• Anasayfa
  • https://www.facebook.com/tarihtarihcemiyeti/
  • https://twitter.com/ttcemiyeti
  • https://www.instagram.com/tarihtarihcemiyeti/

Anasayfa

17 Kasım. 1922. Saltanatın kaldırılması sonrası Vahidüddin'in İstanbul'dan kaçarak, ayrılışı. Hem de İngilizlerin korumasında.. Yaptığı hatalar ve yapmadığı katkılar ülkesinde kalamamasına neden olacaktı Vahdettin, İngilizlere ait Malaya adlı gemiye binerek İstanbul’dan kaçtığında onun İngilizlere yazdığı telgrafın orjinali şu: "İstanbul'da hayatımı tehlikede gördüğümden İngiltere devletine sığınır ve bir an önce başka bir yere götürülmemi talep ederim efendim Müslümanların Halifesi"
Doğu Anadolu Bölgesinde yer alan Tunceli, doğusunda Bingöl, batısında Malatya, kuzeyinde Erzincan ve güneyinde Elazığ illeri ile çepeçevre kuşatılmış olup 7774 kilometre karelik bir alana sahiptir. Tarihte bu bölge Dersim adıyla anılmaktadır. Genişliği 100 km. derinliği 30 km. olan Munzur (Mercan) Dağları Dersim'in kuzeyini bir set gibi kaplamaktadır. Bütün geçitleri Temmuzdan Eylül sonuna, bazen de Ekim ortalarına kadar geçişe müsaittir. Diğer zamanlar ise karla kaplıdır. Küçükgöl Dağı (Bobyezbaba Dağı) - Koçkerekbaba Dağı hattının kuzey tarafı Dersim'in en sarp, bölgesidir. Bazı aşiretler (Kalan, Abbasan, Kırgan, Bahtiyar, Beyit uşakları) sıkıştıkça bu bölge içindeki en sarp vadiyi teşkil eden Kutu Deresine sığınmışlardır.
İstanbul’un en eski dinî mimarisi olarak görülen ve günümüzde İmrahor İlyas Bey Camii olarak anılan yapı, Osmanlılar tarafından kiliseden camiye dönüştürülen mimari eserlerin nadide örneklerinden biridir. İmrahor İlyas Bey Camii, Bizans döneminde Yedikule yakınında bulunan Studios Manastırı’nın Vaftizci Yahya adına yaptırılmış Ioannes Prodromos Kilisesi idi. Adı geçen kilise ve manastırın inşa tarihleri kesin olarak bilinmese de Doğu konsülü olan Bizans asilzadesi Studios tarafından 461’de yapıldığı düşünülmektedir. Tarihi M.S. 5. yüzyıla kadaar giden kilise sarnıç ve ayazması ile de İstanbul’daki en eski su yapılarına sahipti. Ioannes Prodromos Kilisesi mimari özellikleriyle dikkat çekmekle birlikte baş keşiş Theodoros zamanında ikonoklaşma hareketine verdiği sert tepkiler ile de Hristiyanlığın önemli bir merkezi olmuştur.
Yazımızı Gazi Osman Paşa’nın genel biyografisi içerisinde; ailesi, yetişme şartları ve kişiliği üzerine kurgulamak istiyorum. Gazi Osman Paşa denilince akla ilk gelen Plevne Savunması olmaktadır. Çünkü tarihî simaların biyografisinde genellikle ön plana çıkarılan nokta, onun tanınmasına vesile olan en bilinen yönü olmaktadır. Bu yönü ile Gazi Osman Paşa da doğal olarak Plevne Savunması ile özdeşleşmiştir. Bunun yanında elbette Gazi Osman Paşa’nın askerî hizmetleri, siyasî faaliyetleri, idari işleri ve ıslahat çalışmaları da bulunmaktadır. Paşa’nın bu çok bilinen tarihî simasını şekillendiren ve onun milli bir kahraman olmasını hazırlayan temel şartlar, ailesi, yetişme şartları ve kişiliği yazımızın temelini teşkil edecektir. Çünkü kişinin meslekî hayatı boyunca sergilemiş olduğu tutum ve davranışlar onun kişiliğinin bir tezahürüdür. Bu bağlamda yazımız, Paşa’nın 93 Harbi’ndeki faaliyetleri ve Plevne Savunmasındaki rolünden ziyade onun daha az bilinen yönleri üzerine odaklanacaktır.
Osmanlı’da terör deyince şüphesiz ilk akla gelen Ermeni Taşnak ve Hınçak komiteleridir. Ancak Osmanlı’nın 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Balkanlarda uğraştığı en önemli terör grubunu Bulgarlar teşkil etmekteydi. Hatta sözü edilen bu terör grupları Balkanların elimizden çıkmasında en önemli pay sahiplerinden biri oldu. Osmanlı arşiv vesikalarında Bulgar fesad komiteleri, Bulgar çeteleri, Bulgar komitacıları olarak geçen bu terör gruplarının en önemli faaliyetlerinden biri Selanik bombalama eylemleridir. Bu eylemler İç Makedonya Devrimci Örgütü tarafından tertip edilmiştir. Örgütün hedefi Osmanlı Makedonya’sının önce özerk bir yapı kazanması, sonrasında ise Bulgaristan’a bağlanmasıdır.
Yıl,1919…Ülke işgal altındaydı! 19 Mayıs'ta Samsun'a çıkan Mustafa Kemal, İngilizlerin istediği gibi çalışmasına izin vermeyeceklerini gördü… Anadolu içlerine doğru ilerlemeye karar verdi İlk durak Havza olacaktı. Yaverinden, hemen bir otomobil bulunmasını istedi. Araştırıldı,soruşturuldu… Sonunda, Benz marka, çok eski bir otomobil bulunabildi.
İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, Atatürk'e geldi, elindeki dosyayı göstererek, -Antalya'da bir köylü size hakaret etmiş, savcılık dava için izin istiyor, dedi. Atatürk'ün kaşları hemen yukarı kalktı: -Niye? Ben ne yapmışım ona ? Şükür Kaya açıkladı: - Köylünün aldığı paketin içinden sigara kağıdı çıkmamış. O da sigarasını gazeteden kestiği kağıda sarmış. Çakmağı yakınca gazete kağıdı alev almış, dudakları yanmış. Bunun üzerine "O köşkünde hazır sigara içiyor, ben parasını verdiğim pakette sigara kağıdı bulamıyorum" diyerek şahsınıza hakaret etmiş.
1926 yılı. Cumhuriyetimizin kuruluşunun 3. yılı tüm yurtta coşku ile kutlanmaktadır. Törene, Ankara'nın köylerinden de katılım olduğu için, büyük bir kalabalık Atatürk'ü alkışlamakta, ona olan hayranlığını göstermektedir. Bu içten sevgi seli karşısında heyecanlanan Atatürk, önce halkla arasındaki asker kordonunun kaldırılmasını istedi. Sonra yaverini de yanından uzaklaştırıp kendisi halkın arasına karıştı. Ellerini, en yakınındaki iki vatandaşın omuzlarına koyup kendinden geçmiş şekilde, kalabalıkla beraber yürümeye başladı.
1930'lu yıllar… Özel kalem müdürü olarak, hayatı boyunca Atatürk'ün yakınında bulunan Hasan Rıza Soyak, bir görevle gittiği İstanbul'dan Ankara'ya döner dönmez hemen Köşk'e koşar. Çalışanlara Atatürk'ü sorar. Çalışanlar biraz kaygılı, -İki gün, iki gecedir sürekli okuyor; birkaç kere banyo yapıp şezlongda dinlendi, o kadar... der. Hasan Rıza Soyak, Atatürk'ün yatak odasına koşar hemen. Kapıyı çalıp açtığında Atatürk'ü elinde kitap, yatağın ortasında otururken bulur.
Yazı devriminden sonra (1928), Atatürk'ün kara tahta başındaki resmi görülünce, O'na "başöğretmen" denilmeye başlanmıştı. Aslında, adlandırmada geç kalınmıştı. Kurtuluş Savaşı'ndan hemen sonra, bir İstanbul gazetecisi kendisine şöyle bir soru yöneltmişti: -Yurdu kurtardınız. Şimdi ne yapmak isterdiniz? Hiç duraklamadan şu cevabı vermişti: -Milli Eğitim Bakanı olarak Türk Kültürünü yükseltmeye çalışmak, en büyük amacımdır.
 1  ...
Fotoğraf Arşivi           Gazete Arşivi           Tarihçilik Üzerine MakalelerDiğer Makaleler