Anasayfa

Akhunlar, ortaçağın büyük devletlerinden biriydi. V. ve VI. yüzyıllarla sınırlanan tarihlerde, Türkistan, Maveraünnehir, Doğu İran, Afganistan ve Hindistan'ın kuzeyinde geniş bir arazi üzerinde, siyasi, askeri, kültür ve medeniyet alanındaki izleri ile göze çarptılar. Sasaniler ve Hindu mahalli devletleri ile komşu olduklarından, onlarla bir asır boyu münasebetlerde bulundular. Önceleri "mleccha" diye Hint kaynaklarına geçtiler.
Kionit/Hyonlar hakkında ilim çevrelerinde bazı görüş ayrılıkları mevcuttur. Bir kısım araştırıcılar onları Eftalitlerle aynı topluluk kabul ederken, diğerleri birbirinden tamamen ayrı halklar olduklarına inanmaktadırlar. J. De Guignes, bu ayırımı yapmayan tarihçilerin başında gelmektedir. O, Eftalitlerin Maveraünnehir ve Horasan'daki faaliyetlerini Behram Gur (420-438) zamanında başlatmak suretiyle Hyonların siyasi varlıklarını dikkate almamaktadır.1 Halbuki görülecektir ki Eftalitler henüz bu sırada Sasani sınırlarına ulaşamamışlardı.
Beşinci yüzyılda, doğu dünyasının önde gelen siyâsi kuruluşları arasında Akhunlar göze çarpmaktadır. Roma/Bizans, Sasani, Çin ve Hindistan'daki hanedanlar ile sonraki yıllarda siyâsi ve askeri temasları olmuştur.
Kuşan Devleti, varolduğu dönemde, dünyanın en büyük dört devletinden birisi olmuştur. Hatta, en az otuz-elli yıl kadar da dünya güç dengelerini elinde tutmuştur. Roma'da Hadrian zamanında veya ondan hemen sonra ve Çin'de de ilk Han Hanedanı'nın yıkılışı sırasında; Ara yazıtlarında1 adı geçen bir Kanişka yani Kuşan krallarından birinin, kendisini Mahajara, Rajatiraja, Devaputra ve Kayser (Sezar) olarak adlandırmış olması önemlidir.
Asya'nın güneyinde, Hind okyanusuna doğru uzanan üç büyük yarımadadan birisi olan Hindistan, kuzeyde Hindukuş ve Himalaya (Karlı dağlar) dağlarıyla ana kıtadan ayrılırken, doğu ve batıda da, güneye doğru gittikçe alçalan dağ silsileleriyle sınırlanır.1 Eski Arap-Fars kaynaklarında zengin bir ticaret ülkesi olarak tanımlanan2 ve farklı bölgeleri ifade etmek üzere "Sind ve Hind" şeklinde adlandırılan bu ülke, zamanla sadece Hind (India) olarak anılmaya başlanacaktır.3
Gerek Çin gerekse klasik Batı kaynaklarının müşterek ifadelerine göre, M.Ö. II. yüzyılın ikinci yarısında, Batı kaynaklarında Sogdiana ve Bactria, Çin kaynaklarında ise Ta Hsia adı ile adlandırılan bölgelerin göçebe kabileler tarafından istilası neticesi, burada M.Ö. III. yüzyılın ortalarına doğru kurulmuş bulunan Bactria Grek Krallığı sükût bulmuş ve onun yerine, M.S. I. yüzyıldan itibaren yerli kayıtlarda "Kuşan" adıyla geçen, ancak Çinlilerin "Ta Yüeh-chih" demeye devam ettikleri bir devlet ortaya çıkmıştır. Bilindiği üzere Yüeh-chihlar, M.Ö. III. yüzyılın sonlarından beri Çin'in batısındaki Kansu bölgesinde otururken, kuzey komşuları Hsiung-nuların (Hun) baskısı neticesi yurtlarını terk etmek zorunda kalmışlar, batıya doğru uzun bir yolculuktan ve bazı Çin kayıtlarına göre, yolları üzerindeki Vusun ve Sai/Saka gibi bazı kavimlerle epeyce mücadele ettikten sonra geldikleri bu yeni bölgede Kuşan devletini kurmuşlardır.1
Macaristan'dan Mançurya'ya kadar uzanan kuzey bozkırları, dünyanın özel bir bölgesini meydana getirirler. Rusya ve Batı Sibirya'daki bozkırlar tarım ve hayvancılık için çok uygundur. Fakat diğer alanlarda, özellikle Orta Asya ve iç kesimlerinde, bu bozkırlar, tarihe damgalarını vurmuş, konar-göçer hayat tarzını benimsemiş topluluklara yurt olmuştur.1
Vusunların vatanı doğuda, Çin'in Doğu Türkistan eyaletinde, özellikle Turfan vahası bölgesinde yerleşmiştir. Burada eski Vusunların göçe kadarki dönemine ilişkin önemli bilgiler veren Alagau mezarlığı araştırılmıştır.1 Onlar burada Hunlar (Çin kaynaklarında Hsiung-nu) tarafından mağlup edilmiş ve M.S. 160 yılında batıya göç etmişlerdir.2
Han Sülâlesi, büyük bir tehlike haline gelen Hun akınlarını önlemek ve Hunların müttefiklerini kendi safına çekmek maksadı ile M.Ö. 139'da Chang Ch'ien'i elçi olarak Batı Bölgeleri'ne (Orta Asya'ya) iki defa göndermiştir. Chang Ch'ien ilk defa Yüeçilerle (M.Ö. 139-M.Ö. 126), ikinci defa Vusunlarla (M.Ö. 119-M.Ö 115) ittifak kurarak Hunlara karşı ortak bir saldırı düzenlemek amacı ile gönderilmiştir. Chang Ch'ien Batı Bölgeleri'ne on yıl süren Hun esaretinden sonra ulaşmıştır.
Asya'daki bu son Hun Devleti kırk iki yıllık bir ömre sahip olmasına rağmen, bir buçuk asır sürecek olan bu dönemdeki Çin içinde yaşamaya başlamış olan Tibet, Moğol,Tunguz ve Türk kökenli yabancı kavimlerin ve Çinlilerin siyasi durumu ile kültürel değişimlerini yansıtması açısından küçümsenmeyecek bir öneme sahiptir.
 1  ...