• Anasayfa
  • https://www.facebook.com/tarihtarihcemiyeti/
  • https://twitter.com/ttcemiyeti
TAVSİYE KİTAP
60.000'lik Tarihi Fotoğraf Arşivi
Irak Türklerinin Sosyal Hayatı / Dr. Rabia Kocaman Aydın

Sosyal yapıyı belirleyen en önemli unsur nüfustur. Bir ülkede belirli bir coğrafyada belirli bir çoğunlukta bir süreç içerisinde yaşayanlar o coğrafyanın temel unsurunu ortaya koyarlar. Sosyal yapı araştırmalarında tarih ilminin bu çerçevede önemli hizmeti vardır. Zira bir toplumu tanıtabilmek için geçmiş zaman sürecindeki konumlarının değerlendirilmesi günümüzdeki tanımlamalara ışık tutmaktadır. Dünü hesaba katmadan sadece bugünkü yapıyı izaha kalkmamız sağlıklı olmayan sonuçlara ulaşmamıza vesile olur, hatta yanlış olur. Sosyal yapı değişkenliğini etkileyen en önemli unsur şüphesiz siyasettir. Belli bir coğrafyada yaşayan insanların sahip oldukları devlet şekli ve uygulamaları bu yapı üzerinde egemendir. Bu çerçevede meseleyi ele alacak olursak 1926 Ankara Antlaşması ile millî sınırlarımız dışında kalan Musul Vilayeti önce İngiliz mandası altında, 1938 yılında da Irak Arap Cumhuriyeti adı altında yeni bir devlet olarak yapılandırılmıştır. Bu coğrafya ve üzerinde yaşayan insanları bu süreç içerisinde tarihe dönerek değerlendirecek olursak çok ilginç sonuçlara ulaşırız. Bölgede yaşayan Türkleri ilk yerleşim, nüfus, eğitim, aile, dil, din ve kültür açısından kısaca değerlendirerek günümüzdeki uygulamalarına dikkat çekilmek istenmiştir.

Bölgede İlk Türk İzleri ve Kısa Tarihçe

Bölgede ilk Türk izleri çok eski dönemlere dayanmaktadır. Amasyalı Hüsameddin adlı bir yazar Irak Türklerinin menşei hakkında şöyle der: "Mu'cem-ül Buldan'dan faydalandığı üzere, Dicle ırmağı kenarında "Samerra" şehr-i kadiminde hükümet eden Türk hükümdarlardan 'Iğrak' Bin Pars Bin Samur Hakan adıyla anılan, sonra Acemleştirilerek 'Irah' ve Arapçalaştırılarak 'Irak' denilen Bağdat ilinde peygamberin hicretinden pek çok zaman evvel Türkler var idi. Yine aynı yazarın kitabında Basluhan'ın özüyle, sözüyle Irak ilinde yaşayan Türklerin mevcudiyetlerine kabul-ü İslam etmelerine büyük hizmetler etmiş alp erenlerden idi.1 diye ifade edilmektedir. Bu yazıdan hareketle Irak Devleti'nin adının dahi bir Türk hükümdardan geldiğini burada rahatlıkla söyleyebiliriz. O halde Türklerin Irak'a gelişlerinin Anadolu'ya gelişlerinden çok daha önceye ait olduğunu söyleyebiliriz.

Bazı kaynaklarda Emeviler zamanında geldikleri söylenmektedir.2 M.S. 694 yıllarında Kufe Valisi Haccac Bin Yusuf kendine Türklerden müteşekkil bir ordu kurmuştur. Askerî amaçlara hizmet için kurulan bu birlik Bedre kasabasında bugünkü Vasıt (Kut) Vilayeti yakınlarında bulunmakta idi. Bölgede arkeolojik araştırmalar yapan Amerikalı araştırmacılar bu tarihi beş bin sene evveline götürmektedirler.3 1930 senesinde Yorgantepe hafriyatında bulunan vesikaya göre şöyle denmektedir: Kerkük'ün Hassa çayından beş bin sene evvel Zab-ı Sagir geçerken bir zelzele neticesinde mecra değişmiş ve şimdiki Altınköprü'den cereyana başlamıştır. Hududu kuzeyinde Erbil, güneydoğuda Kermenşah olarak Kerkük bir hükümet imiş. Şimdiki Kerkük vakti ile "Necitinnasır" diğeri "Huri" namı ile iki hükümetten ibaret olup Necitinnasırlar Asurilere ve Huriler de Türk ırkına mensup imişler. Asuri hükümeti kuzeyden celbettikleri 12 bin Asuri ile Hurilere hücum ve mağlup etmişlerdir. Fakat bu 12 bin Asuri muaharan Türk olan Huriler tarafından mahvedilmişlerdir ki bunların bir kilise ile bir kısım makbere eserleri de mevcuttur.4

Abbasiler zamanında Türklerin bölgede mevcudiyeti ile ilgili pek çok kaynakta bilgi vardır.

Irak adı ile ilgili bir başka yaklaşım Müslüman-Arap kuvvetlerinin 642 yılında Basra ve Şattül-Arap bölgesinde hakimiyet kurmaları nedeni ile coğrafî bir kavram olarak ifade edilebilir.5 Buraya kadar olan açıklamalar meselenin az değerlendirilmiş yanıdır. Bundan sonraki evreler daha net bir biçimde tarihçiler tarafından ortaya konulmuştur. Daha sonraki siyasî oluşum kronolojik olarak şöyledir:

Büveyhiler (945-1055)
Büyük Selçuklular (1055-1157)
Irak Selçukluları (1118-1194)
Musul Atabeyleri (1127-1233)
Erbil Atabeyleri (1144-1233)
Türkmen Kıpçak Beyliği (1130-13. yy. sonu)
İlhanlılar (1258-1344)
Celayirliler (1339-1410)
Karakoyunlular (1411-1468)
Akkoyunlular (1468-1408)
Safeviler (1508-1534)
Osmanlılar (1534-1918)

1938'de Irak Arap Cumhuriyeti adını alana kadar yukarıda isimler verilen siyasî yapılanma içinde yer almışlardır.

Günümüzdeki Coğrafi Yapı

Irak'ın doğal yapısı, coğrafî konumu ve tarihî gelişimi içinde üç ayrı parçadan oluşmaktadır. Birinci olarak Fırat ve Dicle nehirlerinin birleşerek Basra Körfezi'ne kadar meydana getirdikleri delta üzerinde Bağdat-Basra bölgesi ve civarıdır. Bu bölge Arap-Irak'ı olarak adlandırılır ve Arap nüfus çoğunluktadır. İkinci bölge, Fırat ve Dicle arasında bulunan Batılı kaynakların "Mezopotomya" olarak adlandırdıkları diğer adı ile El-Cezire'dir. Türk nüfusu bu bölgede yoğun olarak yaşamaktadır. Binlerce yıllık tarihi süreci içerisinde bölge iklim şartları, yer altı ve yer üstü kaynakları bakımından dikkat çekicidir ve "Münbit Hilâl" olarak adlandırılmaktadır. Üçüncü bölge Mezopotomya'nın kuzeyinde bulunan ve El-Cibal adı verilen dağlık bölgedir. Bu bölgede Kürtler, Asuriler Yezidiler ve Türkler karışık olarak yaşamaktadır.

Irak'ta Türk Yerleşim Yerleri

Bugünkü şekliyle ülkenin kuzeybatısından güneydoğusuna doğru uzanan bir şerit üzerinde yaşamaktadırlar. Ülkenin kuzeybatısında ve Musul'un 60 km doğusunda bulunan Telafer ve buna bağlı olan köylerden itibaren Musul ve çevresindeki köyler Erbil, Altunköprü, Kerkük ve çevresindeki köyler, Tazehurmatu, Tuzhurmatu, Tavuk ve çevresindeki Bayat köyleri, Kifri, Karatepe, Hanekin, Kızlarbat (Şadiye), Karağan (Celevla) ve köyleri Şahraban (Mikdadiye), Bedre, Kazaniye ve Mendeli gibi il, ilçe, kasaba ve köyler Türklerin yerleştiği önemli merkezlerdir.

Bugünkü Irak İdari Yapısına Göre Türk Yerleşim Yerleri

Musul İli: Musul'un Merkez ilçesinde Yunus Peygamber, Faysaliye ve Mansur mahalleleri nüfus itibarı ile Türktür. Musul'un çevresinde bulunan kırsal alanda dahi yüzlerce Türk köyü bulunmaktadır. Bunlar: Abbasiye, Abzah, Akkoyun, Albek, Alireş, Alkuş, Arpacı (Arpacıye), Babıniyet, Balhamza, Başahra, Başika, Baştutmaz, Bavize, Baybuğ, Bazuaya, Bedene, Bektaş, Besan, Bılavat, Bısatlı, Bi'rhallan, Cilevhan, Çinci, Deraviş, Ebucerbua, Eskişehir, Fazıliye, Gazekan (Gazihan), Gökçeli, Hamdaniye, Haraba, Harabsultan, Havar, Haznebent, Haznetepe, Hıdır (İlyas), Istah, Horsabad, Kadıköy (Kazıyye), Karakoyun, Karakuş, Karasör, Karatepe, Şebek, Karayatağ, Keberli, Kehriz, Kelek, Kepresor, Kızfahre, Körgariban, Minara, Mişerfe, Mahallebiye, Ortaharap, Ömergân (Ömerkan), Ömer Kayacı, Reşdiye, Rezzakiye, Selamiye, Seyyidler, Şemsiyyat, Şennif, Şeyhemir, Şirehan, Tahrava, Telagub, Tercile, Tevkıfıye, Tezharap, Tilyara, Toprak Ziyaret, Topzava, Verdek, Yarımca, Yengi, Bısatlı, Zehra Hatun, Zeynelabidin'dir.6 Musul'un 60 km. batısında bulunan Telafer, Irak Türklerinin yoğun olarak yaşadığı yerlerden biridir. Telafer yöresi Türk köyleri ise şunlardır: Ağbuğa, Ağbulağ, Ağtepe, Arpatepe, Avkenni, Antallavi, Azzotepesi, Buhur, Ceddu, Cegan, Harabe, Ciheşler, Tosnuğa, Cubara, Cuma, Çarağtepe, Çeti (y) liler, Tarrı (tarlası), Damlamaca, Daşlıdere, Deveboynu, Efkenni, Faka, Hamra, Harala, Harna, Irfi, Kırmızı, Kızılkuyu, Kızıl Tar, Körkuyu, Malviren, Mıstah, Miççe, Mahallebiye, Sanbar, Sec'a, Sopan, Sualtı, Şeh (Şeyh), Üçtepeler, İbrahim, Turmu, Viranşehir. Telafer'in batısında bulunan Türk köyleri ise, Meydankulu, Tellavi, Sina ve Sibate'dir.

Erbil İli: Musul'dan sonra tarihi bir Türk şehridir. Kerkük'ten sonra Irak'ta Türklerin yaşadığı ikinci büyük ildir.

Kerkük İli: 1975 yılına kadar idari yapısında 4 ilçesi bulunmakta idi. Bunlardan merkez ilçe Kerkük'tür. Diğerleri, Kifri, Çemçemal ve Tuzhurmatu'dur.

Kerkük Merkez İlçe Nahiyeleri: Karahasan, Sıvan, Altunköprü ve Havice'dir. Kifri'ye bağlı nahiyeler ise, Karatepe, Şirvan ve Behaz'dır. Tuzhurmatu ilçesinin iki nahiyesi ise Tavuk ile Kadirkerem'dir. Çemçemal'in nahiyeleri ise, Ağçalar ve Sengav'dır. Kerkük iline bağlı nahiye ve köylerin tamamı Türktür. Badava, Beşir, Bılava, Çardağlı, Göktepe, Ilıncak, Karaincir, Kızılyar, Kuştepe, Kümbetler, Leylan, Ömermendan, Tazehurmatu, Tercil, Tirkalan, Tirkeşkan, Tokmaklı, Topzava, Yahyava, Yayçı (Bağdat yönetimi tarafından bir kısmı yıktırılıp Türkmen halkı başka yerlere sürülmüştür).

Tarihî Türk ilçesi Kifri'ye bağlı olan Karatepe'de bir Türk nahiyesidir. Bu kaza ve köylerin büyük bir kısmı Kerkük Türklerinin temelini teşkil eden Bayat'dır. 7 Göçebe hayatı sürdüren köyler ise Astöken, Birefekire, İlancı, Tatran, Sındıç'dır.

Diyale İli: Burada da Türkler yoğunluktadır. Diyale idari bakımdan 5 bölümdür. Bunlar, Halis, Bakuba, Hanekin, Mendeli ve Şahraban'dır. Bu ilçelere bağlı Türk kasabaları ise şunlardır: Bakuba'ya bağlı Kazaniye, Halis'e bağlı Mansuriyet Çebel, Hanekin'e bağlı merkez Hanekin, Karağan (Celevla), Kızlarbat (Sadiye), Koratu ve Meydan, Mendili'ye bağlı Kazaniye ve Beledruz, Şahraban sayılabilir. Yine bu bölgede Becalan, Bahruz, Deliabbas, İbrahim Semin, Karacıva, Karaulus ve Kenaniya adlı kasabalarda da Türk nüfusu yaşamaktadır. Bu bölgede 50 kadar Türk köyünün bir kısmı şunlardır: Bahçe, Hacıkara, Hamidiye, Hıdırzindan, İmamabbas, Ağa, Halife, Abdullahbeğ, Kolluca, Mecidbeğ, Paşaköprü, Rahamlı, Sadullah Efendi Dağı, Zaviye, Vendiler, Salihbeğ'dir. Diyale ili sınırı yakınında bulunan Vasıt (Kut) ilinde Zibatiye'ye komşu Bedre'de önemli bir Türk ilçesidir. 8

Yukarıda adları ile verilen Türk köy ve kasabalarının çokluğu dikkat çekicidir. Burada sadece sayı olarak da vermek mümkündü. Ancak rejimleri tarafından adları değiştirilip, kimileri tamamen ortadan kaldırıldığı için bu şekilde ifade etmeyi uygun buldum. Türklerin yaşadıkları yerler yukarıda izah edildiği gibi kuzeyden güneye doğru adeta bir şerit olarak uzanmaktadır. Ayrıca bu bölge iklim, bitki örtüsü ve doğal kaynaklarının zenginliği ile Irak coğrafyasında dikkat çekicidir. Tarih boyunca insanların uygarlık kurdukları en eski kentler de aynı özelliği taşımaktadır. Bu bakımdan Türklerin yaşadıkları bölgenin Irak içerisinde en eski yerleşim alanı olması tezini kuvvetlendirmektedir. Sosyal yapıyı oluşturan coğrafya ve fizik şartları bu şekilde verildikten sonra şimdi de Irak Türklerinin Irak içerisinde nüfusunu değerlendirelim.

Irak Türklerinin Nüfusu

Osmanlılar zamanında Irak Bağdat, Basra ve Musul Vilayeti olarak bölünmüştü. Musul Vilayeti I. Dünya Savaşı sonucunda imza edilen Mondros Mütarekesi sonrasında İngilizler tarafından işgal edilip Anadolu Türk Millî mücadelesine başlamış ve nihayet Lozan'da çözülemeyen mesele Milletler Cemiyeti'ne götürülmüş, Millî mücadelenin lideri Mustafa Kemal Atatürk tarafından meselenin milletlerarası hukuk çerçevesinde çözülmesi arzu edildiğinden Batılı devletlerin taraflı davranacağı göz ardı edilmiştir.9

Millî mücadele döneminde Müdafaa-i Hukuk temsilcileri tarafından Misak-ı Millî sınırları içinde gösterilmesine rağmen 1926 yılında anavatan toprakları dışında bırakılmıştır. Bölgenin önemi 19. yy.'ın sonunda keşfedilen petrol ile artmış bu nedenle daha sonraki iktidarlar tarafından nüfus üzerinde oynamalar yapılmıştır. Şimdi bunları verelim:

Osmanlı döneminde vergi toplama ve askere alınacak insan sayı'sına dayandığından o devirde yapılan sayımlarda etnik kökene dikkat edilmemiştir.10 Osmanlı devrinde Bağdat, Basra ve Musul vilayetlerindeki (Irak) nüfus 1929 yılında Cemiyet-i Akvam'a verilen raporun 71. sayfasında 1920 yılı istatistiğine göre şöyledir:

Bağdat 1.360.304
Basra 786.600
Musul 702.378

Toplam 2 849.282

Irak Nüfus Sayımına Göre Hazırlanmış Rapor

1921 yılında İngilizler tarafından kurdurulan ve Mekke'den getirilen Kral'ın Irak'ı daha tanımadığı dönemde Musul Meselesi çözülmeden yapıldığı iddia edilen bir sayımın sonucu Türk tezine karşı Cemiyet-i Akvam'a sunulmuştur. Buna göre Musul Vilayeti'nin nüfus dağılımı şöyledir:

Kürtler 494.000
Araplar 166.941
Türkler 38.652
Diğer 99.490
Toplam 799.083

İngiliz Subaylarının Tezi

İngilizler bölgeyi işgal ettikten sonra askerleri aracılığı ile altı ay gibi kısa bir süre içerisinde bölgenin zenginliklerine sahip olmak amacı ile yaptırdıklarını iddia ettikleri sayımın sonucu ise Türkler azınlıkta olmak üzere aşağıdaki gibidir:

Kürtler 424.700
Araplar 185.763
Türkler 65.895
Diğer 109.090
Toplam 676.378


Yukarıdaki sayılarda da görüldüğü üzere Musul Vilayeti Türklerin yoğun olarak yaşadığı bir bölge olmasına rağmen İngiliz komiserliği tarafından Hıristiyan ve Kürt nüfus özellikle fazla gösterilmiştir.

Bölgeye 400 yıl boyunca hükmeden Osmanlı arşivlerinde ise Türk-Kürt ayırımı yapılmadığından sadece dinî esaslara uyan istatistiklere yer verilmiştir. Osmanlı Devleti zamanında halkın dinî inancından dolayı kadınların sayılması gerçekleşememiştir.11

Lozan ve daha sonra Cemiyet-Akvam'a verilen Türk heyetinin raporu ise Musul Vilayeti'ni Sincar eteklerinden Himrin dağı eteklerine kadar olan bölgede yaşayanların dağılımını aşağıdaki şekilde vermiştir.

Kürtler 263.830
Araplar 43.210
Türkler 146.960
Yahudiler 11.000
Yezidiler 38.000
Göçebeler 170.000
Toplam 673.000

Osmanlı idaresindeki Türklerin sadece Kuzey Irak'taki Musul Vilayeti'nde olmayıp Bağdat ve Basra Vilayeti'nde de aynı oranda yaşadıkları gerçeği göz önüne alınırsa Musul Vilayeti'nin güneyinde kalan ve Himrin dağı eteklerinden Mansuriye, Kifri, Karatepe, Diyala, Hanekin, Kızlarbat, Celevla, Mendeli, Zırbatiye, Kazaniye ve Bedre gibi Türk nüfusu ile yoğun yerler ve Bağdat'ta yaklaşık olarak 160.000'in üzerinde Türkün yaşadığı o günün kaynaklarına göre verilmiştir. Bu sebeple, 1926 yılında Irak Türk nüfusunun 300.000'in üzerinde olduğu ortaya çıkmaktadır.12

1947 yılında yapılan Irak'taki ilk nüfus sayımında Irak'ın toplam nüfusu 4.800.000 olarak gösterilmiştir. Azınlıkları içine alan ilk gerçek sayı ise 1957 yılında yapılmıştır. Bu tarihte Irak'ın nüfusu 6.300.000 olarak verilmiştir. Bu sayımda Irak Türk nüfusu ise 500.000 olarak verilmiştir. 1956 yılı ihtilâlinden sonra rejimin tahmin yolu ile yaptığı sayımda Türklerin nüfusu %13.4 artış hızı ile 567.000 olarak verilmiştir. 1965 yılı Irak Planlama Başkanlığı'nın verdiği sayı sonucuna göre Türk nüfusu 780.000 olarak verilmiştir. 1987 yılında İngiltere'de yayınlanan Ihquıry Dergisi'ne göre Irak'ta en az I. 500.000 Türkün yaşadığı vurgulanmıştır. 1988 yılında Irak Devlet İstatistiklerine göre verilen oranlar şöyledir:

Kilometrekareye düşen nüfus yoğunluğu 42, ortalama doğum oranı %0.45, yıllık nüfus artışı %3.7, doğurgan kadına düşen ortalama çocuk sayısı 7, ölüm oranı %0.87'dir.

Bu istatistikler doğrultusunda Irak Planlama Başkanlığı'nın verilerine göre 1976 yılı sayımında II. 505.000 olan nüfus 1988'de 18.100.000 olarak bulunmuştur. 13 Bu rakamlardan yola çıkılarak hesap edildiği zaman 1921, 1926, 1947, 1957, 1959 ve 1965 yılları içerisinde etnik yapıya göre elde edilen nüfus:

Hıristiyan %3
Türk %16
Kürt %18
Arap %63

olarak belirlenir. Buna denk gelen nüfus ise şöyledir:

Hıristiyan 546.000
Türk 2.880.000
Kürt 3.240.000
Arap 11.444.000
Toplam 18.110.000

olarak belirlenmiştir. Son yıllarda ortaya çıkan yapılanma içinde paraleller dikkate alınarak nüfus hesap edilirse aşağıdaki tablolar doğrultusunda nüfus oran ve sayı olarak belirlenmiştir:

A- 36. Paralel Üstü:

1- Çekiç Güç Himayesindeki Bölge (Kürt Himaye Bölgesi)

Duhok, Zaho, Amadiye 360.000 %15 Türk 310.000

Erbil, Diyana, Kösancak360.000 %10 Hıristiyan 100.000

Süleymaniye900.000 %75 Kürt 1.630.000

2-Çekiç Güç Himayesi Dışında Kalan:

%40 Türk 610.000

%10 Kürt 153.000

%50 Arap ve diğer720.000

3- 36. Paralel Üstünde Toplam Nüfus:

Arap 720.000
Türk 923.000
Kürt 1 780.000
Hıristiyan 150.000

B- 35-36. Paraleli arasında bulunan Kerkük, Altunköprü, Tisin, Leylan, Tazehurmatu, Tavuk, Yayçı, Türkalan, gibi Türk köyleri14 ve bunların yanı sıra Dibiz, Riyad, Havice gibi yarı Arap yerleşim yerleri ve Şirkat'ın toplam nüfusu 950.000'dir. 15

Türk %65 618.000 Kürt %10 95.000 Arap %25 237.000

C. 35-34. Paralel ArasındaTikrit, Beled, Tuzhurmatu, Kifri, Karatepe, Hanekin, Kalar, Mansuriye, Kızlarbad, İnceana ve Bayat yerleşim yerler:

Nüfusun %60'ı Türk, %5'i Kürt, %35'i Arap olup toplam nüfus 720.000 ve Türk nüfusu 420.000'dir.


D- 34. Paralelin Altındaki Türk Nüfusu:

Merkezi Bakuba olmak üzere Mendeli, Kazaniye ve Bedre'den oluşur. Buradaki Türk nüfusu bölge nüfusunun %33'ünü oluşturur ve yaklaşık 350.000'dir.16

E- 34. Bağdat vilayetinde Ragibe Hatun, Azamiye, Şaab, Sıleyh, Griad, Fadl, Meydan gibi yerlerde her on kişiden birinin Türk olduğu söylenebilir. Burada en az 500.000 Türk olduğu tahmin edilmektedir. Irak'ın diğer bölgelerinde ise %5 Türk nüfusu bulunmaktadır.

Irak Türklerinin Eğitim Durumu

Nüfus bahsinde olduğu gibi eğitim bahsinde de konu yıllar içerisindeki durumuna göre izah edilecek olursa ilk olarak.

1- 1926-1957 Yılları Arası: En iyi Türkçe eğitim öğretim aldıkları yıllar olarak belirtilebilir. Ancak, eğitim dilinin hızla Arapçaya çevrilmesi bakımından önemlidir. Ancak yeterli Arapça bilen öğretmen bulunmadığı için eğitim Türk öğretmenler tarafından Türkçe verilerek rejimin isteği dışında gerçekleşmiş ve bunu hisseden hükümet tarafından öğretmenler sürgüne gönderilerek cezalandırılmıştır. Özellikle Sadabat Paktı vesilesi ile 1937 yılında Kerkük'ü ziyaret eden zamanın Dış İşleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras ve beraberinde zamanın Cumhurbaşkanı Celal Bayar'ın Kerkük halkı tarafından büyük bir coşku ile karşılanmasından sonra bu baskının daha fazla arttığı belirtilmiştir.17 Bu dönemde yayınlanan gazeteler şunlardır: 1- Kevkeb-i Maarif, 2- Başarı, 3- Yeni Irak, 4- Teceddüt, 5- İleri, 6- Maarif Dergisi, 7- Necme, 8-Afak, 9- Beşir'dir. 18

2 1958-1969 Yılları Arası: 1958'de Irak'ta ihtilâl olmuş Türklerin eğitim durumu yeniden gündeme gelmiş ilk olarak Irak Radyoevi'ne bağlı olarak Türkmence yayına başlanmıştır. Bu hakların verilmesinin temelinde 28-30 Ağustos 1960 tarihinde Kerkük'te toplanan Türkmen Öğretmenler Kongresi'nde alınan kararlar yatmaktadır.19 Başta Kerkük olmak üzere Irak'ta yaşayan bütün Türkmenlerin Türkçe eğitim, öğretim ve sorunları tartışılmış özellikle temel eğitim çağındaki çocukların ana dil eğitimi üzerinde durulmuştur. Kongrede alınan kararlar hayata geçirilmemiştir.

3 1970-1990: 17 Temmuz 1968'de Irak'ta Baas Partisi iktidara gelmiştir.20 24 Ocak 1970 yılında yeni rejim tarafından kendilerine bazı kültürel haklar verilmesi kararlaştırılmıştır. Ancak, verilen haklar tarih içerisinde tersine uygulanmış ve bu tarihten itibaren baskı ve asimile uygulamalarına geçilmiştir. 1970-1971 yılında Kerkük'te Türkçe eğitim veren okul sayısı 137 iken 1971-1972'de bu sayı 68'e düşmüştür. 1972-1973 yılı itibarı ile Arapça eğitim veren okul sayısı 264'e çıkmıştır.21 1976'dan itibaren bulundukları yerlerden göçe zorlanıp baskı yapılmaya başlanmıştır. Türkler eğitim alanındaki fırsat eşitliğinden mahrum bırakılmıştır. Bir şekilde mezun olup göreve başlamak isteyenler için her türlü engel çıkarılmıştır. Bırakın Türkçe eğitimi dışarıdan gelen Türkçe yayınların okunması evde bulundurulması dahi suç sayılmıştır. Yine bu dönemde 1960 yılından beri hizmet veren Kardaşlık Dergisi'nin idaresi cumhurbaşkanı kararı ile Türklerden alınmıştır.22

4 1990 Yılı Sonrası: 1991 yılında meydana gelen siyasî istikrarsızlık nedeni ile Kuzey Irak'ta oluşan güvenli bölgede faaliyete geçen Türkmen Partileri tarafından ilk olarak Doğuş adlı ilkokul açılmıştır.23 Daha sonra Erbil'de sırası ile Doğuş, Yunus Peygamber, Fuzuli, Gökbörü, Kerkük, Selçuk, Karakoyunlu, Türkmeneli İlkokulları, Oğuzhan, İmadeddin Zengi, Atabek ve Garibi, Kifri'de Karaoğlan İlkokulu ile Doğan Lisesi, Duhok'ta İlhanlı ilkokulu olmak üzere toplam 16 okul açılmıştır. Bu okullarda eğitim dili Kürtçedir. Yukarıda Irak tarihi içinde Türkmenlerin eğitim ve öğretimleri sık sık değişikliğe uğramıştır.

Irak Türklerinin Dili

Irak Türklerinin dili Türkçedir. Irak Türkleri Oğuz Türklerindendir. Dilleri Azerî diline benziyorsa da aralarında şive bakımından büyük farklılıkları olduğu söylenmektedir.24 Dillerinin şive bakımından değişik özellikleri bulunmasına rağmen diğer Türk ülkelerindeki Türklerin konuştukları dile nazaran Türkiye'de yaşayan Türkler en kolay Irak Türklerinin şivesini anlamaktadır.

Yazı dilinde İstanbul ağzını tercih etmektedirler.25 Ancak son yıllardaki uygulamalardan Arapça ve Kürtçenin tesiri altında kaldıklarını söyleyebiliriz.

Irak Türklerinin 1994 yılı itibarı ile eğitim durumlarını verecek olursak %75'i okur yazar. %25'i okuma yazma bilmemektedir. Okur yazar kadınların %14'ü, erkeklerin %16'sı ortaokul mezunu. Kadınların %7'si, erkeklerin %17'si lise mezunudur. Üniversite mezunu olmaları bakımından değerlendirecek olursak kadınların %14.7'si, erkeklerin ise %38 oranında olduğunu söyleyebiliriz.26

Irak Türklerinin Dini

Irak Türkleri %96 oranı olarak Müslümandır. Ülkenin güney ve güneydoğusunda yaşayan Şiîlerin nüfusa oranı %55 olarak ifade edilebilir. Orta Doğu ülkeleri içerisinde Irak Şiî nüfus oranı en yüksek ülkedir. Şiî nüfusun çoğunluğu Arap kökenlidir. Çoğunluğu Sünnî olan Türklerin %23'ü ise Şiîdir. Mezhep farklılığı Türkler arasında herhangi bir soruna meydan vermez.27

Irak Türklerinin Aile Yapısı

Irak Türkleri arasında aile bağları çok güçlüdür. Yirminci yüzyılın başına kadar gelenekçi anlayış sürmesine rağmen, ikinci yarısından itibaren özellikle doksanlı yıllarda dünyanın genel hızlı değişimi çerçevesinde onlarda daha esnek davranışlar sergilemeye başlamışlardır. Eskiden evlilik kararı aile büyüğü olan babanın rızası ile yapılırken, içinde bulundukları toplumun şartları gereği okul ve iş alanlarında değişik sosyal çevrelerde bir araya gelme fırsatı bulabildikleri için evlilikleri kendi tercihleri doğrultusunda şekillenmektedir. Ailede büyüğüne saygılı, küçüğüne şefkat ve merhametli, birbirlerine ihtiyaç anında yardımcı olmaya devam etmektedirler. Irak Türkleri geçmişten günümüze tek eşliliği tercih etmektedir. İslâm inancı çok eşliliğe izin vermesine rağmen buna iltifat edilmemiştir. Aile içinde kadın ve erkek birbirine saygı ve sevgi çerçevesinde yaklaşmaktadır. Namus, iffet geçmişten gelen ve Irak Türkleri arasında günümüzde de önemle tercih edilen bir husustur. Akraba evliliği yaygındır. Çok çocuk sahibi olmayı tercih etmezler. Meseleye akılcı açıdan yaklaştıkları için sayıca çok olması yerine az ama iyi yetişmiş olmasına özellikle önem vermektedirler. Son yıllarda nüfusun diğer etnik kökenle aralarında kısa sürede farklılıklar olması diğerleri ile aralarında meseleye bakış açılarının farklılığından kaynaklanmaktadır.

Irak Türklerinde Evlilik

Günümüzde gerçekleşen bir evlilik şu sırayı takip etmektedir.

1 Kız isteme görücüye gitme (dilekçilik) âdeti uygulanmaktadır.

2 Kızın verildiği söz kesildiği gün;
a- Şerbet içilmektedir.
b- Dua okunmaktadır.

3 Kızın nişanlı (adaklı) olduğunun bir işareti olarak çeşitli nişan hediyeleri, giyim eşyası, altın takı vb. armağanlar alınmaktadır.

4 Yol (başlık) parası alınmakla beraber kız çeyizi için kullanılmaktadır.

5 Nişan töreninde müzik eşliğinde halay çekilip hoyrat okunmaktadır.

6 Kına gecesi eskisi kadar yaygın değildir. Kına gecesi yapılanlar, genelde kız evinde gelinin eline kına yakılması ve basit bir eğlence düzenlenmesi olarak uygulanmaktadır. Erbil'de bu âdet terk edilmiştir.

7 Düğün (toy) devam eden bir gelenektir. Mevsime göre belirlenen mekanlarda yapılmaktadır. Kışın kapalı alanlarda, yazın açık alanlarda masalar kurulup saz heyeti eşliğinde yapılmaktadır. Düğün toy sırasında yemek yedirilmesi devam etmektedir.

8 Kızın ailesinin özellikle babasının ve erkek kardeşlerinin düğüne katılması ayıp karşılanmakla beraber günümüzde yapılan düğünlere iştirak etmektedirler.

9 Gelin hamamı ve damat traşı âdet olarak uygulanmakla beraber herhangi bir eğlence eşliğinde olmayıp sadece kuaföre gidilerek yapılmaktadır.

10 Gelin ve damadın kıyafetleri Türkiye'de olduğu gibi gelin için beyaz gelinlik ve duvağı erkek için takım elbisedir.

11 Gelin çeyizinin sergilenmesi ve çevredekilere gelin evinin gösterilmesi gibi bir âdetleri yoktur.

12 Gelin almaya motorlu araçlarla konvoy oluşturarak gidilmektedir. Gelin kız evinden alınırken, şeker ve para atılması adet olarak sürmektedir.

13 Gerdek için beraber olacakları evde yalnız bulunmaktadırlar. Ekonomik durumları müsait olursa balayını tercih etmektedirler.

14 Gerdek gecesi özellikle damat (Küreken) tarafından perde namazı adı altında 2 rekat şükür namazı kılınması âdeti dindar olanlar tarafından uygulanmaktadır.

15 Gerdek gecesi damat (küreken) tarafından geline yüz görümlüğü olarak para verilmektedir.

16 Evlenmenin gerçekleştiğinin ilanı anlamında değerlendireceğimiz evlilik sonrası yapılan yeddi (yedi) adeti tören olarak uygulanmaktadır.

17 Gerdek sonrası yapılan supha (sabah yemeği verilmesi) âdeti yaygın olmamakla beraber uygulanmaya devam etmektedir.

18 Evlilik sonrası aile yapısı hem geniş hem de çekirdek aile tarzında karşılıklı rıza sonucu tespbit edilmekte mutlaka ayrı ev açılması ya da birlikte oturulması zorlamaları görülmemektedir. Ancak hem büyükler, hem de gençler ayrı ev açılması fikrine sıcak bakmaktadırlar.

Irak Türklerinin Meslekleri

Geçmişte toprakla uğraştıkları zamanlarda çiftçilik, hayvancılık, ticaret ve esnaf dediğimiz alanlarda uğraşırlardı. Günümüzdeki uygulamaları bakımından elimizde yeterli istatistikler bulunmadığı için bu konuda sadece gözlemlerimizden yola çıkarak genellemeler yapabiliriz. Ticaretle uğraştıkları gibi bakkal, kasap, manav, attar, demirci, dökümcü, tamirci vb. alanlarda hizmet verirler. Çoğu eğitimli oldukları için öğretmen, doktor, mühendis, mimar, avukat, bilgisayar mühendisi, akademisyen, şair, edebiyatçı, hattat gibi güzel sanatlar alanında pek çok münevveri bulunmaktadır. El sanatları alanında halı, kilim, cecim dokumacılığı ile uğraştıkları gibi testi, küp, kase gibi eserleri yapan küzeciler, sepet, sandık gibi ev eşyalarını yapan hasırcılar bulunmaktadır. Bu konuda Kerkük ve Altunköprü şehirleri ilerdedir.

Özellikle vurgulanması gereken bir başka nokta ise Irak Türklerinin eğitimli kesiminin büyük bir kısmı çeşitli vesilelerle yurt dışında bulunmaktadır. Bu aydın kesim kurdukları dernekler ile dışlanmışlıklarını ve yalnızlıklarını psikolojik olarak bastırdıkları gibi Irak'ta ve bulundukları ülkelerde yaşayan Türkmenlerin eğitim, kültür, sağlık ve hukuk meselelerini çözmek amacı ile örgütlenmektedirler.

Irak'ta Türkmen Olmaları Nedeniyle Karşılaştıkları Engeller

1970'li yıllardan itibaren yaşadıkları coğrafyada adeta bir suçlu gibi görülmeye başlamışlardır. Saddam'ın iktidar olmasından sonra sorunları katlanarak artmıştır. Gerçi Saddam kendi vatandaşlarına da çok kötü davranmaktadır. Ülkede demokrasi rafa kaldırılmıştır. Ancak bundan en çok nasibini alanlar Türkler olmuştur. Özellikle Kerkük olmak üzere bulundukları yerden göçe zorlanmaları, eğitim ve emlak edinme haklarının ellerinden alınması vatandaşlık hukukunun ihlâl edilmesidir. Bulundukları yerlerden göçe zorlanmaları sonucu mevcut tarım arazilerini ve mesleklerini terk ettiklerinden işsiz ve aç kalmaktadırlar. Daha sonra göç ettirildikleri yerlerde Arap toprak sahipleri ve işverenlerle karşılaşmaktadırlar. Türklerin bir iş yeri kiralaması konusunda her türlü zorluk çıkarıldığı gibi gerçek değerinin çok üzerinde rakamlar istenerek ülkeyi terk etmeleri konusunda her türlü eza ve cefa uygulanmaktadır. Bölgede alan araştırması yapmak için bulunduğumuz 1994 yılında 1987 yılında Kerkük'ten göç ettirilen bu insanlarla yüz yüze görüşme fırsatını buldum. Kerkük'te Türklere ait binalarda yol açma bahanesi ile düşük bedellerle istimlak edilerek mal sahibi olanların şehri terk etmesine böyle bir formül getirilmiştir. Eğer Kerkük'te ev kiralamak istiyorsa Baas Partisi'nden izin almak zorundadırlar. Ancak bu belge sadece Araplara verildiği için bu yol da kapalıdır. Türklerin elinden alınan tarım arazileri güneyden gelen tarımdan anlamayan Araplara dağıtılmıştır. Devlet memuriyetine alınmaları ise imkansızdır. Devlet memuriyetine girmenin şartı da Baas Partili olmakla mümkündür. Devlet dairelerine işi düşen Türkmenler devamlı hakarete maruz kalırlar. Eğer adları Türkçe ise daha çok hakarete uğrarlar. Haklarını aramaya kalkışan vatandaşları savunan avukatlar da kovuşturmaya uğrarlar. Bu takip o kadar ileri gider ki çoğu mesleklerini bırakarak çareyi ülke dışına kaçmakta bulmuşlardır.

Türkmenlerin dinî hürriyetleri de rejim tarafından kısıtlanmaktadır. Kendi dilleri ile vaaz etmeleri rejim tarafından yasaklanmıştır. Din adamları hapse atılıp çeşitli işkencelere maruz kalmaktadırlar. Baas Partisi'nin zulümlerinden bunalan Türkmenler zorunlu göçe maruz bırakılmaktadır. Çoğunluğunun ilk tercih ettiği ülke Türkiye olmasına rağmen bu ülkenin kanunları çerçevesinde yabancı muamelesi gördüklerinden sınır dışı edilmektedirler. Çaresiz kalan bir çok aile umut tacirlerinin ellerine düşerek Yunanistan üzerinden Avrupa ülkelerine götürülmek vaadi ile kandırılarak küçük deniz motorlarına kapasitesinin çok üzerinde doldurularak her defasında sonu ölümle biten dramatik bir macerayı yaşamış ve yaşamaktadırlar. Daha iyi şartlarda bir hayatı hayal ederlerken yolculuk Ege Denizi'nin sularında boğularak sonuçlanmaktadır. Türkmenleri aynı maceranın içine atılmaktan alıkoyacak en etkili yol Türkiye tarafından hukukî düzenlemeler yapılarak çözülecektir.

Türkmenleri sonu ölümle biten yola çeken bir başka nokta çoğunun ülke dışında bulunan akrabalarının destek ve davetleridir. Bir vesile ile kaçmayı başaranlar Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde son derece mutsuz ve aile hasretiyle yaşamaktadırlar. Yurt dışında yaşayanların en büyük özlemleri Türkiye'ye dönerek vatandaşlık hukuku çerçevesinde yaşamaktır. Uzun yıllar önce eğitim amacı ile bölgeden ayrılanlar ile daha sonraki yıllarda sözü edilen baskılar nedeniyle ayrılanların çoğunluğu eğitimli olan Türkmenler bu insanlık dışı uygulamaları onur kırıcı buldukları için bölgeden ayrıldıktan sonra başta Türkiye olmak üzere diğer Avrupa ülkeleri Almanya, Hollanda, Danimarka, İsveç ile Avustralya ve Amerika gibi kıta ülkelerine giderek buralarda kurdukları Türkmen dernekleri vasıtasıyla kendi kimliklerini muhafaza etmektedirler. Toplantıları, panel ve sempozyumları konu ile ilgilenen meraklıların dışında Türk kamuoyunda maalesef bilinmemektedir. Toplumsal olarak varlıklarını korumaları içinde bulundukları şartlar değişmezse giderek güçleşecektir. O halde Irak Türklerinin sosyal yapısındaki zedelenmelerin düzelmesi bölgedeki iç yapı şartlarının düzenlenmesi ile doğru orantılıdır diyebiliriz.

Yazının başından itibaren değerlendirmeye çalıştığımız Irak Türkleri diğer bir deyişle Türkmenler Irak coğrafyasında kuzeyden güneye doğru bir hat içerisinde doğal bir yerleşim içindeyken Irak ayrı bir devlet olarak 1926 yılında tarih sürecinde yerini aldığından beri yukarıda konu başlıkları içerisinde de değerlendirdiğimiz gibi siyasî uygulamalar nedeni ile bu insanların coğrafyaları, nüfusları, eğitim hakları, meslek ve çalışma hakları özetle yaşama haklarına sınırlar getirilmiş kendi kimliklerinden uzaklaştırılmaya çalışılmıştır. Günümüzde çok sık dile getirilen insan hakları ihlâllerine maruz kalan en önemli kitle unvanını kendilerine vermemiz doğru olur inancındayım.

1 İzzettin Kerkük, "Irak Türklerinin Menşei (Basluhan), Türkmeneli, Yıl. 1, Sayı. 10, Mart 1998, s. 6.
2 Fazıl Demirci, Bir Dramın Öyküsü, Ankara 1996, s. 7.
3 Kerküklü Hıdır Lütfü, "Irak Türkleri", Yeşilada Dergisi, Yıl. 3, C. 2, Sayı. 2, Şubat İstanbul 1951, s. 16.
4 Kerküklü Hıdır Lütfü, a.g.m. s. 12.
5Suphi Saatçi, Tarihi Gelişim İçinde Irak'ta Türk Varlığı, Suphi Saatçi, a.g.e., s. 34.
6 Faruk Sümer, Oğuzlar (Türkmenler), İstanbul 1980, s. 222. Suphi Saatçi, a.g.e., s. 37.
7 Mim Kemal Öke, Musul Meselesi Kronolojisi (1928-1926),İstanbul 1998, s. 53.
8Sinan Marufoğlu, Osmanlı Dönemi'nde Kuzey Irak,İstanbul 1996, s. 18.
9Sinan Marufoğlu, a.g.e., s. 53.
10Fazıl Demirci, a.g.e. s. 148.
11 Fazıl Demirci, a.g.e., s. 149.
12 Haşim Nahid Erbil, (Bir ihtiyar zabitin seyahat hatıraları).
13 "Irak Türkleri", Türk Yurdu, Yıl. 5, C. 9, S. 3, s. 44.
14Fazıl Demirci, a.g.e., s. 150.
15  İbid.
16 Enver Yakupoğlu, "Irak Türklerinin Kaderi", Fuzuli Dergisi, Şakir Sabır Zabıt, Kerkük'te İçtimai Hayat-Folklor, Bağdat İzzettin Kerkük. "İlk Türkmen Öğretmenler Kongresi",Sayı. 3-4 Şubat 1958, s. 4.
17Kardaşlık, Yıl. 1, Sayı. 3, Tem. Eyl. 1999. s. 6.
20 Suphi Saatçi, a.g.e., s. 223.
21 Fazıl Demirci, a.g.e., s. 162.
22 Fazıl Demirci, a.g.e., s. 164.
23 Ayhan Bayraktar, "Türkmenlerin Geleceği ve Eğitim Sorunları", Kardaşlık, Yıl. 1 Sayı. 3, Tem-Eyl. 199, s. 62.
24 Ata Terzibaşı, "Fuzuli Dili Üzerine Notlar", Fuzuli Dergisi, Sayı. 3-4, Şubat 1958, s. 6.
25 Ahmet Bican Ercilasun, Türk Dünyası Üzerine İncelemeler, Ankara 1993, s. 111.
26 Rabia Kocaman, Irak Türkleri Folklorunda Evlenme Törenleri, İstanbul 1996 (Yayınlanmamış Doktora Tezi) s. 177.
26 Suphi Saatçi, a.g.e., s. 33.
27ERCİLASUN Ahmet Bican Türk Dünyası Üzerine İncelemeler, Ankara 1993. 

DEMİRCİ Fazıl Bir Dramın Öyküsü, Ankara1996.

KOCAMAN Rabia Irak Türkleri Folklorunda Evlenme Törenleri (Yayınlanmamış Doktora Tezi), İstanbul 1996.

ÖZFATURA Mustafa Necati Kurtlar Sofrasında Orta Doğu 2 Savaş Devam Ediyor, İstanbul 1993.

ÖKE Mim Kemal Musul Meselesi Kronolojisi, (1918-1926), İstanbul 1987.

SAATÇİ Suphi Tarihi Gelişim İçinde Irak'ta Türk Varlığı, İstanbul1996.

MARUFOĞLU Sinan Osmanlı Döneminde Kuzey Irak, İstanbul 1998.

ZABIT Şakir Sabır Kerkük'te İçtimai Hayat Folklor, Bağdat 1962.

BAYRAKTAR Ayhan "Türkmenlerin Geleceği ve Eğitim Sorunları", Kardaşlık, Yıl. 1, Sayı. 3, İstanbul 1999.

ERBİL Haşim Nahid "Irak Türkleri", Türk Yurdu, Yıl. 5, C. 9, Sayı. 3, İstanbul 22 Ekim 1915.

ERBİL Haşim Nahid "Irak Türkleri", Türk Yurdu, Yıl. 5, C. 9, Sayı. 5.

ERBİL Haşim Nahid "Irak Türkleri", Türk Yurdu, Yıl. 5, C. 9, Sayı. 6-7-8-9.

ERBİL Haşim Nahid "Şimali Irak Türkleri", Yenigün Gazetesi, 15 Ekim 1918.

LÜTFÜ Hıdır (Kerküklü) "Irak Türkleri", Yeşilada Dergisi, Yıl. 3, C. 2, Sayı. 2, Şubat 1951.

HÜRMÜZLÜ Erşat "Kerkük'ün Etnik Yapısı", Kardaşlık Dergisi, Yıl. 2, Sayı. 7, Tem-Eylül 2000.

KERKÜK İzzettin "Irak Türkleri'nin Menşei (Basluhan)", Türkmeneli, Yıl. 1, Sayı. 10, Mart 1998.

KERKÜK İzzettin "İlk Türkmen Öğretmenler Kongresi", Kardaşlık, Yıl. 1, Sayı. 3, Tem-Eylül, İstanbul 1999.

KERKÜK İzzettin "İnsan Haklar İhlalleri Açısından Irak Türklerinin Durumu", Kardaşlık Dergisi, Yıl. 1, Sayı. 1, Ocak İstanbul 1999.

TERZİBAŞI Ata "Fuzuli Dili Üzerine Notlar", Fuzuli Dergisi, Sayı. 3-4, Şubat İstanbul 1958.

YAKUPOĞLU Enver "Irak Türklerinin Kaderi", Fuzuli Dergisi, Sayı. 3-4, Şubat İstanbul 1958.

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
2350 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın