• Anasayfa
  • https://www.facebook.com/tarihtarihcemiyeti/
  • https://twitter.com/ttcemiyeti
Türk Edebiyatında Manzum Nasihat-Nâmeler / Doç. Dr. Mahmut Kaplan

Türklerin İslâm dinini kabul etmeleriyle girdikleri yeni medeniyet dairesinde ortaya koydukları uzun soluklu edebiyat hareketi olan Divan Edebiyatı'nda başlangıçtan itibaren önemli bir yer tutan nasihat-nâme (pend-nâme, ögüt-nâme) türü Cumhuriyet dönemine kadar çeşitli örneklerle varlığını sürdüre gelmiştir. Çoğu medrese eğitimi almış bulunan şairler, esas itibariyle bir öğüt (nasihat) dini olan İslâmiyet'in emir ve yasaklarını telkin etmek; insanları iyiye, güzele ve doğruya yönlendirmek; her bakımdan iyi ahlâklı bireyler yetiştirmek; öldükten sonra da okunduğunda hayırla anılmalarını sağlayacak türde bir eser bırakmayı ilke edinmişlerdir. Aslında Kur'an-ı Kerîm ve Hadîsler de bu yönde önemli ölçüde yol göstermekteydi:

Kur'an, "Rabbimin sözlerini size bildiriyor, öğüt veriyorum.",1 "Ben sizin için güvenilir bir öğütçüyüm",2 "Andolsun ki ben size Rabbimin vahyettiklerini tebliğ ettim ve size öğüt verdim",3 gibi ayetlerle öğüt kavramı üzerine vurgu yaparken, Hz.Peygamber, "Din nasihattir",4 "her Müslümana hayırhah olmak üzere Peygamber'e biat ettim"5 tarzındaki hadîsleriyle nasihatin önemi üzerinde durmaktadır. Gerek Kur'an ve Hadîslerin teşviki gerekse benzer konularda Arap ve özellikle İran edebiyatında bu konuda yazılan eserler Türk şair ve bilginleri için bir örnek oluşturmuş ve ilk yüzyıllardan başlayarak nasihat-nâme türünde eserler kaleme alınmıştır. Aslında birçok mesnevide şairler fırsat düşürerek öğüt vermekten kendilerini alamamışlardır.6

Nasihat-nâmeler ahlâk konusunda yazılan eserlerdir. İslâm dininde ahlâkın felsefî yanından çok pratiği üzerinde durulmuş, yapılması veya yapılmaması gerekenler doğrudan açıklanmıştır. Bu yapılırken doğrudan Kur'an ve Hadis esas alınmış, ayrıca mahallî gelenek ve davranışlardan yararlı olanlar da kabul görmüştür. Nasihat-nâmelerde, iyi, güzel ve yararlı olan hususlar doğrudan teşvik ve tavsiye edilerek, birer beyitle öğütler somutlaştırılmıştır. Beğenilmeyen davranış ve huylar, toplum için zararlı sayılan hususlar da yine birer öğüt cümlesi veya beyti biçiminde ifade edilmiştir. Öğütler verilirken âyetlere, hadîslere, büyüklerin sözlerine veya atasözlerine dayandırılmış; hacimli eserlerde ise çeşitli hikâyeler anlatılıp kıssadan hisse çıkarılmıştır.7

Bu türde yazılan eserlerden, değişen zaman şartlarına göre ortaya çıkan anlayış farklılıkları da takip edilebilir. Her zaman için geçerli olan doğruluk, dürüstlük, iyilik severlik, cömertlik gibi ahlâk kuralları istisna edilirse günlük ihtiyaçlarla ilgili, asırlara göre, ortaya çıkan değişiklikler de nasihat-nâmelere yansımıştır. Bu bakımdan toplumsal gelişme ve değişmelerin seyrini izlemek nasihat-nâme türündeki eserlerde mümkündür diyebiliriz.

Nasihat-nâmelerde günlük hayatla ilgili hemen her hususta öğütlere rastlanabilir. İnsan için iyi ve yararlı olan ne varsa, eserin yazıldığı çağa uygun olarak, bu tür eserlerde yer alır. Özetlemek gerekirse öğüt vermek amacına yönelik yazılan eserlerde dinî hayat, tasavvufî hayat ile sosyal ve siyasal hayatla ilgili öğütlerle çoğu kez görgü kurallarına geniş yer verildiği görülür.8 Bu sebeple nasihat-nâmeler, dinî nasihat-nâmeler, tasavvufî nasihat-nâmeler, sosyal hayatla ilgili nasihat-nâmeler ve çeşitli ilim dallarıyla ilgili nasihat-nâmeler olmak üzere dört başlık altında incelenebilir. Ancak bu tasnifin görece olduğunu, çoğu kez aynı eserde bu dört konunun ortak işlendiği de görülür. Hele dinî ve tasavvufî nasihat-nâmeleri birbirinden ayırmak daha da güçtür.

Nasihat-nâmelerin bir tür olarak edebiyatımızda ortaya çıkmasında İran şairi Feridüddin Attâr'ın Pend-nâme adlı ünlü eserinin büyük payı vardır.

Birçok Türk şairi bu eseri manzum veya mensur tercüme veya şerh etmiştir.9 Abdî adlı bir şair bu eseri 865'te (1447) genişleterek Terceme-i Pend-i Attâr adıyla Türkçe'ye çevirmiştir.10 Emir Unsuru'l-Maâlî Keykâvus bin İskender'in oğlu Gilân Şah için yazdığı Kâbus-nâme,11 Sa'dî'nin Bostan ve Gülistan adlı eserleri de Divan Edebiyatı'nda nasihat-nâmelere örneklik ve kaynaklık etmiştir.

Türk edebiyatında nasihat-nâmeler hem nesirle, hem nazım ve hem de nazım nesir karışık olarak üç tarzda kaleme alınmıştır. Biz bu yazımızda sadece manzum nasihat-nâmeler üzerinde duracak ve sadee nasihat-nâme, Pend-nâme, öğüt-nâme gibi adlar ile doğrudan öğüt vermek için yazılan eserleri tanıtmaya çalışacağız.

Eski Türk edebiyatında kullanılan hemen bütün nazım şekilleriyle nasihat-nâme yazıldığı görülmektedir. Bu eserler ya müstakil olarak mesnevi biçiminde, ya da kaside, gazel, terci-i bend biçiminde divanların içinde yer almıştır. Aşağıda bugüne kadar tespit edip inceleyebildiğimiz manzum nasihat-nâmeleri- yapılacak araştırmalarla bu listenin genişleyebileceğini gözardı etmeden-tanıtmaya çalışacağız:

1. Kutadgu Bilig, Eski Türk edebiyatında nasihat-nâme türündeki ilk eser olarak kabul edilmektedir. İlk bakışta bir siyaset-nâme gibi görülürse de eser esas itibariyle toplum içindeki fertlerle bunların toplum içindeki görevlerini engin bir hayat tecrübesi ile belirlemeye geniş yer verdiğinden bir nasihat-nâmedir. Yusuf Has Hacib (1017-1077) bu eserini Şeh-nâme vezniyle, 1069/1070 yılında tamamlamıştır.12

2. Risâletü'n-nushiyye: Anadolu sahasında şimdiki bilgilerimize ilk nasihat-nâme örneği Yunus Emre (öl.1321) tarafından "fâ i lâ tün/fâ i lâ tün/fâ i lün" kalıbıyla yazılan Risâletü'n-nushiyye adlı dinî-tasavvufî mesnevidir. On üç beyitlik bir girişten sonra mensur, aklın tarifi, imanın dereceleri, cennet ve cehennem konusunda "Fi ta'rif'l-'Akl" başlıklı bir bölüm yer alır. Bu mesnevinin çeşitli baskıları yapılmıştır.13

3. Çarh-nâme: Anadolu'da yazılan ikinci eser Ahmed Fakih'in Çarh-nâme adlı tamamı 100 beyit olduğu halde elde 83 beyitlik kısmı bulunan "Me fâ î lün/me fâ î lün/fa û lün" kalıbıyla yazılmış; dünyanın faniliğinden dünya zevklerine kapılmanın yanlışlığından, kabir azabından, ahiretten söz ederek öğütler veren kaside biçimindeki eserdir. İlk kez Fuat Köprülü tarafından tanıtılan bu eserin şairinin ihtilaflı olmakla birlikte Turhan Gencei ve Osman F. Sertkaya, eserin dil özelliklerine bakarak XIV. yüzyılın ikinci yarısı ile XV. yüzyılın başında yaşadığını ifade etmektedir.14

4. Ferheng-nâme-i Sa'dî: Hoca Mes'ud, İran şairi Sa'dî'nin (öl.691/1292) ünlü eseri Bostan'ı aynı vezinle manzum olarak Ferheng-nâme-i Sa'dî adıyla 755/1354 yılında tercüme etmiştir. Hoca Mes'ud, bazı beyitleri serbest tercüme etmiş olmakla birlikte eserin seçtiği bölümlerine sadık kalmıştır. Eser, "fa û lün/fa û lün/fa û lün/fa ul" kalıbı ile 1073 beyit olup aslı 4184 beyit olan Bostan'ın Türkçe'de bilinen ilk çevirisidir. Edebî değerinden çok dil bakımından önemli olan eser Veled Çelebi ve Kilisli Muallim Rıfat tarafından eski harflerle yayımlanmıştır.15 Eser, sultanların adil olmalarını, insanların birbirlerine iyilik yapmalarını tavsiye ederek dinî-ahlakî çeşitli öğütler vermektedir.16

5. Nasihat-nâme: Tahminen 14. yüzyılda yazılan bir diğer eser Süleyman adlı bir şairin Nasihat-nâme'sidir. Başı eksik olan mesnevinin elde bulunan kısmı 203 beyit olup "Fâ i lâ tün/Fâ i lâ tün/fâ i lün" ve "me fâ i lün/me fâ i lün/fa û lün" kalıplarıyla kaleme alınmıştır. Cuma günü, Cuma gecesi, receb ve ramazan aylarının faziletlerini anlatır; dünyanın faniliğinden, ahirete hazırlanma gereğinden bahseder.17

6. Pend-i Ricâl: Emir Sultan müridi Aydınlı Müridînin "Me fâ î lün/me fâ î lün/fa û lün" ve "fâ i lâ tün/fâ i lâ tün/fâ i lün" gibi iki vezinle yazdığı bu öğüt kitabının telif tarihi belli değildir. Aydınlı olduğunu eserinde dile getiren şair, Aydınlıların hasletlerini de dile getirir ve Emir Sultan'a bağlılığını ifade eder. Eser, tevhid, n'at, dört halifeye övgü ve münâcâttan sonra 20 meclis halinde öğüt bölümlerine ayrılmıştır. Her mecliste âyet ve hadisler lafzen verilip açıklanmış, konuya uygun hikâyelerle üslûp canlı tutulmuştur. Öğütler dünyanın geçiciliği, mal, mülk ve servetin faniliği gibi dinî konularla ilgilidir. 1S

7. Beşâret-nâme: Hurufî şair Refi'î'nin 811/1408-1409 yılında yazdığı bu eser, 1451 beyitlik bir mesnevi olup Fâ i lâ tün/fâ i lâ tün/fâ i lün" vezniyle yazılmıştır. Eser büyük ölçüde Câvidân-nâme, Arş-nâme ve Mahabbet-nâme'den derlenmiş bir tercüme görünümündedir. Harflerin esrarını açıkladıktan sonra ölüme hazırlık, nefis, şeytan, ahiret gibi konularda nasihatler verilmiştir. Eser üzerinde Mehmet Yiğit bir doktora çalışması yapmıştır.19

8. Vasiyyet-i Nuşirevân-ı Âdil Be Pusereş: XV. yüzyıl şairlerinden Ahmed-i Dâ'î'nin, "Me fâ î lün/me fâ î lün/fa û lün" vezniyle yazdığı bu 115 beyitlik mesnevi, baş ve son kısımları dışında Farsçadan tercüme edilmiş olup baştan sona cinaslarla örülmüştür. Eser, Nûşirevân'ın oğlu Hürmüz'e öğütlerini içermekte olup çocuk muhatap alınarak yazılan ilk nasihat-nâme olarak kabul edilmektedir.20

9. Mürşidü'l-Ubbâd:21 XV. yüzyıl şairlerinden Arif'in, "Fâ i lâ tün/fâ i lâ tün/fâ i lün" vezniyle kaleme aldığı dinî-tasavvufî bir mesnevî olup öğütler "nasîhat" başlığı altında verilmiştir. Şeyh ve mürid ilişkileri, vahdet-i vücûdla ilgili bilgi ve öğütler verilen eserde "tenasüh" inancının yanlışlığını da vurgulamaktadır. Mürşidü'l-Ubbâd'da âyet ve hadisler önce lafız olarak verilmiş, mealleri manzum olarak çevrilmiştir.

10. Dil-Güşâ: Fatih devri şairlerinden Saruhanlı Gülşenî'nin 864/1460 yılında yazdığı Dil-güşâ22 adlı mesnevi Râz-nâme, Pend-nâme veya Esrâr-nâme gibi adlarla da anılmış, eser mahlas benzerliğinden dolayı Şeyh İbrahim Gülşenî'ye ait zannedilmiştir. Gülşenî'nin, "Fâ i lâ tün/fâ i lâ tün/fâ i lün" vezniyle yazdığı bu eser, giriş, tevhid, münâcât, na't medh-i Çehâr yar, medh-i ashâb, devrin padişahına isim verilmeden medhiye ve sebeb-i teliften sonra 33 hikâye, altı mev'ize makalesi; dört pend ve nasihat parçası ile hatime ve na't bölümlerinden ibarettir.

11. Pend-nâme:23 Bu eser bir terci-i bend olup "Fâ i lâ tün/fâ i lâ tün/fâ i lün" vezniyle Dede Ömer Rûşenî (öl.892/1486-1487) tarafından yazılmış iyi insan olma yolunda öğütler verilen sosyal ve dinî içerikli 55 beyitlik bir manzumedir.

12. Pend-nâme:24 Rûşenî'nin halifesi ve Halvetîliğin Gülşenî kolunu kuran Şeyh İbrahim Gülşenî'nin, "Me fâ î lün/me fâ î lün/fa û lün" vezniyle yazdığı 196 beyitli mesnevide dünyanın faniliği, ölüm, ahiret, aşk, ibadet ve sünnete uymanın erdemleri anlatılır.

13. İbret-nâme:25 XV. yüzyıl Seyyitgazi Dergâhı dervişlerinden olan Germiyanlı Yetimî'nin, "Me fâ î lün/me fâ î lün/fa û lün" vezniyle yazdığı bu 99 beyitli kaside biçimindeki manzumede ölüm konusu işlenmiş; iyi amel işleme konusunda öğütler verilmiştir. Manzume, Yetimî'nin Allah'tan cemâlini görmeyi nasip etmesi duasıyla bitmiştir.

14. Nasihat-nâme:26 Fuat Köprülü'nun27 XV. yüzyıl şairi olduğunu söyledi. Şeyh Eşref tarafından, "Fâ i lâ tün/fâ i lâ tün/fâ i lün" vezniyle yazılan bu dinî-tasavvufî mesnevide dinî emirlerin yerine getirilmesi, çocuk terbiyesi gibi konular üzerinde durulmuş, öğütler âyet ve hadislerle pekiştirilmiştir.

15. Nasihat-ı Günahkâr:28 Türk Tarih Kurum Kütüphanesi'nde bulunan bir yazmanın kaydında II. Bayezid ümerasından Yakup Bey adına 915'te (1509) Nasihat-ı Günahkâr adlı eserini yazdığı belirtilmiştir. Şair hakkında başka bilgiye ulaşamadık. Ancak şairin bu eseri, Milli Kütüphane'de Divanı Günahkâr29 ve Sefer-nâme-i Günahkâr30 adlarıyla kayıtlı iki nüshası daha vardır. Eser çeşitli nazım biçimleri ve farklı vezinlerle yazılmış olup dinî öğütler içermektedir.

16. Nasihat-nâme: Safevî hükümdarı Şah İsmail Hatayî'nin, "Me fâ î lün/me fâ î lün/fa û lün" vezniyle yazdığı dinî-tasavvufî bir mesnevidir. Şah İsmail, dervişçe bir nasihat-nâme yazarak dünyada bir iz bırakmak istediğini asıl arzusunun ise cemalullahı görmek olduğunu söyler.31

17. Deh Murg:32 Yavuz Sultan Selim devri şairlerinden Şemsî'nin "Fâ i lâ tün/fâ i lâ tün/fâ i lün" vezniyle, 919'de (1513) kaleme aldığı bu mesnevinin Türkiye, Fransa, Yugoslavya, Mısır ve Tunus kütüphanelerinde birçok yazması bulunmaktadır. Eser, kuşlar arasında geçen bir münazara olup Yavuz Sultan Selim'e sunulmuş ve beğenilmiştir.

Eserde Yavuz Sultan Selim devrindeki sosyal hayat sahneleri çarpıcı bir üslûpla anlatılmış, zaman zaman mizahî ve eleştirel bir tarz seçilmiş; öksüzlere şefkat gösterilmesi, rüşvetten sakınılması, ibadetlerin yapılması gibi hususlarda öğütlere yer verilmiştir. Mesnevi'nin nasihat vermek amacıyla yazıldığı şairi tarafından belirtilmiştir.

18. Nasihat-nâme:33 Kanunî Sultan Süleyman devri şairlerinden Cemâlî'nin, "Me fâ î lün/me fâ î lün/fa û lün" vezniyle yazdığı bu mesnevide, Arapça iki gazelle başlanmış, dört halife ile Hasan ve Hüseyin medhiyelerinden sonra Kanunî'nin övgüsüne geçilmiştir. Sebeb-i telif bölümünden sonra din ve ibadet konularındaki öğütlere yer verilmiştir.

19. Câmiü'n-Nasâyih:34 XVI. yüzyıl şairlerinden Hüseynî mahlasını kullanan Şeyh Hüseyin bin Ahmed'in (öl.1000/1589), 310 yaprak olan bu manzum eserde birçok ayet ve hadisle dinî öğütler verilmiştir. Öğüt kısımları "ilahî nasihat" başlığı ile belirtilmiştir. Sık sık Hz. Muhammed övgüsüne yer verilen eserde miraç ve vefat-ı nebi gibi bölümler de yer almaktadır. Bu mesnevide yer yer ünlü mutasavvıf Hasan-ı Basrî'den de alıntılar yapılmıştır.

20. Nasihat-nâme,35 Tıp konusunda yazılmış olan bu 157 beyitli, "Me fâ î lün/me fâ î lün/fa û lün" kalıbıyla yazılmış bulunan Pend-nâme-i Şahî, Manzume-i Tıb gibi isimlerle kataloglarda yer alan bu mesnevinin Muhyî adında bir şair tarafından yazıldığı eserde belirtilmiştir. Ancak şair hakkında kaynaklarda bilgiye ulaşamadık. Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi Türkçe Yazma Kataloğu'nda bu manzumeyi Ahi Âhmed Çelebi'ye (öl.930/1523-1524) ait gösterildiğinden 16. yüzyıl nasihat-nâmeleri arasında gösterdik. Ahi Ahmed Çelebi'nin böyle bir eseri bulunduğuna dair bir bilgi de elde edilemedi. Bu mesnevide tıp ve sağlıkla ilgili öğütlere yer vermiştir.

21. Pend-nâme:36 Eserin müellifi olan Askerî, Kanunî Sultan Süleyman devri şairlerindendir. Doğum ve ölüm tarihleri bilinmemektedir. Kaynaklarda Edirne veya Vardar Yenicesi'nden olduğu, Kanunî'nin şiirlerini tahmis ettiğinden söz edilmektedir. Askerî, terci-i bend biçiminde, "Fe i lâ tün/fe i lâ tün/fe i lün" vezniyle yazdığı bu manzumede sosyal hicve yer vermiş ancak müstehcenliğe düşmekten kurtulamamıştır. Pend-nâme genel olarak eşcinselliğin yanlışlığını ve zararlarını anlatmıştır.

22. Kaside-i Nasiha-i Muhrika:37 Karamanlı Şeyh Cemâl'in (öl.932/1524) Nasayihi Sufiyye Fi'l-meva'izi'd-diniyye adlı mensur eserinin içinde yer alan, "Me fâ î lün/me fâ î lün/me fâ î lün/me fâ î lün" kalıbıyla yazılmış 31 beyitli bu kaside biçimindeki manzumesinde şair, dinî-tasavvufî öğütler vermektedir.

23. Pend-nâme:38 Geyveli Güvahî'nin, 933 (1526) yılında, "Me fâ î lün/me fâ î lün/fa û lün" vezniyle kaleme aldığı 2133 beyitlik mesnevide şair, kendi başından geçen olayların yanında, tarihten hikâyeler almış, Nasreddin Hoca ve hayvan hikâyeleriyle eserini süslemiştir. Ayrıca Pend-nâmede 500 kadar atasözüne de yer verilmiş, öğütler bu atasözleriyle pekiştirilmiştir. Öğütler genelllikle sosyal muhtevalıdır. Güvahî bu eseriyle, dürüst, topluma yararlı, iyilik sever, alçak gönüllü kanaatkâr bir Müslüman yetiştirmeyi amaçlamıştır.

24. Ab-ı Hayât:39 Kanunî Sultarn Süleyman'ın Bağdat Seferi sırasında ölen Hızrî'nin 938 (1531) Amasya'da, "Me fâ î lün/me fâ î lün/fa û lün" vezniyle yazdığı bu mesnevi, İslâm tarihinden alınmış çeşitli hikâyelerle süslenmiştir. Dinî, ahlakî öğütlerin yer aldığı bir eserdir.

25. Pend-nâmei Zâtî-i Remmâl:40 Ünlü divan şairi Balıkesirli Zâtî'nin (1471-1546), "Fe i lâ tün/me fâ i lün/fe i lün" vezniyle yazdığı 30 beyitli bu öğüt manzumesi bir terci-i benddir. Dinî öğütleri ihtiva eden bu manzumede ibadetlerin yapılması, ölüm ve kıyamet günü ile ilgili uyarılara yer verilmiştir.

26. Bâğ-ı Bihişt:41 16.yüzyıl şairlerinden Za'ifî Pîr Mehmed bin Evrenos'un 961 (1554) yılında, "fa û lün/fa û lün/fa û lün/fa ul" vezniyle yazdığı bu mesnevi Sa'dî'nin Bostan adlı eserinin tercümesidir.

27. Bustân-ı Nesâyih:42 Yukarıda adı geçen şair Zâ'ifî'nin 962'de (1555), "Fâ i lâ tün/fâ i lâ tün/fâ i lün" vezniyle yazdığı bu mesnevi 1714 beyit olup Attâr'ın Pend-nâmesi'nin manzum çevirisidir. Eser, 67b'ye kadar Pend-nâme çevirisi; sonraki kısımları ise, "pend" ve "hikmet" başlığını taşıyan birkaç beyitlik parçalardan oluşmuştur.

28. Pend-i Gubârî:43 16. yüzyıl şairlerinden Gubârî'nin, "terci-i bend biçimi ve "Fe i lâ tün/fe i lâ tün/fe i lâ tün/fe i lün" vezniyle yazdığı 34 beyitli manzume "Pend-nâme" adıyla kayıtlı olup tasavvufî muhtevada öğütler ihtiva etmektedir.

29. Nasihat-nâme:44 Ankaralı Nidâî'nin (öl. 976 / 1568-1569), Menâfiü'n-Nâs adlı adlı eserinin sonunda yer alan 33 beyitli, "Me fâ î lün/me fâ î lün/fa û lün" vezniyle yazılmış bulunan bu mesnevide tıpla ilgili öğütler ve hekimlerde bulunması gereken özelliklere yer verilmiştir

30. Heşt Behişt: Vizeli Ramazan Behiştî'nin (öl. 979/1571-1572), sekiz "behişt" halinde, "Me fâ î lün/me fâ î lün/fa û lün" vezniyle kaleme aldığı 1130 beyit olduğunu söylediği bir mesnevi olup çeşitli hikâyelerle öğütler yer almıştır. Eserin tenkitli metni Emine Yeniterzi tarafından yapılmıştır.45 Bu neşirde Heşt Behişt'in beyit sayısı 1124'tür. Heşt Behişt'te, tevbe, edep, riya, ihlas, zenginlik ve bu yüzden sapma, dünyanın imtihan yeri oluşu, ahirete hazırlık, belalara sabır, dünya zevklerinin geçiciliği, Allah ve Peygamber sevgisi gibi konularda öğütler verilmiştir.

31. Risâle-i Durûb-ı Emsâl: 16. yüzyıl şairlerinden Cemalî, Farsça ve Türkçe çeşitli eserler telif etmiştir. Bunu, eserlerini ihtiva eden biri Üniversite Kütüphanesi T.y.1700 de; diğeri ise Süleymaniye Kütüphanesi Reşad Bölümü 593'te kayıtlı iki mecmuasından anlıyoruz. Bu mecmualardaki bir tasavvufî mesnevinin 986/1578'dte yazıldığı anlaşılmaktadır. Şair, bu mecmuada şu eserleri yazdığını söylemektedir: Matlâü'l-ahbâr, Fıtrat-nâme, Te'vilât-ı Besmele-i Şerîf, Gülşen-i İrfân, Kerâmâtü'l-Havâs, Şerh-i Bâ, ahlâkla ilgili bir eser ve Risâle-i Dürûb-ı Emsâl. Dinî ve sosyal muhtevalı öğütler içeren bu mesnevide şair öğütlerini atasözlerinden yararlanarak nazm etmiştir. Cemâlî, riyadan kaçınmak, dinin emirlerine uymak, hükümdar ve beylere yakın olmaktan sakınmak, kanaatkâr olmak, düşmanların ve kötülerin şerlerinden sakınmak, sabırlı olmak, akarabaları ziyaret etmek, az konuşmak, cahillerden ve kötü insanlardan uzak durmak, misafirlere ikramda bulunmak, haddini bilmek, kibir ve riyadan kaçınmak, öğüt dinlemek vb. birçok konuda öğütler verilmiştir.

32. Pend-nâme: Azmî Pir Mehmed'in 16. yüzyılda, "Fâ i lâ tün/fâ i lâ tün/fâ i lün" vezniyle yazdığı 50 beyitli bu küçük mesnevi çok ünlü olmuş ve Pend-nâme,46 Nasihat-nâme,47 Vasiyyet-nâme48 gibi değişik adlarla çeşitli kütüphanelerde, Örfî,49 Akşemseddin-zâde Hamdî,50 Kemalpaşa-zâde51 gibi şairlere isnat edilmiş; yine "Hazret-i Lokman aleyhi's-selâmun Oğlına eyledigi nesayihun tercemesidür" başlığıyla şairi belirtilmeden kaydedilmiştir.52 Ancak bu özlü mesnevi Azmî'ye aittir. Bu kısa mesnevide Azmî, namaz ve diğer ibadetler ile çeşitli görgü kurallarına dair öğütler vermiştir.

33. Pend-nâme-i Meşâmî, Meşâmî'nin (öl.993/1585) kaside biçiminde, "Mef 'U lü/fâ i lâ tü/me fâ î lü/fâ i lün" vezniyle yazdığı 20 beyitli bir öğüt manzumesi olup daha çok adab-ı muaşeretle ilgili öğütleri içermektedir.53

34. Te'dib-nâme: 16. yüzyıl şairlerinden Keşfî'nin yazdığı söylenen bu mesneviyi kütüphanelerde bulamadık54

35. Gülşen-i Ebrâr:55 16. yüzyılın sonlarında Emirî adlı bir şair tarafından 1001'de (1593) yazılmış bu mesnevinin şairi hakkında yeterli bilgi bulunamadı. Emirî'nin "Fâ i lâ tün/fâ i lâ tün/fâ i lün" vezniyle yazdığı bu mesnevide dinî-tasavvufî öğütler verilmiştir. Mesnevinin içinde çeşitli hikâyeler anlatılmış, gazellere yer verilmiş; ayrıca yer yer Farsça beyitler de serpiştirilmiştir. Gazeller, anlatılan hikâyelerin konularına uygunluk göstermektedir.

36. Mir'âtü'l-Ebrâr ve Muhtârü'l-Ahyâr:56 Yukarıda adı geçen şair Emirî tarafından yazılıp aynı mecmua içinde yer alan ikinci nasihat mesnevisidir. Bu mesnevi, Sa'dî'nin Bostan adlı eserinin çevirisidir. Ancak şair, Tarikat-nâme adlı eserden de yararlandığını belirtmiştir. Emirî, eserini Bolu'da yazdığını belirtmiş; eserini on bölüm halinde düzenlemiştir.

37. Mir 'atü'l-Ahlâk ve Mişkâtü'l-Eşvâk:57 Şemseddin-i Sivâsî'nin (öl.1006/1597), genel ahlâk konusunda Sivas'ta 996 (1588) yılında yazdığı sembolik bir mesnevi olup, "Me fâ î lün/me fâ î lün/fa û lün" vezniyle kaleme alınmıştır. Şair öğütlere de yer verdiğinden eserini bir nasihat-nâme olarak değerlendirdik.

38. Gülşen-Âbâd:58 Yukarıda adı geçen Şemseddin-i Sivasî'nin, "Me fâ î lün/me fâ î lün/fa û lün" vezniyle kaleme aldığı yine sembolik olarak çiçekleri konuşturduğu ve tarikatin seyr ü sülûkünü öğretmek amacını taşıyan mesnevi de esas itibariyle ihtiva ettiği öğütlerden dolayı bir nasihat-nâmedir. Bu mesnevide, çiğdem, sünbül, zambak, zerrin-kadeh, benefşe, lale, susen, nilüfer, nergis, gül ve bahçedeki diğer çiçeklerin münazaraları biçiminde tasavvufî öğütler verilmiştir.

39. Nasihat-nâme:59 Şemseddin-i Sivâsî'nin doğrudan nasihat konusunda, "Me fâ î lün/me fâ î lün/fa û lün" vezniyle kaleme aldığı bu mesnevi 217 beyit olup bir kısmı eksiktir. Bu eserde, Hz.Ali'ye duyulan aşırı sevgi ve diğer halifelere güdülen düşmanlığın yanlışlığını anlatma yolunda yazılmış gibi görünmektedir. Çeşitli hikâyelerle bu konuda öğütler verilmiştir.

40. Pâdişaha Nasihat Yollu Manzûme:60 17. yüzyıl şairlerinden Mustafa İlmî'nin (öl.1637), padişahı ülke ahvalinden haberdar etmek ve alınacak tedbirler konusunda uyarmak amacıyla, "Fâ i lâ tün/fâ i lâ tün/fâ i lâ tün/fâ i lün" vezniyle yazdığı kaside biçiminde 50 beyitli bir nasihat manzumesidir. İlmî, ağır bir eleştiri üslûbu ile olumsuzlukları dile getirmiş, tedbirler konusundaki düşüncelerini aktarmaya çalışmıştır. Bu manzume siyasî bir muhtıra niteliğindedir.

41. Nasihat-nâme:61 17. yüzyıl mutasavvıf şairlerinden Muhyiüddin Kâdirî'nin, İstanbul'da 1035'te (1626) başlayıp 1040'da (1630) bitirdiği değişik nazım biçimlerini muhtevi bu eser, dinî ve tasavvufî bir öğüt kitabıdır. Kitapta 75 beyitli bir mesnevi ile Abdülkadir Geylani'ye bir medhiye vardır. Öğütler dinî mahiyettedir.

42. Edeb-nâme: Bursalı Mehmed Tahir'in 1057'de (1647) telif edildiğini bir nüshasının Manisa Çaşnigir Kütüphanesinde bulunduğunu söylediği bu eseri kütüphanede bulamadık.62

43. Der Tergib-i Mertebe-i Kemâl-i İnsânî ki Maksad-ı A'lâ-yı Ademist: 17. yüzyılın önemli şairlerinden Cevrî'nin (1595-1654) Divanı'nda yer alan bu yedi bendlik terci-i bend bir nasihat-nâme olup insanın kemal mertebesine ulaşması için yapılması gerekenler konusunda öğütler ihtiva etmektedir. Bu terci-i bend, "Fe i lâ tün/me fâ i lün/fe i lün" vezniyle yazılmıştır.63

44. Gülşen-i Niyâz:64 Karaçelebi-zâde Abdülaziz Efendi'nin (öl. 1067/1658), "Fe i lâ tün/me fâ i lün/fe i lün" vezniyle yazdığı bu dinî nasihat mesnevisinde şair, tevhid, na't gibi bölümlerden sonra başından geçen bir olayı anlatıp tevekkül, sabır, kanaat, sadaka, cimrilik, bağışlama, bozgunculuk, tevazu, sıla-yı rahim, rızık, kıskançlık, kin ve günah konusundaki öğütlere geçmiştir. Eserin telif tarihi belirtilmemiştir.

45. Pend-nâme-i Adnî:65 Serezli Adnî Recep Dede'nin ölüm tarihi konusunda, Safayî'de, 1095 (1683-1684); Esrar Dede'de ise 1100 (1688-89) tarihleri verilmiştir. Adnî'nin, "Fe i lâ tün/fe i lâ tün/fe i lün" vezniyle kaleme aldığı bu 208 beyitli kaside biçimindeki pend-nâme, dinî, tasavvufî konulardaki öğütleri ihtiva etmektedir. Ayrıca intisap edilecek şeyhte bulunması gereken vasıflar konusunda uyarılar da bulunmakta, eser Arapça bir beyitle sona ermektedir.

46. Nasihat Yollu Manzûme:66 Üveysî'nin, "Me fâ î lün/me fâ î lün/me fâ î lün/me fâ î lün" vezniyle yazdığı 63 beyitli bu kaside de siyasî bir muhtıra niteliğinde olup padişahı (IV. Murat) olup bitenlere karşı uyarmak amacını taşımaktadır. Şairin Konya'da doğduğunu ve mevlevî olduğunu bu manzumeden öğreniyoruz.Bu manzume İstanbul Şehrengizi67 adıyla da kayıtlıdır.

47. Nazmu'l-'Ulûm:68 Rızaî mahlasını kullanan İshak Tokadî'nin (öl.1688), çeşitli ilimlerle ilgili görüşlerini ve öğütlerini ihtiva eden ve "Me fâ î lün/me fâ î lün/fa û lün" vezniyle yazdığı 409 beyitli bu eser yine şairin Arapça yazdığı bir eserinin Türkçeye tercümesidir. Şair, ilimlerle ilgili görüşlerini açıklarken bazı İslâm bilginlerinin görüşlerinden yararlanmıştır. Eserin kütüphanelerde birçok yazma nüshası vardır.

48. Nasihat-nâme-i Emîrî:69 Asıl adı Seyyid Mehmed Emrullah Emirî Çelebi (1625-1724) olan şairin, oğluna hitaben, "Fâ i lâ tün/fâ i lâ tün/fâ i lün" vezniyle yazdığı 196 beyitli bu kısa mesnevide daha çok sosyal konularda öğütler verildiği görülür. Şair, evliliğin önemini, bir iş sahibi olma, evli erkek kardeşlerin bir evde birlikte yaşamamaları, insanlarla iyi ilişkiler kurma gibi konularda, daha çok hayat tecrübesine dayalı öğütler vermiştir.

49. Pend-nâme-i Fazlî:70 Bu, "Fe i lâ tün/fe i lâ tün/fe i lâ tün/fe i lün" vezniyle yazılmış 35 beyitli tasavvufî öğüt manzumesi'nin şairi Fazlî hakkında bilgi bulamadık. Kaynaklarda Atpazarı Şeyhi Osman Fazlî (öl.1102/1690-91); Üsküdar Dağcılar Tekkesi Şeyhi Mehmed Feyzullah (öl.1218/1803-1804) bahsedilmektedir. Ancak manzumenin bunlardan hangisine ait olduğunu tespit edemedik. Bu manzumede "sâlik" e gerekenler konusunda öğütler verilmiştir.

50. Hayriyye: Eski Türk Edebiyatı'nda hikemî şiirin kurucusu ünlü şair Nâbî'nin oğlu Ebu'l-hayr Mehmed Çelebi için, "Fe i lâ tün/fe i lâ tün/fe i lün" vezniyle 1113'te (1701) Halep'te yazdığı Hayri-nâme daha çok Hayriyye-i Nâbî olarak tanınmıştır. Alanında çığır açan bu nasihat-nâme,71 Osmanlı Devleti kurumlarına 18. yüzyılın başında tutulmuş bir ayna gibidir. Nâbî uzun yıllar yaşamanın verdiği tecrübeyle devletin kötüye gidişi karşısında bir aydın olarak gözlemlerini ve tekliflerini bu eseriyle ortaya koymuştur. Oğlunun şahsında çağının gençlerine bir rehber olmak üzere yazdığı Hayriyye 1660 beyittir. Şair, bu eserinde örnek insan tipi nasıl olmalıdır, sorusunun cevabını vermeye çalışmıştır. Çok beğenilen bu eserin birçok yazma nüshası mevcuttur. Eser eski harflerle Nabî Divanı ile birlikte 1257'de Bulak'ta; 1293'te İstanbul'da, müstakil olarak da 1307'de basılmıştır. 1857'de Pariste Pavet De Courteille tarafından Conseils De Nabî Efendi adıyla Fransızca tercümesi ile birlikte ve yeni harflerle de 1989 yılında İskender Pala tarafından günümüz Türkçesine çevirisi ile birlikte yayımlanmıştır. Hayriyye'nin tenkitli metnini doktora tezi olarak hazırladım.72

51. Gülşen-i Pend:73 Safî mahlasını kullanan Mustafa Efendi adında bir şairin, "Me fâ î lün/me fâ î lün/fa û lün" vezniyle 1120 (1708) yılında yazdığı bu eser 92 yaprak olup kaside biçiminde kafiylenmiştir. Eser, bir rubai ile başlamış, besmele, tevhid ve na't, medh-i çeharyar, vasf-ı şehidân-ı Huneyn, beyân-ı hâl-i dünya ve sebeb-i teliften sonra gönlü masivadan arındırmak, nefis, dünya, doğru yol, şeyhe bağlanma gereği; padişahlara, vezirlere, kadılara, öğrencilere, sahhaflara, kâtiplere, hattâtlara, şairlere, hanendelere, aşıklara, vaizlere, şeyhlere, sufilere, hekimlere, sürmecilere, cerrahlara, müneccimlere, cifircilere, veffâklara, kimyâgerlere, sarraflara, tüccarlara, yetim vasilerine, vakıf mütevellilerine, hatiplere, imamlara, müezzinlere, zeamet sahiplerine, köylülere, attarlara ve zenaat erbababına yönelik nasihatlere yer vermiştir.

52. Mektûb-ı Manzûm Be Dervîş 'Ali Firistâde Şüd:74 Mevlevi şeyhi Nesib Dede'nin (öl.1126/1714), "Mef û lü/me fâ i lün/fa û lün" vezniyle yazdığı 48 beyitli bu manzum mektup aslında bir öğüt manzumesidir. Nesib Dede bu şiirinde Derviş Ali Mevlevi'ye, çalışmasın, kemalat için uğraşmasını, kimseyi hor görmemesini, gıybetten kaçınmasını, ilimle uğraşmasını, iyi ahlaklı olmasını, Mevlana'nın Mesnevisini iyice ve dikkatle okumasını, kâmil insanlarla arkadaşlık etmesini, insanlığın manasını anlamasını tavsiye etmektedir.

53. Ögüt-nâme:75 "Me fâ î lün/me fâ î lün/fa û lün" vezni ile yazılan 99 beyitli bu mesnevide dünyanın faniliği, ölüm ve insanın belli yaş dönemleri ile ilgili öğütler verilmiştir. Eserin müellifi belli değildir. Sadece manzumenin sonunda Ali bin Mustafa ve 1165 (1757) kaydı vardır. Ancak bu kişinin şair mi müstensih mi olduğu belirtilmemiştir.

54. Hayâl-i Behcet-Abâd:76 Abdî mahlasını kullanan Akhisarlı Şeyhülislâm Vassâf Abdullah Efendi (1174/1760) tarafından, "Mef û lü/me fâ i lün/fa û lün" vezniyle yazılan bu mesnevi 1500 beyittir. Şair eserine, Sa'dî'nin Gülistan'ından bazı hikâyelerin tercümesini de almıştır.

55. Pend-i Mürşidî, Nasihat-nâme-i Ahmed Mürşidî:77 Diyarbakırlı Seyyid Ahmed Mürşid Efendi'nin (1100/1688-1174/1760), Aydınlı Müridî'nin Pend-i Ricâl adlı nasihat mesnevisine nazire olarak, 1159'da (1746) yazdığı bu hacimli nasihat-nâme "Me fâ î lün/me fâ î lün/fa û lün" vezniyle kaleme alınmıştır. Bu kitabın birçok kütüphanede yazma nüshalarına rastlamak mümkün olduğu gibi eser eski harflerle de basılmıştır.78 Eser dinî konularla bazı ilim ve benzeri konulardaki öğütleri içermektedir.

56. Pend-nâme-i Sûzî: Şemseddin-i Sivasî'nin ahfadından olan Ahmed Suzî 1179'da (1765)'te Sivas'ta doğmuş, aynı yerde 11246 (1880-31)'da vefat etmiştir. Kaside-i Bür'e Tercemesi ve Sülûk-nâme adında iki eseri daha bulunan bu mutasavvıf şairin Pend-nâmesi, "Me fâ î lün/me fâ î lün/fa û lün" vezniyle kaleme alınmış olup 96 beyittir. Bu manzumede dinî emir ve ibadetlerin yerine getirilmesi ile ayıp örtmek, kibirlenmemek, kin beslememek, kusurunu görmek gibi konularda öğütler vermiştir. Eserin karşılaştırmalı metni tarafımızdan tarafımızdan yayımlanmıştır.79

57. Silk-i Cevâhir:80 Pend-nâme-i Nâimü'd-din Temişvârî diye de bilinen bu eser Naimü'd-din Temişvârî tarafından 1182 (1768) yılında, "Me fâ î lün/me fâ î lün/fa û lün" vezniyle yazılan bu mesnevide şair, amacının nasihat vermek olduğunu belirterek ata sözlerinden öğütler vermiştir. Eser 14 yapraktır.

58. Pend-nâme: Bursalı Mehmed Tahir'in 1188'de (1774), "vefat eden ulemâ-yı meşâyih-i Gülşeniye'den Şeyh İbrahim Nazirânın olup gayr-ı matbudur."81 dediği bu mesneviyi bulmamız mümkün olmadı.

59. Pend-nâme-i Zarîfî: Kaynaklarda Zarîfî, Şeyh Zarîfî, Ahmed Zarifî Baba, Zarîfî Şeyh Ömer Efendi gibi isimler anılan Rusçuklu Zarîfî (öl.1210/1795) tarafından, "Fâ i lâ tün/fâ i lâ tün/fâ i lün" vezniyle yazılan bu mesnevi, 1071 beyit ve 135 bölümden meydana gelmiştir. birçok yazması bulunan bu eser in tenkitli metni Mehmet Arslan tarafından yayımlanmıştır.82 Zarîfî bu eserinde, insan ilişkilerini ve insanın Allah'a karşı görevlerini hatırlatmak ve bir bakıma adab-ı muaşeret kurallarını anlatmaya ve öğüt vermeye çalışmıştır.

60. Lutfiyye: Sünbül-zâde Vehbî'nin (öl.1809)83 Nâbî'nin Hayriyyesi'nin etkisinde kalarak yazdığı bu mesnevi, şairin oğlu Lutfullah'a hayatta başarılı olması için tutması gereken yolu göstermek üzere 1205'te (1787) kaleme aldığı bu eserde çeşitli mesleklerle ilgili bilgi ve görüşlerini belirtir. Sünbül-zâde Vehbî, Nâbî ile görüş farklılıklarını da dile getirerek bu eserde sosyal olaylara ve kurumlara eleştirel bir bakışla eğilir. Sünbül-zâde Vehbî Divanı ile birlikte basılan eser daha sonra tek başına da yayımlanmıştır. Son olarak S. Ali Beyzadeoğlu tarafından yeni harflerle ve nesre çevirisi ile birlikte yayımlanmıştır.84

61. Pend-i Gülistân-ı Şerîf: Şerifî mahlasını kullanan Erzurumlu Muhammed ibn Ahmed bin Halil tarafından 1236 (1810) tarihinde kaleme alınan oldukça hacimli bir nasihat-nâmedir. Şerifî, eserini yazmadan dokuz yıl önce ebeveyninden izin alıp köyünden Erzurum'a geldiğini ve burada halkın Hayriyye-i Nâbî, Hilye-i Hâkânî, Yazıcıoğlu Mehmed'in Muhammediye'sini ya da Ahmed Mürşidî'nin Pend-nâmesi'ni okuduğunu gördüğünü ve bu son esere bir nazire yazma arzusu duyduğunu bu sebeple de eseri yazdığını söylemektedir. Pend-i Gülistân-ı Şerîf, 93 bölüm ve 448 yapraktır. Şairin nazım tekniği güçlü değildir. Dinî konularda öğütler içermektedir.

62. Pend-nâme-i Vak'a-nüvîs Es'ad Efendi: Sahhaflar Şeyhi-zâde Vak'a-nüvis Es'ad Efendi (1789-1849) tarafından, "Fâ i lâ tün/fâ i lâ tün/fâ ilün" ve "Mef û lü/me fâ î lü/me fâ i lün/fa" gibi iki ayrı vezinle yazılan bir eserdir. Bu eser beş bölümden meydana gelmiştir. İlk bölüm 174 beyitli bir terci-i bend'dir. 2. bölüm 124 beyit olup dörder beyitli bendlerden oluşmuştur. 3. Bölüm elifba sırasına göre ikişer kafiyeli 66 beyittir. 4. bölüm, 31 beyit, 5. Bölüm 28 beyittir. Eserde ilmin önemi, edep, zikir, alicenaplık, süfli işlerden kaçınma, aceleciliğin zararları, başkalarına eziyet etmeme, vb. dinî ve sosyal konularla ilgili öğütler verilmiştir. Eser eski harflerle basılmıştır.85

63. Pend-nâme-i Şeyh Mehmed Nûrî:86 Şeyh Mehmed Nûrî'nin (öl. 1280/1863), El İhvan fi Hakki'n-nasihati ve mahabbeti... adlı 104 beyitli, kaside ve gazel nazım şekilleriyle yazılmış bir nasihat manzumesidir.

64. Nasihat-nâme: Nazım mahlasını kullanan mevlevi Mehmed Nazım Paşa (1840-1926) çeşitli illerde valilik yapmış bir devlet adamıdır. Konya valiliği sırasında, "Me fâ î lün/me fâ î lün/me fâ î lün/me fâ î lün" vezniyle yazdığı 36 beyitli kaside biçimindeki manzumede iç güzelliği, güzel ahlâk, tevazu, hoşgörü, iyi niyyet, gibi insanî vasıflar konusunda öğütler vermiştir. Bu manzumesini, 18 Nisan 1325'te "Konya Valisi Nazım Paşa Hazretlerinin Asârından" başlığıyla bastırmıştır.87

65. Terceme-i Manzume-i Pend-nâme-i Lokman Hakîm be-Cihet-i Ferzend:88 Ahmed Râşid tarafından 1222 (1807) yılında yazılan bu manzume Lokman'ın oğluna öğütlerini beyitler halinde açıklayan bir manzumedir. Farsça öğütlerin Türkçe açıklamaları yapılmıştır. Eser, Allah'ı bilme, yaşadığını başkalarına öğüt verme, ölçülü konuşma, insan değerini bilme, sırrını gizleme, öfke anında kişiyi sınama, dostu kâr ve zararla sınama, zeki ve bilgili kişiyi arkadaş edinme, aptal kişiden sakınma, dostları sıkıntı zamanlarında deneme, hayırlı işlere çalışma, alimlerle istişare etme, gençliğin değerini bilme gibi daha birçok hususta öğütler verilmiştir. Eserin sonunda bir dörtlüğün son mısraında telif tarihi verilmiştir.

66. Nasihat-nâme: Yozgatlı Hüznî'nin (1879-1936), "Fâ i lâ tün/fâ i lâ tün/fâ i lün" vezniyle yazmış bulunduğu bu nasihat mesnevide oğluna hitaben, dünyanın faniliği, fıkıh öğrenme, Hakk'ı arama, dünyaya bağlanmama, riyakârlıktan sakınma, dilini tutma, işini sağlam yapma, nifaktan kaçınma, ahde vefa, evlenirken titiz davranma, alimlerden öğüt alma, yaşlıların tecrübelerinden yararlanma sözünde durma vb. konularda öğütler vermiştir.89

67. Nasihat ve İbret Mine'd-Dünyâ, yazarını ve yüzyılını tespit edemediğimiz bu eser 104 beyitli nasihatlerden oluşmuş 47 yapraktır.90

68. Nasihat Mü'minlerin Hatunlarına, 1198 (1784) yılında istinsah edilen bir yazmada bulunan bu 96 beyitli, "Fâ i lâ tün/fâ i lâ tün/fâ i lün" vezniyle yazılmış manzume adından da anlaşılacağı gibi kadınlara hitaben yazılmıştır.91

1 Kur'an-ı Kerim, 7/62.
2 Kur'an-ı Kerim, 7/68.
3 Kur'an-ı Kerim, 7/79.
4 Riyazü's-Sâlihîn, II. s. 224.
5 Riyâzü's-Sâlihîn, II. s. 224.
6 İsmail Ünver, "Mesnevi", Türk Dili, Türk Şiiri Özel Sayısı II (Divan Şiiri), Ankara 1986.
7 Nasihat-nâmelerin kaynakları için bakınız: Mahmut Kaplan, Hayriyye-i Nâbî (İnceleme-Metin), Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Basılmamış Doktora tezi, Ankara 1990, s. 6 vd.
8 Daha geniş bilgi için bakınız: Mahmut Kaplan, "Nasihat-nâmelerde Yer Alan Konular", a.g.t., s. 70 vd.; Mahmut Kaplan, "Manzum Nasihat-nâmelerde Yer Alan Konular", Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi, Konya 2001, S. 9, s. 133 vd.
9 Attâr'ın bu eserinin tercümeleri için bkz.: Agah Sırrı Levend, Ümmet Çağında Ahlâk Kitaplarımız, Hasibe Mazıoğlu, "Kânûnî'nin Oğlu Şehzâde Bayezid Adına Yapılan Pend-i Attar Çevirisi", Türk Tarih Kongresi Bildirileri 1976, basım 1981, s. 1183 vd., "Edirneli Nazmî'nin Pend-i Attâr Çevirisi", Türkoloji Dergisi, Ankara 1977, C. II, s. 47 vd., Kadir Atlansoy, Sabayî, Sırat-ı Müstakim (İnceleme-Metin), Uludağ Üniv. Sosyal Bilimler Enstitüsü Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Bursa 1987.
10 Terceme-i Pend-i Attâr, Manisa İl Halk Kütüphanesi, T. y. 2603.
11 Bu eserin ". Murad adına 1427'de yapılmış manzum tercümesi için bakınız: Adem Ceyhan, Bedr-i Dilşâd'ın Murat-nâmesi, MEB. Yay. İstanbul 1997.
12 Reşit Rahmetî Arat, Kutadgu Bilig, Metin TDK yay. Ankara 1979., Kutadgu Bilig, (Çeviri), Ankara 1988, C. II.
13 Risâletü'n-nushiyye ve Divan, haz. Abdülbaki Gölpınarlı, İstanbul 1965, C. I, II.
14 Osman F. Sertkaya, "Ahmed Fakih", Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi, İstanbul 1989 C. II, s. 65 vd.
15 Ferheng-nâme-i Sa'dî, yay. Veled Çelebi-Kilisli Muallim Rıfat, İstanbul 1340-1342.
16 Amil Çelebioğlu, Türk Edebiyatı'nda Mesnevi (XV. yy. 'a kadar), İstanbul 1999, s. 54 vd.
17 Amil Çelebioğlu, a.g.e., S. 94.
18 Pend-i Ricâl, Üniversite Ktp. T. y. 7198, Süleymaniye Ktp. İzmir, 413. Müridî hakkında bilgi için bkz.: Vasfi Mahir Kocatürk, Büyük Türk Edebiyatı Tarihi, Ankara 1970, s. 176; Mahmut Kaplan, " Divan Edebiyatında Manzum Nasihat-nâme Yazan Şairler ve Eserleri I" Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, C. III, S. 3, s. 27 v. d.; Atabey Kılıç, "Aydınlı Müridî ve Pend-i Ricâl adlı mesnevisi" VII. Milletler Arası Türkoloji Kongresi, 8-19 Kasım 1999, İstanbul Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü İstanbul.
20 Mehmet Yiğit, Refi'î'nin Beşâret-nâme'si, Dilbilgisi, Karşılaştırmalı Metin, Sözlük, Basılmamış Doktora Tezi, Van 1986.
21 Mahmut Kaplan, "Ahmed-i Dâî'nin Vasiyyet-i Nûşirevân Tercümesi (metin) ", Erciyes S. 191, 1993, s. 23 v. d.; Mahmut Kaplan, "Ahmed-i Dâî'nin Vasiyyet-i Nûşirevân Tercümesi (inceleme) ", İslâmî Edebiyat, S 19, 1993. s. 34 vd. s.
22 Mürşidü'l-Ubbâd, Süleymaniye Ktp. İbrahim Efendi 355/1. Geniş bilgi için bkz.: Semra Tınç, Arif, Hayatı, Eserleri, Edebî Kişiliği ve Eserlerinin Tenkitli Metni SÜ. SBE. Yayımlanmamış Doktora Tezi, Konya 1996.
23 Dil-Güşâ: Süleymaniye Ktp. Esat Efendi 1403; bu nüsha yanlışlıkla Rûşenî adına kaydedilmiş; Dil-güşâ, Millet Ktp. Manzum Eserler 859, bu nüsha Gülşenî adına kayıtlıdır. İki nüsha da aynı eserdir.

24 Pend-nâme-i Rûşenî, Süleymaniye Ktp. Ali Nihat Tarlan %9/2.
25 Pend-nâme-i İbrahim Gülşenî, Sülymaniye Ktp. Haı Mahmud Efendi, 1042/3 (17b-20a).
26 İbret-nâme, Süleymaniye Ktp. İbrahim Efendi 588/1.
27 Nasihat-nâme, Milli Kütüphane, A. 3258/1 (1b-35b).
28 Fuat Köprülü, Türk Edebiyatı Tarihi, İstanbul 1980, s. 360.
29 Nasihat-ı Günahkâr, Türk Tarih Kurumu Ktp. T. y. 422.
30 Divan-ı Günahkâr, Milli Kütüphane, A. 2541.
31 Sefer-nâme-i Günahkâr, Milli Kütüphane, A. 4053/2 (130b-160b).
32 İbrahim Arslanoğlu, Şah İsmail Hatayî ve Anadolu Hatayîleri, İstanbul 1992, ss. 241-248.
33 Deh-Murg için bkz.: Güven Kaya, Derviş Şemsi ve Deh Murg Mesnevisi (İnceleme, Tenkitli Metin ve Tıpkıbasım), Harvard Üniversitesi, Yakındoğu Dilleri ve Medeniyetleri Bölümü, 1997; Hasan Aksoy, Derviş Şemseddin, Kuşların Münazarası-Deh Murg-, İstanbul 1998.
34 Nasihat-nâme, Milli Kütüphane, A. 3889., Süleymaniye Ktp. Rşd. 593/5 (62a-66b).
35 Camiü'n-Nasâyih, Süleymaniye Kütüphanesi, Serez 1744, Süleymaniye Ktp. Hacı Mahmut 1604, Süleymaniye Ktp. H. Beşir Ağa, 661/19.
36 Nasihat-nâme, Tavşanlı Zeytinoğlu Kütüphanesi T. y. 405/2 (235b-241a), Manzume-i Tıb, Süleymaniye Kütüphanesi Fatih, 5427/53, Laleli, 3735, Tercüman Gazetesi Kitapları, 270; Kütahya Vahit Paşa Ktp. 1515-1519.
37 Pend-nâme-i Askerî, Süleymaniye Kütüphanesi, Ali Nihat Tarlan 62/2.
38 Kaside-i Nasiha-i Muhrika, Akhisar Ktüphanesi T. y. 17 (67a-69b). Ayrıca bkz.: Mahmut Kaplan, "Şeyh Cemal-ı Karamanî'nin Nasihat-nâmesi", Yedi İklim, C. 5, S. 41, Ağustos 1993.
40 Pend-nâme, Mehmet Hengirmen, Kültür ve Turizm Bakanlığı yayını, Ankara 1983.
41 Ab-ı Hayât, Süleymaniye Kütüphanesi, Hacı Mahmut, 3636, ayrıca bkz. Maksut Belen, Hızrî'nin Ab-ı Hayat Mesnevisi (İnceleme-Metin), basılmamış yüksek lisans tezi, Celal Bayar Üniv. Sosyal Bilimler Enstitüsü, Manisa 1997.
42 Pend-nâme-i Zâtî-i Remmâl, Nuruosmaniye Kütüphanesi, T. y. 4404/10.
43 Bâğ-ı Bihişt, Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi, Revan, 822/1 (1b-57a).

44 Bustan-ı Nesâyih, Topkapı Sarayı Ktp. Revan, 822/2.
45 Pend-nâme-i Gubarî, Nuruosmaniye Ktp. 4967 (111b-112b), Eserin metni için bkz. Mahmut Kaplan, "Gubarî Abdurrahman Efendi'nin Pend-nâmesi", Yedi İklim, 5, 39, Haziran 1993.
46 Nasihat-nâme, Manisa İl Halk Ktp. 3726/2 (25b-30a); Ankara Üniv. İlahiyat Fakültesi Ktp. T. y. 7468; Tavşanlı Zeytinoğlu Ktp. 581/1. Metin için bkz.: Mahmut Kaplan, Ankaralı Nidâî'nin Manzum Tıbbî Nasihat-nâmesi", Erciyes, S. 189, Kayseri 1993.
47 Behiştî'nin Heşt Behişt Mesnevisi, haz. Emine Yeniterzi İstanbul 2001.
48 Pend-nâme, Süleymaniye Kütüphanesi, Esat Efendi 3473/10, 2861/14; Hacı Mahmut, 6292/9, 6406/4; M. Arif-M. Murad, 19/2; Rşd, 858/10; Kasidecezade, 722/8; Milli Kütüphane, A.2009/9.
49 Nasihat-nâme, Süleymaniye Kütüphanesi Hacı Beşir Ağa, 654.
50 Vasiyyet-nâme, Süleymaniye Kütüphanesi, Çelebi Abdullah, 390/8.
51 Örfî adına, Milli Kütüphane, A3642/4. 'te kayıtlıdır.
52 Akşemseddin-zâde Hamdullah Hamdî adına, Süleymaniye Kütüphanesi, Fatih, 5427/54.
53 Hamdullah Hamdî ve Divanı, haz. Ali Emre Özyıldırım, Ankara1999, s. 143.
54 Hz. Lokmanun Oğlına eyledügi nesayihun tercemesidür, Üniversite Kütüphanesi, 5476.
55 Mahmut Kaplan, "Meşâmî ve Pennâmesi", İslâmî Edebiyat, S. 22, 1993.
56 Agâh Sırrı Levend, "Ümmet Çağında Ahlâk Kitaplarımız" Türk Dili Araştırmaları Yıllığı Belleten 1963, s. 102.
57 Gülşen-i Ebrâr, Nuruosmaniye Kütüphanesi, T. y. 2584/1.
58 Mir 'âtü'l-Ebrâr ve Muhtârü'l-Ahyâr, Nuruosmaniye ktp. 2584/2.
59 Mir'âtü'l-Ahlâk ve Mişkâtü'l-Eşvâk, Süleymaniye Kütüphanesi, Fatih, 2835, 2863.
60 Gülşen-âbâd, Milli Kütüphane, A. 849/1.
61 Nasihat-nâme, Süleymaniye Kütüphanesi, Kasidecizade, 717/3 (53b-58b).
62 Pâdişaha Nasihat Yollu Manzûme, Milli Kütüphane, A. 76/9; Topkapı Sarayı Müzesi Ktp. E. H. 968 (125a).
63 Nasihat-nâme, Milli Kütüphane, F. B. 304.

64 Bursalı Mehmed Tahir, Ahlak Kitaplarımız, İstanbul 1325, s. 32.
65 Cevri Divanı, haz. Hüseyin Ayan, Erzurum 1981, ss. 177-179.
66 Gülşen-i Niyâz, Süleymaniye Kütüphanesi, Esat Efendi, 2405/2.
67 Pend-nâme-i Adnî, Milli Kütüphane, A. 3112.
68 Nasihat Yollu Manzûme, Milli Kütüphane A. 4635.; Fair İz, Eski Türk Edebiyatında Nazım C. I, s. 117'de bu şiiri ünlü Veysî'ye ait göstermiştir.
69 İstanbul Şehrengizi, Milli Kütüphane, Cönk. 134.
70 Nazmu'l-'Ulûm, Milli Ktp. A. 2433/(96b-109a).
71 Nasihat-nâme-i Emirî, Milli Kütüphane, 2669/9; Millet Kütüphanesi, Mzm. 860.
72 Pend-nâme-i Fazlî, Süleymaniye Kütüphanesi, Esat Efendi, 245/2.
73 Bursalı Mehmed Tahir, Ahlâk Kitaplarımız, s. 20'de Remzî adlı bir şairin Hayriyye'ye nazire yazdığın söylemekte ise de bu eseri bulmamız mümkün olmamıştır. Yine Abdülkadir Karahan, Nâbî, Ankara 1987, s. 40 vd. 'de "Erzurum Vilayetine tabi Bayezid Sancağı dahilinde Diyadin Kazası sabık Mal Müdürü Muhammed Necmeddin Efendi'nin Nusuh-nâme adıyla Hayriyye'ye nazire yazdığını söylemektedir.
74 Mahmut Kaplan, Hayriyye-i Nâbî (İnceleme-Metin), Ankara Üniv. Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara 1990. Bu tez, yaptığın yeni düzenlemeler, ekler ve çıkarmalarla aynı adla Atatürk Kültür Merkezi tarafından 1995 yılında yayımlandı.
75 Gülşen-i Pend, Konya Yusufağa Kütüphanesi, T. y. 8471.
76 Ahmet Sevgi, Nesib Dede, Hayatı, Eserleri ve Divanı'nın Tenkitli Metni, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Basılmamış Doktora Tezi, Konya 1996. S. 272-277.
77 Ögüt-nâme, Milli Kütüphane, A. 3158/5 (158a-162b).
78 Hayâl-i Behcet-Abâd, Süleymaniye Kütüphanesi, Esat Efendi 2529.
79 Pend-i Mürşidî, Milli Kütüphane, A. 784.
80 Pend-i Ahmediyye, Kitâb-ı Mürşid, Sahhâf İbrahim Efendi Matbaası, İstanbul 1309.
81 Mahmut Kaplan, "Ahmed Suzî ve Pend-nâmesi", Yüzüncü Yıl Üniv. Eğitim Fakültesi Dergisi, C. 1. S. 1, Van 1994.

82 Pend-nâme-i Na'îmü'd-din Temişvârî, Süleymaniye Kütüphanesi, Ali Nihat Tarlar, 13.
83 Bursalı Mehmed Tahir, Ahlak Kitaplarımız, İstanbul 1324, s. 19.
84 Pend-nâme-i Zarîfî, haz. Mehmet Arslan, Siuvas 1994.
85 Ömer Faruk Akün, "Sünbül-zâde Vehbi", İslam Ansiklopedisi, C. 11, İstanbul 1979, ss.238-242.
86 Sünbül-zâde Vehbî-Lutfiyye, haz. Süreyya Ali Beyzadeoğlu, İstanbul 1996.
87 Mahmut Kaplan, "Pend-nâme-i Vak'a-nüvis Es'ad Efendi", Erciyes, S. 236, Ağustos 1997,ss. 13-16.
88 Pend-nâme-i Şeyh Mehmed Nûrî, Milli Kütüphane, A. 4700/2 (8b-12b).
89 Mahmut Kaplan, "Mevlevi Şairi Nazım Paşa'nın Nasihat Manzumesi, Akademik Bakış, Bahar 1997, S. 1. ss. 28-29.
90 Terceme-i Manzume-i Pend-nâme-i Lokmân Hakîm be-Cihet-i Ferzend, İstanbul 1324.
91 M. Öcal Oğuz, Yozgatlyı Hüznî Divanlarından seçmeler, Ankara 1990, ss. 263-274.
92 İbret ve Nasihat Mine'd-Dünyâ, İstanbul Belediye Kütüphanesi Muallim Cevdet, K. 328.
93 Nasihat Mü'minlerin Hatunlarına, Milli Kütüphane, A. 2433/5 (86b-89a).

  
5128 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın