• Anasayfa
  • https://www.facebook.com/tarihtarihcemiyeti/
  • https://twitter.com/ttcemiyeti
İlk Dünya Güzelimiz Keriman Halis ve Gerçekler / Ahmet Özgür Türen

1932'de Cumhuriyet gazetesinde bir yarışma duyuruluyor. [1]

Güzellik yarışması.

Kazanan Belçika'ya ülkemizi temsil etmeye gidecek.

Yarışmacılar için sunulan şartlardan ilki namuslu olması.

Şartnamenin sekizinci maddesinde de ne Türkiye'de ne de Belçika'da mayo GİYDİRİLMEYECEĞİ garanti ediliyor.[2]

Jüride kimler var kimler!

Halit Ziya Uşaklıgil, Abdülhak Hamit Tarhan, Cenap Şahabettin, Ahmet Haşim, Peyami Safa, İbrahim Çallı ve daha birçokları…

Ancak o günün koşullarından dolayı ülkede yarışmaya sadece 8 kişi başvuruyor.[3]

Kazanan Keriman Halis oluyor.

Keriman Halis, Cumhuriyet devrimlerinin Türk kadını üzerindeki değişimi konusunda belki de en anlamlı bir örnek.

Neden mi?

Çünkü kendisi Osmanlı'daki son Şeyhülislamın TORUNU.

Ancak yarışmayı 8 kişi arasından kazanınca da, Türk basınında alay konusu oluyor.

"Bu Türkiye güzeli değil, olsa olsa Cumhuriyet gazetesinin güzeli" diye yazıyorlar.[4]

Ve sıra geliyor Belçika'daki Dünya Güzellik Yarışması'na…

Keriman Halis'e yarışma kuralları gereği yanında bir kişinin refakat etmesi için izin veriliyor.

Bakınız burası çok önemli.

Yanında ona refakat edecek kişinin cinsiyeti veya kim olduğu konusuna karışılmıyor. Yani bu herhangi biri olabilir. 

2018 yılında bile yanında erkek olmadan kadınların yurt dışına çıkmasının yasak olduğu Suudi Arabistan örneğine kıyasla 1932 yılı Türkiye'sinde bir kadının böyle bir engeli yok.

Nihayetinde Keriman Halis, BABASI ile beraber Belçika'ya bizi temsil etmek için gidiyor.

Cumhuriyet gazetesinin güzeli diye alay edilen o kız, DÜNYA GÜZELİ oluyor.

MARŞIMIZI tüm dünyaya dinletiyor.

Ertesi gün ise alay eden o gazetelerde bir sessizlik hakim oluyor.

Memleket coşku içinde.

Kaldığı otele devasa bir Türk bayrağı çektiriyor.

Babası gurur içinde ve ağlıyor.

30 bin tebrik mesajı alıyor Keriman Halis.

Yunan gazeteleri "Türkiye Yunanistan'ı mağlup etti" başlığı atıyor.[5]

Tüm dünya gazeteleri yarışmaya sıfır makyajla katılan kızdan bahsediyor.

Türk kızı lavanta ve ruj fabrikalarını da mağlup etti deniyor.

Atatürk, Keriman Halis'e Kraliçe anlamına gelen Ece soyadını veriyor.[6]

Peki Keriman Halis Ece sonra ne oluyor, neler yapıyor?

Merak edenler vardır.

Söyleyeyim.

Hayatına aynen devam ediyor.

Çünkü dizilere oyuncu yetiştiren güzellik yarışmalarından farklı olarak Keriman Halis'in tek amacı vatanını temsil etmekti.

Misal Belçika'daki yarışmada yarışmacılardan biri Keriman Halis'i gördüğünde afallıyor.

"Nasıl olur, siz Türkler siyahi değil miydiniz?" diye şaşkınlığını ifade ediyor.

Çünkü o yıllarda Avrupa'da ve dünyada Türklerin yamyam oldukları iddiası var.

İleri ırk, geri ırk meselesi…

İşte Keriman Halis, öncelikle Türk insanı sonra da Türk kadını için çok önemli bir propagandayı icra ediyor.

Her açıklamasında kendisinin SIRADAN bir Türk kızı olduğunu belirten Keriman Halis'e Atatürk şöyle cevap veriyor:

"Keriman ECE, hepimizin işittiği gibi söylemiştir ki; O, bütün Türk kızlarının en güzeli olduğu iddiasında değildir. Bu güzel kızımız, ırkının kendi mevcudiyetinde tabii olarak tecelli ettirdiği güzelliğini dünyaya, dünya hakemlerinin tasdikiyle tanıttırmış olmakla elbette kendini memnun ve bahtiyar addetmekte haklıdır. Türk milleti, bu güzel çocuğunu şüphesiz samimiyetle tebrik eder."[7]

Özetle nüfus sayımlarında bile sayılmayan, sadece insan yumurtlayan bir varlık gözüyle bakılmış Türk kadını, Atatürk sayesinde dünyaya açılıyor. Ben de buradayım diyor.

Şimdi gelelim lağım farelerine…

Sorsan kendine dindar[8] ve milliyetçi[9] diyecek olan kimi lağım fareleri (lağım farelerinden özür dilerim) Keriman Halis'in namusu ve şerefi hakkında türlü iftiralar atmakta ve dolaylı yoldan Atatürk'e ve Cumhuriyet'e saldırmaktadırlar.

Güya Halid Turhan[10] adlı bir adam tam yarışma zamanı oradaymış ve yarışmaya şahit olmuş. Şahit olduklarını da hatıratında anlatmış.

Hiç kimsenin görmediği o gizemli(!) hatıratta geçen ifadeler;

"1932 senesinde Cumhuriyet Gazetesinin tertiplediği güzellik yarışmasını Keriman Hâlis kazanmıştı. Aynı yıl Belçika’nın Spa şehrinde 28 ülkenin katılmasıyla dünya güzellik yarışması düzenlenmişti. Keriman Hâlis bu yarışmaya Türkiye’yi temsilen katıldı. Günlerce Spa şehrinde kalan güzeller, çeşitli kimselerle görüştü ve konuştular. Yarışma gününde jürinin önünden kızlar birer birer geçip giyimleriyle, bakışlarıyla, tebessümleriyle puan toplamaya çalıştılar. Jüri salona geçip puan değerlendirmesi yapmak istedi.

Başkan kürsüye geçerek şöyle konuştu:

“Sayın jüri üyeleri, bugün Avrupa’nın, Hıristiyanlığın zaferini kutluyoruz. 1400 senedir dünya üzerinde hâkimiyetini sürdüren İslâmiyet artık bitmiştir. Onu Avrupa Hıristiyanları bitirmiştir. Elbette Amerika’nın ve Rusya’nın hakkını inkâr edemeyiz. Neticede bu, Hıristiyanlığın zaferidir. Müslüman kadınların temsilcisi, Türk güzeli Keriman, mayo ile aramızdadır. Bu kızı zaferimizin tacı kabul edeceğiz, onu kraliçe seçeceğiz. Ondan daha güzeli varmış, yokmuş bu önemli değil. Bu sene güzellik kraliçesi seçmiyoruz. Bu sene Hıristiyanlığın zaferini kutluyoruz. Avrupa’nın zaferini kutluyoruz. Bir zamanlar Fransa’da oynanan dansa müdahale eden Kanûnî Sultan Süleyman’ın torunu işte mayo ve sütyen ile önümüzdedir. Kendini bizlere beğendirmek istemektedir. Biz de bize uyan bu kızı beğendik, Müslümanların geleceği böyle olması temennisiyle, Türk güzelini dünya güzeli olarak seçiyoruz. Fakat kadehlerimizi Avrupa’nın zaferi için kaldıracağız.”

Evet. Karşınızda, yarışmanın hiçbir safhasında mayo giymemiş olan Keriman Halis Ece hakkında atılmış namussuz bir iftira. Zaten mayo giyilmeyeceği yarışma kurallarında yazıyordu.  Haliyle bu durumda tüm bu sözlerin baştan sona uydurma olduğunu, Keriman Halis'e ödül verilirken hiç de öyle bir konuşma yapılmadığını rahatlıkla söyleyebilirken bazı insanlar bu yalanları bile bile dile getirdi. Bu vicdansızlıktır.

O da yetmemiş. Fransa'da dansı yasaklattığına dair bir tane belge veya bilgi olmamasına rağmen Kanuni'ye de hayali bir rol vermişler.[11] Ama en gülünç kısım en sondaki söz. "Kadehlerimizi Avrupa'nın zaferi için kaldırıyoruz." kısmı. Bu iftiraları atanlar unutmasınlar ki Avrupa'nın gerçek zaferi Keriman Halis'in dünya güzeli olması değildir, Osmanlı'yı kutsal topraklardan hem de Arap kabilelerin vasıtasıyla atmasıdır. Avrupa'nın gerçek zaferi budur.

 



[1] Cumhuriyet, 17 Haziran 1932

[2] Cumhuriyet, 19 Haziran 1932

[3] Cumhuriyet, 8 Ağustos 1932

[4] Son Posta, 12 Temmuz 1932

[5] Cumhuriyet, 3 Ağustos 1932

[6] 1934 soyadı kanunu ile.

[7] Cumhuriyet, 3 Ağustos 1922

[8] Yavuz Bahadıroğlu, Yeni Akit Gazetesi,İşte Osmanlı Kızının Son Hali, 2 Eylül 2017 (Korkak, ölümünden sonra arkasından yazmış bir de rahmetlinin. Sözde dindar…)

[9] Hasan Demir, Yeniçağ Gazetesi, Kızmayın Gerçeği Yazdım, 30 Ağustos 2010 (Hem milliyetçi gazetede hem de 30 Ağustos'ta. Manidar…)

[10] Hakkında hemen hemen hiç bilgi bulunmayan, belki de her şeyiyle sahte olan Halid Turhan Bey hakkında kimi kopyala yapıştır tarzındaki basit internet sitelerinde öğretmen olduğu bilgisi geçer. Bir de yine birkaç uyduruk dini sitede Abdulhakim Arvasi'nin müridi olduğu geçer. Abdulhakim Arvasi kim?  Necip Fazıl'ın da müridi olduğu kişi. Ama bu kişi hakkında dişe dokunur tek bir bilgi yoktur. 

[11] Belli ki Kanuni'nin Fransuva'ya gönderdiği ama içinde dans ile ilgili bir şey olmayan o meşhur fermanı  kastediyorlar.











  
5412 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın