• Anasayfa
  • https://www.facebook.com/tarihtarihcemiyeti/
  • https://twitter.com/ttcemiyeti
Millî Mücadele'de Batı Karadeniz / Yrd. Doç. Dr. Rahmi Çiçek

Milli Mücadele'de Batı Karadeniz Bölgesi kavramı; coğrafi mekan olarak Osmanlı idari yapısındaki Kastamonu vilayeti ile Bolu ve Zonguldak müstakil sancaklarıdır. Bugünkü idari yapılanmamızda ise Sinop, Çankırı, Bartın, Kastamonu, Bolu ve Zonguldak illerimizi içerisine alan coğrafi bölgeyi nitelendirmektedir.

Bu bölgede sadece Zonguldak ve Ereğli'de Milli Mücadele tarihimizde düşman işgali görünmesine karşılık, bölge Batı Cephesi'nin lojistik desteğinin sağlaması, Ankara hükümetinin dünyaya açılan giriş-çıkış kapısı olması açılarından 1919-1923 tarihleri arasında olağanüstü bir devre yaşamıştır. Bölge insanın Türk Milli Mücadelesi'ne inanılmaz katkıları tarih sayfalarında efsaneleşerek yerini almıştır. Bu yazı çerçevesinde 1919-1923 yılları arasında bölgedeki idari, askeri ve sosyal gelişleri, devri yansıtan yerel kaynaklar ve Milli Mücadele tarihimizin çeşitli arşiv belgeleri kullanılarak aydınlatılmaktadır.

Batı Karadeniz'de Milli Hareketin Başlaması

Mondros Mütarekesi'nden sonra bölgenin en büyük idari yapısını oluşturan Kastamonu valiliğine İbrahim Bey atandı.1 28 Aralık 1918'de göreve başlayan yeni vali, kendisini savaş sonrası meydana gelen güvensiz bir ortamda buldu.

Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkışından sonra İbrahim Bey, Kazım (Dirik) Bey'in tavsiyesi ile güvenilir valiler listesine alınarak kendisine şifre telgraflarla talimatlar verilmeye başlandı. Kastamonu'ya ulaşan ilk telgraf 28 Mayıs 1919'da Havza'dan gönderilmişti.Bu telgraf; devlet erkanının itimat telkin eden kişilerle birleşerek el altından teşkilatlanması isteniyordu.2 Mustafa Kemal'den 20. Kolordu vasıtasıyla gelen bu tür telgraflar karşısında İbrahim Bey tereddüde düşmeye başladı. Bir taraftan ildeki saltanat yanlılarının önderi konumundaki Postane Müdürü Şeyh Ramiz Efendi ile iyi geçinmeye çalışan İbrahim Bey, diğer taraftan Mustafa Kemal'den gelen şifre telgrafları el altından Defterdar Ferit Bey'in önderliğini yaptığı Kuva-yı Millicilere veriyordu.

İki taraflı politika Mustafa Kemal'in Sivas Kongresi için bütün vilayetlerden delege gönderilmesini isteyen şifre telgrafın Kuva-yı Millicilere iletilmesi ve Sivas'a gidecek delegelerin seçimi konusunda İbrahim Bey'in sürekli Kuva-yı Millicilerle içli-dışlı olmaları, saltanatçı olarak bilinen Şeyh Ramiz Efendi'nin dikkatini çekti. Mustafa Kemal'den gelen şifrelerle cevaplarını İstanbul'a Posta Telgraf Umum Müdürü Refik Halit Karay'a gönderdi. İstanbul'da Dahiliye Nezareti bu telgrafların çözümünü yaptıktan sonra Kastamonu'nun Kuva-yı Milliye ilhak etme ihtimali karşısında İbrahim Bey'i İstanbul'a davet etti. İbrahim Bey İstanbul'la olan ilişkilerini sıcak tutmak için Salim Efendi zade Şükrü Bey'i gizlice İstanbul'a göndermiş, İstanbul hükümetine bağlılığını bildirmişti. Ramiz Efendi'nin girişimlerinden habersiz olarak İstanbul Hükümeti'nin yaptığı daveti kabul eden vali, 4 Ağustos 1919'da Kastamonu'dan ayrıldı. 9 Ağustos'ta Preveze Gambotu ile İnebolu'dan İstanbul'a hareket eden İbrahim Bey, İstanbul'a varır varmaz Dahiliye Nazırı ile yaptığı görüşmenin arkasından tutuklanarak Bekirağa bölüğüne hapsedildi.3

Bu dönemde İstanbul'un emirlerini yerine getirmeye başlayan Kastamonu, Sinop'ta Samsun eski mebusu Osman Bey'in Sinop Mutasarrıfı Mazhar Tevfik Bey'e sığınarak, kendisini İstanbul'a götürmek isteyen İngilizlerin elinden kaçması olayında4 mutasarrıfın Mustafa Kemal ve Heyet-i Temsiliye'nin direktifleri doğrultusundaki hareketini cezalandırarak, mutasarrıfı görevden alıp yerine Sinop Jandarma komutanı Remzi Bey'i atadı.

Mustafa Kemal, Kastamonu'nun İstanbul ile ilişkilerini kesmek amacı ile 20. Kolordu Komutanı Ali Fuat'tan (Cebesoy) Kastamonu'ya olağanüstü yetkilerle bir subayın gönderilmesini istedi5 Ali Fuat Cebesoy bu istek üzerine Albay Osman Bey'i Kastamonu'ya gitmek üzere görevlendirdi. Eylül 1919'da Kastamonu'ya gitmek üzere yola çıkan Osman Bey'in bir alayla geldiği haberleri üzerine Posta müdürü Ramiz, Mıntıka Komutanı Mustafa ve Alay Komutanı Şerif Beyler bir araya gelerek alınacak tedbirleri kararlaştırdılar. Osman Bey'in askeri kuvvetle geleceği ihtimalini göz önüne alan saltanatçılar, Kastamonu'da bulunan 58. Alayı alarma geçirdiler. Ayrıca gönüllüler toplayarak silahlandırdılar.

Osman Bey, 16 Eylül 1919'da yalnız olarak Kastamonu'ya gelince tutuklandı. Saltanatçıların faaliyetlerinden haberdar olan Kuva-yı Millici Defterdar Ferit Recai Bey ve 2. Bölük Komutanı Üsteğmen Şevket Bey 16-17 Eylül gecesi başlattıkları hareketle Osman Bey'i tutuklandığı yerden kurtararak yönetime el koydular.

Osman Bey Kastamonu'da duruma hakim olduktan sonra Sivas'ta bulunan Mustafa Kemal'le yaptığı telgraf görüşmesinde mevki komutanlığı ve vali vekilliği görevini yürütemeyeceğini belirterek, vali vekilliğine defterdar Ferit Recai Bey'i atayacağını söylemişti. Mustafa Kemal'in de uygun bulması üzerine Ferit Recai Bey Kastamonu vali vekilliğine getirildi.6

Osman ve Ferit Beyler ilk iş olarak İstanbul'la olan telefon ve telgraf bağlantılarını kestiler. Osman Nuri Bey tarafından görevden alınan Sinop Mutasarrıfı Mazhar Tevfik Bey tekrar göreve iade edildi 17 Eylül-3 Ekim 1919 tarihleri arasında İstanbul'la tüm bağlantılarını kesen Kastamonu vilayeti, Ali Rıza Paşa kabinesinin kurulması üzerine tekrar İstanbul'la idari ilişkilere başladı. Vali vekili Ferit Bey, Mustafa Kemal'in isteği üzerine Anadolu'ya gönderilecek valiler ve idarecilerle, Kuva-yı Milli'ye ihanet edenlerin cezalandırılması7 hakkındaki telgrafı üzerine Ali Rıza Paşa, Heyet-i Temsilliye'nin Kastamonu'ya atadığı Ferit Bey'i görevden alarak yerine Edirne vali vekili Kütahya eski mebusu Cemal Bey'i vali vekili olarak Kastamonu'ya atadı.

Ferit ve Osman Beyler Mustafa Kemal Paşa ile görüştüler. Ferit Bey, Mustafa Kemal Paşa'dan aldığı emirle Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin Kastamonu ve çevresinde örgütlenmesine girişti. Fakat 17 Eylül 1919'da Bolu İstanbul ile olan irtibatını henüz kesmemişti. Bunun üzerine Osman Bey Mustafa Kemal Paşa'dan aldığı emirle Bolu Mutasarrıflığına ulaştı. Ancak mutasarrıf Ali Haydar Bey İstanbul ile ilişkileri kesme işini savsakladı. Bunun üzerine çevresinde Küçük Mithat olarak adlandırılan ve İstanbul'un tutumuna karşı cephe alan, Mithat Kemal (Algüloğlu) derme çatma silahlı güçlerini yanına alarak telgrafhaneye gitti ve Bolu eşrafını yanına çağırttı. Burada Mithat Kemal Bey, gelenlere Sivas Kongresi'nin aldığı kararları açıkladı.İstanbul'la olan irtibatı keserek, durumu İstanbul'la da 22 Eylül 1919 tarihinde çektiği telgrafla bildirdi. Böylece Kastamonu'dan sonra Bolu livası da İstanbul ile olan ilişkilerini kesiyordu.8

Bundan sonra Mithat Kemal Bey'in liva ilçelerine birer telgraf gönderdiğini görüyoruz. O, bu telgraflarında; İstanbul hükümetinin başı olan Damat Ferit Paşa hükümeti ile ilişiğin kesildiğini padişaha bildirmelerini istemektedir.

Mithat Kemal Bey'in telgrafları çevrede etkisini göstermekte gecikmedi. Nitekim 25 Eylül 1919 tarihinde Zonguldak Müftüsü İbrahim Efendi ile belediye Başkanı İbrahim Bey'in imzalarıyla Heyet-i Temsilliye' ye gönderilen yazıda Ferit Paşa Hükümeti protesto edilmekteydi. Aynı gün emekli yüzbaşı Ethem Bey de Sivas'a çektiği telgrafta; Mustafa Kemal Paşa'dan milli hareketin yörede gelişmesi için kiminle irtibat kuracağını soruyordu. Bartın'da da 26 Eylül 1919 tarihinde Müftü Rıfat Efendi ile Belediye Başkanı Ziya Bey'in imzalarıyla Heyet-i Temsiliye'ye bir telgraf gönderilmiştir. Bu telgrafta da; Milli harekete karşı çıkan Ferit Paşa kabinesinin düşürülmesi girişimi Bartın ahalisi tarafından takdir edildiği belirtildikten sonra, bu konuda usulüne uygun olarak padişaha telgraflar gönderildiği belirtilmektedir.9

Mithat Kemal Bey'in önderliğinde Bolu merkezinde başlayan milli çalışmalara kısa bir süre sonra Mutasarrıf Ali Haydar Bey de katıldı. Nitekim Ali Haydar Bey, 29 Eylül 1919 tarihinde Mustafa Kemal Paşa'ya gönderdiği telgrafta bütün emirlerin harfiyen yerine getirildiği belirtilmektedir.

Diğer taraftan 27 Eylül 1919 tarihinde de Mudurnu İlçesi Mithat Kemal Bey'in uyarısı üzerine İstanbul ile ilişiğini kesmiştir. Ayrıca 15 Ekim 1919'da Dr. Fuat Bey başkanlığında Bolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurulmuştur.10

Bölgede Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerinin Kurulması

Mütareke sonrasında yenilginin ve uzun savaş döneminin vermiş olduğu yorgunluk, perişanlık, Türk milletinin her kesiminde olduğu gibi Batı Karadeniz'e de hakimdi. Ekonomik ve sosyal çöküntü şehir ve kasaba merkezlerinde daha bariz bir şekilde hissediliyordu. Askerden terhis edilenler ve esaretten dönenler bin bir güçlükle memleketlerine ulaşabilmenin buruk sevincini yaşarken, istikbal kaygısı taşıyorlardı. Askerliklerini yedek subay olarak yapan genç aydınlar, savaş sebebiyle yarım kalan öğrenimlerini tamamlama umuduyla İstanbul'a giderek biraz olsun kaygıdan uzaklaşmayı düşündüler, işgal altındaki İstanbul'da bu imkanı bulamayanlar tekrar geri dönerek ne yapacaklarını bilemeyenlere katıldılar.11

Mütarekenin haksız işgal ve uygulamaları, Anadolu'nun her tarafında olduğu gibi bu bölgede de yöresel tepkilere yol açtı. İtilaf devletleri temsilcilerinin mütareke şartlarını kontrol amacı ile bölgeye gönderdikleri subayların azınlıkların kışkırtması ile Türk idarecilerine saygısız davranışları, ilk tepkileri oluşturdu.12 bunları azınlıkların taşkınlıkları izledi. Savaş sırasında tehcire tabi tutulan Rum ve Ermeniler döndüklerinde adeta intikam alırcasına Türklerin şahsi ve idari hukuklarına tecavüze başladılar. İnebolu'da kaymakama karşı giriştikleri bir taşkınlık eylemi sonucu ilk milis kuvvetlerinin oluşumu sağlanmıştı.13

Organize görünümde ilk hareket, İzmir'in işgalinden sonra başladı. İşgalin ertesi günü Kastamonu merkezinde ve çevresinde mitingler ve gösteriler düzenlendi. Bu mitinglerde işgal olayı şiddetle protesto edilirken, halk tarafından hükümete ve itilaf devletleri temsilcilerine telgraflar gönderildi. İnebolu'da basılan protesto kartları aynı amaçla halk tarafından postaya verildi.14

Gerek Mustafa Kemal'in halkın kurtarıcısı olarak Samsun'a çıkması gerekse İzmir'in işgali gibi haksız olaylar halkın bütünleşmesine katkıda bulundu. Haksızlığa uğramanın verdiği ezikliğe, idari makamların sessiz kalması, özellikle aydın grupların Mustafa Kemal çevresinde toplanmasına sebep oldu. Bunda Hürriyet ve İtilaf taraftarlarının sürekli ittihatçı düşmanlığı yaparak halk arasında ikilik yaratmasının payı da büyüktü. İttihatçı suçlamasıyla itham edilen kişilerin kendi aralarında hem kendilerini kurtarmak hem de vatanı kurtarmak için gizli toplantılar yaparak kurtuluş çareleri aradıkları bilinmektedir.15

Kastamonu'da milli hareketin öncülerinden biri olan Tatlızade Emin Bey, Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkmasından sonra vilayetlere gönderdiği telgrafları, Vali İbrahim Bey'den alarak arkadaşlarına okuyordu. Özellikle işgal olaylarını vilayetin her yanında duyurmak için 28 Mayıs'tan itibaren, köylünün alış-veriş için şehre indiği günlerde ve Cuma günleri İzmir'de şehit düşenler için mevlitler düzenlendi. Bu dini törenlerin yapıldığı Nasrullah Camii'nde Hafız Emin Efendi, Sofu zade Hoca Tevfik Efendi, Müftü Hafız Osman Efendi dini ve milli vaazlar vererek, halkın bütünleşmesine katkıda bulundu16 Yine bu törenlerde konuşan lise müdürü Behçet Bey gelişen siyasi olaylar hakkında bilgi vererek, siyasi kanaatlerin milli hareketten yana oluşması için çaba gösterdiler.17

Milli hareketi destekleyen aydınlar, halkın olup biteni daha çabuk ve kısa zamanda öğrenmesini sağlamak için gazete çıkarmaya karar verdiler.18 O tarihlerde vilayette milli harekete muhalif olan Zafer gazetesi yayınını sürdürmekte idi. 15 Haziran 1919 tarihinde milli hareketi destekleyen Açık Söz gazetesinin yayına başlaması muhalif Zafer gazetesinin hücumuna sebep oldu. Zafer'i çıkaranlar, bir taraftan millicileri tehdit eden yayınlarda bulunurken, diğer yandan mülki idareye başvurarak gazete yayınlanan haberlerin sansür edilmesine çalışıyorlardı. Vali İbrahim Bey iki grubu da idare etme yolunu seçti. Açık Söz'ü çıkaran Hamdi Çelen ve Mektep-i Sultani öğretmen19 ve öğrencileri, muhalefetin baskısına rağmen yayınlarına devam ederek, Mustafa Kemal'den gelen telgrafları gazetede bastılar.

Vali vekili Ferit Recai Bey, Heyet-i Temsiliye ile birleşmeden sonra idari makamlara verdiği emirle Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurulmasını istedi. Bu emirden bir gün sonra Müdafaa-i Hukuk Kastamonu şubesi kuruldu. Cemiyet kongre yaparak, yönetim kurullarını ve kurulda yürütmeyi sağlayacak kişileri seçti. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti Kastamonu merkezinde şu kişiler görev almışlardı; 20

Reis; Şeyh Ziya Efendi, Reis-i sani; Eski Mebuslardan Hoca Şükrü Efendi, Katip; Eski vilayet idare meclis-i başkatibi Besim Bey, Azalar; Hukuk mahkemesi reisi Yusuf Ziya Efendi, Ulemadan Hacı Mümin Efendi, Tavukçu zade Ahmet Efendi, Akdoğanlızade Mehmet Ali Efendi, Memleket Hastanesi Operatörü Ali Bey, Mülazım-ı evvel Şevket Efendi, Jandarma Mülazım-ı evvel Remzi Efendi. Bu kişiler Kastamonu merkez şubenin ilk yönetim kurulunu oluşturdu.

Kastamonu'dan sonra bölgenin diğer merkezlerinde de Müdafaa-i Hukuk çalışmaları başladı.

Sinop Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin ilk yönetim kurulu Emekli jandarma binbaşı Namık Bey'in başkanlığında şu kişilerden oluşuyordu; Belediye reisi Rasim, Müftü Salih, Hacı Ömer, Hacı Hasanzade Şükrü, Parmaksız zade İsmail, Hüseyin Hilmi, Eski Müftü İbrahim Hilmi, Dizdaroğlu Kemal Beyler.21

Aynı tarihlerde Çankırı livası Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti de oluşturulmuştu. 19 Ekim 1919 tarihinde Son Osmanlı Meclis-i Mebusanı için seçim kampanyası başladığında bölgede Müdafaa-i Hukuk teşkilatlanması ilçeler ve köy birimlerinde tamamlanmıştı.22

Vilayet ve livaların mülki teşkilatı esas alınarak oluşturulan MHC teşkilatı, vilayet merkezinde on üyeli "heyet-i merkeziye" vasıtası ile yönetilmekte idi. Heyet-i Merkeziye üyelerini liva ve kaza MHC temsilcileri her yıl23 toplanan kongreler aracılığı ile seçiyordu. Liva merkezi heyet-i idaresi en az yedi, kazalar beş, nahiyeler üç, köy ve mahalleler üç üyeden meydana gelmekte idi.

Mart 1923 yılında yapılan Müdafaa-i Hukuk seçimlerinin Açık Söz gazetesinde yayınlanan sonuçlarına göre; Kastamonu şehri MHC şehir merkezinde on bir mıntıkada teşkilatlanmıştı. Yine bu seçim haberlerinden öğrendiğimize göre her mıntıkadan seçilen üçer üye MHC Kastamonu Heyet-i Merkeziyesi'ni ve yönetim birimleri idarecilerini kendi aralarından belirlemekte idiler.24 Bütün Osmanlı vatandaşları cemiyetin tabi üyesi sayıldığı için seçimlere tıpkı Meclis-i Meb'usan seçimlerinde olduğu gibi oy kullanma hakkına sahip bütün vatandaşlar katılıyordu.25

Cemiyetin 18 Eylül 1919-23 Nisan 1920 tarihleri arasındaki hiyerarşik yapısına göre; il ve bağımsız sancak Heyet-i merkeziyeleri, kendilerine Heyet-i Temsiliye'den verilen emirleri ilçe ve bucak heyet-i idarelerine ulaştıracak ve talimatların gereğini yerine getirecekti. Yerel örgütler hükümete cemiyet adına doğrudan başvuracaktı, il ve bağımsız sancak örgütleri Heyet-i Temsiliye'ye en az haftada iki kez rapor verecekti. MHC şubeleri görünüşte gönüllü kuruluşlar olmalarına rağmen Heyet-i Temsiliye ve Mustafa Kemal'in etkisi ile mülki idarelerin güdümü altında idi.26

Kastamonu'da 18 Eylül 1919'da gerçekleşen MHC'nin kuruluşu tamamlandıktan sonra vilayetin geneli cemiyet kontrolüne girmişti. Böylece Heyet-i Temsiliye'den gelen haberler en ücra köşesine kadar yayılıyordu.
İlk zamanlar Kastamonu MHC Merkez-i Umumiyesi Dar'ülkura Medresesi'nin alt katında bir odada faaliyet göstermekte idi. Daha sonra Balıkoğlu Şemsettin Bey'in evi kiralanarak, cemiyet merkezi buraya taşındı.27

Heyet-i Temsiliye'den gelen telgraflar Reis Ziya Efendi tarafından cemiyetin katibi Abidin Bey vasıtasıyla gerekli yerlere gönderiliyordu.28

Cemiyetin ilk çalışmaları, Heyet-i Temsiliye'den aldığı emirler gereğince, İstanbul Hükümeti'nin çekilmesini sağlayacak protesto telgrafları çekilmesi için halkı teşvik etmek oldu. İkinci olarak Osmanlı Meclis-i Mebusanı seçimlerinde MHC'nin adaylarının kazanması için vilayet dahilinde propaganda çalışmaları yapmak oldu. İstanbul hükümetinin düşüşü ve İngiliz birliklerinin Samsun bölgesinden çekilmeleri üzerine 12 Ekim 1919 tarihli Açık Söz gazetesinde yer aldığı gibi Milli Miting düzenlendi.29

Bu dönem de Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin faaliyetlerinden biri de yardım kampanyaları düzenleyerek özellikle Ege bölgesindeki göçmenlerin ihtiyaçlarını karşılama yoluna gitmesidir.30 Bu tür faaliyetlere Kastamonu kadınları da katılacaktır.31

Sivas'ta milli bir kongrenin toplanmasını gerekli gören Mustafa Kemal Paşa ilk olarak 22 Haziran 1919'da Amasya'da alınan kararlarla, kongrenin toplanmasının ilk işaretini vermişti. Sivas'ta bir kongre toplanacağı haberi askeri makamlar ile vali ve mutasarrıflara bildirilmişti.32 Ayrıca İstanbul'da bulunan ve mili hareketle ilgili kişilere de özel mektuplarla bu kişiler hizmete çağrılmışlardı.33

Sivas Kongresi önceden belirlendiği gibi 4-12 Eylül 1919 tarihleri arasında toplandı. Kongre 7 Eylül günü aldığı kararla; Anadolu ve Rumeli'de kurulmuş olan bütün Müdafaa-i Hukuk Cemiyetlerini tek çatı altında topladı. Cemiyetin tamamı dokuz maddeden oluşan talimatnamesi hazırlandı. Bu talimatnamenin 2. maddesine göre; cemiyetin köy, kaza ve vilayetlerde birer teşkilatı bulunacaktı. Aynı zamanda bunlar birbirlerine bağlı idi. Vilayet teşkilatı; taşrada en üst kuruluş durumundaydı.

Zonguldak ve Çevresinde Müdafaa-i Hukuk Çalışmaları

Zonguldak'ta milli teşkilatlanma emekli yüzbaşı Ethem Bey'in, Mustafa Kemal Paşa'nın direktifleri doğrultusunda Kastamonu Havalisi komutanı Osman Bey'le irtibata geçerek başladı.

Ethem Bey'in çalışmaları sonunda; 28 Ekim 1919 tarihinde Ethem Bey'in başkanlığında Müftü İbrahim, Dr. Nihat, Orman-Fen Memuru Ali Rıza ve Dava Vekili Hüseyin beylerden oluşan Zonguldak Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kuruldu. Cemiyetin kuruluşu aynı gün mutasarrıf Ali Haydar Bey tarafından Heyet-i Temsilliye Başkanlığı'na bildirildi.

Zonguldak Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kısa bir süre Ethem Bey'in başkanlığında faaliyet gösterdi. Daha sonra başkanlık görevini müftü İbrahim Efendi üstlendi. 22 Mart 1921 tarihinde Mustafa Kemal Paşa'ya gönderilen bir yazıdan anlaşıldığına göre, bu tarihlerde Zonguldak Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti yönetim kurulu şu şahıslardan oluşmaktaydı. Başkan: Müftü İbrahim Efendi, Üyeler: Ahmet Ali zade Ali, Hacı Bekir zade Fevzi, Belediye Başkanı İbrahim, İktisat Müfettişi Bedri, Mamurat-ül Aziz Jandarma Alayından emekli Ethem ve Orman muamelat memuru İhsan Efendiler.

Cemiyetin özellikle müftü İbrahim Efendi'nin Kuva-yı Milliye'nin ikmali ve yöre halkının bilinçlenmesinde fevkalade hizmeti olmuştur. Müftü Efendi, ilerlemiş yaşına rağmen at sırtında yöre yerleşim yerlerini köy köy, kasaba, kasaba dolaşarak halkı, askere çağrılan gençleri ve din görevlilerini Milli Mücadele için seferber etmiştir.

Zonguldak Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, bu hizmetlerinin yanı sıra, zaman zaman yöre hakkında Büyük Millet Meclisi Hükümeti'ne raporlar göndermiştir.

Ankara'da Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Heyet-i Temsilliye Riyaseti'ne gönderilen raporlarda; Zonguldak'taki Fransız, İtalyan ve İngiliz nüfuz bölgeleri hakkında bir hayli geniş bilgiler verilmektedir. Ayrıca Zonguldak'ı işgal eden Fransız askerlerinin faaliyetlerini özellikle Fransız askerlerinin sayısı ile askeri araç ve gereçleri hakkında bilgiler sunulmaktadır.
Raporlarda haberleşmedeki özellikle Büyük Millet Meclisi ile olan haberleşmede çekilen sıkıntılardan söz edilmektedir.34

Mondros Mütarekesi sonrasında Fransızların 8 Mart 1919'da Zonguldak'a asker çıkarmalarının yanı sıra, Bartın sahillerinin de itilaf gemilerinin tehdidine girmesi, halkı tedirgin etmekteydi.

Anadolu'nun İstanbul'la ilişkilerini kesmesinden sonra Bartın gençleri de Samancıoğlu Galip Bey Başkanlığında Temmuz 1919'da kurdukları İlim ve İrfan Derneği ile bir örgütlenmeye gitmişlerdi. Bu dernek, eğitim ve öğretim faaliyetlerinin yanı sıra, Müdafaa-i Hukuk gayeleri etrafında da çalışmaktan geri kalmamıştı. Bu çalışmaların da etkisiyle Bartın halkı özellikle gençleri Milli Mücadele lehinde bilinçlenmeye başlamışlardı.

Bütün bu gelişmelerin bir sonucu olarak, 26 Eylül 1919 tarihinde Bartın halkının ileri gelenleri Belediye Başkanı Ziya, Müftü Rıfat ve Rum Reisi Ruhanisi Gavril Efendi, Heyet-i Temsilliye Başkanlığı'na çektikleri telgrafla Milli Mücadele saflarında yer aldıklarını göstermişlerdi.35

Tam olarak ne zaman kurulduğu belli olmamakla birlikte Devrek Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin Osman Bey'in başkanlığında kurulduğu bilinmektedir. Cemiyet içinde çalışanlar ise; Müftü Abdullah Sabri Efendi, Tahir Efendi, Selman oğlu Hacı Süleyman Efendi, Kavak zade Hacı Emin Ağa, Mekki zade Hacı Mehmet Efendi, Kitapsız İsmail Efendi, Kadir Cemali (Nahiye müdürü) Bey, Yeşil Baş Hacı Osman Efendi, Mumyakmaz Hacı Osman Efendi, Dangöz İbrahim Efendi ve Hacı Abdullah Efendi'nin Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nde çalıştıkları belirtilmektedir.

Devrek, Milli Mücadele esnasında Bolu-Gerede ile Bartın-Zonguldak ve Ereğli arasında Kuva-yı Milliye lehine bir tampon bölge görevini üstlenmiştir. I. Düzce isyanının Bolu-Gerede'den sonra Safranbolu'ya sıçradığı hatırlanırsa, Devrek'in Milli Mücadele için önemi kendiliğinden ortaya çıkar.36

İlçe halkının isteği ile Ereğli Belediye Başkanı Akman oğlu Raşit Bey, çevre köylere de haber salarak Beyçayır'da bir toplantı yaptı. Bu toplantıda Rüştiye öğretmenlerinden Nimet Bey tarafından yapılan konuşmadan sonra Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurulmasına karar verildi.

Belediye Başkanı Akmanoğlu Raşit Bey başkanlığında kurulan Ereğli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin üyeleri ise şu zevattan oluşmaktaydı: Nimet Efendi, Göbekoğlu Hakkı, Evvelzaman Hakkı, Hüseyin Ustaoğlu Nazif, Hacı Eyüp, Hacı Eşref, Cubıroğlu Hacı Musa, Halil Ağa, Sarımsakoğlu Nazif, Haliloğlu Ali Rıza ve Karamahmutoğlu Mehmet'tir.

Muhtemelen 1919 yılı Ekim ayında çalışmalarına başlayan Ereğli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Ereğli'nin Fransız işgalinden kurtulmasında üstün hizmetler vermiştir.37

Safranbolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Kuva-yı Millicilerden Dr. Ali Yaver başkanlığında Kilercioğlu Rıfat, Ayıntap oğlu Mustafa, Eczacı Hidayet, Binbaşıoğlu Refik, Değirmencioğlu Mehmet, Avukat Osman, Yüreklioğlu Hasan Fehmi, Cebecioğlu İsmail Bey ve Efendiler'den teşkil etmişti.

Yörede başka Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri de kurulmuştur. Bunlardan Çaycuma'da kurulanın başında Tahir Bey vardı. Yöredeki önemli örgütlerden biri olan Amasra Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti de Nuri Bey'in çalışmalarıyla kurulmuştur. Hatta Nuri Bey, Osmanlı Hükümeti'ne, İstanbul'daki büyük devletlerin elçilerine ve İkdam gazetesine "Amasra'nın, Anadolu'nun kopmaz bir parçası olduğunu" açıklayan bir telgraf çekmiştir.

Kurucaşile'de de 2 Mart 1920'de Nişancızade Hüseyin Efendi'nin başkanlığında, Ali ve Nuri Efendilerden Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti teşkil edilmiştir.

Öte yandan Eflani, Ulus ve Alaplı'da da Müdafaa i Hukuk Cemiyetleri kurulmuştur.38

Bölgede Ordu Teşkilatı

A. Kastamonu ve Bolu Havalisi Komutanlığı

Kastamonu bölgesindeki askeri birlikler 30 Eylül 1920 tarihine kadar 20. Kolordu ve Batı cephesi Komutanlığına bağlı olarak hizmet vermekte idi. Bu tarihte ordu komutanı olarak Kastamonu'ya gelen Muhittin Paşa, Kastamonu vilayetinde "Kastamonu ve Bolu Havalisi Komutanlığı" adıyla yeni bir teşkilatlanma ortaya koydu.39

Muhittin Paşa, 12.11.1920 tarihinde bölgedeki askeri birliklere gönderdiği yazıda, Komutanlığın Batı Cephesi ile bağlantısı olmadığını, Kastamonu vilayeti ile müstakil Sinop, Çankırı, Bolu ve Zonguldak livalarının Kastamonu ve Bolu Havalisi mıntıkasında bulunduğunu, buralarda bulunan askeri birliklerin kendisine bağlı olduğunu, her türlü harekat ve asayişten kendisinin haberdar edilmesini istemekte, birliklerin silah ve cephane ihtiyacının da komutanlıkça sağlanacağını belirtmektedir.40

Muhittin Paşa'nın görev yaptığı 30 Eylül 1920-27 Ekim 1921 tarihleri arasında bölgedeki asayişin sağlanması için ordu birlikleri ve askerlik şubeleri yeniden düzenlenmiştir.41

Muhittin Paşa'nın ayrıldığı tarihte komutanlık emrinde bulunan askeri birlikler ise şu şekilde idi:

1 Çaycuma Piyade Bölük Komutanlığı
2 Ereğli Kıyı Koruma Bölük Komutanlığı
3 Sinop Mevki Komutanlığı ve Kıyı Koruma Topçu Takım Komutanlığı
4 Sinop Jandarma Takım Komutanlığı
5 5. Depo Alay Komutanlığı
6 Kastamonu Jandarma Alay Komutanlığı
7 1 Nolu Ağırlık Komutanlığı
8 Kastamonu Merkez Komutanlığı
9 Bartın Mevki Komutanlığı
10 Amasya Topçu Komutanlığı
11 İnebolu Mevki Komutanlığı
12 İnebolu Mevki Komutanlığına bağlı birlik komutanlıkları
13 Bölgedeki Askerlik Şubelerinin tamamı.

Muhittin Paşa'nın Kastamonu'dan ayrılması ile birlikte Havali Komutanlığı, Menzil Mıntıka Müfettişliğine dönüştürülmüştür.

Komutanlık kuruluşundan itibaren Sinop, İnebolu, Amasra, Bartın, Zonguldak, Ereğli, Sakarya gibi kıyı bölgelerini koruyacak askeri birliklerin kurulmasını ve kadrolarının teminini sağladıktan sonra özellikle Sakarya Savaşı öncesi cepheye sürekli asker sevkıyatına başladı. Asker sevkıyat önce Ankara TBMM Muhafız Bölüğüne sonra İnönü Savaşları sırasında her gün için yüz kişilik kafileleri yola çıkararak cepheye gönderme şeklinde oldu.

İnönü Savaşlarından sonra ise bölgeden toplanan askerler 58., 40., 23. Alaylar42 şeklinde kadro ve eğitimleri tamamlandıktan sonra cepheye gönderilmeye başlandı.

İnebolu-Ankara yolunun önemi, TBMM'nin açılmasından sonra artmaya başladı. Batı cephesinin ikmali bu yoldan yapılıyordu. Fakat İnebolu-Ankara yolu yoğun taşıt trafiğini taşıyacak durumda değildi. Bu amaçla yolun tamiri ve bazı kısımlarının onarılması amacı ile daha önce Maliye Vekaleti'nden sağlanan tahsisatla yapılan onarım işleri43 Mart 1921'den itibaren Nafia Vekaletine bağlı olarak görev yapacak olan "Yol İnşaat Taburları" tarafından yürütülmesi kararlaştırıldı.

Buna göre; Kastamonu Havalisi Komutanlığı tarafından Kastamonu ve Çankırı'da olmak üzere iki yol inşaat taburu kurulması kararlaştırılmıştı.44

Kastamonu'da Yol İnşaat Tabur Komutanlığı kurma görevi, Komutanlık Ambar Müdürü Yüzbaşı Nedim Bey'e verilmişti. Tabur teşkilatına göre; taburda, bir tabur komutanı, bir doktor, bir hesap memuru, bir iaşe memuru bulunacaktı. Tabur dört bölükten oluşacak, her bölükte iki subay, iki yüz amele bulunacak, amele silahsız olacak, nöbet ve sair hizmetleri yirmi kişilik silahlı bir birlik yürütecekti. Taburların ihtiyaç ve iaşesi askeri ambarlardan sağlanacaktı.45

B. Menzil Mıntıka Müfettişliği

Kastamonu Menzil Müfettişliği olarak Kastamonu Havalisi Komutanlığı'na bağlı görev yapan müfettişlik, komutanlığın kaldırılmasından sonra Menzil Mıntıka Müfettişliği adını aldı. 14. Fırka Kalem Reisi Miralay Osman Bey bu göreve atandı. Osman Bey'in hizmeti Nisan 1922 yılına kadar devam etti. Yerine bu tarihte Miralay Salih Bey atandı.46 Bu süre içerisinde Müfettişlikte levazım menzil reisi olarak Binbaşı Tevfik, Nokta Komutanı olarak Binbaşı Fehmi, Mübaya Komisyonu reisi olarak kaymakam Hayrettin Beyler çalışmışlardır.

Kastamonu ve Havalisi Komutan vekili imzası ile Osman Bey 6. 11. 1921 tarihinde yayınladığı genelgede, Havali Komutanlığı'nın mülga olduğunu, Kastamonu ve Çankırı livaları dahilinde bulunan askeri birliklerin 14. Ahz-ı Asker emrine girdiğini belirtmektedir.

Tekalif-i Milliye emirleriyle birlikte Menzil Mıntıka Levazım Müdüriyeti genişletilerek, Tekalif-i Milliye Komisyonlarınca halktan toplanan malları yerine ulaştırmak amacı ile Teçhizat Ambar Müdürlüğü ve Erzak Ambar Müdürlüğü gibi yeni teşkilatlanma oluşturuldu.47

Ayrıca 1922 yılında Ankara'da Levazım-ı Umumiye Müdürü Muzaffer Beyin emri ile Kastamonu Menzil Mıntıka Müfettişliği'ne bağlı olarak İmalathaneler Müdürlüğü kuruldu. Kaymakam Cemil Bey'in yürüttüğü imalathanelerde ordunun ihtiyacı olan eşya ve araç-gerecin yapılması sağlanmıştır. Kastamonu'da bu imalathanelerin sayısı 72'yi bulmuştu.48

Sevkıyat ve Nakliyat Umum Müdürlüğü'ne bağlı olarak görev yapan Mıntıka Müfettişlikleri 1 Temmuz 1922'de son şekillerini almışlardı. Bu düzenlemeye göre; Kastamonu Menzil Mıntıka Müfettişliği, İnebolu Menzil Hat Komutanlığı, İnebolu, Ilgaz, Kastamonu Nokta Komutanlıkları, İnebolu, Kastamonu Teçhizat Ambarı, İnebolu, Kastamonu Teçhizat Deposu, Küre, Seydiler, Beşdeğirmenler'de ambarlı konaklar; Kastamonu'da 200'er yataklı iki menzil hastanesi, Küre, Seydiler, Beşdeğirmenler, Ilgaz, Kalehanı, Topalosman'da birer revir, Kastamonu'da üç koldan kurulu bir ulaştırma taburu ile İnebolu'da altı kamyondan kurulu bir koldan oluşmaktadır.49

Bu dönemde Kastamonu Menzil Mıntıka Müfettişliği'nde 68 subay, 650 er görev yapmakta, bunlardan 15 subay ve 184 er nakliye kollarında görevli idi.50 Bu rakamları diğer menzil mıntıka müfettişlikleri ile karşılaştırırsak, 1922 yılı başından itibaren Kastamonu Menzil Mıntıka Müfettişliği'nin taşıma kapasitesinin yavaş yavaş düşmeye başladığını, onun yerine bölgede Bolu Mıntıka Müfettişliği'nin güç kazandığı ve genişlediği görülür.

C. İnebolu'da Kurulan İdari ve Askeri Teşkilat 1. İnebolu İstihbarat Zabitliği
C. Heyet-i Temsiliye döneminde haber alma işlemleri idari amirler tarafından yürütülmekte idi. Ankara hükümetinin kurulmasından sonra haber alma işlemleri mahalli askerlik şubeleri bünyesinde oluşturulan istihbarat subayları vasıtası ile EHU (Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Riyaseti) arasında yapılmaya başlandı.

İnebolu istihbarat zabitliğini mülazım-ı evvel Şevki Efendi yürütmeye başladı.51 Şevki Efendi'nin faaliyetinin AP (Askeri Polis) teşkilatının kurulmasından sonra da devam ettiğini bunu muhtemelen 1920 yılı sonlarına kadar sürdüğünü söylemek mümkündür.52 İstihbarat Zabitliği elde ettiği haberleri merkeze ulaştırma yanında İnebolu'ya gelen şüpheli şahıslarla vesikasız gelen önemli sivil ve askeri şahısların Ankara'ya gitme isteklerini TBMM Riyaseti özel kalemine bildirmekte oradan aldığı malumat doğrultusunda gelen kişileri ya geri iade etmekte ya da Ankara'ya göndermekte idi.53

İstihbarat Zabitliği daha sonra kadrosu genişletilerek istihbarat konusunda AP teşkilatı ile birlikte çalışmaya başladı. AP teşkilatının dağılmasından sonra ise İrtibat Zabitliği ile çalışmalarını sürdürdü.54

2. İnebolu Mevki Komutanlığı

Kastamonu ve Havalisi Komutanlığı'na bağlı sahil mıntıkası 1920 ve 1921 yıllar başlarından itibaren subay ve cephane sevkı bakımından önem kazanmaya başladı. Sahilin güvenliği ve burada bulunan askeri kuvvetleri belli merkezlerde toplamak amacı ile Mevki Kumandanlıkları kuruldu.55

Kastamonu Havalisi Komutanlığı sahil güvenliği için 11. 11. 1920 tarihli emri ile sahili altı kısma ayırmıştı. Birinci kısım Sakarya nehrinin batısından başlayarak Akçaşehir'e kadar olup, Düzce Kuvva-i Tedibiye Komutanlığı'na, ikinci kısım Akçaşehir'den Kozlu'ya kadar olup Ereğli Mevki Komutanlığı'na, üçüncü kısım Kozlu'dan başlayarak Amasra'ya kadar olup Bartın Mevki Komutanlığı'na, dördüncü kısım Amasra'dan Kerpeburnu'na kadar olup, Cide Ahz-ı Asker Şubesine, beşinci kısım Kerpeburnu'nun İstefen mıntıkası olup, İnebolu Mevki Komutanlığına, altıncı kısım Ayancık ile Gerze mıntıkası olup Sinop Mevki Komutanlığına bağlanmıştı.56

İnebolu Mevki Komutanlığı Ocak 1921'de kuruluşunu tamamlayarak faaliyete başlamıştı. Sahil mıntıkasının güvenliği ve İnebolu'nun asayişini temin için gerektiğinde topçu birliği de bu kuvvete yardımcı olacaktı.

1921 Mart'ının sonuna doğru 130 km'lik sahil şeridinde on üç karakol kurulmuş, on birinin de kurulması için çalışmalar başlatılmıştı. Ayrıca İnebolu'da bir topçu, bir piyade bölüğü, Çatalzeytin ve Darphane'de birer takım merkezi bulunmakta idi.57Kurulu olan karakollarda en az 7, en çok 9 er mevcuttu. Bunlar karakollar arasında devriye hizmeti yürütüyorlardı. Karakolların en önemli görevleri düşman gemilerini takip etmek ve sahile çıkacak yabancıları tespit ederek, bunları ilgili yerlere rapor etmekti. Karakollar bu görevlerini yaparken köy ihtiyar heyetleri ile köy bekçilerinden de faydalanmışlardı.

Mevki komutanlığının gözetlemedeki eleman yetersizliğini göz önünde bulunduran Müdafaa-ı Milliye Vekili Fevzi Paşa, 8. 5. 1921'de Sinop ile Ereğli arasında bulunan kuvvetlerin de 370 kilometrelik sahil şeridinde köy karakolları ile köy ihtiyar heyetlerine ve bekçilerine yardımcı olmalarının uygun olacağını bildirmektedir.58

3. İnebolu İrtibat Zabitliği

2 Mart 1921 tarihli Kastamonu ve Havalisi Komutanlığı yazısı ile süvari binbaşısı Abdullah Nidai Bey EHU'ye bağlı irtibat zabitliğine atanması ile kuruldu. Abdullah Nidai Bey bu emirle AP teşkilatı, Mevki Komutanlığı ve İstihbarat Zabitliği birimlerini de yürütmekte idi. AP teşkilatı konusunda Kastamonu Havalisi Komutanlığı'na bağlı olarak çalışan Nidai Bey, istihbarat subaylığı konusunda doğrudan doğruya EHU'ya bağlı olarak çalışacaktı.59

İrtibat Zabitliği kuruluşundan itibaren İnebolu'ya gelen sivil, asker kişilerle, cephane, silah ve istihbarat konularında EHU, Müdafaa-ı Milliye. Vekaleti, TBMM Riyaseti Özel Kalem Müdürlüğü ile haberleşmekte, onlardan aldıkları emirleri yerine getirmektedir.60Abdullah Nidai Bey'in buradaki görevi savaşın sonuna kadar devam edecektir.61

4. İnebolu Tetkik Heyeti Amirliği

İnebolu'ya gelen eşyalarla, subay ve askerlerin vesikalarını THA'ce yapılmakta idi. Karma komisyon şeklinde çalışan THA'liğinde Yüzbaşı Selami Efendi, diğer üyeler ise sivil polis memurları Selahattin, Mehmet Zühtü, Muzaffer ve Mustafa Hikmet Efendilerden oluşuyordu.62

Heyette görevli memurlar, İnebolu'ya gelen vapurlara girerek gelen subay ve sivil şahısların vesikalarını kontrolden sonra onları bekleme salonuna alıyorlardı.63 Aynı şekilde gelen eşyalarda THA'ne bağlı memurlar tarafından kontrol ediliyordu.

5. Askeri Sansür Müdüriyeti

Anadolu'nun giriş iskelesi sayılan İnebolu'da dışarıdan gelen ve dışarıya çıkan yazılı her şey sansürden geçiriliyordu. 15 Haziran 1921'de THA bağlı olarak kurulan ASM önceden basınla ilgili bilgileri denetleme ve sakıncalı gazetelerin Anadolu'ya girmesini engelleyen istihbarat subaylığının görevini 24 Temmuz 1921'den itibaren üstlendi.64

ASM'nin bir görevi de milli hükümetin propaganda haberlerini özellikle İstanbul'a ulaştırmaktı. Bu tür görevleri ASM Sansür ve Matbuat ve İstihbarat Müdiriyet-i Umumiyesi ile işbirliği içerisinde gerçekleştiriyordu.65

6. İnebolu Silah ve Cephane Komisyonu

Kastamonu ve Havalisi Komutanlığı'na bağlı olarak görev yapan komisyonun başkanlığını Binbaşı Mehmet Zeki Bey yapıyordu.66

Komisyonun görevi İnebolu'ya gelen silahları kontrol ederek almak ve bunları emin vasıtalarla yola çıkarmaktı. Menzil Hat Komutanlığı'nın kurulmasına kadar komisyon çalışmalarını sürdürdü. Komisyon reisi Mehmet Zeki, Kastamonu Havalisi Komutanlığı'na günlük gelen ve sevk olunan silah ve cephaneyi bildiriyordu. Gemilerden alınan cephane öncelikle düşman top menzili dışında bir mıntıkada depo ediliyordu. Oradan tedarik edilen vasıtalarla Kastamonu yoluyla Ankara ve Batı Cephesine gönderiliyordu.

Komisyon ayrıca gizli yollardan satın alınarak tüccar tarafından iskeleye getirilen silahları kontrol ederek parasının satın alma komisyonunca ödenmesini sağladıktan sonra sevkını de gerçekleştiriyordu.67

7. İnebolu Emniyet Müfettişliği

Dahiliye vekaletine bağlı olarak görev yapan Müfettişlik, ilçede kaymakama bağlı olarak çalışmaktaydı. Müfettişlikler esas itibariyle I. Dünya Savaşı sırasında bazı önemli merkezlerde kurulmuştu. İnebolu polisiyle birlikte çalışan müfettişliği Ragıp Bey, yardımcılığını ise baş komiser Ali Bey yürütmekte idi.68

10 Mayıs 1921'de çıkartılan kanunla mahalli polis idaresi ile birleştirilen müfettişlikler, Haziran1921'de tamamen kaldırıldı.69

8. Liman Reisliği ve İnebolu İrkap ve İhraç Komutanlığı

Kastamonu ilinin deniz sınırındaki Gerze, Sinop, Ayancık, İstefan, İnebolu, Cide, Amasra, Bartın, Akçaşehir, Kozlu, Kilimli, Zonguldak, Ereğli liman reislikleri TBMM'nin kuruluşundan sonra da İstanbul Bahriye Nezareti ile haberleşir, buradaki görevliler de İstanbul'dan atanırdı. Bu durumu ortadan kaldırmak amacı ile 10 Temmuz 1920'de Ankara'da Umur-u Bahriye Müdüriyeti kurularak, buradaki limanlar müdüriyete bağlandı.70

Liman reisliğinden ayrı olarak, İnebolu'da ikmal işlerinin artması ile Yükleme ve Boşaltma Komutanlığı kurulmuştu. Komutanlık 1921'de iş hacminin genişlemesiyle eleman sayısını artırmış ve burada hizmet eden nefer sayısı on beşe çıkarılmıştı. Ayrıca limanda çalışan kayık ve filikalar da buraya bağlı olarak hizmet vermekte idi.71

D. Bölgedeki Diğer Kıyı Koruma ve Liman Teşkilatlanmaları

1. Zonguldak Merkez Liman Reisliği

Daha önce her biri doğrudan Bahriye Nezareti'ne bağlı olarak çalışan Liman Reislikleri TBMM'nin açılışın1dan sonra yapılan düzenleme ile başlangıçta Zonguldak, Samsun ve Antalya merkez olmak üzere üç bölgeye ayrıldı.

Bu düzenlemede Meset Burnu'ndan Kefken Adası'na kadar uzanan sahillerdeki limanlar (Cide, Amasra, Bartın, Kilimli, Kozlu, Ereğli ve Akçaşehir) Zonguldak Merkez Liman Reisliği'nin sorumluluğuna verilmiştir. Bu limanlarda Milli Mücadele süresince liman reisi olarak görev yapanların isimleri şunlardır:

Önyüzbaşı Fuat Bey (Cide), Önyüzbaşı Muammer ile Mehmet Ali Beyler (Bartın) Önyüzbaşı Ali Bey (Kozlu), Yüzbaşı Nazmi Bey (Kilimli), Yarbay Selahattin Bey (Zonguldak), Önyüzbaşı Hamdi Bey (Ereğli) dir. Ayrıca; bunlardan Önyüzbaşı Mehmet Ali Bey Zonguldak, Yüzbaşı Nazmi Bey'de Ereğli Liman Reislikleri görevlerinde de bulunmuşlardır.72

2. Ereğli Nakliyatı Bahriye Komutanlığı

17 Nisan 1921 tarihinde kurulmuş olan komutanlığın görevi, İstanbul-Akçakoca ve Trabzon-Akçakoca nakliyatı ile kömür havzasından Doğu Karadeniz limanlarına yapılan yiyecek maddeleri ve kömür nakliyatını idare etmekti. Bu komutanlığın başında ise Güverte Binbaşı Hulusi Bey bulunuyordu.73

Bahriye komutanlığı kurulmadan önce bu görev Ereğli'deki Bahriye Müfrezesi Komutanlığı ve Liman Reisliği tarafından yürütülmekteydi.
Ereğli Nakliyatı Bahriye Komutanlığı faaliyetlerini Ocak 1922 tarihine kadar sürdürdü. Bu tarihten sonra, komutanlık Amasra'ya nakledildi. Yürütmekte olduğu görevler de Zonguldak Liman Reisliği'ne devredildi.74

3. Amasra Bahriye Bataryası

Amasra limanı başlangıçta Trabzon-Akçakoca arasında yapılan nakliyatta Türk gemilerinin gerektiğinde sığınabileceği ve korunabilecekleri müstahkem bir liman olarak düşünülmüştü. Mayıs 1921 başlarından itibaren tahkim edilmeye başlanan Amasra limanın güvenliği için Amasra Kalesine 2 adet 120 mm. lik toplar yerleştirildi. Aralık 1921'de de buraya 2 adet 47 mm'lik gemi topları getirildi. Kaledeki tahkimat Temmuz 1922'de Rusya'dan getirilen 2 adet 150/45 mm'lik gemi topu ve İstanbul'dan gönderilen 2 adet 350 mm'lik ışıldaklarla kuvvetlendirildi.75

Başlangıçta Kastamonu ve Havalisi Komutanlığı'na bağlı olarak hizmet veren bu batarya birliği, Ocak 1922'de Amasra Bahriye Komutanlığı emrine girdi.

4. Amasra Deniz Tayyare İstasyonu

I. Dünya Savaşı'nın deniz havacılarından güverte binbaşı Savmi'nin Kasım 1921 tarihli başvurusu üzerine faaliyete geçmesi uygun görülen ve iki güverte ve iki makine teğmeni ile birlikte, Muavenet-i Bahriye Heyeti tarafından İnebolu'ya gönderilen üç deniz tayyaresinden oluşan istasyon, Aralık 1921 sonlarında Amasra'ya getirildi. Böylece Amasra'da "Amasra Deniz Tayyare İstasyonu" kurulmuş oldu.

Bu ekibin beş aylık çalışmaları sonucu I. Dünya Savaşı'ndan kalmış, bu eski tayyareler çalışır vaziyete getirildi. Böylece Batı Karadeniz'deki nakliyatı ve diğer harekatı korumak için keşif yapmak

ve gerekli durumlarda taarruz görevinde bulunmak üzere teşkil edilen bu istasyon Haziran 1922'de faaliyete geçebildi.

Ancak beklenen sonuç alınamadı. Hatta Anadolu'dan çekilmekte olan düşmanın Gemlik, Bandırma ve Mudanya'da sıkıştırılması maksadıyla bu tayyarelerin Amasra'dan İzmit'e taşınması istenmişti. Ancak bu tayyarelerden yalnızca birisi buraya gelebilmiştir. Bununla birlikte sınırlı uçuşlarıyla bu tayyareler, düşman askeri üzerinde psikolojik etki yaratmış olmalıdır.76

Amasra Tayyare İstasyonu Temmuz 1922 sonlarında "Kuva-yı Havaiye Müfettişliği"ne bağlanmıştır.

5. Amasra Bahriye Komutanlığı

2 Ocak 1922'de, Ankara'da Ukrayna Fevkalâde Heyeti ile yapılan görüşmelerde nakliyatın, Sivastopol-Amasra arasında yapılması kararlaştırıldı. Hiç kuşkusuz bu kararın alınmasında, Amasra'nın gerektiğinde bir sığınma limanı olması, Rusya'dan gelmiş ve gelecek olan mayınların burada depo edilmesi ve ayrıca burada yukarıda sözü edilen Tayyare İstasyonu'nun kurulması gibi hususlar etkili olmuştur.

Bu nedenle Bahriye Dairesi, 1922 başında Amasra'da bir Bahriye Komutanlığı kurulması için Müdafaa-i Milliye Vekaleti'ne başvurdu. Söz konusu teklifin EHUR'nce de uygun görülmesiyle, Ocak 1922 ortalarında komutanlık faaliyete geçirildi.

Komutanlık, Ereğli Nakliyatı Komutanlığı'nın buraya taşınması ve Amasra Bahriye Bataryası'nın bu komutanlığa bağlanmasıyla kısa zamanda kuruluşunu tamamladı. Amasra'ya üstlenecek gemileri sevk ve idare edecek olan bu komutanlığın başına da Ereğli Nakliyatı Komutanı Binbaşı Hulusi Bey getirildi.77

Bu komutanlık karargâhıyla birlikte birer mayın ve akaryakıt deposu, bir batarya, bir uçak istasyonu ve atölye ile, kurulmakta olan bir telsiz istasyonunu ihtiva eden bu komutanlığın emrinde zaman zaman 1 ve 2 Nolu Motörgambotlar ile Alemdar Gemisi, Keşşaf, Sinop ve İnönü motorları da bulunuyordu.

6. Diğer Kuruluşlar

Zonguldak bölgesinde kıyı güvenliği için Bababurnu ve Amasra Kıyı Gözetleme İstasyonları da tesis edilmiştir. Haziran 1921'den beri kurulmasına başlanan bu istasyonlar özellikle Karadeniz'deki düşman gemilerinin harekatını izleyerek taşıt gemilerine ve liman başkanlıkları kanalıyla Bahriye Dairesi ve Nakliyat Komutanlıkları'na bildirmekle görevlendirilmişlerdir.78

Bababurnu ve Amasra ile Karadeniz sahillerinde kurulan diğer istasyonlar, adı geçen makamlara çok sıkı ve düzenli bir işbirliği kurmuşlardır. Verdikleri sürekli ve düzenli bilgilerle, Karadeniz nakliyatında görevlendirilen taşıt araçlarının en verimli ve uyumluluk içersinde çalışmalarını sağlamışlardır. Bu istasyonlar ile Liman Reisliklerinin gözetleme, haber alma ve verme teşkilatları sayesinde düşman gemilerine bir olay dışında yakalanma olmamıştır.

Yukarıda belirtilen kuruluşlardan başka, Ereğli ve Akçakoca'da birer İrkap ve İhraç (Yükleme ve Boşaltma) memurlukları, Zonguldak, Bartın, Devrek ve Ereğli'de de birer Nokta Komutanlıkları tesis edilmiştir.79

Zonguldak Bölgesindeki Askeri Teşkilatlar

A. Bartın ve Havalisi Komutanlığı

Zonguldak ve havalisinin, ekonomik ve stratejik bakımdan önemi büyüktü. Bunu fark eden Fransızlar, 8 Mart 1919'da bir tabur askerlerini Zonguldak'a çıkarmışlardı. Halk çaresizlik ve üzüntü içinde idi. Bu bölgede faaliyette bulunan 32. Alay tüm yöreyi savunacak güçte değildi. Nitekim bu Alay, ayaklanmaları bastırmak üzere görevlendirildiği Bolu isyanında başarılı olamamıştı. Bu durum, aynı zamanda 32. Alay'ın dağılmasına da sebep oldu.80

Mustafa Kemal ve Ali Fuat Paşaların emriyle yüzbaşı Cevat Rıfat (Atilhan), Zonguldak ve havalisinde milli bir kuvvetin teşkilatlanması için görevlendirildi. Böyle bir kuvveti oluşturmak üzere 21 Nisan 1920 tarihinde Kastamonu'ya gelen Cevat Rıfat, Garp Cephesi Komutanı Ali Fuat Paşa'dan görev talep etmişti. Bu isteği göz önünde bulunduran Ali Fuat Cebesoy, Zonguldak ve Havalisi Kuva-yı Milliye Komutanlığı'na Cevat Rıfatı atamıştır81

Cevat Rıfat Bey Bartın ve Havalisi Kuva-yı Milliyesi kısa zamanda mükemmel ve muntazam bir Kıta-ı Milliye haline getirdi.

14.11.1920 tarihinde bu kuvvetler Bolu'daki Mürettep Fırka Komutanı Nazım Bey'in teklifine uygun olarak, bir piyade taburu ile bir süvari bölüğü şeklinde örgütlenerek Zonguldak Müfrezesi adını almıştır.82
Muhittin Paşa'nın emriyle süvari bölüğü 100'ü muharip ve 25'i hizmetli olmak üzere 125 mevcutlu olarak düzenlenmiştir.

Cevat Rıfat komutasındaki bu kuvvetler, birkaç defa ilerleme teşebbüsünde bulunan Fransız askerlerinin (Zonguldak'taki) bu hareketlerine mani oldu. Böylece Fransızların Zonguldak ve Bolu üzerinden Ankara'ya tazyik yapmaları da önlendi. Düzce ayaklanmalarının ikincisinin bastırılmasında da görev alan bu müfreze, milli harekete zarar verebilecek kuvvetlere karşı da kullanılmıştır. Bu şekilde bölgede asayiş sağlanmıştır.

Zonguldak ve havalisinde başarılı hizmetler veren bu milli kuvvetin, 173 kişilik bir bölüğü 2. 4. 1921 tarihinde Kastamonu'ya nakledilmiştir. Geride kalan diğer kısmı da (Fransızlar'ın 21. 6. 1921'de Zonguldak'ı tahliye etmesi üzerine) Batı Cephesi emrine verilmiştir.83

Böylece başlangıçta Bartın ve Havalisi Komutanlığı ve sonra Zonguldak Müfrezesi adını alan bu milli kuvvetin yöredeki faaliyetleri son buldu.

B. İpsiz Recep Çetesi

Milli Mücadele bölgede hizmette bulunan kuvvetlerden birisi de Recep Reis veya yaygın lakabıyla İpsiz Recep Çetesi'dir. Daha önce eşkıyalık faaliyetlerinde bulunmakta olan bu çeteyi özellikle yöneticisi Recep Reis'i milli harekete katılmaya, Kandıra Kaymakamı Atıf Bey ile eşi ve Trabzonlu Doktor Yüzbaşı Raıf Bey ikna etmişlerdi.84

Böylece milli hareket'e katılan İpsiz Recep, Karakol Cemiyeti'nin yaptığı görev bölümüyle, Kefken Adası'na komutan olarak atandı. İpsiz Recep'in Milli Hareket'e katılmasıyla, Kuva-yı Milliye Batı Karadeniz kıyılarında ve bu kıyılara yakın iç kesimlerde önemli ölçüde söz sahibi oldu. Ancak bunu öğrenen İstanbul Hükümeti İpsiz Recep'in Milli Mücadele lehindeki bir faaliyetlerini engellemek için Kemal Reis Gambotu'nu Kefken Adası'na göndermekte gecikmedi.

Bu olayların bölgede baş gösteren ayaklanmalar sırasında cereyan edişi dikkat çekicidir Dahiliye Vekâletliğince, 19 Ağustos 1920 tarihinde EHUR'ne gönderilen bir yazıda; Fransızların Düzce'deki Abazalarla birleşmek için Alaplı ve Akçaşehir (Akçakoca)'dan çıkartma yapmayı planladıklarını, Zonguldak Mutasarrıflığı'nın 17. 08. 1920 tarihli telgrafına atfen bildirilmektedi/Er. Fransızların belirtilen planları, Bolu'daki Mürettep Fırka Komutanı Nazmı Bey'in EHUR'ne gönderdiği 20. 8. 920 tarihli telgrafıyla da teyit edilmektedir. Ayrıca Nazmi Bey telgrafında; Fransızların böyle bir hareketine karşı gerekli önlemlerin alındığını da bildirmektedir.
Bu bakımdan ileride Alaplı ve Akçakoca'dan yapmayı planladıkları çıkartmalarda arkalarını emniyete almak için Fransızların Kefken'e saldırdırmaları ihtimali kuvvet kazanmaktadır. Ancak yukarıda da belirtildiği gibi İpsiz Recep Çetesi'nin karşı koyması sebebiyle Fransızlar burada başarılı olamamışlardır.

İpsiz Recep Çetesi Rum ve Ermeni çetelerini sindirdiği gibi bölgedeki isyancılar için de bir korku unsuru haline gelmişti.
Bölgedeki ayaklanmalara karşı da mücadele eden İpsiz Recep, aynı zamanda bunlara destek isteyen İstanbul Hükümeti kuvvetleri ile İngiliz ve Fransızları da bölgeye sokmadı.

Ayrıca İpsiz Recep, Ereğli'nin Fransızlar tarafından işgali esnasında ve Alemdar gemisinin kurtarılmasında önemli hizmetlerde bulundu.85

Daha sonra "Orhan Gazi Müfrezesi" adıyla faaliyet gösteren İpsiz Recep çetesi, düzenli ordunun kurulmasıyla teşekkül ettirilen Kocaeli grubuna iltihak ettirilmiştir. Düzenli ordu birliklerinin emrine girmek istemeyen İpsiz Recep Kastamonu Havalisi Komutanı Muhittin Paşa'nın girişimleri sonunda ikna edilmiştir.

Ayrıca Muhittin Paşa; Recep Reis'in yüzbaşı. Edip Bey'in emrine girmekte direnmesi üzerine onun müfrezesini Bolu Mıntıka Komutanı Osman Bey'in emrine vermiştir. Böylece Muhittin Paşa, Recep Reis'in düzenli ordu emrine girmesini sağlamıştır.86

C. Devrekli Muharrem Çetesi

Devrek ve çevresinde eşkıyalığın yanı sıra Milli Mücadele'de hizmet veren çetelerden birisi de Muharrem Çetesidir. Bu çetenin reisi Muharrem, 1894 yılında Devrek'te doğdu. Babası aynı ilçe halkından Hacı Halit'tir.

Muvazzaf askerliğini Yemen'de tabur kalem başçavuşu olarak yapan Muharrem Bey etrafına topladığı arkadaşlarıyla bir çete oluşturmuştur. Muharrem Bey, Fransızların 8 Haziran 1920 tarihinde Ereğli'yi işgal ettiklerini öğrenince, hemen arkadaşları ile birlikte Ereğli halkının yardımına koşmuştur. Burada 32 kişilik kuvvetiyle Fransızlara karşı çarpışan Muharrem Bey onlara kayıplar verdirdi.

Muharrem Bey'in komutasında Ereğli'de Fransızlara karşı çarpışanlardan bazıları ise şunlardır: Hüseyin Başocakcı, Arap Kazım, Sağır Recep, Pat Ahmet'in Niyazı, Ağalardan Tosunun Muharrem, Delik Şakir'in Hasan, Gazi Mustafa, Darendeli'nin Mehmet, Hacı Hafız, Siyamının Ahmet, Yarım Çavuş'un İsmail'dir.

Devrek'in Ermenilerin taşkınlıklarına fırsat vermeyen Muharrem Çetesi Düzce-Bolu özellikle Gerede isyanlarının Devrek'e sıçraması ile de Dorukhan'da nöbet tutmuştu. Ayrıca Muharrem Çetesi, maden ocaklarında çalışan ameleyi soyan eşkıya ile de mücadele etmiştir.

Ancak Muharrem ve arkadaşları Milli Mücadele'nin ilk yıllarında verdikleri bu hizmetlerini daha sonraki günlerde devam ettiremediler. Düzenli ordunun kurulmasıyla cepheye gitmeyerek eşkıyalık yapmaya başladılar. Köylülerin hayvanlarını da gasp eden bu çete mensupları, Devrek çevresinde Yenice ve Tefen nahiyelerinde faaliyette bulunmuşlardır. Bu hareketlerinden dolayı çete elemanları 1921 yılının ilk günlerinden itibaren Takip Müfrezesi'nce takip edilmeye başlandılar.

Bu takipler sonunda 1921 Temmuz'da Muharrem Çetesi, çete reislerinden Küçük Mustafa, Devrek Kadılar Köyü'nden Ahmet oğlu Kazım, Kayaltın'dan Hafız Muhittin oğlu Gökçe öldürüldüler. Bunların arkadaşlarından 10 kişi de yakalandı. Daha önce de, bu çete mensuplarından Mümtaz ve Halil ismindeki kişiler de kendi istekleri ile teslim olmuşlardır. Muharrem Bey de 29 Ekim 1921 tarihinde Safranbolu'da Jandarmalar tarafından öldürülmüştür. Böylece Milli Mücadele'ye de önemli hizmetleri olmuş olan Muharrem Çetesi hazin bir şekilde son buldu.87

Askeri İstihbarat Örgütlenmesi

A. Askeri Polis Teşkilatı

23 Nisan 1920 yılında Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Hükümeti'nin faaliyete başlamasıyla birlikte bu tarihe kadar Kuvâ-yı Milliye kuvvetlerince yürütülen hareket, bu tarihten sonra askeri bir disipline alınmaya başlanmıştı. Askeri örgütlemenin yeniden düzenlendiği 1920 yılında askerî istihbarat teşkilâtı da yeniden düzenlenmeye tâbi tutularak, muhtemelen 18 veya 20 Temmuz 1920 yılında88 düşman propaganda ve faaliyetlerini önlemek, Türk milletinin içersinde bulunduğu kararsız ve ümitsiz tutumunu engellemek amacıyla Askeri Polis (Ayın Pe) Teşkilâtı kurulmuştur.

Askeri Polis Teşkilâtı kısa zamanda düşman işgal bölgesine yakın olan mıntıkalarda Batı Anadolu ve Güney Cephesi ile Karadeniz sahilinde teşkilâtlanarak istihbarat, ülkeye giriş ve çıkışları kontrol altına aldı.
Askerî Polis'in ilk teşkilâtlanması sırasında Kastamonu ve Bolu Havalisi Kumandanlığı mıntıkasındaki teşkilâtlanma, 28 Temmuz 1920 yılında genel merkez Eskişehir'e bağlı olmak üzere düzenlenmişti.89

Bölgede Askerî Polis Teşkilâtı'nın ikinci teşkilâtlanma şeması merkez Kastamonu olmak üzere Kastamonu ve Bolu Havalisi Kumandanı Muhittin Paşa tarafından görevlendirilen Erkân-ı Harp Binbaşı Osman Behçet Bey tarafından yapılmıştır. 08.11.1920 tarihinde Muhittin Paşa tarafından Osman Behçet Bey'e yazılan yazıda 10.11.1920 tarihine kadar bölgedeki teşkilâtlanmayı vücuda getirmesi istenmektedir. Ancak bu isteğin 15.11.1920 tarihinde gerçekleştiği görülmektedir.90

Teşkilatın bünyesinde Aralık 1920 yalında Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Riyaseti tarafından yeni birtakım düzenlemelerin yapıldığı tarihe kadar Binbaşı Osman Behçet Bey 15. 11. 1920 tarihinden itibaren merkezi Kastamonu olmak üzere İnebolu, Bartın, Ereğli, Cide, Zonguldak, Sinop ve Akçaşehir şubelerinin memur ihtiyacını tamamlayarak, çalışmalarını sürdürmüştü.

Fakat bu çalışma şeklinin verimli olmadığı düşüncesi ile Kastamonu ve Bolu Havalisi AP şubelerinin nasıl çalışması gerektiği konusunda bölgenin şartlarını göz önünde bulunduran Muhittin Paşa, Erkân-ı Harbiye'ye (Genel Kurmaya) gönderdiği yazıda, bölgenin batı kısmı ile sahilin harp sahası olması sebebiyle buralarda bulunan mıntıka kumandanlıkları merkezlerinde APM (Askeri Polis Merkezi) oluşturulmasını, bunların dışında kalan yerlerde ise APM'ye bağlı ikinci sınıf AP şubeleri kurulmasını teklif etmektedir.

Bu teklifin Erkân-ı Harbiyye-i Umumiyye Riyaseti'nce olumlu bulunması üzerine 21. 11. 1920 tarihinden itibaren sahil AP şubelerine yeni düzenleme getirildi. Buna göre, sahildeki AP şubeleri İnabolu, Bartın ve Ereğli, merkez olarak kabul ediliyordu. Bu merkezlerin sınırları ise şu şekilde tesbit edilmişti: İnebolu, Gerze'den itibaren Sinop dahil olmak üzere Cide'ye (Cide hariç) kadar olan mıntıkayı, Bartın, Cide'den itibaren Zonguldak'a (Zonguldak hariç) kadar olan mıntıkayı, Ereğli ise Zonguldak ve Akçaşehir'in dahil bulunduğu mıntıkayı içerisine almakta idi.91

Kastamonu ve Havalisi Kumandanlığı bölgesinde faaliyet gösteren AP teşkilâtlarının en önemli vazifesi hiç kuşkusuz, Ankara Hükümeti'nin giriş-çıkış kapısı konumuna gelen İnebolu ve çevre limanlarından giren kişilerin güvenilir olup olmadığının araştırılması idi. Özellikle İstanbul'dan gelen askerî şahısların giriş merkezi olan Kastamonu-İnebolu hattı bu teşkilât elemanları tarafından kontrol altında tutularak, istenmeyen kişilerle casusların ülke içlerine sızmalarına engel olmaktı.

Kastamonu Askeri Polis Teşkilatına Bağlı Şubeler

A. Kastamonu Merkez Şubesi

Merkez şubenin reisliğini Erkan-ı Harp binbaşısı Osman Behçet Bey yapmakta idi.92 Osman Bey'den başka şube yönetiminde yedek üsteğmen Mehmet Sadık, yedek üsteğmen Hasan Efendi. b. Hüseyin bulunuyordu. Kastamonu Polis Teşkilatı Merkezine bağlı şubeler:

İnebolu Şubesi; Şube Müdürlüğünü Yüzbaşı İsmail Hakkı Bey yürütmekte idi. Kısım amiri Mehmet Zühtü Efendi, Taharri memurları ise, Tevfik, Bekir, Sıtkı, Muzaffer, Tahsin Efendilerden oluşmakta idi.93 Bu kadro 3 Nisan 1921tarihine kadar çalışmaları sürdürmüş, bu tarihte şube müdürlüğüne süvari binbaşısı Abdullah Nidai Bey94 getirilerek buradaki teşkilat kadroları da yenilenmiştir.95 Nidai Bey, aynı zamanda irtibat subaylığı görevini de üzerine alarak iki şubenin birleşmesini sağlamıştır.

Bartın Şubesi; Şube müdürlüğünü Yüzbaşı Naci Efendi yürütmekte idi. Burada kadro olarak Ziya, İhsan, İsmail Hakkı Efendiler taharri memuru olarak çalışıyorlardı.96

Bolu Askeri Polis Şube Merkezi; Şube merkezinde müdür olarak bir yüzbaşı, bir komiser, iki polis, iki sivil memur, iki yazıcı, üç inzibat eri, üç emireri, bir misafirhane emireri, kırk yataklı misafirhanede görevli on er ve üç jandarma mevcuttu.

3 Ocak 1920 itibarı ile Bolu merkez şubesine bağlı olarak, Mudurnu şube-i muavenet memurluğu, Gerede Askeri Polis memuru, Devrek Askeri Polis Memuru, Düzce muavenet memurluğu, Düzce'ye bağlı olarak Hendek ve Akyazı Askeri Polis memurları bulunuyordu.97

Ereğli Şube Müdüriyeti; Şube müdürü yüzbaşı Şükrü Efendi, taharri memurları Mehmet Nuri, Mustafa, Mustafa Sadi, Nevzat ve Cemil Efendilerdi.98 Ereğli'ye bağlı olarak Kozlu Maden Şube Memurluğu ve Alaplı Askeri Polis İnzibat Memurluğu bulunmakta idi.99

Akçaşehir Şube Müdüriyeti; Şube müdürü süvari yüzbaşı Hasan Nazmi Efendi idi. Sivil memur Hafız Ali, polis müdürü Fazıl Efendi, polis memurları Tahsin ve Şükrü Efendiler kadroda yer alıyorlardı. Akçaşehir, Anadolu'nun önemli giriş ve çıkış noktalarından birisi olduğu için burada bulunan iki iskelede iki inzibat memuru, on yataklı misafirhane memuru olarak bir asker, bir jandarma ve şube yazıcılığı yapan bir asker, iki emireri, bir inzibat bulunmakta idi.

Zaman zaman Akçaşehir'e bağlı olarak görev yapan Düzce memurluğunda ise asteğmen Ahmet Efendi, polis memuru Rasim Efendi ile iki jandarma neferi Askeri Polis şubesini oluşturmakta idi.100 Yine Akçaşehir'e bağlı olarak görev yapan Akkaya, Melikağzı ve Sakarya Muavenet Memurlukları bulunuyordu. Sakarya Memurluğuna bağlı olarak Kocaeli Askeri İnzibat memuru bulunmakta idi. 101

Zonguldak Askeri Polis Şubesi; Çoğu zaman Ereğli'ye bağlı bir muavenet şubesi olarak görev yapan Zonguldak şubesinde Nevzat ve Cemil Efendiler görev yapmakta idiler.102

Cide Askeri Polis Şubesi; Cide Polis Muavenet şubesi olarak isimlendirilen şubenin taharri memurları Sulhi ve İhsan Efendilerdi. Şube bu iki kişi tarafından yürütülmekte idi.103

Sinop Askeri Polis Şubesi; Sinop Polis şubesi İnebolu Polis şubesine bağlı olarak kurulmuştu. Şube müdürlüğüne ilk önce asteğmen Abdi Efendi atanmış104, bu kişinin Ankara'ya tayini ile yerine asteğmen Abdullah Efendi atandı. Taharri memuru Cemil Efendi ise sivil memur olarak şube emrinde görevlendirilmişti.105

Askeri Polis şubeleri kuruluşlarından itibaren yörede çıkan ayaklanmaların bastırılması ve ele başlarının tespit edilmesi,106 ile yöreye çıkmak isteyen casus107 ve isyancıların yakalanmasında önemli hizmetlerde bulunmuştur.
Ankara tarafından Yeşilordu olayı sonrasında komünist faaliyetlerin yasaklanması üzerine bu tür faaliyetlerde bulunan şahısların takibini de Polis teşkilatları yürütmekte idi.108

20 Aralık 1920 tarihinde Askeri Polis teşkilatının yeniden düzenlenmesi sırasında bölgedeki yapılanma da değiştirilmiştir. 109

B. Kastamonu ve Havalisi Tetkik Heyeti Amirlikleri

Kastamonu Şubesi; 1921 yılı bütçe düzenlemeleri sırasında Askeri Polis şubeleri kapatılmış ve yerlerine "Tetkik Heyeti Amirlikleri" kurulmuştur. Yeni kuruluşta birinci sınıf şube kadrolarında en yüksek rütbeli şahsın yüzbaşı olması kararlaştırılmıştır. Bu karar gereğince Askeri Polis şubelerinden Tetkik heyeti Amirliği'ne çevrilen şubelere yeni atamalar yapılmıştır. Bu tayinler çerçevesinde Muhittin Paşanın 28 Mart 1921 tarihli bir emrinden Kastamonu THA Şubesine Bartın Şube Müdürü Yüzbaşı Naci Efendi'nin tayin edildiği anlaşılmaktadır. Yine aynı emirde, Kastamonu merkez şubesinden alınarak Zonguldak Şubesine tayin edilen üç taharri memurunun durumlarında değişiklik yapıldığı bildirilmektedir. Buna göre üç kişiden biri Zonguldak'ta bırakılmış, diğerleri ise Ereğli ve Amasra'ya gönderilmiştir.110

İnebolu Şubesi: Yeni kadro düzenlenmesinde birinci sınıf Tetkik Heyeti şubelerindeki sivil memur adedi beşten dörde indirilmiştir.Bu genel prensipler çerçevesinde İnebolu Şubesinde de personel sayısında bir azalma söz konusudur. Bu konu ile alakalı olarak Kastamonu havalisi Komutanı Muhittin Paşa'nın 28 Mart 1921 tarihinde ilgililere şu emri verdiğini görüyoruz "İnebolu Tedkik Heyetinde Mustafa Hikmet, Selahattin, Mahmut Celal ve Zihni Efendiler bulunacaktır. İnebolu şubesinden Mazhar ve Kastamonu Şubesinden Abdürrahim Efendilerin Zonguldak Şubesine tahvilleri icra ve tensip kılınmıştır. 111 İmkanların kısıtlı oluşu ve vasıflı insan bulunamaması o günlerin başlıca özelliğidir. Bu bakımdan personel alımında azami titizlik gösterilmekte ve mümkün olduğu kadar mevcut elemanlardan faydalanma yoluna gidilmektedir. Bu maksatla ikili görevlendirme yolu tercih edilmektedir.

Zonguldak Şubesi: İstikbal Harbi yıllarında Karadeniz bilhassa Batı Karadeniz kıyılarındaki şehir ve kasabalar oldukça önemli ve kritik bir konuma sahiptir. Bunlardan biri de şüphesiz Zonguldak'tır. İstanbul'dan gelen her türlü yardım ve insan mutlaka bu şehirlerden birinden geçerek İç Anadolu'ya yani Ankara'ya ulaşmaktadır. Bu bakımdan buralarda görevlendirilecek personele azami ölçüde dikkat edilmektedir. Nitekim MMV'ce Zonguldak THA'ya 3. Tümen 10,5'lik ağır topçu bataryasında görevli Üsteğmen Fazıl bin Osman tayin edilmiştir. Aynı olayla ilgili olarak Kastamonu ve Havalisi Komutanı'na Genelkurmay'dan 7 Temmuz 1921'de bir emrin yazıldığı görülmektedir. Bu emirde Fazıl bin Osman'ın tayinin uygun bulunduğu belirtildikten sonra bu gibi makamlara tayin edileceklere dikkat edilmesi gibi hususlar üzerinde durulmaktadır. 17 Ocak 1922 tarihinde Zonguldak şubesi kapatılarak evrak ve personeli Bolu'ya aktarılmıştır. 112

İstihbarat Çalışmaları veMM Grubu

Ankara'dan M. M.'e ve İstanbul'dan Ankara'ya telgrafla verilemeyen çok gizli haberler kurye ile iki yoldan gönderilmiştir. Meclisin açılmasından sonra M. M. ile hemen hemen aynı dönemde Milli Savunma Bakanlığı'na bağlı İnebolu İrtibat Zabitliği ve Mevki Kumandanlığı kurulmuş, bunlar, gelip gidenleri denetlemek, alınan haberleri Ankara'ya iletmek, gelen ulusçulara yolluk vermek ve olası düşman çıkarmasını önlemekle görevlendirilmiştir. 4 Mayıs 1921'de M. M. raporlarının Ankara'ya Merkez Kumandanlığı kanalıyla gönderilmesi, telgraf ile haber verme olanağı bulunamazsa, yazılı olarak raporun İnebolu İrtibat Zabitliği'ne gönderilmesi istenmiştir. Raporlar İnebolu'ya ve Genelkurmay Başkanlığı'na şifreli verilmiş, asılları doğrudan Fevzi Paşa'ya gönderilmiştir. 1922 başlarından itibaren ikinci yolun yani İzmit yolunun kullanılmaya başlandığı görülmektedir.113

Silah ve Cephane Sevkiyatı

Kastamonu vilayeti sahili Milli Mücadele'nin ikmal iskelelerini oluşturmuştur. İstanbul'da faaliyet gösteren gruplar tarafından114 sağlanan silahlar çeşitli vasıtalarla İnebolu, Cide, Bartın, Kozlu, Kilimli, Zonguldak, Ereğli ve Sinop limanlarına çıkartılarak, buralardan Cide-Kastamonu, Zonguldak-Ereğli-Bolu, İnebolu-Daday-Kastamonu, Sinop-Boyabat-Taşköprü-Kastamonu yollarını takiben Batı cephesine ve Ankara'ya ulaştırılıyordu.

İstanbul dışında çeşitli merkezlerden silah tüccarları vasıtasıyla alınan silah ve cephane de aynı yollarla taşınıyordu. Doğu cephesinde 1920 yılı sonunda savaşın bitmesi üzerine bir kısım silah ve cephane Erzurum-Trabzon yolu ile Batı Karadeniz limanlarına taşındı. Yine Rusya'dan sağlanan silahların bir kısmı İnebolu Limanından Batı cephesine ulaştırılmıştır.

Trabzon'dan gelecek silahların sevki için İnebolu-Sinop arasındaki küçük koylar kullanıldı. 1920­1921 kışında küçük balıkçı motorları Sinop-İnebolu arasındaki koylara çok sayıda silah ve cephane taşımışlardı.115

Sinop Mevki Komutanlığı'nın tespitlerine göre; şarktan gelecek cephane için bu bölgede iklim şartlarına uygun dört iskele bulunmaktaydı. Bunlardan birincisi Sinop limanı idi. Buraya çıkarılacak cephane Boyabat'a kadar yolların ve köprülerin bozuk olması sebebiyle mekkâre kolları ile taşınacak, Boyabat-Taşköprü arasında araba yolu bulunduğu için buradaki taşıma işleri Kastamonu'ya kadar arabalarla sağlanacaktı.

İkinci liman Sinop'un yedi mil batısındaki Taşyanağı iskelesi idi. Burası her türlü rüzgara karşı mahfuz olmakla birlikte, nadiren esen yıldız rüzgarları ve poyraza karşı mahfuz değildi. Buraya yapılması düşünülen iskele yaz aylarında kayıkların rahatça çalışmalarına elverişli olacaktı. Taşyanağı koyu, Sinop-Boyabat şosesine beş yüz metre mesafede idi. Bu beş yüz metrelik yol açılırsa kolaylıkla araba ulaşımı sağlanabilirdi. Mıntıka Komutanı'na göre; havaların iyi olduğu zamanlarda kayıklar bu kumsala rahatlıkla yaklaşmakta ve cephane indirebilmekteydi.

Üçüncü iskele Sinop'un doğusunda bulunan Gerze iskelesi idi. Buraya çıkarılan cephane ve silahlar, Gerze-Kabalı yoluyla Boyabat şosesini takiben Kastamonu'ya taşınmaktadır.

Dördüncü iskele Akliman'dır. Burası sevkıyata uygun olmamakla birlikte zor durumda kalan motorlar için cephane ve silah indirilecek yer olarak tespit edilmiştir.116

Bu dört koydan Taşnağı koyu Kastamonu Havalisi Komutanlığı tarafından en uygun koy olarak tespit edilerek, buradan sevkıyat yapılmasına izin verilmiş diğer koylar ise zaruret karşısında kullanılmıştır.

3 Aralık 1920 tarihli Milli Müdafaa Vekaleti Müsteşarı Kazım imzalı bir yazıda;117 Trabzon'dan gelecek olan motorlar için Sinop ile Amasya arasındaki küçük iskelelerin tespit edilerek, gelecek olan cephane ve silahların Ankara'ya sevkı için otuz arabalı nakliye kolu kurulması istenmektedir.

Bu yazı üzerine, Trabzon'dan gelecek büyük ve küçük motorlar için İnebolu-Sinop arasındaki bazı iskeleler belirlenmiştir. Bunlar; Çatalzeytin, Kulu, Kuga, Hacıvelioğlu, Abana, Eğlişi, Poyrazlar, Manastır, Evrusta, Ilıca, İsmail Reis ve Darphane iskeleleridir. Bu iskelelerin güvenliği için Darphane ve Evrusta'da birer karakol inşa edilmiş, İsmail Reis, Manastır, Eğlişi, Hacıvelioğlu ve Kulu'da karakol inşaatına başlanmıştır.

Çeşitli yollarla İnebolu ve civarına gelen cephanenin taşıma işlemi ilk zamanlarda Nokta Komutanlıkları vasıtasıyla yapılıyordu. Daha sonra işi Sevkıyat ve Nakliyat Umum Müdürlüğü'ne bağlı Menzil Mıntıka Teşkilatı kurularak, bu teşkilat taşıma işini sevk ve idare etmeye başladı.

Kastamonu Menzil Müfettişliği, nakliye işi için 63 subay, 316 askerliği ertelenmiş er ve 11 müteahhitle çalışmakta idi. İnebolu-Kastamonu-Çankırı-Ankara arasındaki taşımacılığı Menzil Müfettişliği 240 araba, 1505 mekkâre, 72 eşekle sağlıyordu.118

Sevkıyat ve Nakliyat Umum Müdürlüğü'ne bağlı olarak kurulan Menzil teşkilatı ise şu birimlerden oluşmaktadır; Kastamonu Menzil Mıntıka Müfettişliği, İnebolu Hat Komutanlığı, İnebolu, Ilgaz, Kastamonu nokta Komutanlıkları, İnebolu, Ilgaz, Kastamonu Erzak Ambarlıkları, İnebolu, Kastamonu Teçhizat Ambarı, İnebolu, Kastamonu Mühimmat Deposu, İnebolu Hizmet Kıtası, İnebolu Benzin Deposu, Kastamonu'da üç nakliye kolu, İnebolu Grubu Nakliye Kolu, Küre, Seydiler, Beşdeğirmenler, Ambarlı konaklama yerleri.119

Menzil Mıntıka Müfettişliği'nin Açıksöz Gazetesi'ne verdiği ihale ilanlarında taşıma ücretleri hakkında bir takım bilgiler bulunmaktadır. Bu ilanlardan birisi şu şekildedir;120

Menzil Mıntıka Müfettişliği'nden

1 Menzil emrinde çalışmak üzere müteahhit nakliye araba ve mekkâre kollarına mevsuf şerait ile ihtiyaç vardır.

2 İnebolu yolundan Ankara'ya kadar ve hatta değeri muvafık ücretle Ankara'dan avdette aynı mevaki nakliyeyi askeriyeyi ifa etmek üzere zirdeki cetvelde rayiç olunan miktar üzerinden taleplisi uhdesindedir.

Ankara'dan İnebolu'ya Kadar Mevki Beher Batman Kuruş Ankara'dan Çankırı'ya kadar " 20 Çankırı'dan Kastamonu'ya kadar " 20 Kastamonu'dan İnebolu'ya kadar " 20 Ankara'dan İnebolu'ya kadar " 60 İnebolu'dan Ankara'ya Mevki Beher Batman Kuruş İnebolu'dan Kastamonu'ya kadar " 30 Kastamonu'dan Çankırı'ya kadar " 30 Çankırı'dan Ankara'ya kadar " 40 İnebolu'dan Ankara'ya kadar " 100 Kastamonu'dan Ankara'ya kadar " 65

İlanda ayrıca şartları kabul olunanların 8 Mayıs 1921 tarihinden itibaren sözleşme imzalayarak nakliye işine başlayacakları belirtilmektedir.
Menzil Mıntıka Müfettişliği tarafından benzer ilanlar arasında yer alan başka bir ilanda ise taşıma ücretleri şu şekilde sıralanmaktadır: 121

İnebolu'dan Ankara'ya Mevki Beher Batman Kuruş İnebolu'dan Ankara'ya " 120 İnebolu'dan Kastamonu'ya " 35 Kastamonu'dan Ankara'ya " 75 Kastamonu'dan Çankırı'ya " 35 Çankırı'dan Ankara'ya " 40 Ankara'dan İnebolu'ya Mevki Beher Batman Kuruş Ankara'dan İnebolu'ya " 80 Ankara'dan Çankırı'ya " 30 Çankırı'dan Kastamonu'ya " 25 Kastamonu'dan İnebolu " 25 Ankara'dan Kastamonu'ya " 55

Bu ilanlarda dikkati çeken nokta çok kısa aralıklarla taşıma fiyatlarının değişimi ve Ankara yönüne yapılan taşımaların pahallı olmasına karşılık, Ankara'dan İnebolu yönüne yapılan taşımaların ucuzluğudur. Bu fiyat bize taşınacak malların hangi tarafa daha fazla yöneldiğini gösterdiği gibi, doğal şartlarında taşımada etkili bir faktör olduğunu ifade etmektedir.

3 Temmuz 1921 tarihli Açık Söz gazetesine göre; Menzil Mıntıka Müfettişliği menzildeki müteahhit kollarının Şubat 1922 tarihine kadar yapacakları nakliyat için ödenecek nakliye ücretlerini yeniden tespit etmiştir. Buna göre;

Mevki Kuruş

İnebolu'dan Kastamonu'ya 29 Kastamonu'dan Çankırı'ya 37 Çankırı'dan Ankara'ya 33 İnebolu'dan Çankırı'ya 70 İnebolu'dan Ankara'ya 100
1921-1922 Kış aylarında taşımacılık hizmetlerinin artması üzerine Menzil Mıntıka Müfettişliklerinin sıkıntılı günler yaşadıkları, bu nedenle taşıma işi için cephe gerisinde bulunan efrattan faydalanma çareleri düşünülmüştür. Bu tür efrat askerlikten tecil edilerek taşıma işinde kullanılmaya başlanmıştır.

6 Mart 1922 tarihli bir gazete haberinde ise vesait-i nakliye tedarik ederek müracaatta bulunanların askerliklerinin ertelendiği belirtilmektedir.122

Batı Karadeniz Bölgesi'nde Kurulan Dernekler ve Faaliyetleri

A. İnebolu Gençler Mahfeli

Mütarekenin etkilerinden en fazla rahatsız olan kazalardan biri olan İnebolu kazası ve halkı, gayrimüslimlerin faaliyetlerini de göz önünde bulundurarak teşkilatlanmaya karar yerdiler. 27 Temmuz 1919'da İnebolu'da kurulan "İnebolu Gençler Mahfeli" çeşitli alanlarda gençleri aydınlatmak için kurulmuş bir dernektir.123

Eski İttihat ve Terakki Fırkası binasında faaliyete başlayan mahfel milli davanın halka anlatılmasında önemli görevler üstlendi. İnebolu gençlerini aynı çatı altında toplayan mahfel, gençlerin düşman saldırılarına karşı eğitimli olmaları amacı ile Yüzbaşı Osman Nuri Bey'in idaresinde talime başladı. Osman Nuri Bey gençleri Yıldırım ve Turan takımı adı ile ikiye ayırarak, milli savunma eğitimi yaptırdı.

İnebolu'nun milli hükümetin kapısı durumuna gelmesi, Gençler Mahfeli'nin önemini de artırdı. Anadolu'ya gelen ayrılanlar mahfelde misafir edildi. Mahfel bu karşılama törenleri dışında yol yapımı, malzeme taşınması gibi işleri de üyeleri vasıtasıyla gerçekleştirdi.124 Milli heyecanın doruk noktasına ulaştığı günlerde çeşitli şenlikler düzenleyen Gençler Mahfeli, Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti İnebolu Şubesi ile ortaklaşa çalıştı.125 Zamanla mahfelin kuruluşunda etkin olan gençlerin askere alınmalarıyla etkisi azalan mahfel126 bölgede Kastamonu merkez, Çankırı ve Çerkeş'te kurulan Gençlik Kulüplerinin öncüsü oldu.

B. Kastamonu Gençler Kulübü

Kuruluş tarihi 24 Ocak 1920 yılıdır.127 Kulüp nizamnamesi yirmi maddeden meydana gelmektedir. Birinci madde de kulübün kuruluş tarihi ve ismi yer almaktadır. İkinci madde de kulübün amaçları, üçüncü madde de hiçbir siyasi teşekkül ve cemiyetle ilişkisi olmadığını, dördüncü madde de ise üye olacakların vasıfları yer almaktadır. Beşinci maddeden yirminci maddeye kadar olan kısım teşkilat adı altında toplanarak, üye seçimi, aidat, yönetim kurulu seçimi ve çalışma şeklini ayrıntılı bir şekilde ortaya koymaktadır.
Şubat 1920'de yapılan seçimlerde kulüp idare heyeti oluşturuldu. Buna göre; Müdür, Sağlık Müdürü Dr. Ferruh Niyazi Bey, üyeler ise Polis müdürü Halil, Sultani Edebiyat Öğretmeni Talat, Muhasip ve Veznedar Kırımlı Tahsin, Katip Komiser Muavini İhsan Beylerden oluşmakta idi.128

Kulübün 7 Şubat 1920'de faaliyete başladığı ve ilk toplantısının yapıldığı Dar'ül-kura Medresesi'nin üst katında bir oda idi.129 Muhtemelen Haziran 1922 tarihine kadar burada faaliyet gösteren kulüp üyelerinin askere alınması ile faaliyetlerinin azalması üzerine binası İstiklal Mahkemesi'ne tahsis edilmişti.

1922 yılı Ağustos ayına kadar faaliyette bulunan kulübün bu tarihte yapılan toplantı sonunda adı değiştirilerek "Memleket Yurdu"na çevrilmiştir. 130 Memleket Yurdu yeni bir nizamname hazırlayarak, yeniden teşkilatlandı. Gençler Kulübü nizamnamesinde yer alan "Gençler arasında tesanüt ve uhuvveti tesis ve temin ile terbiye-i içtimaiyenin esasat-ı diniye, ahlakiye, milliye dairesinde tali ve tekamülüne ve memleketin maddi ve manevi her türlü asri ihtiyacını temine çalışmaktır" şeklinde ifade edilen gaye bölümü Memleket Yurdu nizamnamesinde; "Halkın iktisaden terakkisi, fikren tealisi, memleketin madden umranıdır. Yurt işbu gayelere vusul için şirketler tesisine, milli ticaret ve milli sanayiinin inkişafına çalışmak ve konferanslar tertip, serbest dersler, çırak dershaneleri kuşat edecek ve memleketin imarına ait her türlü teşebbüs de zahir olacaktır"131 şeklinde değiştirilmiştir.

Kulübün Faaliyetleri

Kulüp, Kastamonu'da bulunan memur ve halktan pek çok genç aydını çatısı altında toplamıştı. Kulüp aydınların toplanıp, sohbet ettikleri bir yer haline geldi. Üyelerin pek çoğunun katılımı ile her gece düzenlenen bu toplantılara mülki amirler ve İstiklal Mahkemesi üyeleri de katılmakta idi.132

Bu olağan akşam sohbetleri dışında tespitlerimize göre; kulüp çeşitli sosyal amaçlı toplantılar da düzenlemiştir. Bu toplantılardan bir kısmı çeşitli konularda halkı aydınlatma amacı güderken, bir kısmı da milli davaya maddi yardım toplama amacı ile tertiplenmişti. Halkın aydınlanması amacı ile yapılan konferanslar genellikle Mektep-i Sultani salonunda düzenleniyordu. Bu toplantılara konuşmacı olarak, İstiklal Mahkemesi başkanı Necati Bey,133 İstiklal Mahkemesi üyelerinden Tevfik Rüştü (Aras), Hamdi, Neşet134 ulemadan Baha Said135 İstinaf Mahkemesi üyesi Medeni Beyle,136 Kastamonu'ya gelen çeşitli yazar ve devlet adamları katılmakta idi.

Milli davaya maddi destek sağlamak amacı ile kulüp tarafından konserler düzenlenmiştir. Azerbaycanlı Hafız İsmail Hakkı Bey, Ali Dede Süleyman Sani, Mehmet Ömer, Zühtü, Kadir Bey ve sair bazı musiki şinasların katıldığı konserlerin geliri Müdafaa-i Hukuk Cemiyetine teslim edilmiştir.137

Yine bu tür faaliyetlerden olmak üzere, kulüp üyeleri yerli kumaş giyme,138 kimsesiz çocukları sünnet ettirme139 ve kulübü okuma salonu haline getirmek için kitap toplama kampanyası140 gibi girişimlerde bulunmuşlardır.

Üyelerinin genç aydınlardan oluşması ile vilayetin çeşitli yerlerinde açık bulunan kaymakamlık kadrolarına ve devlet memurluklarına gönüllü olarak atandılar.

Safranbolu olayları sırasında kulüp üyelerinden oluşturulan propaganda grupları bölgeye giderek karşı-propagandalarla halkın teskin edilmesinde aktif olarak görev aldılar. 141

C. Çankırı ve Çerkeş Gençler Mahfeli

5 Temmuz 1920'de Çankırı'da, 12 temmuz 1920'de ise Çerkeş'te "Gençler Mahfeli"142 adıyla dernekler kuruldu. Bu iki kuruluş Kastamonu ve İnebolu'da kurulan gençlik derneklerine benzemekle birlikte aralarında teşkilat bakımından bir bağlantı bulunmamaktadır. Kastamonu vilayeti içerisinde kurulan bu dört gençlik derneği birbirlerinden bağımsızdılar. Her ne kadar İnebolu ve Kastamonu gençlik dernekleri nizamnamelerinde şube açılabileceği yolunda kayıtlar bulunmasına rağmen şube-merkez ilişkisine rastlanmamaktadır.

Gerek Peker, gerekse Açıksözcü Çankırı ve Çerkeş'te kurulan derneklerden söz ederken Açık Söz kolleksiyonlarından faydalanmışlardır. Verdikleri kuruş tarihleri de Açık Söz gazetesinin "mahfillerin açılışı" haberi ile aynı tarihlidir. Gazetede derneklerin kurucuları ve üyeleri hakkında bilgiye yer verilmediği için kuruculardan ve yöneticilerden söz edilmemektedir.

Bu derneklerin faaliyetleri ile ilgili olarak Müdafaa-i Hukukların çalışmalarına yardımcı olmaları dışında fazla bir bilgiye sahip değiliz. Bildiğimiz kadarı ile Çankırı Gençler Mahfili'nin musiki ve idman olmak üzere iki şubesi vardı. 143

D. Hilal-i Ahmer Cemiyeti

Kuruluşu Balkan savaşlarına dayanan cemiyetin, İstanbul'un işgalinden sonra Anadolu'da yeniden teşkilatlandığı görülür.144

Anadolu Murahhaslığına bağlı olarak Kastamonu'da şube açılması girişimi 26 Ocak 1921'de başlamıştır.145 Bu tarihte Mektep-i Sultani salonunda ilk toplantı yapılmıştır. Toplantıya katılanlara cemiyetin önemi ve faydaları konusunda Reşit, Refik Şevket, Enver ve Binbaşı Rıza beyler tarafından aydınlatıcı bilgiler verildikten sonra gizli oylama ile Kastamonu Hilal-i Ahmer kurucu "heyet-i merkeziye" seçildi.146 29 Ocak 1921'de heyet-i merkeziye kendi aralarında bir heyet-i idare oluşturdular.147 Heyet-i idarenin fahri başkanlığına Muhittin Paşa seçildi. İkinci başkanlığa Sıhhiye Müdürü Ali Kemal Bey, Umumi Katiplğe Operatör Cemil Bey, Veznedarlığa Hacı Necip Bey, Veznedar yardımcılığına Numan Bey seçilmişti.

Cemiyet bir taraftan Batı Karadeniz bölgesinde teşkilatlanırken diğer yandan da çeşitli yardım kampanyaları düzenlemeye başladı. Nisan 1921'e kadar, kısa bir zamanda 3000 lira toplayarak Merkez-i Umumiye gönderdi.148 Cemiyet kuruluşundan itibaren Safranbolu, Tosya, Araç'ta şubeler açarak 17 Şubat 1921 tarihine kadar Safranbolu şubesi 3000 lira toplayarak Kastamonu merkez şubesine gönderdi.149 Mart ve Nisan aylarında diğer kaza merkezlerinde de şubeler açan cemiyet, kampanyalarını sinema gösterileri ve sergilerle yürütmeye devam etti. 150

Kuruluşla birlikte, cemiyete bağlı kadın kolu oluşturma girişimleri de başladı. Bu konuda ilk resmi çalışma Mart 1921'de başlamıştır. Kastamonu ve Havalisi komutanı Muhittin Paşa'nın hanımı tarafından başlatılan çalışma, 21 Nisan 1921'de noktalanarak Hilal-i Ahmer kadınlar kolu oluşturuldu.151

Heyet-i idareye reis olarak; Muhittin Paşanın eşi, ikinci başkanlığa Çelebi Efendi'nin eşi, veznedarlığa İzbelizade Hafız hanım, katipliğe Operatör Cemil Şerif Bey'in hanımı seçilerek çalışmalara başlamışlardır.

Kadınlar kolunun ilk faaliyeti 29 Nisan 1921'de Mektep-i Sultanı salonunda düzenlenen konser oldu. Bu konserden elde edilen gelir, Hilal-i Ahmer'e verildi.152

Kadınlar kolu da tıpkı erkekler gibi kazalar dahilinde şubeler açmaya çalıştı. Bu şubeler vasıtasıyla elde edilen gelirler Kastamonu merkez Hilal-i Ahmer'inde toplandı.153

İkinci kongresini 28 Şubat 1922 de yapan Hilal-i Ahmer Cemiyeti Kastamonu şubesi,154 üçüncü kongresi 1923'te yaparak155 başkanlığa Vali Süleyman Nuri Bey getirilmişti.

Cemiyet yardım kampanyaları dışında da faaliyetlerde bulundu. Bunlardan biri Cide'de meydana gelen kıtlık dolayısı ile bu şubenin 1921'de topladığı yardımlar, buradaki ihtiyaç sahiplerine verildi. Ayrıca Kastamonu merkez şubesinden zaman zaman buraya yiyecek yardımları da yapıldı.156 Cemiyet 1921'de Sakarya Savaşı sırasında Kastamonu'da 700 yataklı bir hastane kurarak, savaşta yaralananları tedavi ettirdi.157

E. Muallimler Cemiyeti

Cemiyet 25 Kasım 1919 tarihinde kurulmuştur.158 Açık Söz gazetesinde yayınlanan nizamnamesine göre; cemiyetin bütün vilayete şamil olacağı belirtilmektedir. Nizamnamenin gayeler bölümünde belirtildiği gibi cemiyet bir meslek teşekkülü olarak; öğretmenlik mesleğinin öğreticilik ve eğitim uzvundan faydalanarak, hitap ettiği toplumu belli gayeler içerisinde eğiterek, sosyal bir hedefe ulaşmaya çalışmakta idi.

Cemiyetin idare heyeti; Mektep-i Sultani Müdürü Mehmet Behçet, Darülmuallimin Müdürü Remzi, Medrese Müdürü Zühtü, Sultani öğretmenlerinden Talat ve Hayrettin beylerden oluşmakta idi.

Cemiyetin faaliyete başladığı bina, tekke altında eski bir oteldi. İki katlı olan bu binanın alt katı cemiyet gazinosu, üst katı ise heyet-i idare salonu ve çırak dershanesi olarak düzenlenmişti.159

Cemiyet ilk faaliyet olarak esnaf ve sanatkar çıraklarına gece dersleri verdi. Bu gece derslerinde cemiyet tarafından tespit edilen öğretmenler görev aldı.160 Yine cemiyetin ilk faaliyetleri arasında gelir temin etmek amacı ile düzenlenmiş sinema gösterileri de yer almaktadır.161 Bu tür faaliyetlerini Milli Mücadele süresince devam ettiren cemiyet, Hilal-i Ahmer Cemiyeti ile beraber bazı yardım kampanyalarında da bulundu.162

Cemiyetin amaçları arasında belirtilen halkı aydınlatma amacı ile toplantı düzenleme işini de zaman zaman gerçekleştirdiği bilinmektedir.163 Cemiyet daha sonra Ankara'da faaliyete başlayan "Muallimler Cemiyeti" ile birleşmiştir.

F. Safranbolu Muin-i Maarif Cemiyeti

14 Mart 1920 tarihli Açık Söz gazetesinde nizamnamesi yayınlanan164 cemiyetin kuruluş tarihi 23 Ocak 1920 yılıdır. Kastamonu Muallimler Cemiyeti'nden bağımsız olarak kurulan cemiyetin kurucusu Eczacı Hidayet Bedir. Kurucular arasında İhtiyat zabiti Mehmet Hilmi, İdadi Müdürü Ali Hilmi isimleri de bulunmaktadır.165

Nizamnameden anlaşıldığına göre, cemiyet, okul çağındaki kimsesiz çocukların okumalarını sağlayacaktı. Maarifin daha iyi işlemesi için bu imkansızlıklar içinde bulunan çocuklara maddi ve manevi yardımlar sağlamayı planlamakta idi.

G. İhtiyat Zabitleri Cemiyeti

Kastamonu İhtiyat Zabitleri Cemiyeti, 23 Eylül 1920 tarihinde Açık Söz gazetesi idarehanesinde kurulmuştur.166 Cemiyetin amacı ihtiyat zabitlerinin hukuki ve idari haklarının korunmasını sağlamaktı. Bu haliyle cemiyet tamamen mesleki bir dayanışma örgütü görüntüsünde idi.

Yirmi üç maddeden oluşan cemiyet nizamnamesinde, cemiyetin işleyişi, üye ve idare heyeti seçimleri, gelirleri ve harcamalarının nasıl yapılacağı tespit edilmiştir.167 Nizamname üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde cemiyetin kuruluş maksadı, ikinci bölümde teşkilat yapısı, üçüncü bölümde ise idare heyetinin seçimi ve vazifeleri belirtilmektedir.

Cemiyetin akıbeti ve faaliyetleri hakkında fazla bilgi bulunmamakla birlikte, cemiyet muhtemelen Kastamonu Gençler Kulübü ile birleşmişti. Açık Söz gazetesini çıkaranlar arasında ve Gençler Kulübü üyeleri arasında çok sayıda ihtiyat zabiti bulunması bu ihtimali doğrulamaktadır.

H. Kastamonu İlim Derneği

Dernek bölgenin tarihi, coğrafi, iktisadi, sıhhi, içtimai ve zirai meselelerini tetkik etmek üzere öğretmeler tarafından kurulmuştur.168

Derneğin kuruluş çalışmalarını 8 Mayıs 1922 tarihinde Muallimler Cemiyeti merkezinde yapılan toplantılarla gerçekleştirdi. Bu toplantılarda alınan kararlara göre; dernek başkanlığına Vali Rafet Bey getirildi. Üyeler ise Belediye Başkanı Fazıl Berki, Trabzon milletvekili ve İstiklal Mahkemesi üyesi Benizade Hamdi Beylerdi. Toplantılarda alınan kararlar gereği, cemiyet nizamnamesinin hazırlanması için, Benizade Hamdi, Sıhhiye Müdürü Talat Beyle Açık Söz gazetesi yazarlarından Davavekili Abdulahat Nuri ve İsmail Hakkı (Uzunçarşılı) görevlendirildi.169

Derneğin kurucu üyeleri arasında yer alan İsmail Hakkı Uzunçarşılı Açık Söz'de yayınladığı makalede170 bölge tarihinin ve coğrafyasını araştırılmasının üzerinde durarak, vilayet salnamelerine ve tarihimize geçecek yanlış bilgilerin bu vasıta ile önleneceğini ileri sürmektedir.

Bölge tarihinin araştırılması konusunda İlim Derneğinin amacına uygun olarak İsmail Hakkı Uzunçarşılı bölge tarihi ile ilgili yerel basında seri makaleler yayınlamaya başladı. Daha sonra derneğin faaliyetlerine katkıda bulunmak için bölgede yaptığı gezileri de yazı dizisi olarak yayınlayan Uzunçarşılı, devrin ve bölge tarihinin aydınlnmasına katkıda bulunmuştur.

3 Temmuz 1922'de kurucu üyeler bir araya gelerek "heyet-i idare" ve "üç ilim encümeni" üyelerini seçtiler. Sekiz kişiden oluşan heyet-i idare üyeleri arasında şu isimler bulunuyordu; Vali Rafet Bey, Maarif Müdürü Sadık Bey, Açık Söz Gazetesi Müdürü Hüsnü Bey, Sanayi Müdürü Talat Bey, Sıhhiye Müdürü Ali Kemal Bey, Sultani Müdürü Şükrü Bey, Çoruhluzade Hilmi, Davavekili Abdulahat Nuri Bey.

5-8 Temmuz 1922'de Açık Söz gazetesinde yayınlanan İlim Derneği nizamnamesi otu üç maddeden oluşmakta idi. Bu otuz üç madde altı bölümde toplanmıştı. Birinci bölümde derneğin amacı, "Kastamonu vilayetinin ahval-i tarihe ve coğrafya ve ahval-i içtimaisini"171 araştırarak ortaya çıkarmak, bu konularda eserler vücuda getirerek milli benliğin ve medeniyetin gelişmesine katkıda bulunmak şeklinde ifade edilmektedir. İkinci bölümde "Teşkilat ve Aza" başlığı altında "aza-faale" "maarif" ve "fahri" olmak üzere üç nevi üye bulunacağı belirtilmektedir. Üçüncü bölümde "heyet-i Umumiye" başlığı altında umumi heyetin yetki ve çalışması ayrıntılı olarak ortaya konmaktadır. Dördüncü bölüm "Heyet-i İdare"nin seçilme, çalışma ve denetimini tanzim etmektedir. Beşinci bölümde "Encümenler ve Heyet-i Merkeziye" başlığı altında kurulan "tarihi, coğrafi, içtimai" üç komisyonun çalışması, üye sayısı, yeni komisyonlar kurulması şartlarını içermektedir. Altıncı bölüm, cemiyete bağlı şubeler kurulması, çalışmaları ve denetlenmesini içeren maddelerden oluşuyordu.

Dernek faaliyetlerini vali Rafet Beyin Adana'ya tayin olmasına kadar sürdürdü.172 Derneğin en önemli katkısı bu dönemde Kastamonu basınında bölge tarihi ve coğrafyası üzerine yapılan yayınların artmasıdır.
Kastamonu İlim Derneği ile aynı amacı paylaşan başka bir dernek ise "Bartın İlim ve İrfan Derneği"dir. Maarifi yükselme amacı ile kurulduğu belirtilen derneğin fahri başkanı vali Cemal Bey'di.173

I. Himaye-i Etfal Cemiyeti

I. Dünya Savaşı ve arkasından devam eden Milli Mücadele pek çok insanın cephelerde şehit olması ile geride kalan yetimlerin bakım ve barınmalarını gündeme getirmişti. Kastamonu ve civarının savaşlarda en fazla şehit veren iller arasında yer alması, yetimlerin bakım ve barındırılması için yardımseverleri harekete geçirmek amacı ile cemiyetin Ankara merkeze bağlı olarak 19 Şubat 1922 tarihinde Kastamonu şubesi açılmıştır.174

Kastamonu şubesinin açılmasına önayak olan Kastamonu İstiklal Mahkemesi başkanı Necati Bey'dir. Necati Bey aynı zamanda Ankara merkez şubenin de kurucu üyeleri arasında yer almaktadır.

Cemiyet yardım cemiyeti özelliği taşıması dolayısıyla halkın konu üzerindeki hassasiyet ve dikkatini çekmek üzere her konuda olduğu gibi bu konuda da Açık Söz gazetesi ile işbirliği içinde gazetede 17 Şubat 1922 tarihinde bir başmakale ile cemiyetin önemini dile getirdi.175 Gazete 18 Şubat 1922 tarihli nüshasında da Umumi nizamnameden bazı alıntılar yaparak, önemli noktaları vurgulamaya çalıştı. Bu tanıtım yazılarından sonra 19 Şubat tarihinde cemiyet kurularak çalışmalarına başladı.

20 Şubat 1922 tarihinde belediye binasında İstiklal Mahkemesi başkanı Necati Beyin başkanlığında bir araya gelen kurucu üyeler, şubenin yürütme organı olan "heyet-i idare"yi seçtiler.176 Buna göre, başkanlığa Şeyh Ziya Efendi, ikinci başkanlığa, Doktor Fazıl Berki Bey, katipliğe; Ali Emin Şefik Bey, veznedarlığa; Ali Çavuş zade Gökmen Bey, muhasipliğe ise Açık Söz gazetesi müdürü Hüsnü Bey seçildi.

Şubenin faaliyetleri arasında kimsesiz çocukları sünnet için düğün düzenlemek,177 yardım kampanyaları düzenleyerek organize etmek,178 gibi faaliyetler bulunmaktadır. Yine şehirde yetim çocuklar için yetimhane açılması için çalışmalarda bulunulmuştur.179

İ. İçki ile Mücadele Cemiyeti

Cemiyet vali Cemal Bey tarafından Nisan 1920 yılı başlarında kurulmuştur. Cemal Beye göre, böyle bir cemiyetin kurulması bir taraftan Rum ve Ermenilere gidecek olan içki parasını önlemek, diğer yandan toplum içerisinde sarhoşluktan dolayı çıkabilecek karışıklığı önlemek ve muhafazakar halkın Milli Mücadeleye daha gönülden katılmasını sağlamaktı.180

Açık Söz gazetesinin 11 Nisan 1920 tarihli nüshasında yayınlanan, cemiyet nizamnamesine göre; vilayette valinin sancak, kaza ve nahiyelerde idare amirlerinin başkanlığında üç kişiden oluşan kurullar vasıtasıyla mıntıkalarındaki içki satan yerleri kapatacaklardı. İçki satmakta ısrarlı kişilerle, içki içerek sarhoş olanlar polis ve jandarmaya teslim olunacaktı.181 Cemal Bey bunlara ceza verilmesi konusunda da yetkisini kullanarak, içki içenlere yüz sopa cezası verilmesini, bu suçu tekrarlayanların vilayet haricine sürülmesini emretmişti. Jandarma ve polis tarafından ele geçirilen içki ve hammaddesinin imhasını istedi. Daha sonra "men-i müskirat" kanunu TBMM'sinden çıkarak Kastamonu'da başlatılmış olan uygulamanın tüm yurda yayıldığı görülür. Cemiyet ayrıca içkinin kötülüklerini halka anlatmak amacı ile çeşitli konferanslar düzenlemiştir. Açık Söz gazetesi de içki aleyhindeki yazıları ile cemiyeti desteklemiştir.182

J. Cide Evlendirme Cemiyeti

Cemiyetin kurulma amacı, ilçede çok sayıda dul kadının açıkta, geçim sıkıntısı ile başbaşa kalmasıdır. Ayrıca ilçede bütün Anadolu'da olduğu gibi gelenekler dolayısıyla evlenmek zordur. Cide erkeklerinin maden ve denizcilik gibi işlerde çalışmaları ve savaşlarda verilen kayıplar dolayısıyla Cide ileri gelenleri böyle bir derneğin kurulmasına öncülük etmişlerdi.183

Cemiyet hükümet ve hayırsever zenginlerden aldığı yardımlarla bir evlilik kampanyası başlatmıştı. Bu kampanyalarda Cide'ye bağlı İlyasbey'de 28, Horsa'da 38, Baltacı'da 25, Güble'de 23, Tırfor'da 28 kız ve dul evlendirilmişti.184

K. Himaye-i Ahlak Cemiyeti

Cemieyet Kastamonu merkezinde 6 Eylül 1920'de kurulmuştu. Gayesi ise fuhuşla mücadele idi. Cemiyet bu gaye için konferanslar vermekte ve yerel basında makaleler yayınlanmasını sağlamakta idi. 185

L. İslam Kadınları Çalıştırma Yuvası

Kadınları Çalıştırma Derneği kimsesiz ve bilgisiz kadınlara iş sağlamak amacı ile kurulmuştu. Bu amaçla her hafta pazartesi günleri şehrin ileri gelen aydın hanımları tarafından hayat ve yurt bilgisi dersleri veriliyordu.186

Açık Söz gazetesi koleksiyonlarında ise cemiyetle ilgili ilk bilgi 12 Eylül 1920 tarihini taşımaktadır. Söz konusu haberde, Ekim ayı içerisinde "İslam Kadınları Çalıştırma Yuvası" adında bir derneğin "İstinaf müdde-i Umumisi Hasan ve Telgraf başmüdürü Enver beylerin hanımları" tarafından kurulmasına çalışıldığı yazılıdır. Habere göre; Dernek biçki, dikiş ve nakış işleri öğretecek, böylece Türk kadınının kendi işlerini kendisinin yapması sağlanacaktı.187 Yine Açık Söz gazetesi 9 Kasım 1920 tarihli nüshasında, "Reji müdürü Ömer Beyin kerimeleri hanımefendi" tarafından bir hafta önce "İslam Kadınları Çalıştırma Derneği" adıyla bir derneğin açıldığını yazmaktadır.188

Batı Karedeniz Bölgesi Milli Mücadele tarihimiz açısından önemli bir yere sahiptir. Bu önemini en fazla silah ve cephane taşımacılığı göstermiş olmasına rağmen, dernekleşme, istihbarat ve askeri teşkilatlanma açılarında da bölge son derece önem kazanmıştır. Bölgede kurulmuş olan çeşitli dernekler, Milli Mücadele süresince bölge insanının sivil toplum örgütlenmesine verdiği önemi göstermesi yanında, devlet-toplum bütünleşmesi ile toplumun çeşitli sorunlarına kendi aralarında teşkilatlanarak nasıl çözümler ürettiklerini göstermesi açısından da önemlidir.

Savaş ve askeri teşkilatlanma dediğimizde aklımıza gelen en önemli nokta savaşın yürütüldüğü cephelerdir. Milli Mücadele tarihimiz açısından bu yön sürekli olarak vurgulanan bir noktayı teşkil etmesine karşılık, Batı Karadeniz bölgesindeki askeri teşkilatlanma bize cephe kadar cephe gerisinin de askeri teşkilatlanma açısından önemli olduğunu göstermektedir. Gerek askeri istihbarat örgütlenmesi gerekse bölge güvenliği açısından meydana getirilen askeri yapılanma kurtuluş mücadelemizin cephe gerisinin yansıtması açısından da önem arz ettiğini göstermektedir.

1 İbrahim Bey (İbrahim Hakkı Aktan) 1878 yılında Yanya'da doğmuş, 1903'de Mülkiyeyi bitirdikten sonra çeşitli kaymakamlık ve mutasarrıflık görevlerinde bulunmuş, 1918'de Balıkesir Mutasarrıfı iken Kastamonu Valiliği'ne atanmıştır. Kamil Erdeha; Milli Mücadelede Vilayetler ve Valiler, İstanbul 1975, s. 210.
2 Nurettin Peker, 1918-1923 İstiklal Savaşının Vesika ve Resimleri, İnönü, Sakarya ve Dumlupınar Zaferlerini Sağlayan İnebolu ve Kastamonu Havalisi, İstanbul 1955, s. 26-28.
3 Refik Halit Karay; Minelbab İlelmihrab, İstanbul 1964 s. 173-174.
4 Sinop olayı için bkz. Sinop Mektupçusu Hüseyin Hilmi(Uluğ)'nin Nurettin Peker'e gönderdiği olayla ilgili hatıraları. Nurettin Peker; a.g.e., s. 50-61.
5 Ali Fuat Cebesoy; Milli Mücadele Hatıraları, İstanbul 1953, s. 125, 135 140.
6 Atatürk, Nutuk, C. I, s. 163-168.
7 Atatürk, a.g.e., s. 139; Nurettin Peker; a.g.e., s. 96-97.
8 Ali Sarıkoyuncu; Milli Mücadelede Zonguldak ve Havalisi, Ankara 1992. s. 113.
9 Sarıkoyuncu, a.g.e., 114.
10 Sarıkoyuncu; a.g.e., s. 144-115.
11 Hüsnü Açıksözcü; İstiklal Harbinde Kastamonu, Kastamonu 1933, s. 6-7.
12 Nurettin Peker; a.g.e., s. 18-21, 34-35.
13 Nurettin Peker; a.g.e., s. 18.
14 Nurettin Peker, a.g.e., s. 246-247.
15 Hüsnü Açıksöcü; a.g.e. S. 10; Aziz Demircioğlu, 100 Yıllık Kastamonu Basını 1872-1972, s. 58-60 Nurettin Peker; a.g.e. S. 31-32.
16 Nurettin Peker; a.g.e. s. 30-31.
17 Hüsnü Açıksöz; a.g.e., s. 10-11; Aziz Demircioğlu; a.g.e., s. 63.
18 Gazeteyi liseyi yeni bitiren Hüsnü Açıksöz, Hamdi Çelen, Tatlı zade Emin Bey çıkaracaklardır. Hüsnü Açıksözcü; a.g.e., s. 10-11; Aziz Demircioğlu; a.g.e., s. 63.
19 Mektep-i Sultanide görev yapan öğretmenler şunlardı; Mehmet Behçet(Müdür) Ahmet Şükrü(Behçet Beyden sonra müdürlüğü yürütecektir), Ahmet Talat, İsmail Hakkı, Rasim Bey, Tevfik Bey, Behçet Bey, Hilmi Bey, Naci Bey, Esat Bey, Ahmet Zeki Bey, Fevzi Bey, Cevdet Bey, Cevdet Salih, Sabri, Abdulbahaeddin, Kazım Beyler; Açık Söz; 19 Teşrinisani 1339, 20 Kanunusani 1339.
20 Açık Söz; 27 Eylül 1335.
21 Açık Söz; 2 Teşrini evvel 1335.
22 Açık Söz 2 Mayıs 1336.
23 Faik Reşit Unat; "Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin Kuruluşuna Ait Vesikalar" Tarih Vesikaları; CI, S. 1 Haziran 1941, s. 3-9; Açık Söz; Müdafaa-i Hukuk seçimleri, 26 Mart 1339, 27, 28, 29, 30 Mart 1339.
24 Kastamonu merkezi mıntıkalarından Müdafaa-i Hukuk Cemiyetine seçilenlerin isimleri için, Rahmi Çiçek; Milli Mücadelede Kastamonu, (Yayınlamamış Doktora tezi) Ankara 1991, s. 87.
25 Açık Söz; 15 Mart 1339.
26 Cumhurbaşkanlığı Arşivi; A. III-3, D. 14, F. 56-1; Ayrıca Unat; AGM, s. 161-170.
27 Peker, a.g.e., 94.
28 Hüsnü Açıksözcü; a.g.e., s. 20-23, 61.
29 Miting programı ve mitingde yapılan konuşmalarla ilgili olarak bkz. Çiçek, a.g.e., 90-91.
30 "İzmir Muhtacinine Yardım", Açık Söz; 21 Kanun-u evvel 1335.
31 Açık Söz; 19 Teşrin-i evvel 1335.
32 Ali Sarıkoyuncu; a.g.e., s. 111-112.
33 Ali Sarıkoyuncu; a.g.e., s. 115-118.
34 Ali Sarıkoyuncu, a.g.e. s. 116-118.
35 Ali Sarıkoyuncu, a.g.e., s. 119-123.
36 Ali Sarıkoyuncu; a.g.e., s. 123-126.
37 Ali Sarıkoyuncu; a.g.e. s. 127-129.
38 Ali Sarıkoyuncu; a.g.e. s. 131-132.
39 ATASE Arşivi; KL. 952, D. 17, F. 28.
40 ATASE Arşivi, KL. 601, D. 17, F. 31.
41 ATASE Arşivi; KL. 1017, D. 23, F. 8; Muhittin Paşa'nın görev yaptığı tarihler için bkz. Açık Söz; 28 Teşrin-i evvel 1337.
42 ATASE Arşivi; KL. 954, D. 11, F. 1.
43 TBMM Zabıt Ceridesi; C. V, s. 287.
44 ATASE Arşivi; KL. 953, D. 9, F. 31.
45 ATASE Arşivi; KL. 953, D. 9, F. 31-12.
46 Nurettin Peker; a.g.e., s. 418.
47 ATASE Arşivi; KL. 953, D. 9, F. 25.
48 ATASE Arşivi; KL. 1488, D. 17, F. 1-3.
49 T. İ. H. İdari Faaliyetler; S. 389; Çizelge: 6-7.
50 ATASE Arşivi; KL. 601, D. 3, F. 61.
51 Cumhurbaşkanlığı Arşivi; A. II 9-C, D. 39, F. 1.
52 Cumhurbaşkanlığı Arşivi; A. III 9. C, D. 39, F. 15-1.
53 ATASE Arşivi; KL. 601, D. 3, F. 61.
54 ATASE Arşivi, KL. 954, D. 14, F. 15.
55 ATASE Arşivi; KL. 954, D. 14, F. !5-2.
56 ATASE Arşivi; KL. 1292, D. 15, F. 1-3.
57 ATASE Arşivi, KL. 1292, D. 15, F. 10.
58 ATASE Arşivi; KL. 956, D. 21, F. 10, 8-3.
59 ATASE Arşivi; KL. 1203, D. 2, F. 1-76-99.
60 Cumhurbaşkanlığı Arşivi; A. III-9. C, D. 39, F. 33-6.
61 ATASE Arşivi; KL. 956, D. 22. F. 1.
62 Mesut Aydın; Milli Mücadele Dönemin'de TBMM Hükümeti Tarafından İstanbul'da Kurulan Gizli Gruplar ve Faaliyetleri, İstanbul 1992, S. 182-183.
63 Yücel Özkaya; Milli Mücadelede Atatürk ve Basın (1919-1921), Ankara 1989, s. 55.
64 ATASE Arşivi KL. 622, D. 18, F. 84; KL. 1305, D. 1, F. 36.
65 ATASE Arşivi; KL. 601, d. 17, F. 92.
66 ATASE Arşivi; KL. 952, D. 3, F. 20.
67 ATASE Arşivi; KL. 956, D. 23, F. 5-2.
68 DÜSTÜR; 10. 3. 1337; 28. 2. 1338. s. 41.
69 TİH. Deniz Cephesi; s. 160-170.
70 Ali Sarıkoyuncu; a.g.e., s. 290-291.
71 Türk İstiklal Harbi (Deniz Cephesi ve Hava Harekatı); C. V. Ankara 1964 s. 30.
72 Türk İstiklal Harbi, C. V. s. 16.
73 Türk İstiklal Harbi, C. V. s. 31.
74 Türk İstiklal Harbi; C. V. s. 32, 64.
75 Türk İstiklal Harbi; C. V. s. 65-66, 73.
76 Türk İstiklal Harbi; C. V. s. 31.
77 Türk İstiklal Harbi; C. V. s. 240, 511.
78 Türk İstiklal Harbi(İstiklal Harbinde Ayaklanmalar), C. VI. Ankara 1974 s. 102-110.
79 Ali Sarıkoyuncu; a.g.e., s. 135-136.
80 Ali Sarıkoyuncu; a.g.e., s. 138.
81 Ali Sarıkoyuncu; a.g.e., s. 138-139.
82 Fahri Can; "İlk Milli Kuvvet Nasıl Kuruldu" Yakın Tarihimiz, C. II, S. 14, S. 29-30.
83 Nurettin Peker; Öl, Esir Olma, İstiklal Savaşında Ereğli, Alemdar Kurtarma Gemisinin Kahramanlığı, İstanbul 1966, muhtelif sayfalar.
84 Ali Sarıkoyuncu; a.g.e., 140-144.
85 Ali Sarıkoyuncu; a.g.e., s. 144-146.
86 Hamit Pehlivanlı: Kurtuluş Savaşı İstihbaratında Askerî Polis Teşkilâtı, Ankara, 1992. s. 13-14.
89 Hamit Pehlivanlı; a.g.e., s. 28-30.
90 ATASE Arşivi; KL. 952, D. 6, F1-7.
91 Rahmi Çiçek; a.g.e., s. 161-165.
92 ATASE Arşivi; KL. 952, D. 6, F. 117.
93 ATASE Arşivi; KL. 952, D. 6, F. 10-5.
94 Nurettin Peker; a.g.e., s. 269-270.
95 ATASE Arşivi; KL. 952, D. 6, F. 1-5; KL. 952, D. 6, F. 10-5.
96 ATASE Arşivi; KL. 954; D. 6, F. 1-1.
97 ATASE Arşivi; KL. 952, D. 6, F. 10-4, F. 1-6.
98 ATASE Arşivi; KL. 954, D. 6, F. 1 -1.
99 ATASE Arşivi; KL. 952, D. 6, F. 1 -3.
100 ATASE Arşivi; KL. 954, D. 6, F1 -1; KL. 952, D. 6, F1-3.
101 ATASE Arşivi; KL. 952, D. 6, F. 1 -6.
102 ATASE Arşiv; KL952., D. 6, F. 10-5.
103 ATASE Arşivi; KL. 952, D. 6, F. 1 -7.
104 ATASE Arşivi; KL. 952, D. 6, F. 117.
105 ATASE Arşivi; KL. 952, D. 6, F. 1.
106 Nurettin Peker; a.g.e., s. 272-274.
107 ATASE Arşivi; KL. 955, D. 17, F. 19-20.
108 Hamit Pehlivanlı; a.g.e., s. 60-65.
109 ATASE Arşivi; KL. 955, D. 17, F. 14-2.
110 ATASE Arşivi; KL. 955, D. 17, F. 14-2.
111 Hamit Pehlivanlı; Kurtuluş Savaşı İstihbaratında Tedkik Heyeti Amirlikleri, Ankara 1993, s. 29-31.
113 Bülent Çukurova; Kurtuluş Savaşında Haber Alma ve Yer altı Çalışmaları, Ankara 1994. s. 60-61.
114 Aydın; a.g.e. s. 23-116. Ayrıca Bülent Çukurova; Kurtuluş Savaşında Haberalma ve Yeraltı Çalışmaları, Ankara 1994. s. 33-53.
115 Rahmi Çiçek; a.g.e., s. 210-211.
116 ATASE Arşivi; KL. 953, D. 10, F. 5-2.
117 Çiçek; a.g.e. s. 214-215.
118 Çiçek; a.g.e. s. 215-216.
119 Açık Söz; 26 Nisan 1337.
120 Açık Söz; 28 Nisan 1337.
121 Açık Söz; 6 Mart 1338.
123Mahfelin Nizamnamesi için bkz. Açık Söz; 27 Temmuz 1335; Ayrıca Nurettin Peker; a.g.e. s. 47-49.
124 Açık Söz; 23 Eylül 1336; İnebolu Gençler Mahfeli üyeleri İnebolu-Abana yol ve köprü yapımında gönüllü olarak çalışmaya başladılar haberini vermektedir.
125 Açık Söz; 11 Teşrin-i sani 1336.
126 Açık Söz gazetesinde yer alan bir habere göre; üyelerinin çoğunluğu askere alınmasına rağmen mahfel, çalışmalarını övünülecek bir şekilde sürdürmeye devam ettiği, üye sayısının ise 40 olduğu yazılıdır. 13 Nisan 1338.
127 Açık Söz; 25 Kanun-u sani 1336.
128 Açık Söz; 8 Şubat 1336.
129 Daha sonraları kulüp Ankara yolumda İttihat ve Terakki Partisinin şubesi olarak inşa edilmeye başlanan fakat bitirilemeyen binayı bitirerek, buraya taşındı. Açık Söz; 28 Haziran 1338.
130 Açık Söz; 31 Ağustos 1338.
131 Açık Söz; 31 Ağustos 1338.
132 Hüsnü Açısözcü; a.g.e., s. 73.
133 Saruhan Milletvekili Necati Bey, bu hizmetlerden dolayı kulübün fahri başkanlığına seçilmiştir. Açık Söz; 13 Ağustos 1338.
134 Açık Söz; 18 Teşrini Sani 1336.
135 Baha Said'in verdiği konferansın konusu "Anadolu'nun Asya'daki Vazifesi idi. Açık Söz; 30 Kanun-u Sani 1336.
136 Medeni Beyin konferans konusu "Anadolu Ne İstiyor" başlığını taşımaktadır. Açık Söz; 27 Kanun-u evvel 1337.
137 Açı Söz gazetesi yerli kumaş giyme kampanyasını "Gençler Kulübünün Hayırlı Bir Teşebbüsü" başlığı ile vermektedir. 15 Haziran 1337.
138 Açık Söz; 15 Haziran 1337.
139 Kastamonu Vilayet Gazetesi; 10 Eylül 1336; Açık Söz; 9 Eylül 1336.
140 Hüsnü Açıksözcü; a.g.e., s. 72.
141 Açık Söz; 12 Temmuz 1336; 5 Temmuz 1336.
142 Nurettin Peker; a.g.e., s. 197-198; Açıksözcü; a.g.e., s. 80.
143 Mesut Çapa; Kızılay (Hilal-i Ahmer) Cemiyeti (1914-1925), Ankara 1989, (Yayınlanmamış doktoru tezi) s. 51-52.
144 Açık Söz;27 Kanunusani 1337.
145 Heyet-i merkeziye üyesi olarak on iki kişinin isminin yer aldığı liste Açık Söz gazetesinin 27 Kanun-u Sani 1337 saylı nüshasında yayınlanmıştır.
147 Açık Söz; 31 Kanun-u sani 1337.
148Hakimiyet-i Milliye; 29 Mart 1337.
149 Açık Söz; 17 Şubat 1337.
150 Açık Söz; 14 Şubat 1337, "Hilal-i Ahmer Menfaatine Fevkalade Sinema".
151 Açık Söz; 22 Nisan 1337.
152 Açık Söz; 27Nisan 1337.
153 Açık Söz; 27 Nisan 1337; 21 Şubat 1338.
154 Açık Söz; 21 Şubat 1338, 7 Mart 1338.
155 Açık Söz; 4 Teşrini sani 1338.
156 Açık Söz; 14 Kanun-u Sani 1338.
157 Açık Söz; 15 Eylül 1337.
158 Açık Söz; 30 Teşrin-i evvel 1335.
159 Açık Söz; 21 Kanun-u evvel 1335 "Muallimler Cemiyeti Kulübü".
160 Açık Söz; 7 Kanun-u evvel 1335, 14 Kanun-u evvel 1335.

161 Açık Söz 7 Kanun-u evvel 1335. 162Açık Söz; 26 Haziran 1338.
163Açık Söz 26 Temmuz 1338, "Muallimler Cemiyetinde Konferans".
164 Açık Söz; 14 Mart 1336.
165 Açık Söz; 29 Şubat 1336.
166 Hüsnü Açıksözcü; a.g.e., s. 78'de kuruluş tarihi olarak 2 Temmuz 1919 olarak gösterirken,
Açık Söz gazetesi nüshalarında cemiyetin kuruluşu 23 Eylül 1920 olarak görülmektedir. Açık Söz; 27 Eylül 1336.
167Açık Söz; 27 Eylül 1336.
168 Açık Söz; 6 Mayıs 1338.
169 Açık Söz; 9 Mayıs 1338.
170 İsmail Hakkı Uzunçarşılı; "Kastamonu İlim Derneği", Açık Söz; '5 Mayıs 1338.
171 Açık Söz; 5-8 Temmuz 1338.
172 Hüsnü Açıksözcü; a.g.e., s. 82.
173 Hüsnü Açıksözcü; a.g.e., s. 80-81.
174 Açık Söz; 18 Şubat 1338.
175 Açık Söz;17 Şubat 1338.
176 Açık Söz;21 Şubat 1338.
177 Hüsnü Açıksözcü; a.g.e., s. 81-82;Nurettin Peker; a.g.e., s. 407.
178 Açık Söz;20 Nisan1338.
179 Nurettin Peker; a.g.e., s. 407.
180 Mevlut Baysal; "İçki ile Mücadele Cemiyeti" Yakın Tarihimiz, C. II, s. 24; Nurettin Peker; a.g.e., s. 175.
181 Açık Söz; 11 Nisan 1336.
182 Hüsnü Açıksözcü; a.g.e. s. 79-80.
183 Nurettin Peker; a.g.e., s. 200.
184 Hüsnü Açıksöcü; a.g.e., s. 81.
185 Nurettin Peker; a.g.e., s. 175.
186 Açık Söz; 13-14 Eylül 1336.
187 Açık Söz; 9 Teşrin-i sani 1336.

  
4354 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın