• Anasayfa
  • https://www.facebook.com/tarihtarihcemiyeti/
  • https://twitter.com/ttcemiyeti
  • https://www.instagram.com/tarihtarihcemiyeti/
İngiliz Kültüründe Osmanlı Etkileri /Doç. Dr. Netice Yıldız

Osmanlı-İngiliz ilişklerinin devlet düzeyinde başlangıcı 1580li yılların başında olup 1914 yıllarına kadar sürmüştür. Bu süreç içinde İngiliz sosyal yaşamındaki Türk imgesi ve bunun değişik şekillerde yorumlanması sonucu meydana gelen Osmanlı etkileri, İngiliz kültür yaşamı içinde önemli bir yer tutmuştur. Bu kitap kapsamında sosyal içerikli bölümde yayınlanan "İngiltere'de Türk İmgesi" başlıklı makalede Ortaçağlardan itibaren İngilizlerin Türkler hakkındaki bilgileri ve bakış açıları yansıtılmaya çalışılmış ve İngiliz-Osmanlı ilişkilerinin başlamasına ait bilgi verilmiştir. Bu makalede ise Osmanlı-İngiliz ilişkileri sürecinde özellikle İngiliz kültürünün sanat, edebiyat, mimari ve sosyal yaşamı kapsamında Osmanlı kültüründen aldığı etkiler ele alınacaktır.1

Osmanlı Kültürünün İngilizlere Tanıtılması: Diplomatik ve Ticari İlişkiler

Kültürlerin oluşumunda yerel özellikler yanında dış etkenlerin önemi büyüktür. Kültürler arası iletişimin tüm toplumlarda ne denli önemli olduğu günümüzde artık kabul edilmiş bir olgudur. Avrupa kültürünün gelişiminde 7. yüzyılda başlayan İslam akınları ve bunu izleyen Haçlı Seferleri süreçlerinde, bilim ve Gotik sanatın gelişmesinde Yakın Doğu kültürünün etkisi olduğu bir çok araştırmacı tarafından ortaya konmuştur. Bunu izleyen Rönesans Dönemi'nde de eski klasik kültürün yeniden canlanması ve eski Yunan ve Roma kentlerinin yeniden önem kazanması ile eski Roma eyaletlerine ilgi artmış ve Avrupa kültürünün yeniden oluşumunda yeni arayışlara girmesinde büyük bir rol oynamıştır. Eski klasik eserleri yeniden inceleme, onlardan ilham alma gayesi ile yeniden şekillenen araştırmacı ruhu ve turizm olgusu, bunların da ötesinde doğunun efsanevi zenginliklerinden pay alma amacı, ticaretin geliştirilmesi isteği ile de birleşince ortaya yeni arayışlar çıkmış, yeni karşılaşılan kültürlerden kendilerince uygun olanları bir süzgeçten geçirip yeni bir Avrupa kültürünün oluşumu gerçekleşmiştir. Fransa, Almanya, İspanya, Hollanda ve Avusturya gibi Avrupa ülkeleri arasında İngiltere de, özellikle Amerika kıtasının keşfinden sonra, denizcilik alanındaki başarılarını Hindistan Kumpanyası, Rusya Kumpanyası veya Türkiye Kumpanyası gibi ticaret birlikleri kurarak geliştirmiş, doğunun zengin ürünlerini ithal etmeye karşılık, kendi ürettikleri yünlü kumaşları ve madenleri pazarlayarak halkının refah seviyesi ve kültürel boyutlarını geliştirmiştir. Bu çalışma kapsamı içinde ele alınan konularda özellikle Turkey Company'nin iki ülke kültürüne katkısı büyüktür. 1581 yılında kurulan Turkey Company adlı ticaret filosu, 1592 yılında Venetian Company ile birleşerek Levant Company adıyla 244 yıl İngiltere'nin Osmanlı İmparatorluğu ile olan ticaretinde olduğu kadar kültürüne de büyük katkıda bulunmuştu.2

Bir Yaşam Biçimi ve Eğitim Gereksinimi Olarak Doğu Ziyaretleri

İngiliz kültür yaşamında genellikle aynı dini ve coğrafyayı paylaşmaları nedeniyle Fransa, Almanya Hollanda gibi Batılı ülkeler ile aynı çizgiyi izlemişler, genellikle de önce İtalya iken daha sonra Fransa'nın öncülük yaptığı sanat akımlarını izlemişlerdi. Doğu kültürü ise ayrı bir din veya mezhep olması ve uzaklığı yanında yaşam tarzı ile Batılılar için gizemli ve egzotik olmuş ve bu kültürü de öğrenme yolunda büyük çabalar sarfetmişlerdi.

İngiltere'de Doğuya olan ilgi çok erken yıllarda olmasa da özellikle ticari ilişkilerin başladığı yıllardan itibaren yoğun bir şekilde görülmüştür. Türk imgesi yanında kültürüne de olan ilginin sürekli olarak İngiltere'de gündemde kalmasına neden olan en önemli unsur sayısız İngiliz soydaşının sürekli olarak Osmanlı İmparatorluğu'nu değişik nedenlerle ziyaret etmesi idi. Bu gezginler, başlıca tüccarlar, diplomatlar, İngiliz aristokrasisi, din adamları, bilim adamları ve sanatçılar olarak gruplandırılabilir. İngilizler 400 yılı aşkın bir süre ticari faaliyetleri yanı sıra, Osmanlı İmparatorluğu'nun çeşitli yörelerini gezip, araştırmışlar, Türk gelenek ve görenekleri ile sanatını öğrenmeye çalışmışlar, hatta kimisi Türk gelenekleri ve İslam dinini benimseyerek Osmanlı topraklarında yerleşip, Türkler gibi yaşamayı yeğlemişlerdi.

Türk kültürünü İngiltere'ye tanıtan İngiliz seyyahlar arasında diplomatlar başta gelmektedir. Elçiler yanısıra 19. yüzyıla kadar Levant Company tüccarlarının bazıları da elçi kabul törenlerinde Osmanlı sarayına girebilmişler ve Padişah'ın yaşam tarzını kısmen gözlemleyip, anılarını yazınsal veya resimsel olarak ifade etmişlerdi. Ancak Doğu Sarayı çoğu kez egzotik temalarla ifade edilmiş ve böyle taklit edilmişti. Elçilerin maiyetlerinde saraya girebilmek için İngiliz tüccarları, soyluları, araştırmacılar adeta kendi aralarında rekabete girmişti. Ünlü Şair Lord Byron, elçi maiyetinde huzura çıkmasına izin verilmediğinden elçi Lord Elgin'e çok içerlemişti.3 Elçiler genellikle rahat hareket etmek için Türk giysilerini özellikle yolculuk sırasında benimsemişlerdi. Bunun dışında bunu törenlerde de benimseyen elçiler vardı. Barton, bunlardan biri idi. Mısır seferi sonucunda bir çok ayrıcalıklar kazanan ve Parthenon kabartmalarını İngiltere'ye kazandıran elçi Lord Elgin görevini tamamlayıp İstanbul'dan ayrılırken yapılan görkemli törende hem kendisi, hem de maiyetindekiler ihtişamlı Türk giysileri giymişlerdi. Lord Elgin, son derece zengin takımlarla donatılmış atının üstünde, başında yeşil bir sarık ve al renkli işlemeli, kürk kaplı bir kaftan giymiş, maiyetindeki adamların bazıları da işlemeli atlas kıyafetler giymişlerdi.4

Görevli veya gönüllü olarak Osmanlı İmparatorluğu'nu gezen bir çok gezgin, benimsedikleri, ya da küçümseyip alay ettikleri Osmanlı adet ve gelenekleri ile sanatını, değişik anlatım yolları ile memleketlerine tanıtmış, buna karşılık, İngiliz adet ve gelenekleri ile sanatı, dolayısı ile de Batı kültürünün bu gezginlerce direk olarak Osmanlılara da tanıtılmasında rol oynamışlardı.5 Çoğu kez anılarını yazmayı ihmal etmeyen gezginler Türk görgü ve geleneklerini ülkelerine tanıtmışlardı. Tarih, sanat, arkeoloji ve din bilimi çalışmaları yapan aydın kişiler tarafından hazırlanan çok sayıda resimli kitap ve albüm daha sonraki gezginlere rehberlik görevini yaparken, günümüz araştırmaları için de Osmanlı İmparatorluğu ile ilgili değerli dökümanlar olarak incelenmektedir.

Adeta eğitimin bir parçası olarak nitelenen yabancı ülkelere seyahat etme konusunda 17. yüzyıl ortalarından itibaren rehber kitaplar dahi yazılmış,6 seyahat etmenin gereği yanı sıra, gençlik yıllarında kendilerine aileleri tarafından görevlendirilen bir eğitmen eşliğinde seyahat etmeleri, nelere dikkat etmeleri ve öğrenmeleri konusunda bilgiler verilmişti.

Fotoğraf makinesi, kamera gibi günümüz teknolojilerin olmaması nedeniyle ressamlara görev düşmüş, elçilerin maiyetinde ve diğer heyetlerin arasında ressam bulundurulması bir gelenek haline gelmişti. İngiliz sanat tarihinde İngiliz ressamların azlığı ve bunun yerine yabancı ressamların özellikle İngiltere'de çalıştığı bilinen bir husustur. İngiliz elçiler de özellikle İtalyan ve Hollandalı ressamları çalıştırmakta çekinmemişler ve John Vosterman,7 Luigi Meyer, Jean Etinne Liotard, William Pars8 gibi sanatçıları Osmanlı İmparatorluğu'ndaki görevleri sırasında maiyetlerine alıp, çalıştırmışlardı. Meyer, Sir Robert Ainslie için, Liotard da Lord Ponsonby için çalışan önemli ressamlardır.9

Antikacılık Merakının Artması ve İngiliz Müzelerinin Zenginleşmesi

Diplomatlar, Osmanlı İmparatorluğu'nun çeşitli yerlerini belgelemeleri yanında, kendilerine verilen ayrıcalıklarla çeşitli yörelerdeki antik eserlerin İngiltere'ye taşınmasında da büyük bir rol oynamışlardı. Halikarnas Mozolesi, Lidya ve Likya eserleri, Akropolis'ten Parthenon frizleri, Asur ve Babil eserleri ve daha bir çok eser, elçilerin girişimleri sonucu İngiltere'ye taşınmış eserlerden bazıları idi.

Sir Thomas Glover, İngiliz aristokrasisi için antik eser toplama geleneğini başlatan ilk kişi idi. Sir Glover, bu iş için Osmanlı İmpartorluğu'nun her tarafına araştırma yapmak üzere adamlarını göndermişti.10 1621-1628 yıllarında İstanbul'da elçi olarak görev yapan Sir Thomas Roe'nun yayınlanan yazışmalarından İngiliz soylularından Lord Arundel ile Buckingham Dükü'ne eser toplama için ne derece uğraş verdiği, adeta diplomatik görevinin başlıca kısmı haline geldiği izlenebilir. Roe, İskenderiye'de altın ve gümüşten yapılmış antik Yunan eserlerinin bulunduğu, ancak bunların çok pahalı olduğunu, Roma eserlerinin de buralardan toplanabildiğini öğrenmişse de eski Fransız elçisinin bir çok yörede araştıma yapıp, tespit ettiği bu eserleri İtalyanların satın almaya hazır olduğunu anlatmıştı.11 Arundel Kontu, İngiltere'ye getirttiği bu antik eserler ile evinin salonlarını, etrafını ve bahçesini süslemişti.12 Arka fonda tanrı ve tanrıçaların kaideler üzerindeki heykelleri olan ve kendisini tek olarak, ayrıca eşi ile de gösteren portrelerini de yaptırmıştı. Londra National Portrait Gallery'de Daniel Mytens'in yaptığı c. 1618 tarihli yağlıboya portrede Arundel Dükü Thomas Howard elindeki bastonun ucu ile gerideki galeride sıralı duran Yunan heykellerini işaret etmekte iken gösterilmesi13 bu eserlerle ne denli gurur duyduğunun açık bir ifadesidir. Yazılı Yunan tabletleri ve bir kaç sikkenin çizimlerini ise Marmora Arundeliana adlı 1629 tarihli Latince kitapta yayınlamıştı. Bu kolleksiyonun bir kısmı daha sonra Arundel Dükü Henry Howard tarafından Oxford Üniversitesi'ne verilmiş14 bir kısmı ise 1771 yılında yayınlanan bir kataloğa göre15 Pembroke Dükü'ne ait Wilton'daki malikaneye geçmişti.

17. yüzyılda yazılıp sahnelenen Antiquary adlı oyunun kahramanı da Arundel ve arkadaşlarından esinlenerek yaratılmıştı.16 1650 yılına kadar Arundel malikanesinde 37 heykel, 128 büst, 200 civarında yazılı tablet ve çeşitli lahit ve kırık parçalar toplanmıştı.17 Bu eserler bazı kişilerce Üniversitelere verilse de genellikle soyluların evlerini ve bahçelerini süslemekte kullanılmış, Barok, Rokoko ve Neoklasik üslupların hepsinde de tamamlayıcı bir öğe olmuştu. Ünlü İngiliz tarihçisi Horace Walpole, İngiltere'de 18. yüzyılda büyük bir evin Orta Doğu'dan taşınan antik heykellerle süslenmeden muazzam sayılamayacağını ifade etmesi18 bu modanın ne denli yayıldığını da göstermektedir.


Sir Richard Warsley 1783-1787 yılları arasında Yunanistan, Anadolu, Mısır, İstanbul gibi yöreleri gezip, İtalya'ya dönmüş ve birlikte yaşadığı arkadaşları ile buradaki deneyimlerini paylaşıp, onların da teşviki ile çok yetenekli sanatçılara gördüğü bu yerlerin ve topladığı eserlerin gravürlerini yaptırarak çok büyük boyda bir albüm halinde yayınlamıştı.19 Sir Warsley, Museum Warsylaneum diye isimlendirdiği bu albümünü altı kısma ayırmıştı. Özellikle altıncı bölümden söz ederken, bu bölümü resimleyen Mr. Revely adlı olağanüstü yetenekli sanatçıdan da bahsetmişti.

18. yüzyılda antik eserlere ilgi artmış ve büyük bir tutku haline gelmekle kalmamış, kurumlaşmaya da başlamıştı. 1735 yılında kurulan Society of Dilettanti, Mısır antikitelerini araştıran Egyptian Club ve Society of Antiquarian kurulmuştu. Bunlardan Society of Dilattenti en etkin çalışan bir kurumdu. 1734 yılında antik eser meraklısı Richard Chandler, mimar Nicholas Ravett ve ressam William Pars'ı Yunanistan'dan Anadolu'ya kadar bir araştırma gezisine yollamış ve İzmir'i merkez olarak kullanarak araştırmalar yapmaları, ülkenin eski adetleri ve ayakta kalmış eski abideleri hakkında bilgi toplamalarını istemişti. Richard Chandler ve arkadaşları gezileri süresince daha çok antik eserleri araştırmış ve Chandler'in kaleme aldığı araştırmaları 1775 yılında Travels in Asia Minor and Greece adı altında Dilattenti Society tarafından yayınlanmıştı.20 İngiltere'de bu yıllarda gelişen mimari tarzda da bu yapılardan esinlenerek özellikle Neoklasik üslubun gelişmesinde önemli etkiler olmuştu. 1748'de Buckimhamshire, Stow'da Richard Greville, William Kent Thomas Pitt tarafından yapılan Concord ve Victory tapınağı, 1758'de James Stuart'ın Worcestershire'da Hangley Hall'da yaptığı Theseus tapınağı, 1782'de Warwickshire'da Joseph Bonomi'nin yaptığı Pompeian Gallery ve 1793-1818'de James Wyatt'ın Gloucestershire'da Dodington Park'taki binaların ön cepheleri tamamıyle Yunan mimarisinin taklidi idi.21

Elçi Lord Elgin de İskoçya'da yaptırdığı malikanesini süslemek amacı ile çok sayıda antik eseri İngiltere'ye göndermiş, bu arada rekabet ortamı da kızışmış ve zaman zaman kavgalara bile neden olmuştu. Elgin, Napolili ressam Giovanni Battista Luisieri'ye yazdığı mektupta İskoçya'da yaptırmak istediği ev ile ilgili tasarılarından bahsetmiş, salonunu antik sütunlarla süslemek istediği, bunun yanı sıra evin diğer kısımlarının da süslemelere ihtiyacı olduğu ve kolaylıkla evdeki süslemeleri artırabileceği, hiç bir şeyin günün modasında yapılacak değişiklikler kadar güzel ve bağımsız olamayacağını belirtmiş, kendisine bulabildiğince çeşitli mermer temin etmesini istemişti. Elgin ayrıca ressamı, kendisine sürekli olarak bu heykellerin değerli yada da tarihi parçalar olduklarını hatırlatmaktan vazgeçmesi konusunda da uyarmıştı.22 Lord Elgin, evi için bir anıtı söktüğünden dolayı bir çok antika toplayıcısının eleştirisine uğramıştı. Edward Daniel Clarke, sanat eserlerini Türklerin elinden kurtarma bahanesiyle asırlar boyunca zamanın savaşlarına ve barbarların tahriplerine karşın ayakta kalabilmiş tapınakların bir İskoç villasını süslemek amacıyla tahrip edilmesine çok üzüldüğünü belirtmişti.23 Romantik şair Lord Byron her fırsatta Lord Elgin'in bu eser tahribatını eleştirmiş, Elgin'i bir çakala, aç gözlü aptal bir taşçı dükkanı sahibine benzetmişti.24

Onyedinci yüzyıl başında John Sanderson, William Lithgow, Tom Coryate'ın gezi anılarında25 anlattıkları eski harabelere ait bilgilerle dikkat çekilen antik eserler 19. yüzyılın sonuna kadar çok sayıda antika meraklısının da uğraşı olmuştu. Sir Kennelm Digby, İzmir konsolosu William Raye, Dr. John Covel, George Wheler, Henry Maundrell, Edmund Chishull, Dr. Daniel Clarke, Henry Salt, Claudius James Rich, William Ouseley, Charles Taxier, Charles Fellows, Henry Austen Layard çok sayıda antik eseri İngiltere müzelerine kazandıran ve bunlarla ilgili yayınlar yapan kişilerden bazıları idi. Bunlar arasında Osmanlı İmparatorluğu ile ilgili değişik aşamalarda görevler üstlenen Austin Henry Layard'ın yaşam öyküsünü bir örnek olarak burada ele almakta yarar vardır.

Doğuyu Görme İsteği ile Başlayan Serüven ve Büyükelçilikle Sonlanan Doğu Ziyareti

19. yüzyılda İngiliz elçisi olarak görev yapan ve Kıbrıs'ın İngilizlere verilmesinde önemli bir rol oynayan Sir Austin Henry Layard'ın Osmanlı İmparatorluğu ile ilişkisi, Layard'ın yaşam öyküsü önce macera arayan genç gezgin, daha sonra bir arkeolog, en son ise etkin bir politikacı ve diplomat olarak sonuçlanmıştı. Bu yaşam öyküsü önemli görevlerde bulunan bir çok İngiliz'in meslek yaşamlarında deneyim kazanmalarında Osmanlı İmparatorluğu'nun ne denli önemli bir yer aldığını yansıtan ilginç örneklerden biridir. Seyland'da yaşayan kardeşini ziyaret amacı ile at üstünde Avrupa'yı geçen Layard, Musul'da kazı yapan Fransız arkeolog Botta ile tanışmış, buradaki kazı ilgisini çekmiş ve konu üzerinde kısa bir araştırma sonucu Seyland'a gitmekten vazgeçip İstanbul'a giderek elçi Lord Stratford de Canning'i ikna edip British Museum'dan maddi katkı ve bir ekip istemişti. Çok geçmeden Osmanlı Sarayı'ndan kazı yapmak üzere bir berat elde ederek26 Botta'nın kazdığı yere yakın başka bir yörede İncil'de anlatılan efsanevi Ninova sarayını bulmak üzere işe koyulmuştu.

Layard'ın şansı yaver gidince kazı sonucu ortaya çıkan başlıca dev kanatlı boğa heykelleri ile çok sayıda kabartma tablet ve başka eserlerden oluşan Asur eserlerini İngiltere'ye naklettirir.27 Bugün British Museum'un en önemli hazineleri arasında yer alan bu eserlerin kazı sırasında detaylı çizimlerle kayıtlarını da yaptırmıştı. Layard, büyük boy bir kitapta bu çizimleri yayınlatmış, bir nüshasını da Sultan Abdülmecit'e hediye etmişti. Padişah, bu kitap karşılığında Layard'ı tebrik ederek, onu altın bir enfiye kutusu ile onurlandırmıştı.28 Henry Layard'ın Padişah'a sunuş yazısını içeren ve metin altlarında el yazısı ile Osmanlıca tercümeleri de yazılı olan bu katalog bugün İstanbul Üniversitesi'nde Yıldız albümleri arasında muhafaza edilmektedir.29

Osmanlı İmparatorluğu'na Yapılan Seyahatlerin İngiliz Bilimi ve Ekonomisine Katkısı

Osmanlı İmparatorluğu'na seyahat eden İngiliz bilginler çoğunlukla klasik eserler ile ilgilenip, İncil ve Doğu kilisesinin kökenine ait sorunlarına çözüm arayıp, Türk ve Arap dili ile tarihini araştırmakta, ayrıca özellikle Bizans İmparatorluğu'ndan kalan el yazmalarını toplamaktaydılar. Genellikle bunlar, Cambridge ve Oxford Üniversitelerine bağlı bilim adamları idi. Edward Pococke, John Greaves, George Wheler, Edward Daniel Clarke, Claudius James Rich ve eşi Mary Rich, Sir William Ouseley ve kardeşi Sir Gore Ouseley gibi kişiler bu gruba girmişlerdi. Bunlar, incelemelerini kaleme almışlar ve daha sonraki araştırmalara ışık tutmuşlardı. Bunlardan 1638 yılında İstanbul'a gelen matematikçi ve astronomi bilgini John Greaves, cami yapımı ve çadır ölçüleri üzerinde araştırmalar yapmış ve Observations on His Travels adlı eserinde bu konulara değinmişti.30 Bu çalışmalar, bugün dahi önemli dökümanlar olarak geçerliliğini sürdürmektedir. Uzun yıllar elçi sekreterliği ve konsolosluk yapan Paul Rycaut'un31 yazdığı Türk tarihi ile ilgili 1668'de yayınlanan The Present State of the Ottoman Empire, 1603 yılında Knolls'un yarım kalan tarih kitabını 1687'de yeni eklemelerle The Turkish History From the Original of that Nation to the Growth of the Ottoman Empire adı altında yayınladığı diğer bir kitap Osmanlı İmparatorluğu ile ilgili en değerli çalışmalar arasındadır. Knolls'un ve Rycaut'un bu ürünü, Türk tarihini detayları ile anlatması yanında, her padişah ve önemli vezirlerin de portrelerini içermesi nedeniyle oldukça önemli bir eser olarak hala araştırmalarda güncelliğini korumakta olan Osmanlı tarihidir. Ancak bilimsel çalışmalar tarih kitapları ile sınırlı kalmamıştı.

Botanik, jeoloji, tıp konularında da çalışmalar yapan bilginler vardı. 17. yüzyıl Avrupa kentlerinde adeta çılgın bir hastalık haline gelen lale yetiştirme tutkunluğu Hollanda'da olduğu kadar İngiliz botanikçileri de meşgul etmiş bir konu idi. 1582 yılında Türkiye'den gönderilen lale soğanları ile çok sayıda lale yetiştirilmeye başlanmıştı. Tanınmış İngiliz botanikçi James Garret, yirmi yıl kadar bu çiçeğin yetiştirilmesi için büyük çaba harcağını 1597'de yayınlanan John Gerrard'ın Herbal adlı kitabı anlatmaktadır. I. Charles'ın yardımları ile Türkiye'den getirtilen soğanlarından İngitere'de saray bahçelerinde elliye yakın tür lale yetiştirilmiş, bu bitkinin soğanı ayrıca ilaç yapımında da kullanılmıştı. Özellikle ezilerek kırmızı şarapla karıştırılıp içildiğinde boyun ağrılarını geçirdiği John Parkinson adlı bir başka İngiliz botanikçi tarafından ileri sürülmüştü.32 Tıp konusunda makalelerden oluşan bir kitapta 1694 tarihli ve anonim bir arkadaşa mektup şeklinde bir fizik doktoru sıfatıyla yazılan bir makalede Türkiye'den ithal edilen serapias veya Türklerin salep dedikleri köklerden elde edilen tozun hamileliklerde düşük tehlikesini önlediği, bu nedenle hastalarına ve ebelere bu tozu tavsiye ettiğini yazmıştı.33 İngiltere'de Royal Society of Arts, bir çok alanda gelişmeler için bilimsel araştırmalar yapmak üzere bazı kişileri de Anadolu'ya görevli olarak göndermişti. Özellikle Türk basmalarında kullanılan parlak kırmızı rengin hangi boyalarla yapılabileceğini araştırmak üzere 1761'de John Wilson ve 1764'de ise Simon Spurre'i, deri boyacılığı için de 1767'de Mr. Philippo'yu görevlendirmişti. Bu kişilere yaptıkları çalışmalardan dolayı da ödül verilmişti.34

Yine Başpiskopos Laud'un II. Charles zamanında Türkçe yazmalarına ilgi göstermesi sonucu bu konuda İngiltere Üniversite kütüphanelerinde büyük bir birikim başlamıştı. Laud'un kral II. Charles'ı ikna etmesi sonucu Levant Company'e kral tarafından yazılan mektup ile Levant Company'e ait her gemi bir İslam el yazması getirmekle yükümlendirilmişti. İngiltere'de çok sayıda Kur'an bulunması nedeniyle bunların Kur'an dışında eserler olması hususunun da özellikle belirtildiği bu mektup uyarınca Oxford ve Cambridge Üniversiteleri ile Başpiskopos'un ikamet ettiği Lambeth Palace Library'e sayısız el yazması toplanmıştı.35 İngiltere'de özellikle üniversite merkezlerinde toplanan Türkçe, Arapça, Farsça el yazması yanında diğer doğu dillerindeki el yazmaları bu üniversitelerde özellikle Doğu kültürü üzerine çalışmaların gelişmesine öncülük etmiş, bunların çevirileri yapılmıştı.36 Bunlar içinde bugün British Library'de bulunan Rum Patrick Cyril Lucar'ın I. Charles'a hediye ettiği 5. yüzyıla ait Codex Alexandrianus ile Oxford Üniversitesi Bodleian Library'de bulunan Cyril Lucar'ın Edward Pococke aracılığı ile Başpiskopos Laud'a hediye ettiği Penteteuch ve Edward Daniel Clarke tarafından bulunup getirilen İncil (Ms. E.D. Clarke 39 (S.C.18400) en değerli Bizans yazmaları olarak muhafaza edilmektedir.37 1825 yılına kadar Osmanlı İmparatorluğu ile ticareti yürüten Levant Company özellikle el yazmaları ve antik eserlerin İngiltere'ye taşınmasında büyük bir rol oynamış,38 eğitim kurumları yanında çok farklı alanlarda da önemli görevler üstlenmişti. Levant Company'nin kapanışında bu etkinlikler bir rapor halinde yayınlanmıştı.39

İngiliz Sanatına Türklerin Katkısı

Bir çok İngiliz sanatçı Osmanlı topraklarında ilham kaynakları aramış, Türk yaşantısını, giyim tarzını, mimarisini, antik eserlerini İngiliz toplumlarına tanıtmakta önemli bir rol oynamışlardı. Bu resimler içinde gerçekçi tarzda yansıtılmış konular yanında, taslak olarak çizilen desenlerden yararlanıp, sonradan bunlar biraz değiştirilerek yapılanlar da vardı. Bu sanatçılardan Frederick John Lewis, Thomas Allom, William Bartlett burada anılabilir. Bunun yanı sıra Doğu'ya hiç gelmemiş, ancak başka sanatçılardan esinlenmiş ve anlatılan anılardan da etkilenerek Doğu resimleri yapan ressamlar da vardı. Örneğin ünlü İngiliz ressamı Hogarth'ın Osmanlı haremini betimleyen resimleri bunlardan bazılarıdır. Bunlar dışında ihtişam ve heybetli görüntülü Türkler de tercih edilen konular olup, kitaplar dışında saray süslemelerinde, duvar resimlerinde, tuvaller veya değişik objeler üzerinde betimlenmesi yaygındı. Wilton House'da Harem kadınları ve bir içoğlanı resmeden ve ilginç bir eser diye nitelenen tablo gibi40 konular yanında Hogarth'a atfedilen ancak Hayman tarafından yapıldığı sanılan Kew Sarayında yapılmış köşklerden birinde, merdiven trabzanlarının üstünde yer alan ve oradaki şenliklere hayretle bakarcasına betimlenen iki Türk figürü, Rokoko Dönemi'ndeki Doğu fantazilerinin ürünü idi.41 Ancak Orientalism akımı içinde, Doğu fantazisini güçlendirecek konuları betimlemeyi tercih etmişlerdi. Batılılaşma hareketinin başladığı on dokuzuncu yüzyılda özellikle Saray çevresinde değişen giysiler, askeri üniformalar bu resimlerde hiç gösterilmemiş, egzotik doğu konuları işlenmişti.

Osmanlı kültürünü İngiltere'ye tanıtan önemli bir meslek grubu ise tüccarlardı. Tüccarlar, İngiltere'ye lüks ürünler taşımakla kalmamış, özellikle Türk kumaşları, çinileri ve halılarının taklitlerinin yapılmasında da ön ayak olmuşlardı. İngiltere'de özellikle diplomatik hediyeler sonucu İngiliz saatlerine talep artmış, Türk pazarı için İngiliz saat üreticileri çok sayıda cep ve masa saati üretmişti. Bu üreticiler, Türk adet ve göreneklerini, zevklerini de dikkate alarak saatler üretmekte idiler. On yedinci ve 18. yüzyıllarda müzikli ve Boğaz manzaralı İngiliz saatleri Türk pazarında en fazla aranan markalar olmuştu.42

Ancak iki ülkenin sosyal ilişkilerine en büyük katkı kraliyet mensupları tarafından gerçekleştirilmişti. Kral IV. George'un boşanmak istediği eşi Kraliçe Caroline, 1816 yılında Osmanlı ülkesine bir gezi yapmış, İstanbul'a gelişinde kendisine Padişah tarafından çok değerli takılar ve gümüşler hediye olarak gönderilmiş, ancak saraya davet edilmemişti.43

Yine Napolyon'un Mısır seferi ile gelişen olaylar Türk ve Doğu imajının İngiltere'de değişik temalarda yansımasına neden olmuştu. Kırım Savaşı'ndan başlayarak, soyluların Osmanlı İmparatorluğu'na ziyaretleri daha da sıklaşmış, adeta bir alışkanlık haline gelmişti. Kraliçe Victoria'nın amcası Cambridge Dükü, 1855 yılında İstanbul'a gelmiş ve rahatsızlığı nedeniyle Saray'a gidememişti. Bunun üzerine ikamet ettiği İngiliz sefaret binasında Padişah tarafından ziyaret edilmişti. Bu olay, tutucu çevreler arasında oldukça eleştiri konusu olmuştu.44 Bu ziyaretler 19. yüzyılın son çeyreğinde saraya çok ağır bir mali külfet getirecek kadar sıklaşmıştı. Kraliçe Victoria'nın on beş yaşındaki oğlunun İngiliz donanma gemisi ile İzmir'e yaptığı bir haftalık ziyarette ağırlamada sıkıntılar yaşayan Mehmet Reşit Paşa Saray'a gönderdiği jurnalinde bu konuda dert yanmaktan da geri kalmamıştı.45 Bu tür ziyaretler yanında Kırım Savaşı sonucunda başlayan barış kutlamaları, hem Londra, hem de İstanbul yaşamına bir canlılık getirmişti.46 Londra'daki Türk sefaretinde bir balo verilmiş, Kraliçe Victoria ve eşi yanı sıra çok sayıda İngiliz soylusu, subayı ve yabancı misyon üyeleri de baloya katılmıştı. İlk kez bir İngiliz kraliçesi bir Türk sefaretini ziyaret etmiş ve bu olay gazete manşetlerine geçmişti.47 Yine İstanbul'daki İngiliz sefaretinde verilen baloya da Sultan Abdülmecit'in katılması oldukça heyecan yaratan bir olay olmuştu.48 Avrupa'da unutulmaya başlanan Türk imgesinin son bir kez daha canlanması 1867 yılında Sultan Abdülaziz'in İngiltere'yi de kapsayan Avrupa gezisi idi. Buckingham Sarayı, Guildhall ve India Office'de resepsiyonlar düzenlenmiş, Padişah ile ilgili haberler ve portreleri gazetelerde yayınlanmış, Guildhall Sultan Abdülaziz'in portresi ile süslenmişti.

İngiliz Şenliklerinde Türk Giysileri

İngilizlerin Türklerle olan ilgisi I. Elizabeth Devri'ne kadar hemen hemen fazla olmamakla beraber, İngiliz edebiyatında Türklere özellikle Haçlı seferleri ile ilgili hikayelerde yapılan göndermeler yanında özellikle saray eğlencelerinde Türk etkilerine rastlamak mümkündür. Diğer Avrupa ülkelerinde olduğu kadar İngiliz şenliklerde de görülen Türk modası gerçekte İngiliz-Osmanlı ilişkilerinden daha da geriye gitmekte olup, İtalya yoluyla İngiltere'ye geçmişti. Londra'da Public Record Office'de bulunan 1510 yılına ait kayıtlarda saray şenliklerinde kullanılmak üzere Türk başlıkları ve silahlarının hazırlanması için siparişler verildiği izlenmektedir. VIII. Henry Westminster'de düzenlenen bir şenliğe Essex Kontu ile birlikte, bellerinde ucu kavisli kılıçlar, başlarında türban ve renkli Türk giysileriyle gelmişlerdi.49 Bu şenlik için koyu kırmızı kadifeden 2 Türk başlığı, 2 Türk elbisesi ve başlığı, 2 Türk 'bıçağı' sipariş edilmişti.50 Yine 1554-1555 yılında Kraliçe Mary'nin saray şenliklerinde kullanılmak üzere Türk giysileri yanı sıra aksesuar olarak Türk yayları, sadakları, altın püsküller ve kuşaklar hazırlatılmış, Türk kadınlarının da temsil edildiği şölende bunları Roma-Yunan Tanrıçaları olarak tanımlayanlar dahi olmuştu.51 1509-1547 yılları arasındaki modayı anlatan bir yazar, İngilizlerin paltolarının İtalyan, kaftanlarının İspanyol, elbiselerinin Türk, başlıklarının ise Fransız tarzında olduğunu belirtir.52

Elizabeth Dönemi'nden itibaren de şenliklerde zengin Türk giysileri ile bir Türk gibi görünmek güç simgesi olarak kabul edilmişti. 1594 yılında Edinburgh'da VI. James'in oğlu Prens Henry'nin vaftiz şenliklerinde yer alan etkinliklerden birinde şatonun yanındaki vadide, aralarında kralın da yer aldığı üç Hıristiyan, üç Türk, üç Amazon savaşçıdan oluşan bir savaş oyunu yapılmıştı. Kral, Hristiyan savaşçı rolünde olmakla birlikte oyunda yer alan üç Türk'ün son derece ihtişamlı giysiler giymekte olduğu anlatılmaktadır.53

1666 yılında II. Charles'ın sarayında Türk giysilerinin moda oluşunu, çağın sosyal yaşantısını hatıratlarında yansıtan Samuel Pepsy ve John Evelyn'in yazdıklarından öğrenilmektedir. Evelyn, kralın Türk tarzında giyinmeye başladığını ve bunu bir daha değiştirmeyeceğine dair yemin ettiğini, frapan Fransız giysilerine karşın güzel bir şekilde tasarlanan Türk giysilerini kralla birlikte bir çok soylunun dahi benimsediğini anlatır. Samuel Pepsy ise, Kral ile bir çok soylunun özellikle siyah ve pembe renkli bu Doğu tarzındaki giysileriyle saksağan kuşuna benzediklerini belirtmiş54 kendisi bu modaya rağbet etmemişti.

Onyedinci yüzyıl Restorasyon tiyatrosu da bu modaya paralel olarak Türk temalı oyunlar ile doludur. II. Charles'ın Türk giysilerini kullanmaya başlamasından hemen sonra Roger Boyles'un The Tragedy of Mustafa adlı oyunun sahnelenmesi, bu modanın daha da alt tabakalara inmesine neden olmuştu.55

Tiyatro sahneleri ile her zaman görünen Türk giysileri 18. yüzyıl başlarında salon giysileri olarak da kullanılmaya başlanır. 1717 yılında İstanbul'da sefire olarak bulunan Lady Mary Wortley Montagu yanısıra 1721 yılında 28 Mehmet Çelebi Efendi'nin Paris elçiliği görevine atanması ile gelişen ilişkiler sonucunda Fransız ve İngiliz modasında Türk giysilerinin yeniden giyilmesine, yada stilize edilerek yeni tasarımların çıkmasına neden olmuştu.56 Lady Mary, Osmanlı İmparatorluğu'nda Türklerle ilişkisi olup, Saray'da Valide Sultan tarafından kabul edilen İngiliz sefiresidir.57 Daha İstanbul'da iken Türk kıyafetlerini çok beğenmiş, İngiltere'ye döndükten sonra da beraberinde getirdiği çok sayıda Türk giysisini değişik toplantılarda, maskeli balolarda giymiş, ayrıca bu kıyafetlerle değişik portrelerini yaptırmıştı. Montagu'nun resimlerini bugün değişik kolleksiyonlarda bulmak mümkündür. Montagu'nun yakın çevresi de ayni modayı takip etmişler ve bu dönemde İngiliz soylularının sanatçılara poz vererek yaptırdıkları resimlerin altlarına veya arkalarına isimlerini yazdırırken isimlerinin önünde Sultan veya Sultana unvanları yazılmıştır. National Trust of Scotland'ın himayesinde bulunan West Wycombe Park'ın yemek odasında burayı yaptıran Sir Francis Dashwood'un Türk giysisi ve türbanı içinde muhtemelen o yıllarda kurulan Divan Society'nin üyesi olarak elinde şarap bardağı tutarken gösteren bir resmi ile yine Türk giysileri ile Lady Mary Wortley Montagu ve Sir Francis'in kız kardeşi Mary'i gösteren iki portre daha buna örnek olarak gösterilebilir. Bu resimlerin arkalarında 'El Fakir Dashwood Pasha', 'Sultana Wortley Montagu' ve 'Sultana Walcontinia' yazmaktadır.58 "Turqueri" diye adlandırılan bu moda, sadece giysilerde değil, iç dekorasyonda ve bahçe tanziminde de kendini göstermişti.

18. yüzyılın ikinci yarısında da bu moda zaman zaman yeniden görülmüş ve başta Lady Mary Wortley Montagu'nun oğlu Edward Montagu tarafından sürdürülmüştü.59 Montagu'nun Türk yaşamına olan özentisi o denli ileri seviyede idi ki, kendini, üzerinde Padişah'ın tuğrası olan bir fermanla Padişah'ın oğlu olduğu ve bu nedenle Padişah'ın kendisine bir maaş bağladığını iddia edecek kadar ileri gitmiş,60 üzerinde ancak şehzadelerin takabildiği irilikte bir elmas olan portokal rengi kavuğu ile sık sık Londra sokaklarında dolaşmayı adet haline getirmişti.61

Ancak bu moda salt giysilerle ifade edilmemişti. Üst düzey kişlerin yaşam tarzına da yansımış, Osmanlı sarayı ve Padişahların özellikle Harem yaşamının yanlış algılanması nedeniyle fantazilere, ahlak boyutlarını aşan bir yaşam biçimine dönüşmüştü. Evinde düzenlediği ve gerçekte Kral'ın gözdesi olmak için fırsatlar arayan Mademoiselle de Bleau, giydiği muhteşem Türk giysisi ve yaptığı Türk dansı ile tüm Londra sosyetesi arasında Roxana diye anılmış ve bu çılgın baloları anılarında anlatmıştı.62 Doğu'ya yaptığı seyahatten sonra İstanbul ile ilgili gözlemlerini, Türklerin edebiyat, bilgelik ve nüktedanlıklarından seçme örneklerle yayınlamış olan Meryland Dükü Lord Baltimore,63 özellikle harem yaşamı ile ilgili fantazilerini Londra'daki evinde sürdürmüştü. Bir tecavüz olayından dolayı yargılanan Lord Baltimore'un64 Doğu tarzındaki evinde, pek çok kadınla olan ilişkisini ve kendisi ile de olan aşk hayatını harem yaşantısına benzeten ve bu ilişkilerin kurbanı olduğunu ileri süren Sophia Watson, Baltimore'un evli olduğu halde aralarında kendisinin de bulunduğu pek çok kadınla olan ilişkilerini harem yaşantısına benzetmiş ve bunu 'Meryland Paşası'nın haremi için koyduğu kurallar ve diğer skandalları' şeklinde oldukça alaycı bir dille bir kitapta anlatmıştı65 Covent Garden sanatçılarından Mrs. George Ann Bellamy'nin anılarında da henüz genç kızlık yıllarında kendisini metresi olmaya zorlayan Lord Tyrawley'nin muhteşem Türk sarayı olan evinden bahsedilmişti.66 Türk harem yaşamından esinlenen harem fantazileri 19. yüzyıl özellikle Victoria Dönemi İngiliz edebiyatında ve resminde de devam etmiş, sanaçılara ait Gizli Anılarım veya Lady Harpur'un maceraları gibi isimlerde, genellikle anonim olarak yazılan çok sayıda eserde anlatılmıştı.67

Türk, Çin ve diğer Doğu ülkelerine ait giysiler ile yapılan maskeli balolar soyluların malikanelerinin de dışına çıkmış ve orta tabaka halkın da eğlencelerinin bir parçası olmaya başlamıştı. Kralın saltanatının yirmi beşinci yıl kutlamaları onuruna Renelagh Bahçeleri denilen yerde bir maskeli balo düzenlenmiş, bunu daha sonraki yıllarda yapılan diğer balolar izlemişti. Venedik türünde eğlenceler yapılmakta ve özellikle Türk ve Çin giysileri tercih edilmekteydi. Bu balolarda giyilen kiralık elbiseler için Londra'da Strand'da Catherine Street'de Wardrobe adlı bir de dükkan açılmıştı.68

Yine ticaretle uğraşan bir çok İngiliz tüccar ve Osmanlı topraklarında değişik amaçla dolaşan İngilizler Türk giysili resimlerini yaptırmışlardı. National Gallery'de bulunan 1810 tarihli bir portrede, Philip Barker Webb (1793-1854) adlı bir tüccar Türk giysileri içinde yine Türk tarzında döşenmiş bir odada sedir üstünde bağdaş kurmuş olarak resmedilmişti. Webb'in başının üstünde sol tarafta Sultan II. Mahmud'un altın renkle çizilmiş bir tuğrası, sağda ise kısmen okunabilen "Kaptan Paşa..." yazısı yer almış, bir elinde içmekte olduğu çubuk, belinde ise bir hançer asılı idi. Webb'in pabuçları ise sedirin önünde duruyordu. III. George'un eşi Kraliçe Charlotte'un çocukları ile betimlendiği tabloda küçük prensesin fantastik bir Türk giysisi ve Prensin de Roma giysisi içinde John Zoffany tarafından betimlenmesi, bu giysilerin özellikle sarayda çocuklara da giydirildiğini yansıtmıştı.69 Sir David Wilkie de bu gelenekteki resimlerin ressamı olmuş, özellikle İstanbul'da ve Osmanlı İmparatorluğu'nun diğer yörelerinde yaptığı Orientalist tarzdaki resimleri yanında Türk giysili İngilizlerin de resimlerini yapan bir ressam olmuştu. Bunlar arasında Kudüs konsolosunun eşi Mrs. Young, Walker Bey diye anılan Amiral Walker'in kızının resmi Türk giysili İngilizlerin resmi idi.70 Wilkie'nin belki de ününü kraliçe Victoria ve Sultan Abdülmecid'in resimlerini yapmasına borçlu olduğu düşünülse de71 özellikle Sultan Abdülmeci'in portresindeki başarısı sıradan bir iş olarak nitelenmiş, ancak özellikle Walker'in küçük kızının Doğu giysili resmi, sanatçının büyük bir çıkışı ve en mutlulukla ürettiği mücevher değerindeki eserlerinden biri olarak nitelenmişti.72 Wilkie'nin "Cami kapısında mektup yazıcısı" tablosu tam anlamıyla bitmemiş olmasına karşın ölümünden sonra yapılan müzayedede Lord Townshend tarafından 446 sterline satın alınması73 da o yıllarda bu tarz resimlere ilginin boyutunu yansıtmaktadır.

Dört ay gibi kısa bir süre İstanbul'da Sefaret Katibi olarak çalışan David Urquart, görevinin kısalığına karşın, Türk adet ve göreneklerini kabullenip, Türk giysileri ile dolaşması, tam anlamıyle Türk tazında döşeli bir evde oturarak, Türklerle dostluk kurması ve Türkçe konuşması ile Lord Ponsonby'nin elçiliği zamanındaki İngiliz misyon geleneğini alt üst etmişti. İngiliz Sefareti'nde Urquart'ın bu davranışları tepki ile karşılanmışsa da Büyük Elçi Lord Ponsonby ve Sefire Lady Ponsonby, Türk adet ve geleneklerini daha iyi öğrenebilmek amacı ile Uquart'ın evinde yemek yemekten de geri kalmamışlardı. Ancak kısa sürede Saray çevresinde edindiği dostluklar onu Saray'da sözü geçen bir konuma sokmuş ve bu da elçilik çevrelerince kuşku ile karşılanmış ve İngiltere'ye geri çağrılmıştı.

İngiltere'ye döndükten sonra da bu alışkanlıklarını sürdürmüş olan Urquart'ın Watford'daki evi, içinde gerçek anlamıyla bir Türk hamamı da ihtiva eden muhteşem bir Doğu sarayı idi. Türk hamalarını açma girişimleri yanında başlıcası The Sprit of the East olan bir çok eser yazmıştı. Uquart için Doğu ve Doğu'nun politik sorunları bir şair gibi ara sıra gelip giden esintiler olmaktan çok, onun yaşamı boyunca her günkü uğraşı olmuştu.74

İngitere'de Sosyal Yaşamında Türk Kahvehaneleri ve Hamamları

İngiliz yaşamına Türk adet ve geleneklerinden en fazla etki eden topluma yönelik kurumların başında Türk kahveleri ve hamamları en başta gelir. 17. yüzyıl ortalarında Türk kahvehaneleri önce Oxford ve Cambridge'de, sonra Londra'da görülür. Oxford ve Cambridge Üniversitelerine el yazmaları satmak amacı ile gelen Rum papazlar tarafından 1650 yılında Oxford'da İngiltere'nin ilk kahvehanesi Angel Inn açılır.75 1652 yılında ise Daniel Edwards adlı tüccar tarafından Londra'ya getirilen İzmirli Pasque Rosee, St. Michael's Alley, Cornhill'de ilk kahvehaneyi açar.76 Bu kahvehaneler, genellikle Sultan's Head yada Turks' Head diye adlandırılmıştı. Türk kafası veya bu kahvehanelerin kapısının üstüne konulan Türk başı simgesi, sadece Londra'da değil, başka eyaletlerde, hatta daha küçük kasabalarda bile taverna veya kahvehaneler ve başka mesleklerde de sık sık rastlanılan bir simge olmuştu. Bu simge ile de heybetli Osmanlı imgesi anılarda taze kalıyordu. Bazı tarihçilere göre bu ismin bu denli sık kullanılması Ortaçağ'da Haçlı seferlerine kadar gitmekteydi. O yıllarda kahramanlık göstergesi olarak Haçlı seferinden dönen şövalyeler evlerinin üstüne türbanlı Türk veya Müslüman başı olan bir figürü içeren armalar koyarlardı.77 Tarihi Londra kentini anlatan kaynaklarda, Solyman, Smyrna, Sultan, Sultaness, Turks' Head, Sultan's Head gibi isimlerde kahveler vardı. 1665 yılında yazılan anonim bir şiirde78 kahvehanelerin tarifi yapılmış ve bu şiirde "Eğer başında şapka yerine sarığı olan büyük Murad'ı ya da giysileri içinde Sultan veya Sultana'yı. ya da Türk ibriğinden Türk fincanına kahve konulmasını gösteren bir işaret görürsen, işte burası kahve satılan yerdir" diye tarif edilmişti.

1678 yılında Sir William Jonnens79 adlı bir kişi ve ortağı Ch. Chirsted adına, Türk hamamları açabilmek için, bunlar üzerinde senelerce araştırma yapmış olması nedeniyle bu alanda sadece kendisine Türk hamamı açmak için patent hakkının verilmesinin doğru olacağını ileri sürerek başvuruda bulunması üzerine 14 yıl İngiltere'de Türk hamamı açma izni 'yenilenmişti'. Bu belgede verilen patent için 'yenilendi' denmesi 1677 yılından önce Londra'da Türk hamamları açılmış olabileceğini anımsatır.80 John Aubrey'e göre Türkiye tüccarları tarafından Newsgate Street'te yapılan Bagnio, 1679 yılında açılmış Duke's Bagnio adındaki diğer hamam ise Long Acre'de Salisbury ahırları denilen yerde yine aynı yılda açılmıştı.81 Ancak 1675 yılında İstanbul'u gezen George Wheler, seyahatnamesinde82 Valide Sultan Camii'nin yanındaki hamamı anlatırken Londra'daki hamama benzetmesi Jennings'in ilk hamamı 1675'ten önce açtığını gösteren bir delildir.

1680 yılında Royal Bagnio'nun tarifi ve bunun erdemleri başlığı altında 'erdemli bir kişi' tarafından yazıldığı belirtilen, ancak anonim olan bir kitapçıkta,83 Londra'da açılan hamamın Türk hamamlarına mümkün olduğunca benzetilmeye çalışıldığı belirtilmiş, en güzel ve ihtişamlı hamamların Osmanlı padişahı tarafından yapıldığı, bunun sadece İstanbul'da değil tüm Osmanlı eyaletlerinde de bulunduğunu anlatılır. Bilimsel bir tebliğ olarak hazırlanan bu yazıda Türk hamamları ve bununla ilgili külhan, peştemallık, tellak gibi terminolojiye de yer verip, Ortaçağ bilgini Galen'in fizik ve tıpla ilgili çalışmalarında, bu konudaki yazdıklarına da atıfta bulunulur. Ancak, burada Royal Bagnio ile ilgili binanın fazla bir tarifi verilmez.

Sir William Jennings'in yaptırdığı hamamlardan biri kendi ikamet ettiği Long Acre'nin Batı yakasında Salisbury ahırları denilen yörede yer alan Duke'ün Banyosu ismiyle anılan bir hamamdı.84 Bulunduğu yer Banyo Avlusu diye anılmaktaysa da, bu 1844 yılında Banyo Sokağı diye isim değiştirmişti. Burası 1683 yılında yayınlanan bir kitapta oldukça detaylarla anlatılmıştı.85 Bu hamamın karşısında uzun yıllar kraliçe adına denizlerde görev yapmış ve İngiltere'de halk yararına ilk banyo veya hamamları açan Sir William Jennigns'in son derece lüks ve ihtişamlı evi yer almıştı. Bu ev, Banyo'ya gelenlerin ikameti için düzenlenmiş çok sayıda oda ihtiva ediyordu. Bunun ilerisinde ise Banyo yer alıyordu. Bu binanın ilk girişindeki holde bir kapıcı gelen müşterileri karşılıyor ve para alıyordu. Buradan sonra girdiğimiz ikinci odada kocaman bir terazi duruyordu. Bu, girerken ve çıkarken müşterileri tartıp, banyoda terleme sonucunda ne kadar ağırlık kaybettiğini belirlemek içindi.

Buradan oldukça geniş bir başka odaya geçiliyordu. Burası soyunma odası idi. Her iki yanlarda müşterilerin soyunup giyinmesi ve özel eşyalarının bırakılması için küçük özel kabinler vardı. 30 ayak uzunluğunda olan bu oda, siyah beyaz mermer karolarla döşeli idi. Müşterilerin soyunurken üşütmemesi için bu odanın ılık olmasına özen gösterilirdi. Bu odanın tavanı düz, üstü ise kurşun kaplı idi. Bu mekanın öteki ucunda bir başka kapı vardı.

Bunun önünde banyoda o anda işi olmayan keseleme işini yapan tellaklar beklemekte idi. Burası nispeten daha sıcaktı. Buradan esas banyo kısmına girilirdi. Bu kısım muhteşem bir yerdi. 45

ayak uzunluğunda, 35 ayak genişliğinde, oval şeklinde bir alanın üstü bir kubbe ile örtülü olup içine gömülü cam şişelerden süzülen doğal ışıkla aydınlatılmıştı. Bunlar, Royal Bagnio'dakinden daha geniş, ancak sayıca daha azdılar. Bu kubbe, her biri 20 inç çapında ve 16 ayak yükseklikte beyaz taştan yapılmış silindir şeklinde sekiz sütun üzerinde yükselmekte idi. Burada ortada yerden 20 inç yükseklikte ve altı metre kare genişliğinde masa şeklinde mermerden yapılmış bir göbek taşı vardı.

On oturma yeri ile duvar boyunca on dört niş içine çok sayıda kurna ve musluk yerleştirilmiş, duvarlar ise Gali çinileri ile kaplanmıştı. Duvarda asılı olan çok güzel sarkaçlı bir saat, müşterilerin ne kadar zaman burada kalabileceklerini ayarlamalarına yardımcı oluyordu. Banyo kısmına bitişik dört küçük daire planlı oda daha vardı. Bunların kimisi çok sıcak, kimisi çok soğuk olup, herbirinde sıcak ve soğuk iki musluğu olan birer kurna vardı. Buradaki eğlencelere gelince yine Türk hamamlarındakinin hemen hemen aynısı idi. Hamama gelen müşteri, kapıdaki görevliye giriş ücretini ödedikten sonra isterse önce terazide tartılır, sonra bir 'berber' eşliğinde özel kabine girer, bu kişi ona soyunması için yardım ederdi. Berber, müşterinin başına bir peşkir sarıp, belinden aşağısını bir peştemal ile örtüp, omuzlarına bir havlu atarak hamama hazırlıyordu. Ayaklarına bir çift terklik giydirip müşterisini hamam kısmına geçirtiyor, burada ona bir çift tahta takunya giydirildikten sonra tellak tarafından keçi kılından yapılmış eldivenle keseleniyordu. Bundan sonra içinde kurna olan odalarda önce çok sıcak, daha sonra da iyice soğuk su olan küvetlerde yıkanırlardı. Duke'ün banyosunda kadınlar için de gün ayrılmıştı. O günlerde burada sadece kadın görevliler çalışır, tamamı ile mahremiyet içinde olurdu. Salı ve Cuma günleri hamam kadınlara ayrılırdı.86 Covent Garden'da da Hummum diye anılan bir başka yerin de en eski Türk hamamlarından biri olup87 Jennings'in 1675'te önce açtığı ilk hamam olabileceği düşünülebilir.

Ancak İngiltere'de açılan bu hamamlar, tüm reklamlarında sağlık ve temizlik amacı ile açıldıklarını belirtmelerine karşın, tamamı ile eğlenceye yönelik geliştirilmişler, bunların yanında yapılan kahveler ve özel evler birer genelev olarak kullanılmışlardı. Covent Garden'dan Shakespear'in Başı'na ait anıları ve eğlenceleri anlatan Shakespear'in Hayaleti imzalı kitapta, bir Londra sabahı anlatılırken, güneşin artık iyice yükseldiği saatlerde, tutumlu ev hanımları yemeklerini hazırlamış, çevredeki Banyolar ise gecenin günahkar konuklarını perdeli tahteravanlar içinde tek tek yolcu etmekle meşgul olduğu88 sözleri bu hamamların temizlikten çok genelev olmalarının ifadesi idi.

1845 yılında ise bu geleneği yeniden canlandırmak isteyen David Urquart, yeniden Türk hamamları açıp, bunların çoğalması için büyük bir gayret sarf etmişti. Urquart'ın Londra'da Jermyn Street'te açtığı Türk Hamamı, İstanbul'dakileri aratmayacak güzellikte olduğu anlatılır. Urquart, yaşadığı her yerde kendisi ve ev halkının, hatta çalışanların da kullanabilmesi için Türk hamamları yaptırmıştı. Savoy'daki dağ evinde bulunan Türk hamamını bütün köylü ve dağcılara açmış, yazdığı makaleler ve verdiği konferanslarla Türk hamamlarının sıhhi yönünü bilimsel olarak anlatmaya çalışmıştı.89 Hamam diye anılan bazen de sadece kısa harflerle T. B. diye anılan Jermyn Street'teki Türk Hamamına açıldığı günden itibare 28 ay içinde 72.000 müşteri gelmişti. Victoria sokağındaki Oriental Bath ise iki buçuk yıllık sürede 54,720 müşteri ile ikinci rağbet edilen Türk hamamı olmuştu. Bu hamamın reklamları o denli çoktu ki abartlılara dahi gidilmişti. Bu hamamın ününe ait öykülerden biri İstanbul'da bir yemekte geçmiş, bir Fransız sekreterinin Harranlı bir Arap şeyhine en iyi hamamın nerde olduğu sorusu üzerine, "Allah var, şahidim var. Her yerde Türk hamamı var ama Londra'da Picadilly'de olan gibisi yok" demiş, bununla da Jermyn Street'teki hamamın kastedildiği şeklinde idi90

Urquart'ın yaptırdığı bu hamamların yoğun bir şekilde tanıtımları yapılmış, küçük kitapçıklar veya broşürlerde de yayınlanmıştı. Hamama gelindiği andan itibaren nasıl bir sıra ile tüm bölümlere girileceği anlatılmış, renkli bir tablo çizilmişti. Bu hamamlarda Türk Hamamı'nda olan her şey vardı. Kapıda karşılayan mavi atlas giysili türbanlı kapıcı yanında, nargile veya Türk çubukları istrahat ederken içilebilmekte ayrıca müşterilere helva, şerbet gibi Türklere özgü yiyecekler sunulmaktaydı.91 II. Dünya Savaşı sırasında hava saldırısı sırasında bomba isabet etmesi sonucu ortadan kalkmıştır. Londra'da yapılan Türk hamamlarının en iyi korunmuş örneklerden biri Liverpool Street civarında Bishopgate Churchyard'da bir Türk şirketi tarafından lokanta olarak çalıştırılan Gallipoli Restaurant'tır. 19. yüzyılda İngitere'nin bir çok yerinde açılan Türk Hamamları yanında, Lord Kinnairds tarafından inekler için de yararlı olacağı düşüncesi ile Türk hamamı şeklinde çalışan özel bir inek hamamı yaptırılmıştı.92 Ayrıca İskoçya'da Dunfermline kentinde Turkish Suite diye anılan Türk hamamı bugün halen kullanılmakta olup, dıştan gri taştan yapılmış sıkıcı görüntüsüne karşın renkli çinileri olan muhteşem iç mekanı görenleri şaşırtmaktadır.93

Türk Köşkleri ve Camileri

Türk hamamları yanında İngilizler, Türk mimarisinin çeşitli alanlarında da Osmanlı topraklarında yeni fikirler aramışlar, bunların bazılarını uygulamaya çalışmışlardı. 17. yüzyıl ortalarında ünlü İngiliz mimarı Christopher Wren, İstanbul'da yaşayan varlıklı İngiliz tüccarı Dudley North'dan, Türklerin mimari konularında, özellikle cami kubbelerinin yapı tekniğini kendisi için öğrenmesini istemişti. North'un topladığı bilgileri, Wren, St. Pauls Kilisesi'nin kubbesinin yapımında kullanmak istemişse de bu bilgileri yeterli bulmamıştı.94 Christopher Wren'in anısına James Elmes tarafından yayınlanan bir kitapta95 Wren'in yazılarından alıntı yapılmış ve Ayasofya ile başlayan kubbenin artık sadece İstanbul ve Doğu ülkelerinde muazzam bir şekilde yapıldığını belirtmiş ve bunun geometrisi ile ilgili bazı çözümlemelere girişmişti.

Elmes, Royal Society üyesi ve mimar John Evelyn'in günlüğünden yaptığı bir alıntıda Royal Society üyeleri olan Christopher Wren, Sir John Hoskyns ve Evely'nin o yıllarda İngiltere'ye yerleşen ve Doğu'ya yaptığı anı ve gözlemlerini aktardığı seyahatnamesi ile ünlü olan Fransız Sir John Chardin'dan da Doğu mimarisi ve özellikle kubbe yapımı üzerine bilgi almak için yaptıkları ziyarete de değinmiştir.

Sir Chardin onları evinde Doğu giysileri ile karşılamış, ancak onlara Türk yapılarından çok Yunan ve Roma eserlerinin ihtişamından bahsetmişti. Sir John Evelyn de Christopher Wren anısına yayınladığı mimarlık tarihi ile ilgili kitapa Ayasofya'da yapılan kubbenin sonraları Türkler tarafından geliştirildiğini anlatmıştı.96 18. yüzyılda ise Türk mimarisi teknikten çok plan olarak benimsenmiş, Rokoko Dönemi İngilteresi'nde yeniden gündeme gelmiş, bu kez fantazi binalar oluşturulmuştu.

Bu fantaziler kapsamında mimari alanında ilgilerini çeken Türk camilerinin 18. yüzyılda parklarda ilgi çekici minyatür örneklerini yapmışlardı.97 Bahçe ve parklarda Yunan ve Roman tapınaklarını andıran yapılar yanında, küçük Türk köşkleri de yapılmıştı. O yılların mimarlık kitaplarında açıkça Türk yapısı denilmese dahi bu tasarımlar izlenmektedir. John Evelyn, William Jones, Charles Over, John Soan'un yayınladığı plan ve kesit çizimleri olan kitaplar bunlardan sadece bir kaç tanesidir.98 Bu kitapların bazılarında Gothic diye nitelenen, ancak bugünkü gotik üslup tanımı ile ilgisi olmayan, kubbeleri ile Türk üslubunu yansıtan tasarımlar çokluktaydı. Wren, Gotik teriminin İtalyanlar tarafından Roma üslubunun dışında olan tüm yapılara verilmiş olduğunu, gerçekte bunun Saracen yada Arap kökenli bir üslup olarak tanımlanmasının yerinde olacağını açıklamış,99 19. yüzyılda Brighton Pavyonu'nun tasarımı için yazdığı kitapta H. Repton, Hint tarzında tasarladıkları bu pavyonlardan oluşan Saray'da Hint kubbesi diye tanımlanan kubbenin gerçekte bir Türk camiinin kubbesine benzediğini anlatmış ve gotik diye yanlış tanımlanan Hint, Gentu, Çin ve Türk mimarisine değinmişti.100 18. yüzyılda Londra'daki Vauxhall Gardens'ta son derece zengin işlemeli bir Türk çadırı vardı.101 Bunun dışında Painshill ve İrlanda'da Belle Vue'de de Türk çadırları olduğu bilinir. 102

O yılların tanınmış mimarı Sir William Chambers tarafından Wales Prensi ve Prensesi için yapılan Surrey'deki Kew Sarayı ve bahçesinde büyük bir saray yerine küçük köşkler tercih edilmiş, bahçede ise dekoratif amaçlı Çin pagodası, Türk camisi, çadırı andıran baldahinli, kubbeli yapılar, köşkler yer almıştı. Pagodanın yanında yer alan cami 1761 yılında Sir Chambers tarafından tasarlanıp yapılmıştı. Bu minyatür cami, yapay bir gölün içinde oluşturulan üç adanın birinde yer alacak şekilde tasarlanmış103 üç bölümden meydana gelmişti. Yapının ortasında sekizgen planlı bir ana mekan ve iki yanında iki küçük yan kısım vardı. Yapı ortada büyük, yanlardaki bölmelerin üstü ise iki küçük kubbe ile örtülü idi. Büyük kubbenin üstünde bir hilal vardı. Kubbenin dik kısmında 28 küçük kemer ile binanın aydınlatılması sağlanmıştı. Binaya sekizgen mekanın ön cephesindeki üç köşesinde üzerlerinde Dr. Moreton'un Kuran'ından alınan altın harflerle yazılı Arapça yazı bulunan üç giriş kapısından girilirdi.

Minareler ana binanın iki ucuna yerleştirilmişti. Chambers, dış cephede Türk mimarisinin karakterine sadık kalmaya çalıştığı halde, iç cepheyi farklı bir anlayışla tanzim ettiğini anlatır. Küçük bölmelerin duvarları gül renginde, ana mekanı saman renginde, sekiz köşede ise alçı kabartma olarak yapılan palmiye ağacı motifleri de yeşil rengin tonları ile boyanarak tabiat canlandırılmış, kubbenin altında açılan dallar ve ipek kurdelelerle birbirine bağlanarak adeta bu palmiyelerin kubbeyi taşırmış izlenimi yaratılmıştı.104 1796 yılında burada yapılan bir araştırmada bu yapının bakımsız kalıp, tamir edilemez halde olduğundan yıkılmış olduğu yazılmıştı.105 Baş mimarlığını Chambers'in yaptığı bu Park'a, Kew Gardens yanı sıra "Türk Cenneti" de dendiğini yine o devirde yazılan bir şiirden öğreniyoruz.106

İç Mekanlarda Türk Etkisi

On altıncı yüzyıldan itibaren iç mekan döşemesinde de Türk sanatından etkiler görülmüştür. "Turkey work" (Türk işi) denilen bir işleme moda olmuş, sandalye arkalıkları bunlarla döşenmişti. Şöminelerin etrafı çinilerle süslenmiş ve odalara Türk temalı resimler asılmıştı. Sir Chardin, Dudley North gibi Doğu'da konsolosluk görevinde çalışan veya ticaret yapma amacı ile bir süre yaşayan veya seyahat eden İngilizler de evlerinde en azından bir odalarını Türk tarzında döşeyerek, bu kültürü sergilemişlerdi. Aşk skandalları ile ünlü Lord Baltimore, sık sık Doğu gezilerine gidip, bir 'seraglio' diye tanımlanan evinde de bir harem fantazileri içinde yaşamış, Londra'dan bir kaç mil dışarda bu amaçla bir ev yaptırmak için de mimarlara tasarlatmıştı.107 Orientalizm akımı çerçevesinde yeni bir iç tasarım başlamış, evlerde sigara odaları ve divanları Türk ve Arap üslubunda döşenmeye başlanmıştır. Bu odalarda genç, kibar ve yüksek eğitimli erkekler Doğu stilinde sigara içme kasketleri ve hatta tamamıyle Doğu kıyafetleri giyip, Delacroix'ın arkadaşı Kont Palation gibi, nargile çubuklarını içerek istirahat ederlerdi. Londra'da Hertford House'da bu tarzda düzenlenmiş bir sigara odası vardı. Duvarlar tamamı ile Minton, Hollins&Co. tarafından yapılmış Türk tarzında çinilerle kaplıydı. Yarım asır öncesine kadar korunan bu odada bugün sadece bir duvarda çiniler kalmış, salonda ise Sir Richard Wallace kolleksiyonunda bulunan Doğu silahları kolleksiyonu sergilenmektedir.108 Orta Doğu ülkelerini gezen Lord Frederick Leighton'un mimar George Aitchson'a yaptırdığı ve 1880 yılında halkın ziyaretine açtığı Londra'da Kensinton'da genellikle Arab Hall diye anılan evi de çinileri, sedef kakmalı kapıları ve İslam eserleri kolleksiyonu ile küçük bir Doğu sarayını anımsatan hem mimari hem de iç mimari yönüyle bir sanat abidesi olan ihtişamlı bir eserdir.109

19. yüzyılda İngiliz döşeme türlerinde "Ottoman," bazen de "Turk" üslubu diye adlandırılan oturma elemanları kullanılmıştı. 1790 yılında Orta Doğu gezisini tamamlayan Thomas Hope, 1798'de Household Furniture adı altında bir kitap yayınlamış ve özellikle Antik Mısır ve sedef kakmalı Şam mobilyalarından etkilendiği tasarımlar yapmıştı. Hope'un kitabının 180. sayfasında oturma odası tasarımında üzeri yastıklarla süslü, bir duvardan diğer duvara uzanan köşeli bir divan Ottoman diye isimlendirilmişti.110 Bu tür oturma elemanları Türk köşesi (Turkish Corner) diye de anılmıştı. Bunlar, arkalarına arabesk motiflerle süslü arkalıklar da eklenerek cosy corner diye de isimlendirilmişti. Ottoman, arkalığı ve koltuk kısımları olmayan, üstü pamuklarla şişirilmiş ve kumaş kaplı uzun divanlardı. Victoria Devri'nde tel çemberli, geniş etekler giyen kadınların rahat oturabilmeleri için büyük salonlarda moda olmuş111 daha sonra başka tür mobilyalara da bu isim verilmişti. 19. yüzyılın ikinci yarısına ait mobilya kataloglarında arkalıklı, zengin bir şekilde döşenmiş ve dedikodu koltuğu denilen önlü arkalı koltuklar, kanepeler hep bu isimle anılmıştı. Büyük salonlara konan ortası çiçeklik olan yuvarlak oturma elemanları da Ottoman olarak anılmıştı.112

1.1. Türk Halısı

Halı sanatı, İngilizlerin Türklerden öğrendiği en önemli sanat dallarından biridir. 15. yüzyıla kadar İngilizler, zemini örtmek için herhangi bir kaygı duymamışlardı. Saraylarında bile, yerler genellikle çıplak ve pis olurdu. Sadece, tahtın önüne değerli bir kumaş parçası serilirdi. 15. yüzyılda yerler saman ile örtülmeye başlanmış, bu arada bir kaç Türk halısı da İngiltere'ye ulaşmıştı. İngiltere'de Türk halısı ile ilgili ilk kayıt 1439 yılına ait olup, St. John manastırının baş rahibi için Rodos'tan Antony Querrinus tarafından getirilen Türk halıları yanısıra silah, zırh, çeşitli örtü, ipekli kumaşlar ve şaraptan gümrük vergisi alınmaması ile ilgili başvuru kaydı idi. 113 Bunun dışında Venedik ve Cenevizli tüccarlar tarafından Londra'ya Türk halılarının getirilip, İngiliz yünlüleri ile takas edildiği bilinmektedir. Örneğin 1492 yılında Cenevizli tüccar Antonio Gallio Sakız'dan satın aldığı 50 Türk halısının 40 adedini Londra'ya getirip İngiliz yünlüleri ile takas etmiş, bu işten çok iyi kar etmesi üzerine 1494'te yeniden Londra'ya Türk halıları ile gelmişti.114 Türk halıları devlet antlaşmalarında pazarlık konusu bile olabilmişti. İngiltere Başpiskoposu Kardinal Wolsey, Venedik hükümeti ile olan bir anlaşmazlık dolayısı ile tüccarlar ve Venedik elçisi ile olan görüşmelerde özellikle Venedik tüccarlarının İngiltere'ye getirdikleri Kandiye şarapları ile ilgili verginin kaldırılması için yaptığı uzun görüşmelerde 12-15 Şam halısının getirilmesini istemiş ve buna karşılık yedi halı hediye edilmişti.

Ancak Kardinal kendisine getirilebilecek 60-100 halıyı ödeyebileceğini söylemekle beraber bunun hediye olmasını ima etmiş, dört yıl sonra ise Venedik hükümeti elçisi vasıtası ile 60 Türk halısını hediye olarak göndermişti. Kardinal, kendisine hediye edilen bu halıları sarayında tek tek incelemiş ve çok beğenmişti. Menmuniyetini de Venedikli tüccarlara güçlük çektikleri pek çok konuda yardımcı olma vaadini vererek dile getirmişti.115 Kardinal Wolsey'e hediye edilen bu halılarla ilgili detaylı bir tarife rastlanmamışsa da bunların 1529 yılında Kardinal'in devrilmesi ile Kral VIII. Henry'nin zimmetine geçtiği görülür.116

16. yüzyılda ise Türk halıları Osmanlı İmpratorluğu'ndan ithal edilmekle beraber, yine de değerli, nadir bulunan lüks eşyalar sayılırdı. 1599 yılında Elizabeth'in kentteki sarayını gezen Thomas Platter ve arkadaşlarının duvardaki goblenlerin dikkat çektiği kabul salonunda yerlerin hasır otu ile örtülü olduğu, sadece Kraliçe'nin tahtına kadar yürüdüğü yerlerin Türk düğümlü halılarla kaplı olduğunu anlatır. 117 Hentzer adlı yabancı bir gezgin 1598 yılında Elizabeth'in ara sıra ikamet ettiği ve o yıllarda ihtişam içinde olan Hampton Court Sarayı'nı anlatırken, buranın çok sayıda odasının altın, gümüş ve ipek işlemeli duvar halılarla donatıldığı, bunların bazılarında savaş sahnelerinin betimlendiğini, diğerlerinde ise hepsi de çok tabii görüntülü Türk ve Amerikan 'giysilerinin' (dresses) olduğunu anlatır. 118 Hetzner'in burada sözünü ettiği giysiler o yılların saray envanterlerinde de sık sık ratlanan, masalar üzerinde örtü olarak kullanılan Türk halıları olması gerekirdi.

Bununla beraber 16. yüzyılda Türk halılarının İngiltere'de taklitlerinin yapıldığı görülür. 1570 tarihli, ortasında kraliçe Elizabeth, kenarlarında ise Ipswich eyaletleri hanedanının arması bulunan bir halı bu gün Victoria and Albert Museum'da bulunmaktadır. Queensbury kolleksiyonunda bulunan üzerinde Montagu ailesinin arması ile 1546-87 tarihleri olan bir grup halı da Türk halılarının taklitleridir.119

İngiltere'de Türk halılarına karşı daha 15. yüzyılda başlayan beğeni sonucu artan talebi fark eden Richard Hakluyt, 1579 yılında Moskova kumpanyası üyesi Morgan Hubblethorn'a Türk halı sanatını öğrenmesi ve geri dönerken beraberinde bu sanatı çok iyi bilen kadın-erkek bir kaç kişi getirmesi konusunda direktif vermişti.120 Bu konuda fazla bir bilgi çıkmasa da başarılı olduğu şüphelidir. Ancak, 1539 yılından önce Ormond Dükü Pierce'in Fleman ve komşu eyaletlerden sanaçılar ve üreticiler getirip Kikenny'de duvar halısı, Türk halısı, yastık vs. yapımında çalıştırdığı Ormond ailesinin hukuk danışmanı Sir Robert Rothe tarafından anlatılmıştır.121 Bununla birlikte 16. yüzyılda Türk halılarının taklitlerinin yapıldığı bilinir. İngiliz kaynakları, Türkiye'den ithal edilen halıları Türk halısı (Turkey carpet), taklitlerden de Türk işi halı (Turkey work carpet) diye tanımlamaktadır. 1756 yılında yayınlanan ticaret sözlüğünde halının tarifi yanında en iyi halılarn İran ve Türkiye'de yapıldığı belirtilmiş, halı isimleri Anadolu'nun değişik yörelerinin isimlerine göre veya başka isimlerle verilmişti. 'Mosquetes' denilen cinsin en güzel halılar olup, 'cadene' denilen cinsi ise en düşük kalitesi idi.122

18. yüzyılda Royal Society of Arts bu sanatı teşvik etmek amacı ile yarışmalar düzenler. Ödül kazananlardan biri olan Thomas Whitty'nin Axminster'de kurduğu halı fabrikası 19. yüzyıl ortalarına kadar çalışmasını sürdürse de, Türk pazarı ile rekabete girememiş ve sonuçta kapanmıştı. Axminster'de yapılan en son halılardan biri Osmanlı Padişah'ı için sipariş verilmiş, 1835 yılında tamamlanan bu halı kasabada büyük bir heyecan yaratmıştı. Bu şimdiye dek dokunan en büyük halı idi. Bunu kutlamak için Şükran Günü'nde kilisede bir ayin düzenlenmişti.123

Türk Çinileri, Ebru ve Türk Motifleri

Türk çinileri de İngiliz yaşamına daha erken yıllarda girdiği düşünülse de gümrük kayıtlarında İznik çinilerinin ithali ile ilgili bilgiye rastlanmamaktadır. 17. yüzyılda değerli Doğu porselenlerinin gümüşle montürlenmesi moda idi. İngiliz kolleksiyonlarında montürlü olan bazı İznik çinileri de bu şekilde İngiliz işçiliğinin birleşmesi ile yeni formlara sokulmuştu. Üzerlerinde I. H. damgası ve 1592, 1597/8 tarihleri bulunan üç çini124 Victoria and Albert Musueum, British Museum ve Fitzwilliam Museum'un en güzel örneklerindendir. Dahası bunlardan British Musum'da olanı, Türk eserleri arasında değil, Rönesans eserleri ile sergilenmesi toplum yaşamındaki yerinin önemini daha da artırır. Bunlardan biri Essex'de Walton Abbey'in güneyindeki evin hela çukurunda bulunmuştu. Evi, Mercers's Company'nin mensuplarından I. Thomas Winspear'ın 1639 yılında yaptırdığı sanılıyor. Kırık dökük seramik parçaları ve yemek artıkları ile bulunan bu seramik, alel acele belki de bir olayın hışmıyla sofradaki kapların kuyuya atıldığını anımsatmış, yapılan analizde İznik kasesinin ahududu tatlısı için kullanıldığı anlaşılmıştı.125 Bu da orta sınıfın ya da tüccarların bu tür kapları bereberlerinde gelirken getirmiş olabileceğini anımsatmaktadır. 17. yüzyılda Avrupa'da olağanüstü güzel veya ilginç eserlerin sergilendiği 'ilginç ve garip eşyalar dolaplarında diye anılan camlı dolaplarda Türk çinileri bulmak olası idi. Julian Raby, Londra'dan 1614 yılına kayıtlı Walter Cape'in İznik çinilerini örnek olarak vermektedir.126

19. yüzyılda İngiltere'de İznik çinileri, Deck, Minton & Co., Maw & Co.127 William de Morgan, William Morris gibi sanatçılar tarafından incelenerek taklitlerinin yapılması başarılır.128 Özellikle Arts & Crafts akımı içinde stilize edilmiş motiflerle evlerin en sevilen süsleme unsurları olur. Owen Jones'un özellikle 1856'da yayınladığı Grammar of Ornament adlı eserinin bu çiniler üzerinde etkisi olmuştu. 1870'te hem Morgan hem de Morris, Victoria & Albert Museum'da İslam eserleri üzerinde incelemeler yaparak çinilerini geliştirmişti.129

İngilizlerin Türklerden öğrendiği diğer bir sanat dalı da ebrudur. 16. yüzyıl sonundan itibaren Avrupa'da kitap sonlarında ebru kağıdı kullanmak moda olmuştu. 17. yüzyıl sonlarına kadar Türkiye'ye kağıt gönderip yaptırılmış, ancak 17. yüzyıl başlarında ebru yapımını öğrenmişlerdi.

Francis Bacon, kendilerince bilinmeyen bir kağıt boyama sanatından övgü ile söz etmiş, kısaca yapılışına değinmişti. Türk sanatlarından cilt, kaatı ve tezhip sanatları da diğer Avrupa ülkelerinde olduğu gibi İngiliz kitap sanatını da etkilemişti.130

1851 ve 1862 yıllarında Londra'da uluslararası sergilerde açılan Türk pavyonu, Türk sanatı konusunda bir çok tartışmalara yol açar. William Morris, Türk motiflerini halı, kumaş, duvar kağıdı, vitray ve kitap resimlerinde uygular ve Doğu'ya araştırmalar yapmak, yeni motifler bulmak için sanatçılar yollar. Aynı doğrultuda çalışan Liberty Company de sedef kakmalı mobilyaları yapmakla ünlü bir firma idi. 131 Ayrıca Oeztman Company, Maple Company gibi mobilya üreticileri de Doğu etkili mobilyalar üretir.

Liberty firmasına ait tarihsiz olan bir katalogda 13 Nisan 1889 tarihli bir gazete haberinden verilen alıntılarda bu tarihten bir hafta önce Doğu rüyası olarak hatırlanacak olan ve Lady Aberdeen tarafından düzenlenen bir Pazar'dan bahsedilmişti. Bu Pazar'da yer alan müzik odası ve koridorun Liberty'nin estetik yeteneğinin ürünü olduğu, 27 Grosvenor Square'da bulunan bu eserlerin Liberty'nin girişimciliği ve sanatının bir anıtı olarak kalacağı anlatılmıştı. Tavanlar, camlar, kafesler ve ocaklar çeşitli İslam ülkelerindeki türbeler ve dini anıtlardan kopya edilmişti.132

Sonuç

Günümüz İngilteresi'nde Türk sanatı, çok sayıda müzel ve özel kolleksiyonun en nadide eserleri olarak korunan ya da ve zaman zaman müzayedelerde el değiştiren göz kamaştırıcı Türk işlemeleri, silahları, minyatürleri, çinileri ve hala Londra'nın en büyük mağazalarında önemini koruyan Türk el halıları ve kilimleri ile önemini sürdürmektedir. Sık sık açılan Osmanlı sergileri ve müzayedelerde yüksek fiyatlarla satılan Türk eserleri yanında Türk sanatı alanındaki araştırmalar da bu ilginin göstergesidir. Dört yüzyıla yakın bir süre devam eden Osmanlı-İngiliz ilişkileri sonucunda iki toplum arasında etkileşim kaçınılmaz bir olgudur. Bu makalede sedece genel hatları ile İngiliz kültüründeki Türk etkileri ele alınmıştır. Bunun tersi olan Türklerin İngilizlere bakış açısı, İngiltere hakkında olan bilgileri, Batılılaşma dönemi Osmanlısı'nda İngiliz sanatçıların yeri ve Türk pazarındaki İngiliz ürünlerinin çokluğu ayrı bir konu olarak başka bir yazıda ele alınması tasarlanmaktadır.

1 Uzun yıllar özellikle Londra'da British Library'de yapılan çalışmalarda Osmanlı-İngiliz kültür etkileşimi konusunda geniş bilgi toplanmıştır. Bu çalışmalardan sonuncusu 2000 yılında Oxford Üniversitesi, Doğu Araştırmaları Merkezi'ne bağlı Barakat Kuruluşu'ndan verilen maddi destekle yapılmış ve bu konuda bir kitap hazırlığı başlamıştır. The Barakat Trust'ı, yöneticisi Dr. Julian Raby'i, herşeyden de öte, bana her konuda destek veren değerli hocam Prof. Dr. Nurhan Atasoy'u ve ailemi burada minnetle anmak istiyorum. Ayrıca bu makaleyi, Osmanlı-İngiliz ilişkileri alanında değerli çalışmalar üreten ve zamansız vefat eden Dr. Tülay Reyhanlı'nın anısına atfediyorum.
2 M. Epstein (1908/1968). The Early History of the Levant Company, New York, s. 16, 18, 40; Anonim. (1825). Account of the Levant Company, London, s. 3.
3 Sarah Searight (1979). The British in the Middle East, London, s. 255.952
4 William Otter (1929). The Life and Remains of the Rev. Edward Daniel Clarke, London, s.

5 İngiliz Osmanlı İlişkileri Sürecinde İngiliz Sanat ve Sosyal Yaşamındaki Türk Etkileri, Sanat Tarihi Araştırmaları Dergisi, sayı: 11, 42.
6 Bu rehberlerden biri için bkz. James Howell (1650). Instruction and Directions for Forren Travel Showing what course and what comes of time, one may take an exact survey of the Kingdoms, and States of Christendome, and arrive to the practical knowledge of the Languages, to good purpose, with a new Appendix for Travelling into Turkey and the Levant Parts. London.
7 M. Pilkinton (1770). Pilkington Dictionary of Painters, London, s. 678-679.
8 Michael Bryan (1816). A Biographical and Critical Dictionary of Painters and Engravers, London, s. 710.
9 Günsel Renda (1983). Europe and the Ottomans, Europe und die Kunst des Islam 15. bis 18 Jahrhundert, 5. XXV, Internationaler Kongress des Islam feur Kunstsgenscite, Ciba, Wien 4-10. 9. 1983; Ayrıca bkz. Günsel Renda (1978). Türk Ressamı diye Anılan Jean Etienne Liotard, Sanat Dünyamız, XIII, s. 12-21.
10 Sarah Searight (1979). s. 18, 69.
11 Thomas Roe (1740). The Negotiation of Sir Thomas Roe in His Embassy in the Ottoman Port, From the Year 1621-1628, Inclusive. London, s. 154.
12 Sarah Searight (1979). s. 71.
13 Bu portre için bkz. Maurice Howard (1995). The Tudor Image, London: Tate Gallery, s. 76.
14 R. Baldwin (1773). Beauties of England, London, s. 246.
15 Bkz. James Kennedy (1771). A New Description of the Pictures, Statues, Bustos, Basso-Relievos and Other Curiosities at the Earl Pembroke's House at Wilton, London.
16 Sarah Searight (1979). s. 71.
17 David Piper (1977). Treasures of Oxford, London, s. 21.
18 Sarah Searight (1979). s. 71.
19 Sir Worsley (1794). Museum Worseylanum or a Collection of Antique Basso Relievos Bustos Statues and Gems with Views of Places in the Levant Taken on the Spot on the years MDCCLXXXV, VI and VII. London.

20 Sarah Searight (1979). s. 74-75; Harold Bowen (1945). British Contribution to Turkish Studies, London, s. 27.
21 Rolf Tomann (ed.) (2000). Neoclassicism and Romaticism, Cologne: Könemann, s. 17,
19, 20, 21.
22 Karl Meyer (1973). The Plundered Past, London, s. 174.
23 William Otter (1929). s. 502.
24 Karl Meyer (1973). s. 174.
25 William Lithgow (1632). The Totall Discourse, of the Rare Adventures and Painefull Peregrinations of long Nineteen Years Trauayles, from Scotland, to the most Famous Kingdoms in Europe, Asia, and Africa, Lyon; Gilbert Phelps (ed.) (1974). The Rare Adventures and Painful Peregrinations of William Lithgow, London, The Folio Society.
26 Gordon Waterfield (1963). Layard of Nineveh, London, s. 125, 128, 132, 141; Layard'da verilen bu ferman British Library Add. 39, 055 Layard Papers, fol. 17b'de yer almaktadır.
27 Gordon Waterfield (1963). s. 40-45; Sarah Searight (1979). s. 151.
28 Başbakanlık Arşivi-İrade-Hariciye No: 4869.
29 Netice Yıldız (1987). İngiliz-Osmanlı Sanat Eseri Alışverişi (1583-1914), İstanbul: İstanbul Üniversitesi, Basılmamış Doktora Tezi, s. 159-168.
30 Harold Bowen (1945). s. 16.
31 Paul Rycaut'ın İzmir'deki konsolosluk görevi için bkz. Sonia Anderson (1989). English Consul in Turkey, Paul Rycaut at Smyrna, 1667-1678, Oxford: Clarendon Press.
32 Mike Dash (1999). Tulipomania, The Story of the World's Most Coveted Flower and the Extraodinary Passions It Aroused, London: Indigo, Orion Books, s. 39-40.
33 Anonim (1694). Some Observations Made upon the Root Called Serapias or Salep Imported from Turkey. Shewing Its Admirable Virtues in Preventing Womens Miscarriages, written by a Doctor of Pysick in the Countrey to his Friend in London. Yazar, arkadaşına insanın yaptığı en önemli anıtı olan çocuk yapma konusunda üzülmemesi ve eşinin kullanmasını tavsiye etmişti.
34 Derek Hudson (1954). The Royal Society of Arts 1754-1954, London, s. 121.
35 H. O. Coxe (1973). Bodleian Library Quarto Catalogues, Laudian Manuscripts, Ed. By R. W. Hunt, s. xix; Netice Yıldız (1987). s. 62, 63.
36 Bu konuda geniş bilgi için bkz. G. J. Toomer (1996) Eastern Wisedom and Learning, The Study of Arabic in Seventeenth-Century England, Oxford: Oxford University Press; Netice Yıldız (1987). s. 62-124.
37 Netice Yıldız (1987). s. 66, 80; H. O. Cox (1973). s. xv n. 39; William Otter (1824). s. 533.
38 Theodore Bent ed. (1893). Early Voyages in the Levant. The Hakluyt Society: Report for 1892: Introduction: Of the Formation of the Levant Company of Turkey Merchants, s. i-ii.
39 Anonim (1825). Account of the Levant Company: with some notices of the benefits conferred upon Society by its officers in promoting the causes of humanity, Literature and the fine Arts. London.
40 Richard Cowdry (1751). A Description of the Curiosities in Wilton House, London, s. 109.
41 J. M. Brun, (18-19th centuries) Historical Collection Relative to Spring Gardens, Charing Cross and to Vauxhall Gardens, London, s. 226; W. S. Scott (1955). Green Retreats, The Story of Vauxhall Gardens 1661-1859, London. s. 24.
42 Percy G. Dawson (1945). Clocks Made for the Turkish Market, Antique Collector, May-June 1945, s. 96; E. H. Baillie-Cecil Clotton, C. A. Ilbert (1973). Britten's Old Clocks and Watches and Their Makers, London, s. 95; Netice Yıldız (1987). s. 347-354.
43 J. Nightingale (1822). Memoirs of Her Late Majesty Queen Caroline Consort of King George the Fourth, London. Cilt. II, s. 194-198.
44 The Illustrated London News, Cilt. 26, 1855, s. 33.
45 Netice Yıldız (1992) Mehmet Reşit Paşa'nın Jurnali Işığında Prens Alfred'in İzmir Ziyareti, Tarih ve Toplum, Mayıs 1992, Cilt: 18, sayı: 101, s. 42.
46 Bu konuda daha detaylı bilgi için bkz. Netice Yıldız (1992). İngiliz Basını ve Arşiv Belgeleri Işığında Kırım Savaşı ile ilgili Bazı Sosyal Etkinlikler, Tarih ve Toplum, Cit 19, Temmuz 1992, s. 24­29.
47 The Illustrated London News, Cilt. 28, 1856, s. 643.
48 The Illustrated London News, Cilt. 28, 1856, s. 219.
49 Samuel C. Chew (1937). The Crescent and the Rose, New York, s. 454-455; Tülay Reyhanlı (1984). İngiliz Gezginlerine Göre XVI. Yüzyılda İstanbul'da Hayat (1582-1599), Ankara, s. 16. n. 6; Netice Yıldız (1987). s. 484.
50 J. S. Brewer (ed.) (1814). Letters and Papers Foreign and Domestic of the King of Henry VIII, Arranged and Catalogued by J. S. Brewer, Cilt II, London. s. 1490-92.
51 A.e., s. 1490-1492.
52 Tülay Reyhanlı (1984), s. 16, n. 6; Documents Relating to the Revels at Court, s. 172, 175. s. 181, 185; P. Cunningham, Extracts from the Accounts of the Revels, s. 21-21.
53 Samuel C. Chew (1937). s. 457.
54 James Laver (1969). A Concise History of Costume, London, s. 114; Iris Brook (1934). History of Costumes of the Seventeenth Century, London, s. 60.
55 Sarah Searight (1979). s. 90.
56 Günsel Renda (1985). Avrupa Sanatında Türk Modası, Sanat Üzerine, Hacettepe Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi Yayınları, s. 44.
57 Lady Montagu, saraya kabul edilen ilk İngiliz sefiresi olarak bilinmekte ise de ondan önce Lord Wynchelsea'nin eşi Valide Sultan tarafından davet edilmiş, İngiliz tarzındaki jüponlu giysisi saray kadınlarının dikkatini çekmişti. The Sixteenth Volume of the Walpole Society, 1927-28, London, 1928, s. 40. Ancak Geoffrey Lewis bu sefireyi Peter Wych'in eşi olarak verir. Geoffrey Lewis (1984). s. 130­131. Rycaut'un eserlerinde ise Lady Wynchelsea'den oldukça söz edilir. Bkz. Sonia Anderson (1989).
58 National Trust (1972). West Wycombe Park, National Trust, London, s. 16.
59 Montagu'nun resmi için bkz. Netice Yıldız (1992). İngiliz Osmanlı İlişkileri Sürecinde İngiliz Sanat ve Sosyal Yaşamındaki Türk Etkileri, Sanat Tarihi Araştırmaları Dergisi, sayı: 11, 42; Turquise (1990) dergisinden.
60 Edward Montagu'nun mektuplarından toplanarak yayınlanan anılarında Padişah'ın Montagu'yu kabul ettiği ve kendisine o güne kadar hiç bir Hıristiyana gösterilmeyen sempatinin gösterildiği anlatılmakta ve zeki bir okuyucunun buna hiç şaşırmaması gerektiği, çünkü Lady Mary'nin sefareti sırasında Padişah ile olan ilişkisinin meyvesi olduğu, bu babalık duygusu ile ona Ağa unvanını verip, zengin bir Emir'in kızıyla evlenmesine de izin verildiği anlatılmıştı. Anonim (1779). Memoirs of the Late Edw. W... M-Tague, Esq. (Collected and Published from Original Posthumous Letters), Dublin. s. 16-19, 167, 169.
61 Jonathan Curling (1954). Edward Wortley Montagu, 1713-1776, London, 118, 194, 213, 214, 220, 226.
62 Anonim (1750). Roxana or the Fortunate Mistress being History of the Life and Vast Variety of Fortunes of Mademoiselle de Bleau, 2nd edition, revised and corrected, London, s. 183­185189-190.
63 Lord Baltimore (1767). Tour of the East in the Years 1763 and 1764 with Remarks on the City of Constantinople and the Turks. Select Pieces of the Oriental Wit, Poetry and Wisdom, London.
64 Dictionary of National Biography, (1886). London, Cilt. VIII, Calvert, Frederick Baltimore maddesi.
65 (Sophia) Watson (1768). Memory of the Seraglio of the Bashaw of Meryland (Lord Baltimore), by a Discarded Sultana, the second edition, London. s. 4-7, 8, 31 (Anonim olarak basılan bu kitabın British Library 1414. E. 64 numara ile kayıtlı nüshasında el yazısı ile kitabın isminin altına Sophia Watson ismi eklenmiştir).
66 Anne Bellamy (c. 1750). Memoirs of George Anne Bellamy, Including All Her Intrigues with Genuine Annecdotes of all her Public and Private Connections, by a . Covent Garden Theatre, London, s 7.
67 Edward Lucie-Smith (1997). Ars Erotica, An Arousing History of Erotic Art, New York: Rizzoli, s. 163-164.
68 Anonim (1750). Jubilee Masquerade Balls at Renalagh Gardens, A Bad Return for the Merciful Deliverance from the Earth, London, s. 17; Jacob Henry Brun, Historic Collections Relative to Renalagh Gardens, s. 26, 228, 198.
69 Lionel Cust (1906). The Royal Collection of Paintings at Buckingham Palace and Windsor Castle, Cilt. II, London, s. 189; Freeman O'Don Oghue (1908-1914). Catalogue of Engraved British Portraits preserved in the Prints and Drawings in the British Museum, London, s. 351.
70 Joseph Nash (1843). Sir David Wilkie's Sketches in Turkey, Syria and Egypt, 1840 & 841, Drawn on Stone London, s. 6, 13.
71 Edward Pinnington (c. and 19th cent.) Sir David Wilkie: and the Scots' School of Painters (Famous Scots Series), London, s. 158.
72 The Wilkie Gallery: A Selection of the best Pictures of the Late Sir David Wilkie, R. A. including his Spanish and Oriental Sketches with Notices Biographical and Critical, London, s. 2 C.
73 Edward Pinnington (c. end 19th cent.). s. 158.

74 Gertrude Robinson (1920). David Urquart, Oxford, s. 45, 49, 50, 174.
75 Sarah Searight (1979). s. 72.
76 John-Linda Pelzer (1982), The Coffee Houses of Augustan London, History Today, October 1982, s. 41; Henry A. Harben (1918). A Dictionary of London, London, s. 17; R. Ackermann (1809). Repository of Arts, Literature, Commerce and Manufactures, Fashions and Politics, Cilt. I, s. 73-74.

77 Henry A. Harben (1918). A Dictionary of London, London, s. 602.
78 A.e., s. 603.
79 Bu kişinin P.R.O. kayıtlarında ismi Jonnes diye geçmekte ancak bir çok kaynakta Türk hamamları ile ilgili patenti aldığı belirtilen Sir William Jennings ile aynı kişi olması gerekir. Bk. Sam. Haworth, (1683). Description of the Duke's Bagnio and of The Natural Bath and New Spa Thereunto Belonging With an account of the Uses of Sweating, Rubbing, Bathing, and Medicinal Vertues of the Spaw, London: Sam Smith at the Prince's Arms in St. Paul's Church-yard.
80 P.R.O. -Calendar of State Papers, Domestic 1678, Adenda (1674-1678), London, s. 51, 55.
81 Henry A. Harben (1918). s. 95-96.
82 George Wheler (1682). A Journey into Greece, London, s. 193.
83 Anonym. (1680). A True Account of the Royal Bagnio with a Discourse of Its Vertues, by a Person of Quality, London: Printed for Joseph Hindmarsh, af the Black Bull, near the Royal Exchange, s. 1-8.
84 Sam. Haworth, (1683). s. 1-33.
85 John Timbs (1855). Curiosities of London, Rare and Remarkable Objects of Interesting in the Metropolis, London, 32.
86 Sam. Haworth, (1683). s. 1-33.
87 John Timbs (1855). s. 32.
88 Shakespeare's Ghost (c. 18. yy). Memoirs of the Shakespeare's Head in Covent Garden, Many Entertaining Adventures, and Several Remarkable Characters, 2 cilt. London, s. 186.
89 Getrude Robinson (1920). s. 174.
90 Medical Tracts (1777-1869). The Hammams of the Turks, the Thermea of the Romans Restored in Britain. In Use in Health and In Disease (Collected Fly-Leafs), London: The Hammam, 76 Jermyn Street, s. 3, 20,37.
91 A.e., s. 45.
92 A.e. s. 7.
93 Miles Danby (1995). Moorish Style, London: Phaidon Press, s. 174.
94 Roger North (1816). The Lives of the Right Hon. Francis North, The Hon. Sir Dudley North, and Rey. Dr. John North, London, Cilt. III, s. 41.
95 James Elmes (1823). Memoirs of the Life and Works of Sir Christopher Wren, London. s. 130.
96 John Evelyn&Sir Henry Wotton (ed.) (1733). A Parallel of the Ancient Architecture with the Modern, in a Collection of Ten Principal Authors who has written upon five Orders. London. s. 10, 48.
97 Heinrick Glück (1974). 16-18. Yüzyıllarda Saray Sanatı ve Sanatçılarıyla Osmanlıların Avrupa Sanatları Bakımından Önemi, Eski Türk Sanatı ve Avrupa'ya Etkisi, çevr. A. Cemal Köprülü, Ankara, s. 136.
98 Henry Wotton (1733). A Parallel of the Ancient Architecture with the Modern, Collection of Ten Principal Authors who have written upon five Orders, London; Tho. Collins Overtone (1765). Original Designs of Temples and Other Ornamental Buildings for Parks and Gardens, Greek, Roman and Gothic Taste, London; Charles Over (1755). Ornamental Architecture in the Gothic, Chinese and Modern Taste. for Parks, Forests, Wood, Canals etc. London; John Soan (1778) Design in Architecture Consisting of Plans, Elevations and Sections for Temples, Bath, Cassines, Pavilions, Garden-Seats, Obelisks and Other Buildings, London.
99 James Elmes (1823). s. 107.
100 H. Repton (1808). Design for the Pavilions at Brighton, London, s. vi, 27.
101 Anonim (1762). A Description of Vaux-Hall Gardens, London, s. 9-10; (Anonim) (1822). A Brief Historical Descriptive Account of the Royal Gardens, Vauxhall, London, s. 21.
102 Patrick Conner (1979). Oriental Architecture, London, s. 74-75.
103 A.e., s. 74.
104 William Chambers (1763). Plans, Elevations, Sections and Perspective View of the Gardens and Buildings at Kew in Surrey, The Seat of the Royal Highness The Princess Dowager of Wales etc., London, s. 6.
105 Anonim, (1796). The Beauties of the Royal Palaces or a Pocket Companion to Windsor, Kensington, Kew, and Hampton Court, London, s. 40.
106 Anonim (1741). The Turkish Paradise or Vaux-Hall Gardens, Wrote at Vaux-Hall Last Summer, The Prince and Princess of Wales with many Persons of Quality and Distinction being in the Gardens, London: Printed for T. Cooper, at the Globe in Pater-Noster-Row, s. 1-8.
107 (Sophia) Watson (1767). s. 31.
108 Netice Yıldız (1987), s. 454; Grania Lyster (2000). A Guide to the Wallace Collection, London, s. 29. Guy Francis Laking (1964). Oriental Arms and Armour, Wallace Collection Catalogues, London, s. XI-XII.
109 Ernest Rhys (1895). Sir Frederic Leighton, An Illustrated Chronicle, London, s. 50-51; Mrs. Russel Barrington (1906) The Life, Letters and Works of Frederic Leighton, London, Cilt. 2, s. 221; Miles Danby (1995). Moorish Style, London, s. 176-177.
110 Sarah Searight (1979). s. 234.
111 Margaret Macdonald-Taylor (1966). English Furniture From the Middle Ages to Modern Times, London, s. 151, 283.
112 John Clog (1964). The Englishmen's Chair, London. s. 250.
113 P.R.O. -Calendar of Close Rolls, Henry VI, 1435-1441. ed. By A. F. Stamp, London, s. 214-215.
114 E. Pandini, Vita pri vata Genoveto nel Rinacimento, Genoa, 1915, s. 53, 291'den naklen Michael Rogers (1986) Court and Export: Market Demands in Ottoman Carpets, Carpets of the Mediterranean Countries 1450-1550, ICOC, 1986, s. 15.
115 A. F. C. Kendrick-C. E. C. Tattersall (1922). S. 77-78; May Beattie (1964). Britain and the Oriental Carpets, Leeds Arts Calendar, s. 11-14.
116 P.R.O. -Letters and Papers Foreign and Domestic, Henry VIII, Cilt. IV, part III, 1529-1530, No: 6184, s. 2766. Inventory of Wolsey's Household'dan naklen May Beattie (1964). s. 4.; Ernest Law (1885). The History of Hampton Court Palace in Tudor Times, London, s. 69-71, 180, 277 291. Bu eserde ayrıca belirtilen bilgiye göre (s. 238) Kardinal Wolsey'nin ölümünden sonra el konulan eşyalarına ait iki ciltlik hacimli el yazması (British Musuem MS. Harl. 1419), bu Türk halıları kullanıldığı yerlere göre kaydetmiştir.
117 Ian Dunlop (1962). Palace and Progress of Elizabeth I, London, s. 108.
118 Henry G. Clarke (1843). The Royal Gallery of Hampton Court Palace: Its Pictures and Their Painters: A Hand Book Guide for Visitors, London. s. 5.
119 A. F. C. Kendrick-C. E. C. Tattersall (1922). Cilt I, s. 44; Şerare Yetkin (1981). Historical Turkish Carpets, İstanbul, s. 55.
120 Richard Hakluyt (1598-1600). The Principal Navigations, Voiages and Discoveries of the English Nation, London, Cilt II, s. 162.
121 C. E. C. Tattersall (1934). History of the British Carpets, London, s. 33.
122 Mr. Rolt (1775). A New Dictionary of Trade and Commerce compiled from the Information of the Most Eminent Merchants and From the Works of the Best Writers on Commercial Subjects in all Languages Containing Among Other Things, 'carpet' maddesi. Sayfa no yok.
123 C.E.C. Tattersall (1934). s. 67-68, 72.
124 Nurhan Atasoy-Julian Raby (1989). İznik Seramikleri, London-İstanbul, s. 269.
125 A.e., s. 272.
126 Julian Raby (1985). Exotica From Islam, The Origins of Museums: The Cabinet of Curiosities in Sixteenth and Seventeenth Century Europe, ed. Oliver Impey and Arthur Macgregor, Oxford: Larendon Press, s. 255.
127 Julian Barnard (1972). Victoria Ceramic Tiles, Studio Vista, London, s. 82. Barnard, Maw and Co'nin 1883 tarihli kataloğundan aldığı çizimlerle bu firmanın banyolar yanı sıra, bina girişlerinde, tren istasyonlarında veya umumi tuvaletlerde kullanılmak amacıyla ürettikleri çinilerden örnek vermektedir. bkz. Fig. 20, 21.
128 A.e., s. 82.; Oliver Watson (1981). İznik from Isfahan, Apollo, Cilt. CXIV No: 235, s. 176. 177.
129 Martin Greenwood (1996). The Designs of William de Morgan, Somerset, England, s. 12.
130 Alexandrine St. Claire (1973). The Image of the Turks in Europe, New York, s. 14.
131 Liberty&Co. (c. 1889). Handbook of Sketches, Liberty&Co. Regent St. London, s. 34, 35, 69.
132 A.e., s. 34, 35, 69

Ackermann, R. (1809). Repository of Arts, Literature, Commerce and Manufactures, Fashions and Politics, Cilt. I.

Anderson, S. (1989). English Consul in Turkey, Paul Rycaut at Smyrna, 1667-1678, Oxford: Clarendon Press.

Anonim. (1680). A True Account of the Royal Bagnio with a Discourse of Its Vertues, by a Person of Quality, London: Printed for Joseph Hindmarsh, af the Black Bull, near the Royal Exchange.

Anonim (1694). Some Observations Made upon the Root Called Serapias or Salep Imported from Turkey.

Shewing Its Admirable Virtues in Preventing Womens Miscarriages, written by a Doctor of Pysick in the Countrey to his Friend in London, London.

Anonim (1741). The Turkish Paradise or Vaux-Hall Gardens, Wrote at Vaux-Hall Last Summer, The Prince and Princess of Wales, with many Persons of Quality and Distinction being in the Gardens, London: Printed for T. Cooper, at the Globe in Pater-Noster-Row1-8.

Anonim (1750). Jubilee Masquerade Balls at Renalagh Gardens, A Bad Return for the Merciful Deliverance from the Earth, London.

Anonim (1750). Roxana or the Fortunate Mistress being History of the Life and Vast Variety of Fortunes of Mademoiselle de Bleau, 2nd edition, revised and corrected, London.

Anonim (1762). A Description of Vaux-Hall Gardens, London.

Anonim (1779). Memoirs of the Late Edw. W... M-Tague, Esq. (Collected and Published from Original Posthumous Letters), Dublin.

Anonim (1796). The Beauties of the Royal Palaces or a Pocket Companion to Windsor, Kensington, Kew, and Hampton Court, London.

Anonim (1822). A Brief Historical Descriptive Account of the Royal Gardens, Vauxhall, London.

Anonim (1825). Account of the Levant Company: with some notices of the benefits conferred upon Society by its officers in promoting the causes of humanity, Lliterature and the fine Arts. London.

Anonim (tarihsiz). The Wilkie Gallery: A Selection of the best Pictures of the Late Sir David Wilkie, R. A. including his Spanish and Oriental Sketches with Notices Biographical and Critical, London.

Atasoy, N.&Raby, J. (1989). İznik Seramikleri, London.

Baillie, E. H.&Clotton, C.&Ilbert, C. A., (1973). Britten's Old Clocks and Watches and Their Makers, London.

Baldwin, R. (1773). The Beauties of England, London.

Baltimore, L. (Baltomore, C. F.) (1767). Tour of the East in the Years 1763 and 1764 with Remarks on the City of Constantinople and the Turks.

Select Pieces of the Oriental Wit, Poetry and Wisdom, London.

Barnard, J. (1972). Victoria Ceramic Tiles, Studio Vista, London.

Barrington, R. (1906). The Life, Letters and Works of Frederic Leighton, London.

Başbakanlık Arşivi-İrade-Hariciye No: 4869.

Beattie, M. (1964). Britain and the Oriental Carpets, Leeds Arts Calendar.

Bellamy, A. (c. 1750). Memoirs of George Anne Bellamy, Including All Her Intrigues with Genuine Annecdotes of all her Public and Private Connections, by a . Covent Garden Theatre, London.

Bent, Th. (1893). Early Voyages and Travels in the Levant, (edited with an introduction and notes.), London: Hakluyt Society.

Bowen, H. (1945). British Contributions to Turkish Studies, London.

Brewer, J. S. (ed.) (1814). Letters and Papers Foreign and Domestic of the King of Henry VIII, Arranged and Catalogued by J. S. Brewer, Cilt II, London.

Brook, I. (1934). History of Costumes of the Seventeenth Century, London.

Brun, J. M. (18-19th centuries). Historical Collection Relative to Spring Gardens, Charing Cross and to Vauxhall Gardens, London.

Brun, J. H. (c. 18. yüzyıl sonları). Historic Collections Relative to Renalagh Gardens. (British Library'de yayınlanmış kısa broşür veya gazete küpürlerinden oluşan bir cilt içindeki kolleksiyon).

Bryan, M. (1816). A Biographical and Critical Dictionary of Painters and Engravers, London.

Chambers, W. (1763). Plans, Elevations, Sections, And Perspective View of the Gardens and Buildings at Kew in Surrey, The Seat of the Royal Highness The Princess Dowager of Wales etc., London.

Chew, S. C. (1937). The Crescent and the Rose, Islam and England During the Renaissance, New York.

Clarke, H. G. (1843). The Royal Gallery of Hampton Court Palace: Its Pictures and Their Painters: A Hand Book Guide for Visitors, London.

Clog, J. (1964). The Englishmen's Chair, London.

Conner, P. (1979). Oriental Architecture, London.

Cowdry, R. (1751). A Description of the Curiosities in Wilton House, London.

Coxe, H. O. (1973). Bodleian Library Quarto Catalogues, Laudian Manuscripts, Ed. By R. W. Hunt, Oxford.

Curling, J. (1954). Edward Wortley Montagu, 1713-1776, London.

Cust, Lionel (1906). The Royal Collection of Paintings at Buckingham Palace and Windsor Castle, Cilt. II, London.

Danby, M. (1995). Moorish Style, London: Phaidon Press.

Dash, M. (1999). Tulipomania, The Story of the World's Most Coveted Flower and the Extraodinary Passions It Aroused, London: Indigo, Orion Books.

Dawson, P. G. (1945). Clocks Made for the Turkish Market, Antique Collector, May-June 1945.

Dictionary of National Biography, (1886). London, Cilt. VIII, Calvert, Frederick Baltimore maddesi.

Dunlop, I. (1962). Palace and Progress of Elizabeth I, London.

Elmes, J. (1823). Memoirs of the Life and Works of Sir Christopher Wren, London.

Epstein, M. (1908/1968). The Early History of the Levant Company, New York.

Evelyn, J.&Wotton, H. (ed.) (1733). A Parallel of the Ancient Architecture with the Modern, Collection of Ten Principal Authors who has written upon five Orders. London.

Glück, H. (1974). 16-18. Yüzyıllarda Saray Sanatı ve Sanatçılarıyla Osmanlıların Avrupa Sanatları Bakımından Önemi, Eski Türk Sanatı ve Avrupa'ya Etkisi, çevr. A. Cemal Köprülü, Ankara.

Greenwood, M. (1996). The Designs of William de Morgan, Somerset, England.

Hakluyt, R. (1599-1603) The Principal Navigations, Voigages, Traffiques and Discoveries of the British Nation, London.

Harben, H. A. (1918). A Dictionary of London, London.

Haworth, S. (1683). Description of the Duke's Bagnio and of The Natural Bath and New Spa Thereunto Belonging With an account of the Uses of Sweating, Rubbing, Bathing, and Medicinal Vertues of the Spaw, London: Sam Smith at the Prince's Arms in St. Paul's Church-yard.

Howard, M. (1995). The Tudor Image, London: Tate Gallery.

Howell, J. (1650). Instruction and Directions for Forren Travel Showing what course and what comes of time, one may take an exact survey of the Kingdoms, and States of Christendome, and arrive to the practical knowledge of the Languages, to good purpose, with a new Appendix for Travelling into Turkey and the Levant Parts. London.

Hudson, D. (1954). The Royal Society of Arts 1754-1954, London.

Kendrick, A. F. C.-Tattersall, C. E. C. (1922). Handwoven Carpets-Oriental and Europeans, London, 2 Cilt.

Kennedy, J. (1771). A New Description of the Pictures Statues, Bustos, Basso-Relievos and Other Curiosities at the Earl Pembroke's House at Wilton, London.

Laking, G. F. (1964). Oriental Arms and Armour, Wallace Collection Catalogues, London.

Laver, J. (1969). A Concise History of Costume, London.

Law, E. (1885). The History of Hampton Court Palace in Tudor Times, London.

Lewis, G. (1984). Turks and Britons Over Four Hundred Years, Four Centuries of Turco-British Relations, Studies in Diplomatic, Economic and Cultural Affairs, Ed. William Hale&Ali İhsan Bağış, London: The Eothen Press. s. 123-138.

Liberty & Co. (c. 1889). Handbook of Sketches, Liberty & Co. Regent St. London.

Lucie-Smith, E. (1997). Ars Erotica, An Arousing History of Erotic Art, New York: Rizzoli.

Lyster, G. (2000). A Guide to the Wallace Collection, London.

Macdonald-Taylor, M. (1966). English Furniture From the Middle Ages to Modern Times, London.

Medical Tracts (1777-1869). The Hammams of the Turks, the Thermea of the Romans Restored in Britain.

In Use in Health and In Disease (Collected Fly-Leafs), London: The Hammam, 76 Jermyn Street.

Meyer, K. (1973). The Plundered Past, London.

Nash J. (1843). Sir David Wilkie's Sketches in Turkey, Syria and Egypt, 1840 & 841, Drawn on Stone London.

National Trust (1972). West Wycombe Park, National Trust, London.

Nightingale, J. (1822). Memoirs of Her Late Majesty Queen Caroline Consort of King George the Fourth, London. 2 Cilt.

North, R. (1816). The Lives of the Right Hon. Francis North, The Hon. Sir Dudley North, and Rey. Dr. John North, London. 3 Cilt.

O'Don Oghue, F. (1908-1914). Catalogue of Engraved British Portraits preserved in the Prints and Drawings in the British Museum, London.

Otter, W. (1929). The Life and Remains of the Rev. Edward Daniel Clarke, London.

Over, C. (1755). Ornamental Architecture in the Gothic, Chinese and Modern Taste for Parks, Forests, Wood, Canals etc. London.

Overtone, Th. C. (1765). Original Designs of Temples and Other Ornamental Buildings for Parks and Gardens, in the Greek, Roman and Gothic Taste, London.

P.R.O n. 114.

P.R.O. -Calendar of Close Rolls, Henry VI, 1435-1441. ed. By A. F. Stamp, London. P.R.O. -C. S. P., Domestic 1678, Adenda (1674-1678), London.

Pelzer, J.&Pelzer, L. (1982), The Coffee Houses of Augustan London, History Today, October 1982.

Phelps G. (ed.) (1974). The Rare Adventures and Painful Peregrinations of William Lithgow, London, The Folio Society.

Pilkinton, M. (1770). Pilkington Dictionary of Painters, London, s. 678-679.

Pinnington, E. (c. end 19th cent.) Sir David Wilkie: and the Scots' School of Painters (Famous Scots Series), London.

Piper, D. (1977). Treasures of Oxford, London.

Raby, J. (1985). Exotica From Islam, The Origins of Museums: The Cabinet of Curiosities in Sixteenth and Seventeenth Century Europe, ed. Oliver Impey and Arthur MacGregor, Oxford: Larendon Press. S. 251-258.

Renda, G. (1978). Türk Ressamı diye Anılan Jean Etienne Liotard, Sanat Dünyamız, XIII, s. 12­21.

Renda, G. (1983). Europe and the Ottomans, Europe und die Kunst des Islam 15. bis 18 Jahrhundert, 5. XXV, Internationaler Kongress des Islam feur Kunstsgenscite, Ciba, Wien 4-10. 9. 1983. s. 9-32, 161-167.

Renda, G. (1985). Avrupa Sanatında Türk Modası, Sanat Üzerine, Hacettepe Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi Yayınları. S. 39-50, fig. 1-12.

Repton, H. (1808). Design for the Pavilions at Brigton, London.

Reyhanlı, T. (1984). İngiliz Gezginlerine Göre XVI. Yüzyılda İstanbul'da Hayat (1582-1599), Ankara.

Rhys, E. (1895). Sir Frederic Leighton, An Illustrated Chronicle, London. Robinson, G. (1920). David Urquart, Oxford.

Roe, T. (1740). The Negotiation of Sir Thomas Roe in His Embassy in the Ottoman Port, From the Year 1621-1628, Inclusive. London.

Rogers, M. (1983) Court and Export: Market Demands in Ottoman Carpets, Carpets of the Mediterranean Countries 1450-1550, ICOC, 1983, s. 13-28.

Rolt, Mr. (1775). A New Dictionary of Trade and Commerce compiled from the Information of the Most Eminent Merchants and From the Works of the best writers on Commercial Subjects in all Languages containing Among Other Things, 'carpet' maddesi.

Scott, W. S. (1955). Green Retreats, The Story of Vauxhall Gardens 1661-1859, London.

Searight, S. (1979). The British in the Middle East, London.

Shakespeare's Ghost (c. 18. yy sonu). Memoirs of the Shakespeare's Head in Covent Garden, Many Entertaining Adventures and Several Remarkable Characters, 2 cilt. London.

Soan, J. (1778) Design in Architecture Consisting of Plans, Elevations and Sections for Temples, Bath, Cassines, Pavilions, Garden-Seats, Obelisks and Other Buildings, London.

St. Claire, A. (1973). The Image of the Turks in Europe, New York.

Tattersall, C. E. C. (1934). History of the British Carpets, London.

The Illustrated London News (1855). Cilt. 26, 1855. s. 33.

The Illustrated London News (1856) Cilt. 28, 1856. s. 643.

The Sixteenth Volume of the Walpole Society, 1927-28, London, 1928.

Timbs, J. (1855). Curiosities of London, Rare and Remarkable Objects of Interesting in the Metropolis, London.

Tomann, R. (ed.) (2000). Neoclassicism and Romaticism, Architecture, Sculpture, Painting, Drawing, Cologne: Könemann.

Toomer, G. J. (1996). Eastern Wisedom and Learning, The Study of Arabic in Seventeenth-Century England, Oxford: Oxford University Press.

Waterfield, G. (1963). Layard of Nineveh, London.

Watson, (S.) (1767). Memory of the Seraglio of the Bashaw of Meryland (Lord Baltimore) by a Discarded Sultana, second edition, London.

Watson O. (1981). İznik from Isfahan, Apollo, Cilt. CXIV No: 235, s. 176-179.

Wheler, G. (1682). A Journey into Greece, London.

Worsley, Sir (1794). Museum Worseylanum or a Collection of Antique Basso Relievos Bustos Statues and Gems with Views of Places in the Levant Taken on the Spot on the years MDCCLXXXV, VI and VII. London.

Wotton, H. (1733). A Parallel of the Ancient Architecture with the Modern, in the Collection of Ten Principal Authors who have written upon five Orders, London.

Yetkin, Ş. (1981). Historical Turkish Carpets, İstanbul.

Yıldız, N. (1987). İngiliz-Osmanlı Sanat Eseri Alışverişi (1583-1914), İstanbul: İstanbul Üniversitesi, Basılmamış Doktora Tezi.

Yıldız, N. (1992). İngiliz Osmanlı İlişkileri Sürecinde İngiliz Sanat ve Sosyal Yaşamındaki Türk Etkileri, Sanat Tarihi Araştırmaları Dergisi, sayı: 11, s. 41-48.

Yıldız, N. (1992) Mehmet Reşit Paşa'nın Jurnali Işığında Prens Alfred'in İzmir Ziyareti, Tarih ve Toplum, Mayıs 1992, Cilt: 18, sayı: 101. s. 42-45.

Yıldız, N. (1992). İngiliz Basını ve Arşiv Belgeleri Işığında Kırım Savaşı ile İlgili Bazı Sosyal Etkinlikler, Tarih ve Toplum, Cit 19, Temmuz 1992, s. 24-29.

  
4430 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın