• Anasayfa
  • https://www.facebook.com/tarihtarihcemiyeti/
  • https://twitter.com/ttcemiyeti
Baku Hanlığı / Dr. Merziye İskenderova

On sekizinci yüzyılın ortalarına doğru İran İmparatorluğu'nda yaşanan derin ekonomik ve politik çöküşün başlıca nedeni kendi devlet anlayışlarının Azerbaycan arazisindeki başarısızlığıdır. Azerbaycan topraklarında halk kurtuluş hareketleri ve 1740'lı yılların sonunda feodal ilişkilerin yeni bir boyut kazanması sonucu 20 kadar hanlık meydana gelmişti. Bu hanlıklardan biri de Bakü Hanlığı idi.

Tarafımızdan araştırılan konunun farklı yönlerinin açıklanıp incelendiği birçok Azerbaycan ve Rus tarihçilerinin çok ciddiyyetle yazılmış eserlerine hakettikleri önem ve değeri vererek onlardan en iyi şekilde yararlanacağımızı, makalede geniş çapta çeşitli kaynakların ve bilimsel araştırma alanına çoğunlukla ilk kez getirilen zengin arşiv malzemelerinin karşılaştırmalı incelenmesi için çaba göstereceğimizi, Bakü Hanlığı'nın sosyal-ekonomik ve politik tarihiyle ilgili meselelerin daha derinden aydınlatılmasına çalışacağımızı belirtmek istiyoruz.

Nadir Şah Afşar'ın askeri güce dayanan birleşik devleti, politik yönden pek sağlam ve dayanıklı değildi, çünkü onun farklı illeri ekonomik bakımdan kopuk-parçalanmış bir hale gelmişti. Civar köyleriyle birlikte Bakü Hanlığı da bu illerden biriydi. Büyük toprak sahiplerinin çoğalması İran'da olduğu gibi, Azerbaycan'da da merkezi hakimiyetten uzaklaşmaların esas nedenini oluşturuyordu... Bu arada, Nadir Şah kendisinin baskıcı rejiminden kaynaklanan ve giderek şiddetlenen halk hareketini bastırmakta başarısız olunca, feodalların büyük bir kısmını kendisinden soğutup uzaklaştırdı1 ve bununla da merkezi hakimiyete bitirici darbeyi indirmiş oldu. Bunun yanı sıra, 1730-1740'lı yıllarda İran egemenliğine karşı Azerbaycan halkının bağımsızlık uğruna verdiği savaş, sadece Nadir Şah devletinin direklerini temeline kadar sarsmakla kalmayıp, aynı zamanda Azerbaycan arazisi üzerinde İran egemenliğinin tamamen kaldırılmasına ve bağımsız hanlıkların meydana gelişinin tümüyle durdurulmasına neden oldu. Yerli feodaller, halk kurtuluş harekatından yararlanarak ülkenin farklı yerlerinde hakimiyeti ele geçirdiler ve kendilerini bağımsız hükümdar, han ilan ettiler. Bu nedenle de ünlü Azerbaycan bilgini, tarihçi Abbaskulu Ağa BaküHanov, İran askeri kuvvetleri ülke dışı edilince "hemen her bölgede bağımsız hakimlerin meydana geldiğini"2 yazmıştır. Bakü'de İran rejimi aleyhine mücadeleye Dergah-Kulu Han'ın oğlu Mirza Muhammet önderlik ediyordu. Kendisini bağımsız "Badkuye hakimi veya Bakü hükümdarı"3 ilan eden Mirza Muhammet Han, Bakü Hanlığı'nın kurucusu idi.

Böylece, Bakü bölgesinde büyük toprak sahiplerinin az sayıda olmasına rağmen, burada merkezi Bakü olan bağımsız hanlığın teşekkülü, kendi imkanlarının çok üzerinde vergilerin ağırlığı altında ezilen yerel nüfusun, ortaya çıkan olaylar dışında kalmak istemedikleri, isteseler bile zaten kalamayacakları gerçeğini ortaya çıkarmaktadır. Hatta Mirza Muhammed Han'ın askeri gücü, Nadir Şah'ın ordusuna yakın olsa bile 4 kendisinin İran egemenliğinden kurtulma ve bağımsız hanlık kurma yolundaki çabaları başarısız kaldı ve hiç bir zafer kazanamadı.

Bakü şehri ve 39 köy5 dahil, Bakü Hanlığı çok da büyük olmayan araziyi kapsıyor (uzunluğu 75 verste ve en fazla genişliği de 30-40 verste yakın) ve tüm Apşeron yarımadasını içine alıyordu.6

Hanlık doğudan, kuzeyden ve güneyden Hazar denizi ile, batıdan ve güneybatıdan Şamahı Hanlığı ile, kuzeybatıdan ise Guba Hanlığı ile çevrilmişti. 1810 yılına ait veriler, Bakü Hanlığı'nın nüfusunun az sayıda olduğunu gösteriyor; 7622 erkek nüfus (şehirde 2235 kişi, köylerde 5387 kişi) 7 toplam nüfus sayısı ise 15244 kişiydi. Hanlığın nüfusu karışık olsa da, çoğunluğu Azerbaycan Türkleri oluşturuyordu. Bilindiği üzere, Ermenilerin Bakü'ye gelişi daha XVIII. yüzyılın birinci yarısında Çar hükümetinin izlediği göç siyaseti ile lilgilidir.8 Fakat bu siyaset bütünlükte başarısızlığa uğramıştı. Sadece bazı Ermeni aileleri Hazar Denizi kıyısındaki eyaletlere yerleştirilmiş ve Bakü de bundan nasibini almıştı. XIX. yüzyılın başında Bakü'ye 24 Hane9 yerleşmişti. Bakü köylerinde ise ermeni aileleri genellikle hiç yaşamıyorlardı.

Kuşkusuz, Bakü Hanlığı'nın arazice küçük ve nüfus sayısı itibabariyle de az olması burada karmaşık ve çok dallı bir yönetime gerek bırakmıyordu. Ama Bakü Hanlığı, diger hanlıklarla eşit düzeyde gelişme göstermiş ve tipik bir feodal devlet gibi formalaşmıştı. Burada yönetim (mali, askeri, yargı) tamamen Han'ın ellerinde toplanmıştı ve "Han, Hanlığı özel malikanesi gibi yönetiyordu".10 Başka bir deyişle, her Hangi bir feodal devletinde olduğu gibi, Bakü Hanlığı'nda da siyasi hakimiyet feodalın elindeydi ve bu sistem başlıca olarak köylülerin yerleştiği topraklarda feodalların mülkiyet haklarını savunuyordu.

Bakü Hanlığı'nın bağımız durumu burada üretici güçlerin artmasına, köy ekonomisinin, zenaatın ve ticaretin kalkındırılmasına koşullar hazırlıyordu. Diger hanlıklarla aynı sırada bulunan Bakü Hanlığı komşularından sadece arazi küçüklüğü ile değil, nüfusunun azlığı ile de ayrılmaktaydı. Bunlar da Bakü Hanlığı'na kıyaslanamaz avantajlar sağlamaktaydı. Bu özellikler diğer hanlıklar içinde Bakü'nün özel yerini belirliyor ve hatta bu verilerle kendisinin birincilik sırasını pekiştiriyordu. Bu belirleyicilere Bakü'nün jeopolitik durumu ve zengin doğal kaynaklarını da eklemek gerekir. Petrol, tuz, safran, vb. gibi Bakü hakimlerinin başlıca gelir kaynağını oluşturan tüketim maddeleri, ticaretin gelişmesine yardımcı oluyordu. Bütün bunlara bir de limanları eklersek XVIII. yüzyılın ikinci yarısında Bakü Hanlığı ekonomisinin canlanmasının doğal olduğunu söyleyebiliriz.

Verimli topraklardan yoksun Bakü Hanlığı petrol, tuz gibi bol mineral, endüstriyel maddeler ve madenlerle zengindi. Apşeron yarımadasının başlıca petrol kaynakları Balahanı, Surahanı, Binegedi köylerinde toplanmıştı. Bakü'den güneye beş verstlik mesafede ise küçük, ama pek verimli Bibi Heybet petrol alanı bulunuyordu. Bu çeşitli verilere dayanarak, XVIII. yüzyılı sonlarında Apşeron'da 100'ü aşkın siyah ve 15'ten fazla da beyaz petrol kuyusunun bulunduğunu söylemek mümkündür.11 Beyaz petrol yüksek kaliteye sahip olduğundan günlük yaşama çabuk girdi ve sadece aydınlatma ve ısıtmada kullanılmakla kalmayıp, tedavi amaçlı olarak da yararlı tüketim kaynağı oldu.12 Başlıca olarak Bakü yakınlarında bulunan Masazır gölünde ve Zığ köyünde çıkarılan tuz özellikle Şamahı, Şeki Hanlıkları'na, aynı zamanda da Rusya ve İran'a ihraç ediliyordu.13 Bakü Hanlığı'nın toprağı pek değerli tarım bitkisi olan ve özel sulama gerektirmeyen safranın yetiştirilmesi için gayet uygundu.14 Burada yıllık 400-500 kadar safran üretiliyordu.15

Bu üretime rağmen, Bakü Hanlığı'nda sahte safran imal edenlere de rastlanıyordu. Bunu yapan sahtekar tespit edildiğinde hemen 100 manattan 200 manata kadar (ruble) para cezası ile cezalandırılıyor, ayrıca, sahtekarın yüzüne safran sürülüyor ve sakalı kesiliyordu.16

Bakü Hanlığı'nın toprak ve iklim şartları burada pamuk, kırmızı boya (kızıl kök), zire (anasongillerden pek aromalı tohum), susam vb. gibi baharat bitkilerinin yetiştirilmesi için uygundu. Ama bu, çiftçiliğin geniş çapta yapılmasına da engel oluyordu. İşte bu yüzden, adı geçen bölgede nüfustan 'malcahat' diye adlandırılan vergi alınmıyordu. Bu verginin yerine ise köylüler yılda üç gün Bey'in toprağında çalışarak 'biyar' adı verilen mükellefiyeti kesinlikle yerine getiriyorlardı.17

Petrol kuyularına yakın bölgelerde oturan köylüler ise Han'a ayrıca bir vergi ödemiyorlardı. Bunun yerine çok az miktarda petrol karşılığında han için bedava petrol çıkarmakla görevliydiler.18

Buğday ürününün kıt olduğu yıllarda hanlık sakinleri beyaz petrol ve tuzu esas itibariyle Guba ve Talış Hanlıklarından getirilen buğdayla takas ediyorlardı.19

Şehir nüfusu değişik zenaat işleri ve ticaretle uğraşıyordu. Zenaatlardan en çok gelişen dokumacılık ve halıcılık idi. "Nov Hanı", "Goradil", "Kala" vb. gibi Apşeron halıları meşhurdu.20

Coğrafî konum ve elverişli limanların bulunması burada gemi yapımının geliştirilmesi ihtiyacını doğuruyordu. Önemli ithal malların, özellikle Guba ve Talış Hanlıklarından ithal edilen hammaddelerin getirildiği Bakü, Azerbaycan'ın tek gemi yapım merkezi idi.21

Volga-Hazar transit yolu üzerindeki uygun coğrafi konumu, büyük limanların var olması, Apşeron yarımdası'nın doğal zenginlikleri, özellikle petrol, tuz ve sanayii eşyaları Bakü ticaretinin sadece Azerbaycan'ın diğer şehirleri ile değil, güney Kafkasya, doğu ve batı Avrupa ülkeriyle ilişkilerinin de gelişmesini sağlıyordu. Bir başka deyişle bu özellikler, Bakü Hanlığı'nı tüm bölgenin ticaret merkezine çevirdi ve Azerbaycan'ın feodal sistemi burada şekilleniyordu.

Bakü kalesinde günümüze kadar gelen Hint, Multanı, Buhara, Lezgi Hanları vb. Bakü Hanlığı'nda aynı dönemde kervan ticaretinin de yaygın olduğunu göstermektedir. Hazar Denizi'nin tüm batı kıyıları Bakü Hanlığı için doğal koruma görevinin dışında, kıyı boyu doğal limanlar da Bakü'nün stratejik ve ekonomik konumu açısından eşsiz önem taşımaktaydı.22 Doğanın ortaya çıkardığı bu tabii ve güvenli gidiş geliş yolu üzerindeki limanların güvenirliliği birçok kimse tarafından kabul görmüştür.23 Elverişli ve kısmen güvenli limanların mevcutluğu XVIII. yüzyılın ikinci yarısında doğu ticaretinin merkezini İran'dan Azerbaycan'a, özellikle de Batı ile doğu arasında köprü oluşturan Bakü'ye taşınmasına neden olmuştur. Üretim malları, özellikle, petrol, tuz, safran gibi Bakü Hanlığı'na has ticaret maddeleri, uluslararası piyasada büyük rağbet görüyordu. Bu şehir transit ticaret alanında da ilk sıralarda yer alıyordu. Çok sayıda arşiv belgesi de Bakü'den Volga-Hazar yolu ile Azerbaycanla Rusya arasında geniş çapta ticaretin yapıldığını göstermektedir. Bununla da Azerbaycan, Rusya'nın gelişmekte olan dokumacılık sanayii için hammadde kaynakları deposuna çevrilmiş durumdaydı.24 Bunun dışında, Rusya vasıtasıyla batı Avrupa mallarının ithali de gerçekleşitiriliyordu.25

Hatta, Bakü'de Rus konsolosluğunun kapatılması,26 iç münakaşalar, tek bir para sisteminin, ölçü ve ağırlık sisteminin bulunmaması, Bakü Hanlarının gümrük siyaseti, eşit olmayan ticaret koşulları gibi Rus-Azerbaycan tüccarlarının ticaretinin normal akışını engelleyen olumsuz faktörlere rağmen, XVIII. yüzyılın ortalarında Bakü civarı ve Hazar Denizi Rus-Doğu ticaretinin kalıcı bir merkezi olarak rol almıştı.

Rus ve Bakü makamları Hazar ticaretinin önemini ve bu ticarette de Bakü Hanlığı'nın egemen rolünü pek iyi anlıyorlardı. Bu sebeple Rusya'nın her şeye rağmen, Hazar Denizi'nin tek sahibi olmak uğruna harcadığı çabalar, Çar hükümetinin 1732 yılında İran (Reşt), 1735 yılında imzalanan Gence anlaşmalarının yerine getirilmesi için kendi iradesini dayattığı bağımsız Bakü hakimiyetinin sürekli direnişleriyle karşılaşıyordı.27

Kendi niyetlerine ulaşmak yolunda Rusya her türlü yönteme başvuruyordu. XVIII. yüzyılın 90'lı yıllarında Bakü'de Rus askerlerinin küstah davranışları, edepsizlikleri, Azerbaycan-Rusya şehirlerinde bulunan Bakü tüccarlarının malları da dahil, mamüllere gümrük rüsumunun arttırılması, Rus memurlarının yolsuzlukları vb. sebeplerden dolayı, Bakü Hanları da benzeri tepkiler vermeye başladılar. Onların emri ile Rus tüccarlarından özel olarak, büyük miktarda 'rahtari' olarak adlandırılan gümrük rüsumu alıyorlardı, ayrıca Bakü Hanı Hüseyin Kulu Han'ın hükümdarlığı döneminde Bakü rahtari başgediklisine gümrük vergisi ödemekten imtina eden, yani rusum vermek istemeyen Rus tüccarlarına karşı kaba kuvvet kullanma hakkı tanınmıştı.28 Rusya Devleti Hazar Denizi bölgesinde egemenlik insiyatifini tam olarak kendi elinde tutma çabaları gösterdiği dönemde Bakü hakimlerinin de faaliyetleri ticarette dengesiz koşulların kaldırılmasına karşı yöneltilmişli ve bu doğrudan doğruya kişiliğini kabul ettirme çabasından başka bir şey değildi.

Bununla birlikte, sözü edilen dönemde bazı engeller olmasına rağmen Bakü Hanlığı ile Rusya arasında ticaret ilşkileri, yine de istikrarlı bir seyir takip ediyordu. İki devlet arasında ticari ilişkiler gelişiyordu ve Bakü şehri de Rusya'nın Yakın ve Orta Doğu ülkeleriyle ticaretinde köprü rolünü oynuyordu. Bu da rastgele değildi, Bakü'nün çeşitli ülkeler arasında bir köprü oluşturması üzerine Rus kaynaklarının birinde bunun kanıtı özellikle şu şekilde öne çıkarılıyor, "Müslüman şehirleri arasında kendisine hiç bir rakip yoktu hiç bir şehir de, şu ana dek Rusya ile bu kadar daimi ilişkilerde bulunmamıştır".29

Fakat, Apşeron'da petrol üretiminin artışı, ticaretin gelişimi vb. gibi Bakü'nün bütün bu avantajları sadece ekonomik büyümelere yol açmakla kalmayıp, eninde sonunda Bakü Hanlığı'nın, Rusya da dahil, çeşitli güçlü devletler tarafından hedef haline gelmesine neden olmuştur. Buna göre, Bakü Hanlığı var oluşundan bu yana, onun hakimleri aralarındaki tüm çelişkilere rağmen, tartışılmaz ideali olan bağımsızlığını hep kanla savunmaktaydı. Ona Bakü Hanlığı'nın kurucusu Mirza Muhammet Han liderlik ediyordu. Kendisinin hakimiyete gelişi 1747 yılında Nadir Şah'ın ölümü sıralarına rastlar. Mirza Muhammet Han, Şahın ölümü sonrası İran'da şah hakimiyeti uğrunda şiddetlenen feodal savaşının ortaya çıktığı durumda şahlık iddiasında bulunan ayrı ayrı kişiler arasındaki liderliği ele geçirdi ve İran egemenliğine tabi olmaktan vazgeçti. Bakü Hanlığı ve diğer Kuzey Azerbaycan Hanlıklarını da kendisine tabi kılmaya çalışan İbrahim Şah tahta oturunca Bakü hükümdarının asıl amacı meydana çıktı. 1749 yılında İbrahim Şah, Azerbaycan Hanlıklarının liderlerinden 10 bin askerin kendisine hizmet etmek üzere İran'a gönderilmesi talebinde bulunurken, Bakü Hanı Mirza Muhammet Kulu Han, şaha karşı koyarak, talebini yerine getirmedi. Bunun üzerine de şah kendisini sultana şikayet etti.30 Ama, şahın onu şikayet etmeye hiç bir tüzel hakkı yoktu. Bakü Hanı şahın fermanını saymayarak, İran tarafından beklenen saldırıdan korunmak için hazırlıklara başladı.31

Bakülü Muhammet Han'ın böyle davranışı, bazı Azerbaycan Hanları tarafından da destek buldu. Onlar da Muhammed Han'la birlikte hareket etmeyi kararlaştırdılar. Fakat müttefiklerin birleşik kuvvetleri, İbrahim Şah'ı destekleyen Şamahılı Hacı Muhammet Ali Han'la savaşta yenilgiye uğradı.32

Bu yenilgiye rağmen, Azerbaycan hanlıklarının en önemlilerinden olan Bakü ve Kuzey Azerbaycan'ın diğer hanlarında kendi bağımsızlıklarını korumak uğruna çabaların doğmasına neden oldu ve onların sonraki mücadelelerine özendirici etki yaptı.

Yeni oluşmaya başlayan Bakü Hanlığı, doğal olarak ekonomide olduğu kadar, askeri bakımdan da henüz pek kuvvetli degildi. Bu yüzden de Hanlığı İran'ın işgalinden ve köleleştirme harekatından korumak için Bakülü Mirza Muhammet Han, kendisinden daha güçlü bir devlet olan, komşusu Rusya'dan destek almayı kararlaştırdı. Bu amaçla da, o, Rusya devletinin temsilcisi, A. Çerkasski'ye saygı ve itibar gösterdi.33 Bakü Hanı Mirza Muhammet Han malikanesinde kendisini ziyarete gelen Çerkasski'ye Nadir Şah'ın torunu Mirza'nın İbrahim Şah aleyhine seferiyle ilgili Reşt'e gitmemesini tavsiye etti.34 Çerkasski Apşeron'da kaldı ve hatta Bakü Hanı'na iki vizon manto ve iki samur kürkü hediye etti.35

Rusya'nın şahsında kendisine kuvvetli müttefik kazanmaya çalışan Bakülü Mirza Muhammet Han, destek almak amacıyla Rusya'ya başvurdu. 1749 yılı sonunda kendi temsilcisi Hacı Rehim'i Astrahan'a gönderdi. Ayrıca, Astrahan valisine kendisine un göndermesi ve bir de "İmparator majestelerinin onu kendi sadık tebaalarının Hanı ve Bakü'nün koruyucusu olarak lütfedip tanımasını" rica etti. 36

Diğer taraftan da, XVIII. yüzyılın ortalarında Azerbaycan hükümdarları arasında şiddetlenen iç çekişmeler ortamında, çok büyük ve kuvvetli olmayan bir Hanlığın lideri olan Mirza Muhammet Han, yeteri kadar askeri güce sahip değildi. Ama kendi hanlığının bağımsızlığını korumak için çeşitli manevralar çeviriyor, zaman zaman da taraf değiştirerek diger feodal hükümdarıyla da birleşmek zorunda kalıyordu.

Bakü Hanı'nın faaliyet ve davranışlarında gözetilen ikilik, hanlığın bağımsızlığını sağlamak, onu herhangi bir saldırıdan korumak, savunmak vb. gibi hanlığın çıkarları uğruna yapılmış olduğu anlaşılmaktadır. 1757 yılında İran tahtı iddiasında bulunan Muhammet Han, (Kacar'ın tehlikesi ile yüz yüze kalsa bile) Gence'ye Şahverdi Han'a kendi elçisini göndererek, Gence Hanlığı'nın top ustalarından kendisi için top (kendisinde bulunan beş adet küçük bakır topun dışında) yapmalarını talep etti.37 O sırada Muhammet Hasan Han tarafına geçen ve çarpışma alanında karşı karşıya gelmekten kaçınan Şahverdi Han'dan red cevabı alınca, Mirza Muhammet Han, diğer Azerbaycan hükümdarlarının yanı sıra, kendi elçisi Hacı Abdul Ali'yi hediyelerle Muhammet Hasan Han'a gönderdi.38

Fakat bu da Muhammet Hasan Han'ı kendi saldırgan niyetlerinden alıkoyamadı. Türk sultanınca Şamahı, Bakü, Guba şehirlerinin kendi hakimiyeti altına verilmesi üzerine Muhammet Hasan Han, Kacar'ın talebine cevap olarak Bakü Hanı diğer Hanlarla birlikte "... eğer onlar Türk sultanınca güçlendirilirseler, o zaman biz de İmparator sarayına yazıp onların39 tarafımızdan yıkıma uğratılmayacaklarına neden böyle kesin bir şekilde inandıklarını soracağız" diye görüş bildirdiler.

Tüm Azerbaycan Hanları dahil, Bakü Hanı da, kendi hanlıklarının çıkarlarını savunmaya çalışarak İran Şahlığı iddiasında olanlara karşı mücadelede Rusya tarafından İran'a karşı savaş açabilirlerdi. Ama, çok geçmeden, Azerbaycan Hanları ve Gürcü feodollarının birleşik güçlerinin baskısı altında Muhammet Hasan Han geri çekilmek zorunda kaldı.40

Böylece, müthiş fetih karşısında, diğer Kuzey Azerbaycan Hanlıkları ile beraber, Bakü Hanlığı'nın da bağımsızlığı korunmuş oldu.

1750 yıllarından başlayarak güçlenen Guba Hanlığı kendi arazisini genişletmek için mücadeleye başladı. Bu mücadeleye önderlik eden Feteli Han Gubalı, Azerbaycan topraklarını tek devlette birleştirmeyi kendine amaç edindi. Kendisinin başarılı siyaseti sayesinde Salyan (1756 yılında) ve Derbent Hanlığı (1759 yılında) Guba Hanlığı'na katılmışlardı. Fetheli Han Gubalı, Derbend'i feth etmesi sonrası, gözlerini sadece ticarî-ekonomik yönden değil, askeri-stratejik yönden de büyük önem taşıyan Bakü Hanlığı'na çevirdi. Bundan başka, Feteli Han, Bakü Hanlığı'nın Azerbaycan'ın diğer bölgelerle, ilk önce yıllardan beri ekonomik ilişkilerinin bulunduğu Rusya bölgesiyle arasında bir bağlantı halkası oluşturduğu gerçeğini göz önünde bulundurarak, Hazar'da doğal limanlarla ticaret yapılması üzerine kendi zenginlikleri ile (mineralleri) beraber Bakü'yü, kendisinin siyasi ve ekonomik planlarının gerçekleştirilmesinde dayanak noktasına çevirmek istiyordu. Bakü Hanı da, öncelikle, Feteli Han Gubalı'nın şahsında kuvvetli bir müttefik desteğine sahip olmak amacıyla, onun askeri operasyonlarına, özellikle de 1765-1767 yıllarında Şamahı Hanlığı'na karşı harekatlarına katılmıştır.41 Guba hakiminin siyasetini destekleyen Bakü Hanı, Şamahı tüccarlarının Bakü'ye gelmesini yasakladı.

Feteli Han, kendisinin siyasi amaçlarını başarıyla gercekleştirebilmek için bir evlilik diplomasisi kullandı. 1766 yılında Feteli Han Gubalı, Emir Hamze Karakaytak adlı birisine vadettiği pek enerjik kızkardeşi Hatice Bike'yi, Mirza Muhammed Han'ın iradesi zayıf oğlu Melik Muhamed'e vererek onunla yazılı bir sözleşme yaptı. "O, her zaman Guba Hanı Feteli Han'a olduğu kadar, onun Hanlığı'nın haleflerine de itaatte bulunacaktı".42 Böylece kız kardeşi Hatice Bike'yi Melik Muhammed'e vermek yoluyla Feteli Han, hükümlü ve kesin karakterli kızkardeşi Hatice Bike sayesinde Bakü Hanlığı'nın Guba Hanlığı'na bağımlılığını sağlamış oldu. O zamandan başlayarak Bakü hükümdarı Melik Muhammet Han'ın (1768-1784) iç işleri sırf Guba Hanı'nın isteği üzerine yürüyordu.

Böylelikle, Bakü Hanı, Derbent'in işgali sonrası Feteli Han'ın Derbent Hanı'nı tahtan indirdiği gibi kendisini de tahttan yoksun kılacağından korkuyordu.43 Bakü Hanı kendisine teklif edilen ittifakı imzalayarak, Guba Hanı'na kendisinin fiilen bağımlılığını itiraf etti ve özel hakimiyet güvenliğini sağlamış oldu.

Bakü Hanı, her şeyden önce, Feteli Hanın ilk talebi üzerine, askeri kuvvetlerini bildirecek, herhangi bir askeri harekat olduğunda kendi kuvvetlerinin başında savaş yerine gelecek, Guba Hanı tarafından esir alınan sahiplerin beslenme ve bakımı gibi görevleri yerine getirecek idi.44

Guba Hanı, hemen her türlü konuşma ve görüşmelerine katılan Bakülü Melik Muhammet Han'a pek güvenmiyordu. Şöyle ki, 1779 yılı başlarında Melik Muhammet Han, Guba Hanı ile "genel dostluk anlaşması" yapmak üzere Karabağlı İbrahim Han'ın yanına gönderilmişti. Fakat İbrahim Han, Melik Han'ın misyonundan şüphe ettiği için, onu esir aldı. Ama iki yıl sonra Melik Muhammet Han'ı serbest bırakmak zorunda kaldı, çünkü Feteli Han kendi elçisinin serbest bırakılıp gelmesini beklemeyerek, büyük bir ordu toplayıp Bakülü Melik Muhammet Han'ın "imdadına koşmak üzere" sefere çıktı. Bunu duyan İbrahim Han Bakü Hanı'nı serbest bıraktı. Serbest kalan Melik Muhammet Han, 1781 yılının Ocak ayında Bakü'ye döndü.45

Feteli Han'ın siyaset işleriyle meşgul olduğunu fırsat bilen Melik Muhammet Han, gümrük vergisini artırmak yoluyla hazineyi doldurmak amacıyla, "rahtari" parasının alınmasında, Rus tüccarları da dahil olmak üzere, dışardan gelenlere karşı gayet kaba siyaset yürütmeye başladı.46 Tabii ki, ticari açıdan Hazar Denizi'nin önemini anlayan Rusya Devleti bu durumdan hoşnut değildi. Bu ticaret yolunu ve buradan elde edilen gelirleri de kaybetmek istemiyordu. Bu yüzden de 1781 yılının Haziran ayında kendi kumandanlığı altında Azerbaycan'a askeri müdahelede bulunan Graf Voyniç'e diğer taleplerin yanısıra."Bakü Hanından 50 bin ruble almak, Bakü'yü topa tutup tahrip etmek ve Melik Muhtar (Melik Muhammet-M. İ.) Han'ı tahtan indirip, Bakü tahtına başka bir hükümdar getirmek, her ne pahasına olursa olsun, Rus tüccarlarının haklarını savunmak" gibi görevler verilmişti.47

Böylece, bu siyasi hareket Rusya'nın söz konusu bölgeye münasebetinde sömürgeci kimliğini tümüyle ortaya çıkardı. Rusya'nın bu niyeti, askeri müdaheleden bir yıl sonra, 13-26 Ağustos 1782 yılında Feteli Han arasında Bakü'de yapılan aralıklı konuşmalar sonucu Rus tüccarlara kolaylıklar sağlanması ve onların korunmaları da garanti altına alınmış oldu.48

Voynoviç'in bu seferi İran ve Türkiye hakim çevreleri arasında bir telaşa neden oldu. Bununla ilgili olarak Türk sultanı, Bakü Hanı Melik Muhammet Han dahil, Azerbaycan hükümdarlarına Rusya'ya karşı, kendilerine özel himayesi ve desteğini teklif etmek üzere, kendi elçisini muhtelif hediyelerle Azerbaycan hanlıklarına gönderdi. Diğer Hanların yanısıra, Bakü Hanı Melik Muhammed Han'a da 5 bin ruble ve saatlar gönderilmişti.49 Gubalı Feteli Han, kendisi bu zamana kadar Osmanlı Devleti'nden yardım için ricada bulunmuş olmakla birlikte kendisini tüm Azerbaycan hükümdarı olarak Rusya'ya tanıtmak ve hükümdar olarak kabullendirmek için çaba harcıyordu. Bunun için de kendisine gönderilen mektup ve hediyeleri kabul etmedi ve Bakü Hanı'na "Paşanın gönderdiği elçiyi, getirdiği tüm hediyeleriyle beraber geri göndermesini..." emretti.50 Fakat Astrahan valisi Jukov'un kinez Potyemkin'e bir ihbarında, Bakü Hanı'nın, Rus kuvvetlerinin gelmesi üzere Osmanlıya, gönderdiği arabulucu ile Rusya'yı şikayet etmek istediğini belirtiyor ve şu şekilde uyarıyordu: "o limanda tüm karşı koyma tedbirleri alınsın, Rus filosu kuvvetleri Hanı sıkıştırmak istiyorlar.51 Feteli Han Gubalı'nın Voynoviç'le yaptığı konuşmalar Feteli Han'ın Bakü Hanı üzerinde büyük etki sahibi olduğunu açıkça göstermektedir. Bununla birlikte, Melik Muhammed Han'ın Osmanlıyla gizli ilişkileri ve Rusya'ya aldırış etmeyişi, Bakü Hanı'nın kendisinden önceki hükümdar gibi, Hanlığın bağımsızlığını kaybetmekten korkarak siyasi manevralar çevirmek istediğini göstermektedir. Astrahan valisi Jukov, Rus tüccarlarının Melik Muhammed Han tarafından baskıya uğraması ve Melik Han'ın Osmanlıya olumlu ilgisini göz önünde bulundurarak Bakü Hanı'nı başka türlü değil de açıkça 'Rusya için zararı dokunabilecek birisi.' ve 'uzun zamandan beri Rusya tarafına düşmanca bakan biri' olarak karakterize ediyordu".52

1784 yılında Melik Muhammet Han, Mekke'yi ziyaret için sefere çıktı ve yolda öldü.53 Onun yerine kardeşi Hancan Bey'i hükümdar yapmak istediler. Fakat Melik Han'ın eşi "Hanım" Hatice Bike buna izin vermedi ve kocasının yerine henüz 11 yaşını doldurmamış olan oğlu II. Mirza Muhammet Han'ı tahta çıkardı. Reşit olmayan hükümdar, Feteli Han Gubalı'nın himayesi altında bulunuyordu. Bu yüzden de Hanlığın yönetimi fiilen küçük yaştaki Han'ın naibesi "Hanım" Hatice Bike'nin eline geçti.

1780 yıllarında İran'da Gacar Hanedanı'nın temsilcisi Ağa Muhammet Han'ın açıkça Azerbaycan Hanlığı'nı tehdit ettiği sırada Feteli Han Gubalı kendisinin kuzeydoğu Azerbaycan hudutlarını kapsayan devletinin tehlike ile yüz yüze kalmasından sakınarak, güneyden gelen tehlikeden korunmak için, aynı dönemde Azerbaycan topraklarında gözü olan ve bu yönde planlarını gerçekleştirmek isteyen, fakat niyetini saklayan Rusya'ya dayanmayı kararlaştırdı.

Feteli Han Gubalı'nın öğütü üzere küçük yaştaki II. Mirza Muhammet Han, kendi namına 1785 yılında kendi topraklarının Rusya tarafından himaye altına alınması hususundaki rica mektubunu P. S. Potemkin'e gönderdi.54 1787 yılında ise Guba hakimi Feteli Han kendisi başta Mirza Sadık Mamet Veliyev olmak üzere S. Peterburg'a, elçiliğe mektup gönderdi... Mektupta, Feteli Han "kendisine söylenenlerin hepsini yerine getireceğini. kendi sadakatının belirtisi olarak, hiç çekinmeden Bakü ve Derbend'i vereceğini" vaat ediyordu.55 Nitekim bu iki şehir stratejik ve ticari açıdan Rusya için büyük önem taşımaktaydı.

Ama Guba Hanı ile Rusya arasında yapılan sonraki görüşmeler Feteli Han'ın ölümü nedeniyle 22 Mart 1789 yılında Bakü'de yarıda bırakılmıştı.

Feteli Han hayattayken, kuzeydoğu Azerbaycan'ın siyasi birliğinin üst seviyede gerçekleştiği görülüyordu, ama ölünce, pek sağlam ekonomi temeli olmayan ve silah gücüyle kurulan devlet, hemen çöktü. Devlet temelinde ortaya çıkan bu dağılma Guba Hanlığı'ndan sonra Bakü Hanlığı'na da geçti. Bakü Hanlığı'nın Guba Hanlığı'na vassal bağlılığı bir taraftan onu dış saldırılardan koruyor, üretici güçlerin gelişimine yol açıyor olsa da, diğer taraftan Bakü hükümdarlarının özgür faaliyetlerini kısıtlıyordu. Fakat hanlıkta hakimiyet uğruna sürekli mücadeleler başlatılmıştı. Bu mücadele ve münakaşalar önce II. Mirza Muhammet Han (1787) ile onun amcası Muhammet Kulu Ağa (1791­1792) arasında başladı ve daha sonra da II. Mirza Muhammet Han ile Mirza Muhammet Han'ın amcazadesi Hüseyin Kulu Han (1792) arasında devam etti.

Fakat, Feteli Han'ın halefleri, özellikle de, büyük oğlu Ahmet Han, Bakü Hanlığı'nın kaybedilmesini bir türlü içlerine sindiremiyorlardı. Feteli Han'ın ölümü sonrası Guba Hanlığı tahtına oturan (Mart 1791 y.) Şeyh Ali Han, II. Mirza Muhammet Han tarafından defalarca Bakü'den kovulmuştu. Bu iç çekişmeler sonucunda zaten büyük olmayan Bakü Hanlığı birkaç kere daha parçalandı.

Hüseyin Kulu Han, 1792 yılında tahta çıktığı andan itibaren hakimiyet uğruna Şeyh Ali Han'la56 mücadelede kendi hakimiyetini koruma çabası içinde olmuştur. Ama Şeyh Ali Han'dan her tür destek alan II. Mirza Muhammet Han, Bakü'ye iki saldırı düzenliyor ve ilkinde pek başarılı olamasa da Guba askeri güçleriyle Bakü'ye yaptığı II. saldırısında ise Bakü Hanlığı ile Guba Hanlığı arasındaki birçok anlaşmanın bitmesine neden olmuştur.57

Bakü hükümdarlarının kendi aralarında hiç dinmeyen münakaşalar ve yine Gubalı Feteli Han'ın halefleri arasındaki hoşnutsuzluklar, Bakü Hanlığı'nı zayıf düşürdü ve dış düşmanların Hanlık üzerine iddialarının artmasına zemin oluşturdu. 1790 yıllarında, Ağa Muhammed Kacar'ın İran'da güçlü bir konuma gelmesi ile İran saldırısı Azerbaycan'ı tehdit etmeye başladı. Bir taraftan böyle karmaşık siyasi durum, iç feodal savaşları, Guba Hanlığı'nın eski kudret ve gücünü yeni baştan canlandırmaya çalışarak Bakü Hanlığı'nı kendisine tabi kılmaya çalışan Şeyh Ali Han'ın baskısı, diğer taraftan da Ağa Muhammet Kacar tehlikesi Bakü Hanı'nı Rusya'ya yönelmek zorunda bıraktı.

Tahta çıkan Hüseyin Han bağımsızlığını sağlamak ve Hanlığı dağılmaktan, İran ve Guba Hanlarının işgalinden korumak amacıyla Rusya'dan destek almak istiyordu. Bu amaçla da Bakü Hanı iki defa (1792 yılında58 ve 1795 yılında) Bakü Hanlığını kendi himayesine alması konusunda Rusya Devleti'ne başvuruda bulundu.

II. Katerina da I. Petro'nun olağan doğu siyasetini sürdürmekteydi. Azerbaycan hükümdarlarının kendi aralarında çıkan geçimsizliklerin çözümünde Rusya'yı kendilerine "hakem" olarak görmek istemelerinden yola çıkan II. Katerina bölgede düzenin sağlanmasını sabırsızlıkla bekliyordu. Gelişmeleri dikkatle izleyen Rusya kabinesi "Bakü Hanı'nın bağımsızlığını tanımakla", kendi himayesi altına almak" konusunda ikilem içindeydiler. Çünkü Şeyh Ali Han, Rusya'da kendilerini himayesi altına almaları isteğiyle yazdıkları dilekçede (1793) Bakü Hanlığı'nı da kendi mülkleri olarak göstermişti.59 Fakat, bu ikileme rağmen, II. Katerina, Bakü şehrinin transit önemini ve Şeyh Ali Han'ın dış siyasetine pek uymadıklarını da göz önünde bulundurarak, Bakü Hanlığı'nı Rusya'nın egemenliği altına almaktan yanaydı. Azerbaycan'ın tamamını ve özellikle de Bakü Hanlığı'nı işgal etmek üzere kafasında tasarladığı planlarını gerçekleştirmek için bu uygun şansı asla kaçırmak istemiyordu. Fakat, İran tarafından gelen tehdit dolayısıyla, Rusya beklemeyi tercih etti ve hiçbir harekette bulunmadı. 1795 yılı sonbaharında Şeyh Ali Han'la Hüseyin Kulu Han arasında bir barış anlaşması yapıldı. Barış anlaşmasının aslı şuydu: "Bakü Hanlığı'ndan gelen gelir üçe ayrılacaktı: biri Bakü Hanı'na, diğeri Şeyh Ali Hana, üçüncüsü de Balahan köyü'ne yerleşen II. Mirza Muhammet Han'a verilecekti.60 Fakat 1795 yılına kadar Bakülü Hüseyin Kulu Han bu şartları bozarak Balahan kalesine saldırdı ve II. Mirza Muhammet Han'ı Guba'ya saldırmak için zorladı.

II. Katerina hükümeti bu çatışmalara müdahale etmedi. Ama Hüseyin Kulu Han Bakülü'nün Rusya'ya başvurusunu bir fırsat olarak kullanıp 1795 yılının Eylül'ünde Bakü Hanlığı'nı Rusya'nın himayesi altındaki protektorat devlet olarak kabüllenmeye razı oldu. Fakat 1795 yılının yazında Ağa Muhammed Han Kacar'ın Güney Kafkasya'ya saldırmasıyla bu mutabakat tam olarak gerçekleştirilemedi, yani resmileştirilmesi durduruldu.

Hüseyin Kulu Han Bakülü, Rusya'dan hiçbir somut cevap almaması üzerine ve kendi topraklarını korumak amacıyla Ağa Muhammed Han'ın Gürcistan zaferini (12 Eylül 1795) kutlayan Guba, Şeki ve Şamahı Hanlarıyla birleşti. Fakat Tiflis'te bozguna uğrayan Ağa Muhammet Han, bu kez silahlarını Azerbaycan'a karşı yöneltti.

Bakü şehrinden savaş tazminatı olarak büyük meblağda para ve eşya götürerek Hüseyin Kulu Han'a ve diğer Azerbaycan hanlarına, kendisine boyun eğme simgesi olarak rehinelerini göndermek konusunda bir ferman yolladı.61

Daha Rusya'dan destek almak için ümitli olan Hüseyin Kulu Han, Ağa Muhammet Han'ın kendisine yaptığı itaat teklifini reddetti. Olayların akışı Hüseyin Kulu Han'ın çıkarları doğrultusunda ilerliyordu. 1795 yılı sonuna yakın II. Katerina, Rus ordularının Güney Kafkasya ve Kafkaslar ötesine getirilmesi ve burada İran egemenliğinin güçlenmesini engellemek için general Gudoviç'e emir verdi. Bu da Bakü Hanlığını dağılmaktan kurtardı. Fakat İran'ın tekrar saldırmayacağından pek emin olmayan Hüseyin Kulu Han, tehlikesizlik konusunda bir garantisinin olmadığı için, Ağa Muhammet Han'ın ordusu Azerbaycan'ı terk edince, kendi elçisi Muhammet Selim Bey'i Rusya'ya göndererek "Hüseyin Kulu Han ve kendi halkı adına Rusya'ya sonsuza dek sadık kalacakları hususunda yemininin, tüm inançla kabul edilmesi üzere" Rusya devletine başvuruda bulundu.62 Bakü hükümdarı kendi dilekçisinde Bakü limanının önemini, burada güçlü kale duvarlarının bulunmasının süregelen iç çekişmeler ortamında bile tüccarlar için tehlikesiz bir ortam oluşturmuş olduğunu vurgulayarak teklifinin kabul edilmesini istiyordu.63 Bununla da o, kendi inancını şöyle dile getiriyordu: "eğer Bakülüler 'Haşmetmehap İmparatorun' iltifat takdirnamesine layık görülürlerse, hiçbir düşman Bakü kalesine saldırmaya cesaret etmez ve ahali de 'Yüce Rusya sarayına özenle hizmet göstermeye gayret ederek' hayatını huzur içinde sürdürebilir".64

Bakü elçisinin Rusya tarafından sıcak karşılanması, Rusya Devleti'nin Bakü Hanlığı'nı sadece himayesi altına almakla kalmayıp, sömürgecilik siyasetine yöneldiğini kanıtlıyor.

Bakü Hanı'yla aynı zamanda Güney Kafkasya'nın diğer hükümdarları da Rusya Devleti'nin himayesine baş vurdular ve bu da II. Katerina'ya 1796 yılında general V. Zubov'un kumandanlığı altında silahlı kuvvetlerin buraya getirmesi için güzel bir bahane oldu.

Bilindiği gibi, Rusya Devleti buraya ordu gönderirken Azerbaycan hanlarına yardımda bulunmayı düşünmüyordu bile. Bu davranışın altındaki amaç, Rusya'nın Güney Kafkasya'da varlığını kuvvetlendirmekti. Bunun dışında Rusya'nın ileriye yönelik planları vardı, fakat Ağa Muhammet Han'ın buraya saldırması Rusya'nın bölgedeki işgalci planını tehlikeye sokmuş oluyordu. Ayrıca, bu saldırı yalnız Rusya'nın güney sınırlarının güvenliğini tehdit ediyor ve Doğu ile Rusya arasında ticareti engelliyordu.

Askeri seferden önce, II. Katerina tarafından yayınlanmış manifestoda ve Zubov adına Azerbaycan Hanlarına gönderilmiş duyuruda da bu söylenenler doğrulanıyordu. Bu bildiride Rus askerlerine "bedhahlık etmek ve direnmek isteyen" hanlara karşı bir tehditler yer almaktaydı.65 Sözü geçen duyuruya bakılırsa, Bakü'nün işgali birinci derecede önemli idi. Çünkü bu yolla Rus askerlerine besin maddeleri ve giyecek sağlanması kolaylaşacaktı.

Rusya hükümeti Hüseyin Kulu Han'ın başvurusunu maharetle kullanmaya gayret etse de, sonuçta bu başvurular, kendi işgal planlarını ne pahasına olursa olsun gerçekleştirmek isteyen Rusya'nın takip ettiği siyasete hiç bir kesin katkıda bulunmadı. Hüseyin Kulu Han sadece savunmaya hazırlanmakla kalmayıp, kendi elçisini tüm Azerbaycan hakimlerini tahttan devirmek için Rus askerlerinin saldıracağı haberiyle Mustafa Han Şemahılı'ya gönderdi.66 Fakat çok geçmeden, karşı koymanın hiçbir sonuç vermeyeceğini anlayan Bakü Hanı 13 Haziran 1796 yılında Gilgil Nehri'nin sağ kıyısındaki Rus askeri karargahına gelerek şehir anahtarlarını teslim etmek zorunda kaldı.67

Rus askerleri, sanıldığı gibi tüm Bakü nüfusunca değil, yalnızca Hıristiyan nüfus tarafından büyük konukseverlikle karşılanmışlardı.68 Müslüman nüfus, tarihin sonraki aşamalarında da defalarca tekrarlanan bu zorunlu eylemi hiçbir şekilde kabul etmiyordu. Böylece, Rusya bu defa da, saldırının sömürgecilik karakterini büyük bir beceriyle saklayarak, bunu, Bakü hükümdarlarının irade özgürlüğüne dayanan eylem gibi açıkladı. General Zubov'un Hüseyin Kulu Han'a hediyeler göndermesi69 Rusya hükümetinin ince ve hileci siyasetini gözler önüne seriyordu.

Bakü'nün işgali sonrası V. Zubov'un bu askeri seferde yakın silah arkadaşı P. D. Sisyanov, Bakü kumandanı olarak görevlendirildi.70

P. D. Sisyanov, Bakü'yü askerî donatım üssüne ve aynı zamanda da büyük bir ticaret merkezine çevirmeyi düşünüyordu. Hazar Denizi'nin batı kıyılarında en güzel koya sahip bulunan Bakü Şehri için onarım ve pekiştirme projeleri tasarlanmıştı. Tark ve Russey Bulak'ın sağlamlaştırılması71 fazla geniş capta olmayacaktı, ama Bakü limanına 12 palet (yüzgeç) gemilerin gelmesiyle ilgili Hazar filosu kadrolarının güçlendirilmesi gerekli idi. Bakü limanında kalkınma işlerinin yürütülmesi için para ayrılmış ve Petersburk'tan ustalar gönderilmişti. Bakü'nün geliştirilmesi Rusya Devleti için çok önemli idi ve Russey Bulak'ta kale inşası için 10.838 ruble ve Tark'ta 90.634 ruble tutarında para ayrılması öngörülmüştü. Bakü için 283.859 ruble ayrılması planlanmıştı.72 Bunun yanı sıra Rus ticaretini genişletmek ve geliştirmek için Rusya Hükümeti Hazar Denizi'nin beş limanında-Astra han, Mazandaran, Enzeli, Salyan ve Bakü'de "dışarıdan gelen tüccarlar için güvenilir bir barınak" ve "iyi temelli gümrük" yapmak niyetindeydi.73 Bununla da Rusya, bu bölgede geniş boyutlarda yerleşme planı nın "İran ve Buhara yoluyla iki taraftan" Hindistan'la ticaret yolunu açacağını, bunun da Avrupa'daki kıyı devletlerinin bazılarını endişelendirdiğini çok iyi anlıyordu.74

Fakat tüm bu planların gerçekleşmesi kaderin hükmüyle yarıda kaldı. 6 Kasım 1796 yılında II. Katerina öldü ve çok geçmeden Rus askerleri Rusya tahtına çıkan, Katerina'nın oğlu I. Pavel tarafından geri çağrıldı. Rusya'nın yeni sahibi annesinin siyasetine tamamen zıt davranarak, 7 Temmuz 1797 yılı kararnamesi ile Bakü limanının güçlendirilmesi kararını "buna hiç bir lüzumun olmaması" gerekçesi ile iptal etti ve Astrahan'da bu liman için ayrılmış gemilerin serbest bırakılmasını emretti.75

Bununla beraber V. Zubov'un buraya seferi daha I. Petro tarafından bu bölgede başlatılan yayılma siyasetinin sürüdülmesi ile ilgili Rusya hükümeti tarafından atılmış önemli bir adım idi. Bu askeri sefer ileride bağımsız Azerbaycan Hanlıklarının kaldırılmasının temelini atmış bulunuyordu.

Rus askerlerinin çekip gitmesi sonucu 1797 yılında Ağa Muhammet Şah Kacar Azerbaycan'a saldırdı.76 Bu saldırı Şah tarafından Şuşa'nın ele geçirilip, Güney Kafkasya'da tüm feodal hükümdarların kendisine itaat etmelerini talep etmesi sonrası gerçekleşmişti. Ağa Muhammet Şah, kendi kuryesini bir müfreze ile Şuşa'dan Bakü'ye gönderdi. Şahın amacı kendisine itaat etmekten imtina eden ve görüşmeye gelmekten vazgeçen Hüseyin Kulu Han'ı yanına getirtmekti. Bakü Hanı, Rus devletinden yardım almak ümidini kaybetmişti ve daha önceleri alınamayan Şuşa Kalesi'nin çöküşünü duyarak itaat etmek ve Şuşa'ya gitmek zorunda kaldı. Burada, Ruslarla ilişkisi olması ve Bakü Şehrini savaşsız Rus askerlerine verdiği gerekçesiyle Ağa Muhammet Şah'ın hiddetli sitemleri sonrası Hüseyin kulu Han tutuklandı. Şahın kararnamesi üzerine Bakü, Şeyh Ali Han'ın yönetimine verildi. Hüseyin Kulu Han'ın ailesi ve akrabalarının bir kısmı Tahran'a gönderilecek ve geriye kalan Bakü sakinleri Şaha tazminatı ödeyeceklerdi.77 Fakat, saray hadimlerince 4 Haziran 1797 yılında katledilmek istenen Ağa Muhammet Şah'ın aniden ölümü, Bakü Hanı'nın hayatını kurtarmış oldu. O, salıverildi ve kendi topraklarına geri döndü.

1797 yılında kendi hakimiyetlerini Bakü'de ihya etmek isteyen Hüseyin Kulu Han'la II. Mirza Muhammet arasında yapılan uzun görüşmeler sonrası, Bakü Hanlığı merkezin Bakü olması ve tüm gelirlerin ikiye bölünmesi konusunda anlaşma sağlandı. Nitekim Hüseyin Han Bakü'de kaldı, II. Mirza Muhammet ise Maştağa köyünde yeni bir kale inşa ettirdi.78

Ağa Muhammet Şah'ın yeğeni, Feteli Şah'ın İran tahtına geçmesiyle, II. Katerina'nın siyasetine, her şeyden önce de doğu meselesine kendi tutumunu ve ilişkisini yeni baştan gözden geçiren I. Pavel siyasetini kökünden değiştirdi. Rus hükümeti İran askeri kuvvetlerinin Azerbaycan'a tekrar saldırmasına hiçbir türlü yol vermemeyi kararlaştırdı.

Hüseyin Kulu Han da kendi sırasında hakimiyeti tekrar ele alması dolayısıyla Rusya devletiyle olan ilişkilerini de netleştirdi. Bazı yüksek kıdemli Çar asker ve memurlarının I. Pavel'in, II. Katerina'nın siyasetine düşmanca yaklaşımını, özellikle de "kimsenin kişiliği ve mülk varlığı hiç bir hakarete ve baskıya uğramamalıdır, tam tersi her bir kişinin hem kişiliği, hem de mülkü güvencede tutulmalı ve korunmalı" diye vaadlerin yer aldığı beyannameyi79 küçümseyerek açıkça yağmacılık ve yolsuzluklara başlamışlardı. Derebeylik başını alıp gitmişti. Çar subayları genç delikanlıları ve kızları esir alıyorlardı. Nüfusun büyük çoğunluğu zarara uğramıştı.80 Çok sayıda muhtar, keza bu sırada Bakü'de bulunan Derbentli İmam Kulu bey tutuklanıp Rusya'ya gönderilmiş ve mülklerine de el konulmuştu. Bununla birlikte Bakü Hanı'nın 100 atına da el konmuştu.81

Rus askeri kuvvetlerinin Bakü'ye geldikleri dönemde Bakü Hanı'nın kendisine, etki ve otorite sahibi feodallare ve dolayısıyla tüm nüfusa verilen zarar, Bakü Hanı ile Rusya arasında ilişkilerin olumsuz gelişmesine yol açtı. İlk kaynaklardan açıkça belli olduğu üzere, Rusya şehirlerinde Bakü tüccarlarının baskı altında tutulması vb. gibi olaylar durumu çıkmaz hale getirmişti. Karşılıklı baskı, sonuçta askeri çatışmayla bitti. Özel olarak Enzeli'den Bakü'ye geri çağrılmış olan Rus konsolosu M. Skibinevski'nin anlaşmazlığın barış yoluyla çözümü üzere çabaları sonuç vermedi. 6 Şubat 1800 yılında yüzbaşı, filo teğmeni Moçakov I. Pavel'in emriyle "Kızılyar" gemisinden şehire ateş açtı. Rus silahının baskısı altında taahhüdün82 ve hatta daha sonra 1802 yılında Rusya tüccarlarının baskı altında tutulmayacağı konusunda sözleşmenin imzalanmasına rağmen, Hüseyin Kulu Han'ın Rusya'ya münasebeti Bakü Hanlığı'nın işgaline kadar düşmanca kalmış oldu.83

Hüseyin Kulu Han yine de kendi hakimiyetini ve bağımsızlığını korumak amacıyla İran'la Rusya arasında siyasi manevralar yapmak zorunda kaldı. Rusya ile ortaya çıkan askeri olay sonrası 1800 yılında Hüseyin Kulu Han tekrar İran hükümdarı Feteli Şah'a, Bakü Hanlığı'nı himaye etmesi ve askeri yardım göndermesi ricası ile başvuruda bulundu. Fakat, Feteli Şah, petrol ve tuz kaynağı olan Bakü'yü kendisi zaptetmek niyetindeydi. Şahın İran tüccarlarının şikayetçi olmaları bahanesiyle verdiği red cevabı sonrası84 Hüseyin Kulu Han, kendi elçisi Mirza Gazi Bey'i aynı konuda himaye ve destek verilmesi ricasıyla Petersburg'a göndermek zorunda kaldı.85 Ama, Feteli Şah, 1802 yılında Hüseyin Kulu Han'ı İran askeri kuvvetlerinin baskısı ile boyun eğdirmek istediğinde, Bakü hükümdarı 1803 yılı Mart ayında kendi elçisi Allahverdi Bey'i yardım talebiyle Tiflis'e, Rus ordu komutanı Sisiyanov'a gönderdi.86 Hüseyin Kulu Han Bakülü'nün Rusya'ya başvurusu bir feodal hükümdarının kendi Hanlığı'nın bağımsızlığını koruyup sağlamak ve onu dış tecavüzlerden uzak tutmak isteğinden başka hiçbir şekilde yorumlanamaz. İran tarafından gelen tehlikenin şiddetlendiği dönemlerde Rusya'nın kendi konumunu Hazar denizinin batı kıyılarında güçlendirmek için Bakü hükümdarının ve XVIII. yüzyıl başları ve XIX. yüzyıl sonlarında diğer tüm Azerbaycan Hanlarının Rus hükümetinden himaye ricalarını bahane ederek bölgede işgalci siyasetini uygulamaya başladı. Bu yüzden de Rusya hükümeti Hüseyin Kulu Han'ın dilekçesine olumlu cevap verdi. Bakü hükümdarları adına Petersburg'a gönderilen Mirza Gazi Bey, temsil ettiği Hüseyin Kulu Han ve tüm halkı Rusya'nın himayesine kabul edildi.87 1802 yılında Hüseyin Kulu Han'ın Allahverdi Bey'i bir rica mektubu ile yollaması88 Güney Kafkasya üzerine çoktan beri hazırlanan planları gerçekleştirmek için etkin tedbirler almaya koyulan Çarlık hükümetinin ekmeğine yağ sürmüş oldu ve kesin surette Azerbaycan şehirlerini ve ilk önce de Bakü şehrini işgal etmek için hazırlıklara başladı. 12 Eylül 1801 yılında Gürcistan'ın Rusya ile birleştirilmesi Bakü ve Hazar Denizi'yle bağlantı kurma arzusunu daha da kabarttı.

Fakat, Hüseyin Kulu Han Bakülü'nün Rusya hükümetine zorunlu başvurusuna rağmen, Bakülüler sadece Gürcistan'ın değil (1801 y.), kendilerinin de Rusya'ya tabi olma hususunda olumsuz düşüncelerini saklamıyorlardı, bu da Rusya konsolosu M. Skibinevski'nin 26 Şubat 1802 yılı tarihli raporunda açıkça görülmektedir. Şöyle ki, Gürcüstan'ı himayesi altına almayı başaran Rusya, şüphesiz, Bakülülerin ve diğer Azerbaycan halkının gönül rızasıyla Rusya'nın kendileri üzerinde egemenliğini kabullendirmeye çalışıyordu. Bu sebeple de Rusya konsolosu, İran tehlikesi ve bundan da onları "yalnız Rusya kurtarabileceği" fikrini Bakülülere var gücüyle telkin ediyordu.89 Fakat, ne Bakü hükümdarı Bakü Hanlığı'nın bağımsızlığını kaybetmek istiyor ne de Bakülüler, Han yönetimini Hıristiyan fatihinin baskısına değişmek istemiyorlardı.

Katı sömürgecilik siyaseti güden Sisyanov, Bakü'yü tutmak üzere kesin talimat almıştı ve bu yüzden Bakü elçisi Allahverdi Bey'in Petersburg'a gönderilmesine razı olmayarak, onu Tiflis'te durdurmuştu. Uzun görüşmeler sonrası Hüseyin Kulu Han'ın Rusya Devleti'nin himayesine kabul edilmesi üzerine anlaşmaya varıldıysa da90 çok geçmeden bu anlaşma, Mustafa Han Şemahılı'dan çekinen Bakü hükümdarı tarafından bozuldu. 1802 yılında Bakü Hanlığı'nın tek hükümdarı Bakı Hanı91 yıllık para ve mal şeklinde 120000 ruble tutarında haracı vermek için gönderdiği Allahverdi Bey92 geri dönerken, Rus ordusu tarafından yarı yolda alı konmuş, tüm belgelerle, Rus sarayının hediyeleri elinden alınmıştı.

Şimdi yeniden Rus ordusunun Bakü Hanlığı'na doğru hareket ettiğini öğrenen Bakü Hanı, Rus ordusunun son davranışından yola çıkarak köylerinin yıkılacağı kanaatiyle Bakü hükümdarlarını tehdit eden ve sürekli güçlenen Mustafa Han Şemahılı'nın güdümüne girdi.93 Hüseyin Kulu Han, Şamahı Hanı'nın tehditlerine cevap olarak Bakü yoluyla Astrahan'da ticaret yapan Şamahı tüccarlarına saldırabilirdi. Bu yüzden de Bakü'de fazla taraftarı olan Şamahı Hanı'nın tehditleri Bakü Hanı'nı fazla etkilemedi.94

Anlaşmanın Hüseyin Kulu Han tarafından bozulmasının başlıca sebebi 1803 yılı Mart ayında askeri stratejik öneme sahip Çar-Balaken arazilerinde, General Gulyakov'un komutalığındaki Rus ordularının yerli halka karşı saldırganlığı ve yolsuzlukları olmuştu.95 Gence Hanlığı'nın işgali, Cevat Han'ın katledilmesi96 ve ardı sıra 1804 yılında halkın toplu kıyıma uğraması97 Azerbaycan hanlıklarına ve özellikle de Bakü Hanlığı'na karşı sömürgecilik siyaseti yürüten Rusya Devleti'nden yardım beklemenin anlamsızlığına Hüseyin Kulu Han kesinlikle inanıyordu.

Rusya hükümeti, Bakü Hanlığı'nın elden çıkmasına razı değildi, çünkü Bakü onun için bir kilit konumundaydı. Bu yüzden de Bakü Hanı'nın "dönekliği", yahut kararsızlığı sebebiyle onu cezalandırmaya kalkıştı. Rusya hükümetinin Hazar bölgesinde faaliyetlerinin aktifleşmesi, Rusya ile İran arasında askeri harekatlarına (1804-1813 yy.) neden oluyordu. O'nun kuvvetlerini başlıca askeri harekat gibi göstererek başka yöne çekmekle Şahın saldırganlık niyetlerine engel olmak amacını güdüyordu. 1805 yılı Mart ayında Sisyanov Reşt'i ve Bakü'yü tutmak üzere general-binbaşı Zavalişin'in kumandanlığı altında Hazar filosunu harekete geçirdi. İşgal kuvvetleri Bakü şehrini alarak "ahaliyi korku altında tutacak yerlere top koyacaklardı".98

Rus filosu daha 29 Ağustos'ta şehri hem karadan, hem de denizden bombardımana tuttu. Hüseyin Kulu Han, Bakü'yü vermekten vazgeçti ve Rus kaynaklarında doğrudan doğruya sözü edildiği gibi, etkili bir savunma başlattı. Bu kaynakların birinde kaydedildigi gibi, iki toplarının ve üs alay sancaklarının Ruslarca ele geçirilmesine rağmen, "hiçbir şey kaledekileri, kaleyi savunma düşüncelerini zayıflatmıyor, aksine, yaptıkları ani saldırılar düşmanın (Bakülülerin-M.İ.) moral gücünü kaybetmediğini ve savunmalarının başarısına inandıklarını kanıtlıyordu".99 Şeyh Ali Han'ın çok sayıda silahlı birlikleriyle Bakü Hanı'nın yardımına gelmesi,100 başlarında Hüseyin Kulu Han bulunan Bakülülerin çok özverili mücadelesi Zavalişin'i şehri abluka altından çıkarmaya zorladı. Üstün direnişe karşı koymanın ve Hüseyin Kulu Han'ı teslim olmaya zorlamanın imkansız olduğundan emin olan Rus filosu 6 Eylül 1805 yılında Lenkeran yakınlarında yerleşen Sara adasına hareket etti .101

Rus filosunun başarısızlığını görerek, meselenin acil çözümü amacıyla, Sisyanov'un ordusu Elizavetpol'dan (Gence'den) Bakü'ye doğru hareket etmeye başladı. Hareket sırasında Sisyanov, Şamahı'nın Rusya'nın hakimiyeti altına geçmesi üzerine Mustafa Han'la bir anlaşma imzaladı. Mustafa Han kendi hakimiyetini yıkımdan kurtarmak için bu ittifakı yapmak zorunda kaldı.102

Rusya'nın Mustafa Han'la yaptığı bu ittifak taktik bir adım idi: Rusya tarafından Şamahı Hanlığı'nın itaat altına alınması, Bakü Hanlığı'nın da Rusya yönetimine geçmesini hızlandırmış oldu. 30 Ocak 1806 yılında Sisyanov'un ordusu Bakü'ye yaklaştı. Şubat 1806'da Sisyanov, Bakü'den 2 verst uzaklıkta Zavalişin'in çıkarma kuvvetleri ile birleşti ve Nehir Bulak yakınlarındaki kampa yerleşerek Hüseyin Kulu Han'la görüşmelere başladı.103

Sisyanov'un mektubunun içeriğinden ve ileri sürülen şartlardan Bakü Hanlığı'nın özgürlüğünü ve bağımsızlığını fiilen kaybetmesini anlamak zor değildi.104 Hüseyin Kulu Han, Bakü Kalesi'nin anahtarlarını ertesi gün vereceğini vaadetmiş olsa da105 olayların daha sonraki akışı, bunun yalnız Hüseyin Kulu Han'ın yapmacık itaat tavrı almak zorunda olduğundan kaynaklandığını göstermektedir. Hüseyin Kulu Han, başı üzerinde Rusya Çarlığı'nın egemenlik tehlikesini pek iyi anladığından, gerek Sisyanov'un süslü vaadleri, gerek kendisine "kardeşim, dostum" diye davranması ve güya kendisine "canıyla ve kalbiyle" gülünç denecek kadar samimi tavır takınması, Bakü Hanını hiç aldatmadı.106 Rus silahlı kuvvetlerine doğrudan olarak açıkca karşı koymayacağını anlayan Hüseyin Kulu Han, acımasız düşmandan öç almak için pek hilekar bir plan tasarladı. 8 Şubat 1806 yılında Bakü Hanı maiyetinin refakatinde kaleyi hemen terk etmek ve şehir anahtarını Sisyanov'a teslim etmek zorundaydı. Şehrin anahtarını kabul ettiği sırada Sisyanov ve yanı başındaki kinez (prens) Elizbar Eriston beklenmedik surette Han'ın maiyetinden iki kişi tarafından öldürülmüştü.107 Sisyanov'un öldürülmesine Bakü Hanı'nın katılmadığını söylemek pek doğru olmaz. Yok eğer bu katlin Hüseyin Kulu Han'ın bizzat kendisi tarafından yapılması ihtimalini düşünürsek, tarihi literatürde mevcut olan görüşlere aykırı olarak, büyük inançla bu işin asıl yurtsever bir kişinin davranışı olduğunu söyleyebiliriz. Bunun yanı sıra, Hüseyin Kulu Han'ın Rusya devletine münasebetini incelerken, kendi hakimiyetini ne pahasına olursa olsun korumaya, Hanlığın yıkılmasına karşı koymaya, onun bağımsızlığını sağlamaya ve bu bağımsızlığı hiçbir türlü kaybetmemeye çalışan Bakü Hanı'nın, çıkarlarına göre hareket ettiğini görürüz. Kanaatimizce, Çarlık Rusya'nın acımasızca sömürgecilik siyasetinin katı yürütücüsü, Müslümanlardan nefret eden ve şüphesiz, bununla ilgili Azerbaycan Hanlıklarının bağımsızlığı fikri ile hiç barışmayan Sisyanov'un ölümü, Hüseyin Kulu Han'ın iştirakı ile olmuştur. Sonuncu fikir genellikle bazı kaynaklarda ve arşiv belgelerinde de kaydedilir. 108 Fakat, Hüseyin Kulu Han'ı bir hain olarak, İran casusu ve İran uşağı gibi karekterize etmek Rus düşünce tarzıdır. Sisyanov, Çarlık hükümetinin işgalci niyetlerini gerçekleştirmeye gayret ediyordu. Hüseyin Kulu Han'ın, destek için Rusya Devleti'ne başvurması İran tehlikesiyle mücadelede kendi bağımsızlığını ve kendi kişiliğini kabul ettirme amaçlarını izleyen Bakü hükümdarının yalnız feodal çıkarlarını takip etmesi olarak değerlendirilmesi gerekir.

Rusya-İran savaşı sırasında Bakü'nün kaybedilmesi, önceden işgal edilmiş toprakların sonradan Rusya'nın terkibinde kalması demek idi. Bu fikir Rus generallerinin haber ve raporlarında özel olarak vurgulanıyor. General-binbaşı Nesvetayev Bakü limanının Rusya için yararlılığını vurgulayarak: "Bakü'yü işgal etmeden Gürcistan'ı elde tutmanın pek çok güçlükler ve kayıplar pahasına gerçekleşeceğini" belirtiyor.109 3 Mayıs 1806 yılında General Glazenap tarafından Çara sunulmuş olan bir yazıda şunları okumaktayız: "Her ne kadar, Bakü ele geçirilmemişse, Şirvan'ı ve Karabağ'ı almak da her zamanki tehlikeye maruz kalacak, Gürcistan kendisi de Perslerin saldırısını bekleyecek".110 İşte bu yüzden Rusya hükümeti 1806 yılının Mayıs ayında Bakü'yü almak için yazılı emirle Bakü'ye bir sefer yapmasını ve şehri alınca da Hüseyin Kulu Hanın kendisini ve varislerini Bakü Hanlığından yoksun bırakmasını General Glazenap'a havale etmişti.111

General Glazenap'ın yerini alan General Anşef Bulgakov, önce Guba'ya, sonra da kendisiyle birleşen II. Mirza Muhammet Han'la beraber Bakü'ye gitti .112

Bulgakov Bakü'ye girmeden önce şehir sakinlerine şehri gönüllü olarak vermeleri için bir beyanname gönderdi, bu bildiride "şehrin temelini sarsacağı" hususunda şehir sakinlerini tehdit ediyordu. Kazım Bey Hanlığında Bulgakov'a gelen etkin kişilerden biri şu beyanda bulundu; "eğer Han aff edilmezse, şehir son kişi kalıncaya dek savunulacak, çünkü Han'ın iradesi ve hükmü olmaksızın, halk hiçbir işe başlanmayacaktır".113

Bakü yakınlarında bulunan Bulgakov yeniden askeri harekat başlatmak istemeyerek, Rus askeri kuvvetleri tarafından Bakü Hanı'nın can güvenliğini sağlamayı garanti etti. Hüseyin Kulu Han da son dakikaya kadar şehir sakinlerini şehri savunmaya ikna etti. Fakat Hüseyin Kulu Han yaklaşmakta olan Rus silahlı kuvvetlerini ve denizden hareket eden Hazar filosunu görerek ve durumun da pek iç açıcı olmadığını anlayıp, kendi ailesiyle beraber İran'a kaçmak zorunda kaldı. 3 Ekim 1806 yılında Rus orduları Bakü'ye girince lidersiz kalmış ve Sisyanov'un öcünün alınmasından korkan şehir sakinleri kale kapılarını Rus ordularına açmak zorunda kalmışlardır. 114 Aynı gün Bakü Hanı tüm çevresiyle beraber tahttan indirilmiş ve şehir sakinlerinin tamamına "Rusya'ya sadakat" yemini ettirilmişti. 115 Fakat bu işgale haklılık kazandırmak için ve ona "güya Rus egemenliği Bakülülerce gönüllü olarak tanınıyor ve kabul ediliyor" görüntüsü vermek için Bulgakov, yerel beylerden Mehmet Bey isminde birisini 9 Ekim 1809 yılında "tüm Bakü halkı adına, kendilerine merhamet gösterdiklerini ve hakimiyetleri altına almalarından dolayı teşekkürlerini izhar etmek üzere" Petersburg'a gitmek için zorladı".116

Hanlarını kaybeden ve lidersiz kalan Bakü nüfusu 13 Ekim 1806 yılı tarihinden İmparator I. Aleksandr'ın gözüne girmeye çalışan Gudoviç tarafından "yaltak" gibi takdim edilerek hakarete uğramıştı.117 Üstelik Çar hakimiyeti, genelde yerel nüfusun hiç bir isteği ve arzusuyla ilgilenmiyordu. Bundan başka, bağımsız Bakü Hanlığı'nın kaldırılması ve onun "normal Rus eyaletine" çevrilmesi, asla yüksek kademeli bir memurun katledilmesinin intikamı değildi. Bu adım, Rus hükümetinin Azerbaycan topraklarını işgal etmek üzere sömürgecilik amacına yönelik siyasetinin gerçekleştirilmesi için de olağan bir davranıştı.

Graf Gudoviç'in yazılı emri üzere Bulgakov Garnizonu, General Binbaşı Guryev'in komutası altında Bakü şehrinde bıraktı ve Bakü eyaletinin yönetilmesini de kendisine havale etti. Ayrıca, Bulgakov güvenilir ve saygın beylerden Guryev için yardımcılar buldu.118 Rus askerlerinin 1809 yılında Bakü'ye girmesinde özel hizmetleri dolayısıyla II. Mirza Muhammet Han'a Guba Hanlığı'nın yönetilmesi havale edildi.119

İngilizlerin aktif çabalarına rağmen Şah hükümeti, Rusya ile savaşı sürdürmek durumunda olmadığından ve Tebriz'e henüz yeni ilerlemiş olmaları sebebiyle barış görüşmelerini yenilemeyi kararlaştırdı. 12 Ekim 1813 yılında Karabağ'ın Gülüstan köyüne imzalanmış antlaşmaya uygun olarak İran, Bakü Hanlığı da dahil Kuzey Azerbaycan'ın tüm Hanlıklarının (Nahçivan, Erivan ve güney Hanlıkları istisna olmak üzere) , Rusya'nın tabiyetinde bulunduğunu tanıdı. Hazar Denizi aracılığıyla ticarette Rusya ve İran'ın ticaret gemilerine karşılıklı hak tanındı. Hazar Denizi'nde yalnız Rus askeri filosu bulunabilirdi. Gülüstan anlaşmasına yüzde beş gibi düşük bir gümrük konulmuştu. Rus tüccarları İran'da iç gümrük rusumları ödemekten muaf tutulmuşlardı, bu da Rusya-İran ticaretinin geliştirilmesine ve keza İran'dan başka ülkelere transit ticareti yapılmasına elverişli koşullar sağlıyordu.120

İngiltere tarafından kışkırtılan Şah, İran'ın verdiği kayıplara dayanamayıp Rusya ile yeniden savaşmayı kararlaştırdı. 16 Temmuz 1826 yılında Azerbaycan'ın kuzey kısmı prens Abbas Mirza'nın kumandanlığı altında 60 bin kişilik İran ordusunun beklenmedik saldırısına uğradı. 1806 yılında İran'a kaçan Hüseyin Kulu Han, Kuzey Azerbaycan'ın bazı eski Hanları gibi şah ordusunun Kuzey Kafkasya'ya saldırmasını kullanarak Bakü Hanlığı üzerinde kendi hakimiyetini yenilemek istedi. Hüseyin Kulu Han'ın Bakü eyaletlerinin bulunduğu araziye girdiğini duyan Bakü halkı ve civar köylerin nüfusu hemen Han'ın ordugâhına gidip Rus işgalcilerine karşı savaşmaya hazır bulunduklarını bildirdiler.121

Bakü Kalesi, bu sırada gayet sağlam bir yapı olarak kalmaktaydı, buna bağlı olarak İran askeri kuvvetlerinin başkomutanı Prens Abbas Mirza, Rus kuvvetlerini felce uğratmak ve merkezle ilişkisini kesmek amacıyla Hüseyin Kulu Han'a ek olarak yedek kuvvetler göndermeye karar verdi. Fakat kalenin denizden, karadan, abluka altında tutulmasına rağmen Hüseyin Kulu Han'ın kaleyi tutmak üzere tüm gayretleri başarısızlıkla sonuçlandı.122 Rus kuvvetlerinin takibinden korkan çok sayıda Bakü şehir sakinleri hanla beraber İran'a kaçtılar.123

İkinci Rusya-İran savaşı (1826-1828 yy.) sonucunda imzalanmış Türkmençay Barış Antlaşması Hüseyin Kulu Han Bakülü'nün önceki haklarını ihya etmek ümitlerini kesin olarak kırdı.

Türkmençay Barış Antlaşması'na uygun olarak Nahçıvan, İran Hanlıkları Rusya ile birleştirilmişti.124 Bu antlaşma fiilen Gülüstan antlaşmasının şartlarını tasdik ediyordu ve İran'ı Güney Kafkasya'ya olan iddialarından tamamen vazgeçmeye zorluyordu. Böylece XIX. yüzyılın ilk çeyreğinde Rus-İran savaşları son bulmuş oldu. Kuzey Azerbaycan'ın tüm hanlıkları Rusya'nın yönetimine girmiş oldular. Güney Azerbaycan ise İran'ın hakimiyeti altında kaldı.

Böylece, Rusya'nın Hazar havzasında kendi hakimiyetini kurmak ve Hazar'ı Rusya'nın iç denizine çevirmek, başkenti Bakü olan Bakü Hanlığı'nı kaldırmak çabaları Çarlık için nerdeyse ölüm kalım meselesi olmuştu. Rus kuvvetlerine karşı koyan Hüseyin Kulu Han'ın hakimiyetten alınması bir rastlantı değildi, Bakü Hanlığı ise Çarlığın ileride sömürgeci politikasının icracısı ve yürütücüsü olan bir kumandanın komutasında eyalete dönüştü. Hatta kendi Hanlığı'nın bağımsızlığını savunan Hüseyin Kulu Han, askeri rejimle yönetmenin böylesine "devlet gelirleri için yıkıcı, yurdun refahı için ve onun sakinlerinin saadeti için son derece tehlikeli olduğunu bir türlü düşünemiyordu".125 Günümüzde, Azerbaycan'ın kendi kökenine döndüğü ve bağımsız gelişim yoluna girdiği bir dönemde, kendi Hanlığı'nın devlet bütünlüğünü her ne pahasına olursa olsun koruyup sağlamaya gayret eden Azerbaycan halkının saygın ve liyakatli oğlu Hüseyin Kulu Han'ın hak ettiği değeri alması gerektiği kanaatindeyiz.


1 A. P. Novoseltsev, "İz İstorii Klassovoy Borbı v Azerbaycane i Vostoçnoy Armenii v XVII-XVIII vv." İstoriçeskie Zapiski, no 67, 1960, s. 249-251.
2 A. K. Bakihanov, Gülüstan-i İrem, Baku 1926, s. 127.
3 M. G. Baharlı, Biografiçeskiy Oçerk Abbas Kuli Ağa Kudsi Bakihanova. Bak: A. K. Bakihanov, a.g.e., s. 9; İ. ya. Lerh. Svedeniya o Vtorom Puteşestvii v Persiyu v 1745-1747 gg. Nauçnıy Arhiv İnst. İstorii (NAİİ) Azerb. Cumh. Bilimler Akadem. enventar N. 490, s. 129; S. B. Aşurbeyli, Oçerk İstorii Srednevekovogo Bakü VII. Naçalo XIX v. Bakü 1964, s. 283.
4 M. Culkov, İstoriçeskoe Opisanie Rossiyskoy Kommersii, t. 2, II. kitap, M., 1785, s. 622­623.
5 B. S. Legkobıtov, Obozrenie Rossiyskih Vladeniy za Kavkazom v Statistiçesko-Etnografiçeskom, Topografiçeskom i Finansovom Otnoşeniyah, IV. Bölüm, Sankt-Peterburg 1836, s. 44.
6 1 verst=1 km'den fazla. K. A. Pajitnov, Oçerki po İstorii Bakinskoy Neftedobıvayuşey Promışlennosti, M-L., 1940, s. 19.
7 Azerbaycan Devlet Tarih Arşivi (sonra DTA) f. 24, liste I, 1810-1813 yy. dosye 21, 11. vv. 109-116.
8 T. T. Mustafazade, Azerbaycan i Russko-Turetskie Otnoşeniya v Pervoy Treti XVII v, Baku 1993, s. 142-143.
9 Azerb. Cum. DTA, f. 24, liste I, dosye 21, 11, varaklar 109-110.
10 Hanlıkların İdare Edilmesi Üzerine Detaylı Melumat almak için bak: G. B. Abdullayev, Azerbaycan v XVIII Veke i Vzaimootnoşeniya Ego s Rossiyey, Baku 1965, s. 105-112.
11 ACDTA (Azerb. Cumh. Devlet Tarih Arşivi), f. 24, liste I, dos. 161, varaklar. 20-21-in öbür tarafı.; dos. 179. 20-21'in öbür tarafı.
12 Dj. Forster, Puteşestvie iz Bengalii v Angliyu, (Fransızcadan çeviri), S. B. Aşurbeyli, Azerb. Cumh. TELA, Enventar no 380, s. 13-14, 15; S. G. Gmelin, Puteşestvie po Rossii Dlya
İssledovaniya Vseh Treh Sarstv Yestestva v Prirode, ç. III, Sankt-Ppeterburg 1785, s. 71.
13 "Opisaniye Russkih Solyanıh Promıslav", Gornıy Jurnal, no 3, 1862, s. 511-512 yüz tarafları da; 27-72'nin öbür-ters tarafı.
14 Azerb. Cumh. DTA, f. 24, liste I, dos. 51, vv-lar 5'in ve 26'nın ters yüz tarafları da; 27-72'nin öbür-ters tarafı.

15 Otnoşeniye Gen. Tormasova k. d. t. s. Guryevu ot 2 Av_usta 1810 g. Kafkas Arheografi Komisyonunca Toplanan Belgeler, KAKTB, c. IV, d. 37, s. 38.
16 "Puteşestvie Professora Eyhvalda po Kaspiyskomu Moryu i po Kavkazskomu Krayu" Biblioteka Dlya Çteniya, t. 26, S. Peterburk 1838, s. 156.
17 Azerb. Cumh. DTA, f. 32, l. I, 1842, dos. 13, varaklar 49, 65; yine orada, f. 144, l. I, 1847­1856, d. 7a, listeler 34, 43; yine orada, f. 24, l. I, d. 21, vv-lar 37-38 in öbür tarafı da.
18 Azerb. Cumh. DTA, f. 32, l. I, 1842, d. 13, v. 47 ve öbür tarafı.; Genel Yönetim Kurulu Üyesi Raporu, S. S. Semyonova, gen. Neydgardtu ot 22 dekabrya 1844 g. KAKB, t. IX, d. 550, s. 654.
19 S. G. Gmelin, a.g.e., s. 82.
20 Rossiyskiy - Osudarstvennıy İstoriçeskiy Arhiv, RDTA, f. 1268, l. I, 1842, d. 218, 1. 6; Kerimov, Azerbaydjanskiy Kover, I. cilt, Bakü-Len, 1961, s. 18.
21 Astrahan Vilayeti Devlet Arşivi (sonra AVDA), f. 394, l. I, dos. 201, 1. 34, Bak.: G. B. Abdullayev, a.g.e., s. 306-307
22 K. Petriçenko, Nekotorıye Svedeniya o Portah Kaspiyskogo Morya, Zapiski Kavkaz. otd. Rus. tehn. ob-va, c. IV, Tiflis 1872, s. 248.
23 A.g.e., s. 248-249.
24 Devlet Kurulu Arşivi, II. cilt, s. 692-693; Rus İmparatorluğunun Dış Siyaseti Arşivi (RİDSA), Rusya'nın İran'la İlişkileri Fonu, /RİİF/, f., 1. 77/7., 1768, d. 143, 1. 66; Kaspiyskaya Torgovlya, Kartina Kavkazskogo Kraya., I. bölüm, s. 206, vb.
25 İ. G. Drenyankin, Opisanie Şirvana, 1796, İstoriya, Geografiya, Etnografiya Dagestana, M., 1958, s. 170.
26 AVDA, f. 394, op. I, d. 163, vv. 3-3'ün öbür tarafı. G. N. Mamedova, Russkie Konsulı Azerbaycane 20-60-e Godı XVIII veka, Baku, s. 82-83.
27 Rus İmparatorluğu'nun Kanunlar Kitabı, veya Rus İmparatorluğunun Düstur Külliyatı, RİTTK veya RİDK, s. 8, Sankt P., 1830 s. 614-620; A.A. Abdurrahmanov, Azerbaycan vo Vzaimootnoşeniyah Rossii, Tursii i İrana v I. Polovine XVIII Veka, Baku 1964, s. 59-68.
28 Askeri Deniz Filosu Merkez Devlet Arşivi (ADFMDA), f. 198, l. I, 1799, d. 67, vv. 180-180'ın öbür tar., 188-188'ın öb. t.
29 KAKB, C. XII, d. 327, s. 391.
30 AVDA, f. 394, l. I ek, 1749, d. 90, vv. 204-205'in öb. t.
31 RİDSA, f. RİİF, l. 77 /I, 1749, d. 5, vv. 51, 53-53'ün öb. t.
32 AVDA, f. 394, l. I ek, 1749, d. 90, vv. 296-296'nın öb. t., 297'nin öb. t; F. M. Aliev, Antiiranskiye Vıstupleniya i Borba Protiv Turetskoy Okkupasii v Azerbayjane v I Polovine XVIII veka, Baku 1975, s. 226.
33 AVDA, f. 394, l. I ek, 1749, d. 90, vv. 204-205-205'in öb. tar; F. M. Aliyev, a.g.e., s. 228­229.
34 AVDA, f. 394, l. I ek, 1749, d. 90, vv. 45-45-46'nın öb. tar
35 RİDSA, f. RİİF, l. I, 1749, d. 5, vv. 122, 123.

36 AVDA, f. 394, l. I ek, 1749, d. 90, vv. 461-461'in öb. t; M. F. Aliyev, a.g.e., s. 230.
37 AVDA, f. 394, l. I ek, 1749, d. 90, vv. 461-461'in öb. t.
38 RİDSA, f. RİİF, l. 77 /I, d. 2, vv. 62-62'nin öb. t.
39 RİDSA, f. RİİF, l. 77 /I, 1757, d. 2, vv. 35 öb. t. 89 öb. t.
40 RİDSA, f. RİİF, l. 77 /I, 1753, d. 4, v. 16.
41 G.N. Mamedova, a.g.e., s. 91.
42 RİDSA, f. RİİF, l. 77/7, 1767, d. 141, vv. ob. t. -28; mufassal bilgi için bak: G. B. Abdullayev, a.g.e., s. 214-221.
43 Rusya Devlet Askeri-Tarih Arşivi /RDATA/, f. Askeri-kayıt Arşivi /AKA/, 1796, d. 18474, v. 50; G. B. Abdullayev, a.g.e., s. 209.
44 RİDSA, f. RİİF, l. 77/7, 1764, d. 86, vv. 3-öb. t-4.
45 RİDSA, f. 52, l. I/194, 1782-1789, d. 270, v. 27, S. B. Aşurbeyli, Oçerk İstorii Srednevekovo_o Baku VII-Naçalo XIX v., Baku 1964, s. 292.
46 RİDSA, f. 52, l. I/194, 1765-1797, 15, vv. 126-126'nın öb. t.; S. B. Aşurbeyli, a.g.e., s.294, AVDA. F.394, l. I, 1781, s. 5353, v. 260-öb. t.
47 RİDSA, f. 52, l. 77/6, 1755-1796, d. 477, vv. 109 öb. t-110.
48 A. P. Berje, Graf Voynoviç v Persii v 1781 Godu-Russkaya Starina, t. XXXII, 1881, s. 450; A. Şatılko, Voljsko-Kaspiyskoe Sudohodstvo v Starinu, Sankt-P., 1896. s. 51.
49 A. S., "Ekspeditsiya Grafa Voynoviça k Vostoçnomu Beregu Kaspiya, 1781-1782 gg.," Morskoy Sbornik, t. IV, no 9, 1850, s. 235; RİDSA. F. RİİF, l. 77/5, d. 15, d. 15 vv. 134-135; mufass. Bilgi için bak: G. B. Abdullayev, İz İstorii Severo-Vostoçnogo Arezbaycana 60-80 ıh gg. XVIII v., Baku
1958, s. 102-103.
50 RDTA, f. 52, l. 203, d. 32 vv. 159-169-TEİA-Azerb. Bilimler Akad., Enventar no 1795/1782-1785 yy.
51 RDTA, f. 52, l. I/194, 1782, d. 263, v. 75.
52 Yine orada, v. 104
53 Yine orada, v. 103-öb. tar.
54 KAKB, IV. cilt, d. 861, s. 573; S. B. Aşurbeyli, a.g.e., s. 296.
55 RDTA, f. 52. Lis. I/194, 1785, d. 350, ç. V, v. 46.
56 RDTA, f. 52, Lis. I/194, 1780, 1791, d. 72, vv. 228 öb. t. 229.
57 R. G. Butkov. Materialı Dlya Novoy İstorii Kavkaza s 1722 g. Po 1803 god, Sankt P., 1869 g., II. bölüm s. 293; RİDSA, f. RİİF, 1. 77/6, 1782-1798, d. 484, vv. 448-448'in öb. t.
58 A. K. Bakihanov, a.g.e., s. 141; S. B. Aşurbeyli, a.g.e., s. 297, 298.
59 P. G. Butkov, a.g.e.,. II. Bölüm, s. 293; AVDA, f. 476, l. I, 1792, d. 484, vv. 29 ve öbür tarafı 75-75'in öbür tarafı V. M. Sısoyev, Baku Prejde i Teper, Baku 1928, s. 8.
60 RİDSA, f. RİİF, liste 77/5, 1765-1797, d. 15 vv. 148-149, 152'nin öb. t., 180'in öb. tar., 181; N. F. Dubrovin, Pohod Grafa V. A. Zubova v Persiyu v 1796 Godu, Voennıy sb; no 2, 1874, s. 194; SSCB Bilimler Akademisi Arşivi, f. 99 1. 2. d. 14, vv. 6-8. Bak: TEİA-Azerb. Cumh. BA., env. no 3650, s. 183-186; S. B. Aşurbeyli, a.g.e., s. 299.
61 Butkov P. G., a.g.e., II, böl. s. 296-298; SSCB BA Arşivi, f. 99, l. 2, d. 14, v. 102, Bak: Azerb. Cumh. BA TEİA, no 3650, s. 100; S. B. Aşurbeyli, a.g.e., s. 300.
62 N. F. Dubrovin, a.g.e., Voennıy sbornik, no 2, 217; V. Leviatov, Oçerki iz İstorii Azerbayjana v XVII Veke, Baku 1948, s. 173-174
63 RİDSA, f. RİİF, op. 77/6, 1796-1800, d. 473, vv. 6146, 158'in öb. t., Devlet Kurulu Arşivi, I. cilt, II. böl, 799-800.
64 RİDSA, f. Rİİ, 1. 77/6, 1796-1800, d. 473, vv. 13 ve öb. tar 14 14'ün öb. t. 15.
65 A.g.e., vv, 14'ün öb. t., 15-15'in öb. tarafı.

66 RİDSA, f. RİİF, 1. 77/1, 1722-1796, d. 2, 1. 369'un öb. t., RİDSA, f. RİİF, 1. 77/1, 1791­1796, d. I, v. 53'ün öb. t.; A. M. Gribovskiy, Zapiski o İmperatirse Ekatenine Velikoy, M., 1864, s. 64.
67 RİDSA, f. RİİF, 1. 77/1, 1791-1796, d. I v. 70.
68 R. G. Butkov, a.g.e., II. böl. s. 389; "Pisma Ekaterinı Vtoroy k Baronu Grimmu", Rus Arşivi, 3 kit., no 10, 1878, s. 236.
69 Dj. M. Mustafaey, Severnıye Hanstvo Azerbaydjana i Rossiya (kones XVIII naçalo XIX v.), Baku 1989, s. 91.
70 AVDA, f. RİİF, 1. 77/7, 1796, d. 158, v. 185.
71 İstoriya Sarstvovaniya İmperatora Aleksandra I i Rossii v Ego Vremya, I. Cilt, Sankt P., 1869, s. 284-285.
72 Rusça Daha Dürüst-Bulak.
73 N. F. Dubrovin, Pohod...-Voenn. Sb., no 6, s. AVPRİ, f. RİİS, 1. 77/1, 1791-1796, d. I, vv. 57'nin öb. t. 58, RİTKK, s. XXIV Sankt P., 1830, s. 505-506.
74 AVDA, f. AKA 1796, d. 2801, v. 7.
75 A.g.e., vv. 7-7'nin öb. t.
76 Astrahanskiy Port s 1783 do 1827 god s. 3., Dokument, Otnosyaşiesya k Sarstvovaniyu İmperatora Pavla 1/1796-1801 gg.; Bu kitapta: Materialı Dlya İstorii Russkogo Flota, XVI böl. Sankt P. 1902, s. 117; DFMDA, v. 227, 1. I, d. 62, v. 264; f. 212, 1. II, d. 847, v. 297.
77 1796 Yılında Ağa Muhammet Han Tahran'a Gelip, Orada Şah Unvanını Kabülleniyor, Bak: A. K. Bakihanov, a.g.e., s. 147.
78 P. G. Butkov, a.g.e., II. böl., s. 429-431; A. K. Bakihanov, a.g.e., s. 147; S. A. Aşurbeyli, a.g.e., s. 304.
79 G. E. Alkadari, a.g.e., s. 108; RDATA, f. 482, 1796-1817, d. 143, vv. 10'un öb. t; 11.; S. B. Aşurbeyli, a.g.e., s. 305.
80 RİDSA, f. RİİF, 1. 77/1, 1796, d. 2, vv. 5'in öbür t, 6; P. G. Butkov, a.g.e., II. böl., s. 371­372.
81 RİDSA, f. RİİF, 1. 77/6, 1796-1800. d. 473, v. 465; RİDSA, f. Baş Arşiv / BA/, 1-6, 1800, 1810. d. I, vv. 23-24.
82 RİDSA, f. RİİF, 1. 77/6, 1796-1800, d. 473, vv. 222-223ve öb. tar, 252, 378-378'in öb. t., 257, 243, 328, 463-463'ün öb. t., 465, 406'nin öb. t. -407; ADFMDA, f. 198, 1 I, 1799, d. 67, vv. 180-180'in öb. t. 185-185'in öb. t., 187-187'nin öb. t. 188-188'in öb. t.
83 RİDSA, f. RİİF, 1. 77/6, 1796-1800, d. 473, vv. 222-223ve öb. tar, 252, 378-378'in öb. t., 257, 243, 328, 463-463'ün öb. t., 465, 406'nin öb. t. -407; ADFMDA, f. 198, 1 I, 1799, d. 67, vv. 180- 180'in öb. t. 185-185'in öb. t., 187-187'nin öb. t. 188-188'in öb. t.
84 KAKB, t. I, II böl. d. 962. S. 677-678, S. B. Aşurbeyli, a.g.e., s. 306.

85RİDSA, f. Baş Arşiv. 1-6, 1800-1810, d. I, vv. 1-1'in öb. t., 5'in öb t. -8'in öb. t., 160-163, 165-168, 199 öb. t. 201-in öb. t.
86 KAKB, c. II, d. 1498, s. 729; F. Dubrovin, Zakavkazye v 1803-1806 Godah, Sankt P., 1836, s. 107; S. B. Aşurbeyli, a.g.e., s. 309.
87 RİDSA. F. Baş arşiv. 1-6, 1800-1810, d. I, vv. 79-80; Polnıy Svod Zakonov / RİTKK, c. XXVI, Sankt P., 1830, s. 763-767; Gürcistan Cumhuriyeti Devlet Tarih Arşivi (GSDTA) f., 2. 1. I. d. II, v. 67; S. B. Aşurbeyli, a.g.e., s. 307.
88 Vsepoddanneyşiy Raport kn. Sisyanova ot 31 Marta 1803 g. KAKB, c. II, d. 1498, s. 729; S. B. Aşurbeyli, a.g.e., s. 309.
89 RDATA, f. AKA, 1802, d. 6165, 3. Böl., vv. 229-229'un öb. t.
90 KAKB, II c. d. 1498, s. 729; N. F. Dubrovin, Zakavkazye..., s. 107; RİDSA, f. Baş Arhiv, 1­10, 1803, d. 2, v. 54'ün öb. t.; Gürcistan Cumh. DTA, f. 2, 1. I, d. 12150, II böl. vv. 33-33'ün öb. tar; RİDSA, f. Baş Arşiv. 1-10, 1803, d. 2, vv. 63-65-65'in öb. t.; RİDSA, Baş Arşiv f., 1-13, 1803-1806, d.
9, vv. 105-106-106'nın öb. t.
91 KAKB. t. IV d. 994, s. 642; N. K. Keremov, Puteşestvie Gudsi, M. 1977, s. 10; S. B. Aşurbeyli, a.g.e., s. 308.
92 RİDSA. Baş Arşiv f. 1-6, 1800-1810, d. 1, vv. 190-190'in öb. tarafı.
93 KAKB, c. II. d. 1504, s. 733; RİDSA, Baş Arşiv f. 1-13, 1810-1814, d. 5. vv 28-28'in öb. t., 29-29'un öb. t., 32-33; Baş Arşiv f. 1-10, 1803, d. 2, vv. 83-83'ün öb. t.
94 RİDSA, Baş Arşiv f., 1-13, 1801-1814, d. 5. vv. 31-31'in öb. t. -32
95 İstoriya Azerbaydjana, II. cilt, Bakü 1960, s. 3.
96 Yine orada: Pokorennıy Kavkas: Oçerki İstoriçeskogo Proşlo„o i Sovremennogo Polojeniya Kavkaza, Sankt P., s. 1904, s. 320.
97 Pokorennıy Kavkaz. s. 306.
98 RDATA, AKA f., d. 4258, 2 böl. vv. 219'un öb. tar. 220.
99 V. Potto, Kavkazskaya Voyna v Otdelnıh Oçerkah, Epizodah, Legendah i Bio„rafiyah, T. 1, vıp. 3, Sankt P., 1887, s. 397.
100 RDATA, 1805-1806, d. 6164, 51 böl. vv. 22'nin öb. tar. 23; ADFMDA, f. 166, 1. I, 1805, d. 831. Vv. 7-13; S. B. Aşurbeyli, a.g.e., s. 311; Ekspedisiya na Persidskie Berega Kaspiyskogo Morya v 1805 Godu-Slavyanin, XVI böl., no 19, s. 5-18, 20-22; "İstoriçeskiy Oçerk Rasprostraneniya i Ustroystva Russkogo Vladıçestva Pod Kavkazom i v Zakavkazye", Yurnal Ministerstva Vnutrennih Del (İç İşleri Bakanlığı Dergisi) II. BD 30 böl. no 4, 1850, s. 62-63.
101 RDATA, AKA f., 1805-1806 d. 6164, 51, böl. vv. 29-30; DTA Gürc. Cumh., f. 2. 1. I d. 12150, II böl. vv. 77
102 KAKB. c.II. d. 1519, s. 744; İstoriya Azerbaydjana, II. cilt, s. 9-10.

103 Gürcistan Cumh. DTA, f. 2. 1. I., d. 12150, II böl. v. 81'in öb. tar.; P. G. Butkov, a.g.e., II. böl. s. 383; S. B. Aşurbeyli, a.g.e., s. 311.
104 Gürcistan Cumh. DTA, f. 2, 1. 1, d. 12150, v. 326'nin öb. t.; N. F. Dubrovin, a.g.e., s. 477­478; Kavkaz Gazetesi, no 7, 1846, s. 28.
105 Yine orada, v. 82'nin öb. tar.; RDATA, f. 482, 1806, d. 16, v. 5.
106 Yine orada, v. 82; İstoriya Sarstvovaniya..., s. 129-130.
107 P. G. Butkov, II böl., s. 383; Mirza Djamal Djavanşir Karabaği, İstoriya Karabaha, Bakü 1959, s. 95-96; RDATA, f. AKA, 1805-1806, d. 6164, 52. d. vv. 31'in öb. t. 32'nin öb. t.; Astrahanskiy port., s. 11-12; A. V. Viskovatov, "Knyaz Pavel Dmitriyeviç Sisyanov", Kavkazskiy Kalendar, na 1848., Tiflis, 1847, s. 167-168, vb.
108 S. Bronevskiy, a.g.e., II b. s. 398; RDATA, f. AKA, 1800-1806, 95 b. v. 16; RDATA, f. AKA, d. 4258, 1 b. vv. 206'nin öb. t., 207-207'nin öb. t.; İstoriya Sarstvovaniya, c. I. s. 130; M. Ostrogorskiy, Zavoevanie Kavkaza, Sankt P., 1880, s. 18, vb.
109 RDATA, f. AKA, 1806, d. 4259, vv. 233-233'ün öb. t.
110 Yine orada. 1806, d. 4258, v. 224.
111 RDATA, f. Baş Arşiv. 1-13, 1806, d. 2, vv. 61-61'in, 85-85'in öb. t.
112 A. K. Bakıhanov, a.g.e., s. 156; S. B. Aşurbeyli, a.g.e., s. 313.
113 Utverjdeniye Russkogo Vladıçestva na Kavkaze, I. cilt, Tiflis 1901, s. 258.
114 RİDSA, f. Baş Arşiv. 1-10, 1803, d. 2. Vv. 198-198'in öb. tar.; RİDSA, f. Baş Arşiv. 1-13, 1804, d. 3, vv. 116, 117'nin öb. t.; K. Artamonov, Persiya Kak Naş Protivnik v Zakavkazye, Tiflis 1889, s. 57, vs.
115 RİDSA, f. Baş Arşiv. 1-10, 1803, d. 2, vv. 182-182'nin öb. t.
116 Gürs. Gumh., f. 2, 1. I, 1806, d. 118, 1. 31.
117 RİDSA, f. Baş Arşiv. 1-10, 1803, d. 2, v. 198'in öb. t.
118 Yine orada, v. 162'nin öb. t.; KAKB. c. III, I b., d. 644, s. 349.
119 RDATA, f. 482. 1796-1817; A.K. Bakihanov, a.g.e., s. 156.
120 T. Yuzefoviç, Dogovorı Rossii s Vostokom, Sankt P., 1869, s. 210-213 no RİTKK, c. XXXII, Sankt P., 1830, s. 642-645; A. İ. Medvedyev, Persiya, Sankt P., 1909, s. 39-40, vb.
121 RDATA, f. AKA, 1826, d. 4294, 1 b. v. 25; H. M. İbragimbeyli, Rossiya i Azerbaydjan v Pervoy Treti XIX v. M., 1969, s. 179; E. B. Paşaev, Zaverşeniye Zavoevaniya Severnogo Azerbaydjana Sarskoy Rossieyey. (Azerb. dilinde), -Avtoref. Diss. Kand., İst. Nauk, Baku 1996, s. 25.
122 Materialı k istorii Persidskoy voynı 1826-1828, Kitapta: Kavkazskiy sbornik, t. -XXVII Tiflis, 1908, c, 40-42; H. M. İbrahimbeyli, a.g.e., s. 180; RDATA, AKA f. 1826, d. 4294, 2 b. v. 71
123 E. B. Paşayev, a.g.e., s. 26.
124 Gürc. Cumh. DTA, f. II, 1. I, 1828, d. II, vv. 129-129'un öb. t.; T. Yuzefoviç, a.g.e., s. 214­217. İstoriya Azerbaydjana, (s Drevneyşih Vremyon do Naçala XX. Veka), Bakü 1995.
125 İstoriya Azerbaydjana, (s Drevneyşih Vremyon do Naçala XX. Veka), Bakü, 1995, s. 288.

  
2288 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın