• Anasayfa
  • https://www.facebook.com/tarihtarihcemiyeti/
  • https://twitter.com/ttcemiyeti
TAVSİYE KİTAP
60.000'lik Tarihi Fotoğraf Arşivi
Rumeli'ye Yapılan İskânlar Neticesinde Kurulan Yeni Yerleşim Yerleri (1432-1481) / Havva Selçuk

Geniş bir coğrafyada hayli uzun bir süre hakimiyetini sürdüren Osmanlı Devleti'nin Rumeli'deki şehirlerin, köylerin, mahallelerin teşekkülü hadisesi şu şekilde idi:

1. İlk kez (yeni) kurulan Osmanlı şehirleri, köyleri, mahalleleri,

2. Antik kentlerin yanında, civarında ve üzerinde kurulan Osmanlı şehirleri, köyleri, mahalleleri,

3. Bizans kalesi ya da şehri iken Osmanlı şehri haline dönüştürülen yerleşimler.

1 Çalışmamızda Rumeli'de ilk kez Osmanlılar tarafından kurulan şehir, mahalle ve köyleri tespit etmeye çalışacağız.

I. Rumeli'de İlk Kez Kurulan Osmanlı Şehirleri

1. Cisr-i Ergene: Sultan II. Murad Edirne'yi Çanakkale Boğazı'na bağlayan tarihi yol üzerinde günümüzde Uzunköprü adıyla bilinen Cisr-i Ergene şehrini kurmuştur. Ergene Nehri'nin zaman zaman taşarak zarar vermesiyle çevrede gizlenen haramilerin yolu kullananlara verdiği can ve mal kaybını önlemek amacıyla kurulmuştur. Sultan Murad bu bölgedeki ağaçları kestirerek nehir üzerinde bir köprü ile cami, imaret, hamam ve pazar yeri yaptırarak bu mevkii imara ve yerleşime açmıştır. Bu şekilde çevre halkının yeni kurulan şehre yerleşmesi sağlanmıştır. Bu şehre yerleşen insanları vergiden muaf tutarak halkın buraya yerleşmesine imkan ve kolaylık sağlamıştır.2

2. Saruhan Beyli-Tatar Pazarı: Osmanlı Devleti'nin kuruluş ve genişleme devrinde Saruhan Bölgesi'nde bu havaliye hatırı sayılır bir Türk unsurunun iskân edilmiş olması, nahiyenin adını bu sebepten almış olduğunu akla getirmektedir.

1516 tarihinde 168 hane 27 mücerred vergi nüfusunun yaşadığı bu şehrin tamamını Türkler teşkil ediyordu.3

3. Eski Zağra: Osmanlı idaresine girdikten sonra Rumeli eyaletinin kazaları içinde yer alan ve uzun süre Edirne'ye bağlı kalan Eski Zağra Osmanlıların ilk devirlerinde bir uç kale şehri durumundaydı.4 1516 ve 1530'daki mahalle sayısı 18 olup tamamı Türklerle meskundu. Eski Zağra'da gayrimüslim nüfusa rastlanmaması bu şehrin Türkler tarafından kurulduğunu göstermektedir.5
Yenipazar, Saraybosna, Travnik, Köprülü, Pirot ve Yenişehir'de yeni kurulmuşlardır.6 Teselya'daki Yenişehir'in nüfusu tamamen Türklerden müteşekkildi.7

II. Rumeli'de İlk Kez Kurulan Osmanlı Köy, Mahalle ve Mezraları

Defterlerde rastladığımız köy adları yerleştirmenin niteliğini bir dereceye kadar ortaya koymaktadır. Bu köyler de sadece Türklerin meskun olduğu ve Türk adını taşıyan köyler bizzat Türkler tarafından kurulmuş köylerdir. Anadolu'dan gelen Türklerin yeni yurtlarında ayrı ayrı kurduklarını ve yerli Hıristiyan nüfusla pek karışmadıklarını söyleyebiliriz. Kasaba ve köylerin adlarını veren 15. yüzyıl tahrirlerine göre söz konusu yeni köylerin sakinlerinin tamamı Türktü.8 Bunun yanında aşağıda belgelerde ifade edildiği gibi Hristiyan bir köy ya da mahallelere de bir takım Türk yerleşimlerinin söz konusu olduğu görülmektedir. Bununla birlikte Müslümanlarla Hristiyanların beraber olduğu köylerde yaşayanların, daha çok ihtida etmiş Osmanlı tebaası olma ihtimali büyüktür. Bunun yanında mahallelerde oluşturulan yerleşim yerlerinde ise Türklerin tamamen Hristiyan nüfustan ayrı ve cemaat halinde teşkilatlanarak yerleştiklerini görmekteyiz.

Vaktiyle meskun iken daha sonra çeşitli sebeplerle ahalisi boşalmış bazı iskân mahallerinin Türkler tarafından yeniden iskâna açıldığını görmekteyiz. Bu tip köyler hem eski ismiyle hem de orayı şenlendiren zatın ismiyle deftere kaydedilmiştir.

Rumeli bölgesinde Türklerin oluşturduğu köylerin nüfus itibarıyla sayılarının ilk zamanlarda fazla olmadığını görmekteyiz. Hristiyan köylerle mukayese edildiğinde Türk köylerinin nüfusunun oldukça düşük olduğu görülmektedir. İskân hadisesinin bir neticesi olarak öncelikle çekirdek olarak bir bölgede cami ya da tekke etrafında kurulan köylerin nüfuslarının birkaç haneden ibaret olduğu görülmektedir ki daha sonra Anadolu'dan getirilen veya gelen kişiler için yeni bir yerleşim yerinin bu şekilde temelleri atılmış oluyordu.

Az sayıdaki Hristiyan köyleri nüfus yoğunluğu çok fazla iskân birimleri şeklindedir ve köy başına 40-50 hane gibi yüksek bir rakam düşmektedir. Gayri müslim köylerin bu kalabalık vaziyeti, eski Balkan köylerinin ananevi yapısından kaynaklanabileceği gibi, onları kontrol altında tutmak, dağılmalarını önlemek için bir tedbir olabileceğini, ayrıca bir çoğunun belirli hizmetler karşılığı avarız vergilerinden muaf tutulması sebebiyle, gayri müslim unsurların bu vergi muafiyetlerinden istifade edebilmek maksadıyla buralarda toplandıklarını hatıra getirmek lazımdır.9

Osmanlı Devleti'nde birbirini tanıyan, içtimaî dayanışma içinde olan, aynı mescitte ibadet eden, aynı inanışa sahip insanların aileleriyle birlikte yaşadığı mahalleler10 beledî ve adlî teşkilatın ilk basamağını teşkil ederdi.11 Mahalleler, cami, mescit, zaviye ve imaret gibi müesseselerin etrafındaki çok sayıdaki evlerden müteşekkildi. Yeni kurulacak bir şehir veya imar veya iskân edilecek bir semtte; önce cami, medrese, imaret gibi içtimaî müesseseler ve bu müesseselerde çalışacak memurların ikametgahları ile su, kanalizasyon gibi beledî tesisler yapılır ve mahalle bu eserler etrafında gelişirdi.12

Cami veya mescidin merkez olması mahallede imamın fonksiyonunu artırmaktadır. İmam din adamlığı yanında mahallenin lideri durumunda idi. Mahallelerde yiğitbaşı ve kethüda gibi görevliler çeşitli hizmetlerin görülmesinde imama yardımcı olurlardı. Camiler ve mescitler mahallelerde avarız vergilerinin toplanmasında ve asayişin sağlanmasında da önemli bir ünite idi. 13

Tahrir defterlerinde Müslim ve gayri müslim gruplar şehirlerde mahalle taksimatını veren listelerde ayrı ayrı belirtilmişlerdir. Bu listelere bakanlar görünüşte bunlarının her birinin ayrı ayrı mahallelerde oturdukları kantatına sahip olabilir. Ancak ayrı ayrı kayıt edilmiş olsalar da bir çok şehirde bunların birlikte oturduğunu görmekteyiz. Hatta aynı mahallenin müslim ve gayri müslim sıfatı eklenerek farklı mahalleymiş gibi kaydedildiği görülmektedir ki gayri müslim nüfusun çok olduğu Balkan şehirlerinde buna sıkça rastlanmaktadır. Bunun yanında Anadolu'da mevcut bulunana şehirlerde de bu şekilde gayri müslim nüfus ile Müslim nüfusun bir arada yaşadığı mahallelere rastlanmaktadır. Mesela, Safranbolu'da fetih sonrası kaleden çıkarılan gayri müslimlerin kasabanın uzağında bir mahalleye ikamet etmeleri sağlanırken, Edirne'de kale içinde kalmalarına izin verilmiş. Giresun Kalesi'nde de aynı özelliğin olduğunu görmekteyiz.14

Hiçbir zaman çok geniş boyutlara sahip olmayan mahalle, kuruluş döneminde aşağı yukarı 50­100 kişiden oluşmaktaydı. Mahalleler ile ilgili yönetmelik dini bir temele dayanır; mahallelerin en üst otoritesi caminin imamı olmuştur.15

Mezra umumiyetle ahalisi dağılmış, eski iskân yerine denir. Bir yerin müstakil mezra olabilmesi için, harabesinin, suyunun veya mezarlığının bulunması şarttı. Bir mezra, bir timar-erine gelir olarak yazılabiliyordu. Mezralar, defterde yakın bir köyün ekinliği, yani ziraatle uğraşıp edip işlediği yer olarak tayin edilebildiği gibi, haymana, yürük veya umumi bir tabirle haric raiyyet'in (yani o timar sahibi üzerinde yazılmamış çiftçilerin) gelip işledikleri topraklar olarak da yazılabilir. Mezra herhangi bir timar sahibi üzerine yazılmış ise öşrü alınır. Mezralar evvelce köy olduklarından umumiyetle sınırları vardır.16

Osmanlı vakayinamelerinde tesadüf edilen kayıtlarda, Anadolu'dan Rumeli'ye çeşitli zamanlarda toplu iskânların yapıldığı anlaşılmakla beraber, bunların kesin olarak hangi bölgelere yerleştirildiği, hangi köy, kasaba ve şehirlerin kurulmasında veya gelişmesinde rol oynadığı, ne kadar nüfusa sahip olduğu ve Anadolu'nun hangi bölgesinden geldiği hususunda bir fikir beyan etmek oldukça zordur.17 Böyle olmakla beraber Osmanlı arşivlerinde mevcut olan tapu tahrîr defterlerine ve maliyeden müdevver defterlere dayanmak suretiyle, her şehir, kasaba, köy mezra gibi yerleşme merkezlerinin adları, orada meskun olan halkın nereden geldiği gibi konular hakkında malumat edinmek mümkün görülmektedir.

Coğrafyadan vatana geçiş sürecinde insan gruplarının veya etnik grupların üzerinde yaşadıkları, yürüdükleri toprak parçalarına vurdukları ilk damgalar, sınır taşları, yer belirtme işaretleri, kültürlerinde "yer adları" olarak karşımıza çıkar. Her bir ad, ait olduğu etnik grup için, üzerinde yaşanılan toprakla ilgili ayrı bir anlama sahiptir. Eski yurtlarından başka yerlere göç sürecini yaşayan insan gruplarının yeni ortamdaki durumlarını ortaya koymak için onların buraya taşıdığı, burada yarattığı, kendi yapısına benzettiği veya kullanmada rahatsızlık duymadığı yer adlarına bakmak gerekmektedir.18

Tarihi kaynaklara göre yerleşimde, adını, banilerin (eser yapan kişi) inşa ettiği ya da halkın geldiği yörenin ismini taşıyan yeni mahalleler kurulmuştur.

Yeniden ihya ve imar edilen Rumeli'nin köy, kasaba ve şehirleri esas itibarıyla ya eski harabelerin yanında ya da üzerinde kuruldu. Türkler kendilerinden önce Rumeli'de mevcut olan yolların ve güzergahların hem stratejik ve hem de ticarî bakımdan önemli mevkileri üzerinde bu tür faaliyetlerini yoğunlaştırdılar. Yeni yurtlarında kısa zamanda yüzlerce köy ve kasabayı kurarken harabe durumunda olan pek çok şehri de yeniden inşa ettiler.

Kurdukları köy, kasaba ve mahallelere isim verirken Orta-Asya'dan getirdikleri geleneklerine göre davrandılar köy ya da mahallenin adlandırılmasında fetih ya da imarında emeği geçen beylerin veya manevi öncelikle büyüklerin adları, ikinci olarak tabiat ve coğrafya şartları üçüncü olarak Oğuz veya Türmen-İlinin 24 boyunun adları ve bu boylardan doğan Türkmen oymaklarının adları kullanılmıştır. 19 Bunun yanında bazı yerleşim yerlerinin iki isim taşıdığını görmekteyiz. Mesela Karye-i Umur Hacı, nam-ı diğer Derbend köyü,20 Karye-i Ebri, nam-ı diğer Saruhanlu oğlu Yunus Köy,21 Karye-i Çoban viranı, nam-ı diğer Tatarlar köyü22 gibi. Belirli özelliklere göre adlandırılmış bir yer adı yeni bir duruma ve daha belirli, ya da güncel olaya göre başka bir Türkçe ada yerini bırakmış, belli bir süre yukarıda örneklerini verdiğimiz gibi iki isim birlikte kullanılmıştır.

A.Özel İsim Taşıyan Yer Adları

Yeni kurulan köy ve mahalle adlarının tamamı Türkçe isim taşımaktaydı. Türklerin isim verme gelenekleri arasında bir yerin fethi ve imarında emeği geçen beylerin ve manevi büyüklerin adlarının verilmesine çok sıkça rastlanmaktadır.23

Mahalle ve Köyler

Mahalle-i Bolayır,24 Mahalle-i Birgi,25 Mahalle-i Cami,26 Mahalle-i Edilci Hacı,27 Mahalle-i Hacı İbrahim,28 Mahalle-i Veled Reis,29 Mahalle-i Yegan Oğlu,30 Mahalle-i Mescid-i Bahadır,31 Mahalle-i Kaya Bey,32 Mahalle-i Mescid-i Yegan Reis,33 Mahalle-i Tatar Hamza,34 Mahalle-i Mescid­i Hacı,35 Mahalle-i Hacı Hızır,36 Mahalle-i Koçhar Tatar,37 Mahalle-i Akbaş,38 Mahalle-i Mescid-i Hacı Hak,39 Mahalle-i Mescid-i Hacı Sinan,40 Mahalle-i Mescid-i Hacı Halil,41 Mahalle-i Mescid-i Hacı İlyas tabi Taş Dağdan,42 Mahalle-i Mescid-i Hacı İlyas tabi-i Pekiç (?),43 Mahalle-i Mescid-i Durulgan Beğ,44 Mahalle-i Mescid-i Alac Hacı,45 Mahalle-i Mescid-i Hacı Yunus,46 Mahalle-i Mescid­i Hacı Mahmud,47 Mahalle-i Mescid-i Hacı Yakub,48 Mahalle-i Mescid-i Tatarlar,49 Mahalle-i Mescid-i Hacı Hasan,50 Mahalle-i Mescid-i Köse İvaz,51 Mahalle-i Mescid-i Kara Hamza,52 Mahalle-i Mescid-i Koyun Yusuf,53 Mahalle-i Mescid-i Selaniklü Yusuf54 Hacı Kurt Mahallesi,55 Karye-i Delü Şanî,56 Karye-i Delü Pazarlı,57 Karye-i Akbaş,58 Karye-i Tatarlar,59 Karye-i Tatarlar,60 Karye-i Musalar,61

Karye-i Balabanlu,62 Karye-i Devlethan,63 Karye-i Kızılca Sula,64 Karye-i Balta Oğlu,65 Karye-i Tatarlu,66 Karye-i Karıcı,67 Keşan'da Karye-i Musa Beğ,68 Karye-i Devletli Kaba Ağaç,69 Karye-i Cezallu,70 Keşan Karye-i Aktokuç,71 Karye-i Mürsel,72 Karye-i Umur Hacı nam-ı diğer Derbend köyü,73 Karye-i Sultan Şah,74 Karye-i Aslıhan,75 Karye-i Haydar Havarî,76 Karye-i Arpuz Ata,77 Karye-i Panlı (Yanlı) Kadısı Yağmurca Danişmend dahi derler,78 Karye-i Emir Gazi,79 Karye-i Balabanlu,80 Karye-i Evrenos Beğ,81 Karye-i Evrenlü,82 Karye-i Gökhan,83 Keşan Karye-i Köse Ahmedlü,84 Karye-i Ali Seydi,85 Karye-i Saru Demircilü,86 Karye-i Musa Beğlü,87 Karye-i Kara Yusuflu,88 Karye-i İlicelü,89 Karye-i Dudullu,90 Karye-i Oğulbeylü,91 Üsküdar Karye-i Karye-i Hamza Beğli, Karye-i Rum Beğli, Karye-i Aruz Beğli,92 Karye-i Ebri nam-ı diğer Saruhanlu oğlu Yunus Köy,93 Karye-i İshak Bey Köy Tatarlar otururlar,94 Karye-i İshak Aktav Tatarları otururlar, Karye-i Hisar Beği,95 Karye-i Beküş Ak Beküşlü dahi derler,96 Karye-i Budak,97 Karye-i Tatarlar,98 Karye-i Karasilü, Karye-i Paşa Yiğitli,99 Karye-i Haydar,100 Karye-i Davud Bali,101 Karye-i Çavuşlu,102 Karye-i Tatarlar,103 Karye-i Mahmud veled-i Evrenos,104 Karye-i Arablu,105 Karye-i Delüler,106 Karye-i Hacı İlyas,107 Karye-i Tatarlar,108 Karye-i Bazarlu Beğ,109 Karye-i Haydrarlu,110 Karye-i Müstecablı,111 Karye-i Eytimur,112 Karye-i Sasani,113 Karye-i Yahşi,114 Karye-i Ballu İlyas,115 Karye-i Koç,116 Karye-i Aksaklu,117 Karye-i Köbeleklü,118 Karye-i İshak Şeyhlü,119 Karye-i Delü Şani120 Karye-i Delü Şani tabi-i Hırala121

B. Meslek İsmi Taşıyan Yerleşim Yerleri

Göçebe Türkmen kabilelerinin yeni fethedilen topraklara nakline ve orada hizmet görmelerine çalışılırken, vezirler, beylerbeyi, sancakbeyi gibi büyük ümeranın, mîrahur, hazinedar-başı, kilarcı gibi sarayın yüksek memurların, ulema, meşayih ve fakihlerin bu iskân ve kolonizasyon hareketlerinde büyük rolleri olmuştu. Devlet hizmetinde vazife görenler kendi dirlikleri dahilinde bir taraftan köy, çiftlik, mezra gibi meskun mahaller kurarken diğer taraftan reayanın rahatı ve Türk ahalinin yoğunlaşması için gerekli tedbirleri alıyor ve bu suretle kurucu ve şenlendirici oluyorlardı. Mutasavvıflara zaviyeler açmak, mescit ve tekkeler temin etmek, ilk hükümdarlardan aldıkları muafiyetler, beratlarla birer kültür ve sosyal, iktisadî faaliyet merkezi haline getirerek büyük hizmetler sunuyorlardı.122

Mahalle ve Köyler

Mahalle-i Yazıcı Hızır,123 Mahalle-i Hatib Hacı,124 Mahalle-i Bedreddin Hoca,125 Mahalle-i Halveti Ali,126 Mahalle-i İsa Fakih,127 Mahalle-i Kuyumcu,128 Mahalle-i Doğancı,129 Mahalle-i Mescid-i Mahmud Beğ veled-i Kassab,130 Mahalle-i Kazaz Mustafa,131 Mahalle-i Mescid-i Sarac Kadı,132 Mahalle-i Mescid-i İshak Fakih,133 Mahalle-i Ahi,134 Tabbakan Mescidi, Hacı Dizdar Mescidi, Hacı Hızır Yağcı Mescidi, Bostancı İnebeği Mescidi, Mütevelli Hoşkadem Mescidi, Ali Fakih Mescidi,Edirne de Mahalle-i Mescid-i Maruf Hoca Mahalle-i Mescid-i Hacı Mustafaa El-Karamanî, Mahalle-i Mescid-i Şeytan Karaca.135

Karye-i Okçular,136 Karye-i Topcu İshaklu,137 dini görevi dolayısıyla verilmiş köy adı; Karye-i Aydın Fakih,138 Karye-i Osman Fakih,139 Karye-i Hoca,140 Karye-i Köprücüler,141 Karye-i Bekçi,142 Karye-i Bazargan Mahmud,143 Karye-i Urgancılar,144 Dimetokada Karye-i Çavuş,145 Karye-i Çobanlu,146 İpsala Karye-i Ahi,147 Karye-i Koyunlu,148 Karye-i Çadurlu Başköy dahi derler,149 Karye-i Sofyalu nam-ı diğer Çakıcı Başı Hamza,150 Karye-i Çoban viranı nam-ı diğer Tatarlar köyü,151 Karye-i Ahur Köy Numan köy dahi derler,152 Karye-i Kara Ahi,153 Karye-i Ahi Evren,154 Karye-i Demircilü tabi-i Kavak. 155

C. Oğuz Boylarının Adlarını Taşıyan Yer Adları

Rumeli bölgesine geçerek burada köy ve mahalle kurmuş olan Oğuz boyları da şunlardır:

Mahalle-i Kayı,156 Mahalle-i Kızık,157 Mahalle-i Bayındırlı,158 Mahalle-i Salurlu,159 Mahalle-i Avşarlı,160 Mahalle-i Kızıklı.161
Karye-i Salurlu,162 Karye-i Eymürlü,163 Karye-i Bayatlar,164 Karye-i Döğerli,165 Yanbolu Karye-i Kara Osman Yüreğir dahi derler,166 Ferecik Karye-i Türkeşlü,167 Karye-i Bayatlu viranı nam­ı diğer Çavuş Köy,168 Karye-i Salurlu,169 Karye-i Türkmen,170 Karye-i Salurlu,171 Karye-i Yuva,172 Karye-i Eymürlü,173 Karye-i Salurlu.174

C. Cemaat ve Oba Adları

Oba çadır topluluğu anlamına gelmekteydi ve mera yetersizliği sebebiyle 5 ile 10 çadırdan fazlası bir arada barınamadığı için obalar vücut bulmuştu. Oba, 5-10 çadırın en yaşlısı, en dirayetlisinin ismi ile anılır. Ekseriye akraba olanlar bir oba teşkil ederlerdi.175 Anadolu'dan Rumeli'ye belli obalara mensup insanlar gelmişler ve oba adlarını yeni kurdukları mahalle ve köylere vermişlerdir.
Cemaat hemen hemen bütün göçebelerin temel yapısı idi. Birbirleriyle akraba olan ve birbirlerini çok iyi tanıyan bu grup 10 ile 80 ve hatta daha fazla haneden meydana gelmekteydi.176 Aynı şekilde cemaat mensupları da kendi adlarıyla anılan mahalle ve köyler vücuda getirmişlerdir.

Mahalle ve Köyler

Mahalle-i Bulduklu,177 Karye-i Bulduklu, Bulduklu cemaati yürükan taifesindendir. Kırşehri, Bozok, Adana, Karahisar-ı şarki, Tarsus, Sivas sancakları, Larende kazası,178 Karye-i İbrahim Obası,179 Karye-i Habil Obası,180 Karye-i Bulduklu nam-ı diğer Buldu Köyü,181 Karye-i Resurlu nam-ı diğer Gazi Obası,182 Karye-i Danişmendlü Obası,183 Karye-i Kara Osmanlu,184 Karye-i Bayezidli Obası,185 Karye-i Bezci Doğan Obası,186 Karye-i Hüseyin Obası,187 Karye-i Musa Fakih Salih Obası dahi derler,188 Karye-i Armudlu nam-ı diğer Halil Obası,189 Karye-i Kalkan Obası,190 Karye-i Görene,191 Karye-i İshak Obası ki 17 kişi otururlar.192

Cemaat Adları

Cemaat-i Fındıklı, 193 Cemaat-i Aktav Tatarlar (Aslında kırk elli yıldır dahi varlar),194 Cemaat-i yürükan (Göçerlidirler, Bu mezkur Yürükler bazı Yanbolu bazı Naldöken).195

E. Coğrafî Şartlara İzafeten Verilmiş Yerleşim Yerleri

Yaygın olan adlandırma şekillerinden birisi de ıssız ve harap durumdaki toprakların, vatan tutmak üzere geldikleri coğrafyada hislerinin üzerine yapmış olduğu tesirin etkisiyle karşılaştıkları harabe ülkenin umumî durumuna bakarak Türkçede harabe yerler için kullanılan "Ören", "Viran", kelimelerine o yerlerin sıfatlarını da ilave etmektir. Anadolu'da bu tür köy ve kasaba adlarına, yani "Kiçi-Ören, Seki-Ören, Kara-Viran, Viran-Şehir" gibi isimlere çokça rastlamaktayız.196 Aynı şekilde Rumeli bölgesine gelen atalarımız coğrafyanın yarattığı şartlar altında bu tür isimler vermişlerdir. Şehrin kenar bir mahallesinde kurulan şehre biraz uzak olan mahallere de "Küsti" kelimesini kullanarak isim vermişlerdir.

Mahalle ve Köyler

Mahalle-i Karabağ,197 Mahalle-i Kara Hisarlı,198 Mahalle-i Akviran,199 Mahalle-i Mescid-i Bazar,200 Mahalle-i Mescid-i Cami,201 Mahalle-i Şimali Küsti,202 Mahalle-i Mescid-i Tavşan Dağıdelen,203 Mahalle-i Mescid-i Tahtalu.204

Türkler de Yeni, Yenice ismi oldukça sık kullanılmaktaydı. İlk defa kurulan çok yaygındı yerleşim merkezine Yeni, Yenice, Yenişehir gibi isimler vermek.205 Yörede eskiden beri var olan şehirlere köylere nispetle, yeni yapıldığında Türk ad verme geleneğine ve gereçlerine uygun bir şekilde206 Yenice denilmektedir ki Üsküp de kurulan köylerden birinin ismi de Yenice207'dir.

Karye-i Akova,208 Karye-i Şeyh Viranı nam-ı diğer Kozlu Pınarı.209 Karye-i Kayagılu,210 Karye-i Çukur Ören,211,212, Karye-i Pazarcık,213 Karye-i Kara Hisarlu,214 Keşan Karye-i Yerbölen,215 Keşan Karye-i Küçük Cezal,216 Karye-i Çalı,217 Karye-i Ak Kovaç.218

E. Anadolu'da Belli Bir Yerleşim Merkezinin İsmini Taşıyan Yerleşim Yerleri

Anadolu'da ele geçirilen beylikleri daima zayıf durumda bulundurmak onları yeni bir isyan hareketinden men etmek amacıyla bu beyliklere mensup insanları gruplar halinde zaman zaman Rumeli'ye nakli lüzum görülmüş ve tatbik edilmiştir. Anadolu'daki şehir ve köyleri terk ederek Rumeli bölgesine yerleştiklerinde, yerleştikleri yerlere ya da oluşturdukları şehir, köy ve mahallelere Anadolu'da bıraktıkları şehir, köy, mahalle ve bucakların adını vermişlerdir. Aşağıda zikrettiğimiz köy ve mahalle adları ya Anadolu Türk Beyliklerine ya da Anadolu'nun her hangi bir iline mensup kişilerin kurduğu yerleşim yerlerinin adlarıdır.

Mahalle ve Köyler

Mahalle-i Saruhanlu,219 Mahalle-i Germiyanlu,220 Mahalle-i Tekeli İmamı,221 Mahalle-i Karasili,222 Mahalle-i Kırşehirlü,223 Mahalle-i Karahisarlı,224 Kırımlı Hızır Mescidi, Mahalle-i Emirhanlu nam-ı diğer Ayanlu.225

Vidin de Karye-i Hamidlü, Karye-i Karasili,226 Karye-i Koçi,227 Karye-i Hisarbeği,228 Karye-i Emirhanlu, nam-ı diğer Aydınlı,229 Karye-i Hamidlü,230 Karye-i Keşanlu,231 Karye-i Tırnevî,232 Karye-i Tekeli,233 Karye-i Çekirdeklü Menteşelü Köy dahi derler,234 Boravadi Karye-i Büyük Saruhanlu,235 Küçük Saruhanlu,236 Karye-i Kırşehirlü,237 Karye-i Bigalu,238 Karye-i Söğütlü,239 Karye-i Evren nam-ı diğer Karahisarlı,240 Karye-i Kırımlı,241 Karye-i Hisarbaşı nam-ı diğer Aydınlu,242 Karye-i Küçük Geredelü,243 Karye-i Danişmendlü,244 Karye-i Saruhan,245 Gümülcine Karye-i Danişmend oğlu ve nam-ı diğer Han Köyü,246 Karye-i Saruhanlu,247 Karye-i Saruhanlu ma Kadı-ı Kastamonî,248 Karye-i Karasilü.249

G. Kadın Adı Taşıyan Yerleşim Yerleri

Türk ordularının seferlerine kadın ve çocuklar katılmazlardı. Fakat çok uzun süren seferlere, özellikle büyük cihangirlerin senelerce devam eden seferlerine kadın ve çocukların da katıldığını görüyoruz. Cengiz Han ve Timur'un seferlerine aile efradının katıldığı bilinmektedir.

Herhalde senelerce devam eden büyük seferlerin dışında, orduya kadın ve çocukların katılması, Türk tarihi için söz konusu değildir. Türk beyleri sefere giderken kadın ve çocuklarını mahfuz yerlere bırakırlardı.250 Rumeli topraklarında herhangi bir bölge tam manasıyla emniyet altına alındıktan sonra aileler o bölgeye yerleşiyorlardı.

Osmanlı Devleti başından beri net bir iktidar merkezine sahip olduğundan kadın olsun erkek olsun bütün seçkinlerin kültür hamiliğinin her dönem de başkentlerde yani Bursa, Edirne ve İstanbul'da odaklaşmış oluyordu. Özellikle erken dönemde kadınların, Balkan toprakları kendileri için belirli bir alan yaratılmasına izin verilmediğini görüyoruz. Rumeli'nin fetih ve iskân sürecinde bu bölgelerde ağırlıklı olarak askeri sınıfa mensup akıncı ailelerinin etkili olduğu ve bu tür vakıf tesislerinde ya da mülk edinmede daha çok onların söz sahibi olduğunu görüyoruz.251

Mahalleler

Mahalle-i Mescid-i Ahi Ana,252 Mahalle-i Fatmacık,253 Mahalle-i Satı,254 Hacı Doğan Mescidi SinanBeye Kızı, Mahalle-i Aişe Hatun255.

Rumeli bölgesinde defterlerden elde ettiğimiz bilgiler doğrultusunda köy adları arasında kadın ismine rastlamadık. Kadınların öncülüğünde kurulmuş köy Rumeli bölgesinde bulunmamıştır. Bununla birlikte yine Gelibolu bölgesini içine alan coğrafyada kadınlar tarafından kurulan mahallelere rastlamakla birlikte bunların sayısının fazla olmadığını gördük.

Yukarıda da ifade ettiğimiz gibi Rumeli bölgesinde kadınların öncülüğünde çok fazla bir teşekkül oluşturulmamış yeni yerleşim bölgeleri onların önderliğinde kurulmamıştı. Bu durumun Türklerin kadınlara verdiği önemden daha doğrusu onları koruma amacıyla güvenilir bölgelerde bırakma anlayışından kaynaklandığını söyleyebiliriz. Türk kadınlarından bu gibi vakıf kuranlar genellikle padişahın eş ve çocukları ile devlet memuru kişilerin aileleri idi. Sıradan bir Anadolu kadının bu tür bir faaliyetine ekonomik ve sosyal şartlar gereği hem Anadolu'da hem Rumeli'de pek tesadüf edilmemektedir.

H. Türkçe Ad Taşımamakla Beraber Türklerin ve Müslümanların Meskun Olduğu Yerleşim Yerleri

Şehrin on Hristiyan mahallesi vardır. Buraya yerleştirilen Müslümanlar bu mahallelerde cemaat halinde oturmaktadırlar ki bu cemaatler şu şekildedir:

Ayo Mine Mahallesinde; Cemaat-i Mescid-i Kilise, Cemaat-i Mescid-i Hızır Ağa, Cemaat-i Mescid-i Hacı Mustafa, Cemaat-i Mescid-i diğer Hacı Mustafa.

Mahalle-i Horşe; Cemaat-i Mescid-i Kara Hacı, Cemaat-i Mescid-i Ahi Bali, Cemaat-i Mescid-i Mustafa Karaferi.

Mahalle-i Ofalo; Cemaat-i Mescid-i Hatib, Cemaat-i Mescid-i Yusuf Tokmak, Cemaat-i Mescid-i Hacı Kemal.

Mahalle-i Ayo Dimitri; Cemaat-i Mescid-i Ahmed bin Kara Hacı, Cemaat-i Mescid-i Hacı İsmail Mahalle-i Ketafi; Cemaat-i Mescid-i Hacı Sufî, Cemaat-i Mescid-i Kadı Abdullah, Cemaat-i Mescid-i Balaban Ağa, Cemaat-i Mescid-i Hamza Beğ.

Mahalle-i Ahiropit; Cemaat-i Mescid-i Hacı Hasan

Mahalle-i Ayo Pelaye; Cemaat-i Mescid-i Mehmed Talyancı, Cemaat-i Mescid-i Raif, Cemaat-i Mescid-i HacıMehmed.

Mahalle-i Bodrom; Cemaat-i Mescid-i Sinan Beğ birader-i Saruca Paşa, Cemaat-i Mescid-i Emir Süle. 

Mahalle-i Ayo Dimitri, Cemaat-i Mescid-i Hazret-i Kasım Paşa.

Mahalle-i Asomat; Cemaat-i Mescid-i Ali paşa,; Cemaat-i Mescid-i Hacı Mustafa.
Mahalle-i Ahiropit, Cemaat-i Mescid-i Hoca Burhan, Cemaat-i Mescid-i Cami.

Mahallelerin Müslüman ve Hristiyan nüfuslarının incelenmesi bize 1478 tahririnin yapıldığı yıllarda şehrin bu iki unsurunun iç içe yaşadığını göstermektedir. Bir mahalle hariç bütün mahallelerde hem Müslüman hem de Hristiyan nüfus birlikte yaşamaktadır. Şehrin Müslüman nüfusunun cemaatler halinde değişik mahallelere bağlı olarak yazılması, bu yıllarda fetihten sonraki şartların henüz pek değişmediğini göstermektedir. Fetihten sonra Müslümanların Hristiyanların terk ettikleri boş evlere yerleştirildikleri bilinmektedir.

Müslümanların meskun olduğu köyler; Karye-i Bardofça,256 Karye-i Belalene,257 Karye-i Istaykofça,258 Karye-i Torbarova; 259 Müslümanların Hristiyanlarla birlikte oturdukları köy; Karye-i Beraseniç260 gibi. İsmini daha sonra Türkçeleştirdikleri fakat daha yine yerli halk tarafından tesis edilmiş fakat fetihten sonra birkaç Müslüman ailenin meskun olan köy de bulunmaktadır ki karye-i Romanulula/Baharınköy261 gibi. Yine Hıristiyanlarla Müslümanların birlikte oturdukları köyler Zağanos Paşa'nın zevcesinin Bursa'da bulunan Kubad Çarşısındaki muallim-hanesine vakfetmiş olduğu köyler ki Vırgaro-Hori 34 hane gebran iken 2 hane Müslim, Gidro-Hori 23 hane gebran iken 3 hane Müslim idi262. Muhtemelen bu köylerde yaşayan Müslümanlar ihtida etmiş kişilerdi. Genel teamül gereği Müslüman ve Hristiyanlarn birlikte yaşadığı köyler pek bulunmamaktaydı. Şehirlerde farklı olarak birbirleri içerisinde mahalleler oluşturuyorlardı fakat köyler için bu durum söz konusu değildi. Zaten Hristiyan köyleri de Türk köylerinden oldukça farklı bir konumdaydı.

I. Mezra Adları

Mezra adları içerisinde hem özel isim taşıyan, hem cemaat ismi taşıyan yerleşim yerleri mevcuttur. Mezralar genellikle ıssız yerler oldukları ve tarım toprakları az olduğu için içerisinde yerleşenler sayısı oldukça sınırlıdır. Bazen bir bazen 2 ya da 3 hanenin oturduğu kaydedilmektedir. Bununla birlikte 7 veya 19 hanenin oturduğu büyük mezralar da bulunmaktadır. Bu mezralara genellikle yörükler yerleşmişlerdir.

Yörükler yaşayış tarzlarının gereği dağınık ve az kalabalık bir toplum halinde yaşadıkları, buralarda çok defa küçük toplulukların -ki bunu büyükçe bir aile de kabul edebiliriz- en büyük nüfuzlu ve ileri gelen şahsiyetlerin adını ve lakabını yahut da her ikisinin adını verdikleri açıkça görülmektedir.

Mezralara gelince; Yenişehir'de Mezra-i Koçbasan,263 Mezra-i Mecader (?),264 Mezra-i Tuyuzlar,265 Mezra-i İnehanlu,266 Mezra-i Büyülday,267 Mezra-i Hasan Tatarlar,268 Mezra-i Çoban Kuyusu,269 Mezra-i Südüslü,270 Mezra-i Koç Basan,271 Mezra-i Suruçlar,272 Mezra-i Saruhanlu,273 Mezra-i Çullular,274 Mezra-i Sakallu,275 Mezra-i Aşık Aliler,276 Mezra-i Kula Mustafa,277 Mezra-i Sadıklar,278

Mezra-i Südüşler,279 Mezra-i Odullar (Evdiller?),280 Mezra-i Aşık Bedirlü,281 Mezra-i Şabanlu,282 Mezra-i İnegölü,283 Mezra-i Akpınar,284 Mezra-i Sarucalar,285 Mezra-i Sokaşlar,286 Mezra-i Lala Mustafa,287 Mezra-i Salaklar,288 Mezra-i Aydullar,289 Mezra-i Altunlar,290 Mezra-i Muhiddin Halife291

Mezra-i Kayalu Hacı Hamza yaylası dahi derler,292 Mezra-i Tatar viranı,293 Mezra-i Kıncak, Mezra-i Akpınar,294 Mezra-i Sazlık,295 Mezra-i Saruhan Çiftlik.296

Mezra-i Aşık Seğid de bulunan yürüklerin Germiyanlu yörüklerinden olduğu deftere kaydedilmiştir.297

Saruhan ismine mensup köy ve mahallelerin Malkara'da, Hırala'da, İpsala'da, Edirne'de Yanbolu'da vs. bulunması bu insanların farklı bölgelere özellikle dağıtıldığı sonucuna varmamıza neden olmaktadır.



1 Fatih Müderrisoğlu, "Osmanlı Şehirciliği Üzerine Bazı Gözlemler", Prof. Dr. Zafer Bayburtluoğlu Armağanı, Kayseri 2001, s. 387.
2 Aşıkpaşa-zâde, Tevarih-i Al-i Osman, s. 110, Mehmed Neşrî, Kitâb-ı Cihân-nûmâ, C. I, Yayına Hazırlayan: Faik Reşit Unat-Mehmet Köymen, Altay T. T. K., Ankara 1987, 603-605.
3 İlhan Şahin, "XV. ve XVI. Yüzyılda Sofya-Filibe-Eski-Zağra ve Tatar-Pazarı'nın Nüfus ve İskân Durumu", Türk Dünyası Araştırmaları, S: 48, 1987, s. 250-253.
4 Şahin, "Eski Zağra", Diyanet, C. 11, s. 395.
5 Şahin, "XV. ve XVI. Yüzyılda Sofya-Filibe-Eski-Zağra ve Tatar-Pazarı'nın Nüfus ve İskân Durumu", s. 255.
6 Maurıce M. Cerası, Osmanlı Kenti, Osmanlı İmparatorluğu'nda 18. ve 19. Yüzyıllarda Kent Uygarlığı ve Mimarisi, Çev: Aslı Ataöv, Y. K. Y, İstanbul 1999, s. 51.
7 Halil İnalcık, "The Ottoman Metohods of Conquest", Studia İslamica, S. II, Paris 1954. s. 127
8 İnalcık, "The Ottoman Metohods of Conquest", s. 127-128.
9 Feridun M., Emecen, "XVI. Asırda Balkanlar'ın Kuzeydoğu Kesiminde İskân Tipleri ve Özellikleri Hakkında Bazı Notlar", V. Milletlerarası Türkiye Sosyal ve İktisat Tarihi Kongresi Tebliğler, Marmara Üniversitesi Türkiyât Araştırma ve Uygulama Merkezi, İstanbul 21-25 Ağustos 1989s. 550
10 Özer Ergenç, "Osmanlı Şehrindeki Mahallenin İşlev ve Nitelikleri", Osmanlı Araştırmaları IV, İstanbul 1984, s. 69.
11 Osman Ergin, Türkiye'de Şehirciliğin Tarihi İnkişafı, İstanbul 1936, s. 103.
12 Ömer Lütfi Barkan, "Osmanlı İmparatorluğu'nda İmaret Sitelerinin Kuruluş ve İşleyiş Tarzına Ait Araştırmalar", İFM, XXIII, S: 1-2, İstanbul 1963, s. 239.
13 Özer Ergenç, "Osmanlı Şehirlerinde Yönetim Kurumlarını Niteliği Üzerinde Bazı Düşünceler", VIII. Türk Tarih Kongresi, Kongreye Sunulan Bildiriler, Ankara 1981, s. 1271.
14 Feridun M. Emecen, "Osmanlılarda Yerleşik Hayat Şehirliler ve Köylüler", Osmanlı, Yeni Türkiye Yay., Ankara 1999, C. 4, s. 93.
15 Cerası, a.g.e., s. 72.
16 Halil İnalcık, Suret-i Defter-i Sancak-i Arvanid, T. T. K., Ankara 1987, s.
17 İlhan Şahin, "XV. ve XVI. Yüzyılda Sofya-Filibe-Eski Zağra ve Tatar Pazarı'nın Nüfus ve İskân Durumu", s. 250.
18 Dursun Yıldırım, "Coğrafya'dan Vatan'a Geçiş ve Vatan ile Göç Ediş Problemi", Türk Yer Adları Sempozyumu Bildirileri, Başbakanlık basımevi, Ankara 1984, s164.
19 Mustafa Kafalı, "Anadolu'nun Fethi ve Türkleşmesi", Erdem, C. 8, S: 22, 1996, s. 10.
20 MC 0. 89 vr. 1b.
21 MC 0. 89 vr. 101b.
22 MC 0. 89 vr. 73b.
23 Kafalı, a.g.m., s. 10.
24 MAD 10, vr. 2a.
25 MAD 10, vr. 3b.
26 MAD 10, vr. 53a.
27 MAD 10, vr. 54b.
28 MAD 10, vr. 55b.
29 MAD 10, vr. 56b.
30 MAD 10, vr. 57a.
31 TD 12, s. 1.
32 TD 12, s. 3.
33 TD 12, s. 2.
34 MAD 35, vr. 225b.
35 TD 12, s. 4.
36 TD 12, s. 5
37 MAD 35, vr. 17a.
38 MAD 35, vr. 32b.
39 TD 12, s. 6.
40 TD 12, s. 7.
41 TD 12, s. 9.
42 TD 12, s. 9.
43 TD 12, s. 9.
44 TD 12, s. 10.
45 TD 12, s. 10.
46 TD 12, s. 11.
47 TD 12, s. 12.
48 TD 12, s. 12.
49 TD 12, s. 13.
50 TD 12, s. 14.
51 TD 12, s. 14.
52 TD 7, s. 222.
53 TD 7, s. 223.
54 TD 7, s. 7, s. 232.
55 TD 7, s. 7, s. 232.
56 MAD 544, s. 276.
57 MAD 544, s. 283; BOA, TD 4, s. 681; BOA, TD 16M, s. 41.

58 MAD 544, s. 280.
59 MC 0. 90, vr. 50a.
60 MAD. 66, vr. 9a.
61 MAD 10, vr. 444b.
62 MAD 10, vr. 337a.
63 MAD 10, vr. 360a.
64 MAD 10, vr. 373b.
65 MAD 10, vr. 449b.
66 MAD 10, vr. 40b.
67 MC 0. 89 vr. 25b.
76 MC 0. 89 vr. 5a.
86 MC 0. 89 vr. 73b.
87 MC 0. 89 vr. 74a.
88 MC 0. 89 vr. 74b.
89 MC 0. 89 vr. 78b.
90 MC 0. 89 vr. 78b.
91 MC 0. 89 vr. 79a.
92 MC 0. 89 vr. 87a.
93 MC 0. 89 vr. 101b.
94 MC 0. 89 vr. 102a.
95 MC 0. 89 vr. 113b.
96 MC 0. 89 vr. 115b.
97 MC 0. 89 vr. 117b.
98 MC 0. 89 vr. 118a.
99 MC 0. 89 vr. 124a.
100 BOA, MAD 17748, s. 3.
101 BOA, MAD 17748, s. 28.
102 TD 12, s. 22.
103 TD 12, s. 34.
104 TD 12, s. 39.
105 TD 12, s. 209.
106 TD 12, s. 232.
107 TD 12, s. 249.
108 TD 12, s. 213.
109 TD 12, s. 217.
110 TD 12, s. 219.
111 TD 12, s. 219.
112 TD 12, s. 223.
113 TD 12, s. 224.
114 TD 12, s. 224
115 TD 12, s. 226.
116 TD 12, s. 226.
117 TD 12, s. 227.
118 TD 12, s. 230.
119 TD 12, s. 230.
120 TD 12, s. 187.
121 TD 12, s. 215.
122 Tayyib Gökbilgin, XV-XVI. Asırlarda Edirne ve Paşa Livası Vakıflar-Mülkler-Mukataalar, İstanbul 1952, s. 20.
123 MAD 10, vr. 4a.
124 MAD 10, vr. 53b.
131 MAD 10, vr. 3a.
136 MAD 544, s. 283; TD 4, s. 680; TD 16M, s. 140:
137 TD 4, s. 840-841; TD 16M, s. 163-164.
138 MAD 544, s. 283; TD 4, s. 680; TD 16M, s. 140
139 TD 12, s. 241.
140 MC 0. 90, vr. 20a.
141 MAD 10, vr. 335a.
175 Mehmet Eröz, Yörükler, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Yay., İstanbul 1991, s. 44.
176 Şahin, a.g.m., s. 137.
177 MAD 35, vr. 193b.
178 Türkay, a.g.e., s. 260.
179 MAD 544, s. 282; BOA, TD 4, s. 680; BA, TD 16M, s. 140.
180 TD 4, s. 679; BA, TD 16M, s. 100-101.
181 MC 0. 89 vr. 3a-3b
194 MAD 35, vr. 172a.
195 MAD 35, vr. 172a.
196 Kafalı, a.g.m., s. 10-11.
197 MAD 35, vr. 14b.
198 MAD 35, vr. 85a.
199 MAD 35, vr. 151a.
200 TD 12, s. 6.
201 TD 12, s. 8.
202 TD 12, s. 10.
203 TD 12, s. 2.
204 TD 12, s. 2.
205 Bununla birlikte sadece ilk defa kurulan yerleşim merkezlerinin yanında daha önce kurulmuş yerleşim merkezlerinin ismi değiştirilerek Yenice isminin verildiği yine tahrir defterlerinde mevcut kayıtlarda bulunmaktadır. Mesela BOA TD 282, s. 190 v. d., Yenice isminin yanında Sırpça ismi de mevcut olan köy ismine rastlanmaktadır. (Feridun M. Emecen, "XVI. Asırda Balkanlar'ın Kuzeydoğu Kesiminde İskân Tipleri ve Özellikleri Hakkında Bazı Notlar", V. Milletlerarası Türkiye Sosyal ve İktisat Tarihi Kongresi, Tebliğler, Marmara Üniversitesi Türkiyat Araştırma ve Uygulama Merkezi, İstanbul 21-25 Ağustos 1989, s. 545.
206 Tuncer Baykara, "XIII. ve XIV. Yüzyıllarda Batı Türklüğünde Şehirleşme Eğilimleri ve Yeni-şehirler" Tarih Enstitüsü Dergisi, S: 16, İstanbul 1998, s. 30.
207 TD 4, s. 840-841; TD 16M, s. 6-7.
208 MC 0. 90, vr. 4b.
209 MAD 10, vr. 451a.
210 MC 0. 89 vr. 64b.
211 MC 0. 89 vr. 67a.
212 MAD 35, vr. 40b.
213 MAD 17748, s. 29.
214 TD 12, s. 37.
215 MC 0. 89 vr. 60b.
216 MC 0. 89 vr. 60b.
217 TD 12, s. 222
218 MC 0. 89 vr. 63b.
219 MAD. 66, vr. 1b.
220 MAD 35, vr. 16a.
221 MAD 10, vr. 54a.
222 MAD 35, vr. 153b.
223 TD 12, s. 199.
224 MAD 35, vr. 178a.
225 MAD. 66, vr. 1b.
226 MAD 525, s, 44.
227 MAD 525, s, 44
228 MAD 525, s. 44.
229 MAD 10, vr. 221a.
230 MAD 10, vr. 328a.
231 MAD 10, vr. 373a.
246 MC 0. 89 vr. 18b.
247 MAD 35, vr. 10a.
248 TD 12, s. 212.
249 MC 0. 89 vr. 124a.
250 Tuncer Baykara, "Türk Şehircilik Tarihinde: Hatun Şehirleri", Belleten, s. 497-498, 502.
251 Tülay Artan, "Via Egnati'nın Osmanlı (Kadınlarının) Kültür Hamiliği: Dönemleri ve Sorunları", Sol Kol Osmanlı Egemenliğinde Via Egnatıa, Editör: Elızabeth A. Zachariadou, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul 1999, s. 37, 41.
252 TD 12, s. 8.
253 TD 12, s. 3.
254 MAD 10, vr. 54a.
255 TD 7, s. 226.
256 MAD 544, s. 282; TD 4, s. 678; TD 16M, s. 102.
257 TD 4, s. 754.
295 MC 0. 89 vr. 5b
296 MC 0. 89 vr. 59a.
297 MAD 66, vr. 9a.


Arşiv Malzemeleri.

TD 4, H. 881 (M. 1476) Fatih Devri Pirlepe, Köprülü, Kırçeva ve Kalkandelen.
TD 7, Fatih Devri, Paşa Livası'nın Yenice Karasu, Drama, Kavala, Zihne, Keşişlik, Demurhisar, Selanik, Sidrekapısı.

TD 12, 1475 Tarihli Malkara Kazasıyla Gelibolu Bölgesi ve sair mahallerdeki evkaf defteri. TD 16M 1481 Tarihli Üsküp, Kalkandelen, Karçova, Pirlepe, Manastır, Florine nahiyeleri. TD 20 Üsküdar, Kızılağaç, Prevadi, Dimetoka, Ergene nahiyeleri.

MAD 35, H. 873-881 (M. 1468-1476) Tekfurdağı, Çirmen, Akçakızanlık, Ergene, Zağra-i Yenice ve Hasköy Mufassal Defterleri.

MAD 10, H. 859 (M. 1454-1455) Tarihli Tırhala Livası Defteri.

MAD 17748, 883 (M. 1478) Tarihli Selanik Kalesi Mustahfizanı.

MAD 525 Rumeli'de vaki Timur Hisar, İstefanya, Kalonya, Narakob, Bağdanos, Köprülü ve Kesriye.

MAD 544 H. 859 (1454-1455) Tarihli Rumeli'ye Ait Mücmel Tımar Defteri.

MAD 66, H. 871 (M. 1466-14679) Rumeli'nin Has ve Zeamet ve Tımarlarını Gösterir İcmal Defteridir. (Tarihli Tırhala Livası İcmal Defteri).

Muallim Cevdet Yazmaları Nr: 0. 89 Hicri 860'dan (M. 1454) Önce Yazılmış Rumeli Tahrir Defteri.

Muallim Cevdet Yazmaları Nr: 0. 90 Vidin Sancağı Tımar Defteri. Kaynak ve Tetkikler.

ARTAN, Tülay, "Via Egnati'nın Osmanlı (Kadınlarının) Kültür Hamiliği: Dönemleri ve Sorunları", Sol Kol Osmanlı egemenliğinde Via Egnatıa, Editör: Elızabeth A. Zachariadou, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, İstanbul 1999.

AŞIKPAŞA-ZÂDE, Tevarih-i Al-i Osman, Haz. H. Nihal Atsız,.

BARKAN, Ömer Lütfi, "Osmanlı İmparatorluğu'nda İmaret Sitelerinin Kuruluş ve İşleyiş Tarzına Ait Araştırmalar", İFM, XXIII, S: 1-2, İstanbul 1963.

BAYKARA, Tuncer "Türk Şehircilik Tarihinde: Hatun Şehirleri", Belleten, s. 497-498, 502. , "XIII. ve XIV Yüzyıllarda Batı Türklüğünde Şehirleşme Eğilimleri ve Yeni-şehirler" Tarih Enstitüsü Dergisi, S: 16, İstanbul 1998.

CERASI, Maurıce M., Osmanlı Kenti, Osmanlı İmparatorluğu'nda 18. ve 19. Yüzyıllarda Kent Uygarlığı ve Mimarisi, Çev: Aslı Ataöv, Y. K. Y, İstanbul 1999.

EMECEN Feridun M, "Osmanlılarda Yerleşik Hayat Şehirliler ve Köylüler", Osmanlı, Yeni Türkiye Yay., Ankara 1999, C. 4. , "XVI: Asırda Balkanlar'ın Kuzeydoğu Kesiminde İskân Tipleri ve Özellikleri Hakkında Bazı Notlar", V. Milletlerarası Türkiye Sosyal ve İktisat Tarihi Kongresi Tebliğler, Marmara Üniversitesi Türkiyât Araştırma ve Uygulama Merkezi, İstanbul 21-25 Ağustos 1989.

ERGENÇ Özer, "Osmanlı Şehirlerinde Yönetim Kurumlarını Niteliği Üzerinde Bazı Düşünceler", VIII. Türk Tarih Kongresi, Kongreye Sunulan Bildiriler, Ankara 1981. , "Osmanlı Şehrindeki Mahallenin İşlev ve Nitelikleri", Osmanlı Araştırmaları IV, İstanbul 1984.

ERGİN, Osman, Türkiye'de Şehirciliğin Tarihi İnkişafı, İstanbul 1936.

ERÖZ, Mehmet, Yörükler, Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Yay., İstanbul 1991.

GÖKBİLGİN, Tayyib, XV-XVI. Asırlarda Edirne ve Paşa Livası Vakıflar-Mülkler-Mukataalar, İstanbul 1952.

İNALCIK, Halil, Suret-i Defter-i Sancak-i Arvanid, T. T. K., Ankara 1987. , "The Ottoman Metohods of Conquest", Studia İslamica, S. II, Paris 1954.

KAFALI, Mustafa, "Anadolu'nun Fethi ve Türkleşmesi", Erdem, C. 8, S: 22, 1996, s. 10.

MEHMED NEŞRÎ, Kitâb-ı Cihân-nûmâ, C. I, Yayına Hazırlayan: Faik Reşit Unat-Mehmet Köymen, Altay T. T. K., Ankara 1987.

MÜDERRİSOĞLU, Fatih, "Osmanlı Şehirciliği Üzerine Bazı Gözlemler", Prof. Dr. Zafer Bayburtluoğlu Armağanı, Kayseri 2001.

ŞAHİN, İlhan, "Eski Zağra", Diyanet, C. 11. , "XV. ve XVI. Yüzyılda Sofya-Filibe-Eski-Zağra ve Tatar-Pazarı'nın Nüfus ve İskân

Durumu", Türk Dünyası Araştırmaları, S: 48, 1987.

YILDIRIM, Dursun, "Coğrafya'dan Vatan'a Geçiş ve Vatan ile Göç Ediş Problemi", Türk Yer Adları Sempozyumu Bildirileri, Başbakanlık basımevi, Ankara 1984.

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
3415 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın