• Anasayfa
  • https://www.facebook.com/tarihtarihcemiyeti/
  • https://twitter.com/ttcemiyeti
TAVSİYE KİTAP
60.000'lik Tarihi Fotoğraf Arşivi
İzmir'de Şekerleme Sanayii (XIX-XX. Yüzyıllar) / Prof. Dr. Serap Yılmaz

Osmanlı tarih araştırmalarının "endüstri arkeolojisi" konusunda hayli boşluk arz ettiği bir gerçektir. Bu araştırmaya neden, hemen yanı başımda İzmir Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nin "Eski Eserler Koleksiyon"unda sergilenmekte olan küçük bir cam vanilya kavanozudur. Üzerindeki kağıt etiket İzmir'in sanayileşme süreci konusunda bizleri tekrar düşünmeye davet ettiği için önemlidir.1 Açıklamak gerekirse etikette 1913-15 istatistiklerinde İzmir'de bulunduğu saptanan üç şeker fabrikasından biri görülmektedir. Onu tanımlarken Cumhuriyet dönemine ait şeker rafinerileri ile karıştırılma riski olduğundan şeker fabrikası yerine "şekerleme fabrikası" ifadesini kullanacağız. Eğer kimi zaman ilkini kullanıyorsak bu yararlandığımız kaynakta öyle geçtiğini anlatmak içindir ve her zaman italik olarak verilecektir.

Şekerleme Fabrikası, İzmir'de gıda sektörünün bu dalının sanıldığından önemli olduğunu anlatırcasına etiket üzerinde görkemli bir yapı veya yapı birliği olarak karşımıza çıkmaktadır. Fotoğraftan fabrikanın bulunduğu çevreyi de keşfetmekteyiz. Yerel veya kent tarihi için her zaman bu veya benzer malzemelere ihtiyacımız olduğu bilinmektedir. Özellikle de İzmir söz konusu ise.

Bu küçük çalışmada günümüze gelebilen bir malzeme aracılığıyla bugün artık mevcut olmayan en az yarım asırlık bir şekerleme fabrikasını ve ait olduğu sektörü daha yakından tanımaya çalışacağız. Bunu yaparken kullandığımız kaynak sınırlıdır. Ele alınan konunun 1864-1923 arası dönemi arşiv kaynakları ve daha geniş bir literatür ışığında sürdürülmesi halinde daha kesin bilgilere ulaşılacağı açıktır.

Hammadde Sorunu

Osmanlı İmparatorluğu'nda şeker kamışı ve pancarından şeker üretmek için girişimler olmuş ise de bu konudaki etkinlikler şeker fabrikaları kurmak için alınan imtiyazlardan öteye gidememiştir. İzmir'de 1866'lardan itibaren böyle gerçekleşmeyen pek çok girişimden ve ilgili sözleşme hükümlerinden haberdarız.2 şeker rafineleri ancak Cumhuriyet devrinde kurulabilmiştir (1924/25). Bunun anlamı hammadde açısından dışa bağımlı bir gıda sanayi karşısında bulunduğumuzdur.

Aslında Osmanlı İmparatorluğu XVI. yüzyıla kadar Mısır'dan temin ettiği şeker ile kendi ihtiyacını karşılıyor ve fazlasını Avrupa'ya ihraç ediyordu. Ancak XVII. yüzyıldan itibaren Avrupa'dan şeker ithal eden ülke olmuştur. Bu olguda Mısır'da şeker üretiminin düzenli ve yeterli miktarda olmayışı belirleyicidir. Bundan böyle Fransızların Brezilya'dan ham olarak ithal edip genç rafineri atölyelerinde işledikleri şekerler İstanbul başta olmak üzere Anadolu pazarlarında görünmekte gecikmez. Çok tüketilmekte olan kahvenin şekerli olarak içilme alışkanlığının kazanılması ile ithalatlar hızla artar. Bu ticarette İzmir ve İstanbul en önemli kentlerdir. İthal şekerler üç tiptir: Toz, kelle ve rafine şeker. En fazla sürümü olanlar ilk ikisidir. Rafine şekere gelince fiyatı diğerlerinin iki katı kadar olup yalnız İstanbul ve İzmir tarafından ithal edilebilmektedir. Şeker Mısır'dan sandık, Avrupa'dan fıçı içinde gelmektedir.3 19. yüzyılda yalnız Avrupa'dan değil Amerikan da şeker ithal edilmektedir. 20. yüzyıl başlarında o zamana kadar ithalat yapılan ülkelere Rusya da katılır.

Şeker pazarı oldukça değişken ve belirsizdir. 1875 yılında İzmir'de en çok tüketilenler düşük fiyatları nedeniyle normal kaliteli Mısır şekeri ile Amerikan rafine şekerleridir. Bu türler pazardaki Fransa ve Hollanda şekerlerinin yerini alır. 1877-1881 arası ithalatların dörtte üçü Macaristan'dan gelmektedir. Bu kez Budapeşte'nin %10-20 oranında ünlü karıştırılan şekerleri, üstün kaliteli İngiliz ve Hollanda beyaz şekerini piyasadan iter. Bu sırada Mısır'dan bol miktarda kahverengi şeker ithalatları görülmüyor değildir. 1882-85 yıllarında ise Almanya ve Avusturya'dan tamamen şeker pancarından üretilen şeker ithal edilir.4

1878-1900 yılları arasında imparatorluğun genel ithalatlarında şekerin payı %5-8 arasında değişmektedir. İzmir'in aynı ithalatlardaki payı 1872 tarihinde %1.8 iken 1886'da %14.5, 1887 yılında ise %18.2'ye yükselir.5 Kentin ve kent pazarına bağlı merkezlerin senelik ortalama tüketimi 7000 tondan az değildir (her biri 100 kg'lık 70.000 torba şeker karşılığı). Bu miktar İzmir'den başlayan ve şekerin iç kısımlara akışına izin veren demir yolunun genişlemesiyle daha da artmış olabilir.

Pazara düşük fiyatla ve sınırsız miktarda rafine şeker sunabilen Avusturya İzmir'i besleyen en önemli ülkedir. Ancak hammaddenin bol olduğu zamanlarda Mısır ve Rusya da önemli bir paya sahip olabilmektedir. 1889 yılında şeker ithalatlarında: 89.649 kantar (3586 ton) ile Avusturya, 8.785 kantar (351 ton) ilk sıradadır. Bunu çok uzaktan sırasıyla Rusya, İngiltere, Fransa, Mısır vb. izler.6 1901 yılında Avusturya-Macaristan ve Rusya'dan yalnız İzmir için 14.850, Anadolu'ya transit geçirmek için 19.800 çuval olmak üzere toplam 34.650 çuval şeker ithal edilmiştir.7

İthal şekerlerin kullanım alanları nelerdir?

İmparatorlukta kahveyi şeker ile kullanma alışkanlığı edinildiğinden daha önce söz etmiştik. Şekerleme ve şekercilik sanayiine gelince daha 15-16. yüzyılda gelişmiş durumda idi. "Türk Lokumu"nun tarihi ve şehzadeler için yapılan sünnet düğünlerine ait minyatürler bu sektörün önemli olduğunun en iyi kanıtlardır. Kurumsallaşma ise 18. yüzyılda başlar. 1777'de İstanbul'da (Bahçekapı) kurduğu imalâthane ve satış yeri ile Hacı Bekir ülkenin en ünlü şekercisi olmakta gecikmez. Birçok gezgin ve ünlü kişi hatıralarında bu firmanın şekerleme ve lokumlarından söz edilmektedir. Sultan II. Abdülhamid ona şekercibaşı unvanı verip bir nişanla ödüllendirir. 19. yüzyıl başlarına kadar pekmez, bal ve undan üretilen lokum, şeker ve nişastanın bollaşması ile yeni tad ve biçime kavuşacaktır. Türlü şekerlemeler, helva, lokum şurup, şerbet vb. başta olmak üzere ürün yelpazesi son derece geniştir. Yalnız içte tüketilmeyip yurt dışına da ihraç edilmektedir. Picasso, Kraliçe Viktoria, Churcill ve Napolyon lokumun tadını bilen ünlü yabancılardır.8 Osmanlı İmparatorluğu'nda şekerleme ithalatı da söz konusudur. Örneğin 1897-99 yılları arasında İzmir, İngiltere'den bisküvi, çikolata, kakao, şeker, naneli şeker ithal etmiştir.9

1917 yılında yayınlanan istatistiklerine göre genel olarak sanayinin en yoğun olduğu yerler İstanbul ve İzmir'dir. Başkentte 1913 yılında 269, 1915 yılında 282 sanayi kuruluşu, İzmir'de ise aynı tarihlerde sırasıyla 60 ve 62 kuruluş veya işletme sayılmıştır. Kuruluş sayısı esas alındığında Dokuma ve Gıda Sektörü ilk sırada yer almaktadır. Gıda sektöründe 31-33 kuruluşun sayıldığı değirmencilik-un imalâtını, 18 işletme ile şekercilik ve tahin imalâtı izler. 10

Gıda sektörünün şekercilik ve Tahin imalâtı dalını genel olarak değerlendirmek gerekirse:

1913'te hammadde olarak 174.776 ton (273.030.381 kuruş) şeker ithal edilmiştir. 79.584 tonu (%45.8) İstanbul ve çevresi ile İzmir limanlarına gelir. Lokum (%78), helva (%50) şekerden yapıldığı için bu sanayi büyük miktarda şeker tüketmektedir. Hammadde olarak dışarı bağımlılık söz konusu ise de şeker Avrupa piyasasından daha ucuza sağlanmaktadır. Şeker fiyatları 1913 yılında, Fransa ve Macaristan'daki fiyatlardan %100 daha ucuzdur ülkede.

Şeker ürünlerinin (tam olarak tahin, helva, lokum, renkli şeker, şurup, bisküvi) toplam üretim hacmi 1913 yılında 6.997.110 kg (22.373.332 kuruş); 1915 yılında 527.750 kilogram (4.220.126 kuruş) olarak saptanmıştır. Bu miktar üretim hammadde olarak 3013 ton şeker gerektirmektedir. Bu şeker ithalatının %10'unun sayıma giren kuruluşlar tarafından tüketilmiş anlamına gelmektedir. Kalanı sayıma girmeyen küçük atelyelerde kullanılmıştır.

Şeker ürünlerinin ithalâtı: 1.451.578 kg (8.169.249 kuruş); ihracat 4.163.867 kg (13.508.063 kuruş) olarak saptanmıştır. İmalat tüketimin %163'üne (değerde %131.3) ulaşmakta ve imalâtın %59.5'i ihraç edilmektedir. Romanya ihracatta, İngiltere ithalatta ilk sırada gelen ülkelerdir.

Savaş, çalışan sayısında %61.1 azalmaya neden olur: 1913 yılında etkin olan 18 kuruluşta toplam 324 kişi çalışır ve kurum başına ortalama 18 kişi düşmekte iken, 1915 yılında etkin olan 13 kuruluşta aynı sayılar sırasıyla 95 ve 7 kişidir. Çalışanların dağılımına bakıldığında 1913 yılında 28 memur, 5 ustabaşı ve 291 işçi görülürken, 1915 yılında 15 memur, 1 ustabaşı ve 79 işçi sayılmaktadır. Değirmencilik ve Makarna imalâtı aksine gıda sanayiinin bu dalında kadın işçiye rastlanmaktadır. Özellikle ambalaj işinde olmak üzere 1913 yılında 77, iki yıl sonra 1915'te 15 kadın işçi bulunmaktadır.

Bu genel tablodan sonra helva ve lokum üretimi için daha detaylı değerlendirmelere geçebiliriz.

Toplam helva üretiminin %93.3'ü İzmir'deki iki fabrikanın ürünüdür. İzmir'in helva ihracatındaki yeri de büyüktür: %71. Anlamı İzmir'de helvacılığın büyük bir ihracat sanayi oluşturması. Bu ticarette ilk sırayı Romanya almaktadır (%59). Diğer ülkeler Yunanistan, Mısır, Tunus ve Cezayir'dir. Bir ara Bulgaristan'a da helva ihracatları yapılmıştır. Lokuma gelince "ülkemizde büyük miktarda tüketilmesi ve ihracatın da imâlatı geçmesi, kadro dışı olduğu için, istatistiğe girmemiş olan ve iç tüketimi çalışan bir hayli küçük şekercilerin mevcut bu lunduğunu" göstermektedir. Lokumun iç piyasada serbest rekabeti vardır.

Şekerciliğe gelince şunlar saptanmıştır: "Renkli şeker ve şekerlemelere şuruplar hakkında tablodaki bilgiye eklenecek büyük bir şey yoktur. Şeker imalatımız miktarca ithalatımızın %78.9'u olup tüketimimizin %4.5'ünü sağlıyor. Bir hayli küçük atelyeler önemli işlemlerde bulunduklarından durum daha elverişlidir. İhracatımız imalatımızın 96.7'si olup büyük sayıda değildir. Başlıca alıcılar ortalama 452 kuruş ile Mısır ve İngiltere'dir. İthalatta İngiltere (%45.8) birinci sıradadır. Daha sonra Hindistan (%22.4), Fransa ve Hollanda gelir. İthalatın miktarca %35.1, değerce %45'i İstanbul ve İzmir limanlardan yapılmaktadır. İthalatın ortalama değeri çok değişkendir. Tüm ithalata göre 453 kuruş ise de, İstanbul ve İzmir ithalatı 592 kuruştur."

Sonuçta şekercilik veya şekerleme sanayiinin helvacılık ve lokumculuk dalları gibi gelişemediği belirlenmiş ve neden olarak yabancı rekabeti gösterilmiştir. Renkli şeker, şekerleme ve şurup (reçel dahil olmalı) bisküvi üretim, ihracat ve ithalat rakamlarının bilindiğini, ancak dış ticaret istatistiklerinde bisküvi ekmek ve mayanın birlikte değerlendirildiğini unutmamak gerekir.11

Bizi ilgilendiren fabrikanın üretim yelpazesi tahin ve helva dışında diğer türlerin hepsini kapsayacak kadar geniştir. Bu nedenle tahin ve helva bir grup, lokum, renkli şeker, şurup ve büsküviyi (şekercilik veya şekerleme sanayi) ayrı bir grup olarak ele alınarak (Ökçün, tablo XIX'dan) savaşın etkisi değerlendirmek daha doğrudur. Bu durumda ikinci grup, ağırlık olarak tahin helva grubunda görülenden iki kat kadar fazla küçülürken; değer olarak küçülme her iki grupta da aynı orandadır. Ve bu küçülme çok daha azdır.

Tahin ve helva üretimi

4.378.812 kg (13.772.007 kuruş) 1913
397. 363 kg (2.727.263 kuruş) 1915
Lokum, renkli şeker, şurup (reçel dahil), bisküvi üretimi
(=şekercilik veya şekerleme Sanayi)
2.618.298 kg (8.601.325 kuruş) 1913
130.387 kg (1.492.863 kuruş) 1915
1915 yılının toplam 130.387 kg lokum, renkli şeker, şurup (reçel dahil), bisküvi üretimi yapan fabrikalar arasından (şekercilik veya şekerleme sanayiini oluşturmaktalar) biri, beş yıl sonra tek başına bu miktarın iki katını üretecektir. Sözü edilen fabrika etiket üzerinde resmi görülen Zarboni ve Hacı Yanaki'dir.

İzmir'de Bir Şekerleme Fabrikası

İngiliz Başkonsolosu C. E. Heatcote-Smith, 1909 İzmir Ticaret Raporu'nda Osmanlı Devleti'ndeki bir Fabrika Kanun Taslağı'na yer verir: Sanayi ve kamu işleri ile bağlantılı olarak, Türk Parlamentosuna ilginç bir kanun taslağı sunulmuştur. Bu taslağın amacı fabrikalar için ithal edilen makinalar 15 yıllığına tüm vergilerden muaf tutularak sanayii teşvik etmektedir. 25 işçi çalıştırıp 200 Sterlin sermayesi olan işletmeler fabrika olarak tanımlanacaktır.12 Bundan dört yıl sonra yerli endüstriye çeşitli ayrıcalıklar tanıyarak devlet desteği sağlayan ve amacı sanayi alanında özel girişimciliğini teşvik etmek olan geçici bir yasa 14 aralık 1913'te yürürlüğe girer (Teşvik-i Sanayi Kanun-u Muvakkatı-Sanayinin Teşviki Geçici Kanunu).13

1915 yılındaki sayımda belli nitelikleri olan sanayi kuruluşları saptanmak isteniyordu: 24 saatte en az 100 kental hububat öğüten değirmenler; devamlı olarak 10'dan fazla işçi çalıştıran sabun fabrikaları; genellikle muharrik güç ile birlikte en az 10 işçi, muharrik güç olmaksızın 20 işçi çalıştıran diğer sanayi kuruluşları.14

Gıda sektöründe oluşturulan şekercilik, Tahin ve Bisküvi imalâtı grubu ülkeye özgü lokum, tahin ve helva ile her türlü şeker (renkli renksiz), reçel ve bisküvi üretimini kapsamaktaydı. Bu grupta sayımı yapılan 18 kuruluştan 13'ü İstanbul'da 5'i İzmir'de bulunmaktadır.15 Bunların dışında sayım öngörülen her kentte aranan nitelikleri taşımayan birçok şekerci ve helvacı olduğunu hatırlatırız.

İzmir'de bulunan beş kuruluşun her birinin ihtisaslaşma alanı ile şeker fabrikası olanların adreslerini biliyoruz. Hepsi özel sektöre ait ve bizzat sahipleri tarafından işletilmektedir:

1. Jarboni ve Hacı Yenaki: Şeker Fabrikası: Eski Balık Pazarı.
2. Klidara Andon.A.: Şeker Fabrikası: Eski Balık Pazarı
3. Ksenaki Yorgi Çatal Sakal ve Mahdunları: Şeker Fabrikası: Şekerciler
4. Samolada İbrişim: Helva Tahin Fabrikası
5. Ligovic Veresesi: Tahin Fabrikası
Görüldüğü üzere kuruluşlardan üçü şeker fabrikası olup diğer ikisi ise helva ve tahin üzerinde ihtisaslaşmıştır. Vanilya kavanozunun etiketinde resmini bulduğumuz fabrikanın bu üç şeker fabrikasından biri olduğunu çalışmanın başında belirtmiştik. Bu işletme Jarboni ve Hacı Yenaki veya etiketteki ismiyle Zarboni ve Hacı Yenaki'dir. İlginç olan "şeker fabrikası" kategorisinde bulunduğu halde ülkede tüketimi pek çok olan bisküvi de üretiyor olmasıdır. İlginç olan diğer bir nokta da sayım yapılan kentlerdeki toplam 18 kuruluş arasında bisküvi fabrikası olarak tanımlanan tek bir kuruluş olmasıdır: İstanbul'da (Üsküdar) Çıknavoryan Mandumları. Bu fabrikanın 1877 tarihinden itibaren mevcut olduğu biliniyor. Hakkında sayımda şu gözlem yapılmıştır: "Son derece ilke bir şekilde çalışmakta iken sahibi 1914'te yeni bir fabrika kurmuş ve son sistem olarak donatımına başlamış ise de Savaş nedeniyle tesisler tamamlanamamıştır".

Dış ticaret istatistiklerinde bisküvi ekmek ve maya birlikte toplanmış olduğundan ne kadar bisküvi ithal olduğu bilmek mümkün değildir. Ancak yine de bu ithalatın ağırlık olarak çok büyük bir kısmı bisküvi olduğu sanılmaktadır. Bisküvi sanayiinin gelişmesine engel iyi yerli un yokluğu ve yabancı rekabettir. Bu nedenle yeni gümrük tarifesi ile (100 kiloya 360 kuruş gümrük resmi-oran 1913 değerine göre %66) sektörün korunması sağlanmıştır. Üretim tüketimin ancak %10'u kadar olduğundan bu tedbir zorunlu görülmüştür. İthalatın büyük bir kısmı İngiltere'den gelmektedir (%60.3). Bunu çok uzaktan Fransa, Hollanda ve Belçika izler. Sembolik denebilecek kadar az ihracatın %40.9'u Mısır'a yapılmaktadır.16

Yine sanayi sayımına göre Çatal Sakal ismi ile tanınan Ksenaki Yorgi firması yalnız İzmir'in değil İstanbul dahil olmak üzere ülkedeki en eski şeker fabrikası'dır (1843). Zarboni ve Hacı Yenaki ise 1864'te kurulmuştur. Genel gözlem hammadde açısından dışa bağımlı bu kuruluşlardan muntazam bir üretim ve satış beklemenin mümkün olmadığıdır. Şekercilik veya şekerleme sanayi yabancı rekabeti nedeniyle helvacılık ve lokumculuk dalları gibi gelişememiştir. Bu sektör ithal hammaddeye bağımlı olduğu savaşlardan çok etkilenmiştir. Klidara Andon. A (şeker fabrikası) ile Samolada İbrişim (Helva Tahin Fabrikası) kapanmak zorunda kalmıştır. 1915 yılında 18 şirketten yalnız 13'ü etkin vaziyettedir. İzmirli şekerciler Teşvik-i sanayi kanunundan yararlanamaz. 1916, 1917 yıllarında şeker fiyatlarının aşırı artması ile bu işletmeler hemen hiç denecek kadar az çalışır.

Fabrikaların donanım konusuna gelince her birinde dört kazan bulunmaktadır. Toplam 279 beygir gücü olmak üzere muharrik güç sayısı 4 buhar makinası, 4 petrol motoru, 7 gaz motoru ve 5 elektrik motoru olarak toplam 20'dir. Fabrikalardaki tesis aletleri ihtisaslaşma alanlarına göre değişmektedir. Hammaddesi susam olan tahin fabrikalarının ikisi diğerlerine örnek teşkil şekilde gelişmiştir. Bu fabrikalarda susamı ezmek için özel makinalar kullanmaktadır. Her işlem mekanik olarak gerçekleştirilmektedir. Gıda sektörünün diğer dallarında işlemler büyük donanıma ihtiyaç göstermez. Lokum, şeker, nişasta ve sudan yapılan bir karışımdır. Ateş üzerine konan adi bir kazanda veya çoğunda görüldüğü üzere içinde mahrarrik bir güç ile dönen, karıştırmaya özgü kolları bulanan ve buhar ile ısıtılan özel kazanlarda hazırlanmaktadır. Şekerlemelerin hazırlanması için Fransız ve Alman yapımı küçük makinalar kullanılmakta ise de birçoğu elle işlemektedir.17

Kimi yazar İzmir'de İngiliz şirketlerce buhar makinalarının imal edildiği dikkati çeker. Üretim yalnız yerel fabrikalar için değil diğer önemli sanayi kentlerindeki fabrikaları da donatmaktadır. Üretimin hacmi 1891-1913 yılları arasında un değirmenleri için 5 buhar makinası (Toplam güç 440 BHP), şekercilik; tatlıcılık için 19 buhar makinesi (toplam güç 250 BHP), diğer sanayi alanlarına ait 3 buhar makinesidir (82 BHP). 19 buhar makinesinden kaçının bu tarihlerde İzmir'deki şekerleme fabrikalarında kullanıldığı bilmiyoruz. Ancak şeker, helva vb. şeyler üreten iki imâlathanenin tüm makineleri üreten İzmirli iki şirketten haberdarız. Toplam helva üretiminin %93.3'ünü üreten bu fabrikalardaki makineler tamamıyla otomatik olup, her şey insan eli değmeden tamamen sağlık kurallarına göre üretilmekteydi.18

Donanımı ve enerji meselesini genel çizgileriyle gördükten sonra tekrar Zarboni ve Hacı Yanaki'ye dönebiliriz. Oluşturduğumuz etiket fotoğrafından kolayca fark edileceği üzere (Bkz. Resim 1) fabrikanın ismi Eski Türkçe, Rumca ve Fransızca olarak üç dilde yazılmış ve kuruluşun tarihi 1868 olarak belirtilmiştir:

Şekerci Zarboni ve Hacı Yanaki İzmir'de Maltızlar içinde 12 Numarada

Türkçe şekerci tanımlaması, yalnız satışı ifade edebileceği için oldukça muğlak bir tanımlama ise de -etikette fabrika binasını görmenin ötesinde- diğer dillerdeki yazılışında, örneğin Rumcaya göre daha rahat okunan Fransızcasında "fabrika" sözcüğünün geçtiğini görüyoruz. Resimde görülen fabrika okunabildiği kadarıyla merkez binadır. Demek ki şubeleri de vardı.

Fabrique de Confiserie. Fabrique central? rue de Maltaıs, no: 12.

Resimde ilk planda görülen üç katlı, ikinci katı cumbalı, yapı, idari merkez ve satışa ayrılmış olmalıdır. Giriş katında satış yapıldığı kesindir. Ürünlerin sergilendiği bir de vitrin vardır. idari merkez, bürolar da muhtemelen burada idi. Üretimin yapıldığı yer, asıl fabrika ise bu yapıya bitişik onun gibi pembe boyalı ve yine üç katlı arka plandaki bina olmalıdır. Bu iki bacalı olan bir yapıdır. Üçüncü bir baca daha fark edilmektedir. Bu üçüncü bacayı yandaki küçük müstakil beyaz bina veya daha geride görünmeyen bir başka yapı ile ilişkilendirmek de mümkündür.

Fabrika kimisi günümüze kadar ancak farklı amaçlarla kullanılarak gelebilen İzmir'in eski un fabrikalarına benzemektedir. Üretimi önemli görünüyor. Fabrikanın önünde kutu veya sandık yığınları hayli fazla. Resim bize firmanın çok sayıda nişan ve madalya aldığını da göstermektedir. Yurt içi ve dışındaki sergilere katılmıştır. Hatırlanacağı üzere 1872 Paris, 1873 Viyana, 1874 Kaliforniya, 1874 Paris ve 1893 İstanbul, 1900 Paris gibi tanınmış sergiler açılmıştı.

1913-15 sanayi sayımında fabrikanın yerinin Eski Balık Pazarı olarak gösterildiğini yukarıda belirtmiştik. Bu yöre Saman İskelesi olarak da tanınmaktadır ve kent içindedir. Bölgedeki Gritikos Han ve çevresi şekerleme fabrikalarının bulunduğu yer olarak bilinmektedir.19 Etikette ise adres tam olarak verilmektedir: Türkçe Maltızlariçi veya diğer iki dilde Maltalılar Caddesi 12 numara.

Yangın alanına girdiğini bildiğimiz Maltalılar Sokağı (genelde cadde değil sokak olarak kullanılmaktadır) ikinci Kordon'un arkasında yer alan yolun yani Üçüncü Kordonun Gümrük tarafındaki ilk bölümüne verilen isimdi20 Bir başka ifade ile bu üçüncü kordon İngiliz iskelesi Sokak, Sahil Caddesi ve Maltalılar Caddesi'nden oluşmaktadır (1905 tarihli İzmir Planı/Sigorta). Bu caddenin Cumhuriyet Alanı'na doğru uzantısına da "Camcılar Sokağı" deniyordu. Bütün bunlardan hareketle 1868 yılında kurulan Zarboni ve Hacı Yanaki Şekerleme Fabrikasının günümüzdeki Ticaret Lisesi'nin arkasında veya Santa Maria Kilisesi'ne çok yakın bir yerde bulunuyordu diyebiliriz. Günümüzde bu bölge Akdeniz Muhtarlığı içindedir.

Fabrika etkinliğini 1922 sonbaharına kadar sürdürmüştür.

1920 yılında ismini 1913-15 sayımındaki diğer iki şekerleme fabrikası (Klidara Andon A; Kesanaki Yorgi Çatal Sakal ve Mahdumları, hatırlanırsa bu sonuncu 1915'te etkin değildi) ve diğer firmalarla birlikte kent rehberindeki tatlı imalâthaneleri arasında görüyoruz. Adresi aynıdır: 1. Dai Spaminoda, Saman İskelesi Sokağı 2. Zarboni Haci Yannaki, Maltızlar Sokağı 3. Sagioğlu g, Saman İskelesi 4. Klidaras i. ve A, Girithane Sok. 5. Kastridis Kardeşler, Saman İskelesi Sokağı 6. Siguras Hacı Mair, Şekerciler Sokağı no 6, 7. Ksenakis g. ve oğulları, şekerciler 8. Stratigos, A. Agia Fotini Sokağı 9. Çiçinelis Hristos, Şekerciler Sokağı.21

Bunlardan 6 ve 9 numaradaki fabrikaların (Hacı Mair ve Hristos Çiçenelis) özel olarak verilen ilanlarına göre bu "tatlı imalâthaneleri" diye tanımlanan (veya Yunancadan böyle çevrilen) kuruluşlar aslında imalâthane değil fabrikadır. Üretimleri her tür şeker, badem şeker, marmelat ve reçelden oluşmaktadır. Ve nihayet firma yurt içinden ve dışından siparişler almaktadır. En azından kuruluşu 1860 olan şekerci Hacı Mai'r Siguras'ın buhar gücüyle çalışan fabrikası böyledir. Hristos Çiçenelis firmasının ilanından ise şekerciler Sokağı'nın Saman İskelesi mevkiinde olduğu bir kez daha doğrulanmaktadır.22

ilginç olan aynı kaynakta daha önce 14'ü büyük ve 25 tanesi küçük şekerleme fabrikası (Yunanlıların), 4 adet susam yağı, tahin ve helva fabrikası (3'ü Yunanlıların) bulunduğunun not edilmiş olmasıdır. Oysa Tatlı imalâthaneleri ile şekerleme fabrikalarının üretim açısından bir farkı olmamalıdır. Nitekim çeviriden kaynaklanan bir sorun olduğunu anlıyoruz.23 Zira Tatlı imalâthaneleri diye ayrıca verilenler aslında 14 büyük şekerleme fabrikası içinde yer almaktadır. Bir başka deyişle bu gruptan seçilen kuruluşlardır. Sözü edilen bu 14 şeker fabrikası 1918 resmî istatistiklerinde de yer almakta idi. Kuruluş isimleri verilmiyordu. On birinin İslâm ve üçünün ecnebilere ait işletme olduğu belirtilmiştir. Bunlar dışında kentte 5 helva fabrikası bulunmaktadır. Bunların dağılımı ise söyle verilmektedir: Biri İslam, üçü Rum ve biri ecnebi işletmesi.24

Burada "Fabrika" ve "imalâthane" tanımları üzerinde durmakta yarar vardır. Bilindiği gibi bunlar üretimin organizasyonunda farklı aşamaları ifade eden sözcüklerdir. Avrupa'da 18. yüzyılda yaşanan kavram kargaşası bizde bir asır sonra 19. yüzyılda görülüyor. Kaynakları çevirenler için belki ayrıntı gibi görünebilir. Literatürden yararlanırken dikkatli olmamız gerekiyor. Özellikle veriler sınırlı ise zanaattan sanayiye geçişi, imalathane veya fabrikadan hangisinin sektörde ağırlık taşıdığını anlayabilmek için terminoloji daha da önem kazanmaktadır.

Fabrikanın izini bulduğumuz Yunanca son kaynak oldukça ilginçtir. Buna göre 1920 yılında İzmir'de lokum, marmelat ve komposto üreten (bunların yukarıda tahin ve helva dışında oluşturduğumuz grubu ifade ettiğini düşünüyoruz) on bir fabrika bulunmaktadır. İçlerinde en büyüğü Zarboni ve Hacı Yenaki'dir. Kuruluşu 1878 yılındadır ve kuruluş sermayesi en fazla olan budur: 14.000 Drahmi. Aktif ser-mayesi (dolaşımda olanı anlatılmak isteniyor) 25.000 Drahmidir. Ortaklar fabrikanın sahibidir. Yıllık üretimi 200.000 okkadır (256.600 kg). ikinci önemli fabrika Kastridi Kardeşler'dir. Üretimini aynı miktardadır: iki yüz bin okka. Diğerleri daha küçük işletmelerdir. Bir fabrika buhar gücü kullanmaktadır. Zarboni ve Hacı Yanaki'nin içinde olduğu on fabrika ise değişik güçleri olan gaz motorları ile üretim yapmaktadır. Öte yandan İzmir'de tatlıcılık (şekercilik) işinin önce Musevilerin elinde olduğu, bunların Türk Çarşısı'nda (Kemeraltı olmalı) dükkanları bulunduğunu; daha sonra Rumların bu mesleği öğrenerek onların ellerinden aldıklarını öğreniyoruz. Belki daha ilginç olan 'Zarboni ve Hacı Yanaki isminin 1843 yılından sonra açılan pastahaneler arasında görünmesi. Büsküvi imalatını bu etkinlikte düşünmeliyiz. Pastahaneden sonra işler veya ortaklık büyütülmüş olmalı. Bu on bir işletmenin tamamı 1922 yılı sonbaharına kadar etkinliklerini sürdürürler. Son bilgilerin farklı kaynaklarla karşılaştırılarak doğrulanması gerektiği açıktır. Şimdilik öyle olduklarını kabul ediyoruz. En azından yazarın o tarihte İzmir'e gelip araştırma yaptığından eminiz.25

Zarboni ve Hacı Yenaki'yi günümüzde adî ortalık denilen şirket veya kollektif şirket denilen gruba dahil edebiliriz. Bilindiği gibi kollektif şirket iki veya daha fazla kişinin aralarında sözleşmesi ve genel bir isimle ortakların tamamını içine almasıyla oluşmakta; böyle şirketlere isim ortaklardan birinin veya ikisinin adına göre verilmekte idi.26

Etikette, 1868 yılında kurulduğu belirtilmiş olan-diğer kaynaklarda 1864, 1878 fabrikanın hangi tarihteki görünümü yer almaktadır?

Kavanozun camı ve etiket kâğıdından hareketle tarihlemek belki mümkündü. Bunu yapamadık. Alınan nişan ve madalyaların ilgili sergi tarihleri, liman yakının yakın olduğu bilinse de şekerlemelerin veya şekerli ürünlerin kutu veya sandıklar içinde motorlu bir taşıt değil, at arabaları ile taşınıyor olması gibi ipuçları da var. Bir başkası da resimde bisikletli bir kişinin bulunmasıdır. Bisiklet 1895 yılında "velespid" adıyla yerel gazetelere haber konusu olmuş, üzerinde makale ve fıkralar üretilmiş olduğu bilinmektedir. Örneğin aynı yıl 21 Şubatta yayınlanmaya başlayan Ahenk'te.27 Birkaç yıl sonra bu yenilik yabancı diplomatların örneğin İngilizlerin dikkatini çeker (1897-99 İzmir Ticaret Raporu): 7-8 yıl önce bisikletler İzmir'de hiç bilinmiyordu. Son üç-dört yılda yolların kötü durumuna karşın bisiklet imalâtı büyük ilerlemeler kaydetmiştir. Önceleri İngiltere en fazla bisiklet tedarik etmiştir ve şimdi ABD ilk sırayı almıştır. ABD'nin payı %50. İngiltere'nin ki ise %25'tir. Kalan ise Almanya, Belçika ve Fransa'dan gelmektedir.28

1905 yılında yayınlanan önemli bir kaynak "Nevsâl-i iktisat"a göre.29 İthalata bağımlı şekerleme veya şeker ürünleri işletmeleri Rumların tekelindedir. Her birinde ancak birkaç işçinin çalıştığı otuz kadar şeker imalâthanesi bulunmaktadır. Aralarında en önemli işletme olarak görülenler şunlardı: Çatal Sakal, Vangel Zarboni, Hacı Mamaki, Kostantin Valari ve Hacı Mayur şimdilik Vangel Zarboni ve Hacı Mamaki'nin -muhtemelen Yanaki'nin-bu tarihte henüz ortaklık kurmamış olduğunu düşünüyoruz. Bu 1905-1913/1915 tarihleri arasında gerçekleşmiş olabilir.

Bunu destekleyici başka kaynaklar da vardır. İngiliz Konsolosluğu'nun 1906 İzmir Ticaret Raporu'nda şekerleme sanayiinin son yıllarda büyük gelişme gösterdiğini belirtilmektedir.30 1906­1908 ithalat ve ihracatın da incelendiği 1909 yılı raporundan Türkiye'nin İngiltere'den şeker ithalatlarının hiçbir zaman önemli payı olmadığını; şekerin 1906 yılında Rusya tarafından Romanya üzerinden Osmanlı topraklarına ulaştırıldığını öğreniyoruz.31 Anayasa'nın ilan edildiği 1908 yılında Avusturya-Macaristan mallarının boykotu söz konusudur ve hammadde olarak şeker en çok etkilenen mallar arasındadır. Boykottan yararlananlar Mısır, Fransa, Hollanda ve Rusya şekerleridir.32

1909 yılı raporunda şekerleme veya şekerli ürünler imalâtının durumunu analiz edilmektedir: "Tatlılar: Bu sanayii sabun sanayii ile karşılaştırılabilir. En iyi kalite dışarıdan getirilmekte bunun dışında yerel piyasaya yeterli miktar sağlanmaktadır."33 Yukarıda bu tatlılar meselesini çözümlerken çeviri sorunu olduğunu belirtmiştik. Dışarıdan lokum veya helva ithal edilemeyeceği de açıktır. Sabun sanayii ile karşılaştırılan şekerleme ve şekerli ürünler sanayidir. Yaygın vaziyetteki pek çok küçük işletme nedeniyle şekerleme ithalatlarının hacminin önemli olduğunu sanmıyoruz. Osmanlıları çikolatayı da pek sevmişe benzemiyor. Bu Türklerde yeni bir olgudur.

1906 yılında Avrupalı diplomatlar sanayileşmeye ilişik olarak demir ve kömürün dışarıdan ithal edildiği bir ülkede fazla bir sanayi etkinliğinin düşünülemeyeceğini; bu ciddi dezavantajına karşın ülkede sanayi alanında bazı ilerlemeler kaydedildiğini; bu ilerlemelerin özel girişimcilerin ruhu sayesinde olduğu fark ederek rapor etmişlerdi. Bu yıllarda İzmir'in en önemli sanayi dalı olarak gıda tam olarak un fabrikaları gösterilir "Kentte bir düzine kadar iyi kalite un fabrikası bulunmakta olup bu fabrikalarda hem İngiliz hem de Fransız sistemleri denenmektedir ve her ikisinden alınan sonuç son derece mükemmeldir. Artık ne Marsilya ne Rusya'dan un ithal edilmemekte aksine komşu adalara un ihracatı yapılmaktadır". Benzer bir gözlem şekerleme sanayi için de yapılır: "Son yıllarda büyük gelişme göstermiştir".34

1910 yılı Aydın Vilayeti Salnamesi'nde iki şekerleme fabrikasının ismi geçer. Biri Maltızlar içindeki Zarboni ve Hacı Yanaki, diğeri Kantar Karakolu civarındaki istamatyo Sarı Yanaki.35 Bütün bunlardan sonra 1868'de kurulan Zarboni ve Hacı Yanaki Fabrikası'nın etiketteki görünümünün 1910'lu yıllara ait olabileceğini düşünüyoruz. Böyle değilse en geç 1922'ye, Büyük Yangın arifesine tarihlenebilir.

Sonuç

Zarboni ve Hacı Yanaki isimli şekerleme fabrikası dönemin un fabrikaları gibi büyük yapı veya yapı birliği görünümdedir. İki binadan biri satış ve bürolara diğeri üretime ayrılmıştır. Firmaya ait vanilya kavanozunun üzerindeki etiketten, şirketin sanıldığı gibi 1864'te (Ökçün) veya 1878'de (Trakakis) değil 1868 yılında kurulduğunu öğreniyoruz. Farklılık yeni yapılanmalardan da kaynaklanabilir. Sanayi sayımında Eski Balık Pazarı adres gösterilirken diğer kaynaklarda ve bizim malzemede Maltız Caddesi olarak belirtilmiştir. Bu iki adres kent içinde, aynı bölgede bulunuyordu. Yine de bir yer değişikliği söz konusu olabilir. Maltız Caddesi 12 numaradaki fabrika merkezdir. Demek ki fabrikanın şubesi veya şubeleri de vardır. Başlangıçta Zarboni ile Hacı Yanaki isimlerinde iki ayrı şirket söz konusu idi, ortaklık sonra, belki 1905'ten sonra, gerçekleşti. Herhalukarda geçirdiği yapısal değişiklikleri, tarihlerini kesin olarak saptamak bu çalışmada mümkün olmamıştır. Fabrikanın 1920''deki üretimi 200.000 okkadır (256.600 kg). Bu 1915 yılındaki toplam üretiminin iki katı demektir. Üretim hacmi -ürün çeşitleri nedeniyle- tartışmalı kabul edilse dahi sayımın üzerinden sadece beş yıl geçmiş olduğundan bu kuruluşun dikkate değer bir büyüme gösterdiği açıktır. Anlaşılan 30 Ekim 1918-1922 sonbaharına kadar uzanan mütareke ve Yunan işgali dönemini iyi değerlendirmiş ve yeterince yararlanmayı bilmiştir. Ancak genel olarak başarısında başka nedenlerin de olması gerekir.

Fabrika 1922 sonbaharına kadar etkinliğini sürdürmekte olduğuna göre yarım asırdan fazla ayakta kalabilen önemli bir kuruluştur. Hammadde açısından bağımlı bir sektör için bu uzun bir ömürdür. Bisküvi üretimine geçerek veya en baştan beri var ise o dala ağırlık vererek, belki bisküvi ve şekerleme arasında gelip giden bir üretim veya yapısal değişiklerle yaşanan krizleri anlatabilmiş olabilir. Bisküvi için gerekli olan unun kentteki fabrikalarda bol miktarda üretilmeye başlanması ve un sanayinin büyük bir atılım göstermesi kuşkusuz önemli bir gelişmedir. 1913/15 sayımına ülke çapında tek bir bisküvi fabrikası girebilmiştir. İstanbul'daki bu firmanın ihtisası tamamen bisküvi idi. Bu alanda ikinci isim şekerleme fabrikası Zarboni ve Hacı Yanaki'dir. Resimde fabrika önünde taşınan veya taşınmayı bekleyen kolilerde türlü şekerleme cinsleri arasında, lokum, reçel vb. yanında bisküvinin de bulunduğunu biliyoruz artık. Zaman zaman koruyucu gümrük tarifelerinden de yararlandığı açıktır. Etikette fabrikanın muhtemelen 1910'lu yıllardaki halini görmekteyiz. En geç 1922 sonbahar öncesine ait bir görünüm olabilir. İzmir'de şekerleme sektörüne ait ilk görsel malzemedir.

Ele alınan konunun, daha önce de belirtildiği üzere, 1864-1923 arası dönemi arşiv kaynakları ve daha geniş bir literatür ışığında sürdürülmesi ile daha kesin bilgilere ulaşılacağı açıktır. Bu küçük çalışmanın ortaya koyduğu belki daha önemli bir sonuç bu şekerleme fabrikasının, değişik kaynaklarda şeker fabrikası, şekerleme imalâthanesi, atelyesi, tatlı imalâthanesi vb. farklı tanımlarla kullanılmış olduğunu göstermesidir. Aynı kaynaklarda helva ve tahin fabrikalarına ayrıca yer verildiğini belirtiriz. Üretimin organizasyonuna yeterince dikkat edilmeden kullanım, yalnız yerli ve yabancı kaynak eserlerden çevirilerde değil, sentez çalışmalarında da izlenmektedir. Kavram kargaşası sanayinin diğer dalları için de geçerlidir. Bu ciddi bir sorundur. Sağlam bir Osmanlı sanayi terminolojisi oluşturmak gerek. San'atlar, Zenaatlar anlamına gelen Sanâyii sözcüğü üzerinde tekrar düşünmeli, mikro çalışmaları hızlandırarak Osmanlı ön endüstrisini yeniden gözden geçirmeliyiz. Son olarak Zarboni ve Hacı Yanaki'nin vazo üzerindeki etikette (Eski Türkçede) "şekerci" olarak tanımlandığını tekrar hatırlatmak isterim. Aslında çalışmanın başlığı için "İzmir'de Sekercilik" ile "İzmir'de şekerleme Sanayi" arasındaki seçimde hayli zorlanmış olduğumu belirterek sorunu kısa yoldan ortaya koymak da mümkün.

1 Yüksekliği 15.3, ağız çapı 6.6, dip çapı çapı 7 cm olan bu malzemenin envanter numarası 312'dir. Bugün hayatta olmayan İzmirli Levantan bir hanım'dan gelen bu kavanoz fakültemize İzmir'in İngiliz Konsolosu Sayın A. W. Buttigieg tarafından armağan edilmiştir. 1996 yılında Fakülte bünyesinde kurulan "Eski Eserler Koleksiyonu" M.Ö. 3000'li yıllardan günümüze uzanan bir dönemin eserlerini kapsamaktadır. Koleksiyonda İzmir Arkeoloji Müzesi tarafından onaylanmış bulunan ve envanter defterine kayıtlı 812 adet eser vardır. Mısır, Eski Yunan, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait eserlerin yer aldığı koleksiyon küçük bir müze olarak nitelendirilebilir.
2 Abdullah Martal, 19. Yüzyılın İkinci Yarısında İzmir ve Çevresi'nde Sanayi ve Ticaret, İzmir 1992, s. 151-154.
3 Başbakanlık Osmanlı Arşivleri, DHMK 22159 (H. 1185); D. BŞM 4542 (H 1189); Robert Paris, Histoire du Commerce de Marseille, T. V., de 1660 â 1789-Le Levant-, Paris 1957, s. 557-559.
4 İngiliz Konsolosluk Raporlarına Göre İzmir Ticareti (1864-1914), İzmir Ticaret Odası, İzmir 1998, s. 48, 74, 83, 88 ve 146.
5 Abdullah Martal, a.g.e., s. 153-154.
6 F. Rougan, Smyrne. Situtation commerciale et economique, Paris 1892, s. 353-355.
7 İngiliz Konsolosluk Raporlarına Göre İzmir Ticareti (1864-1914), İzmir Ticaret Odası, İzmir 1998, s. 48, 74, 83, 88 ve 146.
8 Sabahattin Türkoğlu, İlgi, 1997 sayı 91. s. 28-35.
9 Sabahattin Türkoğlu, a.g.m., s. 2.; İngiliz Konsolosluk Raporlarına Göre., s. 146.
10 Gündüz Ökçün (yayına hazırlayan), Osmanlı Sanayii. 1913-1915 İstatistikleri, İstanbul, 1984 (3. bs), Tablo 1, s. 61-65.
11 G. Ökçün, a.g.e., s. 65, 66, 67.
12 İngiliz Konsolosluk Raporlarına Göre., s. 250.
13 Ahmet Makal, Osmanlı İmparatorluğu'nda Çalışma İlişkileri: 1850-1920, Ankara 1997, s. 141.
14 G. Ökçün, a.g.e., s. 20.
15 G. Ökçün, a.g.e., s. 6.
16 G. Ökçün, a.g.e., s 61, 62, 66.
14 17 G. Ökçün, a.g.e., s. 61 -63.
18 Orhan Kurmuş, Emparyalizmin Türkiye'ye Girişi, 1982 Ankara, s. 126.
19 Çınar Atay, İzmir'in İzmiri, İzmir 1993, s. 145.
20 Türkmen Parlak, İşgalden Kurtuluşa "2", Yunan Ege'den Nasıl Gitti, "Son Günler", 1983, İzmir, s. 495. Yazara göre burada bileyciler, demir malzeme satan dükkanlar ve banka depoları bulunuyordu.
21 Engin Berber (Çev. ve yayına hazırlayan), İzmir 1920. Yunanistan Rehberinden İşgal Altındaki Bir Kentin Öyküsü, İzmir 1998, s. 12.
22 Engin Berber, a.g.e., s. 63. Sözü edilen illanlar şöyledir: Fabrique a vapeur de dracees, Fondee en 1860. Hacı Mai'r Sigoura (Successeur) Smyrne. Rue Şekerdjidika no 6. Toutes espece de bonbons, dragees marmelades et confitures. Commandes pour l'interieur et l'Etranger; Buhar Gücüyle Çalışan Tatlı İmalathanesi. Kuruluş 1860. Hacı Mair Siguras (Halef) İzmir. Şekerciler Sokağı no. 6. Tüm tatlı çeşitleri ve her türlü reçel. Yurt içi ve yurt dışı siparişler; Buhar gücüyle çalışan tatlı İmalathanesi "Bergama". Hristos S. Çiçinelis, Saman İskelesi 36 ve 38. İzmir.
23 Orijinal kaynağa tekrar dönerek bizi doğrulamasından dolayı meslektaşım Ege Üniversitesi İktasat Fakültesi'nden sayın Doç. Dr. Engin Berber'e (çeviren) burada teşekkürü borç bilirim.
24 Erkan Serçe (yayına hazırlayan), İzmir ve Çevresi Resmî, Özel binalar istatiği 1918, İzmir 1998. s. 26-28.
25 Yeorgios P. Trakakis, İzmir'de ve Yunan Küçük Asyası'nda Sanayi, İzmir 1920. s. 229, 230; 303, 304.
26 Ali Akyıldız, Osmanlı Dönemi Tahvil ve Hisse Senetleri, İstanbul 2001, s. 21.

27 Ahenk Gazetesi, nr 26 (24 Mayıs 1895), nr 44, 45 (2 ve 5 Ağustos 1895), nr 117 (21 Nisan 1896). İlknur Hepşerbetciler'den naklen (Ahenk Gazetesi Bibliyografyası (1895-1908), Yüksek Lisans Tezi (E. Ü. Sosyal Bilimler Fakültesi, İzmir 1981).
28 İngiliz Konsolosluk Raporlarına Göre., s. 144.
29 Cevat Sami-Hüsnü, s. 119, Abdullah Martal'dan naklen a.g.e., s. 154. Daha önce metin içinde 1920 yılında etkinliğini sürdüren firmalar arasında gördüğümüz Hacı Mair Siguras (halef) ile burada geçen Hacı Mayur aynı kuruluştur.
30 A.g.e., s. 246, 250.
31 A.g.e., s. 231.
32 A.g.e., s. 250. Sabun sanayii için özel olarak yapılan gözlem ise şöyledir: En fazla miktarda sabun Midilli adasında üretilmektedir. Akdeniz bölgesinin toplam üretiminin yarısından fazlası bu adada üretilmektedir. İzmir ikinci sıradadır ve sonra da Aydın gelmektedir. Ayvalık ve Edremit'de daha küçük sabun imalathaneleri vardır. Üretilen sabun sert ve beyazdır ve çeşitli büyüklükte bloklar ve kekler halinde kesilmektedir. Kaynatmada, Bazı imalatçılar kaynatmada bazı sırları olduğunu söylemektedirler. Fakat üretilen sabunlar gittikçe daha az aynı kalitede olmaktadır. Kalite kullanılan zeytinyağın kalitesine ve diğer malzemelere göre değişmektedir (s. 249, 250).
33 İngiliz Konsolosluk Raporlarına Göre., s. 213.
34 H. 1326, Vilayet Matbaası, s. 212, 213.

Paylaş |                      Yorum Yaz - Arşiv     
2652 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın