• Anasayfa
  • https://www.facebook.com/tarihtarihcemiyeti/
  • https://twitter.com/ttcemiyeti
TAVSİYE KİTAP
Çok Yönlü Bir Güç Gösterisi: İzmir'de 1919 Seçimleri / Yavuz Özmakas

1919 seçimlerinin yapılmasının zamanı geliyordu. Normal koşullarda partilerin ya da adaylarınçekiştiği seçimleri önemli kılan baş neden İzmir’in işgalinden sonra gelişen fiili durumdu. 20 Ekim 1918 tarihli Mondros Ateşkesi’nden sonra İzmir’de olduğu gibi başta Batı Anadolu ve Trakya olmak üzere ülkenin büyük bir kısmında yaşanan işgaller, bu seçimleri farklı yapıyordu. Seçimlerin yapılmasının baş yükümlüsü olan Osmanlı Hükümeti, topraklarında egemenlik haklarını kullanamadığı için özellikle işgal bölgelerinde seçimlerin yapılmasının işgal güçleri komutanınca yasaklanması ile karşılaşıyorlardı.  Osmanlı Hükümeti’nin bu açmazında ona en yakın destek Heyet-i Temsiliye’den geliyordu. İzmir’de ilk kez kurulan Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri yurt düzeyinde yaygınlaşınca onların eşgüdümünü sağlamak üzere oluşturulan Heyet-i Temsiliye hem Osmanlı Hükümeti hem de İtilaf Devletleri tarafından İttihatçılıkla suçlanıyordu. 1919 seçimlerinin üçüncü cephesi ise başta İzmir olmak üzere kendi işgal bölgelerinde seçimlere izin vermeyen Yunan yönetimi ve Yüksek Komiser Stergiadis’ti.

 

                İzmir’in 1919 seçimlerinde ön plana çıkması, Türk ve Yunan taraflarınca İzmir’in geleceğini belirleme açısından büyük önem taşıyordu. Özellikle Heyet-i Temsiliye, İzmir’de seçimlerin yapılması ile bu kentin Türk kenti olduğunu ve haksız bir işgalle karşılaştığını kanıtlamaya, İtilaf Devletleri tarafından bu işgale hemen son verdirilmesini sağlamaya çalışıyordu. Yunan yönetimi ise İzmir’de Yunan işgali olduğu için Yunan yönetiminde olduğunu bu nedenle kendilerine en uygun koşullarda (kentin Rum nüfusunu göçlerle arttırdıktan sonra) seçimleri yapmayı yeğliyordu. Bu nedenle de Yunan yönetimi, kendi işgal bölgelerinde bulunan yörelerde seçimlerin yapılmasını yasakladı.

 

                İzmir, 1919 seçimleri ile işgalden hemen sonra Osmanlı tarihinde hem pratik hem “sembolik” bir işlev üstleniyordu.

 

                İstanbul yayımlanan Tarik gazetesinin başyazarı Muslihittin Adil Bey, 25 Temmuz 1919 günü, İçişleri Bakanı Adil Bey ile bir mülakat yaptı. Görüşmede İçişleri Bakanı Hükümet’in seçimlerin yapılması konusunda kesin kararlı olduğunu belirtti.[1]  30 Ağustos tarihinde Osmanlı Hükümeti tüm vilayetlere seçime başlama emri gönderdi. 8 Eylül’de Muslihittin Adil Bey’in eski Sadrazam Tevfik Paşa ile yaptığı mülakatta ise Tevfik Paşa “Seçimlerin yapılması gerçekten zor bir döneme rastlıyor. Fakat Hükümet bu emri vermiştir. Bunun olanca hızla gerçekleştirilmesi zorunludur. Seçimler sonuçlandığında kötü anlamaları tamamıyla sona ereceğine şüphe yoktur.”[2]diyordu.26 Eylül 1919 Tarik gazetesinde, 17 Eylül günü,Le Temps gazetesinde yer alan ve gazetenin İstanbul muhabirinin Damat Ferit Paşa ile yaptığı mülakatın çevirisi yayımlandı. Damat Ferit Paşa, “Seçimler devam ediyor, yakında bitecek. Gayrımüslimlerin seçimlere katılmamaları üzücüdür.  Fakat bu konuda ısrar etmemeleri için kendilerini ikna edeceğimizi ümit ederim.  Bu şekilde seçimlerde bütün unsurlar dahil bulunacak ve milletin geneli temsil edilecektir.”[3] Dedi.

 

                Kuvayı Milliyeciler seçimlerin yapılması, yeni Osmanlı Meclisi’nin bir an önce açılması için yoğun bir biçimde çalışıyorlardı. 23 Eylül’de Mustafa Kemal, İzmir valiliğine seçim hazırlıklarını soran bir telgraf gönderdi. İzzet Bey, buna yanıt vermeyi uygun bulmadı. Aynı İzzet Bey, Arif Oruç’un verdiği bilgiye göre Vilayet’e bağlı yerlere Hükümetin seçim hazırlıkları yapılmasına ilişkin emrini iletiyordu. Mustafa Kemal, 5 Ekim’de İzmir valiliğine seçim hazırlıkları yapılıp yapılmadığını ikinci kez sordu.

 

                Osmanlı Hükümeti, 7 Ekim günü  “1919 Yılı Milletvekili Seçimine Mahsus Kararname”yi, 9 Ekim’de de on beş gün içinde ikinci seçmenlerin belirleneceği seçimlere hemen başlanması için bir başka kararnameyi yayımladı.

 

                11 Ekim günü Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Temsil Heyeti adına Mustafa Kemal Paşa, tüm Müdafaa-i Hukuk başkanlıklarına “Milletvekilleri seçimleri meselesinde olağanüstü çalışma yapılması. Hükümetçe bildirilen değiştirilmiş olan kararname henüz gelmemişse, çevre kurullardan istenerek yaptırımına uygun olarak seçimin çabuklaştırılarak sonuçlandırılması, adaylıklarını koyan kişilerin ad ve kimliklerinin açık olarak bildirilmesini”[4] isteyen bir telgraf gönderdi.

 

                İstanbul’da yayımlanan Tarik gazetesinde, gazetenin başyazarı Muslihittin Adil Bey’in, Ahmet İzzet Paşa ile bir gün önce yaptığı mülakat 11 Ekim 1919 günü yer aldı. Ahmet İzzet Paşa, “Hükümetin icraatına karışmamak şartıyla milli teşkilat ile kabine arasında tam bir anlaşma olduğundan, yürütme gücü doğal olarak artık sorumlu olan hükümete aittir. Milli Teşkilat, Meclis-i Mebusan’ın açılmasına kadar yalnız gerekli bir güç olarak kalabilir. Teşkilat önderlerinin bunu takdir edeceklerinden en küçük bir şüphem yoktur.”[5] Görüşlerini dile getiriyordu.

 

                Aynı gün yayımlanan Tasvir-i Efkar gazetesinde ise Arif Oruç “Pek garip bir şey daha nazarı dikkatimi celp etti. İzmir Valisi İzzet Bey, İçişleri Bakanlığı’ndan 30 Ağustos’ta seçime başlama emri aldığı halde bunu yayma düşüncesi yerine kayıtsız kalmış ve 23 Eylül’de Vilayete bağlı ard bölgeyle Akhisar’a adı geçen emri tebliğ etmiştir. İzzet Bey’in garabetlerinden güzel bir numune daha değil mi?”[6] diye yazıyordu.

 

                12 Ekim’de İçişleri Bakanlığı Aydın Vilayeti’ne yazdığı yazıda İzmir’de yapılacak olan seçimleri Rumların kazanması olasılığına karşı alınacak önlemleri sordu.[7] İçişleri Bakanlığı, İzmir Valiliğine 19 Ekim’de gönderdiği bir başka yazıda ise İzmir’de yapılacak milletvekili seçimlerinde Rum halkı tarafından sahte nüfus kağıdı kullanılabileceğinden dolayı gerekli önlemlerin alınmasını istedi.[8]

 

                Osmanlı Hükümeti seçimlerin yapılması konusunda yurt içinde gerekli hazırlıkları yapıp, önlemleri alırken İtilaf devletleri nezdinde de gerekli girişimlerde bulunuyordu. “Çünkü bu seçimler, ‘Damat Ferit Paşa’nın temsil ettiği İstanbul’ ile milliyetçiler arasındaki meydan okumada birincilerin kaybettiği ve iktidardan uzaklaştığı bir siyasi gelişmenin dönüm noktalarından birini oluşturacaktı.”[9] Aslında Damat Ferit Paşa, seçimlerin yapılması ile azınlıkların konumlarından faydalanarak Meclis’e onları da sokmak istiyor, Meclis’te onların temsil edilmesi ile İtilaf devletlerinin hoşgörüsüne mazhar olacağına ve sözünün de geçerli olacağına inanıyordu.

 

                Dahiliye Nazırı (İçişleri Bakanı) Ali Kemal Bey seçimin yapılmasına karşı tavır almıştı. Bunun nedeni İzmir’in işgali ile İttihatçıların karışıklıktan faydalanarak seçimlerde etkili olacakları endişesidir. Ancak burada, açık olarak ifade edilmeyen bir başka ihtimali de hatırdan uzak tutmamak gerekmektedir. Hürriyet ve İtilaf Fırkası (HİF) örgütü, seçimleri yürütebilecek yeterlikte değildir ve özellikle İstanbul dışında bu durum çok daha derinden hissedilmektedir. [10] HİF, “İttihatçıların yeniden dirilmesi” korkusu ile teşkilatlanmasını tamamladığı halde 1919 genel seçimlerine katılmamaya karar vermişve şubelerine gönderdiği tamim ile de bunu duyurmuştur. Fırka; 26 Eylül, 3 Ekim, 9 Ekim ve 26 Ekim 1919 tarihlerinde yayınladığı bildirilerde mebusan seçimleri hakkındaki görüşlerini; “Altı yüz senelik büyük bir devleti bu günkü felaket çukuruna düşürmüşolan İttihat ve Terakki komitesinin İzmir facia ve taarruzlarına karşı vatanı savunma hissi ile teşekkül eden milli kuvvetlerin şeklinden faydalanarak Anadolu’da, Kuvayı Milliye adı altındaki ortaya çıkışın mahiyet ve keyfiyeti ile on seneden beri çalmak ve zorla almak, soygun ve çapulculuk, ihtikar ve rüşvetçilik, öldürme ve göç ettirme gibi çeşitli yolsuzluk ve zulüm araçları ile memlekette asayişi bozduğu…” belirtilmişve “…bu durum memlekette siyasi hayatın teminine imkan kalmadığına kanaat getiren ve Anadolu’da Rumeli’nin her tarafında şubeleri olmak itibariyle seçim işlerinde daha ziyade alakadar bulunan HİF vaziyetin normal hale getirilmesini bekleyerek bu günkü seçimlere kesin olarak katılmayacağını esefle arz ve bu konuda mazur görülmesini istirham eyler…”[11]diyerekseçimlere katılmayacağını açıklar.

 

                Tüm bu farklılıklara, sorunlara ve baltalamalara karşın, yukarıda açıkladığımız nedenlerden dolayı  Osmanlı Hükümeti bu seçimlerin yapılması için elinden geleni yapmaya çalışıyordu. Bu iyimserlik 14 Ekim 1919 tarihli Yeni Gün gazetesinde, Savaş Bakanı Mersinli Cemal Paşa ile yapılan mülakata da yansımıştı. Savaş Bakanı Mersinli Cemal Paşa kendisine seçimle ilgili sorulan soruya “Ülkemizin yazgısı henüz belirlenmemiş ise de seçimler için mütareke sınırını kabul ettik ve ona göre tebligat yaptık.  Seçimler bu sınır dahilinde yapılacak ve tamamlanacaktır. Şimdiki seçimler için bu sınırın her türlü düşünceyi giderecek kadar mantıklı bir esas olacağı da şüphesiz sayılabilir.”[12] Diyordu.

 

                Fransızca yayımlanan Antant gazetesinin muhabirinin Dışişleri Bakanı Mustafa Reşit Paşa’yla yaptığı bir mülakat 17 Ekim 1919 tarihli Yeni Gün’de yayımlandı.  Mustafa Reşit Paşa, seçimlerin yöntemi dairesinde her ilde yapılmasına taraftar olduklarını, işgal altındaki yerlerde Müttefik devletlerin bunu engellemeyeceklerine inandığını, halkın ne düşündüğünün ve ne istediğinin en iyi aracının seçimler olduğunu, Hükümetin arzusunun gayrimüslimlerin de seçime katılmalarından yana olduğunu aslında onların çıkarlarının da bunu gerektirdiğini” söyledi.[13]

 

                Aynı gazetede bir gün sonra Hürriyet ve İtilaf Partisi’nin İzmir adayları açıklandı. Tevfik Paşa,Adliye Nazırı Sabık İsmail Sıtkı, Doktor Mekşelizade Hüsnü, Halil Beyzade Nuri,TokadizadeŞekip, Ödemişten Hacı Mümtaz Beyler. Fakat Hürriyet ve İtilafın İzmirşubesi bu adayları kabul etmemiş, ve aşağıda isimleri verilen kişilerin adaylığını ilanetmiştir: Hacı Ali Paşazade Refik, Mehami Sadık, Dava Vekili İbn-i Hazım Ferit,TokadizadeŞekip, Halil Beyzade Nuri ve Hafız İsmail Beyler.[14]

 

                1919 seçimleri konusunda çok önemli bir başka gelişme daha yaşandı. Ali Rıza Paşa Hükümeti’nin Bahriye (Denizcilik) Bakanı Salih Paşa ile Temsil Kurulu Başkanı Mustafa Kemal, 20 Ekim’de Amasya’da buluştular. İkisi gizli olmak üzere yapılan beş protokol sonrasında seçimlerin yeniden yapılması konusunda anlaştılar.[15] Temsil Kurulu (Heyet-i Temsiliye) 23 Ekim günü yaptığı toplantıda İzmir seçimleri ile ilgili aldığı kararda “İzmirli kardeşlerimizin bugünkü talihsizliğinin giderileceğinden kesinlikle emin olmaları ve seçime Müslüman olmayanların katılmaları durumunda yasal hukuklarına uyulmasının uygun olduğunu” kabul ederek bu durumu İzmir merkez kuruluna yanıt olarak gönderdi.”[16] 29 Ekim’de Sivas’tan çektiği telgrafta Mustafa Kemal, Savaş Bakanı Cemal Paşa’dan İzmir’de seçimlerinin kesinlikle yapılmasını istedi. İzmir’de yapılacak seçimler, haksız bir işgalin tanınmaması anlamına gelecekti.

 

                Vali İzzet Bey’in,Yunan İşgal Güçleri Kumandanı General KonstantinosNider’e seçimlerin yapılması ile ilgili başvurusuna 30 Ekim’de olumsuz yanıt geldi. Kumandan Nider, yasaklar çerçevesinde hiçbir toplantıya izin verilmeyeceğini resmi bir yazı ile bildirdi. Yunan işgal bölgesinde asayiş ve güvenlik adına tüm seçimler kesinlikle yasaklandı.

 

                22 Ekim’de seçimleri denetlemekle görevli Heyet-i Teftişiye belediyede ilk toplantısını yaptı. Bu toplantıya Belediye Başkanı Hacı Hasan Paşa, Midhat Bey, İbrahim Bey, Müftü Rahmetullah Efendi, Hacı Fehmi Paşa,

Nazif Ağazade Şefik Bey, Eski Mektupçu Ahmet Şükrü Bey, TokadizadeŞekip Bey, Emirler Hancısı İbrahim Bey, Tahir Beyzade Ahmet Bey, Bekir Çelebizade Ahmet Bey, Dava Vekili Hakkı Bey, Salepçizade Refik Bey katıldılar.[17]

 

                24 Ekim’de ilk dört aday belli olmuştu. Mizan gazetesi başyazarı Lütfi Bey, eski Adliye (Adalet) Bakanı İsmail Sıtkı, Gördes Kaymakamı Ali Galib Bey, Tavaslı Müderris Osman Efendi kendi sancaklarından resmen adaylıklarını ilan ettiler. Çiftçiler Derneği Başkanlığı adına genel sekreter Mustafa Hulusi imzalı Vilayet’e gönderilen bir dilekçede de Dernek tarafından adaylar önerildi. Belediye eski Başkanı Tevfik Paşa, eski mektupçu Kamil (Dursun), eski milletvekili Rahmi, dava vekili (avukat) Bekir Behlül, eski milletvekili İbrahim Bey, İstanbul müderrislerinden Bergamalı Ahmet Cevdet Efendi Çiftçiler Derneği’nin adayları arasındadır.  Aydın Vilayeti Maarif Müdürü Ziya Bey, yazar Hafız İsmail Efendi, Dava vekili (Avukat) Sadık, emekli kaymakam Zihni Bey, Kadiri dergahı Şeyhi merhum Şeyh Efendizade, Beyoğlu Bidayet Mahkemesi üyelerinden Mehmet Emin Efendi Vilayet Meclisi üyesi Hancızade Mehmet Sabri Efendi, Operatör Doktor Bahtiyar Bey, Türk şirketi Müdürü Mustafa Nuri Bey,  eski vali Mahmut Muhtar Paşa, Cambridge Üniversitesi profesörlerinden Ali Rıza, Şura-yı Devlet Tanzimat Dairesi Başkanı Sadettin, eski Selanik valisi Hüseyin Kazım Bey İzmir sancağı için adaylıklarını koydu.[18] Osmanlı adayları arasında İttihatçı isimler de vardı. Bu nedenle onlara karşı daha başından tepkiler oluşmuş ve adaylıkları hoş karşılanmamıştı. Hürriyet ve İtilaf yanlılarının adaylıkları ise sevinçle karşılanırken, bu partinin kurucularından İsmail Sıtkı Bey,  parti adayı olarak değil bağımsız aday olarak başvurunca eleştirilerden kurtulamamıştı. Bir başka aday da Aydın eski valisi Nurettin Paşa’dı. İşgalin ayak seslerinin duyulduğu günlerde önlemler alıyormuş, hazırlıklar yapıyormuş gibi görüntü vermesine karşın aslında hiç bir şey yapmayan Sakallı Vali Nurettin Paşa.

 

                Oysa boş durmayanlar da vardı. Yunan Yüksek Komiseri Stergiadis bu konuda Rum göçlerinin kentin geleceğine olan etkisini bilerek gerekli çalışmaları yürütüyordu. 26 Ekim 1919 tarihli Emniyet Genel Müdürlüğü’nün bir raporunda bu girişimler ve çalışmalar ele alınıyordu.

 

“Makedonya’da İslamların mülklerinde iskan ettirilmiş Rumlarla genel savaş dolayısıyla Osmanlı ordusunda askerlik görevini yapmamak için kaçmış Rumların İzmir ve işgal taraflarında iskan ettirilmesi düşünülmüş ve bu konunun incelenmesi ve sağlanması hususunda özel emirler alan İzmir Yunan Valisi Stergiadis İzmir şehrinde ve ona bağlı yerlerde Müslümanların sayısının saptanması için ne kadar Rum ve Yunanlıların iskanının lazım geldiğini incelemek ve tayin ettirmek üzere İzmir, Kuşadası, Çeşme ve Manisa metropolitleri de dahil olduğu halde on iki kişilik bir komisyon kurdurmuş ve komisyon meseleyi, genişliğine ve derinliğine inceleyip tahkik ederek çoğunluğun Rumlarda kalması için kaç bin Rum’un nakli gerektiğini de hesap ve ilave ederek raporunu valiye (Yüksek KomiserStergiadis/YÖ) takdim etmiştir. Vali (Yüksek Komiser/YÖ) Stergiadis adı geçen raporu düşüncesini de katıp ve sözlü olarak Atina Hükümeti’ne gerekli izahat ve bilgileri vermek üzere Çeşme Metropoliti ile Çeşme Rum göçmenleri delegesi Pandazidoi’yi Atina’ya göndermiştir.”[19]

 

                Emniyet Genel Müdürü Mehmet Nurettin Bey,  Savaş Bakanlığı’na gönderdiği 30 Ekim 1919 tarihli yazıda; Kasım 1919’da yapılacak olan Osmanlı Meclis-i Mebusanı seçimlerine Rumların katılmaları konusunda İzmir Metropoliti Hrisostomos’un Patrikhane’ye gönderdiği bir yazı ile görüşlerini ilettiğini belirtti. “İzmir’in durumu başka bir hal almıştır.” diye yazıyordu Metropolit Efendi Patrikhane’ye gönderdiği yazıda. “Uluslararası bir idare şekli kazanıyor. Bundan dolayı Rumların seçimlere katılmamaları uygun değildir, sonuçta büyük kayıplara uğrarız. Rumlar vekillerini seçmelidirler. Meclis-i Mebusan’ın toplanmasına kadar geçen süreyi değerlendirebilirsek ve uygun görülürse, vekillerimiz Türkiye’deki Yunanlıların Yunanistan’a ilhak isteklerini ilan eder ve Yunan Meclisi’ne katılmak üzere Atina’ya dönebilirler. Tarihten ders alalım. Girit meselesi bu zamanda bize iyi bir örnek olacaktır ki bundan faydalanma yollarını aramalı ve bulmalıyız.”[20]

 

İzmir’de seçimlerin yapılıp yapılmayacağı yerel basında da yer alıyor ve farklı görüşler ileri sürülüyordu. Ahenk gazetesi İzmir halkını sandığa gitmeye çağıran haberler yayımlıyordu. Ahenk’te 2 Kasım’da yer alan bir duyuru bunun somut bir örneğiydi.

 

“Ey vatandaş!

Türk mukadderatının son saati çalınıyor!

Müntehib-i sanilere (ikinci seçmenlere) rey verirken elini göğsüne koyarak sada-yı vicdanını dinle!

Vereceğin yerde Türk saltanatının hayatıyla ölümü var!

Bunu hiçbir vakit hatırdan çıkarma!

Ve reyini namus, zeka, irfan ve hiss-i vatan sahib-i olanlara ver!”[21]

 

4 Kasım tarihli Ahenk gazetesinde seçimlerle ilgili ikinci bir duyur daha yer aldı.

 

“Ey aziz vatandaş!

Türk mukadderatının son saati çalınıyor!

İntihap (seçim) günlerine çok yaklaşmaktayız. İntihabatalakayıd kalma! İyiliği ve fenalığı da kendinden bekle!

Necip millet ve vatanın kurtulduğunu ister misin?

Reyini!... Ahval-i aleme vakıf ve menafi-i mukaddese-i vatanı her türlü amal-i hasise ve ihtirasat-ı zatiye tercih edecek olan vatandaşına ver!

İyi sulh ister misin?

Reyini… Muazzam Türk Milleti’nin dava-yı hayatını katiyen müdafaa edecek vicdanı hür, kalbi saf, eli temiz ve alnı açık vatandaşına ver.!

Mülk ve milletin istiklalini ister misin?

Reyini… Vereceğin vatandaşına namus ve istikamet, irfan ve hamiyet aramasını katiyen unutma!

Pusulanı rey sandığına atarken… Elini yaralı olan göğsüne koyarak sada-yı vicdanınla 600 küsur senelik heybetli Türk saltanatının istikbalini ve mukadderatını düşünmeyi asla hatırdan çıkarma!”[22]

 

                Temsil Kurulu Başkanı Mustafa Kemal Paşa, Savaş Bakanı Cemal Paşa’ya 2 Kasım’da başvurarak İzmir’de seçim yapılabilmesi için Vali İzzet Bey’in değiştirilmesini önerdi. Temsil Kurulu, İzmir Telgraf Başmüdürü Ethem Bey’den İzmir’de açıkça olmazsa gizli seçim yapılmasını istedi. Yunan Yüksek Komiseri AristidisStergiadis, İzmir Valisi İzzet Bey’in seçimlerin yapılması ile ilgili sorusuna 3 Kasım’da verdiği yanıtta Yunan işgal bölgesinde seçim yapılmasına izin verilmeyeceğini söyledi. 4 Kasım’daYunan İşgal Kuvvetleri Kumandanı Nider, seçimlerin Yunan Hükümetinin uygun göreceği bir zamanda yapılacağını duyurdu.

 

                Vali Ahmed İzzet Bey, seçim konusunda hem Heyet-i Temsiliye hem de Yunan sivil ve asker yöneticileri arasında sıkışıp kalmış,  bir açmaza sürüklenmişti.

 

                5 Kasım tarihli Yenigün gazetesinde yer alan bir habere göre “İzmir sancağı mebusluğu için üç yüz imza ile İzmir val-i esbâkı Mahmut Muhtar ve Nurettin Paşalar ile Tanzimat Dairesi Reisi Sadeddin Bey ve esbak Selanik Valisi Hüseyin Kazım Bey ve Londra DarülfünunMüderrisi İzmirli Çiftçi Ali Rıza Bey ve Türk Anonim Şirketi Müdürü Mustafa NuriBey ile Bekir Behlül Beyin nâmzedlikleri ahali tarafından resmen ilan edildi.”[23]

 

                Aynı gazetede bir gün sonra yer alan bir başka haberde “İzmir sancağında adaylığını ilan edenlerin adedi yirmi ikiye ulaşmıştı. İzmir sancağı müntehib-i sânileri(ikinci seçmen) Menemen sancağında toplanarak İzmir adına mebuslarını seçmişlerdir. Seçimleri; Nurettin Paşa, Hüseyin Kazım Bey, İsmail Hakkı Efendi, Sadeddin Bey, Süleyman Çavuş, Maarif Müdürü Ziya Bey kazanmışlardır. Fakat yapılan seçimler geçerli sayılmamış ve Yunan kuvvetlerince bu seçimlere el konulmuştur. Aynı şekilde Aydın vilayetine bağlı olan yerlerden Seferihisar kazası, diğer havaliden evvel müntehib-i sâni seçimini Gerçekleştirmek ve mebuslarını seçmek için müntehib-i sânileri Belediye dairesinde toplamıştı. İşte o sırada Yunan Jandarmaları Belediye dairesine gelmiş, toplantıyı dağıtmışlar ve müntehib-i sânileri durdurarak hapishaneye göndermişlerdir. Tutuklanan otuz beş müntehib-i sâni zorla İzmir’e götürülmüş, fakat burada Vali İzzet Bey’in gerekli girişimleriyle serbest bırakılmışlardır.” [24]Bilgilerine yer veriliyordu.

 

                Temsil Kurulu, Kasaba, Urla ve Karaburun’da seçimlerin yapılmasına Yunan kumandanının engel olması karşısında etkili girişimlerde bulunulması için 7 Kasım’da Cemal Paşa’ya bir yazı göndermeye karar verdi. Günün bir başka gelişmesi de De Robeck’in İzmir’de seçimlerin yapılmasının yasaklanması hakkında bir rapor yazmasıydı. Aynı gün İstanbul’da bulunan İngiliz Yüksek Komiseri Amiral John de Robeck, Lord Curzon’a gönderdiği yazıda “Yunan işgali altındaki bölgelerde İngiliz karşıtlığı gelişmektedir. İzmir sorununun çözülmesindeki gecikme halkta bir gerginlik yarattı. İzmir ile çevresinin işgali ve yaşanan üzücü olaylar, İttihat ve Terakki’nin yeniden dirilmesine ve Türk ulusal hareketinin doğmasına neden oldu.” Saptamalarını yaptı. İttihatçılık, Bolşeviklik gibi suçlamalarla karşı karşıya kalan Kuvayı Milliye’nin 12 Kasım tarihli Ahenk gazetesinde yer alan bir habere göre seçimlere müdahale etmeyeceği duyuruluyordu.[25]

 

                İzmir’de seçimlerin Yunanlılar tarafından yaptırılmayacağı belli olmuştu. Bunun üzerine Temsil Kurulu adına Mustafa Kemal Paşa, İtilaf Devletleri temsilcileri nezdinde Yunanlıların İzmir’de seçim yaptırmamasını protesto etti. Bunu İzmir’deki Kuvayı Milliyecilere bir telgrafla iletti. “İzmir’de Yunanlıların seçime engel olmaları, büyük itilaf devletleri temsilcileri ve tarafsız elçilikler katında protesto edildi. Ve durum İzmir Telgraf ve Posta baş müdürüEdhem Bey’e yazıldı.”[26]

 

İzmir’in işgalinden sonra İzmir’den çıkmak zorunda kalan Vasıf Çınar,  yakın arkadaşı Mustafa Necati ve Vasıf Bey’in kardeşi Esat (Çınar)  tarafından Balıkesir’de yayımlanan 30 Kasım tarihli “İzmir’e Doğru” gazetesinde “İzmir Seçimi” başlıklı yazıda seçim konusu ele alınıyordu.

 

“Bilindiği üzere Yunanlılar İzmir’de milletvekili seçimine engel olmuşlardır. Haber aldığımıza göre İzmir’e adaylığını koyan eski Adalet Bakanı İsmail Sıtkı Bey görüş ve yorumlarını halka açıklamak için bir konferans vermek isteğini göstermiş ve Vali İzzet Bey tarafından bu konuda izin talebini içeren İşgal Güçleri kumandanlığına yapılan başvuru üzerine sıkıyönetimin var olması nedeniyle toplantı yapılamayacağı ve işgal güçleri kumandanlığının seçimi yasakladığı bildirilmiştir.

 

İzmir’de itilaf devletlerinin de hala onayladığı Osmanlı egemenliğine pek küstahça bir saldırı olan bu

hareket Yunanlıların anlaşmalar ve devletler hukukuna ne kadar uyduklarının bir kanıtıdır. Sevgili İzmir’imizin felaketini adeta oluşturan ve hala ve bu bedbaht ülke üzerinde bir kabus etkisini vali İzzet Bey gibi vicdanından bile kuşkulandığımız bir adam ulusal yazgının başında bulundukça böyle saldırılardan kurtulamayacağımız doğaldır. Bu zavallı ulusa ne feci bir tecelli nasip etmiş ki İzmir’imizin işgalinden önce bile Yunan canice girişimlerini adeta oluşturan öyle bir adam hala tehlikeye maruz bir vilayetimizin başında hükümet başkanı olarak bulunuyor.

 

                Haber aldığımıza göre İzmir’deki seçimin bu biçimde yasaklanması yüce hükümetimizce İtilaf devletleri katında protesto edildiği gibi İstanbul’daki birçok parti ve dernek ve basın ortak bu haksız karışma için güçlü girişimlerde bulunmuşlardır.”[27]

 

                Seçim hazırlıklarıyla ilgili dikkat çekici bir haber, belediye Başkanı Hacı Hasan Paşa’nın İzmir Rum Metropoliti Hrisostomos Efendi’yi ziyaret ederek, Rumların seçimlere katılıp katılmayacağını sorması olmuştur. Metropolit Efendi’nin kesin bir yanıt vermeyerek Hacı Hasan Paşa’yı kibarca savdığı anlaşılmaktadır. Musevi Cemaati de ancak İstanbul’dan gelecek yanıta göre karar vereceğini bildirmiştir. Oysa bir gün sonra çıkan bir habere göre İzmir’deki “Rum ve Ermeni vatandaşlarımız” seçimlere katılmayacaklardı.[28] Bora’nın yazdığına göre söz konusu seçimlerde İzmir Yahudi Cemaati’nin hiçbir etkinliği olmadı.[29]

 

                14 Aralık günü Yunan işgali altında olmayan yerlerin delegeleri ile işgal atındaki yerlerden göç eden delegelerin oy kullandığı İzmir seçiminde İzmir eski valisi Tahsin Bey, 48 oyla İzmir milletvekili seçildi. Kuşadası’ndaki bu seçimlerde Tahsin Bey ile birlikte Yunus Nadi Bey seçilirken, Muammer Bey ile TokadizadeŞekip Bey seçimleri yitirdi.

 

                23 Aralık 1919 günü, İstanbul’da yayımlanan Peyam gazetesinde İçişleri Bakanı Şerif Paşa ile yapılan bir mülakat vardı. Şerif Paşa bir soru üzerine İzmir merkez seçimleri hakkındaki girişimden ne yazık ki henüz olumlu bir sonuç alınamadı, diyerek Osmanlı Hükümeti’nin çaresizliğini sergiliyordu.[30]Bundan bir ay sonra ise 21 Ocak 1921 günü Adliye ve Mezhepler Bakanlığı Ceza İşleri Müdürlüğü hazırladığı bir raporda “Meclis Seçimi Yasası gereğince Seferihisar kazası halkı tarafından seçilen merkez kaza ve bucaklar ve köy ikinci seçmenlerinin tümü yerel Yunan İşgal Kuvvetleri Kumandanlığı tarafından tutuklanmış ve kimse ile görüşmelerine izin verilmemiştir.” saptamalarına yer verdi.

 

                İşgal altındaki İzmir’de 1919 seçimleri bir güç gösterisine dönmüştü. Yunan Hükümetinin en yetkili sivil temsilcisi Yüksek Komiser AristidisStergiadis ve Yunan İşgal Güçleri Kumandanı General KonstantinosNider seçimlerin yapılmasına izin vermeyerek Yunanistan Hükümeti’nin gücünü göstermeye çalıştılar. Metropolit Hrisostomos  “Rumlar vekillerini seçmelidirler. Türkiye’deki Yunanlıların Yunanistan’a ilhak isteklerini ilan eder ve Yunan Meclisi’ne katılmak üzere Atina’ya dönebilirler.” Görüşündeydi. Ruhani gücüne sivil halk önderliğini de katmaya çalışıyordu.

 

                İşin Türkler tarafındaki güç gösterisi İstanbul Hükümeti ile Temsili Heyetiye arasında karşılıklı bir meydan okuma biçiminde yaşanıyordu.  Damat Ferit Paşa, azınlıkların seçimlere katılması ile İtilaf devletleri karşısında itibar kazanacağını, gücünün artacağını hesaplıyordu. Diğer yandan Heyeti Temsiliyeİzmir’de seçimlerin yapılması ile bu kentin Türk kenti olduğunu ve haksız bir işgalle karşılaştığını kanıtlamaya, İtilaf Devletleri tarafından bu işgale hemen son verdirilmesini sağlamaya çalışıyordu. 

 

                İç siyasette ise Hürriyet ve İtilaf Partisi “İttihatçıların yeniden dirilmesi” korkusunu yaşıyordu. İttihatçıların karışıklıktan faydalanarak seçimlerde etkili olabilecekleri kaygısı egemendi. Heyet-i Temsiliye hem Osmanlı Hükümeti hem de İtilaf Devletleri tarafından İttihatçılıkla suçlandığından bu seçimlerin yapılması İttihatçılığın yeniden hortlaması anlamına geliyordu.

 

 

 

 

 



[1] Özel-Hacıibrahimoğlu, s.96

[2] Özel-Hacıibrahimoğlu, s.106

[3] Özel-Hacıibrahimoğlu, s.109

[4] Sevim, s.115

[5] Özel-Hacıibrahimoğlu, s.111

[6] Özkaya, Milli Mücadele’de Ege Çevresi I, s.38

[7] Mıhçı, s.69

[8] Mıhçı, s.69

[9] Göl, s.97

[10] Göl, s.97

[11] Göl, s.99

[12] Özel-Hacıibrahimoğlu, s.131

[13] Özel-Hacıibrahimoğlu, s.117

[14] Bilgen, s.27

[15] Albayrak, s.196

[16] Baykal, Temsil Kurulu Kararları, s: 31

[17] Arıkan, 1919 İzmir Seçimleri, s.116

[18] Arıkan, 1919 İzmir Seçimleri, s.116-117

[19] Sertoğlu, s.19

[20] Genelkurmay Başkanlığı, s. 96

[21] Arıkan, 1919 İzmir Seçimleri, s.120

[22] Arıkan, 1919 İzmir Seçimleri, s.126

[23] Bilgen, s.35

[24] Bilgen, s.36

[25] Arıkan, Mütareke ve İşgal Döneminde İzmir Basını, s. 93

[26] Baykal, Temsil Kurulu Kararları,  s: 66

[27] İzmir’e Doğru, s.37

[28] Arıkan, 1919 İzmir Seçimleri, s.116

[29] Bora, s.206

[30] Özel-Hacıibrahimoğlu, s.122





KAYNAKÇA:

 

Albayrak, Mustafa: Milli Mücadele Döneminde Batı Anadolu Kongreleri, Ankara, 1998.

Arıkan, Zeki: Mütareke ve İşgal Dönemi İzmir Basını, Ankara, 1989.

Arıkan, Zeki: 1919 Seçimleri ve İzmir, Selçuk Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkilap Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Ata dergisi, s.7, Konya 1997.

Baykal, Bekir Sıtkı: Heyet-i Temsiliye Kararları, Ankara, 1989.

Bilgen, Bahar: Dönemin Basınına Göre 1919 Seçimleri ve Meclis-i Mebusan’ın Oluşturulması, Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı Genel Türk Tarihi Bilim Dalı, yüksek lisans tezi, Edirne, 2011.

Bora, Siren: İzmir Yahudileri Tarihi 1908-1923, İstanbul, 1995.

Genelkurmay Başkanlığı: Arşiv Belgeleriyle Rum Faaliyetleri 1918-1922, cilt: 1, Ankara, 2009.

Gökdemir, Oktay (Yay. Haz.): İzmir’e Doğru, İzmir, 2010

Göl, Hacer:  Milli Mücadele Döneminde Hürriyet ve İtilaf Fırkası, Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türkiye CumhuriyetiAnabilim Dalı doktora tezi, Ankara, 2008.

Mıhçı,Sebahaddin: Osmanlı Parlamento Tarihinde Son Dönem, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler

Enstitüsü Tarih Ana Bilim Dalı Atatürk İlkeri ve İnkılap Tarihi Bilim Dalı Yüksek Lisans Tezi, Konya, 2000.

Özel, Sabahattin- Hacıibrahimoğlu, Işıl Çakan: Osmanlı’dan Milli Mücadele’ye Seçilmiş Mülakatlar, İstanbul, 2010.

Özkaya, Yücel: Milli Mücadelede Ege Çevresi I, İstanbul, 2001.

Özkaya, Yücel: Milli Mücadelede Ege Çevresi II, İstanbul, 2001.

Sertoğlu, M.:Anadolumuz Hakkında Yunanlıların Düşünce ve Emelleri, Belgelerle Türk Tarihi Dergisi, sayı: 19, Nisan 1969, ;İstanbul, 1969.

Sevim, Ali (vd.) : Atatürk’ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri, Ankara, 2006.

 

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
3075 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın