• Anasayfa
  • https://www.facebook.com/tarihtarihcemiyeti/
  • https://twitter.com/ttcemiyeti
  • https://www.instagram.com/tarihtarihcemiyeti/
Altınordu Hanlığı'nın Resmî Yazışma Geleneği / Dr. Melek Özyetgin

Cengiz Han'ın önderliğinde 13. yüzyıl başında tüm Asya kıtasını ve Doğu Avrupa'yı içine alan büyük Moğol hareketi neticesinde kurulan Türk-Moğol İmparatorluğunun sınırları, Cengiz'in çocukları ve torunlarının da devam ettirdiği bu fütuhat hareketiyle daha da genişlemiş ve Asya'nın dört bir yanında Büyük kağanlığa bağlı halef devletler kurulmuştur. Bu devletlerden biri olan Altınordu Hanlığı, Cengiz'in torunu Batu Han'ın (1227-1256) önderliğinde genel olarak Deşt-i Kıpçak olarak adlandırılan ve yukarı Bulgar Hanlığı'ndan, Kuban ve Terek ırmaklarından Derbent'e kadar olan Kuzey Kafkasya'yı ve Harezm ülkesini içine alan geniş topraklarda kurulmuştur. Altınordu Hanlığı'nın kaderini 1360 yılında Berdi Bek Han'ın ölümüne kadar Batu Han'ın başını çektiği Ak Orda hanedanı (Sayın Hanedanı) belirlemiş, bu tarihten itibaren Altınordu tahtına Batu'nun kardeşi Tokay-Timur'un neslinden hanlar geçmiştir. Altınordu Hanlığı'nın yıkılmasından sonra kurulan Kırım Hanlığı'nda 1783'e kadar, Kazan Hanlığı'nda ise 1552'ye kadar Tokay-Timur neslinden gelen hanlar hüküm sürmüştür.1 Bu yüzden de Altınordu Hanlığı'nın dağılmasının ardından kurulan bu hanlıklar bir bakıma Altınordu'nun hem siyasî hem de teşkilât bakımından devamı niteliğinde olmuştur.

Altınordu Hanlığı'nın sahip olduğu kuvvetli siyasî ve askerî güç yanında devletin devamlılığını sağlayan sağlam bir devlet teşkilâtı ve düzeni vardı. Altınordu'nun kurulduğu topraklarda yaşayan ve çoğunluğu Türk olan ulusların Moğollardan daha medenî ve daha köklü bir yapıya sahip oldukları ve bu suretle de Moğolların çok kısa bir süre zarfında Türkleşme sürecine girdiği ve gerek devlet teşkilâtında gerekse sosyal düzende Türk sisteminin benimsediği açıkça görülmektedir. Göçebe bir kavim olarak Moğolların 13. yüzyılda devlet yönetimi ve yazı geleneği yoktu. Bunun yanında Uygur Türkleri Türkistan'da bir yazı geleneği ve devlet yönetimi oluşturmuşlardı. Moğollar Türkistan'a hâkim oldukları dönemde, 1206 yılında Uygurlar aracılığıyla Uygur yazısını almışlardı. Uygur yazısıyla birlikte Moğollar Türk-Uygur devlet yönetimini ve terminolojisini benimsemiş, bunun yanında hukuk, iktisat ve sosyal hayatla ilgili pekçok teknik terimi de dillerine almışlardır. Türk-Uygur dili ve kültürü Moğol kültürü içinde en üst düzeydeki örnek bir kültür olarak kabul edilmiş ve Moğollar resmî yazışma geleneklerini de bu çerçeve içinde oluşturmuşlardır.2

Bununla birlikte Altınordu'nun çeşitli kurumlarında eski Moğol unsurunun da etkisini göz ardı etmek mümkün değildir. Özellikle Altınordu Devleti'in kurulduğu ilk dönemlerde Türk resmî yazışma geleneği bölgede hâkim unsur olan Moğolların tamamen Türk-Uygur kökenli olan resmî yazışma geleneğinin tesirinde meydana gelmiştir. Bu tesir özellikle Altınordu ile ve Moğol diplomatikasında terminolojik alandaki uyumda dikkati çeker. Bu durum resmî yazışma geleneğindeki teknik terimlerin Türk veya Moğol menşeli olma meselesinde kesin olarak karar vermeyi güçleştirmektedir.3 Bununla birlikte bazı Türk-Uygur kökenli teknik terimlerin Moğollar vasıtasıyla Altınordu resmî yazışma geleneğine geçmiş olduğunu tespit etmek de mümkündür.4

Altınordu'nun yıkılmasından sonra kurulan ve yine Altınordu hanları soyundan gelen kişilerin tahta çıktığı Kırım ve Kazan Hanlıkları'nda da aynı yazışma geleneği sürmüştür. Özellikle Kazan Hanlığı'na ait az sayıdaki diplomatik belgede hem dil hem de üslûp bakımından Altınordu geleneğine bağlılığın daha güçlü olduğu görülür. Kırım yazışmalarında ise daha farklı bir üslûp dikkati çeker. Kırım Hanlığı'nın, 1475 yılında Osmanlı Devleti tâbiiyetine girmesiyle değişen siyasî durumu, resmî yazışma geleneğini de etkilemiş ve özellikle yazışmalarda Osmanlı diplomatikasının hem dil hem de şekil ve muhteva bakımından daha kuvvetli tesirleri olmuştur. Bunun yanında Kırım yazışma geleneğindeki gelişmeler, bir yandan Osmanlı uygulamaları, bir yandan da yine Moğol ve Türk-Uygur kökenli Altınordu geleneğinin tesiri altında kalmıştır. Altınordu'nun devamında Kırım ve Kazan hanlıkları dışında kurulan Astrahan ve Sibir Hanlıklarındaki yazışma geleneği hakkında, o döneme ait orijinal belgelerin günümüze gelmemesinden dolayı yeterli bilgiye sahip değiliz.

14. yüzyıl başından itibaren Cengiz İmparatorluğu'nda ve onun halefi olan devletlerde resmî dil olarak Moğolca yerini Türkçeye bırakmıştır. Altınordu Devleti'in asıl bünyesini oluşturan Türk nüfusun fazlalığı, ayrıca İslâmiyetin de kabulü Moğolların Türkleşme sürecini hızlandırmış, Moğol unsuru yerine çok kısa denebilecek bir sürede Türk unsuru ön plâna çıkmıştır. Bununla birlikte bu sahada Moğol dilinin tamamen unutulup kullanılmadığı hususundaki bilgiler kesin değildir. 14. yüzyıl sonlarında Altınordu hanının verdiği, bazı imtiyaz ve haklara sahip olunduğuna dair hükümdar namına ihsan edilen, metal levhaya yazılı, itimat belgesi niteliğindeki bir payzada Moğolcaya rastlanmakla birlikte bu saha ile ilgili mevcut yazılı kaynakların azlığı ve Altınordu'ya ait elimizdeki tüm metinlerin Türkçe olması, Moğolcanın bu sahadaki durumunu tayin etmeyi güçleştirmektedir.5 Bununla birlikte Türk dili edebî dil/yazı dili statüsünde devlet dili olarak ön plânda yer almıştır. Altınordu sahasının etnodemografik yapısında çoğunluğu oluşturan ve baskın rol oynayan Kıpçak Türkleriydi. Dolayısıyla Altınordu'da şekillenen yazı dili Kıpçak dil özellikleri temelindeydi. Altınordu yarlık ve bitiklerinin dili incelendiğinde Kıpçak Türkçesinin ses, şekil ve söz varlığı özellikleri görülmektedir. Bunun yanında Moğol dilinin özellikle terminoloji düzeyinde Altınordu Türkçesinin söz varlığına tesir ettiğini yarlıklar bize açıkça göstermektedir. Özellikle askerî, idarî, sosyal ve ekonomik kurumlara ait terminolojilerde bu tesir dikkati çeker. Yarlıklarda Moğolca kökenli idarî kurumlara ait totkavul "polis", bökevül "ordu muhafız askeri", karavul "nöbetçi, gözcü", daruga "vali" gibi terimler, ayrıca vergi adları alban "genel vergi", kalan "toprak vergisi" geçmektedir.

Altınordu Devleti'in resmî yazışma dili olan Türkçe, özellikle diplomatik yazışmalarda hem Uygur hem de Arap alfabesi kullanılarak yazılmıştır. Uygur alfabesinin Altınordu ve diğer Cengiz halef devletlerde bilinmesi ve kullanılması, bu devletlerin divan kâtiplerinin ve memurlarının Türk-Uygur olmasına bağlanmaktadır.6 Altınordu'ya ait yarlık ve bitiklere bakıldığında belgelerde hem Arap hem de Uygur alfabesinin kullanıldığı dikkati çeker. Elimizde bugün sadece Uygur alfabesi ile yazılmış Altınordu hanı Toktamış'ın 1393 tarihinde Lehistan-Litvanya kralı Yagayla'ya gönderdiği mektup vardır. Bunun dışında asıl metin kısmı Uygur yazısıyla yazılıp, satırların hemen altına Arap harfleriyle karşılıkları yer alan 1397 tarihli Temir-Kutluk yarlığı vardır. Bunun dışında asılları elimizde mevcut olmamakla birlikte Toktamış Han'ın Kırım'daki Cenevizlilere yolladığı bazı yarlıkların da Uygur harfleriyle yazıldığı bilinmektedir. Buradan da Altınordu hanlarının Uygur alfabesini büyük ölçüde sadece dış yazışmalarda kullandıkları, iç yazışmalarda ise Arap alfabesini tercih etmiş oldukları sonucu çıkarılabilir.7 Moğol akınlarıyla Deşt-i Kıpçak sahasına gelen ve tanınan Uygur alfabesine, Altınordu hanlarının sikkelerinde de rastlanmaktadır. Altınordu medeniyetindeki kuvvetli İslâm tesiri muhtemelen Uygur alfabesinin önemini yitirmesinde önemli rol oynamış ve alfabede Arap harfleri tercih edilmiştir. Altınordu'ya ait en eski tarihli yazılı Türkçe belge olan Toktamış Han'ın 1381 tarihli tarhanlık yarlığı Arap alfabesi ile yazılmıştır.

14. yüzyılın ikinci yarısına kadar Asya'da olduğu gibi Doğu Avrupa'da da büyük bir siyasî ve askerî güç olarak varlığını sürdüren Altınordu Hanlığı'nın, devrinin diğer Türk devletleriyle olan kuvvetli ilişkileri yanında Rus prenslikleriyle, Anadolu ve Balkanlar'la, Bizans'la, Papalarla, İtalya Cumhuriyetleriyle, Doğu Avrupa devletleriyle de diplomatik ve iktisadî münasebetleri vardı8. Altınordu'nun gerek siyasî gerekse sosyal ve kültürel durumu ile ilgili zengin bilgiler içeren ve Altınordu tarihi araştırmalarında birinci dereceden kaynak olan Altınordu'ya ait yarlık ve bitikler, Altınordu'nun geniş bir yelpaze içindeki bu diplomasi ilişkileri hakkında bize önemli bilgiler vermektedir.

Kırım ve Kazan Hanlığı yazışmalarını da içine alan Altınordu resmî yazışma geleneği pekçok araştırmacı tarafından incelenmiştir. Özellikle bir bütün olarak Altınordu yazışma geleneğini hem stil hem de muhteva bakımından ele alan ve Altınordu'ya ait belgelerin detaylı tasnifini yapan Mirkasım Usmanov9 ile Istvân Vâsâry10'nin çalışmaları bu açıdan büyük önem taşımaktadır. M. A. Usmanov 1979 yılında yaptığı çalışmasında Altınordu'ya ait tüm yarlıkları tasnif etmiş, belgeleri hem muhteva hem de şekil bakımından tanıtarak Altınordu paleografyası ve diplomatik üslûp özellikleri üzerinde durmuştur. I. Vâsâry'nin çalışmasında ise özellikle Altınordu resmî yazışma geleneğinin işleyişi ve bu gelenekteki teknik terimler incelenmiştir. Ayrıca I. Vâsâry, M. Usmanov'un çalışmasına da dayanarak Altınordu ve onun halefi devletlerin 1552'ye kadar yazılmış olan mevcut tüm belgelerinin tenkitli bir listesini yapmıştır. Bunun yanında I. Vâsâry, bu listede Cengiz Han menşeli Türk-Moğol halef devletlerinin; İlhanlılar, Celayirliler, Çağataylılar, Timurlular, Karakoyunlular ve Akkoyunluların çeşitli dillerde yazılmış resmî belgelerine de yer vermiştir.11

Aşağıda, M. A. Usmanov'un ve I. Vâsâry'nin çalışmaları esas alınarak Altınordu sahasında, özellikle 1552 tarihine kadar yazılmış mevcut yarlık ve bitikler tasnif edilmiştir. Bu tasnifte I. Vâsâry'nin çalışmasında yer almayan belgeler, gerekli kaynaklar not düşülerek verilmeye çalışılmış, ayrıca tasnife Altınordu hanları tarafından yabancı devlet ve kilise yöneticilerine gönderilen ancak bugün elimizde sadece yabancı dillerdeki tercümeleri bulunan yarlık ve bitikler de eklenmiştir:

Altınordu ve Halefi Devletlere Ait Yarlık ve Bitikler (Türkçe)

Yarlıklar

Tarhanlık yarlıkları

Toktamış Han'ın Bik Hacı'ya verdiği 1381 tarihli yarlık (Usmanov 1979: 29-30; Vâsâry 1987: 12). Temir-Kutluk Han'ın Muhammed adlı kişiye verdiği 1397 tarihli yarlık (Usmanov 1979: 30; Vâsâry 1987: 12).

Hacı Girey Han'ın Ankaralı Hekim Yahya'ya verdiği 1453 tarihli yarlık (Usmanov 1979: 31; Vâsâry 1987: 12).

Hacı Girey Han'ın Kırkyer ahalisine verdiği 1459 tarihli yarlık (Usmanov 1979: 32; Vâsâry 1987: 12).

Mengli Girey Han'ın Hoca Biy'e verdiği 16 Ağustos 1467 tarihli yarlık (Usmanov 1979: 33; Vâsâry 1987: 12).

Mengli Girey Han'ın Kırkyer ahalisine verdiği 11 Temmuz 1468 tarihli yarlık (Usmanov 1979: 33; Vâsâry 1987: 12).

İbrahim Han'ın 1467-1479 (?) tarihli yarlığı (Usmanov 1979: 34-35; Vâsâry 1987: 12). Mengli Girey Han'ın 1485 tarihli yarlığı (Usmanov 1979: 35; Vâsâry 1987: 12). Muhammed Girey Han'ın 1502 tarihli yarlığı (Usmanov 1979: 36; Vâsâry 1987: 12). Muhammed Girey Han'ın Kırkyer ahalisine verdiği 1515 tarihli yarlık (Usmanov 1979: 36; Vâsâry 1987: 12).

Sahip Girey Han'ın 1 Ocak 1523 tarihli yarlığı (Usmanov 1979: 37-38; Vâsâry 1987: 12). Saadet Girey Han'ın Mart 1524 tarihli yarlığı (Usmanov 1979: 38; Vâsâry 1987: 12).

Soyurgal yarlıklar

Uluğ Muhammed Han'ın 1420 tarihli yarlığı (Usmanov 1979: 31; Vâsâry 1987: 12). Mengli Girey Han'ın 30 Eylül 1468 tarihli yarlığı (Usmanov 1979: 34; Vâsâry 1987: 12). Sahip Girey Han'ın Haziran 1549 tarihli yarlığı (Usmanov 1979: 38; Vâsâry 1987: 12). Sahip Girey Han'ın Temmuz 1549 tarihli yarlığı (Usmanov 1979: 39; Vâsâry 1987: 12). Sahip Girey Han'ın Temmuz 1549 tarihli yarlığı (Usmanov 1979: 39-40; Vâsâry 1987: 12). Sahip Girey Han'ın Ağustos 1549 tarihli yarlığı (Usmanov 1979: 40; Vâsâry 1987: 12). Sahip Girey Han'ın 8 Mart 1550 tarihli yarlığı (Usmanov 1979: 40-41; Vâsâry 1987: 12).

Sahip Girey Han'ın 3 Mayıs 1550 tarihli yarlığı (Usmanov 1979: 41; Vâsâry 1987: 12). Sahip Girey Han'ın 10 Mayıs 1550 tarihli yarlığı (Usmanov 1979: 41-42; Vâsâry 1987: 12). Sahip Girey Han'ın 19 Haziran 1550 tarihli yarlığı (Usmanov 1979: 42; Vâsâry 1987: 12).

Diplomatik yarlıklar

Toktamış Han'ın Lehistan-Litvanya kralı Yagayla'ya verdiği 1393 tarihli yarlık (Vâsâry 1987: 12).

Mengli Girey Han'ın Kırkyer ahalisine verdiği 1479 tarihli yarlık (Usmanov 1979: 35; Vâsâry 1987: 12).

Bitikler

Uluğ Muhammed Han'ın Osmanlı padişahı II. Murad'a gönderdiği 14 Mart 1428 tarihli bitik (Vâsâry 1987: 13; Kurat 1940: 6-36; Özyetgin 1996: 138-139).

Mahmud Han'ın Fatih Sultan Mehmed'e gönderdiği 10 Nisan 1466 tarihli bitik (Vâsâry 1987: 13; Kurat 1940: 37-45; Özyetgin 1996: 139-140).

Ahmed Han'ın Fatih Sultan Mehmed'e gönderdiği 1465-1466 tarihli bitik (Vâsâry 1987: 13; Kurat 1940: 46-60; Özyetgin 1996: 141-142).

Ahmed Han'ın Fatih Sultan Mehmed'e gönderdiği Haziran 1477 tarihli bitik (Vâsâry 1987: 13; Halasi Kun 1949: 633-634).

Mengli Girey Han'ın Fatih Sultan Mehmed'e gönderdiği 25 Ekim 1469 tarihli bitik (Vâsâry 1987: 13; Kurat 1940: 81-86; Özyetgin 1996: 146-148).
Mengli Girey Han'ın 5-15 Temmuz 1475 tarihli bitiği (Vâsâry 1987: 13; Kurat 1940: 87-90; Özyetgin 1996: 148-149).

Mengli Girey Han'ın Fatih Sultan Mehmed'e gönderdiği 1475-1476 tarihli bitik (Vâsâry 1987: 13; Kurat 1940: 91-100; Özyetgin 1996: 149-150).

Eminek Mirza'nın Fatih Sultan Mehmed'e gönderdiği 1476 tarihli bitik (Vâsâry 1987: 13; Kurat 1940: 101-106; Özyetgin 1996: 150-152).

Nur Devlet Han'ın Fatih Sultan Mehmed'e gönderdiği 15 Mayıs 1477 tarihli bitik (Kurtoğlu 1937: 641-655; Özyetgin 1996: 156).

Eminek Mirza'nı Fatih Sultan Mehmed'e gönderdiği 1478 tarihli bitik (Vâsâry 1987: 13; Kurat 1940: 107-115; Özyetgin 1996: 122-125).

Mengli Girey Han'ın Fatih Sultan Mehmed'e gönderdiği 3 Mayıs 1478 tarihli bitik (Kurtoğlu 1937: 650-651; Özyetgin 1996: 126-127).

Mengli Girey Han'ın Fatih Sultan Mehmed'e gönderdiği 1478 tarihli bitik (Kurtoğlu 1937: 649; Özyetgin 1996: 127-128).

Mengli Girey Han'ın Fatih Sultan Mehmed'e gönderdiği 1479 tarihli bitik (Kurtoğlu 1937: 650­651; Özyetgin 1996: 128-129).

Muhammed Girey Han'ın 1520 tarihli bitiği (Vâsâry 1987: 13).

Altınordu ve Halefi

Devletlere Ait Yarlıklar ve Bitikler (Tercümeler) Rusça Tercümeler

Mengü Temür Han'ın adı belli olmayan Rus kilisesi Metropolitine verdiği 1 Ağustos 1267 tarihli yarlık (Vâsâry 1987: 13; Priselkov 1916: 58-59).

Taytuğlu Hatun'un (Taydula) Rus prensi Semen İvanoviç'e verdiği 26 Eylül 1347 tarihli yarlık (Vâsâry 1987: 13; Priselkov 1916: 57).

Taytuğlu Hatun'un (Taydula) Metropolit Feognost'a verdiği 4 Şubat 1351 tarihli yarlık (Vâsâry 1987: 13; Priselkov 1916: 59).

Taytuğlu Hatun'un (Taydula) Metropolit Aleksey'e verdiği 11 Şubat 1354 tarihli yarlık (Vâsâry 1987: 13; Priselkov 1916: 61).

Berdi Bek Han'ın Metropolit Aleksey'e verdiği Kasım 1357 tarihli yarlık (Vâsâry 1987: 13; Priselkov 1916: 60-61).

Tölek Han (Tolun bey) tarafından Metropolit Mihail'e verilen 1379 tarihli yarlık (Vâsâry 1987: 13; Priselkov 1916: 56-57).

Latince Tercümeler

(Vâsâry 1987: 14; Mas Laitre 1868: 581-595) Özbek Han 1333. Canibek Han 1342. Taytuğlu (Taydula) 1358.

Taytuğlu (Taydula) 1358. İtalyanca Çeviri Yarlık ve Bitikler

(Vâsâry 1987: 14; Hammer-Prgstall 1840: 517-522; Mas Laitre 1868: 587-595; Desimoni 1887: 161-165)

Canıbek Han 1347.

Ramadan (Solhat yöneticisi) 1356.

Ramadan (Solhat yöneticisi) 1356.

Berdibek Han 24 Eylül 1358.

Kutlu Temür Han (Solhat yöneticisi) 1358

Berdibek Han 26 Eylül 1358.

Çerkes Beg (Solhat yöneticisi) 1380.

İlyas beg (Solhat yöneticisi) 1381.

Altınordu Hanlığı tarihinin büyük ölçüde Arap, Fars, Rus ve Bizans tarihçilerinden ve eserlerinden elde edilen bilgilere dayanması, Altınordu sahasının birinci el kaynakları olan yarlık ve bitiklerin önemini artırmaktadır. Altınordu diplomatikasının temelini oluşturan bu yarlık ve bitikler, Hanlığı'n siyasî ve kültür tarihi, diğer ülkelerle olan diplomatik münasebetleri hakkında bilgi verirken, Altınordu'nun sosyal hayatı, ticarî ve iktisadî durumu ile ilgili zengin bir malzeme de sunmaktadır.

Altınordu Yazışma Diplomatikasındaki Teknik Terimler

Çeşitli devlet belgelerinin iç ve dış özelliklerini inceleyen diplomatika ilminde teknik terim olarak birçok kavram yer alır. Teknik terimlerin kullanım alanı ve muhteviyatı, devletlere göre çeşitlilik gösterir. Altınordu diplomatikasındaki teknik terimlerde Türk-Uygur menşeli Moğol geleneğinin etkisi vardır. Asıl Türk-Uygur yazışma geleneğine ait birçok teknik terimin Altınordu sahasına Moğollar vasıtasıyla girdiği görülür. Çoğunlukla Türkçe menşeli bu terimlerin teknik anlamları, Moğollar vasıtasıyla Altınordu'ya geçmiştir. Aşağıda Altınordu belgelerinde geçen belli başlı birkaç teknik terim üzerinde durulmuş, muhtevaları ve stilistik özellikleri ana hatlarıyla verilmeye çalışılmıştır.

Yarlık

Muhteva bakımından hanın emir ve isteklerini içeren bir mektup türü olan yarlık12 Altınordu'dan önce Moğollar devrinde de kullanılmıştır. Özellikle Moğol hükümdarları kendi tâbiiyetindeki devletlerin hükümdarlarına gönderdikleri mektupları yarlık olarak adlandırmışlardır. Bu yüzden de emir mahiyetindeki yarlıklar sadece belirli güçteki bir hükümdar tarafından ona tâbi olan veya ondan daha alt seviyedeki hükümdarlara gönderilebilirdi.

Yarlıkları muhteva olarak diplomatik ve tarhanlık yarlıkları olmak üzere iki grupta değerlendirmek gerekir. Daha çok diplomasiyle ilgili olarak yabancı hükümdarlara gönderilenler ile yine emir mahiyetini taşıyan iç yazışmalardaki diğer yarlıklar da 'diplomatik yarlık' olarak değerlendirilir. Altınordu kançılaryasındaki mevcut yarlıkların büyük çoğunluğu tarhanlık yarlığı olup az sayıda diplomatik yarlık elimizde mevcuttur. Bunlar içinde Altınordu'ya ait en eski tarihli diplomatik yarlık, 1393 yılında Toktamış Han tarafından Lehistan-Litvanya Kralı Yagayla'ya gönderdiği yarlıktır. Bunun yanında Altınordu sahasında bilinen en eski tarihli Türkçe belge 1381 tarihli Toktamış Han'ın Bik Hacı adlı bir şahsa verdiği tarhanlık yarlığıdır.

Hanın istediği kişi veya kurumlara verdiği ve sahibine her türlü vergi ve devlet hizmetinden muafiyet sağlayan, geniş maddî imkân ve imtiyazlar veren yarlıklar 'Tarhanlık yarlıkları' adını alır. Tarhan olan kimseler her çeşit iş ve hizmet yükümlülüğünden ve vergilerden kurtuluyordu. Han tarafından verilen tarhanlık hakkı tarhanlık yarlığı ile onaylanıyordu. Altınordu sahasına ait yarlıkların büyük bir çoğunluğu kişi ve kurumlara bu tip imtiyazlar sağlayan tarhanlık yarlıklarıdır. Tarhanlık nesilden nesile geçen bir kurum olarak kökleri oldukça eskiye dayanmaktadır. Eski Türklerde kişilere belirli vergilerden ve hizmetlerden muafiyet sağlayan, belirli yükümlülüklerden muaf tutan böyle bir müessesenin işareti yoktur. Bununla birlikte Göktürk Devleti'nde de mevcut olan tarhan ünvanı, Altınordu'daki imtiyazlı sınıfa dâhil olan tarhanlık ile aynı mahiyette değildir. Tarhanlar özellikle Moğollar Devri'nde kendilerine, hükümdar tarafından 'soyurgal' adı ile verilen ve nesilden nesile intikal eden, vergi muafiyeti sağlayan, herhangi bir suçtan ceza görmeme hakkı tanıyan yarlıklarla imtiyazlı hâle geçtiler.13 Moğollar Devri'nde canlanan tarhanlık, ziraat ve arazi feodalleri olarak değil, bir nevi baronluk olarak devlete büyük hizmetleri dokunan yüksek memurlara, arazi sahiplerine, tüccarlara verilen bir şeref rütbesi olarak yer aldı.14

Altınordu sahasına ait tarhanlık yarlıkları içinde, Rus kiliselerine ve Rus ruhanîlerine verilen ve onlara belirli imtiyazlar sağlayan tarhanlık yarlıkları önemli bir yer tutar. Altınordu Hanlığı'nın kuruluşundan sonra Rusya'da bulunan birçok Rus prensliği hanlığa haraçla tâbi oldu. Ruslar, bu maddî yükümlülükleri yanında Moğolların kendi özel vergi sistemlerini de tanıdılar. Altınordu hanları tüm Rus knezliklerindeki Rus nüfusunu tespit ederek, vergi sistemini nüfusa göre belirlemiş ve Ruslar için farklı bir vergi sistemi getirmiştir. Bunun yanında Altınordu hanları, Rus Ortodoks kilisesine ve rahiplerine vergi muafiyeti ve belirli imtiyazlar veren tarhanlık yarlıkları ile tarhanlık unvanını da ihsan etmişlerdir. Tarhanlık kurumu, sadece Moğol uluslarında değil, Orta Çağ Rusyası'nda da büyük önem taşımıştır. Altınordu hanları tarafından bağışlanan tarhanlıklar ile Rus kiliselerinin gücü ve nüfuzu büyük ölçüde artmıştır. Moğol hâkimiyeti döneminde Rus kilisesi varlığını daima sürdürmüş ve aldığı imtiyazlı tarhanlık ünvanlarıyla gücüne güç katmıştır.

Cengiz İmparatorluğu'nda tüm dinler büyük bir müsamaha ile karşılandığı için ruhanîler her zaman himaye edilmiştir. Rus kiliselerine verilen bu imtiyazlarla, Rus kültürünü muhafaza eden en önemli kurumun gelişmesine ve ilerlenmesine imkân verilmiş oldu. Cengizle başlayan bu uygulama Altınordu'da da devam etmiştir. Rus kiliselerine verilen imtiyazları gösteren ve bugün elimizde sadece Rusça tercümeleri bulunan altı yarlık bunun açık bir göstergesidir. Bu altı belge, Orta Çağ Rusyası'ndaki kilise gücünün yükselişindeki çalışmalarda, ayrıca yine vergi muafiyeti müessesesinin gelişimini tayinde son derece önemlidir.15 Bu yarlıklar ile ilgili en önemli çalışmayı M. D. Priselkov yapmıştır.16 Bu yarlıkların tercümeleri üzerinde çalışan tarihçiler, başlangıçta bu tercümelerin orijinalliği konusunda tereddüt etmişlerdir. Bu yüzden de bir süre metinlerin gerçekliği şüphe ile karşılanmıştır. Ancak M. D. Priselkov tarafından yapılan neşirde, yarlıkların metinlerinin yeni rekonstrüksiyonları yapılmıştır. Bu rekonstrüksiyonlu metinlerin, yine benzer özelliklere sahip Çince, Moğolca ve Türkçe tarhanlık yarlıkları ile mukayesesi yapıldığında, orijinalliği konusunda şüpheye yer bırakmayacak şekilde üslûp benzerliği olduğu dikkati çekmektedir.17 Bu yarlıkların muhteviyatı ve türü ile ilgili tartışmalar da vardır. Genel olarak belirli imtiyazlar sağladığı için tarhanlık yarlığı olarak adlandırılan bu metinlerin Rus literatüründe 'himayename' (Rus. oxranie gramotı) olarak geçtiği belirtilmektedir. Bir Türke verilen tarhanlık ünvanı ile bir Rus papazına verilen himaye yarlığı arasındaki farkın büyük olduğu belirtilmektedir.18 M. D. Priselkov çalışmasında 6 belgeyi iki yarlık ve dört mektup olarak tasnif etmiştir. Sadece Berdi Bek tarafından verilen belgede yarlık terimi geçmektedir. Bununla birlikte yukarıdaki listede de verilen tüm belgelerin belirli muafiyetleri ve imtiyazları içerdiği göz önüne alındığında, bunları tarhanlık yarlıkları olarak değerlendirmek mümkündür.

Altınordu'da Saray şehrinde Rus piskoposluğunun varlığı dikkat çekiyordu. Buradaki Rus ruhanîlerinin Altınordu'nun özellikle Bizans İmparatorluğu ile olan diplomatik ilişkilerinde hizmet ettikleri ve devletin idarî teşkilâtında dolaylı da olsa rol oynadıkları görülmektedir. Altınordu'nun ve yine Rus prensliklerinin himayesi ile geniş arazilere sahip olan Rus kilisesinin girişimleriyle, Volga'nın kuzeyindeki bölgelerde Rus manastırlarının sayısı artmış, Rus kolonizasyonu gittikçe daha geniş bir alana yayılmıştır.19 Rusya'daki yerleşik Slav ve Bizans tesiri yanında Moğol-Türk tesiri de ön plânda olmuştur. İki buçuk asırlık Türk-Moğol hâkimiyetinin Rus toplumuna hem siyasi hem de sosyal, kültürel ve iktisadi alanlarda önemli tesirleri olduğu açıktır. Özellikle sosyal hayatta, üst sınıf Rus tabakasında Türk-Moğollarla olan evliliklerde önemli ailelerin Türk-Tatarlaştıkları dikkati çeker.

Rus tarihi içinde yer alan birçok Türk kökenli aile, Türk devlet teşkilâtı sisteminin Moskova knezliğinde bizzat uygulanmasını sağlayarak, bu knezliğin diğer knezlikler arasından sıyrılarak yükselmesinde ve Rus İmparatorluğu'nun temellerinin atılmasında önemli rol oynamıştır. Yine Türk hâkimiyetinin tesirini Rusların iktisadî ve malî alanlarında da tespit etmek mümkündür. Özellikle Rus vergi ve para sisteminin oluşumunda Türk-Moğol sisteminin önemli rolü olduğunu bugün Rusçadaki bazı iktisadî terimlerin Türkçe kökenli olması göstermektedir.20

Yarlıklar, muhteviyatına göre çeşitli üslûplarla kaleme alınmıştır. Yarlıkların üslûp özelliklerinin çeşitlenmesinde, yazıldığı dönemin siyasî ve kültürel durumu, yarlığın konusu ve yazılış amacı önemli etken olmuştur. Bununla birlikte Altınordu dâhilinde düşünüldüğünde uzun bir süreyi kapsayan bu yazışma geleneği içinde yarlıkların belirli bir üslûp ile kaleme alındığı ve bu üslûp yapısının büyük ölçüde muhafaza edildiği görülür. Altınordu'nun özellikle ilk dönemlerine ait belgelerin üslûbu, özellikle Osmanlı diplomatikasında klâsikleşen formüle yapısından daha farklı ve sade idi. Hem diplomatik hem de tarhanlık yarlıklarının üslûp özelliklerine bakıldığında ortak olan en dikkat çekici husus belgenin giriş kısmındaki (intitulatio) "Sözüm" formülüdür.

Altınordu Hanı Toktamış'ın Lehistan-Litvanya kralı Yagayla'ya gönderdiği 1393 tarihli diplomatik yarlık, "Toktamış sözüm Yagaylaga" ibaresi ile başlamaktadır. Aynı şekilde 1397 tarihli Temir-Kutluk Han'ın tarhanlık yarlığında "Temir Kutlug sözüm"; 1453 tarihli Hacı Girey Han'a ait tarhanlık yarlığında "Haci Girey sözüm"; 1467 tarihli Mengli Girey tarhanlık yarlığında "Mengli Girey sözüm" ibareleri geçmektedir. Bu kökü oldukça eskiye dayanan formüle yapı saygı ve davet içeren bir ibaredir. "Sözüm, Sözümüz" formülünün bu Türk belgelerinde harfî anlamıyla kullanılması, Timur ve haleflerinin divanlarından kalma resmî bir yazışma geleneği olarak kabul edilir. Ancak bu gelenek Cengiz'in halefleri olan diğer Türk devletlerinin hanlarına geçmemiştir. Bu sözüm (~ sözümüz) tabiri, 15 ve 16. yüzyıllarda Fars kültürünün etkisinde kalan hükümdarların belgelerinde standart bir formül olarak kullanılmıştır. Aynı formülü, Farsça ile yazılmış Fars, Gürcü ve Ermeni belgelerinde de görmek mümkündür.21 Osmanlı-Türk diplomatikası uzmanı L. Fekete sözüm ~ sözümüz tabirini Osmanlı belgelerindeki tuğraya tekabül eden grafik bir sembol olarak düşünmüştür.22

Altınordu yazışma geleneğine uygun olarak belgelerde, bitiğin hitap ettiği kişinin adının geçtiği intitulatio kısmından sonra gelen satırlar içerden yazılır. 1428 tarihinde Uluğ Muhammed Han'ın Osmanlı padişahı II. Murad'a gönderdiği bitikte inscriptiodan sonra gelen üç satır içe alınmıştır. Altınordu'ya ait eski tarihli Arap harfli bu belge dışında Uygur yazısıyla yazılmış 1393 tarihli Toktamış Han yarlığı ile 1397 tarihli Temir-Kutluk Han yarlığında da ilk satırdan sonra gelen Toktamış yarlığında 4, Temir-Kutluk yarlığında iki satır içerden yazılmıştır. Toktamış yarlığında satırların içeri çekildiği kısımlarda Altınordu'ya has kûfî yazılı al tamga bulunmaktadır. Satır atlama, boşluk bırakma, yazı hizasında içerden başlama bir Moğol resmî yazışma geleneğine ait bir üslûp özelliğidir. Bu gelenek İran yazışmalarında da mevcuttur. Bu atlama 2-3 satır kadardır. Osmanlı yazışmalarında bu usûl yoktur. Altınordu'da belge içinde önemli bir şeyin vurgulanmasında başvurulan yöntemlerden biri olan bu iç satırdan yazma stili yanında, kimi zaman bu satırların önemini vurgulamak için yaldızla yazıldığı da görülür.23

Yarlıklarda bu formüle yapıdan hemen sonra yarlığın verildiği kişinin veya özellikle tarhanlık yarlıklarında yarlığın muhatap olacağı kişilerin adları yer alır. Tarhanlık yarlıklarında belirli meslek gruplarının adlarının sıralandığı bölüm olan inscriptio, hemen hemen tüm tarhanlık yarlıklarında aynı stilde verilmektedir. Altınordu'nun askerî ve idarî meslek grupları hakkında zengin bilgiler içeren tarhanlık yarlıklarında bu meslek grupları üçe ayrılır: Askerî, idare mensupları; ruhanîler, memleketin veya eyaletin dahilî işlerine bakan memurlar; nakliyat veya hareket işlerine bakan memurlar.24 Örneğin Altınordu'ya ait en eski tarhanlık yarlıklarından biri olan 1397 tarihli Temir-Kutluk yarlığında bu üç grubu bir arada görmek mümkündür: o] kol sol kolnı] oglanlarıga, tümen Edigü başlıg mi] yüz on beglerige, içki kentlerini] kazi müftileriga, meşayih sufileriga, divan bitikçileri]e, tamgaçı tartnakçılarıga, yortar işlençi yolavçılarga, bökevül totkavullarga, yamçı süsünçiler, kuşçı barsçılarga, kemeçi köprükçilerge" sağ kol ve sol kolun prenslerine, tümen beyi Edigü önderliğinde biz, yüz, on beylerine, içteki kentlerin kadı ve müftülerine, şeyhler ve sofularına, divan katiplerine, gümrükçü ve kantar memurlarına, hızlı gidip gelen (süvari) (?), temsilci ve kılavuzlarına, ordu muhafızları ve hudut, yol muhafızlarına, postacı ve erzakçılar, kuş ve arslan bakıcılarına, gemici ve köprücülere".25 Aynı şekilde 1453 tarihli Hacı Girey Han yarlığında da aynı meslek grupları sıralanmıştır: o ulug ulusnı] tümen mi] yüz on oglanlar begleri]e basa kırım tömenini bilgen iminek başlıg daruga begleri]e basa kırk yerinni] şah merdan başlıg daruga begleri]e, halil başlıg yüz begleri]e, sadat-ı ulvileri]e müfti müderrisleri]e, kazi muhtesibleri]e, meşayih sufileri]e, divan bitkeçileri]e, ulu tamga üstinde turgan ahmed hoca hacike başlıg tamgaçı tartnakçıları]a basa kırk yiti yerni] Te]ri Birdi başlıg tamgaçı tartnakçıları]a, hazirni] anbarçıları]a, yaftaçı yasakçıları]a, müsemma kalançıları]a, bökevül çerileri]e, totkavul, kabakçı, karavulları]a "O ulu ulusun tümen, bin, yüz, on prens ve beylerine ve dahi Kırım'ın tümenini bilen İminek başta olmak üzere eyalet amirleri (vali), beylerine ve dahi Kırkyer'in Şahmerdan başta olmak üzere eyalet amirleri beylere, Halil başta olmak üzere yüz beylerine, yüce seyyitlere, müftü ve müderrislerine, kadı ve ceza amirlerine, şeyhler ve sofularına, divan katiplerine, büyük tamga üzerinde duran Ahmed Hoca, Hacike başta olmak üzere gümrükçü ve kantar memurlarına ve dahi Kırkyedi yerin Tengri Birdi başta olmak üzere gümrükçü ve kantar memurlarına, hazine anbarcılarına, vergi tellâli ve vergi memurlarına, toprak vergicilerine, ordu muhafız askerlerine, hudut ve yol muhafızlarına".26 Bazı tarhanlık yarlıklarında bu memuriyetlerin hepsi sıralanırken, bazı yarlıklarda sadece bir kısmına yer verilmektedir. Hacı Girey Han yarlığındaki meslek grupları yukarıda verilen üç ana grubu kapsamlı bir şekilde ihtiva etmektedir. Tarhanlık yarlıklarında bu kısımdan sonra gelen bölümlerde hanın, tarHanlığı'n verilmesi ile ilgili emir ve hükümleri sıralanır. Bu kısım, özellikle vergi muafiyeti ile ilgili olarak geçen ve Altınordu'nun iktisadî hayatıyla ilgili zengin bir malzeme sunar. Dispositio adını alan bu bölümden sonra hanın emir ve yasaklarına uymayanlara karşı uyarıların yapıldığı sanctio et corroboratio kısmı yer alır. Daha sonra da genellikle Altınordu yarlıklarında ya sadece eski 12 Hayvanlı Türk Takvimi ya da 12 Hayvanlı Türk Takvimi ile Hicrî Takvimin bir arada kullanılarak yazıldığı tarih ile belgenin yazıldığı yer adı verilir (datatio ve locus). Yarlıklarda belgenin kûfî yazıyla yazılmış Altınordu kançılaryasına ait, yarlığın bir nevi tasdik işareti olan, resmiyetini gösteren al veya altın tamgalar kullanılır.

Soyurgal

Kişilere belirli imtiyazlar sağlayan tarhanlık yarlıklarının yanında, Altınordu diplomatikasında örneklerini tespit ettiğimiz 'soyurgal yarlıklar' da vardır. Kelime kökü Çince olduğu düşünülen Eski Türkçe metinlerde sıkça, daha çok bir teknik terim olarak rastlanan soyurga-"ihsan etmek, ihsanda bulunmak" fiilinden türemiş soyurgal teriminin kelime anlamı "ihsan"dır. Soyurga-fiili Uygur Budist ve Maniheist eserlerde "acımak, merhamet etmek" anlamlarıyla geçer. Orta Türkçe dönemi eserlerinde de aynı anlamda fiili tespit etmek mümkündür. Bunun yanında özellikle Harezm, Kıpçak ve Çağatay sahasında soyurg/ka-fiili "ihsan etmek, hediye ve nimet vermek" anlamlarını da kazanmıştır.27

Soyurka-fiilinden müştak soyurgal kelimesi Moğolcada teknik bir terim olarak "irsî vergiden muafiyet; Orta Çağ'da feodal dönemde bir askere veya subaya savaşta hizmeti karşılığında verilen ve ona gelir getiren, miras bırakılabilen toprak, timar" anlamıyla kullanılmıştır. Bir çeşit toprak mülkiyeti ile alakalı teknik bir terim olan soyurgal, muhtemelen Moğolcadan Türkçeye geçmiştir.28 Altınordu'da da soyurgal aynı anlamda teknik bir terim olarak kullanılmıştır.

Türk devlet teşkilâtı içinde gerek askerî gerekse siyasî bakımdan hizmet etmiş yüksek rütbeli askerlere ve devlet adamlarına başarılarının karşılığı mükâfat olarak emlâk ve arazî verilmekte idi. Türkçede kopi teknik terimi ile adlandırılan bu sistem Selçuklularda ikta'-i temlik adını almıştır. Aynı şekilde Osmanlı Devleti'nin toprak düzeni içinde de ikta, dirlik ve timar usulleri kullanılmaktaydı. İkta ve timarlar, Türk-Moğol uluslarında soyurgal terimi ile karşılanmıştır.29

Altınordu'da meskûn yerlerdeki, konar-göçer bir hayat tarzı süren büyük toprak ve hayvan sürüsü sahipleri, soyurgal sistemi ile birçok imtiyaz kazanmışlardı. 14. yüzyıl sonunda Orta Asya'da soyurgal sistemi, artık hâkim bir toprak mülkiyeti şeklini almıştır. 15. yüzyılda soyurgal terimi arazi anlamında kullanılmıştır. Soyurgal olarak bir araziyi veya bir eyaleti alan kimse, o zamana kadar han veya sultan hazinesine verilen bütün vergileri alma hakkını kazanıyordu. Ayrıca soyurgal sisteminin bir başka önemli özelliği de bu imtiyazın nesilden nesile geçmesiydi. 14. yüzyılın son yarısında Orta Asya'da Altınordu başta olmak üzere birçok Türk devletinde böyle soyurgallar dağıtılmıştır. Moğol Devleti'nde ve özellikle Altınordu'da han, üzerinde yaşayan köylülerle beraber geniş toprakları soyurgal suretiyle veriyor ve çok defa soyurgal yarlıklarına tarhanlık yarlıkları da eklenerek, buradaki halk bütün vergilerden veya birçok vergiden muaf tutuluyordu. Altınordu'da soyurgal ve tarhan terimlerinin bir arada geçtiği tarhanlık yarlıkları da vardır. Örneğin 1397 tarihli Temir Kutluk yarlığında "...Muhammed bizni] soyurgal bolup tarhan bolup tursun tidimiz..."30; 1453 tarihli Hacı Girey yarlığında "...Engürlü Mahmud oğlu Hekim Yahyaga soyurgal bolup tarhan bolsun tidimiz..."31; 1467 tarihli Mengli Girey yarlığında ".bu yarlıgnı tutup turgan hoca beg (ke) bizi] soyurgal bolup tarhan bolsun tidük."32; 1467-1479 tarihli İbrahim Han yarlığında ".soyurgal sözüm huday rızası üçün Muhammed resulullah şefaati üçün bu öksüz ogul tul hatunnı azad tarhan bolsun tidük."33 şeklinde aynı ifadelerde, her iki terim de bir arada kullanılmıştır.

Bitik

Çeşitli konularda bilgi alıp vermek için hanların, padişahların birbirlerine veya başkalarına gönderdikleri, emir mahiyeti taşımayan diplomatik mektuplara bitik adı verilir. Biti-"yazmak" fiilinden türemiş olan bitik34 teknik bir terim olarak Altınordu, Kırım ve Kazan resmî yazışmalarında kullanılmıştır. Bitik, muhtemelen özellikle divan kâtipliği görevlerinde önemli rol oynayan Türk-Uygurlar tarafından Moğol resmî yazışma geleneğine sokulmuş, oradan da İlhanlı ve Altınordu sahasında yaygın kullanılan bir teknik terim özelliğini almıştır. Selçuklu ve Beylikler döneminde de biti ve bitik kelimeleri "ferman, berat" anlamında çokça kullanılmıştır.35 Türk dilinin tüm devrelerinde "kitap, mektup, yazı" gibi çeşitli anlamlarda geçen terim, Osmanlı sahasında da belirli bir döneme kadar kullanılmıştır. Osmanlıların ilk dönemlerinde berat, ferman ve mülkname gibi terimler biti olarak adlandırılmıştır. Bununla birlikte Osmanlı arşiv belgelerine göre bitik teknik teriminin Kanunî Sultan Süleyman zamanına kadar kullanıldığı, 16. yüzyıldan itibaren de bu terime rastlanmadığı anlaşılmaktadır.36

Altınordu, Kırım ve Kazan sahasında "mektup" için kullanılan bitik terimi yanında biti-, bitil-fiilleri de diplomatik mektuplarda "yazmak, yazılmak" için kullanılmıştır. Altınordu'ya ait 1428 tarihli Uluğ Muhammed Han Bitiği, Osmanlı padişahı II. Murad'a kendisinin tahta çıktığını bildirmek, düşmanlarını yendiğini söylemek ve iyi dileklerini belirtmek için yazılmıştır. Belgenin 18. satırında "bitig selam ıyduk" ibaresinde geçen bitik terimi bazı mektuplarda kullanılmış bazılarında ise kullanılmamıştır. Bunun yanında özellikle Osmanlı tâbiiyeti sonrasındaki Kırım Hanlığı'ndaki diplomatik yazışmalarda özellikle belirli istek ve ricalar dolayısıyla yazılan bitiklerde tahiyyet-name "selam mektubu" tabiri dikkati çekmektedir. 1469 ve 1475 tarihlerinde Mengli Girey Han tarafından Fatih'e gönderilen bitiklerde "tahiyyet-name irsal kılındı" ibaresi geçmektedir.37

Bitiklerin yarlıklardan daha farklı bir üslûp ile yazıldığını söylemek mümkündür. Altınordu, Kırım ve Kazan sahasında yazılmış olan bitiklerin üslûp ve dil bakımından dönemine göre çeşitlendiği dikkati çeker. Altınordu'nun ilk devirlerine ait bitiklerin daha sade bir dil ve üslûpla kaleme alındığı görülür. Bununla birlikte özellikle dildeki Arapça ve Farsça kelimelerin, bitiklerin diline yansıması ve buna bağlı olarak da yazışma dilinin gittikçe daha süslü ve sanatlı ifadelerle dolması, 15. yüzyıl sonlarına doğru Altınordu diplomasi dilini ağırlaştırmıştır. Altınordu diplomatikasına ait Osmanlı padişahlarına yazılan bitiklerin büyük bir kısmında bu ağır dil ve üslûp dikkati çeker. Özellikle Osmanlı Devleti'ne olan tâbiiyetin Altınordu resmî yazışma geleneğini hem üslûp hem de dil yönünden büyük ölçüde etkilediği görülmektedir. Osmanlı yazışmalarındaki formüle yapıların, belirli kısımlardaki kalıp ifadelerin aynen Altınordu yazışmalarında da kullanılması, Osmanlı tesirini daha da açık göstermektedir. Bu üslûp, özellikle Kırım hanlarının Osmanlı padişahlarının himayesini talep etmeleri doğrultusunda, bağlılıklarını gösterme gayesiyle, bir nevi diplomasi siyasetinin sonucu olarak da değerlendirilebileceği gibi, Osmanlı kültürünün ve dilinin bu topluma kuvvetli bir şekilde sirayet etmesiyle de izah edilebilir.

Osmanlı yazışma geleneğinde bitik tarzı mektuplardaki mukaddime kısmındaki elkap'ta (intitulatio) hükümdarın tüm ünvanları oldukça uzun ve sanatlı bir biçimde verilir. Aynı tarzı özellikle Kırım sahasına ait bitiklerde görmek mümkündür.38 Yine bu bitiklerdeki tarih, (datatio) kısmında Osmanlı'da olduğu gibi belirli Arapça kalıp ifadelerle sadece Hicrî Takvimle verilmiştir. Bu devir bitiklerde 12 Hayvanlı Türk Takvimi kullanılmamıştır.

Bitikleri yazan görevli kişiler bitikçi, bitkeçi39 olarak adlandırılırdı. Bitikçiler Altınordu'nun siyasî teşkilâtı içinde önemli yer tutan divanlarda görev yaparlardı. Divan bitikçiliği Altınordu'da önemli bir idarî görev idi. Özellikle tarhanlık yarlıklarında derecelerine göre sıralanan meslek grupları içinde divan bitikçiliği en ön sıralarda gelmekteydi. İlhanlı devlet teşkilâtında da devletin resmî belgelerini yazan ve bunları deftere kaydedenlere bitikçi ve "kâtip" anlamında bahşı adı verilirdi.40 Uygur metinlerinde Budist rahip olarak geçen bahşı, Moğol ve halefi devletlerde Müslümanlığın kabulünden sonra Uygur harflerini ve edebî Türk ve Moğol dillerini bilen kâtip anlamında, 16. yüzyılda ise "hekim, cerrah" anlamında kullanılmıştır. Bahşı 14. yüzyıldan başlayarak Moğol geleneğini sürdüren Celâyirliler, Timurlular ile Kazan ve Kırım Hanlıklarında ve Babürlülerde "kâtip" manasında kullanılmıştır.41 Divanlarda yer alan bitikçi ve bahşılar pekçok dili yazıp konuşabiliyorlardı. İlhanlılarda bitikçi ve bahşıların yazdıkları yarlık ve bitiklerin, gönderilecek milletlerin dil ve yazısıyla yazılması mecburî idi. İlhanlılarda bahşıların, bitikçilerin mevkice en itibarlı olanı İlhanlı hükümdarının bizzat yanında bulunup Moğol hükümlerini yazan veya yazdıran Moğol ahkâmı kâtibi idi.42

Altınordu yarlık ve bitiklerinde kimi zaman tarih verilmesinden sonra bitiği veya yarlığı yazan kişi de zikredilmektedir. Örneğin 1453 tarihli Hacı Girey Han yarlığının sonunda ".Mevlana sadr-ı Cihan ötündü, Ali bahşı bitidi" 43, İbrahim Han yarlığında ".hacı kurban hafız bitidi" 44 gibi ifadeler de yer almaktadır.

Belgelerde Kullanılan Tamga, Nişan, Mühür ve Payzalar

Altınordu resmî yazışmalarında yarlık ve bitiklere tasdik için vurulan özel al veya altın yaldızlı tamgalar vardı.45 Belgenin resmiyetini sağlayan bu kare biçiminde, kûfî yazıyla yazılı hanın adını ve ünvanını içeren tamgaların kökeni Uygur muhitine kadar uzanır. Uygur tamgasının biçimi hendesî ve dikdörtgendir. Kırmızı mürekkeple basılan, yarlık ve bitiklerde "al tamgalıg" gibi ifadelerle geçen tamgalar yanında, bir nevi tasdik anlamı içeren, altın nişan ve payza da kullanılmıştır. Nitekim 1397 tarihli Temir Kutluk, 1453 tarihli Hacı Girey Han ve 1467 tarihli Mengli Girey Han tarhanlık yarlıklarında "altun nişanlıg al tamgalıg yarlıg" ibaresi geçmektedir.46 Genellikle muhteviyatı ve büyüklükleri aynı olan bu tamgaların bir kısmı, 1393 tarihli Toktamış Han yarlığındaki gibi sağ üst köşeye vurulmakta, bir kısmı ise 1428 tarihli Uluğ Muhammed Han bitiğinde olduğu gibi başta ve sonda olmak üzere birden çok yere basılmakta idi. Toktamış Han'ın ve ondan sonraki Altınordu hanlarının yarlıklarında görülen dört köşeli mühür, murabba Moğol mühürlerinden yazı formülü itibarıyla çok farklı olmakla birlikte, dış özellikler bakımından benzerliğini muhafaza etmektedir. Toktamış Han'ın 1381 tarihli yarlığında al tamga ve altın nişan bir arada yer almaktadır. Toktamış'ın Kral Yagayla'ya gönderdiği 1393 tarihli diplomatik yarlıkta ise dört köşe altın bir mühürün izi görülmekte ve bitiğin son kısmında yalnız altın nişanlıg yarlıg ibaresi geçmekte, al tamga terimi geçmemektedir.47 Al tamga, kırmızı mürekkeple basılan dört köşe bir baskının bıraktığı izdir. Resmî hüküm ve yazışmalarda bu tamga kullanılmıştır. Altın nişan ise yarlığın başında dinî bir düstur ile hanın ismini taşıyan bir yazıdır. Yarlığın içinde bulunan ve altın yazıyla yazılan han ismi de belki bu terime dâhildir. Altınordu hanlarından Rus metropolitlerine verilen yarlıklardan Berdi Bek ve Tölek Han'ın yarlıklarında, son kısımlarında yalnız al tamga zikredilmektedir. Taytuğlu Hatun'un (Taydula) verdiği üç yarlıkta da son kısımda yalnız nişan vardır. Burada nişan kelimesinin sıfatı olarak altın kelimesi geçmemektedir. 16. yüzyıl başlangıcında al tamga terimi bir nevi devlet mühürü, altın nişan ise el ile yazılan altın tuğra veya han şifresiydi.48

Çin geleneğinden Türk-Moğol devletlerine geçen payza49 "bazı imtiyaz ve haklara sahip olduğuna dair hükümdar namına verilen yazılı (demir, gümüş veya altından ya da ağaçtan) itimat levhası" (< Çin. paiz) İlhanlılar başta olmak üzere Altınordu'da ve devamında kurulan hanlıklarda kullanılmıştır. Altınordu yarlıklarında han tasdiği olarak altın nişan, tamga yanında hana ait payzalar da yaygın olarak yer almıştır. 1381 tarihli Toktamış Han yarlığında geçen payza yarlıglıg tarhan ibaresi, yine yarlıklarda sık rastlanan ve bir nevi onay cümlesi olan altun nişanlıg yarlıg, al tamgalıg yarlık ifadeleri ile benzer bir yapıda olup bir çeşit tasdik işaretidir. A.N. Samoyloviç, Altınordu yarlıklarında geçen payza teriminin çeşitli dönemlerdeki kullanımlarıyla anlam ve muhteva olarak çeşitlendiğini; itimat levhası, dört köşe mühür, asma mühürü olarak ve yarlığın kendisini ifade etmek için kullanıldığını söyler.50

Altınordu hanlarına ait kûfî yazıyla yazılmış kare tamgaların, iç içe geçmiş bir çerçeve görünümündeki ilk çerçevesinde kelime-i tevhid gibi ilahî sözler ile hanın adı yer alır. Orta çerçevede hanın adı ve şiarı verilir. Ayrıca tamganın tam ortasında hana ait özel bir işaret olan tamga yer almaktadır. Bununla birlikte bu özel tamgalar her Altınordu yarlığı nişanında yer almaz. Bu tamgalara Altınordu sikkelerinde de rastlanmaktadır.

Altınordu'da 16. yüzyıldan daha sonraki dönemlerde badem şeklindeki tamgalar dikkati çekmektedir. Metal üzerine badem şekli verilerek ateş isinde islendirme suretiyle basılan bu tamgalar Osmanlı mühürlerine benzemektedir.51 Altınordu yazışmalarında en çok kullanılan tamga, kare, kûfî yazılı tamgalar olmuştur.

Moğolların ve Türklerin yarlık ve bitiklerdeki tamgalar, Anadolu Beylikleri ile Akkoyunlu ve Karakoyunlu fermanlarında da kullanılmıştır. Ayrıca yarlık ve bitikler üzerinde çalışan A. N. Kurat, genellikle kûfî hatla yazılan bu tamgaların Mısır Memlûklerinde de kullanıldığını belirtmektedir52. Osmanlı İmparatorluğu Dönemi'nde ise tamga yerine, ferman ve beratlarda tuğra kullanılmıştır. Tamga, II. Murad döneminde sikkelerde ve bazı silâhlarda yer almıştır.53

Altınordu yarlık ve bitiklerinde al tamga, altın tamga yanında kök (mavi) tamga ve kara tamga gibi tamga çeşitleri de kullanılmıştır. Altınordu belgelerinden 1381 tarihli Toktamış yarlığında, 1459 tarihli Hacı Girey Han, 1467 tarihli Mengli Girey Han, 1524 tarihli Saadet Girey Han, 1523 tarihli Sahip Girey Han tarhanlık yarlıklarında, 1550 tarihli Sahip Girey Han soyurgal yarlığında al tamga; 1393 tarihli Toktamış Han yarlığında, 1428 tarihli Uluğ Muhammed Han bitiğinde, 1485 tarihli Mengli Girey Han tarhanlık yarlığında, 1520 tarihli Muhammed Girey Han bitiğinde ise altın tamga kullanılmıştır. Bunun yanında 1475-76 tarihli Mengli Girey Han bitiğinde kök (mavi) tamga, 1466 tarihli Mahmud Han bitiğinde ise kara tamga kullanılmıştır.54



1 Mustafa Kafalı, Altın Orda Hanlığı'nın Kuruluş ve Yükseliş Devirleri, İstanbul Üniv. Edebiyat Fakültesi Yayın no. 2085, Edebiyat Fakültesi Matbaası, İstanbul, 1976, s. 149.
2 Istvân Vâsâry, Az Arany Horda Kancellârıâya, Keleti Ertekezesek 3., Körösi Csoma Târsasâg, Budapest 1987, s. 20-21.
3 Moğol diplomatikası için bkz. A. P. Grigor'ev, Mongol'skaya Diplomatika XIII-XV vv (Çingizidskie jalovannıe gramotı), İzdatel'stvo Leningradskogo Universiteta, Leningrad 1978.
4 Istvân Vâsâry, Az Arany Horda Kancellârıâya, Keleti Ertekezesek 3., Körösi Csoma Târsasâg, Budapest 1987, s. 22-23.
5 M. Fuat Köprülü, Türk Edebiyatı Tarihi, Ötüken yayın evi, İstanbul 1986, s. 298-299.
6 Jan Reychman, A. Zajaczkowski, Osmanlı Türk Diplomatikası El Kitabı, Çev. Mehmet Fethi Atay, T. C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı yayın nu: 10, İstanbul 1993, s. 177.
7 M. Fuat Köprülü, Türk Edebiyatı Tarihi, Ötüken yayınevi, İstanbul 1986, s. 299.
8 M. Fuat Köprülü, "Bibliyografya Tenkidiyle-Altınordu'ya Ait Yeni Araştırmalar", Belleten V/19, Türk Tarih Kurumu, Ankara, 1941, s. 398.
9 M. A. Usmanov, Jalovannıe Aktı Djuçieva Ulusa XIV-XVI vv, İzdatel'stvo Kazanskogo Universiteta, Kazan 1979.
10 Istvân Vâsâry, Az Arany Horda Kancellârıâya, Keleti Ertekezesek 3., Körösi Csoma Târsasâg, Budapest 1987, s. 22-23.
11 Istvân Vâsâry, a.g.e., s. 12-17.
12 Kelimenin etimolojisi ile ilgili bkz. ED966b yarlıg; TMEN IV1849 yarlıg; Özyetgin, A. Melek, a.g.e., s. 73-74. Ayrıca bkz. Vâsâry, Istvân, a.g.e., s. 23-27.
13 İbrahim Kafesoğlu, Türk Milli Kültürü, Ötüken Neşriyat, İstanbul 1997, s. 243.
14 A. Zeki Velidî Togan, Umumî Türk Tarihi'ne Giriş, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları: 1534, Enderun Kitabevi, 3. Baskı, İstanbul 1981, s. 97.
15 H. F. Schurmann, "Mongolian Tributary Practices of The Thirteenth Century", Harvard Journal of Asiatic. Studies, Volume 19, İssue 3/4 (Dec., 1956), s. 353-355.
16 M. D. Priselkov, Xanskie Yarlıki Russkim' Mitropolitam', Tipografiya "Nauçnoe Delo" Zagorodnıy pr. 74, Petrograd, 1916, 116s.
17 H. F. Schurmann, a.g.m., s. 341.
18 Hasan Ortekin, "Birinci Mengli Girey Han Yarlığı", Türkiyat Mecmuası, C. IV, İstanbul 1934, s. 100.
19 Akdes Nimet Kurat, Rusya Tarihi Başlangıçtan 1917'ye Kadar, Türk Tarihi Kurumu Basımevi, Ankara 1948, s. 132-133.
20 Akdes Nimet Kurat, a.g.e., s. 135-139.
21 Jan Reychman, A. Zajaczkowski, Osmanlı Türk Diplomatikası El Kitabı, Çev. Mehmet Fethi Atay, T. C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı yayn nu: 10, İstanbul 1993, s. 179.
22 Jan Reychman, A. Zjaczkowski, a.g.e., s. 179.
23 Istvân Vâsâry, Az Arany Horda Kancellârıâya, Keleti Ertekezesek 3., Körösi Csoma Târsasâg, Budapest 1987, s. 67.
24 Hasan Abdullahoğlu, "Temir Kutluk Yarlığı", Türkiyat Mecmuası, C. III, (1926-1933), İstanbul, s. 209.
25 A. Melek Özyetgin, Altınordu, Kırım ve Kazan Sahasına Ait Yarlık ve Bitiklerin Dil ve Üslûp İncelemesi, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Türk Dil Kurumu Yayınlar: 658, Ankara, 1996, s. 106, 136.
26 A. Melek Özyetgin, Altınordu, Kırım ve Kazan Sahasına Ait Yarlık ve Bitiklerin Dil ve Üslûp İncelemesi, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Türk Dil Kurumu Yayınlar: 658, Ankara, 1996, s. 112-113, 143.
27 Sir G. Clauson, An Etymological Dictionary of Pre-thirteenth-Century Turkish, Oxford, 1972, 556a (ED).
28 G. Doerfer, Türkische und mongolische Elemente im Neupersischen, 4 c., Wiesbaden, (1963-75), 1963, I. C, s. 351-353 (TMEN).
29 A. Zeki Velidî Togan, Umumî Türk Tarihi'ne Giriş, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları: 1534, Enderun Kitabevi, 3. Baskı, İstanbul 1981, s. 287.
30 A. Melek Özyetgin, Altınordu, Kırım ve Kazan Sahasına Ait Yarlık ve Bitiklerin Dil ve Üslûp İncelemesi, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Türk Dil Kurumu Yayınlar: 658, Ankara, 1996, s. 106.
31 A. Melek Özyetgin, a.g.e., s. 114.
32 A. Melek Özyetgin, a.g.e., s. 115.
33 A. Melek Özyetgin,a.g.e., s. 129.
34 Etimolojisi için bkz. Clauson ED299b, Doerfer TMEN I 717; A. Melek Özyetgin, a.g.e., 74­75. Ayrıca bkz., Istvân Vâsâry a.g.e., s. 23-27.
35 Mehmet İpşirli, "Bitik", Türk Diyanet Vakfı, İslâm Ansiklopedisi, C. VI, İstanbul 1992, s. 225.
36 Mehmet Zeki Pakalın, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, I. C., Milli Eğitim Basımevi, İstanbul 1983, s. 237; Mehmet İpşirli, a.g.m., s. 225.
37 A. Melek Özyetgin, Altınordu, Kırım ve Kazan Sahasına Ait Yarlık ve Bitiklerin Dil ve Üslûp İncelemesi, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Türk Dil Kurumu Yayınları: 658, Ankara, 1996, s. 117-118.
38 A. Melek Özyetgin, Altınordu, Kırım ve Kazan Sahasına Ait Yarlık ve Bitiklerin Dil ve Üslûp İncelemesi, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Türk Dil Kurumu Yayınları: 658, Ankara, 1996, s. 91-93.
39 Istvân Vâsâry, Az Arany Horda Kancellârıâya, Keleti Ertekezesek 3., Körösi Csoma Târsasâg, Budapest 1987, s. 29-38.
40 Mehmet İpşirli, "Bitik", Türk Diyanet Vakfı, İslâm Ansiklopedisi, C. VI, İstanbul 1992, s. 225.
41 Orhan F. Köprülü, "Bahşı", Türk Diyanet Vakfı, İslâm Ansiklopedisi, C. IV, İstanbul 1991, s. 520-521.
42 İ. H. Uzunçarşılı, Osmanlı Devleti Teşkilâtına Medhal, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Türk Tarih Kurumu Yayınları VIII. Dizi-Sa. 10a2, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara, 1988, 219-220.
43 A. Melek Özyetgin, a.g.e., s. 115.
44 A. Melek Özyetgin, a.g.e.,s. 130.
45 Daha geniş bilgi için bkz. Istvân Vâsâry, a.g.e., s. 46-61; M. A. Usmanov, Jalovannıe Aktı Djuçieva Ulusa XIV-XVI vv, İzdatel'stvo Kazanskogo Universiteta, Kazan 1979, s. 140-167.
46 A. Melek Özyetgin, Altınordu, Kırım ve Kazan Sahasına Ait Yarlık ve Bitiklerin Dil ve Üslûp İncelemesi, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Türk Dil Kurumu Yayınlar: 658, Ankara, 1996, s. 107, 116.
47 A. N. Samoyloviç, "Cucu Ulusu'nda Payza ve Baysaya Dair", Türk Hukuk ve İktisat Tarihi Mecmuası, C. II, 1932-39, İstanbul-Bürhaneddin Matbaası, 1939, s. 60-62.
48 A. N. Samoyloviç, a.g.e., s. 60-61.
49 G. Doerfer, p#yza "Tâfelchen mit einer Inschrift des Chans als Ausweis von Autoritâtstrâgern" kelimesinin Çinceden Moğolcaya ve Moğolcadan da Türkçeye geçtiğini söyler. Yine G. Doerfer, kelimenin modern Türk dili sahasında Tuva Türkçesinde bayza "pograniçnıy stolb" olarak yaşadığını kaydeder (TMEN I, 116). Çin'de Tang ve Sung hanedanı devrinde kullanılan payza'nın en yoğun olarak geçtiği devir Çin'deki Moğol devri olan Yüan dönemidir (Uzunçarşılı, 1988: 202-203n). Marco Polo, Kubilay devrine ait bilgiler verdiği seyahatnamesinde, askerî teşkilât içinde özellikle terfî eden askerlere verilen hediyeler ile birlikte genel bir âdet olarak nüfuz ve asalet simgesi olan levhaların, yani payzaların verildiğinden bahsetmektedir. Marco Polo, bu ödüllendirmede, yüzbaşılara gümüş, binbaşılara altın veya altın yaldızlı gümüş, onbin askere kumanda edene ise üzerinde aslan başı olan altın payza verildiğini kaydeder (Ortekin 1939: 67).
50 A. N. Samoyloviç, a.g.e., s. 63-64; daha geniş bilgi için bkz. Istvân Vâsâry, Az Arany Horda Kancellârıâya, Keleti Ertekezesek 3., Körösi Csoma Târsasâg, Budapest 1987, s. 61-66.
51 M. A. Usmanov, Jalovannıe Aktı Djuçieva Ulusa XIV-XVI vv, İzdatel'stvo Kazanskogo Universiteta, Kazan 1979, s. 140-167.
52 Akdes Nimet Kurat, Topkapı Sarayı Müzesi Arşivindeki Altınordu, Kırım ve Türkistan Hanlarına Ait Yarlık ve Bitikler, Burhaneddin Matbaası, İstanbul 1940, s. 15.
53 O. Akçoraklı, İsmail Otar, Kırım'da Tatar Tamgaları, Yay. hazırlayan: Ünver Sel, Kırım Dergisi Kültür yayını, Ankara, 1996, s. 11.
54 Istvân Vâsâry, Az Arany Horda Kancellârıâya, Keleti Ertekezesek 3., Körösi Csoma Târsasâg, Budapest 1987, s. 54.

ABDULLAHOĞLU, Hasan, (1926-1933). "Temir Kutluk Yarlığı", Türkiyat Mecmuası, C. III, İstanbul, 207-219.

BATTAL, Abdullah., (1926). "Kazan Yurdunda Bulunmuş Tarihî Bir Vesika: Sahip Girey Han Yarlığı", Türkiyat Mecmuası, C. II., 85-101.

BEREZİN, I. N., (1850). "Chanskie Yarlıki I. Yarlık Tochtamış Chana k Yagaylu", Kazan.

(1850). Vnutrennee Ustroystvo Zolotoy Ordı (Po hanskim yarlıkam), SPb.

(1852). "Tarhannıe Yarlıki dannıe zanami Zolotoy Ordı russkomu duhovenstvu", Kazanskie gubernskie vedomosti, No: 22.

(1872). "Yarlıki Kırımskix Hanov Mengli Girey i Muhammed Girey", Zapiski Odessokogo Obşçestva İstorii i Drevnostey, T. 8 1872, Prilojenie No: 22, 10-23.

(1872) "Tarhannıe Yarlıki Krımskix hanov", ZOOİD, T. 8, Prilojenie no: 22, 1-9. CLAUSON, Sir G., (1972). An Etymological Dictionary of Pre-thirteenth-Century Turkish, Oxford (ED).

DESİMONİ, C., (1887). "Trattato dei Genovesi col chan dei Tartari nel 1380-1381 scritto in lingua volgare", Archivio Storico Italian Hammer-o, quarta serie, XX, 161-165.

DOERFER, G., (1963-75). Türkische und mongolische Elemente im Neupersischen, 4 c., Wiesbaden (TMEN).

ED: Bkz. CLAUSON (1972).

GRİGOR'YEV, V., (O. Ya. YARTSOV), (1844). "Yarlıki Toktamışa i Seadet Gireya", Zapiski Odesskogo Obşçestva İstorii i Drevnostey, T. 1, 337-346.

(1842). O Dostovernosti Yarlıkov, Dannıh Hanami Zolotoy Ordı Russkomu duhovenstvu.

GRİGOR'YEV, A. P. (1979). "Data Vıdaçi Yarlıka Toktamışa", Uçenıe Zapiski Leningradskoy Universiteta, Vostokovedenie 6, Vıp. 22, 168-188.

(1978). Mongol'skaya Diplomatika XIII-XV vv (Çingizidskie jalovannıe gramotı), İzdatel'stvo Leningradskogo Universiteta, Leningrad.

(1981). "Pojalovanie v Yarlıke Toktamışa", İstoçnikovedenie i İstoriya Kul'turı, Seriya Vostokovedçeskix Nauk, Vıp. 24, Uçeniya Zapiski, No: 405, 126-136.

HAMMER-PURGSTALL, J von, (1840). Geschichte der Goldenen Horde in Kiptschak, der Mongolen in Russland, Pesth.

(1818). "Uigurisches Diplom Kutlugh Timur's vom Jahre 800 (1397) beiligend lithographisch nahgestochen und übersetz", Fundgruben des Orients, VI, b. Wien, 359-363.

HALAÇOĞLU, Yusuf, "Damga", Türk Diyanet Vakfı, İslâm Ansiklopedisi, C. 8, 454-455.

HALASİ-KUN, T., (1949). "Philologica III, Kazan Türkçesine ait dil yadigarları", Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi, C. VII, 603-644.

İPŞİRLİ, Mehmet, (1992). "Bitik", Türk Diyanet Vakfı, İslâm Ansiklopedisi, C. VI, İstanbul, 225.

KAFALI, Mustafa, (1976). Altın Orda Hanlığı'nın Kuruluş ve Yükseliş Devirleri, İstanbul Üniv. Edebiyat Fakültesi Yayın no. 2085, Edebiyat Fakültesi Matbaası, İstanbul.

KAFESOĞLU, İbrahim, (1997). Türk Milli Kültürü, Ötüken Neşriyat, İstanbul.

KÖPRÜLÜ, M. Fuat, (1941). "Bibliyografya Tenkidiyle-Altınordu'ya Ait Yeni Araştırmalar", Belleten V/19, Türk Tarih Kurumu, Ankara, 397-440.

(1986). Türk Edebiyatı Tarihi, Ötüken Yayınevi, İstanbul.

KÖPRÜLÜ, Orhan F., (1991). "Bahşı", Türk Diyanet Vakfı, İslâm Ansiklopedisi, C. IV, İstanbul, 520-521.

KURAT, Akdes Nimet, (1937). "Kazan Hanı İbrahim Han Yarlığı", Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi, Sayı: 182, Ankara 1972, 354-356.

(1 940). Topkapı Sarayı Müzesi Arşivindeki Altınordu, Kırım ve Türkistan Hanlarına Ait Yarlık ve Bitikler, Burhaneddin Matbaası, İstanbul.

(1948). Rusya Tarihi, Başlangıçtan 1917'ye Kadar, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara.

KURTOĞLU, Fevzi, (1937). "İlk Kırım Hanlarının Mektupları", Belleten C. I/3-4, 641-655, Levha IX-XVI.

LAŞKOV, F., "Sbornik dokumentov po istorii Krımsko-Tatarskogo Zemlevladeniya", Simferopol, 1897.

MALOV, S. E., (1953). "İzuçenie Yarlıkov i Vostoçnıh Gramot", Akademiku Vladimir Aleksandroviçu Gordlevskomu, Moskva, 187-195.

MAS LAİTRE, L. de, (1868). "Privileges commerciaux accordes â la republique de Venise par les princes de Crimee et les empereurs mongols du Kiptchak", Bibliotheque de l'ecole des chartes XXIX, 6. sor, 4 köt., 581-595.

MİRZAKEVİÇ, N., (1840). "Pis'mennıe Pamyatniki Toxtamış-xana", Jurnal Ministerstva Narodnogo Prosveşçeniya, Ç. 27, Otd. 2, Avgust, St. Petersburg, 143-148.

MUHAMMEDYAROV, F. Ş., (1967). "Tarhannıy Yarlık Kazanskogo Hana Sahip Gireya 1523g.: Novoe o proşlom naşey stranı. Pmyati akademika M. N. Tihomirova, M., 104-109.

ORTEKİN, Hasan, (1934). "Birinci Mengli Girey Han Yarlığı", Türkiyat Mecmuası, C. IV, İstanbul, 99-109.

(1939). "Basma'ya ve Baysa'ya Dair", Türk Hukuk ve İktisat Tarihi Mecmuası, C. II, (1932-39), İstanbul-Bürhaneddin Matbaası, 65-73.

ÖZYETGİN, A. Melek, (1996). Altınordu, Kırım ve Kazan Sahasına Ait Yarlık ve Bitiklerin Dil ve Üslûp İncelemesi, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Türk Dil Kurumu Yayınlar: 658, Ankara.

(1999). "Altınordu Diplomasi Geleneğine Bir Bakış", KÖK Araştırmalar, C. I, S. 2, (Güz), KÖK Sosyal ve Stratejik Araştırmalar Vakfı, Ankara, 97-112.

-- , (2000). "Altınordu Hanı Toktamış'ın Bik Hacı Adlı Kişiye Verdiği 1381 Tarihli Tarhanlık Yarlığı", Türkoloji Dergisi, Cilt: XIII, 1. Sayı, Dil ve Edebiyat Derneği Yayınları: No: 1, Ankara, 167-192.

PAKALIN, Mehmet Zeki, (1983). Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, III C., Milli Eğitim Basımevi, İstanbul.

PRİSELKOV, M. D., (1916). Xanskie Yarlıki Russkim' Mitropolitam', Tipografiya "Nauçnoe Delo" Zagorodnıy pr. 74, Petrograd.

REYCHMAN, Jan, A. ZAJACZKOWSKİ, (1968). Handbook of Ottoman-Turkish Diplomatics, Paris.

(1993). Osmanlı Türk Diplomatikası El Kitabı, Çev. Mehmet Fethi ATAY, T. C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı yayn nu: 10, İstanbul.

SAMOYLOVİÇ, A. N., (1927). "Neskol'ko Popravok k izdaniyu i Perevodu Yarlıkov Toxtamış-Xana", İzvestiya Tavriçeskovo Obşçestva İstorii, Arxeologii i Etnografii, T. I (58), Simferopol', 141-144.

(1918). "Neskol'ko Popravok k yarlıku Timur-Kutluga", İzvestiya Akademiya Nauk, No: 11, 1109-1124.

(1939). "Cucu Ulusu'nda Payza ve Baysaya Dair", Türk Hukuk ve İktisat Tarihi Mecmuası, C. II, İstanbul-Burhaneddin Matbaası, 53-65.

SCHURMANN, H. F., (1956). "Mongolian Tributary Practices of The Thirteenth Century", Harvard Journal of Asiatic Studies, Volume 19, İssue 3/4 (Dec. ), 304-389.

SMİRNOV, V., "Tatarsko-Xanskie Yarlıki", iz Kollektsii Tavriçeskoy Uçenoy Arxivnoy Komissii, (ITUAK), no: 54, 198, 1-19.

(1913). "Krımsko-Xanskie Gramotı", iz Kollektsii Tavriçeskoy Uçenoy Arxivnoy Komissii, (ITUAK), No: 50, 140-178.

TOGAN, A. Zeki Velidî, (1981). Umumî Türk Tarihi'ne Giriş, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Yayınları: 1534, Enderun Kitabevi, 3. Baskı, İstanbul.

TMEN: Bkz. DOERFER (1963-1975).

USMANOV, M. A., (1979). Jalovannıe Aktı Djuçieva Ulusa XIV-XVI vv, İzdatel'stvo Kazanskogo Universiteta, Kazan.

Ş. MUHAMMEDYAROV, R. STEPANOV, (1965). "Ya]a Yarlık", Kazan Utları, No: 8, 146-150.

VAHİDOV, S. G., (1925). "İssledovanie Yarlıka Sahip Gireya", İzvestiya Obşçestva Arheologii, istorii i etnografii, T XXXIII, vıp. 1, 61-92.

(1925a). "Yarlık Sahip Gireya", Vestnik Nauçnogo Obşçestva Tatarovedeniya, No: 1 -2, Kazan, 29-37.

VLADİMİRTSOV, B. Y., (1987). Moğolların İçtimaî Teşkilâtı, Moğol Göçebe Feodalizmi, Çev. Abdülkadir İnan, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Türk Tarih Kurumu Yayınları IV. Dizi-Sa. 2a, Ankara.

YAKUBOVSKİY, A. Yu., (1992). Altınordu ve Çöküşü, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Türk Tarih Kurumu Yayınları X. Dizi-Sa. 15, Türk Tarih Kurumu Basım Evi, Ankara.

YARTSOV, Ya. O., (1850). "Yarlıki Krımskix Hanov", Zapiski Odessokogo Obşçestva İstorii i Drevnostey, (ZOOİD), T. 11, 675-679..

  
3370 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın