• Anasayfa
  • https://www.facebook.com/tarihtarihyayinevi/
  • https://twitter.com/tarihyayinevi
Özgür Tarih Dergisi
Atatürk, Şamanizm, Yahudilik ve Laiklik / Batuhan Ağaş

Mustafa Kemal Atatürk'ün din ile ilgili düşünceleri her zaman tartışma konusu olmuştur. Bu konuda her kafadan bir ses çıktığını söylemek, herhalde abartı olmaz. Mustafa Kemal Atatürk'ü dinsiz ilan edenler olduğu gibi, onun Yahudi veya Şaman olduğunu iddia edenler de olmuştur. Bu yazıda, onun inanıp inanmadığı tartışmasından çok, onun inancı hakkında öne sürülen fikirler, bu fikirlerin ne derece ciddi olduğu ve onun bu tartışmalar karşısında ne düşündüğünü sizlere aktarmaya çalışacağım.

Mustafa Kemal Atatürk Şaman mı?

Mustafa Kemal Atatürk‘ün dini inancıyla ilgili, en garip iddiayı ortaya atan kişi, şaşırtıcı bir şekilde, Cemal Kutay gibi önemli bir tarihçi olmuştur. Cemal Kutay, 1999 yılında Hürriyet gazetesine verdiği bir ropörtajda, Kuleli Askeri Lisesi'nde, Atatürk'ün şamanlığını kanıtladığını ileri sürdüğü bir belgeyi okuttuğunu iddia ediyor ve bu iddiasının öğrenciler tarafından da alkışlandığını söylüyor. Cemal Kutay'ın okuttuğu belgede şunlar yazmaktadır:

“Bu memleket, Dünyanın beklemediği, asla ümid etmediği bir müstesna mevcudiyetin yüksek tecellisine, yüksek sahna oldu. Bu sahna 7 bin senelik, en aşağı bir Türk beşiğidir. Beşik tabiatın rüzgarlarıle sallandı; beşiğin içindeki çocuk tabiatın yağmurlarıle yıkandı, o çocuk tabiatın şimşeklerinden, yıldırımlarından, kasırgalarından evvela korkar gibi oldu; sonra onlara alıştı; onları Tabiatın babası tanıdı. Onların oğlu oldu. Bir gün o Tabiat çocuğu Tabiat oldu; şimşek, yıldırım, güneş oldu; Türk oldu. Türk budur. Yıldırımdır, kasırgadır, dünyayı aydınlatan güneştir.”

Görüldüğü üzere, Atatürk'ün bu sözleri onun Şaman olmasına dair bir çağrışım yapmıyor, bu sözler Atatürk'ün Türklüğü tanımlamasından başka bir anlam ifade etmiyor. Bu konuda daha başka bir şey yazmak gereğini görmüyorum, zira Atatürk'ün şaman olduğunu iddia eden bir kaç başka yazar da ortaya bir kanıt koymuş değildir.

Mustafa Kemal Atatürk Yahudi mi?

Bazı İslamcı çevreler, Atatürk’ün Selanik’li olmasına atıf yaparak, onun bir Yahudi olduğunu kanıtlamaya çalışırlar. İlber Ortaylı, 2011 yılında Londra’da, "Turkish Forum UK" tarafından düzenlenen bir toplantı sırasında, konu hakkında şunu söylemiştir: “Atatürk’ün ne olduğu belli. Atatürk köylüdür. O karga hikayesinin üzerinde onun için çok dururlar.” İlber Ortaylı’nın da belirttiği gibi, Atatürk’ün kim olduğu ve soyu bellidir. Tarihçi Ali Güler, “Mustafa Kemal Atatürk'ün Soyu” isimli makalesinde, önemli bilgiler verir. Bu tür araştırmalar, bizlere, Mustafa Kemal Atatürk’ün Yahudi olmadığını fazlasıyla kanıtlamaktadır. Ali Güler, Atatürk’ün babasının soyu ile ilgili şu bilgileri verir:

”Atatürk’ün baba soyu, Aydın/Söke’den gelerek Manastır Vilayeti’nin Debre-i Bala Sancağı’na bağlı Kocacık’a yerleşti. Aile sonradan Selanik’e göç etti. Dedesi Ahmet ve dedesinin kardeşi Hafız Mehmet’in taşıdığı “kızıl” lakabı ve yerleştikleri nahiyenin adı olan “Kocacık’“ın da gösterdiği üzere; Mustafa Kemal’in baba tarafından soyu Anadolu’nun da Türkleşmesinde önemli roller oynayan “Kızıl-Oğuz” yahut “Kocacık Yörükleri, Türkmenleri” nden gelmektedir.”

Ali Güler, aynı makalesinde, Zübeyde Hanım’ın soyu hakkında da şu bilgileri verir:

“Mustafa Kemal Atatürk’ün anne soyu da Anadolu’dan gelerek Rumeli’ye iskan edilen Yörük veya Türkmenlere dayanmaktadır. Anne tarafından dedesi Vodina Sancağı’na bağlı “Sarıgöl” de denilen “Kayalar”dan göçerek Selanik yakınlarındaki “Lankaza”ya yerleşen, Sofu-zade (Sofi-zade) Feyzullah Ağa’dır. Yerleştikleri “Sarıgöl” bölgesi, “Sofular” lakabı ve ailedeki hatıraların gösterdiği üzere, Atatürk’ün anne soyu Konya Karaman’dan Rumeli’ye gelen ve bundan dolayı da “Konyarlar” şeklinde, Rumeli’deki diğer Yörük gruplarından farklı olarak bu adla anılan Yörüklerdendir.”

Mustafa Kemal Atatürk'ün Kendisine Yahudi Diyenler Hakkındaki Düşüncesi

Atatürk, hayattayken de onun Yahudi olduğu yönünde çeşitli iddialar ortaya atılıyor ve Atatürk de bu iddiları ister istemez duyuyordu. Hatta bir defasında böyle bir tartışmaya istemeyerek de olsa kulak misafiri olmuştu. Atatürk'ün uşağı Cemal Granda, anılarında bu tartışmayı şu şekilde anlatır:

“Bir gün Çankaya'da eski köşkte Selânikli berber Mehmet ve berber Rıdvan'la antrede oturmuş konuşuyorduk. Berberlerin ikisi de Atatürk'ün hemşehrisi olduklarından kendilerini imtiyazlı sayarlar, yüksekten konuşurlardı. Bu şekilde şaka da olsa- böbürlenerek dolaşmalarına, kendilerine poz vermelerine çok tutulur, fakat yine de renk vermemeğe çalışırdım. Fakat bütün dikkatime rağmen aramızda yine de tartışmalar eksik olmazdı.

O gün yine onlar zayıf tarafımı bulmuşlar, bana şakadan takılıyor:

— Biz Selanikliler olmasaydık, siz kurtulamazdınız... Diyorlar, ben de cevap olarak:

— Biz kendi kendimizi kurtardık. Selanik'lilere ihtiyacımız yok. Hem Selanik'ten çıksa çıksa Yahudi çıkar... Diyordum.

O sırada merdivenleri yavaş yavaş inen Atatürk'ü görmemiştik Konuşmalarımıza istemiyerek kulak misafiri olmuş ki, o akşam sofrada bir Selanik'li olan Nuri Conker'e damdan düşer gibi sordu:

— Nuri Bey, Selanik'ten ne çıkar?

O anda beynimin karıncalandığını duyar gibi oldum. Demek korktuğum sonunda başıma gelmiş, Atatürk antrede konuştuklarımızın hepsini duymuştu. Nuri Conker, Atatürk'ün nazını çektiği, kaprislerine katlandığı eski bir çocukluk arkadaşı olduğu için, aklına eseni söylemekten çekinmeyen biriydi. Elde ettiği aşırı imtiyazlar yüzünden ciddi ciddi; “Sen çekil de, biraz da biz Cumhurbaşkanlığı yapalım” diyecek kadar ileri gittiği zamanlarda bile Atatürk gülüp geçer, işi şakaya boğardı. Fakat bu seferkinin şakaya gelir yanı yoktu. Nuri Conker, sanki bütün konuştuklarımızı biliyormuş ta, beni korumak kararını vermişçesine:

— Bol Yahudi çıkar Paşam... Demesin mi?

Bunun üzerine Atatürk, yüzünde alaylı bir gülümsemeyle daha önce kulağına çalınmış dedikoduların tümüne karşılık verdi:

— Benim için de bazı kimseler; Selanik'te doğduğumdan Yahudi olduğumu söylemek istiyorlar. Şunu unutmamak lazımdır ki, Napoleon da Korsika'lı bir İtalyan'dı. Ama Fransız olarak öldü ve tarihe Fransız olarak geçti. İnsanların içinde bulundukları cemiyete çalışmaları lazımdır.

O günkü kadar utandığımı ve Atatürk'ün karşısın da küçüldüğümü oniki yıllık hizmetim süresince hiç hatırlamıyorum. Belki de ömrüm boyunca benim için en büyük utançta bu olmuştur. O günden sonra Selanik kelimesini bir daha ağzıma almadım.”

Atatürk’ün kendisine Yahudi diyenler hakkındaki söyledikleri çok önemlidir. Atatürk, verdiği cevapta; insanların dili dini, ırkı önemli değildir demek istiyor. Daha açık bir ifadeyle “İnsanların ne oldukları değil, ne yaptıkları önemlidir.” demek istiyor. Zaten laikliği benimsemenin gereği de bu değil midir? Laik bir devlet kurmuş olan Atatürk’ten de böyle bir cevap beklenirdi.

Mustafa Kemal Atatürk, kendisinin inancının sorgulanmasından rahatsızdı. O böyle meseleleri tartışarak zaman kaybeden bir ulus istemiyordu. Ama ne yazık ki, her geçen gün Ortaçağ'ın karanlığına doğru sürüklenmeye çalışılan bir ülkede yaşıyoruz. Ve böyle bir ortamda, Atatürk'e saldıran onu yahudi, dinsiz vb. şekilde anlatan yazılar yazılıyor ve ben ve benim gibi, insanlar bu yalanlara karşı gerçekleri yazıyor, yazmaya çalışıyor. Ama o belirttiğim gibi bunları tartışarak zaman kaybeden bir ulus yaratmak istememişti. O bilim yapan, hiç kimsenin inancının, soyunun sorgulanmadığı, herkesin mutlu olduğu bir ülke yaratmak istemişti.

Batuhan AĞAŞ

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv      27460 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın