• Anasayfa
  • https://www.facebook.com/tarihtarihcemiyeti/
  • https://twitter.com/ttcemiyeti
TAVSİYE KİTAP
60.000'lik Tarihi Fotoğraf Arşivi
Kıbrıs'ı Lozan'da Mı Bıraktık? / Emre Atan

Giriş   

Kıbrıs, Doğu Akdeniz’deki stratejik önemi ile yüzyıllar boyunca medeniyetlerin dikkatini çeken bir ada olmuştur. II. Selim’in saltanatında 1571 yılında Venediklilerden alınmış ve 1878 yılına kadar kesintisiz bir biçimde Türk hâkimiyetinde kalmıştır. 1878’de İngilizlerin adayı kiralamasından itibaren bugüne kadar gelen süreçte Türk, Yunan, İngiliz hatta Amerikan ve Rus çıkarlarının çatıştığı bir bölge olmaktan kurtulamamıştır. Milli Mücadele sonrası kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin, yarım asra yakın bir süredir fiilen İngiliz yönetiminde olan Kıbrıs için ciddi bir teşebbüste bulunmaması, Lozan üzerinden Atatürk ve kurucu kadroya saldıranların argümanlarından birisi olmuştur. Günümüzde dahi çözülemeyen bir mesele olan Kıbrıs sorunu gündeme geldiğinde çeşitli gazetelerde[1]  Kıbrıs sorununun tarihçesine değinirken “Lozan’da İngilizlere verilen” diyerek sanki 1923’e kadar mutlak Türk egemenliğinde bulunan ve fakat Lozan’da “hediye edilen” bir toprakmış gibi bahsederler.

Bu argümanları savunanların en büyük temel dayanağı Lozan Barış Antlaşması’nın 20.maddesidir. Adı geçen maddede “Türkiye, İngiliz Hükümetince 5 Kasım 1914 tarihinde ilan edilen, Kıbrıs’ın İngiltere’ye katılmasını tanıdığını bildirir”[2] şeklinde bir ifade geçmektedir. Bu madde, çoktan elden çıkmış olan bir bölgenin kabullenilmesinden başka bir şey değildir. Zaten 1878’den itibaren Lozan’a giden süreç incelendiğinde adanın çoktan İngiliz Sömürgesi haline geldiği anlaşılmaktadır.

İngilizlerin Kıbrıs’ı Alması

19.Yüzyıl İngiliz doğu siyaseti, Hindistan başta olmak üzere sömürgelerini elde tutmak üzerine kurulmuştur. Bu siyaset doğrultusunda uzun yıllar Osmanlı’nın parçalanmaması ve özellikle Ruslar tarafından ele geçirilmemesi için yoğun çaba gösterilmiştir. 1853 yılındaki Osmanlı-Rus arasındaki Kırım Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nin yanında yer almış ve Rusya mağlup edilmiştir. Bu savaştan sonra yapılan 30 Mart 1856 tarihli Paris Anlaşması’nda Osmanlı, bir Avrupa Devleti olarak kabul edilmiş ve toprak bütünlüğü güvence altına alınmıştır[3].

İngilizlerin Osmanlı’yı korumasının sebebi sömürgelerinin ve gelecekte işgal etmeyi planladığı Osmanlı topraklarının güvenliği içindir. Fakat Rusya da Panislavist politikaları sebebiyle Osmanlı üzerinde yayılma amacı gütmüştür. Kırım’da yenilmesine rağmen Osmanlı’ya çeşitli bahanelerle savaş açmış 93 harbi diye bilinen 1877-78 Osmanlı – Rus savaşı yaşanmıştır[4]. Hem Kafkaslar hem balkanlarda gerçekleşen iki cepheli savaş Osmanlı için hezimet olmuştur. Ruslar, Gazi Osman paşa’nın Plevne’de ağır kayıplar verdirmesine rağmen İstanbul önlerine kadar gelmişler ve Osmanlı barışa mecbur kalmıştır. Ayastefanos Anlaşması imzalanmıştır[5]. Bu anlaşmaya göre Balkanlarda geniş bir alana yayılmış Bulgaristan kuruluyor Kars Ardahan ve Batum Ruslara bırakılıyordu. Tabi bu anlaşma Avrupa devletlerinin çıkarlarına ters düştüğünden bir Berlin Kongresi toplanması kararlaştırılmıştır[6].

İngilizler, Osmanlı Devleti’nin Ruslar karşısında müşkül duruma düşmesini fırsat bilerek Osmanlı’ya kongrede ve ilerleyen yıllarda askeri olarak yardım edebileceğini bildirmiştir. 25 Mayıs 1878 günü İngilizlerin İstanbul elçisi Layard, şu öneriyi Osmanlı Devletine iletmiştir.

Eğer Ruslar; Karsa Ardahan ve Batum’u geri vermezlerse veya Türklerden daha başka yerler almak girişiminde bulunurlarsa, İngiltere bu yerlerin silahla korunmasında Türkiye’ye katılacak ve buna karşılık olarak Padişah, ülkesinde reformlar yapmayı vaat edecek. İngiltere’nin bu anlaşma çerçevesinde sorumluluklarını yerine getirebilmesi için Kıbrıs adasını belirli bir icar karşılığında İngiltere’ye devredecek”[7]

Bu öneri aynı hafta içinde Padişah II.Abdülhamid’e sunulmuş ve müzakereler Başvezir Sadık Paşa ve Dışişleri Bakanı Saffet Paşa ile İngiliz elçisi Layard arasında gerçekleşmiştir. Saffet Paşa anlaşmanın imzalanması konusunda tereddüt gösterince İngiliz elçisi şu sözleri söylemiştir:

Eğer Osmanlı hükümeti bu anlaşmayı kabul etmez ve imzalamazsa toplanacak olan kongrede (Berlin Kongresi) İngiliz murahhasları barış şartlarının değiştirilmesi konusunda herhangi bir gayret göstermeyeceklerdir. Ayrıca şu da bilinmelidir ki İngiliz devleti donanması kuvvetiyle Kıbrıs’ı zorla istila edecektir.” [8]

Bu sözlerden sonra anlaşma Abdülhamid ve hükümet tarafından kabul edilmiştir. Bu anlaşma ile Ruslara karşı yardım edilmesi karşılığında Kıbrıs’ın İngilizler tarafından işgalinin kabul edildiği belirtilmiştir[9].

Adada İngiliz İdaresi

Anlaşmanın imzalanmasından sonra Abdülhamid’in Kıbrıs mutasarrıfı başta olmak üzere yönetici ve ileri gelenlerine gönderdiği fermanda Kıbrıs’ın İngiliz devletine bırakıldığını, dini ve vakıf işlerinin yine Osmanlı’ya bağlı olacağı gibi bilgiler verilmiş ve adada yönetim kuracak İngilizlere karşı bir eylem ve davranışlardan uzak durulması emredilmiştir[10].

Bu fermandan sonra son Türk Kıbrıs Valisi adayı İngilizlere devretmiş ve şu hadise yaşanmıştır:

“Askeri ve sivil Türk yöneticileri ve eşrafı ile Rum ileri gelenleri ve İngiliz askerleriyle, subayları, Baf kapısındaki güney burcunda toplandılar.308 yıldan beri, bu burç üzerindeki direkte dalgalanmış olan Türk bayrağı selamlanıp indirildi ve onun yerine yeni bir bayrak direğe çekildi. Bu, 82 yıl Kıbrıs’ta dalgalanacak olan İngiliz bayrağı idi. İngiliz bayrağı direğe çekildiğinde İngilizler “Yaşasın İngiltere, Yaşasın Viktoria” diye bağırdılar[11].

Daha sonraki süreçte Türk valisi yerine Yüksek komiser Garnet Wolseley, altı idari bölgedeki Türk kaymakamı yerine İngiliz komiserler geçmiştir. Rumca ve Türkçeye ek olarak resmi işler ve mahkemelerde İngilizce de geçerli hale getirilmiştir[12].  Buna ek olarak 14 Ağustos 1878’de Kıbrıs anlaşmasına bir madde daha eklenmiş ve buna göre “İngiliz Hükümetine Kıbrıs adasının idaresini, ticari ve konsolosluk işlerini düzenlemesi için Babı Ali’nin murakabesi olmadan kanun ve mevzuat yapma hakkı verilmiştir[13]. Resmiyette Kıbrıs adası kiralanmış gözükse de dini konular hariç adada net bir İngiliz idaresi tesis edilmiştir.

1907 yılında Kıbrıs’a gelen Sömürgeler bakanı W.Churchil’in adadaki genel gözlemlerini anlattığı raporunun bir maddesinde aynen şu ifade geçer : “Kıbrıs’ın hâlihazır uluslararası statüsünü değiştirmeye niyetimiz olmadığı ve adayı süresiz işgale devam edeceğimizi herkes bilmektedir’’[14]

 

1914 İlhakı ve Değerlendirme

Yöneticilerini ataması dilini resmiyette kabul ettirmesi bayrağını dalgalandırması ve Churchill’in raporundaki bu ifadeye dayanarak İngilizlerin “geçici” olmadıkları net bir şekilde anlaşılmaktadır. 1914’e kadar fiilen adayı yöneten ve I.Dünya Savaşı’nda Osmanlı’ya savaş açan İngiltere 5 Kasım 1914’te yayınladığı kararname ile adaya resmen hâkim olduğunu duyurmuştur.[15] Bu kararnamenin ilk maddesinde “Yukarıda belirtilen tarihten itibaren Kıbrıs adası ilhak edilecek ve majestelerinin mülkü sayılacaktır” denmiştir. Osmanlı bu kararı kabul etmemiş fakat Kıbrıs için herhangi bir teşebbüste de bulunmamıştır. I.Dünya Savaşı’nda müttefiki Avusturya-Macaristan’a yardım amaçlı Galiçya Cephesine bile asker desteği gönderen Osmanlı Devleti, Kıbrıs için bir cephe açmamıştır.

Lozan’da ise bu durum resmî olarak Türk Hükümetince onaylanmıştır. İsmet İnönü, İngilizlerin Lozan’daki temsilcisi Lord Curzon ile Kıbrıs konusunda neden uzun bir tartışma yapmadığı sorusuna şu cevabı vermiştir: “Asıl önemli olan ekonomik ve adli kapitülasyonlardan kurtulmak ve diğer hayati konuları kazanmak için İngiltere ile öteki müttefiklerden ayrı ve önceden özel olarak anlaşmak istedik. Zaten 1878’de Kıbrıs İngiltere’ye verilmiş 1914’te İngiltere burayı ilhak etmiştir. Kıbrıs’ı gidip İngiltere’den geri almamız o tarihte söz  olamazdı.”[16]

Zaten 1878’den beri İngiliz bayrağının dalgalandığı, İngiliz yüksek komiseri ve bürokratlarının yönettiği geri almak hayalperestliktir. O günün şartlarında bunun gerçekleşmesinin imkânsız olduğunu bilen Atatürk ve kurucu kadro İngilizlerin ilhakını tanımıştır. Fakat aynı Lozan’da adadaki Türklerin Türk vatandaşlığına geçebilmesi ve Türkiye’ye gelebilmesi için gerekli madde de eklenmiştir. Bugün dahi Kıbrıs’ta İngiliz üslerinin var olduğunu düşünürsek “Lozan’da verdik” demenin ne kadar içi boş bir suçlama olduğunu görebiliriz.

 

 

Dipnotlar

[1] Sabah 6 Ocak 2010; Yeni Akit 23 Temmuz 2013

[2] Belgelerle Lozan, Sevtap Demirci (çev. Mehmet Moralı),  Alfa Yayınları, s.213.

[3] Metin Menekşe, “Berlin Konferansı Sonrasında Osmanlı-İngiliz İlişkilerinde Kıbrıs Meselesi ( 1878-1923)”, s.311.

[4] Menekşe, a.g.m., s.311.

[5] A.g.m., s.311.

[6] A.g.m., s.312.

[7] Ahmet C.Gazioğlu, Enosis Çemberinde Türkler: Bugünlere Gelmek Kolay Olmadı, Kıbrıs Araştırma ve Yayın Merkezi(CYREP), Lefkoşa 2000, s.13.

[8] A.g.e. s.13-14

[9] Salahi R.Sonyel, “İngiltere Dışişleri Bakanlığı Belgelerine Göre Osmanlı Padişahı Abdülhamit, 48 Saat İçinde Kıbrıs’ı İngilizlere Nasıl Kiraladı”, s.1

[10] Gazioğlu, a.g.e., s.31

[11]  A.g.e., s.29.

[12] Nasim Zia, Kıbrıs’ın İngiltere’ye Geçişi ve Adada Kurulan İngiliz İdaresi, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, Ankara 1975, s. 82.

[13] A.g.e., s.86

[14] Gazioğlu, a.g.e., s.107

[15] A.g.e., s.135.

[16]  Nihat Erim, Bildiğim Gördüğüm Ölçüler İçinde Kıbrıs, Ajans-Türk Matbaacılık, Ankara 1975, s.2.

 

 

 

KAYNAKÇA

 

ERİM, Nihat, Bildiğim Gördüğüm Ölçüler İçinde Kıbrıs, Ajans-Türk Matbaacılık, Ankara 1975.

DEMİRCİ, Sevtap, Belgelerle Lozan (Çev. Mehmet Moralı), Alfa Yayınları, İstanbul 2011.

ZİA, NASİM, Kıbrıs’ın İngiltere’ye Geçişi ve Adada Kurulan İngiliz İdaresi, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü, Ankara 1975.

GAZİOĞLU, Ahmet, Enosis Çemberinde Türkler: Bugünlere Gelmek Kolay Olmadı, Kıbrıs Araştırma ve Yayın Merkezi(CYREP) , Lefkoşa 2000.

MENEKŞE, Metin, Berlin Konferansı Sonrasında Osmanlı İngiliz İlişkilerinde Kıbrıs Meselesi (1878-1923),  Motif Akademi Halkbilimi Dergisi, Kıbrıs Özel Sayısı 2013

SONYEL, Salahi, İngiltere Dışişleri Bakanlığı Belgelerine Göre Osmanlı Padişahı Abdülhamit 48 saat içinde Kıbrıs’ı İngilizlere Nasıl Kiraladı, Belleten S.168, Ankara 1978.

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
62514 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın