• Anasayfa
  • https://www.facebook.com/tarihtarihyayinevi/
  • https://twitter.com/tarihyayinevi
Çerkez Ethem İhanetleri / Prof.Dr.Hakkı Uyar

Geçtiğimiz günlerde Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Bursa’da Çerkeslere yönelik yaptığı bir konuşmada şunları söyledi:

            “Türkiye’de hiçbir vatansever, resmi ideolojiye kendini kaptırmış 3-5 kişi dışında Çerkes Ethem’e hain diyemez. Çerkes Ethem, gerçekten İstiklal mücadelesinde varını, yoğunu ortaya koymuş bir insandır. Allah rahmet eylesin. Asil bir insan, gerçek bir Çerkes olduğu için de kendisine tanınan bazı haklarına ve imkanları reddetmek asaletini de göstermiştir. 1936’da çıkan yasa veya kararlara rağmen o yargılanıp aklanmayı, milletin vicdanında tertemiz olmayı arzu etmiş. Ama bu bugüne kadar gerçekleşmemiş. Bence bu parlamentoda bulunup da Çerkes olduğunu iddia eden milletvekilleri için büyük bir ayıptır. Bir kanun teklifine gerek olmayabilir, ama bir meclis araştırması komisyonu kurulması çok isabetli olur. Yani önümüzde çok az bir zaman kaldı. Yetişir mi yetişmez mi bilmiyorum ama bir meclis araştırma komisyonu kurulsa, tarihi araştırsa sonunda Çerkes Ethem’in ne kadar masum olduğu, milletini seven ne kadar büyük bir vatansever olduğu, istiklal mücadelesinde vatanı için hayatını nasıl ortaya koyduğu apaçık ortaya çıkacaktır. Bunu bir fikir olarak söylüyorum. Şuanda meclis araştırmasından başka bir faaliyet aklıma gelmedi. Bugünden sonra bunu gerçekleştirmek üzere talimat vereceğim. Bu konuda parlamentoda hangi arkadaşımızı olursa bir 20 kişi imza atacak. Çerkes Ethem komisyonunu hep beraber kurar ve sonucunu hep birlikte alkışlarız”  .

            Çerkes Ethem’e yönelik hain tanımlamasını yapanları 3-5 resmi ideoloji yanlısı olarak tanımlamak pek doğru olmasa gerek… Resmi ideoloji mi kaldı? 12 yıldır AKP iktidar. Yeni bir resmi ideolojinin ayak seslerini duymaktayız…

            Bir Meclis Araştırma Komisyonu kurulması isteği ilgi çekici gerçekten… Ancak bu durumda Türkiye Cumhuriyeti’nin yöneticileri parlamentolardan Ermeni Soykırımı kararı çıkaranları nasıl eleştirecek? Tarihi siyasetçiler değil, tarihçiler değerlendirsin tezini nasıl işleyecekler merak ediyorum…

            Arınç’ın 1936’da çıkan yasa dediği, 150’liklerin affına dair Haziran 1938 tarihli yasa…

            Gelelim Çerkes Ethem kimdi ve ne yaptı? Milli Mücadele dönemi ve Cumhuriyet sonrası…

            Kuvvayı Seyyare kumandanı Ethem ve ağabeyleri Reşit ve Tevfik Beyler, Milli Mücadele’nin Kuvvayı Milliye döneminde önemli hizmetlerde (Yunan ilerleyişinin yavaşlatılmasında, iç isyanların bastırılmasında) bulundular. Ancak, düzenli ordunun emrine girmek istemeyen ve –Mustafa Kemal’in yerine- Milli Mücadele’nin liderliğine oynayan Ethem ve kardeşlerinin birçok nedenden dolayı Ankara ile arası açıldı; ayaklandılar ve Birinci İnönü Savaşı sırasında Yunanlılara sığındılar. Ethem hareketinin dayandığı ideolojik bir temel de vardı: Yeşil Ordu hareketi… İslam ile Komünizmin sentezini yapmaya yönelik eklektik bir çaba… Kuvayı Seyyare’nin kullandığı şiddet ve halktan zorla para toplama çabası o dönemde ciddi rahatsızlık yaratmaktaydı. Tüm bunlara rağmen Ethem kazanılmaya çalışıldı. Ancak istenen sonuç alınamadı.

            Yunanlılara sığındıktan sonra kısa bir süre Çerkes ulusçuluğuna yönelen Ethem, bunun başarısız olmasıyla ve büyük ihtimalle Büyük Taarruz’dan sonra, Anadolu’dan ayrılarak Yunanistan’a geçti. Kuşçubaşı Eşref tarafından Almanya’ya götürüldü. Buradan Enver Paşa’nın yanına Türkistan’a gitmek istedi, fakat Enver Paşa’nın öldürülmesi üzerine bu isteği gerçekleşemedi.

            Nisan 1923’te başlayan Lozan barış görüşmelerinin ikinci kısmı sırasında, iki Ermeni grubuyla birlikte İsviçre’ye gitti. Bu konuda, Başbakan Rauf Bey (Orbay), Türk heyetini uyarmıştı. İsviçre’de hangi amaçla bulunduğu ve ne yaptığı bilinmeyen Ethem, daha sonra tekrar Yunanistan’a döndü (1923-1924). Şeyh Sait İsyanı’nın çıkmasından sonra edinilen bilgilere göre, Ağustos 1925’te, Ethem, Musul civarında aralarında Seyyid Abdülkadir’in oğlunun da bulunduğu Kürt aşiret ileri gelenleriyle birlikteydi. Türkiye’nin Irak Şehbenderliği’nin bildirdiğine göre, Ağustos 1926’da Bağdat’ta olan Ethem, burada Kürtleri tahrik etmekteydi. Ethem, daha sonra Musul’a giderek Şeyh Sait’in oğlu Ali Rıza ve bazı İngilizlerle görüşmüş; Musul’dan Kerkük’e geçmiş ve Şeyh Mahmut’la görüşerek Halep’e gitmişti. Halep’te Kürt aşiretleriyle ve Fransızlarla görüşen Ethem, bu görüşmeler sonunda Kürt aşiretlerine silah sağlama işini üzerine alarak, Türkiye’nin bastırdığı Kürt isyanlarını yeniden canlandırmayı amaçlıyordu. Ethem, 1925-30 yılları arasında çıkan birçok Kürt ayaklanmasına destek verdi ve onlarla ilişki içinde oldu. Büyük bir Kürt ayaklanması çıktığı takdirde, bu harekete önderlik etmeyi isteyen ve bu şekilde Ankara Hükümeti ile ‘yarım’ kalmış iktidar mücadelesini sürdürmeyi ve başarıyla sonuçlandırmayı düşünen Ethem, bu amaçla Türkiye’ye muhalif bütün hareketlerle işbirliğine yöneldi. Ethem’in Türkiye aleyhindeki eylemlerinin finansmanını eski halife Abdülmecit, Taşnak ve Hoybun cemiyetleri ve bazı yabancı istihbarat örgütleri karşılıyordu.

            1930’lardan itibaren Kürt ayaklanmalarının etkisini yitirmesiyle birlikte, Ethem Ankara’ya karşı mücadelesinde kendisine başka müttefikler aramaya başladı. Türk-İtalyan ilişkilerinin en soğuk olduğu bir dönemde, 1936’da İtalyanlarla ilişkiye girdi.

            Yine Şubat 1936 tarihinde, Ethem’in ağabeyi Reşit Bey’in yazdığı bir bildiride ordu içerisinde bir ihtilal hareketinin başlatılması istenilmekteydi. Reşit Bey çeşitli yollarla bu bildiriyi ülkeye sokmaya çalışıyordu. Reşit Bey’in bu girişimi karşısında, CHP Genel Sekreterliği il örgütlerine gönderdiği bir yazıda bu konuda partilileri uyarıyordu. Recep Peker imzasıyla, 28 Şubat 1936 tarihinde gönderilen yazı şöyleydi:

            “Çerkes Ethemin kardeşi yüz elliliklerden Çerkes Reşit tarafından (sabık Osmanlı ordusu ümerasından ve eski Ankara Büyük Millet Meclisi azasından Saruhan mebusu Reşit) imzasile bazı zevata ve makamlara hezeyan dolu açık kartpostallar gönderildiği haber alınmıştır.

            Gerek bu kartpostallardan ve gerek yine evvelce Çerkes Reşit tarafından yazılmış olan Osmanlı ordusuna arizei ikaziyei adile beyannamelerinden oraya da gelmiş varsa tesbiti ile bunların derhal hükümete tevdiini ve hükümetle birlikte birlik çalışılmasını rica ederim.”

            29 Haziran 1938 tarihinde, TBMM’ce kabul edilen kanunla 150’liklerin affı sağlanmış ve bunu takip eden günlerde 150’likler ülkeye dönmeye başlamışlardır. Ethem ve Reşit Beyler kendilerine tebligat yapılmadığını ileri sürerek, ülkeye dönmeyi reddetmişlerdir. Onların aksine olarak kardeşleri Tevfik Bey ülkeye dönmüş (1939); ancak, Ethem ve Reşit Beyler affın aleyhinde çalışmalarda bulunmuşlar ve 150’liklerin ülkeye dönmelerini engellemeye çalışmışlardır.

            Ethem, İkinci Dünya Savaşı yıllarında da eylemlerini devam ettirdi. Almanya’nın Yunanistan’ı işgal ettiği Nisan 1941 tarihinde, Ethem, Türkiye’nin doğu sınırlarında karışıklık çıkarmak amacıyla Fransızlardan Suriye’ye geçmek için izin istedi (Mayıs 1941), ancak umduğunu bulamadı. Bunun üzerine, Amman’a gitti, fakat Türkiye’nin girişimi üzerine burada tutuklandı. Bundan bir süre sonra Ethem, İngilizlerle ilişki kurdu ve İngilizler, gelişmeler çerçevesinde ondan yararlanmak amacıyla O’nu ellerinde tuttular (1942). İngilizler, 1944 yılının ilk aylarında Ethem’e para vererek, onu Kürdistan’ın kurulması çalışmalarında kullanmak istiyorlardı.

            Ethem ömrünün sonuna kadar Ankara Hükümeti ile arasındaki iktidar mücadelesini sürdürmüş ve bu amacını gerçekleştirmek amacıyla kendine sürekli yeni müttefikler bulmuştur. Bu mücadeleyi sürdürürken, Celal Bayar’ın başbakan olmasından kısa bir süre sonra, 10 Aralık 1937 tarihinde Bayar’a bir mektup göndererek ülkenin içinde bulunduğu sorunları belirtmekte ve çözüm önerilerinde de bulunmaktadır. Ethem, eski silah arkadaşı olarak tanımladığı Bayar’a gönderdiği bu mektup dışında, 1921 tarihinden öldüğü 1948 tarihine kadar, Ankara Hükümeti ile ilişki kurmamıştır. Ethem’in Amman’da ölümünden sonra, ağabeyi Reşit ve oğlu Aytek Beyler, DP’nin iktidara gelmesi ve Celal Bayar’ın Cumhurbaşkanı olmasıyla ülkeye dönebilmişlerdir.

            Özetle, Milli Mücadele’ye büyük hizmetleri dokunan Ethem, hırsının kurbanı olarak ihanet çizgisine kadar da gitti… O an’ı Nazım Hikmet Kuvayı Milliye Destanı’nda anlatır:

“ve 29 Aralık Kütahya

4 top

ve 1800 atlı bir ihanet

yani Çerkez Ethem

bir gece vakti

kilim ve halı yüklü katırları

koyun ve sığır sürülerini önlerine katıp

düşmana geçti

yürekleri karanlık

kemerleri ve kamçıları gümüşlüydü

atları ve kendileri semizdiler…

Ateşi ve ihaneti gördük”

 

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv      1780 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın