• Anasayfa
  • https://www.facebook.com/tarihtarihcemiyeti/
  • https://twitter.com/ttcemiyeti
  • https://www.instagram.com/tarihtarihcemiyeti/

Emre Atan

Emre Atan
Annales Ekolu ve Türkiye
19/07/2016

Giriş

 

        Tarih, birçok tanımla açıklanmaya çalışılan bir bilimdir. Marc Bloch, tarihi “Zaman içinde insanların ilmi” olarak ifade etmiştir. İnsanların ilmi tarih ve tarihyazımı iki geleneğin ürünü olarak 19. Yüzyıla ulaşmıştır. Bunlardan birincisi eğitici ve antik geleneği, ikincisi ise edebi geleneği temsil etmekteydi[1]. Fakat 19.yüzyıldan itibaren tarih bilimi nispeten değer görmeye başlamış, bilim olmuştur. Bunun başlangıcı olarak da Ranke bir milat kabul edilebilir. Makalenin konusu Annales ekolüne kadar tarihyazımı hanedan-siyasal güç üzerinden ilerlemiştir. Toplumun tarihi, yaşantısı ve düzeni tarih biliminin konusu olmamıştır. İşte bu düşünce Annales ekolunun temelidir. Fransa’da çıkarılan bir dergi olan Annales’in kurucuları Lucien Febvre ve Marc Bloch’tur. Tarihi sosyal ve ekonomik yönleriyle ele almak, disiplinlerarası işbirliği yapmak gibi birçok yeniliği savunan bu görüş şüphesiz tarihsel bir devrimdir. Ekolün kurucuları Febvre ve Bloch, daha dergi kurulmadan da coğrafi, toplumsal ve ekonomik anlamda tespitler içeren eserler kaleme almışlardır[2]. Fakat Annales Dergisi bu görüşün mihenk taşıdır.

Annales Hakkında

          Annales d’Historie- Historie Sociale et-economique dergisi etrafında toplanan grup bu ekolün önderleridir. Grubun merkezinde Lucien Febvre, Marc Bloch, Fernard Braudel, Georges Duby, Jackues Le Goff ve Emmanuel Le Roy Ladurie yer alır[3]. Bu ekolun fikirleri şu şekilde özetlenebilir;

         İlk olarak olaylardan oluşan geleneksel tarihçilik anlayışının yerini sorun odaklı bir tarih anlayışı alır. İkinci olarak siyasete odaklanan bir tarih anlayışı yerine insan faaliyetlerinin tamamına eğilen bir tarih anlayışı hâkim olur. Ayrıca tarih ilminde, diğer disiplinlerde aktif şekilde kullanılır.[4]

        Annales ekolü, gelişimi açısından üç döneme ayrılabilir; Birincisi Annales’in ortaya çıkışından İkinci Dünya Savaşı’nın sonuna kadardır. Bu dönem, Febvre ve Bloch’un dönemidir diyebiliriz İkinci dönem Fernard Braudel’in aktif olduğu yıllardır. Son dönem ise 1968’den günümüze kadar gelen süreci kapsar[5]

       Febvre ve Bloch gibi kurucuların aktif olduğu ilk dönemde derginin yayın kurulunda tarihçilerin yanında coğrafyacı, sosyolog, iktisatçı ve siyaset bilimci gibi diğer disiplinlerden de uzmanlar yer almıştır[6]. Bu durum savundukları ilkelerle icraatlarının çelişmediğinin bir kanıtıdır.

     Tarihin merkezine insanı alma düşüncesi olan Annales ekolunun Türkiye’de etki uyandırdığı tartışmasızdır. Ahmet Yaşar Ocak’a göre 1940’lardan sonra bütün dünya tarihçiliğine hâkim olan Annales ekolunun sosyal tarih anlayışı, Fuad Köprülü tarafından “ Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar “ adli eseriyle Türkiye’den içeri sokulmuş ve Türk tarihçiliğinde bir devrim meydana getirmiştir. [7]

     Halil İnalcık, Modern Türk tarihçiliği üzerine notlar başlıklı makalesinde modern Türk tarihçiliğinin Fuad Köprülü ile başladığını belirtmiştir. Ortak kanı Annales’in Türkiye’deki ilk temsilcisinin Fuad Köprülü olduğu yönündedir.

M.Fuad Köprülü

       Köprülü, eserlerini Annales anlayışında olduğu gibi sorun odaklı ve açıklayıcı nitelikte inşa etmiştir. Erdem Sönmez’in aktardığına göre Köprülü, hem “Osmanlı İmparatorluğunun Kuruluşu” hem de “Bizans Müesseselerinin Osmanlı Müesseselerine tesiri”  eserlerinde sorun odaklı çalışmıştır.[8] Ayrıca disiplinlerarası bir işbirliğini savunmuş ve insana dair her şeyden tarih araştırmalarında faydalanılabileceğini belirtmiştir.[9]

 

 

Ömer Lütfi Barkan

         Barkan özellikle demografi alanında çalışmalar yapmış ve “ Türkiye’de defter ilminin babası “ olarak kabul edilmiştir. Barkan Türkiye’de nüfus konusunun  “savaşların, saldırıların, savunmaların, fetihlerin ve istilaların kısaca siyasal tarihin galibiyet ya da mağlubiyet sahnelerinden daha sosyal bir boyuta sıçraması gerektiğini dile getirmiştir.[10]

         Ayrıca 1950’den önceki akademik çalışmalarında Osmanlı toprak hukukunun ve tarımsal ekonominin temel sorunlarına odaklanmış, Osmanlı’da kırsal sektördeki sosyo-ekonomik yapıyı ayrıntılı bir şekilde analiz etmiş ve “çift-hane” sisteminin ortaya çıkarılmasını sağlamıştır.[11]

       Yine bu dönemde yaptığı Osmanlı bütçeleri imaret ve vakıfların muhasebe bilançoları  ve sancaknamelerle  ilgili araştırmaları, Osmanlı sosyal ve iktisadî tarihinin aydınlatılmasında etkili olmuştur.[12]

Mustafa Akdağ

        Annales ekolunun Türkiye temsilcilerinden biri de Mustafa Akdağ’dır. Akdağ, çalışmalarında –Annales ekolunun izleri görülse de- Bloch, Braudel ya da Febvre hakkında olumlu ya da olumsuz ifade kullanmamıştır.[13] Fakat “Türkiye’nin iktisadî ve İçtimaî Tarihi ve Türk halkının Dirlik ve Düzeni Kavgası: Celalî İsyanları “ adlı kitabının isminden anlaşılacağı üzere sosyal ve ekonomik tarih çalışmıştır. Halk ayaklanmaları ve Osmanlı devletinin iktisadî tarihi daha önce çok fazla işlenmemiş konulara değinmiştir. Ekonomik ve Sosyal tarihçilik alanında büyük katkı yapmıştır[14]




Halil İnalcık

      Yakın dönemin en önemli tarihçilerinden Halil İnalcık da Annales ekolunun savunucularındandır. Tarihçilerin Kutbu adlı kitabında belirttiğine göre Braudel’in La Mediterranee (Akdeniz) adlı eserini okuduktan sonra bu ekolü benimsemiştir [15]. Yine aynı kitapta Halil İnalcık, Annales hakkındaki düşüncelerini şöyle belirtmiştir:

İkinci Dünya Harbi bitince bütün dünyada solcu hareketler güç kazandı ve tarihçilikte de Marksist yorum gündeme geldi. Eski tarihçilik , milli-hanedan-devlet tarihçiliği savaşlar tarihidir.Yeni tarihçilikte bunlar mühim değildir, halkın yaşamı, yaşam şartları önemlidir….Ben sosyal-ekonomik tarihçi olarak bu  tarih ekolunu benimsedim. Zaten doktora tezimde, Vidin’de ağalarla Bulgar köylüsü arasındaki sosyal meseleyi almıştım esas olarak…”[16]

         Alıntıdan da anlaşılacağı üzere İnalcık, Annales Ekolunu benimsemiş ve çalışmalarını büyük ölçüde sorun odaklı bir bakış açısıyla, disiplinlerarası bir yaklaşımla, insan faaliyetlerinin tüm alanlarını kapsayacak şekilde, betimleyiciden ziyade açıklayıcı bir yöntemle gerçekleştirmiştir. Ve Osmanlı sosyo-ekonomi tarihi açısından önemli çalışmalara imza atmıştır.[17]

Sonuç

          Dünyada her alandaki faaliyetler ve yöntemler aynı kalmadığı gibi tarihyazımının ve tarihçilik anlayışının da sabit kalması mümkün değildir. Dünya genelinde ağırlıklı olarak hâkim olan monark yapıların tavsiyesi ve Cumhuriyet rejimlerinin ve Halk merkezli yönetimlerin kurulması tabiatıyla tarihçilik anlayışına da yansımıştır. Devlet-hanedan tarihi yerine Annales Ekolu adıyla sosyal ve ekonomik tarihçilik anlayışı ortaya çıkmıştır. Fransa’da başlayan ve birçok ülkeyi etkileyen bu anlayışın Türkiye’yi de etkilemesi olağandır. Batıya yakınlaşma politikası ve Fuad Köprülü gibi entelektüel bir bilim adamının varlığı da Annales Ekolunun Türkiye’de karşılık bulmasını kolaylaştırmıştır. Bu makalede kısaca Annales ve fikirlerinden ve Türkiye’deki dört önemli temsilcisinden bahsedilmiştir.  Batıda ve Türkiye’de halkın tarihini araştırmamız ve öğrenmemizde ve bu anlayışın yerleşmesinde en büyük pay Annalesçilere aittir.

 

 

 

Kaynakça

ÇAYKARA, Emine, Tarihçilerin Kutbu “Halil İnalcık Kitabı”, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul 2015.

YAPICI, Merve İrem, Annales Okulu’nun Siyasi Tarih Disiplinine Etkileri: Türkiye Örneği, Alternatif Politika, Cilt 7, Sayı 1, s.87-117, Nisan 2015.

AYAN, Ergin, Türk Tarihyazımının Evriminde Annales Kuramının Yorumu, Tarih Okulu, Eylül-Aralık 2011, Sayı 11, ss.75-101.

AYDOĞAN, Abdullah, Annales Tarih Okulu’nun Serüveni ve Türkiye’ye Yansımaları, Akademik Araştırmalar Dergisi, Sayı 65, ss.121-144, 2015.


[1]  Abdullah Aydoğan, “ Annales Tarih Okulu’nun Serüveni ve Türkiye’ye Yansımaları”, Akademik Araştırmalar Dergisi, Sayı:65, 2015, s. 124.

[2]  a.g.m. s.126

[3]  Ergin Ayan, “Türk Tarihyazımının Evriminde Annales Kuramının Yorumu”, Tarih Okulu, Sayı:11, Aralık 2011, s. 74.

[4]  a.g.m. s. 76-77.

[5]  a.g.m. s. 77.

[6]  a.g.m. s.78

[7]  a.g.m. s. 88

[8]  Aydoğan, a.g.m. s.138

[9]  Ayan, a.g.m. s. 90.

[10] Merve İrem Yapıcı, “Annales Okulu’nun Siyasi Tarih Disiplinine Etkileri: Türkiye Örneği” , Alternatif Politika, Sayı: 1, C.7, Nisan 2015, s.101-102.

[11] a.g.m. s. 101

[12] a.g.m. s. 101-102.

[13] a.g.m. s. 104

[14] Aydoğan, a.g.m. s. 140.

[15] Emine Çaykara, Tarihçilerin Kutbu “Halil İnalcık Kitabı”, Türkiye İş Bankası Kültür Yay., İstanbul 2015, s. 114

[16] a.g.e. s. 114

[17]  Yapıcı, a.g.m. s. 104



2344 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları