Anasayfa

 TARİH TARİH KÜTÜPHANESİ
Eski Gazete ArşivleriSalnameler ve NevsallerOsmanlıca Matbu EserlerAtase ArşiviT.B.M.M. Tutanakları
Eski Dergi ArşivleriSözlüklerEnstitü ArşivleriTürk Tarihi ArşiviDiğer Dökümanlar
İlim adamlarının ürettikleri bilgilerin içerik ve düzeyi ile yaşadıkları çağ arasında göz ardı edilmemesi gereken yakın bir ilgi vardır. Kur'an yorumcuları da bu çerçevenin içinde kalarak ayetleri anlamlandırmaya çalışmışlardır
İnsan vücûdunun hayâtî önem taşıyan hassas organları ve merkezleri olduğu gibi, yer yüzünün de aynı ölçüde önemli ve nâzik bölgeleri mevcuttur. İstanbul, yer yüzünün o nâzik bölgelerinden birisidir ve belki de birincisidir.
On yedinci yüzyıl Osmanlı bilim dünyasının en önemli simalarından biri olan Kâtip Çelebi hakkında günümüze kadar çok şey yazılmış ve söylenmiştir. Şüphesiz bu birikim, onun hayatını ve ilmî kişiliğini ortaya koymak açısından son derece önemlidir.
Osmanlı düşünce hayatının içerisinde felsefenin yeri konusunda yapılan tartışmalar genellikle bir "cedel" biçiminde sürdürülmekte ve bu da konunun gerçek zeminini kaybetmesine yol açtığı görülmektedir
Hükümdar, Kutadgu Bilig'de buyurur: "Benim beğenmediğim şeylerden biri yalandır. Ondan sonra zulüm edenler (adaletsiz davrananlar) gelir".1
Osmanlı Hukuku'nun mahiyeti ve yapısı, Hukuk Tarihi ve İslâm Hukuku disiplinleri için çok önemli bir araştırma konusudur. Osmanlı Hukuku'nun, bu disiplinler için en büyük katkısı şüphesiz Mecelle'nin hazırlanışıdır.
Osmanlı Devleti'nin siyasî tarihi, fetih ve zaferleri, müesseseler tarihi ile ilgili hemen hemen yeterli kaynak ve araştırmalara sahip olmamıza karşılık; siyasi yapı, devlet felsefesine dair kaynaklarımız henüz yeterince incelenmemiştir. Bu konular umumi ve hususi tarihlerde de bölük pörçük olmasına rağmen, asıl itibarıyla siyaset-nâme, lâyiha türü eserlerde mevcuttur.
Osmanlı Beyliği, tarih sahnesine, kadim insanlık birikiminin ve köklü medeniyetlerin yer aldığı bir coğrafyada tabii bir etkileşim sürecinin uzantısı olarak çıkmıştır. Bu coğrafya, Mezepotamya, Mısır, Yunan, Büyük İskender, Roma ve İslam Medeniyet birikimlerinin birbiri ardına geldiği ve tarihi olgular olarak Osmanlılara intikal ettiği bir bölgedir.
Osmanlılarda değişimin merkezinde siyasî yapı, yani devletin kendisi bulunmaktadır. Elbette devlet katında meydana gelen değişmeleri, toplumdan ayrı ele almak mümkün değildir. Ancak Osmanlı'da değişimde devletin halka nazaran çok daha önde olduğu, toplumun değişiminde, iktidarın öncü rolü oynadığı görülmektedir.
Osmanlı klâsik dönemi düşünce hayatı, Türkiye'deki modern tarih yazıcılığında Yenileşme Dönemi düşünce hayatıyla kıyaslanamayacak kadar az ele alınmış; daha doğrusu hemen hemen hiç inceleme konusu yapılmamış bir alandır.
 1  ...