• Anasayfa
  • https://www.facebook.com/tarihtarihcemiyeti/
  • https://twitter.com/ttcemiyeti
TAVSİYE KİTAP
Türgişlerden Büyük Uygurlara Türk Kağanlıklarının Para Birimleri / François Thierry

Tarihi Bağlam

Altıncı yüzyılın ilk yarısında, Rouran (Avar) Hanlığı1 iki klan lideri (Anagui ve amcası Poluomen) arasındaki bir kriz yüzünden zor günler geçirirken, sürekli bir şekilde Batı'daki Eftalit İmparatorluğu (Çincede Yeta) ve Doğu'daki Çin Wei Hanedanı'nın vassalı Gaoju Hanlığı'nın saldırılarına maruz kalmaktaydı. Bu iki göçer güç neredeyse aynı anda çöktüler, Gaoju 541 yılında Töles kabileleri (Çincede Tiele) ile ittifak yapan Rouran Hanlığı'ndan geriye kalanlar tarafından yıkıldı, savaşlardan yorgun düşen Rouranların kendileri de Türkler (Çincede Tujue) ve Çinlilerin Batı Wei Devleti tarafından ortadan kaldırıldı.

Rouran Hanlığı'nın yıkılmasından sonra, Göktürk kabileleri Doğu göçer dünyasında liderliği elde etti, Bumin Kağan (Çincede Tumen, 542553) 552'de ilk Göktürk Hanlığı'nı kurdu, fakat imparatorluğunu kurduktan hemen sonra, 553'ün başında öldü. Göktürk Hanlığı iki kısım olarak örgütlendi ve yönetildi, Bumin Kağan'ın kardeşlerinden biri olan İstemi (Çincede Shidiemi, 553576) Batı'nın (Batı Türkleri) liderliğine, ve Bumin Kağan'ın oğullarından biri olan Mukan (Çincede Muhan 553572) Doğu'nun (Doğu Türkleri) başına geçti. İstemi daha aktif bir Kağan olmasına ve devasa imparatorluğun oluşturulmasında daha önemli bir rol oynamasına rağmen, Büyük kağan unvanı ve üstünlük Doğu Lideri Mukan'da bulunmaktaydı.

Türklerle Kuzey Çin'deki Çinli iktidar arasındaki siyasi ilişkiler son derece güçlüydü, bu sadece objektif siyasi sebeplerden değil, aynı zamanda belki bu dönemde Kuzey Çin'i yöneten Wei yönetici klanlarının göçmen orijine sahip olmaları ve özellikle de Siyengi'nin bir kolunun soyundan gelen Tabgaç (Çincede Tuoba) milletinin bir ErkenTürk halkı olmasından kaynaklanmaktaydı. 557'de Türkler Batı'ya yönelerek Eftalit İmparatorluğu'na karşı harekete geçti ve bu imparatorluğu 562 ile 568 yılları arasında yıkarak topraklarını ilhak ettiler. Bu tarihten itibaren, Türk Hanlığı İpek Yolu'nun Doğu kısmını, Ceyhun nehrinden Kuzey Dunhuang vahasına kadar olan bölgeyi, Moğolistan ve Sibirya'nın bir kısmını kontrol ettiler.

Doğu Wei (534550), Batı Wei (535557), Kuzey Qi (550577), Kuzey Zhou Hanedanı (557581) ve Sui Hanedanı (581618) ve hatta Tang Hanedanı'nın ilk yıllarında, Zhou, Sui ve Tang hanedanları ile evlilik yoluyla akrabalık bağları kuran, maddi avantajlar için saldırmazlık politikaları uygulayan güçlü Türkler, Çin için şüpheli müttefikler durumundaydı. Türklerin esas hedefi Eftalit İmparatorluğu'nu fethetmekti, ikinci sırada da Sasani İmparatorluğu ile karşı karşıya gelmekti. Ancak Türkler nüfuzlarını ve askeri güçlerini, Suiler liderliğinde 581 yılında yeniden birliğini sağlayıncaya kadar Çin'deki değişik küçük Çinli Hanedanlar (Batı ve Doğu Wei, Kuzey Zhou va Kuzey Qi) arasında devam eden çatışmalarda kullandılar.

İstemi'nin (576) yılında ölümü üzerine oğlu Tardu (Çincede Datou) Batı Türkleri konfederasyonunun başına geçti. Tahta geçişinin ilk yılından itibaren, Suilerin Çin İmparatoru Wendi aktif bir "böl ve yönet" politikası izlemeye başladı. Kuzey Türklerine karşı Tardu ile ittifaka girerek bu amacına ulaştı. Bu, büyük Göktürk Devleti'nin açık bir şekilde iki düşman Hanlığa bölünmesi anlamına geliyordu. Öte yandan, Kuzey Hanlığı bünyesindeki liderler arasında da düşmanlıklar başlattı ve Töles kabilelerini Türklere karşı saldırmaları için kışkırttı. Bu politika sayesinde, Sui Hanedanı Kuzey Hanlığı'nın hamiliği altına girdi. Çin planının ikinci aşaması Batı Hanlığı'nı bölmekti ve bu da Sui'nin Tardu'ya karşı tavır değiştirmesiyle sağlandı. Hanlık 603 yılında tarihe karıştı: Tardu'nun büyük oğlu Maveraünnehir'i aldı, Çuluo (616621) İli steplerini yönetti; Çinlilerin yardımıyla Şigui tek Batı Kağanı olarak kaldı. Suilerin son yıllarında Türk tehditi ortadan kalkmış ve iki Hanlık da Çinlilerin kukla devletleri haline gelmişti.

Kore Savaşı'ndan (612614) yararlanan Kağan Şibi (609619) Kuzey Türk Hanlığı'nın bağımsızlığını yeniden ihya etmeyi başardı. İleride Tangların Taizong İmparatoru olacak olan Li Shimin, Sui Hanedanı'nı devirmek için bir isyan örgütlemeye kalkıştığında, Türk Kağanı ile ittifaka girdi: Kısa ömürlü Sui Hanedanı 618'de devrildi, fakat kağan da bir Hükümdar yapıcı pozisyonunu kazanmış oldu. Halef'i İl Kağan (Çincede Xieli, 620630) bunu Kuzey Çin'i ele geçirmek için bir fırsat olarak düşündü, fakat 624 yılında Li Shimin tarafından ağır bir yenilgiye uğratıldı. Taizong'un politikaları da Sui Hanedanı'nınkiyle aynıydı: Böl ve yönet, ve Batı Türklerini Kuzey Türklerine karşı kullanmak. Bu amaçla, Taizong Batı Kağanı Tong Yabgu ile olan ilişkilerini güçlendirdi. 630 tarihinde, İl Kağan aptalca bir harekette bulunarak Yunzhou (şimdiki Shanxi Bölgesi'nde Datong) civarında Tang İmparatorluğu'na bir saldırı başlattı, yine mağlup oldu, Moğolistan'a kadar takip edildi ve ele geçirildi. 630'dan 683 yılına kadar, Kuzey Hanlığı Çin İmparaorluğu için zararsız bir devletti ve bu devletin Kağanı Çin sarayı tarafından tespit edilip atanmaktaydı. Ordos ve Güney Moğolistan işgal edildi ve bu bölgeler askeri sınır kumandanlıklarına dönüştürüldü.

Bu sıralarda, Batı Hanlığı Tong Yabgu (618630) liderliğinde zirve dönemini yaşamaktaydı, Hanlığın toprakları Maveraünnehir, Hindikuş; Isıkgöl'e kadar olan Fergana ve İli vadilerini ve Tarım vahalarını, Kuça, Karaşar, Koço, Hotan ve Şule (Kaşgar)'yi kapsamaktaydı. Kağan'ın sarayı Çaş'taki (Taşkent) Batı Ordusu'ndan Akdağ Dağlık Bölgesi'ndeki (şimdiki Sincan Bölgesi'ndeki Kuca'nın kuzeyi) Doğu yayla Ordusu'na taşındı. 630'da meydana gelen bir olay durumu değiştirdi.

Tong Yabgu isyancı bir Karluk grup tarafından öldürüldü. Tong halefini hazırlamamıştı ve Hanlık karmaşa içine düştü, klanların liderleri ve hanlar birbirlerine karşı savaştılar ve konfederasyon dağıldı. Beş Nuşibi diye adlandırılan beş kabile, Hanlığın Batı bölümünü ele geçirdi ve Beş Dulu kabileleri de Doğu bölümünü zaptetti. Bu on Batı kabilesi On Ok Türk kabileleri olarak anılmaktadır.

Bu durum Tang için yeniden Batı Türklerine yönelme yolunda iyi bir fırsattı. Taizong, daha önce Kağan'ın boyunduruğunu kabul etmiş olan Semerkant ve Buhara (631), Hotan (632), Şuli ve Suoju (635) gibi küçük hükümdarlıkların vassallığını kazandı. Fakat bu hükümdarlıkların diğerleri Dulu'ya, yani Dulu Türk Kağanı'na sadık kaldı. Netice itibariyle, 640 yılında, Çin orduları önceleri Türk toprağı olan bölgelere girdi, sözde Xizhou hükümdarlığına dönüşmüş olan küçük Koço hükümdarlığını (bugünkü, Sincan Bölgesi'ndeki Turfan yakınlarındaki Gaoçang) ele geçirdi. Guo Xiaoke komutasındaki Çin Ordusu, Hatun Dağlarına (Sincan'daki Urumçi) kadar uzanan Türk Hanlığı'nın derinliklerine büyük bir saldırı başlatmış ve Türkler mağlup edilmiştir. Aynı zamanda da Tanglar, Barköl Uygur kabilelerini Göktürk liderliğine karşı başkaldırmaya kışkırtmışlardır. Hanlık dağılmaya başlamıştır. Karaşar 644 yılında ilhak edildi, Kuca 648'de ele geçirildi ve bu şehir 649 yılında Çinli Hami Anxi duhufu'nun otağı haline getirildi. "Hami'nin Barışçıl Batısı"nın toprakları, Bosi dudufu'dan "Fars Hükümeti Otağı" (Şimdiki İran'da Zabul) Çin İmparaorluğu'nun en batıdaki sınır kapısı olan (bugünkü Gansu bölgesinde) Yumenguan'a kadar uzanan eski Batı Hanlığı'nın tüm topraklarını kapsamaktaydı. Nuşibi ve Dulu kabilelerinin Kağanlarının her ikisi de, Kuzey Türklerinde olduğu gibi, Çin sarayı tarafından atanmaktaydı. Böylece Çin, Orta ve Kuzey Asya'da amacına ulaşmış gözükmekteydi.

Ancak, 665'den başlayarak, Türklerin On Ok kabileleri Çin Sarayı tarafından atanan kağanlara karşı baş kaldırdılar ve bağımsızlıklarını yeniden elde ettiler; öte yandan, Tibet İmparatorluğu 670 tarihinde Tarım havzasını işgal etti ve Hotan, Şuli, Karaşar ve Kuca gibi küçük hükümdarlıkların çoğunu kısa bir süre için ele geçirdi. İç husumetlerden zayıf düşen Çin hükümeti Orta Asya'da iktidarını yeniden tesis etmede başarısız oldu ve Kuzey Hanlığı bu fırsatı kullanarak Çin egemenliğini sarstı.

682 yılından başlayarak, Kutluk Kağan (gelecekteki İlteriş, 682692) ve Başbakanı Tonyukuk başkaldırdı ve daha sonra Çin'in Kuzey Bölgelerini, Şanxi ve Hebei'yi beş yıl boyunca yağmaladılar. Bu sırada, İmparatoriçe Wu Citian (684705) Tibetlileri geri püskürtmeyi ve Dört Garnizonları (Kuca, Karaşar, Şuli ve Hatan) yeniden ihya etmeyi başardı; ve İlteriş'in halefi Kapağan Han'ın (692716, Çin kaynaklarında Mochu olarak biliniyor) liderliğinde Doğu Hanlığı'nın yeniden güçlü bir şekilde diriltilmesini engellemek için Nuşibi Konfederasyonu'nu yöneten Türgiş Kağan ile ittifak yapmak suretiyle geleneksel "böl ve yönet" politikasını izlemeyi denedi.

Fakat, ani bir saldırı ile Türgiş Kağanı Ocirlik (690708) mağlup edildi ve Batı On Ok Konfederasyonu üzerinde Doğu Göktürk Hanlığı'nın egemenliğini tanıdı (698). Yine de Ocirlik, Issıkgöl bölgesindeki kendi topraklarında geniş bir özerkliğe sahip oldu ve Nuşibi kabilelerinin lideri olarak Tibet ve Çinlilerin alternatifli desteklerine güvendi; 708 yılında Çin Sarayı onu Xihe junwang (Xihe'nin Bölgesel Hükümdarı) olarak atadı. Orhun Yazıtlarında bahsedildiği gibi, Türgiş kabileleri bir bodun idi, yani millet, ve bir el, yani örgütlü bir devlet, bir imparatorluk olarak, Türkler, Kırgızlar ve Çinliler gibi bir kağan tarafından yönetilmekteydiler. Ocirlik, daha ileri giderek, Çin Sarayı'nın bir kuklası olan ve daha önce Kapağan Kağan tarafından mağlup edilen Dulu Kabileleri Kağan'ı Huşiluo'nun topraklarını işgal etti. Akabinde, Ocirlik, On Ok kabilelerinin Batı Hanlığı Kağanı oldu. Ocirlik'in oğlu ve halefi Suk Kağan (708710), Çinlilerin de yardımıyla Kapağan Kağan'ın boyunduruğunu sarsacak kadar güçlendiğini düşündü, fakat 710 yılında bir Göktürk seferi sırasında ağır şekilde yenilgiye uğratıldı ve öldürüldü, belki de bunun neticesinde Türgiş kabilelerinden bir kısmı Tarbagatay bölgesine sürüldü. Yaklaşık beş yıl içinde, Türgiş kabileleri Doğu Hanlığı'nın denetimine girdi, fakat aşağı yukarı 714'ten sonra, yavaş yavaş eski Suk Kağan'ının bir generali olan Sulu, On Ok kabileleri üzerinde Türgiş liderliğini yeniden tesis etti ve Kapağan Kağan'ın iç savaşta pusuya düşürülerek öldürülmesinden yararlanarak, 716 yılında bu kabilelerin kağanı oldu. "Kara Türgiş" kabilelerinin bir üyesi olan Sulu, topraklarını ilk etapta kuzeye ve doğuya, yani Yedisu'ya, Tarbagatay, Cungar stepleri, Tianşan dağları ve Anxi Protektoryası'nın (Şuli ve Kuca) batı bölümüne doğru genişletti. Çin sarayının diplomatik hediyeleri ve şeref unvanlarıyla aklı çelinen Sulu, ordularını batıya yani Maveraünnehir ve Tonaristan'daki Arap işgalcilere doğru yönlendirdi. Sulu 737 yılında "Sarı Türgişler"in bir baga tarkanı tarafından öldürüldü ve Hanlık da çok hızlı bir şekilde dağıldı. Kara Türgişlerle Sarı Türgişlerin birbirlerine karşı savaşmaları, Çinlilere Tokmak bölgesine kadar uzanan İç Asya'da geniş alanları yeniden zaptetme fırsatı yarattı (748).

Sulu'nun saltanatı kabaca, 716 yılında Kapağan'ın oğlundan iktidarı ele geçiren Bilge Kağan'ın saltanatına tekabül etmekteydi. Bu dönemde, Kuzey Hanlığı İlteriş'in oğlu olan Bilge (716734), kardeşi Kül Tegin (716731) ve babasının eski başbakanı Baga Tarkan Tonyukuk'tan oluşan bir üçlü tarafından yönetilmekteydi. Hanlık son derece güçlü olmasına rağmen, Çin ve On Ok Hanlığı ile olan ilişkiler saldırganlık üzerine kurulu değildi ve temel politika kuzeyde Türk gelenekleri ve liderliğini sürdürmekti. Kül Tegin 731 yılında öldü ve Bilge de 734 yılında zehirlendi. İkinci Göktürk Hanlığı iç husumetler, yabancı kabilelerin baskısı ve isyanlar yüzünden dağılmaya başladı. Türklerin gücü 742 yılında Dokuz Oğuz Uygurlarının Karluk ve Basmil kabileleri ile koalisyon kurmasıyla yeniden yükselmeye başladı. Zaferin kazanılmasından sonra Uygur Kağanı Kutluk Bilge (744747) Basmiller ve Karluklara karşı harekete geçti.

Uygur Hanlığı'nın büyümesi, Uygurların Dokuz Klan kabilelerini birleştirerek stepler dünyasında Uygurların güçlenmesini pekiştiren Karlığ Kağan (Çincede Moyanchuo, 747759) döneminde başlamıştır ve Karluklar ve Basmillere karşı saldırgan siyasetler izleyerek bunları kontrolüne almıştır. Uygur Hanlığı, An Luşan isyanına (755763) ve daha sonraları da Çinlilerin Anxi Protektoryası ve Hexi kumandanlığına (Gansu bölgesinde) ait topraklarını işgale eden Tibet İmparatorluğu'na karşı Çin'in güvenilir bir müttefikiydi.

Karlığ Kağan'ın halefi, Çin'in müttefiki ve Sogdlardan öğrendiği Manizmin hamisi olan oğlu Tangrı Kağan (Çincede Mouyu, 759780) oldu.Kağan'ın manizme geçmesi Uygurların yönetici sınıfında Sogdlulara karşı bir milliyetçi tepkiyi provoke etti ve Kağan kuzeni ve bakanı olan Ton Baga tarafından öldürüldü. Bu olaydan sonra, Ton Baga Kağan'ın 789 yılında ölümüne kadar Manistler ve Sogdlular zulüm gördüler ve bu değişik kabileler ve iktidarda gözü olanlar arasında iç krizleri kışkırttı.

Çocuk Kağanların emrinde asıl iktidar sahibi olan başbakan ve başkomutan, el ağasi, 795 yılında bir genç Kağan'ın hiçbir evlat bırakmadan ölmesi üzerine Kağan oldu. O Buquk Kağan (795808) olarak bilinmekteydi, saltanatı altında Uygur Hanlığı Sibirya, Moğolistan, Cungarya ve Tarım Havzası'ndan Koço ve Kuca'ya kadar olan bölgeleri topraklarına katarak, zirve dönemini yaşadı. Sogdiyana ve Fergana'ya birer sefer düzenledi, üç Türgiş kabilesini birleştirdi ve başlarına bir Kağan atadı, ordularını Horasan'a kadar yolladı. Halefi Ay Tengride Kut Bulmış Külük Bilge Kağan (808821) öyle üzerinde durulacak kadar önemli bir adam değildi ve Uygur güç ve liderliğini devam ettiremediği için hanlık dağılmaya başladı. İç savaşlar, klan husumetleri ve kabile isyanları hanlığın dağılmasını hızlandırdı ve 839 yılında çok sert geçen kış sürüleri ve sığırları telef etti. 840'ta bu fırsattan yararlanan komşu ve eski vassallar olan Kırgızlar Uygurlara saldırdı ve onları anavatanları olan Moğolistan'dan uzaklaştırdı. Uygur kabileleri batıda kendilerine ait bölgeler olan Kuca ve Beşbalık'a göç ettiler.2

Bu kısa tarih özeti, erken dönem Türklerinin kölekabilelerden sanatkarlara varan sosyal statülerinden başlayarak, Orta Tang Çin'i mali faaliyetlerine çok derinden katılan Uygurların sosyal/etnik gruplarına kadar uzanan Türk dünyasındaki mali, ekonomik temel değişimleri anlamak için vazgeçilmez bilgilerdir.

Erken dönem Türk Hanlıklarında Ticaret, Finans ve Para

Türklerin sosyal ve ekonomik yaşamı hakkında temel bilgiler Çin kaynaklarınca verilmektedir. Rouran Hanlığı altında, Rouran Kağanı Türk Hanı'nı bir "nalbant köle" olarak düşünmekte ve Bei shi ayrıca Türkleri "Ruanruanların nalbantları" olarak kaydetmektedir.3 Türklerin bu sosyal statüleri, bu kabilenin zayıf olduğu anlamına gelmiyor; Türk Hanı Töleslere4 karşı güçlerini Rouran ile birleştirmeden önce de, Batı Wei sarayı tarafından bilinecek kadar güçlü ve tehlikeliydi.5 545'te, Batı Wei'nin Büyük Bakanı Yu Wentai, Bumin ile ilişki kurmak üzere bir Sogdlu olan Anuopanduo liderliğinde bir elçi heyetini ona gönderdi.6 Bumin'in iktidara gelmesinden sonra, Türk kabilelerin sosyal formasyonu artık değişmedi, sadece bu değişikliktendir ki Türkler Rouaran'ın yerini alabildiler. Çin kaynaklarına göre, Eberhard'ın teorize ettiği gibi, Türk tipi soyal örgütlenme kabilelerin eşitsizliğine dayanmaktaydı. Kabile konfederasyonunu oluşturan sıradan kabileleri yönetme hakkı tanınmış bir lider kabile mevcuttu, bu noktada eski Rouran Hanlığı'ndaki Türklerin durumunda olduğu gibi bir de kölekabileler vardı.7

Bu kabile hiyerarşisine paralel olarak bir de sosyal hiyerarşi mevcuttu: En üst seviyede göçer aristokrasisi bulunmaktaydı, bunları savaşçılar çobanlar, avcılar ve sanatkarlar olarak işçiler izlemekte ve şahsi kölelerin altında ise savaş esirleri gelmekteydi. Bu durum, bu dönemlerde, Türk toplumunda gerçekten bir iş gücünün sosyal bölünmesinin mevcudiyetini göstermektedir; ve bu sosyal oluşumda kadının sosyal ve ekonomik rolü özellikle önemlidir. Çünkü çiftçilik, dokumacılık ve yiyecek üretimi gibi bazı faaliyetler kadınlar tarafından yerine getirilmektedir. Çin kaynaklarının belirttiği gibi, bu dönemde askeri amaçlar için olduğu kadar yiyecek temini ve ticaret için de at yetiştiriciliği ekonominin temelini oluşturmaktadır. Türklerin yaşamı çobanların ve kışları kış kampları (kışla), yazları yaz kampları (yayla) kuran göçerliğin araştırılmasıyla açıklanabilir. At yetiştiriciliğinin yanı sıra, başta deve ve koyun olmak üzere hayvancılık önemli bir faaliyet ve gelir kaynağıydı.8 Bu tür bir ekonomi, Pr. Ildiko Ecsedy tarafından bir "göçer çoban ekonomisi" olarak düşünülmektedir.9 Emeğin sosyal bölünmesinin en önemli sonucu, değişik üreticiler ve toplumun diğer sınıfları arasında ticaretin bir gereklik haline gelmesi olmuştur. Bu özellikler, Türk toplumunun kısmen otokratik olduğunu ve iç ticari ilişkilerinin takasa dayandığını düşünmemize sebep olmuştur. Fakat bazı bilgi kırıntıları bize daha fazla ayrıntı vererek Türk ekonomisinin çok daha karmaşık olduğunu ispatlamaktadır.

Aristokrasinin özel bir vergi sistemi ile artı üretimin büyük bir kısmına sahiplik ettiği açıktır. Zhou Shu'ya göre, sıradan kabileler askerleri ve atları da içeren özel bir corvee (angarya) borçluydu ve diğer taraftan değişik hayvanlarla ödenen bir vergi (Çincesi shui) mevcuttu.10 Çin kaynakları hiçbir yerde madeni para ya da banknottan; iç ticaretten, özel bir yöntemle yapılan takas muhasebesinden bahsetmemektedir: "Muhasebeleri için sadece uzun bir değneğe çentik açarlar, içine altın başlı bir ok yerleştirirler ve balmumu ile mühürleyerek iki nesneyi birleştirdiler, bu anlaşmanın güvenilirlik işareti idi."11 Bu çentikler/oyuklar numaralar değildi, çünkü Beishi Türklerin başlangıçta bir alfabeye sahip olmadığını söylemektedir,12 onlar muhtemelen borcun ya da işlemin miktarını gösteren sayı ya da durumu işaretlemekteydiler.13 Hangi birim ile bu miktarın hesaplandığını bilmek imkansız, bu resim yazıları muhtemelen nesnelerin, hayvanların, giyeceklerin ya da silah ve yiyeceklerin şeklinde dizayn edilmekteydi.

Türkler, başlangıçta kendi yazı karakterlerine sahip olmamalarına rağmen, daha önceleri Haftalitlere ait olan Sogdiyana'yı işgallerinin bir neticesi olarak, muhtemelen 560'lı yıllarda çabucak Sogd alfabesini benimsediler: Yeni siyasi durum, Sogdlulara ticaret yollarını İran ve Sibirya'ya kadar genişletmek için mükemmel bir fısat verdi. Zhou Shu, "onların (Türklerin) " yazıları Hularınkine benzemektedir" demektedir.14 Hu, Gaoçang'dan İran'a kadar olan bütün Batılı yabancılar için kullanılmaktaydı, fakat bir Türk ya da Uygur'un anlam dağarcağında bu kelimenin anlamı özellikle Sogdlulardı. Wu Ping (570575) yıllarında yükselen ve Liu Shiqing olarak adlandırılan bir Çin memuru için Bei Qi shu'da "Dört Barbarların dilini anlayabilecek olanların birincisi O'ydu. Houzhu (Kuzey Qi'nin İmparatoru, 565576), Türk Kağanı'na göndermek amacıyla Nirvana Sutra'nın bir tercümesini yapması için Shiqing'e emir verdi" denilmektedir.15 Başlangıçta olduğu gibi, Türkler kendi yazılarına sahip değildi, ve TürkAltay alfabesi de ancak Kapağan Kağan (692716) yönetiminde yaratıldı, Wu ping döneminde "Türk dilinde" bir tercüme Sogd yazısıyla yapılmak zorundaydı: Bu metinler bize, 570'lerde Türk dilinin Sogd alfabesiyle yazıldığını doğrulamaktadır.

Fakat, Göktürk Kağanlığı steplerde tecrit edilmiş değildi, göçer komşularıyla (Eftalitler, Tölesler, Tuyuhunlar, Hitanlar...) olduğu kadar Çin'in değişik hükümdarlıkları (Batı Wei, Kuzey Zhou ve Kuzey Qi gibi), küçük şehir hükümdarlıkları (Koço ya da Kuca) ve Sasani İmparatorluğu gibi yerleşik devletlerle de ilişkileri vardı. Türk kabilelerinin steplerde üretilmeyen kalemleri ya da Türk aristokrasisinin (altın, gümüş, ipek, ipekli işlemeler, cam eşyalar ve gümüş eşyalar gibi) lüks eşya taleplerini bu halklar arasında yapılan ve Sogdluların büyük rol aldığı ticaret karşılamakta idi. Bu dış, ticaret/değiştokuş dört şekilde yapılmaktaydı ve hiçbirinde para cinsinden bir şey kullanılmamaktaydı: Geleneksel takas, diplomatik değiş/tokuş, küçük vassal hükümdarlıklar (Qoco, Karaşar ya da Kuca gibi) üzerine konan vergiler, ve savaş zamanlarındaki yağmalar. Çinliler için, Türklerin en değerli ürünü atlardı, fakat diğer göçer güçler için Çin'den alınan demir silahlar ve ipek tomarları daha kıymetliydi.

Çin kaynaklarında geçtiği gibi, Türkler Çin'e genellikle at ve daha düşük miktarda koyun ve sığır gibi diğer hayvanları göndermekteydiler, bunların karşılığında ise Çin sarayı İç Asya'da en eski ve en değerli değiş/tokuş aracı olan ipek tomarları vermekteydiler. Bu tarz bir diplomatik alışveriş, Türkleri Orta Asya'nın tamamında ipek dağıtımında bir yarı tekel haline getirmekteydi. Kağan'a verilen ipek miktarı çok etkileyici idi: Mesela 556 yılında, Batı Wei, Türk Kağanı'na 100.000 tomar çiçek işlemeli ipek sundu;16 Mukan saltanatının başlangıcından ölümüne kadar "saray onunla evlilik yoluyla ittifaka dayanan bir barış sözleşmesi yapmıştı ve her yıl ona 100 000 tomar17 ipek, sıradan ipek ve çiçek desenli ipek sunmaktaydı".18

Nakit para ya da akçe ile verilen hediyelerden hiç söz edilmemektedir. Türklerin ilk dönemleriyle bağlantılı olarak paradan söz edilen tek vaka, Zhou Shu'nun metninde bulunmaktadır ve bu metin Wu Cheng (560) döneminin ikinci yılında, "Üçüncü kamer ayının ziyou gününde, Zhongyang Pavyonu'nun inşaatı bitirildiğinde, Türk heyetleriyle birlikte değişik siviller ve yüksek rütbeli askerler Fanglin Parkı'ndaki bir ziyafette eğlendirildiler, ödül olarak rütbe ve mevkilerine göre onlara madeni paralar ve ipek dağıtıldı".19

Bu metin biraz şüpheli/müphem, çünkü ödüller Çin bürokrasisinde normal olduğu üzere açıkça resmi mevkilerle bağlantılı, fakat Türk heyeti bürokraside herhangi bir mevkiiye sahip değil, onlar için muhtemelen ödül olamazdı ve bu bir diplomatik hediye şeklinde olmalıydı. Eğer ki bu paralar Çin başkentinde kaldıkları sürece masraflarını karşılamak için harcamaları amacıyla bu delegelere verilmediyse, bu hediyenin şekli (Madeni para ve ipek) sıradışıdır.

Ticaretin para kullanılmaksızın yapılması Göktürk Kağanlığı'nda tedavülde hiçbir paranın olmadığını göstermez: Nüfuz alanı genişledikçe Hanlık para kullanmakta olan küçük şehir hükümdarlıklarını da kapsar hale geldi. Bu şehirlerin para sistemleri ve kültürleri nüfusun cinsine (Sodglular, Toharlar, İranlılar, Hintliler, Çinliler) ve coğrafi konumuna göre belirlenmekteydi. Batı'daki para sistemi Sasanilerin para sistemine çok yakındı, Doğu'da ise kısmen Sasani, kısmen de Çin para kültürüyle ilintiliydi.

Koca yakınlarındaki Astana kalıntılarında ortaya çıkarılan çok sayıdaki ekonomik belge, Türk nüfuzu altındaki yerel Qu Hanedanı (531640) yönetiminde bulunan Kuca Hükümdarlığı'ndaki dolaşımda olan para hakkında bol miktarda mali belge sunmaktadır. Bu belgelere göre yerel halk arazilerin, bahçelerin, evlerin, kölelerin alım satımında, maaş ve yıllık ücretlerin ödenmesinde, evlerin, çiftliklerin, tarlaların kiraya verilmesinde, zorunlu işlerden kurtulmada ve vergilerde yani kısacası tüm ekonomik yaşamda büyük ölçüde gümüş sikkeler kullanmakaydı.20

Corvee'den hariç tutulmak için ödenen 2 sikkeden, hükümdarın çiftliğinden 46 at alabilmek için ödenen 1480 sikkeye kadar uzanan değişik meblağlarda gümüş sikkeler kullanılmaktaydı: Bu da gümüş paranın genellikle tedavülde olduğunu ve yerel ekonominin bir parasal ekonomi olduğunu ispatlar. Çin arkeolojisi diğer bir önemli veri daha sunmaktadır: Türk yönetimi sırasında Kuzey İpek Yolu'ndaki (ca 560640) vahalarda kullanılan tüm gümüş sikkeler Sasani drahmisiydi. Koço, Yarkent, Karaşar ve Kuca'da Piruz (459484), Zamasp (497499), IV. Hürmüz (574590) ve II. Hüsrev adına basılmış sikkeler bulundu.21 Bu buluntular Çin kaynaklarında yazılanları doğrulamaktadır: Gaoçang'da (Koço), "vergiler gümüş sikkelerle verilmekteydi, gümüş sikkesi olmayanlar ise vergilerini kendirden yapılmış giysilerle ödeyebilirlerdi";22

Türk Hanlığı topraklarında seyahat eden Budist gezgin/hacı Xuang Zang, bu seyahati sırasında Karaşar ve Kuca'da "ticarette altın sikkeler, gümüş sikkeler ve küçük bakır sikkeler kullanılmakta" olduğunu kaydetmişti. Altın sikkeler Bizans Solidi, gümüş sikkeler Sasani Drahmisi ya da bunların Eftalit taklitleri ve küçük bakır sikkeler ise Çin Wuzhu sikkeleri idi, ayrıca Kuca vahalarında, Mahalbaşı'nda, Aksu'da ve Tumşuk'da yani Kuzey İpek Yolu üzerinde ortaya çıkarıldığı gibi yerel bakır paralar da bulunmaktaydı.23

Türk Hakanlığı'nın Uzak Batı bölümünde, Sogdiyana ve Fergana'da eski Pat/Sasani para sistemi hiçbir problemle karşılaşmaksızın kalmıştır. Türk Hanlığı'nın genişlemesi Sogd tüccarların Buhara'dan Moğolistan'a kadar uzanan bölgede seyahat etmesi, Sasani İmparatorluğu'nun İç Asya'ya bağlanması, Türklerin Kuzey Stepleri ve Kafkaslar'daki bağları sayesinde Bizans'la temasa geçmesi için eşsiz bir fırsat sundu. Sogdluların Türklerin koruması altında İç Asya'daki ticarete girmesiyle Türk Hanlığı'ndaki ekonomik durum değişmeye başladı.

Türk Hanlığı'nın ilk döneminde, kabaca 552 ile 630 yılları arası, aynı anda iki tür ekonomi bulunmaktaydı, paranın kullanılmadığı Türklerin göçer çobanlığı ve küçük hükümdarlıkların para kullanılan, tarım ve sanatkarlık yapılan ekonomisi. Çin işgali ve Türk Hanlığı'nın çöküşüyle birleşen Sogdluların ticari genişlemesi Türk dünyasına da parasal ekonomiyi sokmuştur.

Daha Sonraki Türk Hanlıklarında Para

Turfan belgelerinde görüldüğü gibi, Çin işgalinden sonra, Orta Asya'ya Çin paraları ve Çin parasının şartları tekrar döndü, ortasında kare delik bulunan yuvarlak bir sikke Sogdiyanya'ya kadar yayıldı. 640 yılından Arap işgaline kadar, Buhara, Semerkant, Çaş hükümdarları ve diğer küçük prenslikler, daha önceleri vurarak yassıltmalarına rağmen, bronz sikkeler dökmeye başladılar. Semerkant'ın bazı sikkeleri yazısızdır, fakat bir yüzünde bulunan bıyık ve bırakılmış uzun saçları ile hükümdar portreleri Türklerin yüz şekline delil teşkil ederken, arka yüzünde Semerkant hükümdarlarının damgası bulunmaktaydı (Bkz. Şekil 1). Diğer sikkelerde bir kare delik ve bir yüzünde Çince açıklamalar kaiyuan tongbao ve diğer yüzünde Semerkant ya da Buhara'nın damgası bulunmaktaydı (Bkz. Şekil 2). Bütün bu sikkelerin üzerindeki Çince yazılar Tip 1'de (621718) görüldüğü gibi kaiyuan'a aittir ve Çin Hamiliği Dönemi'ne ait olduğunu göstermektedir. Çinlilerin ilk önce Pamir'in batısından (690700) hemen sonra da Orta Asya'dan çekilmesinden sonra, bölge yeniden esas Kağanları bir Türgiş olan (Sulu716737) Batı On Ok Türklerinin yönetimine girdi.

Semerkant hükümdarları para biçimindeki sikkeler döktürdüler, bir yüzüne isimlerini Sogdca yazdırıp arka yüzüne damgalarını vurdular (Bkz. Şekil 3, Turgun Malek'in sikkesi (707718)). Bütün küçük hükümdarlıklardaki küçük bakır sikkeler Semerkant sikkeleriyle aynı tipteydi. Sogd kültüründen derinden etkilenen ve Sogd yazısını yaklaşık 150 yıldır benimseyen Batı Türkleri sikkelerin tipini de Sogd vassallarından aldılar. Batı Türklerinin On Ok Hanlığı'nın kurulmasından itibaren, konfederasyonu yöneten Türk Kağanları da sikke döktürdüler.

Türgiş sikkeleri iki gruptur; Türgiş Kağanı diye üzerlerine yazıldığı için Türgiş kağanlarından biri tarafından bastırıldığını düşündüğümüz paralar ilk gruba girmektedir. Bu paralara çok benzemesine rağmen, sikkenin herhangi bir yüzünde kabile ismi yer almadığından dolayı pek çok sikkenin bir Türgiş parası olduğu düşünülmemektedir. Her grup üç değişik tipten oluşmaktadır, ilk grup için tipler 1, 2 ve 3; ikinci grup için 4, 5, 6'dır.

Birinci tip, üzerinde saatin ters yönünde okunan Baga Türgiş Kağan pny, "Kutsanmış Türgiş Kağan'ın parası" şeklinde Sogdluca yazılar bulunan ve diğer yüzünde ise Sogdlucadaki prn (=farn), "zafer" (Bkz. Şekil 4) kelimesinin bir şekli olan sözde TürkAltay harfi "r" "ar" ile yapılmış, ve bir öncekine çok benzeyen fakat prn yerine mr'y "kral" (Bkz. Şekil 5) kelimesinden türetilen bir şekille sözde Türgiş damgası olan ve çok nadir rastlanan sikkelerdir. "r" işaretinin anlamını anlamak son derece zordur, çünkü Batı Hanlığı'nda TürkAltay alfabesinin kullanıldığı görüşü bilim adamlarının çoğu tarafından kabul görmemektedir; eğer bu TürkAltay harfi "r" ise, Sulu'nun güvenilir kurmaylarından ve ismi Arwei Tekin olan Kara Türgiş Kağan'ının vergilendirdiği Talas bölgesinde ortaya çıkarılan bu paraların hepsinin birbirleriyle alakası bulunmalıdır. Diğer bir olasılık da bu işareti "ar" diye anlamaktır, bu Orhun Yazıtlarında atıfta bulunulan bir Türk askeri unvanıdır.24 En azından, bu işaretin bir damga olması mümkün.

Bazı bilim adamları, bu sözde Türgiş damgası hakkında onun bir TürkAltay harfi olduğuna dair yorumlarda bulunmak istemekteler: Smirnova bu işareti "t" şeklinde okumakta ve Türgiş'in kısaltması olduğunu düşünmekte,25 fakat TürkAltay alfabesinde iki tane "t" harfi mevcut ve bu harf "t" (et) Türgiş'de kullanılan "t" harfiyle aynı değildir, çünkü "ü" sesinden önce başka bir "t" kullanıldığı Orhun Yazıtları tarafından ispatlanmaktadır.26

Bu işareti bir damga olarak mütaala etmeliyiz, fakat bu damganın Türgiş kabilelerine özel bir damga olduğunu ispatlayacak hiçbir kanıt bulunmamaktadır. Biz bu damgayı Paris'teki Milli Müze'de bulunan Piruz dönemine ait bir gümüş drahminin (Bkz. Şekil 6) ve Türgiş Kağanı ismi olmayan pek çok sikke üzerinde de gördük, öte yandan üzerinde Türgiş Kağanı yazılı olan ama değişik bir damga bulunan bakır sikkeler de mevcuttur. Bu sebeple, üzerinde sadece bu damgalar bulunduğu için bu paraların Türgiş sikkesi olarak sınıflandırlmasına karşıyız.

İkinci tip, bir yüzünde Baga Türgiş Kağan pny yazılı olan, öteki yüzünde ise Kağan'ın damgası bulunan ünlü büyük bakır sikkedir (Bkz. Şekil 7). Bu sikkenin ebatı 25 mm. civarında, ağırlığı ise 5 gramdır; baskı işçiliği Kaiyuan Tongbao'nukiler kadar iyidir, bakır kalitesi iyidir ve kimyasal analizler bakır saflığını %80 ile %90 arasında göstermektedir.27 Bu para, Türgiş Hanlığı'ndaki en yaygın paradır. Bu tipte olmakla birlikte daha küçük sikkeler de bulunmaktadır (tip 2b) ve ebatları 20 mm.'den 30 mm.'ye (Bkz. Şekil 8) kadar değişmektedir, fakat bu sikkelere sadece Akpeşim ve Karasnoretchenks bölgelerinde yani Türgişlerin anavatanında rastlanmıştır: Bulunduğu alanın bu kadar kısıtlı olması, bizi bu sikkelerin Türgiş Hanlığı'nın çöküş döneminde tedavüle sokulduğunu düşünmeye itmektedir.

Üçüncü tip Kuca yakınlarında ortaya çıkarılan bir modeldir:28 Ön yüzü tip 2'ninkiyle aynı, ancak arka yüzünde ikinci tipteki klasik damganın simetrik bir şekilde kopyalanmasıyla oluşturulan özel bir damga bulunmaktadır (Bkz. Şekil 9). Diğer veriler olmadığından bu sikke hakkında bir şeyler söylemek zor.

İkinci grup sikkeler ebatlarıyla, taşıdıkları tamamen farklı damgalarıyla ve Kağan'ın kişisel isminin görünüşü ve baskı işçiliğiyle birinci gruptan farklıdır.

Dördüncü tip (Bkz. Şekil 10) İkinci tip ile aynı yazılara sahiptir, fakat bu sikkenin öteki yüzü üç çatallı zıpkın şeklindeki bir damga ve wy'tmys ywbw (Okıtmış gubu, "Prens Okıtmış") yazısıyla çok farklıdır. Beşinci tip sikkeler (Bkz. Şekil 11) dördüncü tip sikkelere çok benzemektedir, ama damgası farklı bir dizayna sahiptir ve kağanın ismi Oqıtmıqqai gubu (?) şeklinde görülmektedir. Altıncı tip sikkeler (Bkz. Şekil 12) farklıdır, çünkü yazılar saat yönünde okunur ve Türgiş Kağanı pny'de baga kelimesi kullanılmayarak kısaltılmıştır.

Diğer bir farklılık da diğer yüzdeki yazıdır, bu yazı da Sogd dilindedir, P'mis ywbw pny, "Prens Bitmiş'in sikkeleri", ve özel bir damga bulunmaktadır. Bütün bu sikkeler küçük ebatlı ve düşük kalitede bronzdan yapılmıştır, dökümü çok ham ve sanatkarlar tam bir kalıp takımı (ön ve arka yüz kalıbı Çincede hefan'dır) kullanmadığından ve sadece taşla kaplı veya metal (Bkz. 13. ve 14. Şekil) olmak üzere ya ön yüz ya da arka yüz kalıbı kullanıldığından bazı sikkelerde aynı anda basılı iki yüz bulunmamaktadır. Bu tür kötü işçilik ve eksik kalıp takımı kullanmak Çin'de merkezi iktidarın çözülme dönemlerinde ya da bu sikkelerin yerel ya da özel kurucular tarafından basıldığında oldukça yaygındı. Parayı bastıran kağanın açıkça Türgiş Kağanı olduğu yazılı olduğu halde, bu ikinci gurp sikkelerdeki damga birinci gruptaki sikkelerdeki damgalardan ve herbiri üzerindeki damga bir diğerinden farklıdır; bu da bizi Türgiş sikkeleri üzerindeki damganın Türgiş kabilelerin damgası olmadığını, aksine Kağan'ın ya da belki de Kağan'ın klanının damgası olduğunu düşünmeye itmektedir.

Bu sınıflandırma işleminden sonra, bu sikkelerin üzerindeki verileri Türgiş hanlık tarihi ile ilintilendirmeye çalışacağız. Arkeolojik kanıtlar, ikinci tip hariç, Türgiş sikkeleri hakkında bir miktar bilgi vermektedir. Türgiş sikkelerinin çoğunlukla Issıkgöl bölgesi civarı, Akpeşim yakınları, önceki Tokmak ya da Suyap (Çincede Suiye) şehrinde bulunması bu paraların, anavatanları olan bu bölgenin yöneticileri durumundaki farklı Türgiş kağanlarına ait olduğunu göstermektedir.

Birinci tip son derece nadirdir, sadece üç sikke mevcuttur ve hepsi Suyap civarında bulunmayıp Talas bölgesinde çıkarılmışlardır. Bu bilgi, Sulu Kağan'ın öldürülmesinden sonraki tarihi durumla irtibatlandırılmalıdır: Kara Türgişlerin lideri kanun koyucu Arwei Tekin, Sulu adına Talas'ın valisiydi ve önceki Kağan'ın katili olan Sarı Türgiş kabilesinin lideri durumundaki bir baga tarkan'a bağlılık göstermeyi reddetti; Arwei Tekin askeri ve siyasi desteğini, Çinlilerin desteğiyle babasını öldürenler tarafından Tokmak şehrinde kuşatılan Sulu'nun oğlu Tuhuoxian Kağan'a verdi.

Tokmak ve Talas şehirlerinin her ikisinin de 739 yılında düşmesi Türgiş iktidarının da çöküşe geçişinin işareti oldu, ancak Tokmak Çinliler ve Sarı Türgiş kabilelerinin oluşturduğu koalisyonunun eline geçerken, Talas, bu şehri 8. yüzyılın ortalarına kadar doğu sınırında bir garnizon şehrine çevirecek olan Çaş (Taşkent) Hükümdarı tarafından alındı.29 Netice olarak, bu sikkeler sadece 716 ve 739 yılları arasında yani Talas'ın Türgiş Hanlığı'na ait olduğu dönemde dökülmüş olabilir. Bu sikkelerin, şehri Sulu ve kısa ömürlü olan halefi Tuhuoxian Kağan adına yönettiği dönemde Arwei Tekin'e atfedilmiş olması ihtimaller dahilindedir.

İkinci tip sikkeler Türgiş Hanlığı sikkeleri arasında en yaygın olanıdır, bu sikkelerden 60'tan fazlası nümizmatik metinlerde zikredilmiştir, ancak bilinmeyen sayıda sikke de ortaya çıkarılmış ve sikke pazarlarında görülmüştür. Bu sikkeler esas olarak, Kırgızistan'daki Akpeşim ve Krasnoretchensk'de, ayrıca Kazakistan'ın Talas bölgesinde, Tacikistan'ın Pencikent yakınlarında, Özbekistan'ın Surhan Vadisi'ndeki BitTepe höyüğünde, Sincan Bölgesi'nde (Hatan, Kuca, Kelpin, Kaşgar, Mori, Çimsar ve Turfan), Gansu Bölgesi'nde (Gaotai, Qiaozixiang, Qingyang, Lixian, Yongchang ve Dunhuang yakınında), Shananxi Bölgesi'ndeki Qishan ve Henan Bölgesi'ndeki Luoyang'da bulunmuştur.30 Sogdiyanya'dan Tang Çin'in iki Metropolitan bölgesine (Chang'an ve Luoyang) kadar uzanan geniş bir coğrafi alana yayılması, bu sikkelerin Hanlık sınırlarını aşarak İpek Yolu'nun doğu bölümü boyunca dolaşımda olduğunu göstermektedir. Sikkelerin bu kadar yayılması ve kalitelerinin iyi olması bizi bu sikkelerin, Sulu Kağan (716737) saltanatı altında Türgiş gücünün dorukta olduğu, yani Hanlığın en geniş sınırlara ulaştığı dönemde basıldığı sonucuna ulaştıran iki önemli husustur.

Tip 2b'nin Tuhuoxian Kağan'a atfedilmesine meylettiren üç sebep vardır: Birincisi, bu sikkelerin bulunduğu yerler Sulu'nun halefinin kuşatıldığı Akpeşim çevresi ve Tokmak'ta yoğunlaşmıştır; ikincisi, üzerindeki damganın tip 2 sikkelerindeki damga ile aynı olması, bu parayı bastıran ile tip 2 sikkelerini bastıranların aynı klandan olduğunu ispatlamaktadır; ve üçüncüsü, kötü döküm işi de bir siyasi çöküşün ve metal yokluğunun işaretidir. Ancak şunu da belirtmek gerekir ki, bu atıf için kesin bilgilere de sahip değiliz.

Dördüncü, beşinci ve altıncı tipteki sikkeler sadece Türgişlerin anavatanı olan Akpeşim civarında ortaya çıkarıldığından, bu sikkeleri bastıranların önceki Hanlık üzerinde yaygın bir iktidara sahip olmayan ancak sadece Tokmak bölgesinde iktidar icra eden yerel Kağanlar olduğu sonucuna varabiliriz. Sikkelerin üzerinde bulunan Oqıtmiş, Oqıtmıqai ve Bitmiş gibi isimler Çin kaynaklarında geçmemektedir,31 ancak Sulu'nun öldürülmesinden sonra siyasi durum son derece karmaşık olduğundan, Çinliler bütün küçük yerel kağanların ve hanların isimlerini kaydedememiş olabilirler.

Sulu'nun öldürülmesi ve baga tarkan'ın Türgiş kabilelerini birleştirmekteki başarısızlığından sonra, On Ok Konfederasyonu'ndaki siyasi durum tamamen bozuldu: Çinliler aceleyle baga tarkana verdikleri desteği kestiler ve diğer bir Sarı Türgiş lider olan Arsila Hongda ile temasa geçtiler ve Arsila Xin'i On Ok Kağanı olarak atadılar.32 Fakat, saldırgan tehditleri sonucu, baga tarkan Çin Sarayı'ndan 741'de On Ok Kağanı unvanını aldı; yine de Çinliler baga tarkan'a hiç güven beslemediler ve Aletmiş'in liderlik ettiği Kara Türgiş kabilelerinin ayrılıkçı hareketini desteklediler. Aletmiş 742 yılında Kağanlığını ilan etti. Çinliler bu fırsattan yararlanarak baga tarkana saldırmak üzere ordu gönderdiler: 744'te Shule (Kaşgar)'nin Çinli valisi Fumen Lingcha Türgiş kabilelerinin topraklarına girdi, baga tarkanın ordusunu ezdi ve Kağanı öldürdü. Seferden hemen sonra, Aletmiş Çin sarayı tarafından On Ok Kağanı olarak atandı. Yeni Kağan Çinlilerin sadık bir müttefikiydi ancak o aynı zamanda Tibet İmparatorluğu ile de iyi ilişkilere sahipti; Çin kaynaklarında Aletmiş'ten son olarak 747 yılında Çin'e yollanan bir diplomatik misyon dolayısıyla bahsedilmektedir.33 Bundan sonra Türgiş anavatanında siyasi durum iyice karıştı ve Türgiş kağanları On Ok Konfederasyonu'nu yönetemez hale geldiler. 748'de Çin orduları Tokmak'ı aldı ve yerle bir etti ve 749'da Çin Sarayı yeni bir On Ok Kağanı atadı, Türgiş Hanı Yibo, fakat onun konfederasyon üzerindeki gücü teoride kaldı ve sadece Türgiş anavatanı Suiyab vadisinde iktidar sahibi olabildi. Tangların Yeni Kitab'ında bahsedildiği gibi, bu dönemde, iç savaş bu bölgeyi mahvetti: "Vadi 1000 li uzunluğundadır, burada değişik kabilelerden onbinlerce Türk bulunmaktaydı, bütün çiftçiler silah kuşandılar ve köleleri yağmalamak için birbirleriyla savaştılar. Batı'da Talas şehri onlara aitti, fakat Shi Hükümdarı (Çaş, Taşkent) sürekli olarak asker göndererek burayı bir garnizon olarak tutmaktaydı".34 Çin kaynaklarında bilinen bütün Türgişlerin son kağanı, 753 yılında atanan Tangri Armiş idi. Zhi De devrinde (756758), "Türgişler iyice zayıfladı, her sarı kabile ve her siyah kabile kendi Kağanlığını ilan etti ve birbirlerine karşı savaştılar".35 Bu kağanlardan sadece bir tanesi Çin kaynaklarında geçmektedir, o da 759'da Chang'an'da Tang sarayına giden Kara Türgiş kolundan Ata Boyla Kağan'dır.36 Da Li devrinde (766779) Karluklar Türgiş anavatanına bir saldırı başlattı ve onları boyunduruk altına aldılar.37

Dördüncü, beşinci ve altıncı tip sikkeler Türgiş Hanlığı'nın bu sonraki dönemlerindeki bilinmeyen kağanlara aittir; Sikkelerin üzerinde "Türgiş Kağanı"na atıf olması bizleri birleşik hanlığın 753 yılı civarında tamamen dağılmasından önce bastırıldığını düşünmeye itmektedir.

Ayrıca Türkçe karşılıkları da olmak üzere temel olarak Sogdluya, Sasani ya da ArapSasani gümüş drahmisi de mevcuttu. Bu Türkçe karşılık damga ya da Sugan Bogy, Dis'çy Bogy ya da Tekin gibi unvanla birlikte isimlerdi, diğer bazı drahmilerde ise birinci tip Türgiş sikkelerinde olduğu gibi prn kelimesi ile karşılaşmaktayız (Bkz. 15 ve 16. Şekil). Dökümantasyon eksikliğinden dolayı, bu isimleri ve damgaları gerçek tarihi kişiliklerle ilintilendirememekteyiz.

Türk Hanlığı'nın Doğu bölümünde, ticarrette para olarak sikkeler kullanılmamaktaydı. TürkAltay yazıları bulunan iki Çin sikkesi bilinmektedir, ancak sadece biri ilistüre edilmiştir (Drouin: 133; Bkz. Şekil 17).38 Drouin'in ilisturasyonuna göre, bu sikke birinci tip'ten bir kaiyuan tong bao39 idi ve tarihi Tang Hanedanı'nın (621718) başlangıç dönemine denk gelmekteydi; Talat Tekin'in çeviri tablosuna göre üzerindeki Türkçe yazı da bncyn bqca idi.40 Namık Orkun'un yayınlarında, yazı biraz değiştirilmiş ve bie "r" ilave edilmiştir ve yazının karşılığı bncyn: brqca41 olmuştur. Donner ve Radlov tarafından yapılan bu temelsiz değişiklik kelimenin karşılığını bulma mülahazasıyla yapılmıştı. İkinci sikke ise çok daha belirsizdir, çünkü Çince yazılar belirtilmezken, Türkçe yazılar ise yine değiştirilmiştir; TürkAltay yazılar br sl lin sbr iken tercümesinde parantes içinde iki "s" konmuştur.42 Arkeolojik ve epigrafik araştırmaların ispatladığı gibi, TürkoAltayik alfabe 7. yüzyılın sonlarında ya da 8. yüzyılın başlarında, yani Kapağan Kağan'ın (692726) saltanatı sırasında yaratılmıştır.43 İlk sikkelerden şu sonuca varmak mümkün, İkinci Türk Hanlığı'nın ilk döneminde, Tang Hanedanı'nın Çin sikkeleri, Moğolistan stepleri ve Güney Sibirya'daki ticaret yolları boyunca Kağan ordu ya da yerel hanların kamplarına kadar yayılmıştı. Çin sikkeleri, sahipleri tarafından kaydedilecek kadar yeterince değerliydi.

Büyük Uygur Hanlığı'nda Para ve Dolaşımı

Para ve sikkeler ile alakalı olarak Uygurların durumu Doğu Türkleri ya da Batı Türklerininkinden çok farklıydı. Tangri Kağan (Çincede Mouyu, 759780) Çin'in sadık bir müttefiki ve Sogdlular tarafından tanıştırıldığı Manizmın bir hamisi olarak çok iyi bilinmekteydi. Tangri Kağan'ın Mani dinine geçmesi neticesinde Sogdlu tüccarlar Kağan'ın koruması altında Çin'de her geçen gün daha aktif hale geldiler. Ordubalik ile iki Çin başkenti Chang'an ve Luoyang arasındaki ticaret her yıl büyüdü: Ordubalik'tan, çoğunlukla ipek, ipek işlemeler, ipek ipliği gibi Çin ürünleri Sogdluların ticaret rotaları boyunca dağıtılmataydı. Öte yandan, Ordubalik'in büyük şehrindeki Uygur aristokrasisinin büyük bölümünün geçtiği yerleşik hayat, eski Türk göçer hayat tarzını bir çeşit şehirli Türk medeniyetine doğru değiştiren önemli bir unsur oldu; ve bu da alışverişlerin parayla yapılması sürecini hızlandırdı. Çin kaynaklarında şöyle denilmektedir: "Uygurlar Çin'e geldiğinde, onlara daima, sürekli başkentte kalan Dokuz Oğuzlardan (Hanlık) Sogdlular refakat etmekteydi. Yıllar geçtikçe, sayıları 1000'e ulaştı, kişisel mülkleri, dükkanları ve ikametgahları gelişti ve sahip oldukları sermaye aşırı derecede önem kazandı".44 Sogdluların temasları aracılığıyla Uygurlar mali ve parasal faaliyetlerde bazı yetenekler kazandılar.

Uygur toplumunun para ile içli dışlı olma derecesi Çin kaynaklarından tahmin edilebilir. 780 yılı civarında, tam da Sogdluların Tangri Kağan'ın (Mouyu) öldürüldüğünü ve Ton Baga Tarkan'ın darbesini duydukları sıralarda, büyük bir Uygur kervanı neredeyse Ordubalik'a dönmek üzereydi, hayatlarından ve sahip oldukları mülkler konusunda endişeye kapıldılar ve kendilerini korumaları için Çinli yetkililerle temasa geçtiler. Çin Ordularının Büyük Müfettişi Zhang Guansheng imparatora şöyle demekteydi: "Eğer bu fırsatı kaçırırsak ve paralarıyla birlikte ülkelerine dönmelerine müsaade edersek bu, hırsızlara silah ya da buğday vememize benzer".45 Bu metinde, bi, "sikkeler", "para" kelimesinin kullanılması Sogdluların sahip oldukları paralarla birlikte Ordubalik'a sürüldüklerini ispatlar. Uygur toplumunun moneterizasyonu bu olayın devamında açıkca görülmektedir. Bahsedilen kervanın ele geçirilmesi ve özellikle de binlerce atın yakalanması sonrasında, Uygur Kağanı Ton Baga Tarkan Çin sarayını tehdit eti: "Benim için, burada önemli olan atların değeridir! Bana 1.800.000 sikke borçlusunuz! Bu miktarı bana derhal ödemelisiniz!"46 Kaybın Kağan tarafından ipek tomarı yerine nakit para cinsinden değerlendirilmesi Uygur üst sınıfları arasında ekonomik ilişkilerin parasallaşma seviyesini gösteren önemli bir göstergedir.

Sogdlulardan sonra, Uygurlar para işlerine başladılar ve kredi faaliyetlerinde uzmanlaştılar: 9. asırın ilk üç çeyreğinde Uygurların mali gücü Çin yetkililer için siyasi bir problem haline geldi. Bazı Uygur ilkel bankalarındaki sermaye milyonları aştı ve bu da onlara Çin'in iç siyasetine karışma olanağı verdi. 831'de Uygur bankerlerle parasal ilişkilere girmeyi yasaklayan bir kanun çıkarıldı.

Uygurlar Çinlilerin kaiyuan tangboa sikkelerini kullandılar ve ilk ulusal bakır sikke Boquq Kağan'ın (195805) yönetimi altında bastırıldı. Boquq Kağan'ın bakır sikkeleri ortasında kare bir delik bulunan, iç ve dış çerçeveleri olan Çin sikkelerinin modelinden döküldü (Bkz. şekil 8). Geleneksel Çinli ve Japon nümizmatikler bu sikkeleri Mouyu Kağan'a (Tangri Kağan, 759780) atfetmektedirler; bu yanlış atıf, aynı Kağan'ın ismini, Boquq, Turfan'daki bir mani el yazmasında bulan ve Boquq'u Çinlilerin Mouyu diye çevirdikleri ismin Uygurca formu sanan Albert von Lecocq'un 1912'deki fikrine dayanmaktadır.

Fakat, linguistik sebeplerden dolayı, hem Chavennes, hem de Pelliot, Boquq'un Çince'ye Mouyu şeklinde çevrilemeyeceğini düşünmekteydiler. Wuwei'nin iki dilde yazılmış kitabesinin 1933'te ortaya çıkarılması bize, Boquq'un Çinceye Mouyu diye değil Bugu diye çevrildiğini ispatlama imkanı vermiştir. Son zamanlarda, Çin numizmatik literatüründe yeni bir atıf görülmektedir, buna göre bu sikkeler Kül Bilge bugug Uygur Tangrı Kağan diye çağrılan Koço'nun Uygur Hanı tarafından tedavüle konulmuştur. Bazı tarihi ve epigrafik çelişkiler, bizi bu iki fikrin doğruluğu konusunda şüphelere düşürmekte ve bu paraları 795'ten 808'e kadar Büyük Uygur Hanlığı'na hükmeden Buquq Kağan'a atfetmemize yol açmaktadır.

Sogdluca yazılan Türgiş sikkelerinin aksine bu sikkelerdeki yazılar Türkçe dilinde ve Uygur yazısıyladır: Bir yüzünde Kül bilge Tangri Boquq Uygur Kağan'ın "Bir göl kadar akıllı, Tanrısal bir büyüklüğü olan, Uygurların Kağanı" unvanı ve ismi bulunmaktadır; öteki yüzünde ll tutmiş yarlığınga "İmparatorluğun liderinin emriyle" yazısı bulunmaktadır.47 Bu sikkeler Çinlilerin kaiyuan'ından biraz daha küçüktür, çevresi 23 milimetre ve ağırlığı 1,5 gramdır. Bu sikkelerin çok nadir bulunması, çok önemli bir ekonomik rol oynamadıklarının delilidir, ancak Kağan'ın amacı da Çinlilerin sikke üretimi ile yarışmak değildi, Türgiş Kağanı Sulu gibi, Orta Asya'daki siyasi gücünün bir nişanesi olarak kullanmak ve isminin Hanlığ'ın bütün şehirlerinde ve hatta Hanlık dışında bilinmesini sağlamaktı. Para basmak tamamen siyasi bir meseleydi.

Boquq Çin kaynaklarında çok iyi bilinmese de O, 8. asırın sonundan 9. asırın başlarına kadar geçen sürede stepler dünyasının büyük bir lideriydi. Türgiş iktidarının çöküşü ve Karluk kabilelerinin Batı Türklerinin yaşadıkları bölgede liderliğe yükselmesi orta Tang döneminin krizlerine ve özellikle de An Luşan isyanına (755763) denk gelmiştir. 755 yılında Kuzey Çin Ordusu'nun muktedir generali An Luşan'ın başkaldırısı sonucu Chang'an düşmüş, Xuanzong yönetimindeki Sichuan Bölgesinde bulunan saray taşınmış, Merkezde konuşlanmış olan garnizonlar ve ordular doğuya doğru yani Çin'e kaydırılarak rejim kurtarılmaya çalışılmıştır. 760 ile 780 yılları arasında, bu geri çekilişi fırsat bilen Tibetliler, Tianşen Sıradağlarına kadar olan tüm Tarım Ovasını ve Gansu ve Liang civarı gibi Çin'in bazı Doğu bölgelerini işgal ettiler. 790'da Uygurlar, eskiden Çin Protektoryası olan Doğu bölgesini işgal etti ve Tibetlileri kovdu. Tarım'ın kuzeyinde Moğolistan'daki Ötüken'den Kuca'ya doğru başlatılan bu muzaffer sefere 789'da ölen Uygurların son Kağanı Ton Baga Tarkan'ın Büyük Generali ve Başbakanı al agasi liderlik etmekteydi. Sefer sırasında, Kağan'ın Yaklakar klanı ile iktidar arzusunda olan kabiler arsında bir sorun çıktı. Neticede, bir çocuk Kağan seçildi ve al agasi de naipliğine getirildi. 791/792'de al agasi Tibet İmparatorluğu ve Karluk Kabilelerine karşı yeni bir sefer düzenledi. Beşbalık (Çincede Beiting) ve Koço (Gaoçang) 792 yılında alındı ve Tibetliler Kuzey İpek Yolu üzerindeki vahaların güneyine doğru sürüldü, Kuca, Karaşar ise Uygurların desteğiyle hala Çinli garnizonlara aitti. Genç Kağan'ın geride hiç varis bırakmadan 795'te ölmesi üzerine, al agasi Kağan oldu. Batı'da Karluklara karşı muzeffer seferler düzenledi ve Fergana ile Sogdluya'ya girdi ve Türgiş kabilelerine yeni bir Kağanlık verdi. Al agasi Uygur ve Moğol kaynaklarınca Buquq Kağan olarak iyi bilinmektedir.48 Çin sarayı ona, Tibetlilere karşı verdiği destek için Huaixin Kağan "Vefasını sürdüren Kağan" unvanını verdi. Onun saltanatı sırasında, Uygur Hanlığı sadece en geniş hanlık olarak değil, Çin sarayı üzerindeki güçlü siyasi nüfuzuyla da doruk noktasındaydı.49

Bazı bilim adamları tarafından Koço Uygur Hanlığı tarafından basıldığı düşünülen bir diğer tip sikke ya da muska bulunmaktadır (Bkz. Şekil 19).50 Bu, bozuk para şekilli kırmızı bakırdan yapılmış ve bir yüzünde çok açık olmamakla birlikte bir Uygur yazısı bulunan, öteki yüzü ise boş olan küçük bir sikkedir. Bu sikke hakkında bir yorum Amdun yarliq yorizon", Amdun'un (Kağan) emriyle dolaşıma girdi" şeklindedir, diğer bir yorum ise Iduk yarliq yorizon "bir kutsal ferman ile dolaşıma girdi" şeklindedir. Bu iki okunuş epigrafik ve gramer açısından doğru değildir: Amdun'un okunuşu yanlıştır ve sikke üzerindeki sözde amdun kelimesi ile Wuwei kitabelerindeki51 ıduq kelimesini mukayese ettiğimizde ikisinin tam tamına aynı kelimeler olduğunu göreceğiz,52 öte yanan "Amdun'un fermanı" Amdun yarliği formunda olmalıdır, ki bunu sikke üzerinde bulmak mümkün değildir.

Doğru olan ikinci okunuşudur, ıqwq yrl'g ywrswn, yani ıdug yarliq yurısun, fakat "bir kutsal fermanla dolaşıma girdi" şeklindeki tercüme yanlıştır, her şeyden önce yori(yürümek) fiili "dolaşıma girmek" şeklinde ifade edilmez, "hareket etmek" "yürürlüğe girmek" şeklinde ifade edilir; ikinci olarak fiill eki olan sun (ya dazon) Uygurca yazıtlarda yadılsun, "yayılsın...", bolmasın, "olmasın..." gibi pek çok örneği bulunan istek ifade eden istek kipidir.

Jiang Qixiang'ın53 yorumu ıduq kelimesi ile Koço kağanlarının çok iyi bilinen unvanı olan Iduq qut'u açıkça ilişiklendirmektedir, ancak Iduq qut unvanının bu kısaltılmış formuna Uygur epigrafisinde hiç rastlanılmamıştır. Kaşgarlı Mahmut tarafından belirtildiği gibi ıduq kelimesi "kutlu ve mübarek olan her nesne" anlamına gelmektedir.54 Doğru yorum Çincede Tainguan ci fu, "Kutsal Görevli sizi mutluluğa ulaştırsın" deyimine ya da Altınordu'nun ilk dönemine ait birkaç sikkedeki istek ifadesi qutluq bolsun'a yakın bir istek formülü olan "Kutsal ferman yürürlüğe girsin!" gibi görünmektedir.

Yazının sitili ve ıduq kelimesinin şekli bu sikkeleri Koço'daki Uygur Kağanı'na (8401334) atfetmemize sebep olmaktadır, fakat bu konuda daha fazla açıklık getirilmesi mümkün değildir. Sikkenin bozuk para şeklinde olması, bizi bu sikkenin, 10. asırın sonlarında yükselen Karahanlılardan önce Çinlilerin nüfuzu altındayken Koço/Gaoçang bölgesinde basıldığını düşünmeye yöneltmektedir.



1 Çin kaynaklarında Rouran halkı, karalayıcı bir isim olan ve "kurtçuklar ya da sürüngenler gibi kımıldayan" ya da "kurtçuklar" veyahut "sürüngen" anlamına gelen juan karakterinin tekrarlanmasıyla türettikleri Ruanruan diye bilinmektedir.
2 TürkUygur tarihi hakkında daha fazla ayrıntı için bakınız Chavannes, Giraud, Li Han, Mackerras, Sinor, Taşağıl, Yang Shengmin, ve bu eserin tarih bölümüne.
3 Linghou, Linghou Defen, Zhou shu (636 AD), 3 vol., Zhonghua shuju, Peking, 1971, s. 910; BS, Li Yanshou, Beishi (circa 660 AD), 10 vol., Zhonghua shuju, Peking, 1983, s. 3286.
4 Çin kaynaklarında Türklerden ilk bahsediliş tarihinin Da Tong devrinin 8. yılında (542) olduğu görülmektedir: "Da Tong'un sekiz yılı, her yıl, nehirler donduğunda, Türkler yağmaya çıkarlardı" (ZS: XXVII, 454).
5 Bu ilk temastan sonra, müteakip yıl (546), Bumin Kağan Çin'e ilk heyeti gönderdi ve "yerel ürünlerden" fangwu oluşan diplomatik hediyeler sundu (Linghou: L, 908).
6 Linghou, a.g.e., s. 908; Li, a.g.e., XCIX, s. 3286.
7 Eberhard, W., Conquerors and Rulers, Social Forces in Medieval China, Brill, Leiden, 1952, s. 7172; Ecsedy, I., "Tribe and tribal Society in the 6th century Türk Empire", Acta Orientalia, XXV, 1972, s. 245262; Ecsedy, I., "Tribe and Empire, Tribe and Society in Türk age", Acta Orientalia, XXXI1, 1977, s. 315.
8 Türklerin hayvan yetiştiştiriciliği hakkında bir fikir sahibi olmak mümkün: Türk Hanlığı'nın kurulmasından bir yıl sonra kısa bir süre yaşayan Kara Kağan (553) Batı Wei'ye 50.000 at vermeye gücü yetecek hale gelmişti (CZTJ: 17).
9 Ecsedy, I., "Tribe and tribal Society in the 6th century Türk Empire", Acta Orientalia, XXV, 1972.
10 Linghou, a.g.e., s. 910.
11 Bu metin ilk kez Zhou shu'da (Millattan önce 636) görülmüştür ve Bei shi (BS: XCIX, 3288) ile Tongdian'da (TD: CXCVII, 5403) kopya edilmiştir.
12 Mukan Kağan'ın kardeşi Mahan Tekin'e ait olan ve Moğolistan'ın Bugut bölgesinde 1956 yılında ortaya çıkarılan en eski Türk cenaze kitabesi bir kısmı Sanskritçe olmak üzere Sogdyanca yazılmıştır (KliashtornyiLivshitz).
13 Qi karakteri "kontrat" için kullanılır ve "bıçak" anlamına gelen dao karakteğini içerir, ve aşağıdaki Çin etimolojisine sahiptir: "bir bambuyu uzunlamasına kesmek bir anlaşmanın garantisi olarak düşünülmektedir" (Trombert: 1213).
14 Linghou, a.g.e., s. 910.
15 Li, B., Bei Qi shu (636 AD), 2 vol., Zhonghua shuju, Peking, 1972, s. 267.
16 Wei, Z., Sui shu (circa 656 AD), 6 vol., Zhonghua shuju, Peking, 1982, XLVI, 1256.
17 Metinde kullanılan duan kelimesinin anlamı "elbise parçasıdır", bu diğer bir karakter olan duan için kullanılır (Trombert: 126). Duan, Wei Çini'nde kıyafetlerin iki biriminden biridir, bir duan 19, 2 m. uzunluğunda ve 0, 704 m genişliğinde idi. İkinci birim ise p i idi ve 12,8 m. uzunluk, 0,704 m. genişliğe sahipti (Peng XW: 242). Pi and duan kelimeleri elbisenin cinsi hakkında fikir vermezdi: Şo miktar pi ipek, pamuk ve şu miktar duan yün şeklinde kullanılmaktaydı. Teoride pi kelimesinin kullanımı sadece ipek için ve duan da kenevir, pamuk ve diğer giyecek çeşitleri için kullanıma hasredilmişti (Trombert: 126).
18 Hayashi'nin tablosu Türk Kağanlarına sunulan ipek ruloları hakkında tam doğru miktarları vermemektedir, bu yüzden kullanımında dikkatli olunmalıdır: Orijinal metin sadece değersiz kıyafetler diye bahsetmesine rağmen yazar ipekten söz etmektedir, ayrıca birkaç miktar sayısı Çin kaynakları ile alakalı değildir.
19 Linghou., a.g.e., s. 59.
20 Thierry, F., "Entre Iran et Chine, la circulation monetaire en Serinde du 1er au IXe siecle", in Rencontres de l'Ecole du Louvre, La Serinde, Terre d'echanges, Paris, 2000, s. 126127.
21 Thierry, F., "Sur les monnaies sassanides trouvees en Chine", Res Orientales V 1993, s. 8998.
22 Linghou., a.g.e., s. 915.
23 Thierry, F., a.g.e., s. 129135.
24 Ergin, M., Orhun Abideleri, İstanbul 1992, S. 96; Thierry, F., "Sur les monnaies Türgesh", in Michael Alram & Deborah E. KlimburgSalter ed. Coins, Art and Chronology, Essays on the Prelslamic History of the Indolranian Borderlands, Vienna 1999, s. 325327.
22 25 Smirnova O. I., SvodniT katalog sogdiiskikh monet (bronza), NAUK, Moscou 1981, s. 57,
26 Ergin, a.g.e., s. 157, 159, 161, 164, 172.
27 Smirnova, a.g.e., s. 438.
28 Niu Ruji, "Tuqishi qianbi kao", Zhongguo qianbi 1988III, s. 39.
29 Ouyang Xiu, Xin Tang shu (1060 AD), 20 vol., Zhonghua shuju, Peking, 1980, s. 6246.
30 Thierry, "Sur les monnaies Türgesh", in Michael Alram & Deborah E. KlimburgSalter ed. Coins, Art and Chronology, Essays on the PreIslamic History of the IndoIranian Borderlands, Vienna 1999, s. 334; Du Xueshu, "Hexi zoulang chutu faxian de Tuqishi qian", Xinjiang qianbi, 2001II, s. 1921.
31 Bitmiş, Shi (Şahri sabz, Özbekistan) Hükümdarı elçisinin ismi olarak Bodimishi şeklinde 741'de Çin Sarayı'nda görülmektedir (Chavannes: 147, n. 1).
32 Arsila (Çincede Ashina), Türk Hanlığı'nın kurucusu Bumin'in klanının ismidir, Çin kaynaklarından edindiğimiz bilgilere göre, Batı Türkleri üzerinde Türgiş liderliğinin sona ermesinden sonra bazı Büyük Türk Kağanlarının çocukları birkaç Türgiş kabile grubunun ve özellikle Sarı Türgişlerin hanları olmuşlardır. Muzaffer Arsila ailesinin prestiji o kadar yüksekti ki, bu Çinlilerin Bumin'in çocuklarını Kağanlar olarak atamasını mümkün kılmaktaydı. Peter Gorden tarafından belirtildiği gibi, Karahanlıların iktidarı da kısmen onların Arsila ile olan bağlarına dayanmaktaydı (Gorden: 356).
33 Thierry, "Sur les monnaies Türgesh", in Michael Alram & Deborah E. KlimburgSalter ed. Coins, Art and Chronology, Essays on the PreIslamic History of the IndoIranian Borderlands, Vienna 1999, s. 338339.
34 Ouyang Xiu, a.g.e., s. 6246.
35 A.g.e., s. 60686069.
36 Chavannes, a.g.e., Ek not: 95.
37 Liu Xu, Jiu Tang shu (945 AD), 16 vol., Zhonghua shuju, Peking, 1987, s. 5192; Du You, Tongdian (813 AD), 5 vol., Zhonghua shuju, Peking, 1988, s. 54625464; Ouyang Xiu, Xin Tang shu (1060 AD), 20 vol., Zhonghua shuju, Peking, 1980, s. 60686069; Chavannes, a.g.e., 4647, 8586, 284288; Thierry, a.g.e., 338339.
38 Drouin, a.g.e., s. 133.
39 Thierry François, "Typologie et chronologie des kaiyuan tongbao des Tang", Revue Numismatique 1991.
40 Tekin Talat, A grammar of Orkhon Turkic, Indiana University, Uralic & AltaTc Series, C. 69, Den Haage 1968, s. 2324.
41 Orkun Hüseyin Namık, Eski Türk Yazıtları, 4 vol., Türk Tarih Kurumu, Ankara, 19381941, reprint 1987, s. 170.
42 Orkun, a.g.e., s. 170.
43 Bu nokta için bakınız Livshitz ve Bazin.
44 Ouyang, a.g.e., s. 6121.
45 A.g.e., s. 6122; Moriyasu takao, "Qui des OuTghours ou des Tibetains ont gagne en 789792 a Besbaliq?", Journal Asiatique, 1981, s. 93.
46 Ouyang, a.g.e., s. 612.
47 Thierry François, " Les monnaies de Boquq Qaghan des Ouighours (795808)", Turcica 30, 1998.
48 Karabalgasun'un üç dildeki yazıtı esas olarak Boquq Kağan'ın kullanımına adanmıştır (Hamilton). Wuwei'nin iki dilli yazıtı da Boquq'dan Büyük Uygur Hanlığı'nın muzeffer Kağanı diye bahsetmektedir (GengHamilton: 2728, 35).
49 Liu Xu, a.g.e., s. 381; Abe Takeo, "Batı Uygurlarının başkenti neresiydi?", Toho GakuhoKyoto, XXV1, 1954, s. 442; Hamilton James, "L'inscription trilingue de Qara Balgasun d'apres les estampages de Bouillane de Lacoste", in Actes du Colloque francojaponais sur les documents et archives provenant de l'Asie Centrale, Kyoto octobre 1988, s. 2628; Mackerras Colin, The Uighur Empire according to the T'ang Dynastic Histories, Canberra, 1972, s. 187189; Thierry François, "Les monnaies de Boquq Qaghan des Ouighours (795808)", Turcica 30, 1998, s. 270272.
50 Okudaira Masahiro, Toha senshi, 18 C. Tokyo 1938, 54b; Jiang Qixiang, " Shitan Sui Tang Wudai Shiguo shiqi Xiyu huobi wenhua", in Chen Yuan ed. "Sui, Tang, Wudai Shiguo huobi", Zhongguo lidai huobi daxi, C. III, ShanghaT 1991, s. 505507.
51 Çift dille (Türkçe/Çince) yazılmış Wuwei yazıtının alt kısmı 1933 yılında, bu şehrin 15 kilometre kuzeyinde bulundu; bu yazıtın Çince tekstinin tamamı çok iyi bilinmektedir, çünkü bu tekst Çin'deki Moğol yönetimi (12761368) sırasında Yuan Sarayı tarihçileri tarafından alıntılanmıştır. Türkçe bölümünün birinci kısmı kayıptır.
52 Geng Shimin & Hamilton James, "L'inscription ouTgoure de la stele commemorative des Iduq qut de Qo2o", Turcica XIII, 1981, s. 22.
53 Jiang Qixiang, "Yi mei huihu qianbi", Qianbi shijie IV, 1990, s. 2224.
54 Mahmud al Kaşğari, DOw#n lugt alTurk (10721083), in Besim Atalay ed., Divanü lûgatitTürk tercemesi, 4 vol., Türk Tarih Kurumu, Ankara, s. 65.

Abe Takeo, "Batı Uygurlarının Başkenti Neresiydi?", Toho GakuhoKyoto, XXV1, 1954, 435450.

Bazin Louis, "Les premieres inscriptions turques (VIeXe siecles) en Mongolie et Siberie meridionale", Arts Asiatiques XLV 1990, pp. 4860.

Bershtam Alexander, "NoviT tip Tiurgeshkih monet", TiourkologiçeskiT Sbornik I, 1951, pp. 6872.

Li Baiyao, Bei Qi shu (636 AD), 2 vol., Zhonghua shuju, Peking, 1972.

Li Yanshou, Beishi (circa 660 AD), 10 vol., Zhonghua shuju, Peking, 1983.

Wang Jinruo, Cefu yuangui (1013 AD), ed. Song ben Cefu yuangui, fac simile, 4 vol., Zhonghua shuju, Peking 1989.

Chavannes Edouard, Documents sur les TouKiue (Turcs) Occidentaux, St Petersburg, 1903, reprint Maisonneuve, Paris, 1956.

Drouin Edouard, "La monnaie bilingue de Minoussinsk", Bulletin de Numismatique, mars 1892, pp. 133135.

Du Xueshu, "Hexi zoulang chutu faxian de Tuqishi qian", Xinjiang qianbi, 2001II, 19/21. Eberhard Wolfram, Conquerors and Rulers, Social Forces in Medieval China, Brill, Leiden, 1952.

Ecsedy Ildikö, "Tradeandwar Relations between the Türks and China in the Second Half of the 6th Century", Acta Orientalia, XXI2, 1968, pp. 131180.

Ecsedy Ildikö, "Tribe and Tribal Society in the 6th century Türk Empire", Acta Orientalia, XXV, 1972, pp. 245262.

Ecsedy Ildikö, "Tribe and Empire, Tribe and Society in Türk age", Acta Orientalia, XXXI1, 1977, pp. 315.

Muharrem Ergin, Orhun Abideleri, Istanbul, 1992.

Geng Shimin & Hamilton James, "L'inscription ouTgoure de la stele commemorative des Iduq qut de Qo2o", Turcica XIII, 1981, 1054.

Giraud Rene, L'empire des Turcs Celestes, les regnes d'Elterich, Qapghan et Bilgâ (680734), Paris, 1960.

Golden Peter, The Karakhanids and Early Islam", in The Cambridge History of Early Inner Asia, Denis Sinor ed., Cambridge 1990, pp. 343370.

Hamilton James, "L'inscription trilingue de Qara Balgasun d'apres les estampages de Bouillane de Lacoste", in Actes du Colloque francojaponais sur les documents et archives provenant de l'Asie Centrale, Kyoto octobre 1988, 1828.

Hayashi Toshio, "The Development of a Nomadic Empire, The Case of ancient Turks (Tuque)", Bulletin of the Ancient Orient Museum XI 1990, pp. 135184.

İzgi Özkan, Çin elçisi Wang YenTe'nin Uygur Seyahatnamesi, Türk Tarih Kurumu, Ankara, 1989.

Jiang Qixiang, "Yi mei huihu qianbi", Qianbi shijie IV, 1990, 2225.

Jiang Qixiang, "Shitan Sui Tang Wudai Shiguo shiqi Xiyu huobi wenhua", in Chen Yuan ed. "Sui, Tang, Wudai Shiguo huobi", Zhongguo lidai huobi daxi, C. III, ShanghaT 1991, 496511.

Liu Xu, Jiu Tang shu (945 AD), 16 vol., Zhonghua shuju, Peking, 1987.

Mahmud al Kaşğari, DOw#n lug#t alTurk (10721083), Besim Atalay ed., Divanü lûgatittürk tercemesi, 4 vol., Türk Tarih Kurumu, Ankara, 19391941.

Kliashtornyi S. G. & Livshitz V. A., "The Sogdian inscription of Bugut revisited", Acta Orientalia XXVI1, 1972, pp. 69102.

Lin Gan, Tujue shi, Hohote, 1988.

Liu Xijin, Tujue hanguo shi, Urumçi, 1996.

Livshitz V. A., "O proiskhojdeniT drevnetiourskoT runetcheskoT pis'mennosti", Sovietskaia TiourkologiTa IV 1978, pp. 8698.

Mackerras Colin, The Uighur Empire according to the T'ang Dynastic Histories, Canberra, 1972.

M oriyasu takao, "Qui des OuTghours ou des Tibetains ont gagne en 789792 a Besbaliq?", Journal Asiatique, 1981, 193205.

Niu Ruji, "Tuqishi qianbi kao", Zhongguo qianbi 1988III, 3638.
398

Orkun Hüseyin Namık, Eski Türk Yazıtları, 4 vol., Türk Tarih Kurumu, Ankara, 19381941, reprint 1987.

Peng Xinwei, Zhongguo huobi shi, Shanghai 1958, third ed. 1987.

Sinor Denis, "The establishment and dissolution of the Türk empire", The Cambridge History of Early Inner Asia, Denis Sinor ed., Cambridge 1990, pp. 285316.

Smirnova O. I., SvodniT katalog sogdiiskikh monet (bronza), NAUK, Moscou, 1981.

Wei Zheng, Sui shu (circa 656 AD), 6 vol., Zhonghua shuju, Peking, 1982.

Taşağıl Ahmet, GökTürkler, 2 vol., Türk Tarih Kurumu, Ankara, 1995.

Tulufan chutu wenshu, edited and presented by the Xinjiang Museum, the Wuhan University and the Wenwu Board, 10 C. Peking, 19811991.

Du You, Tongdian (813 AD), 5 vol., Zhonghua shuju, Peking, 1988.

Tekin Talat, A grammar of Orkhon Turkic, Indiana University, Uralic & AltaTc Series, C. 69, Den Haage 1968.

Thierry François, "Typologie et chronologie des kaiyuan tongbao des Tang", Revue Numismatique 1991, ss. 209249, pl. XXI.

Thierry François, "Sur les monnaies sassanides trouvees en Chine", Res Orientales V 1993, ss. 89139.

Thierry François, "Une monnaie sinosogdienne trilingue de Boukhara", Bulletin de la Societe Française de Numismatique, septembre 1997, ss. 144150.

Thierry François, "Les monnaies de Boquq Qaghan des Ouighours (795808)", Turcica 30, 1998, 263278.

Thierry François, "Sur les monnaies Türgesh", in Michael Alram & Deborah E. KlimburgSalter ed. Coins, Art and Chronology, Essays on the PreIslamic History of the IndoIranian Borderlands, Vienna 1999, ss. 321349.

Thierry François, "Entre Iran et Chine, la circulation monetaire en Serinde du 1er au IXe siecle", in Rencontres de l'Ecole du Louvre, La Serinde, Terre d'echanges, Paris, 2000, ss. 121147.

Trombert Eric, Le credit â Dunhuang, Vie materielle et Societe en Chine medievale, College de France, Paris, 1995.

Vladimirstof B., Le regime social des Mongols, le Feodalisme nomade, Maisonneuve, Paris, 1948.

Ouyang Xiu, Xin Tang shu (1060 AD), 20 vol., Zhonghua shuju, Peking, 1980.

Xuan Zang, Xiyu ji (646 AD), in Da Tang Xiyu ji jiaozhu, annoted by Ji Xianlin, Zhonghua shuju, Peking, 1985.

Yang Shengmin, "Zizhi tongjian" Tujue Huihu shiliao jiaozu, Tianjin 1992.

Linghou Defen, Zhou shu (636 AD), 3 vol., Zhonghua shuju, Peking, 1971.

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
2741 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın