• Anasayfa
  • https://www.facebook.com/tarihtarihcemiyeti/
  • https://twitter.com/ttcemiyeti
TAVSİYE KİTAP
İyi Bir Tarih Öğretmeni Nasıl Olur? / Ahmet Özgür Türen

       Bir gün pedagoji üzerine eğitim almış bir akademisyen, üniversitede tarih öğrencilerin olduğu derse girer ve tahtaya "ÖĞRETMEN" kelimesini yazar. Ve öğrencilerine şunu sorar:

            "İyi bir öğretmenin özellikleri nelerdir?"

           Öğrenciler düşünürler ve sırayla akıllarına geleni söylemeye başlar. Cevaplar bir ya da iki kelimedir: Mesleğini sevmesi, sınıf hakimiyeti, saygılı, objektif, uyumlu  olması vesaire…

            Bütün öğrencilerin cevabından sonra tahtada neredeyse yazılacak yer kalmamıştır. İşte o anda öğrenciler anlar ki öğretmen olmak, olabilmek, çok zordur. Hoca bu sefer döner ve şöyle der:

            "Peki çocuklar…Söyleyin bakalım. İyi bir tarih öğretmeninin özellikleri nelerdir?"

            Gelen cevaplar ise yine bir önceki soruya verilen cevaplarla aynıdır. Halbuki iyi bir tarih öğretmeninin özelliklerinden bahsederken aslında bir branş öğretmeninden bahsediyoruz. Yani iyi bir öğretmenin sahip olması gereken ve tahtaya yazılan bu özellikler tüm öğretmenleri ilgilendirse de  eğer meseleyi tarih branşına indirgersek cevaplar da branşlaşmalıdır.

            Örnek vermek gerekirse, bir öğretmenin ölçme ve değerlendirme sırasında objektif olması gerekliliği konusunu ele alalım. Bir matematik öğretmeni sınavda öğrencisine tam puanı vermek için mutlak doğru cevabı arayacaktır. Ancak bir tarih öğretmeni, bir tarihi meseleyi başka açıdan değerlendiren, "değerlendirebilen" öğrencisini farklı ölçüp değerlendirebilir..

          Yine bu örnek üzerinden gidecek olursak, bir öğrenci Matematik öğretmenine "İki artı iki dört etmiyormuş öğretmenim" demez. Ancak farklı tezde kitaplar okuyan bir öğrenci, tarih dersinde "Şu kişi veya şu olay aslında okuduğumuz gibi değilmiş öğretmenim" diyebilir. Bu anlamda tarih branşı öğretmenlerinin sağlam bir altyapısı olmalı ve her tür yazar ve görüşten haberdar olmalıdır. Tez ve antitezlere hakim olmalıdır. Çünkü tarih, matematik gibi sayısal değildir, sosyal bir bilimdir.

            Başka bir mesele de tarihin dünyada olduğu gibi ülkemizde de popüler olmasıdır. Bazen iç, bazen de dış siyaset sebebiyle tarih gündem olabilmektedir ya da televizyonda tarih programlarını sıkça görmemize rağmen, kimya, matematik, biyoloji programlarını neredeyse görmeyiz. İşte diğer branşlardan farklı olarak bir tarih öğretmeninin görevi de tüm bunlardan etkilenen veya şu ya da bu şekilde tarihi yanlış öğrenen öğrencilerine tarihi doğru anlatmaktır. Bu bir tarih öğretmenin en hakiki görevidir.

            Hepimiz biliriz ki dersi sevdiren öğretmendir. Bu anlamda dersi öğretmeni yüzünden sevmeyen bir öğrenciden dolayı, bir tarih öğretmeninin üzüntüsü ve vicdansal rahatsızlığı, diğer öğretmenlere göre kat ve kat fazla olmalıdır. Çünkü elbette ki derslerden başarısız olan öğrenciler olabilir. Hatta meslek sahibi olunduğunda bazı bilgileri kullanmadığımız için unuttuğumuz bir gerçektir. Ancak bir vatandaşın, ait olduğu milletin tarihini unutması veya bilmemesi büyük bir problemdir. Bu yüzden iyi bir  tarih öğretmeni, dersi öğrencilere sevdirmek için daha fazla emek harcamalı ve bunu nasıl yapacağı konusunda kafa yormalıdır.

        Her öğretmenlik önemlidir ancak tarih öğretmenliğinin yerinin başka olduğunu söylersem belki diğer öğretmenlerimize terbiyesizlik etmiş olurum ama ne yazık ki böyle düşünüyorum. Neden mi? Bir anı ile anlatalım:

            Mustafa Kemal Atatürk, Gelibolu Cumhuriyet İlkokulu’na ziyarete gittiğinde kendisine çiçek sunan Refet Angın ile karşılaşır ve "Büyüyünce ne olacaksın çocuk?" sözüne, "Öğretmen" diye cevap verir. İkinci karşılaşmaları ise 24 Aralık 1930 günü Edirne Kız Öğretmen Okulu’nu ziyarete gittiğinde Ata’ya çiçek verme görevi yine Angın’a verilir. Öğrenci Angın, Atatürk’e çiçeği takdimi sırasında, "Bakın sözümü tuttum Paşam. Öğretmen olacağım işte" dediğinde, Atatürk onun Gelibolu’daki küçük kız olduğunu derhal hatırlar ve ona, ne öğretmeni olmak istediğini sorar. ’Matematik’ cevabını alınca, "Hayır tarih öğretmeni olacaksın. Çünkü nesillere tarihlerini öğretmek en önemli vazifedir" sözü üzerine Refet Angın, tarih öğretmeni olmaya karar verir.

            Yıllar sonra aynı Refet Angın, bir tarih öğretmeni olarak Türk Tarih Kongresi'ne katılır. Atatürk'ün manevi kızı ve tarih profesörü Afet İnan, Refet Angın'ı görünce Atatürk ile tanıştırmak ister. Yanına götürür ve şöyle der:

- “Size, çiçeği burnunda bir Tarih Öğretmeni tanıtmak istiyorum.”

Atatürk, bu söz üzerine der ki:

- “Çocuk, sen geç kalmışsın, ben, onu tanıyorum.”

 Refet Angın da:

- “Paşam, ben emrinizi yerine getirdim ve Tarih Öğretmeni olarak hizmetinizdeyim.” der.

Atatürk:

- “Bak, öğretmen okulu eğitim için yeterli değil, görev şimdi başlıyor. Şunu iyi bil ki, çok iyi bir öğretmen olacaksın. Çok okuyacaksın. Sen, zaten okuyorsun; ama, daha çok okuyacaksın. Öğrencilerini yarınlarımıza çok daha iyi yetiştireceksin. Onlara, Kurtuluş Savaşı’nı çok iyi öğreteceksin. Ve bu arada Çanakkale Savaşları’nı da öğretmeyi sakın unutma !” der.

Refet Angın:

- “Efendim, biliyorsunuz, ben Geliboluluyum.” der.

 Atatürk:

 - “Evet, biliyorum. Bak, çocuk; bunu neden söylüyorum? Bizi, bu günlere getiren Çanakkale Savaşları’dır. Eğer biz o savaşları kaybetmiş olsaydık, bugünkü bağımsız dünya toplulukları şimdiki gibi olmayacaktı.” diye konuşmasına devam eder.

 Refet Angın ise:

 - “Tamam, Paşam! Emredersiniz!” şeklinde karşılık verir.

 Atatürk, sözlerine şunları da ekler:

 - “Bak, çocuk; sana bir şey daha söyleyeceğim: Hep birlikte başardığımız inkılâpları ve onun temeli olan ilkeleri sen yaşatacaksın. Gerektiğinde de bunlar için mücadele edeceksin. Bunları sakın ha, unutma!”

 Refet Angın:

 - “Paşam, nasıl unuturum? Cumhuriyeti nasıl kazandık? Siz, Yüce Kahraman Atatürk’sünüz.” diye cevap verir.

 Atatürk, sözlerini şöyle bitirir:

 - “Biliyorum, ama yine de unutma diyorum!”

 Ve iyi bir tarih öğretmeni nasıl olunur sorusunun cevabını da aslında en iyi Mustafa Kemal Atatürk vermiştir.

 

 

 

 

 

 

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
413 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın