• Enver Paşa Alman Hayranı mıydı?
    • İsmail Pehlivan
    • Oniki Ada Ve Türkiye
    • Ahmet Özgür Türen
    • Necip Fazıl Kısakürek
    • Levent Hacialioğlu
    • Türk Ocakları
    • Recep Mutlu
    • 93 Harbinden Balkan Savaşlarına Türklere Yapılan Büyük Mezalim
    • Semih Rıdvan Cabalar
    • Latin Harflerine Geçiş Süreci Ve Uygulanışı
    • Sevgi Bayat
    • Biri Türk Diğeri Acem'dir Derler
    • Sadık Yaşar

Anasayfa

Harezmşahların1 atası Anuştegin, Türk asıllı bir memlûk olup Sultan Melikşah'ın taştdarı idi. Anuştegin'in tahsisatı (yıllık geliri) Harezm2 bölgesinin gelirlerinden verilmiştir. Daha sonraları Anuştegin'in oğlu ve torunları, Harezm bölgesinin idaresiyle görevlendirilmişlerdir. Bu münasebetle bunlara Harezmşah3 denilmiştir.
Karşılaşıncaya Kadar Harezmşahlar ve Moğollar Türk milletinin tarihte pek çok devlet kurduğu bilinmektedir. Bu devletler, tarihi süreç içinde birbirinin devamı olmaları hasebiyle bir zinciri oluşturan halkaları andırırken, zaman zaman farklı coğrafyalarda birden fazla Türk devletinin kurulduğu ve bu devletlerin birbirine çağdaş oldukları da bir gerçektir
İran ve Turan kavimleri arasında doğal bir sınır olara kabul edilen Ceyhun (Amu Derya) nehrinin aşağı mecrasında yer alan Hârezm eyaletinin toprakları, nehrin her iki kıyısı boyunca uzanırdı. Eyaleti dört bir taraftan çevreleyen çöller doğal bir savunma hattı vazifesini görmekteydi. Bunların ötesinde Hârezm, kuzeyden Kıpçak, Oğuz sınırı ve Aral Gölü, doğu, batı ve güney yönlerinden Horasan ve Maveraünnehir topraklarıyla çevrilmişti
Kutbuddin Mevlûd Musul Atabeği İmâdûddin Zengi'nin küçük oğludur. Zengi, 15 Eylül, 1146 yılında, Caber Kalesi'ni kuşattığı bir sırada şehit edildiğinde geride dört oğlu kalmıştı. Onun en küçük oğlu olan Kutbuddin, babası öldüğünde henüz on altı yaşındaydı. Dört kardeşin en büyüğü olan I. Seyfuddin Gazi (dönemi 1146-1149), atabeğliğin merkezi olan Musul'da babasının makamına otururken, bu kardeşlerin ikincisi olan Nuruddin Mahmut (dönemi: 1146-1174) da, devletin diğer mühim bir kenti olan Halep'e yerleşti.
Hazar Denizi'nin doğusunda Ceyhan (Amû-Deryâ) nehrinin aşağı mecrasının her iki tarafında bulunan ülkeye Harezm1 ismi verilmiştir. Bu topraklara hâkim olan ya da idare eden kimselere ise Harezmşâh unvânı verilirdi.
Şemseddîn İldeniz'in, Kıpçaklardan geldiği kaynaklar tarafından belirtilmektedir. 1 İldeniz'in ilk efendisi vezir Kemâleddîn Sumeyremî idi.2 Onun Safer 516 sonu/9 Mayıs 1122 tarihinde bir suikast sonucu öldürülmesi üzerine, bütün serveti Sultan Mahmud tarafından müsadere edilince, İldeniz'in yeni efendisi bizzat sultanın kendisi oldu.3 Sultan Mahmud'un 15 Şevval 525/10 Eylül 1131 tarihinde ölümünden sonra en nihayet Sultan Mesud'un köleleri arasına girdi
Erbil Beyliği olarak da adlandırılan Begteginliler, bir Türk komutan olan Ali Küçük tarafından 1132 yılında kurulmuş; oğulları Zeyneddin Yusuf Yinaltegin ve Muzaffereddin Kökbörü zamanlarında bağımsızlaşarak, 1233 tarihine kadar varlığını korumuştur. Kaynakların Türkî ve Türkmanî olarak isimlendirdiği Begteginliler'in ataları hakkındaki mevcut bilgilerimiz, Ali Küçük'ün babasının adının Begtegin ve onun babasının İslamî adının da Muhammed olduğundan ibarettir.
Ortaçağ İslam dünyasını üç büyük tehlike tehdit ediyordu. Bu üç tehlikeden büyük küçük birçok devlet ve beylik etkilenmiştir. İlki, Sünni-Şii özellikle de Batini-İsmaili farklılaşmasıdır. Bu farklılaşmanın etkilerini Ortaçağ Türk İslam devletlerinde de görmek mümkündür.
Böriler, Dimaşk Atabeyliği veya Toğteginliler olarak da adlandırılan, Dimaşk merkez olmak üzere, başlıca Hama, Hıms, Banyas, Efamiye, Serhad ve Tedmür gibi şehirlerde hüküm sürmüş bir siyasî teşekküldür.
Irak'ın kuzeydoğusuna düşen Erbil şehri, bölgedeki diğer şehirler gibi Tuğrul Bey zamanında (1040-1063) Selçukluların eğemenliği altına girdi. Selçuklular, yerli beyleri merkezi idareye bağlayarak, onları yerlerinde bıraktılar. Ancak bölgede Türkmen nüfusunun artması, Erbil'in doğrudan doğruya Selçuklu Devleti'ne bağlanmasını sağladı. Böylece buraya da, Musul'a olduğu gibi, Selçuklu sultanları tarafından Türk valiler atanmaya başlandı. Ne var ki, kaynaklar, bu valilere dair bizi tatmin edecek kadar bilgi vermemektedir.
 1  ...