• Anasayfa
  • https://www.facebook.com/tarihtarihyayinevi/
  • https://twitter.com/tarihyayinevi
Özgür Tarih Dergisi
Atatürk’ün Unutulan Pozantı Kongresi ve Adana Merkezli Güney Direnişi / Sinan Meydan
Atatürk Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan bir gün sonra 31 Ekim 1918’de Adana’ya gelerek Liman Von Sanders’ten Yıldırım Orduları Komutanlığı’nı devralmıştır.

Atatürk, 1 Kasım-10 Kasım 1918 tarihleri arasında Yıldırım Orduları Komutanı sıfatıyla Adana’dan Ahmet İzzet Paşa’ya gönderdiği telgraflarda kendisine izin verildiği takdirde düşmanı (İngiliz ve Fransız kuvvetleri) Anadolu’ya sokmayacağını bildirmiştir. Ancak Ahmet İzzet Paşa, İtilaf devletleriyle ateşkes antlaşması imzalandığını belirterek hiçbir şekilde düşmana karşılık verilmemesini istemiş; düşmana ateşle karşılık vermekten söz eden Atatürk’ü de görevinden alıp İstanbul’a çağırmıştır. Atatürk ise İstanbul’a gitmeden önce Adana’da ilk direniş hazırlıklarını yapmıştır. Silah arkadaşı Ali Fuat Paşa (Cebesoy) ile yaptığı “Adana Mülakatı” sonrasında “ilk direniş yuvaları” Adana’da kurulmuştur.

Doğan Avcıoğlu “Milli Kurtuluş Tarihi” adlı kitabının 3. cildinde “Güney Direnişini Mustafa Kemal Örgütler” başlığı altında, Fransızlara karşı Urfa, Antep, Maraş’taki direnişin örgütlenmesinde Atatürk’ün çok önemli katkıları olduğunu belgelemiştir. Nitekim Atatürk’ün başkanlığında toplanan Sivas Kongresi’nde Güney Anadolu’nun kurtarılması için gereken tedbirler de görüşülmüştür. Sivas Kongresi’nde alınan kararlar doğrultusunda Antep ve Maraş bölgelerindeki direnişçilere gerekli direktifler verilmiştir. Sivas Kongresi’nden sonra Güney Anadolu Kuvayı Milliye teşkilatını Temsil Heyeti Başkanı sıfatıyla Atatürk organize etmeye başlamıştır. Bu doğrultuda öncelikle bölgedeki Kuvayı Milliye teşkilatlarının başına subaylar göndermiştir.

Kılıç Ali (Üsteğmen Asaf), Yörük Selim (Yüzbaşı Salim), Kozanoğlu Doğan (Binbaşı Doğan), Aydınoğlu Tufan (Yüzbaşı Osman Nuri), Polat Paşa (Yüzbaşı Kamil), Tekelioğlu Sinan (Yüzbaşı Ratıp) adlarıyla Güney Cephesi’ne gönderilmiştir.

Nitekim Atatürk Nutuk’ta, “Maraş ve Antep’e Kılıç Ali Bey’i ve Kilikya mıntıkasına da Topçu Binbaşı Kemal ve Yüzbaşı Osman Tufan Beyleri göndererek ciddi teşkilat ve teşebbüsata geçtik.” demiştir.

Atatürk’ün bilinçli çabalarıyla Çukurova bölgesindeki Kuvvacı çeteler yavaş yavaş düzenli birlikler şeklini almaya başlamıştır. Atatürk bu konuda gerekli tüm tedbirleri almıştır. Atatürk’ün anlatımıyla; “Özel olarak Osman Tufan ve Recep Zühtü Beylere şu talimatı verdim: ‘Milli Hareket aleyhinde küstahlık edenler hakkında yapılacak muamele icab edenlere bildirilmiştir. Vaziyeti aralıksız takip ederek harfiyen uygulanıp uygulanmadığını ve müsamaha görüldüğü takdirde bizzat mukabele ederek malum şahısların tevkifi ve adamlarının etkisiz hale getirilmesi doğrudur. Bu babda gerekirse her kime karşı olursa olsun gereğini yerine getirmede tereddüt etmede yer yoktur.”

Doğan Avcıoğlu’nun dediği gibi, “Mustafa Kemal ve ordunun bu ilgi ve desteği iledir ki Güneyde milli direniş ufak çaptaki ilk çatışmalardan sonra 1920 başında ciddi bir güç durumuna gelir.”

Atatürk Adana merkezli Güney direnişiyle hep doğrudan ilgilenmiştir. Kasım 1918’de Adana’daki ilk direniş faaliyetlerinin ardından Ağustos 1920’de Atatürk yine Adana merkezli direnişin içindedir. Atatürk, 5 Ağustos 1920’de Fevzi Paşa’yla birlikte Adana Pozantı’ya gitmiştir. Atatürk, Pozantı’ya giderken Eskişehir-Kütahya-Afyon-Konya yolunu takip ederek cephenin en ileri kesimlerine kadar sokulmuştur. Atatürk’le birlikte Pozantı’ya gelenler arasında Ankara, Sivas ve Kayseri milli heyetlerinin temsilcileri de vardır. Atatürk Pozantı’ya gelişini Meclis gizli oturumunda şöyle anlatmıştır:

“Güneydeki Adana cephesinde bulunan arkadaşların karargâhı Pozantı’dır. Biz de oraya gittik. Yalnız orada bulunan çeşitli Müdafaa-i Hukuk Heyetleri ki, onları da Pozantı’ya davet ettik ve orada milli görevle ilgilenen kişileri davet ettik. İleri gelenlerle askeri ve siyasi durum hakkında görüşmeler yaptık.”

5. Ağustos 1920’de Atatürk’ün de katılımıyla I. Pozantı Kongresi düzenlenmiştir. Atatürk bu kongrenin de başkanlığını yapmıştır.

Kongrenin birinci oturumunda Çukurova’nın düşmandan kurtarılması üzerinde durulmuş ve Çukurova Cephesi için gereken malzeme Atatürk’ten istenmiştir. Atatürk, imkânlar ölçüsünde silah ve cephanenin gönderileceğini belirtmiştir. Öncelikle Fevzi Paşa ile görüşen Atatürk en kısa zamanda Adana Cephesi’ne top verileceğini müjdelemiştir. Atatürk, I. Pozantı Kongresi’nde verdiği sözleri tutarak kongreden hemen sonra Hulusi (Akdağ) Bey’i Malatya’dan Adana’ya 500 adet silah getirmekle görevlendirmiştir. Birinci oturumun sonunda konuşan Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Reisi Ahmet Remzi (Yüreğir), bölgede Ermenilerin Türkleri katlettiğini, Fransızların da bu katliamlara sessiz kaldığını söyleyince Atatürk şunları söylemiştir:

“Bu şehitlerimiz vatan kurbanıdır ve bize hız vermişlerdir. Tanrı’nın inayetiyle düşman topraklarımızdan kovulduktan sonra bu ve buna benzer bütün acılarımızı unutacağız”.

Birinci oturum sonunda Atatürk, cephe ve müfreze komutanlarıyla konuşarak bilgi almış, ihtiyaçlarını sormuş ve gerekli talimatları vermiştir. İkinci oturumda ise Pozantı’nın vilayet merkezi olması tartışılmıştır. Bu oturumda delegeler Atatürk’e Pozantı’nın “müstakil bir liva” haline getirilmesi önerisinde bulunmuştur. Atatürk bu öneriye şu karşılığı vermiştir:

“Güzel Adana şimdi işgal altındadır. Biz burada yeniden bir vilayet teşkilatı kuralım. Bu suretle Adana’yı burada milli bir hareket merkezi ve vilayet teşkilatı olarak vücuda getirmiş oluruz. Böylece bütün kaza ve nahiyeleri de buradan, bir elden idare etmek imkân dâhiline girer. Bu düşman için daha büyük endişelere hâsıl olur.”

Atatürk’ün bu teklifi alkışlarla kabul edildikten sonra Atatürk delegelere yeni bir teklifte daha bulunmuştur: “Aranızdan bir heyet seçilsin. Bu heyet vilayetin mülki amirlerini bir liste halinde tespit etsin. Bu listeyi genel heyetin oylarına sunalım. Liste genel heyetinizce onaylanırsa vilayetin mülki amirleri de seçilmiş ve derhal göreve başlamış olacaktır.”

Atatürk böylece bölgeye, bölgeyi bilmeyen birinin vali olarak atanmasını da önlemek istemiştir. Atatürk’ün isteğiyle 12 kişilik bir heyet oluşturulmuş ve İsmail Safa Bey vali seçilmiştir. Hemen göreve başlayan İsmail Safa Bey Pozantı mülki erkânını belirleyip listeyi kongre başkanı Atatürk’e sunmuştur. Atatürk’ün okuduğu 12 kişilik liste kabul edilmiş ve Adana vilayet teşkilatı Pozantı’da kurulmuştur. Böylece Pozantı Adana’nın merkezi olmuş ve Güneydeki milli hareket buradan organize edilmiştir.

Atatürk 5 Ağustos 1920 tarihinde öğleden sonra Pozantı’dan ayrılmıştır. 8 Ekim 1920’de II. Pozantı Kongresi düzenlenecektir. Atatürk’ün katılımıyla ve Atatürk’ün başkanlığında toplanan I. Pozantı Kongresi Fransızları ve Ermenileri moral açıdan çökertmiştir.

Kurtuluş Savaşı’nın aranan, hakkında idam fermanları çıkarılan önderi Atatürk’ün Fransızların bulunduğu cephenin en uç noktasına kadar sokulması ve buradaki milli kuvvetleri denetlemesi, emirler vermesi, durumu bizzat yerinde görmesi ve üstelik Pozantı’da da bir kongre düzenlemesi Süleyman Hatipoğlu’nun deyimiyle “Fransızları çileden çıkarmıştır”.

Atatürk Pozantı dönüşü Mecliste yapılan gizli oturumda şunları söylemiştir: “Şimdilik Pozantı’yı Adana’ya merkez olmak üzere kurmaya lüzum gördüm. Mersin livası oluştu. (...) Karaisalı kazası diye halk kendi kendini idare etmeye başlamıştır. Mersin ve Tarsus kazalarını doğrudan doğruya merkezi vilayetle irtibatlandırdık ve oralarda görev yapmakta olan kişileri vekil olmak üzere tayin ettik ve hükümet için gereken tedbirleri aldık ve onlar da derhal göreve başladılar.”

Pozantı Kongresi sonrasında Atatürk’ün isteğiyle Güney Cephesi’ni güçlendiren şu çalışmalar yapılmıştır:

1. Karaisalı’da bulunan Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Merkezi Pozantı’ya taşınarak yapılan seçimde Ahmet Remzi (Yüreğir) başkan seçilmiştir.

2. 41. Tümen Pozantı’ya yerleştirilmiştir.

3. Milli kuvvetlerin ihtiyacı olan silah ve cephaneyi sağlamak için Kelebek’te bir depo yapılmıştır.

4. 41. Tümen Komutanı Sinan Tekelioğlu askere alımlarla milli kuvvetleri güçlendirmiştir.

5. Çukurova’daki Kuvayı Milliyeciler Pozantı’dan kontrol edilmiştir.

6. Kelebek’te bir dispanser yapılmıştır.

7. Pozantı’dan cephelere telefon bağlantısı kurularak bölgedeki milli hareket güçlendirilmiştir.

8. Cephe gerisini kontrol etmek için Pozantı İstiklal Mahkemesi kurulmuştur.

9. Pozantı’da bir haber alma teşkilatı kurularak başına Ahmet Remzi Bey getirilmiştir.

10. Bir süre sonra Atatürk Pozantı’ya arkadaşı Mehmet Nuri Bey’i Adana Valisi ve 41. Tümen Komutanı olarak göndermiş, böylece Çukurova’daki sivil ve askeri teşkilatı tek çatı altında birleştirip bölgedeki milli hareketi TBMM’nin kontrolü altına alarak organize etmiştir.

31 Ekim 10 Kasım 1918 tarihleri arasında Yıldırım Orduları Komutanı sıfatıyla Adana’daki faaliyetleriyle Ali Fuat (Cebesoy)’un deyimiyle “bölgedeki ilk direniş yuvalarını” kuran Atatürk, 1919’da Anadolu’ya geçtikten sonra da Adana ve civarıyla ilgilenmeye devam etmiş; bölgedeki direniş hareketlerini takip edip yönlendirmiş, özellikle 5 Ağustos 1920 tarihli I. Pozantı Kongresi’ne katılarak Çukurova’nın kurtuluşu için gerekenleri bölgenin ileri gelenleriyle konuşmuş, bölgenin idari taksimini yapmış ve birliklere silah ve cephane göndermiştir.

Ayrıca Pozantı’yı Güney’deki milli direnişin merkezi haline getirmiştir. Sonuç olarak Atatürk, Kurtuluş Savaşı yıllarında sadece Anadolu’daki ulusal çaplı Sivas ve Erzurum Kongrelerine değil, daha yerel çaplı I. Pozantı Kongresi’ne de bizzat katılmıştır.

Görülen o ki Atatürk sadece Batı Cephesi’ni değil, Doğu ve Güney Cephelerini de teşkilatlandırıp organize edip çekip çevirmiştir. Anadolu direnişi, doğusuyla batısıyla, güneyiyle kuzeyiyle Atatürk’ün aklıyla, çabasıyla, çalışmasıyla biçimlenmiştir.

Kaynaklar: Yusuf Ayhan, Mustafa Kemal’in Pozantı Kongresi ve Adana’nın Kurtuluşu, Adana, 1963. Süleyman Hatipoğlu, Türk-Fransız Mücadelesi, Orta Toros Geçitleri 1915-1921, Ankara, 2001. Sinan Meydan, Cumhuriyet Tarihi Yalanları, 1. Kitap, 8. bas., İstanbul, 2015. Doğan Avcıoğlu, Mili Kurtuluş Tarihi, C.3, İstanbul, 1998. TBMM Gizli Celse Zabıtları. Gazi Mustafa Kemal, Nutuk, İstanbul, 1938

Sinan MEYDAN, “Bütün Dünya”, Nisan 2015
Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv      1260 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın