• Anasayfa
  • https://www.facebook.com/tarihtarihcemiyeti/
  • https://twitter.com/ttcemiyeti
  • https://www.instagram.com/tarihtarihcemiyeti/
Gagavuz Türkçesi / Doç. Dr. Nevzat Özkan

Gagavuz Türkçesi, Moldova'ya bağlı özerk bir bölge olan Gagavuz Yeri başta olmak üzere, Ukrayna'nın Odessa bölgesinde, Kuzeydoğu Bulgaristan'da, Yunanistan'ın Keserya bölgesinde, Romanya'nın Dobruca bölgesinde, son yıllardaki göçlerle Kuzey Kafkasya ve Kazakistan'da bazı yerleşim merkezlerinde kullanılan bir Türk lehçesidir.

Çağdaş Türk lehçe ve şive tasniflerinde; Gagavuz Türkçesi, yönlere göre güney, güneybatı grubuna, tarihî Türk kavimlerine göre Oğuz grubuna, fonetik kıstaslara göre ise dağlı grubunun yev alt bölümüne dahil edilmektedir. Gagavuz Türkçesinin akraba olduğu diğer çağdaş Türk lehçeleri, Türkiye Türkçesi, Azerbaycan Türkçesi ve Türkmen Türkçesidir.1
Gagavuz Türkçesi kendi içinde iki ağıza ayrılır:

a) Merkez ağzı: Çadır ve Komrat bölgelerinde konuşulur. Bu sahaya Avdarma, Başküü (Kirsova), Baurçi, Beşalma, Beşgöz, Caltay, Çok-Meydan, Gaydar, Kazayak, Kiriet-Lunga, Kongaz, Kongazçik, Kıpçak, Tomay köyleri girer. Yazı dili, merkez ağzına dayanır. Bu ağzın belli başlı özellikleri şunlardır:

1) Gagavuz Türkçesinde görülen arka damak ünlüsü açık e (â) bu ağzın bir özelliğidir: gecâ, evâ, bân, sân, gelmââ, gözçââz, iştân v.b.
2) Arka damak ünlüsü e kullanılır: Parei, bakeım, burdeim, baker.
3) h- ünsüzü korunur: Hazır, hasta, harman, halka, hamur.
4) -v- ünsüzü korunur: Suvan, kavurma, tavşam, kıvırma, duvar.
5) y- ünsüzü dar ünlülerden önce korunur: Yıldız, yımşak, yudum, yukarda, yufka.
6) -r korunur: Kızlar, kimnâr, geldilâr.

b) Güney ağzı: Gagavuz Yeri'nin güneyinde yer alan Valkaneş bölgesinde ve bugün Ukrayna sınırları içinde kalan Odessa bölgesinde konuşulur. Bu sahaya Vulkaneş'e bağlı Çeşmeküü, Tülüküü (Etulya) ve Odessa'ya bağlı Dimitrovka, Eniküü (Novoselovka), Karakurt, Kubey (Çervonoarmeysk), Kurtçu (Vinogradovka) köyleri girmektedir. Yazı dilinin büyük ölçüde merkez ağzına dayandırılmasına rağmen Güney ağzının bazı ses özellikleri de göz önüne alınmıştır. Bu ses özelliklerinden bazıları şunlardır:

1) Merkez ağzında görülen açık e (â) yerine e ünlüsü kullanılır: Gece, eve, ben, sen, gelmee, gözçeez, işten.
2) Merkez ağzındaki arka damak ünlüsü e yerine bu ağızda a ve ünlü daralmasının olduğu yerlerde ı kullanılır: Parayı, bakayım, burdıyım (a>ı).
3) Bazen aslî h- ünsüzü düşer: Azır, asta, arman, alka, amur. Bazen de h+ türemesi görülür: Hasıl, hadet, harmut, helbet, hen.
4) -v- ünsüzü düşer: Suan, kaurma, taşam, kıırma, duar.
5) y- ünsüzü dar ünlülerden önce düşer: İldız, imşak, üdum, ükarda, üfka.
6) -r ünsüzü düşer: Kızla, kimnâ, geldilâ.

Kelime seviyesinde görülen fonetik farklılıklar şunlardır:

Komrat-Çadır ağzı Güney ağzı
ayna ayne "ayna".
arşık aşık "aşık kemiği".
başça bahçe "bahçe".
bura buura "erkek hindi".
günaa günee "günah".
taa daa "daha".
çinmââ cinnamaa "çınlamak".
hoşaf oşaf "hoşaf".
bariz pares "ipten yapılmış atkı".
paçavra paçora "paçavra".
saksağan saksaan "saksağan".
sölpeşmââ sörpeşmee "pörsümek".
ük üük "höyük".


Bazı çekim eklerinin kullanılışında görülen fonetik farklılıklar şunlardır:

Komrat

Çadır ağzı Güney ağzı
İstek eki alıim alayım"alayım".
bakeım/bakıym bakayım "bakayım".
Yükleme hali sobıi sobayı"sobayı".
parei/parıi parayı "parayı".
Gelecek zaman alıcek, alacak "alacak".
gidicek gidecek "gidecek".
Şimdiki zaman aler, aaleer. aliy, aaliy "alıyor, ağlıyor".
sööleer, biler sööliy, biliy "söylüyor, biliyor"2

Görüldüğü gibi Güney ağzı fonetik olarak Türkiye Türkçesine daha yakındır. Bulgaristan'da yaşayan Gagavuz Türklerinin ağız özellikleri de -yor şimdiki zaman ekinin kullanılışına göre şöyledir:

I) Bâlgarevo ağzında -yo.
II) Winica ağzında -yo, -yu.
III) Brestak ağzında -ye, -yo.
III) Kumanova ağzında -e, -ye.3

Baskakov, türlü siyasî bölünmelere tâbi olan Gagavuz Türklerinin konuştuğu ağızların hepsinde Oğuz Türkçesinin özelliklerini tespit etmekle beraber, kullanıldığı ülkeye göre Gagavuz Türkçesi ağızlarında bulunan İslav (Rus, Bulgar, Ukrayna) Romen ve Yunan dillerinden alınan unsurlara da dikkat çeker.

Gagavuz Türkçesinin alt tabakalarında Eski Bulgar, Uz, Kovu, Berendey, Turpey, Boyut, Kaspıt veya Kara klobuk ve Peçenek Türklerinin şive ve ağızlarından yadigarlar bulunmaktadır. Bu unsurlara sonradan Kuman Türkçesi ve Osmanlı Türklerinin dil özellikleri de karışmıştır.

Baskakov, Selçuklu-Osmanlı Türkçesinin Anadolu'ya girişi gibi Gagavuz Türkçesinin de Oğuz Türkçesinin ayrı bir kolu olarak Hazar Denizi'nin kuzeyinden Karadeniz'in kuzey kıyılarını aşarak Güney Rusya bozkırları boyunca batıya göç etmiş ve Tuna'nın aşağı bölgelerinde yerleşmiş, hatta Makedonya'ya kadar uzanmış olduğunu belirtir. Gagavuz Türkçesi, Hazar denizinin kuzeyinde Oğuz kitlesinden ayrılan Türk boylarının ilerleme alanları boyunca Bulgar ve Kıpçak unsurları ile karışmıştır. Bazı Gagavuz grupları Dobruca'ya ve diğer Balkan topraklarına yerleşmeye başlamış, bu dönemde buraları yurt tutan Selçuklular ve Osmanlılar ile Gagavuz grupları kaynaşmıştır. Bunun bir sonucu olarak da Gagavuz Türkçesine Türkiye Türkçesinden ve Arap-Fars dillerinden kelimeler girmeye başlamıştır. Böylece Gagavuz Türkçesi yeni bir çehre kazanmaya başlamıştır. Bu sebeplerle bu gün Gagavuz Türkçesi, bir taraftan Tarihî Türkiye Türkçesine, diğer taraftan Bulgar, Kıpçak, Karaim, Kırım Türkçelerine yakınlık gösterir.
Gagavuz Türkçesiyle Romen, Rus, Bulgar, Yunan dillerinin bağlantıları sonradandır ve Oğuz Türkçesi bakımından Gagavuz Türkçesinin ses düzenini ve söz dizimini bozmuştur.

Baskakov, Oğuz Türkçesine dayandırdığı Balkan Türkçesini, Osmanlı Türkçesine dayandırdığı Rumeli Türkçesinden ayırır. Balkan Türkçesi, Osmanlı Türkçesinden öncedir. Oğuz Türkçesinin bir kolu; Hazar denizinin kuzeyinden ve Kırım'dan, Tuna yoluyla Balkanlar'a girmiş, orada Peçenek-Uz unsurlarıyla karışmış, sonra XIV. yüzyılda Güneydoğudan gelen Osmanlı Türkçesi ile temas etmiş ve böylece ikinci bir karışma meydana gelmiştir.4

Gerhard Doerfer, Balkanlar'da yaşayan Türkçeyi Tuna ve Balkan Türkçesi adıyla iki ana gruba ayırır. Gagavuz Türkçesi ile Bulgaristan Türk ağızlarını Tuna Türkçesi, Dobruca Tatarlarının, Nogayların ve Bosna'da yaşayan Türk topluluklarının ağızlarını Balkan Türkçesi olarak adlandırır. Ayrıca Gagavuz Türkçesini, bazı Bulgaristan Türk ağızları ile Kuzey Anadolu'daki Trabzon, Rize, Kars, Çoruh ağızlarının aynısı olarak kabul eder.5

Atanas Manof, Gagavuz Türkçesini tarihî Türk şivelerinden ilk Bulgar ve Kuman Türkçesi ile, yaşayan Türk şivelerinden Gacal ve Türkiye Türkçesi ile mukayese eder. Ayrıca ilk Bulgar Türkçesi ile Gagavuz Türkçesi arasında d > A ses denkliğini gösterebilecek; dilan > ilan, digetik > iitlik gibi örnekler verir. Kuman Türkçesinden verilen örneklerden en çarpıcı olanı katsan kelimesidir. Bu kelime tarihî Türk şivelerinde ve Karadeniz ağızlarında kaçan ~ haçan~ açan şekillerinde görülür. Gagavuz Türkçesinde açan şekliyle cümle başı bağlacı olarak kullanılmaktadır.

Tadeusz Kowalski, Gacal (Deliorman) Türkçesinin Gagavuz Türkçesine göre Osmanlı (Türkiye) Türkçesine daha yakın olduğunu söylemektedir. Bu yakınlığı, Gacal Türklerinin dinî ortaklık sebebiyle Osmanlı Türkçesinin daha fazla tesirinde kalmasına bağlamaktadır. Gacal ağzının Gagavuz Türkçesine göre göre iptidaî vasıflarından uzaklaşmasında da Osmanlı Türkçesinin etkisini görmektedir. Aradaki diğer bazı farklılıkların da Gagavuz Türkçesi üzerindeki aşırı Slav dilleri etkisinden geldiğini düşünmektedir. Kowalski, bu türden bazı ayrılıklarına rağmen Gacal ve Gagavuz Türkçelerini Tuna Türkçesi ortak adıyla anar. Daha sonra Gagavuz ve Gacal Türkçelerini fonetik ve morfolojik olarak değerlendirir ve bunların Osmanlı (Türkiye) Türkçesinin bir ağzı olduğu sonucuna varır.

Tuna Türkçesi adını verdiği bu iki şivenin Karadeniz'in kuzeyindeki Türk şiveleriyle, ilgisine işaret eder. Aynı tesirlerin Kuzey Doğu Anadolu ağızlarında da mevcut olması, Kowalski'yi Batı Karadeniz bölgesi gibi Doğu Karadeniz bölgesinin de Kuzey ve Güney Türk unsurlarının bir kavşak sahası olduğu sonucuna götürür.6

Sonuç olarak; Gagavuz Türkçesi, Oğuz grubu Türk şivelerindendir. Türkmen, Azeri, Türkiye Türkçeleri gibi Türk dünyasının Güneybatısında yer alır. Gagavuz Türklerinin etnik yapısı gibi konuştukları şive de Peçenek, Kuman, İlk Bulgar Uz Türklerine has özellikleri bünyesinde taşımaktadır. Selçuklu Türklerinden bir grubun Dobruca'ya yerleşmesi ile başlayan güneyden gelen Türk tesirleri Yıldırım Bayezid'in Gagavuz Devleti'ni (Uzi eyalet) 1398 yılında ele geçirmesiyle devam etmiş, Fatih'in Balkanlar'da kurduğu kesin Osmanlı hakimiyetiyle yoğunlaşmıştır. Bu dönemde Gagavuz Türkçesi; Keykavus ve Sarı Saltuk ile Balkanlar'a gelen ve daha sonra değişik tarihî sebeplerle Hıristiyanlaştırılan Müslüman toplulukların konuşma dillerinden, Osmanlı Türkçesi yazı dilinden etkilenerek ve bu kültür çevresi içinde gelişen Karamanlıca eserler vasıtasıyla Arapça, Farsça kelimeler almıştır.

Ortodoks Bizans kilisesine hakim alan Rum papazlar, Osmanlı idaresinde de ağırlıklarını sürdürmüşler Ortodoks Hıristiyan olan Gagavuzları Helenistik faaliyetleri doğrultusunda Rumca öğrenmeye ve ibadet etmeye yöneltmişlerdir. Gagavuz Türklerinin yaşadığı bölgede yönetimin el değiştirmesi ve 19. yüzyılda yoğunlaşan göçlerden sonra Rus, Bulgar, Romen dilleri ve kültürleri etkisini gittikçe artırmış, âdeta Gagavuz Türkçesini asimile etme konusunda bir yarışa girmiştir.

Yaşadıkları bölgeye göre bir, bazen iki yabancı dil öğrenmek zorunda kalan Gagavuz Türkleri, bu dillerin ifâde mantığı ve cümle düzeniyle Türkçenin cümle düzenini ve ifâde mantığını birbirine karıştırmışlar, böylece Slav etkisi, ödünç kelimelerle sınırlı kalmamış, sentaksa da nüfuz etmiştir.

20. yüzyılın ilk yarısında başlayan Gagavuz Türkçesini bir yazı dili haline getirme çabaları bu yüz yılın ortalarında kesin bir sonuca ulaşmıştır. Yüz yıllarca bir konuşma ve sözlü edebiyat dili olarak kullanılan Gagavuz Türkçesi, 20. yüzyıl gibi kavramların çeşitlendiği ve karmaşıklaştığı bir zamanda birden bire yazı dili haline getirilince, yeni kavramların karşılanması için demir perdenin hakim dili Rusçaya baş vurulmuş, bu dilden Rusça asıllı ve bu dile batı dillerinden giren çok sayıda kelime alınmıştır. Bugünkü Gagavuz Türkçesi, bir yönüyle tarihî Türk şivelerine has pek çok arkaik özelliğin ve kelimenin kullanıldığı, bir başka yönüyle de tarihî ve sosyal şartların getirdiği bazı zorlamalarla fonetik, morfoloji ve sentaks bakımından Slav dillerinin ve bu dillerle gelen Batı dilleri kaynaklı kelimelerin ağır baskısı altında varlığını sürdürmeye çalışan bir Türk dili koludur.

Türkiye ve Gagavuz Türklerini meydana getiren Türk boylarının ortaklık göstermesi, aynı devletin sınırları içinde birlikte yaşamaları ve Gagavuzların Anadolu Türklüğünün bir devamı olan Balkan Türklüğü ile yakın ilişkilerini her dönemde sürdürmeleri gibi sebeplerin yanında, Gagavuz Türkçesinin ve Türkiye Türkçesinin Oğuz Grubu Türk şivelerinden olmaları sebebiyle de Gagavuz Türkçesi, Türkiye Türkçesine oldukça yakındır; hatta Türkiye Türkçesinin bir ağzı gibidir.

Gagavuz Türkçesi uzun bir süre bir konuşma dili olarak kalmıştır. Yaşadıkları ülkelerin dilini eğitim ve kültür dili olarak kullanmak durumunda kalmıştır.

Gagavuz Türklerinin, Osmanlı Devleti'nin tebâsı oldukları zamanlarda Anadolu'daki Hıristiyan Türklerin ve Türkçe konuşan diğer Hıristiyanların Karamanlıca (Grek hafleriyle yazılmış Türkçe) kitapları okudukları bilinmektedir.7 Bu kitapların muhtevası çoğu zaman azizlerin hayatı, dualar, Büyük İskender gibi tanınmış kişilerin efsanevî hikâyeleri ve Anadolu halk hikâyeleridir.8

Basarabya'da yaşayan Gagavuzlar, 1918 yılına kadar eğitim ve kültür dili olarak Rusçayı kullanmışlardır. 1904 yılında Profesör Protoirei Mihail Çakır duaları ve Evanghelia'yı Rus Kiril alfabesiyle Gagavuz Türkçesine çevirmiş ve 1907 yılında gerekli izni alarak Kişinev'de bastırmıştır. 1909 ve 1910'da da Ai Evangheliea Kiril harfleriyle Gagavuz Türkçesinde yayımlanmıştır.

1919'da Basarabya'nın Romanya'nın kontrolüne girmesinden sonra Gagavuz çocukları Romen okullarında Latin Romen harfleri ile eğitim görmüşlerdir.9 Ayrıca Romen esaslı Lâtin alfabesiyle tamamına yakını Mihail Cıachır'ın gayretleriyle; Aya (Ayozlu) Evanghelea/İncil, Dua Chıtabâ Gagauzlar için, Psaltir (Dinî türküler), Gagauzca-Türkçe Gagauzlar için hem Tiurclear için Chilisea Evangheleasâ, Chilisea İstorieasâ, Liturgya (Kilise duası), Laslov (Kilise kitabı), Molebin (Af duası), Mohitrennik, Ahatist (Aya Marya duası Türküsü), Besarabiealâ Gagauzlarân İstorieasâ, Dictionar Gagauzo (tıurco) -roman adlı eserler basılmıştır.10

II. Dünya Savaşı'nın ardından 1947 yılından sonra Moldova Sovyetler Birliği tarafından ilhak edilmiştir. Böylece Sovyet yönetimine giren Gagavuzlar, on yıl süren uğraşlarının sonunda 30 Temmuz 1957'de SSCB Moldova SSC Yüksek Sovyeti Gagavuzlar için yeni bir alfabenin hazırlanmasına karar vermiştir. Bu kararın ardından D.N. Tanasoğlu ve L.A. Pokrovskaya Rus alfabesine bir kaç harf ilave ederek Kiril esaslı Gagavuz alfabesini hazırlamıştır.11 Kiril esaslı Gagavuz alfabesiyle yayımlanan ilk kitap 1959'da Kişinev'de basılan Dionis Tanasoğlu'nun Bucaktan Seslâr adlı antolojisidir. Daha sonraki yıllarda bu alfabeyle çoğu halk edebiyatı ve folklor metni olan geri kalanı da çağdaş Gagavuz yazar ve şairlerinin şiir ve hikâyelerinden meydana gelen 50'den fazla kitap basılmıştır.

29 Ocak 1993'te Gagavuz Yeri Halk Topluşu'nun aldığı bir kararla Lâtin alfabesine geçilmiştir. Bu kararla kabul edilen Lâtin alfabesi şöyledir:

Aa, â (açık e), Bb, Cc, Çç, Dd, Ee, Ff, Gg, Hh, Iı, İi, Jj, Kk, Ll, Mm, Nn, Oo, Öö, Pp, Rr, Ss, Şş, Tt, Uu, Üü, Vv, Yy, Zz.

Bu harflerden başka ödünç kelimeler için Xx, Ww, Qq, Ââ, ğ harfleri kullanılacaktır.12

26 Ocak 1996'da Gagavuz Yeri Halk Topluşu'nun 22-VII I/I numaralı kararıyla önceki alfabede bazı değişiklikler yapılmıştır. Buna göre Kiril esaslı alfabede z ile gösterilen ıe diftongunu ve Fransızcadan gelen Rusça ödünçlemelerde görülen e>z harfini göstermek için e harfi ile Romen/Yeni Moldova alfabesinin çift ünsüzü olan ÂÂ harfi eklenmiştir.13

Ses Bilgisi

Gagavuz Türkçesinde, a â e e ı i o ö u ü seslerinden meydana gelen 10 normal ünlü, aa ââ ee ee ıı ii oo öö uu üü seslerinden meydana gelen 10 uzun ünlü olmak üzere toplam 20 ünlü bulunmaktadır.

Gagavuz Türkçesindeki a ı i u ünlüleri Türkiye Türkçesinde olduğu gibi söylenir. Türkiye Türkçesinden farklı söylenen ünlüler ise şunlardır:

e ünlüsü, Anadolu ağızlarında ve tarihî Türk şivelerinde yaygın olarak görülen e (kapalı e) gibidir. â ünlüsünden iki derece daha dardır. Türkçenin diğer tarihî ve yaşayan şivelerinde olduğu gibi ön ve iç seste, kelime kökünde bulunur. Boğumlanma noktası, i ~ â ünlüleri arasındadır, dilin ön dişlere temasıyla ve başta bir y- ulamasıyla söylenir. Yazı dilinde y- ulaması gösterilmez. Bunu delillendirmek için Gagavuz Türkçesi sözlüğünde ye- sesiyle başlayan kelimeye yer verilmediğini söyleyebiliriz:14 En okunuşu yen, ek okunuşu yek, erâ okunuşu yerâ, eşi okunuşu yeşi.

o kalın, yarı geniş, yuvarlak bir dudak ünlüsüdür. Bu ünlü söylenirken dudaklar tam açılmaz. Türkçe kelimelerde ilk hecenin dışında kullanılmaz. Kelime başında u ünlüsüyle birlikte uo şeklinde söylenir: uon, uorada gibi.15

e kalın, dar, düz bir diş eti ünlüsüdür. e~ı arası söylenir. Türkiye Türkçesinde karşılığı yoktur. Bulgarcadaki b ve Moldovancadaki' ünlüsüne benzer.16 Merkez ağzında ve yazı dilinde görülür. Gagavuz Türkçesine, 14 -17. yüzyıllarda Bulgaristan'da Bulgarcanın etkisiyle girmiştir.17 Türkçe kelimelerde fiil çekim eklerinde kullanılır: Sırıder, konacek, duyerım.

Şimdiki zaman çekiminde -ıyor eki y düşmesiyle -ıor şekline girmiş; arkasından geniş zaman ekiyle benzeşerek -ıar olmuş ve nihayet -er şeklini almış olmalıdır. Ek-kök benzeşmesiyle kelime kök ve gövdesinde orta hece ünlüsü olarak da kullanılır: Sızle-er, yolle-ersın, oyne-erız.

e ünlüsünü Lâtin kökenli alfabelere ve özellikle Türkiye Türkçesi alfabesine aktaran araştırmacıların birbirinden farklı işaretler kullandıkları görülmektedir. Bu ünlü; e18, a19, ıe20, â21, ıe, e22 harfleriyle gösterilmiştir. e ünlüsü, Mihail Çakır'ın Romen harfleriyle yayınladığı metinlerde âe (ıe) harfleriyle gösterilmiştir: Mândarlâerlar mındarlıerlar "mundarlıyorlar", vb.

â ince, düz, geniş bir dil-damak ünlüsüdür. Bu ünlü Azerbaycan, Başkurt, Kazak, Tatar, Türkmen, Uygur Türkçelerinde kullanılan ¥ veya Türkiye Türkçesinde kullanılan e gibidir.23 Karaim ve Çuvaş lehçelerinde de görülen bu ünlü damaksılaşması, Bulgar-Kıpçak etkisine bağlanmaktadır.24 Romen harfleriyle yazılan eserlerde â ünlüsü, ea ünlüsüyle gösterilmiştir: Bean, zerea, sevean, sendean. Çeviri yazı sisteminde ve yazı dili alfabelerine yapılan aktarmalarda â için; e, a, â25, e26, 'a27, e ve â28 harfleri kullanılmıştır. â ünlüsü ön seste bulunmaz. Kelime kök ve gövdelerinin orta ve son hecelerinde bulunur. Kelime çekim eki aldığında yerini e ünlüsüne bırakır: Gecâ, geceyâ; nâ, nedân.

ö yarı geniş, yuvarlak, ince bir dudak ünlüsüdür. Genellikle ilk hecede bulunur. Kelime başında ü veya i~y arası bir sesle birlikte söylenir: iöküz ~ üöküz, üölmââ, iöbür,29 yöldü.

ü dar, yuvarlak, ince bir dudak ünlüsüdür. Yazıda gösterilmemesine rağmen genellikle kelime başında y- ulamasıyla söylenir.30

yüzüm ~ üzüm, yük ~ ük, yüstünâ ~ üstünâ.

Boğumlanma süresi normal ünlülerden daha uzun ünlüler olan uzun ünlüler, Gagavuz Türkçesi fonetiğinde önemli bir yer tutar. Gagavuz Türkçesindeki 10 normal ünlünün 10 da uzunu vardır: Aa, ee, ii, oo, uu, ıı, ee, ââ, öö, üü. Bu ünlüler üç ayrı sebebe bağlı olarak ortaya çıkmaktadır:

a) Aslî uzun ünlüler.

b) Ödünç kelimelerdeki korunan uzunlukluklar.

c) f, ğ, h, k, y ünsüzlerinin düşmesi ve bu ünsüzlerin içinde bulunduğu ses gruplarının kaynaşmasıyla ortaya çıkan uzun ünlüler.

aa ünlüsü, Gagavuz Türkçesinde hem aslî olarak bulunmakta, hem ödünç kelimelerde korunmakta, hem de ünsüz düşmeleri ve ses grupları kaynaşmasıyla ortaya çıkmaktadır.

Eski Türkçeden gelen ve Gagavuz Türkçesinden başka Türkmence ve Yakutça gibi diğer Türk dili kollarında da görülen bu tür uzun ünlüler genellikle ilk hecede bulunur.31

Gagavuz Türkçesinin aslî aa ünlüleri şu örneklerde görülmektedir: Aaramaa, aad, kaar, aara, aaç karına, yaarın, aardına, baarışlık, aaz, saarardı, yaalasın, gaargalar, kaaz.

Arapça ve Farça ödünç kelimelerdeki korunan aa uzun ünlülerine de şu örnekleri verebiliriz: amaanet < Ar. emânet, zaabit < Ar. zâbit, saat < Ar. saat, aalem < Ar. âlem, taazâ < Far. tâze, maavi < Ar. mâvi.

Ünsüz düşmesi ve ses grubu değişmesiyle ortaya çıkan aa ünlüleri: f düşmesiyle, vaatiz < Yun. vaftiz. ğ düşmesiyle, baa < bağ, daa < dağ, saadıç < sağdıç, baalı < bağlı, aalaycaa < ağlayacağı, yaamur < yağmur, saalık < sağlık, saamal < sağmal, yaamaa < yağmak, kurbaa < kurbağa, aaç < ağaç. ağ ( aa ses grubu kaynaşmasıyla, aalı < ağulu. ığ (

h düşmesiyle, padişaa < Far. pâdişâh, sabaa < Ar. sabâh, eyvallaa < eyvallah (
k düşmesiyle, braa < bırak. k önce ğ ünsüzüne dönüşmekte, daha sonra da ünlüleşerek komşu ünlüyü uzatmaktadır.

y düşmesiyle, kaari < Ar. gayri. ıya ses grubunun kaynaşmasıyla, acaardı < acıyardı. uya ses grubu kaynaşmasıyla, koraalım < koruyalım.

f ve y ünsüzlerinin düşmesi ve af, ay, uya, ıya ses gruplarının kaynaşmasıyla aa uzun ünlüsünün meydana gelmesi her zaman görülen ses olayları değildir. Bu örneklerin vatiz, koruyalım, acıyardı şekilleri daha yaygındır.

ee ünlüsü, daha çok ünsüz düşmesi ve ses grubu kaynaşmasıyla ortaya çıkan bir uzun ünlüdür. Aslî ee ünlüsünün bulunduğu iki Türkçe örnek olan geerili ve geeri kelimeleri geri ve gerili olarak da kullanılmaktadır. Arapça ve Farsça ödünç kelimelerde uzun e ünlüsü bulunmadığından ödünç kelimelerde korunan ee ünlüsü de yoktur. Bu sebeplerle Gagavuz Türkçesinde bulunan ee ünlüleri ses olayları ile ortaya çıkmıştır: ğ düşmesiyle, leen < Far. leğen, beenmââ < beğenmek. ağı ses grubu kaynaşmasıyla, başçeezim < başçağızım. eğ ( ee olmaktadır. iğe ses grubu kaynaşmasıyla, ceer < Far. ciğer. ahi ses grubu kaynaşmasıyla, zeer < Ar. zâhir. k düşmesiyle, imeelâr < yemekler. eki ses grubu kaynaşmasıyla, öteeyıl < öteki yıl. y düşmesiyle, peeda < Far. peydâ, beegir < Far. beygir < bârgîr. iya ses grubu kaynaşmasıyla, zeedâ < Ar. ziyâde, tabeet < tabiyat < Ar. tabîcat. iye ses grubu kaynaşmasıyla, needini < Ar. niyet, zeet < Ar. eziyet, terbeeli < Ar. terbiye+li.

ââ ünlüsü, ee ünlüsünden daha açık bir uzun ünlüdür. Aslî ââ ünlüsü, tââ ünleminde görülür. Arapça ödünç kelimelerde görülen bazı â ünlüleri incelmektedir. â > ââ ünlü değişmesiyle, lââzım ââ değişmesiyle, ince sıradan fiillerin şimdiki zaman birleşik çekiminde görülür: ölâârsâm, istâârsân, istâârdim.

ğ ( ââ ses grubu kaynaşmasıyla, tetââ < tetiğâ, ibââ < ibiğâ. üğ (
ee ünlüsü, kalın sıradan kelimelere gelen şimdiki zaman ekinde bulunan e ünlüsünün fiil kökündeki ünlüyle benzeşmesi sonucu ortaya çıkar. Gagavuz Türkçesine has bir uzun ünlüdür. ae > ee benzeşmesiyle, başleer < başla-er, aareer < ara-er, dooreer < doora-er. ıe > ee ben- zeşmesiyle, aceer < acı-er, taneer < tanı-er. Şimdiki zamanın birleşik çekiminde ee > aa olur: yaşaarsam, tanımaardın, yalabaardı.

ıı ünlüsü; ğ, v, y ünsüzlerinin ünlüleşmesi veya düşmesiyle ortaya çıkar. Aslî ıı ünlüsü bulunmamaktadır. ğ düşmesiyle, sıımaa < sığmak, sıır < sığır. ğ (
ii ünlüsü; ğ, h, k, y ünsüzlerinin düşmesi ve bu ünsüzlerin çevresinde oluşan ses gruplarının kaynaşmasıyla ortaya çıkmaktadır. Gagavuz Türkçesinde aslî ii ünlüsü bulunmamaktadır. diiren < Yun. trigen'den geliyor olmalıdır. ğ düşmesiyle, çiineerlâr < çiğnerler, iinâ < iğne, iirener < iğrenir, çii < çiğ. ğ (
oo ünlüsü de, o ünlüsü gibi ilk hecede bulunur. Gagavuz Türkçesinde aslî oo uzun ünlüsü ve Farsça ödünç kelimelerde görülen oo ünlüsü yanında ğ, h, v, y ünsüzlerinin düşmesiyle meydana gelen oo ünlüsü de bulunmaktadır. Aslî oo ünlüsü; tooz, toomruk, moor, booz, ateş kooru, koorunmaa, boorç. Farsça zûr, Gagavuz Türkçesinde zoor olarak kullanılmaktadır. ğ düşmesiyle, dooramaa < doğramak, doorudan < doğrudan, oolan < oğlan, oglan şekli de kullanılıyor. oğu ses grubu kaynaşmasıyla, ool < oğul. uğ ses grubu kaynaşmasıyla, booday < buğday. ohu ses grubu kaynaşmasıyla, toom < Far. tohum. ova ses grubu kaynaşmasıyla, koolaycak < kovalayacak. oyu ses grubu kaynaşmasıyla, koolaşer < koyulaşıyor.

öö ünlüsü, aslî olarak köör, köösâ kelimelerinde görülüyor. Ancak bu kelimelerin kör ve kösâ şekilleri de vardır. k ve y ünsüzlerinin içinde bulunduğu ses gruplarının kaynaşmasıyla ortaya çıkar. eki ses grubu kaynaşmasıyla, ötöögünkü < öteki günkü. öy > öö ~ üü ~ ö ~ ü değişmesiyle, söylâ > söölâ ~ süülâ ~ sölâ ~ sülâ, böylâ > böölâ ~ büülâ ~ bölâ ~ bülâ, öylâ > öölâ ~ üülâ ~ ölâ ~ ülâ.32

uu ünlüsünün aslî olarak görüldüğü bir tek örneğe rastlayabildik; uulumaa < ulumak. uu ünlüsü, daha çok ğ düşmesi ve ğ, v ünsüzlerinin içinde bulunduğu ses gruplarının kaynaşmasıyla ortaya çıkmaktadır. oo ünlüsüne dönüşen bazı hece ve ses grupları, hatta bazen oo ünlüsüyle örneği bulunan kelimelerdeki hece ve ses gurupları uu ünlüsüne dönüşebilmektedir: ğ düşmesiyle, uuramaa < uğramak, buura < buğra, tuula < tuğla. uuruna < uğuruna, uultu < uğultudan. buulanmaa < buğulanmak, uunmaa < uğunmak. ğ (
üü ünlüsüne ilk hecede çok rastlanmaktadır. İlk hece ünsüzleri kolayca eriyip ünlüleştiği için uzun ünlüler genellikle başta olmaktadır. Aslî olarak süütlen "bir bitki adı" örneğinde görülür. ö > üü değişmesiyle, süünmââ < sönmek. Bu ses değişmesi yanında ğ (
Gagavuz Türkçesinde uzun ünlüler eş sesli kelimelerdeki anlam ayrılığını göstermek gibi bir görev de üstlenirler: aaç, aç- (doymamış, aç-), kaar, kar- (kar, kar-), aart, art- (sırt, arka; fazlalaş-), aaz, az (organ, miktar), baaşla-, başla- (affet-, başla-), buul-, bul- (boğul-, bul-), sıır, sır (sığır, sır), uur, ur- (uğur, vur-), iilik, ilik (iyilik, ilik), been-, ben (beğen-, ben), düün,dün (düğün, zaman zarfı), süüt, süt (söğüt, süt).33

Uzun ünlülerin, her zaman eş veya yakın okunuşlu kelimeleri birbirinden ayırdığı söylenemez. aaç, aaç- (ağaç, aç), aarı, aarı (arı,ağrı), dooru, dooru (at rengi, doğru).34

Gagavuz Türkçesinde Türkçe kelimelerin büyük ve küçük ünlü uyumuna büyük ölçüde uydukları görülür. Türkiye Türkçesi yazı dilinde ses değişikliğine uğrayarak ünlü uyumu dışında kalan alma, kardaş gibi kelimeler, Gagavuz Türkçesinde aslî ses özelliklerini korurlar.

Eski Türkçe'deki -g ünsüzleri düşerken, Eski Anadolu Türkçesinde bu ünsüzlerin düştüğü hecelerin ünlülerinin yuvarlaklaştığı görülür. Eski Anadolu Türkçesinde olduğu gibi Gagavuz Türkçesinde de, kapu kelimesi böyle bir ses özelliği taşır ve küçük ünlü uyumuna uymaz. karpuz kelimesi ikinci hecedeki yuvarlak ünlüyü korurken, Ar. bârûd > barıt şeklini alarak küçük ünlü uyumuna uyar.

ö ünlüsünün etkisiyle, k ünsüzünün erimesi sonucu komşu olan ei ünlüleri yuvarlaklaşır ve öteki kelimesi, ötöö şeklini alarak ünlü uyumu bozulur. bütürlü < bu türlü birleşik kelimesinde ise ikinci unsurun ünlüleri birinci unsurun ünlüsünü kendilerine benzeterek ünlü uyumunu sağlar. da bağlacı genellikle kalın ünlülüdür ve ünlü uyumu dışında kalır: Sân da mı gülersin beni be?

+kI eki ise kalın sıralı kelimelere kalın ünlülü olarak gelir: yukardakı, çoktankı.

Arapça ve Farsçadan alınan bazı ödünç kelimeler, ilerleyici ve gerileyici ünlü benzeşmesiyle ünlü uyumuna uyar: Nışan < Far. nişân, barabar < Far. berâber, teneleri < Far. dâne, duşman < Far. düşmân, düşmen, ıcırannanmaa < Ar. hicrân + lanmak.

Türkçe kelimelerde meydana gelen bazı ünlü değişmeleri de ünlü uyumunu bozar: Çiirmışlar < çağırmışlar, çikardım < çıkardım, irak < ırak.
Türkçe kelimelerde ünlü uyumunu bozan en önemli sebep, ince sıradan kelimelere kalın ünlülü, kalın sıradan kelimelere ince ünlülü eklerin gelmesi, yani ek-kök ünlü uyuşmazlığıdır: Şenkana, baylâre, dizedan35 gezârkan, sayerız, püflamış, daylâre, ürtlukta < yurtlukta, sevmezkan, geliciykan, gideciyiz, Kişinevdakı, yarceezim, aarıye, dünnâyım.

Gagavuz Türkçesinde; -kan zarf fiili,+LAr çokluk eki,+In ilgi eki,+dan (
Eklerin kelime kök ve gövdelerine getirilişinde kalınlık incelik uyumuyla ilgili imlânın yeterince oturmamış olduğu dikkati çeker. Daha önemlisi pek çok kelime ünlü uyumuna uyan ve uymayan farklı şekillerde kullanılır: Sevdâ ~ sevda, turnelâr ~ turnam, sölâmeycam ~ sölâmeycân, çaarer ~ çiirmışlar, irak ~ yırak, dâârdilâr ~ dâârdilar, yınanamadım ~ inansan.

Ödünç kelimelerde kelimenin ikinci hecesindeki yuvarlak ünlünün korunduğu görülür: Balkon < Fr. balkon, vagon < İng. vagon, saburlar < Ar. sabûr, sabun < Ar. sâbûn.

Gagavuz Türkçesinde; bir kısmı belli bir kurala bağlı olmayan ses olayları sebebiyle, ünlü uyumları bazen ihlal edilse de, genellikle kalınlık-incelik ve yuvarlaklık-düzlük uyumlarının devam ettiği görülmektedir.

Gagavuz Türkçesinde orta hece ünlüsü durumundaki a, e geniş ünlüleri düşebilmektedir: İnancaam, ordan, burdan, nezman nerdâ.

Ön seste e ve ı ünlüleri ses tekrarları sebebiyle düşmektedir: Meklemââ< emeklemek, zeetlenmek< eziyetlenmek, şılı < ışıklı, şılak < ışılak, sırgaannık < ısırganlık.

Orta hecede ı düşmesi oldukça yaygındır: Ardırmış < ağrıdırmış, aykırladık < aykırıladık, "kestirmeden gittik", sayleer < sayılıyor, kıvrak < kıvırak. Son seste ı ünlüsü r, y ve z ünsüzleri yanında düşebilir: Alla raz olsun, dışar kapusu, orey burey. İç seste ı düşmesi sebebiyle kelime çift ünsüzle başlar: braadılar < bıraktılar.

Ön seste i ünlüsünün düştüğü örnekler şunlardır: İ- yardımcı fiiliyle yapılan şart çekiminde genellikle düşer: Tabannar sa. Yabancı söyleyişlerin etkisiyle İstanbul > Stanbol olabilmektedir. M ünsüzünden önce, meci < imece sözünde düşmüştür. Kelime kaynaşmalarında için edatının ön sesinde düşebilir: İş'çin. Orta hece ünlüsü olan i ünlülerinin düşmesi yaygındır: Besli < besili, naafle < Ar. nâfile, benzin < benizin. İç seste i düşmesi sebebiyle kelime çift ünsüzle başlayabilir: Blezik < bilezik, braz < biraz. Son seste i ünlüsü y etkisiyle düşer: Nerey < nereyi.

Ön seste u ünlüsü, falamaa < ufalamak örneğinde; orta hece ünlüsü olarak ise pek çok yerde düşer: Ustraylan < Far.usture, kobza < kopuz, boyndruk < boyunduruk, uyyarım < uyuyorum, burnum,yavklu< yavuklu, koynum.

Gagavuz Türkçesinde, ön seste ilaiksız < Ar. lâciksiz örneğinde i, Urum örneğinde u ünlüleri türer. İç türeme örnekleri de şöyledir: Tatari'nin kadınası < kadın örneğinde a, şerebet < Ar. şerbet örneğinde e, kısırak < kısrak örneğinde ı, hasiret < Ar. hasret örneğinde i, komuşusunu < komşusunu, kulubunu < kulpunu, amuca Ar. cammca örneklerinde u ünlüleri türer. Son seste ise; kobza < ko­puz, şenkana, yurta < yurt örneklerinde a, maamile < Ar. mâ'mûl, düşünürkenâ örneklerinde e, â; iyelik eki kalıplaşmaları sebebiyle de dev adamı, saabi gibi örneklerde ı, i ünlüleri türemektedir.

Gagavuz Türkçesinin ünsüzleriyle ilgili özellikler de şöyle sıralanabilir.
b, c, d, g ünsüzleri, son seste p, ç, t, k ünsüzlerine dönüşür: cuvap < Ar. cevâb, hesap < Ar. hesâb; ilaç < Ar. ilâc; imdat < Ar. imdâd, mabet < Ar. macbed; renk < Far. reng.

ç ünsüzü, son ses ünsüzü olduğu durumlarda kelimeye ünlüyle başlayan bir ek geldiğinde tonlulaşır: Oruç > orucuna, uç > ucuna.

g ünsüzü, diğer Oğuz grubu Türk lehçelerinde olduğu gibi, ğ ünsüzüne dönüşmüştür. Ancak Gagavuz Türkçesinde bu ses de kalıcı olmamış; g > ğ ünsüzü, iki ünlü arasında ya düşmüş ya da ünlüleşerek komşu ünlüyü uzatmıştır: aaç < ağaç, düün, cerlerim < Far. ciğer. Kelime ortasında bazen ğ > y olur; diydim < değdim, iye < eğe. Bu ses değişmeleri sebebiyle ğ ünsüzü, Gagavuz Türkçesinde tamamen kaybolmuştur.

h ünsüzü ön seste, iç seste ve son seste bazen düşer: üük < höyük, toom < Far. tohum, kiile < Ar. kehle "bit", sabaylen < Ar.sabâh+leyin, günââ < Far. günah. Bazen de h > y, h > f olur zihtin < Ar. zeytin, yısım < hısım, ruf < Ar. rûh, sarfoş < Far. serhoş.

j ünsüzü, sadece ödünç kelimelerde kullanılır: Jandar < Rus. jandar "jandarma", slujba < Rus. slujba "memuriyet".

l ünsüzü; iç seste genizsi dişeti ünsüzü n ve genizsi dudak ünsüzü m önünde gerileyici benzeşmeye uğrar: samannık, annamaa, diyşilsinnâr, onnar; gamnı, ölümnük, kumnukta.

r ünsüzü, dudak ünsüzleri yanında düşebilir, fakat komşu ünlü uzamaz: debeştirerek < depreştirerek, göz kıpmaa < kırpmak.

t ünsüzü, son ses ünsüzü olduğunda kelimeye ünlüyle başlayan bir ek gelince iki ünlü arasında genellikle tonlulaşarak d olur: kiyat ( kiyadı, büüt > büüde, aart > aardına.

y ünsüzü, konuşma dilinde e- ünlüsünden önce yarı ünlü olarak söylenir: ev ~ yev, eş ~ yeş.

 ünsüzü; tonsuz, kapanmalı bir diş ünsüzüdür. Gagavuz Türkçesine Rusça ve Moldovancadan giren kelimlerde ve bazı yansımalarda kullanılmaktadır: gıırÂ, kıÂırdatmaa Âsink < Rus. tsink, Âsigara < Rus. tsigara.

Şekil Bilgisi

Gagavuz Türkçesinde kelime yapımı ve çekimi büyük ölçüde Türk dilinin genel morfolojik kurallarına tâbidir. Ancak bazı şekil özellikleri bakımından kendine has nitelikler gösterir. Burada üzerinde durulacak hususlar da bunlardır.

+lI eki bulunma +sIz eki bulunmama anlamı katan, yani zıt fonksiyonlar taşıyan ekler olmasına rağmen Gagavuz Türkçesinde, aynı kelime köküne getirildikleri görülmektedir: sak+lı+lık+sız, bel+li+siz, düşman+sız+lı.

Ek yığılmaları Gagavuz Türkçesinde sık görülen gramatikal özelliklerden biridir: Türlülü, iiliklââ örneklerinde kelimeye getirilen birinci ekin fonksiyonu unutulurak aynı cinsten bir ek daha getirilmiştir. Bu türden diğer ek yığılması örnekleri şunlardır: Buzlukluundan < buzluk+luk+un+dan, doorulukluk < dooruluk+luk, körlüklüü < körlük+lük+ü, üceliklââ < ücelik+lik+â, yannış-lıklıı < yannışlık+lık+ı. Rusça plen kelimesi "esirlik, esaret" anlamına geldiği halde, kelimenin bu anlamı unutularak +nik eki getirilmiştir: Plennik.

Gagavuz Türkçesine has bazı yapım ekleri de şunlardır:
-Gun-: Durgunmaz "yorulmaz, durmaz" bitki durguntu "son durak".
-gut-: durgutmaa "durdurmak".

+irgen- sesirgen- örneğinde "ses dinlemek", sesirgen örneğinde ise "ses dinleyen" şeklinde sıfat fiil olarak kullanılmaktadır.

Gagavuz Türkçesinin morfolojisinde bazı yabancı unsurlar bulunmaktadır. Yer adı yapan Farsça +istan eki, Gagauzistan örneğinde olduğu gibi, Gagavuz Türkçesinde de kullanılır. Bundan başka bazı Arapça Farsça ekler de ödünç kelimelerle birlikte Gagavuz Türkçesine girmiştir. Romence iş ve uğraşma adı yapan +ru eki de aynı şekilde bir kelimede kalıplaşmış olarak görülür: Çizmâru "çizmeci". Slav dillerinden, muhtemelen Bulgarcadan alınan ve dişilik ifadesi taşıyan +(y) ka eki ise çok yaygın olarak kullanılır. Bu ek, büyük ünlü uyumuna uymaz ve vurgusuzdur. Türkçede cinsiyet ifade eden ekin bulunmaması sebebiyle + (y) ka ekinin Gagavuz Türkçesini diğer Türk şivelerinden ayırdığı yolunda yaygın bir düşünce vardır.37

Bu ekin fonksiyonu Türkçede sıfatlarla karşılanır. Zaten ek çoğu yerde cinsiyet ifade eden bir sıfatla birlikte kullanılmaktadır. Bu durum, ekin fonksiyonunun yeterince oturmadığını, şeklî kaldığını gösterir: aaretka "ahretlik kızkardeş", acıyka-malim "hacı annem", Beşalmalıyka-'Beşalmalı kadın", Gagauzka "Gagavuz kadın", ihtiârka "ihtiyar kadın", izmetçiyka "kadın hizmetçi", kafadarka "kız arkadaş", karı çorbacıyka "kadın patron, kız solistka, kurtka "dişi kurt", saabiyka "kadın patron", tayka "dayı, anne akrabası", ürediciyka"bayan öğretmen".

+yka eki almış olan güngörmâzka çiçââ, konuşka "gezginti, eğlence" örneklerinin cinsiyetle bir ilgisi bulunmamaktadır.

Gagavuz Türkçesinin isim çekim ekleri ve kullanılışı konusunda görülen en önemli farklılık da hâl ekleri görev değişikliğidir. Bu gramer olayı, Türkçenin bazı ağız ve şiveleri ile tarihî Türk şivelerinin bir hâtırası olarak devam etmekte veya bazı ünlü değişmeleri ve yabancı dillerin etkisiyle ortaya çıkmaktadır.

Gagavuz Türkçesinde, hâl ekleri arasındaki görev değişikliğinin her çeşidini görmek mümkündür.38 Bunlardan en yaygını yapma hâliyle yönelme hâli arasındaki görev değişikliğidir.

Komşu dar ünlülerin ve yarı ünlü y ünsüzünün darlaştırma etkisiyle ortaya çıktığı düşünülen bir görev değişikliğidir: bak sân budalayı, inanma zenginneri, Bak sân işi, Sândân kaari kim beni acıyacak, etiştilâr onu, ver onu bırayı, giderlâr bakmaa aullarını, bân hiç bir eri çıkmeerım, acısa onu Alla, Nereyi götürersin o danayı ba Delicâ, nereyi gideyim, O sade kendi kızlarını bakar, Bunu mu sizi şkolada üürederlâr, Neçin sân az bakersın kendi üstünü, doftor baker beni, Pin burayı, bizi bakan toprak, bir askeri göz kulak olsun.

Yönelme hâlinin yükleme hâli yerine kullanılması kadar yaygın değilse de, yer yer karşılaşılan bir hâl eki görev değişikliği de yükleme hâlinin yerine yönelme hâlinin kullanılmasıdır. Bazı hâllerde; çarşafları ur ütüye, Tez giydirerlâr onu eni urbalara örneklerinde olduğu gibi aynı cümle içinde yapma ve yönelme hâli birbirinin yerine kullanılmaktadır. Diğer örnekleri de şunlardır: Bırak düşünmâ buna, Biz sizâ konak edecez.

Gagavuz Türkçesinin edatları arasında, sorma ünlemi olan nasıl ve nicâ, önünde kullanıldığı kelime veya ibâreyi benzerlik ifâdesiyle yükleme bağlamaktadır.39 Bu fonksiyonuyla nasıl, nicâ kelimelerini bağlaç olarak da değerlendirmek mümkündür. Fakat bu edatların kullanıldığı kelime grubunda bağımsız bir hüküm ifâdesi bulunmadığı için nasıl, nicâ kelimelerini son çekim edatı fonksiyonuyla kullanılan, fakat kelime veya ibâre başına getirilen Gagavuz Türkçesine has bir benzerlik edatı saymak yerinde olacaktır.

Üreklerindâ sa duygu paktı, nasıl gün duuması, Boran kaavi itirârdi askerleri geeri, nasıl bir büük biyaz ayı.

Gidârmişlâr su üstündâ nicâ kuruda, Gagulinin suratı buruştu, nicâ körük derisi, Sân biâzsın nicâ kireç, Vilenanın elleri bir anda düştülâr nicâ kanatçıklar.

Farsça beter "daha kötü" kelimesi Gagavuz Türkçesinde "yüzünden, sebebiyle" fonksiyonuyla sebep edatı olarak kullanılmaktadır.

Bu beterâ çok ot kesilmedik kaler, benim beterimâ, zenginnerin beterinâ, Bu beterâ eski Oğuzların aralarında çok kerâ oler baarışmalık.

de- fiil köküne -(y) i- zarf fiili ve -n vasıta eki getirilerek tiyin şeklinde türetilmiş ve Eski Türkçeden beri kulanılmış olan deyni Gagavuz Türkçesinde de aynı fonksiyonuyla devam etmektedir. Diğer Oğuz grubu Türk lehçelerinde ise diyü, diye gibi şekiller yaygındır.40 Gagavuz Türkçesinin bir diğer farklılık arz eden zarf fiil eki -dlcAAn (An) ekidir4"!.
Ani o kaavi adamdı deyni, gitmââ evâ deyni, yalannan yaşamaa deyni.

Gagavuz Türkçesinin fiil çekimlerinden şimdiki zaman çekimi -er/-er, geniş zaman çekimi -ar/-âr, -Ir, -r ekleriyle; gereklik çekimi ise lâzım sözüyle yapılır. Bunların dışındaki fiil çekimleri, bazı ufak fonetik değişiklikler dışında Türkiye Türkçesiyle aynıdır.

Cümle Bilgisi

Gagavuz Türkçesinin, uzun yüzyıllar bir konuşma dili olarak kalması, Gagavuzların çok dilli ortamlarda yaşamaları gibi sebepler, Gagavuz Türkçesinin cümle düzenini bazı bakımlardan genel Türk cümle düzeninden bir ölçüde farklılaştırmıştır. Gagavuz Türkçesinde kullanılan; açan, allelem/allele/alle, ama, ancak, ani, aniki, bari/bare/barikim, bekim, bile, bolay, da/de/ta/te, eer/er/eerlem, kâni, ki, könâ, makar ki, neçinki, onuştan, osa, osaydı/osıydı, sa, sansın/sanki, zerâ/zerâm gibi cümle başı bağlaçları birleşik cümlede yeni ve farklı yapılar ortaya koymaktadır.42 Bu farklı yapılar sebebiyle Dimitriev, Gagavuz Türkçesi söz dizimini Rusçanın söz dizimiyle karşılaştırmıştır.43 Cümle konusunu ele alan daha sonraki araştırmacılar da Gagavuz cümle yapısının Türk ve Slav cümle yapısına benzeyen özellikleri üzerinde durmuşlardır.44 Ancak bazı araştırmacılar, Gagavuz cümle düzeninde tespit ettikleri bazı yapıları iki dil grubuna da dahil edememektedir.45 Gagavuz cümle yapısında da Türk cümle yapısında olduğu gibi düz, devrik ve kesik (eksiltili) olmak üzere üç cümle düzeni olduğu söylenebilir.

Düz Cümle

Zaman zarfı, özne, nesne, yüklem düzeniyle kurulan düz cümleyi; esasında, yüklemin sonda bulunduğu cüm­le yapısı olarak belirlemek daha doğru olur. Türk kültürünün ortak mirasının Gagavuz Türkleri
arasındaki uzantılarından olan atasözleri ve vecizeler (söleyişler) genellikle düz cümle formundadır.

Bu durum Gagavuz Türkçesinin asıl cümle düzeninin düz cümle olması gerektiğini ortaya koyan en önemli ip uçlarındandır.

Küsü geçer, ama laflar unudulmeer. Her işten kaçacan, salt kendi kendindân kaçamaycan. İnsanı bilgi zengin eder. Tencerâ tukurlanmış da kapaanı bulmuş. Çok laf dermendâdir. Uşaan, imesi helalmış, ama giymesi harammış.

Çok yaygın olmamakla birlikte şiir ve nesir cümlelerinde de düz cümleye rastlanır: Gagauz erâ kilim hiç döşemâz. Baari bir kıza sevinmâk getir. Bekim padişahın kızı artık evlendi.

Temel cümlesi ve yan cümleleri düz cümle olan birleşik cümleler de kullanılmaktadır: O her sabaa bir parçacık ekmek için koçina paklardı, dam kürüyârdi, beygir kaşıyordı. Açan yaamurlar yayıcek, sân o zaman yıkanasın. Hasta mı yatacam osa ölecâm mi? Kaazlar baarer, gülüş koper, ani iki ahmak düüşer. Vakıt geç oler, tombarlak ay yukarı çıkar.

Devrik Cümle

Gagavuz Türkçesinde devrik cümle normal bir ifâde biçimi halini almıştır. Kısmen Karaim ve Çuvaş Türkçesinde de görülen devrik cümle hiç bir Türk lehçe veya şivesinde Gagavuz Türkçesindeki kadar yaygın değildir.46 Gagavuz Türkçesinde devrik cümlenin kendi içinde bir düzeni olduğunu söylemek de oldukça zordur. Cümlenin temel unsuru olan yüklemin başta veya cümle ortasında herhangi bir unusurun yanında sabit bir yeri bulunmamaktadır. Hatta birleşik cümlelerin bir bölümü düz, diğer bölümü devrik olabilmektedir.

Yüklemi başta olan basit devrik cümleler: Girişmişim bu şindi çıraa zeetlemââ türlü maanalar bulmaa. Yapasın bir topuz kırk okadan. Geçirmişiniz siz, lodi bati, zooru. Geldilâr hem noyabri günneri.

Yüklemi başta olan birleşik devrik cümleler: Buler çocuk kendi gözlerini da koyer onnarı erinâ. Geldi kuş, düştü kar, sıktılar ayazlar. Beenirsâniz biri birinizi, ol bizâ güvââ.

Yüklemi ortada olan basit devrik cümleler: Bir evdâ var iki insan. Sokakta görünmââzdi kimseycii. Gücülâ geldi sabaalen. 

Özne + Yüklem + Yardımcı unsurlar dizilişine uyan devrik cümleler: Batı dillerinin büyük bir kısmının cümle dizilişi bu kurala uymaktadır. Gagavuz Türkçesindeki örnekleri de şunlardır: O aldı kızı incâ belindân. Saç kıraalıdır başımda. Sân, yapma bana bölâ eşek şakası. Onnar büyüyerlâr halklı köklerdân.

Yüklemi ortada olan birleşik devrik cümleler: O ba çekârdi onu buynuzlarından ba savaşardı kaldırtmaa kamçının sapınnan, ba baalardı onu çatıylan. Bir gün Dev Ooluna geler haber, ani tepegöz kapmış padişahın kızını. Kız durardı günâ karşı, elindâ tutardı bir kaç çiçek.

Düz ve devrik cümlelerden kurulu birleşik cümleler: O gidârdi, ama kendi da bilmezdi nereyi. Kılıçları bilâ, zerâ geler savaş. Bütün kış borçlanmış, ki yaz da kısa gelirmiş borçlar için işlemââ. Babu kaşıı almamış, ama kaldırmış çüveni da bir solukta içmiş çorbayı.

Yüklemi başta bulunan ve ortada bulunan cümlelerden kurulu birleşik devrik cümleler: Geçti güz, geldi kış, ama Jenâ istemâzdi başka buluşmaa Vladiylân. Bey oolu beenmiş bu gözâl çiftçi kızını da istemiş onu aldatmaa. Şindi çıkar çocuk kapu önünâ da hazırleer kendi topuzunu.

Kesik (Eksiltili) Cümle

İfadeyi tamamlayan temel cümle unsurlarından birinin, özellikle de yüklemin eksik olduğu cümlelerdir.

Gagavuz Türkçesinde, bazı şartlı birleşik cümlelerde şart ifâdesi taşıyan yan cümledeki cümle başı bağlacının şart anlamı taşımasından dolayı, yan cümlenin şart çekimindeki yüklemi kullanılmamaktadır: Karşı gelen şılaklar geçârdilâr, nasıl kelebeklâr fenerin dolayanında... (dolaşırlarsa). Sevinerim bân sana, nicâ çiftçi yaamura. (sevinersâ).

Yardımcı veya temel cümlenin yükleminin gösterdiği iş veya bildirdiği yargı yeterli görüldüğünde birleşik cümlenin diğer kısmının yüklemi kullanılmamaktadır:

Onnar laftan annamerlar, sade kurşumdan. (annarlar).
Karşılıklı konuşmalarda soru kısmında söylenen cümle unsurları cevap kısmında söylenmemektedir:

⦁ E bunda ne var?
⦁ Arpa toomu. (var)
⦁ Bunnarın hepsini sân mi yaptın?
⦁ Bân. (yaptım)
⦁ Kendin mi? (yaptın)
⦁ Kendim. (yaptım)

Tarihî gelişimini siyasî ve kültürel dayanakları bakımından ele aldığımız ve bugünkü gramer özelliklerini ses, şekil ve cümle yapısı bakımından değerlendirmeye çalıştığımız Gagavuz Türkçesi, Oğuz grubu Türk lehçelerinin batı kolu içinde yer alır ve Türkiye Türkçesine herhangi bir Balkan Türk ağzı kadar yakındır.

Gagavuz Türkçesinin fonetiği bilhassa ünlüleri bakımından zengindir. 10 normal, 10 da uzun ünlü bulu­nan bu lehçede, özellikle aslî uzun ünlüler ilgi çekici bir görünüm arz eder. Ayrıca kelime başında u diftonguyla söylenen o ve ü diftonguyla söylenen ö ünlüleri, ön seste y- türemesi veya i diftonguyla söylenen e ünlüsü ı-e arası bir sesle söylenen e ünlüsü Gagavuz Türkçesinin farklılık gösteren ünlüleridir.

Gagavuz Türkçesinde kelime yapımı ve çekimi genel Türk dili kuralları içinde gelişir. Sadece Slav dillerinden alınmış yarı fonksiyonel cinsiyet eki -yka bakımından bir farklılık görülür. Hâl eklerinde görülen görev değişikliği ise, bağlantıları tarihî ve çağdaş Türk lehçelerine uzanan hareket nesne ilişkisinin zamana veya coğrafyaya bağlı olarak farklı biçimlerde algılanmasından kaynaklanan bir durumdur.

Gagavuz Türkçesinin sentaksı, gramerin diğeralanlarına göre, pek çok bakımdan farklı özellikler gösterir. Bu durum Gagavuzların çok dilli ortamlarda Türk dilinin söz dizimini ve mantık örgüsünü başka dillerle karıştırmalarından kaynaklanmaktadır. Ancak Gagavuz söz diziminde genel Türk dilinde olduğu gibi düz cümle de kullanılmaktadır.

Kendine has pek çok özelliği ile genel Türk dili içinde önemli bir yere sahip olan Gagavuz Türkçesi 1957'den beri bir yazı dili olma kimliği kazanmıştır. 1990'ların başında Gagavuz Yeri'nin resmî dillerinden biri olma hukukunu kazanan Gagavuz Türkçesi, yeni dönemde, bir iletişim, eğitim ve kültür dili olmanın mücadelesini vermektedir.

1 Reşit Rahmeti Arat, "Türk Şivelerinin Tasnifı", Makaleler I, TKAE yay., Ankara 1987, s. 59-149.
Talat Tekin, "Türk Dil ve Diyalektlerinin Yeni bir Tasnifi", Erdem, C. 15, S. 15, Ocak 1989, s. 141-168.
2 L. A. Pokrovskaya, "Gagauzkiy Yazık", Yazıki Naradov SSSR II. Tyurski Yazıki, Moskva, 1966, s. 136.
L. A. Pokrovskaya, "Kratkiy Oçerk Grammatika Gagauzkogo Yazıka", Gagauzkogo-Russko-Moldavskiy Slovar, Moskva, 1973, s. 612-613.
L. A. Pokrovskaya, Sovremennıy Gagauzskiy Yazık (Kurs
Leksik), Komrat 1997, s. 24, 32-41.
F. R. Zeynalov, Türkologiyanın Esasları, Bakü, 1980, s. 165.
3 Wlodzimierz Zajaczkowski, Jezyk i Folklor Gagauzow z Bulgarii, Krakowie 1966, s. 18-19.
4 A. Dilaçar, Türk Diline Genel Bir Bakış, TDK yay., Ankara 1964, s. 120-125.
5 Gerhard Doerfer, "Das Gagausische", Philologiae Turcicae Fundamenta, Wiesbaden_1959, s. 262.
6 Tadeusz Kowalski, "Kuzey-Doğu Bulgaristan Türkleri ve Türk Dili", çev. Ö. F. Akün, E. F. Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi, C. 3, S. 3-4, 31 Mart 1949, s. 494-495, 498-500.
7 Mefkûre Mollova, "Sur le terme 'Karaman" et les reches sur les 'Karaman", Güney Doğu Avrupa Araştırmaları Dergisi, S. 8-9 (1978-1980), İstanbul 1980, s. 220.
Mehmet Eröz, Hıristiyanlaşan Türkler, Ankara 1983, s. 41.
8 Acaroğlu, Ankara 1939, s. 106. Atanas Manof, Gagauzlar (Hıristiyan Türkler), çev. Türker
9 Mıhaıl Cıachır, Besarabiealâ Gagauzlarân İstorieasâ, Chışınau 1934, s. 35-36.
D. N. Tanasoğlu, "Gagouzların İstoriyası", Ana Sözü, 10 Ağustos 1991, s. 10.
10 Mihail Guboğlu, "Gagauzların Türkçe Dili, Edebiyatı ve Tarihi Hakkında Araştırmalar", Beşinci Milletlerarası Türkoloji Kongresi, İstanbul, 13-28 Eylül 1985, Tebliğler, Türk Dili c. II, İstanbul 1987, s. 65.
11 Hasan Eren, "Gagauz Türkçesi", Türk Ansiklopedisi c. XVI, MEB yay., İstanbul 1968, s. 110. Wlodzimierz Zajaczkowski, "Gagauz", Encyclopedie Islam C. II, Leiden 1965, s. 972. L. A. Pokrovskaya, "Kartkiy Oçerk Grammatika Gagauzkogo Yazıka", s. 613.

12 Pravila orfografii i punktuatsii Gagauzkogo Yazıka (proekt), Komrat 1994, s. 5-11.
13 Orfografiçeskiy slovar Gagauzkogo Yazıka Gagauz Dilinin Orfografik Laflıı, Komrat 1997, s. 5.
14 G. A. Gaydarci, E. K. Koltsa, L. A. Pokrovskaya, B. P. Tukan, Redaktör, N. A. Baskakov, Gagauzkogo-Russko-Moldavskiy Slovar, Moskva, 1973.
Türkçesi, İsmail Kaynak, A. Mecit Doğru, Gagauz Türkçesinin Sözlüğü, KB yay. 1, Ankara, 1991.
e ünlüsünün â ünlüsünden iki derece daha dar olduğu konusunda bk. Tadeusz Kowalski, a.g.m., s. 493.
15 L. A. Pokrovskaya, "Kratkiy Oçerk Grammatiki Gagauzkogo Yazıka", s. 616.
16 L. A. Pokrovskaya, "Kratkiy Oçerk Grammatiki Gagauzkogo
Yazıka", s. 615.
17 Kotenko Valentina, "Gagauz Fonetiğinin Bazı Problemleri", 23-25 Ekim 1991 Kayseri, Türk Dünyası Kurultayında sunulan bildiri.
18 Ahmet Bican Ercilasun, Örneklerle Bugünkü Türk
Alfabeleri, KB yay. 281, Ankara 1989, s. 11, 122.
Tuncer Gülensoy, "Gagauzlar", Türk Dili Edebiyatı Ansiklopedisi C. III, İstanbul 1979, s. 270.

19 Abdülmecit Doğru-İsmail Kaynak, a.g.e., a maddesi vd.
20 Enver Mahmut, "Gagauz Türkçesi", Türk Kültürü, S. 335 yıl: XXIX, Mart 1991, s. 150.
21 Harun Güngör-Mustafa Argunşah, Gagauz Türkleri Tarihi, Folkloru, Halk Edebiyatı, KB yay., Ankara, 1990.
Nevzat Özkan, Gagavuz Türkçesi Grameri, TDK yay., Ankara 1996, s. 42-43.
22 Wlodzimierz Zajaczkovski, a.g.e., s. 8.
23 L. A. Pokrovskaya, Grammatika Gagauzkogo Yazıka Fonetika i Morfologiya, Moskva 1964, s. 26.
24 A. Dilaçar, a.g.e., s. 121.
25 Ahmet Bican Ercilasun, a.g.e., s. 11-122.
26 Abdülmecit Doğru-İsmail Kaynak, a.g.e., e maddesi.
27 'a ile gösterildiği yerler için bk. Tuncer Gülensoy, a.g.m., s. 269. Enver Mahmut, a.g.m., s. 150 (22).
28 e ile gösterildiği yerler için bk. Harun Güngör-Mustafa Argunşah, a.g.e., s. Vlll.
â ile gösterildiği yerler için bk. Nevzat Özkan, a.g.e., s. 43. Wlodzimierz Zajaczkowski, a.g.e., Metin kısmı.
Anadolu ve Rumeli ağızlarındaki â için bk. Ahmet Caferoğlu, Anadolu ve Rumeli ağızlarında Ünlü Değişmeleri, TDAY Belleten 1964 TDK yay. 240, Ankara, 1964, s. 8.
29 L. A. Pokrovskaya, Grammatika Gagauzkogo..., s. 28.
30 Tadeusz Kowalski, a.g.m., s. 492.
31 Talat Tekin, Türk Dillerinde Birincil Uzun Ünlüler, Ankara 1995, s. 46.
32 L. A. Pokrovskaya, Grammatika Gagauzkogo. , s. 36.
33 N. D. Arabacı, L. A. Pokrovskaya, D. N. Tanasoğlu, Gagauz Dili 4-5. Klasslar İçin, Kişinev 1988, s. 53.

34 Gerhard Doerfer, a.g.e., s. 264.
35 değin edatı ekleşir ve bütün kelimelere -dan şekliyle eklenerek ünlü uyumunu bozar.
36 Bulgaristan Gagavuz Türkçesinde de ek-kök ünlülerinin uyuşmazlığı yaygındır. Bk. W. Zajaczkowski, a.g.e., s. 10-11; giderlar, daylerde, gelmişkan, gezerkan, kane, kıze, istersan, boşarsen, elnan, seninan. de bağlacı da uyuşmazlık gösterir: bir da, bir şey da v. b.
37 L. A. Pokrovskaya, "Kratkıy Oçerk Grammatiki Gagauzkogo Yazıka", s. 622.
Tadeusz Kowalski, a.g.m., s. 495.
Wlodzimierz Zajaczkowski, "Gagauz", s. 972.
Hasan Eren, "Gagauz Türkçesi", Türk Ansiklopedisi c. XVI, s. 110.

Gerhard Doerfer, "Das Gagausische", Philologiae Turcicae
Fundamenta, Wiesbaden, 1959, s. 261.
A. Dilaçar, a.g.e., s. 121.
38 Geniş bilgi için bk. Nevzat Özkan, Uygur Türkçesi ve Gagavuz Türkçesinde Hâl Ekleri Görev Değişikliği, Tuncer Gülensoy Armağanı, Kayseri 1995, s. 299-317.
39 Nasıl ve nicâ sözlerinin bu ve diğer kullanışları için bk. Nevzat Özkan, Gagavuz Türkçesinde "nasıl" ve "nice" Sözlerinin Kullanılışı, 4. Uluslar Arası Türk Dili Kurultayı, 24 Eylül 1 Ekim 2000, İzmir.
40 Necmettin Hacıeminoğlu, Türk Dilinde Edatlar, s. 92-198; Eski Türkçe'de tiyin "arkış ıdmaz tiyin süledim" (Bilge Kağan Doğu, 25).
41 Bu ek için bk. Nevzat Özkan, -Dlk Sıfat-Fiil Ekinden Yapılmış Zarf-Fiil Ekleri ve Gagavuz Türkçesinde Bir Zarf-Fiil Eki: -DıcAAn, 3. Uluslar Arası Türk Dili Kurultayı, 23-27 Eylül 1996. Yayın: TDK yay. 678, Ankara 1999, s. 891-900.
42 Cümle başı bağlaçlarının kullanılışı için bk. G. A. Gaydarci, Gagauzskiy Sintaksis, Kişinev 1973. G. A. Gaydarci, Gagauzskiy Sintaksis, Kişinev 1981.
43 Gerhard Doerfer, a.g.m., s. 271.
44 Astrid Menz, Gagausische Syntax Eine Studie zum kontaktinduzierten Sprachwandel, Wiesbaden 1999.
45 Yuu Kuribayashi, Existential Sentence and Word Order in Gagauz, Shogai To and Fujishiro, Turkic Langua.g.e.,s, Discription and Langua.g.e., Contact, Kyoto.
46 F. R. Zeynalov, a.g.e., s. 163.

  
11522 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın