• Anasayfa
  • https://www.facebook.com/tarihtarihcemiyeti/
  • https://twitter.com/ttcemiyeti
XVI-XVII. Yüzyıllarda Osmanlı Imparatorluğu'nda Batı Avrupalı Gezginler ve Bilimsel Çalışmalar / Dr. Sonja Brentjes

Batı Avrupalı gezginler, Osmanlı İmparatorluğu'na bir çeşit hacı, misyoner, tüccar, diplomat, asker, serüvenci, bilgin ve turist olarak geldiler. Bilginler, faydalı nesneler ve bilgi toplamak için seyahat ettiler. Osmanlı kasabalarında Doğu dillerini öğrendiler, el yazmaları, tıp ilaçları, eski madalyalar satın aldılar, kitabelerin kopyalarını çıkardılar, gökyüzü, piramitler, Ayasofya ve diğer doğa, ibadet ve sanat yerleri ile ilgili ölçümler yaptılar. Fakat Osmanlı İmparatorluğu'nda bilimsel çalışma gerçekleştirmeye çalışanlar sadece gezginler değildi. Birçok misyoner, tüccar, diplomat, serüvenci ve turist de bu tür bir işle meşguldü. Bunlar merak ettikleri konularla ilgilendiler. Diğer çalışmalar, yurtlarındaki arkadaşları tarafından sürdürüldü. Tüccarlar, bilgi ürünü ticaretinin Batı Avrupa'da iyi para getirdiğini çabuk öğrendiler. Diplomatlar, tüccarların ve serüvencilerin yaptığı gibi, Osmanlı sultanlarına ve maiyetindekilere bilgi ürünlerini armağan olarak götürdüler.

Bu gezginlerin çoğu, Osmanlı İmparatorluğundaki deneyimleri hakkında yurtlarındaki sevdiklerine ve tanıdıklarına mektuplar yazdılar. Bunlardan bazıları daha sonra, vatandaşlarını eğlendirmek, bilgilendirmek, öğütlemek ve övmek için bir röportaj yayımladılar. Diğerleri öğrendikleri dillerde sözlük hazırladılar, satın aldıkları el yazmalarını çevirdiler ya da uyguladıkları ölçümleri yazdılar. Hemen hemen hepsi, Türklerin bilim ya da sanatta hiçbir bilgileri olmadığını iddia ettiler. Onların bilgi araştırmalarını sıkıcı ve umutsuz olarak tanımladılar. Osmanlı İmparatorluğu'ndaki bu entelektüel manzara değerlendirmesi, bir taraftan, genel halk değil ama tarihçilerin ve bilim tarihçilerinin aklında ağır bir şekilde tartılmaya devam ederken, diğer yandan Oxford, Cambridge, Paris, Roma, Leiden veya Berlin gibi yerlerdeki Batı Avrupa'nın bilim ve sanattaki birçok en iyi Arapça, Türkçe ve Farsça koleksiyonların asılları, bu gezginlerin Osmanlı İmparatorluğu'nun İstanbul, Halep, Kahire ve diğer kentlerindeki özel ya da saray kütüphanelerinden ve kitapçılarından satın aldıkları, kopyaladıkları ya da çaldıklarından elde edildiler. Aynı şey Antik Yunan, Roma ve ya Mısır madeni paraları, madalyaları, mumyaları ya da heykelleri, badem, portakal, lale, nergis, leylak, kedi, bukalemun, ceylan ya da değerli taş gibi doğa ürünleri ve usturlaplar, güneş saati veya harita gibi bilgi ürünlerini de kapsamaktadır. Bu çalışma, Osmanlı İmparatorluğu'ndaki bu Batı Avrupalı gezginlerin bir kaçının izlerini takip etmekte ve İmparatorluğun olası bilimsel çalışmalarda bulunan sakinleriyle bu gezginler arasındaki ilişki ve işbirliğini araştırmaktadır.

1. Dil Çalışmaları

Osmanlı İmparatorluğu'nda konuşulan dillerden herhangi birini, herhangi bir yerde öğrenmek mümkün iken, Batı Avrupalı gezginler üç kenti tercih ettiler: İstanbul, Halep ve Kahire. İstanbul, İbranice, Türkçe ve bazen Arapçanın öğrenildiği yer görevini gördü. Halep, en azından 17.yy. boyunca, Batı Avrupalıların Arapça öğrenmeye çalıştığı merkezdi. Misyonerler, tıpkı Arapça öğrenme çabaları olan misyoner, tüccar ve gezginler gibi, Kahire'de Kıpti ve Habeş dillerinin temellerini anlamaya çalıştılar. Bu üç Osmanlı kentinin dil uygulamaları için önemi ve Batı Avrupalı ziyaretçilerin ya da geçici sakinlerin büyük amaçları, derledikleri sözlükler, yazdıkları mektuplar ya da gezi röportajları ile değerlendirilebilir. Bu kaynaklar "ir yandan Batı Avrupalı bilgin, misyoner ya da tüccarların gerçekten söz edilen dillerle meşgul olduğunu doğrularken, diğer yandan da, ara sıra araştırmaları ve öğretmenleri ile ilgili, Batı Avrupalı ziyaretçilerin izlediği, meşgul olduğu ya da giriştiği amaç, beklenti, standart ve değerlendirmelerini sadece içerir. Bu yüzden, bu çalışmada üzerinde durulan birçok vakada bazı Batı Avrupalıların bir dil öğrendiği ve mümkün olan hallerde bilgilerini nasıl kullandıkları tespit edilebildi. Burada sunulan birinci örnek şimdiye kadar olanların hepsinden farklıdır, çünkü bu rapor, bir gezginin beklentileri, deneyimleri, hayal kırıklıkları ve başarıları hakkında özgürce konuştuğu çok az örneklerden biridir.

İstanbul'da iken Türkçe öğrenmek isteyen soylu İtalyan serüvenci Pietro della Valle, 1614'te Osmanlı İmparatorluğu'na geldi. Kendisine bir öğretmen bulmak için uğraştı ve Napolili doktor Mario Schippano'ya yazdığı mektuplarda, böylesi ortak çabalara has zorlukları renkli bir şekilde anlattı. Della Valle Latince'nin standartlarına ve gramer kurallarına göre Türkçe öğretecek bir öğretmen bulmayı umuyordu. Tek başına böyle bir öğrenimin ona Türkçeden faydalanma olanağı vereceğine inanmıyordu, fakat bunu bir dil öğrenmenin tek doğru yolu olarak düşünüyordu. Doğu dillerini öğrenmeye yönelik bu yaklaşım, 17. yy.'ın ilk yarısı boyunca, hatta bazen daha sonra da, Hıristiyan Avrupa'daki bir çok bilgin tarafından paylaşıldı. Çözülecek sorun sadece bu değildi. Della Valle oldukça katı prensiplere ve güçlü bir kişiliğe sahipti. Della Valle, kendisini, imrenilen bir malı elde etmeyi isteyen bir müşteri gibi görmek istemedi, fakat kendisini, üst üste işe aldığı üç Yahudi öğretmenden daha üstün buldu çünkü İtalya'da Arap harflerini öğrendiği Arap alfabesiyle basılmış bir kitap satın almıştı ve üstelik de Latince grameri biliyordu.

Della Valle'nin ilk Yahudi öğretmeni, onun, Yahudi çocuklara uygulanan Türkçe öğretim kurallarını başarıyla anladığı konusunda ısrar etti.1 Della Valle, kısa süreli bir testten sonra bu düşünceden vazgeçti ve yardım için Fransız Büyükelçi Achille de Harley, Baron de Sancy'ye başvurdu. De Sancy yardım etmek için kendi öğretmenini önerdi. Della Valle, sadece İbranice ve Türkçe değil aynı zamanda Arapça ve Farsçayı da çok iyi bilen bu bilgini beğendi. Ayrıca bu öğretmen, büyükelçiyle işbirliği sayesinde Latince gramerin temelini öğrenmişti ve böylece della Valle'ye Türkçeyi doğru dürüst öğretebildi. İkisi birlikte, öğretmenin İbraniceden Türkçeye çevirmiş olduğu İlahileri beş kez ve İskender'in öyküsünün Türkçe çevirisini on bir kez okuyarak toplam on altı yoğun ders yaptı. Bundan sonra, iş ve özel sorunları ağır bastığı için della Valle'nin yetenekli öğretmeni bıraktı.2

Fransız büyükelçi duruma yeniden müdahale etti ve İtalyan gezgin için yeni bir Türkçe öğretmeni buldu. Yeni öğretmen Kudüs'te doğmuş, uzun süre Kahire'de yaşamıştı ve bu nedenle Arapçada yetenekliydi. Fakat arkadaşı Schippano'nun kanıtladığı örnekteki gibi, Arapçayı boş zamanlarında İtalya'da öğrenebileceğine inandırıldığı için Arapça della Valle'nin ilk öğrenmek istediği şey olmadı. Schippano sadece kısa süre içinde Napoli'de yetenekli bir Osmanlı öğretmen bulmuştu.3 Della Valle, kolay ve güzel olduğu için Türkçe öğrenmek istedi. Bundan başka Türkçe, Arap dili ve Fars dilini daha kolay öğrenmek için bir araç olabilirdi.4 Della Valle'nın Türkçeyi seçmesindeki bir başka nokta ise, gezgine vatandaşları üzerinde önemli bir üstünlük sağlayacağını ümit ettiği İtalya'da, bu dilin iyi bilinmediğiydi:

"Ben de bu dili çok seviyorum. Çünkü ülkemde çok az rastlanıyor ve muhtemelen konuşan ve bilen tek kişi ben olacağım ..."5

Della Valle, 26 saat birlikte ders yaptığı üçüncü öğretmenini ikinci öğretmenine göre çok yetersiz olarak tanımladı. Della Valle, sıfat ve ya zarfların üstünlük derecesini, olumluları veya sıfat-fiilleri yani Latince grameri bilmiyordu. İbraniceyi Latincenin gramer düzenine ya da yöntemine göre değil basit kurallarıyla öğrendi. Biraz İspanyolca konuşması dışında hiçbir dili tam olarak bilmiyordu.6 Bu durum komediye ya da Della Valle'nin yazdığı gibi tuhaf anlara neden oldu. Öğretmen kendi bildiklerini İspanyolcaya çevirecekti ve bilmediği İspanyolca ekleri bu kelimelere ekleyecekti.7 Fakat sadece birkaç hafta sonra durum oldukça değişti. Della Valle Napoli'deki arkadaşına artık sevgililerine kendisini ifade edebilecek düzeye geldiğini yazdı.8

Della Valle'nin kendisine Türkçe öğreten üçüncü Yahudi öğretmeni sadece birkaç dil bilen ve sabırlı bir mizaca sahip biri değil aynı zamanda yönetiminden sorumlu olduğu İstanbul Yahudi cemaatindeki kişilerin sorunlarında da yol gösterici bir kimseydi.9 Bu öğretmen, gençliğinde III. Murat'ın sarayına yakın bağı olan Rabi David adındaki akrabası için yardımcılık yapmıştı. David, Avrupa'daki Hıristiyan prensleriyle ilgili sorunlarda Sultan'a danışmanlık yapmış ve saray için resmi mektuplar yazmıştı. Bu durum, David'in Avrupa'dan iltica edip Osmanlı İmparatorluğu'nda yeni bir yurt edinen bir çok Yahudiden biri olduğunu akla getirmektedir. David'in mektuplarının bölümleri, Della Valle'nin öğretmeni tarafından miras olarak alınmıştı. Bunlar, İtalyan gezgin için okuma ve çalışma malzemesi olarak kullanıldı.10 Bunların politik ve tarihi değerleri, Doğu'ya ait nadir eserlerden oluşan koleksiyonu için bunlardan bir kaçına sahip olmayı isteyen della Valle'nın hoşuna gitti:

"Herkesin yabancı ülkelerde bulunan tüm güzel şeylerle kendi ülkesini zenginleştirmesi gerektiğini düşündüğümden, nadir eserleri İtalya'ya geri getirmeyi çok istiyorum."11

Della Valle'nin İstanbul'daki üçüncü öğretmeni, İtalyan gezginin Napoli'deki arkadaşına karşı yükümlülüğünü yerine getirmesinde yararlı oldu. Mario Schippano, tıp ilaçları ve bitki koleksiyonunu zenginleştirmek, nadir parçalardan oluşan dolabına tıbbi açıdan yararlı ve değerli yeni örnekler katmak ve Arapça sözlükler, gramer ve ders kitaplarını ve hepsinden de öte İbn-i Sina'nın tıp kitabını satın almak için, Della Valle'nın Osmanlı İmparatorluğu'ndaki kütüphaneler ve pazarlarla olan yakın bağlantısından yararlanmak istedi. Della Valle'ye uzun bir liste verdi, bunlardan sonuncusunu seyahati boyunca aramasını istedi. Della Valle mektuplarında bu listeye defalarca değinmesine rağmen, liste yok olmuş gözüküyor. Çeşitli engeller, Della Valle'nin bu listede yer alan siparişlerin sonuncusuna kadar bulmasına engel oldu. İlk olarak sıkıntılı bir durum patlak verdi ve kitapları saklayan, kayıt altına alan ve bu işle uğraşan herkesin eninde sonunda ona dönmek zorunda oldukları sahaflar artık hastalara ve ölenlere hizmet etmekle meşguldüler.12 Ayrıca hastalığın yayılması, Della Valle ve öğretmenini ölenlerin kitaplarını satın almaktan alıkoydu.13 İstanbul pazarlarını dikkatle araştıran Della Valle, bir süre sonra el-Kamus sözlüğünün pek çok kopyasını buldu. Hizmetçisi Thomas'ı el-Kamusu satın almak için gönderdiğinde, bir derviş müdahale etti ve "kitaplarını ve eserlerini gavurlara yani kafirlere vermenin kötü olduğunda" ısrar ederek satışı durdurmaya çalıştı. 14 Della Valle, kısmen tüccarın paraya ihtiyacı olduğu için kısmen de akıllıca davranarak, kitabı saray üyelerinden birisi için, hediye olarak alıyormuş gibi yaptı ve elyazmasını elde etmede başarılı oldu.15

Della Valle Türkleri açıkça dünyanın en aşağılık insanları, dolandırıcının kafir yandaşları, tüm iyi Hıristiyanların düşmanları olarak kabul etmesine ve onun son olarak İran'a yolculuk yapmasına neden olan Osmanlı İmparatorluğu'na karşı yapılan savaşta Safavi şahının ordusunda savaşmasına rağmen, dervişin kinini ve kendi kültürüne ait ürünleri düşmanların elinden kurtarma gayretini anlamadı. Bununla birlikte, Mario Schippano için İstanbul'da elyazmaları satın almada en başarılı olan, Della Valle'nin Yahudi öğretmeni oldu. Della Valle'nin sık sık yaşadığı engelleri, öğretmenin bağlantıları ortadan kaldırdı. Bir başka deyişle, Yahudi öğretmen, İtalyan gezginin yaşadığı engelleri yaşamadı. 1615 Eylülü'nün başlarında öğretmen, Della Valle'nin konutunun olduğu Beyoğlu'ndaki Fransız elçiliğine biri gramer, ikisi muhtemelen dini konularda ve biri tıpla ilgili Arapça ve Türkçe kitaplar taşıyarak geldi.16

Délia Valle, çok geçmeden İstanbul'u terk etti ve İskenderiye yoluyla Kahire'ye, Sina Dağı'na, Kudüs'e ve Halep'e yolculuk etti. Kahire'de bir Türk öğretmenden ve Halep'te bir Maruni papazdan Arapça dersler aldı fakat hangi yoldan devam ettiğini detaylı olarak tanımlamadı.17 Ayrıca Kahire'de Mario Schippano için Kıpti alfabe ve kendisi için iki tane mumya aldı.18

Adı geçen Fransız Büyükelçi Achille de Harley eski İbraniceye ait bilgisini arttırmak, İbranice elyazmaları çalışmak, Samiriyeliler hakkında bilgi toplamak ve İbranice dini, felsefi ve bilimsel elyazmaları elde etmek için yıllarca, kentin iyi eğitimli Yahudi sakinleriyle işbirliği içinde oldu. Fransa'da Ulusal Kütüphane'deki zengin İbranice elyazmaları koleksiyonunda bulunan oldukça önemli miktardaki yapıt, varlığını de Sancy ve İstanbul'daki Yahudi arkadaşlarının etkinliklerine borçludur.19 Achille de Harley'in belki en önemli Yahudi işbirlikçisi, daha sonra Edward Pococke ile de işbirliği yapan Jacob Roman'dı.20 İstanbul'u ziyaret eden ve bu kentte Türkçe ve bazen Arapça, Farsça ya da İbranice öğrenen diğer Batı Avrupalı ziyaretçiler 16. yy. ortasında Guillaume Postel, 17. yy. ortasında John Greaves ve Christian Raue ve 17. yy. son döneminde Luiji Marsigli olmuştur.Daha önce söylediğim gibi Kahire, misyonerlerin, kısmen Kıpti ve Habeş dilinin misyonerlik faaliyetleri için önemli olduğunu düşündüklerinden, kısmen İncil ve ilgili dini kitapların eski çevirileriyle kendilerinden ilgili araştırmalarında Batı Avrupa'daki bilginleri desteklemeleri rica edildiğinden, bu iki dile ait bilgileri öğrenmeye çalıştıkları yer olmuştu.

Osmanlı İmparatorluğu'nda bulunan doğal ve kültürel ürünlerle geniş oranda ilgilenen Fransız rahip ve bilgin Nicolos Claude Fabri de Peiresc ile Agathange de Vendôme ve Cassien de Nantes adındaki iki Fransız Fransiskan rahip arasında yazılmış olan mektupların gösterdiği gibi; misyonerler, bu iki dilin temel bilgilerini öğrenmek, Kıpti ve Habeş dilinde gramer kitapları, sözlükler ve dini kitapları almak, aşağı ve yukarı Mısır'daki en önemli Kıpti manastırlarından faydalanma imkanı elde etmek için Kıpti papazların ve Habeşli tüccarların yardımını araştırdılar.21 Misyonerler, elyazmaları karşılığında, kendilerine ayinde kullanacakları kadeh verilmesini istemelerine rağmen Kıpti keşişlerin birliğine hazır olmalarına memnun oldular, fakat Kahire'nin Kıptileri arasında dil bilgisi eksikliği ve Kıpti papazlar ile Habeşli tüccarların Musevi yazmanlar gibi misyoner olarak hizmet etmekteki sınırlı isteklerinden dolayı sıkıntı çektiler.22 Misyonerler bu ortaklarının, kendi cemaatlerini Katolik kilisesi ve bilime olan görevlerinin üzerine koymalarını anlamakta güçlük çektiler ve onları tembel, güvenilmez, entrikacı olarak tanımlamayı tercih ettiler.23

Yukarıda değinildiği gibi Halep, 17. yy. başında Osmanlı İmparatorluğu'nda Batı Avrupalıların çalışmaları için bir merkezdi. Edward Pococke, John Greaves ya da Jacob Galius gibi ünlü Batı Avrupalı Doğu bilimciler konuşma ve edebi dil bilgilerini geliştirmek ve değerli elyazmaları satın almak için bu kentte aylarını hatta yıllarını geçirdiler.24 Halep'te bir kitap satıcısı olan Derviş Ahmet bu üç kişinin ve bir de Jacob Golius'un erkek kardeşi Carmelite misyoneri St. Lidvinuslu Celestinus'un öğretmeni oldu. Onlarla birlikte "Resa'il-i Ihvan'üs-Safa" gibi Ortaçağ'a ait Arapça metinler okudu. Onlara Arapça hat sanatının ilkelerini öğretti ve elyazmalarının kopyasını çıkarttı.25 Celestinus daha sonra Halep ve Roma'daki misyoner çocuklarına Arapça öğretti.26 Michelange de Nantes gibi Fransiskan rahipler, Aimée Chezaud ve St. Jesulu Ignatius gibi Karmelitler Arapça ve bazen biraz Farsça öğrenmek için Halep'te kaldılar.27 Celestinus'un adı dışında, misyonerlerin üstlerine yazdıkları düzenli raporlarda hiçbir öğretmenin adı verilmedi. Halep'te öğretilen diğer diller Süryanice ve Ermeniceydi. Batı Avrupalı ziyaretçilerin bu dillerdeki öğretmenleri ya profesyonel yazmanlar ve çeşitli Doğu Hıristiyan cemaatlerinin papazları ya da Venedik, Fransız ya da İngiliz konsolosların tercümanları, yardımcılarıydı.

2. Elyazmalarının Ele Geçirilmesi

Batı Avrupalı bilginler ve eğitimli seçkiler, temel olarak dört konuda elyazmaları almakla ilgilendiler: Hıristiyan dini, Doğu dilleri, İslam ve antik bilimler. Doğu Hıristiyan kaynaklarını araştırma, daha güvenilir İncil metni saptamak için bir yol olarak görüldü. O nedenle, Doğu dillerine ait bilgi, vazgeçilmez araç olarak kabul edildi. İslamiyet hakkında metinlere, özellikle Kuran'a, soylular arasında nadir eserlerin bulunduğu dolaplar için bir hazine oldukları düşünüldükleri için göz dikildi. Bu tür metinler kısmen de İslam'ın ilkelerini daha önceye nazaran daha iyi çürütebilmek amacıyla aranılır oldular. Antik Batı Avrupa'nın değerini takdir edemediği antik bilimlerin Arapça çeviri ve tefsirlerde korunduğuna inanılıyordu. Bu yüzden, İngiltere, Hollanda Birleşik Eyaletleri, Fransa ya da İtalya'daki bilginler, Yunanca ya da Latincede kaybedilen eski bilgi hazinesinin Arapça kılığında yeniden keşfedilebileceğine inandılar.28 Tüm bu amaçlardan dolayı, Osmanlı İmparatorluğu, Batı Avrupalı bilginler ve bu bilginlerin hamileri için bir depo ve araç vazifesini gördü. Bundan başka Thomas Erpeniusi Edward Popocke ya da Jacob Golius gibi Batı Avrupa üniversitelerinde Arapça profesörü olarak çalışan bazı Batı Avrupalı bilginler, Müslüman kültürü ve tarihi ile ilgilendiler ve bu yüzden Müslüman tarihi, edebiyatı ya da kanunu üzerine elyazmaları da almaya çalıştılar.29

Daha önce Halep'e gelen Batı Avrupalı ziyaretçilerin dil öğretmeni olduğundan söz edilen Derviş Ahmet, kentte olsunlar ya da yurtlarına dönsünler uzun yıllar boyunca Batılı dostlar için elyazmaları satın aldı. Elyazmaları Halep'te uygun değilse aile üyelerini, bu ziyaretçiler için elyazmaları araştırmaları için Şam, Beyrut ve diğer kentlere gönderdi veya onların kopyasını yapmak için işbirliğine girdi Örneğin İstanbul'da idam edilmeden önce 2. Emir Fahreddin el-Manî kütüphanesinden "Resa'il-i ihvan'üs-Safa"nın kopyasını Jacob Golius için satın aldığı söylenir.30

Della Valle, İstanbul'a gittiği dönemde, Müslümanların hepsi, içerikleri ne olursa olsun Arapça, Farsça ya da Türkçe kitapların yabancı kafirlere satışını iyi gözle görmüyordu. Osmanlı İmparatorluğu'nun başlıca kitap ticaretinin yapıldığı Halep'te, Muhammed el-Takvi adında, ne elyazmalarından ayrılmaktan ne de onları kopyalanması için ödünç vermekten hoşlanmayan bir kütüphane sahibi vardı.31 El-Takvi ve kentteki diğer bazı insanlar, ara sıra sadece kopyalama için, elyazmalarının yerel yazmanlara kısa bir süreliğine verilmesi konusunda ikna edilebilirlerdi. Bu şekilde, örneğin Jacob Golius, masrafı bir Hollandalı tüccar ve tanınmış Hollandalı bilgin Christian Huygens'in akrabası tarafından ödenen, Apollonius'un Konikler üzerine Ortaçağ'a ait bir Arapça yorumunun değerli bir kopyasını aldı.32

Batı Avrupalı bilginler sadece eski elyazmalarını ya da onların çağdaş kopyalarını satın almaya çalışmadılar, fakat bir de bunları Batı Avrupa'nın çeşitli kentlerinde basılmış olan kitaplarla değiştirmek için bu kendi dilindeki kitaplara para ödemekle ve bu kitapları, kitap pazarlarından yurtlarına ve oradan da Orta Doğu'ya taşımakla meşgul oldular. Flandralı serüvenci ve servet arayıcısı Vermeil ile Peiresc arasındaki ilişki böyle bir durumdur. Vermeil değerli taşlar ve başka kıymetli şeyler almak için Kahire'ye ve oradan Habeşistan'a yolculuk etti. Vermeil'in kente vardığı ve daha güneye yolculuk edeceği planları konusunda Misyoner Gilles de Loches ve tüccar Jean Magy tarafından bilgilendirilen Peiresc, fırsat yakalamak için elinden geleni yaptı. Eğer Vermeil, Habeşçe elyazmalarını ona gönderirse, Peiresc de Habeş kralını etkilemeyi istediği bilim ve sanat üzerine bir takım basma kitapları Vermeil'e yollamaya razı oldu.33 Peiresc söz verilen kitapları Kahire'ye gönderirken, çok istediği elyazmaları alacağına dair net bir güvencesi yoktu.

3. Kraliyet Hediyeleri, Cazibe Nesneleri ve Bilimsel Gayret Aracı Olarak Matema tik, Astronomi ve Coğrafya Aletleri ve Nesneleri

Matematik, astronomi ve coğrafya aletleri ve nesneleri şaşırtıcı bir miktarda Osmanlı İmparatorluğu'na aktı. Teleskoplar, aynalar, yükseklik ölçme aletleri, sekstantlar, haritalar, ölçüm aletleri, mikroskoplar ve saatler oraya ulaşmak için bir çok yol kat etti ve bir çok farklı amaç için kullanıldılar.

Diplomatlar ve tüccarlar, İstanbul'a kraliyet hediyeleri olarak coğrafi haritalar ve atlaslar olduğu kadar matematik ve astronomi aletleri de getirdiler. Hollanda Birleşik Eyaletler Büyükelçisi Justinus Colier'in 1675'te Sultan Mehmed için İstanbul'a hediye olarak Hollanda Doğu Hindistan Şirketi'nin haritacısı W. Blaeu'nun 12 ciltlik atlasını getirdiği çok iyi biliniyor. Hollanda Cumhuriyeti tarafından gönderilen hediyelerin içerisinde bir de dürbün getirdiği ise daha az bilinmektedir.34 Ancak, dürbün getiren sadece Colier değildir. 1640'ların sonunda Fransız gezginler, Sultan İbrahim'in çevresindeki uyruklarını ve elçiliklerin nüfuz alanlarını gözetlemek için bir dürbün kullandığını yazmaktadır. Gezginler arasından Balthasar de Monconys gibi bazıları Osmanlı tebasının eylemleri hakkında Sultan'ın merakını bizzat kendisi giderdi. De Montconys, Beyoğlu'ndaki Fransız elçiliğinin etrafındaki komşuların çevresini kendi dürbünüyle gözledi.35 Ayrıca bu dürbünü Kahire ve diğer Osmanlı kentlerinde simya deneyleri için gezegenlerin karşılıklı konumlarını ve astrolojik yerlerini gözlemek amacıyla kullandı.36 Üstelik, Kahire'de kendi aletlerinin Marsilya'dan gelmesini beklerken başka bir dürbün elde edebildi.37

Tüm gezginler Osmanlı İmparatorluğu'nda seyahat ederken tavsiye ve kredi mektuplarına gerek duydu. Kural olarak, bu mektupları büyükelçilerinden destek sağlamak ve ayrıca gittikleri yerlerdeki konsoloslar ve tüccarlar ile kalabilmek için getirdiler. Ayrıca yerel yöneticilere ve diğer memurlara göstermek için Osmanlı sarayından tavsiye mektuplarına ihtiyaçları vardı. Tüccar Paul Lucas, Fransa ile Osmanlı İmparatorluğu arasındaki ilişki sorunlu olduğu için sadrazamdan bu mektupları alamayınca, kazaskerden bir görüşme istedi. Lucas, isteklerini kabul etmesini sağlamak için için ona yeni bir Avrupa haritası hediye etti. Lucas ayrıca, Osmanlı İmparatorluğu'nda ve komşu devletlerde bilimsel nesnelerin ticaretini yaptı. Bağdat valisi tarafından yağmalanan mallarının listesinde sadece değerli taşlar değil aynı zamanda teleskoplar ve mikroskoplar da vardı.38 Diğer taraftan Lucas, Fransız sarayı için sadece değerli taşlar, madalyalar, madeni paralar ve mumyalar değil ayrıca haritalar, planlar, elyazmaları, tohumlar ve bitkiler getirdi.39

Osmanlı İmparatorluğunda her türlü bilimsel nesnelerin bulunduğu pazar, görünüşe göre pek canlı ve yeniliklere açıktı. Londra'da Gresham Koleji'nde geometri, Oxford Üniversitesi'nde ise astronomi profesörü ve Doğu dillerinde uzman olan John Greaves 1630'larda eski Yunanca matematik ve astronomi metinlerinin Arapça çevirilerini satın almak, göksel ve dünyevi nesneleri ölçmek ve Arapça bilgisini geliştirmek için Osmanlı İmparatorluğu'na geldiğinde Londra'dan getirdiği Avrupa'da basılmış kitapların çoğunu satmak zorunda kaldı, ama umduğu parayı sağlayamadı.40 1640'ların sonu ve 1650'lerin başında Cihannüma'nın gözden geçirilmiş versiyonu üzerinde çalışan Hacı Halife, İstanbul'da, örneğin Abraham Ortelius'un atlası gibi eski kazaskere ait olan, Avrupa coğrafi yazınına rastladı. Fakat bu özel kitabı elde edemeyince, İstanbul'da, Abraham Ortelius'un "Coğrafya'da Yazarlar Kataloğu", Philip Cluver'in "Coğrafya'ya Giriş" ya da Gerard Mercator'un "Küçük Atlas"ı gibi Avrupa'da basılmış diğer coğrafya eserlerini buldu.41 Hatta Bitlis'te dahi, Evliya Çelebi 1650'lerin ortalarında, bölgeyi, 200 yıl kadar yöneten Kürt hanlığındaki kütüphanede, Avrupa'ya ait tıp, astronomi ve coğrafya eserleri buldu.42

Osmanlı İmparatorluğu'ndaki misyonerler, Müslüman çoğunluğun olduğu yerlerde onları dinlerine devşirmeye çalışmamaları konusunda, Papa tarafından uyarıldılar. Bu yüzden çalışmalarını hizipçi Hıristiyanlar, Protestan ve Katolik tüccar veya köleler ve Yahudiler üzerine yoğunlaştırdılar. Hıristiyan ailelerin genç erkek çocuklarına Latince, İtalyanca ve bazen Yunanca gramer ve ilmihali öğrettiler. Bu girişimlerde Doğu Hıristiyanlarının bir çok topluluğu ve Yahudiler arasında birtakım başarısızlık ve direniş ile karşılaştılar. Cizvitler ve muhtemelen diğer misyonerler, genç nesli kendilerine çekmek için onlara matematik aletlerini, aynalarını ya da yerkürelerini kullanmaları konusunda müsamahakar davrandılar.43

Birkaç bilgin güneş ve yıldız uzaklıklarını ve ay ve güneş tutulmalarını piramitlerin, Ayasofya'nın, antik kolonların ya da Bedesten'in çemberini ölçmek için Osmanlı İmparatorluğu'na teleskop, yükseklik ölçme aletleri, sekstantlar ya da usturlaplar gibi gözlem araçları bile ya getirdi ya da gönderdi. 1630'lu yıllarda, Batı Avrupa, Kuzey Afrika ve Osmanlı İmparatorluğu'ndaki güneş ve ay tutulmaları gözlemlerinin bir karşılaştırmasını yapmak isteyen Peiresc, kendisi için araştırma yapmaya ikna ettiği Fransikan rahipler ve Karmelitlere, ölçümleri hatasız yapabilmeleri için müteadit defalar küçük teleskoplar ve ahşap yükseklik ölçme aletleri gönderdi.44 Yukarda sözü edilen John Greaves, Osmanlı İmparatorluğu'nda enlem incelemeleri için özel olarak kendisi tarafından tasarlanmış olan ve bununla güneşi, ayı, Rodos, İskenderiye ve İstanbul'da bazı yıldızları incelediği, oldukça iyi bir sekstant getirdi.45 Ayrıca tutulmanın incelenmesi için kendisine yardım etmeye ikna ettiği Avrupalı tüccarlar, Osmanlı fizikçiler ve diğer kimseler arasında enlem ve boylam hesaplamalarında kullanılmak üzere teleskoplar, usturlap ve astronomiye ait tablolar getirdi.46 Ölçme gayreti sadece göksel alanlarla sınırlı değildi. Eşyaları arasında Kahire yakınındaki piramitleri ve herhangi başka değerli antik anıtı ölçmek için aletler ve halatlar vardı.47

Benoit de Maillet gibi Fransız konsolos, Father Sicard gibi Cizvit gezginler ve Louis des Hayes, Baron de Courmenin gibi Fransız özel temsilciler, coğrafya ya da astronomiyle ilgili inceleme ve kayıtlara ve hatta casusluğa girişmişlerdi. De Hayes 1620'lerde Osmanlı İmparatorluğu'na yaptığı yolculuk güzergahı hakkında, Balkanlar'daki en ufak köyü bile özenle listelediği iki uzun rapor yazdı.48 De Maillet Fransız sarayı adına, Kahire'den Habeşistan'a geçişi kolaylaştırmak için tekrar tekrar denemelere girişti. Bu amaçla de Maillet, bu şehirde ticaret yapan Kahireli ve Habeşistanlı tüccarlarla işbirliği yaptı. Maillet ve Sicord, Mısır'ın coğrafi alanını kendinden öncekilerden daha hassas ölçmek için gözleme dayalı bilgi topladılar, göller ve diğer şeyleri ölçtüler, yerli halk ile görüşmeler yaptılar. Bazı selefleri gibi, onların da özel ilgisi Aşağı Mısır, Nübya ve Habeşistan'a inen yoldu.49 Sicord ve de Maillet'nin girişimlerinde onları motive eden etkenler; düşman Osmanlı'ya karşı Katolik Avrupa'nın Doğu'daki müttefiki, güçlü Presbiteryan Johannes hakkında araştırmalar, Habeşistan yöneticilerini Katolik inancına sokma isteği, Kıpti ve Habeş dilinde el yazmalarını araştırma ve Afrika'yı doğrudan ticaret ilişkilerine açma isteği oldu. De Maillet, Mısır coğrafyası, doğası ve kültürü üstüne elde edilebilir en yeni bilgiyi içine almasını istediği kapsamlı anılar yazdı.50 Maillet'nin Abbé de Mascrier tarafından redaksiyonu yapılan anıları, Maillet'nin metninin kaynağına dayandığı iddia edilen bir harita içermektedir. Sicard da Mısır'daki deneyimleri hakkında mektuplar yazdı ve ülkenin yeni ve daha kapsamlı bilgi veren haritasını çizdi. Her iki yazarın çalışması, Fransız kraliyet coğrafyacılarının işine yaradı.51 Diğer tanımadığımız Fransiskan misyonerleri Fransa'da hazırlanan yerküre için Yukarı Mısır ve Habeşistan'la ilgili daha detaylı bilgiler verdiler.52

17. yy. boyunca pek çok Fransız özel delege ya politik görevler ya da elyazmaları almaları için Osmanlı İmparatorluğu'na gönderildi. 18. yy. başından itibaren bunlara yeni bir görev verilmişti: Fransa'da yapılan İmparatorluk haritalarını geliştirmek amacıyla büyük Osmanlı kalelerinin ve Osmanlı kırsalının casusluğunu yapmak.

4. Doğayla İlgili Bilgi Ticareti

Marchese Cesi ya da Francesco Redi gibi doğa tarihiyle ilgilenen Batı Avrupalı bilginler arasından sadece birkaçı bu konudaki Arapça bilginin yararlılığına inanarak bitki bilimi, hayvan bilimi ve simya üzerine kitaplar almaya çabaladılar. Bunlar aynı zamanda Osmanlı İmparatorluğu ve Kuzey Afrika'daki sömürgelerin çağdaş bitki örtüsü hakkında da yoğun olarak bilgi alışverişi yaptılar.53 Pierre Belon, Pierre Giles ve ya Peiresc gibi diğerleri, Akdeniz'in güney kıyılarını ve bu kıyılara çevre bölgelerin kendi çevresel olaylarının bir uzantısı saydılar ve antik tarih ve bilim aracılığıyla projeleriyle ilişkilendirdiler.

Belon ve Giles 16. yy. ortasında tıbbi ilaçlar, elyazmaları ve diğer değerli şeyleri araştırmak için Osmanlı İmparatorluğu'na seyahatlerde bulundular. Eski bitkibilimsel, tıbbi, hayvanbilimsel ve felsefi yazılarda tanımlanan bir çok bitki, hayvan ve ilaçların doğru yapısını ve fiziksel şeklini belirlemeyi istediler. Belon, temelde bilinen numuneleri tanımlamak ve yurdunda bilinmeyen parçaları öğrenmek amacıyla yolculuğu süresince kullanmayı planladığı bazı ilaçların Arapça listesini hazırladı.54

Giles, kısaltarak Latinceye çevirdiği Boğaziçi'ne ait Ortaçağ Yunan coğrafya kitabının bir kopyasını buldu. Bu metin Peiresc, Della Valle ya da Marsigli gibi 17. yy. Batı Avrupa bilgin, gezgin ve askerlerinin bazılarının ilgisini çekti. Peiresc, Giles'in çalışmış olduğu Yunanca metni elde etmek amacıyla Giles'in hamisi ve devamlı müşterisi Kardinal d'Armagnac adına kurulmuş kütüphaneyle yoğun bir şekilde temaslarda bulundu.55 Çabalar başarısız olunca, Peiresc İspanya, Kuzey Afrika ve Akdeniz'in batı kıyılarıyla paralellikler kurmak üzere, Boğaziçi akıntıları ve gelgitleri hakkında kendi araştırmalarına başladı. İstanbul, Tunus ya da Cezayir'de ticaret yapan gemi kaptanları, Kuzey Afrika'nın eski Hıristiyan köleleri, Fransa'daki Müslüman köleler ve Tunus'ta İslam dinine geçen Fransızlarla görüşme yaptı.56 Hatta bunlardan birisi aracılığıyla gelgitler ve akıntılar hakkında Tunuslu denizcilerin raporlarına ulaşmayı ümit etti.57

Bununla birlikte Marsigli'nin Pierre Giles'in Boğaziçi üzerine olan eserini geliştirme konusundaki çabası daha başarılıydı. 1671'de İstanbul'da Venedik konsolosunun askeri danışmanı iken Türkçe öğrendi ve hemen Boğaziçi'nin kıyı şeridini, kıyı kasaba ve köylerinin Osmanlıca adlarını ve körfezin faunasını araştırmaya başladı. Yerlerin ve balıkların Türkçe adlarının listesini, Boğaziçi üzerine hazırladığı kitabının elyazması versiyonuna ekler olarak derledi.58 Ayrıca Boğaziçi'nin çeşitli haritalarını hazırladı.59 İsveç Kraliçesi Christina'ya adanan kitabının daha sonra basılan versiyonu, Osmanlı İmparatorluğu'nda çeviri edebiyatından öğrendiği bilgilerin bölümlerini içermektedir.60 Bologna'da mevcut elyazmaları arasında Mısır'dan ve Osmanlı İmparatorluğu'nun diğer yerlerinden bitkiler kadar Boğaziçi'nden pek çok balığın taslakları ve renkli resimleri vardı. Bunlara çoğu kez Türkçe, Yunanca ve Latince adları da eklenmişti.61 Marsigli ayrıca Mısır'ın doğa tarihini sistematik olarak araştırmak/incelemek için kapsamlı bir plan tasarladı.62 Bu etkinliklerin bir çoğu, kendilerine Boğaziçi'ndeki balıkların adlarını sormak ve kıyı kasaba ve köyleri hakkında bilgi edinmek suretiyle Osmanlılarla işbirliği yaparak ve onlarla Türkçe öğrenerek uygulanabildi. Fakat Bologna'da Marsigli'den kalan kağıtlar arasında, yerli bir öğretmen rehberliğinde çıkarılmış olan Türkçe gramer kitabı ve sözlük gibi doğrudan kanıtlar dışında, Marsigli'nin İmparatorluk sakinleri ile bağlantısını gösteren bir kanıt yok.63 Sadrazam Köprülü Fazıl Ahmet Paşa ile tanıştı ve belki de sadrazamın himaye ettiği coğrafyacı Ebû Bekir el-Dimaşkî'yi de kişisel olarak tanımış olabilir.64 Miras olarak bırakılan yazılı belgeler arasında, bir de İstanbul'da, görünüşe göre çok eskiden çizilmiş, çevirisi yapılmış, Ebû Bekir el-Dimaşkî'ye adanmış W. Blaue'nun Büyük Atlası'nın olduğu haritalar koleksiyonu vardı.65 Buna ek olarak, Marsigli'nin, üzerinde 1678 tarihinin atılması hasebiyle, görünüşe göre Ebû Bekir el-Dimaşkî ile aynı kişi olan Abu Bekr Efendi denen bir Osmanlı coğrafyacı tarafından çizilmiş bir Osmanlı İmparatorluğu haritasından faydalanma imkanı da olmuştu.66 Bu harita, 18. yy. başında İtalya'da basıldı. Bugün, bu eserin kopyalarını Avrupa'da önemli harita koleksiyonlarında bulabiliriz.67

Osmanlı İmparatorluğu'ndan döndükten sonra, Marsigli, Habsburg ordusunda, Macaristan ve Balkanlar'da, Osmanlı'ya karşı savaşta hizmet ederken dilbilimsel, coğrafi ve kültürel bilgilerini fazlasıyla kullandı.68 Osmanlı ordusunun delege ve temsilcileriyle Osmanlı Türkçesinde sözlü ve yazılı iletişim kurdu ve onlarla bir kaçını ya Türkçeye ya da Türkçeden Latinceye çevirdiği tartışmalı topraklar ve sınırlarla ilgili haritaları değiş tokuş etti.69

Sonuç

İster Türkiye'den ve komşu Orta Doğu ülkelerinden isterse Avrupa, Amerika Birleşik Devletleri veya diğer Batı alemi ülkelerinden gelmiş olsun, tarihçiler ve bilim tarihçileri Hıristiyan Avrupa ve Müslüman dünyası arasındaki bilimsel ilişki hakkında yaygın bir önyargıya sahipler: Bu ilişkinin sadece Ortaçağ boyunca Katolik keşişlerin, İspanya, Güney Fransa, Sicilya, Güney İtalya ve Orta Doğu'nun Haçlı devletlerinde bilim üzerine Arapça eserleri Latinceye çevirirken mevcut olduğuna çok sayıda hataya sahip olmaları sebebiyle Katolik Avrupa'nın alimlerinin Arapça-Latince tercümelere sıcak bakmadıklarına ve Arapça kaynakların antik Yunan mirasını yansıtmaları sebebiyle, Yunancadan Latinceye doğrudan çevirileri ümit ettiklerine inanılır. Birkaç yüz yıl sonra, Rönesans Dönemi'nde, Arapçadan Latinceye çevirilere karşı hoşnutsuzluk arttı ve "kaynaklara dönüş" diye bilinen akım başladı. Arapçadan Latinceye çevirilerin kusurlarının sorumluluğu Arap dünyasının alimlerine yükleniyordu. Böylece bugünlerde bir çok tarihçi ve bilim tarihçisinin inandığı üzere, bu dünyayla olan uçurum derinleşti. İki bölge arasındaki kopma Galileo Galilei, René Descartes ya da Isaac Newton gibi bilginlerin başını çektiği, Güney ve Kuzey Avrupa'da bilimsel devrim meydana geldiği 17. yy boyunca hat safhaya ulaştı. Onların Orta Doğu'da var olan bilgiye ihtiyaçları yoktu ve bu sebeple bu bilgilerle ilgilenmediler. Hıristiyan Avrupalı bilginler arasında Arapçaya olan ilgi daha çok dilsel, tarihsel, dinsel ve misyonerlikle ilgilidir. Tabii bilimler için Doğulu bilgiye ihtiyacın veya bu bilgilere ulaşabilmek için Osmanlı, Safevi ve Moğol imparatorlarına seyahat etme gerekliliğinin ortak hükümsüz olduğuna inanılıyordu.

Göstermiş olduğum gibi bu bakış açısının sağlam bir şekilde düzeltilmeye ihtiyacı var. Dini, diplomatik, ticari ve bilimsel ilgi, bilginin ve harita, alet veya elyazması gibi nesnelerin, Hıristiyan Avrupalı gezgin ve temsilciler tarafından alınmasını harekete geçirdi. Bu tür parçaları elde etme sürecinde, Avrupalı gezginler ve temsilciler sık sık Osmanlı İmparatorluğu veya komşu ülkelerdeki bilginler, tüccarlar, kitap severler, papazlar ya da devlet görevlileriyle birlikte çalıştılar ve hata işbirliği yaptılar. Dilleri onlarla birlikte öğrendiler, elyazmaları, haritaları alırken onlara güvendiler ve yeryüzü ve gökyüzünü incelemek üzere kırlara beraberce araştırma gezileri düzenlediler.

Hıristiyan Avrupalı ziyaretçilerin etkinlikleri, Batı Avrupa'daki yeni bilgi, ürün ve teknolojiler konusunda Osmanlı denizcileri, bilginleri, bürokratları ve sarayının ilgisini çekti. 16. yy.'ın başlarından beri ister Müslüman, Hıristiyan isterse Yahudi olsun, Osmanlı İmparatorluğu uyrukları arasında yeni bilgi ve becerilerin haberi, çevirisi ve benimsenmesi konusunda sınırlı ama istikrarlı bir akış vardı. Fakat bunun farklı bir makale ve başka bir zamanda anlatılması gerek.


1 Della Valle 1745, C. 1, s. 235.
2 A.g.e., ss. 236-237.
3 A.g.e., s. 234.
4 A.g.e., s. 234.
5 A.g.e., ss. 234-235.
6 A.g.e., ss. 238, 251-252.
7 A.g.e., 238.
8 A.g.e., s. 250.
9 A.g.e., s. 237.
10 A.g.e., s. 238-239.
11 A.g.e., s. 244.
12 A.g.e., s. 249.
13 A.g.e., s. 250.
14 A.g.e., s. 261.
15 A.g.e., s. 261.
16 A.g.e., s. 265.
17 Rabbath 1907, C. 1, s. 338.
18 Della Valle 1745, C. 1, ss. 337-350, 404.
19 Paris'teki Fransa Ulusal Kütüphanesi Doğu Elyazmaları Bölümü"nden Francis Richard tarafından verilen gayrı resmi bilgi.
20 Toomer 1996, s. 135.
21 Correspondace de Peiresc 1891, ss. 14-15, 21-26, 63, 170, et al.
22 A.g.e., ss. 24-25, 55, 69-72, 133, 154-155, 157, 166-167, 169-170, 192.
23 A.g.e., ss. 157, 224.
24 Bkz. Örneğin Toomer 1996, ss. 120-124; Philologia Arabica 1986, ss. 171-172.
25 A.g.e., ss. 121-123.
26 Bkz. Örneğin Rabbath 1907, s. 445.
27 A.g.e., ss. 93, 432-444.
28 John Greaves örneğin başpiskopos Ussher'e "Bu yüzden, Arapçaya çevrilen bir çok Yunan matematikçiyi görmek isteyebilirsiniz, bu hala Arapçası mevcut olup Yunancası kaybolanlardan bazıları olabilir. Gördüğüm en iyi kopya olan ve öğrendiğime göre Sirraglio'da krallara ait kütüphaneden bir sipahi tarafından çalınmış olan Batlamyos'un astronomi kitabının Arapçasını aldım. Böylece Yunan ve Latin yazarların eserlerini bulmanın mümkün olduğunu gördünüz. "diye yazdı. Ms Savile 47, f 45b.
29 Toomer 1996, ss. 46, 49, 124-126, 132.
30 Celestine'nin kardeşi Jacob'a yazdığı mektuplar, 22 Şubat 1636. Ms Carpentars 1831, ff 133a, 136b, f1 35b; Celestin'nin Peiresc'e mektubu, 25 Şubat 1636. Ms Paris, Latin n. a. 1634, ff1 40a-141b, f1 40b.
31 Celestin'nin Peiresc'e mektubu, 20 Ekim 1636. Ms Paris, fr 9539, ff 194a-405b, f 195b.

32 Toomer 1990, ss. 1xxxvi-1xxxvii.
33 Ms Paris, Latin 9340, ff 111a-111b.
34 Colier 1672, Ek.7
35 De Monconys 1658, ss. 389-390.
36 A.g.e., s. 273.
37 A.g.e., s. 262.
38 Ormont 1902, C. 1, s. 323.
39 A.g.e., C. 2, ss. 1051-1065.
40 Ms Savile 47, f45.
41 Hagen 1996, s. 179.
42 Dankoff 1990, ss. 292-293.
43 Rabbath 1907, ss. 61-62.
44 Correspondance de Peiresc 1891, ss. 139-141 et al.
45 Bu sekstant bugün Oxford Üniversitesi'nde Bilim Müzesi'nde sergilenmektedir. Bkz. Ayrıca Toomer 1996, s. 133.
46 Greaves 25. dipnotta da belirtildiği gibi Başpiskopos Ussher'e "Uygun aletlerle donattığım tüm yerler, Tycho Brah'ye göre öğrettiğim tüm bilgiler nasıl algılamaları gerektiği üzerinedir. " dedi. Ms Savile 47, f 45b.
47 Piramitler üzerindeki anlaşmalar şunu yazdı: "Instruments'ı yerleştirmek için gerekli olan uygun uzaklık ve yer eksikliğinden dolayı bölümlerin kalanı bir satırla incelendi. " A Collection of Curious Travels&Voyages 1963, C. 2, s. 99.
48 Bkz. Örneğin des Hayes 1629.
49 Bkz. Örneğin Rabbath 1907, ss. 131-134.
50 Description de l'Egypte 1735, özellikle.
51 Sicard'ın haritası ve gezi notları Kraliyet coğrafyacısı G. De L'Isle ve Ph. Buache ile Orleans dükünün coğrafyacısı J. B. d'Anville tarafından kullanıldı.
52 Bunlardan bir tanesi bugün Lyon Belediye Kütüphanesindedir.
53 Bkz. Örneğin Redi 1668, ss. 64, 66, 71, 80 et al.
54 Bkz. Brentjes 1999, ss. 439-441.
55 Bkz. Örneğin Tazimey de Larroque 1894, C. 5, s. 261.
56 Tazimey de Larroque 1898, C. 7, ss. 127-128, 141, 171; Ms Carpentras 1821, ff 127a-b; Ms Paris Dupuy 669, ff 75a-78a, 81a-82a, 83a-88a.
57 Tazimey de Larroque 1898, C. 7, s. 142; Les Correspondants de Peiresc 1972, C. 2, ss. 223-224.
58 Ms Marsili 94, 118.
59 Ms Marsili 44, maps 4-6, 9-10.
60 Basılmak için hazırlanan elyazmalarını kıyaslayın yani Ms Marsili 118'i.
61 Bkz. Örneğin Ms Marsili 110, ff 27a-36a, ff58a-68a, 71a-125a, 129a-324b.
62 Ms Marsili 96, ff307a-314b.
63 Ms Marsili Orient 3580.
64 Bkz. Ms Marsili 46, harita 6. İhsanoğlu 1992, ss. 114-115, dipnot 32 ile kıyaslayın.
65 Ms Marsili Orient, 3608. "Ex lingua Iranica in Turcicam translatus Per Abu Efendi" Bu Latince yazı, bu elyazmasında bulunan tüm haritalar Avrupa kaynaklarından alındığı için gülünç görünüyor.
66 Ms Marsili 46, harita 1.
67 Bologna'dakinden başka Berlin'de Staatsbibliothek, Preussicher Kulturbesitz ve Londra'daki British Library'de bir çok kopyası vardır.
68 Bkz. örneğin Ms Bologna, Rotulo 27, 29, Marsili 47, 49, 50, özellikle Ms Marsili 49, harita 10-12, 15, 18, 24bis, 26.
69 Ms Marsili 49, ff 30a-31b, harita 10, 24bi

Brentjes, Sonja 1999: The Interests of the Republic of Letters in the Middle East, 1550-1700. Science in Context 12, 435-468.

Brentjes, Sonja 2000: On the Relation Between the Ottoman Empire and the West European Republic of Letters (17th-18th Centuries). Baskıda.

A Collection of Curious Travels & Voyages. (Ed.) John Ray. London. 2 cilt.

Colier, Justinus 1672: Journaldu voyage de Mns. Colier, Résident à la Porte pour Messieurs les Etats Generaux des Provinces Unies. Amsterdam.

Correspondance de Peiresc avec plusieurs Missionaires et Religieux de l'Ordre des Capucins 1631-1637. Recueillie et Publiée par le P. Apollinaire de Valence. Alphonse Picard: Paris.

Les Correspondants de Peiresc 1972: Lettres Inédits. Publiées et annotées par Philippe Tamizey de Larroque. Deux Tomes. Slatkine Reprints: Genève.

Dankoff, Robert 1990: Evliya Çelebi in Bitlis. The relevant section of the Seyahatname edited with translation, commentary and introduction. E. J. Brill: Leiden, New York, K0benhavn, Köln.

Description de l'Egypte, contenant Plusieurs Remarques Curieuses sur la Geographie Ancienne et Moderne de ce Païs, sur ses Monumens anciens, sur les Mœurs, les Coutumes, & la Religion des Habitans, sur le Gouvernement & le Commerce, sur les Animaux, les Arbres, les Plantes, &c. Composées sur les Mémoires de M. de Maillet, ancien Consul de France au Caire, par M. l'Abbé Le Mascrier. Ouvrages enrichi de Cartes & de Figures. Chez Louis Genneau et Jacques Rollin: Paris. 1735.

Hagen, Gottfried 1996: Ein Osmanischer Geograph bei der Arbeit. Entstehung und Gedankenwelt von Kœtib Celebis lihœnnûmâ. Inauguraldissertation. Freie Universität Berlin.

Des Hayes de Courmenin, Louis 1629: Voyage de Levant: Fait par le commandement du Roi en l'année 1621. 2. baskı, Paris.

İhsanoglu, Ekmeleddin 1992: Introduction of Western Science to the Ottoman World: A Case Study of Modern Astronomy (1660-1860). Transfer of Modern Science & Technology to the Muslim World. (Ed.) Ekmeldeddin Ihsanoglu. Ircica: Istanbul. ss. 67-120.

De Monconys, B. 1665: lovrnal Des Voyages de Monsievr De Monconys, Conseiller du Roy en ses Conseils d'Estats & Priué, & Lieutenent Criminel au Siege Presidial de Lyon. Où les Scauants trouueront vn nombre infini de nouueautez en Machines de Mathematique, Experiences Physiques, Raisonnements de la belle Philosophie, curiositez de Chymie, & conuersations des Illustres de ce Siecle; Outre la description de diuers Animaux & Plantes rares, plusieurs Secrets inconnus pour le Plaisir & la Santé, les Ouurage des Peintres fameux, les Coûtumes & Moeurs des Nations, & ce qu'il y a de plus digne de la connoissance d'vn honeste Homme dans les trois Parties du Monde. Enrichi de quantité de Figures en Taille-douce des lieux & des choses principales, Auec des Indices tres-exactes & tres commodes pour l'vsage. Pvblié par le Sieur de Liergves son Fils. Premiere Partie. Voyage de Portugal, Prouence, Italie, Syrie, Constantinople, & Natolie. A Lyon, Chez Horace Boissat, & George Remevs.

Ormond, H. 1902: Missions Archéologiques Francaises en Orient aux XVIIe et XVIII Sciècles. 2 cilt., Imprimerie Nationale: Paris.

Philologia Arabica 1986: Arabische studiën en drukken in de Nederlanden in de 16de en 17de eeuw. Catalogus. Tentoonstelling Museum Plantin-Moretus 25 Oktober-21 December. Museum Plantin-Moretus: Amsterdam.

Rabbath, Antoine 1907: Documents Inédits pour servir à l'histoire du Christianisme en Orient. Tome Premier-A. Picard et Fils: Paris; Otto Harrassowitz: Leipzig; Luzac et Co.: London.

Redi, Francesco 1668: Esperienze intormo alla Generazione degl' Insetti. Florence.

Tamizey de Larroque, Philippe 1894: Lettres de Peiresc. Tome Cinquième. Imprimerie Nationale: Paris.

Tamizey de Larroque, Philippe 1898: Lettres de Peiresc. Tome Septième. Imprimerie Nationale:
Paris.

Toomer, Gerald J. 1990: Apollonius Conics Books V to VII: The Arabie Translation of the Lost Greek Original in the Version of the Banu Musa. 2 eilt. New York.

Toomer, Gerald J. 1996: Eastern Wisedome and Learning. The Study of Arabie in Seventeenth-Century England. Clarendon Press: Oxford.

Della Valle, Pietro 1745: Voyages de Pietro de Vallé (sic). Nouvelle Edition, Revûe, corrigée et augmentée. Chez D'Espilly: Paris.

Elyazmalari

Ms Bologna, Biblioteca Centrale di Universita, Marsili 44.
Ms Bologna, Biblioteca Centrale di Universita, Marsili 46.
Ms Bologna, Biblioteca Centrale di Universita, Marsili 47.
Ms Bologna, Biblioteca Centrale di Universita, Marsili 49.
Ms Bologna, Biblioteca Centrale di Universita, Marsili 50.
Ms Bologna, Biblioteca Centrale di Universita, Marsili 94.
Ms Bologna, Biblioteca Centrale di Universita, Marsili 96.
Ms Bologna, Biblioteca Centrale di Universita, Marsili 110.
Ms Bologna, Biblioteca Centrale di Universita, Marsili 118.
Ms Bologna, Biblioteca Centrale di Universita , Marsili 120.
Ms Bologna, Biblioteca Centrale di Universita, Marsili Orient. 3580.
Ms Bologna, Biblioteca Centrale di Universita, Marsili Orient. 3608.
Ms Bologna, Biblioteca Centrale di Universita, Rotulo 27.
Ms Bologna, Biblioteca Centrale di Universita, Rotula 29.
Ms Carpentras, Bibliothèque d'Inguimbertine, 1821.
Ms Carpentras, Bibliotheque d'Imguimbertine, 1831.
Ms Oxford, Bodleian Library, Savile 47.
Ms Paris, BNF, Dupuy 669.
Ms Paris, BNF, Latin 9340.
Ms Paris, BNF, fr 9539.
Ms Paris, BNF, Latin n. a. 1634.

  
1953 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın