• Anasayfa
  • https://www.facebook.com/tarihtarihcemiyeti/
  • https://twitter.com/ttcemiyeti
Dânişmendliler / Dr. Sefer Solmaz

Danişmendliler Malazgirt Zaferi'nden sonra Anadolu'da kurulan ilk Türk devletlerinden birisidir (1071-1178).1 Bu devlet, Melik Ahmet Gümüştekin Danişmend Gazi tarafından kurulduğundan dolayı "Danişmendliler (Danişmendiyye) " adını almıştır. Danişmendlilerin Anadolu'da takip ettikleri siyasî ve kültürel faaliyetler göz önüne alındığında Türk-İslâm Tarihi'nde önemli rollerinin bulunduğu ve bundan dolayı Anadolu'da kurulan önemli Türk devletlerinden birisi olduğu ortaya çıkmaktadır. Anadolu Türk Tarihi'nin en karanlık dönemi olan XI. ve XII. yüzyıllarda2 yaşamış olmalarından dolayı, bu dönemin aydınlatılabilmesi için Danişmendlilerin de bilinmesi gerekmektedir.

Ancak XIII. yüzyıl tarihçilerinden İbn Bibi (ö. 1282) eserinin mukaddimesinde Emir Artuk ve Emir Danişmend gibi büyük beylerin ahvalini tahkik etmediğini, uzun zaman geçtiği için o devrin tarihçileri arasında ihtilâflı rivayetlerin olmasından dolayı bu dönemlerin tarihî olaylarını eserine almadığını belirtmektedir. Ayrıca, İbn Bibi, daha kendi yaşadığı dönemde (XIII. yüzyılın sonlarına doğru) bile Danişmendlilerin tarihlerinin ne kadar müphem ve karışık olduğunu gözler önüne sermiştir.3

I. Danişmendlilerin Menşei

Danişmendli Devleti'nin kuruluşuna geçmeden önce, konu ile bağlantı sağlamak için Danişmend Gazi'nin etnik menşei, ceddi ve devletin kuruluşuna kadarki hayatına kısaca değinilmesi gerekmektedir.

Danişmend Gazi'nin etnik menşei ile ilgili üç görüş vardır: Bunlardan birincisi onun etnik menşeinin Arap olduğu şeklindedir. Bunun nedeni de Danişmendnâme'de Danişmend Gazi'nin efsanevî Arap kahramanı Battal Gazi'ye bağlanmasındandır. Ancak bu bilginin doğru olmayıp, destanî bir rivayet olduğu anlaşılmaktadır.

İkinci görüş ise, Danişmend Gazi'nin etnik menşeinin Ermeni olduğu şeklindedir. Bu görüş Hıristiyan kaynaklarından sadece Ermeni ve Bizans (Rum) kaynaklarında müphem ve çelişkili bir şekilde geçmektedir.4 Ancak, Danişmend Gazi'nin menşei hakkındaki bu çelişkili bilgilerinden onun Ermeni asıllı olduğu sonucunu çıkarmak çok zordur. Buna rağmen bu müphem bilgileri yanlış yönde tefsir eden günümüz tarihçilerinden M. H. Yinanç da Danişmend Gazi'nin etnik menşeinin Ermeni olduğunu öne sürmüşse de5 haklı olarak bu konuda çok eleştiri almıştır.6

Danişmend Gazi'nin etnik menşei ile ilgili üçüncü görüş ise onun Türk olduğu şeklindedir. Özellikle Batı kaynaklarında bu görüşü teyit eden bazı bilgilere rastlanmaktadır.7 Bu görüş hemen hemen bütün araştırmacılar tarafından da kabul edilmektedir.

Danişmend Gazi'nin Ceddi ve Devletin Kuruluşuna Kadar Hayatı

Danişmend Gazi'nin babası dışında onun ataları hakkında bir bilgi yoktur. Babası Danişmend Ali8 Taylu9 Harezm'den gelip danişmend olarak Selçukluların hizmetine girmiştir. 10 Daha sonra da Danişmend Ali Taylu, Büyük Selçuklulara muallim,11 müşavir,12 diplomat13 ve atabey olarak hizmet etmiş,14 onlarla akrabalık ilişkileri kurmuştur.15

Danişmend Ali Taylu'nun nerede, ne zaman ve kaç yaşında öldüğü belli değildir. İsfahan'da Selçuklu şehzadelerine Atabeylik yaparken muhtemelen 1051-1063 yılları arasında, 1055'lere doğru burada ölmüş olmalıdır.

Babasının ölümü üzerine onun gibi bilge bir kişiliğe sahip olan oğlu Danişmend Gazi babasının görevine getirilmiş olmalıdır.16 Daha sonra merkezden ayrılan Danişmend Gazi, önce Azerbaycan'a geldi ve burada bir müddet kaldı. Bu sırada bir taraftan muallimlik görevini ve diğer taraftan da Azerbaycan bölgesinde gaza faaliyetlerini devam ettirdi.17 Çünkü onun bilge kişiliği yanında, bir de alplık ve yiğitlik tarafı bulunmaktadır.

Danişmend Gazi, Sultan Alp Arslan'ın 1064 ve 1068 yıllarındaki Kafkasya Seferlerine katıldı ve Selçuklu ordusuna kılavuzluk yaptı. Bu seferler sırasında bilgisi, görgüsü ve kişiliği ile Sultan Alp Arslan'ın dikkatini çekti.18

Bundan sonra da Malazgirt Savaşı'na katıldı (1071). Bu savaşta yaptığı konuşmalar ve tavsiyelerle Sultan Alp Arslan'ın moralinin yükselmesini sağladı.19 Bundan dolayı zaferin manevî mimarları arasında yer almıştır.

Zaferin kazanılmasından sonra savaşa katılan diğer emirlerle birlikte, vergiden muaf tutularak Danişmend Gazi'ye Sivas, Tokat, Niksar, Elbistan ve Malatya dolayları ikta edildi. Bizzat Sultan bundan sonra Anadolu'da fethedeceği yerlerin de kendisine ait olacağını kararlaştırdı ve bunlarla ilgili ahit-nâmeler düzenletti.20

Romanos Diogenes'in yeniden tahtına oturamaması ve öldürülmesi üzerine onunla yapılan antlaşmanın da geçersiz hale gelmesiyle Sultan Alp Arslan, beylerine ve komutanlarına Anadolu'nun fethi emrini verdi.21 Bunların arasında bulunan Danişmend Gazi de, bütün ihtiyaçları karşılanarak kendisine ikta edilen bölgelere gönderildi.

II. Danişmendli Devleti'nin Kuruluşu

A. Danişmend Gazi Dönemi

(464/1071-498/1105) Danişmend Gazi, ilk önce kendisine ikta edilen Sivas'a geldi. Malazgirt Seferi sırasında İmparator Romanos Diogenes tarafından tahrip edilen Sivas'ı fazla bir direniş ile karşılaşmadan ele geçirerek22 1071 yılında23 Danişmendli Devleti'ni kurdu.24 Danişmendnâme'de biraz farklı varyantlarla olsa Danişmend Gazi'nin Sivas'a geldiği ve harap halde bulduğu şehri yeniden imar ettiği ve bir gaza üssü haline getirdiği belirtilmektedir.25 Danişmendli Devleti, Malazgirt Zaferi'nden sonra Anadolu'da kurulan ilk Türk devletlerinden birisidir.

Devleti kuran Danişmend Gazi, yeni fetihlerle sınırlarını genişletmeye başladı. İlk fetihlerini Yeşilırmak havzasında yaptı. Önce Sivas daha sonra Tokat, Kayseri,26 Amasya,27 Niksar, Zamantı, Develi,28 Elbistan,29 Gümenek (Komanat), Turhal, Zile ve Çorum'u30 fethetti. Gaza arkadaşlarından Karatekin, Osman ve Süleyman'ı, Çankırı, Kastamonu ve Sinop'u ele geçirdiler.31 Böylece Danişmend Gazi, Orta Anadolu ve Kapadokya'yı kontrolü altına almış oluyordu.32

1. Trabzon Rumları ile İlişkiler

Danişmend Gazi'nin Trabzon Rumlarıyla yaptığı mücadele destanî bir şekilde Danişmend-nâme'ye aksetmiştir. Burada, Gavras'ın Sivas'a girip Abdülvehhab Gazi'yi şehit etmesi ve şehri tahribinden bahsedilmektedir.33

Sonra da Artuhî, Süleyman ve Abdurrahman komutasındaki Bulgar (Parhar) Dağı'na gönderilen bir ordunun Trabzon, Gürcü ve Ermeni askerleri tarafından yenilgiye uğratıldığı anlatılmaktadır.34 Ayrıca, Danişmend Gazi'nin şehit edildiği son seferinin de Canik Rumlarına karşı yapıldığı belirtilmektedir.35

Danişmendnâme'de Gavras olarak geçen kişi Trabzon Rum Dukası Theodore Gabras'tır. Gabras, Malazgirt Zaferi'nden hemen sonra Türkler tarafından ele geçirilen Trabzon ve sahil bölgelerini ve Danişmendlilerden de Bayburt36 ve Şebin-karahisar'ı37 geri almıştı.

Bunun üzerine Danişmend Gazi, Trabzon Rumları üzerine oğlu İsmail komutasında bir ordu gönderdi (1098). İsmail, Bayburt'u işgal eden Trabzon Rumlarıyla mücadeleye başladı. Gabras'ı yenilgiye uğratarak öldürdü ve Bayburt'u tekrar ele geçirdi.38

2. Haçlılar ile İlişkiler

Danişmend Gazi "daha çok Haçlılar ve Rumlarla yaptığı mücadelelerle temayüz" etmiştir.39 Doğu ve Batı kaynaklarında onun Haçlılarla yaptığı mücadelelere yer verilmiştir.

Danişmend Gazi, bu mücadelelerde Anadolu Selçuklu Sultanı I. Kılıçarslan'ın müttefiki olarak önemli bir rol oynamıştır. Nitekim, Haçlıların İznik'i kuşatması üzerine (1097), I. Kılıçarslan onlarla mücadeleye başlamıştır. Ancak kalabalık olan Haçlılar karşısında tutunamayınca onun yardımına, aralarındaki rekabete rağmen Danişmend Gazi koşmuştur. Kayseri Emiri Hasan'ın da katıldığı müttefik Türk kuvvetleri, Eskişehir ovasında Haçlılar ile çarpışmışlarsa da üstün Haçlı kuvvetleri karşısında daha fazla kayıp vermemek için geri çekilmek zorunda kalmışlardır.40

I. Haçlı Seferi sonucunda Urfa Haçlı Kontluğu (1098), Antakya Prinkepsliği (1098) ve Kudüs Krallığı (1099) olmak üzere üç Haçlı devleti kurulmuştur. Bu ilk Haçlı Seferi'nin Türkler açısından olumlu sonucu ise, Anadolu Selçukluları ile Danişmendlilerin barışmasının sağlamasıdır.

I. Haçlı Seferi'nin başarı ile sonuçlandığı ve Kudüs'ün ele geçirildiği haberi Avrupa'da büyük heyecan uyandırmıştır. 1101 yılında Lombartlar, Fransızlar ve Almanların üç ayrı ordu ile yola çıktığı yeni bir Haçlı Seferi düzenlenmiştir.

İstanbul'a gelen Lombardlar, İtalya Normanlarının reisi ve Antakya Prensi Bohemond'un Danişmend Gazi tarafından esir alındığını haber aldılar. Bunun üzerine, onu kurtarmak için I. Haçlı ordusunun takip ettiği yoldan ayrılarak Orta Anadolu'nun kuzeyinden içlere doğru ilerlemeye başladılar.41

Önce, Anadolu Selçuklularının elindeki Ankara'yı ele geçirdiler. Daha sonra Niksar'a gitmek üzere Çankırı'ya doğru harekete geçtiler. Danişmend Gazi, Haçlıların Anadolu'ya geçtiğini haber alan I. Kılıçarslan'ın yardım isteğini42 kabul etti. Danişmend Gazi, I. Kılıçarslan, Halep Selçuklu Meliki Rıdvan, Harran Emiri Karaca ve Artuklu Belek'in askerlerinden oluşan 20 bin kişilik müttefik Türk kuvvetleri, 200 bin kişiden oluşan bu ilk Haçlı ordusunu Merzifon yakınlarında büyük bir yenilgiye uğrattı (1101).43

Danişmend Gazi ile I. Kılıçarslan, Fransızlardan oluşan ikinci Haçlı ordusunun Anadolu'ya geldiğini ve Konya'ya doğru ilerlediğini öğrendiler. Kılıçarslan ve Danişmend Gazi kurdukları ittifak ordusuyla hemen yola çıktılar. Sekiz günde ve Haçlılar Konya'ya ulaşmadan önce onlara yetiştiler. Müttefik Türk kuvvetleri üç gün boyunca bu Haçlı ordusuna saldırarak onları yıprattı. Bu arada Haçlılar Konya'yı kuşatmışlarsa da başarılı olamayarak Ereğli'ye doğru yola çıktılar. Ancak, üç günlük yolculuk sırasında aç ve susuz kalıp yorgunluktan güç kaybeden Haçlı ordusu, müttefik Türk kuvvetlerinin ani saldırısı sonucu ikinci defa yenilgiye uğradı.44

Türkler ikinci Haçlı kuvvetleriyle savaşırken Almanlardan oluşan üçüncü Haçlı ordusu Anadolu'ya geçerek ilerlemeye başladı. Danişmend Gazi, I. Kılıçarslan, Harran Emiri Karaca ve diğer Türk beylerinin kuvvetlerinden oluşan müttefik Türk ordusu Ereğli ırmağının kenarında Haçlıları bozguna uğrattı (5 Eylül 1101). Böylece, 1101 yılında art arda Anadolu'ya gelen Haçlı orduları Danişmend Gazi, Kılıçarslan ve diğer Türk beylerinin oluşturduğu müttefik Türk kuvvetleri tarafından mağlup edilerek Türk-İslâm dünyası Haçlı tehlikesinden korunmuştur.45

3. Bohemond ve Rıchard'ın Tutsak Alınması ve Malatya'nın Fethi

Danişmend Gazi I. Haçlı Seferi'nden sonra üç yaz peş peşe Malatya'yı kuşattı. Malatya'yı savunamayacağını anlayan şehrin hakimi Ermeni Gabriel, Antakya Haçlı Prensi Bohemond'dan yardım istedi. Yardıma gelen Bohemond ve kuzeni Salerno Kontu Richard Danişmend Gazi tarafından pusuya düşürülerek tutsak alındı. Esirler önce Sivas'a, sonra da daha güvenli bir yer olan Niksar'a götürülerek hapsedildi (493/1100).46

Haçlı seferlerinden sonra Danişmend Gazi Malatya'yı tekrar kuşattı ve Gabriel'den şehri teslim etmesini istedi. Gabriel ise damadı Urfa Kontu Baudouin'e güvenerek bu teklifi reddetti. Gabriel'in halka sert davranması ve Süryanî metropoliti ile önde gelen birçok Süryanî'yi öldürtmesi, kuşatma nedeniyle erzak sıkıntısı çeken halkın tepkisine yol açtı. Bunun üzerine Süryanî askerler de kapıları açarak şehri Danişmend Gazi'ye teslim ettiler (18 Eylül 1102). Kimseye dokunmayan Danişmend Gazi, ülkesinden getirttiği ekmek, buğday, inek öküz vb. gibi ihtiyaç maddelerini halka dağıttı. Zindanlarda bulunanları serbest bıraktı. Böylece Malatya halkı huzur ve refaha kavuştu. Malatya halkına türlü zulümler yapan Gabriel ve ailesi bu zulümlere maruz kalan Hıristiyanlar tarafından işkence ile öldürülerek cezalandırıldı.47

Danişmend Gazi'nin Malatya'yı fethetmesi (1102) ve esir aldığı Bohemond'u Kılıçarslan'a danışmadan serbest bırakması (1103) gibi olaylar onunla I. Kılıçarslan'ın aralarının açılmasına sebep oldu. Özellikle Danişmend Gazi'nin Bohemond'u kendisine danışmadan salıvermesi ve alınan fidyeden de pay ayrılmamasına içerleyen Kılıçarslan, onun üzerine yürüyerek Maraş yakınlarında büyük bir bozguna uğrattı ve Maraş'ı ele geçirdi (496/1103).48

4. Ölümü ve Kişiliği

Danişmend Gazi bu olaydan yaklaşık iki yıl sonra vefat etmiştir (Temmuz 1105). Onun vefatı ile ilgili kaynaklarda fazla bir bilgi yoktur. Sadece Danişmendnâme'de onun Trabzon Rumlarıyla mücadelelerde bulunduğu Canik Seferi sırasında şehit edildiği anlatılmaktadır. Türbesi Niksar'da bulunmaktadır.49

Danişmend Gazi'nin kişiliği ile ilgili bilgilere daha ziyade Danişmendnâme'de rastlanmaktadır. Burada son derece dindar, güçlü-kuvvetli bir fizikî yapıya sahip, savaşçılık ve kahramanlık yönü ön plâna çıkan bir Danişmend Gazi portresi çizilmektedir.

Danişmend Gazi'ye ithaf edilen Keşfu'l-akabe adlı eserde ise, onun farklı bir yönü olan bilimsel kişiliğine değinilmektedir. Burada verilen bilgilerden Danişmend Gazi'nin bilime önem veren, bilim adamlarını koruyan ve onlara bilimsel çalışmalar yapmaları için uygun ortamlar hazırlayan bir kişiliğe sahip olduğu anlaşılmaktadır.50 "Danişmend" kelimesinin zamanla kendisine ad olarak verilmesi de onun bilge bir kişiliğe sahip olduğunu göstermektedir.

Şimdi, kısa da olsa onun tarihteki rolünü ifade etmek gerekir: Malazgirt Zaferi'nden sonra Anadolu'da kurulan ilk Türk Devleti'nin kurucusu olan Danişmend Gazi Anadolu'da ilk Türkleşme ve İslâmlaşma hareketini de başlatan kişidir. Bundan dolayı Danişmend İli denilen Orta Anadolu Bölgesi Anadolu'da ilk Türkleşme ve İslâmlaşma faaliyetlerinin gerçekleştirildiği bölgedir. Ayrıca Danişmend Gazi Anadolu'da ilk bilimsel çalışmaları başlatan kişidir. Bu sebeple Anadolu'nun ilk medreseleri Danişmend İli'nde kurulduğu gibi, Anadolu'da ilk eser ve ilk Türkçe eser yine bu bölgede telif edilmiştir.

Dönemin Hıristiyan kaynakları bile Danişmend Gazi'den övgüyle söz etmektedirler. Urfalı Mateos onunla ilgili olarak: "...O iyi bir adam, memleketi imar edici ve Hıristiyanlara karşı çok merhametli bir zattı. Onun tâbiiyetinde bulunan Hıristiyanlar, onun ölümü için büyük matem tuttular..."51 demektedir.

Danişmend Gazi'nin düşmanı olan mutaassıp bir Hıristiyan başrahibin bu ifadeleri son derece önemlidir ve onun gerçek kişiliğini göstermektedir.

III. Devletin Yükselişi

A. Emir (Melik) Gazi Dönemi (498-528/1105-1134)

Danişmend Gazi'nin 1105 yılında vefat etmesinden sonra yerine en büyük oğlu olan Emir Gazi geçti52 ve yaklaşık olarak otuz yıl hükümdarlık yaptı (1134). Danişmend Gazi'nin vefatından sonra hanedan üyeleri arasında taht kavgaları olmuş ve devlet bir sarsıntı geçirmiştir. Bunu fırsat bilen I. Kılıçarslan Malatya'yı almıştır.

Kudreti kırılan53 Emir Gazi, başlangıçta Anadolu Selçuklularını metbu olarak tanıdı.54 Ancak, I. Kılıçarslan'ın vefatı üzerine (1107), oğulları arasındaki saltanat mücadeleleri sonucu otorite boşluğu meydana geldi. Bundan yararlanan Emir Gazi, hakimiyet sahasını genişleterek devleti eski gücüne kavuşturmaya çalıştı. Bunun için de I. Kılıçarslan'ın oğulları arasıdaki taht mücadelelerinde Şahinşah'a karşı damadı Mesud'u destekleyerek, onun Anadolu Selçuklu tahtına oturmasını sağladı (1116).55

Sultan Mesud'u nüfuzu altına alan ve ona karşı atabey gibi davranan56 Emir Gazi, onu kendi "destek ve himayesi sayesinde" iktidarını sürdürmek57 zorunda bıraktı.58 Hatta onunla birlikte Haçlılar, Bizanslılar ve Ermeniler gibi dış düşmanlarına karşı ortak bir siyaset takip etti.59 Bu dönemde Danişmendli-Anadolu Selçuklu ilişkileri bu şekilde devam etti.

1. Mengücek, Artuklu ve Trabzon Rumları ile İlişkiler

Bu sıralarda Mengüceklere ait olan Dersim bölgesini işgal eden Artuklu Belek, Haçlılarla mücadeleye gidince Mengücekoğlu İshak buraları istilâ etmişti (1118). Bunun üzerine geri dönen Belek, Tuğrul Arslan ile beraber Kemah'a kadar Mengüceklü ülkesini işgal etti (1119).60 Bu gelişme üzerine İshak, Trabzon Rum Dükü Konstantin Gabras'a sığınarak onunla ittifak yaptı. Tuğrul Arslan ve Atabeyi Belek de onlara karşı Emir Gazi ile ittifak yaptılar. İki taraf arasında Gümüşhane'nin Şiran bölgesinde yapılan savaşta Gabras ve İshak yenilgiye uğradılar ve esir edildiler (1120). Bu zafer, Danişmendlilerin gücünü daha da sağlamlaştırdı. Emir Gazi, damadı İshak'ı fidyesiz olarak serbest bıraktı. Bundan sonra İshak uzun süre Danişmendlilerin nüfuzu altında kaldı. 30 bin dinar fidye karşılığında serbest bırakılan Gabras da, Bizans saldırıları karşısında Danişmendlilere sığınarak onların hizmetine girmiştir.61

2. Anadolu Selçukluları İle İlişkiler

Emir Gazi daha önce babası Danişmend Gazi tarafından ele geçirilen Malatya'yı yeniden almak istiyordu. Ancak Artuklu Belek'ten çekindiği için buna cesaret edemiyordu. Emir Gazi, Belek'in ölümü ve Anadolu Selçuklularının Malatya Meliki Tuğrul Arslan ile Artuklu Harput Emiri Süleyman arasında anlaşmazlık çıkması üzerine Malatya'yı kuşattı (13 Haziran 1124). Şehirde açlık baş göstermesi üzerine çaresiz kalan Tuğrul Arslan, Malatya'yı Emir Gazi'ye teslim etti (10 Aralık 1124). Malatya'yı ele geçiren Emir Gazi, babası Danişmend Gazi gibi, daha önce kentten ayrılan halkı eski yerlerine davet etti. Çevre köylerdeki çiftçilere tohumluk, çift hayvanı ve koyun dağıtmak suretiyle bölgeyi yeniden mamur hale getirmeye çalıştı.62

Bu sırada Bizans ve Ermenilerden yardım alan Ankara, Kastamonu ve Çankırı dolaylarının hakimi, Sultan Mesud'un kardeşi Melik Arab isyan etmişti. Emir Gazi, Sultan Mesud'un, kardeşi Melik Arab ile yaptığı mücadelede damadı Sultan Mesud'u destekledi ve Kayseri ile Ankara'yı ele geçirdi. Bunun üzerine Melik Arab, Bizans'a sığınmak zorunda kaldı (1127).

Sonuç itibariyle Sultan Mesud, kayınpederi Emir Gazi'nin desteği ile kardeşleri Şahinşah, Tuğrul Arslan ve Arab'a galip gelerek tahtını korumuştur. Emir Gazi, bu mücadele sonucunda damadı Sultan Mesud'a bıraktığı Konya ve çevresi dışında, Fırat'tan Sakarya'ya kadar olan bütün Selçuklu topraklarını (Malatya, Elbistan, Kayseri, Ankara, Çankırı ve Kastamonu bölgeleri) Danişmendli sınırlarına dahil ederek, Anadolu hakimiyetini ele geçirmiş ve babasından kalan toprakları 2-3 misli genişletmiş oluyordu.63

3. Ermeniler ile İlişkiler

Bu sırada, Kilikya Ermeni Prensi Toros'un ölümünden yararlanan Haçlıların, II. Bohemond komutasında Kilikya'ya yürümesi üzerine (1129) Emir Gazi de harekete geçti.64 İki taraf arasında Anazarva (Anazarba)65 ovasında yapılan savaşı Emir Gazi kazanmış ve pek çok ganimet elde edilmiştir (Şubat 1130). Emir Gazi, bu savaşta öldürülen II. Bohemond'un başını birçok hediyeyle66 birlikte Abbasî Halifesi el-Müsterşid'e gönderdi.67

Kilikya Hakimi Ermeni Toros'un ölümü üzerine, I. Leon onun oğlunu zehirleterek yönetimi ele geçirdi.68 Daha sonra, Emir Gazi'nin kız kardeşine ait olan Symnada (Zamantı)'ya69 saldırdı (1131). Bunun üzerine Emir Gazi, Kilikya'ya girerek birçok kaleyi ele geçirdi ve Leon yıllık vergiye bağlandı.70

4. Bizans ile İlişkiler

Emir Gazi Dönemi Danişmendli-Bizans ilişkileri genelde karşılıklı mücadeleler şeklinde devam etmiştir. Bizanslılar daha önce Emir Gazi'nin müttefiki olan Sultan Mesud'a karşı, Melik Arab ve Tuğrul Arslan'ı desteklemişti. Bu mücadele 1126-1134 yıları arasında daha ziyade Karadeniz bölgesi ve özellikle Kastamonu ve dolaylarında geçmiştir. Bu bölgeler sürekli Danişmendliler ile Bizans arasında el değiştirmiştir. Bizans İmparatoru 1126,71 1130,72 133273 yıllarında üç defa74 Karadeniz seferine çıkmış ve Kastamonu ile çevresine hakim olmuştur. Emir Gazi ise, 1129,75 113276 113377 yıllarında düzenlediği karşı seferlerle Bizans'ın ele geçirdiği yerleri tekrar almıştır.78 Emir Gazi, ayrıca İmparatora karşı isyan eden kardeşi Isaakios Komnenos'u himaye ederek Bizans'ı zayıf düşürmeye çalışmıştır.79

Emir Gazi bir yandan da doğuda Haçlılarla mücadele etmektedir. Urfa Haçlı Kontu Joscelin de Courtenay, bu sıralarda Diyarbakır (Amid) dolaylarına akınlar yaparak buradaki köyleri yağmalamış (1129)80 ve Resülayn'ı alarak birçok kişiyi esir etmiş veya öldürmüştü (1130).81 Bunun üzerine Emir Gazi, doğu seferine çıkarak Maraş üzerinden82 Urfa Haçlı Kontluğu topraklarına girdi. Bu sefer sırasında, yaralı olduğu için83 sedye üzerinde84 ordusuyla yola çıkan Kont Joscelin, Dülük'te öldü (1131 yılı sonları).85 Bunu haber alan Emir Gazi, onlara yazdığı mektubunda "Hükümdarınızın ölümü sayesinde sizi yendiğimi söyletmemek için, bugün sizinle muharebe etmeyeceğim"86 diyerek geri döndü.

6. Melik Unvanı Alması ve Ölümü

Emir Gazi'nin Bizanslılar, Haçlılar ve Ermenilere karşı yaptığı gazalar ve kazandığı zaferler sonucu Konya dışında Sakarya'dan Malatya'ya kadar Anadolu hakimiyetini ele geçirmesi87 huzur ve asayişi sağlayarak Anadolu'nun en nüfuzlu hükümdarı olması, Abbasi halifesi ile Büyük Selçuklu sultanının da kulağına gitmiştir. Bunun üzerine 1134 yılında Abbasi Halifesi el-Müsterşidbillah (1118­1135) ve Büyük Selçuklu Sultanı Sancar, Emir Gazi'ye menşur, bayrak, davul, altın asa, tac gibi hakimiyet alametlerini vermek ve "Melik" unvanını tevcih ederek onu Kuzey Anadolu hükümdarı ilân etmek için elçiler gönderdiler. Ancak, onun ölümü üzerine bu hakimiyet alâmetlerini yerine geçen oğlu Muhammed'e vererek onu "Melik" ilân ettiler (1134).88

Malatya'da vefat eden (1134)89 Emir Gazi'nin cenazesi, Kayseri'ye getirilerek burada Pınarbaşı İlçesi Pazarören Nahiyesi'nin Melik Gazi Köyü'nde sağlığında yaptırdığı90 türbeye defnedilmiştir. Melik Gazi Türbesi günümüze gelmiş olup91 bir yatır olarak ziyaret edilmektedir.

Emir Gazi cesur, kuvvetli, zeki ve faziletli bir hükümdar idi. Yaklaşık 30 yıllık hükümdarlığı döneminde, ülkesinin her tarafında huzur ve asayişi sağlamış ve Anadolu Selçuklularının topraklarının bir kısmını da kendi hakimiyeti altına alarak Anadolu'nun en otoriter ve nüfuzlu hükümdarı olmuştur.92

B. Melik Muhammed Dönemi (528/1134-537/1143)

Emir Gazi'nin vefat etmesinden sonra yerine büyük oğlu Muhammed tahta oturdu. Halife el-Müsterşid Billah ile Sultan Sancar'ın Emir Gazi için gönderdikleri hakimiyet alâmetleri oğlu Muhammed'e verilerek Malatya'da Melik ilân edildi.

Emir Gazi'nin Yağıbasan, Aynüddevle ve Yağan adlı üç oğlu daha bulunuyordu. Muhammed'in hükümdar olması üzerine kardeşlerinden Aynüddevle ve Yağan isyan ettiler. Bunun üzerine Melik Muhammed isyan eden kardeşlerinden Yağan'ı öldürdü (1135). Aynüddevle ise Malatya'ya kaçtı.93 Daha sonra Melik Muhammed, Aynüddevle üzerine yürüyerek Elbistan ve Ceyhan'ı ele geçirdi. Aynüddevle de, Urfa Haçlı Kontu Joscelin'e sığınmak zorunda kaldı.94

Bizans İmparatoru II. Ioannes, Melik Muhammed'in saltanatının ilk yıllarındaki taht kavgalarından yararlanarak Kastamonu ve Çankırı'yı işgal etti. Ancak Sultan Mesud ile ittifak yapan Melik Muhammed buraları tekrar elde etti.

II. Ioannes Kilikya seferine çıkınca (1137-1138) bundan yararlanan Melik Muhammed ve Sultan Mesud, Bizans topraklarında önemli fetihler yaptılar ve Karadeniz sahillerine ile Sakarya Irmağı'na kadar ilerlediler.95 Hatta Melik Muhammed, 1139 yılı başında Menderes Nehri kaynağına kadar ulaştı.96

Bizans İmparatoru hem Sakarya boylarına kadar ilerleyen Melik Muhammed ile Sultan Mesud'un saldırılarına son vermek97 ve hem de kendisini tanımayan Trabzon'daki Gabras'ı cezalandırarak burasını ele geçirmek için98 harekete geçti (1139).99 İmparator, Niksar'a gelerek burasını kuşattı. Ancak, 6 ay100 süren bu kuşatma sonucunda ağır kayıplar vermesi ve kardeşi Isaakios'un oğlu Ioannes'in Türklere sığınması üzerine başarısız bir şekilde İstanbul'a döndü (1140).101

2. Haçlılar ve Ermeniler ile İlişkiler

Melik Muhammed, Haçlılar ile Ermeniler arasındaki savaştan yararlanarak 1136 yılı yazında102 harekete geçti.103 Kilikya'yı geçtikten104 sonra Maraş ve Keysun Senyörü Baudouin'in topraklarına girdi ve Keysun'a (Göksun) kadar ilerledi. Zor durumda kalan Kont Baudouin, Bizans İmparatoru II. Ioannes'ten yardım istedi.105 Bunun üzerine Melik Muhammed, Keysun'u bırakarak geri çekildi.106

Ayrıca, Karadeniz'deki fetihlerinden sonra güneye inen Melik Muhammed, Zibatra ve Elbistan bölgelerinde saldırıya geçen Haçlıları geri püskürttü (1140).107

II. Ioannes'in Kilikya Seferinden sonra, Kilikya Ermenileri üzerine yürüyen Melik Muhammed, Bizanslıların Ermenilerden aldıkları Keban, Feke ve Kızıldağ'ı ele geçirdi. 1139 yılında bir kez daha Kilikya'ya giren Melik Muhammed, Bahgai (Vahka108=Feke109) ve Gapnipert (Geben/Gabon110=Keban111) kalelerini fethetti.112

3. Ölümü ve Kişiliği

Danişmendli Hükümdarı Melik Muhammed, Kayseri'de vefat etmiştir (6 Aralık 1143).113 Kayseri'de kendisinin yaptırdığı Ulu Cami'nin (Cami'-i Kebir) güneyinde, şu anda mevcut olmayan Melik Muhammed Medresesi'nin avlusundaki türbesine defnedilmiştir.114

Süryanî Mihail,115 Melik Muhammed'in çok tedbirli, uyanık, adil dindar ve hayırsever bir hükümdar olduğunu belirtmektedir. Onun döneminde Danişmendliler yükselişini sürdürmüş ve devletin sınırları genişletilerek Anadolu hakimiyeti devam ettirilmiştir. Onun siyasî-askerî faaliyetleri yanında kültürel faaliyetleri de göze çarpmaktadır. Melik Muhammed, Kayseri şehrini imar etmiş116 hatta şehri yeniden kurarak merkez edinmiştir. Ayrıca, burada birtakım imar faaliyetlerine başlamış ve Ulu Cami, Melik Muhammed Medresesi ve türbesinden oluşan külliyeyi yaptırmıştır. Bunun dışında, diğer ülkelerden birçok ilim adamını davet etmek suretiyle Anadolu'da ilmî ve kültürel ortamın oluşmasını sağlamak istemiş ve İslâmiyet'in yayılması için gayret sarf etmiştir. 117

IV. Devletin Bölünmesi ve Yıkılışı

Melik Muhammed'in Zünnûn, Yunus ve İbrahim olmak üzere üç tane oğlu vardı. Melik Muhammed, bunlardan Zünnûn'u yerine veliaht tayin etmişti.118 Ancak bu durumu kardeşleri Sivas Valisi Nizameddin Yağıbasan ve Aynüddevle kabul etmediler. Böylece, Melik Muhammed'in ölümünden sonra ülkede taht mücadeleleri başladı. Bu durum ise Danişmendlilerin bir fetret devri yaşamasına ve devletin bölünmesine yol açtı.

Sivas Meliki Yağıbasan, kardeşi Melik Muhammed'in karısı ile evlenerek kendini Sivas'ta hükümdar ilân etti.119 Bunun üzerine onlara karşı tutunamayan resmî Veliaht Zünnûn, Zamantı'ya (Simnada) kaçmak zorunda kaldı. Ancak ilk fırsatta da geri döndü ve Kayseri'yi ele geçirerek buraya tekrar hakim oldu.120

Melik Muhammed ile mücadele edemeyerek Haçlılara sığınmış olan diğer kardeşi Aynüddevle, onun ölümü üzerine Elbistan ve Malatya'ya hakim oldu.121

Zünnûn'un Kayseri'de, kardeşlerinden Yağıbasan'ın Sivas'ta ve Aynüddevle'nin de Malatya'da müstakil olarak hüküm sürmeye başlamasıyla birlikte Danişmendli ülkesi üç parçaya bölünmüş oluyordu.

A. Kayseri Kolu (537-565/1143-1169) Zünnûn'un 1. Hükümdarlık Dönemi (537-565) ve Kayseri Kolunun Yıkılışı

Melik Muhammed'in veliaht atadığı oğlu Zünnûn'un 2 hükümdarlık dönemi vardır. Bunlardan birincisi 537/1143, ikincisi ise 567-570/1172 yıllarındadır. Onun birinci hükümdarlığı Kayseri'ye hakim olmasıyla başlamıştır (537/1143). Aynı zamanda Sultan Mesud'un damadı olan Zünnûn, amcaları Yağıbasan ve Aynüddevle'ye karşı Anadolu Selçuklularının hakimiyetini kabul etmiş122 ve onların müttefiki olarak Kayseri'de hayatını sürdürmüştür.

Sultan Mesud'un ölümü üzerine (1155) Yağıbasan, yeğeni Zünnûn'un yaşadığı Kayseri'ye saldırarak burasını tahrip etmiştir. Bu gelişme, Anadolu Selçuklularının yeni Sultanı II. Kılıçarslan'ın Yağıbasan'a karşı harekete geçmesine neden olmuştur. Bunun nedeni Zünnûn'un, II. Kılıçarslan'ın da metbusu ve müttefiki olması idi.

Zünnûn'un Bizans İmparatorluğu ile de ilişkilerinin olduğu görülmektedir. Anadolu'ya hakim olmak düşüncesinden bir türlü vazgeçmeyen İmparatoru Manuel, ilerleyişini sürdüren Anadolu Selçuklularına karşı bir ittifak oluşturur (1158). Bunların arasında Haçlılar ile diğer Danişmendli melikleri (Yağıbasan, Zülkarneyn) ve Zünnûn'un da bulunuyordu. 123

Bu ittifakın kurulması ile iyice cesaretlenen Sivas Meliki Yağıbasan, nikâhı kıyılan ve Kılıçarslan ile evlendirilmek üzere Konya'ya getirilen Saltuklu Hükümdarı İzzüddin Saltuk'un kızının düğün alayını basarak gelini zorla kaçırmış ve yeğeni Zünnûn ile evlendirmiştir.124

Yağıbasan, kendisini ailenin tecrübeli ve güçlü kişisi ve Danişmendlilerin tek hükümdarı olarak görmekteydi. Yeğeni Zünnûn, bunu baltalamak için Kayseri'de kendisine karşı isyan etti. Kendi geleceği için Zünnûn'u önemli bir engel olarak gören Yağıbasan, hemen onun üzerine yürüyerek itaat altına aldı (1162).125

Daha sonraki dönemde, Danişmendlilere karşı top-yekun bir saldırıya geçen II. Kılıçarslan (1169) Kayseri ve Zamantı'yı (Symnada) ele geçirmek suretiyle Danişmendlilerin Kayseri kolunu ortadan kaldırdı.126 Bunun üzerine Kayseri Meliki Zünnûn, Nuruddin Mahmud'a sığınmak zorunda kaldı.127


B. Sivas Kolu (537-570/1143-1175)

1. Yağıbasan Dönemi (537-560/1143-1164)

a. Anadolu Selçukluları ile ilişkiler

Melik Muhammed'in ölümü üzerine Sultan Mesud, Danişmendlilere kaptırdığı Anadolu hakimiyetini tekrar ele geçirmek istedi. Bunun için de Aynüddevle ile ittifak yapan Yağıbasan'ın üzerine yürüdü. Onun karşısında tutunamayan Yağıbasan ise Sivas'tan çekildi. Mesud burasını ele geçirerek tahrip etti (1143).128

Mesud'un Danişmendlilere karşı düşmanca tutumu, Yağıbasan ve Aynüddevle'nin önce kendi aralarında daha sonra da Bizans ile ittifak yapmalarına neden oldu.129 Anadolu hakimiyetini düşleyen İmparator Manuel, bu ittifaktan sonra Selçuklular üzerine seferler yapmaya başladı (1145-46).130 Ancak, II. Haçlı Seferi'nin başlaması üzerine İmparator Manuel, Sultan Mesud ile barış anlaşması yapmak zorunda kaldı.

Yağıbasan, Aynüddevle'nin ölümü üzerine (1152) yerine geçen oğlu Zülkarneyn'e, Sultan Mesud'a karşı ittifak teklifinde bulundu. Ancak bunu haber alan Sultan Mesud, Yağıbasan'ın üzerine yürüdü. Yağıbasan ise karşı koyamayacağını anlayınca Zülkarneyn ile yaptığı anlaşmayı bozarak ona itaat etti. Sultan Mesud bu defa Malatya üzerine yürüdü. Zülkarneyn de Sultan Mesud'un karşısında tutunamayarak ona itaatini arz etti. Zünnûn ise daha ilk başta kayınpederi Sultan Mesud'a itaat etmişti. Sultan Mesud'un Anadolu hakimiyeti için Danişmendliler ile giriştiği bu mücadele sonucu, önceleri Kayseri kolu, sonra da Sivas ve Malatya kollarıyla birlikte Danişmendlilerin tamamı Anadolu Selçuklu Devleti'ne tabi hale gelmişlerdi.131

Yağıbasan'ı itaat altına alan Sultan Mesud, kızını onunla evlendirerek aralarında yeni bir akrabalık ilişkisi daha kurdu. Hatta damadıyla ittifak yaparak Türk topraklarına saldıran Kilikya Ermenileri üzerine sefere çıktı (1153).132

Sultan Mesud'un ölümü üzerine (1555) yerine, oğlu Kılıçarslan geçti. Kılıçarslan'ın hükümdarlığını kabul etmeyen kardeşleri Şahinşah ve Devlet onunla mücadeleye başladılar. Bundan yararlanan Yağıbasan Kayseri'ye saldırarak burasını tahrip etti. II. Kılıçarslan da eniştesi Yağıbasan üzerine yürüdü. Ancak, araya din adamlarının girmesiyle savaş önlendi.133

İki ay sonra tekrar harekete geçen Yağıbasan, Elbistan'ı ele geçirerek buradaki Hıristiyan halktan 70 bin kişiyi yanında götürdü. Ancak, II. Kılıçarslan'ın, üzerine yürüdüğünü öğrenince yanında getirdiği halkı Sivas'a bırakarak geri döndü. İki taraf Aksaray'da karşı karşıya geldilerse de din adamlarının tekrar araya girmesiyle ikinci defa barış yapıldı (1555).134

B. Bizans ile İlişkiler

Bu dönemde Yağıbasan, Bizans'ın içinde bulunduğu kötü durumdan yararlanarak Orta Karadeniz Bölgesi'ne sefere çıktı ve Bafra ile Ünye'yi ele geçirdi (1151).135

İmparator Manuel, Anadolu Selçukluları ile baş edemeyeceğini anlayınca içinde Suriye'deki Haçlılar, Danişmendli Meliklerinden Yağıbasan, Zünnun ve Zülkarneyn, II. Kılıçarslan'ın kardeşi Şahinşah ve Musul Atabeyi Nuruddin Mahmud'un da bulunduğu bir ittifak kurdu (1159).

Bunun üzerine II. Kılıçarslan, İstanbul'a elçi göndererek İmparatorla anlaşmak istedi. Ancak, bu olmayınca bu ittifakı bölmek için harekete geçti. Bunun için Elbistan ve dolaylarını Yağıbasan'a vererek onu bu ittifaktan koparmaya çalıştıysa da başarılı olamadı (1160).136

Bizans İmparatoru ile ittifak yapan Yağıbasan ise II. Kılıçarslan'a karşı harekete geçti. İbnü'l-Esîr'in bildirdiğine göre,137 bu dönemde Yağıbasan ile II. Kılıçarslan arasında ilginç bir mücadele geçmiştir: Yağıbasan, Kılıçarslan ile evlendirilmek üzere Konya'ya getirilen Saltuklu Hükümdarı İzzüddin Saltuk'un kızının düğün alayının önünü keserek zorla gelini kaçırdı. Daha sonra ele geçirilen bu gelin Zünnûn ile evlendirildi. Bunu hazmedemeyen II. Kılıçarslan ise, hemen ordusuyla harekete geçtiyse de Bizans'tan takviye alan Yağıbasan karşısında yenilgiye uğramaktan kurtulamadı (1161).138

II. Kılıçarslan kendisine karşı kurulan bu ittifak ile baş edemeyeceğini anlayınca bunu bozmak için İstanbul'a gitti ve İmparator ile bir barış antlaşması yaparak geri döndü (1162).139

Yağıbasan'ın amacı Danişmendli hanedanının yegane hükümdarı olmak idi. Buna engel olmak için Kayseri'de kendisine karşı isyan ettiğini düşündüğü yeğeni Zünnûn üzerine yürüyerek onu itaati altına aldı (1162). Yağıbasan, daha sonra da II. Kılıçarslan'ın taraftarı olan Kemah Hakimi Mengüceklü Davud'un ülkesine saldırdı. Onu yenilgiye uğrattıktan sonra esir aldı ve daha sonra da öldürttü.140

Artuklular ile İlişkiler

Bu arada, Hısnı Keyfa Artuklu Hükümdarı Fahrüddin Kara Arslan ile Sümeysat Hakimi Artuklu Sevinç Amid'i (Diyarbekir) kuşatmışlardı. Buranın hakimi olan İnallı Cemalüddin Şemsülmülûk Mahmud da Yağıbasan'dan yardım isteyerek karşılığında ona tabi olacağını bildirdi.

Bunun üzerine harekete geçen Yağıbasan kısa sürede Kara Arslan'ın topraklarının büyük bir kısmını yağmaladı. Yağıbasan, bu icraatlarını onaylamak kaydıyla Kara Arslan'a barış teklif etti. Ancak onun bunu kabul etmemesi üzerine öfkelenen Yağıbasan Hizan, Karsen ve Tell Patrik'i yağmaladı ve Şumuşki kalesini ele geçirdi. Daha sonra aldığı esirler ve ganimetlerle birlikte Sivas'a geri döndü.141

Bu gelişmeler üzerine Kara Arslan Mardin Artuklu Hükümdarı Necmü'd-din Alpı, Bitlis ve Erzen Hakimi Dilmaçoğlu Fahrüddin Devletşah'ın katıldığı müttefik kuvvetler Sivas'a doğru ilerlemeye başladılar. Bunun üzerine Yağıbasan, Sivas'ı terk etti. Bu sırada Haçlılarla savaşan Musul Atabeyi Nuruddin Mahmud müttefiklerden yardım istedi. Sonuçta Yağıbasan ile Kara Arslan ve müttefikleri arasında barış yapıldı. Buna göre; Yağıbasan ele geçirdiği bütün kaleleri, esirleri ve ganimetleri Kara Arslan'a iade edecekti. Yağıbasan, kaldığı bu zor durumdan Nuruddin Mahmud sayesinde kurtulmuş oluyordu.142

Ölümü ve Kişiliği

Melik Yağıbasan, damadı Fahrüddin Kara Arslan ve müttefikleri ile yalnız başına mücadele etmenin mümkün olmadığını anladı. Bu nedenle beraber hareket etmek düşüncesiyle Çankırı'daki damadı Melik Şahin-şah'ın yanına gitti. Melik Şahinşah, II. Kılıçarslan'ın kardeşiydi ve Anadolu Selçuklu tahtında da gözü vardı. Yağıbasan, Şahinşah ile II. Kılıçarslan'a karşı bir anlaşma yaptıysa da ülkesine geri dönmek üzereyken Çankırı'da vefat etti (12 Ramazan 559/4 Ağustos 1164).143

İbnü'l-Ezrak, Yağıbasan'ın Sivas'ta medfun olduğunu öne sürmekteyse de Osmanlı devrinde yazılan eserlerde144 ve arşiv kayıtlarında145 onun Niksar'daki türbesinde146 medfun olduğu belirtilmektedir. Yağıbasan'ın türbesi Niksar kalesinin batı bölümünde ve medresesinin güneyindeki şehre hakim bir bölgede bulunuyordu.147

Yağıbasan, Danişmendlilerin bölünme döneminin en önemli ve en nüfuzlu hükümdarlarından birisidir.148 20 yılı aşkın bir süre Danişmendlilerin Sivas kolunun hükümdarlığını yapmıştır. Anadolu Selçuklularına karşı, saltanatını korumak için Bizans da dahil Anadolu içinde ve dışındaki diğer devletlerle ittifaklar kurmuştur.

Yağıbasan, döneminin problemlerine rağmen, birtakım kültürel ve imar faaliyetlerinde de bulunmuştur. Nitekim, döneminde Sivas ve Niksar'da medrese, cami, türbe, han ve imarethaneler inşa ettirilmiştir.149

2. Cemalüddin Gazi (İsmail) Dönemi

Yağıbasan'ın Cemalüddin Gazi, Muzafferüddin Mahmud, Zahirüddin İli ve Bedrüddin Yusuf adlı dört oğlu vardı. Ancak bunlar küçük yaşta idiler. Yağıbasan'ın vefatından sonra yerine kimin geçtiği konusunda iki farklı görüş bulunmaktadır: Bunlardan birisine göre Yağıbasan'ın dul karısı, Zünnûn'un kardeşi ve İbrahim'in on altı yaşındaki oğlu İsmail'i yanına çağırarak onunla evlenmiş ve Sivas'ın yönetimini ona teslim etmiştir.150

İkinci görüş ise, Yağıbasan'ın yerine hakkında fazla bilgi bulunmayan151 oğlu Cemalüddin Gazi'nin hükümdar olduğu şeklindedir. Bu durum şöyle açıklanmaktadır:152 Süryanî Mihail, Yağıbasan'dan sonra hükümdar olan kişinin asıl adının İsmail, mahlasının Cemal olduğunu bilmediğinden bu kişiyi İbrahim'in oğlu İsmail sanmıştır. Ancak, burada İsmail olarak zikredilen kişi Cemalüddin Gazi'den başkası değildir ve Yağıbasan'dan sonra hükümdar olmuştur.

Yağıbasan'ın vefatı üzerine Danişmendli melikler arasında bir mücadele başladı ve bunlardan bazılarının desteklemesiyle Cemalüddin Gazi Çankırı'da153 hükümdar ilan edildi. Bu mücadeleler sonucunda önce II. Kılıçarslan'ın yardımıyla Kayseri'de Melik Zünnûn, daha sonra da Ankara'da II. Kılıçarslan'ın kardeşi Şahinşah ve Sivas'ta Melik Muhammed'in oğlu İbrahim saltanatlarını ilân ettiler.154

Cemalüddin Gazi bu saltanat mücadeleleri sırasında Tokat, Amasya ve Niksar dolaylarında ancak iki yıl kadar varlığını devam ettirebildi. Cemalüddin Gazi, amcazadesi Melik Muhammed'in oğlu İbrahim tarafından tahttan indirildi (562/1166). Cemalüddin Gazi'nin bundan sonraki hayatı hakkında başka bir bilgi yoktur. Vefat tarihi ve defnedildiği yer belli değildir. Ancak babası Yağıbasan'ın yanında medfun olduğu rivayet edilmektedir. Tokat'ta muhtemelen onun adına izafeten Cemal Bağları adlı bir yer bulunmaktadır.155

3. Şemsüddin İbrahim b. Muhammed Dönemi (562-564/1166-1168)

Yukarıda belirtildiği gibi Yağıbasan'ın vefatı üzerine Danişmendli melikleri harekete geçmiş ve her biri bir yerde müstakil varlıklarını sürdürmeye başlamışlardı. Bunlar arasında yer alan Melik Muhammed'in oğlu ve Yağıbasan'ın yeğeni Şemsüddin İbrahim de Sivas'ta varlığını devam ettiriyordu. İbrahim, Cemalüddin Gazi'yi tahtından indirerek Danişmendlilerin Sivas kolunun hükümdarı oldu ve bazı yerleri hakimiyeti altına aldı.156 İki sene157 hükümdarlık yapan İbrahim'in vefat etmesi üzerine, yerine oğlu Şemsüddin İsmail geçmiştir (564/1168).

4. Şemsüddin İsmail b. İbrahim Dönemi (564-568/1166-1173)

A. Anadolu Selçukluları ve Musul Atabeyliği ile İlişkiler

Şemsüddin İsmail, babası Şemsüddin İbrahim'in vefatı üzerine Sivas'ta onun yerine tahta oturmuştur. Yağıbasan'ın vefatı üzerine Danişmendli topraklarına karşı akınlar yapan II. Kılıçarslan, Elbistan ve dolaylarını (1165), Nuruddin Mahmud'un işgal ettiği Maraş, Keysun ve Behisni'yi ele geçirdi.158 Kayseri ve Zamantı'yı zapt ederek Zünnûn'u buradan çıkardı (1169). Daha sonra Kardeşi Şahinşah'ın elinden Ankara ve Çankırı'yı aldı ve Sivas'a yürüdü. Karşısına çıkamayan Melik İsmail, Malatya Meliki olan Feridun ile beraber Nuruddin Mahmud'a sığındı159

Nuruddin Mahmud, bir taraftan Haçlılara karşı gaza ederken, diğer taraftan da özellikle Anadolu Selçuklularını durdurmaya çalışıyordu. Böylece kendisine sığınan Danişmendli Kayseri Meliki Zünnûn, Sivas Meliki İsmail, Malatya Meliki Feridun, Artuklu Melikleri, II. Kılıçarslan'ın kardeşi Şahinşah ve Anadolu'daki diğer Türk hükümdarları ile beraber II. Kılıçarslan'a karşı ortak bir cephe oluşturarak Sivas'ta toplandılar. Kayseri'de bulunan II. Kılıçarslan'dan Zünnûn'un ülkesine iadesini ve Şahinşah'ın hapiste bulunan oğullarının serbest bırakılmasını istediler.

II. Kılıçarslan'ın kendilerini oyaladığını anlayan müttefik kuvvetler Kayseri üzerine yürüdü. Ancak karşılarına çıkamayan II. Kılıçarslan'ın isteği üzerine aralarında barış yapıldı. Yalnız II. Kılıçarslan bu barış anlaşmasının şartları arasında yer alan ve kendisinden istenen bazı yerler ile Şahinşah'ın oğullarını geri vermedi. Üstelik bu çocuklardan birisini öldürerek160 cesedini babası Şahinşah'a gönderdi ve isteklerinin devam etmesi halinde diğer çocuklarını da öldüreceği tehdidinde bulundu. Bu sırada hem Nuruddin Mahmud'un hastalanması ve hem de kış mevsiminin başlaması üzerine taraflar arasında bir barış daha yapıldı ve müttefikler ülkelerine döndüler161

Nuruddin Mahmud iyileştikten sonra II. Kılıçarslan'ın üzerine yürüdü. 1173 yılında Maraş'ı aman vererek ele geçirdikten sonra Behisni'yi, ardından da Keysun, Eriniş ve Merziban'ı işgal etti. Daha sonra Sivas'a doğru harekete geçti. 162

B. Öldürülmesi

Bu sırada Sivas'ta büyük bir kıtlık olması ve bunun ardından da şiddetli bir kış163 yaşanmasından dolayı iyice bunalan şehir halkı Danişmendli Melik İsmail'den erzak istedi. Melik İsmail, depoları erzak dolu olduğu halde bunları şehir halkına dağıtmadı.164 Bunun üzerine şehir halkı, açlıktan kurtulmak için bir komplo düzenleyerek başta Melik İsmail olmak üzere karısı akraba ve yakınları ile adamlarından 500 kişiyi öldürüp, Melik İsmail'in bütün erzak depolarını yağmaladılar.165 Bundan sonra şehrin ileri gelenleri Nuruddin Mahmud'un yanında bulunan Melik Zünnûn'u yönetimi eline alması için Sivas'a davet ettiler. Bunun üzerine Zünnûn, zor şartlar altında Sivas'a geldi ve tahta oturdu. Kısa sürede asayişi sağlayarak166 şehre hakim oldu (1173).167

5. Zünnûn'un 2. Hükümdarlık Dönemi(568-570/1173-1175) ve Sivas Kolunun Yıkılışı

Melik İsmail'in öldürülmesi üzerine yerine geçen Zünnûn'un Danişmendli tarihindeki ikinci saltanat dönemi başlamıştır. İlk saltanatını Kayseri Meliki olarak ifa eden Zünnûn, şimdi Sivas Meliki olarak Danişmendli tahtına oturmuştur.

A. Anadolu Selçukluları ve Musul Atabeyliği İle İlişkiler

Zünnûn'un Sivas'a gelip buraya hakim olması üzerine, II. Kılıçarslan burasını ele geçirmek için hemen harekete geçmiştir. Ancak II. Kılıçarslan, Nuruddin Mahmud'un Selçuklu ülkesini işgal etmesi haberini alınca onun üzerine yürüdü. Ancak, iki orduda açlık tehlikesinin baş göstermesi168 ve Haçlı saldırılarının yeniden başlaması169 üzerine, din adamlarının da araya girmesiyle II. Kılıçarslan'ın barış teklifi Nuruddin Mahmud tarafından kabul edildi (1173). Yapılan barışa göre: Nuruddin Mahmud Anadolu Selçuklularından aldığı bütün toprakları iade edecek, buna karşılık II. Kılıçarslan da Zünnûn'un Sivas'ta hüküm sürmesini ve yanında Emir Fahrüddin Abdülmesih komutasında Nuruddin Mahmud namına bir ordunun kalmasını kabul edecekti.170 Bu antlaşma Nuruddin Mahmud'un, Zünnûn'u himaye etmeye devam ettiğini göstermektedir.171

Musul Atabeyi Nuruddin Mahmud bir süre sonra vefat etti (1174). Onun vefatıyla Sivas'ta Zünnûn'un yanında bulunan Atabeylik ordusu ülkesine geri döndü. Bunun üzerine II. Kılıçarslan, hemen harekete geçti. Sivas, Tokat, Niksar ve Amasya'yı ele geçirerek Danişmendlilerin Sivas kolunu ortadan kaldırdı (1175).172

II. Kılıçarslan'ın bu saldırısına karşı koyamayan Zünnûn, Sivas'tan kaçmak zorunda kaldı.173 Niketas'a göre174 Yağıbasan'ın dul hanımı, Zünnûn'u, şehrin yönetimini vermek için Amasya'ya davet etmiştir. Ancak bunu kabul etmeyen şehir halkı ayaklanarak bu kadını öldürmüş ve Zünnûn'u şehre sokmamışlardır. Bunun üzerine Zünnûn ile Şahinşah Bizans'a sığındılar ve kaybettikleri topraklara kavuşmak için Bizans İmparatorunu, II. Kılıçarslan'a karşı kışkırttılar. 175

İmparator Manuel de, Anadolu Selçuklularına karşı bir denge unsuru olan Danişmendlilerin, yeniden topraklarına sahip olmasını istiyordu.176 Bunun için Manuel, Zünnûn'u177 30 bin kişilik bir ordu ile Niksar178 ve Amasya179 üzerine gönderdi. Ancak, İmparatorun Niksar'ı Zünnûn'a vermek için giriştiği bu sefer sonuçsuz kalmış180 ve burasını II. Kılıçarslan ele geçirmiştir. 181

B. Ölümü

Birincisi Kayseri Melikliği ikincisi de Sivas Melikliği olmak üzere iki defa Danişmendli tahtına oturan Zünnûn'un akıbeti meçhuldür.182 Bir rivayete göre Zünnûn, II. Kılıçarslan'ın emriyle Bizans hapishanelerinde zehirlenerek öldürülmüştür (570/1175).183

Süryanî Mihail, 184 Niksar'da Türklerin Bizanslılara Zünnûn'un kendilerine ihanet ettiği haberini ulaştırarak komplo düzenlendiğini bildirmekte ve buna inanan Bizanslıların da Zünnûn'u yakalayarak sorgulanmak üzere İmparatora götürdüklerini ifade etmektedir. İmparator Manuel bu komployu anlayamamışsa, Zünnûn'u hapsetmiş veya öldürmüş olabilir.

Aksarâyî185 ise, II. Kılıçarslan'ın Niksar'ı ele geçirmesi üzerine onun Niksar'a gittiğini ve orada vefat ettiğini ifade etmektedir.

1. Aynüddevle Dönemi (537/1143-542/1152)

Yukarıda belirtildiği gibi, Aynüddevle Melik Muhammed ile taht mücadelesine girişmiş ve onun karşısında tutunamayarak Haçlılara sığınmıştı. Melik Muhammed'in ölümü üzerine de harekete geçerek Malatya'yı ele geçirmiş ve Danişmendlilerin Malatya kolunu kurmuştur.

Anadolu Selçukluları İle İlişkiler

Sultan Mesud, Danişmendliler arasındaki bu saltanat mücadelesinde veliaht olan Zünnûn'u destekliyordu. Bunun üzerine Aynüddevle Sivas'a giderek, kardeşi Yağıbasan ile Sultan Mesud ve Zünnûn'a karşı bir anlaşma yaptı. Yağıbasan'ın desteğiyle de Elbistan ve Ceyhan bölgelerini hakim oldu.

Bunun üzerine Sultan Mesud, Yağıbasan'a saldırıp onu Sivas'tan çıkardı. Aynüddevle'nin de kendisine tabi olmasını istedi. Aynüddevle'nin, karısı vasıtasıyla yaptığı af talebini kabul etmeyen Mesud, Malatya'yı kuşattı (17 Haziran 1143). Üç aylık kuşatmaya rağmen şehri alamayan Sultan Mesud geri çekildi (14 Eylül 1143).186

Yeniden Danişmendli topraklarına saldıran Sultan Mesud, Aynüddevle'nin hakimiyetindeki Ceyhan ve Elbistan'ı ele geçirdikten sonra buraları oğlu Kılıçarslan'a verip onu melik tayin etti (1144). Daha sonra Malatya'yı tekrar kuşattıysa da yeni İmparator Manuel Komnenos'un, topraklarına girmesi üzerine geri döndü (Ağustos 1444). 187

II. Haçlı Seferi esnasında Urfa Haçlı Kontu II. Joscelin'in Türkler tarafından esir alınmasından sonra Haçlılara ve Ermenilere karşı birlikte harekete geçen Aynüddevle ile Artuklu Kara Arslan, Adıyaman, Palu, Kâhta ve Gerger'i ele geçirdi ve pek çok esir aldılar (1151).188

Aynüddevle, bundan bir yıl sonra 12 Haziran 1152 Perşembe günü Malatya'da öldü.189

2. Zülkarneyn Dönemi (547-557/1152-1162)

Babasının ölümü üzerine Danişmendlilerin Malatya kolunun başına Zülkarneyn geçmiştir. Ancak yaşı küçük olmasından dolayı şehri onun adına annesi yönetiyordu.

Bu sırada Sivas Meliki ve Zülkarneyn'in amcası olan Yağıbasan, Anadolu Selçuklularına karşı mücadele edebilmek için Zülkarneyn ve annesine ittifak teklifinde bulundu. Küçük yaşta olup tahta yeni oturan Zülkarneyn ve onun adına yönetimi elinde bulunduran annesinin başka bir alternatifleri de yoktu. Bu yüzden Yağıbasan'ın bu teklifini kabul ettiler ve aralarında bir ittifak yaptılar.190

Anadolu Selçukluları ile İlişkiler

Ancak bu ittifakı haber alan Sultan Mesud, hemen Yağıbasan üzerine yürüyerek onu itaat altına aldı. Sonra, daha önceleri iki defa denemesine rağmen alamadığı Malatya'yı kuşatarak şiddetli saldırılarda bulunmaya başladı (24 Temmuz 1152). Surların önemli bir kısmı tahrip edilmesi üzerine, şehrin dayanamayacağını anlayan Zülkarneyn'in annesi, Sultan Mesud'un katına çıkarak affedilmelerini istedi. Ancak annesinin bu talebi kabul edilmeyince, Zülkarneyn bizzat kendisi gelerek Mesud'dan af dilemek zorunda kaldı. Mesud, onu affettiği gibi kendisine tabi olması şartıyla şehri ona iade etti. Böylece Danişmendlilerin Sivas kolunu tabiiyetine alan Sultan Mesud, Malatya kolunu da kendine tabi hale getirmiş oldu. 191

Sultan Mesud'un buradan ayrılmasından sonra, Zülkarneyn, annesini ve adamlarını şehirden kovarak yönetime el koydu. Malatya'da kendi otoritesini kurarak asayişi sağladı. Vergileri indirerek annesinin baskıcı yönetimiyle bunalmış olan halkın rahat bir nefes almasını sağladı.192

Sultan Mesud'un ölümünden sonra Zülkarneyn, amcası Yağıbasan'ı metbu tanımaya başlamıştı.193 Bundan sonra Zülkarneyn; özellikle Anadolu Selçuklularına karşı kendi varlığını korumak için bazı siyasî tedbirler almaya çalışmıştır. II. Kılıçarslan'a karşı, Bizans İmparatoru Manuel'in başını çektiği ve Suriye'deki Haçlılar ile Atabey Nuruddin Mahmud'un katılımı ile gerçekleştirilen ittifaka katıldı.

Hakkında daha fazla bilgi olmayan Malatya Meliki Zülkarneyn 1162 yılı194 Ekim ayında195 öldü.

3. Nasirüddin Muhammed'in

1. Hükümdarlık Dönemi (557-565/1162-1170)

Zülkarneyn'in Nasirüddin Muhammed, Kasım ve Feridun olmak üzere üç oğlu bulunuyordu. Süryanî Mihail,196 Zülkarneyn'in ölümü üzerine yerine on yaşındaki oğlu Muhammed'in197 geçtiğini198 belirtmektedir. Nasirüddin Muhammed'in 1162-1170 ve 1175-1178 yılları arasında iki hükümdarlık dönemi vardır.

Süryanî Mihail'e göre199 Zülkarneyn'in yerine küçük yaştaki oğlu Nasirüddin Muhammed'in geçtiğini öğrenen Sivas Meliki Yağıbasan, Malatya üzerine yürümüştür. Ancak Yağıbasan, burasını kuşatmışsa da ele geçiremeyip geri dönmüştür. Daha sonra, küçük yaştaki yeğeni Nasirüddin Muhammed ile barış yaparak Malatya hakimiyetini ona bırakmıştır.

Malatya Meliki Nasirüddin Muhammed belki de küçük yaşta olmasından dolayı memleketi iyi yönetemediği gibi200 kendisini sefahate vermişti. Yakınlık kurduğu kötü ahlâklı bir büyücü kadının etkisiyle şehir halkına ve Türk askerlerine karşı baskı yapıyordu. İleri gelenler, halkın buna dayanamayacağını söylemesine rağmen, o buna hiç aldırmadı. Hatta bütün hazinesini alarak bu büyücü kadın ve yakın adamlarıyla beraber, sözde kendisinden şikâyetçi olan halkı cezalandırmak için, şehir dışına çıktı.

Ancak halkı kendinden mahrum bırakmak şeklindeki bu ceza, onlar için adeta mükâfat gibi gelmiş ve şehir halkı onun yerine kardeşi Kasım'ı tahta oturtmuşlardır.201

4. Kasım Dönemi (565-567/1170-1171)

Nasirüddin Muhammed'in Malatya'yı terk etmesinden sonra şehrin ileri gelenleri tarafından kardeşi Kasım (Ebu'l-Kasım)202 başa geçirildi. Onun şehirde hakimiyet kurmasıyla karışıklıklar son bulmuş, sükûnet ve asayiş sağlanmıştı.203

Malatya Meliki Kasım'ın, Artuklu Kara Arslan'ın kızı ile evlendirilmesi için bir düğün tertip edildi (15 Şubat 1171 Pazar). Düğün esnasında çeşitli eğlenceler düzenlenmişti. Bunlardan birisi de at üzerinde yapılan çeşitli gösteriler idi. Melik Kasım, bu gösterilerden birisini yaparken kaza ile atından düşerek ölmüştür.204

5. Feridun Dönemi (567-570/1171-1175)

Melik Kasım'ın vefat etmesi üzerine yerine kardeşi Feridun tahta oturtuldu. Kasım'ın dul karısı istemediği halde zorla Feridun ile evlendirildi.

Biraz önce belirtildiği gibi, Malatya Meliki iken iktidardan düşürülen205 Nasirüddin Muhammed, II. Kılıçarslan'a sığınmıştı. Nasirüddin Muhammed, Malatya tahtını tekrar elde edebilmek için II. Kılıçarslan'ı Malatya üzerine sefere çıkmaya teşvik ediyordu. II. Kılıçarslan ise Malatya'da birtakım ayrılıkların olduğunu haber alınca buraya sefere çıkmak için hazırlık yapmaya başladı (1172). Bunu öğrenen Feridun, Musul Atabeyi Nuruddin Mahmud'a sığındı.206

Malatya'da bulunanlar ise, aralarında anlaşarak II. Kılıçarslan'a karşı koymak için Hısnıziad'a bulunan ve akıllı bir devlet adamı olan Sadüddin'i çağırdılar. Malatya'ya gelen Sadüddin, bütün askerleri birleştirerek tek bir ordu oluşturdu. II. Kılıçarslan ise, Malatya'ya gelerek şehri kuşattı. Ancak, Nuruddin Mahmud'un kendisine karşı kurduğu ittifaktan çekindiğinden dolayı kuşatmayı kaldırdı ve bazı yerleri yağmalayıp tahrip ettikten sonra bölge halkından 12 bin kişiyi esir alarak geri döndü.207

Nuruddin Mahmud, II. Kılıçarslan'a karşı içlerinde Feridun ve diğer Danişmendli meliklerinin de bulunduğu bir ittifak cephesi oluşturmuştu. Müttefik kuvvetleri Kayseri'deki II. Kılıçarslan'ın üzerine yürüdüler. Ancak onun barış teklifi aralarında barış anlaşması yapıldı ve müttefikler ülkelerine geri döndüler (1172).208

Aşağıda belirtileceği üzere dört yıl tahtta kalan Feridun, kardeşi Nasirüddin Muhammed tarafından öldürüldü (15 Şubat 1175).

6. Nasirüddin Muhammed'in 2. Hükümdarlık Dönemi (570-573/1175-1178) ve Malatya Kolunun Yıkılışı Nasirüddin Muhammed'in Malatya'yı terk etmesi üzerine, yerine kardeşi Kasım, melik ilân edilmişti. Bunun üzerine Malatya'ya gelemeyen Nasirüddin Muhammed, sefahat içinde beş yıl dolaşıp durdu: Bir ara Sultan II. Kılıçarslan'ın yanına gelip himayesine girdi. Ancak onun kendisine Malatya'yı vermemesi üzerine buradan da ayrıldı.209

Nuruddin Mahmud'un ölümü üzerine Nasirüddin Muhammed, Feridun'un karısı210 ve Artuklu meliklerinin211 teşvikiyle Malatya tahtını tekrar ele geçirmek için harekete geçti. Kılık değiştirerek akşam gizlice Malatya'ya girdi. Barsuma Manastırı papazları ve şehirdeki dostlarının yardımıyla 15 Şubat 1175 yılı Pazar gecesi gizlice saraya sızdı. Odasında uyuyan kardeşi Melik Feridun'u öldürerek Malatya'ya hakim oldu.212 Böylece Melik olarak ikinci defa Malatya tahtına oturan Nasirüddin Muhammed, öldürdüğü kardeşi Feridun'un karısı ile de evlendi. Nasirüddin Muhammed, II. Kılıçarslan'ın tabiiyetini kabul ederek Malatya'da yaklaşık üç yıl hüküm sürdü.213

Bu sırada Sultan II. Kılıçarslan, Bizans İmparatoru ile yaptığı Myriokephalon Meydan Muharebesi'ni kazanarak (1176) devletin batısını emniyet altına alınca, doğudaki emellerini gerçekleştirme fırsatını yakaladı. Onun ilk hedefi Danişmendlilerden almak istediği Malatya şehri idi.214 Aslında, Melik Nasirüddin Muhammed II. Kılıçarslan'ın tabiiyetinde idi. Ancak, II. Kılıçarslan, burayı tamamen ele geçirerek Anadolu'da Selçuklulara karşı en büyük rakip olan Danişmendlileri ortadan kaldırmak istiyordu.215

Bu amaçla harekete geçen II. Kılıçarslan Malatya'yı kuşattı. Dört aydır kuşatma altındaki Malatya'da açlık baş gösterince Hıristiyanlar şehri terk ettiler. Şehirdeki askerlerle ve Türklerle de arası iyi olmayan Nasirüddin Muhammed, halkın kendisini öldürüp şehri II. Kılıçarslan'a teslim edebileceğini düşüncesiyle hemen harekete geçti.

Gizlice, II. Kılıçarslan'a kendisinin şehirden çıkmasına izin vermesi karşılığında, Malatya'yı ona teslim edeceğini bildirdi. Sultandan, can güvenliğini garantileyen bir ahitnâme aldıktan sonra da hanımıyla birlikte216 Malatya'dan ayrılıp Harput'a gitti.

Bundan sonra şehrin kapıları açıldı ve II. Kılıçarslan 25 Ekim 1178217 Çarşamba günü Malatya'ya girdi. Böylece Danişmendlilerin Malatya kolu da ortadan kaldırıldı.218

V. Devletin Yıkılışından Sonra Danişmendli Mensuplarının siyasî faaliyetleri

A. Danişmendli Şehzade ve Emirlerin Siyasî Faaliyetleri

Danişmendli Devleti Anadolu Selçukluları Sultanı II. Kılıçarslan tarafından ortadan kaldırılarak toprakları ele geçirildiğinden söz edilmişti (1178). Bunun üzerine Danişmendli hanedanına mensup şehzadeler ve emirler de Anadolu Selçuklularının hizmetine girdiler. Bu emirler, bürokrat ve komutan olarak önemli görevler ifa etmişlerdir.

1. Yağıbasanoğullarının Siyasî Faaliyetleri

Danişmendlilerin yıkılışından sonra Yağıbasan oğullarından Muzafferüddin Mahmud, Bedrüddin Yusuf ve Zahirüddin İli Anadolu Selçuklularının hizmetine girmişlerdi. Bunlar uç bölgelerde Rumlarla gazalar yapıyorlardı.

Bu sırada Anadolu Selçukluları huzurlu değildi. Çünkü II. Kılıçarslan'ın vefatı üzerine yerine oğlu I. Gıyasüddin Keyhüsrev geçmiş ve onun birinci saltanat dönemi başlamıştı (1192-1196). Ancak, kardeşi II. Rüknüddin Süleymanşah ile saltanat kavgasına giren I. Gıyasüddin Keyhüsrev bu mücadeleyi kaybederek Bizans'a sığınmak zorunda kalmıştı (1196). Bundan sonra Anadolu Selçuklu tahtına önce II. Rüknüddin Süleymanşah (1196-1204) ve sonra altı yaşındaki oğlu III. İzzüddin Kılıçarslan (1204-1205) oturtulmuştur. Ancak, III. İzzüddin Kılıçarslan'ın küçük yaşta olmasından dolayı yönetimin annesinin eline geçmesi, memnuniyetsizliğe yol açtı. Bundan dolayı bazı devlet adamları ve beyler I. Gıyasüddin Keyhüsrev'i yeniden hükümdar yapmak için harekete geçtiler. Bu beylerin arasında Yağıbasan oğullarından Muzafferüddin Mahmud, Zahirüddin İli ve Bedrüddin Yusuf da bulunuyordu.219

İbn Bibi'nin bildirdiğine göre, bu iş için becerikli bir kişi olan Hacib Zekeriya görevlendirildi. Bir keşiş kılığına girerek yola çıkan Hacib Zekeriya, İstanbul'a ulaştıktan sonra sarayda bulunan I. Gıyasüddin Keyhüsrev ile görüşmeyi başardı. Ona ülkede olan biteni anlattı. Sonra da Yağıbasan oğulları'nın ve diğer uç beylerinin kendisini sultan olmaya davet eden mektuplarını verdi. Hacip Zekeriya'yı dinleyip bunları okuyan I. Gıyasüddin Keyhüsrev, durumu kayınpederi Mavrazemos'a anlattı. Mavrazemos da ona elinden gelen yardımı yapmaya söz verdi. Böylece yola çıkan I. Gıyasüddin Keyhüsrev, önce Borgulu'ya geldi. Kısa sürede Uç bölgelere hakim olduktan sonra buralardan topladığı kuvvetlerle Konya üzerine yürüdü. Yeğeni olan çocuk yaştaki Sultan III. Kılıçarslan bir müddet Konya'yı savundu. Bu direniş üzerine I. Gıyasüddin Keyhüsrev Ilgın'a çekildi. Ancak, Aksaray halkının ve öteki şehirlerin I. Gıyasüddin Keyhüsrev'ın hükümdarlığını tanıdığı haberi Konya'ya ulaşınca halkın araya girmesiyle I. Gıyasüddin Keyhüsrev ile III. Kılıçarslan arasında bir anlaşma yapıldı. Buna göre; III. Kılıçarslan'a Tokat ve yöresi ikta edilirken, I. Gıyasüddin Keyhüsrev de dokuz yıllık bir ayrılıktan sonra ikinci defa tahtına kavuştu.220

Görüldüğü gibi, I. Gıyasüddin Keyhüsrev'in ikinci defa tahta oturtulmasında Yağıbasan oğullarının büyük rolü vardır. Bundan dolayı onlar I. Gıyasüddin Keyhüsrev tarafından taltif edilmişlerdi. Bu dönemde Zahirüddin İli Pervanelik görevine getirilirken221 Muzafferüddin Mahmud Kayseri valiliğine atanmıştır.222

Yağıbasanoğulları arasından olan Bedrüddin Yusuf ile ilgili bir bilgi yoktur. Muzafferüddin Mahmud'un Kayseri'ye vali tayininden sonra onun hakkında da kaynaklar bir şey söylememektedirler. Ancak üçüncü kardeş olan Zahirüddin İli hakkında İbn Bibi223 bazı bilgiler vermektedir:

I. Gıyasüddin Keyhüsrev'den sonra yerine geçen I. İzzüddin Keykâvus, eskiden yardımlarda bulunduğu ve dostane ilişkiler içinde olduğu Pervane Zahirüddin İli'nin kendisine vefa göstermemesini Farsça yazdığı şiirlerde dile getirmiştir. Bunun nedeni de I. İzzüddin Keykâvus ile saltanat mücadelesine başlayan I. Alâü'd-din Keykubad'ın Pervane Zahirüddin İli'yi kendi tarafına çekmesi olmalıdır. Ancak, bundan sonra Alâüddin Keykubad'ın da hizmetinden ayrılan Zahirüddin İli, Niğde'ye gelmiştir. Burada halka para dağıtarak onları Sultan I. İzzüddin Keykâvus'a karşı direnişe çağırmıştır. Ancak Niğde valisi ona ve adamlarına karşı iyi davranmayınca buradan ayrılarak, Ulukışla ve Kozan, üzerinden Şam'a gitmiştir. Halep yakınlarındaki Tel-Bâşer'e varınca hastalanmış, birkaç gün sonra da vefat ederek orada defnedilmiştir. Kendisine karşı vefasız davrandığını düşünen Sultan I. İzzüddin Keykâvus, Suriye Seferine çıkınca Zahirüddin İli'nin vefat ettiğini ve burada defnedildiğini öğrendi. Bunun üzerine Selçuklu sultanı, onu mezarından çıkarttırmış ve çürümüş kemiklerini yaktırarak küllerini rüzgara savurtmak suretiyle ona karşı beslediği kinini teskin etmeye çalışmıştır.

2. Nizamüddin Sührab'ın Siyasî Faaliyetleri

Nizamüddin Sührab, Muzafferü'd-din Mahmud'un oğludur ve babası gibi Anadolu Selçuklularının hizmetine girmiştir. Nizamüddin Sührab Anadolu Selçuklularının önde gelen komutanlarından birisidir. Ayrıca, Kösedağ Savaşı'nda görev yapan komutanlar arasında yer almıştır.

Bilindiği gibi II. Gıyasüddin Keyhüsrev işbirlikçilerinin de yardımıyla babası Sultan I. Alâüddin Keykubad'ı zehirleterek öldürmüş ve yerine tahta oturmuştu. Yeni sultanın ülkede Türkmenlere ve Ahilere karşı baskıcı bir politika izlemesi bu zümreleri devlete karşı küstürmüştü. Hatta adına Babaîler İsyanı denilen ve Türkmenlerin resmi idareye karşı bir tepkisi şeklinde nitelendirilebilecek olan bir hareket ortaya çıkmıştı. Bunun çok sert bir şekilde bastırılması da Türkmen kitleyi devletten iyice soğutmuştu. Bundan dolayı Köse-dağ Savaşın'da 80 bin kişilik Selçuklu ordusu 30 bin kişilik Moğol ordusu karşısında yenilgiye uğramıştı.

İbn Bibi,224 Kösedağ Savaşı'nın önde gelen komutanlardan birisi olan Nizamüddin Sührâb'ın, bu savaş sırasında yeterince gayret göstermediğini, hatta tedbirsiz davranarak Anadolu Selçuklularının yenilgiye uğramasına neden olduğunu belirtmek suretiyle onu suçlamaktadır. Nizamüddin Sührâb ile ilgili bundan sonra da başka bir bilgiye rastlanmamaktadır.

3. Halîfet Gazi'nin Siyasî Faaliyetleri

Danişmendlilerin yıkılışından sonra Anadolu Selçuklularının hizmetine giren emirlerden birisi de Halîfet Gazi'dir.225 Tarihî şahsiyeti Danişmendnâme'ye226 "Hılfet" şeklinde aksetmiş olsa da asıl adı Mübarizüddin Halîfet Gazi'dir. Babasının adı Tûlî, dedesininki ise Türkânşâh'tır. 606/1209-10 tarihli kitabesine göre I. Gıyasüddin Keyhüsrev Dönemi emirlerindendir. Önce Amasya valiliğine atanmıştır. I. İzzüddin Keykâvus zamanında ise Sinop Sahil Muhafızlığı Komutanlığı yapmıştır (1215). Ancak bu sırada Amasya valiliğini de yürütmüş ve bu görevini de 1225 yılına kadar sürdürmüştür.227

Danişmendnâme'de228 de işaret edildiği gibi, Halîfet Gazi Amasya valiliği sırasında burada bir medrese yaptırmıştır.229 Danişmendli Emirlerinden olan Halîfet Gazi, Anadolu Selçuklularının 1228 Erzincan, 1230 Erzurum seferlerine katılmış ve Erzurum valiliğine atanmıştır. 1232 yılında230 çıktığı Gürcistan seferi esnasında şehit düşmüş231 ve Amasya'ya getirilerek türbesine defnedilmiştir.

B. Danişmendli Hanedanı Tarafından Kurulan Siyasî Kuruluşlar

Anadolu Selçuklularının hizmetine giren Danişmendli hanedanı mensupları bu dönemde ayrı bir beylik veya devlet kurmak için herhangi bir faaliyette bulunmamışlardır. Ancak Anadolu Selçuklularının inkırazından sonra Danişmendli hanedanı mensupları tarafından Karasıoğulları ve Sunullah oğulları isimli iki beylik kurulmuştur.

1. Karasioğulları Beyliği (1297-1348)

Bilindiği gibi Anadolu Selçuklu Devleti'nin zayıflaması ve yıkılışından sonra bir otorite boşluğu meydana gelmişti. Bundan yararlanmak isteyen çeşitli Oğuz boylarına mensup Türkmenler, Anadolu'nun farklı yerlerinde değişik adlar altında birtakım beylikler kurdular. Bu beyliklerden birisi de Balıkesir ve Çanakkale dolaylarında kurulmuş olan Karasıoğulları Beyliği'dir.232 Danişmendli Devleti'nin yıkılışından sonra bu hanedan mensupları Anadolu Selçuklularının hizmetine girmiş ve Bizans sınırında uç kumandanı olarak görev yapmışlardır.233 Bunlardan birisi olan ve soyu Danişmendli Melik Gazi'ye kadar uzanan Karası Bey'in Sultan II. Mesud'un önde gelen emirlerinden birisi olduğu belirtilmektedir.234

Anadolu Selçuklularının zayıflaması üzerine Bizans sınırındaki diğer uç beyleri gibi fethettiği Balıkesir ve dolaylarında bağımsızlığını ilân eden Karası Bey, babası Kalem Bey ile birlikte kendi adıyla anılan Karası Beyliği'ni kurmuştur (1297).235 Daha sonra Aydıncık, Manyas, Bergama, Edremit, Burhaniye, Biga Hisarı (Bakırhisar), İvrindi, Altınova, Bigadiç, Sındırgı, Ayvacık, Başgelembe; Germe, Susurluk bölgeleri Karası Beyliği'nin hakimiyetine girmiştir.236

1326 yılında Bursa'yı fetheden Osmanlılar, daha sonra da Karası ile aralarındaki birtakım kaleleri ele geçirdiler. Orhan Bey Dönemi'nde Osmanlılar Karası Beyliği'ni sulh yoluyla ilhak ettiler (1347-48). Böylece Karası Beyliği'nin 50 yıllık ömrü (1297-1348) sona erdi. Karası ülkesini bu şekilde ele geçiren Orhan Bey burasını, oğlu Süleyman Paşa'ya ikta olarak verdi. Beyliğin ortadan kaldırılmasından sonra Vezir Hacı İlbey, Evrenos Bey, Kadı (Gazi) Fazıl, Ece Bey gibi Karası önde gelenleri Osmanlıların hizmetine girerek önemli görevler ifa etmişledir.237 Süleyman Paşa'ya vezir tayin edilerek Karası eyaletinin işleri kendisine havale edilen Hacı İlbey başta olmak üzere, diğer Karası beylerinin Osmanlıların Rumeli'ye geçiş ve buradaki fetihleri sırasında çok büyük hizmetleri olmuştur.

2. Sunullahoğulları Beyliği (1300-1380)

Melik Muhammed'in vefatından sonra Danişmendliler üç kola ayrıldığından söz edilmişti. Bunlardan birisi olan Malatya Kolu, II. Kılıçarslan tarafından ortadan kaldırılmıştı (1178). Devletin yıkılışından sonra Danişmendli şehzade ve emirleri Anadolu Selçuklularının hizmetine girmişlerdi. Muhtemelen Malatya kolunun ortadan kaldırılmasından sonra buradaki şehzade ve emirler de Selçukluların hizmetine girmiş olmalıdırlar. Ancak kaynaklarda bununla ilgili herhangi bir bilgiye rastlanmamaktadır. Bundan dolayı, bunların XIV. yüzyılın başlarına kadarki hayatları şu anda karanlıktır.

Ahmet Tevhit, yaptığı araştırmalar sonucunda Anadolu Selçuklularının yıkılışı üzerine ortaya çıkan Anadolu Beyliklerinden birisinin de Malatya'da kurulan Sunullahoğulları olduğunu öne sürer. Ayrıca, bu ailenin menşeinin Danişmendlilerin Malatya şubesine dayandığını ve bunların bir kolunun da "Kâbilî-zâdeler" adıyla Tokat'ta bulunduğunu belirtir. Onun dikkat çektiği bu konuyu daha sonra Z. Oral da araştırmaya başlamış ve birtakım sonuçlara ulaşmıştır. Buna göre: Selçukluların yıkılmasından sonra Anadolu'da ortaya çıkan beylikler arasında Melik Sunullah ailesi tarafından Malatya merkez olmak üzere bir beylik kurulmuştur. Sunullahoğulları Beyliği'nin hangi tarihlerde kurulup ne zaman ortadan kaldırıldığı tam olarak bilinemiyorsa da bunların 700/1301 779/1380 tarihleri arasında kısmen bağımsız kısmen de tabi olarak varlıklarını devam ettirdikleri anlaşılır. Ancak merkezi Malatya olan bu beyliğin nerelere hakim olduğu ve para bastırıp bastırmadığı da bilinmemektedir.238

Sunullahoğullarının "kitabe ve vakfiyelerde melik, şah, şeyh, emîrü'l-âzam, emîr, sultan gibi hükümdar sülâlelerinin kullandıkları elkabı aldıklarına, bir çok camiler, medreseler, mescitler yaptırmış oldukları" göz önünde bulundurulursa bunların bir süre bağımsız olarak varlıklarını devam ettiren asil bir soydan oldukları sonucuna ulaşılır.239

Bu beyliğe adı verilen Melik Sunullah ile ilgili fazla bir bilgi yoktur. Malatya evkafında bulunan 713/1313 tarihli Melik Sunullah'ın torunlarından İbrahim Bey ile kardeşi Şah Ali Bey tarafından düzenlenen Sunullahoğullarına ait en eski vakfiyede bazı bilgilere rastlanmaktadır. Buna göre Melik Sunullah'ın göbek adının Gazi Abdurrahman olduğu ve Şafiî mezhebine mensup bir Harezmli olduğu anlaşılmaktadır.240

Y. Öztuna ise, Melik Sunullah'ın şeceresini: "Melik Sunullah b. Abdurrahman Gazi b. Melik Nasrullah Bey b. Alâüddin Ali Bey b. Tur Ali Bey Türkmânî" şeklinde kaydetmiştir. Ayrıca burada, Melik Sun'ullah'ın Malatya'da 1300-1318 yılları arasında hüküm sürdüğü ve 1318 yıllarında vefat ettiği belirtildikten sonra, Sun'ullah ailesinin onun 5 oğlundan 5 ayrı kol halinde devam ettiği ifade edilmiştir.241

Sunullahoğullarının Malatya'daki hakimiyetleri 1380 yılında sona ermiştir. Bundan sonra 1381­1402 yılları arasında Osmanlı (Kara Timurtaş Paşa), 1402-1516 yılları arasında da Memlûk hakimiyetinde eşraftan bir aile olarak Malatya valiliğini irsî olarak devam ettirmişlerdir.242


1 Danişmendliler ile ilgili ayrıntılı bilgi için bk. Sefer Solmaz, Danişmendliler Devleti ve Kültürel Mirasları, (Yayınlanmamış Doktora Tezi, S. Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü), Konya 2001.
2 M. Fuad Köprülü, "Anadolu Selçukluları Tarihinin Yerli Kaynakları", Belleten, VII/27, Ankara 1943, s. 379.
3 İbn Bibi, el-Evâmirü'l-'Alâ'iyye fî'l-Umûri'l-'Alâ'iyye, haz. Adnan Sadık Erzi, Ankara 1956, s. 11.
4 Urfalı Mateos Vekayi-nâmesi (952-1136) ve Papaz Grigor'un Zeyli (1136-1162), çev. Hrant D. Andreasyan, notlar Edouard Dulaurer-M. Halil Yinanç, Ankara 19872. s. 225; Müverrih Vardan, "Türk Fütuhatı Tarihi (889-1269) ", çev. H. D Andreasyan, Tarih Semineri Dergisi, İstanbul 1937, s. 188; Niketas Khoniates, Historia (Ionnes ve Manuel Komnenos Devirleri), çev. Fikret Işıltan, Ankara 1995, s. 22.
5 Yinanç, a.g.e., s. 98.
6 Nitekim M. H. Yinanç'ın Danişmend Gazi'nin Ermeni olduğu şeklindeki görüşüne, İsmail Hami Danişmend, (Türk Tarih Kurumuna Açık Mektup, İstanbul 1945) tarafından şiddetle karşı çıkmıştır. M. H. Yinanç 'ın öne sürdüğü iddiaları tek tek ele alarak çürüten İ. H. Danişmend, onu ağır bir dille eleştirmiştir. İ. H. Danişmend'in bu görüşleri diğer araştırmacılar tarafından da kabul görmüştür.
7 Albertus Aquensis, trc. H. Hefele, Albert von Aachen. Geschichte des ersten Kreuzzuges, II, Jena 1923, s. 26; Willermus Tyrensis, trc. E. A. Babcock-A. C. Krey, A History of Deeds Done Beyond the Sea, New York 1943. s. 411-412; Süryanî Keşiş Mihail'in Vekayi-nâmesi, trc. H. D. Andreasyan, II, TTK Ktp., s. 30.
8 Melik Danişmend Tarihi (Danişmendnâme), İstanbul Belediye Atatürk Kitaplığı Muallim Cevdet, nr. 441, vr. 2b; Irene Melikoff, La Geste de Melik Danişmend, II, Paris 1960, s. 9.
9 İbnü'l-Esîr, el-Kâmil, X, Beyrut 1386/1966, s. 300; İbn Kesîr, el-Bidâye ve'n-Nihâye, XII, Beyrut 1932, s. 158.
10 Osman Turan, Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti, İstanbul 19933, s. 423.
11 İbnü'l-Esîr, el-Kâmil, X, s. 300; Zeki Velidî Togan, Umumî Türk Tarihi'ne Giriş, I, İstanbul 19813, s. 19; Mikâil, Bayram, "Anadolu'da Te'lif Edilen İlk Eser "Kaşf al-'Akaba", İTED, VII/3-4, İstanbul 1979, s. 277.
12 Togan, a.g.e., s. 197.
13 Beyhakî, Tarih-i Beyhakî, nşr. Ali Ekber Feyyaz, Tahran 1371, s. 638, 641, 660.
14 bk. Sefer Solmaz, "Danişmendli Ailesinin Büyük Selçuklu Devleti'nin Kuruluşundaki Rolü", Niksar'ın Fethi ve Danişmendliler Döneminde Niksar Bilgi Şöleni Tebliğleri, (Niksar, 8 Haziran 1996), Tokat 1996, s. 52-54; aynı mlf., Danişmendliler Devleti, s. 7-11.
15 bk. Sefer Solmaz, "Danişmendli Ailesi İle Büyük Selçuklu Hanedanı Arasındaki Akrabalık İlişkileri", I. Uluslararası Selçuklu Kültür ve Medeniyeti Kongresi Tebliğleri, (Konya, 11-13 Ekim 2000) II, Konya 2001, s. 271-282; Solmaz, Danişmendliler Devleti, s. 12-25.
16 Togan, a.g.e., s. 197
17 Müneccimbaşı, Câmi'ü'd-düvel, Nuruosmaniye Ktp., I, nr. 3171, vr. 363b; trc. Şair Nedim, Sahâifu'l-ahbâr, II, İstanbul 1285, s. 575.
18 Müneccimbaşı, Câmi'ü'd-düvel, I, vr. 363b; trc. Sahâifu'l-ahbâr, II, s. 575.
19 Reşîdü'd-din Fazlullah, Câmi'ü't-tevârîh, nşr. Ahmet Ateş, Ankara 1960, s. 33-34.

20 Zahirü'd-din Nîşâbûrî, Selçuk-nâme, nşr. İrec Afşar, Tahran 1332, s. 25; Reşîdü'd-din, Câmi'ü't-tevârîh, s. 38-39; Aksarâyî, Müsâmeretü'l-ahbâr, nşr. Osman Turan, Ankara 1944 s. 17; Kadı Ahmed, el-Veledü'ş-şefik, Fatih (Süleymaniye) Ktp., nr. 4518, vr. 291a; Müneccimbaşı, Câmi'ü'd-düvel, vr. 363b; trc. Sahâifu'l-ahbâr, II, s. 575-576.
21 Urfalı Mateos (Vekayi-nâme, s. 144) Alp Arslan'ın komutanlarına Anadolu'nun fethi emrini "Bundan sonra arslan yavruları gibi olunuz, bütün memleketleri kartal yavruları gibi süratle katedin" şeklinde verdiğini ifade etmiştir. Ayrıca bk. Turan, Selçuklular, s. 188-189.
22 Sivas'ın fethi ile ilgili ayrıntılı bilgi için bk. Irene Melikoff, "Gazi Melik Danişmend et La Conquete de Sivas", SAD, IV, Ankara 1973, s. 187-195.
23 Togan, age., s. 203; İbrahim Hakkı Konyalı, Abideleri ve Kitabeleriyle Niğde-Aksaray Tarihi, I, İstanbul 1974, s. 253; Mehmet Altay Köymen, Tarih Işığında Anadolu Savunması (Dünü, Bugünü ve Yarını), Ankara 1990, s. 13; Rauf A. Hüseynov, "Selçuklular Kafkasya'da", TKA, Yıl:
XXX/1-2 (1992), Ankara 1993, s. 158.
24 Halil Edhem (Eldem), Düvel-i İslamiyye, İstanbul 1345/1927, s. 220; Abdülkerim Özaydın, "Danişmend Gazi", DİA, VIII, İstanbul 1993, s. 469.
25 bk. Melikoff, age., II, s. 14-16. Danişmendnâme'yi esas kabul eden Osmanlı tarihçilerinin eserlerinde de bu konu aşağı yukarı aynen Danişmendnâme'deki gibi verilmiştir. Ayrıntılı bilgi için bk. el-Cenâbî, el-Aylemü'z-zâhir, Yeni Cami (Süleymaniye) Ktp., nr. 831, vr. 24b-25a; aynı mlf., Gülşen-i Tevarîh, Nuruosmaniye Ktp., nr. 3097, vr. 68a-68b; Danişmendnâme, vr. 7b-9b; Mustafa Âlî, Mirkatü'l-cihad, Raşit Efendi (Süleymaniye) Ktp. nr. 678, vr. 19a-22a; aynı mlf., Fusûl-i hall ü akd usûl-i harc ü nakd, Nuruosmaniye Ktp., nr. 2896, vr. 48a; Abu'l-Abbas el-Karamânî, Ahbârü'd-düvel ve âsârü'l-üvel, Nuruosmaniye Ktp., nr. 3043, vr. 192b; Hezarfen Hüseyin Efendi, Tenkîhü tevârih-i mülûk, Esad Efendi (Süleymaniye) Ktp., nr. 2239, vr. 60b; Müneccimbaşı, Câmi'ü'd-düvel, vr. 364a.
26 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 30, 33.
27 Zahirü'd-din Nişâbûrî, Selçuk-nâme, s. 25.
28 Reşîdü'd-din, Câmi'ü't-tevârîh, s. 39.
29 Aksarâyî, Müsâmeretü'l-ahbâr, s. 17; Kadı Ahmed, el-Veledü'ş-şefik, vr. 291a.

30 Melikoff, a.g.e., II, s. 98, 108, 128, 242.
31 Melikoff, a.g.e., II, s. 242.; Speros Vryonis, The Decline of Medieval Hellenism in Asia Minor and the Eleventh Through the Fifteenth Century, London 1971, s. 115.
32 Claude Cahen, Osmanlılardan Önce Anadoluda Türkler, çev. Yıldız Moran, İstanbul 19842, s. 97.
33 Melikoff, a.g.e., II, s. 15-16.
34 Danişmend-nâme, vr. 239b-250a.
35 Melikoff, a.g.e., II, s. 267-280.
36 Anna Komnena, Alexiad Malazgirt'in Sonrası, çev. Bilge Umar, İstanbul 1996, s. 341.
37 Osman Turan, Selçuklular Zamanında Türkiye, İstanbul 19933, s. 134-135.
38 Anna Komnena, Alexiad, s. s. 341; Turan, Türkiye, s. 136.
39 Abdülkerim Özaydın, "Danişmendliler", DGBİT, VIII, İstanbul 1992, s. 123.
40 Urfalı Mateos, Vekayi-nâme, s. 190; Anna Komnena, Alexiad, s. 325-330; Steven Runciman, Haçlı Seferleri Tarihi çev. Fikret Işıltan, I, Ankara, 1986, s. 140-143; George Ostrogorsky, Bizans Devleti Tarihi, çev. Fikret Işıltan, Ankara 19913 s. 336-337; Turan, Türkiye, s. 100-103; Abdülkerim Özaydın, "Danişmendliler", DİA, VIII, İstanbul 1993, s. 469-470; Işın Demirkent, "Haçlılar", DİA, XIV, İstanbul 1996, s. 528-529.
41 1101 yılı seferlerinde Haçlıların takip ettikleri yollarla ilgili ayrıntılı bilgi için bk. Işın Demirkent, "1101 Yılı Haçlı Seferleri Ordularının Anadolu'da Takip Ettikleri Yollar Hakkında", Uluslararası Haçlı Seferleri Sempozyumu, (İstanbul 23-25 Haziran 1997), Ankara 1999, s. 115-122.
42 Urfalı Mateos, Vekayi-nâme, s. 218. Amin Maalouf, Arapların Gözüyle Haçlı Seferleri, çev. Mehmet Ali Kılıçbay, Telos Yay., İstanbul 1997, s. 93-94. Urfalı Mateos burada (aynı yer) adlarını belirtmeden sadece diğer emirlerden de yardım istenildiği belirtmektedir.
43 İbnü'l-Kalânisî, Zeylü Tarihi Dımaşk, nşr. H. F. Amedroz, Leiden 1908, s. 141; Azimî Tarihi, nşr. ve trc. Ali Sevim, Ankara 1988, s. 33; İbnü'l-Esîr, el-Kâmil, X, s. 300; İbnü'l-Adîm, Zübdetü'l-Haleb min Târihi Haleb, nşr. Sâmi Dehhan, II, Dımaşk 1954, s. 145; Aksarâyî, Müsâmeretü'l-ahbâr, s. 27; Müneccimbaşı, Câmi'u'd-düvel, vr. 364b; Runciman, a.g.e., II, s. 18 vd.; Turan, Türkiye, s. 105, 139-141; aynı mlf., "Kılıçarslan I. ", İA, VI, İstanbul 1979, s. 685; Özaydın, "Danişmendliler", DİA, s. 470; Işın Demirkent, Türkiye Selçuklu Hükümdarı Sultan I. Kılıçarslan, Ankara 1996, s. 37-42; aynı mlf., "Haçlılar", DİA, s. 532.
44 Ferdinand Chalandon, Essai sur le regne D'Alexis Ier Comnene, (1081-1118), Paris 1900, s. 228; Runciman, a.g.e., II, s. 21-22; Mükrimin Halil Yinanç, "Onikinci Asır Tarihçileri ve Muhammed bin Ali-il-Azimî" II. Türk Tarih Kongresi Tebliğleri (Ankara, 20-25 Eylül 1937), İstanbul 1943, s. 686; Turan, Türkiye, s. 105; Erdoğan Merçil, Müslüman-Türk Devletleri Tarihi, Ankara 1991; Özaydın, "Danişmendliler", DİA, s. 470; Demirkent, Sultan I. Kılıçarslan, s. 42-44; aynı mlf., "Haçlılar", DİA, s. 533.
45 Urfalı Mateos, Vekayi-nâme, s. 218-219; Chalandon, Alexis Ier Comnene, s. 228-229; Runciman, a.g.e., II, s. 21-22; Mükrimin Halil, Yinanç, "Danişmendliler", İA, III, İstanbul 1988, s. 469; Turan, Türkiye, s. 105; Özaydın, "Danişmendliler", DGBİT, s. 470; Demirkent, Sultan I. Kılıçarslan, s. 44-46.
46 Urfalı Mateos, Vekayi-nâme, s. 204-205; Fulcherius Carnotensis, trc., R. Riyan, A History of the Expedition to Jerusalem 1095-1127, Knoxville 1969, s. 134 vd.; Albertus Aquensis, Hefele trc., s. 26 vd.; İbnü'l-Kalânisî, Zeyl, s. 138; Azimî Tarihi, s. 32; Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 47; Anonim Süryanî Vekayi-nâmesi, trc., A. S. Tritton, "The First and Second Crusades From an Anonymous Syriac Chronicle" JRAS, (1933), s. 74; Müverrih Vardan, agm., s. 188; İbnü'l-Esîr, el-Kâmil, X, s. 300; İbnü'l-Adîm, Zübde, II, s. 145; Abû'l-Farac Tarihi, çev. Ömer Rıza Doğrul, II, Ankara 19872, s. 341­342; Ebü'l-Fidâ, Min kitâbi'l-muhtasar fî ahbâri'l-beşer, II, Mısır 1323-1325, s. 212; İbn el-Şıhne, el-Dürerü'l-müntehab fî târihi memleketi Haleb, nşr. E. Serkis, Beyrut 1909, s. 197; Gaffarî, Târîh-i Cihan-ârâ, nşr., Müctebâ Minovî, Tahran 1343, s. 132; Chalandon, Alexis Ier Comnene, s. 220-221; W. B. Stevenson, The Crusades in the East, Cambridge 1907, s. 73; Runciman, age., I, s. 248-249; Ostrogorsky, a.g.e., s. 338; Harold S. Fink, "The Foundation of the Latin States 1099-1118", History or of the Crusades, I, Philadelphia 1958, s. 387; E. Honigmann, "Malatya (İslâm devri) ", İA, VII, İstanbul 1988, s. 236; Cahen, a.g.e., s. 99; aynı mlf., "Türklerin Anadolu'ya İlk Girişi", çev. Yaşar Yücel-Bahaeddin Yediyıldız, Belleten, LI/201, Ankara 1987, s. 1427; Yinanç, "Danişmendliler", İA, s. 469; Turan, Türkiye, s. 136-137; Özaydın, "Danişmendliler", DİA, s. 470; Işın Demirkent, Urfa Haçlı Kontluğu, I, Ankara 1990., s. 66-68; aynı mlf., Sultan I. Kılıçarslan, s. 33-34; aynı mlf., "Antakya Prinkepsi Bohemund'un Esir Alınması Niksar'da Hapsedilmesi ve Serbest Bırakılması", Niksar'ın Fethi ve Danişmendliler döneminde Niksar Bilgi Şöleni Tebliğleri, (Niksar 8 Haziran 1996), Tokat 1996, s. 4­5.

47 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 47-48; Anonim Süryanî, Tritton trc., s. 75; İbnü'l-Esîr, el-Kâmil, X, s. 300; Abû'l-Farac, Tarih, II, s. 342; İbn Kesîr, el-Bidâye, XII, 1932, s. 158; Stevenson, a.g.e., s. 73; Cahen, age., s. 99; Brockelmann, İslâm Ulusları ve Devletleri Tarihi, çev. Neşet Çağatay, Ankara 1992, s. 213; Turan, Türkiye, s. 141-142; Demirkent, Haçlı Kontluğu, I, s. 69; aynı mlf., Sultan I. Kılıçarslan, s. 48; Özaydın, "Danişmendliler", DİA, s. 470; Salim Cöhce, " Danişmendlilerin Haçlılarla Münasebetleri", Niksar'ın Fethi ve Danişmendliler Dönemi'nde Niksar Bilgi Şöleni Tebliğleri, (Niksar 8 Haziran 1996), Tokat 1996, s. 20.
48 Demirkent, "Bohemund", Niksar Bilgi Şöleni, s. 6-7.
49 Danişmend Gazi'nin vefatı ile ilgili bilgi için bk. Necati Demir, "Danişmend Gazi ve Şehadeti", Tarih ve Medeniyet, S. 34, İstanbul Ocak 1997, s. 24-27; Solmaz, Danişmendliler Devleti, s. 100-106.
50 İbnü'l-Kemal İlyas, b. Ahmed, Keşfu'l-Akabe, Fatih (Süleymaniye) Ktp., nr. 5426, vr. 250a.

51 Urfalı Mateos, Vekayi-nâme, s. 225.
52 Urfalı Mateos (Vekayi-nâme, s. 225) Danişmend Gazi'nin öldüğündü on iki oğlunun olduğunu fakat bunların en büyüğü olan Emir Gazi devletin başına geçerek ve diğer kardeşlerini gizlice öldürttüğünü belirtmektedir.
53 Kafesoğlu, Selçuklu Tarihi, İstanbul 1992, s. 60.
54 Yinanç, "Danişmendliler", İA, s. 469; Özaydın, "Danişmendliler", DİA, s. 470.
55 Turan, Selçuklular, s. 291-292; Özaydın, aynı yer.
56 Mükrimin Halil Yinanç, "Belek", İA, II, İstanbul 1979, s. 472.
57 Salim Koca, "Türkiye Selçuklu Devleti'nin Özellikleri", TDA, S. 71, İstanbul Nisan 1991, s. 21.
58 Merçil, a.g.e., s. 119.
59 Alptekin, "Türkiye Selçukluları", DGBİT, VIII, İstanbul 1992, s. 238.
60 Osman Turan, Doğu Anadolu Türk Devletleri Tarihi, İstanbul 1973. s. 151; Refet Yinanç, "Mengücekler", Tarihte Türk Devletleri, II, Ankara 1987, s. 461.
61 İbnü'l-Kalânisî, Zeyl, s. 202; Azimî Tarihi, s. 43; Süryanî Mihail, Vekâyi-nâme, s. 67; Abû'l-Farac, Tarih, II, s. 356; İbnü'l-Esîr, el-Kâmil, X, s. 586; Ferdinand Chalandon, Jean II Comnene, (1118-1143) et Manuel I Comnene, (1143-1180), Paris 1912, s. 45-46; Turan, Türkiye, s. 162-163; aynı mlf., Doğu Anadolu, s. 58-60; Cahen, age., s. 106, 119; Faruk Sümer, Selçuklular Devrinde Doğu Anadolu'da Türk Beylikleri, Ankara 1990. s. 3; Yinanç, "Danişmendliler", İA, s. 469; R. Yinanç, "Mengücekler", Tarihte Türk Devletleri, II, s. 461; Özaydın, "Danişmendliler", DGBİT, s. 129.
62 Urfalı Mateos, Vekayi-nâme, s. 282; Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 82-83; Ermenice nüshadan naklen, Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 71; Abû'l-Farac, Tarih, II, s. 359; İsmail Hakkı (Uzunçarşılı)-Rıdvan Nafiz (Edgüder), Sivas Şehri, İstanbul 1346/1928, s. 22; Halil Edhem, Düvel-i İslamiyye, s. 221; Turan, Türkiye, s. 168; Cahen, age., s. 106; Honigmann, agm., s. 237; Yinanç, "Belek", İA, 472; Özaydın, "Danişmendliler", DİA, s. 470.
63 Turan, Türkiye, s. 170; Yinanç, "Danişmendliler", İA, s. 470; Özaydın, "Danişmendliler", DİA, s. 470.
64 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 92; Turan, Türkiye, s. 170. Yinanç, "Danişmendliler", İA, s. 74.
65 Adana'nın Kozan ilçesi merkez bucağına bağlı Anavarza köyünün bitişiğinde tepe üstündeki bir hisar kenti olup (Anna Komnena, Alexiad, s. 432, dn. 1) "Aşağı bölümdeki yerleşme, Anavarza Köyü olarak varlığını sürdürmekte" idi. Sonra adı "Dilekkaya"olarak değiştirilmiş ve şimdi bu ad ile anılmaktadır. (bk. Yusuf Halaçoğlu, "Tapu Tahrir Defterlerine Göre XVI. Yüzyılın İlk Yarısında Sis (=Kozan) Sancağı", TD, S. 32, İstanbul 1979, s. 830; Bilge Umar, Türkiye'deki Tarihsel Adlar, İstanbul 1993 s. 67; Demirkent, Haçlı Kontluğu, II, s. 92, dn. 378).

66 Süryanî Mihail (aynı yer) bu hediyelerin "harp teçhizatı ve atlar" olduğunu bildirmektedir.
67 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 92; Abû'l-Farac, Tarih, II, s. 363; Anonim Süryanî, Tritton trc., s. 98 vd.; Chalandon, Jean II Comnene, s. 81-82.
68 Demirkent, Haçlı Kontluğu, II, s. 92.
69 Süryanî Mihail'in (Vekayi-nâme, s. 96) belirttiği Zamantı (Pınarbaşı) şimdi Kayseri sınırları içindedir. bk. Turan, Türkiye, s. 173, dn. 62, 407, 541. Zamantı Kalesi ile ilgili bilgi için bk. Faruk Sümer, Yabanlu Pazarı, İstanbul 1985, s. 33-45.
70 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 96; Abû'l-Farac, Tarih, II, s. 363; Turan, Türkiye, s. 170­171; Cahen, a.g.e., s. 107.
71 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 104; aynı mlf., Ermenice nüshadan naklen, Vekayi-nâme, s. 104; Cahen, a.g.e., s. 108; Turan, Türkiye, s. 169.
72 Niketas, Historia, s. 11-13.
73 Vryonis, age., s. 119; Cahen, a.g.e., s. 108.
74 Chalandon, Jean II Comnene, s. 82; Turan, Türkiye, s. 171, dn. 56.
75 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 92.
76 Özaydın, "Danişmendliler", DİA, s. 470.
77 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 99.
78 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 92, 96, 98-99; Turan, Türkiye, s. 172, Cahen, a.g.e., s.
79 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 96; Abû'l-Farac, Tarih, II, s. 363; Cahen, a.g.e., s. 107; Turan, Türkiye, s. 171.

80 Süryanî Mikhail, Chronique, III, s. 225; Abû'l-Farac, Tarih, II, s. 361; Turan, Türkiye, s. 170.
81 Süryanî Mikhail, Chronique, III, s. 228.
82 Cahen, a.g.e., s. 107.
83 Süryanî Mikhail, Chronique, III, s. 232; Anonim Süryanî, Tritton trc., s. 99; Willermus Tyrensis, trc. Kausler, E. ve R., Geshichte der Kreuzzüge und Königreichs Jerusalem, Stuttgart 18442, s. 347 vd.; Demirkent, Haçlı Kontluğu, II, s. 98-99.
84 Willermus Tyrensis, Kausler trc., s. 347 vd.
85 Anonim Süryanî, Tritton trc., s. 99; Demirkent, Haçlı Kontluğu, II, s. 99.
86 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 97-98; Anonim Süryanî, Tritton trc., s. 99; Demirkent, Haçlı Kontluğu, II, s. 99.
87 Turan, Türkiye, s. 170.
88 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 98, 103; Ermenice nüshadan naklen, Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 104-105; Anonim Süryanî, Tritton trc., s. 99-100; Abû'l-Farac, Tarih, II, s. 367; Uzunçarşılı-Edgüder, age., s. 23; Yinanç, "Danişmendliler", İA, s. 470; Cahen, a.g.e., s. 108; Turan, Selçuklular, s. 238; Irene Melikoff, "Danishmendids", EI, II, London 1965, s. 110; aynı mlf., "Dânishmendides", EI2, II, Paris 1977, s. 113; Özaydın, "Danişmendliler", DGBİT, s. 131.
89 Çağatay Uluçay, İlk Müslüman Türk Devletleri, İstanbul 19773. s. 176; Halit Erkiletlioğlu, Kayseri Tarihi, Kayseri 1993, s. 75.
90 Erkiletlioğlu, a.g.e., s. 75.
91 Tahsin Özgüç-Mahmut Akok, "Melik Gazi Türbesi ve Kalesi", Belleten, XVIII/71, Ankara 1954, s. 331-334; Erkiletlioğlu, a.g.e., s. 80; Melik Gazi ve türbesi için bk. Halil Edhem (Eldem), "Anadolu'da İslâmî Kitabeler", TOEM, Sene 6, S. 32, İstanbul 1331, s. 449-467.
92 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 103; Turan, Türkiye, s. 172; Özaydın, "Danişmendliler", DGBİT, s. 131; Ekrem Yalçınkaya, Muhtasar Malatya Tarih ve Coğrafyası, İstanbul 1940, s. 62.
93 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 104; Turan, Türkiye, s. 173; Özaydın, "Danişmendliler", DİA, s. 471.
94 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 112; Abû'l-Farac, Tarih, II, s. 374; Turan, Türkiye, s. 175; Cahen, age., s. 109; Özaydın, "Danişmendliler", DGBİT, s. 131-132.

95 Turan, Selçuklular, s. 293; aynı mlf., Türkiye, s. 176.
96 Yinanç, "Danişmendliler", İA, III, s. 471; Kâmuran Gürün, Türkler ve Türk Devletleri Tarihi, İstanbul 19842, s. 353; Merçil, age., s. 256.
97 Turan, Türkiye, s. 176; Alptekin, "Türkiye Selçukluları", DGBİT, s. 240.
98 Niketas, Historia, s. 22.; Turan, Selçuklular, s. 293.
99 Turan, Türkiye, s. 176.
100 Yinanç, "Danişmendliler", İA, s. 471; Besim Darkot, "Niksar", İA, IX, İstanbul 1988, s. 273.
101 Historia, s. 20-24; Chalandon, Jean II Comnene, s. 180; Turan, Türkiye, s. 176; Özaydın, "Danişmendliler", DGBİT, s. 132.
102 Demirkent, Haçlı Kontluğu, II, s. 113.
103 Turan, Türkiye, s. 174.
104 Merçil, a.g.e., s. 256.
105 Uzunçarşılı-Edgüder, a.g.e., s. 24; Turan, Türkiye, s. 174; E. Honigmann, Bizans Devletinin Doğu Sınırı, trc. Fikret Işıltan, İstanbul 1970, s. 129.
106 Urfalı Mateos, Vekayi-nâme, s. 287-290; Turan, aynı yer; Honigmann, aynı yer.
107 Turan, Türkiye, s. 176; Merçil, a.g.e., s. 236; Özaydın, "Danişmendliler", DİA, s. 471.
108 Demirkent, Haçlı Kontluğu, II, s. 131, dn. 578.
109 Yinanç, "Danişmendliler", İA, s. 471.
110 Demirkent, Haçlı Kontluğu, II, s. 131, dn. 578.
111 Yinanç, "Danişmendliler", İA, s. 471.
112 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 115; Abû'l-Farac, Tarih, II, s. 375.
113 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 119.

114 Halil Edhem (Eldem), Kayseriye Şehri, İstanbul 1334, s. 17; Özaydın "Danişmendliler", DGBİT, s. 132-133; Mehmet Eskioğlu-Mehmet Çayırdağ, Melik Gazi Türbesi Rehberi ve Danişmendlilerin Kayserideki Eserleri, Kayseri, 1987, s. 7; Erkiletlioğlu, a.g.e., s. 77.
115 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 103; Ermenice nüshadan naklen, Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 105.
116 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 103; Abû'l-Farac, Tarih, II, s. 367; Yinanç, "Danişmendliler", İA, s. 471; Osman Turan, Türk Cihân Hâkimiyeti Mefkûresi Târihi, II, İstanbul 19947, s. 141; Erkiletlioğlu, a.g.e., s. 77.
117 Özaydın, "Danişmendliler", DİA, s. 471; Muhsin İlyas Subaşı, Kayseri'nin Manevî Mimarları, Ankara 1995, s. 30-32.
118 Abû'l-Farac, Tarih, II, s. 376.
119 Abû'l-Farac, aynı yer.
120 Abû'l-Farac, aynı yer; Hüseyin Kayhan, "Melik Muhammed'in Ölümünden (1143) Sonra Danişmendli Tarihine Kısa Bir Bakış", III. Kayseri ve Yöresi Tarih Sempozyumu Bildirileri, (Kayseri, 06-07 Nisan 2000), Kayseri 2000, s. 299.
121 Abû'l-Farac, Tarih, II, s. 377; Kayhan, agm., s. 299-300.
122 Turan, Türkiye, s. 190.
123 Kayhan, agm., s. 305.
124 İbnü'l-Esîr, el-Kâmil, XI, s. 317.
125 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 192.
126 Anonim Selçuk-nâme'de (nşr. ve trc. F. Nafiz Uzluk, Ankara 1952, s. 25) Melik Zünnûn'un Kayseri'de yaptığı zulümlerin haddi aştığı ve onun vaktini şarap içerek geçirdiği ve bunun üzerine de II. Kılıçarslan'ın 560/1164-1165 yılında harekete geçerek Kayseri'yi Zünnûn'un elinden aldığı, o vilâyetin bütün kalelerinin ele geçirdiği, Danişmendli emirlerin onun itaati altına girdikleri ve sultanın da kendi emirlerini buralara yönetici olarak atadığı belirtilmektedir.
127 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 206; İbnü'l-Esîr, el-Kâmil, XI, s. 391.
128 Abû'l-Farac, Tarih, II, s. 377.
129 Kayhan, agm., s. 301.
130 Niketas, Historia, s. 35-36.

132 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 170; Ermenice nüshadan naklen, Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 172.
133 Urfalı Mateos Vekayi-nâmesi (952-1136) ve Papaz Grigor'un Zeyli (1136-1162), Ankara 19872. s. 313-314; Turan, Türkiye, s. 198.
134 Papaz Grigor, Zeyl, s. 314-315.
135 Kayhan, agm., s. 302.
136 Papaz Grigor, Zeyl, s. 329; Turan, Türkiye, s. 201; Abdülhaluk Çay, II. Kılıçarslan, Ankara 1987, s. 35.
137 İbnü'l-Esîr, el-Kâmil, XI, s. 317.
138 İbnü'l-Esîr, el-Kâmil, XI, s. 317; Niketas, Historia, s. 81; Turan, Türkiye, s. 201; Faruk Sümer, "Saltuklular", SAD, III, Ankara 1971, s. 413-414; Turan, Doğu Anadolu, s. 17; Refet Yinanç, "Saltuklular", Tarihte Türk Devletleri, II, Ankara 1987, s. 459; Kayhan, agm., s. 305; Bahattin Keleş, "Danişmendli-Türkiye Selçukluları İlişkileri", Niksar'ın Fethi ve Danişmendliler Döneminde Niksar Bilgi Şöleni Tebliğleri, (Niksar, 8 Haziran 1996), Tokat 1996, s. 84.
139 Papaz Grigor, Zeyl, s. 334; Niketas, Historia, s. 81-83; Abû'l-Farac, Tarih, II, s. 399; Chalandon; Jean II Comnene, s. 463-466; Turan, Türkiye, s. 201-202; Runciman, a.g.e., II, s. 298­299.
140 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 192; Turan, Türkiye, s. 202; Sümer, Türk Beylikleri, s. 4­5; Yinanç, "Danişmendliler", İA, s. 473.
141 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 194; Ermenice nüshadan naklen, Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 195; Abû'l-Farac, Tarih, II, s. 400; Turan, Doğu Anadolu, s. 162-163.
142 Turan, Türkiye, s. 202; Kayhan, agm., s. 306-307.
143 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 196; Ermenice nüshadan naklen, Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 198; Niketas, Historia, s. 83; Abû'l-Farac, Tarih, II, s. 400.
144 Yinanç, "Danişmendliler", İA, s. 473.
145 VGMA, HD. 1145, s. 144. Burada Yağıbasan Türbesi'ne 1144/1731 yılında bir türbedarın tayininden bahsedilmektedir.
146 A. Özaydın ("Danişmendliler", DİA, s. 472) Yağıbasan'ın Niksar'da inşa ettirdiği medresesinin haziresinde medfun olduğunu söylemektedir.
147 Ancak 1939 depreminde yıkılmasına rağmen tamir edilmediğinden şu anda moloz yığını halinde bulunmaktadır. bk. Kâmil Şahin, Danişmendliler döneminde Niksar (1071-1178), Niksar 1999, s. 94-95.
148 Turan, Türkiye, s. 202; Özaydın, "Danişmendliler", DİA, s. 472.
149 Nitekim Danişmendnâme'de (Melikoff, a.g.e., II, s. 282) Yağıbasan'ın hayırlı bir hükümdar olduğu Danişmend Gazi döneminden kalıp tahrip olan mescid ve medreselerin Yağıbasan tarafından tamir edildiği belirtilmektedir.
150 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 196; Ermenice nüshadan naklen, Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 198; Abû'l-Farac, Tarih, II, s. 400, Kayhan, agm., s. 307.

151 Özaydın, "Danişmendliler", DİA, s. 472.
152 Uzunçarşılı-Edgüder, a.g.e., s. 31.
153 Uzunçarşılı-Edgüder, a.g.e., s. 32.
154 Ebü'l-Fidâ, el-Muhtasar, III, s. 42.
155 Uzunçarşılı-Edgüder, a.g.e., s. 31-32.
156 Uzunçarşılı-Edgüder, a.g.e., s. 32.
157 Uzunçarşılı-Edgüder (aynı yer) bu sürenin dört sene olduğu öne sürmektedir.
158 Çay, age., s. 43 vd.; Keleş, agm., s. 85.
159 Uzunçarşılı-Edgüder, age., s. 33.
160 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 225; Abû'l-Farac, Tarih, II, s. 410.
161 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 223, 225-226; Abû'l-Farac, Tarih, II, s. 410; Uzunçarşılı-Edgüder, a.g.e., s. 33; Turan, Türkiye, s. 203-204; Kayhan, agm., s. 308.
162 Papaz Grigor, Zeyl, s. 328; Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 227; Ermenice nüshadan naklen, Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 229; İbnü'l-Esîr, el-Kâmil, XI, s. 391; Ramazan Şeşen, "İmâd al-din al-Kâtib al-İsfahânî'nin Eserlerindeki Anadolu Tarihi İle İlgili Bahisler", SAD, III, Ankara 1071, s.
262-264.
163 Abû'l-Farac, Tarih, II, s. 413-414.
164 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 226.

165 Süryanî Mihail, aynı yer.
166 Süryanî Mihail (Vekayi-nâme, s. 227) Zünnûn'un Melik İsmail'i öldürenlerin büyük bir kısmını idam ettirdiğini yazmaktadır.
167 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 227; Ermenice nüshadan naklen, Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 229; Abû'l-Farac, Tarih, II, s. 414; Turan, Türkiye, s. 204; Kayhan, agm., s. 308-309.
168 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 227; Ermenice nüshadan naklen, Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 230.
169 Papaz Grigor, Zeyl, s. 328; İbnü'l-Esîr, el-Kâmil, XI, s. 392; Kayhan, agm., s. 309.
170 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 227; Ermenice nüshadan naklen, Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 229-230; İbnü'l-Esîr, el-Kâmil, XI, s. 392; Aksarâyî, Müsâmeretü'l-ahbâr, s. 30.
171 Yinanç, "Danişmendliler", İA, III, s. 474.
172 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 233; Ermenice nüshadan naklen, Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 234; Abû'l-Farac, Tarih, II, s. 418; İbnü'l-Esîr, el-Kâmil, XI, s. 392; Ahmed bin Mahmud, Selçuk-nâme, haz. Erdoğan Merçil, II, İstanbul 1977, s. 148-149.
173 Ebü'l-Fidâ, el-Muhtasar; III, s. 53.
174 Historia, s. 83-84.
175 Niketas, Historia, s. 84.
176 Özaydın, "Danişmendliler", DİA, s. 472-473.
177 A. Özaydın ("Danişmendliler", DİA, s. 473) İmparatorun Gabras adlı komutanını gönderdiğini bildirmektedir.
178 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 246.
179 Uzunçarşılı-Edgüder, a.g.e., s. 36; Özaydın, "Danişmendliler", DİA, s. 473.
180 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 246-247; Ermenice nüshadan naklen, Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 248.
181 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 246; Ermenice nüshadan naklen, Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 247; Turan, Türkiye, s. 207.

183 Özaydın, "Danişmendliler", DİA, s. 473.
184 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 246-247.
185 Müsâmeretü'l-ahbâr, s. 30.
186 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 120-121; Abû'l-Farac, Tarih, II, s. 377.
187 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 138; Abû'l-Farac, Tarih, II, s. 377; Kayhan, agm., s. 301.
188 Kayhan, agm., s. 302.
189 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 166; Abû'l-Farac, Tarih, II, s. 390.
190 Kayhan, agm., s. 302.
191 Kayhan, aynı yer.
192 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 167-168; Abû'l-Farac, Tarih, II, s. 390; Kayhan, agm., s. 302-303.
193 Kayhan, agm. s. 310.
194 Abû'l-Farac, Tarih, II, s. 390, Ermenice nüshadan naklen, Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 190.
195 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 188.
196 Ermenice nüshadan naklen, Vekayi-nâme, s. 190.
197 Süryanî Mihail (Vekayi-nâme, s. 211) bu ismi Mahmut şeklinde kaydetmişse de Abû'l-Farac (Tarih, II, s. 409) Muhammed şeklinde tashih etmiştir.
198 C. Cahen, (age., s. 113) Zülkarneyn'in ölümü üzerine onun yerine kimin geçeceği konusunda anlaşmazlık çıktığını belirtmektedir.
199 Ermenice nüshadan naklen, Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 190.
200 , Ermenice nüshadan naklen, Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 190; Abû'l-Farac, Tarih, II, s. 410.
201 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 210-211; Abû'l-Farac, Tarih, II, s. 409.
202 Yinanç, "Danişmendliler", İA, s. 475.

203 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 211.
204 Abû'l-Farac, Tarih, II, s. 410.
205 H. Kayhan (agm. s. 307) Nasirüddin Muhammed'in kardeşi Feridun tarafından iktidardan düşürüldüğünü belirtmektedir. Ancak onun düşürülmesinden sonra yerine, Feridun değil Kasım geçmiştir.
206 Kayhan, agm., s. 307-308.
207 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 223; Abû'l-Farac, Tarih, II, s. 410.
208 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 223-224; Ermenice nüshadan naklen, Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 225; Abû'l-Farac, Tarih, II, s. 410; Uzunçarşılı-Edgüder, a.g.e., s. 33; Turan, Türkiye, s. 203-204; Cahen, a.g.e., s. 114; Coşkun Alptekin, "Musul Atabeyliği", DGBİT, VII, İstanbul 1992, s.
559.
209 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 237; Uzunçarşılı-Edgüder, age., s. 37-38; Çay, age., s. 48.
210 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 237.
211 Kayhan, agm., s. 310.
212 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 237-238.
213 Yinanç, "Danişmendliler", İA, s. 475; Kayhan, agm., s. 310.
214 Turan, Türkiye, s. 211.
215 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 252; Abû'l-Farac, Tarih, II, s. 424.
216 Yinanç, "Danişmendliler", İA, s. 475.
217 Danişmendlilerin ortadan kaldırılış tarihini Rauf A. Hüseynov (agm., 159) 1170; Mehmet Altay Köymen, ("Türkiye Selçukluları Devleti (1075-1308) ", Tarihte Türk Devletleri, I, Ankara 1987, s. 379) 1175, Z. V. Togan (a.g.e., s. 203) ve C. Brockelmann (age., s. 214) 1180, Şehabettin Tekindağ (Anadolu'da Türk Tarihi ve Kültürü, Trabzon 1967, s. 6) ise 1252 yılı olarak vermiştir.
218 Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 251-252; Ermenice nüshadan naklen, Süryanî Mihail, Vekayi-nâme, s. 252; Abû'l-Farac, Tarih, II, s. 423-424; Uzunçarşılı-Edgüder, age., s. 38; Yinanç, "Danişmendliler", İA, s. 475; Turan, Türkiye, s. 211; Özaydın, "Danişmendliler", DİA, s. 473; Kayhan, agm., s. 310.
219 İbn Bibi, el-Evâmirü'l-'Alâ'iyye, s. 76.

220 İbn Bibi, el-Evâmirü'l-'Alâ'iyye, s. 76-87; Halil Edhem, Kayseriye Şehri, s. 19-23; Turan, Türkiye, s. 237-274; Tuncer Baykara, I. Gıyaseddin Keyhusrev (1164-1211) Gazi-Şehit, Ankara 1997, s. 15-29.
221 İbn Bibi, el-Evâmirü'l-'Alâ'iyye, s. 114.
222 Konyalı, age., I, s. 286.
223 el-Evâmirü'l-'Alâ'iyye, s. 114, 119, 188.
224 el-Evâmirü'l-'Alâ'iyye, s. 521-526.
225 Halîfet Gazi ile ilgili ayrıntılı bilgi için bk. Sefer Solmaz, Halîfet Gazi ve Halîfet-zâdeler, (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, S. Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü), Konya 1993.
226 Danişmendnâme, vr. 255a-258b.
227 Solmaz, Halîfet Gazi, s. 10-11.
228 Danişmend-nâme, vr. 258a-b.
229 Refet Yinanç, "Selçuklu Medreselerinden Amasya Halifet Gazi Medresesi ve Vakıfları" VD, XV, Ankara 1982, s. 6; Turan, Türkiye, s. 131; Solmaz, Halîfet Gazi, s. 10-14.
230 Yinanç, "Halifet Gazi Medresesi", VD, s. 7.
231 Hüseyin Hüsameddin (Yaşar), Amasya Tarihi, II, İstanbul 1329/1332, s. 357-360; Şehabettin Tekindağ, "İzzet Koyunoğlu Kütüphanesinde Bulunan Türkçe Yazmalar Üzerine Çalışmalar I. ", TM, XVI, İstanbul 1971, s. 138.
232 Karasıoğulları Beyliği için bk. Ahmed Tevhid (Ünver), "Balıkesir'de Karasıoğulları, TOEM, Sene 2, Kısım IX, İstanbul 1327, s. 563-568; İsmail Hakkı (Uzunçarşılı), Karasi Vilâyeti Tarihçesi, İstanbul 1341; aynı mlf., Kitabeler, I, İstanbul 1345/1927, s. 43-46; aynı mlf., Anadolu Beylikleri ve Akkoyunlu, Karakoyunlu Devletleri, Ankara 19884, s. 96-103; aynı mlf., "Karasioğulları", İA, VI, İstanbul 1979, s. 331-335; İbrahim Artuk, "Karesioğulları Adına Basılmış Olan İki Sikke", TD, S. 33, İstanbul 1982; s. 283-290; Zerrin Günal Öden, Karası Beyliği, Ankara 1999; Elizabeth Zachariadou, "Karesi ve Osmanlı Beylikleri: İki Rakip Devlet" Osmanlı Beyliği (1300-1389), İstanbul 20002, s. 245 vd.
233 Uzunçarşılı, Anadolu Beylikleri, s. 96.
234 Yazıcıoğlu Âli, Selçuknâme, Revan Ktp., nr. 1390, vr. 280a; Kemalpaşa-zâde, Tevârîh-i Âl-i Osman, I. Defter, yay. Şerafettin Turan, Ankara 1970, s. 137; Mehmed Neşrî, Kitab-ı Cihannüma, Neşri Tarihi, yay. Faik Reşit Unat, Mehmet Altay Köymen, I, Ankara 19872, s. 50; Müneccimbaşı, Câmi'ü'd-düvel, II, vr. 132a.
235 İsmail Hami Danişmend, İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi, I, İstanbul 1947; s. 22; Öden, a.g.e., s. 12, 17-20.
236 Müneccimbaşı, Câmi'ü'd-düvel, II, vr. 132b; Uzunçarşılı, Anadolu Beylikleri, s. 97; Öden, a.g.e., s. 18.

237 Öden, a.g.e., s. 49, 55-56, 62.
238 M. Zeki Oral, "Malatya Kitabeleri ve Tarihi", III. Türk Tarih Kongresi (Ankara 15-20 Kasım 1943) Kongreye Sunulan Tebliğler, Ankara 1948, s. 434-435, 438. Ayrıca bk. Yılmaz Öztuna, Devletler ve Hânedanlar, II, Ankara 1969, s. 842.
239 Oral, a.g.m., s. 438.
240 Oral, a.g.m., s. 438.
241 Öztuna, a.g.e., II, s. 842.
242 Öztuna, a.g.e., II, s. 41, 842.* Önemli kısaltmalar burada gösterilmiştir.

Abû'l-Farac, Tarih Abû'l-Farac, Gregory Bar Hebraeus, Abû'l-Farac Tarihi, çev. Ömer Rıza Doğrul, I-II, TTK yay., Ankara 19872.

Ahmed bİN Mahmud, Selçuk-nâme, haz. Erdoğan Merçil, II, Tercüman 1001 Temel Eser, İstanbul 1977.

Ahmed Tevhid bk. (Ünver), Ahmed Tevhid. AKM Atatürk Kültür Merkezi.

Aksarâyî, Müsâmeretü'l-ahbâr Aksarâyî, Kerimü'd-din Mahmud, Müsâmeretü'l-ahbâr ve Müsâyeretü'l-ahyâr, nşr. Osman Turan, TTK Yay., Ankara 1944.

Albertus Aquensis, Hefele trc., Albertus Aquensis, trc. Hefele, H., Albert von Aachen. Geschichte des ersten Kreuzzuges, II, Jena 1923.

Âlî, Mustafa, Mirkatü'l-cihad, Raşit Efendi (Süleymaniye) Ktp. nr. 678, vr. 12b-279b.

Âlî, Mustafa, Fusûl-i hall ü akd usûl-i harc ü nakd, Nuruosmaniye Ktp., nr. 2896, vr. 48a-48b.

Alptekin, Coşkun, "Musul Atabeyliği", DGBİT, VII, Çağ yay., İstanbul 1992, s. 535-578.

Alptekin, "Türkiye Selçukluları", DGBİT Alptekin, Coşkun, "Türkiye Selçukluları", DGBİT, VIII, Çağ Yay., İstanbul 1992, s. 209-382.

Anna Komnena, Alexiad Anna Komnena, Alexiad Malazgirt'in Sonrası, çev. Bilge Umar, İnkılâp Kitabevi, İstanbul 1996.

Anonim Selçuk-nâme, nşr. ve trc. F. Nafiz Uzluk, Ankara 1952.

Anonim Süryanî, Tritton trc., Anonim Süryanî Vekayi-nâmesi,; trc., Tritton, A. S., "The First and Second Crusades From an Anonymous Syriac Chronicle" JRAS, (1933), s. 69-101.

Artuk, İbrahim, "Karesioğulları Adına Basılmış Olan İki Sikke", TD, S. 33, İÜEF yay., İstanbul 1982, s. 283-290.

A. Ü Ankara Üniversitesi.

AÜİF Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi.

Azimî Tarihi el-Azîmî, Azimî Tarihi, nşr. ve trc. Ali Sevim, TTK yay., Ankara 1988.

Baykara, Tuncer I. Gıyaseddin Keyhusrev (1164-1211) Gazi-Şehit, TTK yay., Ankara 1997.

Bayram, Mikâil, "Anadolu'da Te'lif Edilen İlk Eser "Kaşf al-'Akaba", İTED, VII/3-4, İÜEF Yay., İstanbul 1979, s. 271-307.

el-Beyhakî, Tarih-i Beyhakî, nşr. Ali Ekber Feyyaz, Tahran 1371.

Brockelmann, Carl, İslâm Ulusları ve Devletleri Tarihi, çev. Neşet Çağatay, TTK Yay., Ankara 1992.

Cahen, Claude, Osmanlılardan Önce Anadolu'da Türkler, çev. Yıldız Moran, E yay., İstanbul 19842.

Cahen, Claude, "Türklerin Anadolu'ya İlk Girişi", çev. Yaşar Yücel-Bahaeddin Yediyıldız, Belleten, LI/201, TTK Yay., Ankara 1987, s. 1375-1431.

el-Cenâbî, el-Aylemü'z-zâhir el-Cenâbî, el-Aylemü'z-zâhir fî ahvâli'l-evâil ve'l-evâhir, Yeni Cami (Süleymaniye) Ktp., nr. 831, vr. 24b-26b.

el-Cenâbî, Gülşen-i Tevarîh el-Cenâbî, Gülşen-i Tevarîh, Nuruosmaniye Ktp., nr. 3097, vr. 68a- 68b.

Chalandon, Alexis Ier Comnene Chalandon, Ferdinand, Essai sur le regne D'Alexis Ier Comnene, (1081-1118), Paris 1900.

Chalandon, Jean II Comnene Chalandon, Ferdinand, Jean II Comnene, (1118-1143) et Manuel I Comnene, (1143-1180), Paris 1912.

Cöhce, Salim, "Danişmendlilerin Haçlılarla Münasebetleri", Niksar'ın Fethi ve Danişmendliler Döneminde Niksar Bilgi Şöleni Tebliğleri, (Niksar, 8 Haziran 1996), Tokat 1996, s. 18-21.

Çay, Abdülhaluk, II. Kılıçarslan, Ankara 1987.

Danişmend, İsmail Hami, İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisi, I, Türkiye yay., İstanbul 1947.

Danişmend, İsmail Hami, Türk Tarih Kurumuna Açık Mektup, İnanç Yay., İstanbul 1945.

Danişmend-nâme Melik Danişmend Tarihi, İstanbul Belediye Atatürk Kitaplığı Muallim Cevdet, nr. 441, vr. 1b-262b.

Darkot, Besim, "Niksar", İA, IX, MEB yay., İstanbul 1988, s. 273-275.

Demir, Necati, "Danişmend Gazi ve Şehadeti", Tarih ve Medeniyet, S 34, İstanbul Ocak 1997, s. 24-27. Demirkent, "Bohemund".

Niksar Bilgi Şöleni "Antakya Prinkepsi Bohemund'un Esir Alınması Niksar'da Hapsedilmesi ve Serbest Bırakılması", Niksar'ın Fethi ve Danişmendliler Döneminde Niksar Bilgi Şöleni Tebliğleri, (Niksar, 8 Haziran 1996), Tokat 1996, s. 3-7.

Demirkent, Işın, "1101 Yılı Haçlı Seferleri Ordularının Anadolu'da Takip Ettikleri Yollar Hakkında", Uluslararası Haçlı Seferleri Sempozyumu, (İstanbul, 23-25 Haziran 1997), Ankara 1999, s. 115-122.

Demirkent, "Haçlılar", DİA., Demirkent, Işın, "Haçlılar", DİA, XIV, TDV Yay., İstanbul 1996, s. 525­546.

Demirkent, Sultan I. Kılıçarslan, Demirkent, Işın, Türkiye Selçuklu Hükümdarı Sultan I. Kılıçarslan, TTK Yay., Ankara 1996.

Demirkent, Haçlı Kontluğu, Demirkent, Işın, Urfa Haçlı Kontluğu, I-II, TTK Yay., Ankara 1990­1994.

DGBİT Doğuştan Günümüze Büyük İslâm Tarihi. DİA Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi. dn dipnot.

DTCF Ankara Ün. Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi.

DTCFD Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Dergisi.

Ebü'l-Fidâ, el-Muhtasar Ebü'l-Fidâ, Min kitâbi'l-muhtasar fî ahbâri'l-beşer, II-III, Matbaati'l-Hüseyniyye, Mısır 1323-1325.

EI Encyclopedia of Islam.

EI2 Encyclopedie de l'Islam.

Halil Edhem, "İslâmî Kitabeler", TOEM. (Eldem), Halil Edhem, "Anadolu'da İslâmî Kitabeler", TOEM, Sene 6, S. 32, İstanbul 1331, s. 449-467.

Halil Edhem, Düvel-i İslamiyye (Eldem), Halil Edhem, Düvel-i İslamiyye, İstanbul 1345/1927.

Halil Edhem, Kayseriye Şehri (Eldem), Halil Edhem, Kayseriye Şehri, İstanbul 1334.

Erkiletlioğlu, Halit, Kayseri Tarihi, Kayseri 1993.

Eskioğlu, Mehmet, Çayırdağ, Mehmet, Melik Gazi Türbesi Rehberi ve Danişmendlilerin Kayseri'deki Eserleri, Kayseri Özel İdare Müdürlüğü ve Kayseri Belediyesi Birliği Yay., Kayseri 1987.

Fink, Harold S., "The Foundation of the Latin States 1099-1118", History of the Crusades, I, Philadelphia 1958, s. 368-409.

Fulcherius Carnotensis, trc., Riyan, F., A History of the Expedition to Jerusalem 1095-1127, Knoxville 1969.

Gaffarî, Târîh-i Cihan-ârâ, nşr., Müctebâ Minovî, Tahran 1343.

Gürün, Kâmuran, Türkler ve Türk Devletleri Tarihi, Bilgi Yay., İstanbul 19842.

Halaçoğlu, Yusuf, "Tapu Tahrir Defterlerine Göre XVI. Yüzyılın İlk Yarısında Sis (Kozan) Sancağı", TD, S. 32, İstanbul 1979.

Halil Edhem Bk. (Eldem), Halil Edhem,

Hezarfen Hüseyin Efendi, Tenkîhü tevârîh-i mülûk, Esad Efendi (Süleymaniye) Ktp., nr. 2239, vr. 60a-253b.

Honigmann, E., Bizans Devletinin Doğu Sınırı, trc. Fikret Işıltan, İÜEF yay., İstanbul 1970.

Honigmann, E., "Malatya (İslâm devri)", İA, VII, MEB yay., İstanbul 1988, s. 232-239.

Hüseyin Hüsameddin bk. (Yaşar) Hüseyin Hüsameddin.

Hüseynov, Rauf A., "Selçuklular Kafkasya'da", TKA, Yıl: XXX/1-2 (1992), TKAE Yay., Ankara 1993, s. 158-164.

İA İslâm Ansiklopedisi.

İbn Bibi, el-Evâmirü'l-'Alâ'iyye İbn Bibi, el-Evâmirü'l-'Alâ'iyye fî'l-Umûri'l-'Alâ'iyye, haz. Adnan Sadık Erzi, TTK Yay. Ankara 1956.

İbn Kesîr, el-Bidâye İbn Kesîr, el-Bidâye ve'n-Nihâye, XII, Beyrut 1932.

İbn el-Şıhne, el-Dürerü'l-müntehab fî târihi memleketi Haleb, nşr. E. Serkis, Beyrut 1909.

İbnü'l-Adîm, Zübde İbnü'l-Adîm, Zübdetü'l-Haleb min Târihi Haleb, nşr. Sâmi Dehhan, II, Dımaşk 1954.

İbnü'l-Esîr, el-Kâmil İbnü'l-Esîr, el-Kâmil fi't-târih, X, Beyrut 1386/1966.

İbnü'l-Kalânisî, Zeyl İbnü'l-Kalânisî, Zeylü Târihi Dımaşk, nşr. H. F. Amedroz, Leiden 1908.

İbnü'l-Kemal İlyas b. Ahmed. Keşfu'l-Akabe, Fatih (Süleymaniye) Ktp., nr. 5426, vr. 244b-261a.

İTED İslâm Tetkikleri Enstitüsü Dergisi.

İÜEF İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi.

JRAS Journal of Royal Asiatic Society.

Kadı Ahmed, el-Veledü'ş-şefik Kadı Ahmed, Niğdeli, el-Veledü'ş-şefik ve hafidü'l-Hâlik, Fatih (Süleymaniye) Ktp., nr. 4518.

Kafesoğlu, İbrahim, Selçuklu Tarihi, MEB yay. İstanbul 1992.

el-Karamânî, Abu'l-Abbas, Ahbârü'd-düvel ve âsârü'l-üvel, Nuruosmaniye Ktp., nr. 3043, vr. 192a-192b.

Kayhan, Hüseyin, "Melik Muhammed'in Ölümünden (1143) Sonra Danişmendli Tarihine Kısa Bir Bakış", III. Kayseri ve Yöresi Tarih Sempozyumu Bildirileri, (Kayseri, 06-07 Nisan 2000) Kayseri ve Yöresi Tarih Araştırmaları Merkezi Yay. Kayseri 2000, s. 299-313.

KB Kültür Bakanlığı.

Keleş, Bahattin, "Danişmendli-Türkiye Selçukluları İlişkileri", Niksar'ın Fethi ve Danişmendliler Döneminde Niksar Bilgi Şöleni Tebliğleri, (Niksar, 8 Haziran 1996), Tokat 1996, s. 80-85.

Kemalpaşa-zâde, Ahmed b. Süleyman, Tevârîh-i Al-i Osman, I. Defter, yay. Şerafettin Turan, Ankara 1970.

Koca, Salim, "Türkiye Selçuklu Devleti'nin Özellikleri", TDA, S. 71, TDAV Yay., İstanbul Nisan 1991, s. 17-27.

Konyalı, İbrahim Hakkı, Abideleri ve Kitabeleriyle Niğde-Aksaray Tarihi, I-II, İstanbul 1974.

Köprülü, "Yerli Kaynaklar", Belleten, Köprülü, M. Fuad, "Anadolu Selçukluları Tarihinin Yerli Kaynakları", Belleten, VII/27, TTK yay., Ankara 1943, s. 379-522.

Köymen, Mehmet Altay, Selçuklu Devri Türk Tarihi, TTK yay., Ankara 1989.

Köymen, Mehmet Altay, Tarih Işığında Anadolu Savunması (Dünü, Bugünü ve Yarını), Ankara 1990.

Köymen, Mehmet Altay, "Türkiye Selçukluları Devleti (1075-1308) ", Tarihte Türk Devletleri, I, Ankara 1987, s. 377-385.

KTÜ Karadeniz Teknik Üniversitesi.

Maalouf, Amin, Arapların Gözüyle Haçlı Seferleri, çev. Mehmet Ali Kılıçbay, Telos yay., İstanbul 1997.

MEB Millî Eğitim Bakanlığı.

Melikoff, Irene, "Danishmendids", EI, II, London 1965, s. 110-111.

Melikoff, Irene, "Dânishmendides", EI2, II, Paris 1977, s. 112-114.

Melikoff, Irene, La Geste de Melik Danişmend, II, Paris 1960.

Melikoff, Irene, "Gazi Melik Danişmend et La Conquete de Sivas", SAD, IV, Selçuklu Tarih ve Medeniyeti yay., Ankara 1973, s. 187-195.

Merçil, Erdoğan, Müslüman-Türk Devletleri Tarihi, TTK yay., Ankara 1991.

Müneccimbaşı, Câmi'ü'd-düvel.

Sahâifu'l-ahbar Müneccimbaşı, Câmi'ü'd-düvel, Nuru-osmaniye Ktp., I, nr. 3171, vr. 363b-365a; trc. Şair Nedim, Sahâifu'l-ahbar, II, İstanbul 1285.

Müverrih Vardan, "Türk Fütuhatı Tarihi (889-1269) ", çev. H. D Andreasyan, İstanbul 1937, s. 153-255.

Neşrî, Mehmed, Kitab-ı Cihannüma, Neşri Tarihi, yay. Faik Reşit Unat, -Mehmet Altay Köymen, I, TTK Yay., Ankara 19872.

Niketas, Historia Niketas Khoniates, Historia (Ionnes ve Manuel Komnenos Devirleri), çev. Fikret Işıltan, TTK yay., Ankara 1995. nr numara.

Oral, M. Zeki, "Malatya Kitabeleri ve Tarihi", III. Türk Tarih Kongresi (Ankara, 15-20 Kasım 1943) Kongreye Sunulan Tebliğler, TTK yay., Ankara 1948, s. 434-440.

Ostrogorsky, George, Bizans Devleti Tarihi, çev. Fikret Işıltan, TTK yay., Ankara 19913.

Özaydın, "Danişmend Gazi", DİA Özaydın, Abdülkerim, "Danişmend Gazi", DİA, VIII, TDV Yay., İstanbul 1993, s. 467-469.

Özaydın, "Danişmendliler", DGBİT Özaydın, Abdülkerim, "Danişmendliler" DGBİT, VIII, Çağ Yay., İstanbul 1992, s. 121-140.

Özaydın, "Danişmendliler", DİA Özaydın, Abdülkerim, "Danişmendliler", DİA, VIII, TDV yay., İstanbul 1993, s. 469-474.

Özgüç, Tahsin-Akok, Mahmut, Melik Gazi Türbesi ve Kalesi", Belleten, XVI11/71, TTK Yay., Ankara 1954, s. 331-336.

Öztuna, Yılmaz, Devletler ve Hânedanlar Türkiye (1074-1990), II, KB yay., Ankara 1969.

Papaz Grigor, Zeyl, Urfalı Mateos Vekayi-nâmesi (952-1136) ve Papaz Grigor'un Zeyli (1136­1162), TTK Yay. Ankara 19872.

Reşîdü'd-din, Câmi'ü't-tevârîh Reşîdü'd-din Fazlullah, Câmi'ü't-tevârîh, nşr. Ahmet Ateş, TTK yay. Ankara 1960.

Runciman, Steven, Haçlı Seferleri Tarihi çev. Fikret Işıltan, I-II TTK yay., Ankara, 1986-1992. S Sayı.

SAD Selçuklu Araştırmaları Dergisi. S. Ü Selçuk Üniversitesi.

Solmaz, Sefer, "Danişmendli Ailesi İle Büyük Selçuklu Hanedanı Arasındaki Akrabalık İlişkileri", I. Uluslararası Selçuklu Kültür ve Medeniyeti Kongresi Tebliğleri, (Konya, 11-13 Ekim 2000) II, Konya 2001, s. 271-282.

Solmaz, Sefer, "Danişmendli Ailesinin Büyük Selçuklu Devleti'nin Kuruluşundaki Rolü", Niksar'ın Fethi ve Danişmendliler Döneminde Niksar Bilgi Şöleni Tebliğleri, (Niksar 8 Haziran 1996), Tokat 1996, s. 49-60.

Solmaz, Danişmendliler Devleti, Solmaz, Sefer, Danişmendliler Devleti ve Kültürel Mirasları, (Yayınlanmamış Doktora Tezi, S. Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü), Konya 2001.

Solmaz, Halîfet Gazi; Solmaz, Sefer, Halîfet Gazi ve Halîfet-zâdeler, (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, S. Ü. Sosyal Bilimler Enstitüsü), Konya 1993.

Stevenson, W. B., The Crusades in the East, Cambridge 1907. STY Sanat Tarihi Yıllığı.

Subaşı, Muhsin İlyas, Kayseri'nin Manevî Mimarları, TDV Yay., Ankara 1995. S. Ü. Selçuk Üniversitesi.

Sümer, Faruk, "Saltuklular", SAD, III, Selçuklu Tarih ve Medeniyeti Yay., Ankara 1971, s. 391­433.

Sümer, Türk Beylikleri, Sümer, Faruk, Selçuklular Devrinde Doğu Anadolu'da Türk Beylikleri, TTK yay., Ankara 1990.

Sümer, Faruk, Yabanlu Pazarı Selçuklular Devrinde Milletlerarası Büyük Bir Fuar, TDAV Yay., İstanbul 1985.

Süryanî Mihail, Vekayi-nâme Süryanî Mikhail Süryanî Keşiş Mihail'in Vekayi-nâmesi, trc. H. D. Andreasyan, II, TTK Ktp.'nde 44-2 no'lu basılmamış nüsha.

Şahin, Kâmil, Danişmendliler Döneminde Niksar (1071-1178), Niksar Belediyesi Yay., Niksar
1999.

Şeşen, Ramazan, "İmâd al-din al-Kâtib al-İsfahânî'nin Eserlerindeki Anadolu Tarihi İle İlgili Bahisler", SAD, III, Selçuklu Tarih ve Medeniyeti Enstitüsü Yay., Ankara 1071, 249-369.

TAD Selçuk Ün. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü Türkiyat Araştırmaları Dergisi.

TAE Selçuk Ün. Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü.

TD İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Dergisi.

TDA Türk Dünyası Araştırmaları.

TDAV Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı.

Tekindağ, Şehabettin, Anadolu'da Türk Tarihi ve Kültürü, (Karadeniz Teknik Üniversitesinde 16. 5. 1966-31. 5. 1966 Arası Verilen Konferanslar), KTÜ İnşaat ve Mimarlık Fakültesi Yay., Trabzon 1967.

Tekindağ, Şehabettin, "İzzet Koyunoğlu Kütüphanesinde Bulunan Türkçe Yazmalar Üzerine Çalışmalar I", TM, XVI, İstanbul 1971, s. 133-139.

TKA Türk Kültürü Araştırma.

TKAE Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü.

TM Türkiyat Mecmuası.

TOEM Tarih-i Osmanî Encümeni Mecmuası.

Togan, Zeki Velidî, Umumî Türk Tarihi'ne Giriş, I, Enderun Kitabevi, İstanbul 19813.

Turan, Doğu Anadolu, Turan, Osman, Doğu Anadolu Türk Devletleri Tarihi, Turan Neşriyat, İstanbul 1973.

Turan, "Kılıçarslan I. ", İA., Turan, Osman, "Kılıçarslan I. ", İA, VI, MEB yay., İstanbul 1979, s. 681-688.

Turan, Selçuklular, Turan, Osman, Selçuklular Tarihi ve Türk-İslâm Medeniyeti, Boğaziçi yay., İstanbul 19933.

Turan, Türkiye, Turan, Osman, Selçuklular Zamanında Türkiye, Boğaziçi yay., İstanbul 19933.

Turan, Mefkûre, Turan, Osman, Türk Cihân Hâkimiyeti Mefkûresi Târihi, I-II, Boğaziçi yay., İstanbul 19947.

TTK Türk Tarih Kurumu.

TÜED Türk Etnografya Dergisi.

Uluçay, Çağatay, İlk Müslüman Türk Devletleri, MEB yay., İstanbul 19773.

Umar, Bilge, Türkiye'deki Tarihsel Adlar, İnkılâp Kitabevi, İstanbul 1993.

Urfalı Mateos, Vekayi-nâme, Urfalı Mateos, Vekayi-nâme, nşr. ve trc. E. Dulaurer, Chronique de Matthieu d' edesse, Paris 1858; trc. Hrant D. Andreasyan, notlar Edouard Dulaurer-M. Halil Yinanç, Urfalı Mateos Vekayi-nâmesi (952-1136) ve Papaz Grigor'un Zeyli (1136-1162), TTK yay. Ankara
19872.

Uzunçarşılı, Anadolu Beylikleri, Uzunçarşılı, İsmail Hakkı, Anadolu Beylikleri ve Akkoyunlu, Karakoyunlu Devletleri, TTK yay., Ankara 19884.

Uzunçarşılı, İsmail Hakkı, "Karasioğulları", İA, VI, MEB Yay., İstanbul 1979, s. 331-335.

(Uzunçarşılı), İsmail Hakkı, Karasi Vilâyeti Tarihçesi, İstanbul 1341.

Uzunçarşılı, Kitabeler (Uzunçarşılı), İsmail Hakkı, Kitabeler, I, İstanbul 1345/1927. (Uzunçarşılı), İsmail Hakkı-. 

(Edgüder), Rıdvan Nafiz, Sivas Şehri, İstanbul 1346/1928.

[Ünver], Ahmed Tevhid, "Balıkesir'de Karasıoğulları, TOEM, Sene 2, Kısım IX, İstanbul 1327, s. 563-568.

VD Vakıflar Dergisi.

VGM Vakıflar Genel Müdürlüğü. vr varak.

Vryonis, Speros, The Decline of Medieval Hellenism in Asia Minor and the Eleventh Through the Fifteenth Century, London 1971.

Willermus Tyrensis, Kausler trc., Willermus Tyrensis, Alm. trc. Kausler, E. ve R., Geshichte der Kreuzzüge und Königreichs Jerusalem, Stuttgart 18442; İng. trc., E. A. Babcock-A. C. Krey, History of Deeds Done Beyond the Sea, New York 1943.

Yalçınkaya, Ekrem, Muhtasar Malatya Tarih ve Coğrafyası, İstanbul 1940.
(Yaşar), Hüseyin Hüsameddin, Amasya Tarihi, II, İstanbul 1329/1332. Yay Yayını, yayınlayan.

Yazıcıoğlu Âli, Selçuk-nâme, Revan Ktp., nr. 1390.

Yinanç, "Belek", İA., Yinanç, Mükrimin Halil, "Belek", İA, II, MEB Yay. İstanbul 1979, s. 468-473.

Yinanç, "Danişmendliler", İA., Yinanç, Mükrimin Halil, "Danişmendliler", İA, III, MEB Yay., İstanbul 1988, s. 468-479.

Yinanç, Mükrimin Halil, "Onikinci Asır Tarihçileri ve Muhammed bin Ali-il-Azimî" II. Türk Tarih Kongresi Tebliğleri (Ankara 20-25 Eylül 1937), TTK Yay. İstanbul 1943, s. 673-690. Yinanç, "Mengücekler",

Tarihte Türk Devletleri, II., Yinanç, Refet, "Mengücekler", Tarihte Türk Devletleri, II, A. Ü. Rektörlüğü Yay., Ankara 1987, s. 461-464.

Yinanç, Refet, "Saltuklular", Tarihte Türk Devletleri, II, A. Ü. Rektörlüğü Yay., Ankara 1987, s. 457-460.

Yinanç, "Halifet Gazi", VD., Yinanç, Refet, "Selçuklu Medreselerinden Amasya Halifet Gazi Medresesi ve Vakıfları" VD, XV, VGM Yay., Ankara 1982, s. 5-22.

Zachariadou, Elizabeth, "Karesi ve Osmanlı Beylikleri: İki Rakip Devlet" Osmanlı Beyliği (1300­1389), İstanbul 20002.

Zahİrü'd-din Nîşâbûrî, Selçuk-nâme, nşr. İrec Afşar, Tahran 1332.

  
4548 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın