Anasayfa

Müslüman Ulusal Komünizmi, yüzyıllar boyu süren sömürge yönetimi ve Ruslaştırma politikaları tarafından yabancılaştırılan eski Rus İmparatorluğu'nun yönetimi altındaki Müslümanların ihtiyaçlarına bir cevap olarak Sovyet Rusya'nın kuruluş yıllarında doğan bir ideoloji ve siyasi programı temsil etmektedir. Bir doktrin olarak tutarlılıktan ve bir sosyo-politik hareket olarak da homojenlikten yoksun olan Müslüman Ulusal Komünizmi, Bolşevik rejimiyle ortaklık fikri ile sarmaş dolaş olan Müslüman entelektüellerin, milletler arasındaki eşitsizliği sona erdirmede sosyalizmin başarısız olmasıyla hayal kırıklığına uğramalarından sonra ve "ulus sorununa" bir çözüm getirme arayışıyla bir siyasi gerçeklik olarak şekillenmeye başlamıştır.
Rus imparatorluğu çok sayıda ulusu barındırmaktaydı. Marx Rusya'yı "ulusların hapishanesi" diye adlandırmıştı.1 Arasında katliamların ve sınır dışı edilmelerin de olduğu birçok nedenden dolayı Rusya'yı bu şeklide tanımlaması aslında haksızlık da sayılmazdı. Fakat diğer taraftan 1917 yılındaki Komünist devrim ne bu hapishaneyi yıkmış, ne de uluslara özgürlük vermiştir.
Kazakistan'ın kültürel-medenî manzarası tüm tarihi boyunca sürekli değişime uğramıştır. Bu değişiklikler, objektif nedenlerden dolayı değil, iktidarların yürüttüğü sunî, geniş çaplı sosyal, ekonomik, politik, etnokültürel ve göç politikaları sonucu oluşmuştur. Bu değişim süreci Kazakistan'ın kendi bağımsızlığını kaybederek Rusya'ya katılması ve Sovyet dönemindeki baskıcı merkezî hükümetin varlığı ile bağlantılı olmuştur. Özellikle son dönemde ülkenin çıkarları, özellikleri ve mantalitesi genel politik hattın belirlenmesinde önemsiz bir etken olarak görülmüştür.
Harezm Sovyet Halk Cumhuriyeti (bundan sonra Harezm Cumhuriyeti olarak adlandırılacaktır) 30 Nisan 1920 tarihinde kuruldu ve 20 Eylül 1924 tarihinde dağıldı.1 HSHC Ocak 1920'de Bağımsız Hive Hanlığı2 topraklarının ülkedeki mevcut rejimden hoşnut olmayan bazı Hivelilerin da yardımıyla Sovyet birlikleri tarafından işgal edilmesiyle ortaya çıkmıştır. HSHC'nin varolduğu dönem boyunca, cumhuriyetçi rejim işgalci Sovyet güçleriyle çatışma halinde oldu, yerel direnme güçleriyle savaştı, birçok siyasi ve ekenomik krizler yaşadı ve Ocak 1924'te ülke nüfusunun çoğunluğunun katıldığı bir isyan sonunda çökmenin eşiğine geldi.3
Bolşevikler iktidara geldikleri zaman Çarlık Rusyası'nı halklar hapishanesi olarak nitelendirmişlerdi. Gerçekten de Çarlık sistemi Rusya'da yaşayan milletlerin bilhassa Türklerin hak ve hukuklarını tanımayarak onları sürekli olarak baskı altında tutmuştur. Bolşevikler Çarın tahtını sahiplendiklerinde ise Rusya'daki Türklerin kısa bir süre için de olsa rahat nefes almalarını sağlamış, onlara kendi devletlerini kurma hakkı tanımıştır. Bu durumdan istifade eden Türkler, 1917-1924 yılları arasında Buhara Halk Cumhuriyeti, Hokand Millî Hükümeti, Harezm Halk Cumhuriyeti ve Alaş-Orda Millî Hükümeti'ni kurdular. Daha sonra ise Sovyetler'in gerçek emelleri ortaya çıkmış, millî hükümetleri kuran halkların üstüne Kızılordu'yu göndererek bu hükümetleri ortadan kaldırmışlardır
1918 yılı yazında Türkistan'daki Sovyet yönetimi beklenmedik bir şekilde dört cephede iç savaş olaylarına karıştı: Bu olaylar Aktübe'de Yedisu'yun kuzeyinde, yukarı Hazar Denizi'nde ve Fergana'da başladı. İlk iki cephenin oluşmasının doğrudan Taşkent'teki iktidar (Türkistan'ın Sovyet hükümeti) ile ilgisi yoktu.
Rusya'da Çarlık yönetiminin yıkılmasına yol açan 1917 Şubat İhtilali'nin Orta Asya'da milli, demokratik güçleri harekete geçirmesi sonucunda kurulan Hokand Muhtariyeti1 Orta Asya Türk Cumhuriyetleri, özellikle Özbekistan'ın milli demokrasi tarihinin başlangıç dönemini teşkil etmesi açısından büyük öneme haizdir. Hokand Muhtariyeti Hükümeti iki ay gibi çok kısa bir süre yaşamasına rağmen, Rusya Türk halklarının Sovyetler Birliği'nin kurulması arifesinde gerçekleştirdiği milli otonomi hareketleri içinde modern devlet yapılanmasının temellerini ilk olarak atan siyasi hareket olarak ön plana çıktı. Bu başarısıyla Rusya Türk halklarının Çarlık rejiminin sömürge siyasetinde uzun yıllar ezilerek kendi kendini yönetme konusunda kaybettiği özgüveni tekrar kazanmasında önemli rol oynadı.
Buhara Halk Sovyet Cumhuriyeti (BNSR), Buhara Emiri'nin 2 Eylül 1920'de dramatik şekilde görevden uzaklaştırılmasıyla 1920'de kurulmuştur. Kızıl Ordu tarafından başkent Buhara'nın kuşatma altına alınması, Emir'in ülkeden kaçmasına ve Genç Buharalıların1 iktidara gelmesine yol açmıştır. Buhara Halk Cumhuriyeti, 1920-24 yılları arasında varolmuş ve daha sonra Sovyetler Birliği bünyesine dahil olmuştur.
Bolşevizm, Rus etnopsikolojisini yansıtır ve tamamen Ruslara ait bir olgudur. 1917 yılında meydana gelen ihtilâller, Rusya'da halk ihtilâlleri halini almış olduğundan eski rejimi savunacak hiç kimse kalmamıştır. İç savaşın ise, özünde zafere ulaşan çoğunluğun sayıca az olan bir azınlık kesimin üzerine yöneldiği ve onu fiziksel olarak yok etmek amacıyla hareket ettiği bir şiddet dalgası olduğu söylenebilir. Söz konusu azınlık da, ayakta kalmaya çalışıyor ve oldukça iyi organize edilmiş bir savunma faaliyeti gerçekleştiriyordu.
1917 yılındaki Şubat ve Ekim İhtilâlleri görünüşte Çarlık idaresine son vermiş olsalar da, gerçekte dağılma sürecine girmiş olan Rus İmparatorluğu'nun yeniden toparlanmasını sağladılar. Bu bakımdan, 16. yüzyıl ortalarından başlayan Rusya yayılmacılığı ve bunun bir sonucu olarak gelişen Rus sömürge imparatorluğunun sınırları Sovyetler Birliği (1917-1991) döneminde daha da büyüdü. Çarlık Rusyası "insanlar hapishanesi" diye adlandırılmıştı, ancak SSCB daha sonra "milletler hapishanesi"ne dönüştü. Çarlık Rusyası gibi Sovyetler Birliği de çeşitli milletlerin devletlerini ortadan kaldırarak ve topraklarına el koyarak genişledi.1
 1  ...