• Anasayfa
  • https://www.facebook.com/tarihtarihdergisi/
  • https://twitter.com/tarihtarihdergi
Yayınlarımız
İsmail Hakkı Tonguç ve 1940’ların Eğitim Mucizesi Köy Enstitüleri / Emre ATAN

Giriş

            Cumhuriyetin Türkiye’ye kazandırdığı yeniliklerden biri de köyün ve köylünün sorunlarına yöneliştir. Köylünün sorunlarını çözmek, Atatürk ile bir devlet politikası haline gelmiştir. Cumhuriyetin ilanından Köy Enstitüleri’nin açılmasına kadar ki süreçte; Örnek çiftliklerin kurulması, aşar vergisinin kaldırılması ve Ziraat okullarının açılması gibi köylüye yönelik birçok adım atılmıştır.[1]

            Atatürk’ün son yıllarında “Köy Eğitmenliği” olarak temeli atılan ve İnönü döneminde de “Köy Enstitüsü” olarak eğitim veren bu kurumlar da, köye yönelişin başarılı bir örneğidir. Asıl amacı, köy öğretmeni ve köye yararlı meslek elemanları yetiştirmek olan bu kurumlar sadece bununla kalmamış; Atatürk devrimlerinin köylere yayılması, toplumun okuryazarlık oranının artırılması ve tarımla ilgili teknik bilgilerin köylüye kazandırılarak tarım sektöründe ilerlemenin sağlanması [2] gibi birçok görev üstlenmiştir.

            İkinci Dünya Savaşı’nın yaşandığı bir dönemde kısıtlı imkânlarla hayata geçirilen bu projenin ortaya çıkmasındaki en büyük pay, şüphesiz İsmail Hakkı Tonguç’a aittir. Çiftçi ve köylü bir ailenin çocuğu olan Tonguç’un 1919’da başlayan öğretmenlik mesleğindeki deneyimleri, başta Almanya olmak üzere Avrupa ülkelerinde aldığı eğitim, okuduğu kitaplar ve gözlemleri sayesinde bu kurumlar ortaya çıkmıştır.

Köy Enstitüleri Öncesi Durum

            İ. Hakkı Tonguç’un 1935 yılında İlköğretim Genel Müdürlüğüne getirilmesi bir dönüm noktasıdır. Tonguç, genel müdür olduğundaki istatistikler, acil bir eğitim atılımı yapılması gerektiğini göstermiştir. 1933-1934 yılı verilerine göre köylerdeki 5 bin civarında okulun 4 bin 136’sı bir öğretmenlidir. Köylerdeki 1 öğretmene 46, kentlerde ise 1 öğretmene 37 öğrenci düşmektedir. Köy çocuklarının ancak dörtte biri ilkokulu okuyabilir durumdadır.[3]  

Tonguç’un bu bilgilere dayanarak hazırladığı ve köy çocukları için yapılması gerekenleri anlattığı raporundan sonra hızlı bir seferberlik başlamıştır. İlk olarak 1936 yılında Atatürk’ün talimatı ile orduda okuma yazma bilen askerlerin kısa bir süre eğitimden geçirilerek “Eğitmen” olarak görevlendirilmelerine başlanmıştır.[4] Daha sonra bu sistem Tonguç’un fikirleriyle yeniden düzenlenerek, önce “Köy Öğretmen Okulu” daha sonra da “Köy Enstitüleri” haline getirilmiştir.

 

Köy Enstitüleri Nasıl Kurumlardı?

            Atatürk’ün 1931’de söylediği İlk ve orta öğretim kesinlikle insanlığın ve uygarlığın gerektirdiği bilimi ve tekniği versin, fakat o kadar pratik şekilde versin ki, çocuk okuldan çıktığı zaman aç kalmaya mahkûm olmadığına emin olsun[5] sözü, bu kurumları özetler niteliktedir. Köy Enstitüleri; Atatürk devrimlerini benimsemiş, görev yaptıkları köyleri aydınlatacak ve kalkındıracak her türlü donanıma sahip neferlerin yetiştiği kurumlar olmuştur.

            5 yıl süren eğitimin 114 haftası kültür derslerine, 58 haftası tarım derslerine, 58 haftası teknik derslere ve 30 haftası tatile ayrılmıştır.[6] Herkesin kendi yöresinde yaygın olan meslek öncelikli olmuştur. Örneğin Trabzon’da balıkçılık dersi varken, Adana’da tarla ve bahçe dersleri öncelikliydi. Teknik derslerde ise demircilik, marangozluk ve duvarcılık gibi meslekler vardır. Enstitü çıkışlı yazarlardan Talip Apaydın, duvar ustası olarak eğitim aldığından anılarında bahseder.[7] Öğrencilere temel eğitim, tarım ve teknik dersler veren bu kurumlarda kültür ve sanat eğitimi de unutulmamıştır. Müzik derslerinde her öğrenciye bir enstrüman öğretilmiş, orkestralar ve korolar oluşturulmuştur. Birçok enstitüde tiyatro inşa edilmiş, dünyaca ünlü Batı klasikleri buralarda sergilenmiştir.[8] Enstitü çıkışlı yazar Fakir Baykurt;

“ Çok yönlü bir yetişmenin içindeydik. İranlı Şeyh Sadi’nin, Rus Maksim Gorki’nin, Romen Panait Istrati’nin kitaplarını okuyorduk… Dünya klasikleri arasında Euripides, Sophokles,    Seneca, Plautus, Shakespeare, Goethe, Moliere ile birlikte Gogol, Çehov sonra Turgenyev, Dostoyevski, Tolstoy da yer alıyordu[9] diye belirtmiştir.

İşte enstitülerde teknik konuda bilgisi olan, tarımdan anlayan, sanat eğitimi almış tam anlamıyla aydın öğretmen adayları yetişmiştir. Günümüz okullarında ve eğitim fakültelerinde dahi Köy enstitülerindeki birçok uygulamanın olmaması dikkate değerdir. 

Sonuç

            İsmail Hakkı Tonguç’un planlarına göre 10 yıl içinde Türkiye’nin tüm köyleri öğretmene kavuşacaktı.[10] Fakat planlar yarım kalmış, 1946’da Bakan Hasan Âli Yücel ve Tonguç görevden alınmış, 1948’de öğretim programı değiştirilmiş, iş eğitimi ilkesi kaldırılmış, 1954 yılında ise tamamen kapatılmıştır.[11] Neden kapatıldığı sorusuna ise 1942 yılında “Köy Okulları ve Enstitüleri Kanunu” görüşülürken İ. Hakkı Tonguç’un anısı, yeterli bir cevap olacaktır. Görüşmeler sırasında meclis koridorlarında Tonguç’a rastlayan bir grup milletvekili, aynen şöyle demiştir[12];

Yahu Hakkı Bey, senin hiç işin yok mu? Bu kadar hergeleyi okutursanız bize kim hizmet edecek?”



Dipnot

[1] Seda Bayındır Uluskan, Atatürk’ün Sosyal ve Kültürel Politikaları, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara, 2010, s.87-88.

[2] Gülşah Eser, “Arifiye Köy Enstitüsü’nün Sapanca Gölü ve İzmit Körfezindeki Balıkçılık Çalışmaları”, Uluslararası Gazi Akçakoca ve Kocaeli Tarihi Sempozyumu, Kocaeli, 2015 s.1231.

[3]  Pakize Türkoğlu, Tonguç ve Enstitüleri, İş Bankası Yayınları, İstanbul, 2013, s.119.

[4] Türkoğlu, a.g.e. s. 125.

[5]  Utkan Kocatürk, Atatürk’ün Fikir ve Düşünceleri, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara, 2007, s.242.

[6]  Türkoğlu, a.g.e., s.213.

[7]  Talip Apaydın, Köy Enstitüsü Yılları, Literatür Yayınları, İstanbul, 2009, s.30.

[8]  Türkoğlu, a.g.e. s.302-310.

[9]  Fakir Baykurt, Unutulmaz Köy Enstitüleri, Literatür Yayınları, İstanbul, 2016, s.109.

[10] Engin Tonguç, Bir Eğitim Devrimcisi İsmail Hakkı Tonguç, Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği Yayınları, İzmir, 2009, s.321.

[11] Betül Batır, “Akpınar Örneğinde Bir Aydınlanma Projesi Olarak Köy Enstitüleri”, Samsun Sempozyumu, Samsun, 13-16 Ekim 2011, s.10.

[12] Tonguç, a.g.e. s. 322.


Kaynakça 

1-      Utkan Kocatürk, Atatürk’ün Fikir ve Düşünceleri, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara 2007.

2-      Seda Bayındır Uluskan, Atatürk’ün Sosyal ve Kültürel Politikaları, Atatürk Araştırma Merkezi, Ankara 2010.

3-      Pakize Türkoğlu, Tonguç ve Enstitüleri, İş Bankası Yayınları, İstanbul 2013.

4-      Engin Tonguç, Bir Eğitim Devrimcisi İsmail Hakkı Tonguç, Yeni Kuşak Köy Enstitülüler Derneği Yayınları, İzmir 2009.

5-      Fakir Baykurt, Unutulmaz Köy Enstitüleri, Literatür Yayınları, İstanbul 2016.

6-      Talip Apaydın, Köy Enstitüsü Yılları, Literatür Yayınları, İstanbul 2009.

7-       Betül Batır, “Ladik-Akpınar Örneğinde Bir Aydınlanma Projesi Olarak Köy Enstitüleri”, Samsun Sempozyumu, Samsun 13-16 Ekim 2011.

8-      Gülşah Eser, “Arifiye Köy Enstitüsü’nün Sapanca Gölü ve İzmit Körfezindeki Balıkçılık Çalışmaları”, Uluslararası Gazi Akçakoca ve Kocaeli Tarihi Sempozyumu, Kocaeli 2015.

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv      42836 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın