• Anasayfa
  • https://www.facebook.com/tarihtarihcemiyeti/
  • https://twitter.com/ttcemiyeti
  • https://www.instagram.com/tarihtarihcemiyeti/
Dulkadiroğulları Beyliği / Prof. Dr. Refet Yinanç

Dulkadir Beyliği

Halep'ten başlayarak Amanoslar'ın doğusundan Tohma vadisine kadar uzunan bölgede yurt tutan Dulkadir Türkmenleri, Oğuzların Bozok koluna mensuptular. Dulkadirli halkını teşkil eden cemaatler ise çoğunlukla Bayat, Avşar ve Beydili boylarından idiler. Ancak Dulkadir beylerinin bu boylardan hangisine mensup oldukları bilinmemektedir.

Karaca Bey (Beyliğin Kurucusu)

Maraş ve Elbistan arasında Bozok ve Ağaçeri Türkmenlerini etrafına toplayan Dulkadiroğlu Karaca Bey, 1335 yılı Mayısı'nda beş bin atlı ile Çukurova'daki Ermeniler üzerine bir akın yaparak Elbistan'a döndü. Aynı yörede Türkmen reislerinden biri olan Taraklı Halil, 1337 yılında Karaca'nın karşısına rakip olarak çıkarak Halip valisi vasıtasıyla Memluk Sultanı Muhammed Nasır'dan Elbistan şehrinin hakimiyet menşurunu (beratını) elde etti. Karaca, oğlu Halil'i Taraklı Halil üzerine göndererek rakibini mağlup edip şehri ele geçirdi. Taraklı Halil, Halep valisi Altunboğa'nın himayesine sığınırken Karaca da, Şam valisi Tengiz'den destek aldı. Durumun Memluk sultanına arz edilmesi üzerine, Melik Nasır Muhammed Karaca'yı tercih ederek kendisine, Maraş ve Elbistan yöresindeki Türkmenlerin beylik menşuru verildi. Böylece 1337 yılında Memlukların himayesi altında yaklaşık iki asır kadar devam edecek olan Dulkadir Beyliği'nin temeli atılmış oldu.

İlhanlı şehzadeleri arasında başlayan kanlı mücadele sonucu Anadolu'da Moğol hakimiyetinin çökmesinden faydalanan Karaca Bey, Eretnalların elinde bulunan Darende'yi ele geçirerek topraklarını genişletti (1338). Karaca Bey bir taraftan da, kendisine karşı çıkan ve Dulkadirli oyaklarını taciz eden Taşgun ile mücadele etti ve onu hapsettirdi.

Karaca Bey, Şam Valisi Tengiz'in teşviki ile 1340 yılında yeniden Eretna'ya ait bölgeleri yağmalamaya başladı. Eretna'nın şikayeti üzerine Tengiz, Mısır'a çağrılarak İskenderiye'de hapse atılıp daha sonra da katledildi. Dostu ve hamisi Tengiz'in öldürülmesine üzülen Karaca Bey, Memluk Devleti ile ilişkilerini kestiği gibi, 1341'de Sultan Nasır'ın ölümünü müteakip Mısır'da çıkan karışıklıktan faydalanarak Memlukların egemenliğinden kurtulmayı başardı. Bu yüzden Memluklarla ilişkileri iyice bozuldu. Eretna ile dostluk kurup Halep'i ele geçirmek istedi. 1343 yılında Eretna'nın Çobanlı Şeyh Hasan'ı Karambük'te yenerek ele geçirdiği ganimetleri Halep'e taşıyan kervanın yolda Dulkadirler tarafından soyulması, Karaca Bey'in Memluklar ile arasını büsbütün açtı. Ancak misillemeden çekindiği için ele geçirdiği esirleri ve ganimetleri Kahire'ye göndererek sorumluluğu Halep valisine yükleyip Memluk sultanından özür diledi. Sultan Melik Salih, onun özürünü kabul ederek Beylik fermanını yeniledi.

Bu tarihten sonra Geben için Ermenilerle mücadele etti ama kenti elde etmeyi başaramadı. Bu arada Memluklularla çekişmesi sürdü. 1351 yılında Kahire'deki saltanat değişikliği üzerine, ertesi yıl Suriye valilerinin ayaklanmalarını destekleyen ve onların ülkesine iltica etmelerini sağlayan Karaca Bey'in yerine Dulkadirlilerin başına Ramazan Bey getirilmek istendi. Geleceğinden endişe duyan Karaca Bey, yanında bulunan asi Suriye valilerini Memluklara teslim etmek zorunda kaldı. Buna rağmen Mısır'da iktidara hakim olan Emir Taz ve Şeyhu, Karaca Bey'i cezalandırmak için Dulkadirliler üzerine sefer açtılar. Büyük bir Memluk ordusu 1353 yazında önce Elbistan'a, oradan da Düldül dağı eteklerine giderek Dulkadir kuvvetlerini kuşatmaya başladılar. Büyük bir zayiat veren Karaca Bey, Kayseri yönüne doğru kaçmayı başardı ise de, Eretna oğlu Mehmed tarafından yakalanarak Memluklara teslim edildi. Kahire'ye götürülen Karaca Bey 11 Aralık 1353 tarihinde idam edildi.

Halil Bey

Karaca Bey'in yerine oğlu Halil Bey geçti. Memluk Devleti, Karaca Bey'in yerine Ramazanoğlu'nu getirmek istedi ise de, Bozok Türkmenlerinin direnişi üzerine 1355 yılında Halil'in Dulkadir Beyi olmasını kabul etmek zorunda kaldı.

Halil Bey'in zamanı Eretna Devleti ve Memluklarla mücadeleyle geçti. Halil Bey bir ara Memlukların elinde bulunan Harput'u zaptederek tekrar Malatya'yı tehdit etmeye başladı. Mısır hükümeti ile Halil Bey arasında Harput üzerine mücadele 10 yıl kadar sürdü. Şehir taraflar arasında gitti geldi. Fakat sonuçta Dulkadirli Beyi Halil Bey Harput'a sahip olmayı başardı. Memluk hakimi Berkuk'un 1379 sonlarında Büyük Hacib Çöğen komutansında gönderilen daha büyük bir ordusunu Maraş önlerinde karşılayan Halil Bey, büyük bir zafer daha kazandı. Dulkadirliler bu zaferden sonra Amik ovasına ve Tizin'e kadar inip oradan da Halep civarını yağmalamaya başladılar.

Bunun üzerine Memluklar, Dulkadirlilere karşı yeniden büyük bir sefer hazırlığına giriştiler. Bütün Suriye valilerinin katıldığı büyük bir Memluk ordusu, 1381 yılı yazında Antep'ten geçerek Maraş'a ulaştı. Halil Bey'in kardeşi Sevli Bey'in emrindeki Dulkadirliler bu defa yenilgiye uğradılar. Maraş'ı terkederek Elbistan'a çekilen Sevli Bey, Memlukların takibi üzerine Fırat'ı geçerek Harput'ta bulunan Halil Bey'e ulaştı. Malatya'ya kadar gelen Memluk ordusu, Fırat'ı geçmeyi cesaret edemediğinden Halep'e döndü. Dulkadirlerin yenilgisi üzerine onlara yardım etmiş olan İbrahim Bey Memluklardan özür diledi. Yenilmiş ve desteksiz kalmış olan Halil Bey ile kardeşi Sevli de, Memluklara itaatlerini sunmak zorunda kaldılar. Fakat Memluklar, Dulkadir Beyi'nin itaatini kabul etmedikleri gibi Elbistan'a yeni bir vali göndermeye teşebbüs ettiler. Bunun üzerine Halil Bey, bir taraftan Eretna hanedanına son vererek Sivas'ta hükümdarlığını ilan eden Kadı Burhaneddin ile diğer taraftan da Ramazanoğulları ile dostluk tesis ederek Maraş ve Elbistan'ı geri almaya çalıştı. 1384 yılında bunu başardı. Bundan yararlanan Berkuk ancak Halep valisi, Dulkadirliler üzerine yürüyerek Maraş ve Elbistan'da yeniden Memluk hakimiyetini tanıttı. Memluklar karşısında başarısızlık, Halil Bey ile kardeşleri arasında geçimsizliğe yol açtı. Berkuk onu bir suikast ile ortadan kaldırmaya karar verdi. Nihayet 1386 yılı baharında onun talimatı üzerine Halil Bey, yakını Yağmur oğlu İbrahim ve maiyeti tarafından hançerlenerek öldürüldü.

Halil Bey'in katlinden sonra Dulkadir Beyliği'nin başına kardeşi Sevli Bey geçti. Diğer kardeşleri Kahire'de tutuklu bulunuyordu. Sultan Berkuk, Sevli Bey'i de ele geçirerek Dulkadirli ülkesini tamamen hakimiyeti altına almak istiyordu. Bu amaçla derhal Sevli Bey üzerine bir ordu sevketti. Memluk kuvvetlerini Göksun'da karşılayan Sevli Bey galip gelerek düşmana büyük bir zayiat verdirdi. Yenilgi haberini alan Memluk sultanı, Sevli Bey'in karşısına rakip olarak çıkarmak üzere kardeşleri İbrahim ve Osman'ı serbest bıraktı. Kardeşleri, Sevli Bey'e karşı çıkmadılar. Sultan Berkuk'un desteklediği Yağmur oğlu İbrahim ise, 1387 yılı ilkbaharında Maraş önlerinde Sevli Bey karşısında büyük bir hezimete uğradı. Neticede Sultan Berkuk da, Sevli'nin beyliğini tanımak zorunda kaldı. Ancak bu defa da Sevli Bey ile mücadeleye girişen maktul Halil Bey'in oğlu Nasreddin Muhammed'i desteklemeye başladı. Nasreddin Mehmed Bey, Memlukların Kozan valisinden aldığı yardımla 1389 yazında amcası Sevli Bey'i büyük bir yenilgiye uğrattı. Dulkadirli aile fertleri arasında mücadeleler yıllarca sürdü. Bu mücadeleler Memluklar tarafından çok iyi kullanıldı. Beylik de bir türlü kendisini toparlayamadı. Bunun üzerine Selvi Bey Sultan Berkuk'un itaatini kabul etti. 1391 yılında Mintaş gailesine son vermek üzere Şam'a gelmiş olan Berkuk'a ele geçirmiş olduğu Kozan şehrinin anahtarlarını yolladı.

Seyli Bey yine de Sultan Berkuk'a itaat etmeyi kendisine yedirememişti. Birkaç yıl sonra Timur Anadolu'ya girip Avnik kalesini kuşatınca, ona haber göndererek Suriye'nin fethine teşvik etti. Bu teşebbüsü haber alan Memluk sultanı, Sevli Bey'den intikam almak için Dulkadirliler üzerine yeni bir sefer düzenledi. Halep Valisi Çolpan kumandasında hareket eden bir ordu, 1395 Martı'nda Dulkadirlileri büyük bir yenilgiye uğrattı. Artık Suriye taraflarına akın yapmaya cesaret edemeyen Sevli Bey, gözünü Kadı Burhaneddin ülkesine çevirdi. Dulkadir halkına mensup Ağaçeri Türkmenlerinin saldırı ve yağmaları bölgelerarası ticaret yapan Sivaslı tüccarlara yönelince Kadı Burhaneddin, Sevli Bey'i tehdit etmeye başladı. Fakat 1398 yılında Kadı Burhaneddin, Akkoyunlu Kara Yülük Osman tarafından katledilirken Sevli Bey de Sultan Berkuk'un hazırladığı bir suikastin kurbanı oldu.

Sadaka Bey

Sevli Bey'in yerine, Memluk sultanının tasvibi ile oğlu Sadaka geçti. Ancak amcasının oğlu Nasreddin Mehmed Bey taht için kendisiyle amansız bir mücadeleye girişti. Nihayet Kadı Burhaneddin Devleti'ne son veren Osmanlı padişahı Yıldırım Bayezid, işe müdahale ederek 1399 yazında Sadaka'yı Elbistan'dan sürüp beyliğin başına Nasreddin Mehmed Bey'i getirdi.

Nasreddin Mehmed Bey

Yıldırım Bayezid'in yardımı ile tahtı ele geçiren Mehmed Bey, amcası Sevli Bey'in aksine Timur'a karşı düşmanca tavır takındı. O, 1400 yılında Sivas'ı kuşatan Timur kuvvetlerini yıpratmaya çalıştı. Sivas'ın düşmesinden sonra Timur, oğlu Şahruh Bey'i Mehmed Bey'den intikam almak için Elbistan'a yolladığı gibi ertesi yıl Suriye seferinden dönüşte de Halep civarında Tedmur yakınlarında kışlayan Dulkadir Türkmenleri üzerine baskın yaptırdı. Fakat Dulkadirliler kendilerini kısa sürede toparladılar.

Nasreddin Mehmed Bey ve kardeşi Alaaddin 1411 yılı sonlarında Halep Valisi Şeyh'in teklifi ile Antep'i zaptederek ülkelerine kattılar ve Memluk tahtı için Ferec'in Memluk iktidarına yürüttüğü mücadelede yer alarak onun Mısır'da iktidarı ele geçirmesinde rol oynadılar.

Dulkadirliler Osmanlılarla da ilişkilerini geliştirdiler. Nasreddin Mehmed Bey kızlarından birini Osmanlı Şehzadesi Çelebi Mehmed'e vermişti. Oğlu Süleyman Çelebi Mehmed'in yanına göndederek onun, 1412 yılında Musa Çelebi'yi yenerek tahtı ele geçirmesine yardımcı oldu.

Dulkadirlilerin Osmanlılarla dostluk ilişkisi Memlukları endişelendirmeye başladı. Sultan Şeyh 1414 yılında sefere çıkarak, daha önce kendi rızası ile verdiği Antep şehri ile Darende'yi Dulkadirlilerin elinden geri aldı. Memluk sultanına kızan Mehmed Bey, biraz sonra Şam valisi Kanibey isyan edince oğullarından birini gizlice ona yardıma gönderdi. Fakat kısa sürede isyan bastırıldığı gibi oğlu da yakalanarak Kahire'ye götürüldü. Mehmed Bey'in eşi Hatice Hatun, oğlunu kurtarmak için 1417'de Kahire'ye giderek Memluk sultanına Dulkadirlilerin itaatini arz etti. Fakat Mehmed Bey, eşi ve oğlu döner dönmez Darende'yi geri aldığı gibi Besni'yi de ülkesine kattı. Mehmed Bey'e çok kızan Sultan Şeyh aynı yılın yazında sefere çıkarak Darende Besni ve Harput şehirlerinin Dulkadirlilerin elinden alıp beyliğin başına, daha önce kendisine itaatini sunmuş olan Alaaddin Ali Bey'i getirdi. Ancak Mehmed Bey, Şeyh'in dönüşünü müteakip Beyliğin başına tekrar geçti. O sırada Karamanlılar ile bozulmuş olan Memluk sultanı, Mehmed Bey'in tahtı ele geçirmesine ses çıkarmadı. Hatta onu Karaman seferine davet etti. 1419 yılı ilkbaharında sefere çıkan Memluk kuvvetleri Kayseri'yi Karamanlılardan alarak Dulkadirlilere teslim etti.

1421 yılında Memluk Sultanı Şeyh'in ölümü üzerine Suriye'de çıkan karışıklıktan faydalanan Nasreddin Bey'in yeğeni İbrahim oğlu Malatya'yı zaptetti. Kardeşi Alaaddin Ali Bey de, Suriye'de bulunan saltanın naibi Tatar'ı ziyaret ederek Dulkadir Beyliği'nin kendisine verilmesini temin ettiği gibi, Antep ve Darende'nin de ülkesine katılmasını sağladı. Fakat kardeşi Mehmed Bey'e karşı giriştiği mücadeleyi kaybeden Alaaddin Ali Bey, 1425 yılında Mısır'a kaçmak zorunda kaldı. Sultan Barsbay'dan yüz bulamayan Alaaddin Ali Bey, Maraş'a döndükten sonra Halep bölgesini yağmaladığından, 1426 yılında Memluklar tarafından Antep'te yakalanarak idam edildi. Tuğrak ise Mısır'a giderek itaatini sunduğundan kendisine Humus valiliği verildi.

Nasreddin Mehmed Bey'in oğlu Kayseri valisi Hasan, Karamanoğlu Nasreddin Mehmed Bey'in Antalya kuşatması esnasında öndürülmesinden faydalanarak Develi, Ortaköy ve Ürgüp şehirlerini ele geçirerek, Niğde ve Aksaray'a akın yapmaya başladı. Kızılkoca Türkmenleri ile Osmanlı ülkesinde de yağmacılık yapan Hasan, onların Tokat valisi Yörgüç Paşa tarafından tenkil edilmesini müteakip faaliyetine son verdi.

1435 yılında Nasreddin Mehmed Bey'in oğlu Feyyaz ile yeğeni Hamza'nın Maraş'ta çatışmalarından faydalanan Karamanoğlu İbrahim Bey, büyük kuvvetlerle taarruza geçerek Mehmed Bey'i yenip Kayseri'yi Dulkadirlilerin elinden geri aldı. Dulkadirliler Kayseri'den başka Ürgüp, Karacahisar, Develi ve Uçhisar şehirlerini de Karamanlılara terketmek zorunda kaldılar. Osmanlılara karşı Karamanoğullarının güçlenmesini isteyen Memluklar olaya müdahale etmediler. Üstelik Osmanlılarla temasa geçen Mehmed Bey'i cezalandırmak için 1436 ilkbaharında Antep'te Dulkadirlileri büyük bir yenilgiye uğrattı. Memluk ve Karamanlı kuvvetleri tarafından takip edilen Nasreddin Mehmed Bey ve Canibey, Akdağ'a kaçarak Osmanlılara sığındılar. Nasreddin Mehmed Bey, oğlu Süleyman'ı o sırada Gelibolu'da bulunan II. Murad'a göndererek Karamanlılara karşı yardım istedi. Nihayet Osmanlıların desteği ile 1437'de Kayseri'ye yürüyerek kısa bir kuşatmadan sonra şehri ele geçirdi.

Dulkadirli-Memluk ilişkileri Sultan Barsbay'ın ölümünden sonra düzelmeye başladı. Barsbay'ın oğlu Yusuf'u kısa zamanda devirerek Memluk tahtına çıkan Çakmak, Nasreddin Mehmed Bey'in kızı ile evlendi (1440). Bu evlilik sayesinde Dulkadirliler 1429'da Akkoyunlulara kaptırdıkları Harput'u geri aldılar.

Nasreddin Mehmed Bey 1442 yılında sekseni aşkın bir yaşta vefat etti ve yerine oğlu Süleyman geçti.

Süleyman Bey'in saltanatı sult ve sükun içinde geçti. Osmanlı ve Memluk sultanları ile yeniden kurulan evlilik bağları, her iki devletle babası zamanında başlayan dostluk ilişkilerini daha da güçlendirdi. 1450 yılında kızlarından Sitti Hatun'u II. Murad'ın oğlu geleceğin Fatih'i şehzade Mehmed ile evlendiren Süleyman Bey, diğer bir kızını da 1449'da ölen kızkardeşinin yerine Sultan Çakmak'a verdi. Böylece tesis edilen iki taraflı akrabalıkla Dulkadirliler batıda Karamanlılardan, doğuda da Akkoyunlu ve Karakayonlulardan gelecek tehlikeyi önlemiş oluyorlardı. Hatta Akkoyunlu ve Karakoyunlu mücadelesinden faydalanan Dulkadirliler, doğuda birtakım kaleleri ele geçirmeye çalıştılar. Ancak Çemişkezek kuşatması başarısızlıkla sonuçlandı. Kısa bir süre sonra da Fatih Sultan Mehmed'in kayınpederi olup yaptırdığı Maraş Ulu Camisi, günümüze kadar gelmiştir.

Melik Arslan

Süleyman Bey'in yerine geçen Melik Arslan, babası gibi bir taraftan Osmanlılar, diğer taraftan da Memluklar ile dostluk ilişkilerini devam ettirmeye çalıştı. Fakat batıda Karamanlılar doğuda da Akkoyunlular, barış içinde yaşamayı tercih eden Dulkadir beyini rahat bırakmadılar. Karamanlılar Kayseri şehrini Dulkadirlilerden geri almışlardı. Karamanoğlu İbrahim Bey'in 1464 yılında ölümünden sonra Karaman ülkesinde çıkan karışıklığı fırsat bilen Melik Arslan şehri ele geçirmeye teşebbüs etti. Ancak, Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan'ın Karamanlılara yardım etmesi üzerine Dulkadirliler geri çekildi. Memlukların da tasvibi ile Karaman tahtına İshak Bey oturtuldu. Ertesi yıl Fatih işe müdahale ederek İshak Bey'i Karaman tahtından uzaklaştırıp yerine kendi taraftarı Pir Ahmed Bey'i getirince, Memluk Sultanı Hoşkadem Dulkadirlilerden İshak Bey'e yardım etmelerini istedi ise de, Melik Arslan bu isteği yerine getirmedi.Bunun üzerine Memluk sultanı da, Uzun Hasan'ın fırsattan istifade Dulkadirlilerin elinde bulunan Harput'u ele geçirmelerine ses çıkarmadı. Hatta Melik Arslan'ın Osmanlılara yaklaşmasından hoşlanmayan Sultan Hoşkadem, onu bir suikastle ortadan kaldırmaya karar verdi. Nitekim Melik Arslan 1465 yılı güzünde Elbistan'da camide ibadet ederken bıçaklanarak öldürüldü.

Dulkadirli Beyliği'nin Osmanlılar Tarafından İlhakına Doğru

Melik Arslan'dan sonra Dulkadir Beyliği'nin başına Memlukların desteklediği Şahbudak Bey geçti. Fakat Dulkadir Türkmenlerinin ileri gelenleri Şahbudak Bey'i kardeşinin katlinde parmağı olduğu gerekçesiyle istemediler. Fatih'e müracaat ederek daha önce Osmanlılara sığınan ve Çirmen Sancak Beyliği'ne tayin edilmiş olan Melik Arslan'ın diğer kardeşi Şehsuvar Bey'in gönderilmesini istediler. Bunun üzerine Memluklara karşı Dulkadirlileri himayesine almak isteyen Osmanlı padişahı bir fermanla Şehsuvar Bey'i "vaktiyle babası Süleyman Bey'in elinde ve tasarrufunda olan vilayetler ile Bozok ve Artuk Abad (Artova)'ı da vererek Bozok ve Dulkadir Türkmenlerinin başına Bey nasbetti". Bu suretle Şehsuvar Bey, Fatih'in desteği ile kardeşi Şahbudak üzerine yürüyerek, onu 1466 ilkbaharında Zamantı kalesi önlerinden hezimete uğrattıktan sonra tahtı ele geçirdi.

Şehsuvar Bey başa geçer geçmez Memluk Sultanı Hoşkadem kendisini itaate davet etti. Fakat o, bunu kabul etmedi. Bunun üzerine Memluklar Şehsuvar Bey'in karşısına amcası Rüstem Bey'i çıkardılar. Şehsuvar Bey, amcasını bertaraf ettiği gibi Memlukların elinde bulunan Besni, Gerger, Birecik ve Rumkale şehirlerini de zapt etti. 1468 yılında büyük bir Memluk ordusunu yenilgiye uğrattı. Bu başarıdan sonra Şehsuvar Bey, Memluklara yardım etmiş olan Ramazanoğulları üzerine yürüyerek Feke ve Kozan kalelerini ele geçirdi. Ayaş (Yumurtalık) Adan ve Tarsus'u zaptetti. Haziran 1470, Şehsuvar Bey'in Ramazanoğullarına ait Çukurova'ya inmesi ve oralara hakim olması Sultan Kayıtbay'ı çok korkuttu. 1471 ilkbaharında Şehsuvar Bey'e karşı Emir Yeşbey tekrar sefere çıktı. Ramazanlı, Gündüzlü ve İnallu Türkmenlerinin de katılması ile kuvvetleri artan Yeşbey, Antep'i ele geçirdikten sonra, güneye dönerek Dulkadirlilerin işgalinde bulunan Ayaş, Adana ve Tarsus'u kurtarıp Kadirli'ye çekilmiş bulunan Şehsuvar Bey üzerine yürüdü. Şehsuvar Bey, Memluk kuvvetlerini Savron deresinde karşıladı ise de mağlup olup daha kuzeye çekildi. Yeşbey Kadirli ve Kozan'dan da Dulkadirlileri çıkardıktan sonra mevsim bir hayli ilerlediğinden Halep'e döndü. Ertesi yıl ilkbaharda yeniden sefere çıkan Yeşbey, Şehsuvar Bey'i Zamantı kalesine kadar takip etti. Memluk Sultanı Kayıtbay daha önce Fakih Sultan Mehmed'e bir elçi göndererek Şehsuvar Bey'e yardım etmemesini rica etmişti. Fatih de zaten Şehsuvar Bey'e Karaman seferine katılmadığı için kızgındı. Böylece desteksiz kalmış olan Şehsuvar Bey, sığındığı Zamantı kalesinde Memluk kuvvetleri tarafından kuşatılarak ele geçirildi. Kahire'ye götürülerek idam edildi (1472).

Şehsuvar Bey yakalanarak Mısır'a götürülürken Şahbudak Bey ikinci kez Dulkadir Beyliği'nin başına geçti. Akkoyunlu Uzun Hasan'ın himaye ettiği Melik Arslan oğlu Kılık Arslan tahtı ele geçirmeye teşebbüs etti ise de, hamisinin 1473'de Otlukbeli'nde Fatih tarafından yenilmesi üzerine ümidini kaybetti. Memluk Sultanı Kayıtbay'a itaat eden Şahbudak Bey'in karşısına nihayet diğer kardeşi Alaüddevle Bey çıktı. Fatih Sultan Mehmed'den yardım alan Alaüddevle Bey 1480 yılında Şahbudak Bey'i yenerek Dulkadirli tahtını ele geçirdi.

Fatih'in ölümünden sonra yerine geçen oğlu II. Bayezid, Alaüddevle Bey'in kızı ile evli idi. Alaüddevle Bey damadına karşı mücadele eden Cem Sultan'ın takibine çıktı. Onun Mısır'a kaçmasından sonra Memlukların elinde bulunan Malatya'yı kuşattı. Sultan Kayıtbay derhal Dulkadirlilere karşı bir sefer açtı. Fakat Alaüddevle Bey, Yakup Paşa komutasında yardıma gönderilen Osmanlı kuvvetleri ile birleşerek 1484'te Memluk ordusunu büyük bir yenilgiye uğrattı. Bundan sonra Alaüddevle Bey yüzünden Osmanlılar ile Memlukların arası iyice bozuldu. Her iki devlet arasında Çukurova'da başlayan savaş altı yıl sürdü. Karagöz Paşa, Hersek Ahmed Paşa ve Hadım Ali Paşa komutasında sevkedilen Osmanlı kuvvetleri Memluklar karşısında hep mağlup oldu. Alaüddevle Bey Osmanlı komutanlarının yardım çağrısına rağmen her defasında bir bahane bularak sefere katılmadı. Nihayet Osmanlılar, Alaüddevle Bey'in karşısına Memlukların elinden kaçarak yanlarına sığınmış olan Şahbudak Bey'i çıkardılar. Fakat Alaüddevle Bey rakibi Şahbudak'ı Kırşehir'de büyük bir yenilgiye uğrattı. (1489). Ertesi yıl Memluk kuvvetlerini Kayseri'nin fethine teşvik etti. Emir Özbey komutasında bir süre Kayseri'yi kuşatan Memluk kuvvetleri Osmanlı ordusunun yaklaşmakta olduğunu öğrenince geri çekildi. Alaüddevle Bey her iki devletin çatışmasını menfaatine uygun bulmuştu. Ancak 1491 yılında Tunus elçisinin aracılığı ile Osmanlı Memluk Savaşı son buldu ve barış yapıldı. Bundan sonra Dulkadir beyi de her iki tarafta dost geçinmeye çalıştı.

Memluklar ve Osmanlılar ile dostça ilişkiler içine giren Dulkadir beyi 1501 yılında İran'da kurulan ve ülkesini tehdit eden Safevilerle mücadele etmek zorunda kaldı. Şah İsmail'e vermeyi reddetiği kızı Benli Hatun'u Akkoyunlu şehzadesi Murad ile evlendirerek onu, yanına kattığı kuvvetlerle Safevilerin eline geçmiş olan Bağdat üzerine sevketti. Bir taraftan da Akkoyunlu Şehzadesi Zeynel'e yardım eden Dulkadir kuvvetleri Diyarbakır, Mardin ve Urfa şehirlerini ele geçirdiler (1505). Şah İsmail, intikam almak için bizzat sefere çıkarak 1507 yılında Alaüddevle Bey üzerine yürüdü. Dulkadir beyi, Turna dağına kaçtığından Safevi hükümdarı Elbistan'ı yakıp yıkarak geri döndü. Şah İsmail'in uzaklaşması üzerine Alaüddevle Bey, Diyarbakır ve Urfa'da Safavilere karşı direnen taraftarlarına yardım için kuvvet sevketti. Ancak Dulkadirliler 1509-1510 yıllarında Safevilerin Diyarbakır valisi Ustaclu Muhammed Han ile yaptıkları muharebelerde hezimete uğradılar. İki oğlunu kaybeden Alaüddevle Bey karalar giyerek yas tuttu. Diyarbakır fethinden vazgeçerek Safeviler ile barış yaptı.

Yavuz Sultan Selim 1514 yılında Şah İsmail'e karşı yürürken Alaüddevle Bey'i sefere davet etti. Fakat o, ilerlemiş yaşını bahane ederek sefere katılmadığı gibi Osmanlı kuvvetlerine güçlük çıkardı. Yavuz Selim Çaldıran zaferi ve Kemah kalesinin fethini müteakip Sinan Paşa emrindeki Osmanlı ordusunu Alaüddevle Bey üzerine gönderdi. Şehsuvar oğlu Ali Bey'in öncülük ettiği, Osmanlı ordusunu Göksun ve Andırın arasında Ördekli mevkiinde karşılayan Alaüddevle Bey savaşta katledildi, 13 Haziran 1515.

Ali Bey

Alaüddevle Bey'den sonra Dulkadir Beyliği'nin başına Yavuz Sultan Selim tarafından Ali Bey getirildi. Ali Bey, kendisine karşı çıkan Şahruh Bey'in oğullarını bertaraf ettikten sonra ülkesinde dirlik ve düzeni kurmakta başarılı oldu. Yavuz Sultan Selim'e sadakatle bağlı olan Ali Bey, Bıyıklı Mehmed Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu Diyarbakır fethine girişince Dulkadir kuvvetlerini yardıma gönderdi.

Dulkadir Beyliği'nin Osmanlı nüfuzu altına girmesini hoş karşılamayan Memluk Sultanı Kansu Gavri, Ali Bey'in karşısına rakip olarak Alaüddevle Bey'in kardeşi Abdurrezzak'ı çıkardı. Ancak çok geçmeden Yavuz Sultan Selim Mısır seferine çıktı. Osmanlı ordusuna öncülük eden Ali Bey 1516'da Merc-i Dabık, 1517'de Ridaniye savaşlarına bizzat katıldı. Memluk Sultanı Tomanbay'ı Kahire'de eliyle asarak babası Şehsuvar Bey'in intikamını aldı. Ali Bey, 1519'da Anadolu'da Celali isyanlarını başlatan Celal ve 1521'de Şam Valisi Camberdi Gazali ayaklanmalarının bastırılmasında büyük rol oynadı. Ali Bey'in bu başarıları isyanları bastırmakla görevlendirilen Ferhat Paşa'nın kıskançlık ve hasedine yol açtı. Ali Bey'in öldürülmesi için Kanuni Sultan Süleyman'dan ferman elde eden Ferhat Paşa İran'a sefer bahanesi ile onun 1522 yılında Tokat'a davet ederek Artukova'da çocukları ile birlikte katlettirdi.

Osmanlı Fethi ve Tahrirleri

Ali Bey'in öldürülmesinden sonra Dulkadirli ülkesi Osmanlı topraklarına katılarak Maraş merkez olmak üzere bir eyalet haline getirildi. Dulkadir Beyliği içinde olan Bozok bölgesi ise ayrı bir sancak olarak Osmanlı idaresine bağlandı.

Osmanlı Devleti fethedilen her bölgede olduğu gibi Bozok ve Maraş bölgelerinde de tahrire başladı. Ancak tahrir yapılırken ekinliğine fazla vergi yazılan Söklen Oğlu Musa, itirazı kabul edilmediğinden 1526 yılında isyan etti. İlyazıcı Kadı Muslihiddin ile Sancak Beyi Ahmed Paşa oğlu Mustafa Bey'i öldürdü. Bu olayı aynı bölgede Atmaca adlı bir kişinin ayaklanması takip etti. Atmaca, Karaman, Beylerbeyi, Hürrem Paşa'yı Kanat'da ağır bir yenilgiye uğrattı. Hürrem Paşa ile İçil ve Kayseri sancak beyleri savaş meydanında kaldılar. Asi kuvvetleri takibe çıkan Sivas Beylerbeyi Hüseyin Paşa da Atmaca karşısında yenilerek çekildi ve o da Sivas'ta öldü. Diyarbakır Beylerbeyi asilerin yolunu kesmeye çalıştı isede Atmaca'yı ele geçiremedi. Atmaca'dan sonra Dulkadirli Zünnunoğlu ayaklandı. Sivas Beylerbeyi Yakup Paşa karşısında büyük zayiat vererek canını zor kurtarıp İran'a kaçtı.

Aynı yıl Kalender Çelebi isyanı patlak verdi. Kalender Çelebi'nin etrafına toplanan otuz bine yakın asilerin büyük bir kısmını. Dulkadir Beyliği'nin ortadan kaldırılmasından sonra dirlikleri ellerinden alınmış sipahiler teşkil ediyordu. Kalender Çelebi üzerine gönderilen Anadolu Beylerbeyi Behram Paşa ile Karaman Beylerbeyi Mahmud Paşa Tokat civarında yapılan savaşta şehit oldular. Anadolu ve Karaman kuvvetlerinin yenilmesi, Sadrazam İbrahim Paşa'yı Kalender Çelebi'nin niçin bu kadar güçlendiğini araştırmaya sevketti. Nihayet Kalender Çelebi'nin etrafına toplananların büyük bir kısmının dirlikleri kesilmiş sipahiler olduğu anlaşıldı. Eski Dulkadirli sipahilerine dirliklerinin verileceği vadedildi. Bu vaad üzerine Kalender Çelebi'nin etrafında çok az bir kuvvet kaldığından isyan bastırılarak ilk tahrir gerçekleştirilmiş oldu.

A. Vakıflar

Alaüddevle Bey Vakfiyesi, Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi, Defter No. 590, s. 121, 123. Alaüddevle Bey Vakfiyesi, Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi, Defter No. 594, s. 206. Alaüddevle Bey Vakfiyesi, Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi, Defter No. 608, s. 78. Alaüddevle Bey Vakfiyesi, Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi, Defter No. 1966, s. 15-153. Şarruh Bey Vakfiyesi, Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi, Defter No. 594, s. 205. Şarruh Bey Vakfiyesi, Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi, Defter No. 594, s. 206-207. Şarruh Bey Vakfiyesi, Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi, Defter No. 594, s. 207-208.

B. Tahrir ve Evkaf Defterleri

Bozok Tahrir Defteri, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Arşivi, No. 30-31.

Haleb Evkaf Defteri, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Arşivi, no. 556.

Kars-ı Maraş Tahrir Defteri, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Arşivi, no. 168.

Kayseri Tahrir Defteri, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Arşivi, no. 136.

Kırşehir Tahrir Defteri, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Arşivi, no. 139.

Konya Evkaf Defteri, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Arşivi, no. 565-584.

Malatya Tahrir Defteri, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Arşivi, no. 142. Yay. R. Yinanç-M. Elibüyük, Ankara, 1983.

Malatya Tahrir Defteri, Başbakanlık Arşivi, no. 408.

Maraş Tahrir Defteri, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Arşivi.

Sivas (Vilayet-i Rum) İcmal Defteri, Başbakanlık Arşivi, no. 15.



II. Türkçe Kaynaklar


ALİ, Kühhü-l Ahbar, III-IV, İstanbul, 1277/1890.

AŞIK PAŞAZADE, Tevarih-i Al-i Osman, Yay. Ali Bey, İstanbul, 1332/1914; Yay. Nihal Atsız, Osmanlı Tarihleri, İstanbul, 1947.

Fatih Devrine Ait Münşeat Mecmuası, Wien, Nat. Bib. (Paris), H. O. 161, ed. Necati Lügal-A. Erzi, İstanbul, 1956.

ENVERİ, Düstürname, yay. Mükrimin Halil, İstanbul, 1928. FERİDUN BEY, Münşeatü Selatin, İstanbul 1274/1857. HAYDAR ÇELEBİ, Ruzname Münşeatü Selatün, 1, İstanbul, 1274.

İBN KEMAL, Tevarih-i Al-i Osman, VIII, Defter Yay. Şerafettin Turan, T. T. K., Ankara 1957; Bib. Nat. (Paris) nr. 157; VIII. Defter, Fatih (Ali Emiri) Küt. Nr. 32.

LÜTFİ PAŞA, Tevarih-i Al-i Osman, İstanbul, 1341/1922.

MEHMED SÜREYYA, Sicill-i Osmani, İstanbul, 1308/1890.

NEŞRİ, Cihannüma, I-III, yay. Faik Reşit Unat-M. Altay Köymen, T. T. K., 1949-1957.

ORUÇ BEY, Tevarih-i Al-i Osman, Yay. F. Babinger, Hannover, 1927.

SOLAKZADE, MEHMED HEMDEMİ, Tarih, İstanbul, 1297/1879.

PEÇEVİ, Tarih, İstanbul, 1283/1866.

SADEDDİN, Tacü-l Tevarih, I-II, İstanbul, 1281/1864.

ŞİKARİ-Karaman Oğulları Tarihi, yay. Mesud Koman, Konya, 1946.

ŞÜKRİ, Selimname, Mükrimin Halil Küt. Nüshası.

TAŞKÖPRÜZADE KEMAL, Şakayık-ı Numaniye, İstanbul, 1269/1853.


III. Arapça Kaynaklar


AVNİ, BEDREDDİN, İkdü-l Cumân fi Tarihi Ehli'z-Zaman, Carullah Efendi Küt. nr. 1691; III. Ahmet Küt (Topkapı) nr. 2911.

CENABİ, Hafili'l-Vasıt ve'l-Eylemu'z-Zahir, Ragıb Paşa Küt. nr. 983.

CEZERİ, Cevâhrü's-Sülük, Köprülü Küt. nr. 1937; Bib. Nas. (Paris) nr. 6739.

IBN ACA, Tarih-i Yeşbek, III. Ahmed Küt. (Topkapı) nr. 3057; Bib. Nat. (Paris) nr. 6026.

İBNÜ'L-FURAT, The History of Ibn al-Furat T. VII-IX 2 ed. Constantin Zurayk, Beyrouth, 1936­1942.

İBN HACE EL-HAMEVİ, Havetü'l-İnşâ, Bib. Nat. (Paris) nr. 4440; Muruosmaniye Küt. nr. 4308.

İBNÜ'L-KESİR, al-Budâya ve'n-Nihaya, Le Caire, 1932.

İBNÜ'L VERDİ, Ravz al Maâdır, Le Caire, 1285/1868.

IBN AYBEK ES-SAFEDİ, Ayamü'l-Asr, Ayasofya Küt. nr. 2962.

, Vâfi bi) l Vefâyat, Nuuosmaniye Küt. nr. 3196; III. Ahmed Küt. (Topkapı), nr. 2920.

IBN BAHADIR, Fütühü'n-Nasr, Ayasofya Küt. nr. 3344.

IBN CAFERİ, Bahçetü's-Sâlik, Bİb. Nat. (Paris), nr. 1607.

IBN DORMAK, Cevherü's-Sâmin fi Seyri'l-Mülük ve 's-Selâtin, III. Ahmet Küt. (Topkapı) nr. 2984.

IBN HABİBÜ'L-HALEBİ, Duretü'l-Aslâk fi Devleti'l-Etrâk, bib. Nat. (Paris). nr. 1179; Turhan Sultan Küt. nr. 233.

, İcabâti's-Salis ilâ Marifeti'l Resâil, Bib. Nat. (Paris), nr. 3437.

İBN HACER EL-ASKALANİ, İnbau'l-Gumr, I, II, ed M. Abdu'l-Muid Khan Hyderabad, 1967-1968; Bib. Nat. (Paris), nr. 1601-1602.

IBN HIMSİ, Havâdisi'z-Zamân, Feyzullah Efendi Küt. (Fatih), nr. 1438.

IBN IYAS, Badâ'iü'z-Zuhür fi vaka'i al-Duhür, ed. Ahmad Yusuf Nadjati, Le Caire, 1956. Trad.

G. Wiet. Histoire des Mamlouks Circasiens, T. II (872-906 H. ), Le Caire, 1945; ed Kahle et Mustafa, T. 5, Bibliotheca Islamica, İstanbul 1921-1932.

IBN HATİB EL-CEVHERİ, İnbai'l Hasr fi inbai'n nasr, Bib. Nat. (Paris), nr. 1791.

IBN HATİBÜ'N -NASIRİYYE-Dürrü'l-Müntehâb fi Tekmileti'l Tarih-i Haleb, Bib. Nat. (Paris) nr. 2139, 5183; (Bugyetü't-Taleb adı ile kayıtlı); Laleli Küt. nr. 2036; Damad İbrahim Küt. nr. 992.

IBN KADI ŞUHBA, Zeylalâ KTarihi'l-İslâm, Bib. Nat. (Paris) nr. 1598-1599.

IBN ŞEDDAD, Tarih-i Baybars, Trc, M. Şerafeddin Yaltkaya, T. T. K. İstanbul, 1941.

IBN ŞAKİRİ'L-KÜTÜBİ, Uyumü'l-Tevârih, Karaçelebizâde Hüsameddin Küt. nr. 276.

IBN TAĞRIBİRDİ, Havadisü'd? Duhur, ed. W. Popper, Berkeley, 1930-1932.

, Wiet. Les Biographies du Manhal, Le Caire 1932; Neşr. Ahmed Yusuf Necati, Kahire, 1956.

IBN TULUN, Tarih-i Mısr ve'ş-Şam (Mufahakati'l-Hillan fi Havâdisi'z Zaman) I-II, ed Mustafa, Le Caire 1962-1964.

KATİB ÇELEBİ, Fezleketi'l Akvali'l-Ahyar, Beyazid küt. nr. 10318.

HALİL EZ-ZAHİRİ, Zubdetü'l-Kesfi'l-Memâlik, ed., P. Ravaisse, Paris, 1899.

MAKRİZİ, TAKİÜDDİN, es-Süluk li-Marifet-i Düveli'l-Mülük, C. II (729-755), ed M. Ziada, Le Caire 1942, 1958;

C. III-IV, ed Said A. F. Ashour, Le Caire, 1970-1973.

MUFADDAL İBN ABU'L-FEDAİL, en-Nehcü's-Sadid, Bib. Nat. (Paris), nr. 4525.

MÜNECİMBAŞI, Câmiü'd-Düvel, Esad Efendi Küt. nr. 2103.

, Tercüme-i Sahâifü'l-Ahbar, III, İstanbul 1285/1868-69.

Münşeat, Reisü'l-Küttab Mustafa Ef. Küt. nr. 892. Münşeât, Esad Efendi Küt. nr. 3369. KALKAŞENDİ, Subhü'l-Aşa, VII, Le Caire, 1919.

SEHAVİ, Anfi'n Nasım mine's-Sağrı'l-Bâsim, Reisü'l-Küttab Mustafa Efendi Küt. nr. 860.

, ed-Devvi'l-Lâmili-ehli'l-Karnü'l-Tası, Le Caire 1353.

, et-Tıbru'l-Mesbük fi Zeyli's-Sülük, Le Caire, 1896.

, Veazü'l-Kelam, Köprülü Küt. nr. 1189.

Tarih-i Mısır (Anonim), Murad Molla Küt. nr. 338.

Tarih-i Mısır (Anonim), Damad İbrahim Küt. nr. 866.

VELİÜDDİN, İRAKİ, Zely alâ Zeyl Tarihi'l İslâm, Köprülü Küt. nr. 1081.



IV. Farsça Kaynaklar


AZİZ BİN ERDEŞİR ESTERABADİ, Bezm ü Rezm, yay. Kilisli Rıfat, İstanbul, 1928.

EBU BEKR-İ TİHRANİ, Kitab-ı Diyarbekriye, yay. Necati Lügal-F, Sümer I-II, T. T. K., Ankara, 1962-1964.

GAFFARİ, Tarih-i Cihan-ârâ, Tahran, 1342/1963.

HASAN-I RUMLU, Ahsenü't-Tevarih, yay. G. N. Seddon, Baroda, 1934. İDRİS-İ BİTLİSİ-Heşt be Hışt, Nuruosmaniye Küt, nr. 3209.

ŞEREFEDDİN ALİ YEZDİ, Zafernâme, II. Calcutta, 1887-8 trc. Petis de la Croix, Paris 1887. ŞUKRULLAR, Bahçetü't-Tevarih, trc, N. Atsız, İstanbul, 1939.


V. Fransızca Kaynaklar


BERTRANDON DE LA BROQUİERE, Le Vayage d'Outremer, ed. Ch. Scvheler, Paris, 1892.


VI. İncelemeler

ARAT-REŞİT RAHMETİ., Yarlık, Türkiyat Mecmuası, c. VI, İstanbul, 1939.

ARİFİ PAŞA, Maraş ve Elbistan'da Zulkadir Oğulları Hükümeti, TOEM, V-VII, İstanbul, 1915.

DANİŞMEND, İ. HAMİ, İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi, II, İstanbul, 1971.

EDHEM, HALİL, Düvel-i İslâmiye, İstanbul, 1927.

, Anadolu'da İslâmi Kitabeler, TOEM, c. III.

, Kayseri Şehri, İstanbul, 1334.

, Mısır Fethi Mukaddematına Aid Mühim Bir Vesika, TTEM cüz, 13-18.

GABAİN-A., VON, Zur Wiedergabe, Der İslam, XXXI.

HINZ, WALTER, Uzun Hasan ve Şeyh Cüneyd, yay. Tevfik Bıyıklıoğlu, T. T. K., Ankara, 1948.

HÜSEYİN HÜSAMEDDİN, Amasya Tarihi, III, 1332/1935.

İNALCIK, HALİL, Fatih Devri Üzerinde Tetkikler ve Vesikalar, T. K. K., Ankara, 1954.

KUNTER, H. BAKİ-Kitaber, Vakıflar Dergisi, II, Ankara, 1942.

MORDMAN, J. H., "Dhu'l Kadir", Encyclopedia de l'İslam, Nouvelle Edition, II.

SÜMER, FARUK, Ağaç-Enler, Belleten, XXVI/103. , Çukurova TarihineDair Araştırmalar, Tarih Araştırmaları Dergisi, 1 Ankara 1963. , Karakoyunlular, T. T. K, Ankara, 1967. , Oğuzlar, Ankara, 1967.

TANSEL, SELAHATTİN, Osmanlı Kaynaklarına Göre Fatih Sultan Mehmed'in Siyasi ve Askeri Faaliyeti, T. T. K., Ankara, 1953. , Sultan II. Bayezit'in Siyasi Hayatı, İstanbul, 1966. , Yavuz Sultan Selim, Ankara, 1969.

TEKİNDAĞ, ŞEHABEDDİN, Berkuk Devrinde Memluk Sultanlığı, İstanbul, 1963. , Yeni Kaynak ve Vesikaların Işığı Altında Yavuz Sultan Selim'in Doğu Seferi, Tarih Dergisi, XVI., İstanbul.

TURAN, OSMAN, Selçuklular Zamanında Türkiye, İstanbul, 1971. , İstanbul'un Fethinden Önce Yazılmış Tarihi Takvimler, T. T. K. Ankara, 1954.

UZUNÇARŞILI-İ. HAKKI, Anadolu Beylikleri, T. T. K, Ankara, 1969. , Osmanlı Tarihi, I-II, T. T. K., Ankara, 1962. , Sivas ve Kayseri Dolaylarında Eretna Devleti, Belleten, XXXII.

YAZICI, TAHSİN, Menâkib-i İbrâhim-i Gülşeni, T. T. K., Ankara, 1982.

YİNANÇ, M. HALİL, Akkoyunlular, İslam Ansiplopedisi, I?. , I. Beyazid, İslam Ansiklopedisi, II. , Cihanşah, İslam Ansiklopedisi, III. , Danişmendiler, İslam Ansiklopedisi IV. , Diyarbekir, İslam Ansiklopedisi, IV. , Elbistan İslam Ansiklopedisi, IV. , Maraş Emirleri, TTEM.

YİNANÇ, REFET. Eshab-ı Kehf Vakıfları, Vakıflar Dergisi, Sayı XX. , Elibüyük, Mesut, Kanuni Devri Malatya Tahrir Defteri (1560), GÜGEF Yay. No. 1, Ankara, 1983. , Elibüyük, Mesut, Maraş Tahrir Defteri (1563), Ankara Üniversitesi Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Yay. no? 1, Ankara, 1988.

YÜCEL, YAŞAR, Kadı Burhaneddin Ahmet ve Devleti, Ankara, 1971.

ZAMBAUR, E., DE, Manuel de Genealogue et de Chronoligie pour l'Histoir de l'Islam, Hanovre, 1927.

  
11942 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın