• Anasayfa
  • https://www.facebook.com/tarihtarihcemiyeti/
  • https://twitter.com/ttcemiyeti
TAVSİYE KİTAP
Özbekistan Cumhuriyeti / Mehmet Seyfettin Erol

1. Coğrafya

Özbekistan'ın toplam yüzölçümü 447 bin km2 olup, başkenti Taşkent'tir. Afganistan (137 km), Kazakistan (2.203 km), Kırgızistan (1.099 km), Tacikistan (1.161 km), Türkmenistan (1.621 km) ve Aral Gölü (420 km) ile sınırdaştır. Kara sınırlarının toplam uzunluğu 6.221 km'dir.

Özbekistan, ülkenin güney kısmını oluşturan dört bölgeden ibarettir ki bunlar çok zengin ve verimli toprakları olan Taşkent ovası, Semerkand ve Buhara Ovaları ve aynı zamanda yarı çöl bölgesi olan Amu Derya ovasının kuzeyidir. Ülkenin yaklaşık %80'i ovadır ve ayrıca Tanrı Dağlarından kuzeyde Hisar ve ülkenin güneyindeki Altay Dağlarına kadar uzanan yüzlerce kilometre uzunluğunda dağlar vardır. Küçüklü ve büyüklü 600 nehir vardır ve bunların içerisinde en önemlileri Amu Derya ve Sir Derya'dır.1

Ülkede sert bir karasal iklim hakim olup gece ve gündüz, yaz ve kış sert ısı değişiklikleri vardır.2 Havadaki nem oranı düşüktür. Gün uzunluğu yazın 15 saat kışın ise 9 saatten az değildir. Kış mevsimi Özbekistan'ın kuzey kesimlerinde 5 ay, vadilerde ise 1.5 veya 2 ay kadar sürer. En soğuk ay ocak ayıdır ve bu zamanda kuzeyde sıcaklık -8 ve daha altına düşebilir. Genelde en sıcak ay temmuzdur. Düzlük alanlar veya platoların bulunduğu bölgelerde ortalama sıcaklık bu aylarda 25-30 derecedir. Güneyde ise bu sıcaklık 31-32 dereceye kadar ulaşır. Ülkenin çoğu yerinde yıllık yağış 200-300 mm'yi geçmez.

Özbekistan'daki çevre kirliliği Aral Gölü'nün kurumasının, kimyasal gübre ve ilaçlamanın aşırı kullanımının yol açtığı toprağın zehirlenmesi, tuzlanması ve verimliliğini kaybetmesi şeklinde görülmektedir. Fabrikaların ve kimyasal gübre ve ilaçların aşırı kullanımının yol açtığı su kirliliği de ülkenin karşı karşıya kaldığı en büyük çevre sorunlarındandır.

2. İdari Yapı

12 vilayet, bir otonom cumhuriyet ve bir statülü şehir. Önemli vilayetleri Taşkent, Semerkand, Buhara, Hive, Fergana, Surhan Derya, Sir Derya, Kaşka Derya, Hokand, Andican, Namangan, Karşı, Çizek, Nevai'dir. Karakalpakistan özerk bölgedir. Ülkede yaklaşık olarak 102 şehir, 93 kasaba ve 1.280'den fazla köy bulunmaktadır.3

3. Demografi

1989'daki sayıma göre Özbekistan, 19.810.077 nüfusu ile BDT ülkeleri arasında ülkesinde yerli nüfusa en fazla sahip olan ikinci cumhuriyet olarak ortaya çıkmıştı (1989'daki nüfus dağılımı için bkz. Tablo 4).4 1989 sayımlarına göre 14 milyon Özbeke karşın, ülkede farklı Türk halklarından 2.406.935 kişi yaşamaktaydı. Bu oran toplam nüfusun %12,15'ini teşkil etmekteydi. Diğer Türkler, Özbeklerle birlikte 16.530.561'lik bir nüfus oluşturmaktadır (toplam nüfusun %83,45'i).5

Tablo 1: Nüfusun Yıllara Göre Dağılımı (milyon kişi)

1995 1996 1997 1998 1999
22.690 23.139 23.561 23.954 24.230

Kaynak: The Economist Intelligence Unit, Uzbekistan Country Report, Eylül 2000.

Tablo 2: Doğum Oranı (Her bin kişi başına)

1995 1996 1997 1998 1999
29.8 27.3 26.0 23.0 23.43

Kaynak: The Economist Intelligence Unit, Uzbekistan Country Report, Eylül 2000.

Diğer taraftan 1999'teki tahminlerde ülke nüfusunun 24 milyon 230 bin olduğu görülmektedir. Bu nüfus içerisindeki etnik grupların dağılımı şu şekildedir: Özbek %80, Rus %5,5, Tacik %5, Kazak %3, Karakalpak %2,5, Tatar %1,5, diğer %2,5. Ülkedeki dini inançlara göre dağılım ise şu şekildedir: Müslüman %88, Doğu Ortodoks %9, diğer %3. Ülkede konuşulan diller: Özbekçe %74,3, Rusça %14,2, Tacikçe %4,4, diğer %7,1. Nüfusun büyüme oranı %1,8'dir. Erkekler için ortalama yaşam uzunluğu 60,09, kadınlar için ise, 67,52'dir.

Nüfusun yaş gruplarına göre dağılımı ise şu şekildedir:
0-14 yaş grubu, %37 (erkek 4.556.973, kadın 4.413.617);
15-64 yaş grubu, %58 (6.938.090 erkek, 7.068.839 kadın);
65 yaş ve üzeri grupları, %5 (erkek 443.604, kadın 681.350).

Tablo 3: Ölüm Oranı (Her bin kişi başına)

1995 1996 1997 1998 1999
6.4 6.2 5.9 5.87.75

Kaynak: The Economist Intelligence Unit, Uzbekistan Country Report, Eylül 2000.

Özbekistan aynı zamanda, BDT ülkeleri arasında en yüksek nüfus oranına sahip ülkedir.6

Özbekler ülkelerinde %80 nüfus ağırlığı ile mutlak çoğunluktadırlar. Bu oran, zor yaşam şartları ve yabancılara karşı tepkilerden dolayı doğan göçün bir sonucu olarak Özbekler, lehine her geçen gün daha da yükselmektedir. Ruslar ikinci çoğunluk grup olup yine ülkeden en çok göç eden azınlıkların başında gelmektedir. Üçüncü çoğunluk etnik grubu Tacikler oluşturmaktadır. Diğer taraftan Tacikistan'daki 1 milyonun üzerindeki Özbek varlığı göz önünde bulundurulursa, bu cumhuriyetlerde ne kadar karmaşık bir demografik yapının ve dolayısıyla problemin olduğu da anlaşılır. Yine 1989'daki nüfus sayımına göre, Özbeklerin büyük çoğunluğu anavatanlarında yaşamaktadır. Özbeklerin sadece %15.36'sı diğer cumhuriyetlerde yaşamaktadır (Eski SSCB'deki Özbek nüfusunun dağılımı için bkz. Tablo 6). Özbekistan'da Koreli, Tatar ve Ahıska Türkleri de yaşamaktadır. Ayrıca resmi olmayan rakamlara göre yaklaşık 200 bin Arap, Karşi civarındaki Kaşkadarya vilayetinde yaşamaktadır.7

Tablo 4: Özbekistan'daki Nüfus Dağılımı (1989)

Millet 1989

Toplam19.808.007 100.000
Özbek 14.123.626 71.30
Rus 1.652.179 8.30
Tacik 931.547 4.70
Kazak 808.090 4.00
Tatar 467.676 2.70
Karakalpak411.187 2.00
Kırgız 174.899 0.83
Türkmen 122.566 0.66
Ahıska 106.240 0.53
Diğerleri1.010.067 5.03

Kaynak: Nadir Devlet, a.g.e., s. 325. Tablo 5: Nüfusun Dağılımı (%)

1995 1996 1997 1998 1999
Kentsel 38.7 38.4 38.2 38.0 -
Kırsal 61.3 61.6 61.8 62.0 -

Kaynak:The Economist Intelligence Unit, Uzbekistan Country Report, Eylül 2000. Tablo 6: Özbek Nüfusun Dağılımı

Bölge 1989 (%)

Toplam 16.686.240 100.00
0zbekistan14.123.626 84.64
Tacikistan1.197.091 7.20
Kırgızistan 550.095 3.30
Kazakistan 332.016 2.00
Türkmenistan317.252 1.90
Rusya 127.160 0.80 Diğerleri 39.000 0.23
Kaynak: Nadir Devlet, a.g.e., s. 326.

4. Eğitim, Kültür, Bilim, Sanatve Edebiyat

Özbekistan'da eğitim, kültür ve bilim oldukça gelişmiştir. Ülkedeki okuma-yazma oranı %99'dur (kadın %99, erkek: %99). Bu ülkenin ilk üniversitesi olan Taşkent Üniversitesi, 1920'de açılmış, bundan sonra da birçok üniversite, teknik okul, kültür merkezi vb. yerler kurulmuştur.

Ülkedeki herkes orta eğitimi tamamlamak zorundadır. Okuma yazma oranı %100'e yakındır. Ülkede yaklaşık olarak 8.535 orta dereceli okul, 247 teknik okul ve 46 üniversite vardır. Özbek üniversiteleri önemli bilimsel merkezlerdir. Bu üniversitelerde bilimsel araştırmalar yapılmakta, gelişmiş laboratuvarlar ve araştırma merkezleri bulunmaktadır. Bu Cumhuriyet'te eğitimle birlikte kültür de çok gelişmiştir. 1990'da 7800 kütüphane, 90 milyon kitap, 49 klüp, 68 müze, 32 tiyatro vardı. Özbekistan'da her yıl 51 milyon kitap, 94 dergi, 280 gazete (185'i Özbekçe) yayınlanmaktadır.8

Özbekistan nüfusu, büyüklüğü ve bölgedeki tarihi geçmişinden ve öneminden gelen milli kimliğiyle, Orta Asya İslam Medeniyeti'nin büyük şehirlerinin çoğuna sahiptir. Resmi dil olan Özbekçe, daha eski olan edebi Çağatay lehçesine dayanması sebebiyle bölgenin en gelişmiş edebi dilidir.9

Özellikle, inanç tarihi ve felsefi önem açısından Özbekistan bambaşka bir konumdadır. Özbekistan, uzun yıllar İslam medeniyetinin merkezlerinden biri olma özelliğini korumakla kalmamıştır; Fars, Türk, Arap kültürlerinin yoğun bir zenginlikle iç içe geçmiş olduğu bir ülkedir. Türk -İslam birleşmesinin en önemli yüzyıllarının yetiştirdiği büyük edebiyat adamlarına, bilim adamlarına sahip çıkmış bir ülkedir. Dolayısıyla dünyanın ilgisini çeken tarihi merkezlere, yapılara, anıtlara, kendi deyimleriyle "yadigârlara" sahiptir.10

Özbekistan'da gerek eskiden beri kutlanan, gerekse yeni kutlanmaya başlanan bayramların sayısı oldukça fazladır. Dini Bayramlar; Ruzahayıt (Ramazan Bayramı İyd el Fıtr), Kurban hayıtı (Kurban Bayramı İydel Adha) Milli Bayramlar; Nevruz, Lale Bayramı, Hasat Bayramı, Mihircan Bayramı, Bağımsızlık Günü, Anayasa Günü, Yeni Yıl, Kadınlar Günü, Zafer Bayramı, Asula (Kosuk Bayramı). Bunların dışında her meslek grubunun kendine has kutlama günleri vardır. Örneğin, doktorlar günü, öğretmenler günü, öğrenciler günü gibi.

Diğer taraftan, Özbekistan'da Özbek kökenli halkın %64,4'ü Özbek müziğini tercih ederken, bu oran ülkede yaşayan Ruslarda 51,2'dir.11 Özbekistan'da en fazla bilinen eski türk eserleri "Ferhat ile Şirin" ve "Leyla ile Mecnun"dur.12 Ülkede sinemaya gitme oranı %50'dir.13

B. Tarih

Ülkenin en eski kentlerinden biri, güneydeki Termiz'dir. Bugün, Afganistan sınırını oluşturan Ceyhun'un (Amu Derya) kıyısında kurulu olan bu kent, tarihte güneydeki Kabil ve Delhi'ye erişen yolun başlangıcı olagelmiştir. Bugünkü Termiz'e yakın bir yere Büyük İskender tarafından M.S. 329'da bir kent kurulmuş, Termiz'in kendisiyse M.S. 1220'de Cengiz Han tarafından yağma edilmiştir. Kent, eski İpek Yolu'nun önemli uğraklarından biriydi.14 Özbekistan'ın diğer iki önemli tarihi şehri, Semerkand ile Buhara'dır. Orta Asya'nın en eski kentlerinden biri olan Semerkand'ın kuruluşu M.Ö. 400 yılına kadar (adı Marakanda) uzanır. Semerkand, Zerafşan Irmağı'nın aşağı çığırına birkaç km. uzaklıkta, deniz seviyesinden 320 m. yükseklikte, büyük bölümü lös toprakları üzerinde kurulmuştur.15

Semerkand, yüzyıllarca gezginlerin hayal gücünü harekete geçirmiş, "dünyanın güneşe dönük en güzel yüzü" olarak anlatılagelmiştir.16 Tarih öncesi zamanlardan beri, Semerkand'ın kıyısında kurulu olduğu Zerafşan Irmağı'nın vadisinde insanlar yaşayagelmiştir. Mitolojiye göre, kent, M.Ö. 5. yüzyılda Sogd Kralı Afrasyab tarafından kurulmuştur.

Bugün Afrasyab'ı örten toprak yığınları henüz tamamen kazılmamışsa da, oradaki müzede bulunan bazı nesneler, Afrasyab'a 2500 yıl öncesinde bile neden "Yeryüzü'nün Merkezi ve Dünyanın Pırıltılı Zirvesi" denildiğini göstermektedir.17 M.Ö. 329'da Büyük İskender'in işgaline uğrayan Semerkand, M.S. 6. yüzyılda Orta Asya Türklerinin, 8. yüzyılda Müslüman Arapların egemenliği altına girmiştir. İslam devrinde şehir en parlak dönemini yaşamıştır.

O dönemlerde Semerkand, Türkistan'ın en büyük yerleşim birimidir. Bu büyüklüğünü, coğrafi konumunun elverişli olmasına, verimli topraklara sahip olmasına ve ticaret yollarının kesişme noktasında yer almasına borçludur. Cengiz Han'ın istilasından önce şehirde 100 bin aile yaşamaktaydı. Buna göre de Semerkand'ın nüfusunun 500 ile 600 bin dolayında olduğu söylenebilir. Moğol Hükümdarı Cengiz Han, 1220 yılında şehri yerle bir etmiştir. 1365'te Timur bu kenti, devletinin başkenti yapmıştır. Semerkand'da çok sayıda tarihi eser bulunmaktadır. Medreseler, türbeler, külliyeler ve camiler şehrin her tarafına yayılmıştır. 1437'de Uluğ Bey tarafından yaptırılan ve kalıntıları 1908'de ortaya çıkartılan gözlemevi, Semerkand'ın geçmişte büyük bir bilim ve teknik şehri olduğunu ortaya koymaktadır. Semerkand, Orta Asya'da gerçek bir İslam medeniyetinin müzesi gibidir. Ne var ki, Semerkand şehri, 1964'te büyük bir su baskınına uğramış, baskında çok sayıda bina yıkılmıştır. Yıkılan şehir, günümüz mimarisine uygun bir şekilde yeniden inşa edilmiştir. Bu nedenle tarihi yapılar dışında, 1964 yılı öncesine dayanan pek fazla bir yapıya rastlanmaz. Semerkand'da Kumlu Meydan (Registan Meydanı) ve Medreseler, şehrin birer simgesi halindedir. Bu meydanda 15 ve 17. asırlar arasında yapılmış üç önemli medrese vardır. Bunlardan ilki 1417-1428 yıllarında yapılan Timur'un torunu Uluğ Bey Medresesi'dir.18

Zerefşan Irmağı'nın Kızılkum Çölü'nde yer alan Buhara şehrinin M.S. I. yüzyılda kurulduğu tahmin edilmektedir. 907'de Müslüman Araplar tarafından fethedilen Buhara şehri, Orta Asya'da Semerkand ile birlikte, önemli bir kültür, sanat ve ticaret merkezi olmuştur. Daha sonra Semerkand gibi çeşitli işgallere ve yıkımlara maruz kalmıştır. Ancak şehrin planı çok az değişmiştir. 10. yüzyılda, Buhara en parlak dönemini yaşamıştır. O dönemde şehir, çok geniş bir sur içindeydi ve 11 kapısı vardı. Çok geniş ve taş ile döşemeli sokakları, muntazam ev ve köşkleri ile dikkat çekerdi.19 Ortaçağ'da Buhara, 360 cami ve 113 medresesiyle Müslümanlar için Mekke'den sonra ikinci İslami öğrenim merkeziydi.20 16. yüzyılda Özbek kökenli olan Şeybanilerin eline geçmiş ve Buhara Hanlığı'nın başkenti olmuştur. Şehrin göbeğini oluşturan eski kent, camiler, medreseler, türbeler, çarşılar ve düz damlı kerpiç evleriyle tanınır. Buhara Kalesi de önemli bir yapıdır. Miri Arap Medresesi, çevresi parke taşlarıyla süslenmiş geniş bir avlu içinde, 288 kubbeyle örtülü birkaç katlı galerileriyle dikkat çekmektedir.21

Fergana vadisinin batısında yer alan Hokand, 10. yüzyılda Havakend adıyla kurulmuştur. Doğu Türkistan ve oradan Çin'e ve Hindistan'a giden önemli kervan yolları üzerinde kurulmuş olan kent, 13. yüzyılda Moğol akınları sonucunda yerle bir edilmiştir. Hokand Hanlığı tarafından 1732'de inşa edilen bir kalenin çevresinde hızla gelişen Hokand, 1740'ta aynı hanlığın başkenti olmuştur. Hanlık döneminde önemli bir ticaret merkezi olan Hokand, 300'ü aşan camileri ve medreseleriyle, Orta Asya Müslüman dünyasının önemli bir dini kenti merkezi konumunu üstlenmiştir.22

Görüldüğü üzere, çok eskilere dayanan, son derece gelişmiş bir kültür ve tarihi zenginliğe sahip olan Özbekler, Moğol İmparatorluğu'ndaki Türk kabilelerinin bir karışımından doğmuştur. Tarihte Özbek adına ilk kez 13. yüzyıl sonunda rastlanılmaktadır. Cengiz Han'ın kurduğu Moğol İmparatorluğu'nun Altınordu Devleti'ne mensup Türk kökenli boylardan biri Fergana vadisindeki Türklerle birleşerek bu tarihten sonra Özbek Han'ın adıyla (1282-1342) anılagelen Özbek Devleti'ni kurmuşlardır.23 Diğer Orta Asya milletleri gibi uzun süre Moğol İmparatorluğu'nun egemenliği altında yaşayan Özbeklerin, tarihte siyasi bir güç olarak yükselmeleri daha sonraki yüzyıllarda gerçekleşmiştir. Ebu'l Hayr Han'ın liderliğinde 1428 yılında bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir. Timurlu prenslerin taht kavgalarından istifade eden Ebu'l Hayr Han, Ebu Sa'id'e yardım ederek 1451'e kadar Türkistan'ın yarısına hakim olmayı başarmıştır. Fakat, Özbeklerin gösterdiği bu başarı, kuvvetli Moğol kabilelerinden Kalmuklar ile Oyratların dikkatini çekmiş ve onları kıskançlığa sevk etmiştir. 1456'da Kalmukların, bir sene sonra da Oyratların hücumlarına uğrayan Özbek Türkleri büyük zayiatlar vermişlerdir. 1468'de Moğollarla yaptığı harbi kaybeden Ebu'l Hayr Han ölünce yerine oğlu Şah-Budak Han geçmiştir. Şah-Budak Han'ın bütün gayretlerine rağmen içinde bulundukları durumdan bir türlü kurtulamayan Özbeklerin kaderi o devrin büyük alimlerinden biri olan Mevlana Muhammed Hitayi'den feyz almış olan Şah-Budak'ın oğlu Muhammed Şeybani'nin Buhara'dan dönmesi ile değişmiştir.

Komşularının bir ara iç mücadelelerle meşgul olmalarından istifade eden Muhammed Şeybani Han (1500-1510), Özbekleri yeniden toparlamış ve Maveraünnehir'in kuzey kesimini kontrolüne almaya muvaffak olmuştur. Bir müddet sonra Timurlulardan Babür Şah'ın (1504-1530) kuvvetlerini de yenen Muhammed Şeybani Han 1500 senesinde hükümdarlığını ilan etmiştir. Özbek Türklerinin 16. asrın başlarında Timurluların hakimiyetini ortadan kaldırarak Türkistan'a hakim olmaları, Türk tarihinde yeni bir dönemin başlangıcı olmuştur. Özbekler, çok kısa bir süre içerisinde hakimiyetlerini bütün Orta Asya'ya yayarak büyük bir kuvvet haline gelmişlerdir.24

Osmanlı İmparatorluğu ile ilk ilişkileri, Safevi Devleti'ne karşı savaşırlarken 16. yüzyılın başlarında gerçekleşmiştir. Osmanlılardan harp malzemesi ve askeri yardım almışlardır.25 Fakat Özbekler, Şah İsmail ve Babür Şah'ın istilasından sonra aralarındaki bölünmeleri engelleyemediler ve küçük devletlere bölündüler.

Buhara Emirliği, Hokand ve Hive Hanlıklarının hükümranlığındaki bölgeler bugünkü Tacikistan ve Özbekistan'ı hemen hemen tümüyle, Kırgızistan'ın ise bir kısmını kapsayacak şekilde 19. yüzyılın başında, yani Çarlık Rusyası'nın hakimiyetine girmeden önce bir çatışma alanı haline gelmiştir. Bölünmeler ve sürekli çatışmalar dolayısıyla 1865'te Hokand, 1868'de Buhara ve 1873'te Hive Hanlıkları kolayca Rus kuvvetleri tarafından işgal edilmiştir.

Ekim 1917'deki Şubat Devrimi'nden sonra Mustafa Çokayoğlu'nun Hokand'da Türkistan Özerk Hükümeti altında kurmaya çalıştığı birlik, Bolşeviklere karşı fazla direnememiş ve Bolşevikler Taşkent'te ve sonunda bütün Türkistan'da Sovyet gücünü tesis etmişlerdir. Ekim Devrimi'nin sonrasında 1918'de bu coğrafyada Sovyet yönetimi altında ve Rusya Federe Cumhuriyeti'ne bağlı olarak kurulan ilk siyasi birimlerden biri olan Türkistan Özerk Sovyet Cumhuriyeti kurulmuştur.

Daha sonraları, Özbekistan SSCB olarak Ekim 1924'te eski Türkistan'ın dahil olduğu topraklarda federal bir yapı içerisinde yeniden örgütlenmiştir. Mayıs 1925'te SSCB'nin kurucu cumhuriyetlerinden birisi olmuştur.26 İlk Özbekistan sınırları içerisinde Buhara ve Hive Hanlıklarının Buhara ve Hive kent ve çevreleriyle Türkistan Valiliği'nin Amu-Derya, Sir Derya, Semerkand, Fergana yöreleri ve Tacik Özerk Cumhuriyeti yer almaktaydı. Daha sonraları, 1929'da Tacikistan birlik cumhuriyeti statüsüne yükseltilerek Özbekistan'dan ayrılacaktır. Buna karşın, önce Kazakistan daha sonra da Rusya içerisinde özerk bölge olarak yer alan Karakalpak yöresi de 1936'da özerk cumhuriyet olarak 1936'da Özbekistan'a dahil olmuştur.27 Moskova'daki başarısız darbe girişiminin ardından Özbekistan 31 Ağustos 1991'de bağımsızlığını ilan etmiştir.

C. Siyasi Yapı

Özbekistan'da "Başkanlık Sistemi" uygulanmaktadır. Devlet Başkanı, Özbekistan Silahlı Kuvvetleri'nin de başıdır ve gerekli gördüğü durumlarda Ali Meclis'e danışmadan olağanüstü hal veya savaş ilan edebilir. Ayrıca başbakanı, bakanlar kurulunu, 3 büyük mahkemenin, diğer mahkemelerin hakimlerini ve vilayetlerin yöneticilerini atama yetkisine sahiptir. Gerekli görmesi halinde parlamentoyu feshetme yetkisine de sahiptir. Ali Meclis 250 üyeye sahip olup, ülkedeki en büyük meclistir. Üyelerinin üçte biri direk olarak seçilmekte, kalan üçte ikisi ise yerel meclisler tarafından atanmaktadır. 25 yaşını bitiren her Özbek vatandaşı milletvekilli seçilme hakkına sahiptir.28

Özbek siyaseti, Fergana-Harezm, Semerkand-Buhara, Surkhanderya-Kaşkaderya ve Taşkent olmak üzere beş bölge arasında büyük bir rekabet içindedir. Fergana ve Taşkent en güçlü bölgelerdir. Başkan İslam Kerimov, Taşkent'tendir. Sovyet yönetimi altında himaye, baskı ve fiyat kontrolü yoluyla gücü ellerinde tutan dünün eski Komünist Partisi (KP) bugünün "Halkın Demokratik Partisi" içerisindeki güçler, ülkede bölgesel rekabeti dengede tutuyor görünmektedir.29

1. Dış Siyaset

Bütün bir Batı Türkistan'ın tarihi olarak kendi egemenlikleri altında bulunduğu, bölgenin Semerkand ve Buhara gibi tarihi merkezlerinin kendi sınırlarında olduğu kanaatini taşıyan Özbekistan, sahip olduğu insan potansiyelinin göreceli üstünlüğünü de göz önünde bulundurarak bölgede daha etkin bir rol üstlenmeye çalışmaktadır.30

Türkistan adı verilen bu bölgede daha önceleri geleneksel olarak çeşitli etnik hiyerarşiler varlıklarını sürdürmekteydi. Pers medeniyetinin mirasçıları olduklarını savunan, Farsça konuşan ve Orta Asya'daki en büyük Türk olmayan Müslüman topluluk olan Tacikler, kendilerini arealbeit olarak sayarken, Özbekler haricinde diğer milletler tarafından en eski ve en zengin kültüre sahip bir millet olarak, gönülsüzce de olsa kabul edilmektedirler. Diğer taraftan, hem Tacikler hem de Özbekler tarafından Türkmenler yarı göçebe bir millet olarak görülürken, Kazak ve Kırgızlara ise, İslam'ı son zamanlarda kabul etmiş göçebeler gözüyle bakılmaktadır.31 Nitekim bu bakış açılarının kaçınılmaz bir sonucu olarak SSCB'nin çöküşü ile birlikte, Orta Asya'da bağımsızlıklarına kavuşan yeni devletler ve özellikle de Özbekistan, dikkatlerini ilk etapta milliyetçilik konusuna çevirmek zorunda kalmışlardır.32 Bu ihtilâfların temel nedenleri, sosyal, ekonomik, demografik, pazar ekonomisine geçiş sebebiyle yaşanan sıkıntılar, aydınların ve siyasi liderlerin etnik duyguları beslemeleri, psikolojik, milli kimliği kaybetme korkusu başlıkları altında toplanmaktaydı.33

Orta Asya'nın uygarlaşmasında tarihi bir merkez olması da haliyle Özbekistan'ın bölgedeki ağırlığını arttırmaktadır. Yine, Özbekistan'ın Sovyetler Birliği döneminde, on yıllar boyunca Orta Asya'nın önemli bir şehri olarak özellikle Moskova'nın Üçüncü Dünya Ülkeleriyle olan ilişkilerinde merkezi bir konumda olması, bu ülkeye uluslararası ilişkilerde de epeyce fazla bir deneyim ve avantaj kazandırmıştır.34

Diğer taraftan, Özbekistan ve Kazakistan devlet başkanları arasında 10 Ocak 1994 tarihinde imzalanan ve iki ülke arasında bir ekonomik bölge kurulmasını öngören Ekonomik Birlik Antlaşması'na 24 Ocak 1994 tarihinde Kırgızistan da dahil olmuştur. Anlaşma ile, anılan üç ülke (Özbekistan, Kazakistan ve Kırgızistan) arasında gümrük duvarlarının kaldırılması, mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımının sağlanması, bu amaçla mevzuatların uyumlu hale getirilmesi ve bölgesel bir yatırım ve mahsuplar bankası kurulması öngörülmüştür. Bununla beraber, toplam 9 milyon dolar sermaye ile "Orta Asya İşbirliği ve Kalkınma Bankası"nın kurulması dışında somut bir adım atılamamıştır. Birliğin adı Temmuz 1998'de Orta Asya Ekonomik Topluluğu olarak değiştirilmiştir.35 Türkmenistan ise bu birliğe üye olmamıştır.

Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan liderleri 9-10 Ocak 1997 tarihlerinde Bişkek'te bir araya gelmişlerdir. Görüşmeler sonunda üç ülke arasında "Ebedi Dostluk ve İşbirliği Antlaşması" ve çok uluslu kuvvetlerin katılımıyla gerçekleştirilecek olan Orta Asya Taburu tatbikatının hazırlık ve düzenlemesiyle ilgili belge imzalanmıştır. Anılan taburun katılımıyla 15-25 Eylül 1997 tarihleri arasında Kazakistan ve Özbekistan'da "Barış İçin Ortaklık" (PfP) tatbikatları çerçevesinde "CENTRASBAT 1997" tatbikatı gerçekleştirilmiştir. 36

Beş Orta Asya ülkesinin Cumhurbaşkanları 5-6 Ocak 1998 tarihleri arasında Aşkabat'ta bir araya gelmişlerdir. Zirve'de benimsenen önemli bir husus, BDT'nin geçiş döneminde devletler arasındaki ikili ve çok taraflı esaslara dayalı işbirliğinin uygun bir model oluşturduğu ve BDT'ye iştirak şeklinin her ülkenin kendisi tarafından belirlenmesi hususu olmuştur.37

Rusya'ya karşı devamlı şekilde Batı'nın, özellikle de ABD'nin desteğini arayan ve bu doğrultuda GUUAM'a üye olan ve NATO'yla da ilişkilerini güçlendirmek isteyen Özbekistan, 11 Eylül ile birlikte ABD'den yana daha net bir şekilde tavrını ortaya koyan bir ülke konumundadır. ABD'yle olan daha önceki yıllara dayanan askeri ilişkileri ve terörizmle olan mücadelesi ve Afgan-Tacik sınırında bulunan 20 bin civarındaki kuvvetlerinin bir kısmının ABD'li uzmanlarca eğitilmesi, Afganistan ile olan yaklaşık 170 kilometrelik sınırı, aslen Özbek olan Kuzey İttifakı'nın komutanlarından Raşid Dostum faktörü Özbekistan'ı ABD yönetimi için askeri bir operasyon üssü olarak diğer Orta Asya cumhuriyetlerine göre daha cazip kılmıştır. Taşkent'in bölgede etkin olmak istemesi ve bölge liderliğine adaylığı, operasyon sürecinde Afganistan'da Taliban sonrası bir yönetimde Raşid Dostum'un lider olarak adının geçmesi, Özbekistan'ı bölgede daha önemli bir pozisyona sokmuştur. Diğer taraftan Kerimov yönetimi, ABD'nin bu operasyonuyla kendi rejimine önemli bir tehdit olan Özbekistan İslami Hareketi'nden ve Hizb-u Tahrir'den kurtulmayı da hedeflemiş ve özellikle de Özbekistan İslami Hareketi lideri Cuma Namangani'nin öldürülmesiyle rahat bir nefes almıştır.38

Özbekistan şu uluslararası anlaşmalara imza atmıştır:

ASDB, CCC, CIS, EAPC, EBRD, ECE, ECO, ESCAP, IAEA, IBRD, ICAO, ICRM, IDA, IFC, IFRCS, ILO, IMF, INTELSAT, INTERPOL, IOC, ISO, ITU, NAM, OIC, OPCW, OSCE, PFP, UN, UNCTAD, UNESCO, UNIDO, UPU, WFTU, WHO,
WIPO, WMO, WTOO, WTRO.

Diplomatik temsilciliklerinin bulunduğu ülkeler ise şöyledir: Özbekistan Cumhuriyeti'nin Türkiye, Fransa, Almanya Belçika, Büyük Britanya, Avusturya, Japonya, Çin, Kore, Mısır, Suudi Arabistan, Hindistan, İran ve Pakistan olmak üzere 20 ülkede büyükelçiliği vardır.

D. Ekonomi

SSCB döneminde Özbekistan'da endüstrinin çoğunlukla tarıma bağlı olduğu görülür. Özellikle, SSCB öncesinde tüm işlenmiş arazi pamuk yetiştirme için ayrılmıştı. Tarıma dayalı bir endüstrinin gelişmesi için Özbekistan zorlanmıştı. Ülkede kurulan fabrikaların önemli bir bölümü, traktör, tarım makineleri, pamuk makineleri, motor, doğalgaz ve petrol aletleri ile ilgiliydi. Bunun yanında Taşkent, Buhara ve Margelon'da yiyecek endüstrisi için fabrikalar inşa edildi. Bunlara ilaveten hayvan endüstrisi de gelişmekte ve yine bazı bölgelerde kimya endüstrisi de tesis edilmektedir. Bunun yanında, halı üretiminin oldukça geliştiğini de ilave etmek gerekir.39

Özbekistan genel olarak kuraklıkların yoğun yaşandığı bir ülke olmakla birlikte, topraklarının yaklaşık %10'unu kapsayan nehir yataklarından oluşan alanlarında çok miktarda sulu tarım yapılmaktadır. Sovyetler Birliği zamanında birliğin en fakir ülkesi olan Özbekistan, şimdi dünyanın beşinci en büyük pamuk üreticisi ve ikinci en büyük pamuk ihracatçısıdır. Dünyanın en kaliteli altını (%99.99) bu ülkede üretilmektedir. Bu alanda dünyanın ilk 10 üreticisi arasındadır. Aynı şekilde doğalgaz kaynakları açısından da dünyadaki ilk 10 ülke arasındadır.40

Ülkenin bağımsızlığından sonra ekonomik reformlara başlanmış olmasına rağmen bu yönde kararlı adımlar ancak 1994 yılından itibaren atılmıştır. Bu adımların sonucunda Özbek ekonomisinde iyileşme gözlenmiştir ve 1996 yılında nihayet ekonomik büyüme elde edilmiştir.

Özbekistan, eski Sovyetler Birliği ülkeleri arasında 1990-1996 döneminde sınai üretimde reel artış sağlayan tek ülke olmuştur. Özbekistan, 1996 yılında ithal ikameci politika çerçevesinde döviz ve ithalat kontrolünü benimsemiştir. Özbek hükümeti tarafından uygulanan bu politika IMF tarafından eleştirilmiş ve sonuç olarak 185 milyonluk stand-by kredisi dondurulmuştur. Öte yandan, resmi döviz kuru ile piyasa döviz kuru arasındaki fark giderek açılmıştır.

Kasım 1996'da kabul edilen "Merkezleştirilmiş Döviz Meblağlarının Tüketim Malları İthalatı İçin Kullanılması Hakkında" 405 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı, "konvertasyon" ile ilgili yeni düzenlemelere yol açmıştır. Döviz işlemlerini geliştirmek, merkezleştirilmiş döviz meblağlarını daha verimli şekilde kullanmak ve Özbekistan iç pazarına düşük kaliteli malların girmesini engellemek amacıyla hazırlanan yasa, daha önceki yasalarla, özel ve tüzel şahıslara verilen Som'u dövize çevirme hakkını sağlayan düzenlemeleri iptal etmiştir.41

1996 yılında kurumsal piyasa reformları, milli ekonominin büyümesinde sürükleyici rol oynamaya başlamıştır. Küçük ve orta ölçekli firmaların gelişmesiyle birlikte büyük ölçekli şirketlerin özelleştirilmesi gündeme gelmiştir.

1999-2000 yılı devlet yatırım programı çerçevesinde büyük ölçekli şirketlerin hisselerinin ihale yoluyla satılması öngörülmektedir.
Mayıs 1998 tarihinde Özbek hükümeti tarafından kabul edilen yeni "Yabancı Yatırımlar Kanunu" ile ülkeye daha fazla yatırım çekilmesi amaçlanmıştır. Bu kanuna göre yabancı sermayeli şirketler vergi istisnaları ve sermaye mallarına gümrük vergisi muafiyetinden yararlanabilmektedir.42

Hükümetin diğer önemli bir önceliği küçük ve orta ölçekli işletmeleri güçlendirmektir. Nisan 1998'de Cumhurbaşkanı Kararnamesi ile yeni kurulan şirketler için tespit edilen 150 bin dolarlık asgari kuruluş sermayesi yarı yarıya indirilmiştir. Mayıs 1998'de Bakanlar Kurulu kararı ile küçük ve orta ölçekli işletmelerin kuruluş prosedürü kolaylaştırılmıştır.

Uygulanan sıkı maliye ve para politikaları sonucunda 1994 yılının ortasından itibaren enflasyon oranlarında büyük düşüş gözlenmiştir, böylece 1994 yılındaki enflasyon oranı yüzde 1568 iken 1998 yılında yüzde 29 ve 1999 yılında yüzde 29.1 düzeyinde gerçekleşmiştir.

Bütçe açığı 1995'te GSYİH'nın yüzde 3.5'i iken 1999 yılında yüzde 2.6 düzeyinde gerçekleşmiştir. Bir taraftan devlet harcamaları kısılmış, diğer taraftan gelirler arttırılarak bütçe açıkları kontrol altına alınmıştır. Özellikle vergi gelirlerinin arttırılması konusunda KDV en önemli gelir kaynağı olmuştur.

Özbekistan'ın bağımsızlığa kavuşmasıyla birlikte uygulanmaya konulan hükümet politikalarının temel amacı, Pazar ekonomisine geçişi sağlayacak bir yeniden yapılanma sürecinin başlatılması ve bu süreçte ortak yatırım imkanlarının yaratılması ile ülke ekonomisinin yabancı sermaye açısından cazip kılınmaya çalışılmasıdır.

Ülkede piyasa ekonomisinin yerleştirilmesini sağlamak ve geçiş sürecini hızlandırmak amacına yönelik pek çok yasal düzenleme ve reform gerçekleştirilmiştir. Bu çerçevede Özbekistan Cumhuriyeti Devlet Vergi Komitesi, Özelleştirme Komitesi, Değerli Metal, Bilim ve Teknoloji Komiteleri, Dış İktisadi İlişkiler Milli Bankası kurulmuştur. Uygulamaya konulan politikalar kısa süre içinde olumlu sonuçlar vermeye başlamıştır.

Özbekistan'ın Devlet Başkanı İslam Kerimov tarafından formüle edilen Özbekistan'ın ekonomik politikasının en belirgin özelliği ithal ikâmesi stratejisidir.43 Özbekistan yönetimi, ihracata dayalı olarak ekonomiyi büyütmek istediğini zaman zaman belirtse de, şimdiye kadar ihracatı geliştirmeye değil, ithal ikâmesine vurgu yapmıştır. Özbekistan'ın belirlediği öncelikli sektörler, özellikleri bakımından, büyük ölçüde ithal ikâmeci politikalar kapsamına girmekte, bunlardan sadece bazıları daha sonra ihracata dönük sanayileşme özelliğine sahip olabilmektedir.

IMF, Özbekistan'ın 1996 yılının sonunda ithal ikâme stratejileri izlemeye başladığını belirtse de,44 Özbekistan ithal ikâmesi politikalarını bağımsızlıktan bu yana izlemektedir. 1995 yılında yayınlanan İslam Kerimov'un kitabında45 Özbekistan'ın ithal ikâmesi stratejisi ortaya konmuş ve bu strateji öncelikli sektörler çerçevesinde ele alınmıştır. Ülkenin öncelikli sektörler konusundaki stratejisi İslam Kerimov'un kendi kitabında belirttiği görüşleri doğrultusunda şekillenmiştir. Buna göre; özellikle geçiş ekonomisinde öncelikli sektörler belirlenip devletçe desteklenerek ekonominin yapısal değişimi konusunda sürekli ve tutarlı bir politika izlenmelidir. Geçiş ekonomilerinde gerçek piyasa şartları olmadığı için, öncelikli sektörlerin seçimi ve desteklenmesi gereklidir.46 Bundan başka Kerimov, öncelikli sektörlerin gelişimini makroekonomik istikrarla ilişkilendirmektedir. Parasal yöntemlere itibar etmeyen Kerimov'a göre, makroekonomik istikrarı esas sağlayacak olan reel değişkenlerdir. Buna göre, öncelikli sektörlerde üretim arttıkça, sektörler geliştikçe, bu, ekonomideki diğer üretim kollarını etkileyecek, istihdamı ve geliri arttıracak, bunun sonucunda de ekonominin reel sektörü düzelme yoluna girecek ve makroekonomi istikrar kazanacaktır.

Özbekistan'ın öncelikli sektörleri olarak enerji, gıda, makine-teçhizat, kimya, metalurji ve tekstil sektörleri seçilmiştir. Bunların seçimi, daha çok, Özbekistan'ın kendi kendine yeterliliğinin sağlanmasına yöneliktir. Bu sektörlerin seçimiyle, ileride ihracata yönelik üretim yapmak değil, esas olarak ülkenin ithal ettiği malları ikâme etmek amaçlanmıştır. Bu yüzden her ne kadar, Özbekistan iktisatçıları ihracata yönelik büyümenin faydalarından ve Özbekistan'ın bu yolu izlemeye istekli olduğundan bahsetseler de, aslında Özbekistan yönetiminin uyguladığı stratejilerin amacı, daha çok ithal ikâmesi yoluyla sanayileşmektir.

İthal ikâmeci politikalar, Özbekistan'da alınan bütün ekonomik kararları belirlemektedir. Aslında, Özbekistan'da reformların yavaş yapılması ve Batılı ülkeler tarafından muhafazakar olarak nitelendirilmesi de, bu politikalar nedeniyledir. Özbekistan, bağımsızlığın ilk yıllarında zaten çok düşük olan sanayileşme düzeyini korumaya ve geliştirmeye çalışmaktadır. Diğer taraftan yönetim tarafından hedef olarak belirlenen "sosyal piyasa ekonomisi" gereği Özbekistan, hem istihdamı sağlamaya hem de büyümeye çalışmaktadır. Özbekistan yönetimi; geçiş, gelişme ve büyüme sürecinde baş aktör olarak devleti belirlediği için, Batılı iktisatçıların önerilerine sıcak bakmamaktadırlar. Devlet ekonomiden elini çekmek için acele etmemektedir. Bu yüzden özelleştirme, serbestleştirme ve yapısal reformlar yavaş gelişmektedir.

Yukarıda değinildiği gibi, kendi büyüme modelini uygulamaya çalışan Özbekistan yönetimi, bu süreçte ilk rolü devlete ayırmıştır. İslam Kerimov'un ifadesiyle "devlet baş reformcu olmalıdır". Devlet, kendisini ekonominin bütün alanlarında hissettirmektedir. Güney-doğu Asya ve Çin örneğinden etkilenen Özbekistan, bu ülkelerin başarılarını tekrarlamasa bile, tecrübelerinden faydalanmaya çalışmaktadır.47

1. Tarım

Orta Asya cumhuriyetleri arasında en sulu arazilerden birisi (40 bin km2'lik bir alan) Özbekistan'da bulunmaktadır. En iyi pamuk, Amu Derya, Siri Derya, Karsi ve Tirmiz nehirlerinden gelen sularla beslenen arazilerde yetiştirilmektedir ve "Beyaz Altın" olarak adlandırılmaktadır.48

19. yüzyılın ikinci yarısında, Türkistan'da yetiştirilen kaliteli pamuk, bu ülkelerin Ruslar tarafından istila edilmesinde önemli bir rol oynamıştır. Bugün, pamuğun yetiştiği tarım arazisi 30 milyon hektarın üzerindedir. Yıllık pamuk üretimi ise 10 milyon tonu geçmektedir. Bu durumu ile Özbekistan, pamuk üreticisi ülkeler arasında başı çekmektedir. Pamuğun dörtte üçü ihraç edilmekte, kalan diğer bölümü ise ülkede işlenmektedir.

Diğer Orta Asya cumhuriyetlerinde olduğu gibi Özbekistan'da da besicilik önemli bir iş koludur. Bugün, 8 milyon koyunun yarısından fazlasını, yünleri çok değerli olan "Karakul" koyunları teşkil etmektedir. Bu yünün önemli bir kısmı ihraç edilmektedir. Koyunun yanısıra ülkede 3 milyondan fazla sığır, yaklaşık 1 milyon keçi ve Hıristiyan nüfus için ise 4 yüz bin domuz beslenmektedir.49

İslam Kerimov'un Özbekistan'ın başta ulaşması gereken hedeflerinden biri olarak gıdada kendi kendini yeterliliği göstermiştir. Bu amaç için önce buğdayda kendi kendine yeterliliğe ulaşılması planlanmıştır. Özbekistan'da bu konunun hayati önem taşıdığına inanılmaktadır. Özbekistan, hava şartlarına göre fiyatı değişebilen buğdaya bağımlı olmak istememektedir.

Tablo 7: Pamuk Üretimi

199519961997199819992000

Ürün ('000 ton)3,9343,3503,6413,2363,700 3,350

Evvelki yıla göre değ.-0.1-14.88.7-11.1 14.3 -9.5

Kaynak: The Economist Intelligence Unit, Uzbekistan Country Report, Eylül 2000.

Tablo 8: Et, Süt ve Yumurta üretimi (bin ton)

1994 1995 1996 1997 1998

Et (bin ton)509 524 461 461 472
Süt (bin ton)3732367734043406 3495
Yumurta (bin adet)1574123210571075 1165

Kaynak: The Economist Intelligence Unit, Uzbekistan Country report, Eylül 2000.

Özbekistan, önce Çarlık Rusyası, daha sonra ise Sovyetler Birliği tarafından pamuk cumhuriyetine dönüştürülmüştür. Bu yıllar içeresinde, Kazakistan dışında diğer Orta Asya cumhuriyetleri gibi, Özbekistan da dışarıdan gelen buğdaya muhtaç olmuştur. Şüphesiz, buğday stratejik bir üründür. Her ülke buğday üretiminde kendi kendine yeterli olmayı istemektedir.

Özbekistan da bunlardan birisidir. Üstelik İslam Kerimov'un özellikleri ve Özbekistan'ın Orta Asya'da lider olma arzusu dikkate alınırsa, buğdayda kendi kendine yeterli olma arzusunun Özbekistan için neden bu kadar önemli hale geldiği anlaşılmaktadır.

Tablo 9: Tahıl Üretimi

199519961997199819992000
Ürün ('000 ton)2,0002,7432,8753,2833,406 3,077

Ekili alan ('000 hektar)1,6601,6741,820 1,690 1,724 1,75
Kaynak: The Economist Intelligence Unit, Uzbekistan Country Report, Eylül 2000.

Buğdayda kendi kendine yeterliliğine ulaşma isteğine temel getirmek için Özbekistan, şu faktörleri göstermektedir:50

⦁ Tarımdaki aşırı pamuk uzmanlaşmasının ortadan kaldırılması,

⦁ Buğday ihracatçı ülkeler tarafından uygulanabilecek muhtemel siyasi baskı tehlikesinin ortadan kaldırılması,

⦁ Halka güvenin verilmesi ve ülkedeki sosyo-ekonomik durumunun düzeltilmesi,

⦁ Buğday fiyatının hava şartlarına bağımlı olma özelliğinin ülkedeki ekonomik istikrarı zedeleyebilmesi,

⦁ Özbekistan'ın temel ihraç ürünü olan pamuğun da hava şartlarına bağımlı olması ve dolayısıyla buğday alımı için ayrılacak dövizin de hava şartları kötü giderse azalma ihtimalinin olması,

- - Son yıllarda pamuk ihracatının ulaşım masrafları yüzünden zorlaşması.
Açıktır ki, Özbekistan'ın ulaşmaya çalıştığı buğdayda kendi kendine yeterlilik, ithal ikâmeci yöntemlerin kullanımını gerektirmiştir. Buğdayda kendi kendine yeterliliğe ulaşmak çok masraflı bir uğraş olmakla birlikte, pamuk ekiminden buğday ekimine geçmenin teknik olarak zor olduğu da ispatlanmıştır.51

Üstelik Özbekistan şartlarında bu daha da zordur. Bunun nedeni, Özbekistan'da tarım yapılabilecek alanın son derece sınırlı olmasıdır. 447.000 km2 toprağa sahip olan Özbekistan'ın 3/4'ünü bozkır, çöl ve yarı çöller oluşturmaktadır. Ekilebilir alan, toprakların %9'udur.

Bilindiği gibi pamuk, Özbekistan'ın başlıca ihraç maddesidir. Üstelik, bazı araştırmalara göre, diğer geçiş ekonomilerine nazaran Özbekistan ekonomisinin daha az küçülmesi pamuk sayesinde olmuştur. Özbekistan, ihracat ürününün azaltılması pahasına da olsa, buğdayın ithal ikâmesini gerçekleştirmeye kararlıydı. Üstelik kayıplar sadece bununla da sınırlı değildir. Dışarıdan daha ucuz fiyattan buğday alınabileceği halde, yurtiçinde buğday yetiştirmek de masrafları arttırmaktadır. Üstelik pamuk, toprağı yoran bir mono kültürdür. Daha önce pamuğun ekildiği bir alanda buğday ekilirse verimliliğin yüksek olması oldukça zordur. Açıktır ki, en azından ilk başta ithalat fiyatı Özbekistan'da buğday üretme maliyetinden daha fazla olmuştur. Dolayısıyla bu araştırmanın sonuçları tartışılır niteliktedir.52

Tablo 10'da Özbekistan'ın bağımsızlık yıllarında buğday ekimi için ayrılan toprakların giderek arttığı görülmektedir. Böylece 1991 yılında buğday ekimi için ayrılan toprakların toplam alanı 0,49 milyon hektar iken, 1997 yılında bu alanın 1,47 milyon hektara ulaştığı görülmektedir. Tablodan artışın pamuk topraklarının indirilmesi yoluyla yapıldığı görülmektedir. Tablo 10'dan 1991-1997 yılları arasında buğday üretiminin önemli ölçüde arttığı görülmektedir. Böylece 1991 yılında 0,61 milyon ton olan buğday üretimi 1997 yılında 3,07 milyon ton olmuştur. Buğday üretimi artarken, buğday verimliliğinin de arttığı tablodan görülebilir. Yani 1991 yılında buğday verimliliği 1,25 ton/hektar iken, 1997 yılında bu rakam 2,09 ton/hektara ulaşmıştır. Batılı iktisatçılar ve uluslararası kuruluşlar tarafından Özbekistan'ın yürüttüğü buğdayı ikâme etme politikası eleştirilmektedir. Bu politikanın çok masraflı olduğu, zaten ithal ikâmesi politikalarının artık eskimiş oldukları, geçmişte bunun çok acı örneklerinin yaşandığını ve Özbekistan'ın bu politikayla başarıya ulaşmayacağını belirtmektedirler.53
2. Madencilik ve Enerji

Özbekistan, hammadde yönünden oldukçe zengin ve çeşitli rezervlere sahip olan bir ülkedir. Son zamanlarda yapılan bir araştırmaya göre, Özbekistan'da büyük miktarlarda petrol ve doğalgazın da varlığı tespit edilmiştir.54 Özbekistan, bunları çıkarmaya da başlamış bulunmaktadır. Ayrıca Zerefşan vadisinin Muruntov bölgesinde zengin altın madenlerinin olduğu tespit edilmiştir. Ekonomisi, Kazakistan'dan sonra Orta Asya'nın en gelişmiş ikinci ekonomisi durumundadır.

Tablo 11: Enerji Üretimi

Petrol (mln ton)1995 1996 1997 1998 1999

Üretim 7.6 7.6 7.9 8.1 8.1
Tüketim 7.0 6.5 6.5 6.9 Na
İhracat 0.8 1.0 1.2 0.9 Na
İthalat 0.3 0.0 0.0 0.0 Na
Doğal Gaz (mlr m3)
Üretim 48.7 49.0 51.3 54.8 55.6
Tüketim 42.0 43.6 44.3 47.3 Na
İhracat 5.6 9.1 9.9 5.2 Na
İthalat 1.4 4.2 2.8 1.1 Na

Kaynak: The Economist Intelligence Unit, Uzbekistan Country Report, Eylül 2000.

Özbekistan'ın demir dışı metalleri; özellikle altın, ihracat gelirlerinde önemli yer tutmaktadır. Yılda ortalama 70 ton altın üretilmektedir. Özbekistan dünyanın 7. büyük altın üreticisi olup, bilinen altın madenlerinin %25'ini işletmektedir. Dünyanın 4. büyük rezervine bu ülke sahiptir. Ekonomide önemli rol oynayan diğer madenler; bakır, çinko, tungsten, gümüş ve kurşundur.55

Tablo 12: Elektrik-Kömür Üretimi, Tüketimi, İthalat ve İhracatı.

Elektrik (m kwh) 19951996 1997 1998 1999
Üretim 47,45345,42046,05645,93545,300 Tüketim46,16346,51346,98546,111 Na İhracat 14,19912,82611,48810,642 Na
İthalat 12,90813,91812,41710,818 Na
Kömür ('000 ton)
Üretim 3,054 2,837 2,947 2,952 2,955
Tüketim 3,028 3,397 2,792 2,275 Na
İhracat 82 8 30 30 Na İthalat 30 51 27 0 Na

Kaynak: The Economist Intelligence Unit, Uzbekistan Country Report, Eylül 2000.

Özbekistan'ın öncelikli sektörleri arasında enerji sektörü de vardır. Özbekistan'da 86 petrol ve gaz yatağı bulunmuştur. 63 petrol yatağı halen çalışmaktadır. En büyük petrol yatakları Fergana ve Surhanderya bölgelerinde bulunmaktadır. Özbekistan'ın gaz rezervleri, petrol rezervlerinden daha fazladır. Gaz rezervleri 66 trilyon metre küp olarak ölçülmüştür. Gaz rezervlerinin %90'ı Buhara ve Hive şehirlerinin yakınlarında bulunmaktadır.56

Özbekistan Devlet Başkanı Kerimov için Özbekistan'ın enerjide kendi kendine yeterliliğine ulaşması en önemli önceliklerden birisidir. Nitekim, Özbekistan'da bağımsızlıktan bu yana bu yönde önemli adımlar atılmıştır.

Hayat geçirilmeye çalışılan enerjide kendi kendine yeterlilik stratejisi sonucunda Özbekistan, enerji ithalatçısından net enerji ihracatçısı konumuna ulaşmıştır.

Enerjide kendi kendine yeterliliğe ulaşmak amacıyla Özbekistan Devleti halen enerji sektörünün tamamını elinde tutmaktadır. Enerji ekipmanının alımı, döviz kuru politikasıyla sübvanse edilmiştir. Bunun dışında enerji sektörü, bağımsızlıktan bu yana devletin doğrudan en çok yatırım yaptığı sektörlerden birisidir.

Özbekistan'da doğalgaz ve petrol kaynakları bulunmaktadır.57 Bu kaynaklar Kazakistan ve Türkmenistan'ın sahip olduğu kaynaklardan daha az olsa da, bağımsızlıktan bu yana doğalgaz ve petrol üretimini arttıran Özbekistan, enerjide kendi kendine yeterliliğe ulaşmıştır. Tablodan 10'dan anlaşıldığı gibi, bağımsızlıktan bu yana giderek doğalgaz ve petrol üretimini arttıran Özbekistan, ilk başta petrol ithal ederken, 1997 yılından itibaren hem petrol ithalatı ihtiyacını sıfırlamış hem de petrol ihracatını ikiye katlamıştır. 1993-1995 yılları arasında ham petrol üretiminin hızla arttığı görülmektedir. 1993 yılında geçen yıla göre yaklaşık %20 artan petrol üretimi, 1994 ve 1995 yılında geçen yıla göre yaklaşık %40 artmıştır. Bunun sonucunda 1995'ten itibaren Özbekistan'ın artık net petrol ihracatçısı olmaya başladığı görülmektedir. Nitekim 1995 yılında petrol ihracatı 500 bin ton oluşturmuştur. Bunu takip eden yıllarda petrol ihracatı her yıl 1 milyon ton civarında olmuştur.58

Enerjide kendi kendine yeterlilik stratejisi çerçevesinde, Buhara şehrinde yeni bir rafineri kurulmuş ve Fergana şehrindeki rafineri onarılmıştır. Son üç yıl içinde Özbekistan rafinerileri daha önce diğer eski Sovyet ülkelerinden ithal edilen 15 çeşit petrol ürününü üretmeye başlamışlardır. Şurtan'da yeni bir büyük tesisin yapılmasına. Bu tesis polietilen üretecek olan büyük ölçekli bir fabrikadır. Fabrikadan büyük performans beklenmektedir. Bu proje ABD, İtalya ve Japonya şirketleriyle ortak olarak yürütülmektedir. Bunun dışında petrol yataklarından rafinerilere giden boru hatlarının yapımına da başlanmıştır. Doğal gaz boru hatlarına gelince, ülke gelişmiş ve kapsamlı gaz boru hatlarına sahiptir ve bu boru hatları komşu devletlere kadar uzanmaktadır. Güney Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan, Özbek doğalgazıyla beslenmektedir. Mevcut boru hatları dışında da üç istikâmette yeni borular eklenmiştir.

Başlangıçta, Özbekistan'ın enerjide kendi kendine yeterlilik projesi dışarıdan tepki görmüştür. Bu yatırımların kârlı olmadığı gerekçesiyle eleştiriler yapılmıştır. Fakat, daha sonra enerjide kendi kendine yeterlilik Özbekistan'ın diğer eski sosyalist ülkeler nazaran neden daha az üretim düşmesini yaşadığı sorusunun cevaplarından birisi olarak kullanılmıştır. Özbekistan'ın üretim performansını araştıran çalışmalarda, enerjide kendi kendine yeterlilik Özbekistan'ın nispeten iyi performans göstermesinin nedenlerinden birisi olarak gösterilmiştir.59

Özbekistan, enerjide kendi kendine yeterliliğe ulaşmıştır, fakat enerji ile ilgili politikaları devam etmektedir. Enerji fiyatlarını kullanarak Özbekistan Devleti, tüketicileri sübvanse etmektedir. Bu sübvansiyonlar, ilan ettiği "sosyal piyasa ekonomisi" amaçlarına hizmet etmektedir.

3. Sanayii

Özbekistan Cumhuriyeti'nde sanayi sektörü, diğer Orta Asya cumhuriyetlerine göre daha gelişmiştir. Bu ülkede kurulu sanayi dalları; ağır sanayi, hafif sanayi ve gıda sanayiinden oluşmaktadır. Yakıt, enerji, metalurji, makine, kimya, orman ürünleri ve yapı malzemeleri sanayileri ağır sanayii oluşturmaktadır.60

Hafif sanayi; Dokumacılık, dikiş, deri-kürk, ayakkabı ve gıda sanayini içermektedir. Günümüzde hafif sanayi Özbekistan'ın sanayi üretiminin %35'ini oluşturmaktadır.61 Endüstriyel üretim büyük ölçüde tarımsal hammadde işlenmesine bağlı olup, çok sayıda sebze, meyve, balık ve hayvan ürünleri işleme tesisi vardır. Bunun yanı sıra, direkt veya dolaylı olarak tarımla ilişkili biçer-döver, tekstil makineleri gibi makine üretimi de sanayide önemli bir yer tutmaktadır. Ham pamuk üretiminin %12'si, koyun derisi %20'si ve ipek üretiminin %60'ı yöresel olarak işlenebilmektedir. Hafif sanayi dalında ise, pamuklu ve ipekli kumaş, makine halısı, sebze, meyve, balık ve havyar üretme ve işleme tesisleri faaliyet göstermektedir. Özbekistan Orta Asya'nın en önemli makine ve ağır donanım üreticisi olup, kimya sanayii tesisleri Navoi, Hokant, Namangan ve Andijanda bulunmaktadır.62

Özbekistanda bağımsızlığın ilk yıllarındaki sanayileşme düzeyi düşük olduğu için, Özbekistanın ithal ikâmesi stratejisi daha çok yeni tesislerin kurulmasına yöneliktir. Özbekistan, doğrudan kamu yatırımları ve yabancı yatırımları da kullanarak sanayileşmeye çalışmaktadır. Bu çerçevede bir çok yeni tesis kurulmuştur. En önemli yatırımlar enerji sektöründe yapılmıştır. Sanayi alt sektörleri içerisinde enerji sektöründen sonra en çok yatırım alan sektörler; metalurji, ulaşım, iletişim ve hafif sanayidir.

Özbekistan'da sabit döviz kuru sayesinde sanayi teşvik edilmektedir. Özbekistan'ın enerjide kendi kendine yeterlilik amacının yanı sıra, diğer bir amacı da imalat sanayiini geliştirmektir. Bu doğrultuda, dayanıklı tüketim mallarının üretiminin geliştirilmesine, ülkeye yeni teknolojilerin girmesine de önem verilmektedir.

İthal ikâmesi stratejisi çerçevesinde en çok ayrılan sektörler; yakıt-enerji sektörü, makine yapımı sektörü ve kısmen metalurjidir. Döviz kuru sisteminin sayesinde sanayiye ucuz sermaye malları sağlanmaktadır.63

Özbekistan hükümetinin stratejisinde sanayileşme açısından yabancı yatırımları çekmek önemli bir yer almaktadır. Öncelik verilen sektörler ve konular şunlardır:64

⦁ Tüketim malları üretimi, tekstil ve hafif sanayinin geliştirilmesi,

⦁ Tarımsal malların ve hammaddelerin işlenmesi,

⦁ Çağdaş telekomünikasyon sisteminin kurulması, ulaştırma projelerinin gerçekleştirilmesi,

⦁ Çevreyi korumaya yönelik yatırımlar,

⦁ Petrol ve doğalgaz üretim ve işlenmesi, enerji dağıtım şebekesinin modernizasyonu,

⦁ İlaç, tıbbi teçhizat üretimi,

⦁ Turizm

⦁ Ar-Ge yatırımları.

Ülkedeki en büyük yabancı yatırım, Daewoo'nun Fergana'daki otomotiv yatırımıdır. Buradaki toplam yatırım miktarı, 700 milyon dolardır. Bunun yanı sıra Koç Holding, Özbek ortağı Uzavtoprom ile Semerkand'da otobüs fabrikasını tamamlamıştır. Özbekistan'da 1993 yılında daha önce hiç üretilmeyen arabalar, 1994'te üretilmeye başlamış ve araba üretimi yıldan yıla artmıştır. 1997 yılında üretilen araba sayısı 64.908'e ulaşmıştır.65

Tekstil sektörü de öncelikli sektörlerden biridir. Bu sektörün geliştirilmesi ve üretilen pamuk ve elde edilen ipeğin ülke içinde işlenmesi temel hedeftir. Pamuk işleme tesislerinin inşasına ve ipek ürünleri üretiminin arttırılmasına öncelik verilmektedir. Bu ürünlerin hammaddesinin temel üreticisi olan Özbekistan, nihai malları ithal etmek zorunda kalmaktadır. Örneğin yıllık 1,5 milyon ton pamuk ipliği üretiminin sadece %15'i ülke içinde değerlendirilmektedir.66 Rusya krizinin olduğu 1998 yılı dışında tutulursa, bağımsızlık yıllarında pamuklu giyeceklerin üretimi azalmakla beraber yaklaşık olarak aynı kalmıştır.

Bu performans, diğer geçiş ekonomisine sahip ülkelere göre çok iyidir. Diğer tekstil ürünlerinin üretiminin ise düştüğü görülmektedir, yani pamuk giyiminde ulaşılan performansa diğer tekstil kollarında ulaşılamamıştır. Yine de onlardaki düşüşler geçiş ekonomisi standartlarına göre iyi sayılabilir.67

Yüksek teknolojili üretimin geliştirilmesi kapsamında elektronik malların üretimine yatırım yapılmıştır. 1993-1998 yılları arasında televizyon ve video gibi malların üretimi önemli ölçüde artmıştır. 1993 yılında 16.378 televizyon ve 6.505 video üreten Özbekistan, 1997 yılında 268.450 adet televizyon ve 140.567 adet video üretmiştir.68

Şu anda Özbekistan'da sanayileşme politikası devam etmektedir. Bu çerçevede büyük altyapı çalışmaları ve büyük tesislerin yapımına da devam edilmektedir. Yurtiçi tüketime yönelik üretim, sonuçta yurtiçi piyasa ile sınırlıdır. Özbekistan daha fazla serbestleştiği zaman, bu sanayi yapısı en azından Orta Asya ve BDT ülkelerine sınai ihracatı yapabilmesi için bir dayanak olabilir. Fakat bunun için üretilen malların rekabet edebilir nitelikte olması gerekmektedir.69

4. Milli Gelir

Tablo 13: Milli Gelir Dağılımı

1995 1996 1997 1998 1999
GSYIH cari fiyatı (milyar sum)302.8559.1976.81.358.81.942.1 GSYIH milyar ($)10.1 13.9 14.7 14.3 15.5 GSYIH değişme (%)-0.91.6 2.5 4.4 4.1 Tüketici fiyat enflasyonu (ort. %)304.654.0 58.8 17.8 29.0

Cari işlemler dengesi

milyon ($)-21.0-979.6-580.6 -38.7-245.2

Kaynak: The Economist Intelligence Unit, Uzbekistan Country Report, Eylül 2000. Tablo 14: Kişi başına düşen GSYIH

1995 1996 1997 1998 1999
Cari Fiyat 13,345 24,171 41,459 56,725 84,540 Reel değişme-2,7 -0,3 0,6 2,7 2,9

1995 1996 1997 1998 1999
Tarım 28.0 22.4 28.2 26.8 28.0
Sanayi 17.1 17.8 15.6 14.9 13.9
İnşaat 7.1 8.3 7.3 7.5 6.9
Ulaşım/iletişim 7.3 6.7 6.5 6.8 6.5
Ticaret 5.2 7.1 8.4 8.4 9.3
Diğer hizmetler22.2 23.3 21.6 21.2 20.4
Net dolaylı vergiler13.114.4 12.4 14.4 5.0
Toplam 100.0 100.0 100.0 100.0 100.0

Tablo 15: GSYİH'nin Sektörel Dağılımı

Kaynak: The Economist Intelligence Unit, Uzbekistan Country Report, Eylül 2000.

Kaynak:The Economist Intelligence Unit, Uzbekistan Country Report, Eylül 2000.

5. Para ve Bankacılık

Özbekistan'da para politikası öncelikli sektörler kredi tahsisinin kontrolünü idame ettirecek unsurlara göre ve gayri resmi kredi piyasalarının oluşumunu ve vergi yolsuzluklarını önleyici hususlar dikkate alınarak yapılandırılmıştır. 1994 yılında IMF ile yapılan anlaşmada hükümet sıkı para politikası uygulamayı kabul etmiş ancak bunu hiçbir zaman uygulamamıştır.

1998'deki Rusya krizinin de etkisiyle 1998 ve 1999 yıllarında ülkede genişleyici para politikaları uygulanmıştır. Buna rağmen, resmi verilere göre enflasyonda çok aşırı bir yükselme olmamıştır.

Nakit para dönüşümündeki sınırlama ve gelirin belli bir oranını bankada tutma gibi enflasyonu engellemek için düşünülmüş olan önlemler bir yandan da çok ciddi bir karaborsa oluşumuna sebep olmuştur

Özbekistan'ın ulusal para birimi Sum'un değeri önceleri Özbekistan Milli Bankası (NBU) nezdinde haftada iki defa gerçekleştirilen ve lisanslı ticari bankalar ile döviz bürolarının katıldığı ihalelerle belirlenmekteydi. Haziran 1998 itibariyle bu uygulamasına son veren NBU, Sum'un dolara karşı değerini bankalar arası döviz piyasasında gerçekleşen işlemlerin ağırlıklı ortalamasını alarak tespit etmektedir.

1998 yılındaki ödemeler dengesi açıklarının da baskısıyla Merkez Bankası döviz tahsis işlemlerini daha da zorlaştırarak bu işlemi ticari bankalar kanalıyla gerçekleştirmeye başlamıştır. Bu bir bakıma ticari bankaları sübvanse ve mali yapılarını güçlendirme aracı olarak da kullanılmaktadır.

1998 1999
Resmi oran 94.8 125.0
Özel banka 104.9 157.8
Serbest piyasa218.1 522.1
Tablo 16: ABD Doları Kuru

Kaynak: The Economist Intelligence Unit, Uzbekistan Country Report, Eylül 2000.

Devlet resmi kurları, sermaye mallarının ithalini kolaylaştırmak amacıyla da düşük tutmaktadır. 2000 yılı ortalarında resmi kurla karaborsa/özel kesim kur arasındaki makas %400'ler düzeyi kadar açılmıştır.

Tablo 17: Yıllara Göre Döviz Kur Oranları

1995 1996 1997 1998 1999
USD30.2 40.2 66.4 94.8 125.0
Sterlin47.462.8 108.7 157.2 202.5
Yen0.3190.369 0.548 0.721 1.096

Kaynak: The Economist Intelligence Unit, Uzbekistan Country Report, Eylül 2000.

Özbekistan'da 35 adet ticari banka bulunmaktadır. Bunlardan çoğu devlet mülkiyetindedir. 1992 yılında Özbekistan Merkez Bankası kurulmuştur. Devlet mülkiyetindeki Özbekistan Milli Bankası (NBU) ise Özbekistan'ın en büyük bankasıdır. Özbekistan'daki bankaların hepsi döviz işlemleri yapmaya yetkilidirler. Özbekistan'daki tüm döviz işlemlerinin %90'ından fazlası NBU aracılığıyla yapılmaktadır. Bankaların çoğu sektörel bazda uzmanlaşmakta ve bunların verdikleri kredilerin çoğu devletin sahip olduğu teşebbüslere gitmektedir. Bankaların çoğu devlet mülkiyetinde olduğundan ticari bankaların çoğu Sovyetler Birliği dönemlerinde olduğu gibi, ticaret ve ücret kanunlarını uygulamaya zorlamak açısından devletin ajanı gibi davranmaktadır. Örneğin şirketler, vergilerini takip etmek açısından devlete kolaylık sağlayan bir uygulamayla, sadece bir banka hesabına sahip olabilmektedirler.70

Sovyetler Birliği dağıldığı zaman, Özbekistan'daki bankacılık sistemi de bozulmuştur. Özbekistan'da bankacılık sistemi yetersiz ve bankacılık sistemine halk tarafından duyulan güven zayıftır. Yerel para birimi olan Som cinsinden olan banka mevduatları ülke GSYİH'sinin sadece %6'sını oluşturmaktadır. Bu mevduatlara uygulanan faiz oranları çoğunlukla reel bazda negatif olmaktadır. Ülkede icra iflas yasası bulunmadığından dolayı, bankalar kredi açmaktan kaçınmaktadırlar.

Merkez Bankası dolaşımdaki para miktarını kontrol amacıyla, maaşlar ve yolculuk ücretleri hariç hemen tüm işlemlerin nakit yerine banka transferleriyle gerçekleştirilmesini zorunlu tutmaktadır. Bu politikanın sonucu olarak günlük bankacılık işlemleri bile zor ve zaman alıcı hale gelmektedir. Bankalar arası transferlerin "kliring" süresi birkaç günden birkaç aya kadar değişebilmektedir. Bunun sonucu olarak bankalar arası transferlerle alınan malın fiyatı, Som fiyatının üç katına kadar çıkabilmektedir.71

Özbekistan'da, 1992 yılından itibaren Batı tipi bankacılık sistemi kurulması yönünde adımlar atılmaktadır. Dünya Bankası'nın da yardımı ile hazırlanan düzenlemeler sonucu sermaye yeterliliği ve likidite standartları konulmuştur.

1999 yılının başında, yerli sermayeli bankaların, kayıtlı sermayelerine alt sınır koyan "Bankacılık Sistemi Reformunun Devamı İçin Tedbirler" adlı bir kararname yayınlamıştır. Buna göre bankalar, 1 Ocak 2000 tarihi itibarıyla belirlenen kayıtlı sermaye alt sınırlarına uymak zorundadırlar. Bankaların denetim yaptırması zorunlu hale getirilmiştir. Hükümet ayrıca, devlet bankaları dışındaki bankaların başka bankaların hisse senetlerini satın almamaları ve sahip olduklarını 1 Ocak 2000'e kadar elden çıkarmaları kararı almıştır.

Bu hisselerin yabancı yatırımcılara satılması hedeflenmektedir. Bunlara ilaveten, tüzel kişilere 1 Haziran 1999 tarihinden itibaren çeşitli Özbekistan bankalarında hesap açma imkanı verilmiştir.72

6. Dış Ticaret

Özbekistan'ın 1995 ve 1996 yıllarında yaşamış olduğu ithalat-ihracat denge problemleri devleti para ve döviz piyasalarında sıkı önlemler almaya yönelttiği gibi, ithalat ve ihracat konularında da değişik yöntemlerle dengeyi korumaya zorluyor.

Denge koruyucu önlemlerin en önemlilerinden biri, ithalat için para transferinin ciddi kontrol ve kayıtlardan geçme mecburiyetidir. İthal edilen mal ve hizmetler için döviz ihtiyacı devletin kontrolünde karşılamak zorunluluğu getirilmiştir.

Bir diğer yöntem de ithalat ve ihracatta öncelikli mallar; eğer ithalat yeniden ihracat için ya da üretim için yapılıyorsa bu bir tercih ve öncelik sebebi olarak kabul edilmekte ve öncelikler tanınmaktadır.

Kotalar ya da geçiş ücretleri uluslararası piyasalardan pek de farklı değil fakat problem gümrük komitesinden mal kontrolünden ya da uluslararası sertifikaların kabul edilmeyişinden kaynaklanıyor. Mesela Özbekistan hala ISO-9000 standardını kabul etmediğinden kendi yöntem ve sistemiyle ithalatçılara çok problem çıkarabiliyor.

Sayılan önlemler ve problem olarak nitelediğimiz durum elbette üstesinden gelinebilecek bir işlem ve yatırımcıyı tümden vazgeçirmemesi gereken şartlardır. Eğer Özbekistan'da üretmek ya da oradan ihraç yapmak istemiyor, özellikle oraya tüketim malzemesi satmak istiyorsanız çeşitli şekillerde problemlerle karşılaşılacaktır.

Özbekistan, enflasyonu baskı altında tutmak yani Orta Asya'da en büyük tüketim pazarı olarak görülen ülkesinde tüketimin patlamasını engellemek için dövizi ve nakit parayı kontrol etmek yönünde politikalar izlemektedir. Bunun sonucu olarak ihracattan elde edilen gelirin belli bir oranının (%50, 1999) devletin belirlediği bankalarda, devletin belirlediği kur oranıyla Sum olarak tutmak zorunda.

Gerçek piyasadaki kur oranıyla banka kur oranı 1/3 düzeyinde değişim gösterebildiği piyasada ihracatçılar da dünya pazarının rekabetçi ortamında fiyatlarını arttırmak zorunda kalmaktadırlar.

Dış ticaret rejiminin liberalleştirilmesi, 1994 yılında başlamış ve gümrük vergilerinde basitleştirilmeye gidilmiştir. İhracat kotası ve lisansına tâbi olan ürünlerin sayısı 70'ten 4'e indirilmiş, ancak pamuk ve doğalgaz sınırlamaya tâbi mallar arasında kalmıştır. 1995 yılında bazı ürünlerini ihracat vergileri de azaltılmış veya kaldırılmıştır.

Dış ticaretin ağırlıklı kısmı devlete ait dış ticaret şirketleri tarafından yapılmaktadır. 1 Nisan 1996'dan itibaren geçerli olmak üzere "İhracata Yönelik Üretim Yapan Şirketlerin Teşvik Edilmesine İlişkin Kararname" yürürlüğe girmiştir.

Buna göre üretiminin en az yüzde 50'sini ihraç eden işletmelerin, gelir vergilerinde yüzde 30 ve üzerinde indirim, üretiminin yüzde 40-50'sini ihraç eden işletmelerin, vergi gelirlerinin yüzde 20 ve 30 arasında ve üretiminin yüzde 20-40 arasında ihracat yapan işletmeler de yüzde 5-10 arasında vergi indirimi öngörülmektedir.

Ayrıca ihracat yapan işletmeler ihraç ürünlerinin üretiminde kullanılan girdilerin KDV'sinden muaf tutulacaktır.

Kararname, hammadde ve buna dayalı ürünlerin ihracatını yapan firmaları kapsamamaktadır. Pamuk ve petrol ile ürünleri kararnamenin kapsamı dışındadır.

1997 yılında Özbekistan, Rusya'nın ulaşım ağı sistemi üzerinden ihracatı sınırlayarak, Türkmenistan, Azerbaycan ve Gürcistan üzerinden ihracatı arttırmaya çalışmıştır. Söz konusu hat, Rusya üzerinden geçen hattan bin kilometre daha kısa olmasının yanı sıra, koridorun geçtiği ülkeler kendi aralarında imzaladıkları anlaşmalar ile ulaşım tarifelerinde yüzde 50'lik indirim tanıma ve limanlarda ayrıcalıklı bir rejim uygulamayı taahhüt etmiştir.

1998 yılında ihracatta önemli bir düşüş meydana gelmiştir. Dış Ekonomik İlişkiler Bakanlığı'nın yaptığı açıklamada ihracat tutarı 1997'de 3.066 milyon dolar iken 1998 yılında yüzde 22,4'lük düşüşle 2.378 milyon dolar olmuştur.

Bunun en önemli nedeni Özbekistan'ın başlıca ihracat ürünleri olan pamuk ve altının toplam ihracat değerlerinin düşmesidir. Hükümetin ithalatı sınırlayıcı çalışmaları sonucunda ithalat tutarı 1998 yılında yüzde 32,9'luk düşüşle 2.312 milyon dolar olmuştur.

İhracat:19981999 İthalat: 1998 1999
BDT 24.7 30.1 BDT 27.8 26.4
Rusya 12.813.0 Rusya 15.7 13.8
Kazakistan 3.7 4.1Kazakistan 5.2 4.1
Türkmenistan1.3 2.6 Ukrayna 4.7 4.5
BDT dışında75.4 69.9BDT dışında72.1 73.6
İngiltere10.310.1 Almanya 8.2 11.3
İsviçre10.8 9.8 Güney Kore11.613.6
Güney Kore7.4 3.2 ABD 7.5 7.7

Tablo 18: Başlıca Ticaret Ortakları (Toplam %)

Kaynak: The Economist Intelligence Unit, Uzbekistan Country Report, Eylül 2000.

IMF ödemeler dengesi raporunda, 1997 yılında pamuk ihracatının toplam ihracatın yüzde 37,6'sını oluşturduğu belirtilmiştir. Özbek hükümetinin açıklamasına göre ise 1998 yılının ilk yarısında pamuk ihracatı yüzde 21,1'lik paya sahip olmuştur. Yine IMF'in raporuna göre altın ihracatı 1997 yılında toplam ihracatın yüzde 20'sini oluşturmuştur. Hükümet raporlarına göre 1998'in ilk yarısında makine ve teçhizat ihracatı toplam ihracatın yüzde 31,1'dir. İthalatta görülen düşme ise Özbekistan'ın en önemli ithal maddesi yiyecek ve hammaddenin ithalatında miktar ve fiyat düşüşünden kaynaklanmaktadır. Hükümet raporlarına göre gıda ithalatı toplam ithalatın yüzde 17,4'ünü oluşturmaktadır. Hükümetin hedeflediği yüksek ekonomik büyüme çerçevesinde 1998'in ilk yarısında makine ve teçhizat ithalatı toplam ithalatın yüzde 46,4'nü oluşturmuştur. Rus rublesinin çöküşüyle Özbekistan ucuz Rus mallarının akınıyla karşılaşmıştır. 1998'in ilk yarısında toplam ihracatın yüzde 16,3 Rusya'ya, toplam ithalatın 18,5'ü ise Rusya'dan yapılmıştır. Ancak hükümet yılın ikinci yarısında Rusya'dan ithalatı azaltma yolunda çalışmalara başlamıştır. 4 Eylül'de yayınlanan kararname ile ana tüketim maddelerinin satıldığı umuma açık pazarların büyük bölümü kapatılmıştır, 10 Eylül'de yürürlüğe giren kararnameyle de kalite ve hijyen konusunda standartlar konulmuştur. Ancak belli izinler çerçevesinde un, şeker, margarin ve sebze yağları, pastörize süt, bebek maması, alkollü ve alkolsüz içkiler bu pazarlarda satılabilmektedir.

Özbekistan dış ticaretinde sürekli olarak açık veren bir ülkedir. 1995-1999 yılları arasında cari işlemler dengesi daima negatif olmuştur. Ayrıca cari işlemler dengesinde yıllara göre çok büyük dengesizlikler meydana gelebilmektedir.1995 yılında 21 milyon dolar olan cari işlemler açığı 1996 yılında çok büyük bir artışla 980 milyon dolar olmuştur. Daha sonraki yıllardada çok büyük sapmalar gösteren hesap 1999 yılında 265 milyon dolar açıkla kapanmıştır.

E. Din

Özbekistan, eski SSCB'de de İslami bir merkez olarak önemli bir konuma sahipti. Nitekim, Buhara'daki Mir-Arap ve Taşkent'teki İsmail El-Buhari olmak üzere iki ünlü medrese de burada bulunmaktaydı. Orta Asya ve Kafkasya Müftüsü Taşkent'te idi. Dergi yayınlama, konferanslar verme gibi bir çok faaliyetler yine buradan yapılıyordu.

Özbekler, Buhara ve Semerkand çevresindeki bazı küçük Şii gruplar hariç, genelde Sünni olup Hanefi mezhebindendirler. Resmi İslam güçlü bir pozisyona sahip olmasına rağmen, gayri resmi İslam yeraltı faaliyetlerinde oldukça güçlüdür. Bu alanda Nakşibendi, Kubrevi, Kadiri ve Yesevi tarikatlarının faaliyetleri yoğundur.73

SSCB devrinde, İslam aleyhinde çok güçlü bir propaganda yürütülmüştür. 1948 ve 1976 yılları arasında en azından 177 anti-İslami kitap Özbekistan'da yayınlanmıştır. Yine 1935'te 66 bin ve 1959'da 146 bin 500 anti-İslami konferanslar gerçekleştirilmiştir. Hatta Özbek Komünist Parti Sekreteri Osman Hocayev 1987'deki bir konferansta dinin milliyetçilik ve şovenizmin yollarını açtığını söylemekteydi.74

Bugün Özbek gençlerinin %55'i İslami prensiplere dayanan, atadan kalma (ataerkil) örf ve adetlerin aile de sosyal hayat biçiminde ilk sırada olması gerektiğine inanmaktadır.75 İslam'ın Özbekistan'da geliştiği ve güçlendiği hususunda hiç bir kimsenin şüphesi yoktur.

Bununla beraber, İslam geleneği SSCB sonrası diğer Orta Asya ülkelerine kıyasla Özbekistan ve Tacikistan'da daha belirgin bir şekilde ortaya çıkmıştır. Taşkent ve Buhara, Özbekistan'da İslam'ın merkezini oluşturmaktalar. Buhara, İslam dünyası içinde Mekke ve Medine'den sonra üçüncü kutsal şehirdir. Bu nedenle bugün Özbekistan'da din idaresinin başlıca eğitim ve yönetim merkezleri Taşkent ve Buhara'da yoğunlaşmıştır.76

Özbekistan'da ve genel olarak Orta Asya'da Sovyet döneminde iki tür İslam ortaya çıkmıştır. Bunlardan ilki, "konformist" nitelikte olup devlet desteğiyle yaratılmıştır. İkincisi ise bağımsız ve muhalif nitelik taşımaktadır.

Devlet destekli İslam müftülük kurumuyla oluşturulmuştur. Sovyetlerin ilk yıllarında İslam üzerinde aşırı baskı uygulanmaya başlamıştı. Fakat, İslam tamamen ortadan kaldırılamamış, devlet idaresi altına alınmaya çalışılmıştır. Bunun için Stalin döneminde Müslüman nüfusun yoğun olduğu dört bölgede müftülük kurulmuştur. Kruşçev döneminde ise, İslam'a karşı yeni bir saldırı başlatılarak, camilerin %25 kapatılmasına rağmen müftülük kurumuna dokunulmamıştır. Çünkü, Kruşçev'in üçüncü dünya ülkeleriyle yakınlığını koruyabilmesi için, "Müslüman bir vitrine" ihtiyacı vardı.77

İkinci, bağımsız ya da paralel İslam ise, hem baskı hem de bu baskının kırsal kesimlerde etkili olamamasından kaynaklanmıştır.78

Tüm köy camilerinin kapatılmasına karşın halk arasında dinin etkisi fazla azalmamıştır. Büyük medreselerde eğitim görmemiş olan köy mollaları kolyozlarda tamirci, traktörcü olarak gözüküyor, ama gerçekte mollalık yapıyorlardı.79

Çocukların hepsi sünnet ediliyor ve okula başlamadan önce mollalara gönderilerek temel din eğitimi almaları sağlanıyordu. Orta Asya'da 1989'dan itibaren İslam'ın radikalleşmesi, sözkonusu paralel İslami kesim arasında olmuştur.

1 Özbekistan'ın coğrafyasıyla ilgili olarak şu kaynaklara başvurulabilir: A. Zeki Velidi Togan, Bugünkü Türk İli Türkistan ve Yakın Tarihi, İstanbul, 1981, ss. 3-20; A. Ardel, Türk Ülkelerinin Tabii Coğrafyası: Türk Dünyası El Kitabı, Ankara, 1976, ss. 13-33; Ramazan Özey, Tabiatı, İnsanı ve İktisadı ile Türk Dünyası, İstanbul, Öz Eğitim Yayınları, 1996, ss. 104-110.
2 TİKA, Ülke Profilleri, Ankara, 2000, s. 137.
3 Ramazan Özey, a.g.e., s. 111.
4 Martha Brill Olcott, "Central Asia'a Post Empire Politics", Orbis, C. 36, (2), Bahar 1992, s. 257.
5 Nadir Devlet, Doğuştan Günümüze Büyük İslam Tarihi, Zaman-Çağ Yayınları, İstanbul, 1993, s. 327.
6 Nadir Devlet, a.g.e., s. 170.
7 Mehmet S. Erol, Hayalden Gerçeğe Türk Birleşik Devletleri, İstanbul, İrfan Yayıncılık, 1999, s. 137.
8 İlhan Uludağ, Sovyetler Birliği Sonrası Bağımsız Türk Cumhuriyetleri ve Türk Gruplarının Sosyo-Ekonomik Analizi ve Türkiye İle İlişkileri, İstanbul, TOBB, 1992, ss. 312-313.
9 Mehmet Seyfettin Erol, Hayalden Gerçeğe Türk Birleşik Devletleri, İstanbul, İrfan Yayıncılık, 1999, s. 140.
10 Büşra Ersanlı Behar (Yayına haz.), Türk Cumhuriyetleri Kültür Profili Araştırması, Ankara, T C. Kültür Bakanlığı Yay., 1995, s. 6.
11 A.g.e., s. 101.
12 A.g.e., s. 108.
13 A.g.e., s. 110.
14 Ahmed Raşid, Orta Asya'nın Dirilişi: İslam mı, Milliyetçilik mi?, İstanbul, Cep Kitapları, 1996, ss. 100-101.
15 Ramazan Özey, Tabiatı, İnsanı ve İktisadı ile Türk Dünyası, İstanbul, Öz Eğitim Yayınları, 1996, s. 112.
16 Amin Maalouf, Semerkand, (çev.) Esin Talu-Çelikkan, 13. Baskı, İstanbul, YKY, 1998, s. 9.
17 Ahmed Raşid, a.g.e., s. 101.
18 Ramazan Özey, a.g.e., ss. 112-113.
19 Ramazan Özey, a.g.e., s. 113.
20 Ahmed Raşid, a.g.e., s. 101.
21 Ramazan Özey, a.g.e., s. 113.
22 Ramazan Özey, a.g.e., s. 114.
23 Büşra E. Behar, Günay G. Özdoğan, Nihal İncioğlu, Gün Kut, Şule kut, Nesrin Sungur, Bağımsızlığın İlk yılları, Ankara, Kültür Bakanlığı Yayınları, 1994, s. 77.
24 M. Saray, Özbek Türkleri Tarihi, İstanbul, Nesil Matbaacılık ve Yayıncılık, 1993, s. 14.
25 Osmanlılarla olan ilişkileri konusunda daha teferruatlı bilgi için bkz. Mehmet Saray, Rus İşgali Devrinde Osmanlı Devleti ile Türkistan Hanlıkları Arasındaki Siyasi Münasebetler (1775-1875), İstanbul, İ.Ü. Yay., Yayın No: (3613), 1990.
26 M. Saray, Özbek Türkleri Tarihi, s. 257.
27 Daha detaylı bilgi için bkz. Baymitza Hayıt, Türkistan Devletlerinin Milli Mücadeleleri Tarihi, Ankara, Türk Tarih Kurumu Yayınları, 1995, Alaaddin Yalçınkaya, Sömürgecilik ve Panislamizm Işığında Türkistan, İstanbul, Timaş Yayınları, 1997.
28 Daha detaylı bilgi için bkz. TİKA, Ülkelerin Anayasaları, Ankara, 1999, ss. 229-232.
29 Mehmet S. Erol, a.g.e., 140.
30 Ahmet Davutoğlu, Stratejik Derinlik: Türkiye'nin Uluslararası Konumu, İstanbul, Küre Yayınları, 2001, s. 485.
31 Bu konuyla ilgili detaylı bilgi için bkz. Rasma Karklins, Ethnic Relations in the USSR, Boston, Unwin Hyman, 1989.
32 E. Gellner, Uluslar ve Ulusçuluk, (çev.) B. E. Behar, G. G. Özdoğan, İstanbul, İnsanYayınları, 1992, s. 7.
33 Mehmet S. Erol, a.g.e., s. 167.
34 Mehmet S. Erol, a.g.e., s. 194.
35 Devlet Planlama Teşkilatı (DPT), Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı, Türkiye İle Türk Cumhuriyetleri ve Bölge Ülkeleri İlişkileri Özel İhtisas Komisyonu Raporu, Ankara, 2000, s. 48.
36 A.g.e., ss. 48-49.
37 A.g.e., s. 49.
38 11 Eylül'ün Orta Asya'ya etkisiyle ilgili daha detaylı bilgi için bkz. Mehmet S. Erol, ABD'deki Terör Saldırılarının Bölgesel Yansımaları: Türkistan", Stratejik Analiz, (18), Ekim 2001, ss. 26-28.
39 Kyrgyzstan Chronicle, 13-19 Aralık 1995, s. 9.
40 Daha detaylı bilgi için bkz. Devlet Planlama Teşkilatı (DPT), a.g.e., ss. 256-258.
41 TİKA, Ülke Profilleri, Ankara, 2000, ss. 146-160.
42 A.g.e.
43 TİKA, Ülke Profilleri, s. 140.
44 IMF, Republic of Uzbekistan: Recent Economic Developments, IMF Staff Country Report No. 00/36, Washington DC, IMF, 2000.
45 İslam Kerimov, Uzbekistan po Puti Uglubleniya Ekonomiçeskih Reform, Taşkent, 1995.
46 A.g.e., ss. 184-185.
47 Daha detaylı bilgi için bkz., Anar Somuncuoğlu, Kazakistan ve Özbekistan Ekonomileri: Geçiş ve Büyüme Stratejileri, Ankara, ASAM Yayınları, 2001.
48 Bkz., Devlet Planlama Teşkilatı (DPT), a.g.e., s. 242.
49 M. Saray, a.g.e., s. 8.
50 Anar Somuncuoğlu, a.g.e., s. 150.
51 R. Pomfret, The Economies of Central Asia, New Jersey, Princeton University Press, 1995, s. 67.
52 Anar Somuncuoğlu, a.g.e., s. 152.
53 Anar Somuncuoğlu, a.g.e., s. 153.
54 Daha detaylı bilgi için bkz., TİKA, Ülke Profilleri, s. 144-145.
55 T. C. Devlet Bakanlığı (Ahat Andican), Türk Cumhuriyetleri Sanayi İşbirliği Programı, Hizmetler Sektörü Çalışma Heyeti, Türk Cumhuriyetlerinde Ticaret-Yatırım Ortamı ve Mali Sektör, Ankara, 1998, s. 182.
56 Anar Somuncuoğlu, a.g.e., s. 154.
57 Bkz., Türk Cumhuriyetlerinde Ticaret-Yatırım Ortamı ve Mali Sektör, s. 182.

58 A.g.e., ss. 156-157.
59 A.g.e., s. 158.
60 TİKA, Ülke Profilleri, s. 143.
61 Devlet Planlama Teşkilatı (DPT), a.g.e., s. 226.
62 TİKA, Ülke Profilleri, s. 143.
63 Anar Somuncuoğlu, a.g.e., s. 158.
64 Dış Ekonomik İlişkiler Kurumu (DEİK), "Özbekistan Ekonomisi ve Türkiye ile İlişkileri", DEİK Bülteni, İstanbul, DEİK, 1999, s. 6.
65 Anar Somuncuoğlu, a.g.e., s. 160.
66 DEİK, s. 4.
67 IMF, Republic of Uzbekistan: Recent Economic Developments, s. 40.
68 A.g.e.
69 Daha detaylı bilgi için bkz., Anar Somuncuoğlu, a.g.e., s. 161.
70 Devlet Planlama Teşkilatı (DPT), a.g.e., s. 133: Ayrıca, Özbekistan'daki bankacılık faaliyetleri hakkında daha detaylı bilgi için bkz., Türk Cumhuriyetlerinde Ticaret-Yatırım Ortamı ve Mali Sektör, ss. 142-146.
71 Devlet Planlama Teşkilatı (DPT), a.g.e., s. 134.
72 Daha detaylı bilgi için bkz. TİKA, Ülke Profilleri, ss. 146-148.
73 Büyük İslam Tarihi, ss. 343-344.
74 Pravda Vostoka, 31 Ocak 1987.
75 Kyrgyzstan Chronicle, 7-13 Şubat 1996, s. 5.
76 Yevgeniy Abdullayev, "İslam i İslamskiy Faktor v Sovremennom Uzbekistane", Tsentralnaya Aziya i Kavkaz, Aralık 1997, s. 2.
'Kyrgyzstan: Background to Events in Southern Kyrgyzstan in Autumn 1999, A Writenet Confidential Briefing, October 1999, s. 5, 10 Ağustos 2000.
77 Olivier Roy, Yeni Orta Asya ya da Ulusların İmal Edilişi, Çev. Mehmet Moralı, İstanbul, Metis, 2000, s. 206.
78 A.g.e., s. 207.
79 A.g.e., s. 208.

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
2075 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın