• Anasayfa
  • https://www.facebook.com/tarihtarihcemiyeti/
  • https://twitter.com/ttcemiyeti
TAVSİYE KİTAP
İstiklal Mahkemeleri ve Gerçekler / Cihan Ozan Beydes



         Günümüzde gerek iktidar sahipleri gerekse bazı basın yayın organları tarafından sıklıkla Cumhuriyete ve Atatürk'e saldırı aracı olarak kullanılmakta olan İstiklal Mahkemeleri'nin kuruluş amaçlarını, yapısını, faaliyetlerini ve yarattığı olumlu olumsuz sonuçları ele alalım.

            İstiklal Mahkemeleri'nin kuruluşunun sebebini anlamak için Mondros Mütarekesi'nden sonraki dönemde Anadolu'nun genel durumunu İstiklal Savaşı'nın başlamasını ve karşılaşılan güçlükleri bilmek gerekir.(1)

            İzmir'in işgaliyle Anadolu'ya ayak basan Yunan askerlerinin karşısında düzenli birlikler kurulamıyor, mevcut askerler ya İstanbul Hükümeti'nin olumsuz propagandasına kapılıp firar ediyor ya da dağa çıkarak eşkiyalık yapıyorlardı. Dahası Mondros Ateşkesi'nden sonra Osmanlı Hükümeti askerliğin kaldırıldığını bildirmişti. Asker kaçaklarının mahal verdiği soygunlardan, bozgunlardan halk bıkmıştı ve iç ayaklanmalar Milli Mücadele’nin önünde büyük sorunlar yaratıyordu.

            BMM tarafından 29 Nisan 1920'de çıkarılan "Hıyanet-i Vataniye" kanunu yaraya merhem olmamıştı. Çünkü harp koşullarında sivil mahkemeler caydırıcılık taşımıyor, asker kaçakları ve çeteciler cephede ölmek yerine yakalanırsa hapse girmeyi yeğliyorlardı.

            Bunun üzerine, yapılan çalışmalar sonucunda 11 Eylül 1920 tarihinde “Firariler Hakkında Kanun”  Meclis'te kabul edildi. Bu kanuna göre; 18 Eylül 1920 tarihinde asker kaçaklarının ve casusların yargılanabilmesi için İstiklal Mahkemeleri kurulmasına karar verildi. Yani günümüzdeki popülist açıklamaların aksine İstiklal Mahkemeleri'nin  asıl kuruluş sebebi ne "şapka takmayaların" idam edilmesi ne de "masum insanların" asılmasıdır, asıl sebep vatan savunmasını yapabilmek için gereken insan gücünü ve şeraiti yaratmaktır.

            Eylül 1920-Şubat 1921, Temmuz 1921-Ekim 1923 ve 1923-1927 yılları arasında toplamda üç defa olmak üzere Millet Meclisi'nce İstiklal Mahkemeleri kuruldu.

            İstiklal Mahkemeleri TBMM adına çalışacaklardır. Kararları kesin ve temyizi yoktur. Kararların uygulanmasından asker-sivil bütün görevliler sorumluydular, Mahkemeler verdikleri kararlardan sorumlu değillerdir. Önceleri üç üyeden kurulu olan mahkemelerin sayısı sonra dörde çıktı ve ilk başta yokken sonraları savcılar da mahkemelerde görev aldılar.(2)

            Suçlular tek tek veya toplu olarak yargılanırlardı. Suçlular hakkında ileri sürülen iddialar okunur, suçlu savunmasını yaptıktan sonra karar bildirilirdi. İstiklal Mahkemeleri kararlarını vicdani kanaatlerine dayanarak verirdi. Verilen kararlar kesindi ve en kısa zamanda uygulanırdı. Kararın verilmesi için delile gerek yoktu. Bir kimsenin hakkında suçluluğuna dair vicdani kanaat uyanırsa, hapisten idama kadar her türlü cezaya çarptırılabilirdi. Buna rağmen mahkemelerin kararlarında, delil yine de birinci derecede önemli oldu. Birçok kimse haklarında delil bulanamadığı için beraat etti. Kararlar verilirken herkese din ve dil fark etmeksizin eşit davranıldı.          Duruşmalar halk önünde, açık olarak yapılır, kararlar yine aynı şekilde okunur, yayın yoluyla ve görevliler aracılığıyla halka duyurulurdu. Her mahkeme kendi bölgesinde dolaşarak çalışır ve böylece zaman kazanılırdı.(3)

             1.Dönem İstiklal Mahkemeleri yukarıda bahsettiğimiz gibi asker kaçakları, casusluk, soygun, bozgunculuk ve vatana ihanet davalarıyla ilgilendi.  Ankara, Pozantı, Eskişehir, Konya, Isparta ,Sivas, Kastamonu ve Diyarbakır'da olmak üzere 8 İstiklal Mahkemesi kuruldu.(4)

            Özellikle Ankara İstiklal Mahkemesi’nde Osmanlı Hükümeti, Çerkez Ethem, Mustafa Sagir, Kuvay-ı İnzibatiye ve komünist kuruluşlar gibi içte ve dışta geniş yankı uyandıran davalar ele alındı.(5)

            İstiklal Mahkemelerini ilgilendiren olayların ilk tahkikatı hükümetçe yapılarak dosya mahkemeye gönderiliyor, mahkeme heyeti tarafından gerekli incelemeler yapılıp, noksanlar tamamlandıktan sonra yargılamalar başlıyordu. Yargılamalar kesinlikle halka açık yapılıyor ve verilen hüküm derhal uygulanıyordu.(6)

            Mahkemeler kendi mıntıkalarındaki yargılamalar hakkında Meclis’e rapor sunuyolardı. Böylece Meclis mahkemelerin uygulamaları hakkında bilgilendiriliyordu.(7)

            Diğer mahkemelerinde etkin çalışmasıyla sadece dört ay gibi kısa bir sürede onbinlerce kaçak ve bakaya cepheye gönderildi.  Casusluk, soygun ve ayaklanmaların bastırılmasında, Milli Mücadele'nin en sorunlu günlerinde büyük başarılar sağlandı. Devlet askere alma ve vergi toplama işlerini yoluna koydu, milletin de devlete olan inancı arttı ve milli ordu kuruldu.

            İnönü Savaşları’nın kazanılmasından sonra yaşanan gevşeme ve muhalefetin baskılarıyla Şubat 1921'de 1.Dönem İstiklal Mahkemeleri kapatıldı.

            Ancak, Eskişehir-Kütahya savaşlarının kaybedilmesi, firar olayları, bozguncu propogandanın artması ve düşman ilerleyişi Meclis’te büyük moral bozukluğu yaratmıştı. Bunun üzerine Meclis'te tekrar İstiklal Mahkemeleri'nin kurulması gündeme geldi ve sert tartışmalardan sonra İkinci Dönem İstiklal Mahkemeleri kuruldu. Bu dönemde Ankara, Konya, Kastamonu, Samsun ve Yozgat İstikal Mahkemeleri kuruldu. Sakarya Savaşı öncesi Tekalif-i Milliye Emirlerinin uygulanabilmesi açısından da mahkemelerin varlığı hayati anlam taşıyordu.

            Bu beş mahkemenin içinde Samsun istiklal Mahkemesi, Pontus sorununun çözümünde etkin bir rol oynadı. Yunanlıların son elli yıl içinde Karadeniz’de bir Pontus Rum devleti kurma amacıyla kuzeye iskan ettirdiği rumlar ve yerleşik destekçileri çeteler kurup, halka zulmediyordu. 1.Dünya Savaşı’nda casusluk ve sabotajlarda bulunan Rumlar, Ruslar'ı kurtarıcı olarak karşılamış, Paris Barış Konferansı’nda Türklerin katliam yaptığı iddaasında bulunmuşlardı. Merkezi hükümetin güçsüz olduğu dönemde çetecilikle büyük tahrip ve bozgun yapmışlardı. Kaymakamlıkların hazırladığı raporlardaki yağma ve cinayet raporları mahkemeyi oldukça etkiledi. 1922'de Merkez Ordusu'nun yok ettiği Pontus tehlikesi sonucu 10000 den fazla asi rum öldürüldü ve ele geçirilenlerden 3 ü müslüman olmak üzere 174 ü idam edildi.(8)

            Buradan hareketle; İstiklal Mahkemeleri masum insanları katletti diyerek mahkemeleri kayıtsız-şartsız terör mahkemeleri olarak gören anlayışın, aynı zamanda müslüman halka zulmeden, çeteci, isyancı pontusçuları da savundukları sonucunu çıkarabiliriz, takdir sizin...

            Yunanlıların Anadoludan temizlenmesi ve Kurtuluş Savaşı'nın kazanılmasından sonra da Diyarbakır'da savaş sırasında asayiş sorunları yaratan ve firar edenlerle ilgili olarak El-Cezire İstiklal Mahkemesi kuruldu ve Mayıs 1923'de çeşitli davalar görüldükten sonra kapatıldı.

            Yalnız Ankara İstiklal Mahkemesi’nin görevi sürmeye devam etti.(9)

            Özetle 1. ve 2. Dönem İstiklal Mahkemleri Kurtuluş Savaşı boyunca, TBMM'nin otoritesinin ve asayişin sağlanmasında, Osmanlı Hükümeti'nin yarattığı milli mücadele karşıtı propoganda ve ayaklanmaların bastırılmasında, casusların, çetelerin yok edilmesinde, halkın can ve mal güvenliğine kast edenleri yargılamada ve en önemlisi ordunun 3’te 2’sini oluşturan firariler sorununun çözümlenmesinde hayati rol oynamıştır.

            Vatana ihanet edenlere, casusluk yapanlara, askerden kaçmayı alışkanlık haline getirenlere, cinayet işleyenlere ve ayaklanma liderlerine idam cezası veriliyordu. Diğer hafif suçlar ve asker kaçaklarına ise ufak çaplı cezalar verilerek tekrar cepheye gönderiliyordu.

            Mahkemelerde üç sene içinde 1054 kişi asıldı. 2827 kişi idamları askerden yeniden kaçmaları halinde uygulanmak üzere şartlı olarak affedildi. 11744 kişi beraat etti ve 41768 kişiye genellikle dayak cezası olmak üzere hafif cezalar verildi.(10)

            Bazı sözde tarihçilerin dediği gibi İstiklal Mahkemelerini terör mahkemesi olarak göstermek insafsızlıktır. Fransız İhtilali'nin ihtilal mahkemelerinden örnek alınmış İstiklal Mahkemeleri çalışmalarında onun gibi terör yaratmadı. Fransız İhtilal Mahkemeleri 1793 yılında yalnız Paris'te olmak üzere bütün Fransa'da 17000 kişiyi idam ettirdi. Bu sayı hüküm giymeden idam edilenlerle 40000'e çıktığı düşünülürse terör açıkça burada görülür. Bolşevik devriminde ise tüm aristokrasi ve burjuva sınıfları hemen hemen yok edilmiş, milyonlarca insan gerek devrimciler, gerekse iç savaş ve büyük sefalet sonunda ölmüştür. Aynı fırsatçılar, Sovyet ÇEKA mahkemelerini de İstiklal Mahkemelerine benzetmiştir. Çekaların gizli, kapalı ve terörcü çalışmalarına karşılık İstiklal Mahkemeleri açık çalışmaları ile kendisinden önceki terör ortamını da yenmeye çalışmışlardır. Çiçerin "bu hal inkılap mahkemeleri için bir emniyet ve itimat unsuru teşkil eder" diyerek İstiklal Mahkemelerinin terör mahkemeleri olmadığını belirtmiştir.(11) Ayrıca Rıza Nur anılarında bu örgütün çalışmalarını detaylı olarak anlatmaktadır.(12)

            1923-1927 yılları arasında kurulan İstanbul, Ankara ve İsyan Bölgesi İstiklal Mahkemeleri ise asıl tartışmalara konu olan mahkemelerdir. İstanbul İstiklal Mahkemesi'nde Hilafet yanlısı yayınlar yapan gazetelerin duruşmaları görülmüş ve beraat etmişlerdir.

            Saltanat ve Hilafetin kaldırılmasından sonra, Türkiye milli egemenlik ilkesini gerçekleştirirken, laik devletin temellerinin atılmasıyla da teokrasiden ayrılıyordu. Buna engel olmak isteyenler, Türk Devrimi'nin temeli olan laik gelişmeyi durdurmak amacıyla çeşitli yollara başvurdular. Devrimin bu yolda kendini koruması için, kendi yasalarını uygulaması da kaçınılmaz oldu.(13)

            Hilafet yanlılarının, çıkarılan devrim yasalarına karşı olanların, din istisimarcısı şeyhlerin, ağaların, kürtçülerin ve eski ittihatçıların oluşturduğu muhalefet İsmet İnönü yönetimine güvenoyu vermediler ve Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası tüm karşı-devrimci güçlerin birleştiği bir parti olarak kuruldu. Şeyh Sait isyanının başlamasından sonra göreve tekrar getirilen İsmet İnönü ilk iş olarak Takrir-i Sükun Kanunu çıkardı ve 22 olumsuz oya karşılık 122 olumlu oyla Meclis'te Şark (isyan) Bölgesi ve Ankara İstiklal Mahkemeleri'nin kurulması kararlaştırıldı.(14)

            Şeyh Sait İsyanı’nın bastırılmasından sonra isyanın ele başları tutuklandı ve Şark İstiklal Mahkemesi’nde verilen şu kararda: "Ayaklanmanın çıkış ve yayılma sebepleri ayrıntılı olarak belirtilmiş, din ve şeriat araç yapılarak, bağımsız Kürdistan kurma amacıyla birçok şehir, kasaba ve köyleri yakarak, devletin polis ve askeri kuvvetleriyle kanlı bir çarpışma yapmak suretiyle işgal ve hatta Diyarbakır'ı da kuşatarak, birçok suçsuz asker, subay ve vatandaşları öldüren ve yaralayan, yağma, hırsızlık yapan ve yaptırmak" suçları belirtilmiş ve isyanın ele başlarından 47 kişi idama mahkum edilmiştir. İsyan sonrasında masum insanları din istismarıyla kendilerine secde ettirerek biat etme kurumları haline gelen Tekke ve Zaviyeler mahkeme kararıyla kapatıldı. Bizzat Şeyh Sait'in duruşma sırasında kendisine rehber olduğunu ileri sürdüğü gazete ve gazetecilerinde davası mahkemece görüldü. Ancak işlenen suçların basın suçu olması dolayısıyla bizzat Atatürk'ün ricası üzerine mahkemece affedildiler.(15)

            Şeyh Sait isyanı bastırılmış olmakla beraber, kesin sonuç alınamadığından yer yer ayaklanmalar devam ediyordu. İsyanın kırıntılarının devam ettiği ve ayaklanmaların olduğu bölgelerde mahkeme suçu sabit olanlara idam cezası veriyor, hafifletici sebepler göz önüne alınarak, çoğu hapis cezasına çevriliyor, haklarında delil bulunmayıp vicdani kanaat uyanmayanlar beraat ediyordu. Pötürge olayında ayaklanma olmayıp, sırf tahakküm sağlamak ve iftira edildiğinin anlaşılması üzerine tutanak hazırlayıp görevini kötüye kullanmak suretiyle kaza kaymakamı , nahiye müdürleri ve jandarma teğmeni birer yıl hapse mahkum edilerek meslekten atıldılar. 1926 Mart ayı başında, ayaklanmaya silahlı olarak katılıp, 44. Tümenin 12. Alayını Batman köprüsünde  pusuya düşürüp 100 den çok askeri suda boğup şehit ettikleri gerekçesiyle 10 kişi idama mahkum edildi.(16)

            7 Mart 1927'ye kadar görev yapan mahkeme 5010 kişiyi yargılamış, 2779 kişi beraat etmiş, 1911 kişi çeşitli cezalara çarptırılırken 420 idam kararı verilmiştir.(17)

            Ankara İstiklal Mahkemesinde ise Terakkiperver Parti'nin kapatılması, Gazeteciler Davası, Tarikat-ı Salahiye, Komünistlerin Davaları  ve İzmir Suikasti davaları görülmüştür. Cumhuriyet tarihinde oldukça fazla istismar konusu olan ve gerici zihniyetin, Türk devrimine, devrimcilerine ve İstiklal Mahkemelerine vurma konusunda odak noktası olan  "Şapka Kanuna" karşı tepkilerin ve yargılamaların olduğu mahkeme Ankara İstiklal Mahkemesidir. Görev yaptığı iki yıllık süre boyunca mahkemede 2.436 kişi yargılandı, 1.343 kişi beraat etti, 226 idam kararı verildi ve infaz edildi.

            Ergün Aybars’ın belgelerle verdiği bu rakamlarla 1700 civarında idam cezası İstiklal Mahkemelerince infaz edilmiştir. Şimdi Cumhuriyet düşmanlarının adeta açık artırma usulü on binlere yüz binlere dayanan idam sayıları hangi belgeye dayanmaktadır? İstiklal Mahkemeleri’nin milli mücadelede cephe gerisindeki on binlerce asker kaçağını cepheye göndermesini, cephedeki askerlerin geride bıraktıkları ailelerinin canına, malına, ırzına kastedenlere en ağır cezaları uygulanamasını, casusluk propogandası yapanları, rum pontus çetecilerini, hırsızları, Türkün yaşam mücadelesi verdiği hayati dönemde ayaklanma çıkaranları yargılanmasını, kazanılan istiklal mücadelesi’nde İstiklal Mahkemeleri’nin anahtar rolunü görmeyenler veya görmek istemeyenler, Cumhuriyetin devrim yasalarını koruyan mahkemelere ve üyelerine kinlerini kusmaktan uzak duramamışlardır. Bunun neresi vicdana sığar? Doğu Anadolu’da köyleri, kasabaları şehirleri basarak, köprüleri yıkan, bankaları yağmalayan, Öğretmen Mehmet Zeki’ yi, askerleri pusuya düşürüp şehit eden, İngiliz destekli, Cumhuriyet düşmanı ve Kürdistan hayalcisi Şeyh Saidi bile savunmayı görev bilen bu zihniyetin tutarsızlığını en açık şekliyle ortaya koyar. Şeyh Sait duruşmasında verdiği beyanatlarda; “Ayaklanma şeriat hükümleri uygulanmazsa vaciptir,Allah’ın kaderi beni bu işe düşürdü bir daha çıkamadım.” Sözleriyle kendisi bile ayaklandığını itiraf etmiş iken, Kazım Karabekir isyan hakkında yaptığı meclis konuşmasında: “Efendiler, dini araç yaparak milli varlığı tehlikeye koyanlar lanetle anılmalıdır. Bu hareket vatana hıyanettir.” demiş ve hükümete isyanın bastırılmasında destek olacaklarını belirtmişken, malum zihniyet bunları görmezden gelmektedir.

            Bu devrim karşıtı gerici zihniyet aynı zamanda İskilipli Atıf Hocayı da bir müderristen ibaret, “Frenk mukallitliği ve şapka” isimli eserinin dağıtılması yüzünden İstiklal Mahkemesi’nce ŞEHİT edilmiş bir mazlum olarak görmektedir. Aynı zihniyet İskilipli masum Atıf’ın 31 mart ayaklanması ve Mahmut Paşa’nın öldürülmesi olaylarıyla ilgili olduğu için Osmanlı Devleti zamanında Sinop’a sürgün gönderildiğini, Damat Ferit hükümetinin emriyle Yunan ordusuna direnilmemesi için başında bulunduğu Teali-i islam cemiyetine hazırlattığı bildirileri Türk köylerine attırdığını, Şapka kanunun çıkmasından sonra ülkenin birçok yerinde çıkan ayaklanmalarda malum eserinin ele geçirilip, Cumhuriyete ve onun devrimlerine kastetmekten dolayı İstiklal Mahkemesince yargılandığından bahsetmezler.

            Şapka Devriminin istismar olduğu bir ilimizde Rizedir. Rize’nin Botaniye bölgesinde İmam Şaban ile Muhtar Yakup ve arkadaşları çevre köyleri Ulu Cami önünde toplamış ve dağlardaki eşkiyayı da silahla yetiştimişlerdi. Halk genel bir konunun görüşüleceğini zannederek toplanınca, şapka bahane edilerek halk Hükümet aleyhinde kışkırtıldı. Halkı bu ayaklanmaya kışkırtan Şaban ve Yakup, kendilerine katılan silahlı eşkiya ile Botaniye Karakolu’nu basarak altı jandarmayı esir almış, İmam Şaban, Şeriatın korunması için Rizeyi basıp yağmalamayı, hapishanenin boşaltılmasını, Hükümet Konağının ele geçirilmesini teklif ederek, bundan kaçanların öldürüleceğini söylemiştir.(18)

            Halkı bu şekilde isyana teşvik etmek suçundan olaylara aktif olarak katılanlar tutuklanmış ve Mahkeme 143 tutukludan 8’ini idam etmiş, 80 kişi beraat etmiştir. Ancak Cumhuriyet düşmanları Allahtan da korkmadan hiçbir belgeye dayanmadan, Rizede masum insanların Ulu Cami önünde kurşuna dizildiklerini 17 kişinin öldürüldüğünü, Hamidiye zırhlısının ise Rizeyi denizden bombaladığını yazarlar.

            Şapka Kanuna karşı yapılan tutuklamaların ve verilen cezaların hiç biri insanlar şapka giymek istemedi diye uygulanmamıştır. Yargılamalar şapkayı bahane ederek, Cumhuriyet devrimlerine ve onun kurucularına karşı yapılan isyanların hesabını sormak için yapılmıştır. Ayrıca şapka asla sivil halka zorunlu kılınmamış, aynen 2.Mahmutun fesi memurlara zorunlu kılması gibi devlet memurlarına zorunlu kılınmıştır. Şapkayı gavur icadı olarak görenlerin yine gavur icadı fesi savunması ise başka bir tutarsızlıktır.

            İstiklal Mahkemelerini eleştirenlerin dayanak noktaları, olağan demokratik yargı organları ile kıyaslamaktır. Mahkemeler konusunda bir karara varabilmek için, bu mahkemelerin hangi siyasi,sosyal,askeri olağanüstü durumlarda çalıştıklarını göz önüne almak ve kendi devrinin koşulları içinde incelemek gerekir.

            Tarihin en önemli özelliği, olayların meydana geldiği dönemin şartlarının gözönünde bulunudurarak değerlendirme gereğidir. Bu özelliği gözardı eder ve günümüz şartlarında değerlendirme yapmaya çalışırsak varacağımız sonuç kocaman bir yanılgıdır.(19)

 

DİPNOTLAR:

 

(1) Ergün AYBARS, İstiklal Mahkemeleri, Zeus Kitabevi, İzmir, 2006, s.1

(2) a.g.e., s.2

(3) a.g.e., s.2

(4) a.g.e., s.52

(5) a.g.e., s.56

(9) Sait Çetinoğlu, İstiklal Mahkemeleri, s.7

(6) Kılıç Ali, İstiklal Mahkemesi Hatıraları, Sel Yayınları, İstanbul, 1955, s.13

(7) Hamdi Namık Gör, İstiklal Mucizesi, Ege Mat.,Ankara, 1956, s.28

(8) Aybars, a.g.e., s. 103-105

(10) a.g.e., s.138-139

(11) a.g.e., s.138

(12) Rıza Nur, Dr. Rıza Nur’un Moskova-Sakarya Hatıraları, Boğaziçi yay., İstanbul, 1991, s.124-125

(13) Aybars, a.g.e., s.163

(14) a.g.e., s.213

(15) a.g.e., s.222

(16) a.g.e., s.223

(17) a.g.e., s.228

(18) a.g.e., s.284

(19) Samet Ağaoğlu, Kuvay-ı Milliye Ruhu, Baha Mat., İstanbul, 1973, s.154

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
4612 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın