• Anasayfa
  • https://www.facebook.com/tarihtarihcemiyeti/
  • https://twitter.com/ttcemiyeti
TAVSİYE KİTAP
Tuna Vilâyeti'ndeki (Köstendil Kazası) Ağalık Topraklarının Tabi Tutuldukları Vergiler / Prof. Dr. Slavka Draganova

Osmanlı tarihinde, sipahiliğin ortadan kaldırılmasıyla tarım mahiyeti meselesi çözümlenmemiş kalır. Bu konudaki uzmanlar, çok sayıdaki araştırmalarına rağmen toprağın hangi bölümünün ticari tedavüle girdiği, hangi bölümünün tımar sistemine uygun sınırlamalara tabi olduğu konusunda kesin cevap veremiyorlar.

Bu durumun en önemli sebeplerinden biri,Osmanlı-Türk belgelerinde toprak tanımı ve onlara ait mülkiyet tanımında kullanılan terimlerin eşitlenmesidir. Prensip olarak Tanzimat'tan sonra bir toprağın"mülk" veya "miriye" (devlete ait) olması önemli değildir. Eğer bir mülk sahibinin, bu küçük parsel veya bazen çiftlik olarak adlandırılan araziye dair tapusu varsa, faydalanış gözetmeksizin, bu toprak serbest burjuva mülkiyetidir.

Fakat Osmanlı İmparatorluğu'ndaki toprakların (Anadolu, Makedonya, Arnavutluk, Bosna, Yunanistan, vb.) yanlışlıkla "çiftlik"olarak adlandırıldığı anlaşılmıştır. Onların sahipleri olan ağaların birçok köye ait tapuları var ve bu ağalar köy ahalisinden vergi topluyorlar. Son dönemdekiler, herhangi bir sebeple tapularını kaybetmişler fakat işledikleri toprakları "baştına" ismiyle bilinen kendi mülkleri olarak görmüşlerdir.

Sahip-ağa tapusu olmasına rağmen, gerçek tapulara sahip büyük toprak sahipleri (çiftlik sahipleri) kadar toprağa sahip olamaz. Ağanın sahip olduğu tapu, sipahilerdeki gibi "berat" olarak adlandırılmalıdır. Çünkü ağalar köylü topraklarını sipahi toprağı gibi elde bulunduramazlar. İşte bu yüzden tarih sürecinde bu topraklar "kesimlik" olarak adlandırılır. Bunlar çok ciddi bir şekilde gerçek anlamdaki "çiftliklerden" ayırt edilmelidirler. Sadece bu şekilde Osmanlı İmparatorluğu'ndaki toprak paylaşımının karakteri belirlenebilir.

Osmanlı hakimiyetindeki Bulgar topraklarına gelince, biz artık kesin olarak belirtebiliriz ki 1850 yılındaki Vidin ihtilalinden sonra Vidin sancağındaki köylüler yeniden tapularına kavuşmuşlardır.1 Sadece Tuna Vilayetindeki Köstendil kazasında 200.000 ar serbest olmayan, ticari tedavüle tabi olmayan ve ağalık olan toprak kalmıştır. Geri kalanı ve bugünkü Bulgaristan sınırlarına dahil olan topraklar, Tanzimat reformlarından sonra artık hürdür. Bu topraklar Hıristiyan ve Müslümanlara aittir ve ticari tedavüle girmektedirler. Ayrıca bizzat kendi sahipleri, ücretli işçiler tarafından işlenir. Bunlar zirai yapılarıyla "çiftlik" olarak organize edilen topraklardır.
Köstendil kazası, yeni kurulmuş Tuna Vilayetine 1864 yılında, Mithat Paşa, halkın sayımına ve vergi alımına başladığında katılmıştır. Bu araştırmanın en önemli belgesi 1874 yılına ait "Cedvel-i Mizan vergisi ve nüfus" belgesidir.2 Belge 55 x 50 cm büyüklüğündedir. İçeriğinde 180 köye ait bilgi vardır. Fakat ne yazık ki belgenin üst kenarı (bölümü) tahriş edilmiştir. Yaklaşık 20 köy hakkında bilgiler eksiktir. Ama belgenin yeniden yazılmış hali çok iyi korunmuştur.3 İkinci hali aşağıdaki bilgileri içerir.

Şehir ve Köylülerin İsimleri:

Sıra numarası-180 (köy)
Eski kütüğe göre hane ve ahali sayısı (1864 y)
Hane-6839
Müslüman olmayan Romanlar-0 Müslüman olan Romanlar-0 Musevi-0
Katolik ve diğerleri-0 Ermeniler-0
Bulgarlar-27.909 (erkek)
Muhacirler (Çerkez ve tatarlar)-0
Müslümanlar-2756 (Erkek)
Müşterek eski ahali-30665
1874 y. Yeni Kütüğe Göre Hane ve Ahali Sayısı:
Hane-10280
Müslüman olmayan Romanlar-316 (erkek)
Müslüman olan Romanlar-193 (erkek)
Musevi-0 (Fakat Zgurovo köyünde 195 erkek var.)
Bunlardan 102'si Müslüman, 70'i muhacir, 20 Musevi ve 3'ü Roman-Müslüman'dır.
Katolik ve diğerleri-0
Ermeniler-0
Bulgarlar-30.303 (erkek)

Müslümanlar-2972 (erkek)
Genel nüfus-33.909 (erkek)
Teminatı Olan Mal ve Toprağın Sayısı ve Dönümü:
Teminatı olan toprak sayısı-136.855
Ekilmiş ve ekilmemiş toprak-870.511 dönüm
Toprak sahibi olmayan Hıristiyan sayısı-0
Kaydedilmiş gayrimenkuller, onların senelik getirisi ve yerli zanaatçıların yıllık getirisi. Yerli zanaatçıların temettuatı-5.216.675 kuruş Yıllık emlak getirisi-393.675 kuruş Emlakın genel değeri-160.812.050 kuruş
Eski Verginin, Askeri Verginin ve Bazı Fakirlerin Vergilerini Telafilerin Miktarı:
Farklı makbuzlara göre vergiler; 3512 kuruş
Fakirlerin vergileri telafi-0 kuruş
Eski askeri vergi-468.413 kuruş 20 para
Eski vergi-636.845 kuruş 20 para
Genel toplam-1.108.771 kuruş
Toplanacak Eski Vergilerin Değeri:
(Yürürlükte olmayan vergilerin değeri)
Eski vergiler: 2965 kuruş 11 para
Yürürlükte olan eski vergiler: 555 043 kuruş 9 para
Çingene vergisi: 392 kuruş

Gayrimenkulların Vergi Miktarı Getirileri, Yerli ve Yabancı Zanaatçıların Temettuatı ve Askeri Verginin Miktarı:

Askeri vergi (1874 y): 841.840 kuruş Yabancılardan alınan temettuat: 0 kuruş

Yerli zanaatçılardan alınan temettuat vergisi: 156.502 kuruş 20 para Geliri olan mallardan alınan vergi: 15747 kuruş Gayri menkullerin genel değeri için alınan vergi: 643.248 kuruş 20 para Toplam 1.660.849 (makbuzlardan alınan + 3512 kuruş).

Bu şekilde verilmiş ayrıntılardan önemli bilgiler ortaya çıkar. Örneğin, eski kayıtlara göre bir evde ortalama erkek sayısı 4,5'tir. Bunu ikiyle endekslersek 9 eder. Yeni kayıtlara göre erkeklerde 3,3 civarındaki azalma vardır. Veya bir evde erkek ve kadınlarda 9'dan 6,6'ya düşük var. Kazada bir hanenin sahip olduğu toprak 85 dönümdür. Eski vergi, ortalama (vergi kadimi ki bu daha sonra emlak, icar ve temettü olmak üzere üçe ayrılır) 15.643 kuruştur.

Bulgar hükümetinin 1880 yılına ait bir diğer belgesinden 66 köyün ağalık köy olduğu anlaşılıyor.4 Bu belge geçen yüzyılda ağalık köylerinin ekonomik ve vergi statüsünün netleşmesi açısından önemlidir.

Yine belirtmeliyiz ki aşağıda verilen tablolarda hane sayısında belgenin üst kenarının zedelenmesinden dolayı farklılıklar mevcuttur. Örneğin Köstendil Kazasına ait köylerin 170 olduğu belirtilir. 190 hanenin üzerinde 3 köy vardır. En büyük köyler kazanın güneybatısındadır. En küçükleri ise kuzey bölgesindedir. Bu duruma şöyle bir açıklama getirebiliriz. Kazanın kuzeyindeki dağlık köylerin büyük bir kısmı ağalık köyüdür. Onların toprağı ticari tedavüle dahil değildir. Bu yüzden çoğalmaları-büyümeleri daha yavaş gerçekleşir. Fakat kazanın düzlük bölgesinde bulunan ağalık köyler daha çabuk büyür.

İkinci ilginç bir gerçek de şudur ki ağalık köylerde Müslümanlar yoktur. Bu köylerin ağaları Köstendil ve diğer şehirlerde yaşayan bireylerdir. Bugünkü Makedonya'da bulunan Maleşevo'ya ait köylerin büyük çoğunluğunu Müslüman ahali oluşturuyormuş. Bu köylerin nüfusunun 1/3'ünü Müslümanlar oluşturuyormuş, fakat bugünkü Bulgaristan'da kalan Köstendil köylerinde Müslümanlar sadece %3'ü oluşturmaktadır. Tablo 2'de Köstendil şehrinin nüfusu dahil edilmemiştir. 5 K. Popov'a göre XIX yy. içinde Köstendil şehrinde 1400 Türk, 750 Bulgar, 150 Musevi, 60 Çerkez ve 30-40 kadar da diğer milletlerden nüfus mevcutmuş.6

Nüfusun artışı, ağalık olan ve olmayan köylerde farklıdır. Aşağıdaki tabloda 1864, 1866 ve 1874 yılına ait nüfus artımı mevcuttur. 1866 yılına ait istatistikler, 1986 basımı Köstendil Ansiklopedisinden alınmıştır. On yıl için Köstendil kazasında nüfus artışı %13'ün altındadır. Ağalık köylerin artışı %15'in üzerindedir.

Yukarıda görülen neticeye göre tapusu olmayan mülk sahibi köylülerin sayısı hür olan topraklara göre azdır. Bu mülk sahiplerinin, kazadaki mülkün %26,6'sına sahip oldukları görülür. Fakat nüfusun sayısı %37,4'tür. Kazada bir hanenin ortalama sahip olduğu toprak 101,8 dönümdür. Ağalık olan topraklarda ise hanenin ortalama sahip olduğu toprak 98,39 dönümdür. Bu topraklarda buğday, çavdar, arpacık, yulaf, darı, patates, elma, armut, erik, tütün yetişmektedir.7

İşlenmiş ağalık toprağının büyüklüğünü çağdaş metre sistemine dönüştürmek için dönümün büyüklüğü konusunda en doğrusunun 1 dönüm = 0,9193 dekar (ar) olarak hesaplamamızdır.

215147 dönümü 0,9193 ile çarparsak Köstendil hatta Tuna vilayetindeki ağalık toprağın 200.000 ar'ın üzerinde olduğu ortaya çıkar. (tabloya 17.000 dönüme sahip olan 5 köy dahil edilmemiştir). Genel olarak kaza için ortalama işlenmiş 850.000 ar olduğu görülür.

Yüksek dağ otlakları 1100 m. üzerindeki deniz üstü yüksekliklere ve 65.000 ar ile hayvancılığın gelişmesinde çok önemli bir yere sahiptirler. Koyun ve kuzu sayısı ile Köstendil kazası Tuna vilayetinin en önde gelen kazasıdır. 1874 yılı için kazada 351.401 baş koyun ve kuzu mevcuttur. Bir hane ortalama 39 koyun ve kuzuya sahiptir. Ağalık köylerde ise hane başına ortalama 40 koyun ve kuzu düşer.8

5. ve 6. tablolar Köstendil kazasında koyunculuğun Osmanlı döneminde yükseldiğini ve sonrasında düştüğünü gösterir.
Sadece üç yıl içinde kazadaki koyunlar 118.000 sayı çoğalır. Ağalık köylerde koyunculuk 6.000 baş çoğalır.

1878 yılından sonra kazada koyunculuk inişe geçer. 19 ağalık köyünde de durum aynıdır. Orada koyun ve kuzularda 7820 baş azalma olur. Bu delil ağalık rejiminin araştırılmasında çok önemlidir. Köylüler tam anlamıyla toprağın sahibi olur, koyunculuk ise azalır. Domuzculuğa gelince, o 1878 yılından sonra da iyi gelişir.

Ağalık köyler (% 38.55'dir. Fakat hane sayısı azdır) domuzların %32.41'ine sahiptirler, daha doğrusu onlara kazadaki domuzların 1/3'ü düşer.
1893 yılında Köstendil (Bulgaristan sınırları dışında bulunan köyler dahil olmadan) kazası 14063 domuza sahiptir. Onların sayısı 1900 yılında 15178'e yükselir.

Köstendil kazasında at, eşek ve katır genellikle taşıt yükü olarak yetiştirilmiştir. Toprak sürümü sadece öküz ve manda ile yapılırmış. 1900 yılında ki istatistiklere göre 289.211 ev hayvanı mevcutmuş. (at, eşek, katır, sığır, manda, %10 üzerinde koyun, %85 üzerinde kuzu; %5 altında domuz)9

Köstendil kazasında ipek böcekçiliği de (Kozacılık) oldukça gelişmiş durumdaymış. Tablo 8 ağalık köylerinde ipek üretiminin daha düşük olduğunu gösterir.

Osmanlı döneminde belirtilen topraklarda ziraat istihsalat %10 ile vergilendirilmiştir. (Öşür vergisi ayni ve para olarak toplanmıştır). Sadece 1867 yılı için devlet hazinesi (geliri) kararı istisna teşkil edip öşür vergisi topraklar konusunda elde edilen haklardan dolayı %15'e çıkarılmıştır. Bu aşırı vergi gelecek beş yıl içinde kaldırılmalıymış. Ancak ne yazık ki köylerde uygulanan bu vergiyle ilgili ayrıntılı bilgiye sahip değiliz. Fakat öşür vergisiyle ilgili bilgileri "Tahmis" ve "iltizam" sistemi uygulamasından faydalanarak elde edeceğiz.

Tanzimat'a kadar öşürün toplanmasındaki tek yöntem iltizamdır (bedel, fidye). Bedelci suistimaller yardımıyla en yüksek kazançları elde etmeye çalışıyormuş. İşte bu yüzden iltizam 1839 yılındaki Gülhane Hatt-ı Şerifi tarafından sert bir şekilde mahkum edilmiş ve öşürün toplanması devlet memurlarına verilmiştir. Fakat bu memurlar, toprak ürünlerini alıkoydukları için üstteki idare organlarına, ilgili tutarla rapor verememişlerdir. Kayıpları ortadan kaldırmak için daha 1841 yılında, Sultan iktidarı öşür vergisini iltizama-iade etmiş, 1855 yılında ise iltizam sisteminin düzenlenmesi için özel bir kanun çıkartmış. Buna rağmen düzensizlikler devam etmiş ve 1859 yılında devlet hazinesi Rumeli'de öşürün paraya dönüştürülmesine karar vermiş. Her kaza ve köyün son beş yılda (1856­1860) elde ettiklerinden onda bir (Öşür) toplanması, beşe ayrılması ve elde edilmiş tutarın ileride öşürün eşdeğeri olarak talep edilmesi emredilmiş. Öşürün bu şekilde toplanmasına "Tahmis" ismi verilmiş.10

Tablo 9 ve 10 öşürün iki şekilde toplanan parasal eşdeğerlerini gösterir.

Fakat "tahmis" sistemi çok geçmeden iflas yaşar. Devlet gelirlerinde azalma hissedilirken, köy çiftçileri de aynı durumu yaşamışlar. Devlet hazinesi yeniden "İltizam" sistemine geçmiş.11

Tarım üretiminin artmasıyla, bağlı olan öşürde de büyüme görülür. 1873 yılı için sahip olunan toprak dönümünün ortalama geliri 36 kuruştur.

Köstendile ait 1869 yılı iltizamı için bir diğer belgede, bedelcilerin isimleri ve 175 köy için öşürün para karşılığı mevcuttur.12 Bu köylerde Bulgar bedelciler sadece 35 kişidir ve hiçbiri ağalık köylerine ait değildir.

Elimizde 153 köy ile ilgili karşılaştırılmış bilgi var. Bunlardan alınan %85'lik özet alacağımız sonuç için ümit vericidir. Fakat burada neticeler nispetendir. Bir sonraki tablo 2,9 kuruşluk dönüm öşürünü gösterir. Bu öşürden anlaşıldığına göre ağalık köylerinin bir dönümünün geliri 29 kuruştur.

Koyunların adet-i ağnam vergisi bir baş için 4.5 kuruştur. Domuzların resm-i canavar vergisi, bir baş için 3 kuruştur.

Bir sonraki ödeme "Vergi" ismiyle bilinir ve daha sonra üç vergiye ayrılır: 1) Emlak, gayrimenkullar için uygulanan binde dört alınan vergidir. 2) İcar, geliri olan mülklerden (Dükkan, değirmen, han, vb.) yüzde dört olarak alınan vergidir. 3) Temettuat, çobanlar, değirmenciler, dükkancılar vb. gelirlerinden yüzde üç olarak alınan vergidir. (Dini, görevliler vergiye tabi değildir).

Köstendil kazasında hane başına ortalama emlak vergisi 15.149 kuruş ve 29 paradır. Ağalık köylerinde ise 11.522 kuruş 22 paradır. Emlakın toplam değeri Tablo 12'de gösterilmiştir.

Yukarıdaki veriler ağalık köylerinde emlakın oldukça düştüğünü gösterir. Şunu da belirtmeliyiz ki, köyler arası bu kadar çok göze çarpacak farklılıklar yoktur. Ayrıca ağalık köylerin sayısı daha azdır. Daha önce verilen bilgilerde de görüldüğü gibi kazada hane başına düşen ortalama vergiden 3.627 kuruş ile ağalık köylerde daha düşüktür.

Köylerin sahip oldukları mülk hakkındaki bilgiyi, getirisi olan "İcar" ından öğreniyoruz. Kazadaki bir hanenin ortalama icar değeri 57 kuruş 17 paradır. Ağalık köylerde bu, 33 kuruş 16 paradır. İcarın toplam değeri aşağıdaki tabloda gösterilmiştir.

Ağalık köylerinde düşük icar göze çarpar. Tabi ki, köylülerin sahip olamadıkları tapular, ağaların var olan topraklarına rağmen, mülklerini çoğaltma istekleri, köylüleri ağalarına karşı vergi görevlerini yerine getirmelerini (vergileri çoğaltarak ödemelerini) engelliyormuş.

Temettuat'ta verilen bilgilere göre ağalık köylerindeki insanlar zanaat ve ücretli iş yapmak gibi yollardan gelirlerini elde etme arayışlarında bulunmuşlardır. Kazada ortalama temettuat değeri 545 kuruştur. Ağalık köylerde ise hane başı bu rakam 552 kuruş 24 paradır.

Aşağıdaki tablo kazadaki toplam temettuat değerini göstermektedir.

Diğer rakamlara göre temettuat ın toplam rakamı, Köstendil kazasında yaşayanların yüksek derecede ek geliri (Ziraatle ilgili olmayan) olduğunu gösterir. Bu verilerden yola çıkarak, ek gelirlerin başlıca zanaatçılık ve ücretli işçilikten elde edildiği sonucuna varıyoruz.13

Sadece Hristiyanlara uygulanan yüklü, fakat son olmayan vergi bedel-i askeriyedir. Tablo 15 diğer ödemeler arasında bu verginin yerini gösteriyor.

Bedel-i askeriyenin toplamını oluşturan 719.953 kuruş, ağır vergileri oluşturan emlak, icar ve temettüatın toplam %52'sini oluşturmaktadır.

Umumiyetle askeri vergi Tanzimat Dönemi'ne kadar yapılan toplamaların başkalaşmış bir şekli olarak kabul edilir ve bu vergiler Hıristiyanların erkek nüfusunun tamamından cizye veya haraç ismi altında toplanan bir vergidir.

Halkın kadastroya ait işlemleri başladıktan sonra Müslüman olmayan erkekler, kişi başına 27,78 kuruşla vergiye tabi tutulmuşlar.

Müslüman nüfus 180 kişiye bir asker verdikleri için Hıristiyan erkekler kişi başına 27,78 kuruş ödemek zorundaymışlar. Bunun için Müslüman ahali 180 kişiye bir asker veriyormuş. Resmen ilan edilen "eşitliği" göre Hıristiyanlar her 180 kişiye bir asker almalıymışlar ki bu asker devlete 5000 kuruşu mal oluyormuş.14

Müslüman reayanın bu haysiyet kırıcı ayrımcılıklarını küçümsemeden şunu belirtmeliyiz, Hıristiyanların senelik askeri bedellerinin fiyatı "Acı Çeken Genoveva" temsili15 için satılan bir bilet veya bir balta ve çapa fiyatına eşdeğerdeymiş.16 Ordu mensubu olacak Müslümanların seçimi kura ile yapılırmış ve ordu görevinden ancak özel izinle ve 50 Türk Lirası karşılığında ayrılabilirlermiş. 17 O zaman bir Türk Lirası 103 kuruşa18 eşit olduğu için ordu görevi için seçilmiş bir Müslüman'ın yaklaşık 5.500 kuruş ödemesi gerekirmiş.

Burada görülenlerden bahsedilen teşkilatlanmanın çok sıkı bir şekilde uygulandığı anlaşılmaktadır. 30.303 Hıristiyan erkekten (erkek çocuklar da dahil olmak üzere) 841 840 kuruş bedel-i askeriye parası alınmıştır ki bu rakam kişi başına tam olarak 27,78 kuruş yapmaktadır.

Yine göze çarpan ikinci önemli, bir delil daha vardır. Köstendil kazasından 33.909 erkek 815.497 kuruş emlak, icar ve temettuat ödüyormuş. Bu rakam kişi başına (sadece erkek nüfus dahil) 24 kuruş yapıyormuş. Eğer bu 24 kuruşa 28 kuruş askeri bedeli de eklersek, bir Hıristiyan için ödenmesi gereken toplam 52 kuruştur.

15. tabloda kıptiyan vergisi de dahil edilmiştir ki bu vergi toplam vergilerin en düşük rakamıdır. Kişi başı bir erkeğin ödemesi gereken 11 kuruşluk vergidir.

Buraya kadar sayılan vergiler aşırı olarak bilinen ve halkın devlete ödediği vergilerdir. Bunlar Yeni Tanzimat vergileridir ve dediğimiz gibi ilk başlarda böyle aşırı değil bir bütün halindeymişler. Emlak, icar ve temettuat ile ilgili 1875-1865 yılları için verilen bilgilerde bu vergi "vergi kadım" olarak gösterilmiştir. Bu bilgiler ortalama on senelik bir zamana ait yüklü vergilerin (öşür dahil olmadan) yükseldiğini ortaya koyar.

Eski ve yeni nüfus istatistiklerinden elde edilen bilgiye göre erkek sayısının artı 3.000'e çıktığı görülür. Yukarıdaki tablodan görüldüğü gibi vergiler %44 artmıştır. Ağalık köylerde vergi artışı %23 olmuştur. Bu artış toplanacak eski vergiler olarak belirlenmiştir ki bu durum halkın ıslarla daha yüksek vergileri ödemek istemediğini göstermektedir.

Buraya kadar ağalık olan ve olmayan köylerin ödedikleri vergiler hakkında genel bir tablo çizildi. Özellikle ağalık köylerdeki köylülerin vergiler dışında ağalara da ödemek zorunda oldukları "kesim"den (belirli bir vergi miktarı) dolayı durumlarının çok daha zor olduğunu belirtmemiz gerekir.

İreçek ve Sarafor'un belirttiklerine göre ağalık köylerdeki çiftçilerin hizmetleri şöyleymiş: 1) Bir adet kova (20 okkalık) buğday, 2) Angarya (ova işi) biçmek, hasat, bahçe çapalama, Türk çiftliklerinde üzüm toplama, 3) Odun, kömür, yağ, peynir, kuzu, koyun vb. verme, 4) Bazen belirli miktarda para verme, zamanla ağalar, buğday ve angaryayı geri çevirerek, tüm görevlerin parayla ödenmesini istemişlerdir.19

İnalcık'a göre ağalık sistemi ayrıca ücret-i arazi ismiyle'de (toprak kiralama) nitelendirilir. Bu sisteme farklı hizmet ve ödemeler dahildir ki esasında bu özellikler yeni çiftlik sistemiyle, eski feodal adetlerinin bir sentezidir. İnalcık, köylünün ağaya karşı farklı hizmetleri olduğunu belirtir. Senede iki ay angarya çalışmak; kendi elde ettiği mahsullerin belirli bölümünü ağaya vermek; 25 okka ve 31 kg mahsul vermek zorunda (?) 30-40 okka at arabası dolusu mısır; her 10 koyun başına 1 okka peynir; ek olarak 1 at arabası odun veya 12 kuruş ve bir dönüm bağ için 3/10 kuruş. Bunların dışında ağalara toprak, paşa ve tüm vergiler için toplam ödeme olarak bilenen bu alımlar, devlete verilen vergiye eşit veya daha çok olmak üzere hesaplanmış ve köylüler tarafından ödenmesi gereken vergilermiş. Bütün bunlara ayrıca ağanın hizmetçileri ve diğer görevlilerine ödemeler de ekleniyormuş. İnalcık şöyle bir sonuç getiriyor; "Devletin yerini alarak kiralık topraklara sahip olanlar, şüphesiz üretimde kendi yatırımını en üst seviyeye çıkarıp, reayanın iş gücünü kullanıyordular" İnalcık ile para kesiminin %20'sinin köy gelirinden sağlandığı konusunda hemfikiriz20 ayrıca ağalık köylerde, Köstendil'e kayıtlı olan ağalar gerçek anlamda çiftlik sahibi olma çabasındalarmış. Böyle çiftlikler ağalık olmayan köylerde de varmış. Farklı istatistik bilgilerin mukayesesiyle Köstendil kazasında hür olan topraklarda çiftlik alımının yaklaşık 30.000 ar olduğu anlaşılmaktadır.21

Bu kadar çok köylünün tapuya sahip olamamaları (tapuların kayboluşu) nereden kaynaklanıyor. Bu soruya İreçek ve Sarafor aynı cevabı veriyor. Onlara göre toprak hakimiyeti şu şekilde oluyor. 1) Köylüler öşürü ödemeyip, sipahilere borçlu kaldıkları zaman; 2) Köy kan vergisini ödemediği zaman, 3) Ağa köylülerden angarya yerine para isteyip, farklı hediyeler vermelerini istediği zaman ve bu borcun yıllık "kesime" dönüştüğü zaman, 4) Ağalar köy topraklarına koyun sürülerini otlatmaya çıkardıklarında tarlaları zaptedip, hatta bütün köye sahip oldukları zaman 22

Sonuçta, tablolardan elde ettiğimiz bilgileri şöyle umumîleştirebiliriz.
1) Köstendil kazası köylüleri ve tüm Tuna vilayeti nüfusu yüklü ve vasıtalı devlet vergilerini ödüyorlarmış,
2) Tanzimat tan sonra Köstendil kazasında beş önemli büyük vergi istenmiştir.

a-) Öşür-Ziraat ve hayvanların gelirinden %10 (koyun başına 4,5 kuruş, domuz başına ise 3 kuruş olmak üzere) gibi bir payın verilmesi,
Ortalama değerini şöyle hesaplayabiliriz:
3.171.062 kuruş öşür: 33 909 erkek = 93 kuruş
353.301 koyun x 4,5 kuruş: 33909 erkek = 46 kuruş
11.112 domuz x 3 kuruş: 33 909 erkek = 1 Kuruş  

Tarım ve hayvancılık gelirinden bir erkek başına ödenmesi gereken vergi 140 kuruştur. b-) Emlak-gayrimenkulden alınan 40/00 (binde) ortalama değerini şöyle hesaplayabiliriz: 643.248 kuruş emlak: 33 909 erkek = 19,5 kuruş c-) İcar, getirisi olan mülklerden %4 vergi. Ortalama değeri:

15 747 kuruş icar: 33 909 erkek = 0,5 kuruş
Gayrimenkul ve menkullerin gelirinden bir erkek başına ödenmesi gereken vergi 20 kuruştur. d-) Temettuat, zirai olmayan her getirinden %3 vergi Ortalama değer:

156 502 kuruş temettuat: 33 909 erkek = 5 kuruş
Zirai olmayan gelirinden bir erkek başına ödenmesi gereken vergi 5 kuruştur.

e-) Bedel-i askeriye Hıristiyan olan her erkekten 27,78 kuruş askeri vergi
Devlete ödenmesi gereken bu yüklü vergilerin toplamından kişi başına (erkek) ödenmesi gereken 165 kuruştur. Bu rakam Hıristiyanlarda 193 kuruşa (+ 28 kuruş askeri vergi) çıkar.

Bu vergiler dışında ağalık köylerdeki köylüler ağaya 1/20'ye eşit olan tarım ve hayvancılık gelirlerinden ücret ödüyorlarmış. Bu ücreti şöyle hesaplayabiliriz. Hayvancılık ve tarım ürünlerinden alınan 140 kuruşluk vergi 5'e (veya 1/20'ye) ayrıldığında, 28 kuruş eder.

Ağalık köylerde bir erkek başına ek olarak 28 kuruş veya hane başına ortalama 100 kuruş ücret ödeme düşüyor.

Eğer nüfusun 33.909 kişi erkek olduğunu ve hane sayısının 10.280 olduğunu kabul edersek, her hanede ortalama 3 erkeğin olduğu görülür. Bu durumda Köstendil kazasında bir Müslüman hanenin devlete ortalama 500 kuruş; bir Hristiyan hanesinin ise 600 kuruş ağır vergi ödediği anlaşılır. Eğer bir aile ağalık köye dahil ise o ek olarak ağaya 100 kuruş daha ödemek zorundadır ve böylece toplam ödediği miktar 700 kuruştur. Ayrıca halk aşırı olmayan bir çok vasıtal vergi ve taksit ödemek zorundaymış.

Ağalık köyler mesken olarak her zaman Hristiyanlar tarafından kullanılmış 20.000 kişi civarında onların sahipleri ise her zaman Müslümanlar imiş. Bu Müslümanlar çiftlik formatıyla ağalık köylerde toprak sahibi olabilirlermiş, fakat orada yaşamıyorlarmış. Onlar şehirlerde duran bireylermiş ve köy iktisadisinde katılımcı değilmiş. Asıl katılımcılar, bu çiftliklerde komşu ve ağalık olmayan köy veya şehirlerde kiralık işçi olarak çalışan ağalık köylüleriymiş.

Ağalık köylülerin diğer köylüler gibi tarım ve hayvancılıkta iyi gelire sahipmişler. Onlar bu ürünlerini serbestçe pazarlarda satabiliyorlarmış. Fakat gelir getiren; dükkan, değirmen, aba dolabı vb. gibi mülklere sahip olmaktan çekiniyorlarmış.

Bu köylerin bir bölümü ağalardan daha 1878 yılından önce satın almışlar geri kalanları ise ancak XIX yy. sonlarında doğru tapularını alıp, Bulgaristan Devleti'nin verdiği elverişli borçları ödedikten sonra geri almışlar.

1 H. İnalcık, Tanzimat ve Bulgar Meselesi Ankara, 1943; H. İnalcık The Emergence of Big Ferms, "Ciftliks", State, Landlords and Tenants. Turcika 1983, s. 121-122.
2 Bu defter Sofia'daki "Sv. Kiril I Metodiy" Halk Kütüphanesi'nin Şarkiyat Bölümündedir. (NBKM, KC 8/5).
3 S. Draganova, Köstendilski Region 1864-1919 (La Region de Kjustendil 1864-1919 (Etude ethnodemographique et socio-economique) Sofia 1996.
4 Raport na Komisiyata, izpratena v Kyustendilski okrag da izuchi polojeniyeto na bezzemlenite selyeni (Sastavili K. Irechek I K. Sarafov). Sofia, 1880.
5 Draganova, Kütendilski Region s. 90-254.
6 K. Popov, Türk Esaretindeki Köstendil ve Köstendillilerin Kurtuluş savaşına katılımı. -V: Köstendil ve Köstendile ait. Sofia, 1973, 97.
7 S. Draganova, Köstendil bölgesi., 33-37.
8 Aynı, 68, 69.
9 A.g.e., 68-69.
10 P. Dorev. Bulgar Tarihi İle İlgili Belgeler T. III (1594-1872) Sofia, 1940;.
11 NBKM, F. 162, ed. 119.
12 NBKM, f. 162, ed. 127.
13 S. Draganova. Köstendil Bölgesi., 56.
14 Tuna Gazetesi, No. 367, 9 Nisan 1869, No. 466, 12 Nisan 1870.
15 Tuna Gazetesi, No. 562, 28 Mart 1871.
16 NBKM, Sicil Ruse R 31, dok. S. 12-51.
17 Tuna Gazetesi, No. 367, 9 Nisan 1869, No. 466, 12 Nisan 1870.
18 Tuna Gazetesi, No. 267, 3 Nisan 1868.
19 Komisyon Raporu., 10-1-18.
20 H. İnalcık, The Emergance of Big Farms, "Çiftlik" s. 112-121.
21 S. Draganova, Kustendilski region s. 31-32.
22 Komisyon Raporu, 17-18.

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
2072 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın