• Anasayfa
  • https://www.facebook.com/tarihtarihcemiyeti/
  • https://twitter.com/ttcemiyeti
Lozan Hezimet Miymiş? / Prof.Dr.Kemal Arı
Bu başlığı kullanarak kitap yazan adam, uzun süre başına bir kırmızı Osmanlı fesi takarak televizyon programları yapan; ona buna çatan; ağzı bozuk bir gerici-yobaz...
Lozan’ı hezimet olarak nitelendirmiş...
Atatürk’e olmadık hakaretler etmeyi, bir görev kabul etmiş; bunu hep yaptı ve ilerlemiş yaşına rağmen bugün de yapıyor...
Ancak, Atatürk’e bile olmadık sözler ve yakıştırmalar yapmayı bir marifet sayan bu -ve bunun gibiler- bunu yaparlar da; İsmet Paşa için akıl almaz savlar ileri sürmez, hakaretlerde bulunmaz; onu tarih önünde küçük düşürmeye çalışmaz mı?
Taş düşmesi lazım insanın başına, İsmet Paşa’ya bir söz söylemeden önce; ya da kırk yıl düşünüp öyle konuşması gerekli...
Batı Cephesi Komutanı, Atatürk’ün yakın arkadaşı; en güvendiği kişi, komutan ve devlet adamı...
Askerliğini tartışmıyorum bile... Daha onun sağ olduğu zamanda bu yönüne bile saldıran onu çekemeyen yığınla güruh çıkmıştı. Adı sanı duyulmadık kişiler, benim sayemde kazanıldı Büyük Taarruz, İsmet Paşa kaçtı gibi abuk sabuk bir sürü söz söylediler. Hele onun ölümünden sonra?
Delilik parayla değil ya!
Siyasi arenada azıcık pirim yapmaya çalışan; İsmet Paşa’ya saldırıyor ve pirim yapmaya çalışıyor. Ve hep yaptılar bunu. Yapmaya da devam edecekler.
Ancak, bütün bunlar İsmet Paşa’yı küçültmez, onun önemini azaltmaz; tam tersine ne denli önemli bir tarihsel kahraman olduğu daha iyi anlaşılır?
Lozan zafer miymiş, hezimetmiymiş... Hezimet; yani büyük çöküş ve yeniliş...
Lafa bak!
Lozan yenilgiyse, Sevr ne?
Alın iki metni, karşılıklı karşılaştırın; tek tek, madde madde; sonra görün farkı; Sevr’i bile bugün “makul/olumlu” göstermeye çalışan sakat beyinler, hallerine bakmadan Lozan’ı küçümsüyorlar!
Türkiye’de dış politikanın dalgalı, inişli çıkışlı, en güçlü olduğumuzu sandığımız zamanlarda bile ne denli sakat açılımlarla dolu olduğunu yakın tarihimize bakın, görürsünüz! Asker başına çuval geçirmeler; Kıbrıs’ı neredeyse kaybetme noktasına gelmeler; bir koyup üç almalar; büyük Osmanlıyı yeniden diriltme çabaları; birader say sayabildiğin kadar?
Lozan ne?
Lozan,, Türkiye’nin kuruluşunun tapusu... Türkler’in yurtlarının bütün dünya tarafından tescil edildiği tapusudur Lozan... Ve onda, on binlerce Türk şehidin kanından zerreler vardır. Kurtuluş Savaşı’nın taçlandırıldığı büyük bir başarıdır.
Bugün gümrük birliğindeyiz. Avrupa Birliğine de almıyorlar... Uluslararası sermayenin nasıl elinde oyuncak haline gelmişiz; bunu herkes biliyor... Dış borç almış dağları kaplamış; borç alma kredimiz arttı diye seviniyoruz, değil mi?
Bakın, her şeyi bir yana bırakalım.
O ya da şu.
Tek bir örnek verelim, binlerce örnek içinden, tek bir örnek...
Ülkenin, üç yanı denizlerle çevrili... Ve kendine ait bir liman ya da iskeleden, yine kendine ait bir yük gemisini kaldırıp, ötekine götürme hakkı bile yok. Bütünüyle bu hak yabancılara verilmiş. Ve örneğin, bu zavallı halkın vergisiyle alın teriyle yapılmış Türk limanlarına hiç bir vergi ödemeden yabancı gemiler giriyor da, bir balıkçı Türk takası giremiyor. Daha ötesini düşünmeye gerek var mı? Ülkenin bütününde yabancılar taşıma ve ulaştırma hizmetlerini kapitülasyonların getirdiği ayrıcalıklar nedeniyle yapıyorlar; ama Türkler’in böyle bir hakkı yok...
Lozan ne yaptı?
Kapitülasyonları kaldırdı. Büyük savaşımlar vererek... Uğraşıp didinerek; “Biz haklarımızı almadan buradan gitmeyiz!” diye Lord Curzon’u çılgına çeviren 39 yaşında bir komutan diplomat... 
Dikkat edin, 39 diyorum... 
Bugün 39 yaşında insanlar hayat bile kuramıyorlar kendine...
Ve o İsmet Paşa; kapitülasyonları kaldırdığında, Türkiye ekonomisinin bağımsız bir çizgiye gelebilmesi için bütün yabancı boyundurukları, baskıları kırıp atmıştır...
Ve artık kabotaj hakkını kullanabilmenin yolu açılabilmiştir... 1926 yılında ancak kabotaj hakkını kullanmaya geçilebilmiştir.
Neden mi?
Çünkü Türkiye’nin kendi yükünü ve insanını kendisinin taşıyacağı kadar gemisi yoktur da ondan... O süre içende dar olanaklarla, çok sayıda gemi alınarak, Türk ticaret filosunun tonilatosu büyütülmüş; Lozan’da elde edilen hak, ancak 1926’da kullanılabilmiştir...
Bu ülkede Lozan Bayramı da kutlanıyordu bir zamanlar. O zamanki kuşaklar bunun ne büyük bir başarı ve kazanım olduğunu kendi yaşadıklarından biliyorlardı. Çünkü Türk, kendi ülkesinde, kendi yasalarıyla yargılanma hakkını bile yitirmişti.
Bugün durum ne; bakar mısınız?
Şimdi içimden geçeni söyleyeyim:
Aman dikkat!
Kim ki İsmet Paşa’yı hayırla anmaz, ona sövüp saymak için ağzını açarsa; gökten başına taş düşer, taş!
Demesi benden...
Çünkü Allahın sopası büyüktür derler, eskiler...
  
5397 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın