• Anasayfa
  • https://www.facebook.com/tarihtarihcemiyeti/
  • https://twitter.com/ttcemiyeti
TAVSİYE KİTAP
Lozan Hakkındaki Görüşler / Emre Atan
Lozan Barış Antlaşması, üzerinden bir asıra yakın süre geçmesine rağmen halen Türkiye’nin tartışılan konulardan biridir. Yeni Türk devletinin kuruluş tapusu olan bu anlaşma bazı kesimlerce yetersiz hatta hezimet olarak nitelendirilmiştir. Fakat bu anlaşma imzalandıktan sonra dönemin önemli şahıslarının açıklamaları Lozan’ın o süreçte nasıl göründüğünü kanıtlar niteliktedir. İlk olarak Türk Kurtuluş Savaşı’nın başkumandanının sözlerine bakmak gerekir. Lozan ile ilgili Atatürk; asırlardan beri Türk ulusuna hazırlanmış ve Sevr Anlaşması ile tamamlandığı zannedilen bir büyük suikastın yıkılışı olduğunu belirtmiş ve Geçmişte her şeyi hoş görenler, yanlışları yapanlar biz olmadığımız hâlde, yüzyılların birikmiş hesapları bizden sorulmaması gerekirken, bu konuda da dünya ile karşı karşıya gelmek bize düşmüştü. Millet ve memleketi gerçek bağımsızlık ve egemenliğe kavuşturmak için bu güçlük ve fedakârlıklara katlanmak bizim üzerimize yüklenmişti. Ben, olumlu sonuç alacağımıza kesin olarak güveniyordum. Türk milletinin varlığı için, bağımsızlığı için egemenliği için ne olursa olsun elde etmeye mecbur olduğumuz esasların dünyaca tasdik olunacağına asla şüphe etmiyordum… Konferans masasında istediğimiz, zaten elde edilmiş olan bu huşuların onaylanmasından başka bir şey değildi.”[1]demiştir. Dönemin kurucu kadrosunun da görüşü genel olarak bu doğrultudadır.

Lozan’a imza atan Yunan heyetinin başkanı Venizelos ise;

Bana barışın imzalanmasıyla ilgili düşüncelerimi soruyorsunuz. Sevr Antlaşması’nı tümüyle hükümsüz kılan Lozan Antlaşması’nı imzalarken duyduğum derin hüznü/melankoliyi sizden nasıl saklayayım. Bu antlaşmanın altına imzamı, ülkeme hizmet sunmanın bilinciyle attım. Yenildik ve diplomatik olarak yalnızdık, bizi yenilgiye sürükleyen bir siyasetin içine girdik, Yunanistan’ı tamamen yıkıma sürükleyen savaşın devam etmesi olanaksızdı. İhtilal, ordunun muhteşem bir şekilde yeniden örgütlenmesini başarırken, biz de savaş döneminin bitmesini ve ülke içinde yeniden örgütlenmeyi sağlayan barışı başardık. Eğer ülke içindeki acıları durdurarak ve yönetimin düzenli işleyişini geri getirerek, özgür seçimler vasıtasıyla ülkeye koşullara uygun yönetim sunabilen ulusal temsilciler oluşturmayı başarırsak, inanıyorum ki artık geleceğe güvenle bakabiliriz.”[2]demiştir.
 
İngilizlerin ve Amerikalıların Lozan’a Tepkileri

İngiliz cephesinde Lloyd George;Lozan Anlaşması’nın Sevr Anlaşması’na göre Türkler için birçok konuda çok daha başarılı bir anlaşma olarak yorumlamıştır.Lloyd Georg’a göre Lozan “uygarlığın başarısızlığıdır”. George, 28 Temmuz 1924 tarihinde Daily Telegraph gazetesinde çıkan yazısında aynen şunları söylemiştir:

Uygarlığın başarısızlığı… Her şey sona erince İsmet’in gülümsemesine şaşmamalıdır. Ankara’dan alınan haberlere göre barış orada büyük bir Türk zaferi olarak karşılanmıştır ve gerçekten de öyledir… Mudanya Paktı, Sevr değildi, ama kesinlikle Lozan’dan daha iyiydi. Sevr’den Mudanya’ya bir gerileme idi; ancak Mudanya’dan Lozan’a bir bozgundur.”

İngiliz Sir AndrewRyan ise; “Lozan’da onursuz bir barış imzaladık. Bu İngiltere’nin şimdiye dek imzalamış olduğu antlaşmaların en uğursuzu, en mutsuzu ve en kötüsüdür.” demiştir.[3]

Türk Düşmanı olarak bilinen İngiliz Tarihçi Tynbee’ye göre ise;

 “Lozan’da müttefikler, Türk ulusçularının yaklaşık olarak tüm taleplerine boyun eğdiler. Dünya şaşılacak bir manzarayla karşı karşıya kalmıştır. Yenilgiye uğratılmış ve görünürde yıkılmış olan bir ulus, yıkıntıların üzerinden yükselerek kesinlikle eşit koşullar içerisinde dünyanın en yüce uluslarının önüne çıkarak, Birinci Dünya Savaşı’nın aşağılanmış olan muzafferlerinden hemen hemen her ulusal dileğini kazanmıştır.”[4]

Lozan konferansında Sir H. Rumbold’un yardımcısı olan Andrew Ryan, anılarında, Lozan Anlaşmasının Londra’da eleştirildiğine ve SirRumbold’un durumunun da epeyce sarsılmış olduğuna değinerek şunları yazmıştır:

Lozan Anlaşması’nın 2 Ağustos günü;Avam kamarasında ilk görüşmelerinde hazır bulundum… RonaldMcNeil Lozan Anlaşmasını savundu, kendisine ben de yardım ettim. Mr. WedgwoodBenn ise Antlaşmaya saldırdı… Musul konusunda yapılacak müzakereler için Rumbold’un görevlendirilmesi düşüncesi bir kenara itildi. Sonunda kendisi, o dönemde İstanbul kadar önemli bir post olmayan Madrid Büyükelçiliğine atandı.”[5]

Amerika Birleşik Devletleri’ni Lozan’da temsil eden Joseph C. Grew, Lozan’da Türkiye’nin Sevr Antlaşması öncesinden farklı bir konumda olduğu düşüncesinin temel dayanaklarını şöyle ifade eder: “Türkler, Sevr antlaşmasının hazırlandığı zamanki konumunda değiller, bu sefer şapkaları ellerinde değil, arkalarındaki muzaffer orduyla geliyorlar. Bu da muazzam bir fark oluşturuyor.”[6]

28 Temmuz 1923 tarihli The New York Times gazetesinde ABD’nin eski İstanbul Büyükelçisi Morgenthau’nun bir demeci yayımlanmış ve o da anlaşmanın Müttefikler açısından bir fiyasko olduğunu belirtmiştir.[7]

Avrupa Basını

Fransa’da yayın yapan éclair gazetesi Lozan’ı “Hilal’in Haç’a büyük darbesi” olarak duyurmuştur.[8] YunanPatrisgazetesi ise “ Lozan’ın manzarasının Avrupa diplomasisinde eşi yoktur. Türkiye, müttefikleri yenilgiye uğratarak onları moral açısından aşağılamıştır. Lozan barışı, Avrupa’nın moral çöküntüsünün yazılı bir belgesi olacaktır. Anlaşma, Helen ulusunun yüce düşüşünün bir mersiyesi olacaktır.”[9]

Lozan Barış Antlaşması, tarafsız İsviçre basınında şu şekilde yer almıştır:

Lozan Anlaşması’nın, Avrupa diplomasisini yüz yıldan fazla bir zamandan beri meşgul eden Doğu Dünyası Sorunu’ nu kesin olarak çözümleyip, yeryüzünden kaldıracağını iddia etmek, güç olacaktır. Bunun için yeni anlaşmanın çok boşluları ve çözümlenmemiş sorunları vardır. Eğer Lozan Anlaşması, doğuda en azından on iki yıldan beri aşağı yukarı kesintisiz devam eden savaşa bir son verir ve yeryüzünün ıstırap eken o köşesine gerçekten barış getirirse, halklar tarafından şükran ile karşılanacaktır… Türkiye’nin 1920’den beri politik gücünden dolayı ulaşılan bu anlaşma, barışa zorlanma durumunu değiştirecek olursa, İsviçre, kendi toprakları üzerinde, Avrupa’nın barışı için, tek taraflı dikta barışından daha fazla garantili anlaşma metotlarına dönüldüğünden dolayı, onur duyabilir…  
   
… Bugünkü Türkiye Sevr Anlaşması’nda kâğıt üzerinde planlanan Türkiye ile kıyaslanacak olursa, Türk diplomasisinin korkunç başarısı göze çarpmaktadır… Türkiye’nin kendisini dış ülkelere karşı medeni bir ülke olarak göstermesi gerekecektir. Kapitülasyonların kaldırılmasından ve iç bağımsızlığın geri kazanılmasından sonra elde edilen büyük başarı ile bunun da gerçekleştirilmesi olanak içindedir. Ankara’nın Sevr’den Lozan’a kadar atmış olduğu dev adım da bunu açıklamaktadır.”[10]
 
Hind Müslümanlarının Tepkisi

Hind Müslümanları adına Hilafet Komitesi Reisi Ansari, Ankara’ya şu telgrafı çekmiştir:
 
Türk halkına siyasî egemenlik ve milli bağımsızlık sağlayarak Türk devletini yeniden yaratan, Asya milletlerinin dayanışmasını garanti ederek yeni bir çağ açan barış anlaşmasının yapılmış olmasından dolayı zâtı Hazreti Hilafetpenahileri ile Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine ve bütün Türk milletine en hararetli ve samimi tebriklerimizi sunarız”[11]
 
Türkiye’nin en önemli tarihçilerinden Abdurrahman Şeref Bey

Devletimizin elli yıllık son devresinde her akşam daha iyi olur ümidiyle yattım, fakat ertesi günü daha tatsız buldum. Bendenizden öncekiler de aynı tecrübeyi yapmışlardır… Elli sene evvel coğrafya dersine başladığım zaman, memleketin sınırını tarif ederken, bir ucu Bosna serhatlerinde bir ucu da Basra körfezinde idi… Bir ‘Hasta Adam’ deyip duruyorlar, mirasını taksim ediyorlar, her devlet hissesini defterine kaydediyor… Ölecek, ölmezse öldürelim gibi şeyleri de aralarında konuşuyorlardı ki, ‘Sevr Anlaşması’ o öldürme belgesi idi.Yarab!Bunun bir istisnası olmayacak mı? Derken o işinin ehli tabibi Cenabı Hak yaratıverdi. İsmini söylemeyeyim, hepimizin bildiğidir. Gerek Mustafa Kemal Paşa Gazimiz, gerek arkadaşları, şu milleti kurtarmak için koşanlar iki cihanda aziz olsunlar… Millet onları Hırz-ı cân gibi göğüs tahtasında saklayacaktır.”[12]
 

[1] Yaşar Akbıyık, “ Zaferin Tescili: Lozan (Lausanne) Antlaşması”, Türkiye Cumhuriyeti Tarihi-1, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara, 2014, s. 392.

[2]Çağla D. Dağmat,”Lozan Barış Konferansı’na Yunanistan Tarafından Bakış:Venizelos’un Dünyasında Lozan”, Çağdaş Türkiye Araştırmaları Dergisi, 2014 Güz, s. 163.

[3] Sinan Meydan, Panzehir, İnkılâp Yayınları, İstanbul, 2015, s. 520.

[4] Meydan, a. g. e. , s. 522-523.

[5] Bilâl N. Şimşir, Lozan Günlüğü, Bilgi Yayınevi, Ankara, 2012, s. 606.

[6] Ali Ulvi Özdemir, “Lozan’da Başarıyı Ölçmek: Konular Bazında Bir Değerlendirme”, Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, S. 53, (Lozan Anlaşması Özel Sayısı), 2013, s. 163.

[7]Meydan, a. g. e. , s. 521.

[8]Meydan, a. g. e. s. 520.

[9] Meydan, a. g. e. , s. 521.

[10]NeueZürcherZeitung, 13 Aralık 1923; Sezai Kürşat Ökte, “Lozan Barış Konferansı Sürecinde İç ve Dış Kamuoyu Oluşturmaya Yönelik Faaliyetler”, Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Atatürk Yolu Dergisi, S. 49, Bahar 2012, s. 171.

[11] Şimşir, a. g. e. , s. 601.

[12] Şimşir, a. g. e. , s. 628.

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
801 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın