sözler rehberimiz olmuştu’’[30] diye de ekler hatıratında.

Yine Federasyon Başkanı Denktaş’ın girişimi ile başlatılan projelerden birisi ise ‘’Vatandaş Türkçe konuş!‘’ kampanyasıdır.[31] Türk Toplumu bu projeyi de benimsemiş ve uygulamıştır. Denktaş ve federasyon, bu faaliyetleri Kıbrıs Türk kültürünü ve ekonomisini güçlü tutmak ve Rum-Yunan baskısına karşı dik durabilmek için hayata geçirmiştir.

Kıbrıs Türklüğü için mücadele etmiş yer altı örgütlerinden Türk Mukavemet Teşkilatı’nın da kurucuları arasında Denktaş vardır.[32] Rauf Denktaş’ın bir yer altı örgütü kurmaya yönelmesinin objektif ve anlaşılabilir sebepleri vardı. Bunların başında;

-          EOKA’nın siyasi liderliğine bağlı olarak Rumların Enosis ( Adayı Yunanistan’a bağlama) amacı güden bir yer altı teşkilatı halinde etkili faaliyeti, buna karşılık Türk cephesinde hissedilen boşluk,

-          Kıbrıs Türk halkının bölgesel ve birbirinden ayrı mukavemet hücrelerinin etkili bir şekilde faaliyet gösterebilmesi ve bu faaliyetlerin Türk davasına hizmet edebilmeleri için gerekli görülen tek çatının kurulması

-          Türkiye’deki mukavemetçilerle bağlantı kurulması

-          Uzun vadeli bir mukavemete geçebilmek için halka itimat telkin etmek[33]

 

Bu teşkilât, amaç itibariyle Kurtuluş Savaşı’nda kurulan Türk direniş örgütleri ile benzemektedir. Teşkilâtın amaçları; Kıbrıs Türk toplumunun can ve mal güvenliğini sağlamak, Enosis’e ve Rum terörüne karşı durmak ve Türklere yapılacak saldırıları püskürtmek [34] gibi meşrû müdafaaya giren eylemlerdir. Bu teşkilât sayesinde Türkler, kendilerini savunabilir hale gelmişlerdir. Türk Mukavemet Teşkilâtı ile ilgili kritik bir noktaya değinmek gerek. Türk Mukavemet Teşkilâtı, Kıbrıs mücadelesinde yer alan Rauf Denktaş, Kemal Tanrısevdi ve Burhan Nalbantoğlu gibi isimler tarafından kurulmuştur.[35] Fakat Denktaş, zekice bir siyasî hamle yaparak Kıbrıs davasını Türkiye’ye sahiplendirdiği gibi T.M.T. konusunda da bunu gerçekleştirmiştir.

’’Türk Mukavemet Teşkilâtı’nı ve silah temin etme işini Türkiye’ye mal etmek gerekir. Çünkü bu iş memlekette üç günde şahsî ihtiraslara alet olur, kontrol edemeyiz… Biz bu işi Türkiye’ye mal ederiz ve Türkiye bizi örgütler, böylelikle Türkiye’ye karşı sorumluluk içinde bu işi yürütürüz.’’[36]

Denktaş, bu açıklamayı teşkilât ilk kurulduğunda yapmış ve dediği gibi de olmuştur. Rauf Denktaş ile dönemim T.C. Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu bu mesele ile ilgili görüşmelerinden bir süre sonra da Türkiye tarafından teşkilâta silah yardımı yapılmıştır.[37] Türk Mukavemet Teşkilâtı, Kıbrıs Barış Harekâtı’na kadarki süreçte Rum saldırılarına karşı Türklerin en mühim millî yapılanması olmuştur. Son olarak Rauf Denktaş başkanlığının son zamanlarında, bizatihi çıkardığı Nacak gazetesinde Kıbrıs Türk Kurumları Federasyonu ile alakalı kısaca şu değerlendirmede bulunmuştur;

‘’Federasyon bir meşale gibi her Türk’e yol gösteren, ümit ve cesaret veren bir teşkilât haline geldi. Kıbrıs Türk Toplumu namına gereken her türlü tedbiri almak, sesimizi anavatana ve dünyaya duyurmak ve Kıbrıs Türklerinin davalarını savunmak başta gelen vazifemiz oldu. Partiler üstü siyasî bir teşekkül olan ve her ferde fark gözetmeksizin hizmet etme yolunu seçen federasyon bu üç sene zarfında Kıbrıs Türk Toplumunun her derdine çare bulmasını bilmiştir.[38]

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulması ile federasyon başkanlığı sona eren Denktaş,  mücadele dolu yaşamındaki en çetin günleri yaşadığı 1960-1974 dönemine girmiştir.

 

 

 

 

6.Türk Cemaati Meclisi Başkanlığı Dönemi

1960 yılı Kıbrıs adası için bir dönüm noktasıdır. 1959 yılında; Zürih ve Londra’da yapılan görüşmeler sonucu İngiltere-Türkiye-Yunanistan-Kıbrıs Türkleri ve Rum taraflarının uzlaşmaya varmaları ile iki halklı Kıbrıs Cumhuriyeti resmen kabul edilmiştir.[39]

Kıbrıs Cumhuriyetini oluşturacak anayasada Rum Cumhurbaşkanı, Türk Cumhurbaşkanı Yardımcısı ve -Türk toplumunu ilgilendiren konularda çalışmak üzere- Türk Cemaati (Meclisi) kurulacağı da belirtilmiştir.[40] Kıbrıs Türk kanadında ise toplum lideri Dr. Küçük, Denktaş’a Cumhurbaşkanı Yardımcısı olmasını önermiştir. Fakat Denktaş bunu kabul etmeyerek Dr. Fazıl Küçük’ün Cumhurbaşkanı Yardımcısı olmasını sağlamıştır.[41] Rauf Denktaş ise bu yönetimde Türk Cemaat Meclisi Başkanlığı’na kendi isteği ile görev almıştır.[42]

Rauf Denktaş’ın Türk Cemaat Meclisi Başkanlığı’ndaki çalışmaları; Kıbrıs Cumhuriyeti’nin parçalanma sürecine girmesiyle birlikte kendisine yeni bir yol açmış, Kıbrıs Türklerinin uluslararası platformda savunucusu olmuştur.[43] Kıbrıs’ta Rum saldırılarının tekrar başlaması ve Türk-Rum çatışmasının sonucu düzenlenen Londra Konferansı’nda Kıbrıs Türk Toplumunu temsil etmiştir.[44]

Denktaş’ın çözüm için ortaya koyduğu iki toplumlu federal bir devlet kurma tezini çıkarlarına uygun bulmayan Rumlar, Denktaş’ın adaya dönmesi halinde tutuklanacağını duyurmuştur. Bu gelişme üzerine Denktaş, mücadelesini resmî olarak 1968’e kadar Ankara’dan yürütmüştür.[45] Rauf Denktaş, adadaki çatışmalar yoğunlaşınca gizlice adaya çıkmış ve Rumlara karşı örgütlenmiş Türk güçlerine katılmıştır.[46] Adada olmadığı ve Türkiye’de sürgün yaşadığı yıllarda Kıbrıs İşleri Dairesi’nde çalışmış ve mücadelesini buradan yürütmüştür.[47]

Denktaş’ın yasal yollardan adaya girmesi 13 Nisan 1968’de oldu. Türk Cemaati Meclis Başkanı olarak sürgün hayatına başlayan Denktaş, Geçici Türk Yönetimi Başkan ile Dr. Küçük ve ekibi geçici bir yönetim ilân etmiş ve adaya dönünce Denktaş, başkan yardımcılığı görevine gelmiştir. Rauf Denktaş, 1973’teki Cumhurbaşkanı Muavinliği ( Yardımcılığı) seçimlerine kadar bu görevde kalmıştır. Lübnan ve Kıbrıs’ta yapılan görüşmelerde -sonuç alınamasa da- Kıbrıs Türk Toplumunu temsil etmiştir.[48]

7.Cumhurbaşkanlığı Muavinliğinden Devlet Başkanlığına ( 1973-1983)

Cumhurbaşkanı Muavinliği ve Türk Yönetimi Başkanlığı seçimleri 16 Şubat 1973’te yenilendi. Rauf Denktaş, tek isim olarak girdiği seçim sonrasında cumhurbaşkanı muavini ve Türk yönetimi başkanı oldu.[49]

1974’te Rum Lider Makarios, Yunanistan’ın darbesiyle devrilir ve yerine Nikos Sampson Rum cemaatin lideri ve devletin başkanı olur.[50] Bu darbenin amacı Yunanistan’a bağlı kukla bir yönetim kurup adayı bir an önce Yunanistan’a ilhak etmektir.[51] Türkiye, bu olaydan sonra gerekli ülkelere darbeyi kabul etmeyeceğine dair ültimatom vermiştir. Girişilen diplomatik faaliyetlerin bir sonuç vermemesi üzerine Barış Harekâtı için hazırlıklar tamamlanmış ve 20 Temmuz 1974 günü Girne’nin ‘’Pladini’’ plajından Kıbrıs Barış Harekâtı resmen başlatılmıştır.[52]

Kıbrıs’ta Türk Silahlı Kuvvetleri’nin başlattığı harekât, Bayrak Radyosu kanalıyla Rauf R.Denktaş tarafından da saat 05.00 itibariyle bütün Kıbrıslı Türklere ilan edilir.[53] Harekât sonrası Türk Silahlı Kuvvetleri’nin adanın kuzeyini kontrole almasıyla birlikte, adanın güneyinde kalan Türkler kuzeye, kuzeydeki Rumlar ise güneye göç etmişlerdir. Nüfus bakımından kuzey-güney olarak ayrılan adada diğer koşulların da oluşmasıyla,  Türk Yönetimi Meclisi 13 Şubat 1975’te aldığı kararla Kıbrıs Türk Federe Devletini ilan etmiştir.[54]

Rauf Denktaş’ın harekâttan sonra amacı federe değil tam bağımsız bir devlettir. Fakat Türkiye, Kıbrıs Türk Federe Devletini, ilerde oluşması muhtemel federal cumhuriyetin bir kanadını teşkil etmesi için ilân ettirmiştir.[55] Bu tutum bile Türkiye’nin Kıbrıs’ta samimi bir barıştan yana olduğunun bir kanıtıdır. Bu düşünce, her fırsatta adayı tamamen Yunanistan’a bağlamayı amaçlayan Rum küstahlığına karşı Türkiye’nin takdire şayan bir cevabıdır.

1974-1983 arası varlığını sürdüren Kıbrıs Türk Devletinin başkanı Rauf Denktaş’tır.[56] Bu dönemde adada diplomatik yollardan bir çözüm bulunmasına çalışılmışsa da, Rum tarafının Kıbrıs meselesini tekrar Birleşmiş Milletler Genel Kuruluna taşıması bağımsız bir Türk Devletinin ilânına zemin hazırlamıştır.[57] Kıbrıs Türk Federe Devleti, ‘’Geleceklik’’ hakkını –Türkiye’nin de tam desteği ile- kullanmış ve 15 Kasım 1983’te K.K.T.C. ilân edilmiştir.[58]

8.Vatan Mücadelesinin Son Aşaması: Cumhurbaşkanlığı

1947 yılında İngiltere’den genç bir hukukçu olarak vatanına dönüp mücadeleye başlayan Denktaş, 1983 itibariyle çetin mücadelesinin bir sonucu olarak Cumhurbaşkanlığı makamına gelmiştir. Fakat bu döneminde de Kıbrıs sorunu çözülmemiş, mücadele sonlanmamıştır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ilânı, Türkiye haricindeki devletler tarafından hoş karşılanmamıştır. Yunanistan Savunma konseyini toplamış, İngiltere bu kararı tanımamış, ABD ise ‘’Dehşet verici’’ olarak yorumlamıştır.

Yakın dönemde kurulan Avrupa Birliği ise aynı şekilde KKTC’yi tanımamakta ve Türkiye’nin buradaki askerî varlığını ‘’işgal’’ olarak nitelemektedir.[59]

Uluslararası hukukta ‘’de Facto’’ kabul edilen KKTC, Türkiye’nin de dış politika sorunlarından biri ve AB üyeliği sürecindeki başlıklardan biri haline gelmiştir. Rum tarafının adayı tek devlet kabul edip AB’ye katılması da sorunu daha da çıkmaz hale getirmiştir.[60]

Rauf Denktaş da, 1983’ten 2005’e kadar süren cumhurbaşkanlığı döneminde Avrupa ve ABD’de yapılan görüşme ve müzakerelerde mücadelesini devam ettirmiştir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 10. Kuruluş yıldönümü nedeniyle Lefkoşa’da yaptığı konuşmada;

        ‘’Önümüzdeki günler çetin olabilir. Müzakereler çetin geçebilir.  Her şey olabilir, bazı şeyler olmaz. Bizi kimse bu vatandan, bu bayraktan ayıramaz. Bizi kimse Türkiye’den koparamaz,  ayıramaz. Kimse Türkiye’nin garantörlük haklarına saldıramaz. Kimse bizi bu ülkede ikinci sınıf vatandaş yapamaz. Kimse fazilet anlamına gelen bu cumhuriyeti kirletip çöpe atamaz.(…) Cumhuriyeti kuran sizler, bu cumhuriyeti ilelebet yaşatacaktır.’’[61]

Bu sözler, Denktaş’ın mücadelesinin ana unsurlarını en iyi şekilde ifade etmektedir. 1983-2005 yılları arası 22 yıl cumhurbaşkanlığı yapan Denktaş, 2005 seçimlerinde aday olmayarak görevi Mehmet Ali Talat’a bırakmıştır. Büyük dava adamı, 13 Ocak 2012 ‘de Lefkoşa’da vefat etmiştir.

9.Eşi ve Çocukları Hakkında

Rauf Denktaş’ın hayat mücadelesindeki en önemli yardımcısı şüphesiz eşi Aydın Hanım’dır. Aydın Denktaş, aynı zamanda amcasının torunudur.[62] Denktaş, İngiltere’ye hukuk eğitimi için gitmeden sözlenmişler, 17 Temmuz 1949’da evlenmişlerdir.[63] Denktaş çiftinin Raif, Münir, Dilek, Serdar, Değer ve Ender isimlerinde üç kız üç erkek evlatları olmuştur. Oğulları Raif ve Münir ile kızları Dilek, Rauf Denktaş hayatta iken vefat etmişlerdir.[64]

 

Sonuç

Rauf Raif Denktaş, 88 yıllık hayatını memleket mücadelesine adamış Atatürkçü bir dava adamıdır. Yeri geldiğinde federasyon başkanı, yeri geldiğinde bir Türk mukavemetçi, yeri geldiğinde de hukukçu kimliği ile her türlü kritik görevi ifa etmiş, Türk dünyasının yetiştirdiği en büyük değerlerdendir. Günümüzde Denktaş’ın, Fazıl Küçük’ün ve nice Kıbrıs Türk büyüğünün mukaddes davası dururken ‘’Türk değil Kıbrıslıyız’’ tarzında düşünceleri sahiplenmiş kişilerin, Denktaş Bey’in hayatını tekrar tekrar okuması Kıbrıs Türklüğü açısından çok önemlidir. Unutulmamalıdır ki Rauf Denktaş’ın mirası olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti; sadece adada yaşayan Türk halkına değil, tüm Türk dünyasına bırakılmış bir emanettir. 

 

ESERLERİ :  (Türkçe)

  • Saadet Sırları (1941)
  • Ateşsiz Cehennem (1944)
  • 12'ye 5 Kala (1965)
  • Akritas Planı (1972)
  • Gençlerle Başbaşa (1981)
  • Kur'ân'dan İlhamlar (1986)
  • Gençlere Öğütler (1988)
  • İmtihan Dünyası
  • Yarınlar İçin
  • Kıbrıs Girit Olmasın
  • Kadın ve Dünya,  1985
  • Seçenekler ve Kıbrıs Türkleri, 1986
  • Atatürk, Din ve Laiklik
  • Kıbrıs'ta Bitmeyen Kavga, 1991
  • Kıbrıs Davamız - 1991
  • İlk Altı Ay, 1991
  • O Günler
  • Vizyon
  • Kapılar
  • Kıbrıs Meselesinde Son Durum
  • Rum Yunan İkilisi: İstenmeyen Cumhuriyetten Nereye?
  • Karkot Deresi, 1996
  • Rauf Denktaş'ın Hatıraları, 1964-74, I. cilt (1964) , 1996
  • Rauf Denktaş'ın Hatıraları, 1964-74, II. cilt (1965), 1997
  • Rauf Denktaş'ın Hatıraları, 1964-74, III. cilt (1966), 1997
  • Rauf Denktaş'ın Hatıraları, 1964-74, IV. cilt (1967), 1997
  • Rauf Denktaş'ın Hatıraları, 1964-74, V. cilt (1968), 1997
  • Rauf Denktaş'ın Hatıraları, 1964-74, VI. cilt (1969), 1997
  • Rauf Denktaş'ın Hatıraları, 1964-74, VII. cilt (1970), 1997
  • Rauf Denktaş'ın Hatıraları, 1964-74, VIII. cilt (1971-72), 1998
  • Rauf Denktaş'ın Hatıraları, 1964-74, IX. cilt (1973-74), 1999
  • Hatıralar, Toplayış, X. Cilt, 2000
  • Kalbimin Sesi, 1997

 

ESERLERİ   ( İngilizce )

  • Criminal Cases ( 1953 )
  • A short Discourse of Cyprus ( 1972 )
  • The Cyprus Problem ( 1973)
  • Cyprus Triangle ( 1981 )
  • UN Speeches on Cyprus (1986)
  • Cyprus, An Indictmen and Defence (1987)
  • The Cyprus Problem 23rd Year ( 1987 )
  • My Vision for Cyprus ( 1988 )
  • What is the Cyprus Problem? (1991)
  • A challange on Cyprus (1991)
  • Denktaş As A Photographer, Images From Northern Cyprus ( 1991)
  • The Cyprus Problem and the Remedy ( 1992 )
  • From My Album ( 1992 )
  • Observations on the Cyprus Dispute ( 1996 )
  • In Search of Justice ( 1965 )

 

 

 

KAYNAKÇA

 

1-Denktaş, Rauf Raif; Hatıralar, Toplayış, c.10, Boğaziçi Yayınları, İstanbul 2000.

2-Denktaş, Rauf Raif; Karkot Deresi, Remzi Kitabevi, İstanbul 2005.

3-Batur, Nur; Yeniden Yaşasaydım, Doğan Kitap, İstanbul 2007.

4-Keser, Ulvi; Dünden Bugüne Kıbrıs (1913-2013), Berikan Yayınevi, Ankara 2013.

5-Serter, Vehbi Zeki; Adım Adım Kıbrıs Cumhuriyeti (1960-1963) , Genelkurmay Başkanlığı                  ATASE Başkanlığı Yayınları, Ankara 2014.

6-Gazioğlu, Ahmet; Bugünlere Gelmek Kolay Olmadı, 4.Kitap, Kıbrıs Araştırma ve Yayın Merkezi ( CYREP ),  Lefkoşa 2000.

7-Yalçın, Emruhan; ‘’Rauf Denktaş’ın Kıbrıs’ta Bitmeyen Mücadelesi’’, Uluslararası Atatürk Dergisi, Atatürk Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü Müdürlüğü, Cilt 4,Sayı 3, s.111-148, Erzurum 2005. 

   

 



[1]  Emruhan Yalçın, Rauf R.Denktaş’ın Kıbrıs’ta Bitmeyen Mücadelesi, s.113.

[2]  Rauf Denktaş, Hatıralar, Toplayış, c.X, s.34.

[3]  Rauf Denktaş, a.g.e., s.35.

[4]  Halkın Sesi, 10 Ekim 1942

[5]  Rauf Denktaş, Karkot Deresi, s.12.

[6]  Rauf Denktaş, a.g.e., s.19.

[7]  Türkiye Gazetesi, 29 Nisan 1986, ‘’Denktaş’tan Bir Hatıra’’

[8]  Rauf Denktaş, Hatıralar, s.26

[9]  Denktaş, a.g.e., s.27

[10] Denktaş, a.g.e., s.31.

[11] Denktaş, a.g.e., s.66-69.

[12]  Denktaş, a.g.e., s.70

[13]  Denktaş, a.g.e., s.71.

[14]  İngiliz Hukuk Sisteminde Üst Düzey Davalarla İlgilenen Hukukçuların Resmi Unvanıdır.

[15]  Denktaş a.g.e. , s.85-86.

[16]  Ulvi Keser, Dünden Bugüne Kıbrıs (1913-2013), s.107-108

[17]  Emruhan Yalçın, a.g.m., s.113.

[18]  Yalçın, a.g.m. , s.114.

[19]  Denktaş a.g.e., s.100-101.

[20]  Denktaş a.g.e., s.94.

[21]  Denktaş, a.g.e., s.95.

[22]  Başsavcı Yardımcılığı konumundadır.

[23]  Denktaş, a.g.e., s.95-96.

[24]  Halkın Sesi Gazetesi, 11 Haziran 1949.

[25]  Denktaş a.g.e. , s.94.

[26]  Kıbrıs Türklerini devre dışı bırakıp adayı Yunanistan’a bağlamayı amaçlayan projedir.

[27]  Emruhan Yalçın, a.g.m. s.115.

[28]  Nur Batur, Yeniden Yaşasaydım, s.145.

[29]  Denktaş, a.g.e., s.127.

[30]  Denktaş, a.g.e. s.127.

[31]  a.g.e., s.128.

[32]  Ahmet Gazioğlu, Bugünlere Gelmek Kolay Olmadı 4.kitap, Kıbrıs Araştırma ve Yayın Merkezi, s.6.

[33]  Emruhan Yalçın, a.g.m., s.119 ; A. Akkurt, Türk Mukavemet Teşkilatı, Seçil Ofset, s.16.

[34]  Yalçın, a.g.m., s.120.

[35]  Ahmet Gazioğlu, a.g.e., s.45

[36]  Yalçın, a.g.m., s.119 ; A.Akkurt, Türk Mukavement Teşkilatı, s.35.

[37]  Ahmet Gazioğlu, a.g.e. s.15-18.

[38]  Yalçın, a.g.m. s.122 ;  R.R.Denktaş, Hatıralar, Toplayış, s.132.

[39]  Vehbi Zeki Serter,  Adım Adım Kıbrıs Cumhuriyeti, Genelkurmay ATASE Başkanlığı Yay., s.11-16.

[40]  Serter, a.g.e., s.15.

[41]  Denktaş, a.g.e., s.158.

[42]  Dr. Fazıl Küçük kendisine bakanlık teklif etmişse de,  cemaat meclisini eşit egemenliği simgeleyen ve siyasi ortaklığı vurgulayan bir kuruluş olarak gördüğünü belirtmiş ve burada görev yapmayı seçmiştir. Ayrıntılar için bkz. R.R.Denktaş, Hatıralar, Toplayış, s.158-159.

[43]  Emruhan Yalçın, a.g.m., s. 123.

[44]  Yalçın, a.g.m., s. 123.

[45]  Yalçın, a.g.m., s.125.

[46]  Yalçın, a.g.m., s. 125-126.

[47]  Denktaş, a.g.e., s.200-210.

[48]  Yalçın, a.g.m., s.127.

[49]  Yalçın, a.g.m., s.127.

[50]  Ulvi Keser, a.g.e., s.676-677.

[51]  Keser, a.g.e., s.677.

[52]  Keser, a.g.e., s. 681.

[53]  Keser, a.g.e., s. 681.

[54]  Yalçın, a.g.m., s. 128.

[55]  Yalçın, a.g.m., s.129.

[56]  a.g.m., s.129.

[57]  a.g.m., s.129.

[58]  a.g.m., s.130.

[59]  Ulvi Keser, a.g.e.,  s.462-463.

[60]  Keser, a.g.e., s. 467-472.

[61]  Yalçın, a.g.m., s.131-132. ; KKTC Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi, 15 Kasım 1993.

[62]  Denktaş, Hatıralar, Toplayış 10.Cilt, s.105.

[63]  Denktaş, a.g.e., s.96.

[64]  Nur Batur, Yeniden Yaşasaydım, İstanbul 2007.

  
56 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın