• Anasayfa
  • https://www.facebook.com/tarihtarihcemiyeti/
  • https://twitter.com/ttcemiyeti
TAVSİYE KİTAP
60.000'lik Tarihi Fotoğraf Arşivi
Başkurt Türkçesi ve Yazı Dilinin Gelişimi / Yrd. Doç. Dr. Göksel Öztürk

Bugün %75'inin Rusya Federasyonu'na bağlı özerk bir cumhuriyet olan Başkurdistan'da yaşayan Başkurtların nüfusu 1.300.000 kadardır. XX. asrın yirmili yıllarına kadar Başkurtça, Başkurt Türkçesi veya Başkurt dili diye anılan bir yazı dilleri olmayan Başkurtlar, yazı dili olarak; XIX. asrın ikinci yarısına kadar İdil-Ural boyu Türkçesini (Bulgar Türkçesi), XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Tatar Türkçesini ve nihayet Ekim devriminden sonra da yeni oluşturulan Başkurt Türkçesini yazı dili olarak kullanmışlardır.

Başkurt Türkçesinin tarihi gelişimi ile ilgili birbirine yakın üç önemli görüş vardır:

J. G. Kiyekbayev,1 Başkurt Türkçesinin tarihi gelişimini üç devreye ayırır:

1) XV-XVI. yüzyıllardan başlayarak XIX. yüzyılın ikinci yarısına kadar olan edebi dil: Klasik halk edebiyatı ürününlerinde, destanlarda, yırlarda, hikayelerde, rivayetlerde, kahramanlık destanlarında, efsanelerde ve diğer halk edebiyatı ürünlerinde rastlanılan dil. Bu devirde Başkurt halkının resmi yazı dili olarak Ural-Volga (İdil) boyu Türki2 dili kullanılıyor.

2) XIX. yüzyılın ikinci yarısından Ekim (1917) devrimine kadar olan devir: Başkurt dili esasına dayalı yazı dili oluşturma çalışmalarının başladığı devir. Bu devrin sonunda, XX. yüzyılın başından Ekim devrimine kadar Başkurt topluluğunun resmi yazı dili olarak Başkurt dilinin leksik, gramatik özellikleri de göz önünde bulundurularak Eski Türki diline yakın olan eski Tatar dili kullanılıyor.

3) Ekim devriminden sonraki ilk yıllardan başlayarak (1919-1922) günümüze kadar olan devir: Yerel Başkurt ağızlarının esas alındığı edebi yazı dilinin meydana geldiği devir.

G. B. Xösâyinov3 ise, Başkurt edebi dilinin gelişmesini iki devreye ayırır:

1) XIII-XIV. yüzyıldan Ekim devrimine kadar olan devir: Bu devir kendi içinde ikiye ayrılır:

a) XIII-XIV. yüzyıldan XIX. yüzyılın sonuna kadar olan devir: Bu devirde edebi dil olarak Kıpçak dili tesirindeki kabile dili esasında meydana gelen Ural-Volga (İdil) boyu Türki dili kullanılıyor.

b) XIX. yüzyılın sonundan Ekim devrimine kadar olan süreç: Bu süreçte yazı dili olarak Tatar yazı dili kullanılıyor. Ekim devriminden sonraki devir "Başkurt milletinin milli edebi dili devri"'dir.

2) 1919-1922 Yıllarından başlayarak günümüze kadar gelen devir. E. F. İşbirzin4 de Başkurt edebi dilinin gelişmesini ikiye ayırıyor:

1) Millet olana kadar olan devir. XIII. yüzyıldan XIX. yüzyılın sonlarına kadar olan devreyi içine alan bu devir kendi içinde dörde bölünüyor.

a) XIII. yüzyıldan XVI. yüzyılın ortalarına kadarki dönem: Bu dönemde leksik gramatik farklılıklarla birlikte Orta Asya Türki diline yakın olan Ural-Volga (İdil) boyu Türki dili edebi dil olarak kullanılıyor.

b) XVI. yüzyılın ortasında XVIII. yüzyıla kadarki dönem: Bu dönemde Ural-Volga (İdil) boyu Türki dilinde, çoğunlukla da resmi dökümanlar ve yılname türündeki edebi eserlerde Kıpçak unsurları, Rus dilinden özleştirilen unsurlar çoğalıyor.

c) XIX. yüzyılın birinci yarısı: Bu dönemde Ural-Volga (İdil) boyu Türki
dili dili içerisinde dini edebiyat gelişiyor. Edebi dilin, konuşma dili ve halk edebiyatı ürünlerinin dili ile münasebetlerinin geliştiği gözleniyor.

d) XIX. yüzyılın ikinci yarısı: Bu dönemde edebiyat sanatı gelişiyor. Ural-Volga (İdil) boyu Türki dilinde Başkurt unsurları artıyor. Edebi dilin yeni stilleri şekillenip gelişiyor.

2) Başkurt milli edebi dili devresi: Bu devre de dört bölüme ayrılıyor:

a) XIX. yüzyılın sonundan Ekim devrimine kadarki dönem. Başkurt "milletinin" şekillenmesinin başladığı devirde matbuat ihtiyaçları için edebi dil olarak Ural-Volga (İdil) boyu Türki dilinin özelliklerinden henüz arınamamış olan eski Tatar dili kullanılıyor. Edebi dilde "demokratitleşme" (yani Tatarcadan bağımsız bir yazı dilinin oluşumu) süreci gelişiyor ve Başkurtça unsurlar artıyor.

b) 1920'li yıllarda, canlı konuşma dili, Ural-Volga (İdil) boyu Türki dili ve Folklor dili tesinide şimdiki Başkurt edebi dili şekilleniyor.

c) 1930-1940 Yılları arası: Bu dönemde şimdiki Başkurt edebi dili hızla gelişiyor ve mevcut edebi türlerde kendini hissettiriyor. Yeni Başkurt yazı diliyle edebiyatın her alanında eserler verilebiliyor.

d) 1950'den günümüze kadarki dönem: Bu dönemde şimdiki Başkurt dilinin yerleşmesi gerçekleşiyor. Edebi dilin imla, gramer ve telaffuz kuralları tespit edilip hayata geçiriliyor. Devamlı gelişen Başkurt dili diğer edebi dillerle denk konuma geliyor.

Başkurt Edebi Dilinin İmlası ve Telaffuzu

XX. yüzyılın başlarına kadar yazı dili olarak Tatar yazı dilini kullanan Başkurtlar, Ekim devrimiyle birlikte Başkurt Türkçesinin yazı dili olarak hayata geçirilmesi konusunda bitmek tükenmek bilmez bir uğraş içine girdiler.

Yine de, XX. yüzyılın başlarına kadar Ural-Volga (İdil) boyu Türki dilinin etkisinden kurtulamayan, Arapça ve Farsça terkiplerden temizlenemeyen Tatar edebi dili ve Ural-Volga (İdil) boyu Türki dili, ihtiyaçlar nedeniyle devrimin ilk yıllarında da Başkurt edebi dili olarak kullanıldı. İlk olarak Ural-Volga (İdil) Türki dili terkedilmeye başlandı.

1921 Yılında Bütün Başkurdistan Konferansı, okul, hukuk ve yönetim organlarının yazışmalarında Başkurdistan'da yaşayan her milletin kendi dilinin kullanılması meselesini ortaya koydu. Aynı yılda Bütün Başkurdistan Sovetlerinin II. Syezinde, Başkurdistan hükümetine Başkurt dilini hayata geçirme konusunda pratik çözümler bulma görevini verdi.

1924 Yılının Ağustos ayından başlayarak Rusya Komünist Partisi (Bolşevik) Başkurdistan Ülke Komitesi ve Başkurdistan yayın organı olan "Başqortostan" gazetesi Başkurt dilinde çıkmaya başladı.

Bundan sonra diğer gazete ve dergilerde de Başkurt diliyle yazılmış makaleler yayınlanmaya başlandı. Ancak, hala Başkurt edebi dilinin imlası tespit edilmiş değildi. Başkurt edebi dilinin imlası ile ilgili farklı birçok makaleler yayınlanıyordu.5 Bu da karışıklıklara yol açıyordu. Medeniyet, eğitim ve edebiyatın hızlı bir gelişme gösterdiği bu devirde; her şeye rağmen, 1923-1927 yılları arasında birçok şair ve yazar eserlerini Başkurt dilinde yayınladı. Bunun yanında otuz dört tane de ders kitabı yayınlandı.
Başkurt ağızlarının birbirleriyle önemli farklılıklar göstermesi, Başkurt edebi dilinin esaslarının tespiti konusunu gündeme getirdi. Başkurt ağızları içinde Kıvakan, Yurmatı, Âyle, Halyot, Dim ve Tabın ağızları öne çıktı. Başkurt edebi dilinin esasları konusunda yapılan tartışma ve görüşmeler sonucunda Başkurt edebi diline esas olarak Kıvaqan ve Yurmatı ağızlarının alınması, bu iki ağızın da farklılıklarının edebi dilde mutlaka gösterilmesi sonucuna varıldı.

Hayata geçirilen ilk edebi dil örneklerinde Kıvakan ağızı esas alındı. 1924 yılının Kasım ayında Başkurt Halk Maarif Komiserliği bünyesindeki İlmi Merkez bu meseleyi görüşmek üzere toplandı. Burada Kıvakan ve Yurmatı temsilcileri arasında tartışmalar çıktı. Resmiyette edebi dil olarak (sekiz varyantlı çokluk eki olan) Kıvakan ağzı kabul edilse de bazı yazarlar (M. Gafurin) eserlerinde Tatar yazı dilini kullanmaya devam ederken, bazıları (A. Tahirov, G. Vildanov) Kıvakan ve bazıları da (D. Yultıy) Yurmatı ağzını kullandılar. Bu devirde, bu üç değişik imladaki yazılar bir arada yayınlandılar. 1924 Yılında edebi dilin sözlüğüne örnek olmak amacıyla N. Tahirov'un hazırladığı "Başqort Löğâte" yayınlandı. Bu sözlükte ses, şekil ve kelime hazinesi olarak Kıvakan ağzı esas alınmıştı. Günümüzde ise Başkurt edebi dilinin fonetik, gramatik ve leksik normlarının gelişmesi konusunda Başkurt Türkçesinin diğer ağızlarına ait unsurlar da değerlendirilmeye başlanmıştır.

Başkurt Edebi Dili Alfabesinin Gelişimi

Ekim devriminden önce birçok Türk halkı ve bunları içinde Başkurtlar da Arap alfabesinden yararlandılar.

Ekim devriminden sonra Başkurdistan Halk Maarif Komiserliği bünyesindeki İlmi Merkezin yönlendirmesiyle yazar Sâğit Râmiyev, Başkurt edebi dili için yeni bir alfabe hazırladı. Bu alfabede yirmi yedisi ünsüzler, altısı ünlüler için olmak üzere otuz üç harf bulunmaktaydı. Bu alfabe 1923 yılının Aralık ayında imla komisyonu tarafından kontrol edilip, 1924 yılının Ocak ayında Başkurdistan yönetimi tarafından kabul edilerek "Yanı Yul" dergisinde yayınlandı.6 Bu alfabe, bazı değişiklikler de yapılarak Latin esaslı alfabenin kabulüne kadar kullanıldı. Bu alfabenin;

1) Başkurt dilinin ses özelliklerin tam olarak yansıtamadığı,

2) Bir çok harfin kelime içinde başta, ortada ve sonda olmasına bağlı olarak farklı yazılmaları,

3) Rus ve Batı dillerinden alınan kelimelerin ve terimlerin transliterasyonunun zorluğu nedeniyle alınma kelimelerin yazılışlarının ve dolayısıyla anlamlarının bozulması,

4) Büyük harflerin olmayışı, gibi sebeplerle Başkurt edebi dili için Latin esaslı bir alfabeye geçiş çalışmaları başladı. 1927 yılının Haziran ayında İlmi Merkez bu mesele ile ilgili olarak özel bir toplantı yaptı. Burada Latin alfabesine geçişin gerekli olduğu ve onu hayata geçirmek için aşağıdaki önlemlerin alınması kararı kabul edildi;

1) Latin esaslı bir alfabenin hazırlanması;
2) Latin alfabesine geçişi yaygınlaştırmak maksadıyla İlmi Merkez bünyesinde geçici ülke komitesi kurulmasına;
3) Okullarda Latin harflerinin öğrenilmesi meselesinin organize edilmesine;
4) Ülke gazetelerinde Latin harflerini öğretme köşeleri hazırlanmasına ve Latin harfleriyle yazılmış metinlerin yazılmasına başlanmasına;
5) Geçici alfabe komitesine S. Sönçeley, G. Şönesi, E. Xeberi, S. Remiyev, G. Alparov seçilmesine karar verildi.7

Yeni Alfabe Geçici Ülke Komitesi Başkurt dilinin Latin esaslı birinci alfabesini düzenledi ve 1924 yılının Ekim ayında kabul etti. Bu latin alfabesi 24'ü ünsüz, 10'u ünlü olmak üzere 34 harften oluşmaktaydı. Başkurdistan Halk Komiserleri Sovyeti'nin 6 Ekim 1924 yılında aldığı karar gereği Geçici Ülke Komitesi yerine Başkurdistan Yeni Alfabe Komitesi kuruldu ve birinci oturumunun 1925 yılının Şubat ayında yapılması kararlaştırıldı. Burada Latin alfabesinin propagandası meselesi ve Geçici Ülke Komitesinin hazırladığı birinci alfabenin kontrolü için İlmi Merkez bünyesinde komisyon oluşturuldu. Bu komisyon yeni alfabe hazırlama prensiplerini aşağıdaki gibi belirledi:

1) Her ses için ayrı harfler kullanılacaktır;
2) Bir harf iki sesi karşılamayacaktır;
3) Birinci alfabeye ilave harfler alınmasına gerek yoktur;
4) Alfabe için Latin harflerinin gereksiz olduğu durumlarda Latin harflerini kullanan diğer Türk halklarının alfabelerinden faydalanılacak, bu da yeterli olmazsa Latin harfleri esasında yeni harfler oluşturulacaktır;
5) Harflerin sayısını çoğaltmamak için büyük harfler kullanılmayacaktır. Komisyonun bu kararlarını Başkurdistan Yeni Alfabe Komitesi 20 Mart 1925 yılındaki toplantısında kabul etti. Bu prensipler doğrultusunda 36 harften oluşan yeni alfabe hazırlandı ve çok az değişikliklerle "Başqort Aymağı" dergisinde yayınlandı8.

A a B b Ss (ç) Ç ç (c) D d 57 (ı) E e F f
-¥ G g Ol oı (E) H h I i J j (y) K k Q q
"0 M m N n N n (n) O P p R r

IB Ş ş T t b b (w) U u V v X x Y y (ü)
ÛQ Z z :A;A(ıy) ' (aps.)

Başkurt yazısının Latinleştirilmesi doğrultusunda yapılan çalışmalar I. Türkoloji Kongresi'ne yetiştirilmek ve 1926 yılının Şubat ayında Bakü'de duyurabilmek için hızlandı. Kongrede bütün Türk dilli cumhuriyetlerden ve ülkelerden, dolayısıyla da Başkurdistan' dan da vekiller toplandı.

1927 yılının Haziran ayında yeni alfabe konusunda bütün Sovyet ülkelerinin ortak toplantısı yapıldı. Bu toplantıda on altı değişik proje görüşüldü. Burada büyük ve küçük harfleri farklı yazılan otuz üç harflik Ortak Türk Alfabesi hazırlandı ve kabul edildi.

A a B b C c (ç) Ç ç (c) D d E e -¥
F f G g Ol oı (E) H h I i J j (y) K k
L l M m N n N n (n) O o 0 0 P p
Q q R r S s Ş ş T t U u V v
X x U y (ü) Z z Z z (j) :; (ı)

Birinci Türkoloji Kongresi'nden sonra kabul edilen ortak alfabeye Başkurt dilinin karakteristik sesleri olan b (v), 5 7 (ı) ve ;A (ıy) için 3 ilave harf eklendi. Moskova komisyonu tarafından hazırlanan ve Rusya Maarif Komiseryası'nda kabul edilen plana göre Latin alfabesine geçiş 1945 yılında tamamlanacaktı.

7 Haziran 1928'de Başkurdistan İdare Komitesi kararıyla yeni alfabe, Başkurdistan devletinin resmi alfabesi olarak ilan edildi ve yeni alfabeye geçişin 5 yıllık planını kabul etti. Başkurdistan hükümeti yeni alfabeye geçişin 1932 yılında tamamlanması doğrultusunda karar aldı.

1928 yılında Arap alfabesiyle 114 kitap, Latin alfabesiyle 18 kitap çıkarılmışken 1931 yılında Latin alfabesiyle 119 kitap yayınlandı. 1932 yılından başlayarak Arap harfli yayınlar yasaklandı.

Latin harflerine geçiş kültür hayatını önemli ölçüde etkiledi. Temel eğitim programları hayata geçirildi. Telif ve tercüme eserlerin sayısı oldukça arttı. Bu arada Arap harfleriyle yürütülen dini edebiyatın etkisi de azaldı.

Bütün bu olumlu gelişmeler olurken, Merkezi Sovyet hükümetinin baskısıyla ve bütün Sovyetlerde ortak alfabe kullanılması bahanesiyle Rus alfabesine geçiş meselesi ortaya çıktı.

Rus alfabesine geçiş meselesi Başkurdistan ülke komitesinde iki kez ele alınarak alınan kararlar doğrultusunda Başkurt dilinin yeni alfabesi ve imlasının projesini hazırlamak üzere komisyon tertip edildi.9 20 Aralık 1939'da Başkurdistan hükümeti Latin alfabesinden Rus alfabesine geçmeyi ve bu alfabe esasında hazırlanan imla kurallarını kabul eden karar bir çıkardı. Bu kararda Rus alfabesine geçişin 1940 ve 1941 yılları içinde tamamlanması istendi. Yeni alfabe ve imla kuralları kitap olarak bastırıldı.10 Yeni alfabenin hazırlanması sırasında iki konuda zorluklar ve tartışmalar yaşandı. Bunlar y sesiyle birlikte kullanılan ünlüleri ve Başkurt diline özgü seslerin hangi harflerle gösterileceği meseleleriydi. y sesiyle gelen ünlüler için Rus dilindeki e, e, [, q (e, yo, yu ve ya) harflerinin alınması teklif edildi. ây (yı), âe (ye) için e, âa (ya), ⥠(yâ) için q, âo (yo), â° (yö) için , âu (yu), âg (yü) icin [ alınacaktı. Ünlülerin inceliğini bildirmek için; inceltme işaretinin kullanılması teklif edildi. Bu alfabeye göre âyl kelimesi el, el kelimesi el; olarak; qâ kelimesini qâ, â¥â kelimesini qâ; olarak; âou kelimesini m, â°n kelimesini n; olarak yazmak gerekiyordu. Başkurtçaya has sesler için devrime kadarki türlü yayınlarda kullanılan Kril esaslı harflerden faydalanılması istendi.11 Çoğunluğun kabulüyle günümüze kadar kullanılan harfler kabul edildi: ¥, g, °, Ü, Ö, ç, ', k.

1940 yılının Aralık ayında Başkurt dilinin yeni problemleri ile ilgili ilmi konferans gerçekleştirildi. Burada şimdiki Başkurt dilinin Kril esaslı alfabesi ve imlası konusunda ünlü türkolog N. K. Dimitriev de bir tebliğ sundu. Konferansta yeni alfabenin Başkurt dilinin ihtiyaçlarına cevap verdiği kabul edildi. Bu sırada Başkurt hükümeti â ünsüzüyle yazılan ünlülerle ilgili bazı değişiklikler yapması konusunda Dimitriyev'e müracaatta bulundu.

M. Gafuri adlı Dil ve Edebiyat İlmi Araştırma Enstitüsü, konferansta alınan kararlar esasında â ünsüzüyle yazılan ünlüler projesini SSSR İlimler Akademisinin Dil ve Edebiyat Enstitüsüne gönderdi. Enstitü projeyi, Rus dilinde â ünsüzü ile yazılan ünlülerin Başkurt dilinde â¥, âo, â°, âg şeklindeki yazılışlarının Rus dilinde olmayan yeni anlamlar ortaya çıkarttığını bildirerek kabul etmedi. SSSR ilimler Akademisi Dil ve Edebiyat Enstitüsü SSSR halklarının alfabelerinin hazırlanması konusunda aşağıdaki kuralları tayin etti.

1) Rus alfabesindeki Rus harfleri anlamları değiştirilmeden kullanılmalıdır;

2) Rus alfabesine dayanarak hazırlanan alfabe, dilin ses özelliklerini göz önünde bulundurarak ve her fonem için ayrı bir işaret kullanmek suretiyle düzenlenmelidir;

3) SSSR halklarının Rus alfabesini esas alarak hazırlanan alfabelerinin birleştirilmesi gerekir.

Günümüz Başkurt edebi dilinin alfabesi ve imlası 15 Kasım 1941 yılında Başkurt Yukarı Sovyeti Prezidiyumu tarafından kabul edilmiştir.12

1950 yılında Başkurt alfabesine alıntı kelimelerde kullanılan harfi dahil edildi. 23 Kasım 1950 yılında yeni alfabe ve imla kaideleri kabul edilip yayınlandı.13

Günümüz Başkurt alfabesinde 42 harf bulunmaktadır. Bunların dokuzu Başkurt diline özgü işaretler (¥, g, °, Ü, Ö, s, ', k, a), diğerleri Rus alfabesiyle ortaktır.

Bugün de Başkurt alfabesinin bazı problemleri henüz çözülmüş değildir. awıl, tewâl, vaqıt, vâğâzâ gibi kelimelerde w, v veya vav ünsüzleri için ayrı bir işaret yoktur. Bu ünsüzler kelime başında v, kelime ortasında ve sonunda w, v harfleriyle gösterilmektedir. Bunun gibi âbey, babay, taba, arba benzeri kelimelerde iki dudak ünsüzü sızıcı b için ayrı bir işaret yoktur. b ile gösterilir. Yine yeni alfabede özellikleri bakımından birbirinden ayrılan Rus ve Başkurt sesleri aynı işaretlerle gösterilmektedir.

Başkurt Türkçesindeki Sesler

Bugünkü Başkurt Türkçesi alfabesinde kırk iki işaret kullanılmaktadır.

a, b, v, g, ', d, Ö, , e,Ö, z, i, j, k, î, l, m, n, a, o, °, p, r, s, ç, t, u, g, f, x, a, c, h, w, ], =, y, ;, ¥, [, q Bu işaretlerin dokuzu ünlü, a, e, i, o, °, u, g, y, ¥,
Otuzu ise ünsüz sesleri karşılar; b, v, g, ', d, Q, , Ö, z, j, k, î, l, m, n, a, p, r, s, ç, t, f, x, Ü, c, h, w, ], [, q. Geriye kalan ikisi de (=,;) inceltme ve kalınlaştırma işaretleridir.

1. Ünlüler

4.1.1. a, (a) geniş, düz ve kalın bir ünlü olan a, konuşma dilinde birinci hecelerde yuvarlaklaşma gösterirse de bu yazıda gösterilmez. Eğer ikinci hece açıksa yuvarlaklaşma çok zayıf gerçekleşir. İkiden fazla heceli kelimelerde a ünlüsündeki yuvarlaklaşma kapalı ikinci hecelerde kendini iyice hissettirse de son hecede tamamen kaybolur.

4.1.2. ¥, (â) geniş ve düz bir ünlü olan â, damağın ortalarında teşekkül eder ve açıklık derecesi oldukça fazladır. Türkiye Türkçesinde birinci heceden sonraki hecelerde e olarak gösterilen sesler Başkurt Türkçesinde â ile gösterilir.

4.1.3. e, (e) düz bir ünlü olan e, ince bir ünlüdür. Kapalı e veya açık i de diyebileceğimiz e, normalden kısadır. Bu nedenle çok heceli kelimelerin ilk hecesindeki e belli belirsiz telaffuz edilir. Kelime başındaki e'ler Rusçanın etkisiyle ye seslerini verir. Bu nedenle kelime başındaki e sesleri/harfiyle gösterilir; t,ş,zlâ-

4.1.4. y, (ı) dar, düz ve kalın bir ünlü olan ı, genel Türkçedeki gibi biraz kısa telaffuz edilir. Hatta, çok heceli kelimelerin telaffuzunda bu sesin iyice kısaltıldığı görülür.

4.1.5. i, (i) dar, düz ve ince bir ünlü olan i, çok nadir olarak bazı kelimelerin sonunda iy (î) ve birinci hecelerin sonunda iy şeklinde telaffuz edilir. biy/bî "bey" biylâ- "beylemek, yönetmek", biysâ "hanım, eş".

4.1.6. o, (o) geniş, yuvarlak ve kalın bir ünlü olan o, normalden kısa bir o'dur. En önemli özelliği birinci heceden sonraki hecelerde de bulunmasıdır; boron "eski, önce", qoyroğo "kuyruğu". Ancak, telaffuzda çok heceli kelimelerde üçüncü heceden sonra darlaştığı görülür ve ı'ya yaklaşır; boronğo>boronğı "eski, önceki". Birinci hecelerde ise kısaldığı görülür; bolot>b°lot "bulut". Rusçadan alınan kelimelerdeki o'lar ise Rusçada olduğu gibi açık bir şekilde telaffuz edilir.

4.1.7. °, (ö) geniş, yuvarlak ve ince bir ünlü olan ö, tıpkı o gibi normalden kısadır ve birinci heceden sonraki hecelerde de görülür. Telaffuzda o gibi ° de çok heceli kelimelerin üçüncü hecesinden sonda darlaşır ve e'ye yaklaşır; öyörlö>öyörle "sürülü, sürüsü olan". Aynı o'da olduğu gibi birinci hecede oldukça kısalır; böt->böt- "bitmek", bötâ>bötâ "başka".

4.1.8. u, (u) dar, yuvarlak ve kalın bir ünlüdür. Birinci heceden sonraki hecelerde görülmez.

4.1.9. g, (ü) dar, yuvarlak ve ince sıradan bir ünlüdür. Tıpkı u gibi birinci heceden sonraki hecelerde görülmez.

4.1.10. Bugünkü Başkurt dilinde uzun ünlü yoktur. Ancak, normaldan kısa telaffuz edilen ünlüler vardır. Başkurtçadaki e, ı, o, ö sesleri, konuşma dilinde a, â, i, u, ü seslerinden daha kısa telaffuz edilirler.

2. Ünsüzler

4.2.1. b, (b) tonlu ve çift dudak ünsüzü olan b, genellikle iki ünlü arasındayken sızıcılaşır. (b sesinin bu özelliği, Başkurtça için Kril esaslı yeni alfabe düzenlenmesi çalışmaları sırasında tartışmalara yol açmış, sızıcılaşan bu ses için ayrı bir harf belirlenmesi istenmişse de kabul görmemiştir.)14

4.2.2. v, (v) tonlu ve diş-dudak ünsüzü olan v, Başkurtça kelimelerde bulunmaz. Ancak, Rusça, Arapça ve Farsça gibi başka dillerden alınmış kelimelerde bulunur.

4.2.3. g, (g) tonlu ve ön damak ünsüzü olan g, Başkurtçada inceltilerek telaffuz edilir ve iki ünlü arasında sızıcılaşır. Rusça kelimelerdeki g'ler ise Rusçada olduğu gibi biraz daha kalın söylenirler.

4.2.4. Â, (E) tonlu ve arka damak ünsüzü olan E, hep kalın telaffuz edilir.

4.2.5. d, (d) tonlu bir diş ünsüzü olan d, özellik göstermez. Eski Türkçedeki kelime kök ve eklerdeki d seslerinin çoğunluğu bugünkü Başkurtçada ı'ye dönüşmüştür; kuduk>qoıoq "kuyu", yudruk>yoıroq "yumruk", kayda>qayıa "nerede"

4.2.6. Ö, (ı) tonlu, katı, yarı sızıcı ve diş-diş eti ünsüzü olan ı, peltek bir ses olup Başkurtçanın en karakteristik seslerindendir. Eski Türkçedeki ı seslerinin büyük çoğunluğu Başkurça'da ı'ye dönüşmüştür; kaz>qaı "kaz", kızıl>qıııl "kızıl", kuzgun>qoığon "kuzgun"

4.2.7. Ö, (j) tonlu damak-diş ünsüzü olan â, teşekkül noktası Türkçedekinden biraz daha ileride, damaksıl sestir; ajar "acar", ajdaha,"ederha" ajğıt- "kişnetmek", huja "sahip". Batı dillerinden alınan kelimerde ise Rusçadaki gibi telaffuz edilir.

4.2.8. z, (z) tonlu diş ünsüzü olan z, Başkurtçada çok nadir olarak, ancak Rusça ve diğer dillerden alınan kelimelerde görülür.

4.2.9. j, (y) tonlu ön damak ünsüzü olan y, özellik göstermez.

4.2.10. k, (k) tonsuz ön damak ünsüzü olan k, g ile aynı özellikleri gösterir.

4.2.11. T, (q) tonsuz arka damak ünsüzü olan q, diğer Türk dillerindeki q'dan farklılık göstermez.

4.2.12. l, (l) tonlu ön damak ünsüzü ı, özellik göstermez. (Başkurtçada ses olarak iki tane l vardır. Ancak, tek harfle gösterilen bu sesleri kalın ünlülerin yanında kalın l (arka damağa daha yakın), ince ünlülerin yanıda ince l (ön damağın biraz ilerisinde) olarak telaffuz edilmesi gerektiği unutulmamalıdır.)

4.2.13. m, (m) tonlu, çift dudak ve geniz ünsüzü olan m, özellik göstermez.

4.2.14. n, (n) tonlu diş ünsüzü olan n, özellik göstermez.

4.2.15. a, (n) tonlu, arka damak ve geniz ünsüzü olan n, diğer Türk dillerindeki gibidir.

4.2.16. p, (p) tonsuz ve çift dudak ünsüzü olan p, özellik göstermez. Ancak, bugün, Türkçe pay, parlaq, paşa ve Farsça padişa, parsa gibi birkaç kelimenin dışında ön ses olarak kullanılmaz. Ön seste p bulunan kelimelerin tamamı Rusça ya da Rusça vasıtasıyla Batı dillerinden alınmış yabancı kelimelerdir.

4.2.17. r, (r) tonlu ön damak ünsüzü olan r, dil ucuyla söylenir ve titrektir.

4.2.18. s, (s) tonsuz, sızıcı diş ünsüzü olan s, özellik göstermez. Ancak, Eski Türkçedeki bütün ç seslerinin Başkurtçada s'ye dönüştüğünü unutmamak gerekir.

4.2.19. ç, (v) tonsuz, katı, yarı sızıcı ve diş-diş eti ünsüzü olan v, peltek bir ses olup Başkurtçanın karakteristik seslerindendir. Eski Türkçedeki s sesi kelime içindeki pozisyonuna bağlı olarak h veya v seslerine dönüşmüştür. Eski Türkçe kelime ve eklerdeki ön ses s'ler h'ye, diğerleri v'ye dönüşmüştür. Bu nedenle v sesi günümüz Başkurtçasında kelime başında bulunmaz.

4.2.20. t, (t) tonsuz, patlayıcı bir diş ünsüzü olan t, özellik göstermez.

4.2.21. f, (f) tonsuz, sızıcı ve diş-dudak ünsüzü olan f, özellik göstermez.

4.2.22. x, (x) tonsuz arka damak ünsüzü olan x, yabancı kelimelerde bulunur. Ancak, q>x gelişmesiyle oluşmuş gırtlak ünsüzü x, xan, xanbikâ gibi birkaç Türkçe kelimede ve yansılama kelimelerde görülür.

4.2.23. Ü, (h) tonlu, sızıcı ve gırtlak sesi olan h de Başkurtçanın karakteristik seslerindendir. Eski Türkçedeki kelime ve hece başındaki s sesleri Başkurtçada sistemli olarak h'ye dönüşmüştür.

4.2.24. h, (ç) tonsuz ve damak-diş ünsüzü olan ç, bugün yalnızca Rusça ve alıntı kelimelerde bulunur. Eski Türkçedeki ç'ler, alıntı kelimeler de dahil olmak üzere s'ye dönüşmüştür.

4.2.25. w, (ş) tonsuz, sızıcı ve damak-diş ünsüzü olan ş, özellik göstermez. eski Türkçeden günümüz Başkurtçasına değişmeden gelen tek sızıcı sestir.

4.2.26. u-g, (w) çift dudak ünsüzü olan w, Kıpçak Türkçesinin karakteristik seslerindendir. Diş-dudak ünsüzü olan v'den ve çift dudak ünsüzleri olan b, m, p'den farklı olarak iki dudağın birbirine değecekmiş kadar yakınlaşmasıyla teşekkül eder. Yani teşekkül sırasında temas tam değildir. İnce ünlülerle birlikte ¥, kalın ünlülerle birlikte u kullanılır. Mastar eki olarak kullanıldığında ise -uw, üw sesi verir.

4.2.27. Başkurt alfabesinde yer alan ve Rusçadan geçen inceltme ve kalınlaştırma işaretleri çok az kelimede kullanılır.

Tam'yan "Tamyan, bir Başkurt kavmi", ol'ya "olca, ganimet"
4.2.28. Bugünkü Başkurt alfabesinde yer alan ancak, Rusçaya ait olan ve birden fazla sesi karşılayan harfler ise şunlardır: e (yo), c (ts), ] (şç), [ (yu), q (ya).

1 Isbirzin, E. F., Gâlâvetdinov, I. G., Xalikova, R., X, Baskort Ezebi Telenen Tarixi, s. 7-8, Kitap, Öfö: 1993.
2 Yazar bu sekilde kullanıyor.
3 A.g.e., s. 8.
4 A.g.e., s. 8.
5 "Basqort tele imlâhe", YANI YUL, S. I, Öfö: 1924, s. 28-30; "Basqort tele imlâhe", BELEM, S. I, II, Öfö: 1924, s. 42-45; "Basqort tele imlâhe", BELEM, Öfö: 1928, S. V, VI, s. 43-45 vb.
6 "Basqort tele imlâhe", YANI YUL, S. I, Öfö: 1924.
7 Basqortostan Üzâk Dâwlât Arxivi, F. R. 798, No: 1275.
8 BASQORT AYMAGI, S. II, Öfö: 1926, s. 1-8.
9 Isbirzin, bu konuda halkın çok istekli olduğunu, Rus harflerine geçiş için ülkenin bir çok yerinde mitingler yapılıp toplanan halk meclisi kararlarının Öfö'ye gönderildigini bildiriyor. (Isbirzin, E. F., Gâlâvetdinov, I. G., Xalikova, R., X, Baskort Ezebi Telenen Tarixi, s. 211, Kitap, Öfö: 1993).
10 Basqort Âzâbi Telenen Alfaviti ham Orfografiyahi, Öfö: 1940.
11 Âxmârov, Q. Z., Basqort Yaziwi Tarixinan, Öfö: 1972, s. 84.
12 Basqort Âzâbi Telenen Alfaviti hâm Orfografiyahi, Öfö: 1942.
13 Basqort Âzâbi Telenen Alfaviti hâm Orfografiyahi, Öfö: 1951.
14 A.g.e., s. 205-222.


ABSÂLİMOV, Y. M., Başqortostan Tarihi Sit İl Tikşerenevzârendâ, Öfö: 1996.

AÇIKGÖZ, Halil (Haz. ), Türk Dünyası Edebiyatı, İstanbul: 1991.

AGİŞEV, İ. M. ve öte., Başqort Telenen Hüzlege, T. I.: A-M, T. II.: N-YA, Russkiy Yazık, Mâskâv: 1993.

ASFANDİYAROV, A. Z., İstoriya Sel i Derevend Başkortostana, Kitap, Ufa: 1997.

ÂSFÂNDİYAROV, Â., "Könbayış Başqorttar", AĞİZEL, XI Noyabr, Öfö: 1988, s. 75-90.

ÂXMÂDİYEV, V. ve öte., Başqort Âdâbiâte XX. Bıwat Başı I (Poezia), Başqortostan Kitap Nâşriâte, Öfö: 1 983.

ÂXMÂDİYEV, V. ve öte., Başqort Âdâbiâte XX. Bıwat Başı II (Proza-Dramaturgiya), Bkn., Öfö: 1984.

ÂXMÂDİYEV, V. ve öte., Başqort Âzâbiâte XX Bıwat Başı - Berense Kitap Poeziya, Başqortostan Kitap Nâşriâte, Öfö: 1983.

ÂXMÂDİYEV, V. ve öte., Başqort Âzâbiâte XX Bıwat Başı - İkense Kitap Proza-Dramaturgiya, Başqortostan Kitap Nâşriâte, Öfö: 1984.

ÂXTÂMOV. M. X., Başqort Telenen Grammatika Hüzlege, Öfö: 1994.

AYUPOV, M. A (Red), Başkortostan, Jyvâskylâ Finland: 1995.

AZNABAYEV, Â, M., PSÂNÇİN, V. Ş. Başqort Telenen Tarixi Morfologiyahı (Sağıştırma-Tarixi Tikşerenew Tâcribâhe), Başqortostan Kitap Nâşriâte, Öfö: 1976.

"Başkırt", MEB İslam Ansiklopedisi, C. II, s. 328-332, İstanbul: 1961.

"Başkırt", TDV İslam Ansiklopedisi, C. IV, s. 130-131, İstanbul: 1991.

BENZİNG, Johannes (Çev. Mustafa ARGUNŞAH), "Başkurt Türkçesi", TÜRK DÜNYASI ARAŞTIRMALARI, S. 95 (Nisan 1995), İstanbul: 1995, s. 127-141.

BEYEŞ, Âkrâm, Başqort Xalqının Tarihı hâm Azatlıq Körâşe, Kitap, Öfö: 1993.

BİKBULATOV, N. V. (Red. ), Başkirskaya Narodnaya Odejna, Kitap, Ufa: 1995.

BOZKURT, Fuat, Türklerin Dili, İstanbul: 1992.

DEVLET, Nadir, Rusya Türklerinin Milli Mücadele Tarihi (1905-1917), Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları: 58, Seri: 111, Sayı: A. 14, Ankara: 1985.

DEVLET, Nadir, Tatarlar-Başkurtlar-Çuvaşlar (İdil-Ural Ekspedisyonu), MÜ Yayınları: 625, TAE Yayınları: 3, Ankara: 1997.

EKBA, Zerama N. (Çev. Sadık SADIKOV), "Arapça ve Farsça Kelimelerin Başkurt Türkçesi'nde Anlam Değişikliğine Uğraması Üzerine", MİLLİ FOLKLOR, C. 5., S. 35, s. 61-64, Güz 1997, Ankara: 1997.

ERCİLASUN, Ahmet Bican, Örneklerle Bugünkü Türk Alfabeleri, Kültür Bakanlığı Yayınları: 281, kültür Eserleri Dizisi: 15, 2. Baskı, Ankara: 1989.

ERGİN, Muharrem, Türk Dil Bilgisi, Bayrak, İstanbul: 1988.

FÂXREDDİNEV, Rizaeddin, Bolgar ve Kazan Töreklâre, Tatarstan Kitap Nâşriyatı, Kazan:

FÂXRETDİN, Rizaetdin, Mâşhür Âdâmnâr vâ Böyek Xâdisâlâr (1908-1917), ŞURA, 15 Agust 1910.

GABAİN, A. (Çev. Mehmet AKALIN), Eski Türkçenin Grameri, TDK Yayınları: 532, Ankara: 1988.

GARİPOVA, Firdâvs, İsemnârdâ İl Tarihı, Tatarstan Kitap Nâşriyatı, Kazan: 1994. GAYNULLİN, M, XÖSÂİNOV, G., Başqort Sovet Yazıwsıları, Başqortostan Kitap Nâşriâte, Öfö: 1967.

GAYNULLİN, M., XUSAİNOV, G., Pisateli Sovetskoy Başkirii, Başqortostan Kitap Nâşriâti., Ufa: 1969.

İBATOV, A., XIX Ğasırdağı Xandar Jarlıqtarının Tili, Gılım, Almatı: 1990.

İDELBAYEV, A., "XII-XIII. Bıwattarda Başqorttar", AĞİZEL XII, Dekabr 1989, Öfö: 1989, s. 56­62.

İstoriya Başkirskoy ASSR, Başkirskoe Kinijnoe İzdatelstvo, Ufa: 1976.

İŞBİRZİN, E. F. ve öte., Başqort Âzâbi Telenen Tarixi, Kitap Nâşriâte, Öfö: 1993.

JİRMUNSKİY, V. M., "P. M. Melioranskiy i izuçenie eposa Edigey", Tyurkologiçeskiy Sbornik 1972, Moskva: 1973, s. 141-185.

KARAMANLIOGLU, Ali, Fehmi, Kıpçak Türkçesi Grameri, Türk Dil Kurumu Yayınları: 579, Ankara: 1994.

KAYDAROV, A. T., ORAZOV, M. (Akt. Vahit TÜRK), Türklük Bilgisine Giriş, İstanbul: 1999.

KORKMAZ, Zeynep, Gramer Terimleri Sözlüğü, TDK Yayınları: 575, Ankara: 1992.

KURAT, Akdes Nimet, XVIII Yüzyıllarda Karadeniz Kuzeyindeki Türk Kavimleri ve Devletleri, Murat Yayınevi, Ankara: 1992 (2) +511.

KUSİMOVA, T., Başqort İsemdâre, Başqortostan Kitap Nâşriâte, Öfö: 1982.

KUZEEV, R. G., Başqort Şâcârâlâre, Başqortostan Kitap Nâşrâte, Öfö: 1960.

KUZEEV, R. G., BİKBULATOV, N. V. (Red. ), Xozyastvo i Kultura Başkir v XIX-Naçale XX v., Nauka, Moskva: 1979.

KUZEYEVA, R. G., SALNİKOVA, K. V. Arxeologiya i Etnografiya Başkirii, Başqortostan Kitap Nâşriâte, Öfö: 1964.

KÜMİSBAYEV, Ötegen, Teren Tamırlar, Gılım, Almatı: 1994.

MACİTOV, N. A. (RED. ), Vostokovedenie v Başkortostane: İstoriya-Kultura III, Başkirskiy Universitet, Ufa: 1995.

MACİTOV, N., SULTANOVA, A., İstoriya Başkortostana c Drevneyşix Vremen Do XVI Veka, Kitap, Ufa: 1994.

MAQSUD, M., TİMERBAYEF, M. (Haz. ), Un Yıl İçinde Tatar-Başkortlar, Neşriyat, Mâskâv: 1927.

MAQSUTOVA, N., "Xalıq, Tel vâ Tarix", AĞİZEL III, Mart 1991, Öfö: 1991, s. 119-134.

MULLAFULOV, M. G., Leslıe Promıslı Başkir (XIX Naçalo XX v. ), Ufa: 1994.

NÂCMİ, Nazar, Yadğı Yır-Xuş-Xâyruş-Sağırılmağan Qunaq, Başqortostan Kitap Nâşriâte, Öfö: 1966.

NURMAGAMBETULI, Âbilbek, Jer Suwdın Atı-Tarixın Xatı, Balawsa, Almatı: 1994.

ÖNER, Mustafa, Bugünkü Kıpçak Türkçesi, TDK Yayınları: 703, Ankara: 1998.

ÖZKAN, Nevzat, Gagavuz Türkçesi Grameri, TDK Yayınları: 657, Ankara: 1996.

ÖZKAN, Nevzat, Türk Dünyası (Nüfus, Sosyal Yapı. dil, Edebiyat), Kayseri: 1997.

ÖZTÜRK, Göksel, Edige Batır Destanı'nın Başkurt Versiyonu (Metin-Transkripsiyon-Çeviri-İnceleme-Dizin) Basılmamış Doktora Tezi, İstanbul: 2001.

POPPE, Nicholas, Bashkir Manual, Indiana Universty Publications Uralic and Altaic Series, Vol. 36, The Netherlands: 1964.

SULEYMANOVA, A. M., NADERŞİNOV, F. A., Başqort Folklorı, 2. Sığarılış, Öfö: 1995.

ŞÂRİPOVA, Z., "Olo Yazmış", AĞİZEL, XII Dekabr, Öfö: 1988, s. 112-121.

TAYMAS, Abdullah Battal, Kazan Türkleri, Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü Yayınları: 15, Seri: III, Sayı: A, 3. Baskı, Ankara: 1966.

TOGAN, A. Zeki Velidi, Umumi Türk Tarihine Giriş, İstanbul.: 1946.

TUGAN, Âxmâtzâki Vâlidi, Xâtirâlâr, Kitap, Öfö: 1996.

URAKSİN, Zinnur, "Başqort Telenen Xoquki Xâle", AĞİZEL IX, Sentyabr 1989, Öfö: 1989, s. 117-123.

"Ural Başqort Xalıq Üzege Qoroltayı", AĞİZEL VIII, August 1990, Öfö: 1990, s. 116-118.

USMANOV, X. F., İstoriya Başkortostana c drevneyşix vremen do 60-x godov XIX v., Kitap, Ufa: 1996.

VÂLİYEV, F., İSXAQOVA, S., "Başqorttar hâm Seberzâr", AGİZEL, IV, Aprel, Öfö: 1990, s. 116­118.

XUSAİNOVA, G. B., Pismo Batırşi İmperatritse Elizavete Petrovne, Ufa: 1993.

YANGUZİN, R. Z. (red. ), Vostokovedenie v Başkortostane: İstoriya-Kultura II, Başkirskiy Universitet, Ufa: 1995.

YANGUJİN, R. Z., Başqort Qâbilâlâre Tarixınan, Kitap, Öfö: 1995.

YULDAŞBAYEV, Bilal, İstoriya Formirovaniya Başkirskoy Natsii, Başkirskoe Kinijnoe İzdatelstvo, Ufa: 1972.

YUSUPOV, F. Yu., Könyak Ural hâm Ural Artı Söylâşlâre, Tatarstan Kitap Nâşriyatı., Kazan: 1979.

ZARİPOVA, Nur ve öte., Başqort Sovet Âdâbiâti Tarixe (Oçerktâr), Başqortostan Kitap Nâşriâte, Öfö: 1967.

ZAYNULLİN, M. V. (Red. ), Vostokovedenie v Başkortostane: İstoriya-Kultura I, Başkirskiy Universitet, Ufa: 1995

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
4185 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın