• Anasayfa
  • https://www.facebook.com/tarihtarihcemiyeti/
  • https://twitter.com/ttcemiyeti
TAVSİYE KİTAP
Hsiung-Nu ve Hunlar Arasında Üç Arkeolojik Bağlantı / Dr. Miklös Erdy

Hsiung-Nu ve Hunlar arasındaki arkeolojik bağlantılar açık değildir. Belki de bilim adamları arasındaki fikir ayrılığının sebebi budur. Azınlıkta da olsalar, Çin Seddi'nin M.Ö. 3. yüzyılda kendilerine karşı yapıldığı Uzak Doğu'daki Hsiung-Nu ile M.S. 5. yüzyılda Orta Avrupa'daki Atilla'nın Hunları arasında bir tarihsel devamlılığın olduğunu kabul etmeyen bilim adamları da bulunmaktadır. Bu olumsuz görüşün önde gelen temsilcileri, 1990 ve daha sonra 1997'deki1 çalışmalarındaki görüşleriyle; Prof. Denis Sinor2 (ABD) ve 1999'daki çalışmasıyla Rus bilim adamı Sergey Miniayev'dir.3

Türklerin mevcut cildindeki bu yayın, 20. yüzyılın son dönemlerinde sırasıyla kabul edilmiş olan Xiognu ile Hunlar arasındaki mevcut üç arkeolojik bağı açıklamak için en uygun forum olabilir.4 Bu üç arkeolojik bağ şunlardır:

1. Kısmi at definleri ve Hunların mezar yapıları,
2. Hun kadınlarının değerli taşlarla kaplı altın başlıkları,
3. Hun tipi bronz kazanlar.

Kalıntıların bulunduğu arkeolojik höyükler üç ayrı haritada gösterilmiştir. Ancak, görünen o ki, bu iki halk arasındaki, kesintisiz devam eden, tarihsel süreklilik sadece arkeoloji tarafından teyid edilmemiştir. Daha sonra tartışacağımız gibi ikisi Çince, biri Soğdiyanca olmak üzere üç eski yazılı kaynak da arkeolojik neticeleri desteklemektedir.

1. Hsiung-Nu At Definleri

Hsiung-Nu ve Hun cenaze adetleri, kısmi at definleri ile karakterize edilmektedir. Bu gelenekte, atın kafatası ve genellikle de dört bacağı gömülmektedir. M.S. 1. binyılın ilk yarısından sonra, mezarda katlanmış şekilde at derisi de bulunabilmektedir. 1500 yıldan daha eski olan definlerde ise at derisinin var olup olmadığı kesin değildir. Anlaşılan bu adetin ayrıntıları zaman içinde değişmiş de olabilir.

At parçalarının ölmüş insanlarla birlikte gömülmesi bir dini inancı yansıtmaktadır ve bu inanç, kabile konfederasyonları ve coğrafik konumların değişip durduğu yüzyıllar boyunca değişmeden devam etmiştir. Önde gelen Macar arkeolog, Istvan Dienes, 9. ve 10. yüzyıllarla uğraşarak, iki çalışmasında çift-ruh kavramını ve çok yönlü şaman-taltos mesleğini incelemiştir. Dienes'in ulaştığı neticeler Istvan Fodor tarafından toparlanmıştır. Bu eserin kısmi at definlerinin ait olduğu inanç hakkındaki kısmı aşağıda alıntılanmıştır: 5

"I. Dienes, meşhur çalışmasında, erken dönem Macarları arasında var olan iki-ruh inancının bir zamanlar Avrasya'da çok yaygın olduğunu ispatlamıştır. Buna göre, insanoğlu ile bir ruha sahip diğer yaratıkların iki ruhu bulunmaktaydı. Bunlardan biri nefes ruhudur, diğeri ise eski Macarların is ya da iz diye atıfta bulundukları özgür-ruh ya da gölge ruhtur. Bunların inancına göre, nefes ruhu vücuda bağlıdır ve yaşam boyunca fonksiyonlarını ifa eder ve vücudun çürümesiyle birlikte bu ruhun varlığı da son bulur. Öte yandan, gölge-ruh kafatasında bulunmaktadır ve ölümden sonra son bulmamaktadır. Bu ruh, çürüyerek çöpe dönüşen vücudun dışında yaşamayı sürdürür. Yaşam boyunca da gölge-ruh vücudu kısa ya da uzun süreler için terkedebilir (Bu, uykuda sık sık çok uzaklara gidilmesini ve artık yaşamayan insanlarla buluşulmasını açıklamaktadır.)"

Ben, öncelikle Hun asilleri ve aristokratlarının definlerini tartışacağım. Şekil 1, Moğolistan'ın batısındaki (Manhan bölgesindeki, Hovd muhiti) Tahilt Nehri vadisinde bir aristokrat kadın türbesidir. Yazar Navaan, burada ayrıca çok sayıda sıradan insan mezarının varlığından da söz etmektedir.6 Soylu kadının mezarının derinliği 12 metredir ve üzerinde de taştan bir tümülüs bulunmaktadır. Çizim, cenaze arabasının kalıntılarını, içindeki tabutla birlikte cenazeye ait olan kütükten odayı göstermektedir. Bu, Hun asilleri ve hükümdarlık ailesinin defin şeklidir. Kuzey Moğolistan'da Noyon uul Dağı'nın vadilerinde buna benzer çok sayıda (yaklaşık 200) mezar bulunmaktadır.

Ancak, Tahilt Vadisi'ndekiler gibi, bu mezarlarda da biniş takımları, gem, at heykelcikleri ve at kemileri bulunduğu kaydedilmesine rağmen, bunlar bu çalışmamız kapsamında ilgi alanımıza giren mezar tiplerini teşkil etmemektedir.

1.1. Orta Avrupa'dan İdil Nehri'ne

Şekil 2'de, M.S. 4. yüzyıldaki Hun mezarlarının üç temel yapısı görülebilir. Bunlar İdil Nehri ve Pontus Stepleri7 boyunca bulunan mezarlardır, ancak bu defin tipleri M.S. 4. ve 5. yüzyıllar boyunca Orta Avrupa'yla da özdeşleşmiştir.

1. Dikdörtgen Çukur Mezar: Şekil 2.2 ve Şekil 2.1'de gösterilmektedir. Bu, Rusya'da İdil'in doğusundaki Pokrovsk'taki bir kadının çukur mezarıdır. Atın kalıntıları cesedin ayağının dibine konmuştur. Hunların çukur mezarları, ölenin mevki ve ekonomik durumuna göre değişmektedir ve hiçbir işaret içermeyen basit bir görünüşe sahip mezarlardan, taşlarla çevresi sarılmış kese mezar adı verilen tiplerine kadar değişiklik göstermektedir. Bu mezarlar aynı zamanda içindeki tabutuyla birlikte kütükten bir odaya da sahip olabilir. Tabut kullanımı Hunların bütün defin tiplerinde oldukça yaygındır. Mezarın toprak yüzeyindeki kısmının görünüşünde değişiklikler olabilir. Hiçbir işaret içermeyeceği gibi, bir çember ya da kare (kereksur) içinde belli edilebilir, ya da toprak ya da taştan yapılmış bir tümseğe (kurgan) sahip olabilir. Bununla birlikte, mezarlar içinde çok daha fazla yapısal detaylar bulunabilir.

2. Kaya Çıkıntısı Şeklinde Raf: Mezar içindeki raf cesedin seviyesinden daha yüksektedir, bu Rusya'da İdil'in doğusundaki Leninsk'te raflı bir kadın mezarının gösterildiği Şekil 2.3'te görülmektedir. At kalıntıları ve diğer cenaze nesneleri, genellikle ölünün uzunluğu boyunca olan bu rafın üzerine konulabilmekteydi, fakat Uzak Doğu'daki erken dönemlerde raf ölünün başının arkasında da olabilmekteydi.

3. Yan Oda ya da Hücre: Bu oda ya da hücreler mezarın dip seviyesinde, uzunluğu boyunca paralel olarak oyulabilmekteydi. Şekil 2.4'te Ukrayna'da Dinyester'in doğusundaki Kubey'de yan odası bulunan bir erkek mezarı görülmektedir. Ölü, daha sonra üzeri ağaç levhalar ya da yassı taşlarla kapatılacak olan yan odanın içine yerleştirilmekteydi. Bu, ceseti yukarıdan dökülecek taşlar ya da topraklardan korumak için yapılmış çok insancıl bir düzenlemeydi. Yan oda, mezarın tabanından 20 cm kadar daha aşağıda olabilmekteydi, böylece mezarın tabanı at ve diğer adak hayvanlarının kalıntıları ve cenaze nesnelerinin yerleştirilebileceği bir raf hizmeti görebilmekteydi.

4. Sembolik At Defni: Şekil 2.1, değişik bir düzenlemeyi göstermektedir. Bu, Rusya'da İdil'in doğusundaki Verkneye Pogromnoye'deki çukur bir kadın mezarıdır. Bu defin adetinde at kurban edilmemekte, bu yüzden de çukur mezarda at kalıntıları bulunmamakta, sadece atın takımları yer almaktadır. Bu, sembolik bir at defnidir. En önemlisi çukurun varlığıdır; kullanımından kolayca çıkarımsayabileceğimiz gibi bu çukurun ağzı, kadın ya da erkek fark etmeksizin yeniden dirilecek olan insan tarafından kullanılmak üzere, gölge-ruhun bu atı ölümden sonra yeniden hayata getirebilmesine yetecek kadar olmalıdır. Atın geminin yanı sıra eyer ya da diğer at takımları da sunulabilmekteydi.

5. Herhangi Bir At Kültünün İşaretleri Bulunmamaktadır: Son olarak, ne sembolik ne de kısmen olmak üzere at kültüne dair hiçbir işaret bulunmayan Hun mezarlarının olduğunu da kaydetmeliyiz. Böyle durumlarda mezar yapısı, mezar tefrişatı ve süslemelerdeki resimler bizim bir Hun mezarı ile uğraştığımızı orataya koyacaktır.

Özetleyecek olursak, en tepedekiler hariç olmak üzere Hunların definlerinde üç adet yer altı mezar yapısı (çukur, raf ve yan oda) ve üç düzenleme (kısmi, sembolik at kültü ve at kültü olmaksızın) bulunmaktadır. Toprağın üstündeki düzenlemeler de hiçbir işaret içermeyen düz bir mezar veya kereksur ya da bir kurgan tümseğiyle belirtilmiş olabilir. Hunlar ve Hsiung-Nular atı tam olarak gömmemekteydiler, cenaze kabulünde atın etini tüketmekte ve sadece parçalarını mezarın içine koymaktaydılar.

Avrupa'dan başlayarak doğuya doğru Avrasya'yı baştan başa geçen Hun/Hsiung-Nu definlerinin aynı olduğunu gösterebilmek için, birkaç tane önemli bölge seçtim. Buralar, Orta Yenisey Havzası ve Krasnoiyarsk'ın güneyine doğru olan çevresi (Sağ kıyıdaki Minusinsk Havzası ve nehrin sol kıyısındaki Hakasya'da bulunan Abakan Stepleri), Daodunzi (Sarı Nehir üzerindeki Lanzhou'da), Baykal'ın kuzeyindeki Buryat ve Pekin'in kuzeyindeki Yundu Şan'da bulunan Yuhuangmiao'daki bir erken dönem Hsiung-Nu höyüğü. Bunlar aşağıda, Hun ve Hsiung-Nu kısmi at definlerinin dağılım haritasının açıklanmasından sonra tartışılacaktır.

1.2. Hunlar ve Hsiung-Nu'nun Kısmi (sembolik) At Definleri ve

Şekil 3'teki Avrasya haritasında, at kültlü (yani kısmi at definleri ve sembolik at definleri) bütün Hun arkeolojik defin bölgeleri, M.Ö. 8. yüzyıl ve M.S. 5. yüzyıl arasında geçen tüm zamanı kuşatacak şekilde, gösterilmiştir. Bu harita, mevcut çalışmanın en önemli sonucudur. Bu harita, M.Ö. 10-5. yüzyıllardaki Kuzey Barbarlarından (Şanrong ve erken dönem Hsiung-Nular olarak Rong) başlayarak, daha sonra M.Ö. 4. yüzyıl ile M.S. 5. yüzyıllar arasındaki dönemde bütün Avrasya'daki Hsiung-Nu ve Hunlara ait tüm arkeolojik bölgeleri göstermektedir. Sorunun tam bir analizini vermeden önce, Kuzey Barbarları ile Hsiung-Nu arasındaki tarihi bağların daha fazla ispatını isteyen okurlar için, bu bağın aşağıdakilere dayandığını ifade etmek istiyorum:

1. En temel cenaze adeti olan kısmi at defninin niteliği,

2. Bronz cenaze kazanları da dahil olmak üzere bronz süslemeler ve silahların benzerliği,

3. M.Ö. 2. yüzyılda buna atıflarda bulunan Sima Qian'ın yazılı referansı.

Ben, Macaristan, Szeged'de yapılan 39. P.I.A.C. toplantısında bu benzerliklere dair bir tebliğ sundum8 (16-21 Haziran 1996). Şekil 3'teki at definleri haritasında, arkeolojik sitelerin ondalık sisteme dönüştürülmesi coğrafi isimlere, Bölüm 1'in 1.7. kısmının sonunda vereceğimiz, bir anahtar sağlamaktadır.

Söz konusu harita, at kültünün varlığına ilave olarak, bir ikinci grup bilgiyi daha içermektedir. Bu bilgi, çukur mezar, raflı mezar ve kenarında bir oda bulunan mezar olmak üzere Hun definlerinin üç temel yapısıdır. Mezar yapılarının tipi haritada sembollerle temsil edilmektedir, siyahlaştırılmış site at kültünün mevcudiyetini gösteririken, boş bırakılmış karenin herhangi bir at kültüne rastlanmadığını gösterdiğini hatırlatarak, sembollerin izahının ayrıntıları ortaya koyacağını ifade edebiliriz. Kuzey Barbarlarına ait birkaç mezarlık 6.1 (Daodunzi) sitesinin güney ve doğusundakilerdir -bunlar Rong mezarlığıdır- ve Pekin'in kuzeyindeki 6.14'ten 6.16'ya kadar olan siteler ise Şanrong mezarlıklarıdır. Bu harita, Uzak Doğu'daki Hsiung-Nu, Orta Asya boyunca bulunan Hun halkı -bunları kim her ne şekilde adlandırırsa adlandırsın- ve Avrupa'daki Hunların cenaze adetlerinin arkeolojik sürekliliğini göstermek üzere ilk adımdır. Rus bilim adamlarına göre, Hun/Hsiung-Nu bronzları M.Ö. 3. yüzyılda Orta Yenisey Havzası'nda yapılmaya başlanmıştır.9 Şekil 3'teki harita, arkeoloji temelli bir tarihi sürekliliği temsil etmektedir, bu süreklilik diğer iki harita tarafından da desteklenmektedir. Bunlardan biri Hun kadınlarının altın başlıklarının dağılımını göstermektedir. Diğeri ise, Avrasya'daki Hun tipi bronz kazanların dağılımını. Bunlar aşağıdaki ana bölümlerde tartışılacaktır.

1.3. Yenisey Vadisi ve Civarında Hun Definleri

Şekil 4, Yenisey Nehri boyunca Hun definlerini göstermektedir.10 Dört mezarın hepsi de yan odaları bulunan tiptendir ve kuzeye ya da kuzeye yakın bir yöne dönüktür.

Minusinsk Havzası'ndaki Tepsey'den olan Mezar 4.1'in tarihi konusunda M.Ö. 2-1. Yüzyıllara atıflar bulunmaktadır. Bu mezar, (Bölüm 1.4'te tartışılacak olan) Şekil 5'te gösterilen Sarı Nehir'deki mezarlarla -erken dönemlerde Sarı Nehir'den Yenisey civarına doğrudan göç ya da bir yayılmanın olduğunu gösterecek kadar- önemli ölçüde paralelliklere sahiptir.

4.2 ve 4.3 nolu mezarların her ikisi de Tuva'daki Aymirlig'dendir ve tarihleri M.Ö. 2-1. yüzyıllara dayanmaktadır. Her ikisinde de yan odalar taş levhalarla kapatılmıştır ve 4.3, nolu mezarın tamamı da taş levhalarla kaplanmıştır. Bunlar, karakteristik Hun defin tipleridir. Tuva'da Kokel'den olan 4.4 nolu mezar (M.Ö. 1. yüzyıl), açıkça bir tabutun içinde sırtüstü yatırılarak boylamasına uzatılmış şekilde bir defni göstermektedir ve bunların hepsi de Hun özellikleridir.

Yenisey çevresindeki bu mezarların hepsi de üçüncü türdendir, yani at kültünden herhangi bir iz olmaksızın Hun definlerinin bütün özelliklerini göstermektedirler.

1.4. Sarı Nehir Bölgesi

Şekil 5, bizi Ordos Steplerinin güneyindeki Sarı Nehre ve Huang He'nin batı dirseğinin altlarına götürmektedir. Bu höyük, Sarı Nehrin bir güney kolu olan Qin Şui Nehri üzerindeki Daodunzi'dir. 27 mezarın bulunduğu bu mezarlığın tarihi M.Ö. 2-1. yüzyıllara dayanmaktadır. Bu mezarlıkta, 20 çukur mezar, 6 adet kenarlarında oda bulunan mezar ve bir tane de taşlarla kaplanmış kese mezar bulunmaktadır.11

Şekil 5.1, taş kaplı kese mezarını (M22) ve M5 mezarından, at yüzü ile desen verilmiş bir Hun/Hsiung-Nu kemer tokasını resmetmektedir. Bir diğeri olan 5.2 mezarı, kenar odasıyla (M10) Minusinsk Havzası'ndaki mezarla kayda değer benzerlikler göstermektedir. Sadece mezarın yapısı ve yan odası aynı değildir, aynı zamanda kurban edilen hayvanlar ve ölünün kafasının üzerindeki hücrenin içinde bulunan testinin tipi de aynıdır.12 Bu kültürel paralellikler, aynı zamanda, aynı cenaze adetlerinin Sarı Nehir'den Minusinsk havzasına transferiyle sonuçlanacak olan Hsiung-Nu gücünün M.Ö. 2. yüzyılda gerçekleştirdiği bir yayılmayı da göstermektedir.

Daodunzi'deki mezarlığın etütlerine dayanarak önemli bir sonuca ulaşılabilir. Bu mezarlıkta hiçbir savaşçı mezarı bulunmamaktadır. Burada sadece kadınlar, genç kızlar ve erkek çocuklar defnedilmiştir. Mezar yapıları ve pek çok sayıdaki kemer tokaları, Hsiung-Nu tarzıyla yapılmış diğer süslemeler ve resimler bu mezarlığın Hsiung-Nulara ait olduğunu saptamaktadır. Burada şu sonuca varabiliriz; bu dönemde bu bölgede kadınlar ve hatta erkek çocuklarının mezarlarında koyun ve keçi gibi kurban edilmiş diğer hayvanların çok miktarda kalıntıları bulunmasına rağmen, kendileriyle birlikte gömülmüş at kalıntılarına rastlanılmamıştır. 4.2 nolu mezarda, sadece üzerinde çömelmiş bir şekilde resmedilmiş bir atla kemer tokaları gösterilmektedir. Ordos'ta ve bir seferinde de Sui Yuen bölgesinde (Hohhot civarı) çok sayıda örnekleri bulunan at definleri sadece erkek savaşçılara hasredilmiştir. Kadın ve çocukların at kalıntılarıyla birlikte gömülmemesi de, aşağıda tartışılacak olan Kuzey Barbarları, Şanrong'un erken dönem Hsiung-Nu mezarlıklarındakilerle paralellik arz etmektedirler.

1.5. Transbaykalya'daki Buryat

Daha kuzeye gidildiğinde, Buryat'ta bulunan Ilmovaya yazıt bölgesinde, Konovalov tarafından zengin bir mezar ortaya çıkarılmıştır.13 Bu mezarın geçmişi, Hıristiyanlık devrinin başladığı civardaki yüzyılara dayanmaktadır. Mezarda bulunan pek çok kurban edilmiş hayvanın arasında üç adet de at kafası bulunmaktadır. Diğer hayvanlar arasında ise koyun kafası, çok sayıda keçi ve daha küçük hayvan başları bulunmaktadır ve bunlar diğer dünyada yemesi için ölüye eşlik etmektedirler. Üç at kafası ölünün sağ tarafındadır. Ceset tahta bir tabut içine konulmuştur. Bu tabut, çevresi tomruklarla yapılmış olan bir ağaç oda içinde olup bu oda da bu tür tomruklarla kaplanmıştır. Küçük nesneler ve bunlar arasındaki bir gem ölünün kafasının arkasındaki bir rafa yerleştirilmiştir. Kurban edilen hayvanlar tahta odanın dışında, başın arkasında ve ölünün gövdesinin seviyesindedir. Mezar, toprağın altında çok sayıda yassı taş ile korunmuştur, ancak bunlar bile mezar soyguncularının mezara girmelerini engelleyememiştir. Bu soyguncular iskeletleri mezarın bir köşesine doğru çekmişlerdir, ancak bu esnada kırılan bir ayak Şekil 6'da gösterilmekte olan orijinal konumunda kalmıştır. Bu zengin mezarlarda boynu ve başı süsleyen altın işlemeler alınmıştır.

1.6. Jundu Şan Eteklerindeki Şanrong Mezarlıkları

En eski kısmi at definlerinin bulunduğu höyüklerin Uzak Doğu'dan oldukları bilinmektedir. Pekin'in kuzeyindeki Yanqink eyaletinde bulunan Jundu Şan Dağı'nın güney etekleri boyunca, üç adet erken dönem Şanrong mezarlığı bulunmaktadır. Bunlar arasında Yuhuangmiao'da bulunan ve 280 defin ile en büyüğünü teşkil eden mezarlığı ziyaret ettim. Diğer ikisi ise, 150 mezarıyla biri daha doğudaki Hulugu'da, 47 mezarla diğeri de Xilang'tadır.

Değişik mevki ve ekonomik statüye sahip 10 mezar, okul kitaplarında örnek gösterilebilecek bir kazıyla, hiç zarar görmeden olduğu yerde bırakıldı ve üzeri daha sonra sürekli bir müze şeklinde hizmet verecek olan büyük bir yapı ile kapandı. 1985 ve 1990 yılları arasında kazının direktörü Profesör Jin Fengyi idi. İç Moğolistan'daki Hohhot'ta 1992 yılında yapılan bir arkeolojik konferansın bir parçası olarak yaptığımız ziyarette o ev sahibimizdi.

Radyo karbonla tarih belirleme yöntemiyle, bıçak şeklindeki para ve silahlar üzerindeki incelemelerde, bu mezarlıkların M.Ö. 8. yüzyıl ile 5. yüzyıl arasında bir tarihe dayandığı saptanmıştır. Bu mezarlıklarda bulunan kısmi at definleri Avrasya'da bilineneler arasında en eskisidir. Şekil 7'de, başın arka kısmına bir raf yerleştirilmiş, ölünün sağ tarafında ise atın alt çenesi ve yukarıdan aşağıya doğru kırılmış bir üst çene ile birlikte dört bacak görülmektedir. Kurban edilen diğer hayvanlar olan keçilerin başları ve bir ineğin çenesi ile uyluk kemiği de raftadır.

İki adet gem ölünün sol uyluk kemiğinin yanına ve bir bronz kazan da başın arka kısmına konulmuştur. Nadir buluntulardan olan kazan ve boynun çevresinde bir altın turkuaz bulunması ölünün yüksek mevkilerden olduğunu göstermektedir. Bu mezar ile alakalı olarak, M.Ö. 8-5. yüzyıllara ait bu erken dönem Şanrong mezarındaki hayvan kalıntılarının düzenlenmesi ile yukarıda tartıştığımız Buryat'taki Ilmovaya yazıt bölgesinde ortaya çıkarılan arasındaki benzerlikleri kaydedebiliriz. Diğer hayvanlar başın arkasındayken, at başı ölünün sağ yanındadır. Mezarlar arasında 500 yıldan fazla bir zaman farkı vardır. Aynen Sima Qian'ın ifadeleri ve pek çok cenaze tefrişatı ile Hsiung-Nu tipi bronz kazanın kullanımına dair saptamaları gibi bu paralellikler de Şanrongların erken dönem Hsiung-Nu olduklarını göstermektedir.

Şekil 8, ölünün başının arkasında bulunan raftaki at kafası ve dört at bacağı ile aynı antikiteye ait diğer bir Şanrong mezarıdır. Bunlara ilaveten, öteki dünyada yiyecek temini için rafta bir inek kafası ve bir inek uyluk kemiği de bulunmaktadır. Altın turkuaz, bu ölünün de üst mertebelerden olduğunu göstermektedir. Ölünün gövdesi yaklaşık iki metre derinliktedir. Şanrong definlerini gösteren iki figür benim kendi fotoğraflamamın sonucudur ve bunlar benim Hsiung-Nu ve Hunların kısmi at definleriyle uğraşmama sebep olan bütün çalışmalarımın arkasındaki faktörlerdir.

Çin histografisinin babası olarak bilinen Sima Qian'ın çılışmalarına değer verenler Şiji'de şunları okuyabilirler:

"Üç hanedanlar döneminden itibaren Hsiung-Nu, Çin için sürekli bir endişe ve zarar kaynağı oldu... İmparatorlardan Yao ve Şun'un dönemlerine kadar uzanan eski zamanlarda ve hatta daha önceki zamanlarda, Kuzey Barbarların bölgesinde yaşayan ve hayvanlarını otlatmak için oradan oraya başıboş dolaşan bu insanlardan Dağ Barbarları (Şanrong), Xianyun ya da Hunşu (Hunyu) diye bahsedildiğini işitmiştik."

Yani, Şanrongların erken dönem Hsiung-Nu olduğu görülmektedir. Sima Qian'ın buna yönelik atıfları ve aralarında cenazelerde kulanılan bronz kazanların da bulunduğu pek çok arkeolojik paralellikler dolayısıyla, ben de-bu çalışmada-Şanrongların eski dönem Hsiung-Nu (proto-Hsiung-Nu) olduklarını kabul etmekteyim.

1.6. Tarihsel Gözlemler

I. Hsiung-Nu kadınının defninin, at kültünün işaretleriyle, nasıl geliştiği ile alakalı olarak aşağıdaki gözlemelerimi dikkatlerenize sunuyorum:

Eski dönem Hsiung-Nu'da, Şanrong mezarlığı (M.Ö. 8-5. yüzyıllar) (Höyük 6.14) ve Daodunzi'deki Hsiung-Nu mezarlığında (M.Ö. 2. yüzyıl) (Şekil 3'teki Höyük 6.1) mezarlara kurban edilmiş pek çok hayvan konulmasının yanı sıra, ölü kadınlara mezarda at kültünün işaretleri eşlik etmemektedir.

İlk bronz at heykelcikleri Ordos bölgesindeki Xigoupan'da zengin bir kadın mezarında (M.Ö. 2. yüzyıl) bulunmuştur, bu mezardaki ölünün çevresine erken dönem at kültünün bu tür heykelciklerinden 49 tanesi konulmuştur (Höyük 6.20).

Daha önce ele aldığımız, Batı Moğolistan'daki Tahilt Nehri vadisinde bulunan, asil Hsiung-Nu kadınının kurgan mezarında (höyük 5.14) bu tür heykelciklerin yanı sıra demir gemler ve at kemikleri de bulunmuştur.

M.S. 2. yüzyıl olarak belirleyebileceğimiz bir tarihte, Balkaş Gölü'nün kuzeyindeki Kanattas'taki bir kadın mezarına (Höyük 3.8) ilk kez bir at kafası konulmuştur. Öteki dünya için yiyecek amaçlı olarak da bir at uyluğu/butu ve bir koyun kafası da mezara konulmuştur.14

Tam olarak uygulanmış bir kısmi at defni vakası, Orta Asya'da Akmolia yakınlarındaki Kara Ağaç'ta bulunan bir Hun kraliçesinin mezarında gerçekleşmiştir. (Höyük 3.9). Atın kafatası ve bacakları derisinin içinde bırakılmıştır. Daha batıya gidildiğinde kadın mezarlarında da kısmi at definlerine oldukça sık rastlanılmaktadır.

II. Şanrong etnik ismi, M.Ö. 4. yüzyılda Çin kaynaklarında geçen Hsiung-Nu isminden çok daha erken dönemlere aittir. Hsiung-Nu adı ilk kez M.Ö. 318 yılında Şiji'de bulunan Qin'in Ana Yıllıklarında kaydedilmektedir. Bu, Qin Devleti'nin artan saldırganlığına karşı, Hsiung-Nu ile beş Çinli devlet (Han, Zhao, Wei, Yan, Qi) arasında bir ittifakın kurulma tarihidir. 15

İkinci atıf, M.Ö. 312 yılında Şuoyuan'daki tarihçi Liu Xiang (M.Ö. 77-6) tarafından yapılmıştır.16 Bu kayıtlar "Hsiung-Nu, Loufan Şehri'ne (bugünkü Şanxi bölgesi) gitmek için atlarına bindi" demektedir.

Burada, M.Ö. 4. yüzyılda meydana gelmiş bir üçüncü olaydan bahsetmek de uygun olacaktır. Bu dönemde, özellikle Zhaou Devleti Hsiung-Nu ile yakın temaslara sahipti. Hsiung-Nu'nu askeri tehdidini bertaraf edebilmek için Zhao Hükümdarı Wuling, M.Ö. 307 yılında, meşhur bir ferman yayınlayarak resmen barbar kıyafetlerini benimsedi ve halkına ata binip, ok atmasını öğrenmeyi emretti. Çin ordusunun geleneksel adetine göre, bunlar savaş arabalarıyla savaşmaktaydılar. Askerlerin temel silahı ise kısa kılıçlardı. Hem askerler hem de siviller için kıyafetleri bol bir fistan, terlikler ve sandallardan oluşmaktaydı. Yeni fermana göre, Çinli askerler Hsiung-Nu kıyafetleri giyecekler, okla ve mızrakla hedef vurmayı, at sırtında savaşmayı öğreneceklerdi. Artık kısa yerine uzun kılıçlarla savaşmak durumundaydılar. Hsiung-Nu tarzı giyinmek, pantolon ve botlar giymek anlamına geliyordu.17 Bu "barbarlaşma" siyaseti derhal meyvelerini vermeye başladı, Zhao askeri kuvvetleri, M.Ö. 306 yılında,18 yani bir yıl içinde Gansu'daki Hsiung-Nu topraklarına girmeyi başardı ve Hsiung-Nu'yu bu önemli bölgeden attılar.

Bu referanslar, M.Ö. 4. yüzyılda Hsiung-Nu'nun hem diplomatik hem de askeri açıdan son derece aktif olduğunu ve yaygın bir şekilde tanındıklarını göstermektedir. Eserlerinde, Hsiung-Nular'ın ilk olarak M.Ö. 3. yüzyılda görüldüklerini yazan bilim adamlarının, tarihi olaylara ve yazılı kaynaklara aşina olmadıkları açıkça görülmektedir.

1.7. Şekil 3'teki Arkeolojik

Höyükler İçin Coğrafik İsimler. Kuzey Barbarları, Hsiung-Nu ve Hunların Kısmi (ya da Sembolik)

At Definleri (M.Ö. 8. Yüzyıl-M.S. 5. Yüzyıl)

1. Tuna-Don Bölgesi

Kafkaslar-Kuban Nehri-1.1 Kispek, 1.1A Zdvizenskoe.
Kırım ve Dinyeper Nehri-1.2 Belarus, 1.3 Melitopol, 1.4 Aleski, 1.5 Stara Igren, 1.6 Novogrigorevka. Aşağı Tuna-Dinyester Bölgesi.-1.7 Odesa Oblastı'ndaki Kubey.

Karpat Havzası-1.8 Nagyszeksös-Szeged, 1.9 Budapeşte-Zuglö, 1.10 Leva/Levice, 1.11 Pannonhalma-Szeldomb. 1.12.1 Keszthely-Gâti domb, 1.12.2 Keszthely-Clay quarry, 1.13 Lengyeltöti, 1.14 Szekszârd, 1.15 Pecs-Üszögpuszta.

2. İdil-Ob Bölgesi

Ural Nehri civarı-2.1 Kızıl Adir, 2.2 Mertvie Soli, 2.3 Fedorovka, Orta İdil Nehri-2.4 Pokrovsk, 2.5 Verhneye Pogromnoye, 2.6 Leninsk.

3. Yenisey Bölgesi

3.1 Tepsey VII, 3.2 Kokel-KE II, 3.3 Kokel-Tuva, 3.4 Aymugluk-Tuva, 3.5 Sibirsk, 3.6 Tugozvonovo, 3.7 Kosogol, Uzhur Bölgesi, 3.8 Kanattas, 3.9 Kara Ağaç, 3.10 Sidorovka, 3.11 Kulayka.

4. Zungarya, Tiyenşan Bölgesi

4.1 Dongcheng, Muley Kazak Özerk Bölgesi, Doğu Sincan, 4.2 Barköl Gölü.

5. Baykal Gölü-Orhon Bölgesi

Zabaykala-5.1 Ivolga Gorodişe, 5.2 Derestuy, 5.3 Çeremhovo,
Moğolistan-5.4 Il'movaya pad, 5.5 Darkhan, 5.6 Noyon Uul, 5.7 Dulga Uul, 5.8 Höshön-uha (Ih-het), 5.9 Tevsh Uul, 5.10 Batcengel, 5.11 Taravgantay, 5.12 Sul-Tolgoi Dağı, 5.13 Naymaatolgoy, 5.14 Tahilt Havzası, 5.15 Golmud.

6. Huang He-Liao He Bölgesi

6.1 Daodunzi-NX, 6.2 Yanglang-NX, 6.3 Baoji-Qin, 6.4 Taohongbala, 6.5 Jialainor, 6.6 Xiyuan, 6.7 Budonggou, 6.8 Xiaobaiyang, 6.9 Guoxianyaozi, 6.10 Maoqinggou, 6.11 Yinniugou, 6.12 Jicheng, 6.13 Tangxian, 6.14 Yuhuangmiao, 6.15 Hulugou, 6.16 Xilang, 6.17 Yujiazhuang, 6.18 Guyuan, 6.19 Qingyang, 6.20 Xigoupan, 6.21 Xichagou (Liaoning Bölgesi).

2. Hun Kadınlarının Altın Başlıkları

Başlıklar taçtan farklıdır, çünkü bunlar başın sadece 2/3'ünü sarmaktadır. Başlıkların temel yapıları, bir altın band ya da akik, lal taşı, kehribar ve bir metal üzerinde incilerin anası ile süslenmiş olan altınla kaplı bir bronz band şeklindedir. Ayrıca, bu başlıkların üzerinde beyaz, yeşil ve kırmızı camlar da bulunabilmektedir. Bu taşların rengi çoğunlukla kırmızı ya da kırmızımsı kahverengidir. Bugün, bildiğim kadarıyla, bütün Avrasya'da bulunmuş toplam 19 başlık mevcuttur. Materyaller Irina Zasetska19 ve Istvan Bona'nın20 iki yayınından derlenmiştir. At defin siteleri ya da bronz kazanlara nispeten bu başlık buluntularının sayısının çok az olmasına rağmen, bunlar son derece önemlidir, çünkü Hun başlıkları son derece etnik özellikler taşmaktadır. Bu tür cenaze başlıklarını kullanan bir başka etnik grup bulunmamaktadır. Scythiyanlar da altın başlıklara sahiptir, ancak bunların dizaynları tamamen farklıdır ve bazı zamanlar bu başlıklara açıkça Yunan görüntüsü ve özellikleri eklenmiştir. Bu tür Scythiyan başlıklarının sadece sayacağımız birkaç sitede olduğu bilinmektedir: Khoklach-Novocherkassk, Novocherkassk, Artiukhov, Kerch, Karantin-Taman ve Kelermes.

2.1. Altın Başlıkların Dağılım Haritası

Şekil 9, Hun başlıklarının 13'ünü göstermektedir. Dizaynları farklılıklar gösterse de, değerli taşlarla süslenmiş olmalarından kaynaklanan özellikleri açıkça görülmektedir. Hem haritada ve hem de başlıkların ilustirasyonlarında ondalık rakamlar kullanıldığından, bunların harita (Şekil 10) üzerindeki yerleri kolayca bulunabilir. Şekil 10, Hsiung-Nu ile Hunlar arasında bir tarihi süreklilik olduğunu gösteren ikinci arkeolojik haritadır. Batı'dan Doğu'ya doğru Hun kadınlarının cenaze törenlerinde kullanılan altın başlıklarının bulunduğu siteler şöyledir:

1 Csorna, Macaristan
2 Szekszârd-Csatâr, Macaristan
1.2.1 Balmazüjvâros-Malâtoni-halom, Macaristan
1.3 Gheraseni, Romanya
1.4 Shurbanec, Moldavya
1.5 Buhaeni, Romanya
1.6 Antonovka, Ukrayna
1.7 Tiligul Bay, Ukrayna 
1.9 Stara Igren, Rusya
1.10 Melitopol, Ukrayan
1.11 Kerç, Ukrayna
1.12 Marfovka, Rusya
1.13 Verhne Yabloçnoye, Rusya

2.1 Berezovka, Rusya
2.2 Verhneye Pogromnoye, Rusya
2.3 Şipovo, Rusya
2.4 Çuluk Tau, Kazakistan
2.5 Kanattas, Kazakistan

6.1 Xigoupan, Çin İçinde özenle yapılmış bir başlık bulunan en erken dönemlere ait defin Ordos bölgesindeki Xigoupan sitesindendir21 ve tarihi M.Ö. 2. yüzyıla dayanmaktadır; burada ayrıca 49 at heykelciği de bulunmuştur. Başlık çekiçle yassıltılmış altından yapılmıştır ve bir band biçimindedir. İnciden yapılmış olan taşlar, Şekil 11'de gösterilen motiflerle süslenmiş ve çekiçle düzlenmiş olan bandın en üstüne yerleştirilmiştir. Oval biçimindeki en büyük inci olan ana incinin her iki yanı da küçük ve sitilize edilmiş altın varaklarla kaplanmıştır. Bu özenli başlık iki küpe süslemesi ve üç gerdanlıkla tamamlanmaktadır. Küpelerin büyük oval parçası beyaz zümrütten yapılmıştır ve üzerine Hsiung-Nu sanatında kullanılan ejderha figürü resmedilmiştir. Bunlar, kalıntılarından zamanında turkuaz kakma dekorasyonu olduğu anlaşılan, zıplayan bir geyik figürü üzerindeki dikdörtgen şeklindeki iki altın parçası üzerine asılmışlardır. Bu Hsiung-Nu cenaze başlığı, bilinenlerin en eskisidir. Bununla coğrafi olarak en yakın yer olan Balkaş Gölü'nün kuzeyindeki Kanattas (höyük 2.5) arasında yaklaşık üç yüzyıllık bir fark bulunmaktadır. Don ve İdil arasındaki Verhne Yablonoçnoye'de22 bulunan ve restore edilen diğer başlığa da yine kulak ve boyun dekorasyonları eşlik etmektedir (Şekil 12). Stara Igren'den (Höyük 1.9) olan bir başkası üzerinde, birbirine değecek şekilde mantar şekillerinden oluşan bir hat bulunmaktadır ve bu kazan kulplarındaki mantar şekillerine benzemektedir.

İki başlığa daha dikkat etmekte fayda bulunmaktadır. Szekszard-Csatar'da (Höyük 1.2) 1818 yılında bir kadın mezarı bulunmuş ve bu 1865 yılında bir yayında tasvir edilmiştir. Som altından bir band şeklinde olduğu ve üzerinde değişik ebat ve renklerde taşlar bulunduğu ifade edilmiştir. O dönemde bunun nereye ait olduğu bilinmediğinden Macaristan, Baja'da eritilmiştir. Bir diğeri (höyük 1.2.1) ise, 1858 yılında Balmazujvaros-Malatoni'de bir iskeletin kafatasının üzerinde bulunmuştur.

Zemini yine som altından olduğu için, bir önceki ile aynı kaderi paylaşmış ve eritilmiştir, ancak eritilmeden önce belegelere geçme şansını bulabilmiştir.23

Başlıkların haritasını (Şekil 10) incelediğimizde belirgin bir eğilim fark edilecektir. Batı'ya doğru gidildikçe, başlıklarıyla birlikte üst düzey kadın cesetlerinin süslenme modasında bir artış gözlenmektedir. Bu gözlem bronz kazanların daha batıya gittikçe daha fazla süslendiğinie dair olan ve kolayca fark edilen trende paralel bir trend olarak görülmektedir. Burada 20 başlığın, Hsiung-Nu ile Hunlar arasında bir tarihsel sürekliliğin varlığıyla ilgili olarak çok güçlü bir gösterge sunduğundan bir kez daha bahsetmeye değer, çünkü başka hiçbir etnik grup bu özelliklere sahip değildir, yani M.Ö. 2. yüzyıl ile M.S. 5. yüzyıl arasında hiçbir etnik grup, altın cenaze başlıklarına değerli taşlar kakmamaktaydı.

3. Hsiung-Nu Tipi Bronz Kazanlar

İncelediğim arkeolojik buluntulardan üçüncü grubu Hsiung-Nu tipi bronz kazanlar oluşturmaktadır. Bu kazanların dağılım haritasını veren ilk yayınım24 1990 yılındadır, en son ve tam olan versiyonu25 ise 1995'te yayınlanmıştır. Bu yayında 185 kazan, boyutları birebir olan çizimlerle gösterilmektedir. O zamandan bu yana, henüz hiçbiri yayınlanmamış ve hiçbir haritada yer almamış olan 30 tane daha küpün varlığını öğrendim. Ermitaj araştırmacıları da, 1993 yılında, kazanlar hakkında bir makale yayınladı, onların bilgisi dahilinde olan küp sayısı ise 56 idi.26

Hsiung-Nu tipi Avrasya bronz kazanlarını üç büyük gruba ayıran Şekil 3, bu kazanlar hakkında bize kuş bakışı bir fikir vermektedir. Bu gruplar şunlardır:

Dikdörtgen kulplu olan tipler, Yuvarlak kulplu olan tipler ve Düz tabanlılar.

Her grup içindeki kazanlar, sol üst köşeden sağ alt köşeye doğru gidildiğinde, batıdan doğuya doğru gidiliyormuşcasına rahat bir şekilde düzenlenmiştir.

Bronz kazanların rolü üç şekilde olabilir. Özene bezene yapılmış manzaralar içindeki kabartma kazan resimleri, aşağıda tartışılacağı gibi küplerin kullanımı hakkında da faydalı bilgiler sağlamaktadır.

A. Şaman Törenleri: Şekil 14'te, yukarıdaki kabartma büyük bir manzarayı göstermektedir. Burası, Yenisey'in batı kolu olan Abakan Nehri civarındaki Kızıl Kaya'dadır.27,28 Dokuz kazan resmedilmiştir ve bunların hepsi de Hun tipi kazanlardır. Bunlardan beşinde erkekler açıkça yemek pişirmekte ve kazanların içindekileri karıştırmaktadırlar. Manzaranın tam ortasında, açık renkli ve uzun bir elbise ile diğerlerinden farklı olduğu hemen anlaşılan bir insan figürü bulunmaktadır. Bu şahıs elini kaldırmıştır ve kıyafetinin kolunun dışında olan parmakları görülebilmektedir. Parmaklarının altı tane olduğu sayılabilmektedir. Bu altı parmak şaman mesleğinin bir işaretidir. Buna ilaveten bir de maske taktığı görülmektedir. Bu manzarayı bir şamanistik etkinlik ya da tören yemeklerinin pişirildiği dini bir vaka olarak yorumlamak durumundayız.

B. Günlük Olağan Yemek Pişirme: Kazanların diğer bir rolü de günlük olağan yemek pişirilmesinde kullanılmasıdır. Bolşaya Boyarskaya Pisanitsa29 olarak adlandırılan Şekil 14'ün alt yarısı bir Hun luo ve bu luo (Wade-Giles yazıtlarında bir lo ya da pu lo) resmetmektedir. Bu, 4-5 yurt ve 30-40 insandan oluşan bir Hsiung-Nu çoban ünitesidir. Figürün gösterdiği gibi, her yerleşim ünitesinin yanında en fazla 5 tane olmak üzere birkaç kazan olduğu görülmektedir. Bu resimleri büyütmeden bile, bu kazanların çoğunun basit dizaynlı oldukları, birinin ise süslenmiş olduğu görülmektedir. Bu kazan, kabartma resmin sağında bulunan toplanmış insan grubunun sağ tarafındadır. Manzarının üstündeki 5 rakamı bu kazan ile alakalıdır. Bu 19 kazanın hepsinin törensel amaçlar için olmadığı sonucuna varmamız gerekmektedir, özellikle de basit dizaynlı olanlar günlük, sıradan yemek pişirmek için kullanılmaktadır. 19.7 metre uzunluğundaki bir kabartma üzerine resmedilmiş olan manzara, bir bayram manzarası olmalı ki, bütün kazanların hepsini göstermektedir. Bunun bir dini etkinlik olduğundan da şüphe duyulabilir.

Pek çok insanı (28 kişi sayılabilmektedir) resmeden bu itinalı luodaki yaşamın yanı sıra, 19 keçinin çobanlığını yapan bir çobanın yaşamında da aynı geleneği görmekteyiz (Şekil 15) ve bu çobanın bu kabartmaları oyduğu varsayılmaktadır. Tıpkı bir önceki büyük kaya oymacılığında olduğu gibi, O dışarısında bir Hun tipi kazan görülen bir küçük yurt ya da samandan yapılmış bir kulübenin sahibidir. "Keçi çobanı" kabartmasının uzunluğu 175 cm, yurttaki yüksekliği ise ayaktaki en kısa keçi seviyesinde olup 55 cm'dir. Bu tür evcilleştirilmiş uzun boynuzlu keçiler ve bunların çobanlarının 1998 yılında Tuva'daki bir tur esnasında fotoğrafları çekilmiştir. Buradaki keçi çobanı kabartması, yazarın 1998'de çektiği fotoğraflarına dayanılarak yorumlanmaktadır. Bu, 54 derece kuzey enleminde, Yenisey'in batı yakasındaki Oglahti Dağı kompleksinde bulunmaktadır. Yani, Kemerovo Devlet Üniversitesi'nin çizimlerine göre 4. höyüğün 1. çentiğindedir.

C. Cenazeler: Bronz kazanların üçüncü rolü cenazelerdedir. Büyük kazanlar yerine mezarlarda sembolik rollerle, sadece 20 cm veya daha küçük olmak üzere, küçültülmüş ebatlarda kazanlar görülmektedir. Küçültülmüş küpler, Uzak Doğu'daki Hsiung-Nu mezarlarında iyi bilinmektedir, bunlar Tuva ve Yenisey ırmağının her iki yakasında da Baraba Steplerine kadar yayılmışlardır. 3 cm'ye kadar küçültülmüş bronz küpler bulunmaktadır, bunlar Stockholm'deki Doğu Asya Müzesi'nde Tovostine kolleksiyonundadır.

Diğer İki Vasıtadaki Kazanlar

A. Kaya Oymaları: İlaveten, Hsiung-Nu/Hun tipi kazanlara ikinci bir vasıtada da rastlanabilmektedir. Bunlar kaya yüzeylerine oyulmuş olarak bulunmaktadır. Hun tipi kazanların resmedildiği bütün kabartmalar, Orta Yenisey Havzası'nın batı yakasındaki Abakan Steplerinde bulunmuştur, burada 47 kabartma mevcuttur. Buna ek olarak, kaya üzerine oyulmuş olan bütün küp tiplerinin, Orta Yenisey Havzası civarında, bronz benzerleri ortaya çıkarılmış ya da bulunmuştur.30

B. Seramik Kazanlar: Kil kazanlar, üçüncü tür bir vasıtayı teşkil etmektedir. Cenazelerde kullanılan küçültülmüş bronz kazanların yanı sıra, Yenisey civarında yeni bir usul ortaya çıkmıştır. Pahalı olmayan ve bronz türünden olanların taklidi durumundaki toprak kazanlar, cenazelerde kullanılmakta ve mezarın içine konulmaktaydı, bunların ebatları genellikle 15-20 cm idi, ancak 40 cm'ye de ulaşabilmekteydi. 475 definin bulunduğu büyük bir mezarlıkta, mezarlar içinde 92 toprak/kil kazan bulunmuştur. Bu mezarlık, Hemçik kolu yakınında Yenisey'in batı yakasında bulunan Tuva'daki Kokel'dedir. Bu nehrin buluştuğu yer Yenisey'in batısındaki 90 derecelik kavistir.

Seramik kazanlarla birlikte bu bölgede yeni bir usulün ortaya çıkmasına paralel olarak başka yeni gelişmelerin olduğunu söylemeye teşvik edilmekteyim. Hsiung-Nu, yani Hun bronz kemer tokaları, Hunların yeni bir ejderha dizaynı ile ortaya çıkmıştır. Ejderhanın yılan gibi kıvrılan gövdesi eski zamanlardakilerle aynı olmakla birlikte, kurda benzeyen baş yerine, şimdi başta yuvarlak bir burun ve uzun kulaklar bulunmaktaydı. Olağan Hun ikonografisinin oluşturduğu diğer dizaynlar arasında ondokuz tane bu tür dizayn bulunmuştur.

Toprak kazanların çoğunluğu Orta Yenisey vadisi ve çevresinde olmakla birlikte, batıda Sir Derya Deltası kadar uzak bir bölgede, Altın Asar'da M.S. 3. yüzyıla ait olduğu saptanan iki adet toprak kazana rastlanmıştır (Tolstov). Bunlar Verkhnii Konets tipindedir. Bunların bronz prototipleri Ural Dağlarının batısında, Kama nehrinin kaynağının yakınlarındadır.

3.1. Hun Tipi Kazanların Haritası

Bu 185 buluntuyla oluşturulmuş bir haritadır (Şekil 16). Erdy'nin 1995'teki 90 sayfalık yayını, bu kazanları/küpleri 36 tabloyla düzenlemekte ve bu buluntuların konumlarını mümkün olduğu durumlarda coğrafik koordinatları ile birlikte detaylı bir şekilde vermektedir.31 Ayrıca, bu buluntuların durumu, bugün nerede oldukları, haklarındaki yayınlar ve mükemmel bir çizimle bütün boyutları (fotoğraflarından izleri sürülerek) tasvir edilmektedir. Bu kazanların dizaynının en belirgin özellikleri de harita üzerinde gösterilmektedir. Bundan önce, bazı haritalar ve makaleler 1994'te,32 1992'de33 ve en erken tarih olarak da 1990'da34 yayınlanmıştır. Zaman geçtikçe, haritalar çok daha fazla bilgi içerir hale gemiştir.

Haritadan görüldüğü kadarıyla kazanlar altı bölgede toplanmıştır. Bu yüzden, pek çok sayıdaki buluntularla uğraşmayı kolaylaştırmak için, Orta Avrasya altı bölgeye bölünmüştür. Bu bölgeler batıdan doğuya doğru 1'den 6'ya kadar numaralandırılmıştır. Bu yolla, hiçbir itiraza mahal bırakmayacak şekilde, paralel dizayn unsurlarının rehberliğini kullanarak, Avrupa'daki kazanların kimlik tanımlamasından, Uzak Doğu'ya, eski zamanların derinliklerine taa M.Ö. 1. yüzyıla kadar gidebiliriz. Höyüklerin numaralandırılması esnasında, daima ilk numara bölge numarası olarak belirlenmektedir.

Haritalar incelendiğinde, Avrasya boyunca buluntularda bir süreklilik görülebilecektir. Hatta buluntular, Hunların ya da en azından bunların bir kısmının, 57 derece kuzey enleminde Ural Dağlarını kesen 50 km genişliğindeki bir etek olan Yakaterinburg geçidini kullanarak Ural Dağlarını geçtiklerini göstermektedir. Bu yola bir alternatif de (Orenburg yakınlarındaki), Kızıl Adir'deki bir buluntunun gösterdiği (Şekil 16'daki Höyük 2.8) gibi, Ural Nehri vadisine girerek, bu nehir boyunca ilerlemektir.

Belaya Nehri'nin kaynağı da Yekaterinburg eteği yakınlarındaki Ural Nehri kaynağına yakın olduğu için, burası da Ural Dağlarını geçmeye üçüncü bir rota teşkil etmektedir. Diğer göçer halklar da bu geçitleri kullanmışlardır. Örnek olarak, etnografik haritalar35 üzerinde, doğuya ve batıya doğru yüzlerce kilometre boyunca uzanan Yekaterinburg geçidinin iki yakasında Çuvaş ve Tatar halklarının bulunduğu enklavlar görülebilmektedir. Bunlara ilaveten, 6. ve. 8. yüzyıllar arasında hem Ural Nehri boyunca ve daha büyük rakamlarda olmak kaydıyla da, Belaya nehri boyunca Macarların erken dönem mezarları bulunmaktadır.36 Yekaterinburg geçidinden geçmeyi tercih eden Macarlar (Bolşiye Tigani'de) Kama nehrinin güney yakasına yerleşmişlerdir. Bahsi geçen her üç nehir (Kama, Belaya, Ural) boyunca, çok eski cenaze gelenekleriyle, zengin bir halkın tipik Macar mezarlıkları bulunmaktadır. Mezarlar gümüş eşyalarla doludur. Hem erkek hem de kadın mezarlarında benzersiz kısmi at definleri de görülmektedir, bu mezarlarda cenazenin yüzü gümüşten göz plaketleriyle kaplanmıştır, silahlar arasında nadiren de olsa oklanmış kürkler ve diğer karakteristik Macar süsleme unsurları bulunmaktadır. Diğer etnik grup örnekleriyle, 56-57 derece kuzey enleminde Ural Dağı'nın ortasından geçen yönleri göstermek amaçlanmıştır

3.2. Kazanların Tarihlerinin Saptanması

Bizim buradaki konumuz Hun bronz kazanları olduğundan, bu kazanların tarihlerinin saptanması hakkında neler söyleyebileceğimizi gözden geçireceğim. Mezarlarda ortaya çıkarılan birkaç tanesinin yanı sıra, kazanlar genellikle şans eseri bulunmaktadır. Spasskaya'nın çıkarımsamada bulunduğu gibi, bunun sebebi, 20-40 kg ağırlığındaki kazanların mevsimsel törenlerin yapıldığı ve adakların adandığı kutsal yerlere getirilmesiydi. Bu törenlerden sonra, bu tören alanına Hunlar yeniden dönünceye kadar, kazan orada gizlenerek bırakılmaktaydı. Ancak Hunların oradan göç etmesiyle, yaklaşık 2000 yıl sonra bir viyadük, bir bina, bir yol inşaatının yapımı sırasında ortaya çıkarılıp müzeye getirilinceye kadar, kazanlar bulundukları yerlerde kalmaktaydılar. Çoğu zaman bunlar tek başına ve şans eseri bulunmaktadırlar. Yine de, bunların tarihlerinin saptanması bugün artık mümkündür.

Avrupa'da kazanlar pek çok durumda Roma surlarının kalıntıları arasında bulunmuştur. Bu onların M.S. 4. yüzyıldan 5. yüzyıla kadar geçen döneme ait olduklarını göstermektedir. Bu tür siteler şunlardır: Intercisa (Dunaujvâros), Karpat Havzası'ndaki Celamantia (Izsa-Leânyvâr) ve Hinova, Eflak'taki Celei. Silenya'daki (Lehçesi Jedrzyhowice) kazan, içi Roma mücevherleriyle dolu olan bir Roma sandığıyla birlikte bulunmuştur. Bunlar M.S. 5. yüzyıla aittirler. Bu tür buluntular kazanların Hunlara ait olduğunu göstermektedir.

Baykal bölgesinde, Batcengel'de bulunan bir Hsiung-Nu mezarının tarihi, o dönemde iktidarda olan imparatorun ismiyle, Çince sırlanmış olan bir fincanın parçalarından tespit edilebilir. Ivolginsk'te ise, Çin aynaları mezarın tarihinin saptanmasını mümkün kılmıştır.

Bugünkü İç Moğolistan'da, Jilin'de Han hanedanına ait sikkeler ve Erlanhugou'da Doğu Han çıngırakları ve aynaları ortaya çıkarılmıştır. Xichagou'daki bir Hsiung-Nu mezarlığında M.Ö. 74 yılında basılmış sikkeler bulunmuştur.

4. Ermitaj Araştırmacılarının Çalışmaları ve Eski Yazılı Kaynaklar

Üç haritayı mukayese ettiğimizde, Hsiung-Nu ile Hunlar arasında bir tarihi sürekliliği göstermede büyük bir uyumun olduğu fark edilmektedir. Fakat, Hunların Avrasya boyunca ilerlemelerini araştıran sadece ben değilim. Şekil 17, Ermitaj37 ile işbirliği yapan kıdemli araştırmacıların bir haritasıdır, bu araştırmacılar 1993 yılında yayınlanan makalelerinde, sadece 56 kazan üzerinde çalışmışlardır. Ortaya çıkardıkları buluntulara dayanarak, Hsiung-Nu/Hunların Avrasya boyunca göç hareketlerini yeniden kurmuşlar ve kodlanmış oklarla temsil ettikleri bu halkların hareketlerine tarihler tahsis etmişlerdir. Benim 1990'da yazdığım ve Harvard'ın bir bülteni olan Inner Asia Report'ta yayınladığım makaleme de atıflarda bulundular. Bu, benim Orta Avrupa'dakilere benzer şekilde düz bir mantar kese stiline sahip olan Urumçi müzesindeki kazan hakkındaki raporumla birlikte olan ilk haritamdır.38 Bunların, Hunların göçüne dair kavramlaştırmaları, temel olarak, benim çıkarımsamalarımla aynıdır.

Ancak benim çalışmalarımı ve ulaştığım sonuçları destekleyenler sadece Ermitaj'ın araştırmacıları değildir. Bunların yanında, Hsiung-Nu ile Hunlar arasında bir tarihi süreklilik oduğunu gösteren üç eski yazılı kaynak bulunmaktadır. Tartışacağım ilk iki kaynak birbirlerinin tamamalayıcısıdır.

İlk kaynak, M.S. 4-6. yüzyıllarda hüküm sürmüş olan Topa Wei'nin tarihiyle uğraşan Wei Shu'dur (Topa Wei M.S. 386-534). Su-t'e, Sogdiyana'dan bahsederken, onun eski isminin Yen-ts'ai olduğunu yazmakta ve Hsiung-Nu'nun Yen-ts'ai'yi mağlup ederek hükümdarını öldürdüğünden ve hükümdarlığı kendi mülklerine kattığından da bahsetmektedir.

Diğer bir önemli kaynak da, daha erken bir tarihteki Ts'ao Wei döneminden, M.S. 3. asırdaki olayların raporunu veren Wei-Lueh'tir (Ts'ao Wei, M.S. 220-265). Wei Lueh bize Yen-tsai'nin aynı zamanda A-lan-liao ya da A-lan, veya A-lan-na şeklinde adlandırıldığı bilgisini vermektedir. Bu iki Wei kaynağına dayanarak, "Hsiung-Nu" Yen-ts'ai'yi mağlup ettiğinde, Alanlar'a atfedilen toprakları Hsiung-Nu'nun mülküne kattığı sonucuna ulaşabiliriz.

Ancak, Jordanes ve Marcellinus gibi Avrupalı kaynaklardan bildiğimize göre, Alanları M.S. 370 yılında yenilgiye uğratanlar "Hunlar"dı. Netice olarak, Hirth'in analitik çalışmasında39 ve D. Wright'ın40 bu sorunu yeniden incelemesinde belirttiği gibi, Hsiung-Nu ve Hunlar tek ve aynı halktı. Bu çalışmalarda eski kaynaklar da tartışılmaktadır.

Üçüncü eski kaynak ise, Sir Aurel Stein tarafından bir çöl kalesinde bulunan sekiz Soğdan mektubundan biridir. Henning'in analizinde mektupta şöyle denildiği kaydedilmektedir, "Hunlar" Çinlilerin başkenti Luoyang'ı işgal ettiler. Bu, Büyük Shanyu Liu Yuan'ın oğlu olan Güney Hunlarının Shanyu'sunun M.S. 311 yılındaki meşhur Luoyang'ı işgaline bir atıftır.41 Hsiung-Nu ve Hun etnik isimleri, bir seferinde Asya'nın doğu ucunda, öteki seferinde de Asya'nın batı ucunda tamamen aynı halk için kullanılmaktadır.

4.1. Hunların Orta Avrasya Boyunca İlerleyişinin Haritası

Bu karmaşık sonuçların birbirleriyle uyumundan ve Ermitaj araştırmacılarının oluşturduğu haritadan cesaret alarak, tarihleri saptanmış arkeolojik buluntuları ve tarihleri belli olan tarihi olayları birleştirdim. Oluşturduğum haritayla Hsiung-Nu'nun Orta Asya boyunca batıya, yani Avrupa'nın içlerine doğru göçünü resmettim. Şekil 18'deki oklar bugün bilinen ve tarihleri saptanabilen Hsiung-Nu göç hareketlerini göstermektedir. Okları tanımlayan tarihler aşağıdaki kaynaklardan alınmıştır.

I. Boş oklar, M.Ö. 4-2. yüzyılarda Hsiung-Nu gücünün Ordos ve Huang He bölgesinden kuzeye, Minusinsk Havzası'nın (Orta Yenisey Havzası) içlerine doğru ve ayrıca M.Ö. 3. yüzyılın başlarında Zabaykalya bölgesinin derinliklerine doğru yayılmalarını göstermektedir.

M.Ö. 4. yüzyılda Hsiung-Nu'ya ilk atıflar Qin'in Ana Yıllıklarında yapılmaktadır.

M.Ö. 4. yüzyıldan üç referans Bölüm 1.7'deki Tarihi Gözlemler kısmında detaylı olarak tartışılmıştır.

M.Ö. 3. yüzyılın sonlarında, Modun Şangü yönetimi altında Hsiung-Nu hakimiyeti Yenisey bölgesine yayıldı ve bu tarihten M.S. 2. yüzyıla kadar süren döneme ait arkeolojik buluntular (kemer tokaları) ortaya çıkmaya başladı.42

II. Siyah oklar M.S. dönemde doğudan batıya doğru hareketleri göstermektedir. Doğu'daki en geniş siyah ok M.S. 1. yüzyılın sonlarını göstermektedir ve Parker'ın Hou Han Shu ve Wei Shu'nun uygun bölümlerini tercümesinden türetilmiştir. Hsiung-Nu'ya karşı saldırılar birbirini izleyen beş yıl içinde, yani M.S. 85-90 yılları arasında kaydedilmiştir (Parker sh. 263).43 Hou Han Shu'da, Hunların saldırıya uğrayarak mağlup edildiği tarihleri M.S. 89-105 olarak verilmektedir (Parker sh. 93) 44 Günümüz bilim adamlarının görüşüne göre, nihai belirleyici saldırı M.S. 91 yılında oldu, bu tarihte Hsiung-Nu dört bir taraftan göçmen düşmanlarının saldırılarına uğradı: Güney'de, Güney Hsiung-Nu'nun, Doğu'da-Siyengi'nin, Batı'da-Türkistan kabilelerinin, Kuzey'de-Dingling'in (Parker sh. 263). Bu olayın üç sonucu olmuştur: M.S. 91 yılından sonra Kuzey Şangü, sarayını Balkaş gölünün II. güneyindeki İli Vadisi'ne taşımıştır. M.S. 87 yılındaki zaferlerinden sonra Siyengi, Kuzey Hsiung-Nu topraklarına girmiştir ve sonraki yıllarda yavaş yavaş bu toprakları işgal etmiştir. Wei Zhi'nin alıntılarında, Hou an Shu'nun dediği gibi (Parker sh. 93), Shanyu ile gidemeyen/gitmeyen Hunların sayısı 100.000 çadır kadardı ve bunlar Liaotung'da yerleştiler, kendilerinin Siyengi'ye uydurdular ve Siyengi askerleri olarak hizmet verdiler.

Sir Derya deltasındaki arkeolojik buluntuların tarihi 3. ve 7. yüzyıllar arasında (Tolstov tarafından) ve Levina tarafından da 4. yüzyılın başları olarak gösterilmektedir. Tarihler, diğer kalıntıların yanısıra Doğu Avrupa'nın Verhniy Konets tipi iki Hun toprak taklit kazanın da bulunduğu Altın Asar'daki (ya da Yedi Azar)"Büyük Ev"deki buluntulara atfen saptanmıştır.

Hunlar, Avrupa'ya M.S. 370 yılında Doğu Avrupa'nın en güçlü göçer milleti olan Alanları yenilgiye uğratarak girmişlerdir (Jordanes ve Ammianus Marcellinus), bunu takip eden birkaç yıl içinde Ostrogotlar (374) ve Vizigotların (376) yenilgisi izlemiştir.

Bronz kazan buluntularının, en azından Hunların bir kısmının Yekaterinburg geçidinden Ural Dağlarını geçerek ve 4. yüzyılda Ural Nehri (Orenburg yakınlarındaki Kızıl Adir'de defin ve kazan bulunmuştur) boyunca ilerlediklerini ortaya koyduğunu daha önce tartışmıştım.

Romalıların vassalları olarak Vizigotlar, 409 yılına kadar hala Batı Pannonia'daydılar, fakat topraklarının batı ve doğu bölümlerinin (P. Inferior-Valeria) çoğu, Aetius tarafından 410 yılında Hunlara teslim edildi. Bir Batı Roma elçisi olan Olympiodorus 412 yılında Pannonia'ya gitmek zorunda kalmıştı bile.45

Bunlar Şekil 18'de, Hsiung-Nu'nun Uzak Doğu'dan Avrupa'nın içlerine doğru göçünü gösteren okların tarihini belirleyen kaynaklardır. Şöyle bir düşündüğümüzde, M.S. 156 yılında Ili-Balkaş bölgesini terk eden Hsiung-Nu'nun Avrupa kapılarında gözükmesi sadece 215 yıl almıştır ve bu durum da ancak Alanları yenmeleriyle dikkat çekmektedir. Daha önce işaret ettiğim gibi, Hun/Hsiung-Nu göç haritası üç arkeolojik harita ve üç eski kaynak tarafından doğrulanmaktadır.


1 Sinor, Denis, Migrations in Inner Asia: Facts and Fancy, American Oriental Society'nin Miami, FL'de 23-26 Mart 1997 tarihinde düzenlediği 207. Toplantısında bir özeti ve bir makalesi tebliğ olarak sunulmuştur.
2 Sinor, Denis, The Hun period, The Cambridge History of Early Inner Asia. Cambridge (UK), New York, Cambridge Univ. Press, 1990, ss. 177-205.
3 Miniaev, Sergei, Archaeology of the Hsiung-nu in Russia: New Discoveries. New York'taki Metropolitan Sanat Müzesi'nde, Eski Yakın Doğu Bölümü'nde tebliğ olarak sunulmuştur, NY 15. Ocak
4 Harvard Üniversitesi'nin İç Asya Komitesi'nde bu çalışmanın malzemesinin bir kısmı aylık ders serilerinde anlatılmıştır (4 Nisan 1999), I. C. A. N. A. S. 'de 2000 Kongre, Montreal (27 Ağustos-2 Eylül 2000) ve Central Eurasian Studies Society's 1. Yıllık toplantısında (Wisconsin Üniversitesi, 28 Eylül-1 Ekim 2000).
5 Fodor, Istvân, A magyarsag születese (Tmagyarların doğuşu), Magyarorszâg Krönikâja series, No. 1. Budapest, Adams Publ., ss. 130-131, 1992.
6 Navaan, D., The Grave of a High Ranking Hunnic Person in Western Mongolia, Eurasian Studies Yearbook (Bloomington, IN), 71, 1999, ss. 95-109.
7 Zasetskaia, I. P., Kultura kochevnikov yuzhnorucckih stepey v Gunnckuyu epohu (konets IV-V vv.) (Hunlar döneminde Güney Rus Steplerinde göçer kültürü: M. S. dördüncü ve beşinci yüzyılın sonu). Sankt-Peterburg, 1994, ss. 17-18, Şekil. 3.
8 Erdy, Miklös, Archaeological Insights Into Two Controversial Areas of Eurasian Hun History. 39. P. I. A. C. 'de tebliğ, Szeged, Macaristan, 6-21 Haziran 1996.
9 Martinov, Anatoly I., The Ancient Art of Northern Asia, D. B. Shimkin ve E. M. Shimkin tarafından tercüme ve edit edilmiştir. Urbana and Chicago, Univ. Illinois Press, 1991, s. 80.
10 Miniaev, S., Niche Grave Burials of the Hsiung-Nu Period in Central Asia, Information Bulletin, Issue 17. Moskow, Internat. Assoc. for the Cultures of Central Asia, 1990, ss. 91-99.
11 Ningxia Institute of Archaeology, Ningxia Archaeological Group and the Office for the Preservation of Ancient Monuments, Tongvin County (authors), Hsiung-Nu (Hun) Cemetery at Daodunzi in Tongxin County, Ningxia, Kaogu Xuebao, No. 3, 1988 ss. 333-356 with 20 plates. In Chinese with English Summary.
12 The Museum of Ningxia Autonomous Region, et al., Excavation of a Hsiung-Nu Cemetery of the Han Dynasty at Daodunzi, Tongxin, Ningxia, Kaogu, No. 1, 1987, ss. 33-37, Plate No. 3. Çince.
13 Konovalov, P. B., Hunnu v Zabaikale (Huns in Transbaikalia). Ulan Ude, Buriatskoe knizhnoe izdatelstvo, 1976, ss. 55-56.
14 Erdy, Miklös, Ancient Hungarian Funerary Customs Observed in Northern Barbarian (8th c. B.C.) and Hsiung-Nu Cemeteries, International Journal of Central Asian Studies (Seoul, Korea) 2, 1997, ss. 135-208. Cited s. 166.
15 Ssu-ma Ch'ien, The Grand Scribe's Records C. I, The Basic Annals of Pre-Han China Ed. by William H. Nienhauser, Jr. Bloomington, Indiana University Press, 1984, s. 112.
16 Lin Gan, Hsiung-Nu lishi nianbiao (Hsiung-Nu Tarihi Kronolojisi). Beijing, Chinese Publishing House, 1984, s. 1 of text.
17 Mc Govern, W. M., The Early Empires of Central Asia. Chapel Hill, The Univ. of North Carolina Press, 1939. s. 101-102.
18 Yü Ying-shi, The Hsiung-nu, in Denis Sinor ed. The Cambridge History of Early Inner Asia. Cambridge, Cambridge Univ. Press, 1990, ss. 118-149. Cited s. 108-109.
19 I. P. Zasetskaia, Kultura kocsevnikov yuzhnorusskih stepey v Gunnskuyu epohu (konets IV-V vv.) (The nomadic culture of the south Russian steppes in the Hun epoch; end of IVth to Vth c. A. D.) Sankt-Peterburg: 1994.
20 Böna Istvan, A hunok es nagykiralyaik. Budapest: Corvina, 1993.
21 Tian Guangjin, Guo Suxin, Eerduosishi qingtongqi (Ordos bronsları hakında çalışma), Beijing: Wenwu-Culture Relics Publishing House, 1986, s. 380.
22 Zasetskaia, ibid., Figure 12.
23 Böna, ibid., s. 204.
24 Erdy, Miklös, Unique Hsiung-Nu Cauldron from Ürümqi. Inner Asia Report, Newsletter-Harvard. Cambridge, USA, Fall 1990, (No. 7) ss. 11-13.
25 Erdy, Miklös, "Hun and Hsiung-Nu Type Cauldron Finds Throughout Eurasia", Eurasian Studies Yearbook, 67, 1995.
26 Bokovenko, N. A. & I. P. Zasetskaia, Proizhozhdenie kotlov" gunnskogo tipa" vostochnoi Evropi v svete problemi hunno-gunnskih sviazei, Peterburgskiy Arkheologicheskiy Vestnik. S. Peterburg, FARN, (3), 1993, ss. 73-88.
27 Appelgren-Kivalo, H, Alt-Altaische Kunstdenkmaeler-J. Aspelins Reisen in Sibirien und der Mongolei 1887-1889. Helsingfors, Finnische Altertumgesellschaft, 1931, Figure 299.
28 Erdy 1995, ibid. s. 62.
29 Devlet, M. A., Bol'shaia Boiarskaia Pisanitza, Sovetskaia Arkheologiia, 1965, ss. 124-132 (3).
30 Erdy, Miklös, Manichaeans, Nestorians, or Bird Costumed Humans in their Relation to Hunnic Type Cauldrons in Rock Carvings of the Yenisei Valley, Eurasian Studies Yearbook, 68, 45­95, 1996. Cited ss. 64, 88.
31 Erdy 1995, ibid. ss. 68-94.
32 Erdy, Miklös, An Overview of the Hsiung-Nu Type Cauldron Finds of Eurasia in Three Media with Historical Observations. in: Bruno Genito ed.: The Archaeology of the Steppes, Napoli, Instituto Universitario Orientale, 1994 ss. 379-438.
33 Erdy, Miklös, The Hsiung-Nu Type Cauldrons Throughout Central Eurasia and Their Occurrence on Petroglyphs, English-Chinese bilingual MS distributed and paper presented at The International Academic Conference on Archaeological Cultures of the Northern Chinese Ancient Nations. Hohhot, Inner Mongolia, China. August 11-18, 1992; Ibid. Distributed MS was included in the republication of facsimile volumes. C. I-III. Asian Art and Archaeology, 600 Kalmia Ave, Boulder, CO 80304, USA., 1992; Ibid. Chinese Translation and Publication (somewhat abbreviated): Journal of Xinjiang Normal University (Ürümqi) C. 16, No. 4 1995, ss. 35-48; Ibid. Türkçe çevirisi: Orta Avrasya Boyunca Hiong-nu Tarzı Kazanlar ve Bunların Kaya Kabartmalarında Ortaya Çıkışları, Tarih İncelemeleri Dergisi. Bornova-Izmir, Ege Üniversitesi Basımevi, C. XI, 1996, ss. 265-316.
34 Erdy, Miklös, Unique Hsiung-Nu Cauldron from Urumqi. Inner Asia Report, Newsletter-Harvard (Cambridge USA) (No. 7) Fall 1990, ss. 11-13.
35 Atlas SSSR. Moskva, Glavnoe Upravlenie Geodezii i Kartografii pri Sovete Ministrov CCCR, 1984, ss. 128-129.
36 Halikova, E. H., Ösmagyar temetö a Kama menten (Kama Nehri civarında Eski Macar mezarlığı), Archaeologiai Ertesıtö (Budapest) 103, 1976, ss. 53-78.
37 Bokovenko & Zasetkaia, ibid. s. 78.
38 Erdy, Miklös, Unique Hsiung-Nu Cauldron from Urumqi. Inner Asia Report, Newsletter-Harvard (Cambridge, USA) 11-13 (No. 7) Fall 1990.
39 Hirth, Fredriech, Hunnenforschungen, Keleti Szemle, 2, 81-91, 1901.
40 Wright, David C., The Hsiung-nu-Hun Equation Revisited, Eurasian Studies Yearbook, 69, 1997, ss. 77-112.
41 Henning, W. B., The Date of the Sogdian Ancient Letters, Bulletin of the School of Oriental and African Studies, 12, 601-615, 1948.
42 Martynov, ibid. s. 80.
43 Parker, E. H., The Turko-Scythian Tribes, The China Review C. XX, 1892-1893. (1) 1-24, (3) 109-125. C. XXI, (2) 100-119, (4) 253-267, (5) 291-301. Cited (4) s. 263,
44 Parker, E. H., The History of the Wu-wan or Wu-hwan Tunguses of the First Century, The China Review, C. XX, 1982-1983 (2) 71-100. Cited s. 93.
41 45 Sinor 1990, ibid. s. 185.


Appelgren-Kivalo, H. (1931). Alt-Altaische Kunstdenkmaeler-J. Aspelins Reisen in Sibirien und der Mongolei 1887-1889. Helsingfors, Finnische Altertumgesellschaft.

Atlas SSSR. (1984). Moskva, Glavnoe Upravlenie Geodezii i Kartografii pri Sovete Ministrov SSSR, ss. 128-129.

Bokovenko, N.A.&I.P. Zasetskaia (1993). Proizhozhdenie kotlov" gunnskogo tipa" vostochnoi Evropi v svete problemi hunno-gunnskih sviazei, Peterburgskiy Arkheologicheskiy Vestnik. S. - Peterburg, FARN, (3), ss. 73-88.

Böna, Istvan (1993). A hunok es nagykiralyaik (The Huns and their Greatkings). Budapest, Corvina.

Devlet, M. A. (1965). Bol'shaia Boiarskaia Pisanitza, Sovetskaia Arkheologiia, 124-132 (3).

Erdy, Miklös (1990). Unique Xiong-nu Cauldron from Ürümqi. Inner Asia Report, Newsletter-Harvard. (Cambridge, USA) (No. 7) Fall 1990, ss. 11-13.

Erdy, Miklös (1992). The Xiong-nu Type Cauldrons Throughout Central Eurasia and Their Occurrence on Petroglyphs, English-Chinese bilingual MS distributed and paper presented at The International Academic Conference on Archaeological Cultures of the Northern Chinese Ancient Nations. Hohhot, Inner Mongolia, China. August 11-18, 1992.

Ibid. Distributed MS was included in the republication of facsimile volumes. C. I-III. Asian Art and Archaeology, 600 Kalmia Ave, Boulder, CO 80304, USA., 1992.

Ibid. Çince kısaltılmış tercümesi: Journal of Xinjiang Normal University (Ürümqi) C. 16, No. 4 1995, ss. 35-48.

Ibid. Türkçe tercümesi: Orta Avrasya Boyunca Hiong-nu Tarzi Kazanlar ve Bunlarin Kaya Kabartmalarinda Ortaya Cikislari, Tarih Incelemeleri Dergisi. Bornova-Izmir, Ege Üniversitesi Basimevi, C. XI, 1996, ss. 265-316.

Erdy, Miklös (1994). An Overview of the Xiong-nu Type Cauldron Finds of Eurasia in Three Media with Historical Observations. in: Bruno Genito ed.: The Archaeology of the Steppes, Napoli, Instituto Universitario Orientale, 1994 ss. 379-438.

Erdy, Miklös (1995). Hun and Xiong-nu Type Cauldron Finds Throughout Eurasia, Eurasian Studies Yearbook, 67, 5-94. Also: Corrigenda, ESYb, 68, 1996, s. 143.

Erdy, Miklös (1996). Manichaeans, Nestorians, or Bird Costumed Humans in their Relation to Hunnic Type Cauldrons in Rock Carvings of the Yenisei Valley, Eurasian Studies Yearbook, 68, ss. 45-95.

Erdy, Miklös (1996/b). Archaeological Insights Into Two Controversial Areas of Eurasian Hun History. Presentation at the 39th P. I. A. C. in Szeged, Hungary on June 16-21.

Erdy, Miklös (1997). Ancient Hungarian Funerary Customs Observed in Northern Barbarian (8th c. B. C. ) and Hsiung-Nu Cemeteries, International Journal of Central Asian Studies (Seoul, Korea) 2,
ss. 135-208.

Fodor, Istvan (1992). A magyarsag születese, Magyarorszag Krönikaja series, No. 1. Budapest, Adams Publ. ss. 130-131.

Halikova, E. H. (1876). Ösmagyar temetö a Kama menten, Archaeologiai Ertesıtö (Budapest) 103, ss. 53-78.

Hirth, Fredriech (1901). Hunnenforschungen, Keleti Szemle, 2, 81-91.

Henning, W. B. (1948). The Date of the Sogdian Ancient Letters, Bulletin of the School of Oriental and African Studies, 12, 601-615.

Lin Gan (1984). Hsiung-Nu lishi nianbiao. Beijing, Chinese Publishing House, s. 1 of text.

Konovalov, P. B. (1976). Hunnu v Zabaikale. Ulan Ude, Buriatskoe knizhnoe izdatelstvo, ss. 55­56.

Martinov, Anatoly I. (1991). The Ancient Art of Northern Asia translated and edited by D. B. Shimkin and E. M. Shimkin. Urbana and Chicago, Univ. Illinois Press, s. 80.

McGovern, W. M. (1939). The Early Empires of Central Asia. Chapel Hill, The Univ. of North Carolina Press.

Miniaev, S. (1990). Niche Grave Burials of the Xiong-nu Period in Central Asia, Information Bulletin, Issue 17. Moskow, Internat. Assoc. for the Cultures of Central Asia, 1990, ss. 91-99.

Miniaiev, Sergei (1999). Archaeology of the Hsiung-nu in Russia: New Discoveries. Presentation at the Metropolitan Museum of Art, Ancient Near East department in New York, NY on January 15.

Museum of Ningxia Autonomous Region, The et al. (1987). Excavation of a Hsiung-Nu

Cemetery of the Han Dynasty at Daodunzi, Tongxin, Ningxia, Kaogu, No. 1, ss. 33-37, Plate No. 3. In Chinese.

Navaan, D. (1999). The Grave of a High Ranking Hunnic Person in Western Mongolia, Eurasian Studies Yearbook (Bloomington, IN), 71, ss. 95-109.

Ningxia Institute of Archaeology, Ningxia Archaeological Group and the Office for the Preservation of Ancient Monuments, Tongvin County (authors) (1988).

Hsiung-Nu (Hun) Cemetery at Daodunzi in Tongxin County, Ningxia, Kaogu Xuebao, No. 3, ss. 333-356 with 20 plates. In Chinese with English Summary.

Parker, E. H. (1892-1893). The Turko-Scythian Tribes, The China Review C. XX, (1) 1-24, (3) 109-125. C. XXI, (2) 100-119, (4) 253-267, (5) 291-301. Cited (4) s. 263,

Parker, E. H. (1982-1983). The History of the Wu-wan or Wu-hwan Tunguses of the First Century, The China Review, C. XX, (2) 71-100. Cited s. 93.

Sinor, Denis (1990). The Hun period, The Cambridge History of Early Inner Asia. Cambridge (UK), New York, Cambridge Univ. Press, ss. 177-205.

Sinor, Denis (1997). Migrations in Inner Asia: Facts and Fancy, Abstracts of and paper presented at the 207th meeting of the American Oriental Society in Miami, FL, March 23-26.

Ssu-ma Ch'ien (1984). The Grand Scribe's Records C. I, The Basic Annals of Pre-Han China Ed. by William H. Nienhauser, Jr. Bloomington, Indiana University Press.

Tian Guangjin, Guo Suxin (1986). Eerduosishi qingtongqi, Beijing: Wenwu-Culture Relics Publishing House.

Wright, David C. (1997). The Hsiung-nu-Hun Equation Revisited, Eurasian Studies Yearbook,
69, ss. 77-112.

Zasetskaia, I. P. (1994). Kultura kocsevnikov yuzhnorusskih stepey v Gunnskuyu epohu (konets IV-V vv. ) Sankt-Peterburg.

Yü Ying-shi (1990), The Hsiung-nu, in Denis Sinor ed. The Cambridge History of Early Inner Asia. Cambridge, Cambridge Univ. Press, ss. 118-149.

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
1730 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın