• Anasayfa
  • https://www.facebook.com/tarihtarihcemiyeti/
  • https://twitter.com/ttcemiyeti
TAVSİYE KİTAP
Yazarlar
Mısır'ı Lozan'da Mı Verdik? / Ferdi Çakmak

Mustafa Armağan, Yeni Akit adlı gazetedeki bir yazısında şöyle der:

            (Mısır) Kâğıt üzerinde de olsa bizimmiş ki, Lozan’da anlı şanlı İsmet Paşamız onu gönül rahatlığıyla verebilmiş, üstelik 9 yıl geriye dönüp 1914 yılından itibaren “Mısır bizim değildir” diye borazanla ilan etmiş.[1]

            Bu iddiayı ortaya atanların gerekçesi Lozan Antlaşmasının 17. Maddesine bakarak söylendiği anlaşılmaktadır. 17 ve 19. Maddeler Mısır’ı ilgilendiren maddelerdir. Bu maddelere bakacak olursak;

Madde 17 — Türkiye'nin Mısır ve Sudan üzerindeki tüm hukuk ve senetlerinden vazgeçmesine ilişkin hüküm 5 Kasım 1914 gününden başlayarak geçerlidir.

Madde 18 — Mısır’dan alınan vergi karşılık gösterilerek sağlanan Osmanlı istikrazlarına, yani 1855, 1891, 1894 istikrazlarına ilişkin tüm bağlantı ve yükümlerden Türkiye aklanmıştır. İşbu üç istikraz taksitleri için. Mısır’ın yaptığı yıllık ödemeler bugün Mısır Borçları taksitlerinin bir parçasını oluşturduğundan, Mısır Osmanlı Genel Borçlarına ilişkin öteki tüm yükümlerden aklanmıştır.

Madde 19 — Mısır Devletinin tanınmasından doğan sorunlar, ilgili devletler arasında saptanacak koşullara göre sonradan kararlaştırılacak hükümlerle çözümlenecek ve Türkiye’den ayrılan topraklara ilişkin, olan Antlaşma hükümleri Mısır Devletine uygulanmayacaktır.

            Mustafa Armağan gibi bu iddiayı ortaya atanlar genellikle 17. Maddeyi göstererek, Mısır’ı Lozan Antlaşması ile verildiğini söylerler.Peki nedir işin aslı?

Mısır’ın Elden Çıkma Süreci

            Mısır’ın elden çıkma süreci Kavalalı Mehmet Ali Paşa isyanı ile başlamıştır. İsyanın sonuçlarına bakacak olursak, kendi valisi ile bile baş edemeyecek kadar güçsüz bir duruma düşen Osmanlı Devleti, Londra Antlaşması'na göre Mısır’a bir nevi özerklik verilmişti ve Mehmet Ali Paşa kendi hanedanını böylece garantiye almıştı.[2]

            Kavalalı Mehmet Ali Paşa, isyanından sonra Mısır eyaleti hidivlik ile yönetilmeye başlanmıştır. Mısır, jeopolitik olarak önemli bir nokta idi ve Süveyş Kanalı’nın da inşa edilmesi ile birlikte Avrupa’nın göz bebeği konumuna gelmişti. Avrupa ülkelerinin dünya genelinde çeşitli amaçları vardı. Özellikle İngiltere, Doğu’da bulunan sömürgelerini kaybetmek istemiyordu ve yenisini kazanmak istiyordu. Bu doğrultuda Mısır, İngiltere için çok önemliydi.

             Stratejik önemi nedeniyle daha önce Kıbrıs’ı ele geçiren İngiltere, bu kez de 11 Temmuz 1882 tarihinde Mısır’ı işgal etmiştir. Mısır’ın işgali aynı zamanda İngilizlerin gerçek yüzlerinin görülmesi açısından da önem arz eder. Çünkü Bu tarihlerde İngiltere, bir taraftan Ruslara ve Fransızlara karşı Osmanlı Devleti’ni kollayıcı bir siyaset izlerken, diğer taraftan ise, bir Osmanlı toprağı olan Mısır’ı işgal etmekten de geri durmamıştır. Her ne kadar Osmanlı yönetimi başta olmak üzere Rusya ve Fransa tarafından Mısır’ın işgali protesto edildiyse de İngiltere geri adım atmamıştır. 29 Ekim 1888 tarihinde İngiltere, Almanya, Fransa, Avusturya-Macaristan, İtalya, İspanya, Rusya ve Osmanlı arasında Süveyş Kanalı’nın uluslararası kullanımı konusunda bir anlaşma yapılmıştır. Bu anlaşma ile İngiltere, Mısır’dan çıkma niyetinde olmadığını göstermiştir. Ayrıca 6 Ocak 1905 tarihinde İngiliz Dışişleri Bakanlığı’nın Mısır sorumlusu General T.H. Sanderson tarafından İngiliz Dışişleri Bakanlığına gönderilen raporda; “Sultan II. Abdülhamit, bırakın İngiliz ordusunun daimi olarak Mısır’da kalmasını, belirli bir süre dahi buradaki varlığından büyük rahatsızlık duymaktadır.” denildikten sonra, Padişahın bu yöndeki memnuniyetsizliğini fiili bir eyleme dökememiş olduğu, sadece İngiliz işgalini protesto etmekle yetindiği de dile getirilmiştir. Keza Mısır, Birinci Dünya Savaşı’na kadar kâğıt üzerinde Osmanlı toprağı olarak kalmıştır. Birinci Dünya Savaşı’nın başlamasıyla birlikte ise, İngiltere Mısır’ı himayesi altına almış.[3]

Birinci Dünya Savaşı’nın ortaya çıkması dünyanın büyük bir kısmını etkilediği gibi fiilen bir savaş alanı olmayan Mısır’ı da olumsuz etkilemiştir. Mısır’ın maddi ve insan kaynakları savaşta İngilizlerin çıkarları doğrultusunda kullanılmıştır. Çiftlik hayvanlarına ve ürünlere el koyunmuş ve binlerce Mısırlı savaş alanlarına götürülmüştür.[4] Görüldüğü üzere Mısır o dönemde bile ne kadar Osmanlı toprağıdır? 

            Ardından Mısır, bağımsızlık amacıyla 1919'da sokaklara dökülmüştür. İngiliz Hükümeti, buna karşılık Mısır halkına bazı imtiyazlar vermek zorunda kalmıştır.[5]Burada Mısır halkının, hakları için karşı karşıya geldiği milletin İngilizler olduğuna dikkat çekmek gerekir. 

            Ve son olarak,Mısır'ın Lozan'da verildiğini söyleyen veya ima eden kesimler ASIL önemli noktayı gözden kaçırmaktadır. Mısır, 28 Şubat 1922 tarihinde bağımsızlığını kazanmıştır.[6]Evet yanlış duymadınız. Mısır, henüz Türkiye Cumhuriyeti bile kurulmadan ve Lozan'ın adı bile yokken bağımsız bir devlettir. 

            Kısacası, Lozan'dan önce zaten bağımsız olan bir devleti Lozan'da kaybettik demek, problemli bir aklın ürünüdür. Lozan'da Mısır konusunda Türk heyetinin yaptığı, hayatta olmayan Osmanlı'nın kaybını onaylamaktır.



[1] Yeni Akit, 01 Ekim 2016.

[2] Mehmet Kocaoğlu, Kavalalı Mehmet Ali Paşa İsyanı, Otam Dergisi, S: 6, Ankara, 1995, s. 207.

[3] Esra Sarı Koyuncu Değerli, İngiltere’nin Doğu (Şark) Politikası(1882-1914), Akademik Bakış Uluslararası Hakemli Sosyal Bilimler Dergisi, S: 14, 2008, s. 5.

[4]William Cleveland,Modern Ortadoğu Tarihi,Agora Kitaplığı,İstanbul,2008, s.218.

[5]Araf Lutfi Al-SayyidMarsot,Mısır Tarihi Arapların Fethinden Bugüne,çev. Gül Çağalı Güven,Tarih Vakfı Yurt Yayınları,İstanbul,2007,s.81.

[6] William Cleveland,age.,s.220

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
126 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın