• Anasayfa
  • https://www.facebook.com/tarihtarihcemiyeti/
  • https://twitter.com/ttcemiyeti
  • https://www.instagram.com/tarihtarihcemiyeti/
Türkmenistan Cumhuriyeti / Mehmet Seyfettin Erol

Genel Bilgiler

1. Coğrafya

Atalar Diyarımız" olarak da bilinen Türkmenistan, Orta Asya'nın güneyinde, Hazar Denizi'nin doğusunda, yüzölçümü Belçika, Hollanda, Danimarka, Portekiz, İsviçre, Avusturya ve Yunanistan'ın toplam yüzölçümlerinden daha fazla (488.100 km2) olan bir Orta Asya ülkesidir. Ülkemiz ile hemen hemen aynı enlemler arasında yer alan Türkmenistan, topoğrafik olarak daha çukur bir arazi yapısı üzerinde bulunmaktadır. İran ile arasında sınır oluşturan ve en yüksek noktası 2942 metreye ulaşan Kopet dağları dışında, ülkenin %95'lik kısmında arazi düzdür ve denizden yükseklik 150-300 m arasındadır. Ülkenin 4/5'ünü Karakum Çölü (350.000km2) kapladığından nüfusu buna nispetle az olup, yaklaşık olarak 5 milyon civarındadır. Ülke genel itibariyle kırsal bir yapıya sahiptir. Türkmen olmayanların çoğunun şehirde yaşamasına rağmen, nüfusun %55'i kırsal kesimde yaşamaktadır.1

Türkmenistan ikliminin genel karakterini okyanuslara uzaklığı ve etrafının yüksek dağlarla çevrilmiş olması belirlemektedir. Sonuçta meteorolojik hareketlerin hem günlük, hem yıllık büyük değişmeler gösterdiği tipik bir karasal iklim özelliği göstermektedir.2 Ülkede, yarı tropik çöl (Subtropikal Çöl) iklimi görülmekte olup, genellikle yazları kuru ve sıcaktır, gece ile gündüz arasında büyük hararet farklılığı görülmektedir. Türkmenistan çok az yağış almakta olup ilkbahardaki yağışlarda kuzeybatı 80 mm, çöle yakın bölgeler 100-150 mm, güneybatıdaki yaylalar 200-300 mm yağış alırlar. Yıllık ortalama sıcaklıklar ülkenin kuzeyinde 11-3 oC, güneyinde 15-8 oC dolayındadır. Yılın en soğuk ayı Ocak ayıdır ve ortalama 3-5 oC dolayındadır. En sıcak ayı ise Temmuz ayıdır ve çok yerde 30 oC'nin üstüne çıkmaktadır. Mart ayına kadar don olayları görülmektedir. Don olmayan süre kuzeyde 200-230 gün, güneyde ise 280-310 gün arasında değişmektedir.3

Türkmenistan; Kazakistan (379 km.), Özbekistan (1.621 km.), İran (744 km.), Afganistan (3,736 km.) ve Hazar Denizi (1,768 km.) ile sınırdaştır. Ülkedeki nehirlerin sayısı ülkenin coğrafi yapısı dolayısıyla oldukça azdır. Türkmenistan'ın doğusundan bir kısmı geçen ve ülkenin yegane su kaynağı olan Amu Derya, Hazar Denizi'ne dökülen Atrek ile Karakum Çölü'nde kaybolan Tecen ve Murgap ise bölgenin önemli nehirleridir.4 Ayrıca ülke çöl ve vaha olan iki bölgeden ibarettir. Kopet, Murgab, Orta Ceyhun ve Aşağı Ceyhun başlıca vahalarıdır. Bu vahalar Hazar Denizi'nin iç halini alan Karaboğan Gölü ve civarında uzanan Turan Ovası ve Amu-Derya kıyılarında yer alır. Ayrıca buralarda Karapul, Bacur ve Balkan yaylaları bulunur. Başlıca tarımsal üretim bölgesi olan bu sahada tarımsal üretime paralel olarak sanayi de gelişmiştir.5

Toprağın ve suyun, tarımsal kimyasallar, böcek zehirleri tarafından kirlenmesi, tuzlanma, kötü sulama yöntemleri dolayısıyla torağın aşırı sulanması, Hazar Denizi'nin kirlenmesi, Amu Derya nehrinin sulamada fazla kullanılmasından dolayı Aral Gölü'nün kuruması ve çölleşmesi Türkmenistan'ın Stalin rejiminde başlatılan ve Brejnev döneminde de devam ettirilen bölgedeki pamuk ve pirinç üretimi uygulaması bölgenin doğal dengesini değiştirmiş, Amu-Derya'nın kurumasına yol açmış ve sonuçta ülkedeki hastalık oranı 20 kat artmıştır.6 Orta Asya'da yaşanan çevre sorunları içinde özellikle Hazar Denizi ve Daşhavuz Bölgesi merkezli olarak Türkmenistan'ın ayrı bir yeri bulunmaktadır. Sözü edilen sorunun ikincisi daha çok Aral Gölü ile ilgilidir ve Aral felaketinin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. Hazar Denizi ve Aral Gölü hem Türkmenistan'ın yerel bir sorunu hem de neredeyse bütün Orta Asya ülkelerini ilgilendirdiği için bölgesel bir sorundur. Özellikle Hazar Denizi ve Aral Gölü ile bağlantılı olarak Daşhavuz Bölgesinin karşı karşıya bulunduğu çevresel felaket, dikkat çekici ve tehlikeli boyutlara ulaşmış bulunmaktadır. Bunu, "Türkmenistan'da çevre sorunları ile ilgili yayınların büyük bir bölümünün anahtar sözcük olarak, Hazar Denizi ve Aral Gölü'nü içermelerinden de anlamak mümkündür." Ancak, sorun bugün sonuçlar bağlamında Türkmenistan'ı aşmış ve Orta Asya'nın bölgesel bir sorunu haline gelmiştir.

2. İdari Yapı

Türkmenistan idari yapı bakımından beş vilayete bölünmüştür: 7

1. Ahal Vilayeti (merkezi Aşkabat-543,300) 98 bin m2 ve 699,700 kişilik nüfusa sahiptir.

2. Balkan Vilayeti (merkezi Nebitdağ-87,600) 139 bin km2 ve 386,800 kişilik nüfusa sahiptir.

3. Daşoğuz Vilayeti (merkezi Daşoğuz-150,900) 73 bin km2 1,001,900 kişilik nüfusa sahiptir.

4. Lebap Vilayeti (merkezi Çarçov-185,500) 94 bin km2 ve 971,200 kişilik nüfusa sahiptir.

5. Mari Vilayeti (merkezi Mari-101,200) 84 bin km2 ve 1,078,700 kişilik nüfusa sahiptir.

Bu vilayetleri Cumhurbaşkanı tarafından atanan Hakim'ler (hem valinin hem de belediye başkanının yetki ve sorumluluklarına sahip) yönetmektedir. Aşkabat şehri Ahal vilayetinden ayrı olarak yönetilir. Şehir Hakimleri (valileri) de Cumhurbaşkanı tarafından atanır. Vilayetler kendi içlerinde şehir, kasaba ve köylere bölünürler.

Türkmenistan 14 şehir ve 21 rayona bölünmüştür.8 Önemli kentleri arasında başlıcaları Aşkabat, Mari (Merv), Türkmenbaşı (Krosnovodsk), Daşoğuz, Carcev (Türkmenabat), Nebitdağ, Köhne Ürgenç ve Kerki'dir. Ahal vilayeti sınırları içerisinde yer alan Aşkabat şehri yaklaşık 600 bin nüfusuyla ülkenin en kalabalık şehri olup, aynı zamanda başkenttir.

3. Demografi

Yüzde 81'lik Türkmen nüfus oranı ile (bkz. Tablo 1), BDT içinde en fazla yerli nüfusa sahip olan Türkmenistan'ın nüfusu 1989'dan itibaren süratle büyümektedir. 1995'de yapılan nüfus sayımına göre ülke nüfusu 4.483.000 olup, nüfus artış oranı yaklaşık olarak %1.87 (1999 yılı, tahmini) civarındadır. 1989-1995 yılları arasındaki yükselişin 2/3'lük bölümünün doğal yollardan, geri kalan kısmının ise daha önce diğer cumhuriyetlere yerleşmiş etnik Türkmenler'den kaynaklandığı gözlemlenmiştir. 1998'deki km2'ye düşen nüfus yoğunluğu 9.7 kişiye karşılık gelmektedir.

Türkmenistan'ın düşük nüfus yoğunluğu ülkenin büyük bir bölümünün çölle kaplı olmasından kaynaklanmaktadır. Çok uluslu etnik bir yapıya sahip olan Türkmenistan'da 120'nin üzerinde etnik grup bulunmakta olup (bkz. Tablo 1), Şubat 1999 tarihi itibariyle ülke nüfusu yaklaşık 5 milyon civarındadır.9

Tablo 1: Türkmenistan'daki Nüfusun Etnik Dağılımı (%, 1999)

Millet (%)

Toplam 100
Türkmen 81
Özbek 9
Rus 3
Kazak 2
Tatar 2
Azeri 0,9
Ermeni 0,9
Alman 0,1
Diğerleri 2,1

Kaynak: Mehmet S. Erol, Saule Baycaun, "Türkmenistan Cumhuriyeti Ülke Raporu", Avrasya Dosyası, Türkmenistan Özel, C. VII, (2), Yaz 2001, s. 8.

1999 yılı tahmini rakamlarıyla ülkedeki doğum oranı şu şekildedir: 28.88/1,000; ölüm oranı: 9.04 ölüm/1,000 nüfus; ve net göç oranı ise -1.35 göçmen/1,000'dir. Bebek ölüm oranı ise, %3.3'dür.10 Ortalama yaş erkeklerde 57, kadınlarda 65'dir. Nüfusun yaş gruplarına göre dağılımı ise, 0-14 yaş arası %38 (erkek 887,088, kadın 850,384); 15- 64 yaş arası, %58 (erkek 1,277,176, kadın 1,321,465); 65 ve üstü, %4 (erkek 69,383, kadın 112,772). Cinsiyet Göre Dağılım: doğumda, 1.05 Erkek (E)/Kız (K); 15 yaş altında, 0.96 K/E; 15-64 yaş arası, 1.03 K/E; 65 yaş ve üstü: 1.63 K/E'dir.

Göçler sebebiyle nüfus içindeki payları hemen-hemen yarıya düşen Rusların çoğunluğu başkent Aşkabat'ta ve diğer büyük şehirlerde oturmaktadırlar.

Ülkedeki başlıca dinlerin dağılımı ise şu şekildedir: Müslüman %89, Doğu Ortodoks Kilisesi Mensubu Hıristiyanlar %9, bilinmeyen %2. Konuşulan diller ise, Türkmence (%72), Rusça (%12), Özbekçe (%9), diğer (%7). Resmi Dil, Türkmence'dir.11

4. Eğitim, Kültür ve Bilim

Türkmenistan'daki okul sayısı, ülkede eğitime verilen önemi açıkca ortaya koymaktadır. 1925'te Türkmen Yamut dili edebi dil olarak kabul edilmiştir. Resmi dil Türkmence'dir (24 Mayıs 1990'da kabul edildi). Ülkede okuma yazma oranı %98'dir (Erkekler %99, Kadınlar %97).

Türkmenistan okur yazarlık açısından istatistiklere göre çok yüksek bir orana sahip olmasına rağmen kalifiye işgücü açısından ise bu oran çok düşüktür.12 Bunun sebebi ülkenin gerek idari gerekse teknik alandaki ihtiyacının eski Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği döneminde merkez tarafından genellikle ülke dışından ve ya ülke içerisine yerleştirilen Ruslar tarafından karşılanmasıydı.

1990 istatistiklerine göre, 1600 kütüphane (16 milyon 900 bin kitaplı), 1.400 kulüp, 27 müze ve 9 tiyatro vardır. Ülkede her yıl 7.6 milyon kitap basılmaktadır (4.5 milyonu Türkmencedir). Ayrıca, 33 dergi, 72 gazete yayınlanmaktadır.Dergilerin sirkülasyonu 12 milyon 800 bin, gazetelerin ki ise, 212 milyondur. Ülkedeki başlıca bilimsel çalışmalar, Türkmenistan Bilimler Akademisi enstitülerinde gerçekleştirilmektedir. Bu çalışmalar özellikle, jeofizik, jeoloji, hidroloji ve petro kimya alanlarındadır. Dünyadaki iki "Çöl Enstitüsü"nden birisi buradadır. Ülkedeki başlıca üniversite ve enstitüler şu şekildedir: Mahdumkulu Türkmenistan Devlet Üniversitesi, Halkara (Uluslararası) Türkmen-Türk Üniversitesi, Türkmenistan Politeknik Üniversitesi, Türkmenistan Tıp Enstitüsü, Azadi Türkmenistan Milli Dünya Diller Enstitüsü, Türkmenistan Milli Spor ve Turizm Enstitüsü, Türkmenistan Devlet Kültür Enstitüsü, Türkmenistan Milli Konservatuarı, Türkmenistan Halk Ekonomisi Enstitüsü, Türkmenistan Savunma Bakanlığı Askeri Enstitüsü, Türkmenistan Devlet Ulaştırma ve İletişim Enstitüsü, Türkmenistan Cumhurbaşkanı General Saparmurat Niyazov Milis Yüksek Okulu, Türkmenistan Devlet Enerji Enstitüsü (Yüksek Teknik Koleji) Seydi Türkmenistan Devlet Pedagoji Enstitüsü. Buralarda okuyan öğrenci sayısı 39 bindir.13

Ülkedeki başlıca "Ulusal" ve "Dini" bayramlar ise şu şekildedir: 1 Ocak: Yılbaşı tatili, 12 Ocak: Şehitleri ve Ataları Anma Günü, 19 Şubat: Bayrak Bayramı (Aynı zamanda Türkmenistan Devlet Başkanı Sayın Saparmurat Türkmenbaşı'nın doğum günüdür.), 8 Mart: Kadınlar Günü,21 Mart: Nevruz Bayramı, 9 Mayıs: Askerler Bayramı, Zafer Bayramı, 18 Mayıs: Anayasa Günü (Kalkınma ve Birlik Günü), 6 Ekim: Aşkabat Depreminde Ölenleri Anma Günü, 27-28 Ekim: Bağımsızlık Bayramı, 12 Aralık: Tarafsızlık Bayramı. Dini bayramlar İslami takvim itibariyle uygulanmaktadır.14

B. Tarih

Türkmen tarihinden bahsederken, öncelikle Türkmenlerin bugün üzerinde yaşadıkları Türkmenistan'ın tarihinden söz etmek doğru olacaktır. Arkeolojik kazılar, bugünkü Türkmenistan'da 300 bin yıl önce insanların yaşadığını ortaya koymaktadır. Türkmenistan'da bugün yaşamakta olan Türkmenler esas itibariyle 9'uncu yüzyılda Salır-Kınık, Yazır ve Kayı-Bayat boylarından birleşen Oğuzlardan gelmekle beraber, Türkmen medeniyetinin oluşmasında, bu topraklarda hüküm sürmüş olan Massagetler, Dahlar, Partlar, Alanlar, Sakalar ve Hazarlar gibi bir çok kültür ve halkın etkisinin olduğu kabul edilmektedir. Nitekim, bugünkü Türkmen kültüründe binlerce yıldan bu yana süzülerek gelen rengarenk kültür değerleri bulunmaktadır.15

Türkmen etnik adının 5'inci yüzyıldan itibaren kullanıla geldiği ancak, halk olarak bu adın kullanılmasının 10 ve 11'inci yüzyıllarda başladığı çeşitli kaynaklarda geçmektedir. Türkmen sözünün anlamı için çeşitli yorumlar yapılmaktadır. Avrupalı tarihçiler Türkmen adını "Saf kanlı Türk" olarak nitelendirirken, Türkiyeli tarihçiler "Özen Türk" yani "Türk halklarının kökü" diye değerlendirmektedir.

İslami kaynaklara göre ise, gayrimüslim Oğuz kabileleri, Müslüman Oğuz kabilelerince "Türkmen" olarak adlandırılmıştır.16

İslamiyet'i kabul ederek "Türkmen" adıyla anılan oğuz boyları üzerindeki Oğuz Yabgusu'nun tahakkümü üzerine Selçuk Bey İslamiyete giren Oğuz boylarının liderliğini ele alarak, bu boyları Yabgu'ya karşı organize etmiş ve korumuştur. Selçuk Bey ile Oğuz Yabgusu arasındaki bu mücadele sonunda Selçuk Bey'in kontrolü altındaki Türkmen boyları batıya doğru göç etmişlerdir. Bugünkü İran topraklarının kuzey doğu kesimindeki Horasan bölgesi ile Hazar Denizi'nin güney kıyıları arasında yerleşen Selçuk Bey yönetimindeki Türkmenler, bu göç ve yerleşim esnasında diğer Türkmen boylarından olan Kıpçaklar ve Peçenekler ile mücadele etmek zorunda kalmışlardır. Karahanlılar'la çatışmış ve Gazneliler'in ordusunu 1040 yılında Dandanakan'da yenip Selçuklu Devleti'ni kurmuş ve hakimiyetini Azerbaycan ve Anadoluya kadar genişletmişlerdir. 1040 Dandanakan Savaşı'ndan sonra Türkmenler, Tuğrul ve Çağrı kardeşlerin liderliğinde Büyük Selçuklu Devleti'ni kuran Türkmenlerin bir kısmı Atavatan Türkmenistan'da, bir diğer kısmı da Anavatan Türkiye'ye yani Anadolu'ya gelmiş ve yerleşmişlerdir. Selçuklu hükümdarları ata vatanları ile ilgilenemeyince bazı Türkmen kabileleri Sultan Sencer'e karşı ayaklanmışlardır. Bu ayaklanmadan sonra, Moğol akınları Türkmenistan ve Anadolu'daki Türkmenlerin akıbetini değiştirmiştir.

Diğer taraftan, Anadolu Selçuklu Devleti'ni kuran Selçuk Bey'in oğullarından birisi olan Arslan Yabgu'nun nesli, Avrasya'nın ve İslam aleminin kaderini etkilemiş üç yüz yıla yakın bir süre Selçuklu çatısı altında barındırılan Anadolu Türkmen boyları, bir başka Türkmen boyu olan Kayı boyunun önderi Osman Bey tarafından kurulan Osmanlı Devleti'ne adeta miras bırakılmıştır. Maveraünnehir ve Horosan'daki Türkmenler, ilk önce 17'nci yüzyılın ikinci yarısından sonra Moğol olan Kalmuklar'a karşı savaşmışlar ve yine uzun bir süre İran ve Hive'ye karşı mücadele etmişlerdir. Bu arada, Rusların Türkmenlerin yaşadığı toprakları ele geçirmeye yönelik 1717'deki ilk girişimi başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Türkmenler 1835'den itibaren Merv bölgesine doğru yayılmaya başlamışlardır. Oraz Han'ın başkanlığında Tecend Derya kenarına Oraz Kalesi'ni inşa etmişlerdir. Türkmenler Kuşit Han'ın önderliğinde Farsları (İran) yenilgiye uğratarak bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir. 1869 yılında Rus istilası başlamış ve 1884'de Türkmen topraklarının tamamının istilasıyla sona ermiştir.17 Bu istila sırasında 1873 Mayıs ayında Ruslar önce Hive Hanlığını ele geçirmişlerdir. 1879'da Ruslar Göktepe'ye hücuma geçmişler, fakat Nurverdi Han'ın oğlu Berdi Murad'ın gayretlerine Ruslar dayanamamışlar ve bozgun içerisinde geri çekilmişlerdir. Ruslar 1880'de Genaral Skobelevi ordunun başına getirmiş ve Türkmen topraklarına girmiştir.18 Rusların 1891'de oluşturduğu Trans-Hazar yönetim birimi (Oblast'ı) 1899'da Türkistan Genel Valiliği'ne bağlanmıştır. Rusya'nın bu işgaline karşı bütün Türkistan'da olduğu gibi Türkmenistan'da da ayaklanmalar olduysa da başarılı olunamamış ve Kızıl Ordu 1920'de Hive'yi ve Aşgabatı ele geçirmiştir. 1924 yılında Türkmenler ile Özbekler birlikte hareket ettilerse de bir sonuç alınamamış ve aynı yılın Ekimi'nde Türkmenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kurulmuştur.19 Türkmenistan 1925 Mayısı'nda da SSCB'nin kurucu bir cumhuriyeti olmuştur.20

7 Ocak 1990 tarihinde Türkmenistan'da Parlamento Seçimleri yapılmış, Mayıs 1990'da Türkmen Türkçesi Cumhuriyetin resmi dili olarak kabul edilmiş, 27 Ekim 1990 tarihinde de Saparmurad Niyazov Devlet Başkanı seçilmiştir. 22 Haziran 1990 tarihinde egemenliğini, 27 Ekim 1991 tarihinde yapılan halk oylamasıyla da aynı gün bağımsızlığını ilan eden Türkmenistan'ı ilk tanıyan ülke Türkiye olmuştur. Türkmenistan, BM Genel Kurulu tarafından da oybirliğiyle 27 Aralık 1995'te tarafsız bir devlet olarak kabul edilmiştir.

Türkmenistan'ın devlet amblemi beyaz çizgilerle bölünmüş iç içe üç çemberden oluşmuştur. Amblem dışardan beyazlarla aynı kalınlıkta mor bir çizgiyle çerçevelenmiştir. İlk mor daire yeşil yaprakları olan beyaz pamuk kozaları ve altın rengi buğday başakları içermektedir. Bir hilal ve beş tane beş köşeli yıldız dairenin üst kısmına yerleştirilmiştir. İkinci altın renkli daire beş temel halı motifi içermektedir. Amblemin merkezde bulunan üçüncü kırmızı ve mavi dairesinde beyaz Ahal-Teke atı vardır. Türkmenistan'ın devlet bayrağı düz koyu yeşil olup sol tarafında dikey bir şerit üzerinde beş temel halı motifi sıralanmıştır. Yeşil yüzeyin üst sol köşesinde bir hilal ve beş köşeli beş yıldız vardır. Devlet amblem ve bayrağı milli gelenekler temelinde olup, politik semboller açıkça karıştırılmıştır. Beş köşeli yıldız evrenin beş anahtar elementini toprak, su, gaz, kristalleşmiş ve plasmik elementlerini sembol eder. Yıldızların sayısı dünyadaki yaşamın beş önemli unsurunu yani ışık, ses, koklama duygusu, dokunma duygusu ve denge duygusunun önemine işaret etmektedir. Hilal uzun yıllar öncesinden beri Türkmenlerin parlak bir gelecek için olan ümitlerine işaret eder. Yeşil rengi kırmızı gibi Türkmenlerin geleneksel olarak saygı duydukları bir renk olup, halı motifleri Türkmenlerin geleneksel, politik, sosyal, kültürel ve dini görüşlerinin bir sembolüdür. Bu halı motifleri yukarıdan aşağıya beş büyük kabileyi temsil etmektedir. Ahal-Teke atı Türkmenistan'ın gururu olup, buğday başakları misafirleri ekmek ve tuz ile karşılama geleneğini ima eder.21

C. Siyasi Yapı

1. İç Siyaset

A. Siyasi Sistem

Türkmenistan, demokratik ve laik hukuk devletidir. Devlet idaresi başkanlık hükümeti şeklindedir. 1992 Anayasası'na göre iki ayrı parlamento vardır: Senato benzeri bir hüviyet arz eden "Halk Maslahatı"22 (bir kısmı halkoyuyla seçilen bir kısmı ise atanan 175 koltuğa sahiptir) ve Meclis (üyeleri halkoyuyla beş yıl için seçilen 50 koltuğa sahiptir) 18 Mayıs 1992 tarihinde Parlamento tarafından oy birliği ile kabul edilen yeni Türkmenistan Anayasası 21 Haziran 1992 tarihinde halkoyuna sunularak onaylanmıştır.23 Yeni Anayasa Başkanlık Sistemi'ni öngörmekte ve Cumhurbaşkanı'na çok büyük yetkiler tanımaktadır. Cumhurbaşkanı aynı zamanda Bakanlar Kurulu'na da başkanlık etmektedir. Cumhurbaşkanı ileride Meclisin onayına sunmak koşulu ile kanun yapmak hakkına da sahiptir. Başbakan Yardımcıları, Bakanlar, Şehir Hakimleri ve Yüksek Mahkeme, Cumhurbaşkanı tarafından atanmaktadır. Cumhurbaşkanı gerekli gördüğü hallerde Meclisi feshetme hakkına da sahiptir. Türkmenistan Komünist Partisi'nin 1991 yılı Aralık ayı içerisinde yapılan 25.

Kongresi'nde parti teşkilatının feshine, yerine Türkmenistan Demokratik Partisi'nin kurulmasına, yeni partinin başına Cumhurbaşkanı Türkmenbaşı'nın getirilmesine karar verilmiştir.

Eski SSCB içinde de siyasi açıdan en hareketsiz olan Türkmenistan daha az glasnost ve daha az prestroika'ya sahip olan ve KP'si bütün OAC içerisinde en az değişim geçireniydi. Nitekim bugün de son derece muhafazakar, sosyal ve siyasal bir yapıyı halen devam ettirmektedir. Türkmenistan muhafazakar yapısı, onun Orta Asya'daki son derece farklı karakterinden kaynaklanmaktadır. Türkmenler aslında, politik ve sosyal yaşama egemen son derece yüksek bir kabile yapısı ile esas olarak kırsal bölgelerde yaşarlar ve göçebedirler. Kabile ilişkileri ve bağlılığı, herhangi bir milli bağlılık anlayışından daha önemlidir. Kazakistan ve Kırgızistan'da olduğu gibi, belirli bir kabile, KP'de dahil, siyasi sahnede egemen olma eğilimindedir. Ülkede yedi büyük ve yirmi dört küçük boy vardır.24 1917 öncesinde toprak bütünlüğü ve ulusal bütünleşme sağlayamayan Türkmen halkı arasında Sovyet döneminde boylar arası rekabet ve çekişme bilinçli olarak merkezi Sovyet yönetimi tarafından sürekli körüklenmiştir. Türkmenistan Cumhurbaşkanı (ve eski Komünist Partisi Genel Sekreteri) Saparmurad Niyazov'un da bağlı olduğu, Aşgabat çevresinde yoğunlaşan "Teke" boyu ile doğu yöresinde bulunan "Salur" boyu arasındaki siyasi çekişme günümüze kadar gelmiştir.25 Teke, rekabetli politik yarışın temelini teşkil eden cumhuriyetin yedi büyük kabilesinin en büyük olanıdır ve güç Teke'nin elinde toplanmıştır.

Türkmenistan'da tek siyasi parti mevcut olup (Türkmenistan Demokratik Partisi), ülke bu partinin de başkanı olan bir devlet başkanı, Saparmurat Niyazov Türkmenbaşı, tarafından yönetilmektedir. Başkan aynı zamanda hükümet başkanlığını da uhdesinde bulundurmaktadır.

Yönetim, tüm alanlarda denetimi elinde tuttuğunu saklamamakta, fakat bunu Türkmen halkının milli özelliklerine sadık kalmanın bir gereği olarak açıklamaktadır. Devlet Başkanı Niyazov, ülkedeki iç siyasi durumla ilgili açıklamasında kendi politikasının Türkmen milli gelenekleri ve halkın mantalitesi üzerine kurulduğunu dile getirmektedir.26 Bir başka deyişle, Türkmen devleti, kendi modelinin temelini Türkmen milli geleneklerinden aldığını öne sürmektedir.

Bununla beraber, birçok batılı uzmanların beklentilerine karşın Türkmenbaşı, ülkesine rekabet halindeki sosyal sistemlerden hiç birisini yerleştirmemiş, tersine geleneksel İslam, Batılı laik demokrasi, kişisel kült ve tecrübelerden aldığı unsurları kaynaştırarak bir sistem geliştirmiştir. Eski Dışişleri Bakanı Abdi Kuliev bu durumu şöyle izah etmektedir: "Geçiş sürecinde, karışıklık ve felaketlerin yaşanabileceği şu günlerde Türkmenlerin tek bir vücut halinde, bir kişinin etrafında toplanması gerekir. Bu kişi hayatını ortaya koyarak, seçtiği yolun güvenli olup olmadığını kontrol eder ve diğerleri de onu izler; yoksa bu cehennemden çıkılamaz."27 Nitekim, bazı uluslararası kuruluşlar tarafından Türkmenistan totaliter rejimden demokrasiye başarılı bir şekilde geçiş yapan ülke olarak değerlendirilmiştir. Eylül 1999'da Devlet Başkanı Niyazov, Albert Shvizer Dünya Tıp Akademisi tarafından en yüksek ödüle layık görülmesi buna bir örnek oluşturabilir.28

B. Muhalefet

Türkmenistan siyasal açıdan, daha önce de bahsedildiği üzere bölgedeki en huzurlu cumhuriyettir. Başkan Niyazov bu cumhuriyette potansiyel siyasi muhalefeti etkisiz kılmıştır. Başlıca muhalif grup olan ve bir grup entelektüel tarafından kurulan "Agzybirlik" Moskova'dadır. Önceki KP'nin muhalefet grubu, Niyazov'un grubundan daha fazla mesleki siyasi kavgacılar olduğundan güçsüz kalmışlardır.29

1997'de Devlet Başkanı Niyazov'un kararıyla Demokrasi ve İnsan Hakları Enstitüsü kuruldu. Kurucuların görüşüne göre, bu Enstitü, "Batı'nın değerlerinin milli Türkmen değerlerine uyarlanması ve Türkmen demokrasi modelinin teorik temellerini oluşturulması ve insan hakları alanında mevcut durumun iyileştirilmesi" amacıyla kurulmuştur.30

Türkmenistan'da Türkmen modelinin doğruluğu her fırsatta kanıtlanmaya çalışılmaktadır. Türkmen modeli, resmi yetkililer tarafından Türkmen geleneklerini, milli özellikleri içinde barındıran bir demokratik hukuk devleti olarak açıklanmaktadır.31 Türkmenbaşı, basın mensupları ile yaptığı görüşmelerde veya çeşitli ortamlarda yaptığı konuşmalarda, demokrasinin Türkmenlerin kanında olduğunu, Türkmen halkının kendi liderlerini seçtiklerini dile getirmektedir. Aynı zamanda, çok partililiğin, Türkmen halkına özgü bir şey olmadığını, fakat zamanla halkın çok partili sisteme geçiş için hazır hale geleceğini ve günün birinde bunun mutlaka gerçekleşeceğini vurgulamaktadır.32

Öte yandan, yine Türkmenistan'ın imajının iyileştirilmesi amacıyla ülkede idam cezası kaldırılmış ve ülkede defalarca ilan edilen af sonucu yaklaşık 80 bin tutuklu serbest bırakılmıştır.

B. Dış Siyaset

Türkmenbaşı, belli başlı bazı değişikliklerin yapıldığı iç politikanın tersine, dış politikada daha aktif, bağımsız ve tarafsız bir politika izlemiş ve bugün Türkmenistan dış politikasına uluslararası bir saygınlık kazandıran bir sürece imzasını atmıştır.33 Türkmenbaşı'nın dış politikada ülkesinin milli çıkarlarını her şeyden önde tutan tavrı ve bu konudaki kararlılığı da, ülkesinin iç istikrarının sağlanmasında, kuşkusuz, en büyük temel faktörlerden biri olmuştur.

22 Ağustos 1990'da egemenliğini ilan eden Türkmenistan, 26 Ekim'de yapılan halk oylaması sonucunda halkın büyük çoğunluğunun bağımsızlıktan yana oy kullanmasıyla 27 Ekim 1991'de bağımsızlığını ilan etmiştir. 27 Ekim'de 10. toplantısını gerçekleştiren Yüksek Şura, "Türkmenistan'ın Bağımsızlığı ve Devlet Kuruluşunun Esasları Hakkında"ki kanunu kabul ederek bu kanunla, Türkmenistan Devleti'nin milli ve bağımsız bir devlet olduğunu hukuken tescil etmiştir. Türkmenistan'ın bağımsızlığını ilk tanıyan ülkeler Türkiye ve arkasından da İran olmuştur.

Türkmenistan'ın Dış Politika öncelikleri, dünyaya açılma çabaları, güvenlik kaygıları, komşularıyla iyi ilişkiler olmak üzere üç ana başlık altında ele alınmaktadır. Türkmenistan'ın dış politikasının en belirgin özelliği, ülkenin dış politikasını da biçimlendiren Devlet Başkanı Türkmenbaşı'nın çok taraflı ya da bölgesel girişimlere karşı mesafeli, hatta dikkatleri çeken soğukkanlı tavrıdır. Türkmenistan hangi alanda olursa olsun, ister güvenlik isterse de ekonomik işbirliği, ve kimden gelirse gelsin, Rusya ya da diğer Orta Asya cumhuriyetleri, Orta Asya'da bölgesel ölçekli girişimlere çok ihtiyatla yaklaşan devlettir. Bunun başlıca nedenleri arasında küçük devlet olmasının getirdiği zorlukların yanı sıra doğal kaynaklarının zenginliğinden duyduğu endişedir.34

Gerek Rusya Federasyonu ve gerekse de diğer Orta Asya Cumhuriyetleri'nden gelen bölgesel girişimlere karşı mesafeli tutum sergileyen Türkmenbaşı'nın bu davranışının temelinde, Türkmenistan'ın jeopolitik konumuyla birlikte Batı'nın yeterince ilgisini çekebilecek potansiyelde zengin doğal kaynaklarına sahip olmasının da etkisi olduğu söylenebilir.

Nitekim, Türkmenbaşı ve diğer Türkmen yetkililerin sıkça dile getirdikleri sözlerinde Türkmenistan'ın sahip olduğu zengin doğalgaz ve petrol yataklarının varlığının rol oynadığı açıktır.35 12 Aralık 1995 tarihinde, Birleşmiş Milletler'in (BM) kuruluşunun 50. yıldönümü ve Türkmenistan'ın tarafsızlık statüsü adaylığına yönelik konuşmasında Türkmenistan Devlet Başkanı Saparmurat Niyazov "daimi tarafsızlık" başvurularıyla ilgili olarak şu önemli gerekçenin altını çizmiştir: "...Bizim bu adımımız Türkmenistan'da ve bölgede barışın sağlanmasına büyük bir katkıda bulunacaktır. Bu mesele bizim için çok önemlidir. Çünkü Türkmenistan, dünyanın çok önemli bir noktasında; doğal kaynakların en zengin bulunduğu bölgelerden birinde yer almaktadır. Bu durum bizim açımızdan "daimi tarafsızlık" siyasetini kaçınılmaz olarak gerektirmektedir. Türkmenistan, coğrafi olarak önemli ve hassas bir konumda bulunduğunu göz önünde bulundurduğu için, uluslararası işbirliklerinde daha dikkatli hareket etmektedir. Bundan dolayı Türkmenistan bugüne kadar tarafsız bir dış politika izlemeye çalışmıştır. Türkmenistan bundan sonra "Daimi Tarafsız" bir ülke olarak dış ve iç politikasını yürütmek istemektedir. Bu hususta teşkilatın, teşkilat başkanının ve devlet başkanlarının onayını rica ediyoruz."36

Yalnız, Türkmenistan'ın tarafsızlık statüsünü elde etme çabalarını sadece küresel ölçekteki güç mücadelesinde taraf olmaktan kaçınma ve güvenliğini koruma politikasının bir sonucu olarak yorumlamak eksik olur. Aynı zamanda Türkmenistan, tarafsızlık siyasetiyle bölge güçleriyle olan ilişkilerinde de ekonomik ve siyasi ilişkilerini taraf gözetmeyerek izlemek niyetini ortaya koymuştur. Özellikle de Türkiye ve İran arasındaki hassas ilişki ve rekabetin Türkmenistan açısından ortaya koyduğu sıkıntıdan kurtulma için tarafsız bir tutum en ideal bir politika olacaktı.37

Diğer taraftan, SSCB'nin en sıkıntılı cumhuriyetlerinden biri olan Türkmenistan, Batı'ya açılma potansiyelinin etkisiyle, BDT içinde bir ekonomik entegrasyon ya da sıkı bir ekonomik işbirliğine pek yanaşmak istememiş fakat, Batı'ya açılma hedefleri doğrultusunda aralarında Türkiye, İran ve Pakistan'ın kurucu üyesi olarak bulunduğu ve daha çok "gevşek bir işbirliğine" dayalı, Ekonomik İşbirliği Örgütü'ne Şubat 1992'de, Tahran zirvesinde, diğer yeni bağımsız Orta Asya cumhuriyetleri ile birlikte üye olmuştur. Dolayısıyla, en başından beri Türkmenistan'ın ekonomik kalkınmasına katkı sağlayacak olan yabancı yatırım ve finansman, Türkiye üzerinden de olmak üzere doğal kaynaklarını pazarlamak istediği Batı ile ilişkileri, Türkmenistan'ın başlıca dış politika öncelikleri arasında yer almıştır.

Diyebiliriz ki, Türkmenistan bağımsızlık sonrası geçiş sürecinde dış politikasında dini, etnik ve kültürel değerlerin etkisini azaltan ve Batı'yla daha çok ekonomik çıkarlara dayanan bir ilişkiyi hedefleyen realpolitik izlemeyi tercih etmiştir. Aynı zamanda Türkmenistan bu politikasıyla, geçiş sürecinde gerek ülke içerisinde ve gerekse de bölgede güvenlik ve istikrarı korumayı hedeflemiştir.38 İç politikasındaki istikrarı "10 Yıl Abadancılık" politikası ile sağlamaya çalışan Türkmenistan, dış politikasındaki güvenlik ve istikrarı da "Daimi Tarafsızlık" statüsüyle elde etmek istemiştir.

Türkmenbaşı'nın dış politikada ülkesinin milli çıkarlarını herşeyden önde tutan tavrı ve bu konudaki kararlılığı da, ülkesinin iç istikrarının sağlanmasında, kuşkusuz, en büyük temel faktörlerden biri olmuştur. Nitekim, Temmuz 1992'de Helsinki'de toplanan Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı'nda Türkmenistan 1975 "Nihai Belge"sini imzalamıştır-Türkmenbaşı, insan hakları konusunda Türkmenistan'ı eleştiren ve böylece bu ülkeyi de karıştırmak isteyen grupları uyarmış ve şöyle demiştir: "Bizim için insan hakları, kaçınılmaz bir şekilde milli çıkarlara bağlıdır."

Bağımsız Devletler Topluluğu'na karşı çıkan ve buradaki kurumsallaşmanın işlemeyeceğini savunan Türkmenistan'ın tutumu, aslında, bu kurumu Moskova'nın eski hegemonyasını yeniden oluşturma çabası olarak görmesinden kaynaklanmaktadır. BDT'yi, eski SSCB'yi uygar bir şekilde "parçalama" forumu olarak görme arzusunu dile getiren Türkmenistan (veya Türkmenbaşı), 22 Ocak 1993'teki Minsk zirvesinde, ortak politika oluşturmayı öngören bir anlaşmayı imzalamayan tek Orta Asya cumhuriyeti olmuştur.39

Ülke, bölgedeki iç savaş ve çatışmalarda taraf değildir. Türkmenistan'a karşı herhangi bir uluslararası yaptırım da söz konusu değildir. Hazar'ın statüsü konusunda Hazar'a kıyısı olan ülkelerle görüşmeler devam etmektedir. Ayrıca, Azerbaycan'la Hazar'daki doğalgaz kaynaklarının paylaşımı konusunda bir takım sorunları da devam etmektedir.

Şubat 1998'de Azerbaycan'la aralarındaki sınırın ortay hat prensibine göre belirlenmesini kabul ettiğini açıklayan Türkmenistan, bu hattın nereden geçeceği konusunda henüz Azerbaycan ile bir anlaşma sağlayamamıştır. Özellikle son bir yıl içerisinde Kepez/Serdar, Çırag/Osman, Azeri/Hazar ve Şerg/Altın Asır yataklarının sahipliği konusunda iki ülke arasında tartışmalar giderek sertleşmiştir. İki ülke ayrıca Türkmen gazını Azerbaycan ve Gürcistan üzerinden Türkiye'ye taşıyacak Hazar geçişli doğalgaz boru hattının paylaşımı konusunda da anlaşamamaktadırlar. Azerbaycan'da da doğal gaz bulunmasının ardından bu ülkenin önce Trans Hazar hattının bir kısmının kendi gazına ayrılmasını istemesi, ardından da bu projenin sekteye uğraması üzerine kendi gazını doğrudan Türkiye'ye satmak için girişimde bulunması üzerine iki ülke ilişkileri daha da gerginleşmiştir.

Bugüne kadar Taliban ile en iyi ilişkiyi kurmuş olan ve Afgan sorununun çözümü için Aşkabat'ta taraflara ev sahipliği yapan Türkmenistan, 11 Eylül sonrası ABD'ye her türlü desteği vereceğini açıklayan Orta Asya cumhuriyetlerinden birisi olmuştur. Afganistan'la 744 kilometrelik bir sınıra sahip olan ve Rusya'nın Afganistan'ı işgali süresince 1989'a kadar kullandığı önemli bir üs konumunda olan Türkmenistan, yine Afgan sınırına yakın Kuska'da büyük bir hava üssüyle olası bir askeri operasyon için ABD tarafından göz önünde bulundurulan ülkelerin başında gelmiştir.40

Türkmenistan'da faaliyet gösteren uluslararası kuruluşlar şunlardır: Birleşmiş Milletler (UN), Birleşmiş Milletler Çocuk Eğitim Fonu (UNICEF), Uluslararası Para Fonu (IMF), AB, ve PEACE CORPS. Türkmenistan aşağıda adı geçen uluslararası kuruluşlara üyedir: Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT), Avrupa İskan ve Kalkınma Bankası (EBRD), Uluslararası Para Fonu (IMF), Birleşmi Milletler (BM), Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT), AEK, Birleşmiş Milletler Asya Pasifik Ekonomik ve Sosyal Komisyonu (ESCAP), Dünya Bankası (IBRD), Uluslararası Sivil Havacılık Teşkilatı (ICAO), İslam Kalkınma Bankası (İKB), Uluslararası İşçi Teşkilatı (ILO), Uluslararası Denizcilik Teşkilatı (IMO), İslam Konferansı Teşkilatı (İKT), Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU), Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Teşkilatı (UNESCO), Uluslararası Posta Birliği (UPU), Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO), Dünya Meteoroloji Teşkilatı (WMO), Dünya Ticaret Teşkilatı (DTT), Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT), Uzakdoğu Ülkeleri Ekonomik İşbirliği Özel Organizasyonu (EKTO), Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilatı (FAO). Ayrıca, Türkmenistan dünyadaki birçok uluslararası kuruluşun da üyesidir. Üyesi olduğu uluslararası kuruluşlar şöylece sıralanabilir: CCC, BDT, EBRD, ECO, EKTO, FAO, IMF, BM, AGİT, ECE, ESCAP, IBRD, ICAO, IBD, ILO, IMO INTELSAT (Kullanıcı), IOC, ISO (Muhabir), ITU, NACC, OIC, OSCE, PFP, UNCTAD, UNESCO, UPU, WHO ve WTO'dur.

D. Ekonomi

Kırgızistan gibi, Türkmenistan da eski SSCB içinde ekonomik olarak sıkıntılı cumhuriyetlerden birisiydi ve Moskova'yla çok yakın işbirliği içindeydi. Fakat öte taraftan, bağımsızlık sonrası, doğalgaz yatakları, 700 milyon tonluk petrol rezervi ve az nüfusu ile darlığını azaltabilecek ve politik değişim için gerekli istikrarı sağlayabilecek hızlı ekonomik gelişmeye diğerlerinden daha fazla ümit vermektedir.

Nitekim, ülkesinin dış politikasında, bağımsızlık sonrası temel iki politikayı başlatan Türkmenbaşı, "Açık Kapılar Politikası" ile Türkmenistan'ın petrol, doğalgaz ve diğer yeraltı zenginliklerini kullanarak yabancı yatırımcıları, sermayeyi ülkesine çekmeyi başarır iken, "Pozitif Tarafsızlık Politikası" ile de ülkesinin bağımsızlık ve tarafsızlığını ifade etmekte ve bu konudaki kararlıklarını sergilemektedir. Ekonomik bağımsızlık kazanılmadan, politik bağımsızlığın pek bir şey ifade etmeyeceği gerçeğiyle hareket eden Saparmurat Türkmenbaşı, Türkmenistan'da, Türkmen işadamları ve firmalarının yabancı firmalar ile iş ortaklığı geliştirmesini ve özel girişimciliğin güçlendirilmesini ve böylece ekonomik reformun başarıya ulaşmasını amaçlayan yeni bir dönemi de 1997'nin ilk günlerinde başlatmış bulunmakta. Bu süreç bilhassa tarımda, ticarette, ulaşım ağında, petrol ve doğalgaz endüstrilerinde kendini göstermekte. Bu sektörlerde, kamu ve özel sektöre ait firmaların hepsinin uluslararası piyasada iş yapma kabiliyetleri ve deneyimlerinin arttırılması, bir rekabet gücünün kazandırılabilmesi için yabancı firmalarla ortak hareket etmeleri özellikle teşvik edilmektedir.41

Yabancı sermaye ve kalkınma için ülkedeki istikrara büyük önem veren Türkmenbaşı bu konuda şöyle demektedir: "Biz, birlik ve beraberliğimizle bütün dünyayı, batılı şirketleri ve işadamlarını kendimize çekiyoruz. Çünkü, batılı iş adamı, sermaye bir ülkede öncelikle 'istikrar' görmek ister."42 Gerçekten de bugün Türkmenistan, Orta Asya Cumhuriyetleri arasında politik istikrarı, sosyal atmosferi, tabii kaynakları ve ekonomik potansiyeli ile Saparmurat Türkmenbaşı'nın dinamik liderliği altında, ciddi ve güvenilir ortaklıkların, yatırımların her geçen gün arttığı bir istikrar adasıdır.

Türkmen yönetimi, çoğulcu demokratik rejim ve serbest piyasaya geçiş yönünde oldukça tedbirli, toplum alışkanlıklarını sarsmayan, bağımsızlıklarını yeni kazanmış diğer cumhuriyetlere oranla daha yavaş tempoyla gelişen bir reform süreci benimsemiş ve batılı ülkelerin eleştirilerine rağmen bu alandaki tutumunu değiştirmemiştir. Dolayısıyla, ekonomik reformların gerçekleştirilmesinde Türkmenistan, diğer BDT ülkelerine göre biraz geride kalmıştır. Bunun en önemli sebeplerinden birisi kaynak sıkıntısı olmuştur. Başta Rusya ve Ukrayna olmak üzere doğal gaz ihraç ettiği ülkelerin milyarlarca dolar tutarındaki borçlarını ödememesi, Türkmenistan'ı zor durumda bırakmış ve bırakmaya da devam etmektedir. Geniş kapsamlı reformların uygulanmasında, devlet işletmelerinin özelleştirilmesinde ve tam fiyat liberalizasyonunun sağlanmasında zorluklarla karşılaşılmaktadır.

Türkmenistan hükümetinin ithal ikameci programın dahilinde gaz üretimine verdiği önem nedeniyle, ülkedeki hizmet sektörü az gelişmiştir. Limitli kredi kullanma hakkı ve düşük satın alma gücü nedeniyle sektör tehlike içindedir.

Bununla birlikte hükümet, serbest pazar ekonomisine geçiş için önemli adımlar atmıştır. Bu adımlar son yıllarda daha da hızlanmıştır. Bazı mallar üzerindeki fiyat kontrolü kaldırılmış, özel çiftliklerin artmasına izin verilmiştir. Mali sistemin yeniden yapılandırılması ve KDV sistemine geçiş çalışmaları başlatılmıştır. Bir yandan vergi gelirlerinin arttırılması yönünde çalışmalar yürütülürken, diğer yandan da bütçe açığını en aza indirebilmek için hükümet harcamalarında tasarruf tedbirlerine gidilmiştir. Yabancı sermaye, para politikası ve özelleştirme ile ilgili kanun taslakları hazırlanmıştır. Hükümet, kalkınmayı 10 yıllık bir vadeye yayarak, 10 yıllık üretim ve yatırım planı hazırlamıştır.

Ülkenin bağımsızlığından günümüze aşağıdaki reformlarda bulunulmuştur; 43

1. Yatırımlarda öncelikler belirlenmiştir. Öncelik sırası, enerji sektörü, tarım sektörü, sosyal sektör ve uluslararası ulaşım ve iletişime verilmiştir.

2. Piyasa ile ilgili mevzuat düzenlemeleri kabul edilerek yürürlüğe konulmuştur.

3. Vergilendirme, bütçe, kredi ve parasal alanlarda temel reformlara gidilmiştir.

4. Bütçe yönetimi için hazinede düzenlemeler yapılmıştır.

5. Stok ve döviz kurunda düzenlemelere gidilmiştir.

6. Dış ekonomik faaliyetler geliştirilerek belirli bir düzene koyulmuştur. Devlet Mal Değişimi ve Dış Ekonomik ilişkiler Bakanlığı kuruldu.

7. Yatırım politikasını formüle etme ve yabancı sermayeyi ülkeye çekmek amacıyla Yabacı Yatırımlar için Resmi Ajans (State Agency for Foreign Investment- SAFI) kurulmuştur.

8. Yerli ve yabancı müteşebbisleri teşvik etmek amacıyla 10 serbest bölge belirlenmiştir.

9. Fiyatların liberalizasyonuyla beraber bazı önemli mal ve hizmetlerin perakende ticareti devlet kontrolünde tutulmuştur. Gelecekte devlet kontrolünün tamamen kaldırılması hedeflenmiştir.

Girişimciliği desteklemek ve özel işletmeleri geliştirmek amacıyla özelleştirme programı hazırlanmıştır.

Türkmenistan'ın uluslararası ekonomik ilişkilerini şekillendiren temel unsurlar ve faaliyetler aşağıdaki gibidir: 44

⦁ Dış ticaret
⦁ Ortak Şirketler (Joint-Venture)
⦁ Sınır Ticareti
⦁ Yabancı Şirketler
⦁ İnşaat faaliyetleri ve inşaat malzemeleri ticareti
⦁ Konsorsiyumlar
⦁ Müteahhitlik işbirliği
⦁ Barter usulü ticaret
⦁ Yabancı iş gücü

Son zamanlarda bilimsel-teknik alanlarda, bankacılık sektöründe ve turizm faaliyetlerinde de işbirliğine önem verilmektedir. Bu faaliyetler ülkede oldukça yeni olup az gelişmiştir.45

Diğer taraftan uluslararası ekonomik işbirliğinin çeşitli şekilleri ülkede görülse de, uluslararası ekonomik işbirliği potansiyeli tam olarak değerlendirilememektedir. Örneğin, Türkmenistan'ın yabancı ülkelerde ortak şirketleri yok denecek kadar azdır, leasing, kıyı ticareti ve ulaştırma hizmetleri oldukça zayıftır ya da yapılmamaktadır.46

Türkmenistan'ın pazar ekonomisine geçişiyle ilgili kendine özgün modeli Devlet Başkanı Saparmurat Türkmenbaşı tarafından oluşturulmuştur. Söz konusu modelde ülkenin tabii, iktisadi, sosyal ve politik özellikleri göz önünde bulundurulmuştur. Türkmenbaşı bu modelde esas olarak iktisadi reformları gerçekleştirirken ülkede sosyal ve politik istikrarın korunmasını esas almıştır. Buna göre dış dünyaya açık gelişmiş bir milli ekonominin oluşturulması ve bu noktada serbest piyasa ekonomisine temkinli ve tedrici politikalarla geçilmesi hedeflenmiştir.47

SSCB'den miras kalan mevcut ekonomik yapının değiştirilmesi ve aktif bir dış politika izlenmesi milli ekonominin oluşturulması yönündeki iki temel politikayı ortaya koymaktadır. Türkmenbaşı'nın yapısal politikası selektif karakterli olup, bu politikanın öncelikli yönlerini tarım, enerji, kimya, ulaştırma ve iletişim sektörleri oluşturmaktadır. Yapısal politikasının esas amaçları şu şekilde sıralanabilir: 48

⦁ Türkmenistan ekonomisinin dünya sistemine entegrasyonu ve ülkenin uluslararası iş bölümünde kendi yerini almasını sağlamak.

⦁ İç piyasada tüketim malları ile ilgili sektörel yatırımları arttırmak ve Türkmenistan'ı bu konuda ihtacatçı bir ülke konumuna getirmek.

⦁ Madeni kaynakların ve sanayiye dönük tarım ürünlerinin yeniden işlenmesi suretiyle mamul ürünlerin elde edilmesini ve ihracatını sağlamak.

⦁ Üretimde son teknolojiyi ve donanımı kullanmak.

⦁ Üretim için gerekli olan alt yapının oluşumunu ve gelişimini hızlandırmak.

⦁ Sosyal alana yönelik yatırımları gerçekleştirmek ve refahı arttırmak.

Yapısal değişiklik haliyle devletin dış ekonomi siyasetiyle karşılıklı ilişki içerisinde olup, ülkenin dış ekonomi siyasetinin temel yönleri aşağıdaki gibidir:49

⦁ Doğalgazın dünya pazarlarına boru hatları ile çıkışını sağlamak ve bu suretle ihracatını arttırmak.* Petro-kimya tesisleri inşa etmek suretiyle bunlardan elde edilecek ürünleri dünya pazarlarına sunmak ve ihracat kalemlerini çeşitlendirmek.

⦁ Özellikle tarım ve tüketim malları alanında üretimi arttırarak ithal ikameci bir politika izlemek.

⦁ Uluslararası iletişim, ulaşım ve benzer diğer altyapıların gelişimini sağlamak.

⦁ Başta tabii ve beşeri kaynakların işlenmesini sağlamak olmak üzere, ülkeye yabancı sermayeyi çekmek ve bunun için de ve serbest ekonomi bölgeleri oluşturmak ve teşvikler, kolaylıklar sağlamak.

1994 yılı Ocak ayında Halk Maslahatı'nın kararı ile tastik edilen "10 Yıl Abadancılık" (10 Yıllık İstikrar Programı), Türkmenistan'ın iktisadi gelişme hedeflerini belirlemekle beraber, onun iç ve dış siyasetinin temel hedeflerini, yönlerini de tespit etmekte ve cemiyetleşmesinde önemli bir rol oynamaktadır.

Abadancılık siyasetinin temelini "Yeni Ziraat", "Yeni Eğitim", "Sağlık", "Rafineriler", "Yeni Yerleşim", "1000 Gün", "Türkmenistan'ın Petrol ve Doğalgaz Sanayisi'ni 2020 Yılına Kadar Geliştirme Planı" ve "Ruhname" gibi milli sektörel reformlar oluşturmaktadır. Bu programın gerçekleştirilebilmesi için gerekli yasal mevzuatlar da kabul edilmiştir.

Bu hareketi ve programı başlatan Türkmenistan Cumhurbaşkanı Saparmurat Türkmenbaşı aynı zamanda ülkede "Milli Kalkınma Hareketi Lideri" olarak da kabul edilmektedir. 10 Yıllık İstikrar ve Kalkınma Programı'ndaki temel hedefler şu şekilde sıralanmaktadır:50

⦁ Tarım sektörünü geliştirmek.
⦁ Milli eğitimde reform hareketlerini başlatmak.
⦁ Savunma kapasitesini arttırmak (Harp tekniklerini geliştirmek).
⦁ Petrol, gaz ve diğer mevcut yeraltı zenginliklerinden faydalanmak.
⦁ Mevcut sanayi dallarını geliştirmek.
⦁ Ticaret ve işletme hayatını dünya standartlarına çıkartmak.
⦁ Diğer devletlerle ticari ve iktisadi alanlarda işbirlikleri kurmak.
⦁ Bir çok devletin uygulamış olduğu "İktisadi Kalkınma Modelleri"ni, ülkenin yapısına uygun bir şekilde alıp, tatbik etmek.
⦁ Mülkiyeti devletten alıp özel mülkiyete vermek ve özel mülkiyete azami önem göstermek.
⦁ Serbest Pazar Ekonomisi'ni yerleştirmek ve geliştirmek.
⦁ Halkın refah seviyesini yükseltmek.

Yukarıda adı geçen bu hedeflerin gerçekleştirilmesi, Türkmenistan ekonomisinin 2002 yılına kadar olan kısa vadeli hedeflerini oluşturmaktadır.

Görüldüğü üzere Türkmenistan, ekonomisini mümkün olduğunca farklı sektörlere yayma çabasındadır. Hükümet yatırım teşvikleri hafif sanayi, ulaşım ve haberleşme alanlarında öncelik göstermektedir. Ayrıca hükümet, altyapı gelişmelerine de (mesela, yatırımcıları ve işadamlarını ülkeye çekmek için ülkenin merkez hava limanının yenilenmesi) ciddi yatırım yapmaktadır.

Ayrıca, BDT ile ekonomik entegrasyona sıcak bakmayan Türkmen yönetimi, entegrasyona gidilebilecek uygun ekonomiler aramaktadır. 1991 yılından bu yana 1997 Şubat ayında Kazakistan'ı resmi olarak ilk kez ziyaret eden Devlet Başkanı Saparmurat Türkmenbaşı, burada Sovyet yönetimi döneminde 70 yıl Kazakistan ile ülkesinin yakınlaşmasını sağlayacak temellerin atılmadığını belirterek, Türkmenistan'ın öncelikle Türkiye ile entegrasyona gitmek istediğini açıklıyordu. Türkmenistan ekonomisinin farklı olması yüzünden Kazakistan'la entegrasyonunun zor olduğunu söyleyen Türkmenbaşı, 5 yıl içinde Türkiye ile sanayi sektöründe 100'den fazla şirketinin kurulduğunu ifade ederken, Türkiye'deki modern ve yüksek teknolojiden istifade ettiklerini belirtiyordu. Ülkede faaliyet gösteren Türk özel sektörünün kurduğu sanayi tesisleri ve yaptığı faaliyetler, iki ülke ekonomilerinin birbirini tamamlayıcı özelliğe sahip olduğunu göstermesi açısından önemlidir. Türk şirketleri pek çok ülkede gösteremediği başarıyı burada göstermiş, Türkmen ekonomisine uyum sağlamıştır.51

Netice itibariyle, Türkmenistan'ın bağımsızlıktan günümüze kadar olan süreç incelendiğinde ortaya çıkan sonuçlar şunlardır:

⦁ Türkmenistan'ın bağımsızlığı kazanmasıyla beraber ilk yıllarda büyüme hızında istenilen istikrar yakalanamamış ve bütün veriler eksi olarak gerçekleşmiştir. Fakat 1997 yılından başlayarak büyüme hızında artış sağlanmış ve daha sonraki dönemlerde bu oran pozitif değerler almıştır. Örneğin 1999 yılı büyüme hızı %16.0 ve 2000 yılı tahmini ise 18 olarak hesaplanmıştır.52 Enflasyon oranı dikkate alındığında bağımsızlığın ilk yıllarında Türkmenistan'da hiperenflasyonist bir yapı * sahipken 1997 yılından itibaren bu oran daha aşağılara çekilmiş ve 1999- 2000 yıllarında enflasyon oranı %20.1 ve %24.0 olarak gerçekleşmiştir. Bu oranlar rekabete girilecek ülkeler ile karşılaştırıldığında örneğin Avrupa Birliğinde Enflasyon %5'ler civarında seyrederken büyüme hızı ise %3- 4 olarak gerçekleştiği görülür.

⦁ Yukarıdaki istikrarsızlıkların yanında sınainin temel girdileri olan ücretler, faizler ve kısmen enerjideki ihracat problemlerinden dolayı temel girdi fiyatlarında istikrarsızlıklar yaşanmıştır. Diğer Avrupa ülkelerinde ise ücretler sabit tutulmuş ve faizler istikrarlı bir seyir göstermiştir.

⦁ İç ekonomik dengelerindeki istikrarlılıktan dolayı Avrupa ülkelerinde ithalat ve ihracat düzgün ve göreceli olarak olumlu bir eğilim izlerken Türkmenistan'da ise durum farklılık göstermektedir. Türkmenistan'da ithalat bağımsızlıktan günümüze %50- 60'lara varan dalgalanmalar göstermiş ihracattaki değişmeler ise %100- 200 dolaylarında dalgalanma göstermiştir. Avrupa Birliği'nde ise bu oran ithalatta %4- 5 ihracat ise %3- 7 arasında istikrarlı bir artış göstermiştir.

⦁ Ekonomik istikrarın önemi kendini cari işlemler dengesinde ve kamu açıklarının büyüklüğünde de göstermektedir. Türkmenistan'da gerek cari işlemler dengesinde gerekse kamu açıklarının büyüklüğünde bağımsızlıktan sonra çok büyük dalgalanmalar yaşanmıştır. Bu durum diğer Avrupa ülkelerinde bir istikrara girmiştir.

Bu istikrarsızlıkların yanında yatırımlarda da büyük iniş çıkışlar yaşanmıştır. Avrupa ülkelerinde ise dalgalanma %3 ile %8 arasında değişirken bu oran Türkmenistan'da bağımsızlıktan günümüze %100'lere varan değişmeler göstermiştir.53

1. Tarım

Türkmenistan'da üretilen başlıca tarım ürünleri; pamuk, arpa, buğday, mısır, tütün, çeltik, susam, kavun, karpuz, üzüm, meyan kökü ve doğal ipektir. Türkmenistan, Orta Asya'da Özbekistan'dan sonra ikinci önemli pamuk üreticisidir. Dünya sıralamasında ise ilk 10 ülke arasındadır.

Tablo 4: Ürün Yılı '000 Ton

1995 1996 1997 1998 1999
Pamuk1.294,4435,5635,2 704,91.303,9
Buğday878,7453,1 706,9 1.299,41.510,3
Meyve36,2 23,9 29,9 34,4 42,5
Sebze376,4 310 241,2 294,6 299,5 Et 110,5 111,2 110,5 129,3 132,7
Süt 727,3 754,8 755,4 765,6 875,8 Yün 19 18 17,9 18,9 19,8
Yumurta (milyon adet) 270 273,1 277,1 277,2 312,6

Kaynak: TİKA, Ülke Profilleri, s. 180.

Türkmenistan'da hakim ekonomik faaliyeti tarım sektörü oluşturmaktadır. Hesaplamalara göre işgücünün %40 bu sektörde istihdam edilmektedir. Ayrıca bu sektör gayri safi milli hasılanın %50'sini oluşturmaktadır.54

Diğer Türk Cumhuriyetleri gibi buralarda da besicilik gelişmektedir. Koyun, sığır, tavuk ve Hıristiyan nüfus için domuz yetiştiriciliği yapılmaktadır. Bundan dolayı ülkedeki et üretimi oldukça gelişmiştir. Karakul koyunlarının derileri Astragan kürkü gibi kullanıldığından, çok kıymetli ihraç malları arasında birincidir.55

1995 1996 1997 1998 1999
Et 111 112 110 129 134
Süt 727 755 755 765 875
Yumurta15 15 15 15 16
Yün 19 19 18 19 22

Tablo 5: Hayvansal Ürünler ('000 ton)

Kaynak: TİKA, Ülke Profilleri, s. 180.

Ülkede sulama yöntemleri etkin olmadığı ve modern makine, araç ve gereç kullanılmadığı için tarım alanında verimlilik düşüktür. Tarım üretiminin büyük bölümü "kollektif çalışma yerleri" anlamına gelen "kolhoz" ve "sovhoz"larda yapılmaktadır. Özel şahısların ellerindeki araziler genelde küçük olduğu için ekonomiye katkıları henüz istenilen noktada değildir. Toprağın, üretim araçlarının ve hayvanların kolhozun malı olduğu işletme tipinde, elde edilen gelirler, kolhoz üyeleri arasında emeğin niteliğine göre bölüştürülmektedir. Sovhozlar ise, devlet tarım işletmeleridir. Son yıllarda sovhoz ve kolhoz arazilerinin kiraya verilmesine başlanılmıştır.

Son yıllarda hükümet tarım sektöründeki reformlara öncelik tanımıştır. Çiftçilere uzun vadeli krediler sağlanmaktadır. Merkez Bankası 1998 yılında çiftçilere gerekli makine, teçhizatı satın alabilmeleri için yaklaşık 73 milyon ABD doları tutarında bir kredi açmıştır.

Pamuk üretimi tarımsal faaliyetler içerisinde en önemli paya sahiptir. Türkmenistan Özbekistan'dan sonra eski Sovyetler Birliği döneminde en büyük ikinci pamuk üreticisi ülke durumundaydı. Türkmenistan'ın ekilebilir arazisinin %50'si, Tarımsal ürünlerden sağlanan gelirin yarısına yakını ve işgücünün %42'si bu alanda istihdam edilmektedir. 1990- 1993 arasında meydana gelen gelişmeler mahsul çeşitlerinde değişikliklere neden oldu ve ekim yapılan topraklarda pamuğun payı %51'den %45'ye düşmüş ve bu da çıktıda %11 oranında bir düşüşe sebep olmuştur.56 1993 yılında doğal gaz ihracatında yaşanan verimlilik düşüşünden sonra Türkmenistan programında değişikliğe gitti ve pamuk ekim alanını %3.2 oranında arttırarak pamuk üretimini destekleme yoluyla bir sonraki yılda bu üründen sağlamış olduğu geliri %16.7 oranında arttırmıştır.57

1998 yılında Türkmenistan'da pamuk ekilen toprak, ekim yapılan tüm alanın %40'nı oluşturmuştur. 1990-1995 yılları arasında hammadde olarak toplanan pamuk miktarı ortalama 2.3 ton/hektar iken 1997-1998 yıllarında 1.2-1.3 ton/hektar seviyesine düşmüştür. Bu rakamlar Özbekistan'dan düşük Tacikistan'daki üretime denktir. Üretimdeki düşüş kötü hava şartlarına bağlansa da asıl sebep toprağın aşırı kullanılması, yanlış gübreleme, kötü sulama ve yeterli finansmanın sağlanamamasıdır. 1998'de gerçekleşen pamuk üretimi 710 bin ton bu 1999 yılında öngörülen 1500 bin tonluk hedefin yarısından da azdır.

1997'ye kadar pamuk, gaz sektöründen sonra ikinci olarak GSYİH'ye ve ihracat kazançlarına katkıda bulunmuştur. Ancak, 1996 yılındaki yetersiz pamuk üretimi nedeniyle 1997 yılında pamuk ihracatının GSYİH'deki payı üçüncü sıraya düşmüştür. 1998 ve 1999 yıllarındaki uygun hava koşulları daha fazla oranda mahsul hasadını sağlamıştır. Pamuğun önemli bir vergi kaynağı olması ülke hükümetinin tarım sektöründe kontrolü devam ettireceği ve en düşük seviyede özelleştirme yapılacağı anlamına gelmektedir.

Diğer taraftan, devletin programları çerçevesinde pamuk ve buğdaya ayırmış oldukları alanın genişliği nedeniyle başka ürünlerin ekimi için ayrılan alanların azalmasına neden olmuştur. Ekimi yapılan üzüm, karpuz, patatesin üretim seviyesi 1995-1998 yılları arasında aynı kalmasına rağmen mısır üretiminde 1995-1998 yılları arasında düşüş yaşanmıştır. Daha önceleri Türkmenistan meyve ve sebze ihracatçısı durumundayken daha sonraları bu alana gereken öncelik verilmediğinden bu pazar çökmüştür.58 Diğer taraftan çiftçilik, bahçecilik ve hayvancılık da tarım sektörü içerisinde önemli bir yere sahiptir. Hayvancılığın tarım sektörü içerisindeki payı yaklaşık %13'tür. Resmi istatistiklere göre son beş yıl içerisinde devletin hayvan üretiminde düşüş yaşanırken özel sektörde bir artış ortaya çıkmıştır. İstatistiklere göre üretilen etin %85'i, sütün %96'sı ve yumurtanın %83'ü özel sektör tarafından üretilmektedir.59

Üretim miktarları açısından bakıldığında pamuğu, tahıllar ve yem bitkileri izlemektedir. Tahıl ürünleri içinde en büyük pay, buğdaya aittir. Pamuk ve buğdayda devlet tarafından yüksek üretim hedeflerinin planlanması, bu ürünleri işleyen sanayi kollarının daha da gelişebileceğini göstermektedir.

Hükümetin tahıl üretiminde uyguladığı "kendi kendine yeterlilik" politikası neticesinde 1993­1998 yılları arasında tahıl üretimine tahsis edilen toprak yüzölçümü 259 bin hektardan, 650 bin hektara çıkmış ve üretim %150 artış göstermiştir. Yüksek destekleme fiyatları ve iyi hava koşulları, kendi kendine yeterlilik hedeflerinin tutturulamadığı dört yılı müteakip, 1998 ve 1999 yıllarında büyük tahıl hasatının elde edilmesi sonucunu vermiştir.60 1999 tahıl hasadının tohum kalitesini düşüren sarı kurt zararlısından etkilenmiş olması, 2000 yılı hasadının oldukça düşük olması beklentilerine yol açmıştır.

1997 yılı verilerine göre tarım sektörü ülke işgücünün %46.8'lik önemli bir bölümünü kapsamasına rağmen toplam yerli üretimin sadece %9.5'lik bölümünü gerçekleştirebilmiştir. Sulama imkanlarının yetersizliği, kuraklık, teknik bilgi eksikliği gibi nedenler dolayısıyla üretim düşük olmaktadır. Nitekim, hedeflenmiş değerler ile üretim sonrası elde edilen değerler arasında farklar mevcuttur. Yerel bilgi kaynaklarına göre, resmi görevliler hedeflerine ulaşabilmek için ucuz Türkmen petrolünü Özbekistan pamukları ile değiştirmektedirler.

Tarım üretiminde görülen düşüşler, ciddi reformların başlatılması ihtiyacını gündeme getirmiştir. Devletin tarım alanında yapacağı reformlarla ilgili koordinasyonu sağlamak için Tarım Bakanlığı bünyesinde bir Reform Merkezi kurulmuş, yeni yapılan uygulama ile kârlı çalışmayan devlet arazileri "A.Ş." şirketlere, çiftçi arazilerine dönüştürülmeye başlanmıştır. Çiftçilere kira yada özel mülkiyet için parsel dağıtılmış, 1994 yılında 4 bin kişi 80 bin hektardan fazla arazi almıştır.61

Devlet, özel tarım işletmelerinin desteklenmesi için de birçok kararname çıkartmıştır. Böylece Türkmenistan, tarım yatırımlarına yabancı ve yerel müteşebbisleri çekmeye çalışmıştır. Özellikle Türkiye'nin yanında Hollanda, Almanya ve İsviçre firmalarının tarım işletmeciliğine yönelik başlattıkları yatırımlar dikkat çekicidir.

1994 Ekim ayında ise Özbekistan ve Türkmenistan'a yönelik olarak Türkiye ile ABD ve İsrail arasında tarımsal işbirliği antlaşması imzalanmıştır. Antlaşmada, tarım ve tarımsal eğitiminin geliştirilmesi, kırsal ve tarımsal faaliyet uygulama alanları ve geliştirme merkezleri ile örnek çiftliklerin kurulması konularında işbirliği öngörülmüştür. Bu çerçevede başkent Aşkabat'a 12 km uzaklıkta TİKA tarafından kurulan Tarımsal Araştırma İstasyonu'nda, Çukurova Üniversitesi ve Türkmenistan Tarımsal Bilimler Akademisi tarafından verimli tohumların denenmesine dönük ortak çalışma başlatılmıştır. 150 hektarlık alan üzerinde 1996 yılında 102 tür ekmeklik ve makarnalık buğday, 36 mısır ve 18 patates türü denenmiştir. Üç yıl sürmesi kararlaştırılan deneme sonrasında en kaliteli ve en verimli türlerin Türkmenistan tarımına kazandırılması hedeflenmiştir.

Devlet Başkanı Türkmenbaşı tarafından 1997 yılı Nisan ayında açıklanan ve özelleştirmede önemli adımlar atmayı hedefleyen "1000 Gün Maksatnamesi" adı verilen programda tarıma da yer verildi. Buna göre 1996 yılında ciddi düşüş göstererek 480,000 ton olan buğday hasadının 2000 yılına girildiğinde 1,200 bin tona, pamuk üretiminin ise 1,500 bin tona ulaştırılması hedefleniyordu. Program ayrıca toprak reformunu ve sulama sistemi içindeki Karakum Kanalı sularının en etkili biçimde kullanılmasını amaçlıyor.

1997 yılında tarım sektörünü geliştirmek için Tarımı Kalkındırma Fonu'ndan 80 milyar Manat, devlet bütçesinden 248 milyar Manat ve tarıma dayalı sanayileri geliştirmek için 472 milyar Manat kaynak aktarılmıştır.

Program çerçevesinde devlet, yerel tarımsal üreticiler ve işadamlarına makine teçhizat alımları ve küçük tesisler kurmak için 20 milyon dolara kadar tarımsal kredi vermiştir. 1 Şubat 1997'de yapılan bir değişiklikle çiftçiler gelir vergisi ve KDV'den muaf tutulmuştur.

2. Madencilik ve Enerji

Bitki örtüsü bakımından fakir olan Türkmenistan, madenler yönüyle son derece zengin olup, çoğu gelişmemiş önemli mineral kaynaklarına sahiptir. Madencilik ve enerji sektörü sahip olduğu zengin mineral kaynaklar nedeni ile sınai üretimde önemli bir yer tutmaktadır.62 Özellikle, Karakum çölünde yer alan sülfür rezervi dünyanın dörtte birini oluşturmaktadır.63 En önde gelen doğal kaynakları, doğal gaz ve petroldür. Gaz rezervleri Hollanda ve İngiltere'nin toplam Türkmenistan'ın başlıca rezervlerinden daha fazladır ve bu haliyle Türkmenistan, global gaz çıktısının %0.5'lik bölümünü sağlayarak Dünya sıralamasında 29'uncu sırada yer almaktadır. Petrol rezervleri 500,000 m. varil veya Dünya rezervlerinin %0.05'lik bir bölümüne tekabül etmesinden dolayı daha düşük seviyededir. Fakat Hazar Denizi'nin Türkmenistan bölümünde de bir rezerv bulunmaktadır.

Türkmenistan'ın diğer önemli endüstriyel mineralleri bentonit, kömür, brom, iyot, tuz, sodyum bileşenleri, sülfür, hidrokarbon, potasyum, magnezyum, bentonid, kireçtaşı, alçıtaşı, kahverengi kömür, çimento ve kromdur.64 Eski SSCB'nin en büyük sodyum sülfat üreticisi olmasına rağmen rezervlerin tükenmesi dolayısıyla sodyum sülfat üretimi durmuştur.

Türkmenistan'ın petrol ve gaz üretimindeki ana sorunu, ürettiği bu ürünleri dış pazarlara nasıl ihraç edeceğidir; çünkü karalarla çevrili bir ülke olmasından dolayı petrol ve gazı deniz yolu ile dış pazarlara satamamaktadır. Fakat "Türkmenistan-Türkiye-Avrupa Boru Hattı Projesi (Trans-Caspian Project,TCP)"nin Hazar'ın altı-Ermenistan ve Azerbaycan-Türkiye-Batı Avrupa Pazarı güzergahında ilerlemesi sayesinde Türkmenistan'ın bu sorunları aşacağı düşünülmektedir. Ancak Türkmenistan'ın bu projede de diğer projelerinde karşılaştığı finansal destek sorunlarıyla karşılaşması muhtemeldir. Diğer bir proje olan Rus-İtalyan Mavi Akım Projesi Rusya'dan Türkiye'ye gaz nakletme amaçlı olup adı geçen projeye rakip olabilir niteliktedir. Fakat Batı Avrupa gaz talebinin kısa dönemli olabilirliği ve Türkiye'nin talebinin de artmayabileceği düşünülürse iki ayrı boru hattı rotasının gerekli olup olmadığı soru konusu olmaktadır.65

Tablo 7: Enerji Üretimi, Tüketimi ve İhracatı

1995 1996 1997 1998 1999

Gaz (milyar m3):

Üretim 32,26 35,18 17,32 13,25 22,9
Eski SSCB'ye ihracat22,56 24,33 6,52 0,0 8,7
İran'a ihracat0,0 0,0 0,0 1,8 1,8
Yerel tüketim9,7010,8510,8511,48 12,4
Petrol (milyon ton):
Milyon ton 4,4 4,1 5,4 6,6 7,4 Varil/gün88.23383.273108.434132.530148.594
Elektrik (m kws):

Kaynak: The Economist Intelligence Unit, Turkmenistan Country Profile, 2000. Not: Ocak-Ekim 3. Sanayi

Türkmenistan 1991 yılında bağımsızlığını kazandıktan sonra diğer BDT ülkeleri arasında en az gelişmiş ülke olarak dünya arenasına girmiştir. Devlet Başkanlığınca yürütülen kararlı politikalar sonucunda ülke kısa bir süreç içerisinde gerek sanayi sektöründe gerekse diğer sektörlerde büyük yapısal değişikliklere gitmiştir. Sanayi sektöründe altyapı açısından son derece kötü olan ülke sağlamış olduğu gelirin büyük bir bölümünü bu alana yönlendirmiştir. Ayrıca dolaysız yabancı yatırımlar teşvik edilerek bu yöndeki yapılanma hızlandırmaya çalışılmıştır.66

Türkmenistan ilk aşamada kendi kendine yetebilmeyi amaçlayan politikalar çerçevesinde yurt dışından ithal edilen bazı gıda maddelerinin yurtiçinde üretilmesini teşvik etmiştir. Bu çerçevede yurtiçinde üretilmesi düşünülen gıda maddelerinin ithalatına yüksek gümrük vergileri konulmuştur. Burada ülke ithal ikameci stratejinin ilk etabı olan yurtiçi talebi karşılamaya yönelik üretime yönelmiştir.

Makine yapım, metalurji ve gıda endüstrisi hükümetin ithal ikameci sanayileşme politikasından (ISI) yararlanan sektörlerdir. Türk müteahhitleri 183 milyon dolarlık bir selüloz fabrikası ve 80 milyon dolarlık çelik değirmen inşa etmişlerdir. Kırsal kesimdeki çalışma alanlarını genişletmek ve giyim ithalatını engellemek için Türk firmalarına hafif endüstri fabrikaları kurdurulmuştur.

Türkmenistan'da imalat sanayi, esas olarak gaz ve petrol çıkarma ve pamuk işleme konularında ihtisaslaşmış olup, tüketici ihtiyaçlarından çok spesifik üretimlere dayanan bir gelişim göstermiştir. Diğer temel endüstriyel sektörler; elektrik, rafine ürünler, giyim ve tekstil, kimyasallar ve petrokimyasallardır. Gaz, elektrik üretiminde kullanılmakta; petrol, rafine edilmekte; tuz ve diğer mineraller, gübre, sülfürik asit, amonyak, deterjan ve iyot yapımında kullanılmaktadır. Toplam sanayi üretiminin 1/3'ü tekstil sektöründen gelmektedir.

Ülke imalat sanayii, eski SSCB döneminden kalma fabrikalarla yürütülmeye çalışıldığından verim yetersizdir. Gaz sektörü dışında yerel endüstrideki katma değer azdır. Bu açıdan bakıldığında, ülkeye yapılacak yatırımların katma değeri arttıracak nitelikte olması ülke ekonomisi için oldukça önemlidir.

İmalat sanayiinin başlıca gelişmiş dalları: halı, kilim, pamuklu ve yünlü giysilerdir. İpekböceği de gelir getiren diğer bir üründür. Ancak son yıllarda Türkmenistan'ın sanayi potansiyeli mineral ve tarımsal hammaddelerin işlenmesi alanında gelişim göstermiştir.

Üretim10.500 9.90510.076 9.2007.840 (a)
İhracat 1.003 1.488 1.467 1.24

Türkmenistan Ticaret Odası'na göre teknik know-how ve yeni teçhizatlandırmaya ihtiyaç vardır. Gıda sektörünün geliştirilmesi gereken bölümleri; mandıra, kesimhaneler, bira, konserve ürün, tarımsal atık, meyve ve sebzedir. Gıda sanayii üretimi içinde et ve et mamulleri, un ve mamulleri, süt ve mamulleri ilk sırayı yer almaktadır. Türkmenistan'da gıda sanayii işletmeleri sayısı 1980'den itibaren önemli ölçüde artış göstermiştir. Bunun başlıca nedeni iç piyasada düşük olan gıda sanayii ürünleri talebinin artışı ve ihtiyacın yurt içinden karşılanmasının istenmesidir. Ticaret Odası, gıda ambalajlama sanayiini geliştirerek üreticinin tüm gıda üretimini hasattan paketlemeye kadar tamamen gerçekleştirmesi amacındadır. Bu durum, özel teşebbüs için gıda sanayiinin önemli bir yatırım alanı olduğuna işaret etmektedir.67

1997 yılı verilerine göre, ülke nüfusunun %11,2'si imalat sanayiinde çalışmaktadır. 1999 Ocak-Nisan döneminde sanayi üretimi %16 artmıştır.

Küçük ve orta ölçekli işletmelerin özelleştirilmesine önem verilmekle beraber, bu tip işletmelerin özellikle yabancı yatırımcılar tarafından satın alınmasına imkan sağlanmasına çalışılmaktadır.

Artan dünya rekabeti içinde Türkmenistan sanayisinin rekabet edebilmesi eşit makroekonomik şartlar içerisinde mümkündür. Bağımsızlıktan günümüze Türkmenistan sanayisi önemli istikrarsızlıklara sahip bir ekonomik ortamda faaliyet göstermiştir.

Ağır Sanayi5 -36 -8 15 -39
Hafif Sanayi 12 -7 2 64 -20
Gıda Sanayii -7 5 -8 -24 3
Diğer 4 -25 -6 19 -20
1993 1994 1995 1996 1997

Kaynak: The Economist Intelligence Unit, Turkmenistan Country Report, Eylül 2000.

Tablo 8: Çeşitli Sanayi Üretimlerinin Yıllık Gelişme Oranları (%):
Not: Gaz, elektrik, pamuk işlemesi, yemeklik yağ üretimi bunların dışındadır.

Ekonomik büyüme, hükümet politikaları ve döviz dengesi Türkmenistan'da ihracatta yaşanan problemler ve özellikle geçiş döneminin doğurmuş olduğu sebeplerden dolayı dalgalanma göstermiştir. Bu dalgalanmalar rekabet ortamına hazırlık diğer bir ifadeyle geçiş için yapılması gerekli sanayi yatırımlarını caydırmaktadır.

Gelişmiş besicilik ülkede bir et ürünleri endüstrisinin kurulmasına yol açmıştır. Halı üretimi, tekstil endüstrileri, petrol rafinerisi ve gaz çıkarma endüstrisi kadar gelişmiştir. Fakat, Türkmenistan'ın en önemli güçlüğü, ihraç ürünlerini satacak uygun fırsatlar bulamamasıdır. Şu anda Türkmenistan dışarıya Türkiye üzerinden bir boru hattı ile gazını ihraç etmeyi ve bu ekonomik krizden kurtulmayı ümit etmektedir.

Türkmenistan, SSCB'nin dağılmasından diğer cumhuriyetlere nazaran daha az etkilenmiştir. Ülkenin ticareti 1992-1993 yıllarında gelişme göstermiştir. Ancak, doğal gaz sattığı diğer eski Sovyet Cumhuriyetlerinin borçlarını ödememesi, Türkmenistan'ı ciddi sorunlarla karşı karşıya bırakmıştır. Bunun üzerine Türkmenistan en büyük müşterisi olan Ukrayna ve Gürcistan'a gaz sevkıyatını düşürmüş ve hatta bir dönemde durdurmuştur. Alacak tahsili sebebiyle gaz üretiminde başlayan düşüş, GSYİH'nin 1994 yılında %18.8 oranında gerilemesine yol açmıştır.

Doğal gazdan beklenen geliri elde edemeyen hükümet, harcamaları kısma yoluna gitmiştir. 1994 ve 1995 yıllarında bütçe açığı GSYİH'nin %1.5'ine ulaşmıştır.68

1997 yılının ilk altı ayında sanayi üretimi %14.7, doğal gaz üretimi %27.3 düşerken, petrol üretimi %0.4 artmıştır. Pamuk üretiminde de çok önemli bir gerileme yaşanmıştır. 1997 yılı üretiminin 1.4 milyon ton olması amaçlanmışken ancak 620,000 ton pamuk üretimi gerçekleşmiştir. 1998 yılı Eylül ayı itibariyle pamuk üretimi 270,400 ton olarak gerçekleşmiştir. 1997 yılının aynı döneminde ise 181,900 ton üretim yapılmıştır. 1998 yıl sonu verilerine göre pamuk üretimi aynı sene içerisinde 1.3 milyon tonu bulmuştur. 1998 yılı pamuk rekoltesinin geçmiş yıllara göre daha iyi olması ve ayrıca daha dün ürettiği pamuğun %5'ini bile zor işleten ülkenin bugün %40'tan fazlasını kendisi işletmesi, 1999'da Türkmenistan'ın iç pazarında canlılık yaratması bekleniyordu. Gerçekten de 1999 Ocak-Nisan ayları arasında sanayi üretiminde toplam %16'lık bir artış kaydedilmiştir. Üretilen pamuk artık en son teknoloji ile ipliğe, kumaşa ve elbiseye Türkmenistan'da dönüştürülüyor.

Yeniden yapılanma faaliyetlerinin önemli parçalarından birisi olan inşaat sektöründeki gelişmeler ümit verici olmuştur. Başta Türk firmaları olmak üzere yabancı firmaların kısa zamanda tamamladığı 30'a yakın proje planın işlerliğini kuvvetlendirmiştir. Tekstil alanındaki yatırımlar da ümit veren yatırımlardır.69

4. Milli Gelir

SSCB'nin dağılması ve savaş ekonomisi nedeniyle Türkmenistan'ın milli gelir büyüme hızı 1995 yılında %-8.2, 1996'da %-7.7, 1997'de %-25.9 ve 1998'de %5'dir. 1999 yılı için ise %16'lık bir oran gerçekleşmesi beklenirken söz konusu oran %10'u bulmuştur. Detaylı iktisadi bilgilerin kıt olmasına rağmen, Türkmenistan'daki iktisadi büyümenin ağırlıklı olarak, ihracata bağlı olduğu ifade edilebilir. Ek olarak, üretim seviyesinin yüksek gösterilmesi 2000-2001 yıllarındaki büyüme oranlarının yüksek çıkmasına neden olacaktır. Rusya'ya büyük miktarda doğal gaz ihracatının yapılmasıyla beraber, 1999 yılı pamuk mahsulüne uygun fiyatların verilmesi ve devletin yürüttüğü yoğun yatırım politikası sonucu Türkmenistan'da reel GSYİH büyüme 1999 yılındaki %16'dan %18'e kadar artarak yükseleceği beklenmekteydi.

Tablo 9: Yıllara Göre GSYİH
Gösterge1995 1996 1997 1998 1999
GSYİH (cari fiyatlarla, 1.072 7.608 9.64713.241 19.065 milyar manat)
GSYİH (milyar ABD2,5 1,9 1,8 2,5 1,6
Doları) (b) GSYİH (satınalma gücüne göre, milyar ABD6,7 7,3 6,6 7,0 8,3 Doları)
GSYİH %reel büyüme -8,2 -7,7 -25,9 5,0 16,0

Kaynak: The Economist Intelligence Unit, Turkmenistan Country Report, Eylül 2000.

Tüm sektörlerdeki gerçekleşen hızlı artış ve Rusya'ya doğal gazın yeniden satılmaya başlanması nedeniyle 2000 yılının ilk yarısında büyüme hızı %14 olarak hesaplanmıştır.70 2000 yılının ilk yarısında elde edilen GSYİH'da yaşanan artış hızı, 1999 yılında elde edilen üretimler sonucudur.

Tablo 10: GSYİH'nin Yıllara Göre Sektörel Dağılımı:

Sektör(%)199419951996199719981999
Tarım 9,0 6,4 6,4 9,5 11,4 26,0
Sanayi 73,2 52,2 62,7 38,6 39,0 32,0
İnşaat 2,2 5,9 11,3 24,0 25,9 11,0
Ulaştırma haberleşme2,5 2,4 4,7 7,5 * *

(*) Veri elde edilememiştir. Kaynak: TİKA, Ülke Profilleri, s. 178. 5. Para ve Bankacılık

Devlet Başkanı Saparmurat Türkmenbaşı, 8 Ekim 1993 tarihli meclis konuşması ile 1 Kasım 1993 tarihinden itibaren Manat'a geçileceğini, resmi kurun 1 Dolar = 2 Manat olacağı, 1 Aralık 1993 tarihinden itibaren mağazalar ile küçük ve ortak işletmelerin özelleştirileceğini, Ekonomi ve Maliye Ticaret hizmetler2,5 1,8 1,5 2,2 * 31,0 Stoklar 0,2 0,1 0,1 0,1 * *

Bakanlığı bünyesinde Hazine Dairesi oluşturulacağını açıklamıştır.

Açıklandığı üzere, 1 Aralık 1993 tarihinden itibaren Manat'a geçilmiş, Hazine oluşturulmuş ancak özelleştirme konusunda ülkenin şartları gereği yeterli adımlar atılamamıştır. Basımı İngiltere'de gerçekleştirilen Manat 500, 100, 50, 20, 10, 5 ve 1'lik banknotlar halinde tedavüle çıkarılmıştır.

Ülkede resmi olarak uygulanan iki ayrı kur bulunmaktadır. Birincisi ticari bankaların katıldığı haftalık ihalelerde belirlenen resmi döviz kuru, ikincisi ise, Türkmenistan Merkez Bankası (TMB)'nın yönetimi ve piyasa fiyatları paralelinde bankalarca tespit edilen efektif kuru. İhale öncesi, TMB gösterge niteliğinde bir kur ilan etmekte. İhale sırasında alım taleplerini dikkate alan TMB bu çerçevede ihale fiyatını ayarlamaktadır. İhale fiyatları ile ticari bankaların efektif fiyatlarının arasında fark bulunmamakta, bir müdahele yapılmamaktadır.

Merkez Bankası, döviz piyasasını sıkı denetim altında tutmaktadır. Bu nedenle resmi piyasada 5.200 manat'a eşit olan ABD doları, serbest piyasada 22.000 manat'a kadar çıkabilmektedir. Diğer taraftan ülkede serbest piyasa kuru karaborsa kuru (veya ora halkı tabiriyle 'Ünivermak kuru') olarak kabul edilmekte ve yapılan döviz satın alım işlemleri gayri kanuni sayılmakta olup, suçtur. Son 4 yıldır resmi kur değişmemiştir. Ülkede vadeli döviz piyasası bulunmamaktadır.71

Tablo 11: Türkmen Manatı'nın 1 ABD Doları Karşısındaki Değeri (Yıl Sonu)

1995 1996 1997 1998 19992000
Resmi Kur2004,0704,1655,2005.2005.200
Ticari Kur2,4845,0555,090 * * *
(Karaborsa)2,5005,2005.35012,10015,000 21.000 (*)
Ticari kur uygulanamamaktadır.

Kaynak: The Economist Intelligence Unit, Turkmenistan Country Report, Eylül 2000.

Diğer Türk Cumhuriyetlerinde olduğu gibi Türkmenistan'da da bankacılık sektörü gelişmiş değildir. Şu an Türkmenistan'da devlet ve özel toplam 67 banka Türkmenistan Devlet Merkez Bankası'na kayıtlıdır. Bunlar: iki devlet bankası (Türkmen Vneş Ekonom Bank ve Sber Bank), 52 Dayhan Bank (Dayhan Center Bank işbirliği ve ticaret bankası tarafından kontrol edilen zirai bankalar), ve 13 özel ticari bankasıdır.

6. Dış Ticaret

Türkmenistan'ın dünya ekonomisine entegrasyon politikasında ilk sırayı ihracat ve ithalat akışlarının yönünün değiştirilmesi almaktadır. Bu nedenle ekonominin çeşitlendirilmesi, ürün çeşitliliğini artırma ve ihracat yapısında nihai ürünlerin, malların payını arttırma meseleleri gündemde ağırlık kazanmaya başlamıştır. Günümüzde ülkede üretilen malların rekabet edebilirliliğini ve onların ihracını artırmanın imkanları mevcuttur.

Piyasa Kuru

Diğer taraftan, çoğu malların ithalatının; özellikle de yıkama malzemelerinin, kimya ürünlerinin, inşaat malzemelerinin, gübrelerin, plastiklerin, lastik ürünlerin ikame edilmesi imkanları da vardır. Gelecekte ithal ikameci tesislerin devreye sokulması, ithalat yapısının kökten değiştirilmesine olanak sağlayacaktır.

Türkmenistan tarım ve tarıma dayalı sanayi ürünlerinde, ithalatçı bir ülkedir. Halen dış alımların büyük bir bölümü, başta Rusya Federasyonu olmak üzere BDT ülkelerinden yapılmaktadır. Ülke, Kazakistan ve Ukrayna'dan un satın almaktadır. Bu durum Türkmenistan'ın kendini ekmek kıtlığından korumaya çalıştığını gösterir. Ülkede tarımsal ürünlerin işleneceği fabrikalar veya saklanacağı soğuk hava depolarının talebi karşılayamamasından ve ürünlerin çeşitsizliğinden ülkenin ithalat harcamalarının %18.9'unu yiyecek maddeleri kapsamaktadır.

Gıda üretimi yurtiçi talebi karşılayacak düzeyde olmadığından; tahıl ihtiyacının 2/3'ü, sütün ise %50'si ithalat yoluyla karşılanmaktadır. Tarımda üretim düşüşünün en önemli sebebi SSCB döneminden kalan metotların henüz uygulamadan tamamen kaldırılamaması ve özelleştirmenin henüz tamamlanamamış olmasıdır. Buradaki bir başka önemli nokta da Rusya'dan sağlanan yakıt ve tarımsal makine miktarının eski düzeyin altında kalmasıdır.

Türkmenistan'ın dış ticaretindeki temel maddeler enerji ve pamuktur. Ancak ülkenin yapmış olduğu enerji ihracatlarından elde etmeyi umduğu para akışı ticaret ilişkisi içinde bulunduğu ülkelerin ekonomik sıkıntıları nedeniyle sağlanamadığından ülke, enerji üretimini kısmak durumunda kalmıştır. Yine de 1999 yılı verilerine göre %33'ünü gaz, %30'unu ham ve işlenmiş petrol olmak üzere ihracatın %63'ünü enerji sektörü sağlamaktadır.

1997 yılı verilerine göre Türkmenistan gaz ihracatlarının hiçbirini tahsil edemezken tüm para akışı pamuk ihracatından gelmiştir. Bu nedenle hükümet pamuk ihracatındaki katma değeri arttırabilme amacıyla tekstil sektöründeki yatırımları desteklemeye çalışmıştır.

İhracat karşılığı bedellerin geri ödenmesinde sıkıntılar yaşanmaktadır. Bu yüzden, ülkeye yapılan ihracatların karşılığının takas yolu ile ödenmesine çalışılmaktadır.

"2000 yılına kadarki dönemde türkmenistan'daki sosyo-akonomik ğelişmeler stratejisi hakkındaki" Türkmenistan Devlet Başkanı Program Tasarısı uyarınca dış ticaretin mallar itibariyle yapısının değişmesi öngörülmektedir. İhracatta hazır mamûllerin payının artması ve Türkmenistan'da uygulanmakta olan gıda temini politikasının hayata geçirilmesi dolayısıyla gıda maddelerinin ithalattaki payının azalması tahmin edilmektedir.

2005 yılında Türkmenistan'ın dış ticaret hacminin 6,9 milyar USD, 2010 yılında ise 10,6 milyar USD olarak gerçekleştirilmesi plânlanmaktadır. 2010 yılına kadar ülkenin dış ticaret ilişkilerinin gelişimi, alternatif satış pazarlarının gelişmesi, Türkmenistan'ın uluslararası doğal gaz piyasalarına çıkması, yakıt ve enerji kaynakların ihracatının arttırılması suretiyle sağlanacaktır. Doğal gazın birçok yoldan teslim edilmesi, 10 yıl içerisinde doğal gaz ihracatının 4,3 misli artmasını temin edecektir. Bu ise dış ticaret fazlalığının istikrarlı artışlarını temin edecektir. Doğal gaz ile birlikte petrol, petrol mamûlleri, elektrik enerjisi, pamuk lifi, buğday, tekstil ve kimyasal ürünler, inşaat malzemeleri en önemli ihraç kalemleri olacaktır.

Tablo 12: Dış Ticaret Göstergeleri (milyon $):

1994 1995 1996 1997 1998 1999
İhracat2.175,82.084,41.691,3758,9593,9 1.078 İthalat1.690,71.643,61.532,3 (a)1.003,8 (b) 980,7 1.259 Denge 485,1 440,8 159,0-244,9-386,8 -181

Kaynak: The Economist Intelligence Unit, Turkmenistan Country Profile, Eylül 2000. a: Türkmen otoriteleri IMF'nin kayıtsız ticaret olarak ele aldığı hesaba eklemeksizin 1.313,5 milyon $'lık bir değer rapor etmektedirler. b: Türkmen otoriteleri 1.227,7 milyon $ olarak açıklamaktadırlar.

Ülkenin dış ticaretindeki temel politika, üretim sürecindeki katma değerin arttırılmasıdır. Bu nedenle ülkede oluşturulacak yatırımlarda fabrika inşası önemli bir alan teşkil etmektedir.

(*) Veri elde edilememiştir.

Kaynak: The Economist Intelligence Unit, Turkmenistan Country Report, Eylül 2000.

a: Takas yöntemiyle.

Türkmenistan, üretim düşüşüyle birlikte, ihtiyaç duyduğu tarım ürünlerini daha çok yakın olan İran'dan yada Türkiye'den temin etme yoluna gitmiştir. İran'ın ülkeye yakınlığı ve daha uygun bir güzergah noksanlığı nedeniyle ülkeye yapılan ihracat İran üzerinden gerçekleştirilmektedir. Türkmen

1994 1995 1996 1997 1998
Gaz 65.7 (a)62.0 (a) 60.4 36.4 11.9
Pamuk İpliği 16.7 20.9 19.3 11.1 20.2
Rafine Petrol
Ürünleri 8.1 9.6 12.3 36.5 41.0
Elektrik 4.2 3.2 3.4 3.7 *
Sıvı Gaz 0.0 0.0 0.0 * *
Fırın Yakıtı0.4 0.1 3.5 7.5 *

Tablo 13: İhracat (%):

Türkmenistan-Türkiye-Avrupa Boru Hattı Projesi'nin yapımı ile gaz ihracatının artması sonucunda ihracat değerlerinin değişeceği ülke hükümeti tarafından beklenmektedir. Ayrıca, ülkedeki gıda işleme sektörünün gelişmesi ile gıda ithalatının düşeceği ve bu durumun dış ticaret dengesinde önemli bir değişime yol açacağı düşünülmektedir.

Türkmenistan hükümeti de bu konunun bilincinde olduğu için bu rotaya önem vermekte ve yeni tren yolları ile söz konusu güzergahı desteklemeye çalışmaktadır.

Tablo 14: İthalat (%)

1994 1995 1996 1997 1998
Tüketici malları 35,1 32,7 34,9 31,5 *
Gıda ürünleri 14,6 21,8 22,3 18,9 *
Kimyasallar, ham
madde ve yapı 7,2 4,9 (a)4,6 (a)14,3 (a) 28,0 (b)
malzemeleri
Metal yapılar 8,317,8 (c)16,4 (c)7,4 (c) 6,5 (d)
Makine ve teçhizat 49,3 26,0 37,5 42,4 8,5 (e)
(*) Veri bulunamamıştır.

Türkmenistan'ın BDT dışı ülkelerden yaptığı dış alımların giderek artması beklenmektedir. Türkiye bu ülkeye turunçgil meyveleri, tüketim alışkanlığı yaratılabilirse baklagiller, unlu mamuller, kuru meyveler, meyve-sebze konserveleri, margarin, sigara gibi çok çeşitli ürünleri satma potansiyeline ve deneyimine sahiptir.

Kaynak: The Economist Intelligence Unit, Turkmenistan Country Report, Eylül 2000.

a:Sadece kimyasal ürünler ve yapı malzemeleri b: Endüstriyel teçhizat c: Diğer materyalleri kapsar. d: Taşıtlar e: Elektrikle ilgili teçhizat.

Türkmenistan, başlangıçta BDT ile olan ekonomik ilişkilerini yüksek bir seviyede tutmuş olmasına rağmen bu oranların yıllar geçtikçe azaldığını istatistiklere baktığımızda görebiliyoruz. Türkmenistan'ın BDT dışı ülkelerle ekonomik ilişkileri artmaktadır. Ancak yine de, BDT ülkeleri ana pazarı oluşturmaya devam etmektedir. 1994 yılında ülke ihracatının %76,7'sini BDT ülkeleri, %23,3'ünü BDT dışı ülkeler oluştururken 1997 yılında sırasıyla %59,3'e %49,7 gibi değerler elde edilmiştir.72

1994 yılında Rusya'ya yapılan ihracat %6,3'ken 1996 yılında %62,4'e ulaşmıştır. Ancak bu durumun nedeninin Ermenistan, Azerbaycan, Gürcistan ve Ukrayna gibi BDT ülkelerine yapılan gaz satışlarının Rusya üzerinden olması dolayısıyla Rusya'nın toplamına eklendiği için meydana geldiği düşünülmektedir. 1994 yılının Rusya ile olan ithalat değeri toplamın %8,8'i iken 1997 yılında %10.0'dır. Türkmenistan'ın ihracatta ve ithalatta başlıca partnerleri ulaşım sorunları nedeniyle BDT ülkeleri olmaya devam etmektedir.73

Türkmenistan 1994-1996 yılları arasında dış ticaret fazlası vermiş; ancak ihracatındaki aşırı düşüş nedeniyle,74 1997 ve 1998 yıllarında ithalat değerlerinin de azalmasına rağmen dış ticaret açığına engel olunamamıştır.
Tablo 15: Dış Ticarette Başlıca Partnerleri

İhracat (%) İthalat (%)
Rusya 43,6 Ukrayna 14,9
İran 16,3 Türkiye 12,7
Türkiye 6,7 Rusya 10,0
Kazakistan3,8 ABD 8,8
Azerbaycan 3,8 Özbekistan
İsviçre 2,4 Kazakistan 8,7
Hong Kong2,1 Almanya 4,8
Gürcistan1,4 İran 3,9
İngiltere 1,3 Ermenistan 2,3
Özbekistan0,7 Azerbaycan 2,2

Kaynak: The Economist Intelligence Unit, Turkmenistan Country Report, Eylül 2000.

E. Din

Türkmenler, Sufi harekatının mistik kardeşliği taşıması suretiyle, 12'nci yüzyılda İslamiyeti diğer göçebe Orta Asya gruplarından önce kabul etmiştir.75 Türkmenler genel olarak, Azeri göçmenlerden olan küçük Şii gruplar haricinde, ülke nüfusunun %88'i Sünni ve Hanefi mezhebinden olan müslümanlardır. Yüzde 10 kadar da Hıristiyan (Ortodoks) dinine mensup nüfus bulunmaktadır. Türkmenistan'daki İslami karakter, İslamiyet'in 12'nci ve 14'üncü yüzyıllar arasında Türkmen kabileleri arasında Yesevi ve Kübrevi tarikatlarının etkileriyle yayılmalarından dolayı diğer Orta Asya bölgelerine kıyasla daha farklıdır. Ayrıca, Nakşibendiliğin etkileri de 19'uncu yüzyılda görülmüştür.

Sovyetler, 1928'de Türkmenler arasında İslamiyetin varlığını ortadan kaldırmak için bir din karşıtı kampanyası başlatmıştır. Bu belki de, Orta Asya'daki en büyük din karşıtı kampanyaydı. Bu kampanya 1941 'in başına kadar devam etti. Bu baskılar sonucunda resmi İslam gücünü kaybetti ve gayri resmi İslami hareketler etkilerini ve güçlerini arttırdılar.

1979'da, 4 cami ve en çok 30 imam vardı. Fakat SSCB'nin son yıllarında ülkedeki camilerin sayısı ve halkın İslamiyet'e dönüşü dikkate değer bir şekilde artınca, Sovyet araştırmacıları konuyla ilgilenmişler ve bu yeniden canlanışla ilgili olarak aşağıdaki sonuçlara varmışlardır:76

1. Tarikat dervişlerinin faaliyetleri,

2. Dini ve milli özelliklerin birbirine karışması ve dolayısıyla "müslüman" ve "Türkmen" tabirlerinin birbirine eş değer olması,

3. Muhafazakar insanların varlığı,

4. Özbekistan'dan gelen tesir. Bir Sovyet sosyolojik araştırmasına göre, 1961 yılının Ramazanı'nda Deynav (Carcov Oblastı) havalisinde Özbek mollaların tesiri ile oruç tutanların sayısı iki misline çıkmıştır,

5. Bilhassa "Gurcan" radyosunun Türkmen dilinde yaptığı yayınlarla İran propagandasının tesiri, bütün bunlar Türkmenistan'da İslamiyet'in tesir ve gücünün artmasına sebep olmaktadır.

Türkmenistan'da 1979 da ibadete açık olan camilerin sayısı dördü, resmi imamların sayısı 30'u geçmezken, bugün camilerin sayısı, bağımsızlık sonrası beş yıl içerisinde büyük bir artışla 200 civarına ulaşmıştır (1993 verilerine göre sayı, 150 idi). Bu, bağımsızlık öncesi serbestçe ibadet yapamayan, Sovyet yönetimi tarafından Orta Asya'da belkide en sert yürütülen din aleyhtarı her türlü baskı ve ateist propagandaya maruz kalan Türkmenistan halkının bütün bu olumsuzluklara karşın İslam'ın tesir ve gücü her geçen gün arttırma tepkisidir. Nitekim, bağımsızlıktan sonra ilk etapta semalarını ezanlarla titretmek isteyen bu güzel ülkede halk tarafından ya da diğer müslüman ülkeler tarafından yaptırılan camilerin sayısı çığ gibi artmaktadır. Bu camiler arasında Aşgabad ve civarında bulunan belli başlıları şöyledir: Mescidi Aksa (Türkmen halkı), Mescidi Azadi (Katar Devleti), Mescidi Hz. Ömer (Suudi Arabistan), Mescidi Ebubekir (Türkiyeli işadamları), Mescidi İmam Azam (Türkmen halkı ve Türkiyeli işadamları), Hacı Saparmurat Camii (Göktepe Halkı ve Devlet) tarafından yaptırılmışlardır. Dört Minareli Türkiye Diyanet Camii'nin inşaatı halen devam etmektedir. Ankara'daki Kocatepe Camii'nin mimarisi uygulanmaktadır. Bu muhteşem caminin kubbesi hayırsever Kayseri Halkı tarafından yaptırılmıştır (Yaklaşık, 80 bin dolar). Diğer mescidler ise, Hz. Osman, İkram ve Kara Damak'dır.

Dini bayramlarda bu camiler cemaate yetmemektedir. Mesela, Ramazan öncesi cemaati 20'yi geçmeyen bu camiler, Ramazan boyunca asıl cemaatına ulaşmakta ve dolup taşmaktadır. Sadece dolup taşan camiler değil; Mari ve çevresindeki Sahabi türbeleri, Büreydetül İbnil Hatıp R. A., Hakem Elgıfari R. A., Süleyman İbni Büreyde El Esnem R. A., Hükümdar türbeleri, Nadirşah (Duşak'ta) ve Sultan Sencer (Mari'de) ile İşan (Evliya) türbeleri, Melik Baba (Kaka'da), Şeyh Cemaleddin (Enow'da), Gümüş Hoca (Tecen'de), Kız Bibi (Nohur'da), Kubreviye Tarikatı'nın kurucusu Necmeddin Kübra (Taşovuz), Hoca Yusuf Hamedani Hazretleri (Bayramali) (Hoca Yusuf Hamedani Mescidi ve Sosyal tesisleri Türk işadamı Engin Kale tarafından yaptırılmıştır) ve Göktepe'nin "Şehid İşanları"nın türbeleridir. Ramazan boyunca daha da dolup taşan bu camilerde ve türbelerde kurbanlar kesilmekte, gelene, geçene, misafire, fakire iftarlarda "Hüda Yolu (Sadaka) Yemekleri" verilmekte ve bir şenlik coşkusu içerisinde Ramazan'ın bereketinden istifade edilmeye çalışılmaktadır. Zenginler, her mahallede "Hüda Yolu Yemekleri" vermekte, kurbanlar kesip halka dağıtmaktadır.

İslamiyet kırsal bölgede güçlü bir etkiye sahip olup, devlet ile işbirliği içerisinde çalışmaya hazırdır. Başkan Niyazov, Türkmen halkı arasında İslamiyet'in gelişen etkisine karşı oldukça hassas olup, ona adeta kucak açmaktadır. Niyazov, İslamiyeti Türkmen halkını biraraya getirmede, birlik ve beraberliğin sağlanmasında en önemli faktörlerden biri olarak görmekte ve bundan dolayı da halk arasındaki din büyüklerinin rolünü ve yerini arttırmaya çalışmaktadır.77

Nitekim bağımsızlık sonrası okullara konulan "Edep" derslerinde Türkmen çocuklarına dinleri öğretiliyor. Kuran'ı Kerim tercümeleri, İslam dinini öğreten kitaplar basılıyor. İlahiyat fakültesi, dini eğitim veren liseler, Kuran kursları açılıyor. Türkmenbaşı, halkını gerçek din adamlarının eğitmesini, aydınlatmasını istiyor. Son yapılan düzenlemeyle de Müslümanların dini ihtiyaçlarının karşılanması için eski yapı Türkiye'deki Diyanet işleri Başkanlığı'na benzer hale dönüştürüldü.78

Yukarıda da görüldüğü üzere, bugün resmi İslam Türkmenistan'da zayıftır ve Ruslar tarafından neredeyse gücü tamamen yok edilmiştir. Gayrı resmi İslam ise oldukça güçlü olup, her geçen gün gelişmektedir. İslam, Türkmenistan'da Kazakistan ve Kırgızistan'ın aksine her zaman için güçlü bir faktör olarak yerini almıştır ve almaktadır.

1 UNIDO, "Central Asian Republics, Industrial development Review", C. II, 1996, s. 74.
2 TİKA, Avrasya Dosyası, Türkmenistan Özel Sayısı, Sayı: 2, Kasım 1997/2, s. 2.
3 Türkmenistan'ın iklimi hakkında daha detaylı bilgi için bkz. Ramazan Özey, Tabiatı, İnsanı ve İktisadı ile Türk Dünyası, İstanbul, Öz Eğitim Yayınları, 1996, ss. 94-95.
4 S. Ok, V. Aydos, Türkmenistan, İstanbul Ticaret Odası Yayını, İstanbul, 1998, s. 13, 14.
5 Devlet Bayhan, "Türkmenistan Cumhuriyeti", Yörtürk, (39), Eylül-Ekim 2001, s. 31.
6 Martha Brill Olcott, "Central Asia'a Post Empire Politics", Orbis, C. 36, (2), Bahar 1992, s. 120.
7 TİKA, Ülke Profilleri, Ankara, 2000, s. 175.
8 Devlet Bayhan, "Türkmenistan Cumhuriyeti", s. 31.
9 Muhammed H. Abalakov, (der. ), Türkmenistan: Today and Tomorrow, Aşkabat, 1999, s. 5.
10 World Development Report, 2000.
11 Mehmet S. Erol, Saule Baycaun, "Türkmenistan Cumhuriyeti Ülke Raporu", s. 7.
12 Türk İşbirliği ve Kalkınma Ajansı (TİKA), "Türkmenistan Ülke Raporu", Sevinç Matbaası, Nisan 1999, Ankara, s. 1- 7.
13 Devlet Bayhan, "Türkmenistan Cumhuriyeti", s. 32.
14 Mehmet S. Erol, Saule Baycaun, "Türkmenistan Cumhuriyeti Ülke Raporu", s. 9.
15 Oğuz Yayan, Türkmenistan, Aşkabat, 1999, s. 18.
16 A.g.e., s. 19.
17 Mehmet Saray, Türkmen Tarihi, İstanbul, Nesil Matbaacılık ve Yayıncılık, 1993, ss. 12-36.
18 Mehmet Seyfettin Erol, İzzet Yılmaz, "Orta Asya'nın Son Kalesi: Göktepe", (Araştırma-İnceleme) Zaman, 12 Ocak, 1997, ss. 14, 20.
19 Daha detaylı bilgi için bkz. Baymitza Hayıt, Türkistan Devletlerinin Milli Mücadeleleri Tarihi, Ankara, Türk Tarih Kurumu Yayınları, 1995.: Alaaddin Yalçınkaya, Sömürgecilik ve Panislamizm Işığında Türkistan, İstanbul, Timaş Yayınları, 1997.
20 M. B. Olcott, a.g.m., s. 257.
21 Mehmet S. Erol, Hayalden Gerçeğe Türk Birleşik Devletleri, İstanbul, İrfan Yayıncılık, 1999, ss. 148-149.
22 Halk Maslahatı hakkında daha detaylı bilgi için bkz. Süleyman S. Terzioğlu, Türkmenistan Anayasası ve Türkmenistan Mevzuatından Metinler, TİKA, 1999, s. 21.
23 Yeni Anayasa için bkz. Süleyman S. Terzioğlu, a.g.e.
24 Yedi büyük Türkmen boyu nüfus itibariyle şöyle sıralanmaktadır: Teke, Ersarı, Yomut, Göklen, Salur, Sarık ve Çovdur. Daha küçük boylar arasında dört tanesi (Ata, Hoca, Seyid ve Şeyh) kutsal sayılıp, üyelerinin Dört Halife soyundan geldiği iddia edilmektedir. Türkmenistan'daki boylar ile ilgili daha teferruatlı bilgi için ayrıca şu kaynaklara başvurulabilir: Soltanşa Ataniyazov, Şecere, Aşgabat, Tiran-1, 1994. ve Ağacan Beyoğlu, Türkmen Boylarının Tarih ve Etnografyası, İstanbul, İstek Yayınları, 2000.
25 Türkmenistan'daki boylar arası izlenilen Sovyet politikaları ile ilgili olarak bakınız: A. Bennigsen ve S. E. Wimbush, Muslim National Communism in the Soviet Union, Chicago, University of Chicago, 1979.
26 Nezavisimaya Gazeta, 27 Ekim 1999.
27 Mehmet S. Erol, Hayalden Gerçeğe Türk Birleşik Devletleri, s. 154.
28 Neytralnıy Turkmenistan, 15 Eylül 1999.
29 M. B. Olcott, a.g.m., s. 264.
30 Nermin Güler, a.g.m., s. 103.
31 "Human Rights and Democratization in Uzbekistan and Turkmenistan", Commission on Security and Cooperation in Europe, Washington, Mart 2000, s. 15.
32 Nermin Güler, a.g.m., s. 104.
33 O. Hummedov, "Providing Legal Framework for Foreign Policy of Saparmurat Turkmenbashy", The Magazine of Turkmen National Institute of Democracy and Human Rights under the President of Turkmenistan (4), 2000.
34 Daha detaylı bilgi için bkz., Oncuk Musayev, Saparmurat Türkmenbaşı'nın Siyaseti Dabaralanyar, Aşkabat, Ruh, 1996, ss. 300-311.; Oncuk Musayev, Saparmurat Türkmenbaşı'nın Garaşsızlık ve Bitaraplık Siyaseti, Aşkabat, Magarif, 1998.
35 Dünyanın dördüncü büyük doğalgaz rezervine sahip olan Türkmenistan, kara üzerinde yaklaşık 21 trilyon metreküp ve Hazar Denizi kıta sahanlığı içerisinde ise 4, 8 trilyon metreküp olmak üzere yaklaşık 25-27 trilyon metreküp arasında bir doğalgaz rezervine sahiptir. Türkmenistan ekonomisi için hayati önemi olan doğal gazdan sonra ikinci sırada gelen petrolün toplamı ise, 6, 8 milyar tondur. Daha detaylı bilgi için bkz., A. Necdet Pamir, Bakü-Ceyhan Boru Hattı: Orta Asya ve Kafkasya'da Bitmeyen Oyun, Ankara, ASAM Yayınları, 1999.
36 Neytralniy Türkmenistan, 28 Mart 1996.
37 Bkz., Nur-Muhammad Noruzi, "Contention of Iran and Turkey in Central Asia and the Caucasus", Amu Darya, C. 4, (5) İlkbahar/Yaz 2000, ss. 102-135.
38 Orta Asya Cumhuriyetlerindeki geçiş süreci ve kimlik sorunu hakkında daha detaylı bilgi için bkz., Martha Brill Olcott, "Central Asia's Catapult to Independence", Foreign Affairs, C. 71, (3), Yaz 1992, ss. 108-130.; Graham E Fuller, "Central Asia: The Quest for Identity", Current History, C. 93, (582), Nisan 1994, ss. 145-149.; Gökhan Bacık, "Türk Cumhuriyetleri'nde Kimlik Sorunu", Mim Kemal Öke, (der. ), Geçiş Sürecinde Orta Asya Türk Cumhuriyetleri, İstanbul, Alfa Yayıncılık, 1999, ss. 61-127.; John Kohan, "Five New Nations Ask Who Are We?", Time, 27 Nisan 1992.
39 Albrecht Frischenschlager, "Turkmenistan on its Way to Political and Economic Independece", Eurasian Studies, (3), Güz 1995, s. 40.
40 11 Eylül'ün Orta Asya'ya etkisiyle ilgili daha detaylı bilgi için bkz. Mehmet S. Erol, ABD'deki Terör Saldırılarının Bölgesel Yansımaları: Türkistan", Stratejik Analiz, (18), Ekim 2001, ss. 26-28.
41 Mehmet Seyfettin Erol, "İşadamlarını Atavatana Davet", Zaman Gazetesi (23 Şubat 1997), s. 2.
42 Mehmet S. Erol, Hayalden Gerçeğe Türk Birleşik Devletleri, s. 157.
43 UNDP, "Human Development Report, Turkmenistan", Aşgabat, 1997, s. 11.
44 G. O. Halova, M. B. Orazov, Vneşnezkonomiçeskaya Politika Turkmenistana, Aşgabat, 1997, s. 6.
45 A.g.e. s. 7.
46 Ç. M. Babayev, Asnovniye Napravleniya Vneşnezkonomiçeskoy Deyatelnosti Aşgabat, 1997, s. 35.
47 K. Babacanov, "Vneşnezkonomiçeskaya Politika Saparmurada Türkmenbaşi" Vazrojdeniye, (2), Aşgabat, 2000.
48 Turkmenistan Sevodniya i Zaftra, Aşgabat 1999, s. 75.
49 Turkmenistan Sevodniya i Zaftra, Aşgabat 1999, s. 75.
50 Oncuk Musayev, Saparmurat Türkmenbaşı'nın Siyaseti Dabaralanyar, Ruh Neşriyat, Aşgabat, 1995, s. 100.
51 Saule Baycaun, "10 Yıllık Bağımsızlık Sürecinde Türkmenistan Ekonomisine Genel Bir Bakış", Avrasya Dosyası, Türkmenistan Özel, C. VII, (2), Yaz 2001, ss. 32-33.
52 IMF, "World Economic Outlook", May 2000, s. 32. Türkmenistan İstatistik Kurumu, Türkmenstatpragnoz'un verilerine gore 2000 yılında gerçekleşen büyüme oranı %17. 6 olarak gerçekleşmiştir.
53 US&Foreign Commercial Service, "Country Commercial Guide: Turkmenistan", Washington DC, 1999, s. 6.
54 IMF, "Economic Review: Turkmenistan", Washington DC, Mart 1994.

55 M. Saray, a.g.e., s. 7.
56 The Intelligence Unit, "Country Report: Turkmenistan 2nd Quarter 1995", Londra, 1995.
57 IMF, "Economic Review: Turkmenistan", Washington DC, Mart 1994.
58 IMF, "Recent Economic Development, Turkmenistan", Publication Service, Washington DC, Aralık 1999, s. 62.
59 IMF, "Recent Economic Development, Turkmenistan", Publication Service, Washington DC, Aralık 1999, s. 62.
60 1999 hububat üretimi uzun aradan sonra 1. 5 milyon tona ulaşmış, ve bu rakam Türkmenistan'ın ihtiyacını fazlasıyla karşılamaktadır.
61 Saule Baycaun, "10 Yıllık Bağımsızlık Sürecinde Türkmenistan Ekonomisine Genel Bir Bakış", s. 28.
62 Daha detaylı bilgi için bkz. Devlet Planlama Teşkilatı (DPT), Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı, Türkiye İle Türk Cumhuriyetleri ve Bölge Ülkeleri İlişkileri Özel İhtisas Komisyonu Raporu, Ankara, 2000, ss. 258-259.
63 EBRD, "TURKMENISTAN 1999 Country Profile", s. 22.
64 TİKA, "Türkmenistan Ülke Raporu", Ankara, 1999, s. 9.
65 Saule Baycaun, "10 Yıllık Bağımsızlık Sürecinde Türkmenistan Ekonomisine Genel Bir Bakış", s. 25.
66 Daha detaylı bilgi için bkz. DPT Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı, ss. 227-229.
67 Saule Baycaun, "10 Yıllık Bağımsızlık Sürecinde Türkmenistan Ekonomisine Genel Bir Bakış", s. 30.
68 Moskovskaya Pravda, 8 Nisan 1997.
69 Daha detaylı bilgi için bkz. Çağrı Kürşat Yüce, Türk Dünyası: Temel Meseleler ve Çözüm Önerileri, Ankara, Tutibay Yayınları, 2001.
70 The Economist Intelligence Unit, "Country Report, Turkmenistan, 3th Quarter 2000", Londra, s. 11.
71 Türkmenistan Finansal sektörü hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. IMF, "Economic Review: Turkmenistan", Washington DC, Mayıs 1992.
72 Saule Baycaun, "10 Yıllık Bağımsızlık Sürecinde Türkmenistan Ekonomisine Genel Bir Bakış", ss. 31-32.
73 A.g.m., s. 32.
74 United Nations Industrial Development Organization, Central Asian Republics, Industrial development Review, C. II, 1996, s. 81.
75 A. Bennigsen ve S. E. Wimbush, a.g.e., s. 39.
76 Büyük İslam Tarihi, ss. 359-360.
77 M. B. Olcott, a.g.m., s. 264.
78 Süleyman S. Terzioğlu, "Türkmenistan ve Türkmenbaşı", Zaman, 26 Mart, 1997.

  
3189 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın